![]() |
|
|||||||
| Tarihimiz Tarihle ilgili herşeyi bu alanda paylaşabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
İstiklal Mahkemeleri
Yakın tarihimizin çok önemli büyük tarihî olaylarına el koyan İstiklâl Mahkemeleri fazla şiddetine rağmen daha ziyade ilk yıllarında faydalı bir unsur olmuşlardı. Kurtuluş Savaşı'na karşı çıkanları yargılamak için kurulan Cumhuriyetin ilânından sonra vatana ihanetle suçlananların yargılandıkları olağanüstü mahkemelere (1920-1927) İstiklâl Mahkemeleri adı verilmiştir. Mahkemelerin kararları kesin ve temyiz olanağı yoktu. Sekiz yerde kurulan mahkemelerden sadece Ankara İstiklâl Mahkemesi iki yıl içinde 13096 kişiyi yargıladı; bunlardan 108'i idam 279'u müecceleten (- ileride infaz edilmek üzere) idam 48'i gıyaben (- yokuluklarında) idam cezasına çarptırıldı. Osman Nuri Aladağ şu açıklamayı veriyor:'...Pek yakın bir tarihin pek büyük tarihî hâdiselerine el koyan İstiklâl Mahkemeleri fazla şiddetine rağmen hele ilk senelerinde faydalı bir unsur olmuşlardı. 16 Mart 1920'de İstanbul İtilâf kuvvetleri tarafından işgal edilince Anadolu'daki millî hareket birden bire büsbütün müşkül bir vaziyete girmişti. İstanbul'da yeniden işbaşına gelen Ferit Paşa kabinesi ve onun etrafında toplanan hainler Yunan ordusuyla işbirliği yaparak millî hareketi bir an evvel söndürmek için geniş ölçüde faaliyete geçmiş bulunuyorlardı. O kadar ki; bundan beş hafta sonra 23 Nisan'da Büyük Millet Meclisi açılırken bile Ankara'nın yakınlarına Adapazarı'na kadar yayılan isyan selleri onları tedibe gönderilen bir fırka askeri kumandanlarını ve zabitlerini pusuya düşürüp şehit ettikten sonra kâmilen esir etmişlerdi. Anadolu'yu 'huruci alessultan' fetvasiyle millî harekete karşı ayaklandırmak isteyenler her tarafta mâsum halkı kandırarak çıkarttıkları isyanlarla Yunanlıların ekmeğine yağ sürerlerken Mustafa Kemal Paşa'yı da bunaltmak istiyorlardı. Fakat o etrafını saran bu ateş ortasında bile zerre kadar sarsılmayan ümit ve iradesiyle her müşkülü yenmek kuvvetini ve azmini kendinde buluyordu. Muvaffak olmak için her şeyden evvel bu dahilî isyanları ayaklanmaları bastırıp memleketin her tarafında asayişi temin etmek ondan sonra da kurulacak muntazam bir ordu ile düşmanı denize dökmek lâzımdı. İşte bu iki maksatla evvelâ 29 Nisan'da Hıyaneti Vataniye Kanunu pek kısa bir zaman sonra da bu kanunu hakkiyle tatbik edebilmek için İstiklâl Mahkemelerini işletecek kanun çıkarıldı. İstiklâl Mahkemeleri Kanunu Saruhan Mebusu Refik Şevket (İnce) Bey'in teklifi ile 1920 Ekiminde çıkmış ve Büyük Millet Meclisi âzası arasından seçilen üçer kişi ile teşekkül eden mahkemeler; bilhassa asayişi ihlâl edenler muvazzaf veya gönüllü hizmete dahil olup da firar edenler veyahut firara sebebiyet verenler ve firarileri yakalayıp göndermekte müsamaha gösterenler gizleyenler iaşe ve iblas edenlerle bu mahkemeler mukarreratını infaz etmeyenler hakkında müstakilen hüküm vermeye salâhiyattar olarak kurulmuşlardı. Bu mahkemeler Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bütün salâhiyetini haizdiler. Verdikleri karar hattâ idam da olsa hiçbir taraftan sorulmadan derhal infaz olunurdu. Şunu da kaydedelim ki; Büyük Millet Meclisi'nin birinci içtima senesinde kurularak üçüncü senesine kadar devam eden bu ilk İstiklâl Mahkemeleri hiçbir zaman hiç kimsenin en küçük bir tesiri altında bile kalma..... her hükmünü tamamiyle vicdanının emrettiği şekilde vermek hürriyeti içinde vazife görmüştür. Hattâ Konya Mebusu Refik (Koraltan) Bey'in riyasetindeki Hakkâri Mebusu Mazhar Müfit İstanbul Mebusu Ahmet Mazhar Mardin Mebusu Necip Menteşe Mebusu Ethem İzzet Beylerden müteşekkil olan Yozgat İstiklâl Mahkemesi orada isyana sebep olanları muhakeme ederken maznun bulunan Çapanoğullarından birinin mazisi ve ahlâkı hakkında Mustafa Kemal Paşa'dan malûmat rica ettikleri zaman aldıkları cevap şu olmuştu: 'Beni bu gibi işlere karıştırmayın. Vicdanızın emrinden başka hiçbir şey dinlemeyin.' İstiklâl Mahkemeleri gittikleri yerlerde evvelâ halkı sükûnete ve vazifeye davet eden bir beyanname neşriyle işe başlarlardı. İlk İstiklâl Mahkemelerinde müddeiumumî bulunmaz reisliği de haftada bir değişmek üzere âzalar münavebe ile yaparlardı. Büyük Millet Meclisi'nin birinci içtima senesinde dahilî kargaşalıkları teskin ile asayişi temin ve asker kaçaklarını toplamak maksadıyla İstiklâl Mahkemeleri Ankara Diyarbakır Eskişehir Isparta Kastamonu Konya Pozantı ve Sivas'ta kurulmuştu. İkinci sene Ankara Konya ve Kastamonu'dakiler faaliyetlerine devam etmekle beraber yeniden Samsun ve Yozgat'ta da iki mahkeme kurulmuştur. Üçüncü sene Ankara Kastamonu Konya Yozgat devam etmiş ve yeniden Amasya ve Elcezire'ye İstiklâl Mahkemeleri gönderilmiştir. Birinci Meclisin kendi kendini dağıtması üzerine İstiklâl Mahkemelerinin de vazifeleri nihayet bulmuştu. Bu münasebetle de TBMM riyaseti tarafından İstiklâl Mahkemelerinde vazife almış milletvekillerine birer takdirname verilmiştir. Bir müddet bu şekilde faaliyetlerini talil etmiş olan İstiklâl Mahkemeleri; bir buçuk sene kadar sonra İstanbul'da çıkan 'Tanin' 'Tevhidi Efkâr' ve 'İkdam' gazetelerinin başmuharrirlerini Hintli Ağa Han ile Emir Ali tarafından Başvekil İsmet Paşa'ya gönderilerek birer sureti de kendilerine yollanmış olan ve hilâfeti müdafaa eden bir mektubunu neşretmiş olmalarından dolayı muhakeme etmek üzere İstanbul'a gönderildi. Böylece bu muhakemeler Cebeli Bereket Mebusu İhsan Bey'in riyasetindeki Refik (Konya) Cevdet (Kütahya) ve Vâsıf (Saruhan) Beylerden mürekkep olarak tekrar meydana çıkmış oluyordu. Gazetecilerden başka 'Halifeye Açık Mektup' yazdığından dolayı yakalanmış olan İstanbul Barosu Reisi Lûtfi Fikri Bey'i ve diğer bazı suikast mazmunlarını muhakeme eden bu İstiklâl Mahkemesinden sonra gene bir sükûnet devresi gelmiştir. Nihayet 1925 senesi iptidalarında başlayan Şeyh Sait isyanının doğurduğu buhranlı hava içinde irticaa karşı harekete geçmek lüzumunu duyan Ankara'da Fethi Bey kabinesinin düşüşüyle yerine gelen İsmet Paşa kabinesinin süratle çıkardığı 'içtimaa ve isyana ve memleketin nizamı içtimaisini huzur ve sükununu ve emniyet ve asayişini ihlâle bâis olan bilûmum teşkilât ve tahrikât ve teşvikât ve teşebbüsat ve neşriyatı hükümet reisicumhurun tasdikiyle re'sen ve idareten men'e mezundur ve işbu efal erbabını İstiklâl Mahkemesine tevdi edebilir.' diyen 'Takriri Sükûn Kanunu'nu müteakip biri şarkta Diyarbakır'da diğeri de Ankara'da faaliyet göstermek üzere iki İstiklâl Mahkemesi kurulmuştur. İstiklâl Mahkemelerinin hikmeti vücudunu kendi izahları veçhile anlayabilmek için kaza hakkı bütün diğer vilâyetlere de şamil olmak üzere kurulan bu İstiklâl Mahkemelerinden Ankara'dakinin reisi Afyon Mebusu Ali ve âzaları Aydın Mebusu Reşit Galip Gaziantep Mebusu Kılıç Ali Rize Mebusu Ali imzalarıyla işe başlarken neşrettikleri beyannameyi görmek lâzımdır: 'Mahkememiz Büyük Millet Meclisi'nin arzu ve iradesiyle huzur ve istirahate muhtaç ve müreffeh bir saadete lâyık olan memleketimizde umumî sükûnun takrir ve tesisi için kendisine tevdi edilen vazifeye başlamıştır. Millî mücadelâtımızda zafer ve muvaffakiyeti temine hâdim âmillerden biri olan İstiklâl Mahkemeleri milletimiz tarafından hürmet ve muhabbetle karşılanarak nasıl hak ve adalet mefhumunu temsil eden müesseseler halinde ifayı vazife etmiş ise mahkememizin de aynın esaslar dairesinde milletin hayat ve hürriyetini yıkmak ve mefkûresini sarsmak kastında olan âsi ve mürtecilerle siyaseti bu caniyane maksada alet edenler için icraatı serî ve katî bir divanı hak ve adil olacağı muhakkaktır. Asırlardan beri memlekette ihdas ve tesis edilmiş olan esaret havasının millî cihad ile tasfiye ve ref ve izalesinden sonra menfaat ve saltanatları tahrip edilenlerin tekrar harekete gelmeye cüret buldukları görülmektedir. Mahkeme bu gibi emelleri takip edenler için adaletin icap ettirdiği tarzda hareket eyleyecektir. Dini şahsi ve siyasî menfaatlerine alet edenler efkârı ammeyi tesmim ile idarei hazıraya karşı nefret ve isyan hissi telkin edenler memlekette asayiş ve emniyeti aziz halkımızın huzur ve istirahatini ihlâl edenler vazifei askeriyeden firar veya firarı teşvik ve himaye suretiyle isyan ve irticaa müzaharet edenler cumhuriyet halkının takriri sükûn arzusunu temsil eden mahkememizi derhal karşılarında bulacaklardır.Mahkememiz bütün vatandaşlara ilân eder ki; vazifesini kanun dairesinde ifa ederken rehberi vicdan sesi hedefi selâmeti vatan olacaktır.' İşte bu beyanname ile başlayan Ankara İstiklâl Mahkemesi İstanbul'da başta 'Tevhidi Efkâr' ve 'Tanin' gazeteleri olmak üzere birçok gazete ve mecmuaları kapatmış ve bu arada 'Tanin' başmuharriri Hüseyin Cahit Bey'le 'Resimli Hafta' mecmuası sahibi Zekeriya ve muharrirlerinden Cevat Beyleri de tevkif ettirip Ankara'ya sevk ettirmişti. Bu esnada bu mahkemeye sevk edilenler arasında memleketin her tarafından toplanan her türlü cürümle maznun birçok insanlar da vardı. Mahkeme huzuruna çıkarılan Hüseyin Cahit Bey'e hâkimin ilk sorduğu sual şu idi: - İstiklâl Mahkemesi kararıyla İstanbul'daki Terakkiperver Fırka merkezinde yapılan taharriyatı gazetenizde yazarken bunu 'baskın' kelimesiyle ifade edişinizin mânası nedir? Cahit Bey bu suale: - Eğer başmakalelerde mesuliyeti mucip noktalar varsa mesuliyeti kabul ederim. Fakat havadisleri ben görmem. Bu yazıyı da çıktıktan sonra gördüm... demişse de buna rağmen o güne kadar yazmış olduğu yazılar hattâ mazisi karıştırılarak üç sene kalelebentliğe mahkûm edilmişti. Ankara İstiklâl Mahkemesi komünistlikle maznun olanlara varıncaya kadar 400'e yakın insanı sorguya çekerken Diyarbakır'daki İstiklâl Mahkemesi de birçok isyan maznunlarından başka yakalanan Şeyh Sait ile avenesini muhakeme etmiş ve başta Şeyh Sait olmak üzere 28 kişiyi vicahen 21 kişiyi de gıyaben idama mahkûm etmişti. Bu arada Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası da lâğvedilmişti. En nihayet son İstiklâl Mahkemesi 1926 senesinde Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa'ya karşı tertip edilmiş olan bir suikast teşebbüsünün meydana çıkarılması üzerine İzmir'de toplanmış ve bu işle maznun eski Saruhan Mebusu Âbidin Lâzistan Mebusu Ziya Hurşit Kırşehir Mebusu Rıza Erzurum mebuslarından Rüştü Paşa Miralay Ârif eski İttihatçılardan ve İstanbul mebuslarından İsmail Canbolat eski maarif nazırlarından Şükrü ve eski Maliye Nazırı Cavit eski Ankara Valisi Abdülkadir Sivas mebuslarından Halis Turgut Beylerle daha birçoklarını da sorgudan geçirerek çoklarını idama mahkûm etmiştir. Bu davaya karıştırılan Kâzım Karabekir Cafer Tayyar Rafet Ali Fuat Paşalarla Rauf Bey'in ise hiçbir mesuliyetleri tespit edilemeyerek alâkadar olmadıkları görüldü. Hulâsa: İstiklâl Mahkemelerinin Büyük Millet Meclisi'nin ilk üç senesi zarfında memleketin her tarafındaki kıyamları asayişsizlikleri bastırmakta ve İstanbul hükümetinin iğfalâtına kapılarak itaatsizliğe sapıp askerlik vazifesinden kaçanları yola getirmekte ve böylece muntazam ordunun kurulmasında büyük faydaları görüldüğü muhakkaktır...' |
|
|
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Millî Marş Ve Edebî Metin Olarak Istiklâl Marşi | »GüĹümsé« | Edebiyat - Türkçe | 12 | 19-09-2008 21:45 |
| Gül'den DTP'ye İstiklal Marşı tepkisi | ! Қ Â ĺ Π ! | Güncel Haberler | 0 | 08-11-2007 22:03 |
| Adli Yargı Teşkilatı-Hukuk | O'NEAL | Hukuk | 0 | 14-10-2007 15:05 |
| İstiklal Mahkemeleri | ●MIПΣЯVΛ● | Tarihimiz | 0 | 13-10-2007 14:11 |
| İstiklal Madalyalı İlçe: İNEBOLU | FirstLady | Tarihimiz | 1 | 26-12-2006 12:54 |