![]() |
|
|||||||
| Tarihimiz Tarihle ilgili herşeyi bu alanda paylaşabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
Cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki Şeyh Sait isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayı...
23 Aralık 1930 "Kubilay Olayı" Cumhuriyet tarihinin en önemli olaylarından biridir. Menemen olayının izleri toplumsal bellekten hiç silinmedi. Kubilay "devrim şehidi" olarak simgeleşti.Adı Mustafa Fehmi Kubilay. Baba adı Hüseyin ana adı Zeynep. Giritli bir ailenin çocuğu. 1906 doğumlu. Kubilay bir öğretmen. Cumhuriyet öğretmeni. 1930 yılında İzmir'in Menemen İlçesi'nde askerlik görevini yapıyor. O sırada 24 yaşında.Bu genç insan Menemen�de 23 Aralık 1930�da şeriat isteyenler tarafından öldürüldü. Genç Cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki Şeyh Sait isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayı "Menemen Olayı - Kubilay Olayı" olarak tarihe geçti.Menemen olayının izleri toplumsal bellekten hiç silinmedi. Kubilay "devrim şehidi" olarak simgeleşti. Kubilay Olayı ile ilgili olarak Atatürk'ün Silahlı Kuvvetlere mesajı Genelkurmay Başkanı'nın mesajı TBMM'de soru önergesi ve Başbakan İsmet İnönü'nün konuşması Bakanlar Kurulu'nun sıkıyönetim ilanı kararı Sıkıyönetim ilanının TBMM görüşmeleri yargılamanın ilk günkü tutanakları Savcılığın Esas Hakkındaki İddianamesi Divanı Harp Kararnamesi TBMM Adliye Encümeni Mazbatası ve TBMM Genel Kurul kararları tam metin olarak yer almaktadır. |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
![]() |
Atatürk'ün orduya mesajı...
28 Aralık 1930 23 Aralık 1930 Salı günü meydana gelen olay üzerine Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk 28 Aralık�ta orduya başsağlığı mesajı yayınladı.İçişleri Bakanı Şükrü Bey (Kaya) ile Ordu Komutanı Fahrettin Paşa (Altay) 27 Aralık�ta İstanbul�a giderek Dolmabahçe Sarayı�nda Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk�e olay hakkında bilgi verdiler.Mustafa Kemal Atatürk 28 Aralık�ta orduya başsağlığı mesajı yayınladı. Atatürk mesajında " Büyük ordunun kahraman genç zabiti ve Cumhuriyetin mefkûreci muallim heyetinin kıymetli uzvu Kublay Bey temiz kanı ile cumhuriyet hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır" dedi.Atatürk "Mürtecilerin (gericilerin) gösterdiği vahşet karşısında Menemen�deki ahaliden bazılarının alkışla tasvipkar bulunmalarının bütün cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hadise" olduğunu belirtti.Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa da aynı tarihte yayımladığı bir tamim ile Atatürk'ün mesajını orduya tebliğ etti. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün orduya mesajı şöyle:28 Aralık 1930 Gazinin Orduya Taziyetnamesi Menemen�de ahiren vukua gelen irtica teşebbüsü esnasında Zabit Vekili Kublay Beyin vazife ifa ederken duçar olduğu akıbetten Cumhuriyet ordusunu taziyet ederim. Kublay Beyin şehadetinde mürtecilerin gösterdiği vahşet karşısında Menemen�deki ahaliden bazılarının alkışla tavripkâr bulunmaları bütün cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hâdisedir. Vatanı müdafaa için yetiştirilen; dahilî her politika ve ihtilâfın haricinde ve fevkinde muhterem bir vaziyette bulunan Türk zabitinin mürteciler karşısındaki yüksek vazifesi vatandaşlar tarafından yalnız hürmetle karşılandığına şüphe yoktur.Menemen�de ahaliden bazılarının hataları bütün milleti müteellim etmiştir. İstilânın acılığını tatmış bir muhitte genç ve kahraman Zabit Vekilinin uğradığı tecavüzü milletin bizzat cumhuriyete karşı bir suikast telâkki ettiği ve mütecasirlerle müşevvikleri ona göre takip edeceği muhakkaktır. Hepimizin dikkatimiz bu mes�eledeki vazifelerimizin icabatını hassasiyetle ve hakkile yerine getirmeğe matuftur.Büyük ordunun kahraman genç zabiti ve Cumhuriyetin mefkûreci muallim heyetinin kıymetli uzvu Kublay Bey temiz kanı ile cumhuriyet hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır.Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Büyük Erkânı Harbiye Reisi Müşir Fevzi Paşa Hazretleri şu tamimle mektubu orduya tebliğ etmiştir:(Ayın Tarihi cilt 20)"Zabit Vekili Kublay Beyin feci bir surette vuku bulan şehadeti münasebetile Reisicumhur Hazretlerinin ordumuza taziyetnameleri sureti aynen yukarıya dercedilmiştir. Bütün kıtaat ve müessesatta umum zabit ve neferler muvacehesinde merasimi mahsusa ile okunmasını tamimen tebliğ ederim. Yüksek ordumuz hakkında her vakit ızhar buyurulan ve bu defa da pek âli bir surette tecelli eden bu muhabbet ve hlssiyatı âliyeye karşı ordumuzun lâyezal rabıta ve şükranları Reisicumhur Hazretlerine bizzat arzolunmuştur. Bu kahraman arkadaşımızın şehadetinden dolayı teessürlerimi ifade ederken bu aziz şehidin ruhunu tebcilen zati taziyetlerimin de bütün ordu arkadaşlarıma iblâğını ayrıca rica ederim." |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
![]() |
KUBİLAY OLAYI...
TBMM'de soru önergesi... 1 Ocak 1931 1 Ocak 1931 tarihinde Denizli Milletvekili Mazhar Müfit (Kansu) ve 43 arkadaşı olayı bir sözlü sonu önergesiyle TBMM Genel Kurulu'na getirdi.Soru önergesini Başbakan İsmet İnönü cevaplandırdı. İnönü bu konuşmasıyla aynı zamanda Bakanlar Kurulu'nun bir gün önce aldığı sıkıyönetim kararının da gerekçelerini açıklamış oldu.Soru önergesinde "Kahraman bir zabitimizin maruz kaldığı feci akıbet haydutların bir kaç serseri veya esrarkeşten ibaret olmayıp mürettep ve şümullü ve irtica hareketi olduğu kanaatini vermiştir" denildi.Denizli Milletvekili Mazhar Müfit (Kansu) ve 43 arkadaşının soru önergeleri şöyle: (1 Ocak 1931) REİS - Efendim; bu mesele hakkında bazı arkadaşların bir de sual takriri vardır. Şimdi bu sual takririni de okuyalım. Sual takriri okunduktan sonra Başvekil Paşa Hazretleri suale cevap verirler. Ondan sonra sual sahiplerinden arzu eden arkadaşlar da sözlerini söylerler. YÜKSEK REİSLİĞE Menemen�de tahaddüs eden irtica vak�ası Meclisi derin teessürlere garketmiş ve hadisenin doğrudan doğruya cumhuriyete müvecceh bir suikast olduğu anlaşılmakta bulunmuştur. Kahraman bir zabitimizin maruz kaldığı feci akıbet haydutların bir kaç serseri veya esrarkeşten ibaret olmayıp mürettep ve şümullü ve irtica hareketi olduğu kanaatini vermiştir. Binaenaleyh Meclis büyük bir hassasiyet ve kat�iyetle vazifesini ifaya hazırdır. Evvelâ Hükümetçe hadise hakkında şimdiye kadar yapılan tahkikat safahatile netayicinin neden ibaret olduğu ve ne gibi tedbirler alındığı ve alınacağı hakkında Başvekil Paşanın Mecliste şifahen izahat ve malûmat vermesi için işbu sual takririmiz takdim kılındı efendim.Denizli Mazhar Müfit Konya Zühtü Edirne Zeki Mes�ut Ordu Recai Bayazıt Şefik Çorum İ. Kemal Bitlis Muhiddin Ordu Hamdi Balıkesir M. Emin Manisa Kemal İsparta Hâkim Riza Ankara Sami Bitlis Muhittin Nami Bilecik S. Asaf İzmir Enver Artvin M.AIi Van Hakkı Denizli E. Aslan Konya A. Hamdi Elâziz Hüseyin Mardin Yakup Kadri Konya Kâzım Hüsnü Konya Mustafa Konya Tevfik Fikret Muğla Nuri Hakkı Tokat Mustafa K. Sadreddin Denizli Haydar Rüştü Manisa Dr. Saim Aydın Emin Fikri Kütahya İ. Hakkı Balıkesir Osman Niyazi Tokat Kâzım B. Lûtfi Ordu A. Şevket Afyon Karahisar Haydar Mahmut Reşit Afyon Karahisar M. Kâzım Zonguldak Nazif Diyarbekir Kâzım Bayazıt İhsan Erzurum Asım Gazi Antep Şahin |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
![]() |
KUBİLAY OLAYI...
Başbakan İsmet Paşa'nın (İnönü) konuşması... 1 Ocak 1931 Başbakan İsmet Paşa soru önergesini cevaplandırırken "Bu hareketler Devlet ve Cumhuriyet aleyhine men tecavüz ve kast mahiyetindedir" dedi.Önerge sahibi Mazhar Müfit Bey de "Kubilay gibi içinde binlerce kişi bulunan ve daima o kara yılanın gırtlağına sarılacak ve daima ezecek ve zehrini saçamıyacak bir hale sokacak bir gençlik vardır" diye konuştu.Başbakan konuşmasında şunları kaydetti:"Siyasette aranılan şey bir takım adamların ve bilhassa politikacıların dini ahar fertlerin hürriyeti aleyhine ve Devletin kanunları aleyhine bir vasıtai taarruz olarak kullanmamalarıdır. Memnu olan şey budur. Hâdisede görüyoruz ki cehaletleri -bir kısmın cehaleti - olabilir. Bir kısmının bilerek tasmimlerile ve cümlesi din elden gidiyor behanesile bu adamlar müteariz bir istikamete sevkolunuyorlar. Bu hareketler Devlet ve Cumhuriyet aleyhine men tecavüz ve kast mahiyetindedir." "Dinle dünya işlerinin ayrılması meselesinin ruhu buradadır. Lâyik idarede herkes itikat ve vicdaniyetinde her türlü maniadan ve memnuiyetten âzadedir." Başbakan İsmet Paşa'nın konuşmasından sonra önerge sahibi olarak Denizli Milletvekili Mazhar Müfit Bey söz aldı. Mazhar Müfit Bey şöyle konuştu:"Muhterem şehit Kubilay�ın ruhu müsterih olsun onun ideali onun mefküresı olan Cumhuriyet ve inkılâbını kimse tevakkuf ettiremez. O daima yürüyecektir ve daima yürüyecektir. Çünkü efendiler Kubilay gibi içinde binlerce kişi bulunan ve daima o kara yılanın gırtlağına sarılacak ve daima ezecek ve zehrini saçamıyacak bir hale sokacak bir gençlik vardır.Bütün vatandaşlar müsterih olsun ki Cumhuriyet rejimi ve inkılâp bu tevkif edilemez yürüyecektir efendiler "Başbakan İsmet Paşa'nın (İnönü) Denizli Milletvekili Mazhar Müfit (Kansu) ve 43 arkadaşının verdiği soru önergesi dolayısıyla yaptığı konuşma şöyle:(1 Ocak 1931) BAŞVEKİL İSMET PAŞA (Malatya) - Kânunuevvelin 23 üncü günü Menemen�de hadise vukua geliyor. Bu hadise hakkında aldığımız ilk raporlar; dökülen kanlar için bize şiddetli bir teessür ve vak�anın mahiyeti itibarile üç dört betbahtın devlet kanunlarına karşı çılgınca hareketi ve derhal cezalarını görmeleri fikri uyandırdı. Müteakip raporlar Kublay Beyin yaralandıktan ve dermansız düşdükten sonra şerirler tarafından tecavüze uğradığını -eleminizi tahrik etmiyeyim tafsilâtını hepimizin bildiği tarzda- vahşiyane muamele gördüğünü bildirdi. Ayni zamanda nazarı dikkatimizi celbetmiş olan şey hadisede hazır bulunan halkın ilk raporlara göre kayıtsız ve hissiz bir halde seyirci kalmasıdır. Bu kadar malûmat bile eşkıyanın dolgunluğunu husumetlerindeki vahşetin havsalanın almıyacağı derecede köklü olduğunu sonra etrafta bulunan kalabalığın seyircilerin anlaşılmaz bir haleti ruhiye içinde şaşkın - lehlerine tefsir etmek için - şaşkın bir halde bulunduklarını bize telkin ediyordu. Fakat meselenin bu kadarı da ehemmiyetle nazarı dikkatimizi celbetmek için kâfi idi. Bundan sonra aldığımız rapor hadise hakkında bildiğimiz tafsilâttan bir kısmını verir ki seyredenlerden bir kısmının tasvipkâr bir haleti ruhiye gösterdiklerini ilâve ediyordu. O zaman bir kaç noktai nazardan hadise bütün intibahımızı açmış bütün nazarlarımızı kendi üzerine celbetmiş bir hale geldi. Kanuna karşı hareket karşısında son kuvvet olmak üzere celbolunan bir asker müfrezesinin başında bulunan 21 - 22 yaşında bir çocuk hiç vazifesi olmadığı halde bilâkis kendisini celbeden ihtiyaç ve kendisinin esas san�atı derhal silâhını kullanmağı emrettiği halde onun asaleti toplnmış olan vatandaşları kan dökmeden nasihatla ihtarla yola getirmek gayretine sevketmiştir. Bu asaletin 21 - 22 yaşında bir gence karşı hazırladığı muamele hiç bir suretle kabul tefsir ve tevil görünmüyordu.Hepimiz ailelerimizde yetişdirdiğimlz çocuklardan bir kurban vermiş olduk. Hepimiz bu kurbanda vatan için büyük ümitlerle yetiştirilen genç ve kahraman zabitlerden vatandaş elile feda edilmiş bir şehit (vaziyeti) gördük. Bir taraftan teessür ve teellüm zaptolunmaz bir halde iken diğer taraftarı da Devlet memuru ve Büyük Millet Meclisi karşısında mes�ul adamlar sıfatile hadisenin mahiyet ve hakikatını tetkik etmek mecburiyetinde bulunduk.Bir muhit ne kadar zehirlenmiş olmak lâzımdır ki insanlar temiz tefekkür ve muhakeme kabiliyetinden bu kadar aşağı dereceye düşsünler. Hikâyesine tahammül edemediğimiz manzaraların filen vukuunu bu kadar soğuk kanlılıkla seyredebilsinler. Sonra Devletin müsellâh kuvvetleri hadiseye çağırılmışken bu kuvvetlerin ellerindeki silâhın hiç şüphe götürmez kudretlerine muhakkak işletilmesine karşı bu kadar meydan okur bir haleti ruhiye gösterebilsinler!Müddei umumî derhal işe vaziyet etti. İlk temaslardan az zaman zarfında hakikaten adliyenin gayret ve dirayetile bir çok hakikatlar meydana çıktı. İlk çıkan hakikatlar hadiseyi ika eden çetenin on gündenberi böyle mehdilik fikrini etrafa yaydıklarını husumet saçtıklarını sonra uğradıkları bazı köylerde silâhlandıklarını müzaheret gördüklerini ve Menemen Şehrini daha evvel keşfederek tertiple girdiklerini gösterdi. Kezalik tahkikat bu hadisenin filen ikama on gün evvel başlanmış olduğunu ve fevran üç dört kişi tarafından deruhde edilmiş bir teşebbüs olmayıp daha evvel Manisa�da iki üç aydanberi bir takım içtimalar neticesinde kararlaştırılmış büyük şehirler arasında gidişler gelişlerle tanzim olunmuş sonra bizzat Menemen Şehri içinden bu çetenin geleceğini bilen ve onlar gelince kendilerine müzaheret için bir takım esbap hazırladıklarını söyliyen adamlarla çerçevelenmiş bulunduğunu ifade etti. İlk tahkikat bu şekli verince o halde mesele şümullü bir tertibin harekete geçmesi suretinde telâkki olunmak tabii idi. Yine görüldü ki adli tahkikatla tesbit olunan bu tertibin hareket safhasında öne sürülen müddeası din davası idi. Yani yüzlerce senedenberi dini siyasete alet ittihaz eden bütün hareketlerin bir tekerrürü görülüyordu. Elbette bunu tertip edenlerin din perdesi arkasında takip ettikleri bir takım maksatları vardı. Bu maksatlardan bir kısmını belki bizzat hareket edenler cinayet yapanlar ve bu uğurda canlarını verenler biliyordu bir kısım maksadı belki onlar da bilmiyorlardı. Hadise hakkında bu gün bildiklerimiz sureti umumiyede bundan ibarettir.Hal için ve ati için alınacak tedbirleri tayin etmek üzere hadiseyi muhtelif cephelerden dikkatli olarak mütalea etmek zarureti vardır. Bir defa hale taallûk eden tedbirler için karar vermekte Hükümet kendisini kat�i vazifeler karşısında gördü.Teşkilâtı esasiye; vatan ve Cumhuriyet aleyhinde fiili teşebbüs vukuunu müeyyit kat�i emareler görüldüğü vakit Hükümete bir ay müddetle idarei örfiye ilân edebilmek salâhiyetini veriyor. Biz ayni cürümlerden dolayı Adliyenin meseleyi takip ve intaç etmesinde bir tereddüde düşmedik. Bilakis Adliyenin ilk günlerde vaziyet edip te meselenin hakikatını meydana çıkarmak için gösterdiği kifayet ve dirayet hakikaten itminan verecek bir surettedir. Yüksek bir iktidar ile meseleyi nihayetine kadar Adliyenin takip etmesinde hiç bir mani yoktur. Meselenin hususiyeti şu noktadadır ki bir defa hadisenin bütün memlekette husule getirdiği elem ve teessür sonra davayı süratle intaç etmek için görülen ihtiyaç usulde daha seri bir hattı hareketin ihtiyar edilmesini istilzam ediyordu. Ondan sonra askerî ve mülkî bir çok muhatapları olan meselenin bir mahkemede rüyet olunmasındaki hususiyet; davayı sür�atle intaç etmek için ayrıca bir âmil olarak nazarı dikkate alınmak lâzım idi. Sonra bilhassa gizli tertipler ve uzun zamandanberi yapılan müzakereler neticesinde böyle bir hareket tezahur edince evvelemirde bu tertiplerin cereyan etmiş olduğu tahmin olunabilecek yerlerde gizli hareketleri faaliyetten derhal ıskat etmek lâzım geliyordu. Tertip Menemen�de bu suretle tezahur edip akamete uğrayınca diğer tarafların ne suretle işlediği henüz tahkikatla meydana çıkmamıştır.Binaenaleyh kat�i ve müstacel tedbir ile muhtemel tertibin heyeti mecmuasını derhal atalete irca etmek mecburiyeti vardır. Bu mülâhaza teşkilâtı esasiyenin verdiği salâhiyetin tatbiki ile üç kazada ldarei örfiye ilânını zarurî bir hale soktu. İdarei örfiyeyi Büyük Meclisin tasdikına arzettik. Bunun üzerine divanı harbi örfi (sefer) ahkâmını tatbik edeceği cihetle bittabi usullerde çok sür�at temin olunacaktır. Hadisenin müstacel tedbirlerini böylece arzettikten sonra şimdi meseleyi muhtelif cephelerinden mütalea etmeği vazife addediyorum. Meselenin dini siyasete alet ittihaz eden safhasına nazarı dikkatimizi tevcih etmeliyiz. Bu safha biraz evvel dediğim gibi yüzlerce seneden beri tekerrür eden safhaların aynidir. Cumhuriyetin bidayetten beri takip ettiği Devlet işlerini din işlerinden ayırmak hattı hareketi ihtimal ki bundan beş sekiz sene evvel din aleyhine bir hattı hareket gibi isnat ve ifsadata mahal verebilirdi. Çünkü bu isnadatı asılsız olduğunu gösterecek en mühim ve en mukni âmil yani zaman henüz geçmemişti. Evvelâ bu propagandayı yapıyorlardı. Fakat dünya işlerinden din işleri ayrıldıktan sonra seneler geçti ve vatandaşların itikadat ve vicdaniyetinde aharın her hangi bir müdahalesi memnuiyeti ve tasarrufu olmadığı sabit oldu.Siyasette aranılan şey bir takım adamların ve bilhassa politikacıların dini ahar fertlerin hürriyeti aleyhine ve Devletin kanunları aleyhine bir vasıtai taarruz olarak kullanmamalarıdır. Memnu olan şey budur. Hâdisede görüyoruz ki cehaletleri -bir kısmın cehaleti - olabilir. Bir kısmının bilerek tasmimlerile ve cümlesi din elden gidiyor behanesile bu adamlar müteariz bir istikamete sevkolunuyorlar. Bu hareketler Devlet ve Cumhuriyet aleyhine men tecavüz ve kast mahiyetindedir. Dinle dünya işlerinin ayrılması meselesinin ruhu buradadır. Lâyik idarede herkes itikat ve vicdaniyetinde her türlü maniadan ve memnuiyetten âzadedir. Ancak vatandaşlar bunu siyaset vasıtası ittihaz ederek aharı icbar için veya Devletin idaresinde müessir olmak için kullanamazlar. İtikat ve vicdaniyatta bu izahatı verirken ilâve etmeliyim ki kanunen memnu olan hareketlerin ihtiyarı ve memnu teşekküllerin faaliyeti kanuna karşı tecavüz ve cürümdür. Meselâ tekkelerin seddi kanunen tekarrür etmiş bir vaziyettir. Bunların gizli olarak çalışması ve vatandaşları bir takım istikametlere sevketmeleri kendilerinin mesuliyetlerini muciptir. Senelerdenberi bu hakikatler kemalile fi�lî ve amelî olarak anlaşıldıktan sonra Menemen gibi memleketin gerek umran ve bilhassa irfan itibarile ileri olan bir mıntakasında bu teşekküller nasıl işleyebiliyor? İnsana hüzün veren şey budur. Sonra teşekküller mücadeleye sevkettikleri adamları ne derece vahşet ika edebilecek düşük ve aşağı bir seviyeye ilka edebiliyorlar maksatları neden bu kadar mel�unanedir! Buraları insana intibah ile mülâhaza telkin eden noktalardır. Bir çok defa Büyük Mecliste ve efkârı umumiye karşısında bu meseleler münakaşa olunmuştur. Sureti umumiyede bilinen şey budur ki bu memlekette cereyan eden hava devlet kuvvetleri örselenebilir örselenmiştir gibi bir vaziyet ika ederse müfsitler baş kaldırmak için bu havayı müsait buluyorlar. Onun için kanunlar devlet otoritesini devlet kanunları ve kuvvetlerini her halü kârda masun ve muhterem tutmak için bir çok tedabir derpiş etmişlerdir. Menemen hadisesinde mücrim ve mürettiplerin maksatları için bu derece cesurane hareket ikaına kendilerinde kuvvet hissetmeleri devlet kuvvetlerinde ve Hükümet işlemesinde bir nevi zaiflık görüldüğünün farzolunduğunu reddetmek müşküldür. Hakikaten böyle bir hava ve böyle bir manayi müfsitler ve fesat müstaitleri ahvalden çıkarmış olabilirler.Arkadaşlar; böyle mevzuları mütalea ve teşrih ederken lehinde ve aleyhinde olan amillere temas etmek ne kadar nazik olduğunu bilirim. Fakat mevzuun ne kadar nezaketi olsa yine ona temas etmeliyiz. Bilhassa mevkii iktidarda olanların gerek parti ve gerek Hükümet itibarile icraatını tenkit etmek yolunda açılan cereyan diğer bir takım adamlara artık Hükümetin yerinden kalkamıyacak kadar zaif olduğu kanaatini vermektedir. Fakat mevkii iktidarda olanlar Devlet kuvvetleri zaifliyor ve bir takım zararlar ve fesatlar çıkıyor diye tenkit olunmıyacaklar mı? Ne yaparlarsa ne söylerlerse lâyuhtî mi sayılacaklar? Böyle bir zihniyet böyle bir hattı hareket şüphe yoktur ki lâakal fesadın vereceği neticeleri ve zararları verecektir (Bravo sesleri).Şu halde mesele memleketin içtimai bünyesinde iki kutbun ortasını bulabilmektir. Öteden beri hiç olmazsa otuz seneden beri hallolunmıyan sır da budur. Memleketin tahammülü yoktur şekli altında her türlü tahdidatı ve setleri koymak için bir esbabı mucibe bulabiliriz. Fakat bu esbabı mucibe diğer taraftan lâyüsel bir vaziyeti en nihayet ihdas etmeğe müstaittir. Benim görüşüme göre mesele bir içtimaî mesele bir çok nazariyatı olmakla beraber hakikatı halde amelî bir meseledir.Amelî tecrübe ve idman meselesi ve amelî terbiye meselesidir. Bizim çektiğimiz sıkıntı nedir? Muhalefet havasında tenkidatta muhalif neşriyatta memleketin ve Devlet otoritesinin çektiği sıkıntı memleket alınganlığının suiistimal edilmesidir. Nasıl mevkii iktidar sahibi memleketin tahammülü yoktur vesilesini siper ittihaz ederek kendisini lâyuhtî mevkiinde göstermeğe istidatlı ise fırsat ve imkanı bulunca tenkit etmek vaziyetini takınmış olan adam da bütün şahsiyetleri Devletin bütün kanun ve kuvvetlerini ayak altına almak için hiç bir hudut tanımamaktadır (Doğru sesleri bravo sesleri). Nazik olan nokta şahıslara taallûk eden her hangi bir terbiye icabını gözden uzaklaştıran cesaret basit tabirile namus ticareti Devlete taallûk eden nokta ise mevkii iktidarda bulunan bir adamı veya adamları çürütmek için gösterilen arzunun Devletin bizzat kudretlerini ve bütün kanunların ehemmiyetsiz itibar hakkından mahrum bir seviyeye düşürmek için gösterilen fartı gayret haline gelmesidir. Bunun ortası nasıl bulunacak? Bunun ortası bir defa zamanla ve tecrübe ile bulunacak ve bu zaman ile tecrübe esnasında kanunları hakkile işletmekte bulunacak; yani bir vatandaş her hangi bir meseleyi tenkit ederken ve her hangi bir meselede Devleti muhatap tutarak o hususta fikirlerini söylerken hangi hududa kadar kendisi memlekete zararı olmıyan bir çerçeve içinde kalabilir bunu kendisine bir taraftan tecavüz ettiği zaman kanunlar diğer taraftan da hâdiseler gösterecektir. Temenni edelim ki bu dersleri mümkün olduğu süratle almış olalım ve bu husustaki taşkınlıklardan memleket mümkün olduğu kadar az zarar görsün çünkü her hâdiseden muvafık ve muhalif bir ders çıkarmazsak ve hâdiselerin verdiği derslere karşı gözlerimizi kaparsak kanunî maniaları içtimai maniaları daima tartmazsak kendimizi mes�uliyete ilka edecek ve hesaba çekecek bir çok hâdiseler karşısında kalabiliriz. Bu noktai nazardan Hükümet neşriyat hususunda derhal alınacak bir tedbir düşünmedi. Bilakis hâdisenin verdiği derslerden vatandaşların hepimizin esaslı olarak istifa edeceğimizi ümit ediyoruz. Bilhassa ümit ediyoruz ki namus ticareti şantaj ve Devlet otoritelerini kasteden neşriyat ve hava adlî takibatla vatandaşlara hangi hudutlar dahilinde hareket etmek lâzım geldiğini filî ve amelî olarak öğretmiş olacaktır.Adlî takibat bu öğretmekte ne kadar muvaffak olursa içtimai nizamın ahengini o kadar çok muhafaza etmiş olur. Hâdisede pek ehemmiyetli olan diğer bir noktayı da nazarı dikkatinize arzetmek isterim. O da dahilde olan her hangi bir mesele karşısında nihayet bir askeri müfrezeye orduya müracaat olunduktan sonra bile vatandaşların kayıtsız kalmalarıdır.Bunun sebebini size arzedebilirim. Başlıca sebep dahil meselelerde sık sık ordunun müdahalesine ihtiyaç gösterilmesidir. Yani; mülki idari makamlarımız henüz ellerindeki bütün kuvvetleri kullanmadan orduya müracaat ediyor.İkincisi; Askeri müfreze vazifesinden hariç bir takım müdahalelere sevkolunuyor. Askeri müfreze bir sivil veya bir jandarma müfrezesi değildir. Askeri müfreze bir yere gelince onun kumandanı taşkınlık gösteren kalabalık karşısında ne suretle hitap edileceğini onların nasıl ikna edileceğini düşünmemelidir. Onları ikna etmek imkanları kendi san�at ve ihtisası haricindedir.Dahilî hadisede askeri müfreze gelinceye kadar bütün bu tertibat vatandaşlar arasında halledilmiş olmak lâzımdır. Demek ki mülki idare ikna edecek ihtar edecek tenbih edecek sivil kuvvetleri ve jandarma kuvvetleri kullanılacak bunların hepsine karşı gelmiş olan mütecaviz nihayet mülki idarenin silâhile yola getirilmiyecek te Askerin silâh kuvvetle kanuna itaata icbar olunacak. İşte ancak o zaman asker gelirse vazife gayet basittir acıdır fakat basittir. Binaenaleyh asker dahil hadiselerde ancak bu hudut dahilinde kullanılabilir. Bu suretle bir çok hadiseler vehamet peyda etmeden hallolunabilir. Vehamet peyda eden hadiseler asker geldiği zaman onun müdahalesi ile ihtilâta meydan vermeden hallolunur. Bu mevzuun muhtelif kanunlarımızdaki temaslarını mezcedip Büyük Meclise ayrıca bir kanun lâyihası takdim etmek istiyoruz. Dahil hadiselerde askeri müfrezeler ne gibi ahvalde celbolunur? Ve celp olunduğu zaman karşılıklı vazifeler nelerden ibarettir. Bunu gerek vatandaşlar ve gerek bizzat askeri müfrezeler sarahatle bileceklerdir. Asıl olan şudur. Dahilî hadiselere askerin müdahalesini davet etmekten son hadde kadar içtinap eylemek lâzımdır. (Bravo sesleri). Bir diğer ihtiyaç yine nazarı dikkati celbetmiştir. O da böyle fevkalâde hadiseler olunca Adliye bir takım usullerini intisar ederek hususi bir hattı hareket takip edebilmelidir. Bunu da ayrıca tetkik ettiriyoruz. Tabiî elimizde bulunan hadise için değil geniş zamanda sükûnetle mütalea olunarak atide sureti daimede Adliyenin elinde medarı tatbik olacak bir hüccet bulunsun diye.İşte arkadaşlar; Menemen hâdisesi münasebetile Hükûmetin hal için ve ati için vaziyeti nasıl mütalea ettiğini arzetmiş oldum. Temennimiz; memlekette bu tarzda gizli tertipler kuran facialar ikaına Cumhuriyet aleyhine suikast ikaına teşebbüs edenlerin mahkeme karşısında seri bir surette adalet icabını nefsinde tecrübe etmelerini görmektir. Diğer taraftan memleketin heyeti umumiyesinin bu hâdise münasebetile intibahı uyanmış ve gerek hattı hareketimizde gerek kanunlarımızda gerek içtimai münasebetlerde mevcut eksiklikleri meydana çıkarmış olsun. Bunların islahında müsbet neticeler alabilelim. Şehit Kubilây ailelerimiz içerisinde hatıralarımızda Cumhuriyet için başlı başına hizmet etmiş bir fedakâr olarak yaşıyacaktır. Ordunun verdiği bu aziz kurbanın bize ilham ettiği vazifeleri hepimiz dikkatle yerine getirmeliyiz (Alkışlar).MAZHAR MÜFİT B. (Denizli) - Arkadaşlar Menemen hâdisesi hakkında vukubulan sualimize Başvekil Paşa Hazretlerinin verdikleri cevaptan beyanat ve izahatından menemen hâdisesinin ne suretle zuhur ve nasıl idare edildiğini ve tahkikatın neticesine ıttıla ettik. Vak�anın zuhurunda gösterdiği şekle nazaran biz bunun şümullü ve mürettep olduğuna kani idik. Başvekil Paşa Hazretlerinin beyanatları da bu kanaatimizi teyit etti. Şu halde efendiler vak�anın şekil ve ârâzına göre bunun fevkalâde vakayi meyanına ithali lâzım gelir.Fevkalâde ahvalde tabii ve normal zamanlar için yapılan kavanin acaba kâfi midir değil midir? Eğer arkadaşlarım tabii zamanlar için yapılan kanunlar bütün vakayi ve hadisatta fevkalâde ahvalde de kafi gelseydi vazu kanun eksen devletlerde kendi esasI kanunlarında ve bizim de teşkilâtı esasiyemizde olduğu gibi fevkalâde vekayi için bir idarei örfiye ve fevkalâde mahkemeler tesisi lüzumunu hissederek kaydetmezdi demek oluyor ki fevkalâde vekayi için behemehal fevkalâde kavanine ihtiyaç vardır. Neden efendiler? Bazı böyle fevkalâde vekayi ve ceraim vardır ki onların mütecasirleri onların şefleri onu idare eden eller seri olarak derhal ve fakat adiIâne olmak şartile tahkik edilip te cezaya çarptırılması lâzımdır ki ibreti umumiye temin olunabilsin.Efendiler görüyorsunuz ki bu vak�ada yalnız dört beş serseri bir kaç esrarkeşin ferdi ve şahsi hareketi değildir. Başvekil Paşanın beyanatından anladık ki üç aydan beri Manisada bu hususta içtimalar oluyor büyük şehirler arasında gelip gitmeler yapılıyor tertibat alınıyor; mahalli vak�a olarak Menemen kasabası tesbit ediliyor orası ile muhabere ediliyor.Efendiler; şu halde bu üç ay zarfında cereyan eden bu ahval ve vekayii anlıyacak olan idarei mülkiyemiz nerede idi? Bunun valisi polisi zabıtası jandarma kumandanı yok mu idi? Bu meselede Hükümeti merkeziye ne kadar sür�at ve dirayet göstermişse ve biz onlara ne kadar şükrana borçlu isek maalesef mahalli memurlarından da vazifelerini yapmadığından tekâsül ve ihmallerinden dolayı haklarında bittahkik kanunun hükmünü talep etmek te o kadar hakkı sarihimizdir.Efendiler; idarei mülkiye ve bilhassa zabıtanın en büyük mahareti ve liyakati fi�lin vukuundan sonra faili tutmak değil maharet o fi�lin vukuundan evvel lâzım gelen vazifeyi yaparak o fl�le meydan vermemektir. Zabıtai maniayı mükemmel işletmektir (Bravo sesleri).İdarei mülkiyede güç ve mühim olan nokta budur (Bravo sesleri). Diyorum ki fevkalâde vekayi için fevkalâde kanun ister ve fevkalâde tabiri için de hiç bir zaman ve bilhassa bu vakayı için hiç bir zaman hatırımdan terör veyahut istiklâl mahkemeleri geçmemiştir. Paşa Hazretlerinin beyanatından memnuniyetle anladım ki hal için ve istikbal için bazı tedbirler ittihazı lâzımdır. Hal için ittihaz olunan tedbirler arasında idarei örfiye vardır. Bu lâzımdır. İdarei örfiye seferberlik kavaidine nazaran seferberlik usulü muhakemesi cereyan edecektir ki bu da benim izah ettiğim sürati temin edecektir bu nokta şayanı teşekkürdür. Fakat istikbal için düşünmek te lâzımdır. Yani ileride bu gibi vekayi zuhur edecek olursa hadisatın derhal izalesi için memurini adliyenin ve alâkadar memurların; şu veya bu tedbiri mi ittihaz edelim? Şöyle veya böyle mi yapalım? Gibi mütalealar müzakerelerle vakit zıyaına iş�ar ve istiş�ara mahal kalmamak üzere şimdiden bu husus için de bir kanunun mevcudiyeti lâzımdır.Efendiler; bu kanuna bendenizin kanaatimce en ziyade kurtulacak şeyler muhakeme usulüne teallûk eden şeylerdir. Çünkü bu ve emsali cürümler hakkında yine kanunu cezadaki cezalar kâfi ve vafidir. Binaenaleyh benim ceza kanunu için hiç bir itirazım yoktur. Fakat bu gibi fevkalâde ahval için muhakeme usullerimizde bazı esasat vardır ki ahvali adiyede o merasime riayet olunmak ne kadar lâzım ise ahvali fevkalâde için de o merasimden sarfınazar edilmek te o kadar lâzımdır. Meselâ bizim bir Hiyaneti Vataniye kanunumuz vardır. Onun ceza kısmı tamamen ceza kanununa girmiştir. Fakat onun hususi muhakeme usulleri vardır. Meselâ o kanunun dördüncü beşinci altıncı yedinci maddeleri çok mühimdir. Bu maddeler muhakeme usulüne teallûk ediyordu.Bu gün istikbal için o maddelerden istifade edilmelidir. Onlar da şu idi: Meselâ; mercii muhakeme neresidir? Burada ekseriya ihtilâf ve salâhiyet meselesi zuhur edebilir. Salâhiyet meselesile uğraşmamak için ya fi�lin vaki olduğu yerdir ve yahut maznunun tevkif edildiği yer mercii muhakemedir. Bunu kabul etmiştik bu gibi ceraim esbabı için mehakim tarafından behemehal muvakkat tevkif müzekkeresi verilir ve tevkif edilir ve muhakemesi mevkufen icra edilir. Bunu kabul etmek lâzımdır ve yine bu kanunun bir maddesinde diyordu ki celp ve davet gibi merasim yoktur mahkeme doğrudan doğruya maznunu mücrimi ihzar eder. Bunu da kabul etmek lâzımdır ve yine bu kanunun usule teallûk eden bir maddesinde diyordu ki muhakeme nihayet bir mazerete müstenit olmazsa yirmi günde intaç edilir. Bunların hükümleri B. M. Meclisinin tasdikına iktiran etmek şartile derhal icra olunur. Artık hükmü lâhikin temyizi yoktur kat�idir. İstikbal için olacak kanun için bu usullerin kabulu kâfi gelir. Böyle bir kanun tanzim edilirse muhakeme usulünde sürat temin edilir.Adliye memurlarımızın eline verecek olursak usul ahvali mümasilede idarei örfiyeye lûzum bile kalmaz zannındayım. Bu hal ve istikbalde bu gibi vakayi hakkında yapılacak tedbirlerdir. Fakat acaba esaslı bir tedbir son bir tedbir daha var mıdır? Evet vardır. Bu çıbanları çıkartan bir bünye bir vücut vardır. Bu çıbanların çaresini bulduk fakat esas olan bünye marazının tedavisi bu günün yarının meselesi değildir. Tedavisi senelere muhtaçtır. Meselâ bunda talim ve terbiye kısmı var bunda propaganda kısmı var neşriyat kısmı vardır ki bunlara Hükümetimiz zaten ehemmiyet vermiştir ve bir kat daha sarfi mesai edeceğinde şüphe yoktur. Binaenaleyh Hükümetimizin bu günkü tedbirlerine bendeniz kat�iyen taraftarım ve tasvip ederim. Heyeti Celileniz de zannederim buna iştirak ederler. (Hay hay sesleri). Bu meselede calibi nazarı dikkat bir nokta var; bilirsiniz ki Türkün bir an�anesi bir şiarı vardır. Sokakta iki kişi kavga ederse tavassut eder ve ayırır bu mutavassıtlann çoğu kanını akıtır ve hatta ölenler de vardır. Fakat bu ahvali mümasilede hâlâ yine kanını akıtacak adamlar yani mutavassıtlar vardır.Fakat maalesef Menemen vak�asında bu an�ane ve Türkün şiarı nerede kaldı bilmiyorum. Göz önünde yirmi iki yaşında bir zabit vekili bir genç ordunun bir cüz�ü ifayı vazifeye gidiyor vuruluyor. Bununla da iktifa etmiyorlar. Yirmi dakika uğraşarak kör bir bıçakla muhterem şehidin başını göğdesinden ayırıyorlar. Bunun karşısında binlerce halk lâl olup kalmışlar. Belki korkmuşlardır diyelim ve bir an için bunu kabul etmiş olalım. Fakat efendiler o avazei takdis ve tahsin ve o alkışlar ne demektir? Bunu insanın havsalası almıyor ve bundan anlıyorum ki Cumhuriyet inkılâba ne kadar gayızları varsa bu feci ve hunrizane hareketlerile muhterem ordumuza karşı kin ve gayızları o derece hainanedir. Bu kara kuvvet ve mel�un kuvvet bilmelidir ki bizde yeni bir vatan temin eden bu ordu daima cumhuriyetin ve inkılâbın nigâhbanıdır ve daima olacaktır (Alkışlar).Efendiler; tasti etmeyim. Muhterem şehit Kubilay�ın ruhu müsterih olsun onun ideali onun mefküresı olan Cumhuriyet ve inkılâbını kimse tevakkuf ettiremez. O daima yürüyecektir ve daima yürüyecektir (Alkışlar). Çünkü efendiler Kubilay gibi içinde binlerce kişi bulunan ve daima o kara yılanın gırtlağına sarılacak ve daima ezecek ve zehrini saçamıyacak bir hale sokacak bir gençlik vardır.Bütün vatandaşlar müsterih olsun ki Cumhuriyet rejimi ve inkılâp bu tevkif edilemez yürüyecektir efendiler (Yaşa sesleri bravo sesleri ve alkışlar).REİS - Efendim; Başvekil Paşa Hazretleri suale cevap verdiler. Sual sahibi de bunu kâfi görüyor. Bu münasebetle Başvekil Paşa Hazretleri idarei örfiye ilânı hakkındaki esbabı da izah buyurmuşlardır. AĞAOĞLU AHMET B. (Kars) - Paşam bendeniz de söz isterim. REİS - Mesele sual ve cevaptan ibarettir. |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
![]() |
KUBİLAY OLAYI...
Bakanlar Kurulu'nun sıkıyönetim kararı... 31 Aralık 1930 Bakanlar Kurulu 31 Aralık 1930 tarihli toplantısında Menemen ilçesi ile Manisa ve Balıkesir Merkez ilçelerinde 1 ay süeyle sıkıyönetim ilan edilmesini sanıkların yargılanması için de Divanı Harp kurulmasını kararlaştırdı.Sıkıyönetim Komutanlığına 2. Ordu Müfettişi Birinci Ferik (Orgeneral) Fahrettin Paşa (Altay) Sıkıyönetim Harp Divanının Başkanlığına Birinci Kolordu Komutanı Vekili Mirliva (Tümgeneral) Mustafa Paşa (Muğlalı) getirildi.Sıkıyönetim ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı 1 Ocak 1931'de TBMM görüşüldü ve oybirliğiyle kabul edildi. TBMM'nin 594 sayılı kararı 3 Ocak 1931 tarihli Resmi Gazete'de (Sayı 1689) yayımlandı. Bu karar TBMM tarafından 2 Şubat 1931 tarihinde bir ay daha uzatıldı. 608 numaralı uzatma kararı 3 Şubat 1931 tarihli (sayı 1716) Resmi Gazete'de yayımlandı.Sıkıyönetim yargılamanın sona ermesinden sonra Manisa ve Balıkesir Merkez ilçelerinde 28 Şubat 1931'de Menemen'de ise 8 Mart 1931'de sona erdi.Bakanlar Kurulu'nun sıkıyönetim ilanına ilişkin kararı şöyle: (31 Aralık 1930) Bakanlar Kurulu 31.12.1930 tarihli toplantısında Anayasanın 86�ncı maddesine göre Menemen�de 23.12.1930 tarihinde işlenen cürümün hazırlık soruşturmasında bu cürümün Cumhuriyet aleyhinde bir tertip olduğu hakkında kesin deliller görülmüş olması nedeniyle Menemen İlçesi ile Manisa ve Balıkesir Merkez ilçelerinde 1 Ocak 1931 tarihinden itibaren 1 ay süre ile sıkı yönetim ilânına Örfî İdari Amirliğine 2 nci Ordu Müfettişi Birinci Ferik Fahrettin Paşa�nın getirilmesine Sıkı Yönetim Harp Divanının Başkanlığına Birinci Kolordu Komutanı Vekili Mirliva Mustafa Paşa 316/1' nın üyeliklere Topçu Alay Komutanı Albay Atabey�in Birinci Kolordu Şube Müdürü Albay Demirşah Beyin Alay (176) Komutan Yardımcısı E. K. Kaymakamı Yusuf Ziya Beyin ve 2 nci Kolordu Şube (2) Müdürü Kaymakam Bahattin Beyin![]() Üye Yardımcılıklarına: Fırka (57) Satınalma Komisyonu Başkanı Binbaşı Hüsnü Beyin Topçu Alay (29) tabur (2) Kumandan Binbaşı Neşet Beyin getirilmesineDivan Savcılığını İzmir Savcısı Hidayet�in Savcı Yardımcılığına İzmir Savcı Yardımcılarından Fuat Necdet ile İzmir Sulh Hakimi Kemal ve Adapazarı Sulh Hakimi Necdet ve Eskişehir Mustantiki Hikmet Beylerin görev almalarınaKarar verildi. Bakanlar Kurulu'nun Sıkıyönetim ilanına ilişkin olarak TBMM'ye sunduğu tezkere şöyle:B. M. M. YÜKSEK REİSLİĞİNE Teşkilatı Esasiye Kanununun 86 ncı maddesinde Vatan ve Cumhuriyet Aleyhinde kuvvetli ve fi�lî teşebbüsat vukuunu müeyyit kat�î emarat görüldükte İcra Vekilleri Heyeti müddeti bir ayı tecavüz etmemek üzere umumî veya mevziî idarei örfiye ilân edebilir denilmiş olmasına ve Menemen�de 23.XII. 1930 tarihinde irtikâp edilen cürmün hazırlık tahkikatında bu cürmün Cumhuriyet aleyhinde şümullü bir tertip olduğu hakkında kat�î emareler görülmüş bulunmasına binaen Menemen kazası ile Manisa ve Balıkesir merkez kazalarında 1 Kânunusani 1931 tarihinden itibaren bir ay müddetle idarei örfiye ilân olunmasına İcra Vekilleri Heyetinin 31.XII.1930 tarihli içtimaında karar verilmiştir.Keyfiyeti Büyük Meclisin tasdikına arzeylerim efendim. Başvekil İsmet TBMM'nin 594 sayılı kararı şöyle: Menemen Kazası ile Manisa ve Balıkesir Merkez Kazalarında idarei örfiye ilânı hakkında No. : 594 Menemen�de irtikâp edilen cürmün Cumhuriyet aleyhine şümullü bir tertip olduğu hakkında kat�i emareler görülmüş bulunmasına binaen Menemen Kazası ile Manisa ve Balıkesir merkez kazalarında 1 Kânunusani 1931 tarihinden itibaren bir ay müddetle idarei örfiye ilan olunmasına dair İcra Vekilleri Heyetinin kararı Umumî Heyetin on yedinci inikadının birinci celsesinde müttefikan tasvip edilmiştir.1 Kânunusani 1931 |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
![]() |
KUBİLAY OLAYI...
TBMM'de sıkıyönetim ilanı görüşmeleri... 31 Aralık 1930 Bakanlar Kurulu'nun sıkıyönetim ilanına ilişkin tezkeresi 31 Aralık 1930 tarihinde TBMM Genel Kurulu'nda ele alındı ve oybirliği ile kabul edildi.Bu oturumda yapılan konuşmalar TBMM Tutanaklarına şöyle yansıdı: (31 Aralık 1930) REİS - Başvekâletten bir tezkere geldi okunacaktır.B. M. M. YÜKSEK REİSLİĞİNE Teşkilatı Esasiye Kanununun 86 ncı maddesinde Vatan ve Cumhuriyet Aleyhinde kuvvetli ve fi�lî teşebbüsat vukuunu müeyyit kat�î emarat görüldükte İcra Vekilleri Heyeti müddeti bir ayı tecavüz etmemek üzere umumî veya mevziî idarei örfiye ilân edebilir denilmiş olmasına ve Menemen�de 23.XII. 1930 tarihinde irtikâp edilen cürmün hazırlık tahkikatında bu cürmün Cumhuriyet aleyhinde şümullü bir tertip olduğu hakkında kat�î emareler görülmüş bulunmasına binaen Menemen kazası ile Manisa ve Balıkesir merkez kazalarında 1 Kânunusani 1931 tarihinden itibaren bir ay müddetle idarei örfiye ilân olunmasına İcra Vekilleri Heyetinin 31.XII.1930 tarihli içtimaında karar verilmiştir.Keyfiyeti Büyük Meclisin tasdikına arzeylerim efendim Başvekil İsmet AĞAOĞLU AHMET B. (Kars) - Sual için değil Hükümet tarafından bir teklif vardır. O teklif hakkında arzedeceğim.REİS - Suale verilen cevabı sahibi sual kâfi görmüştür. Şimdi idarei örfiye talebi hakkındaki tezkere okundu. O tezkere hakkında Başvekil Paşa Hazretlerinin sözüne itirazınız varsa buyurunuz söyleyiniz. AĞAOĞLU AHMET B. (Kars) - Efendim; beyanatın hakkında söyliyeceğim mutlaka itiraz olması lâzım değildi.(Sual bitmiştir sesleri) KAMİL B. (İzmir) - Usul hakkında söyliyeceğim Reis Paşa Hazretlerinin buyurdukları gibi sual vaki olmuştur ve suale de cevap verilmiştir. Sual sahibi de izahatı kâfi görmüştür nizamname sarihtir. Reis Paşa Hazretlerinin ifade buyurdukları veçhile mesele tamamdır.REİS - Efendim Ahmet B. idarei örfiye talebi hakkında söz söyliyecektir. Sual ve cevap hakkında değil.AĞAOĞLU AHMET B. (Kars) - Mesele basittir. Bir talep tezkeresi gelmiştir. Bu tezkere hakkında meb�uslar kendi fikirlerini beyan etmekte serbesttirler (Gürültüler). Müsaade buyurunuz efendim rica ederim.Muhterem arkadaşlar asıl mevzua geçmeden evvel İsmet Paşa Hazretlerinin burada vaki olan izahatından mütevellit hissiyatımın beyanına müsaade buyurunuz. Ben bu beyanatı büyük bir meftuniyetle ve derin bir hürmetle dinledim önünde derin bir meftuniyetle eğilir ve hürmetimi beyan ederim.Paşa Hazretlerinin buyurduklarını bendeniz iki kelime ile telhis ettim. Paşa Hazretlerinin dedikleri şudur: Vatandaşların hürriyetleri temin edilecek azgınlar bunu bilmiyenler ezilecektir. İşte hür serbest müstakil bir devletin kurulması ve inkişafı için hakikaten gayet metin gayet velût bir düsturdur. Ve bu düsturdan; memlekette cereyan eden gayri müsait ve gayri muvafık havalar içinde millete hitaben bahsetmek; hakikaten büyük bir devlet adamının şiarıdır.Bunu; derin ve büyük bir hürmet ve meftuniyetle kaydeder ve önünde hürmetle eğilirim. Bu gün efkârı umumiyenin herkesin az çok ifrata doğru yürüdüğü bir zamanda vatandaşların hürriyetlerine riayet olunacak vatandaşların hürriyeti muhafaza edilecek yalnız azgınların başı ezilecek yolundaki söz memleket mes�uliyetini ve cumhuriyetin müdafaasını eline alıp müdafaa eden bir recülü devlete lâyik bir sözdür. Ayni zamanda matbuata karşı itiraf ederim matbuatın bütün taşkınlıklarına rağmen fazla bir tedbir fevkalade bir tedbir alınamıyacağını beyan buyurmaları... (Gürültüler). Müsaade buyurunuz bendeniz anladığımı söylüyorum. Siz de anladığınızı gelip burada söylersiniz bendeniz öyle anladım ve ona göre beyanı fikir ediyorum. Başka türlü anlamışsanız gelir beni tenvir edersiniz.YAHYA GALİP B. - Rica ederim aslı üzere kalsın tefsir etmeyiniz.AĞAOĞLU AHMET B. (Devamla) - Matbuata karşı dahi alınmış olan bu vaziyet Hükümet başında bulunanların cumhuriyet esaslarına her hangi bir vaziyette riayet edeceklerine derin bir zâmin ve kefildir. (Ona şüphe mi var sesleri). Şüphem yoktu. Fakat beyefendiler ben dinliyordum zatı âliniz ve diğerlerinden burada matbuat hakkında çok şedit tedbirler tavsiye edenler vardı. Buna rağmen Başvekilin gelip mes�uliyeti üzerine alması ve matbuat hürriyetini tahdit etmiyeceğini söylemesi büyük bir fazilettir ve bizim için büyük bir teminattır (Gürültüler). Ben bunu buradan söylemeği bir vazife biliyorum.Bunları kaydettikten sonra efendiler Menemen�de vaki olan hadise yalnız Türkiye�yi değil insan namını taşıyan her hangi bir varlığı tabiatile kalbinin ta âmâkından müteessir etmiştir ve bu faciaya karşı maşerî vicdan isyan etmiştir isyan etmiş olan maşerî vicdan teminat İstiyor isyan etmiş olan maşerî vicdan bu facianın mukabilini istiyor âmillerinin tecziye edilmesini istiyor. Hükümet te bu münasebetle tedbirler ittihaz etmiştir. Hiç şüphe etmiyorum ki bu hususta aramızda fark ihtilâf olabilsin hepimiz müttehiden teklif olunan kanunu vicdanen tasvip edeceğiz (Gürültüler).YAHYA GALİP B. (Kırşehir) - Biz zaten müttehidiz. AĞAOĞLU AHMET B. (Kars) - Korkma azizim. Sözden korkma. Bırakın söyliyeyim. Başvekil Paşa Hazretleri kadar mütehammil olunuz. YAHYA GALİP B. (Kırşehir) - Haddimiz mi efendim herkes noksanını haddini bilmeli Ahmet Bey!AĞAOĞLU AHMET B. (Devamla) - Evet Hükümet lâzım gelen tedbirleri ittihaz etmiştir. Fakat idari ve mihanikî tedbirler bu gibi meselelerde kâfi midir? Bendeniz Hükümetin haricinde bu işle alâkadar olan ve bu işin ve bu facianın bertaraf edilmesi yolunda çalışmak vazifesile mükellef olan diğer bir amilin mevcut olduğunu biliyorum. O amil de o unsur da nihayet vazifesinin başına koşmalıdır. Efendiler Malûmu Âlinizdir ki Başvekil Paşa Hazretlerinin buyurdukları gibi; yüz elli senedenberi bu Türk milleti medeniyete kavuşmak için kendisini izmihlâlden kurtarmak ve medeniyetin feyizleri sayesinde inkişaf edebilmek için medeniyet şehrabına kendisini atmıştır. Fakat seciyesi ayni mahiyette ayni hamurdan yapılmış bir takım heyûlalar onun karşısına çıkmaktadır. Selimi Salisten beri Mahmudu Sanineden beri gelip giden bütün derviş Vahdetileri Kabakçı Mustafalar bu günkü Şeyh Memetler hep ayni mahiyette ayni hamurdan yapılmış insanlardır.YAHYA GALİP B. (Kırşehir) - Hiç birisi Türk değildir. Türkleri tenzih ederim. AĞAOĞLU AHMET B. (Kars) - Türk mü gayri Türk mü nedir bilmem; fakat memlekette bu gibi adamlar vardır. O kadar var ki bir Türk zabitini öldürmek faciası bir Türk şehrinde yapılmıştır. Bunu kimse inkar edemez.YAHYA GALİP (Kırşehir) - Allah bin kere lanet etsin. AĞAOĞLU AHMET B. (Kars) - Bunu kim yapmıştır? Tabiatile Türk değilse de Türk tabiiyetinde bulunan ve Türk Hükümetine iştirak etmiş olan insanlardır. Bunlar mütemadiyen böyle Türkün önüne çıkmışlar ve mütemadiyen bu hususta Türkün inkişafına mani olmak istemişlerdir ve mütemadî hareketleri neticesinde Türkü bir kat daha zaafa uğratmışlardır. Fakat bu günkü hadisenin diğer bir alâmeti daha vardır ki o alet üzerinde bütün arkadaşlarım ve Başvekil Paşa Hazretleri de tevakkuf ettiler. Bunun üzerinde bir daha durulması tevakkuf edilmesi lazımdır. O da bu faciayı görüp te lakayt ve seyirci kalan halkın haleti ruhiyesidir. Hakikaten bu o kadar feci bir haleti ruhiyedir ki ve o kadar adi bir şeydir ki insan bunu duyduğu zaman şahsen mahcup bir vaziyette kalıyor yerin dibine girmek istiyor.Çünkü biz hepimiz bu memleketin adamıyız bu memleketin içinde bir şehrinde adam boğazlanıyor. O da kim? Zabit muallim yani memleketin maddi ve manevi inkişafı vazifesini üzerine alan bir genç o kadar izdihamın ortasında boğazlanıyor. Yirmi dakika boğazı kesiliyor da müdahale edilmiyor. Hatta tasvipkâr olanlar bile çıkıyor. Efendiler; sormak lâzım gelen asil bu hadisedir. Halkta kütlei nasta mevcudiyeti bu gün keşfedilen bu haleti ruhiyenin karşısında ben kendi nefsime kendimi çok küçülmüş bir vaziyette gördüm ve bu kütle mes�uliyetinin manevi mes�uliyetin bir kısmının da bana geldiğini hissettim.ALİ B. (Rize) - Elbette elbette.AĞAOĞLU AHMET B. (Kars) - Sen de varsın burada sen de varsın. Ben kendimi misal gösterdim sen de bundan istifade mi edeceksin? Ben burada senden çok vazifemi ifa etmişim bunu bilmelisin binaenaleyh ben kendimi misal olarak gösteriyorum ve diyorum ki bu memleketin münevver zümresi mütefekkiri muharriri muallimi âlimi gazetecisi hulâsa bir memleketin münevver denilen kısmı vazifesini ifa etmemiştir ve etmemektedir. Bu noktai nazardan diyorum ki ben mes�ulüm yoksa bu işte ben senden çok temizim müberrayım. Efendiler Cumhuriyet inkılâp baştan başa bir dindir bir imandır (Ona şüphe yok sesleri). Bu dinin bu imanın bir kitabı olacaktı bir ibadeti olacaktı dahileri olacaktı müminleri olacaktı Cumhuriyetin faziletlerini fikirlerini cemaat arasında geceli gündüzlü çalışarak neşrü tamim edecek bu cahil cemaati yürütecek adamlar olacaktı. İşte bu sahadaki vazifelerimizi görmedik. Bu sahada mes�uliyetimiz vardır. Evet mes�uliyetimiz bu sahadadır. Bunu eğer biz burada ve o mübarek şehidin ruhu önünde itiraf eder ve günahımızı itiraf ettikten sonra da teyakkuza intibaha gelirsek ve Cumhuriyet ve lâyıklık imanına karşı her münevver kendi üzerine terettüp eden vazifeyi ifa ederse Mazhar Müfit Beye derim ki o gencin o yüksek adamın kanı hedere gitmemiştir. Binaenaleyh Devletin Hükümetin aldığı kararlarla beraber Hükümetin yanı başında bu memleketin münevver aksamına büyük ve hatta Hükümet vazifesinden daha büyük bir vazife terettüp ediyor. O vazife de durmadan çalışmaktır ve eğer biz hakiki Cumhuriyetçiler isek ve eğer biz Cumhuriyetin memlekette yaşamasını arzu ediyorsak eğer biz mütemadiyen karşımıza çıkan o menhus ruhun yok olmasını istiyorsak biz o inkılâbı yapan insanlar geceyi gündüze katarak ve kendi vezaifi hususiyemizi unutarak bilâ âram ve hasbetenlillâh çalışacağız eğer biz bunu yaparsak ve bu suretle Hükümetin yardımına koşarsak Hükümetin tedbirleri müsmir olur. Yoksa bu tedbirler mihanikidir idaridir. Öteki devin kırk başı var kırk bin başı var. Bu başların birini kesersek öteki çıkar asıl mesele devi o menhus ruhu öldürmektir. Bunu öldürecek Hükümet değildir muallimdir muharrirdir şairdir mütefekkirdir ediptir.REFİK B. (Konya) - Bravo bravo.AĞAOĞLU AHMET B. (Kars) - Bendeniz bunu söylüyorum. YAHYA GALİP B. (Kırşehir) - Muhalifleri de unutmayınız. AĞAOĞLU AHMET B. (Kars) - Muhalifler bu ruhu öldürmek için çalışıyorlar (Gürültüler). ALİ SAİP B. (Urfa) - Muhterem arkadaşlar Ahmet Beyefendi vazifemizi yapmadık yapmıyoruz hepimiz mes�ulüz dediği için söz almak mecburiyetinde kaldık.Efendiler hadise çıkan Menemen�de Ahmet Bey bundan üç ay evvel seyahat etmişti. Hadise çıkan yerlerde o şehidin kafasına takılan bayrak onları istikbal etmişti. Ben istedim ki Ahmet Bey kürsüye çıktığı zaman; efendiler bu teşkilât yapılırken etrafımıza toplananlar bizi bayrakla karşılayanlar mürteciler imiş bize çok eyi yaptınız. Çok eyi bir teşkilât yaptık. Cumhuriyeti muhafaza edeceğiz diyen adamlar meğerse kana susamış vatandaşların kanını içmek istiyormuş.Binaenaleyh bu kürsüye geliyorum sizden af diliyorum beni affedin deselerdi kendisinin elini öpecektim.AĞAOĞLU AHMET B. (Kars) - Senden mi af dileyeceğim? ALİ SAİP B.(Urfa) - Hayır benden değil milletten af dileyeceksin!Efendiler; Ahmet Bey yalnız matbuat hürriyetine dokunulmıyacağı için Baş Vekil Paşaya teşekkür etti. Efendiler; matbuat hürriyeti diyoruz rica ederim müsaade ederseniz size ufak bir hikâye arzedeyim ondan sonra maruzatıma devam edeyim: Çoğunuz bilirsiniz ata sözlerdir:Bir muhtarla bir bekçi kavga etmişler muhtar bekçiyi dövmüş muhtarın düşmanları bekçiyi teşvik etmişler git Hükümete müracaat et hakkını iste demişler. Bekçi arzuhalciye gelmiş bana bir arzuhal yaz demiş arzuhalci ne o demiş? Muhtar beni dövdü tokat attı arzuhalı kaça yazarsın demiş arzuhalci beş kuruştan yüz kuruşa kadar arzuhal yazarım demiş öyle ise bana yüz kuruşluk bir arzuhal yaz demiş.AĞAOĞLU AHMET B. (Kars) - Arap hikayesi mi? ALİ SAİP B. (Urfa) - Hayır bu sizin hikayenizdir (Handeler). Arzuhalci arzuhali okuyunca bekçi ağlamaya başlıyarak; vah vah demek bana zulüm etmişlerde haberim yokmuş demiş.Efendiler bu günkü gazetelerin vaziyeti budur. Beş kuruşa Milliyet satılır beş kuruşa Vakit Akşam Cumhuriyet satılır. Rejimi kuvvetlendiren bu gazeteler beş kuruşa satılır Hakimiyet okunmaz fakat işitiriz ki filan yerde Yarin gazetesini kapışmışlar yüz kuruşa satılmış. Bunun akibeti budur. 31 Martı bunlar çıkardılar mütarekede İstiklâl harbinde aleyhimize kuvvet sevkedenler bunlardır.Şeyh Sait isyanı çıkaranlar bunlardır. Bu günkü Derviş Memed�i de bunlar çıkardılar. Binaenaleyh Efendiler asıl bunlara çare bulmak lâzımdır yoksa Ahmet Beyin dediği gibi bunlara dokunulmadığı için teşekkür ederim demek doğru bir şey değildir.Muhterem arkadaşlar; ben hürriyeti matbuatın düşmanı değilim gazetecilerin düşmanı değilim. Gazeteciler rejimi müdafaa eden insanlar bizim dilimizdir kafamızdır dimağımızdır rejimi müdafaa ediyorlar. Asil benim düşmanlığın rejimi yıkmak istiyen hain gazetecileredir (Bravo sesleri) (Alkışlar).AĞAOĞLU AHMET B. (Kars) - Aferin... REİS - Efendim başka söz istiyen yoktur. Hükümetin Menemen Manisa ve Balıkesir merkez kazalarında idarei örfiye ilânı hakkındaki tezkeresini reyinize arzediyorum. Kabul edenler... Etmiyenler... Müttefikan kabul edilmiştir. |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
![]() |
KUBİLAY OLAYI...
Sanıkların yargılanması (1) 15 Ocak 1931 105 sanığın yargılanmasına 15 Ocak 1931 Perşembe günü başlandı.Tutanaklardan yargılamanın ilk günü...: (15 Ocak 1931) Heyeti Vekilenin 31.XlI. 1930 tarih ve 10388 numaralı kararnamesi üzerine Menemen Divanı Harbi Örfisi 15.1.1931 tarihinde ilk içtimaını aktetmiştir. Reis Mustafa Paşa âza Miralay Ata Miralay Timur ve Kaymakam Ziya ve Kaymakam Baha Beyefendiler...Divanı Harbi Orfi Müddeiumumisi Hidayet ve muavini Fuat Beyefendiler... Zabıt katipleri Kemal ve İhsan Efendiler... Bu gün divanı harbi örfi heyeti yukarda adları yazılı zevattan müteşekkil olduğu halde Menemen irtica hadisesile maznun bulunan eşhas usulen tevkifaneden getirilerek cümlesi bağlı olmaksızın sırasile mevkii mahsuslarına alındıktan sonra ceza mahkemeleri usulü kanununun 236 ncı maddesi mucibince açık olarak muhakeme icrasına duruşuldu. Mezkûr madde mucibince maznun bulunan eşhasın hüvviyetleri reisi mahkeme tarafından soruldu. Maznunlardan Şeyh Esat Efendi sorulan suale karşı: 1. Esat babası Sait 1259 doğumlu aslen Erbil�li olup İstanbul�da Erenköy�ünde mukim evli ve üç çocuklu olduğunu söyledi.2. Mehmet Ali babası Esat 1291 doğumlu aslen Erbil�li olup İstanbul�da Erenköy�ünde mukim evli ve beş çocuklu olduğunu söyledi.3. Laz İbrahim Hoca babası Salih Efendi 300 doğumlu aslen Rize�nin Karadere Nahiyesinden olup İstanbulda Beykoz�da Mektep Sokağında 7 numaralı hanede mukim evli 4 çocuklu okur yazar ve mütekait tabur imamı olduğunu söyledi.4. Süleyman babası Rafet 38 yaşında Manisa�nın Hacı Yahya Mahallesinde mukim evli ve çocuksuz olduğunu söyledi.5. Osman babası Hüseyin 298 doğumlu Manisa�nın Çarşı Mahallesinde mukim olduğunu söyledi.6. Hasan babası İsmail 329 doğumlu Manisa�nın Ebekuyu Mahallesinden Bedavaoğullarından bekâr cahil olduğunu söyledi.7. Hasan babası Mustafa 326 doğumlu Manisa�nın Aktar Hoca Mahallesinden bekâr cahil gayri mahkûm olduğunu söyledi.8. Mehmet Emin babası Emrullah 318 doğumlu Manisa�nın Narlıca Mahallesinden ve Bozköylüoğullarından evli bir çocuklu okur yazar olduğunu söyledi.9. Ramazan babası Mustafa 1325 doğumlu Çakıroğullarından Manisa�nın Keçili Köyünden olup halen Manisa�nın Aktarhoca Mahallesinde mukim çobanlıkla müşteğil evli çocuksuz ve cahil olduğunu söyledi.10. Çırak Mustafa babası Çırak Mustafa 1305 doğumlu Manisa�nın Lalapaşa Mahallesinde mukim evli iki çocuklu ve cahil olduğunu söyledi.11. Talât babası Hacı Ahmet 26 yaşında Manisa�nın Kara Köyünde mukim bekar okur yazar ve gayri mahkûm olduğunu söyledi.12. Topçu Hüseyin babası Hafız Memet 1314 doğumlu Manisa�nın Lâlapaşa Mahallesinde mukim evli üç çocuklu okur yazar ve belediye su yolcusu olduğunu söyledi.13. Tatlıcı Mutaf Hüseyin babası İbrahim 1311 doğumlu Manisa�nın Lâlapaşa Mahallesinde bekâr okur yazar ve mahkûmiyeti olmadığını söyledi.14. Hüseyin Ali babası Hüseyin 1313 doğumlu Manisa�nın Arapalan Mahallesinde mukim evli bir çocuklu cahil ve eskicilikle müşteğil olduğunu mahkûm olmadığını söyledi.15. Süleyman Çavuş babası Himmet 1292 doğumlu Manisa�nın Lâlapaşa Mahallesinde mukim evli iki çocuklu cahil bağcılıkla meşgul ve mahkûmiyeti olmadığını söyledi.16. Şeyh Hakkı babası Hacı Ali 276 doğumlu Manisa�nın Hacı Yahya Mahallesinde mukim evli bir çocuklu okur yazar Tatar Camii Hatibi olup mahkûmiyeti sabıkası olmadığını söyledi.17. Hafız Cemal babası Haydar 1291 doğumlu Manisa�da muklm olduğunu söyledi.18. Hacı İlyas babası Ali 287 doğumlu olup Manisa�nın Karakuyu Mahallesinde mukim olduğunu söyledi.19.Hacı Hilmi Ef. babası Hüseyin 287 doğumlu aslen Giritli olup Manisa�da mukim evli altı çocuklu okur yazar sabıkasız.20.Rağıp babası Hacı Ali Paşazade 297 doğumlu Manisa�nın İbrahim Çelebi Mahallesinde evli üç çocuklu sabıkası olmadığını söyledi.21. Memet Ali Hoca babası Hüseyin 1280 doğumlu aslen Rizeli olup İzmir�de Selimiye Mahallesinde mukim olduğunu söyledi.22. Şeyh Hafız Ahmet babası Halil 300 doğumlu Hocazade Mahallesinden evli iki çocuklu sabıkası olmadığını söyledi.23. Şeyh Ahmet Muhtar babası Memet Sadık 60 yaşında aslen Alaşehirli olduğunu evli mahkûmiyeti olmadığım söyledi.24. İsmail babası Kahya Ahmet 1317 doğumlu Manisa�nın Paşa Köyünden bekâr ve cahil sabıkası olmadığını söyledi.25. Koca Mustafa babası Çakır 35 yaşında Menemen�in Bozalan karyesinden evli sabıkası olmadığını söyledi.26. Hacı İsmail babası Hasan 1286 doğumlu Menemen�in Bozalan karyeslnden bekâr ve sabıkası olmadığını söyledi.27. Hüseyin babası Hacı İsmail 1323 doğumlu Menemen�in Bozalan karyesinden bekâr ve sabıkası olmadığını söyledi.28. Abdülkerim babası Mustafa 1305 doğumlu Manisa�nın Gürece karyesinden evli sabıkası olmadığını söyledi.29. Ramiz babası Veli 1298 doğumlu Menemen�de mukim olup Rumeli muhacirlerinden evli sabıkası olmadığım söyledi.30. Molla Süleyman babası Hacı Mustafa 1294 doğumlu aslen Çıtak Köyünden Menemen�de mukim evli ve sabıkası olmadığını söyledi.31. Hüseyin babası Yahya 1310 doğumlu Menemen�de mukim ve belediye arabacısı olduğunu söyledi.32. Acem Haydar babası Ali 48 yaşında Menemen�de mukim bekâr ve sabıkasız olduğunu söyledi.33. Çingâne Ali babası Memet 1300 doğumlu aslen Selânikli olup Menemen�in Camikebir Mahallesinde mukim evli iki çocuklu ve sabıkasız olduğunu söyledi.34. Memet babası Ali 1279 doğumlu aslen Harputlu olup Menemen�in Pazarbaşı Mahallesinde mukim olduğunu söyledi.35. Yosef babası Hayim. 1313 doğumlu Menemen�in Gaybi Mahallesinde mukim evli üç çocuklu. sabıkası yok okur yazar olduğunu söyledi.36. Şımbıllı Memet babası Ali Osman 47 yaşında Menemen�de mukim demirci evli çocuklu sabıkasız olduğunu söyledi.37. Memet Ali babası Ali Mazlûm 1302 doğumlu Menemen�in Ağahıdır Mahallesinden olup evli üç çocuklu mahkûmiyeti sabıkası olmadığını söyledi.38. Arnavut Kamil babası Yusuf 23 yaşında Menemen�de mukim Rumeli muhacirlerinden evli sabıkası olmadığını söyledi.39. Hoca Saffet babası Memet Ali 1295 doğumlu aslen Yanyalı Menemen�in Ulucami civarında mukim ve Manisa Vilayeti vaızı evli beş çocuklu okur yazar sabıkası olmadığını söyledi.40. Rasim babası Hüseyin 1307 doğumlu Menemen�in Hamidiye Mahallesinde mukim amele evli iki çocuklu cahil sabıkası olmadığını söyledi.41. Abbas babası Selim 314 doğumlu Menemen�in Kasımpaşa Mahallesinden Boşnak evli çocuksuz cahil ve sabıkasız olduğunu söyledi.42. İbrahİm babası Kerim 35 yaşında aslen Bozköylü olup Menemen�de mukim evli çocuklu ve sabıkası olmadığını söyledi.43. İsmail babası İbrahim 299 doğumlu Manisa�nın Lâlapaşa Mahallesinde mukim bekâr ve sabıkası olmadığını söyledi.44. Bıçakçı Mustafa babası İdris 287 doğumlu Manisa�nın Hamidiye Mahallesinden evli çocuksuz cahil sabıkası olmadığı söyledi.45. Murat Mustafa babası Süleyman 314 doğumlu. Manisa�nın Çarşı Mahalleslnden evli iki çocuklu cahil sabıkalı olmadığını söyledi.46. Abdürrahman babası Memet 319 doğumlu Manisa�nın Paşa Köyünde mukim evli bir çocuklu gayri mahkûm.47. Memet babası Ak Memet 310 doğumlu Manisa�nın İlyaskebir Mahallesinden evli cahil gayri mahkûm.48. Fırıncı Ahmet babası Mustafa 312 doğumlu Manisa�nın Hacı Yahya Mahallesinden evli çocuksuz gayri mahkûm.49. Hasibe Emrullah Hoca Karısı ve Asi Memet Emin�in anası 55 yaşında Manisa�nın Narlıca Mahallesinden evli çocuklu gayri mahkûm.50. Halide nam diğeri Fatma Emrullah kızı 314 doğumlu Asi Memet Emin�in kız kardeşi Keçeci Süleyman�ın karısı üç çocuklu gayri mahkûm.51. Emine babası Ramazan Memet Eminin karısı 322 doğumlu Manisa�nın Narlıca Mahallesinden evli gayri mahkûm.52. Mustafa Hafız Ali 315 doğumlu Simsar Kâtibi Manisa�nın Aktar Hoca Mahallesinden evli iki çocuklu okur yazar gayri mahkûm.53. Ahmet babası Memet 316 doğumlu Manisa�nın Paşa Köyünden posta sürücüsü asi maktul Mehdi�nin bacanağı evli gayri mahkûm.54. Rukiye Osman karısı 60 yaşında Mehdi�nin kayın validesi Manisa�nın Paşa Köyünden mahkûmiyeti yok.55. Ali babası Kara Ahmet 304 doğumlu Manisa�nın Lâlapaşa Mahallesinden evli cahil iki çocuklu gayri mahkûm.56. Ali babası Lüle Memet 297 doğumlu Manisa�nın Lâlapaşa Mahallesinden evli gayri mahkûm olduğunu söyledi.57. Mustafa babası Ahmet Bozalan Muhtarı 301 doğumlu rençber Bozalan�da mukim evli mahkûmiyeti yok.58. Mustafa babası Mustafa heyeti ihtiyariye âzasından 309 doğumlu rençber evli üç çocuklu gayri mahkûm.59. İsmail babası Mehmet Bozalan âzasından 320 doğumlu cahil evli iki çocuklu mahkûmiyeti yok.60. İbrahim babası Memet 315 doğumlu Bozalan heyeti ihtiyariyesi âzasından evli beş çocuklu mahkûmiyeti yok.61. Hasan babası Halil 309 doğumlu Bozalan âzasından evli dört çocuklu mahkûmiyeti yok.62. Hüseyin babası Ahmet kır bekçisi 309 doğumlu Bozalanlı evli bir çocuklu mahkûmiyeti yok.63. Keçeci Süleyman babası Hüseyin Manisa�nın Narlıca Mahallesinden 305 doğumlu evli bir çocuklu gayri mahkûm.64. Hasan babası Hacı İsmail 306 doğumlu Bozalanlı evli 4 çocuklu cahil gayri mahkûm.65. İbrahim Ethem Tarakçı Hüseyin 311 doğumlu Manisa�nın Lâlapaşa Mahallesinden evli cahil bir çocuklu mahkûmiyeti yok.66. Hüseyin Koca Hasan 315 doğumlu Manisa�nın Paşa Köyünden aslen Üsküplü evli mahkûmiyeti yok.67. Arabacı Bekir babası Ramazan Manisa Paşa Köyünden 317 doğumlu Üsküplü evli mahkûmiyeti yok.68. Eyup babası Şerif Ahmet 320 doğumlu Manisa�nın Paşa Köyünden evli gayri mahkûm.69. Hasan babası Osman 30 yaşında Menemen�in Bozalan Kariyesinden evli çocuklu gayri mahkûm.70. Memet babası Memet 317 doğumlu Bozalan Kariyesinden rençber evli gayri mahkûm.71. İbrahim babası Hüseyin 51 yaşında Menemen�in Bozalar Kariyesinden evli rençber mahkûmiyeti yok.72. Hacı Hasan babası Ahmet 301 doğumlu Manisa�nm Lâlapaşa Mahallesinden evli çocuklu gayri mahkûm.73. Ayan Memet babası Hüseyin 313 doğumlu Manisa�nın Lâlapaşa Mahalleslnden evli çocuklu mahkûmiyeti yok.74. Mustafa babası Hacı Ali 297 doğumlu Bozalan Köyünden rençber evli çocuklu mahkûmiyeti yok.75. Halil babası Lut¤¤¤¤ah 317 doğumlu Manisa�nın Tevfikiye Mahallesinde mukim çocuksuz mahkûmiyeti yok.76. Katırcı Mehmet babası Hasan 305 doğumlu Manisa�nın Tevfikiye Mahallesinden evli çocuklu mahkûmiyeti yok.77. İbrahim babası Ahmet 50 yaşında. Manisa�nın Horos Köyünden evli çocuklu mahkûmiyeti yok.78. Sadi babası Mustafa 305 doğumlu Manisa�nın Horos Köyünden evli çocuklu mahkûmiyeti yok.79. Tahsin babası Abidin 313 doğumlu Manisa�nın Horos Köyünden evli çocuklu gayri mahkûm.80. Hasan babası Zeno 66 yaşında Manisa�nın Horos Köyünden evli çocuklu mahkûmiyeti yok.81. Mehmet Çavuş babası Çulhacı Ahmet 304 doğumlu Manisa�nın Lâlapaşa Mahallesinden evli çocuklu mahkûmiyeti yok.82. Nurettin babası Sadettin 36 yaşında Manisa�nın Horos Köyünden evli mahkûmiyeti yok.83. Şaban babası Aslan 282 doğumlu Horos Köyünden evli çocuklu mahkûmiyeti yok.84. Ahmet babası Ömer 299 doğumlu Manisa�nın Horos Köyünden evli çocuklu mahkûmiyeti yok.85. Halit babası MusIih 294 doğumlu Horos Köyünden evli çocuklu mahkûmiyeti yok.86. Mustafa babası İbrahim 22 yaşında Horos Köyünden evli çocuklu mahkûmiyeti yok.87. Osman babası Yasim 315 doğumlu Manisa�nın Horos Karyesinden evli mahkûmiyeti yok.88. Mevlût babası Necip 303 doğumlu Horos Karyesinden evli mahkûmiyeti yok.89. Osman babası Ragıp 287 doğumlu Horos Karyesinden evli çocuklu mahkûmiyeti yok.90. Haşim babası Muhtar 80 yaşında Horos Köyünden evli çocuklu mahkûmiyeti yok.91. Ali Koç babası Muhittin 52 yaşında Horos Köyünden evli çocuklu mahkûmiyeti yok.92. Ahmet babası Hasan 298 doğumlu Horos Köyünden evli çocuklu mahkûmiyeti yok.93. Ali babası Yakup 28 yaşında Horos Köyünden evli çocuklu mahkûmiyeti yok.94. Naşit babası Salâhattin 313 doğumlu Horos Köyünden evli mahkûmiyeti yok.95. Hacı Hafız Ali Osman babası Abdullah Manisalı Rahmanlı Köyünden 293 doğumlu evli çocuklu mahkûmiyeti yok.96. İbrahim babası Raşit 305 doğumlu Menemen�in Kasımpaşa Mahallesinden evli çocuklu mahkûmiyeti yok.97. Fatma babası Halil Hasan karısı 35 yaşında Menemen�in Bozalan Köyünden mahkûmiyeti yok.98. Osman babası Salih 292 doğumlu Manisa�nın Paşa Köyünden evli çocuklu mahkûmiyeti yok.99. Hasan babası Hasan 308 doğumlu Tütüncü Manisa�da mukim evli çocuklu mahkûmiyeti yok.100. Ali babası Mazlumaki 300 doğumlu Menemen�de mukim bakkal evli çocuklu mahkûmiyeti yok.101. İsmail babası İbrahim Menemen�de mukim 313 doğumlu evli çocuklu mahkûmiyeti yok.102. Halil babası Ahmet 306 doğumlu Manisa�nın Lâlapaşa Mahallesinde evli çocuklu mahkûmiyeti yok.103. Hüseyin Mazlum babası Ahmet 317 doğumlu Manisalı evli mahkûmiyeti yok.104. Mehmet babası Mustafa 298 doğumlu Kırlıoğulları şöhretli Manisa�nın Gülhane Mahallesinden evli çocuklu mahkûmiyeti yok.105. Müezzin Hafız Berber Ahmet babası Abdullah 299 doğumlu Menemen�de mukim cami müezzini evli çocuklu mahkûmiyeti olmadığını söyledi.Bu suretle maznunların hüvviyetleri taayyün ettikten sonra mahkeme reisi Mirliva Mustafa Paşa kararnamenin okunacağını beyanla ceza muhakemeleri usulü kanununun 236 ncı maddesine tevfikan son tahkikatın açılmasına dair olan karar okundu. |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
![]() |
Sanıkların yargılanması (2)
15 Ocak 1931 105 sanığın yargılanmasına 15 Ocak 1931 Perşembe günü başlandı.Tutanaklardan yargılamanın ilk günü...: (15 Ocak 1931) Ceza muhakemeleri usulü kanununun 135 inci maddesi mucibince maznunlara isnat olunan suçların mahiyet ve mevzuu makamı riyasetten izah olunduktan sonra ilk evvela sorguya çekilen maznunlardan Mehmet Emin�e ika ettikleri hadisenin mahiyetini anlatması lüzumu ihtar olundu. Merkum Mehmet Emin ifadesinde Mehdi�nin iki fikre sahip olduğunu anladım. Birisi kendisine Mehdi süsü veren maktul Mehmed�in yanına iltihak ettiğimiz zaman bu adamın tarzı hareket ve icraatından kendisinin iki fikre hizmet ettiğini anlıyorum. Noktai nazarına göre merkumun bir fikri bizleri kendi emeline ram edip bizim akidelerimizi zehirlemek yani dervişlik yaptırmak ve esrar içirmek suretile bizi fikren tesmim etmek biri de merkumun dini ve tekke ve şeyhliğini iade etmek hülyasile Cumhuriyet�e karşı suikast eylediğine zahip oluyorduk. Menemen hadisesine tekaddüm eden zamana kadar bu adamın yanında bulundukça merkumun bütün ahval ve harekâtından edindiğim malûmata göre merkum Mehdi Mehmet menfi vaziyet ve hareketlerinde Menemen�de bulunan Şeyh Saffet Efendiye istinat ve mumaileyhten ilham aldığını anlıyordum. Hatta Mehdinin Şeyh Saffet�e istinat ettiğini de herkes bilir. Bizi mecnun gibi bir hale sokan Mehdi kendi nezdinde bulunduğumuz müddetçe bize daima Allah bana görünüyor. Hazreti Allah kullarına çok zikretmeği emrediyor. Siz de çok zikrediniz böylelikle naili meram olursunuz. Tarikatın mercii Hazreti Peygamberdir. Resulûllah Efendimiz böylece zikir ve tevhide riayet etmiş ve böylece Allah�ın habibi olmak şerefine müyesser olmuştur gibi bir takım sözler söyler dururdu. Beni nakşıbendi tarikine intisap ettirmeğe âmil olan bu Mehdi ile beraber bulunurken Manisa vaizlerinden Hafız Ahmet Hacı Hilmi Şeyh Hakkı Hoca Saffet�in vaizlerinde bulunuyorduk. Bunlar mevizlelerinde dalına nakşî tarikatın ihyası için daima zikreylemeği tavsiye eylerdi. Hatta bunlardan Hacı Hilmi namazı müteakip cemaate zikrettirir. Ve Hafız Ahmet te böylece vaiz esnasında �fezküruni ezkürükümküm� gibi ayetler okuyarak bu suretle mumaileyh te çok zikretmeği tavsiye eder dururdu.Bu defa Mehdi kendisinin Hafız Ahmet�le mübahase ettikleri bir sırada Hafız Ahmet�ten kıyamet günlerinde bir mehdinin çıkacağı herkesçe malûmdur. Bu mehdi beni Adem midir yoksa gaipten mi zuhur edecektir. Sormuş o da bütün peygamberânın beni Adem�den geldiğine göre mehdinin de Adem evladından olması lâzım geleceğini söylediğini ve bunun üzerine kendisinin Hafız Ahmed�e işte o mehdi benim dediğini ve bundan böyle mehdiliği ilân edeceğini söylemesi üzerine Hafız Ahmette sen bu işi yapabilir misin dediğinde yaparım demiş ve bu vaziyette Hafız Ahmet te Mehdi Mehmed�in elini öpüp bu adam hakikaten evliyadır. Siz de buna itikat ediniz diyor. Ve Mehdi�ye dokunmayın suretinde tavsiyede bulunuyor. Bunu gerek Mehdi ve gerekse merkumun dervişi furuncu Ahmet hikâye eyledi. Biz de böylece iğfal edildik. Ve bu maceralara kapıldık. Mehdi Mehmetle müritleri Ramazan Tatlıcı Hüseyin Nalıncı Hasan Küçük Hasan ve ben ve daha bazı müritlerle beraber Çırak Mustafa�nın kahvesinde toplanıyor. Ve orada zikrederek bilâhare hükûmet bunu haber aldı kahve kapatıldı ondan sonra Tatlıcı Hüseyin�in evinde toplanır ve yine devam eder ve Laz İbrahim İzmirli Mehmet Ali Hoca İmam İlyas Efendi Şeyh Hakkı ve Hacı Hilmi Hafız Cemal Hafız Ahmet Ragıp Bey de Mutaf Süleymanın evinde içtima eder tarikata ait konuşmalarda bulunurlardı.S- Mehdi Mehmet ne kadar zikretmenizi tavsiye ederdi? C - Lâyetenahi zikrediniz diyor ve hatta bize günde ne miktar ismi celal çekiyorsunuz diyor biz de 500 e kadar devam etmekte olduğumuzu söylediğimizden Mehdi bu kadar zikir azdır daha fazla daha çok zikrediniz ne kadar çok zikrederseniz o derece Allah�a yakın olmuş olursunuz diyordu.S - Her Müslüman evinde duasını yapar ibadet etmek memnu değildir. Bu toplantılarda bir fenalık yapmak için ne gibi sözler konuşulurdu?C - Her toplantıda hükûmetin maksadı ve her hedefi Müslümanları gavur ettirmektir. Mehdi dini iade etmek için bütün emellerini hep bu noktada toplar maksadı aşikardır. Cumhuriyeti yıkmak gençliğin mefkûresini zehirlemekti ve bu meyanda Mehdi Mehmet bütün memurlar kâfirdir ailelerini açık saçık gezdiriyorlar diyerek mütemadiyen hükümet aleyhinde ve tarikat lehinde söz söylerdi. Öyle bir hale gelmiştim ki Mehdi�nin dediklerini yapmamak iradesinden mahrum kalmıştım. Adeta bu Mehdi�ye uymak için büyük bir meyil hissediyorum. İşte böylece aldandık hatta Paşa Hazretleri cumhuriyetin düşmanı olduğunu anladığım Laz İbrahim nakşibendi tarikatının ve bu teşekkül ve bu şebekenin kuvvetli amillerindendir. Bunlar tarikat kisvesine bürünerek din perdesi arkasından büyük oyunlar oymamışlardır. Laz İbrahim İstanbul�dan tarikatın neşir ve tamimi için kitaplar getirtti camide vaz ettiği esnada şapka giyenler gâvur olur der ve bilâ perva alenen zikrettirirdi. Mehdi Mehmet te Arabistan cihetlerinden dini kurtaracak bir halifenin zuhur edeceğini söyler ve bu zamanın hulûlünü görmek için müritlerini fazla zikrettirirdi. Ben bu Mehdi Mehmed�e mürit olmazdan evvel üzüm zamanında beni bağına amele olarak almıştı. Kendisile o vakit tanışmıştım işte o vakit beni nakşibendilik tarikatına intisap ettirmek için tarikatın muhassenatından bahsederdi. Ben de evvelce de arzettiğim veçhile her nasılsa Mehdinin iğfalkâr sözlerine kapıldım ve tarikata girdlm. İşte bundan sonra Mehdi müritlerini istihareye yatırır gece gördüğümüz rüyaları uyandıktan sonra bizden sorar ve hallederdi ve tarikata karşı bizim meylimizi daha ziyade artırmak için fazla fazla zikretmemizi söylerdi. Bizi adeta teshir etmiştiS- Tatlıcı Hüseynin evinde neler görüşülüyordu? C - Her akşam zikredilirdi. Son gecelerde idi Mehdi bu evde beni Küçük Hasan�ı Nalıncı Hasan�ı Ramazan�ı ayırarak hep birlikte bir mağaraya gideceğimizi ve orada 15 gün mütemadiyen zikredeceğimizi ve kendisine ilham nazil olacağını ve Hazreti Peygambere de böyle ilham nazil olduğunu ve bununla beraber mürşit ve kutbülaktap Esat Hoca�nın dünya avcunda olduğunu isterse tufanlar ve firtınalar yaratıp dünyayı alt üst edecek kudrette bulunduğunu söylemiştir. Menemen meselesi Manisa�da hiç konuşulmadı. Bu bahis esnasında Sütçü Memet evinde bir fıransız filintası olduğunu ve onu alarak Mehdi Memet Sütçü Memet Şamdan Memet; üçü Paşa Köyüne ve bir sonra da ben Ramazan Nalıncı Hasan Küçük Hasan�la Paşa Köyünde onlara iltihak etmek için yola çıkmamız kararlaştırıldı. Oradan da Bozalan�a gidilecekti ve bu seyahat esnasında halkı dine davet etmek için kasabalar köyler vilayetler gezilecek ve Mehdi Arabistan�a kadar hatta Çin�e kadar giderek Hazreti İsa ile birleşeceğini ve oradan Avrupa�ya dönerek Avrupa Devletlerini dahi dine davet edeceğini söyliyordu. Bu seyahat kararlaştırıldıktan sonra Mehdi Memet Şamdan Memet ve Sütçü Memet Paşa Köyüne hareket ettiler ve bizim de oraya gelmemizi tenbih ettiler. Bir gün sonrada biz Paşa Köyüne gittik. Orada onlarla buluştuk. Mehdi�nin bacanağı Ahmed�in evine misafir olduk. Bize yemek verdiler. Mehdi orada kendisine ve Şamdan Memed�e birer silâh daha temin etti.S- Silâhları kimlerden aldılar? C - Silâhları kimlerden aldıklarını bilmem dedi ve ifadesine devamla; biz bu köyde bir kaç gün kalarak zikrettikten sonra Mehdi orada Mehdiliğini ilân etti ve yanındaki köpeği köylülere göstererek bu mehdinin alâmetidir. Yani Kıtmirdir. Herkes bana tabi olacak dedi. Köylülerden bazıları inandı bazıları seyirci kaldı. O köyden Sütçü Memed�in köyü olan Bozalan�a gitmek üzere yola çıktık. Tam 11 saat yol yörüdükten sonra sünbüller mevkii denen mahalle geldik. Orada çamlar altında su başında oturduk. Gece idi. Ramazan su dökmek bahanesile ayrıldı ve oradan kaçtı. Hatta Sütçü Memet aramak için gitti bulamadı geldi. Ondan sonra Mehdi bizi sıkı bir nezaret altına aldı. Tehdide başladı kaçarsanız sizi vururum dedi. Biz korktuk kaçamadık bu çamlar altında da esrarlı sigaralar içtik ve Bozalan�a yakınladığımız zaman biz bir dağda kaldık. Sütçü Memet köye gitti ve sabahleyin Sütçü Memed�in arkasından Hacı İsmailoğlu Hüseyin gelerek bizi aldı Bozalan�a gittik Hacı İsmail�in bulduğu bir eve girdik orada bir hafta kadar zikrettik. Mehdi orada köylüye avlanmak için geldiğini söyledi ve orada zikretmekte bir mahzur gördü olacak ki Sütçü Memed�e biz burada lâyıkile zikrimizi yapamıyoruz bize dağda bir kulübe yapsınlar dedi. Sütçü Memet�te eniştesi Mustafaya dağda bir kulübe yapmasını söyledi. Kulübe yaptılar kulübeye gittik orada mütemadiyen zikre ve esrarlı sigaralar içmeğe başladık. Mehdi Memet �Süphanellezi esra biabdihi leylen minelmescidilharam� ayetini okuyarak Hazreti Peygamber de bu esrardan içti ve öylece miraca çıkarak Allah ile görüştü diyerek bizi mütemadiyen zikrettirdi ve esrar içirdi. Biz orada iken yemeklerimizi Bozalan�dan Hasan ve Hacı İsmail getirirdi. Bozalanlılar bizi hepsi görmüştü kulübede iken son günlerde idi Mehdi Memet Menemen�i kimin eyi bildiğini küçük Hasan�dan sordu o da Nalıncı Hasan�ın her vakit Menemen pazarlarına nalın satmak için gidip geldiğinden onun bileceğini söyledi. Bunun üzerine Mehdi Menemen�e gideceğiz benim tanıdığım Saffet Hocanın evinde bir akşam kalacağız onun vaızlarını dinliyeceğlz ve oradan Kutbülaktap Esat Hocaya ve umum şeyhlere telgraflar çekeceğiz Hükûmeti işgal edeceğiz tekkeleri açacağız Hükûmeti iki ay tatil edeceğiz diyordu.S- Menemenden başka daha nerelere gidilecekti? C- Manisa Ankara ve daha sair vilayetler işgal edildikten sonra İstanbula giderek halifeliği iade edeceğini ve Menemende Saffet Hocayı Manisa�da da diğer bir şeyhi ve böylece her memlekete birer şeyh ikame edeceğini söylemişti. Paşa Hazretleri biz meczup ve teshir edilmiş bir vaziyette idik. Ben üç aydan beri yerde miyim gökte miyim hiç kendimi bilmiyorum. Kulübeden Menemene gelmek üzere yola çıktık. Bozalan kenarında Abdülkerim ve Hoca Mustafa�ya rast geldik onlar bizi geçirdiler lâhavle çeke çeke Gediz çayı kenarına geldik kayıkçıyı uyandırdık kayıkçı bizi diğer tarafa geçirdi vakit sabaha yakındı Menemen kenarında bir zeytinliğe oturduk. Orada yine esrarlı sigaralar içtik Ayetülkürsi okuduk. Lâilâhe illâllah diyerek tekbir ve tehlil ile Menemen içerisine girdik çarşı içerisinde bir camiye geldik Nalıncı Hasan caminin içinden bir sancak alarak çıktı camide bir kaç kişi vardı sancakla zikrede ede bir kaç mahalle dolaştık Mehdi Memet Şeyh Saffetle görüşmüş fakat ben görmedim. Ben kendime malik değildim Şeyh Saffet ile Mehdi�nin görüştüğünü çocuklar bilir ben görmedim. Paşam: Bu nakşi tarikatı zehirle dolu bir melânet yuvasıdır. Bunların kökünü kazımak lâzımdır bunların kökü kazınmadıkça Cumhuriyet selâmet bulamaz. Bunları kökünden kazınmasını isterim Paşa Hazretleri.S - Asıl Kublây Beyin başının kesildiği andaki vaziyeti anlatmadın. Ruhlu noktayı geçtin orasını da anlat bakalım?C- Esas mesele hükümet meydanında zikredip dönerken sancağı diktik bu esnada bir jandarma neferi geldi. Mehdi�nin ne istediğini sordu o da ben Mehdiyim biz burada zikrederek halkı dine ve tarikata davet edeceğiz dedi. Jandarma olamaz deyince Mehdi ısrar etti jandarma gitti. Arkadan jandarma yüzbaşısı geldi. Mehdi onunla da bir şey konuştu yüzbaşı gitti biraz sonra askeri yüzbaşısı geçerken Mehdi onu çağırdı ve konuştu. Yüzbaşı bırakıp gitti. Müteakiben de bir genç zabit müfrezesile gelmiş Mehdi zabitin kafasını kesmiş sancağın ucuna dikmiş benim bunlardan hiç haberim yok. Ben mütemadiyen sancak altında kendimden geçmiş bir vaziyette zikrediyordum. Her taraftan ateş başladı. Mehdi Şamdan Memet Sütçü Memet vurularak düştüler ben de yaralandım düştüm. Paşa Hazretleri Mehdi bize Hükûmet kuvvetlerinin kendisi ile beraber olduğunu kendilerine silah atmıyacaklarını kimseye bir zararları dokunmıyacağını yalnız halkı dine ve şeriata davet ile Mehdiliğini ilân edeceğini söyledi ve bu suretle bizi kandırdı. |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
![]() |
Sanıkların yargılanması (3)
15 Ocak 1931 105 sanığın yargılanmasına 15 Ocak 1931 Perşembe günü başlandı.Tutanaklardan yargılamanın ilk günü...: (15 Ocak 1931) Sorguya çekilen diğer maznun Nalıncı Hasan Makamı Riyasetten Hasan:S- Okunan kararnameyi dinledin sen Mehdi Memet�le ne suretle münasebet peyda ettin ve nasıl tanıştın hadiseyi baştan nihayete kadar anlat bakalım?C- Maznun Nalıncı Hasan : Efendim ben bir gün dükânımda çalışırken Mehdi Memetle Şamdan Memet dükânıma geldiler esasen ben bunlarla tanışmazdım. Dükkânda Mehdi ile Şamdan Memed�in delâletile tanıştım. Dükânımda bana kahve ısmarlattılar ve bu sırada Mehdi Memet bana ben mehdiliğimi ilân edeceğim. Maksadım dini kurtarmaktır. Beni de mürit olarak ona iltihakımı istedi. Bununla beraber çok zikreden ve dua eden Allah�a yakın olur bunun için sen de Müslümansın buna ihtiyacın var ben bir çok müritlerimle çırak Mustafa�nın kahvesinde zikrediyorum sen de oraya gel zikre iştirak et dedi ve beni bir çok ayetler okumak suretile kandırdı. Ben de Çırak Mustafa�nın kahvesine devama ve zikretmeğe başladım. Hükûmet tarafından bu kahvede zikrolunduğu anlaşılmış kahve kapatıldı. Müritlerden Tatlıcı Hüseyin benim evim var evimde de bir çocuğum var benim evde toplanır zikrederiz dedi. Ondan sonra da Tatlıcı Hüseyin�in evinde toplanmıya ve zikretmeğe başladık.S- Tatlıcı Hüseyin�in evinden başka yerde toplandınız mı? C - Hayır başka yerde toplanmadık. S - Tatlıcı Hüseyin�in evindeki toplantılarda neler görüşüldü? C - Tatlıcı Hüseyin�in evinde toplandık orada bir müddet zikirler yaptıktan sonra Mehdi biz zikrimizi lâyıkile yaymak için bizim bir mağaraya gitmemiz lazım ve orada zikir yaptıktan sonra Paşa Köyüne gider ben orada Mehdiliğimi ilân ederim bütün halkı dine davet ederim dedi ve bir çok ayetler okuyarak tarikatın eyiliğinden bahsetmek suretile bizi kandırdı ve bu tarikata intisap ettikten sonra hepimiz sakal bırakmağa başladık esrar içmeğe başladık Mehdi�nin telkini üzerine günde 1 000 ve daha ziyade lâilâhe illâllah diye ismi celâli çekmeğe başladık. Mehdi bizi âdeta kendine cezbetmişti. İşte bu tarikata girdikten sonra Tatlıcı Hüseyin�in evinde Mehdi tarafından bu seyahat hakkında vaki teklifi kabul ettim. Mehdi Memet Sütçü Memet Şamdan Memet Paşa Köyüne hareket etmek üzere yola çıktılar ve gittiler. Biz de ben de dahil olduğum halde Nalıncı Hasan Küçük Hasan Ramazan Memet Emin�le dördümüz bir sonra Paşa Köyüne gittik. Mehdi�nin bacanağı Ahmed�in evine misafir olduk ve onları da orada bulduk. 3-4 gün orada mütemadiyen zikrettik ve esrar içtik Mehdi orada köylüye hitaben ahir zamanda gelecek olan Mehdi benim dedi ve yanındaki köpeği göstererek bu da mehdinin alâmeti Kıtmir�dir dedi ve bu suretle Mehdiliğini ilan etti. Halktan bazıları inandı bazıları inanmadı. Mehdi orada kendisile Şamdan Memede birer silâh temin etti. Bozalan�a gelmeğe kararlaştırdık ve yola çıktık 11 saat yürüdükten sonra Sünbüller mevkiinde çamlar altında bir su başında oturduk gece idi bu sırada Ramazan bir bahane ile kaçtı. Sütçü Memet onu aradı bulamadı geldi orada esrarlı sigaralar içtik. Mehdi orada ayetlerden bahsetti rüyalarımızı sordu ve halletti ordan kalktık Bozalan�a geldik. Sütçü Mehmed�in kardeşi Hacı İsmail�in hazırladığı bir eve gittik. Mehdi orada avlanmak niyetile geldiğini söyledi orada bir hafta zikrettik ondan sonra Mehdi burada rahat zikredemiyoruz. Bize dağda bir kulübe yapılsın oraya gidelim orada zikredelim dedi. Kulübe yapıldı bize kulübeyi Hoca Mustafa ile Hasan gösterdiler. 15 gün orada kaldık gece gündüz zikrettik ve esrar içtik. Mehdinin tavsiyesi üzerine geceleri 200 000 defa kelimei tevhit zikrederdik. Ramazan kaçtığı zaman Mehdi bizi sıkı tazyik altına aldı kaçarsanız sizi vururum diye korkuttu ve okuduğu ayetlerle de bizi kandırdı ve daha doğrusu bu tarikata intisap ettikten sonra kendimi kaybetmiştim.S- Bu müddet zarfında size bu Mehdi Mehmet Menemen�e ne maksatla gelineceğini söyledi mi? C- Menemen�e ne için gidileceğini söylememişti. Yalnız Şeyh Saffet�in evine gideceğimizi ve hükûmet aleyhinde tertibat alacağımızı söylemişti. S- Kulübedeki toplantıdan sonra ne oldu? C- Kulübede 15 gün kaldıktan sonra Menemen�e gelmek üzere yola çıktık biz kulübede iken Bozalan köylüleri bize yemek getirilerdi. Menemen�e hareket etmek üzere Bozalan�dan çıktığımız zaman Abdülkerim ve daha bir iki kişi bize olanca kuvvetlerile yardım edeceklerini söylediler. Gediz kenarına geldik kayıkçıyı kaldırdık Mehdi kayıkçıya ben Mehdiyim halkı dine ve şeraita davete gidiyoruz bizim paramız yok bizi o bir tarafa geçir biz de seni ileride memnun ederiz dedi. Çay verdi içtik ve Menemen tarafına bizi kayıkla geçirdi. Menemen kenarında bir zeytinlik içerisine girdik orada zikrettik içtik sabaha karşı idi Mehdi bize ayetülkürsü okuttu. Menemen�e nasıl gireceğimize dair talimat verdi. İllâllah İllâllah diyerek Menemen�in içine girdik. Çarşı içindeki bir camiye geldik. Camiden bayrak Mehdi camide halka karşı mehdiliğini ilân ediyor ve bizim kimse ile alâkamız yoktur. Biz burada zikredeceğiz maksadımız dini kurtarmaktır diyor. Merkumun bu sözlerini işiden halktan bazısı peki dediler ve bizim arkamıza takıldılar. Tahminen sancağın altında yüz kişi zikrediyorduk. Yüz kişi de seyirci vaziyetinde idi. Mehdi aynı zamanda halka karşı eshabı kehiften olan Kıtmirleri sayıp tarif etti ve yanındaki köpeğin de Kıtmir olduğunu ve kendisinin mehdiliğine delâlet ettiğini söyledi. Zikrederek biz poyraz tarafına Mehdi de gün doğdu istikametine gittik. Mahalleleri gezerken Mehdi�yi kaybettik bir sokakta Mehdi ile Saffet Hoca�yı karşı karşıda gördük. Mehdi elle Saffet Hocaya bir işaret yaptı ve beraber konuştular Saffet Hoca evine gitti biz yine belediye önüne geldik zikre başladık bir jandarma neferi geldi dağılım bu toplantıyı lağvediyorum dedi. Mehdi dinlemiyerek zikre devam etti. Jandarmalar hükûmet içine girdiler ve biraz sonra bir piyade yüzbaşı geldi. Mehdinin ne istediğini sordu. O yüzbaşı da gitti. Jandarma kumandanı geldi Mehdi jandarma kumandanına ben Mehdiyim halkı şeriata davet ediyorum dedi. Jandarma kumandanı da biz de Müslümanız haydi dağılın dedi ise de jandarma kumandanı da ayrılınca etrafa toplanan halk bizi alkışlamaya başladı. Bu sırada bir zabit emrinde bir asker müfrezesi geldi. Zabit mehdinin yanına yaklaşarak yakasından tuttu teslim olmasını söyledi. Mehdi kızdı zabiti kaktırdı ve bir silâh atarak zabiti yaraladı. Zabit yaralı olarak camiin kapusunun içine düştü. Mehdi ve Şamdan Mehmet zabitin arkasından gittiler zabitin kafasını kestiler ve başını alıp getirdiler. Halktan tanımadığım birisi bir ip getirdi Mehdi kelleyi sancağın ucuna dikti birisi de çukur kazdı amma bilmiyorum bu sırada etraftan silâhlar atılmağa başladı. Mehdi Mehmet Sütçü Memet Şamdan Memet vuruldular ve düştüler.S - Halkı dine davet etmek için nereye kadar gideceksiniz? C - Çin�e kadar gidip bütün Yahudileri Müslüman ettikten sonra Mehdi kendisi de Müslümanların başına halife olacaktı. S- Her memleket halkını Müslüman ettikten sonra Çin�e kadar gitmeyi kararlaştırdığınıza göre Müslüman ettiğiniz memleketlerde kimi bırakacaktınız? C- Buralarını dine davet ettikten sonra Menemen�de Şeyh Saffet�l bırakıp Mehdi�nin kararı gibi Arabistana kadar gidecektik. Müddei Umumi Hidayet Bey - Mehdi�nin Menemen�den evvelki Şeyh Saffetle olan vaziyet ve münasebetlerini söyleyin. S- Menemen�e gelmezden evvel Mehdi başkaca ne vakit Şeyh Saffet ile görüşmüştür? C- Bir cuma günü Şeyh Saffet�le Mehdi�yi yolda bir çamlık arasında Rumca konuşmaktalar iken tesadüf ettim bana sigara verdiler içtim. Ve yanlarından ayrıldım ve çekildim biraz yanlarından ayrıldım. kenardan Şeyh Saffet ile Mehdi�nin konuşmalarını ve vaziyetlerini takip ettim. Bir saat kadar konuştular ayrıldım gittim yine bir gün Saffet Hoca bana tesadüf etti. Beni bir zeytinlik içine çekti. Orada cebinden çıkardığı bir defter yaprağına bir şeyler yazarak al şu mektubu Derviş Mehmed�e ver dedi ben aldım götürdüm.Müddei Umumi Hidayet B. - Maznun Nalıncı Hasan�dan sorulsun kendisi hiç mektup alıp Şeyh Esad�a ziyarete gitmiş midir?S - Böyle bir seyyahat yaptın mı? C- Maznun; Evet İstanbul�a bir mektup ile Şeyh Esad�a ziyarete gittim. Laz İbrahim benim orada Şeyh Esat namında bir şeyhim vardır dedi oturduğu yeri tarif etti mektubu alarak İstanbul�a gitmek üzere İzmire gittim. Vapurda Manifaturacı Osman�a tesadüf ettim. İstanbul�a çıkınca dayım Mavunacı Dadaylı Hasan�ı aradım bulamadım. Bunun üzerine Laz İbrahim�in dediği adresle Erenköyünde Esat Hocanın köşküne gittim. Vapurda rast geldiğim Osman benden evvel Şeyh Esad�a gitmiş onu orada gördüm bir kaç gün sonra da Laz İbrahim Hoca da İstanbul�a geldi. Şeyh Esad�ın köşkünde ben 11 gün kaldım bir gün Laz İbrahim Manifaturacı Osman Şeyh Esat ve daha bir kaç kişi ve ben orada oturup konuşuyorduk bana dışarı çıkmamı ihtar ettiler. Ben oradan dışarı çıktım. Fakat içeriden konuşulan şeyleri dinledim. Laz İbrahim yakında şapkalar atılacak fesler geyilecek halifeler gelecek tekkeler yeniden açılacak diyor ve Hükûmet aleyhinde söyleniyordu. Yine bir gün İstanbul�a Laz İbrahim Hoca ile beraber gezerken denizde iki tane zırhlı vardı. Laz İbrahim bu zırhlıları görünce işte bunları görüyor musun bunların içinde Sultan Hamidin oğulları vardır. Nerede ise halifelik avdet edecek demişti.S- Sen başka daha ne vakit İstanbul�a glttln? C - Ondan bir sene evvel yine bir defa gitmiştim. S- İmam İbrahim Efendi ne vakit İstanbul�dan dönmüş? C- Menemen hadisesinden bir ay evvel Manisa�ya döndü ve Manisa�da tekkelerin yine açılacağını filân söyler dururdu. S- İstanbul�dan sen mi daha evvel geldin yoksa İbrahim Efendi mi?C- Ben daha evvel geldim. İmam İbrahim Efendi benden üç dört gün sonra geldi ve yine camilerde halifelerin geleceğini tekkelerin açılacağı hakkında vaizlerde bulunurdu.S - Yalnız Manisa�da mı vaaz veriyor köylere gitmiyor mu idi?C- Köylere de gidip tarikat lehinde halka nasihatlerde bulunup ahaliyi nakşibendi tarikatine intisap etmeleri için teşvik ederdi. S- Köylerde seyyahatı esnasında gizli cemiyetler teşkil ediyor mu idi? C- Gizli cemiyet teşkil ettiğini bilmem yalnız camilerde her vakit namazdan sonra resmen cemaatı zikrettirirdi ve hiç korkmayın hükûmet bizim zikrimize mani olamaz derdi. S- Sen ne vakit nakşibendi tarikatine intisap ettin? C- İki sene evvel. S- Sen bu zikirlere nasıl iştirak ediyordun? C- Bir defa Laz İbrahim�in camaate hitaben istiyen gitsin biz zikredeceğız dedi. Oturup zikrettik. Biz ondan sonra Laz İbrahim�in evine gittik. Bizi evinde zikrettirdi. Bana Şeyh Esat için şeyhimizi hiç bir vakit unutma derdi. İşte bunların bu yoldaki tarikata mütedair teşvikat yaptıkları itikatla içime ateş gibi bir şey düştü en nihayet ben de tarikate sülûk ettim. Mesele bundan ibarettir. Ben tarikat şebekesinin bütün icraat ve faaliyetini baştan nihayete kadar anlattım. Hiç bir şey saklamıyorum. Evvel ve ahir hadiseyi bütün mahiyet ve şümulile söyledim. Hatta müstantıklara da verdiğim ifade bu yoldadır. |
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
![]() |
Sanıkların yargılanması (4)
15 Ocak 1931 105 sanığın yargılanmasına 15 Ocak 1931 Perşembe günü başlandı.Tutanaklardan yargılamanın ilk günü...: (15 Ocak 1931) Sorguya çekilen diğer maznun Küçük Hasan makamı riyasetten:S - Hasan sen de anlat bakalım? Mehdi Memed�in yanında bulunduğunuz müddetçe ne gibi hareketlerde bulundunuz. Menemen�e gelip buradaki hadisenin sonuna kadar geçen safahatı anlat? C- Paşam Hazretleri! Mehdi Memet dedikleri adam yedi senedenberi şeyhlik yapıyormuş. Bunun yanında bir çok derviş ve müritleri de varmış. Bir defa pederime nasıl senin çocuklar camiye gidiyorlar mı namaz kılıyorlar mı? Dedi ve bana da ahIr zamanda bir mehdi çıkacaktır biliyor musun dedi. Ben de evet biliyorum dedim. Öyle ise işte o Mehdi benim dedi ve beni kendisine mürit olmağa davet etti ve bana nasıl zikir yapılmak lâzım geleceğini öğretti. Tarif ettiği duaları okudum bu adam beni de kandırdı. Bir gün toplandığımız Çırak Mustafanın kahvesinde tesbih ile bana 500 defa lâilâheillâllah ismi celâlini çekeceksin dedi. Bunu da tarif ettiği minval üzere yaptım. Mehdi Memet ve Sütçü Memet nakşibendi tarikatinin ihyası için teşkilât yapıyorlarmış ve her vakit Mehdi Memed�in tarif ettiği gibi zikre devam ediyordum. Çırak Mustafa�nın kahvesi Hükümet tarafından kapatıldıktan sonra müritlerden Tatlıcı Hüseyinin teklifi üzerine onun evinde akşamları toplanmağa ve zikretmeğe başladık. Tatlıcı Hüseyinin evinde Mehdi yapılan teşkilât etrafında gidecekleri yeri kararlaştırıyordu ve maksadı da Türkiye�de bütün vilâyetlerde kasabalarda köylerde halkı dine davet ettikten sonra Avrupa Devletlerini de bu minval üzere dine davet edecekti ve Türkiyede kapanan tekkeleri yeniden açmak için çalışacağını söylerdi. Bu maksadının husulü için Hazreti Peygamberin zamanında nasıl bir yol tutup din uğrunda çalıştığından ve ne suretle dini islâmı neşrettiğinden anlarla misaller getirerek bizi ikna etmek için hazreti peygamber de böyle zikir ve tehlil ve tevhitlerde bulunup hak yolunu kazanmış idi diyordu. Bu toplantılarda Menemen lâfı olmadı. Yalnız silâh olmadığından karakolların basılıp silâh temin edilmesi bahsı geçmiş idi. Mehdi Memet bana İsmail�e git benden selam söyle bir tüfenk versin al gel dedi. Ben de gittim İsmail�e Mehdi Memed�in selâmını söyledim ve silah istediğini anlattım.İsmail çuval içerisine bir silâh koydu ben de silâhı alıp çuvala koydum. Mehdi Memed�e götürdüm. Mehdi Memet Manisa�da Koca Mustafa�dan da bir bıçak temin etmiş Tatlıcı Hüseyin�in evinde kararlaştırdığımız veçhile Mehdi Sütçü Memet Şamdan Memet nezdine bir gün evvel Paşa Köyüne hareket ettiler. Biz de bir gün sonra orada onlara iltihak ettik. Köyde Mehdi�nin bacanağı posta sürücüsü Ahmed�ln evinde misafir olduk. Üç dört gün bu suretle orada zikrettik Ve beni çok tehdit ederdi.S- Senin daha başka kardeşlerin olduğuna göre neden Mehdi Memet seni kendisine mürit yapmağı intihap ediyor. Mademki seni korkutuyor. Sen Mehdiden gördüğün tehditlerden babam neden haberdar etmedin? C- Paşam Hazretleri. Beni çok korkuttu. Dualarla aklımı aldı. Babama söylemedim. Nedense kendisine mürit yapmağa beni seçmiş. Reis Paşa: İfadene devam et: Maznun Küçük Hasan bu minval üzere Paşa köyünde Mehdi Memed�in kayin validesinin evinde üç dört gün kaldık. Mehdi oradaki halka evvelâ av maksadile geldiğini sonra da Mehdi olduğunu ilan etti ve maksadını anlattı. Bozalan�a gelmek üzere yola çıkarken köylülerin bazıları gitmeseniz eyi olur diyordu.S- Mehdi�nin kayın validesi kendisine böyle bir teşebbüsten yaz geçmesini söylemedi mi? C- Kayin validesi gitme der fakat Mehdi Memet dinlemezdi.S- Ondan sonra ne oldu. C- Bu minval üzere Paşa Köyünden yola çıktık tanı 11 saat yol yürüdük. Sünbül mevkiinde çamlık altında bir su başında oturduk. Ramazan oradan bir bahane ile kaçtı Sütçü Memet aradı bulamadı bundan sonra Mehdi bizi daha fazla tazyik altına almağa başladı. O su kenarında da esrar içtik. Bozalan Köyünün yakınında bir derede biz kaldık yalnız Sütçü Memet köye geldiler. Gece idi. Sabahleyin Hacı İsmail�in küçükoğlu Hüseyin gelerek bizi de aldı Bozalana gittik Hacı İsmail�in büyükoğlu Hüseyin bunlara iki silâh daha temin etti ve Hacı İsmail�in evine misafir olduk. Bize yemek verdiler. Bu köyde bir hafta kadar zikrettik. Esrarlı sigara içtik. Burada da Mehdi Memet Mehdiliğlni ilân etti ve bizim için de bunlara eshabı kehifdendlr dedi. Bu sözler üzerine köylü elhamdülillah Mehdinin yüzünü gördük derlerdi. Bununla beraber Mehdi Memet ben mehdiliğimi ilân etmeğe çıkıyorum. Halkı dine davet edeceğim. Muvaffak olduktan sonra da size birer memuriyet veririm dedi. Mehdi daima esrar içtirir ve kendi amaline hizmet ettirmek için böylece bizi bir takım kayıtlar altında tutardı. Bizi budala yapmıştı. Bizi istihareye yatırır. Rüyalar görür onları hallederdi. Neler yapmazdı Paşam. Meğer maksadı ne imiş Paşanı Hazretleri bu minval üzere bu köyde bir hafta kadar dua ve zikrettikten sonra Mehdi Memet Sütçü Memed�e biz burada zikrimizi rahat yapamıyoruz. Bize dağda bir kulübe yapsınlar oraya gidelim dedi. Sütçü Memet eniştesine söyledi ve bize dağda bir kulübe yapıldı. Oraya gittik. orada 15 gün kadar zikrettik esrar içtik yemeklerimizi Bozalan köylüleri getirirdi. Bu minval üzere burada zikrederken Mehdi Memet benden Menemen�i eyi bilir misin diye sordu. Ben de Nalıncı Hasan daha eyi bilir dedim. Bundan sonra Menemende kaç jandarma vardır dedi. Bir kaç jandarma olduğu söylendi. Kulübeden çıktık. Bozalan kenarına geldiğimizde Mehdi Abdülkerim�e rast geldi. Mehdi ona Menemen�e doğru gidiyoruz orada Mehdiliğimi ilân edeceğim dedi. Abdülkerim Hüseyin ile beraber Mehdi�ye beni unutma Cenabı Hak size yardımcı olsun inşallah muvaffak olursunuz siz gidin biz de buradan sizin hareketinizi takip edeceğiz. Buradan Menemen�e bakacağız Menemen�de bir silah patlarsa silâhlarımızı alarak geleceğiz dedi ve bize birer sigara verdi. Oradan Gediz çayı kenarına geldik. Kayıkçıyı kaldırdık ve beri tarafa geçtik. Menemen kenarında bir zeytinliğe gelmiştik.Sabah yakındı. Zeytinlikte oturarak esrar içtik. Şafak sökmek üzere idi. Menemen�in içerisine girdik �Bozalan�dan hareket ederken Mehdi bana da bir tabanca vermişti. Fakat ben onu hiç kullanmadım� Menemen�in içerisine girmezden evvel Mehdi bize ayetülkürsiyi okutmağa başladı. Menemen�in içerisine tekbirlerle girdik. Çarşı içerisinde bir cami yanına geldik silâhlılar camiin etrafını sardılar Nalıncı Hasan camiye girerek bir sancak aldı o vakit camide iki kişi vardı bir insan da ezan okumak üzere idi. Mehdi Camide bulunanlara ben ahir zamanda gelecek olan mehdiyim deyince camidekiler şehadet getirmeğe başladılar. Sancakla camiin önündeki meydanlığa geldik orada biraz zikrettikten sonra Mehdi Menemen�in içerisini mahallelerin gezmek istedi. Ve orada hazır bulunan tanımadığım birisine bize mahalleleri gezdir dedi. O tanımadığım adam bizimle beraber mahalleleri zikrederek dolaştık bir yere geldik Mehdi bizden ayrılmıştı. Mehdi�yi kaybettik dolaşırken bir sokakta Mehdiyle Saffet Hocayı karşı karşıya gördük. Saffet Hoca evine girdi. Pencereyi kapattı biz oradan tekrar belediye meydanlığına geldik yine zikre başladık bir çok halk toplanmıştı. Sancağı yere dikmek istedik tanımadığım birisi bir çukur kazdı sancak oraya dikildi. Etrafımıza tahminen 100 kişi toplanmıştı. Bunların hemen hepsi zikre iştirak ediyorlardı. Mehdi Mehmet mehdiliğini ilân etmişti. Ve etraf 70 000 evliya ile sarılmıştı. Herkes öğleye kadar sancağın altına gelsin gelmiyenlerin kafası kesilecektir dedi. Bu sırada bir jandarma yanında dört beş jandarma ile gelerek Mehdi�ye ne istiyorsun dağılın dedi Mehdi ona ben mehdiyim halkı şeriata ve dine davete geldim. Etraf sarılmıştır. 70 000 kişi vardır dedi. Ve silâhını jandarmalara karşı kaldırdı. Jandarmalar kaçarak hükümete girdiler. Zikir yine devam ediyordu. Müteakiben bir jandarma yüzbaşısı gelerek Mehdi ile konuştu. Ve Mehdi�ye biz de Müslümanız dağıln dedi. Ve jandarma yüzbaşısı da hükümete doğru gidince halkın bir kısmı Mehdi�yi alkışladılar. Yine bir askeri yüzbaşısı geldi. O da döndü. Arkadan bir genç zabit kumandasında süngü takılı bir müfreze geldi. Zabit Mehdi�nln yanına gelerek yakasından tuttu. Mehdi�ye teslim ol dedi Mehdi zabiti kaktırdı ve silâhla vurdu. Zabit yaralı olarak camii yanına gelince düştü. Şamdan Mehmet giderek zabitin kafasını kesti getirdi sancağın ucuna dikti. Baş orada durmayınca ahaliden birisi ip verdi. Başı sancağın ucuna bağladılar. Ve yine bu vaziyette meydanlıkta tekbire başladık. Süngü takılı askerler kaçmışlardı. Zikir esnasında her taraftan silâhlar patlamağa başladı. Mehdi Sütçü Mehmet Şamdan Mehmet vuruldular. Mehmet Emin de yaralandı. Biz Nalıncı Hasan ile Manisa�ya kaçtık üç gün sonra bizi Manisa�da tuttular. Mesele bundan ibarettir Paşam Hazretleri.S- Mehdi Menemen�den sonra nerelere gideceğini söylemiş miydi? C- Mehdi Bozalan�dan hareket ettiğimiz zaman Menemen�i işgal ettikten sonra bir şeyh bırakacağını Manisa�yı Ankara�yı her tarafı işgal edeceğini oradan Şam�a giderek Hazreti İsa ile buluşacağını demişti. Ben yerde miyim gökte miyim nerede olduğumu bilmediğimden daha doğrusu Paşa Hazretleri biz meczup bir halde olduğumuzdan hiç bir şey deyemiyorduk. |
|
|
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| 20. yy. Türkiye Tarihi | Her. | Tarihimiz | 0 | 31-10-2007 18:02 |
| Menemen Olayı | O'NEAL | Tarihimiz | 0 | 24-10-2007 21:44 |
| Menemen Olayı | Her. | Tarihimiz | 0 | 13-10-2007 14:06 |
| Kubilay Olayı...(Menemen Olayı) | Orophin Ancalimë | Tarihimiz | 0 | 19-06-2007 17:01 |
| 31 Mart Olayı | olcaycil | Çöp Forum | 2 | 16-05-2007 20:02 |