Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Kültür ve Sanat > Tarihimiz
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Tarihimiz Tarihle ilgili herşeyi bu alanda paylaşabilirsiniz.


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 22-10-2007, 23:03   #1 (permalink)
 
O'NEAL - ait Avatar
O'NEAL - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Şeyh Galib

 
Şeyh Gâlib

Ünlü divan şairimiz Şeyh Gâlib'in hayatı ve edebi kişiliği hakkında bilgiler...

XVIII. asrın ikinci yarısında yetişen Şeyh Galib divan şii*rinin son büyük üstadı olup Türk edebiyatının en büyük şairleri arasında yer almaktadır. 1757 yılında İstanbul’da doğan ve asıl adı Mehmed olan şair Mustafa Reşid Efendi adlı divan kâtiplerinden mevlevî bir zatın oğludur. İlk edebiyat ve mevlevilik terbiyesini babasından alan Galib bir müddet Hoca Neş’et’in derslerine devam etmiş ondan Mesnevî okumuştur. Kendisine Es’ad mahlasını veren Hoca Neş’et’tir. Bir ara Divan-i Hümâyun beylikçilik kalemine giren fakat uzun zaman devam edemeyen Galib sonra kendisini tamamiyle edebiyata ve tarikata vermiştir. Galib mahlasını kullanan şairin 24 yaşında divan tertip ettiği ve 26 yaşında Hüsn ü Aşk şaheserini meydana getirdiği görülmektedir. Bu sıralarda Galib ailesine haber vermeden Mevlevî tarikatı âdâbına göre çile çıkarmak için Konya’ya gitmiştir. Babasının Konya Çelebisi’ne ısrarlı ricası üzerine İstanbul’a dönmeğe mecbur olmuş ve 1784-1787 arasında Yenikapı Mevlevîhanesi’nde üç yıllık çileye girmiştir. Çilesini bitirdikten sonra mevlevî geleneğine göre hücre sahibi mevlevî dedesi olan Galib çile çıkardığı devrede bıraktığı şiire yeniden baş*lamış ve Sütlüce’deki evine çekilerek bazı eserler yazmıştır. Bunlardan biri Yûsuf Sineçâk’ın Cezire-i Mesnevî’sine yaptığı şerhtir. Sultan III. Selim’in tahta çıkması üzerine bahtı açılan şâir şöhrete ve saadete erişmişti. Alimlerin şeyhlerin şâirlerin musikişinasların devlet ricalinin toplandığı Galata Mevlevihâne’sini zaman zaman III.
Selim de ziyaret ediyordu. Padişahın annesi ve kız kardeşleri tarafından da takdir edilen Şeyh Galib’in sarayla münasebeti samimiyetle ve gittikçe artarak devam etmektedir. Devrin üstad şâiri kabul edilen ve şiirlerine nazireler yazılan Galib Dede’nin bu parlak ve debdebeli hayatı uzun sürmemiş bir kaç aylık bir rahatsızlıktan sonra büyük sanatkâr 3 Ocak 1799’da ölmüştür. Ardında biri kız biri oğlan iki küçük çocuk bırakan Galib Dede Galata Mevlevihâne’sinde gömülmüştür.

Şeyh Galib şiir söylemeğe başladığı zaman Nâbi’nin şöhreti devam ediyor hatta Koca Ragıb Paşa’dan sonra da daha da kuvvetlenmiş bulunuyordu. Nedim’in yolundan giden bir takım şairler de çıkmıştı. Galib ilk şiirlerinde bu iki üstadın ve Fuzûlî Nef’i Bâki’nin tesirinde kalmakla beraber kendisine ayrı ve yeni bir yol çizdi. Üslûp bakımından “Sebk-i Hindî”ye Şevket Buhârî. Bidil ve Farsça yazan Hind şairlerine bağlı olan Şeyh Galib mânâ ve öz itibâriyle Mevlânâ’dan faydalanmıştır. Hind üslûbunun esası beyte mânâyı teksif etmek birbiriyle ilgili görünmeyen mücerret ve müşahhas şeyleri birbirine izafet terkipleri ve birleşik sıfatlarla edebî sanatlar bakımından teşbih ve bilhassa istiare ve mecazlarla yapılmaktadır. Böylece orijinal imajlar mânâ zenginliği sağlanmaktadır. İşte Şeyh Galib bu Hind üslûbunu büyük başarı ile kullanmış ve Nâilî’de Fehim-i Kadîm’de başlayan bu tarzı en yüksek noktasına çıkarmıştır. Divan şiirimizin iç tekâmülü mazmunlar yönünden ve mazmunların fazla sayıda beyitlere yerleştirilmesi bakımından olduğu için bu gelişme Şeyh Galib’de kemâl derecesini bulmuştur. Şâirin üslûbu bu sebeple vâzıh değildir. Duygular fikirler bir takım hayâllerle ve remizlerle anlatılmıştır. Mânâlâr bu imajlara ve sembollere dayandırılmıştır. Fakat Şeyh Galib. Avrupaî mânâda bir sembolist değildir. Önce bu iki ayrı şiir dünyasının sembol anlayışı ayrıdır. Sonra Şeyh Galib’de mazmunlar çok karışık ve birbirine girmiş vaziyette olmakla beraber mecazlardaki münasebet büsbütün ortadan kalkmadığı. istiarelerde benzeyen ye benzetilen arasındaki ilgi imâ yoluyla bulunabildiği için semboller bizi esas mânâya götürebilmektedir. Avrupa sembolizminde sembollerle onların anlatmak istediği duygu ye düşünceler arasında bir köprü ve münasebet tamamıyla kesilmiştir. İmâ yoluyla bile bir ilgi mevcut değildir semboller şahsî tefsir ve izaha bırakılmıştır. O divan şiirinin umumî gelişmesi içerisinde Hind üslubunu kullanmış ve bu yüzden müphem muğlak ve ilk bakışta rahatça anlaşılmayan şiirler söylemiş bir sanatkârdır. Hüsn ü Aşk ise sembolik değil alegorik (timsâlî) bir eserdir.

Şeyh Galib’de gerek bağlı olduğu üslup ve gerek mizaç itibariyle çok zengin parlak ve geniş bir hayâl âlemi görülür. Temâyül kudreti ve tasvir itibariyle eşsiz bir sanatkârdır. Fakat onu sâdece hayâli kuvvetli bir şâir sanmak yanlış olur. Bir vecid ve imân şairi olan Şeyh Galib duygu ye heyecanlarını ustalıkla dile getiren bir lirik şair hüviyetine de sahiptir. Nedîm’le gelişen mahallî hayatı ak*settirme ve halka yaklaşma cereyanına bîgâne kalan Şeyh Galib zaman zaman halk tâbirlerine ve halk söyleyişlerine yer vermekten kendini alamamıştır. Sâf Türkçeyle bir şiir söylediği gibi sâde bir dille şarkılar da meydana getirmiştir. Divanda III. Selim’in yaptırdığı saraylar kışlalar sebiller için yazdığı tarihler kısmen İstanbul’u aks ettirmekle beraber onun umumî şiir havasından uzak manzume*lerdir. Divanda Çağatayca şiirler de bulunması Şeyh Galib’in Nevâî’yi de okuduğunu göstermektedir. Şeyh Galib’in Divandan başka Hüsn ü Aşk adlı bir mesnevisi vardır. Nâbî’nin Hayrâbâd’ını beğenmediği için yazdığı Hüsn ü Aşk “Mef’ûlü Mefâîlü Faûlün” vezniyle söylenmiş tasavvufî bir aşk hikâyesidir. Hüsn’ün bir kızı Aşk’ın bir erkeği temsil ettiği eserde her yer ve şahıs ismi bir şeyin timsâlidir Hüsn Allah’tan Aşk dervişten kinâyedir. Mensup oldukları Beni Muhabbet ârifleri okudukları Mektebe-i Edeb tekkeyi hocaları Cünun mürşidi büyük şeyhi gösterir. Eser böyle mecâzî isimler ve timsâli şahsiyetlerle ilenmiştir. Aşk’ın Hüsn’e kavuşmasındaki güçlülüğü belirten eser konu ve yapısı itibariyle orijinaldir. Hüsn ü Aşk tasavvufî ve timsâlî bir aşk hikâyesi olmakla beraber tabiat tasvirleri ile ve aşk duygularını ıstıraplarını anlatışı ile hakikî hayatla ilgili ve insanî yönü bulunan bir eserdir. Şeyh Galib Hüsn ü Aşk’ta tardiyye denilen bir çeşit muhammes şekline yer vermiş; bunlar bilhassa Aşk dilinden olanları derin duygu ve heyecanlarının ifade edildiği güzel şiirler olmuştur. Hüsn ü Aşk’ı ve Şeyh Galib’in diğer şiirlerini taklit edenler çıkmışsa da ona erişmek şöyle dursun yaklaşanlar bile olmamıştır. Şeyh Galib’de divan şiirin kemal devresi toplanmıştı. XIX. yüzyılda bu edebiyat zayıf sanatkârlar elinde taklitçilikten tekrarcılıktan öteye gidememiş büyük eserler verilememiştir. Tanzimat’tan sonra ise divan edebiyatı yerini yeni edebiyata bırakmıştır.
O'NEAL isimli üye çevrimiçidir (Online)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Şeyh Sait İsyanı Kronolojisi O'NEAL Çöp Forum 1 14-06-2008 04:14
Şeyh Sait ve İsyanı -BAŞŞAD- Kitap Özetleri 0 30-12-2007 01:10
Şeyh Sait İsyanı Kronolojisi O'NEAL Tarihimiz 0 23-10-2007 20:04
Şeyh Recep Olayı ●MIПΣЯVΛ● Tarihimiz 0 13-10-2007 15:41
Şeyh Recep Olayı..!! -BAŞŞAD- Tarihimiz 0 20-05-2007 02:50


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:50 .


Powered by vBulletin 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

TRplatform.Org
Yazılı Avatarlar UslanmaM bilgi MaxiCep izafet Web Hattı bebek tedavin MeleklerMekanı ilginç Resimler SMF İndir Aşk Resimleri Rüya Tabirleri Güzel Sözler