Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Kültür ve Sanat > Tarihimiz
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Tarihimiz Tarihle ilgili herşeyi bu alanda paylaşabilirsiniz.


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 27-10-2007, 22:35   #1 (permalink)
 
O'NEAL - ait Avatar
O'NEAL - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Kurtuluş Gemisi

 
İkinci Dünya Savaşı’nda Almanların işgaline uğrayan Yunanistan’da büyük bir açlık felaketi baş gösterince yardıma ilk koşan Türkiye oldu. Kızılay Kurtuluş şilebi ile Yunanistan’a yiyecek ve ilaç gönderdi. Her seferinde iki bin ton yiyecek ve ilaç taşıyan gemi Pire Limanı’nda coşku ile karşılanıyordu. Kurtuluş onlara sadece yiyecek değil yaşam getiriyordu. Ama bir gün Kurtuluş gelmedi...

İkinci Dünya Savaşı’nın tüm şiddetiyle sürdüğü 1941 yılının 13 Ekim günü İstanbul Limanı coşkulu bir uğurlamaya tanık oluyordu. Kurtuluş şilebi limandaki diğer gemilerin düdük sesleri ve kıyıdaki halkın coşkulu tezahüratı arasında tehlikeli yolculuğuna başlıyordu. Halkın bu heyecanına karşılık vermek üzere güvertede toplanan personel Çanakkale’nin ardındaki savaş bölgesinden geçeceği yolculukta seferin dönüşünün olup olmayacağını eş ve çocuklarını bir daha görüp göremeyeceklerini düşünürken Kurtuluş da kaderine doğru ilerliyordu.

Kurtuluş nereye gidiyordu? Pek az gemiye nasip olan bu coşkulu uğurlamanın nedeni neydi? Türkiye’ye yakın denecek kadar kısa bir süre öncesi (1919-1922) ülkesini istila eden ve Başkomutanlık Meydan Savaşı’nda ağır bir yenilgiye uğrattığı eski düşmanı Yunanistan’a yiyecek gönderiyordu. Sokaklarında evlerinde hastanelerinde her gün onlarca insanın açlıktan öldüğü Yunanistan’a ilk yardım elini uzatan ülke Türkiye olmuştu.

Yunanistan'da temel ihtiyaç maddeleri dahi bulunmuyordu.

İşgal Açlık Getirdi

Yunanistan İkinci Dünya Savaşı başladıktan sonra önce İtalya'nın saldırısına uğramış sınırlı olanaklar içinde olmasına rağmen bu ani saldırıyı sonuçsuz bırakmıştı. Yunanistan'ın bu başarısını hazmedemeyen Almanya bir çığ gibi Balkanların üzerine inerken Yunanistan'ın kahramanca karşı koymasına rağmen topraklarını işgal etmişti. Alman güçleri Afrika'daki ordularını besleyebilmek için Yunanistan'daki tarım ürünlerine el koyarken müttefiklerden İngiltere de Almanlara yardım ulaşmaması için Yunanistan'ı denizden ablukaya almış bu ikili kıskaç ülkeye açlık ve ölüm getirmişti. Temel ihtiyaç maddelerinin dahi bulunmadığı ülkede insanlar sokaklarda açlıktan ölüyor kamyonlarla toplanan cesetler toplu mezarlara gömülüyordu. Yemek için ısırgan otu bir parça kedi veya at eti bulabilen kendisini şanslı sayıyordu. Türkiye savaşa girmemişti ama savaşın getirdiği ekonomik sıkıntıları tüm şiddetiyle hissetmişti. Yazar Oktay Akbal'ın deyimiyle önce ekmekler bozulmuş ekmek karneye bağlanmış şeker tuz un gibi temel ihtiyaç maddeleri kayıplara karışmış buğday ürününün önemli bir bölümü orduya ayrılmış pasta yapımı ve satışı yasaklanmıştı. Halk bulabilirse çayı kuru üzümle içiyordu. Özetlemek gerekirse Türkiye'nin durumu da pek iç açıcı değildi. Buna rağmen Ege'nin öbür yarısından gelen haberler Türk halkını derinden yaralıyor büyük üzüntüye yol açıyordu. Kamuoyu Yunanistan'a yardım edilmesini istiyordu. Yunanistan'daki durumun giderek kötülemesi yardım kararının alınmasını çabuklaştırdı ve Kızılay tarafından büyük bir kampanya başlatıldı. Yardımı götürmek üzere Kurtuluş şilebi seçildi.

Kurtuluş Sahnede

Kurtuluş 1883'de İngiltere’de yük ve yolcu gemisi olarak yapılmış 1741 gros 994 tonluk bir gemiydi: Uzunluğu 765 metre genişliği 107 metre olan gemi iki silindirli 900 beygir gücündeki buhar makinesi ile çalışıyordu. Gemi önceleri Eurupides SS Michael Archangel gibi isimlerle italya Yunanistan ve Rus bandırası altında çalıştı. 1924 yılında Kalkavanzade Kardeşler tarafından satın alınan gemi Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk nakliye gemilerinden biri olarak "Teşvikiye" ve "Bülent" adlarıyla Türk kara sularında çalıştı. 1934 yılında ise Tavilzade Kardeşler şirketine satılan gemiye "Kurtuluş" adı verildi. Günümüzün ünlü işadamlarından -Mudo'nun sahibi- Mustafa Taviloğlu'nun babası Mahmut Taviloğlu gemisini seve seve Kızılay'ın emrine vermiş gereken bakım ve onarımını da yaptırmıştı. Geminin adının geçmişte Yunanistan'la yapılan savaşla aynı adı taşıması da kaderin tuhaf bir tecellisiydi. Açık denize savaş alanına çıkacak olan Kurtuluş'un iskele ve sancak tarafı ile güvertesine Kızılay bayrağı çizildi. Türk halkının dişinden tırnağından arttırarak yaptığı yardımlar yüklendikten sonra gemi 13 Ekim 1941'de saat 15.00 sularında İstanbul Limanı'ndan hareket etti.

Yunanistan'da Büyük Sevinç

Şilep Türk halkının yaptığı iki bin ton yiyecek yardımı ile ilaç ve ayrıca İstanbullu Rumların yardımlarını gönderdiği koli ve mektupları taşıyordu. Bu yardımı kısa sürede toplamayı başaran Kızılay heyetinin başkanlığını ise üç dili gayet güzel konuşan gazeteci Feridun Demokan yapmaktaydı.

Geminin kaçta Çanakkale Boğazı'ndan çıkacağı savaşan taraflara bildirilmişti. Buna rağmen tehlikeli bir yolculuktu bu. Ege Denizi'nde serseri mayınlar kol geziyor suyun altında da denizaltılar cirit atıyordu. Gemi bu tehlikeli sularda yaptığı yolculuğu kazasız belasız tamamlayıp Pire Limanı'na vardığında yer yerinden oynadı. O gün sanki bütün Atina halkı Pire'ye akmıştı. Önce limandaki fabrika ve tezgahlarda Almanların denetimi altında çalışan yüzlerce Yunanlı işçi kasketlerini havaya fırlatarak "Hoş geldiniz" "Yaşasın kardeş Türkiye!" diye bağırmaya başladı. Açlığın soldurduğu yüzlerde limanda toplanan bir deri bir kemik kalmış Yunanlılar da -sesleri fazla çıkmasa da-bu tezahürata katıldı. Herkes sevinç içindeydi. Kurtuluş onlara yiyecek getirmişti ilaç getirmişti sevdiklerinden İstanbul’daki yakınlarından haber getirmişti. Yiyecek demek hayat demekti ilaç demek de öyle...

Ve Bir Gün Kurtuluş Gelmedi...

Pire Limanı'na gelişi de gidişi de ayrı bir olay olan Kurtuluş Gemisi daha sonraki haftalarda Yunanistan'a dört sefer daha yaptı. Kurtuluş her gelişinde "Hoş geldiniz" "Yaşasın Türkiye" tezahüratıyla karşılanıyor gidişlerinde de "Güle güle gidin bizi unutmayın çabuk gelin" sözleriyle uğurlanıyordu. 20 Ocak 1942 günü Kurtuluş'un Pire Limanı'na altıncı kez gelmesi bekleniyordu. Karşılayıcılar her seferinde olduğu gibi limanı doldurmuşlardı. Ama hızla ilerleyen dakikalar yerini saatlere bıraktığı halde Kurtuluş'tan bir iz bir haber yoktu. Bekleyenler giderek endişelenirken yürekleri daralmaya başlamıştı. Kısa süre sonra gelen telsiz mesajı korkulan olayın gerçekleştiğini halka duyurdu. Kurtuluş Marmara Denizinde fırtınaya yakalanarak batmıştı içindeki 34 kişi ise mucizevî bir şekilde kurtulmuştu. Yunanlılar Kurtuluş'un battığına inanmadılar inanmak istemediler. Pire'de duyulmaya başlayan çan sesleri Atina'ya kadar uzanıyordu. Çanlar "Kurtuluş" için çalıyor binlerce kişiyi açlıktan ölümün eşiğinden çeviren Kurtuluş için sanki ilahi bir ağıt yakılıyordu. O gece Atina ve çevresindeki yerleşim birimlerinde yaşayan halk Kurtuluş için yas tuttu. Kaza Türkiye'de de büyük üzüntüye yol açmıştı.

Yardımlar Sürüyor

Yunan halkının en büyük korkusu Kurtuluş'un batmasıyla birlikte Türkiye'den gelen yardımın kesilmesiydi. Ancak bunun tam aksine Türk Hükümeti bu kez Kurtuluş'tan daha büyük olan Dumlupınar Gemisi'ni yardım taşımakla görevlendirdi. Daha sonra da bu görevi sırasıyla Tunç Güneysu ve Aksu Gemileri üstlenecek Yunanistan'a gönderilen yiyecek miktarı 30 bin tonu aşacaktı. Ama bu gemilerin hepsinin adı Yunanlıların gözünde Kurtuluş'tu! Kurtuluş bir simge efsane olmuş öyle ki Atina'da bir sokağa da O'nun adı verilmişti.

Yunan Kızılhaç'ının verdiği bilgiye göre yardım süresince her gün tam 700 bin kişiye yemek verme imkanı sağlanmış böylece 100 bini bulan açlıktan ölenlerin sayısının artması önlenmiş Türk Kızılay'ı bu büyük sınavı başarıyla vermişti. Kurtuluşun bir diğer hizmeti de Yunanistan'daki açlık dramını tüm dünyaya duyurmak olmuştu. Kafile başkanı Feridun Demokan Almanların yasaklamasına rağmen Atina'daki açlık görüntülerinin fotoğraflarını çektirmiş bunları Kurtuluş'la Yunanistan dışına çıkarttıktan sonra Amerika'ya göndermişti. Fotoğrafların Life dergisinde yayınlanmasıyla Amerika ve Kanada ayağa kalkmış Yunanistan'a yardıma başlamışlardı.

Kurtuluş'un öyküsü geçen yıla kadar solmuş sararmış gazete sayfaları arasında kalmıştı. Ancak geçen yıl araştırmacı yazar yönetmen Erhan Cerrahoğlu'nun 15 kişilik Demo Productions ekibiyle birlikte hazırladığı belgeselle yeniden günışığına çıktı. 15 yılı aşkın bir çalışma döneminde hazırlanan çekimlerinin bir bölümü Atina'da yapılan "Kurtuluş: Barışı Taşıyan Vapur" belgeseli beğeniyle izlendi. Belgesel sualtı çekimleri sırasında hayatını yitiren Prof. Dr. Erdoğan Okuş'a ithaf edildi.
O'NEAL isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Herşeyiyle Ç.Savaşı dαяιυѕ Çöp Forum 5 09-08-2008 05:28
Herşeyiyle Ç.Savaşı dαяιυѕ Tarihimiz 13 19-04-2008 20:23
Herşeyiyle Ç.Savaşı dαяιυѕ Çöp Forum 7 21-06-2007 13:47
Kurtuluş Vapuru..!!! -BAŞŞAD- Tarihimiz 0 18-05-2007 22:56


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:47 .


Powered by vBulletin 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

TRplatform.Org
Yazılı Avatarlar UslanmaM bilgi MaxiCep MeleklerMekanı izafet Web Hattı bebek tedavin ilginç Resimler SMF İndir Aşk Resimleri Rüya Tabirleri Güzel Sözler