Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Kültür ve Sanat > Tarihimiz
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Tarihimiz Tarihle ilgili herşeyi bu alanda paylaşabilirsiniz.


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 27-03-2007, 22:01   #1 (permalink)
 
..:: DoN_JuAn::.. - ait Avatar
Tanımlı Lozan TÜrk Yurdunun KuruluŞu

 
Osmanlı Devleti’nin çöküş döneminde “Vatan nasıl kurtulur?”

Sorusunun cevabı olarak ortaya atılan çeşitli görüşler bu dönem Osmanlı aydınları arasında yer bulmuş II. Meşrutiyet sonrası da bu görüşler özellikle cemiyet parti ve basın organları ismiyle siyasî kimliğe kavuşmuşlardı.

Bu görüşler aydınlar arasında dünya siyasî konjöktürü ve ülke içindeki gelişmelere göre zaman zaman ağırlık kazanmışlardır. Özellikle Fransız ihtilâlinin tesiri önce Osmanlı tebaası olan gayr-i Müslimler sonra da gayr-i Türkler arasında kendini gösterince ülke bütünlüğü de sarsılmaya başlamıştı.

Milliyetçiliğin yayılması millî devletlerin doğuşuna yol açmış çok milletli imparatorlukları tehdit eden bir gelişme olmuştur. Dolayısı ile Osmanlı Devleti’ni de etkilemekte gecikmemiştir. Osmanlı Devleti’nde milliyetçilik önce yabancı propagandası ve siyasi amaçlarla Hıristiyan unsurlar arasında yayılmaya başlamış. Bu durum imparatorluktaki bütün unsurlar arasındaki bağları sağlamlaştırarak devletin dağılışını durdurmak isteyen Osmanlı aydınlarının dikkatini çekmiştir. Ancak onlar milliyetçiliğin ideolojik mahiyetini kasten ihmal ettiler görmezlikten geldiler. Çünkü batıda yayılan lâik millî egemenlik ilkesinin ve buna bağlı olarak gelişen kendi kaderini belirleme hakkının olduğu gibi kabul edilmesi halinde çok milletli çok dinli devletin açıkça parçalanması demek olacağı kanaatine sahiptirler.

Geniş bir coğrafi alana yayılmış bulunan Osmanlı Devleti çeşitli din mezhep ve milliyetlerden meydana geliyordu. Çok milletli Osmanlı Devleti’nde toplum düzenini oluşturan mekanizmaya “millet sistemi” denilmekteydi. Sistemde millet tabiri etnik değil dini grupları belirlemek için cemaat karşılığı olarak kullanılıyordu. Dolayısıyla Osmanlı Devleti’nin içinde barındırdığı çok çeşitli unsurları yönetmek için kullandığı “millet sistemi” yani bu unsurların birer dini cemaat olarak tasnifi milliyetçilik fikrinin yayılması ile fonksiyonunu yitirmeye başlamıştır. Nitekim imparatorluk tebaasının kendini Ortodoks olarak değil de Yunanlı Sırp Bulgar vb. şeklinde tanımlamaya başlaması hatta yüzyılın sonlarına doğru bu çeşit kimlik kazanmanın Müslüman unsurlar arasında da yayılmaya başlaması sistemi dolayısıyla Osmanlı Devleti’ni çökme tehlikesi ile karşı karşıya getirmiştir. Bu bağlamda Tanzimat Hareketi ile eşit ve dayanışmacı anlayışa dayanan Osmanlıcılık ideolojisi geliştirilmeye çalışılmış bu ideoloji ile Osmanlı vatanı Osmanlı hanedanına bağlılık esası üzerinde bir Osmanlı milleti yaratılmak amaçlanmıştır.

Ancak daha önceden gerçek birlik ve millet olmak için gerekli olan kültür ve dil temelleri ile desteklenmediği için milliyetçilik fikrinin yükselmesi bağlılık odağı diye düşünülen Osmanlıcılık duygusunu dağıtmaya başladı. Zaten Tanzimatın getirdiği farklı din mensuplarına eşit muamele ancak din farkı gözetmeyen bir anlayışla mümkün olabilirdi .

Osmanlı Devleti son dönemlerinde ard ardına toprak kaybetmeye başlamıştı. Eski toprakları üzerinde millî devletler kurulmaya başlayınca kalan topraklar üzerinde yaşayan toplulukları Osmanlılık ülküsü etrafında birleştirmek gayretleri başlamışsa da bu harekete sadece Osmanlı elifinin bir kısmından başka iltifat eden olmadı.

Fakat hürriyet adalet eşitlik milliyetçilik gibi fikirlerin bilhassa istiklâl duygusunun bütün milletlerin gönüllerini tutuşturduğu Osmanlı’dan daha güçlü devletlerin de bu fikirleri Osmanlı’yı parçalama siyasetlerinin bir vasıtası olarak kullandığı bu dönemlerde Osmanlıcılık siyasetinin başarı şansı yoktu. Osmanlı Devleti’ne ne milliyet ne de din bakımından bağlı olmayan Balkan milletleri devletin zengin müreffeh olduğu günlerde devletin imkanlarından fazlasıyla istifade ederken zor günlerinde ilk başkaldıranlar oldular. Hatta ülkenin Müslüman tebaası olan Arnavut ve Araplar bile Avrupa’da başlayıp Balkanlarda esen bu rüzgara kapılmışlardı. Onları da kuvvetli bir milliyet fikri sarmış ve Osmanlı’dan uzaklaştırmaya başlamıştı.

Osmanlı Devleti dağılma süreci içine girmişti. Girit’in Yunanistan’a iltihak arzusu; Bulgaristan’ın içinde pek çok Türk’ün yaşadığı Doğu Rumeli ile birlikte İstiklâl ilân edişi Bosna-Hersek’in Avusturya-Macaristan Trablusgarb’ın İtalyanlar tarafından işgali Müslüman Arap ve Arnavutların isyanları ve devletin bunlar üzerine asker gönderme mecburiyetinde kalışı ve nihayet Türk tarihinin en büyük felâketi Balkan Savaşı bu ortam da cereyan etmişti. Ülkeyi artık Osmanlılık fikri etrafında birleştirme imkanı kalmayınca Osmanlı aydınları son bir ümitle devletin Müslüman aksamını birarada tutarak İslâm dünyasına önderlik yapılmasını istiyor böylelikle devletin de eski gücüne ulaşacağına inanıyorlardı. Bütün Müslümanları kapsayan bir devlet kurma fikri Sultan Abdulhamit tarafından devletin çıkarlarına hizmet ettiği için benimsenmiş özellikle Rusya ve İngiltere’den devlete yönelen tehditlere karşı bu ülkelerin tebaası arasında bulunan küçümsenmeyecek miktardaki Müslümanlar üzerinde nüfuz kurarak bu tehditleri önlemeye çalışmış bu siyaset Almanya’nın da çıkarlarıyla uyuştuğundan bu devlette İslamcılık siyasetine yardımcı oluyordu.

İslamcılık siyasetinde kesin mağlûbiyeti Birinci Dünya Savaşı’nda bir kısım Müslüman topluluklarının Osmanlı’nın Cihad-ı Ekber ilân etmiş olmasına rağmen düşmanlarıyla işbirliği yapmasıyla olmuşsa da Savaştan önceki Arnavut ve Arap isyanları bu siyasetin de başarılı olamayacağını göstermiştir.

Osmanlı aydınlarının bir kısmı Osmanlıcılık ve İslamcılık siyasetinde umduklarını bulamayınca varlığını sadece bir kültür hareketi olarak devam ettiren Türkçülük hareketine yönelmişler ve ona siyasî bir muhteva da kazandırmak lüzumundan bahsetmeye başlamışlardı.

Türkçülüğün gelişmesini çeşitli devirlere ayırmak gerekir. Başlangıcı sadece bir his olarak milletin tarih sahnesinde varlığını göstermeye başladığı günlere götürmek mümkündür ki bunu Orhun kitabelerindeki ifadelerde görmekteyiz.

İkinci devresi ise Osmanlı Devleti’nin topraklarını hızla kaybetmesiyle başladı. Kaybedilen topraklardan Anadolu’ya büyük göçlerin olması devletin nüfusunda Türklerin oranını artırınca Türkçülük için uygun bir zemin de oluşmuş oldu. Yıllarca ülkenin birliğini korumak uğruna devletin aslî sahibi iken geri planda kalmış hatta zaman zaman horlanmış olan bu topluluk da artık kendini düşünmenin zamanı geldiğini anlamıştı.

Üstelik daha düne kadar tebaası olan en küçük kavimler karşısında dahi izzet-i nefis kırıcı gurur yaralayıcı durumlara düşmüş acı mağlûbiyetlerin yurt ve milletin bağrında açtığı derin yaralar karşısında Şair Mehmet Emin’in “Ben bir Türküm dinim cinsim uludur” dizeleriyle bir feryat haline dönüşmüştü.

Türkçülüğü teşvik eden başka nedenler de vardı. Bunların başında Avrupa’da Türkoloji ilminin gelişmesi ve bu çalışmaların sonuçlarının Türklerin bilinçlenmesinde önemli rol oynamasıydı. Ayrıca Orta Asya Türklerinden bazı aydınların da İstanbul’a gelmeleri ve onların faaliyetleri de Türkçülük fikrini canlandıran önemli etkenlerden biri olmuştu. Türkçülük her ne kadar Osmanlı aydınları arasında bir kültür hareketi olarak ilgi uyandırmış Türkistanlı aydınlar için ifade ettiği siyasî anlamı taşımamış olsa da uzak bir ülkü olarak her zaman değerini muhafaza etmişti.

II. Meşrutiyet’le birlikte Türkçülük akımı kuvvetlenmeye başlayınca bir örgüt etrafında toplanma ihtiyacı da ortaya çıkmıştı. İttihat ve Terakki Fırkası’nın da desteğini alan Türkçüler Kazanlı Yusuf Akçura’nın önderliğinde ilk Türkçü cemiyeti 25 Aralık 1908 yılında “Türk Derneği” adıyla kurdular.

Cemiyet’in maksadını ifade eden nizâmnâmesinin 2. maddesinde şöyle deniliyor.

“Cemiyetin maksadı Türk diye anılan bütün Türk kavimlerin mazi ve haldeki âsâr efâl ahvâl ve muhiti öğrenmeye ve öğretmeye çalışmak yâni Türklerin âsâr-ı atîkasını tarihini lisânlarını avam ve havas edebiyatını etnografya ve etnolojisini ahval-i içtimâiye ve medeniyet-i hâzıralarını Türk memleketlerinin eski ve yeni corafyasını araştırıp taraştırıp ortaya çıkararak bütün dünyaya yayıp dağıtmak ve dilimizin açık sade güzel ilim lisânı olabilecek surette geniş ve medeniyette elverişli bir dereceye gelmesine çalışmak ve imlâsını ona göre tedkik etmektir.”

Türk adını taşıyan bütün insanların geçmişini bıraktığı eserleri bugünkü başarılarını çalışmalarını inceleyeceğini söyleyen bu dernek faal üyelerinin çeşitli memuriyetlere tayinleri dolayısı ile 1328 (1912) senesinde faaliyetlerini tatil etmek mecburiyetinde kalmıştır . Faal üyelerinin bir çoğu daha sonraki Türkçü cemiyetlerin kuruluşunda ve faaliyetlerinde yer almışlardır.

Türkçülük hareketinin ikinci önemli cemiyeti 31 Ağustos 1911 tarihinde kurulan “Türk Yurdu Cemiyeti” dir. Bu cemiyet Mehmet Emin (Yurdakul) Ahmet Hikmet (Müftüoğlu) Ahmet Ağaoğlu Hüseyinzâde Ali Dr. Akil Muhtar (Özden) ve Yusuf Akçura gibi Türkçülük hareketinin önde gelen kişileri tarafından kurulmuştur 7.

“Türk Yurdu” nizâmnâmesine göre cemiyet Türk çocuklarına mahsus bir ponsiyon açacak ve “Türklerin zekâ ve irfanca seviyelerinin yükselmesine varidat ve teşebbüs sahibi olmalarına hizmet etmek üzere bir gazete çıkaracaktır” ( Madde: 4).

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin de alaka gösterdiği bu cemiyetin en büyük hizmeti daha sonra Türk Ocaklarının yayın organı haline gelecek olan “Türk Yurdu Dergisi”ni çıkarmış olmasıdır. Dergi dernekten daha uzun ömürlü olmuş Türk milliyetçiliği fikrinin oluşturulması sistemleştirilmesi ve yaygınlık kazanmasında çok önemli bir rol oynamıştır . İsim babalığını Şair Mehmet Emin Bey’in yaptığı Türk Yurdu Dergisi’nin ilk imtiyaz sahibi Mehmet Emin Bey iken 1911 senesi Ağustos’unda Erzurum Valiliğine tayin edilince derginin imtiyaz ve müdürlüğüne Yusuf Akçura getirildi. Yusuf Akçura idare ettiği altı sene zarfında Türkçülüğün programı da denilebilecek bir programa sadık kalmış ve bu programı uygulamaya çalışmıştır .

Türkçü cemiyetlerin uygulamaya çalıştıkları programları Meşrutiyet dönemi diğer fikir hareketlerine göre daha insicamlı ve ilmî idi. Peyami Safa’nın dediği gibi “Türkçülük populaire olduğu kadar da universitarie bir cereyan” idi “. Bu hareket özellikle üniversite gençliği arasında hızla yayılıyordu.

A - AVRUPA’DA TÜRK YURDLARININ KURULMASI VE KONGRELERİ

Osmanlı Devleti Tanzimatla birlikte hızla Avrupa’ya açılmaya başladı. Daha sonraki dönemlerde de gelişen teknoloji ve bilimi ülkeye taşıyabilmek çağdaşlaşmak medeniyetleşmek Batı’yı daha yakından tanımak Avrupalı devletlerle Osmanlı devleti arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldırmak gayesiyle Avrupa’ya öğrenciler gönderilmeye başlanmıştı.

Başta İsviçre Fransa ve Almanya olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerine gönderilen Osmanlı vatandaşı öğrenciler aralarındaki dayanışmayı artırmak amacıyla bulundukları şehirlerde çeşitli dernekler kurmaya başladılar. Özellikle “Osmanlı Kütüphanesi” adıyla örgütlenen bu gençler daha çok Osmanlıcılık fikrî esası üzerine faaliyette bulunmuşlar fakat bunda başarı sağlayamamışlardır .

Trablusgarb ve Balkan savaşlarının acı mağlûbiyetinin Avrupa’daki Osmanlı Tebaası öğrenciler arasında yarattığı infial ülkede kurulan Türkçü derneklere paralel olarak Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde “Türk Yurdu” adıyla Türkçü bir dernek etrafında toplanmaya sevketmişti. Başta Lozan olmak üzere Cenevre Nöşatel Paris ve Berlin gibi şehirlerde Türklük esasına dayanan “Türk Yurdu” adı altında bir takım öğrenci derneklerinin kurulduğunu görüyoruz .

Derneğin yasasında da belirtildiği gibi; “İsviçre’de tahsil hayatı yaşayan bir avuç Türk genci diğer bütün soy kardeşlerinin de his itmeleri pek tabii bulunan ihtiyaca tabîi olarak hep aynı haricî tesirlerin şevkiyle Türklüğüne ihtida itdi. Millî şuuruna sahib oldu.”.

Yurdcular “Milli Şuur”un doğuşunu İkinci Yurdcular Derneği kurultayının açış konuşmasında şöyle ifade ediyorlar: “Müslümanlık ve Osmanlılık cereyanları arasında “Milli Şuur” denilen nüve varlığı süresince “Dini Şuur” şeklinde ortaya çıkmış dinî şuur cahil ve mutaassıp şekilleriyle biz ve bizimle yaşayanları sürekli yıpratmış Osmanlı Devleti’nde Meşrutiyetin ilânı ile “Vatanî Şuur” ülkeye sokularak her ferdin her anasırın vatanın gelişmesi ve mutluluğundan pay sahibi yapılmak istendiğini fakat toplumun bir kısım fertlerinde aynı vicdanî durumu yaratmanın mümkün olmadığını “Türk kimliğimizin” sızlayan kanayan yaralarıyla felâket günleri arafesinde karanlık gelcek farkedilmiş Türk gençliğinde ortaya çıkan “Milli Şuur” matem günleri ile karışıp gelişmeye başlamış Avrupa’daki şuurlu ve irfanlı gençliğimizin Türk ruhundan bir “Yurdculuk” mezhebi doğmuş oldu” .

Yurdculuk fikrinin dayandığı esas ise şöyle ifade edilmektedir. “Yurtculuk içtimaî ve millî mezhebimizin ilk taslağı milliyetçilik esası üzerine yaptı ve âtiye ait mesaisine bir dündâr olmak üzere Türklükle içtimaî inkılâpçılık tertibini ifade etti. Yurdculuk bir nevi mezhepçiliktir hakikî bir mefkûreciliktir.” Bu fikrî esas üzerinde Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde kurulan Türk Yurdları’nın en tanınmışları kuruluş sırasıyla şöyledir:

1- Lozan Türk Yurdu: 1909 senesinde evvelâ “Lozan Osmanlı Kütüphanesi” adıyla bir cemiyet teşkili 1911 senesi sonlarına doğru bu teşekkül tasfiye ve milliyetçi bir teşekkül olan Lozan Türk Yurdu tesis edilmiştir.

2- Cenevre Türk Yurdu : 15 Nisan 1911 tarihinde teşkil edilen “Cenevre Osmanlı Kütüphanesi” daha sonra (21 Teşrin-i Evvel 1911 tarihinde) milliyetçi bir teşekkül olan “Cenevre Türk Yurdu”na inkılâp etmiştir.

3- Nöşatel Türk Yurdu: 15 Teşrin-i Evvel 1912 de kurulmuştur.

4- Paris Türk Yurdu: 1913 Senesinde Paris’de kurulmuştur .

Bu dernekler çeşitli şehirlerde kurulmuş olmasına rağmen Lozan Türk Yurdu’nun öncülüğünde ortak hareket etme kararı almışlar “Orta” adını verdikleri bir dernek etrafında toplanmışlardır. 27 Kânun-ı Evvel 1911 de Lozan Türk Yurdu’nun öncülüğünde Lozan’da “Birinci Yurdcular Derneği Kongresi” Nureddinoğlu İlyas Ragıp Bey başkanlığında gerçekleştirilmiştir. Bu kongreden sonra gene Lozan Türk Yurdu daha geniş çaplı Avrupa’da okuyan bütün Türk öğrencilerin katılacağı bir toplantı daha organize eder. Bu amaçla Lozan Türk Yurdu yayınladığı beyannamede derneğin gayesinin “İçtimaî Türkçülük” olduğu siyasetle uğraşmadığı belirtiliyor ve bizim ricamız “... uçuruma doğru yuvarlanan Türklüğün koca bir milletin imdat isteyen feryadından başka bir şey değildir” deniliyordu. Ayrıca derneğe her Türk gencinin katılabileceği ısrarla vurgulanıyordu.

Yapılan davet neticesinde başta Lozan Cenevre Paris olmak üzere Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde okuyan Türk gençlerinin katıldığı bu kongre 1-2 Nisan 1328 (1912)’de Lozan’da toplanmıştır. Kongre’de Lozan Türk Yurdu bünyesinde “Türk Yüksel” isminde bir dernek kurulmuştur. Bu derneğin nizamnamesine göre amacı: “Türklüğün irfanen içtimaen iktisaden ilerlemesi” olarak tesbit edilmiş ve cemiyetin mesaisi programında çocukların ve yetişkinlerin eğitimi için okullar açılması Türk kızlarının eğitimine önem verilmesi Türk esnaflar için şirketler kurulması ve bankalar açılması gibi konular olarak belirlenmiştir. Ayrıca Türkçe’nin sadeleştirilmesi ve geliştirilmesi muntazam bir Türk tarihinin yazılması gibi ülkenin sosyal ekonomik ve kültürel kalkınması Türklük şuurunun uyandırılması yolunda önemli sayılabilecek kararlar alınmıştır. Bu amaçların gerçekleştirilmesi için ülke içinde cemiyetler açmak ve açılanlarla işbirliği yapılması hususlarına da yer verilmektedir .

Avrupa’daki Türk Yurdlarının en önemli Kongresi Cenevre Türk Yurdu’nun öncülüğünde gerçekleştirilen ve “İkinci Yurdcular Derneği”nin kurulduğu toplantıdır. 15 Mart - 18 Mart (1913) tarihleri arasında toplanan ve Yurdculuğun amaçları ile yasasının tesbit edildiği bu kongreye Lozan Cenevre Paris Berlin Nöşatel Türk Yurdları ile Avrupa’da okuyan bir çok Türk öğrencisi katılmıştır. Divan Başkanlığını Yusuf Kemal (Tengirşek) in yaptığı bu kongrede; Yurdculuğun mefkuresi “Türklük aleminde içtimaî inkılâp esasları hazırlamak ve o’nun mesaisine anânesine milliyetine müdrik bir hale getirmeye çalışmak” olarak belirlenmiştir. Bu mefkureye ulaşmak için Türkçenin geliştirilmesi eğitimin Türkler arasında yaygınlaştırılması millî servetin muhafazası için Türklerin iktisadî faaliyetlere teşvik edilmesi Avrupa’da okuyan bütün Türk öğrencileri millî maksada hizmet etmeğe çağırmak hanımları eğitime ve sosyal hayata çekerek cahillikten kurtarmak ve aynı gayeye hizmet eden diğer derneklerle işbirliğine girişmek gibi hususlar tesbit edilmiş ayrıca Türk Yurtlarının hiçbir şekilde siyasetle uğraşmayacağı belirtilmiştir .

Kongre’de reisliğe Tekersin Oğlu Yusuf Kemal (Tengirşek) Bey seçilmiş toplantıda İstanbul Türkocağı Reisi Hamdullah Suhpi Bey de hazır bulunmuştur. Muhtelif memleket meseleleri konuşulmuş karara bağlanmış. Bu arada Türk Yurdları’nın tâbi olacağı bir nizâmnâme (Yurdcular Yasası) vücuda getirilmiştir .

B - LOZAN TÜRK YURDUNUN KURULUŞU

Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde kurulmuş olan bu tür Türk öğrenci derneklerinin içinde en çok dikkat çekenlerinden biri “Lozan Türk Yurdu” olmuştur.

Lozan’da onbeş Türk öğrenci bulunmaktadır. Meşrutiyet’in ilanını müteakip “müşterek vatan ve millet” için çalışmak azmiyle Türk gençleri başta olmak üzere birkaç Arap ve Arnavut talebenin de iştirakiyle “Lozan Osmanlı Kütüphanesi” 1909 yılında kurulmuştu . 1911 yılına kadar çeşitli konferans ve faaliyetlerde bulunan bu dernek yukarıda bahsedilen gelişme ve sebeplerle başarılı olamadı. 1911 yılının Kanun-ı Evvel ayında dernekteki Türk öğrencileri kütüphane programından başka bir program takib etmek üzere ve “Türk gençlerinin kendi milletlerinin hususî felah ve necatı için başka vesaitin ihdası başka bir istikametin takibi lüzumunu” görerek 4 Teşrin-i Sâni 1911 senesi Cumartesi günü “şekl-i asliyesine rücû” ederek “Lozan Türk yurdu” ismini aldılar .

a) Amacı:

Yurdcular yasalarının 2. maddesinde temel amaçlarını Türk Yurdculuğunun mefkuresi başlığı altında şöyle tesbit ederler:

“Türklük âmleminde içtimaî inkılâp esasları hazırlamak ve onun mazisini anânesini milliyetini müdrik bir hale getirmek”.

Yasalarının bundan sonraki maddelerini Yurdların ve Yurdcuların bu “mefküre”ye ulaşmak için gidecekleri yol olarak belirleyen yurdcular bu yolda Türkçe’ye büyük ehemmiyet vermekte Türkçe’nin gelişme ve ilerlemesine çalışarak diğer lisanların hakimiyetinden kurtarılıp bağımsız bir hale getirilmesini hedeflemektedirler Eğitim alanında da “maarifin Türkler arasında intişârını yurdculuğun en büyük başarısı olarak kabul edeceklerini ve bu uğurda yapılacak her teşebbüsü Yurdun bütün kuvvetiyle destekleyeceği mekteplerin açılması Türk çocuklarına “talebe evleri” açılması spor cemiyetleri kurulması millî ihtiyaçlara uygun kitaplar ve risalelerin yayınlanması “garb irfanına” doğru bir cereyan husule getirmek yurdcuların en mühim bildiği hareketlerdir” .

Millî servetin artırılması ve korunması için her çeşit sanat meslek erbabıyla ve bilhassa köylülerle münasebete girişilerek iktisadı teşvik ve irşadlarda bulunarak ziraate ve ticarete ait müsseselerin kurulmasına Türk ahali bankaları ve tasarruf sandıkları ile sigorta şirketlerinin teşkiline mümkün olan vasıtalarla yardım etmek Yurdcuların amaçları arasındadır.

Türk Yurdları Avrupa’da önceden kurulmuş olan Türk Talebe Cemiyetleriyle ilişki kurarak onları “milli maksada” hizmet eder hale getirmek için çalışmaya büyük önem vermektedir. Hanımların da kendi aralarında “Yurd” kurmalarını teşvik ile icab eden yardımda bulunmayı yurtlar vazifeleri cümlesinden bilmektedirler .

Önemli bir amaç olarak da “Türklükte içtimaî inkılâpçılık” prensibinin şartlarını geliştirmek olarak belirlenmiştir .

b) Lozan Türk Yurdu’nun Tüzüğü

Lozan Türk Yurdu çalışmalarında Yurdun “töresini” şöyle tesbit etmiştir.

Madde 1- Lozan Türk Yurdu’nun gayesi ve göreceği “içtimai yollar” umumi yasada yazılıdır.

Madde 2- Lozan Türk Yurdu’nun azası yasada yazılı olan şekil ve usul dairesinde Yurdculuğa kabul olunan Türklerdir.

Madde 3- Yeni bir yasanın kabulü kararlaştırıldıktan sonra ilaveten yazılan cümle bir Yurdcu tarafından yeni gelen azaya okunacaktır .

Madde 5- İdare heyeti üç Yurdcu’dur. Bunlar:

1-Baş

2- Yazıcı

3- Kasadar

Madde 6- İdare heyeti her sömestr başında umumi heyet tarafından gizli oy ve ekseriyet ile seçilir

1- İdare Heyetinin Görev ve Yetkileri

“Başkan” Genel toplantılarda görüşmeleri idare ve Yurdu gerekli olan yerlerde temsil eder. “Yazıcı” resmi görüşmeleri kütüğe geçirir mektupları yazar başkan bulunmadığı zamanlarda vekalet eder. “Kasadar” paraları toplar ve kararlaştırılan yerlere sarfeder .

İdare heyeti Yurdcuları haftada bir defa toplar üç Yurdcu tarafından olağanüstü toplanmak istenilirse başkan bu talebi değerlendirmeye mecburdur. İdare Heyeti Yurdun idaresinde görülecek yolsuzluk veyahut kötülükten dolayı umumi heyete karşı sorumludur .

Umumi heyetin oyunu alarak Lozan’da bulunan Türkler’e karşı açık konferans tertip etmek ve bu vasıta ile Yurdculuğun emellerini neşretmek idare heyetinin görevidir. Bu konferansların arası iki aydan fazla olamaz . Yurdculardan töreye muhalif yola sapanlara karşı hafif cezalardan başlanarak zorunlu görülürse tart (uzaklaştırma) cezası vermek İdare Heyeti’nin yetkisindedir

2- Yurdcuların Vazifeleri

Yurdcu yurdculuk hayatında faal bir uzuvdur. Yurdculuk mefkuresi için bilfiil çalışmak bu uğurda her fedakârlığı ihtiyar etmek içtimaî hayatın bütün safhalarında Türk milliyetçiliğini neşr ve tamim etmek her .Yurdcunun vazifesidir .

Her Yurdcu genel toplanmalarda hazır bulunur. Doğru özürler için toplantıya gelemeyecek olan Yurdcu özürünü başkana bildirmeye mecburdur. Doğru özür söylemek Yurdcu’nun vicdanına barakılmıştır . Her Yurdcu Yurda nakden hizmet etmek mecburiyetindedir. Yurcunun her ay vereceği para gelirinin yüzde 05’inden aşağı olamaz . Her Yurdcu altı ayda bir defa kendi seçeceği konu üzerinde Yurdcular’a bir konferans vermeye idare heyeti tarafından teşvik edilcektir . Her Yurdcu umumi dernek tarafından kabul edilen Yurdculuk işaretinen birer tane edinecektir. Ne onlar ne de idare heyeti Yurd namına siyasi hiçbir işe karışamaz .

Yurdcular davalarının doğruluğunu ve Yurdculuk emirlerinin kutsiyetini Yurdcu olmayan Türk’e karşı her tarafta müdafaa etmeye mükelleftir . Her Yurdcu kardeşiyle bir aile gibidir. Dolayısıyla Yurdcular bir diğerine yardımcı ve Türk ulularına hizmet etmekle mükelleftirler . Genel görüşmelerde düzeni bozan Yurdculara başkan tarafından küçük ve süreli (muvakkat) cezalar verilir . Yurdcular kendileri arasında görüşülenleri Yurdcu olmayanlara söyleyemez. Şayet söylediği sabit olursa İdare Heyeti tarafından cezalandırılır . Üyelik taahhüdünü vermemek veyahut Yurd tarafından kendisine yüklenilen işleri yapmamak gibi Yurdculara yakışmayan hareketlerde bulunurlarsa keza ceza görürler .

Yurdun haberi olmaksızın Yurd adına bir iş yapmaya girişenler cezalandırılırlar .

3- Üyelik şartları:

Yurdlara üye olanlar Üyelik vazifeleri bakımından 1) Yurdcu ve 2) Yardımcı olmak üzere iki sınıfa ayrılıyordu. Yurdcu olmak için şartlar şunlardır:

1) Türk olmak (Ya babası Türk olmak veya Türkden başka bir şey olmasına hiç bir veçhile ihtimal verilmeyecek suretle hissî ve fikrî kanaatleri ve emelleri itibariyle Türk olduğu sabit olunmak.).

2) Yurdculuğun tahmil ettiği vazifeleri başa çıkabilecek kabiliyette bulunmak.

3) Üç Yurdcu tarafından altı ay evvel Yurdun umûmî heyetine takdim olunmak ve yine umumî heyetin üçte iki reyiyle ve saklı rey usulüyle kabul olunmak (takdim olunan zat bir derece ma’aruf ve emin olduğu takdirde derhal umûmî heyetin üçte iki reyiyle kabul olunur).

4) Her Yurd ve Yurdcu derneğin almış olduğu kararlara uymak zorundadır 49.

Lozan Türk Yurdu’na üye olabilmek için ise bu hususlara ilaveten şu şartları da taşımaları isteniliyordu. Bunlar:

1-Türk olmak

2- Lozan’da ikamet ediyor olmak

3- İki asıl aza tarafından en az üç hafta önce umumi heyete takdim edilmiş olmak

4- Umumi heyetin en az üçünün onayı ve oyu ile kabul edilmiş olmak

5- Özel bir madde ile gösterilen üyelik aidatını vermek .

Bu şartları taşıyan kişiler özel bir merasimle üyeliğe kabul edilirler.

“Yardımcı üye” lik ise Yurdculuğa maddeten veya menen yardım eden Türkelere denilmekte Yardımcı üye olabilmek için de iki yurdcu tarafından takdim ve mutlak ekseriyetle kabul edilmek gerekiyordu. Yardımcılar taleplerini bir aracı ile Yurda teklif etmek hakkına sahiptirler.

Yukarıdaki üyelik şartlarına haiz oldukları takdirde Yurdcu da olabilirler52

C - LOZAN TÜRK YURDUNUN FAALİYETLERİ

Lozan Türk Yurdu tüzüğü ve yasası içerisine almış olduğu amaçları hayata geçirmek için değişik faaliyetlerde bulunmuştur. Bu faaliyetler arasında; Türk gençlerinin Avrupa’da öğrenim görmeleri özellikle İsviçre’de öğrenim görmeleri tavsiye ve teşvik edilmiştir53. Avrupadaki Türk talebe cemiyetleriyle sıkı ilişkide bulunulmuş Lozan Türk talebelerine karşı yapılan kötü hareketlere karşı tedbir alınmış . Lozan Türk Yurdu’nun marşı olarak “Gökbayrak”‘ın öğrenilmesi kabul edilmiştir.

Lozan şehrine gelecek olan yaralı Türk askerlerinin karşılanması . Rum ve Ermeniler tarafından hazırlanan yanlış istatistikleri tesbit etmek için Yurdların İstanbul ve bununla ilgili belediyeler vasıtası ile nüfusunun gerçek oranını elde etme hakkında telgraf çekilmesi kararlaştırılarak Yurdun Lozan’da ilmi istatistikler neşretmesi kararı alınmıştır . Memlekette cerayan eden durum hakkında bilgi almak kamuoyunu ve üyeleri bilgilendirmek için Kuvay-i Milliye Reisi Mustafa Kemal Paşa tarafından Ankara Büyük Millet Meclisi’nde söylenen nutkun bir kısmı okunmuştur . Cenevre’de yapılacak olan “Mahkum Milletler Kongresi”ne “Lozan Türk Kongre Bürosu” tarafından iştirak edilmiş “Mukaddes Vatanın uğrunda şehit düşen muhterem kardeşlerimizin ruhuna mevlit” okutularak Hilâl-i Ahmer’e yardım için bir çok dua ve nutuklar okunduktan sonra toplanan meblağ İstanbul’daki Hilâl-i Ahmer’e gönderilmiştir . Vatanda neşriyat ve özellikle mükafatlı müsabakaların yapılması böylelikle (vatanın bağımsızlığı ile ilgili kişilerin) gençlerin fikirleri öğrenilerek onların faydalı eserlerle uğraşmaya teşviki sağlanmıştır.

Bu faaliyetlerden başka şu alanlarda da çalışmalar yapılmıştır. Bunlar:

a- Kongreler

b- Konferanslar

c- Musahabeler

d-Telgraflar

e- Yayın faaliyetleri.

a) Kongreler

Lozan Türk Yurdu çeşitli zamanlarda kongreler tertip ederek veya başka kongrelere iştirak ederek burada gayelerini tahakkuk yönünde çeşitli faaliyetlerde bulunmuştur.

27 Kanun-ı Evvel 1911’de Lozan Türk Yurdu’nun öncülüğünde Lozan’da “Birinci Yurtçular Derneği Kongresi” Nureddinoğlu İlyas Ragıp Bey başkanlığında gerçekleştirilmiştir. 1-2 Nisan 1328 (1912) de Lozan’da Türk gençlerinin katıldığı Kongre toplanmış Kongre de Lozan

Türk Yurdu bünyesinde “Türk Yüksel” isminde bir dernek kurulmuştur.

Cenevre Türk Yurdunun öncülüğünde gerçekleştirilen ve “İkinci Yurdcular Derneği”nin kurulduğu toplantıya (15 Mart - 18 Mart 1329) (1913) iştirak edilmiştir .

b - Konferanslar

Dernek mensuplarını Avrupa’da yaşayan diğer Türkleri ve Avrupa kamuoyunu bilgilendirmek geliştirmek ve çeşitli sahalarda bilgi sahibi yapmak için sahasında uzman kişilere konferanslar verdirmiştir. Çeşitli zamanlarda yapılan bu konferanslardan tesbit edebildiklerimiz şunlardır:

Bağdat Darülfunudan Vehip Bey; “Hilafet ve Hilafet Müessesatı” Cemal Bey; “Rusya’daki Türkler”

Yahyaoğlu Harun Bey; “Din”

Cenevre Yurdcularından Rahmi Bey; “Milliye-i Terakkiye” “İzdivaç ve müfarekât”

Reis Mahmut Bey; “Türk Edebiyatında Üslûplar”

Cemal Bey; “Namık Kemal”

Cenevre Yurdcularından Ziya Bey; “Milliyet”

Cevat Nizamî Bey; “Hilafet”

Abacı Arif Bey; “Adam Sende Lakayıt”

Saip Bey; “İman Meselesi”

Harun Bey; “Dinin Muhtelif Kitleler Üzerindeki Tesiri”

Saib Bey; “Dertlerimiz”

Hakkı Bey; “Türkçülük”

Cenevre Türk Yurdu Azası Rahmi Bey; “Ziraatımız”

Cemal Bey; “İstanbul’daki Müşahadâtım”

Saib Bey; “Ahlak”

Cemal Bey ; “Teşkilat ve Vazifemiz”

Cemal Hüsnü Bey; “Türkçülük”

Cafer Seyit Ahmet Bey; “Rus İnkılâbını Doğuran Hadisat-ı İçtimâiye ve Siyasîye Rus Meselemizin Suret-i Halli ve Bizim Menâfî-i Millîyemiz” .

Harun Bey; “Yurdun Tarihi ve Yurdculuğun Mahiyeti ve Gayesi” hakkında konferanslar vermişler Lozan Türk Yurdu bu konferanslarla fikirlerin sağlam esaslara yönelmesini sağlamıştır.
..:: DoN_JuAn::.. isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 27-03-2007, 22:04   #2 (permalink)
 
..:: DoN_JuAn::.. - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Lozan TÜrk Yurdunun KuruluŞu

 
c- Musahabeler

Dernek konferanslara ilâveten çeşitli zamanlarda sohbet toplantıları da düzenleyerek yine çeşitli konularda üyelerini fikir sahibi yapmak ve ilgili konularda düşüncelerini alma imkanı bulmuştur. Dernek Muharrerât ve Zabt-ı Sabık Defteri’ne geçen sohbet toplantısı konuları şunlardır:

Aliçeoğlu Harun Bey; “Arap Harfleriyle Yapılan Yazı ve Levhalar”

Ali Ulvi Bey; “Balıkçılık”

Abacıoğlu Ali Bey; “Neşr”

Cemal Bey; “İstanbul Ahvalinden”

Saib Bey; “Ahlâk”

Cemal Bey; “Teşkilat”

Harun Bey; “İlmi Hukuk”

Refik Bey; “Demir Yolları Üzerinde Otomobil Seyri”

İzmir Mebusu Mahmut Esat Bey; “Anadolu”

Harun Bey; “İtilaf Devletleri Tarafından Türkiye’ye Teklif Olunacak Muahedenâme”

Refik Tevfik Bey; “Teyyareler”

Mukaddem Osman’ın 2: aza iken verdiği “Türkçülük Hakkındaki Hissiyatım ve Yurdculuktan ne Anlıyorum”

Nusret Namık “Memleketimizin Yakın İstikbaldeki İçtimaiyatı”

Refik Tevfik Bey; “Elektrikli Otomobiller”

Mukaddem Osman Bey; “Edebiyatta Realizm”

Harun Bey; “İslâmiyetteki Mektepler”

Doktor Kazım Esat; “Riglementation de la Prostituon Eleve”

Emin Selami Bey; “Yurdculuk”

d- Telgraflar

Dernek yönetiminin kararıyla memleketin maruz kaldığı çeşitli olayları protesto etmek bazı konularda düşüncelerini açıklamak veya bazı olumlu gelişmelerde desteklerini ve tebriklerini bildirmek için çeşitli makamlara zaman zaman telgraflar göndermişlerdir. Bunlardan;

5 Mart 1918’de Ardahan-Kars ve Batum’un Brest-Litovsk Antlaşmasıyla düşman elinden kurtarılmasından dolayı Talat Paşa ve Berlin Sefiri Fuat Selim Bey’e gönderdikleri telgraflarda gelişmeden duydukları memnuniyeti ifade ettiler .

15 Mayıs 1919’da İzmir’in Yunanlılarca haksız yere işgal edilmesi memlekette olduğu gibi Yurt dışındaki Türkler arasında infiale sebep olmuş Lozan Türk Yurdu bu işgali Amerikan Senatosu nezdinde protesto etme kararı almıştır . “Yurt Adına Reis Harun Bey” imzasıyla Türkiye meselesi ile meşgul olan Amerika Senatosu’na gönderilen telgrafta “Türkiye’nin bağımsız yaşamak istediğini ve herhangi bir manda altına girmeye daima muhalefet edeceklerini Sulh Konferansı’nda haklarının teslim edilmesini İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali üzerine yapılan katliam ve fecayiden de bahsedilerek Yunan askerlerinin derhal geriye çektirilmesi toplanan Türklük namına istenmiştir.

Ayrıca Lozan Türk Yurdu’nun eski reislerinden ve Türk milletinin hukukunu müdafaa etmek için Londra’ya giden murahhaslar arasında bulunan Hacı Mahmutoğlu Mahmut Esat’a bir tebrik telgrafı ile İzmir İktisat Kongresinden duyulan memnuniyeti ifade edilen telgraf ve Fransız ediplerinden Türk dostu Pier Loti’nin vefatı münasebetiyle de bir taziye telgrafı gönderilmiştir.
Luzern’de devam eden Sosyalist Kongresi’nde Fransız delegelerine haklarını müdafaa zımmında kendilerine verdikleri layihadan dolayı ve İngiliz mesublarından bir azaya da İzmir fecaisi hakkında İzmir Türklerini müdafaa ettikleri için bir teşekkür telgrafı gönderilmiştir .

e- Yayın Faaliyetleri

Dernek çeşitli yayın faaliyetlerinde de bulunmuş özellikle “Dernek Müzakerat ve Mukarreratı”nı kitap haline getirmiştir. Türk Gençliği’nin aydınlanması için Avrupa üniversitelerinde öğrenimlerini tamamlamalarını zorunlu gören Lozan Türk Yurdu bunu kolaylaştırmak için onlara Avrupa’da öğrenimlerine kolaylık gösterecek rehberler hazırlamayı gerekli görmüş Lozan hakkında ayrıntılı malûmatı kapsayan “Lozan’da Tahsil” rehberi basılıp neşredilmiştir .

Türklerin propagandası için çıkarılacak mecmualara kaynak temini için toplantılar yapılarak para toplanmış ve çeşitli konularda yayınlar yapılmıştır. Türklüğün Tarihi ve Türk milleti’nin iktisadi tetkiki için çalışma yapılması konusunda azadan Kemal Bey görevlendirilmiştir .

Mahmut Esat Bey tarafından da “Türk Tarihi” tercüme edilmiştir.

Türkler aleyhinde yazılan kitaplara reddiye gönderilmesi kararlaştırılarak Murat Bey’in Fatih ve Yavuz hakkında yazdıklarını şiddetle tenkit etmişlerdir .

Azınlıklar konusunda da ilmî istatistikler çıkarılarak neşredilmiştir.

İzmir’in nüfusu iktisadi ve ticari durumu hakkında okunan layiha ayrıntılı hale getirilerek yayınlanmış 108 Türk Hükümetine düşmanları tarafından teklif edilen sulh muahedesinin muhteviyatının zalimane ve pek haksız hükümlerini kamuoyuna açıklama amacı güden “Lozan Kongre Bürosu” tarafından risale neşredilerek Cenevre’de yapılan “Mahkum Milletler Kongresi”ne sunulmuştur .

D- LOZAN TÜRK YURDUNUN MİLLİ MÜCADELEYE KATKISI VE TÜRKİYE’NİN ÇAĞDAŞLAŞMASI HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ

a- Lozan Türk Yurdu’nun Milli Mücadeleye Katkısı:

Lozan Türk Yurdu memleket dışındaki Türk Milliyetçiliği fikrini uyanık tutmaya dağınık bir halde yaşayan gençleri bu manevi mihrak etrafında birleştirmeye Türkleri Avrupa’ya Avrupa’yı da Türklere tanıtmaya gayret etmiştir. Bu faaliyetler mütareke senelerinde ve milli mücadele esnasında daha da yoğunlaşmış Türk milletine yapılan haksızlıklara karşı Avrupa’nın göbeğinde küçük çapta bir “Müdafaa-i Hukuk” hareketi yaratılmıştır.

Dernek olarak başından itibaren milli mücadeleye destek olmaya çalışmışlardır. Dernek toplantılarında aldıkları bir kararda şöyle demektedirler: “Türklüğün ortak toprakları henüz düşman ayağı altında duruyor ve oralarda kardeşlerimiz bin türlü mezalim altında inliyor. Bu şartlar altında Yurdumuz içtimaiyat sahasındaki faaliyete müsait şartlara haiz değildir. Bin türlü zorluk karşısında bulunuyoruz. Bununla beraber şerait-i hazıreye ve zamana göre bize terettüb eyleyen vazifeleri yapmakta tereddüt eylemiyoruz ve eylememeliyiz.

Lozan Türk Yurdu faaliyetlerinde Anadolu’nun sesini Avrupa’ya duyurmada büyük gayret sarfetmiş tıpkı ülkedeki Müdafaai Hukuk Cemiyetleri gibi memleketin haklarını müdafaa etmeye çalışmıştır. Bu konuda pek çok konferans risale ve çeşitli yayınlar yapmışlardır. Özellikle İtilaf Devletlerince Yunanlılar’a ve Ermeniler’e verilmek istenen bölgeler ile ilgili olarak çeşitli istatistikler yayınlayarak bölgenin Türklüğünü ispatlamaya çalışmışlardır. Cemal Bey’in İzmir hakkında yazmış olduğu risale yayınlanmıştır. Bu makelede İzmir’in Anadolu’dan ayrılmasının hem Anadolu’yu hem de İzmir’i felakete sürükleyeceği deliller ve vesikalarla izah ve isbat edilmeye çalışılmış risale altı kısma ayrılarak bölge tarihî iktisadî ve coğrafî yönlerden incelenmiştir.

Cenevre Türk Yurdunda Cevat Bey’in “Les Evenements en Turquie Depuis L’armistice” başlıklı risalesi de yayınlanarak mütarekeden sonra Türkiye’deki gelişmeler hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır.

Sulh Konferansında Türkiye’yle ilgili olarak alınacak kararlarda etkili olabilmek için Türkiye’deki azınlıklar hakkında ve onların iddialarına cevap teşkil edecek mahiyette “En Turquie Les Minorites” adlı bir risale neşredilmiş ayrıca “Atrocite Greque” adı risale ile de Yunanlıların Anadolu’ya yaptıkları saldırı anlatılmaya çalışılmıştır. Risalenin tamamının Fransızca olması sebebiyle Avrupa kamuoyu üzerinde yeterince tesirli olmayacağı düşünülerek bunların İngilizce’ye tercümesi bazılarının da İngilizce özetlerinin yayını kararlaştırılmış fakat maddi imkansızlıklar sebebiyle tamamının tercümesini yayınlamak mümkün olmamıştır.

Lozan Türk Yurdu mensuplarının büyük bir kısmının silahlı mücadelenin başlaması üzerine Anadolu’ya geçtikleri anlaşılmaktadır. Öyleki Yurdlarda faaliyet göstercek toplantı yeter sayısını oluşturacak üye kalmadığından Yurdlar kapanma tehlikesi ile karşı karşıya kalmışlar hatta Cenevre Türk Yurdu bu sebeple kapanarak evrakları ve kütüphanesi Lozan Türk Yurduna devredilmiştir. Üye azlığı üye aidatları ile varlığını ve faaliyetlerini devam ettiren Yurdda maddi sıkıntıya sebep olmuş dernek kirasını ödemekte bile güçlük çekmeye başlamıştır. Bu yüzden toplantılarda yapılan tartışmalarda “Hukuk-u Milliye” yi Avrupa kamuoyuna karşı anlatmanın en önemli misyonları olduğunu bunu sağlamak için kurdukları “Kongre Bürosu” nun da maddi imkansızlıklar sebebiyle çalışamaz hale geldiğini bu durumu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne duyurmak üzere res’en müracaat edilmesi hem Yurda hem de Kongre Bürosu’na muntazam maddi yardım talep edilmesi düşünülmüş fakat üyelerden Nusret Namık Mukaddem Osman ve Vafi Beylerin karşı çıkması üzerine böyle bir talep yerine Mukaddem Osman’ın teklifiyle “Büronun” faaliyetleri ve durumunu anlatan bir rapor hazırlanmasını Yurdun da bu raporu TBMM’ye bir mektupla göndermesi kabul edilmiş böylelikle uygun bir lisanla vaziyetin duyurulması tercih edilmiştir .

Bir sonraki toplantıda ise yine Mukaddem Osman’ın teklifiyle daha önce Yurd’un başkanlığını da yapmış olan TBMM hükümetinde İktisat Vekilliğine getirilen Mahmut Esat (Bozkurt) Bey’in hem Vekilliğe getirilmesi tebrik edilmiş hem de yardımı talep edilmiştir .

Milli Mücadele’nin silahlı kısmının zaferle neticelenmesi Avrupa’daki öğrenciler arasında büyük sevinç yaratmış zaferden dolayı Yurd’un şükran duygusu Meclise bir telgrafla bildirilmiş bununla da yetinilmeyerek sembolik bir hatıra gönderilmesi kararlaştırılmıştır. Orduya verilmek üzere bir hediye hazırlanması için üyelerden projeler istenmiş hazırlanan bu projeler incelenecek “Anadolu’nun kabartma bir haritası ve Ankara’dan ülkenin her tarafına yönelik bir şekilde zafer meşaleleri” olan bir haritada karar kılınmıştır.

Birinci Dünya Savaşı’na son veren antlaşmanın toplanma merkezinin Lozan olması Lozan’a gelen Türk delegasyonuna Türk Yurdu mensupları ev sahipliği yapmış ve yardımlarda bulunmuştur. Dernek aldığı bir kararla “ Ülkenin hukuk ve menfaatlerini müdafaa edecek Heyet-i Murahhassamıza Heyet’i Umumiye’ce başarı dilenmiş ve Heyet-i Murahhassa’nın daveti kararlaştırılarak ellerindeki bilgileri heyete ulaştırmışlardır.

b) Lozan Türk Yurdu’nun Türkiye’nin Çağdaşlaşması Hakkındaki Görüşleri

Lozan Türk Yurdun’da yapılan toplantılarda memleketin gelişmesi çağdaşlaşması ve yeniden yapılanmasında düşürtülen değişikliklerin sık sık tartışıldığı görülmektedir. Bu tartışmaların çoğu dernek defterine kaydedilmiştir. Bu toplantılarda ortaya çıkan görüşler incelendiğinde görülmektedir ki Cumhuriyet dönemi inkilalâplarının büyük bir kısmı Avrupa’da eğitim yapan bu gençler tarafından dile getirilmiş ve çeşitli yönleri ile tartışılmıştır. Bu toplantılarda üyelerin şu konularda fikir beyan ettikleri görülmektedir.

Lozan Türk Yurdu ve Türk Dünyası

Avrupa’da faaliyet gösteren Yurdcular tıpkı memleketteki Türkçüler gibi “dilleri ırkları adetleri hatta çoğunun dinleri bile aynı olan Asya kıtasının büyük bir kısmıyla Avrupa’nın şarkına yayılan Türklerin birleşmesi böylece diğer büyük milletler arasında varlığını muhafazaya muktedir koskoca siyasî bünye teşkil etmeleri” (bu büyük camia içinde Osmanlı Devleti en önemli merkezi role sahip olarak görülmekte) şeklindeki Turancılığı savunuyorlar ve bunun tahakkuku için fikri çalışmalarda bulunuyorlardı. Yurd bünyesinde yapılan konferans ve musahabelerde bu konuya yer veriliyor ve Türk Dünyası’ndan gelen bazı önemli şahıslar da bu toplantılara iştirak ediyorlardı.

Yurdcular her Türkün Türk dünyasını yakından tanıması gerektiği bunun için oralara seyahat edilmesi Türkçülük için Türk illerinde çalışacak kişilere şiddetle ihtiyaç duyulduğunu söylüyorlardı.

Lozan Türk Yurdu Türk dünyası ile daha sıhhatli irtibat kurmak için ortak bir örgüt etrafında birleşelerek hareket edilmesini düşünmüş ve Lozan’a gelen Kırım’Iı Bekir Sıtkı ve Kazanlı Mühendis Arif Bey’le görüşerek “Türk Tatar Yurdu” adında bir örgüt oluşturmuştu. Bu yolla da edebiyat ve lisanın birleştirilmesi müşterek bir tarihe malik olmak için gaye birliğine gidilmesi ve bu uğurda matbuat ve mekteplerden istifade edilerek çalışılması kararlaştırılmış açılacak şubelerle irtibatın sağlanması ve muhaberatın yapılması için de Lozan Türk Yurdu görevlendirilmiştir. 3 Temmuz 1920 tarihli oturumda da “Türk-Tatar Yurdu” nun nizamnamesi kabul edilmiştir .

Lozan Türk Yurdu Avrupa’da tahsil için Rusya’dan gelen Türk öğrencilerle yakından ilgilenmiş onlara kitap gazete ve nakdî yardımlarda da bulunmuştur .

Avrupa’yı ziyaret eden Türkiye dışındaki Türklerden bir kısmının uğrak yeri Lozan olmuş Lozan Türk Yurdu da bunları misafir etmiştir. Bu kişiler Yurdda çeşitli konferans ve sohbet toplantıları yapmış burada Türk Dünyası’nın meseleleri tartışılmıştır. 11 Kanun-i Evvel 1920 tarihinde Kırımlı Seyyid Ahmet Bey 13 Kanun-ı Evvel 1920 de de Seyyid Ahmet Bey’le birlikte Azerbaycan Cumhuriyeti murahhasları Ali Merdan Topçubaşef ve Mir Yakub Beyler şerefine bir çay ziyafeti tertip olunmuş bu toplantıda Yurdcular ile misafirler arasında Türklüğün hal ve istikbali müzakere edilmiş Azerbaycan murahhasları memuriyetten uzaklaşmayı ve halka gitmeyi tavsiye ederken Cafer Seyyid Ahmet Bey ise millî siyasî bir fırkanın kurulmasını tavsiye etmiştir 153 19 Şubat 1921 tarihli toplantıda ise Kırımlı Hamdi Bekirof ve Kazanlı Arif Nedimof Beyler Türklüğün Rusya Türkleri arasında kuvvetlendiğini ve oralarda galib geleceğini ileri sürmüşlerdir.

Kazanlı edip Ayaş İshakof da Yurdu ziyaretinde Kırım Parlemonto Reisi Cafer Seyyid Ahmet Bey ile Şürkü Bekirof un da katıldığı toplantıda Rusya’daki Türklerin halinden ve derece-i irfanından bahisle Anadolu Türklerine karşı besledikleri muhabbet ve rabıtadan bahsetmiş ve kendi eserleri hakkında bilgi vermiştir.

Kırım Parlamento Reisi Cafer Seyyid Ahmet Bey 19 Teşrin-i Sani 1921 tarihli toplantıda “Rus inkılâbını doğruran hadisat-ı içtimaiye ve siyasiye Rus meselemizin suret-i halli ve bizim menafi-i milliyemiz” konulu bir konferenas vermiştir.

Yurdcular bu faaaliyetlerin siyasi amaçlı olmayıp Türklük aleminde içtimaî bir inkılâp ve dolayısıyla fikrî alanda çalışıldığını belirtiyorlar ve Türk Birliği hakkında yapılacak olan çalışmalarda İslâmiyet ve din meselelerinin gündeme getirilmemesini Türkçülük anlatırken İslâmiyetle mukayese etmenin zarar verdiğini dinine oldukça bağlı olan milletdaşların rencide olduklarını bundan dolayı Türklük ve Türkçülük propagandasında din meselesini ortaya atmamanın daha hayırlı olacağına işaret ederek bu konunun Yurda düşman olanlarca ortaya atıldığını Yurdun ise hiç bir zaman din aleyhine bir faaliyette bulunmadığını belirtmişlerdir .

Yurdcular kahramanlıklarla dolu tarihlerinde Türk milletini gözetmek konusunda büyük ihmalkârlıkların yapıldığını milliyet hissinin yanlış anlaşıldığını Avrupa’dan geldiği gibi gelişmediğini Avrupa’dan ziya toplayan gençler sayesinde şimdi tabiî bir doğru yol açıldığını milliyet hissinin kudsiyeti ve doğruluğu üzerinde durup Türk dünyasının küçüklüğünü anlatmışlar Dünyanın neresinde olursa olsun Türklerin birbirlerine lakayd kalmamalarının gerekliliğini birbirlerine borçlarının bulunduğu belirtilerek dil birliği ile millî ahengin sağlanacağını söylemişler ve Türkler arasında siyasî hududların olmaması lazım geldiği tezini savunmuşlardır.

LOZAN TÜRK YURDUNUN FAALİYETİNE SON VERMESİ

Lozan Türk Yurdu üyelerinin büyük çoğunluğunun memlekete dönmesi üzerine normal toplantılarını yapamaz hale gelmiş ve 30 Temmuz 1923 tarihli son toplantısında Lozan’da kalan Dr. Kazım Esat Saffet Bey ve Şakir Bekirof unda katılımı ile faaliyetine devam kararı almışlarsa da adı geçen şahısların da memlekete dönmeleri münasebetiyle Kazım Bey’in evinde toplanarak Yurdun faaliyetini tatil etme kararını alırlar. Kasa hesabı tetkik edilerek defter-i mahsusaya kaydedilir ve Yurd evrakının İstanbul’a nakli ile mezkur dosyalar bir müesseseye verilinceye kadar Kazım’ın evinde saklanması kararlaştırılır. Yurdun defterine de “İleride ihyası kuvvetle ümid edildiği” notu düşülerek faaliyete son verilir .



Osmanlı Devleti içindeki unsurların bir bir ayrılma faaliyetlerinde bulunmaları çeşitli cemiyetler kurarak Osmanlı Devleti’nin bütünlüğünü tehdid eden bir duruma gelmeleri Türk toplum şuurunu geliştirmeyi zorunlu hale getirmiştir.

Devletin son döneminde ard arda gelen savaşlar ve bu savaşların getirdiği felaketler ve en acısı yıllarca beraber yaşadığı insanların ihanetleri toplum üzerinde pisikolojik bir çöküntüye sebep olmuş acı mağlubiyetlerin yurt ve milletin bağrında açtığı derin yaralar Türklük şuurunu kuvvetlendirmiştir.

Bu ortam içerisinde Avrupa’da öğrenim gören Türk gençleri de kendi aralarında örgütlenerek çeşitli faaliyetlerde bulunmuş ve “Türkiye nasıl kurtulur” sorusunun cevabını aramaya başlamışlardır.

Lozan Türk Yurdu etrafında toplanan Türkçü gençler Balkan Harbi Birinci Dünya Savaşı ve Millî Mücadele döneminin zor günlerinde Lozan’da ve Avrupa’da Türklüğü savunmuşlar Türklük aleyhine yapılan yayınlara cevap vererek organize ettikleri kongre ve konferanslarla Türlüğün haklı davasını Dünya Kamuoyuna duyurmaya çalışmışlardır.

Tarık Zafer Tunaya’nın da tesbit ettiği gibi “Türk Yurdları memleket dışında Türk Milliyetçiliği fikrini uyanık tutmuş dağınık halde yaşayan gençleri bir manevî mihrak etrafında birleştirmiş faaliyeti mütareke senelerinde daha kesif bir şekil almış Mondros Mütarekesi’nin haksızlığına karşı Avrupa’nın göbeğinde küçük çapta bir Müdafaa-ı Hukuk hareketi tevlit etmiştir”

Ayrıca Yurdlarda yapılan toplantılar sohbetler ve konferanslarda memleket meseleleri ayrıntılı biçimde tartışılmış eğitimden kadın haklarına laiklikten iktisadi yapıya kadar pek çok konuda fikirlerini açıklamışlardır. Bu fikirler dikkatle incelendiğinde zamanına göre oldukça ileri fikirler olduğu görülür. Hatta bu fikirlerin sahiplerinin büyük bir kısmının Atatürk’ün kadrosu içerisinde yer aldığı inkılâpların yapılmasında ve yürütülmesinde önemli görevler üstlendikleri düşüncelerinin pek çoğunu da tahakkuk ettirdikleri görülmektedir.


Alıntı:
LOZAN TÜRK KONGRESİ DAİMİ BÜROSUNUN NİZÂMNÂME PROJESİ

Madde 1 - Lozan Kongresi Daimi Bürosu bir Kâtip-i Umûmî ve bir Kasadardan terekküb eder. Lozan Türk Kongresi Daimî Bürosu milletimizin hukukunu medâfaa etmek için neşriyat icra ve içtima eden mahâfil ve zevatla temasta bulunur.

Madde 2- Kâtib-i Umûmî intihâb olunduğu tarihten itibaren Baş Reis’in ve diğer içtimaya kadar Kongre’nin vakâletine hâiz olup Kongre’ye esas olarak kabul olunan kaidelere muhalif olmamak şartıyla Kongre nâmına hareket etmekte selahiyyet-i kâmileye maliktir. Kasadar hesapları tutmak ve Kâtib-i Umûmi’nin tayin edeceği yerlere sarfiyat icra etmekle mükelleftir.

Madde 3- Kâtib-i Umûmî ve Kasadar her sene Kongre tarafından intihâb olunurlar Kongre’nin iki içtimâ arasında Kâtib-i Umumîlik veya Kasadarlıkta inhilâl vâki olursa münhal olan Kâtib-i Umhumîliğe veya Kasadarlığa diğer münasib bir zâtın intihabı Lozan Türk Yurdu’na havale olunmuştur.

Madde 4- Lozan Türk Kongresi daimî bürosu yalnız her sene içtima eden Türk Kongresi’ne karşı mes’ul müstakil bir müessesedir. Bununla beraber Kâtib-i Umûmî selâhiyeti haricinde hareket ettiği anlaşılırsa Lozan Türk Yurdu bu babda tahkikkat-ı lazimeyi icra ve zaruret görülürse Kâtib-i Umûmî’nin tebeddülüne kadar.gidebilir. Bundan başka Kongre iki içtima arasında lüzum gördüğü takdirde Lozan Türk Yurdu’nun intihâb edeceği bir komisyon vasıtasıyla bir olan hesâbâtını tetkîk edebilir.

Madde 5- Sarfiyatın müfîd ve meşru surette icrasından Kâtib-i Umûmî mes’uldur.

Madde 6- Kongre bürosunun varidatı verilen ianelerden ibarettir. Bu varidatın sarfiyatının hesâbâtı muntazaman her sene Kongre’ye verilir.

Madde 7- Kâtib-i Umûmî ve Kasadar Lozan’da ikâmet ederler. Bilfiil hükümet memuru olanlar ne Kâtib-i Umumîliğe ne de Kasadarlığa intihâb olunamazlar.


** Tutanak TTKA Y/653 30 Nisan 1921 172. Dernek Lozan Türk Kongresi Daimi Bürosu Lozan Türk Yurdu’nun Tüzüğüne göre siyasi faaliyetlerde bulunmasının yasak olması sebebiyle Dernek üyeleri tarafından siyasi görüşlerini ifade etmek için kurdukları bir dernek olup her türlü harcama ve giderleri Yurd tarafından sağlanmaktadır. Bu derneğin asıl vazifesi Avrupa’daki Türk Kongrelerini tertip etmek gibi görünse de özellikle Milli Mücadele döneminde önemli görevler ifa etmiş Milletin taleplerini Avrupalılara duyurmuştur.


Ek-2

LOZAN TÜRK YURDU ÜYE KARTI DEFTERİNDEKİ İSİMLER***

1) Adil Şakir Chakir (Kimya)

2) Almed Bilig (Sanat)

3) Abdülkerim Tevfik (Hukuk)

4) Mavkfile Richard Hanım (Güzel Sanatlar)

5) Mahmut İssea (Hukuk)

6) Münir Mazhar

7) NasrullahAta

8) Rıza Cenabi (Kimya)

9) Tevfik Ahmet (Kimya)

10) ZiaHüsni

11) Meliha İzzetin Hanım (Pedagoji)

12) Mahmut Kazım Essad (Tıb)

13) YoussufNazir (Kimya)

14) Mehmet Ali

15) Mehmet Mazhar Nesimi

16) Abdüllatif

17) Sineti Chevket (Seramik)

18) Harun Oliteha

19) İsmail Fuad

20) Kemal Zia

21) A. Djimal

22) Nihat Refik

23) Beh Dijel Kassım

24) Nami

25) Hassan Mazhar

26) Kazım Karaali (Tıb)

27) Serade (Smale) Hanım

28) Sonada Hanım

29) Zübeyde Hanım

30) Ali Suriya Ziya (Kimya)

31) Osman Vahid Tahsin

32) İsmail Kemâl

33) Mahmut Şükrü (Chukri)

34) Mehmet Hamid

35) Edip (r.) Danich

36) Fahreddin Suliman

37) Sebad

38) Fahrettin Asim

39) Mahmut Sabil

40) Hasan Sadi

41) Salih Nazif

42) Mehmet Djevad

43) Ali Kemâl

44) Ekrem Kerim

45) Sehamiyl Omdan

46) Bereket Omdan

47) Gazi Omdan

48) Hamza Omdan

49) Bekir Omdan

50) Gazanfer Mehmed

51) Hassan Nazmi

52) Muammer

53) Ali Rıza

54) Heneri

55) Naehid

56) Edip

57) Şerif

58) Mustafa

59) İbrahim

60) Ali Razısib

61) Feyaz

62) Süreya Hassan Harem

63) Mehmet Emin

64) Mukdim Osman

65) Djakib Nuri

66) Fuad Emin

67) Şevket Nuri

68) Şevket Turgut

69) Solan Franqoeyeaulos

70) Niesles Michailides

71) Marines Loghas

72) Theorharis Jeargiadis

73) Paniquian (Mühendis)

74) Ali Saib (Mekanik Mühendis)

75) Anton Stefano Hellemussim

76) Benjamin Castro

77) Avram Azaria

78) Viktor Azaria

79) Raphael Aquadich (Mühendis)

80) Robert Cdheu

81) İsmail Mukdim Odman

82) Azriel Tomehis

83) Thiarenis Rliadin

84) Davit Sameh

85) Fehd Odman (Siyasi Tarih)

86) Refik Odman (Kimya)

87) Emile Bassan

88) Sirel Pertur

89) Seheyl Nizameddin (Ticaret)

90) Djalil Nuri (Elektrik)

Lozan Türk Yurduna Kayıtlı toplam üye sayısı 90’dır.
..:: DoN_JuAn::.. isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 27-03-2007, 22:18   #3 (permalink)
 
HsrT - ait Avatar
HsrT - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Lozan TÜrk Yurdunun KuruluŞu

 
Teşekkürler
HsrT isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla