Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Kültür ve Sanat > Tarihimiz
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Tarihimiz Tarihle ilgili herşeyi bu alanda paylaşabilirsiniz.


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 11-03-2007, 23:06   #1 (permalink)
 
-BAŞŞAD- - ait Avatar
-BAŞŞAD- - MSN üzerinden Mesaj gönder
Director milli mücadelede anadolu kadını

 
Millî Mücadele'nin destanlaşan birçok erkek kahramanı bilinir; ama kadın kahramanları fazla bilinmemektir. Oysa Anadolu kadını Millî Mücadele'nin her safhasında vazifesini yerine getirmiştir.
93 Harbi'nde Rusların eline geçen Aziziye tabyalarının kurtarılmasında. Nene Hatun ismiyle nam salan Anadolu kadını Millî Mücadele'de battaniyeyi evlâdı yerine mermiye örten Kara Fatma'yla sembolleşiyordu. Anadolu kadını evlâtlarını çeşitli cephelerde savaşması için yetiştiriyor gibiydi. O çoğu zaman cepheye gönderdiği evladının yüzünü bir daha görmüyordu. Ama o her şeyden önce bir anaydı; ana yüreği evlâtların ölmesine tahammül edemiyordu. Merhametliydi ve merhameti herkesin evlâdnaydı.
Hamdullah Suphi Tanrıöver bir gün: "Anneciğim gazetede okudum. Bir tabur asker donmuş bir göl üzerinden geçerken buzların altında kalmış." der. Bunun üzerine "Eyvah!" diye bir çığlıkla karşılaşır Tanrıöver. Annesinin can evinden vurulduğunu görünce onu yatıştırmak için "Anneciğim yanlış anladın buzlar altında kalan Türk taburu değil Rus taburu..." deyince annesi: "Olsun evlâdım. Sen daha baba olmadın evlât sevgisini belki bilmezsin. Ben dünyadaki bütün çocukların annesiyim." der.
Merhameti bu derece yoğun olan Anadolu kadını vatanı işgale maruz kalınca soluğu cephede aldı. Yıllarca süren savaşlarda babasını eşini veya oğlunu şehit vermiş olan Anadolu kadınları vatanın işgal edilmesi üzerine mukaddes değerlerinin muhafazası için kendisi de bizzat cepheye gidip savaştı. Anadolu kadını yazdığı destanın 'cephe sayfasında' eksik olmasın istiyordu. Millî Mücadele Anadolu kadınının kahramanlık hikayeleriyle doludur:
Bu kahramanlardan biri Tayyar Kadın'dır. O Osmaniye'nin Raziyeler Köyü'ndendi asıl adı Rahime'dir. Tayyar Kadın Kilikya'da Albay Arifin 11. Tümen'inde savaşmıştı; 1920 Şubat'mda gönüllü milislerle Hasanbeyli Tüneli'nde Fransızlara saldırıp onlardan ¤¤¤¤en tüfek iki makineli tüfek almışlardı. Tayyar Kadın savaşta ölen iki kişiyi de sırtında taşımıştı. Çevikliğinden dolayı ona Tayyar Kadın adı verilmişti. 1920 Haziran'ında Osmaniye'de Fransız istihkamına yapılan hücuma o önderlik etmişti. Ve bu karargahın önünde şehit düşmüştü.
Millî Mücadele'deki kadın kahramanlardan biri de Emire Ayşe Aliye'dir. "Birçok kişide bulunmayan şecaatle Aydın'da duman ve kanlar
içinde çiğnenmemek için boynundaki ziyneti satarak bir tüfek tedarik eden kadın" diye anlatılıyor Emire Ayşe Aliye. Kendisine "Harbe niçin girdin?" diye sorulduğunda; "Yunan Aydın'a gelmeden önce ahun paramı boynumdan atıp martini aldım ben. On beş gün evvel düşman Nazilli'ye geçti. Geçtiği yerleri yakıp yıkmaya başladı. Dayanamadım. Köylü büyük adamlar 'Silâhı olan alsın çıksın.' dedi. Aldım martini ben de çıktım. Üç dört gün sonra harp başladı. Köylü bana 'Ya martini bize ver ya harbe git.' dedi. Aldım martini köyümden gittim." diyor.
Millî Mücadele'de savaşan kadınların yanı sıra cephe gerisinde çalışan adsız kadın kahramanlar da vardı. Fotoğraf karelerinden tanıdığımız; omzunda top mermisi kağnılarla cepheye mermi mühimmat ve erzak götüren kadınların yaptıkları destanlaştırılacak işlerdendir.
Anadolu kadını cephedeki çalışmalarının yanı sıra cephe gerisinde yardım toplama vb çalışmalarda da erkeklerle yarışmıştır. Bunlardan biri Hilal-i Ahmer'in(Kızılay) organize ettiği himmet toplantısında görülür. Bu organizasyonda Ankara erkeklerinden bin lira toplanabilmişti. Kadınlardan daha az en fazla yüz lira toplanabileceği tahmin ediliyordu. Ancak umulmayan bir şey olmuştu. Kadınlar bu konuda da erkeklerden geri kalmamış bin lira toplamaya muvaffak olmuşlardı. Bu yardım toplantılarından biri de Kız Öğretmen Okulu salonunda yapılmıştı. O toplantıda konuşma yapan Halide Edip toplantıya katılanlardan birini şöyle anlatıyor: ("Ben epeyce konuştuktan sonra basma entarili bir kadın yanıma geldi. Anlaşılan gözleri pek görmüyordu. 'Nerede nerede? diye sordu. Ben yanına varınca kollarını boynuma doladı. Kalbinin attığını duydum. 'Senin ne dediğini anladığımı söylemek istiyorum. Benim Darü'l-Muallimat'ta (Kız Öğretmen Okulu) bir kızım var. O da hizmet edecek. Ben fukara bir çamaşırcı kadınım. Onu okutabilmek için her gün çalışıyorum . O da bir gün öğretmen olacak. Benim oğlum Çanakkale'de şehit oldu. Ağlamıyorum. İşimi bırakmıyorum. Çünkü o zaman kızımı okutamam. Fakat hep yeni savaşlardan söz ediyorsun Çanakkale'de ölenleri hiç söylemedin!' dedi ve göğsünden bir lira çıkararak 'Hilâl-i Ahmer'in yaralılarına...' diye uzattı. Karşı karşıyaydık. Birbirimizin gözünün içine bakıyorduk. Boynuna sarıldım. Yanaklarından öptüm ve gözlerimizden yaşlar boşandı."

Anadolu kadını askerî savaşların yerine ekonomik kültürel ve sosyal savaşların yaşandığı günümüzde de kültürünün muhafazasını temin için kolundakini kulağındakini ve parmağındakini seve seve ortaya döküyor. Tarihteki hemcinsleri gibi destansı sayfalara yenilerini ekliyor
Oğlunu Çanakkale'de kaybetmiş ancak vatanının kurtulacağına olan inancını kaybetmemişti Anadolulu anne. Hayata dört elle sarılmış dişinden tırnağından artırdığıyla çorbada tuzunun bulunmasını istiyordu. Oğlunu şehitler ordusuna vermişti kızını muallimler ordusuna hazırlıyordu kendisi de var gücüyle çalışıyordu. Savaş devam ediyordu hem de yıllardır devam ediyordu. Balkan Harbi İtalyan Harbi Çanakkale Galiçya Sarıkamış Yemen Sina derken düşman Anadolu'nun içlerinde ilerliyordu. Erkekler cephede destanlar yazıyordu. Ancak hayat da devam- ediyordu. Hem cephe gerisinde kalanların hem de cephedeki-lerin doyurulması gerekiyordu. Anadolu kadını toprağı sürüyor ekiyor biçiyordu. Elleri yarılmıştı ayakları nasırlaşmıştı yüzü esmerleşmişti. Tanrıöver Halide Ediple Anadolu kadınının bir karşılaşmasını şu şekilde nakletmektedir:
"Halide Edip Millî Mücadele'nin başında Kalaba Köyü'nden gelen bir kadının yaz toprakları gibi çatlamış ellerine dikkatlice bakmıştı. Köylü kadın bunu gördü ve 'İçerinin karışıyım dışarının erkeğiyim. Bu el yumuşak kalsın beyaz kalsın olur mu?' dedi. I Evet o eller beyaz kalamazdı yumuşak I kalamazdı. Çünkü o eller saban tutuyor tarla sürüyordu. Tohum ekiyor ekin biçiyordu. Mermi taşıyor tetik basıyordu. Yağmur-çamur kar-kış demeden çalışıyordu. Onun elleriyle kaşıyla gözüyle ağzıyla burnuyla uğraşacak zamanı yoktu. Bu bilmediğinden değildi. Elbette o da biliyordu süslenmeyi | giyinmeyi kuşanmayı. Ne zaman ne yapacağını biliyordu. 'Gözün goca olursa süzersin ağzın goca olursa büzersin burnun goca olursa nidersin?' diyordu. Farkındaydı elbette güzelliğin güzelleştirecek şeylerin. Ancak buna zaman kalmıyordu. Çünkü o kendi veciz ifadesiyle 'içerinin kadını dışarının erkeği' idi."
Anadolu kadının katlanamaya-cağı bir şey daha vardı: Dinine dil uzatılması ve küfredilmesi. "Türk'ün Ateşle İmtihanı"ndzn öğrendiğimiz kadarıyla işgal yıllarında azınlıklar vapurlarda her zaman ikinci mevki için bilet aldıkları halde birinci mevkide yolculuk yaparlarmış. Güçlerini işgal kuvvetlerinden alırlarmış. Yine bir defasında azınlık kadınlarından biri hâdise çıkarmıştı. Biletine uygun yerde oturmak istemiyordu. İlgililer duruma müdahale edip onu biletine uygun yere gönderirken o küfürler savuruyordu. Bundan sonrasını Halide Edip'ten dinleyelim: "Çıkarken kadının tekrar dine ve imana sövmesinden dolayı o zamana kadar bir köşede oturan ihtiyar bir kadın birdenbire bayıldı. Çantamdaki kolonya ile başını bileklerini ovdum. Biraz kendine geldi; fakat durmadan ağlıyordu. 'Benim gibi ak saçlı ve beş vakit namazında bir kadın dinine küfür edildiğini duyarsa ne yapabilir?' diyordu." Bunları diyor ve bir şey yapamamanın üzüntüsüyle kahroluyor buna dayanamayıp bayılıyordu Anadolu kadım. Evet bayılmıştı ninemiz. En güçsüzünün en yaşlısının yaptığı buydu. Dinine saldırılması bayıltacak kadar ızdırap veriyordu Anadolu kadınına.
Anadolu kadını kendi topraklarının galip devletler tarafından işgal edilmesine mânâ veremiyordu. Artık üzerine gelinmesini istemiyor rahat bırakılmasını istiyordu. Ancak onlar nifak tohumlarını atıp gidiyorlar tekrar geri geliyorlardı. Millet-i sadıkayı tahrik edip isyan ettiriyorlardı. Asırlardır sulh içinde yaşayail' insanları birbirine düşman ediyorlardı. Fatma Nine Yunanlıların kendi köyünü yakması üzerine "Bütün evleri yakmayın hiç olmazsa yaşayanlar için bir dam bırakın burada ne işiniz var?" diye seslendiğini ancak kendisine "Bizi Avrope yolladı." dediklerini anlatıyor ve Halide Edip'e şunları söylüyor: "Bana bak kızım o Avrope denilen adama söyleyin biz ona fenalık etmedik. Biz biçare köylüleri rahat bıraksın."
Anadolu kadını bayrağına düşkündü. Nasıl düşkün olmasın ki bayrak hürriyetin ve bağımsızlığın sembolüydü. Vatanında bayrakları dalgalanmayan bir ülkenin esir olduğu aşikârdı. Bu kadınlardan birisi bayrak sevgisini "Türk'ün Ateşle İmtihanı''nda şöyle anlatıyor: "Yavrucuğum ben Usküp'ten beri beş göç gördüm. Ay yıldız nereye giderse peşinden gittim. Mutlaka onun altında ölmek istiyordum. Balkan Harbi'nden sonra İstanbul'dan çıktım. Anadolu'nun Kabe toprağı olduğuna inanırdım ve oraya kâfirlerin gireceğine inanamazdım. Onlar gelince şaşırdım. Bir mucize bekledim. Zafer haberi geldiği zaman Yunanlılar hâlâ şehirdeydi. Ay yıldız gelmeden ölmekten korkuyordum sonunda bizimkilere kavuştum. Ben onlara sarıldım onlar bana sarıldı. Ay yıldızın arkasından geldiğimi söylediğim zaman beni bayraktarın arkasından yürüttüler."
Anadolu kadını askerî savaşların yerine ekonomik kültürel ve sosyal savaşların yaşandığı günümüzde de kültürünün muhafazasını teinin için kolundakini kulağındakini ve parmağınkini seve seve ortaya döküyor. Tarihteki hemcinsleri gibi destansı sayfalara yenilerini ekliyor.
-BAŞŞAD- isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-03-2007, 23:09   #2 (permalink)
 
..::ŞeHZaDe::.. - ait Avatar
..::ŞeHZaDe::.. - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: milli mücadelede anadolu kadını

 
nene hatun gibi kadnlarımız olmasa kim bilir napardık paylaşm için tşkler..
..::ŞeHZaDe::.. isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-03-2007, 23:58   #3 (permalink)
 
-BAŞŞAD- - ait Avatar
-BAŞŞAD- - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: milli mücadelede anadolu kadını

 
Alıntı:
..::ŞeHZaDe::..´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
nene hatun gibi kadnlarımız olmasa kim bilir napardık paylaşm için tşkler..
haklısın iyiki vardılar...şu andada onun gibi kadınlarımız olduğuna eminim vatanı için canını seve seve verecek milyonlarca kadınlarımız analarımız bacılarımız....göreve hazır....
-BAŞŞAD- isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 13-03-2007, 13:00   #4 (permalink)
 
Ekinoks - ait Avatar
Tanımlı Cevap: milli mücadelede anadolu kadını

 
Millî Mücadele'de battaniyeyi evlâdı yerine mermiye örten Kara Fatma'yla sembolleşiyordu.


bunu yapan şerife bacı değilmiydiki?

kara fatma bir çok kadının reisi olarak çetecilerle mücadelede önemli başarıları var diye biliyorum ben ama..

sağol güzel şeyler.türk kadını her zaman göreve hazırdır.
Ekinoks isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 13-03-2007, 13:04   #5 (permalink)
 
-BAŞŞAD- - ait Avatar
-BAŞŞAD- - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: milli mücadelede anadolu kadını

 
Alıntı:
Ekinoks´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
sağol güzel şeyler.türk kadını her zaman göreve hazırdır.
-BAŞŞAD- isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 26-05-2007, 14:51   #6 (permalink)
 
A R Є S ™¹ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: milli mücadelede anadolu kadını

 
paylaşım için teşekkürler
A R Є S ™¹ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
A'dan Z'ye Kurtuluş Savaşı ve Tüm Ayrıntıları ●MIПΣЯVΛ● Tarihimiz 0 13-10-2007 15:18
Milli Ekonomi Modeli ..::ŞeHZaDe::.. Ekonomi - Turizm 0 09-10-2007 13:15
türkiye cumhuriyeti hükümetleri -BAŞŞAD- Tarihimiz 3 06-06-2007 20:47
Anadolu selçuklu'larda kültür ve teskilat BlooDyg®ävê Tarihimiz 1 26-05-2007 07:56


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:38 .


Powered by vBulletin 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

TRplatform.Org
Yazılı Avatarlar UslanmaM bilgi MaxiCep MeleklerMekanı izafet Web Hattı bebek tedavin ilginç Resimler SMF İndir Aşk Resimleri Rüya Tabirleri Güzel Sözler