![]() |
|
|||||||
| Tarihimiz Tarihle ilgili herşeyi bu alanda paylaşabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN SAMSUNA ÇIKIŞI
( 19 Mayıs 1919 ) Mustafa Kemalin Samsuna çıkışından T.B.M.M. nin açılışına kadar geçen süre ulusal mücadelenin “Hazırlık Dönemini” oluşturur ve kongreler dönemi olarak adlandırılır. Mondros ateşkes antlaşması imzalandıktan sonra Mustafa Kemal Paşa yıldırım orduları komutanlığına getirildi. Bu görevde iken ateşkes antlaşmasının kendi komutanlık bölgesinde İngilizlerce tek yanlı uygulanmasına karşı koydu. Yapılan baskı sonucu görevinden alınarak 13 kasım 1918 de İstanbul’a geldi. Padişahı ve Osmanlı genel kurmayındaki arkadaşlarının desteğini sağlayarak kendisini 9. ordu müfettişliğine atamıştır.NOT 1: Mustafa Kemal İstanbul’un resmen olmasa da işgal altında bulunmasından dolayı kurtuluşun ancak Anadolu da gerçekleşeceğine inanıyordu. 30 nisan 1919 da 9. ordu müfettişliğine atanan Mustafa Kemal in bu göreve padişahça gelmesinin sebepleri şunlardır; 1. Birinci Dünya savaşına Osmanlı devletinin girmesi neden olan ittihatçı asker kadro ile ters düşmesi ve bu kadroyu eleştirmesi 2. İstanbul’a geldikten sonra padişah ve çevresinde güven verici bir izlenim bırakması o dönemin ünlü komutanlarından biri olması. 3. İstanbul hükümetinin doğu Karadeniz de Pontos'çu Rumlara karşı sivil direnişçilerle birleşen askerler üzerinde Mustafa Kemalin caydırıcı bir etki yapacağını düşünmesi. Mustafa Kemal’in Gerçekleştirmek İstediği Temel Amaç: Türk halkını tehlikelere karşı uyarıp halkı örgütlemek ve bağımsızlık mücadelesini başlatarak kayıtsız şartsız ulus egemenliğine dayanan bağımsız bir Türk devleti kurmaktır.Bölgede tüm askeri ve sivil makamlara emir verme yetkisi olan Mustafa Kemal Samsun’da : a) Bütün yurttaki orduların ve silahların anlaşma devletlerin teslimini engellemeye çalıştı. b) Müdafaa-i hukuk gruplarıyla ilişki kurarak “bölgesel kurtuluş” görüşünü ulusal bir niteliğine ve birliğe yükseltmeye çalıştı. Havza Genelgesi (25 mayıs 1919) Samsundan ayrılan Mustafa Kemal Paşa kavak ilçesine uğrayarak havzaya 25 mayıs 1919’da vardı. İzmir’in yunanlılar tarafından işgali Osmanlı hükümetini harekete geçirememiş Babı-ali yunan işgalini kaldırabilmek için çare görememiştir. Kurtarıcı milli lider ve inkılapçı Mustafa Kemal ise İstanbul da olduğu gibi havzadan verdiği emirlerle Anadolu'nun her tarafında mitingler tertip ettirmekle işe başladı. Mustafa Kemal Paşa Havzada halkın müthiş ilgisini görmüştü. 30 mayıs 1919 da ilk protesto mitingi havzada yapıldı. Mitingden sonra her türlü saldırının silahlarla önlenmesi için ant içildi. 03.06.1919 da askeri kumandan ve mülki emirlerle telgraf göndererek Paris de toplanacak barış konferansına gidecek heyetle ilgili olmak üzere milli vicdanın kesin isteğine uygun kararlar alınmasının gerekliliğini bildirmiş ve müdafaa-i hukuk ile reda-i ilhak cemiyetlerinin Türk milletinin haklarının korunması yolunda harekete geçmesinin zorunluluğunu ifade etmiştir. İstanbul mitinglerinin ilk tepkisi işgal makamlarının mevkuf bulunan 67 Türk devlet adamını MALATYA sürmeleri ve Mustafa Kemal Paşayı İstanbul'a geri çağırmaları olmuştur. Bu geri çağırma tekliflerini reddeden Mustafa Kemal Paşa halk ile yaptığı temaslarla havzadan gönderdiği teminlerle milli irade sözcüğü bir lider olarak İstanbul hükümetine ve işgal birliklerine karşı milli menfaatlerini çekinmeden korkmadan savunmak üzere ortaya atıldığını göstermiştir. Havza teminleri ile Mustafa Kemal Paşa milli tehlikeye karşı halkın kaynaşmasını uyanmasını ve bir milli kaynaşma halini olarak bir hedefe yönelmesini arzuluyordu. Dava milli tehlikeye karşı milleti uyarmak ve harekete geçirmekti. Mustafa Kemal Paşa Anadolu'ya geçeli henüz bir ay olmuştu. Bir süre içinde bütün orduların birlikleriyle ilişki ve bağlantı sağlamış ve halkı elden geldiği kadar uyarılmış milletçe teşkilatlanma düşüncesi yayılmaya başladı. Artık teşebbüs ve icra şahsi olmaktan çıkıp milletin birlik ve dayanışmasını sağlayacak mahiyette olmak idi. Bu maksatla 21/22 haziran 1919 günü tarihi Amasya tamimi yayımlanmıştır. AMASYA TAMİMİ (GENELGESİ ) ( 22 HAZİRAN 1919 ) Milli bağımsızlık hareketinin ilk önemli adımı ve Anadolu ihtilalinin başlangıcı olan genelge idari ve askeri birimlere gönderilen tebliğlerin halka açılan hususların bir program halinde ifadesidir. Genelge Rauf ORBAY Refet BELE Ali Fuat CEBESOY ve hazır bulunan diğer kişilerce imzalandı.Genelgenin Yayımlanma Amacı: Anadolu’da başlayan müdafaa-i hukuk hareketinin tek merkezde toplanmasının sağlamak bunun sağlanması için de ulusal bir kongrenin toplanmasını hızlandırmak. Kongrenin Önemi
Genelgenin Kapsamı
Merkezi İstanbul'da bulunan vilayeti şarkiye müdafaa-i hukuku milliye cemiyetinin Erzurum şubesi önce Erzurum vilayet kongresinin daha sonra da doğu illerini içine alan kongreyi yapmıştır. Doğu illerini içine alan Erzurum kongresi ise 23 temmuz – 7 ağustos 1919 tarihleri arasında toplanmış ve kabul ettiği beyanname ile şarki Anadolu müdafaa-i hukuk cemiyeti adını almıştır. Böylece yeni kurulan cemiyetin İstanbul'da ki cemiyetle şekli bağı bile kalmamıştır. Mustafa Kemal Paşa VŞMHC’i Erzurum şubesinin isteği ile cemiyetin kurduğu faal heyetin başına geçerek milli görevi kutsal bir vazife olarak üstlenmiştir.Erzurum kongresi 23 temmuz 1919 da ilk toplantısını yaptı. Kongre oybirliği ile başkanlığa Mustafa Kemal Paşayı seçti. Erzurum kongresinin ilk günü genel durum hakkında bilgi veren kongre başkanı Mustafa Kemal “tarihin bir milletin varlığını ve hakkını hiçbir zaman inkar etmeyeceğini vatanımız milletimiz aleyhinde verilen hükümlerin muhakkak mahk-u iflas olduğunu” vatan ve milletin mukadderatını tahlis ve himaye hususunda son sözü söyleyecek ve bunun hükmünü tatbik ettirecek kuvvetin bütün vatanda bir elektrik şebekesi haline girmiş olan milli cereyanın yiğitlik olduğunu ifade etmiştir.Mustafa Kemal son söz olarak “mukadderata hakim milli iradenin ancak Anadolu'dan doğacağını ve milli iradeye müstenit bir milli şura ve keza kuvvetini milli iradeden alacak bir hükümetin teşkilini” ilk hedef olarak belirtmiştir. Erzurum kongresinin yapıldığı gün sadrazam damat Ferit paşa ajanslara yaptığı bir demeçte bu kongreyi bir isyan olarak dünyaya ilan etti.Erzurum Kongresi Kararları Erzurum kongresi 7 ağustos 1919 da sona erdi. Bir tüzükle doğu vilayetlerinde milli cemiyetleri teşkilatlandırdı. Bir beyanname ile kararlarını ve prensiplerini beyan etti.Bu prensip ve kararlar kısaca şunlardır; 1. Milli hudutlar içindeki vatan bir bütündür. Ayrılık kabul etmez. 2. Yabancı işgal ve müdahalesine karşı Osmanlı hükümet ininin dağılışı halinde millet hep birlikte savuma yapacak ve direnecektir. 3. Vatanın istiklalini korumaya merkezi hükümet muktedir olmadığı takdirde maksadı temin için geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet heyeti milli kongre tarafından seçilecektir. Kongre toplantı halinde değilse heyeti temsiliye yapacaktır.4. Kuva-yi milliye yi amil ve iradeyi milliye yi hakim kılmak esastır. 5. Hıristiyan ahaliye siyasi hakimiyet ve toplum dengemizi bozacak imtiyazlar verilemez. 6. Manda ve himaye kabul olunamaz. 7. Mebuslar meclisinin derhal toplanmasına ve hükümet işlerinin milletin murakabesine konulmasının teminine çalışılacaktır. Kongre kabul ettiği tüzük gereğince dokuz kişilik bir heyeti temsiliye seçerek dağılmış ve bu heyetinde başkanlığına seçilmişti. Erzurum Kongresinin Önemi ve Sonuçları Mustafa Kemal Paşa 7 ağustos 1919 da Erzurum kongresinin kapanışı vesilesiyle kongre heyetine “esaslı mukarrer at ittihaz olduğunu ve cihana milletimizin mevcudiyeti ve birliğinin gösterildiğini” ve “tarih bu kongremizi ender ve büyük bir eser olarak kaydedecektir.” Diyerek Erzurum kongresinin önemini belirtmiştir.Doğu Anadolu'nun kaderini görüşmek için toplanan Erzurum kongresi memleketin bütününü ilgilendiren meseleler hakkında karar alarak milli mücadelenin esas programını hazırlamıştır. Programın temel fikri kayıtsız şartsız istiklal kayıtsız şartsız milli hakimiyet idi. Kongrede vatan sınırları belirtilerek vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı ilan edilmekle emperyalistlere de Türklüğün ata yurdunun işgal edilemeyeceği anlatılmak istenmişti. Temsil heyetinin gerektiğinde bir hükümet olarak vazife göreceği açıklanmakla milli devleti yürütme organı olma çabası ortaya çıkmakta idi. Şevket Süreyya Aydemire göre “Erzurum Kongresi maddi varlığı ve gücü itibariyle değilse de sağladığı yetkiler bakımından milli direniş hareketinin tarihi bir noktasıdır. Bu kongrenin hatırası milli direniş ve mücadele hareketinin tarihine sıkı sıkıya bağlı kalacaktır.”Erzurum Kongresi beyannamesi memleketin her tarafına ve İstanbul'da ki işgal kuvvetleri temsilcilerine gönderilmiştir. Batı Anadolu'da ki müdafaa-i hukuk cemiyetleri bu beyannameyi ve alınan kararları olumlu karşılamışlardır. Balıkesir –Alaşehir kongreleri Reisi Hacim Muhittin bey Erzurum'a kongrenin toplantısı sırasında gönderdiği telgrafta “doğudan batıya genişleyen vatansever teşkilatımızla batıdan doğuya genişleyen maçiz teşkilatımızın birleştiği gün gayemizin vatanın kurutlusuna yönleşmiş vatan pervane teşebbüslerimizin en büyük bayramı olacaktır.” Demiştir.Temmuz ve ağustos ayları Amasya tamimi ile açılan milli istiklal parolasının bölge kongreleri ile olgunlaştığı aylardır. Erzurum ve diğer müdafaa-i hukuku milliye kongreleri Sivas’ta toplanarak vatanın bütününü içine alacak kararlar alacaktır. Şevket Süreyya Aydemire göre “Erzurum kongresi müdafaa-i hukuk davalarını bir karara bağlamak ve bir temsil heyeti meydana getirmekle vazifesini yapmıştır. Bu milli hareketin artık bir başı bir merkezi olacaktı. Müdafaa-i hukuk bir şefi belirlemişti:. Mustafa Kemal ” devamla “hülasa Türk milli direniş hareket artık şefini buluyordu. Mustafa Kemal böyle bir şefin önemini kavrayan adamdı.Erzurum Kongresi İstanbul hükümeti ve işgal kuvvetleri tarafından hiç de iyi karşılanmamıştı. Kongrenin toplandığı sırada Damat Ferit Paşa; “Anadolu da iğtişaş çıktı. Anayasaya aykırı olarak meclisi mebusan adı altında toplantılar yapılıyor. Bu hareketin mülki ve askeri memurlar tarafından meni gerekir” demiştir. Babıali 30 temmuz 1919 tarihli bir emirle de ayrıca “Mustafa Kemal Paşa ile Rauf Orbay'ın hükümet kararlarına muhalif fiiller ve hareketlerinden dolayı hemen yakalanarak İstanbul'a gönderilmeleri” için mahalli memurlara emir vermiş ve 15. kolordudan da gereğinin yerine getirilmesi ayrıca rica olunmuştur. Erzurum Kongresi ile milli direnişin ilk önce doğu illerimizde teşkilatlanmasını Osmanlı hükümeti Mustafa Kemal Paşa ile Rauf beyin yakalanarak İstanbul’a gönderilmesi için verdiği emri de dinletememiş kararını uygulayamamıştır.İsmet İnönü’nün deyimiyle “Erzurum Kongresinde konulan prensipler bundan sonraki bir sene zarfında bütün memleketi kapsayan savunma ve siyasi kurulma devrinde ve sonra sulh konferansında izlenen davaların bünyesi içinde tam bir uygunluk göstermektedir.Bu suretle Erzurum Kongresi Kendisinden sonraki bütün mücadele safhalarının gelişmesinde hiç bir çelişmeye düşmeksizin mütemadi bir tekamül öncüsü olmuştur.Erzurum Kongresi dağıldıktan sonra Mustafa Kemal Paşa Heyet-i Temsiliyse reisi sıfatıyla şark vilayetindeki cemiyetin teşkilatını yaymak ve kökleştirmek için gerekli işlerle uğraştı.SİVAS KONGRESİ ( 4 – 11 Eylül 1919 ) Mustafa Kemal Paşa Sivas kongresi hazırlıklarını yapmak üzere 29 Ağustos 1919 da Erzurum’dan ayrıldı ve 2 Eylül 1919 da halkın coşkun gösterileri ve sevgisi ile Sivas’a vardı. Halkın yakın ilgisi milli mücadele harekatının halka dayandığını göstermesi bakımından ilgi ve dikkat çekicidir.Kongrenin Açılışı 4 Eylül 1919 günü saat 14:00 da Sivas lisesinin bir salonunda kongre açıldı ve Mustafa Kemal Paşa başkanlığa seçildi. Mustafa Kemal Paşa kongreyi açış konuşmasında vatanın ve milletin karşılaştığı tehlikeyi itilaf devletlerinin zayıf ve aciz bir hükümet karşısında Türk milletine her türlü haksızlıkları layık gördüklerini ve her türlü kanunsuzluklara başvurduklarını buna karşı Babıalicin her şeye razı olarak düşmana teslim olduğunu bununda tam bir çöküntü faciasını doğurduğunu açıkladı.Kongrenin Kararları Sivas kongresinin çalışma konularını Erzurum kongresinde alınan kararlar ile bir kısım kongre üyelerinin hazırladıkları muhtıralar teşkil ediyordu. Kongre ilk günlerinde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i hukuk cemiyetinin tüzük ve programını hazırlayarak Erzurum kongresinde vatanın bütünlüğü ve milletin istiklalini temin için verilmiş kararları kabulle kendisine mal etti ve genelleştirdi. Kongre Anadolu ve Rumeli de kurulmuş olan bütün müdafaa-i hukuku milliye cemiyetlerini “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i hukuk cemiyeti” adı ile tek cemiyet haline getirdi. Bu suretle milli teşkilat bütün vatana yayılmış oldu.Mahzar Müfit Kansu’ya göre; Anadolu ve Rumeli müdafaa-i hukuk cemiyetinin tek amacı “milli ihtilale dayanarak Türk vatanını ve Türk milli birliğini kurtarmak korumak ve tarihinin emri vaki halinde göz önüne çıkardığı köleliği ve bölünme tehlikesini önlemek” dır.Sabahattin Selek’e göre; “Erzurum kongresinde alınan müdafaa kararı yalnız Ermenilik ve Rumluk teşkiline karşı düşünülmüş ve itilaf devletlerinin işgal ve müdahale hareketleri de bu maksada yönelik addedilmişti. Yani itilaf devletlerine karşı hasmane bir tavır takınmaktan Erzurum kongresi sakınmıştı. Bu defa Sivas’ta her türlü işgal ve müdahale karşı da “müdafaa ve mukavemet” kararı verilmiştir.Kongrece seçilen heyeti temsilliye vatanın heyeti umumiye sini temsil etmek yetkisiyle genişletildi. Milletçe müdafaa ve mukavemet ilkesi kabul edildi ve vatanın her hangi bir parça hükümetçe terk ve ihmal edildiği takdirde bir geçici hükümet kurularak idarenin millet adına ele alınacağı karar altına alındı. Misk-ı millinin esasları kabul edildi. Kongrenin karar altına aldığı ve İstanbul hükümetinden ısrarla istediği bir diğer husus da padişah tarafından dağıtılan meclis-i mebus anın bir an önce toplanmasını sağlamak ve bu maksatla milletvekili seçimine hemen başlanılmasını temin etmekti. 13 Eylülde Sivas’ta ihtilalin yayın organı olmak üzere İrad-i Milliye adlı bir gazetede yayınlandı.Sivas Kongresinin Önemi Mustafa Kemal Paşanın Sivas kongresinde belirttiği üzere kongre üyeleri seçimle işbaşına gelen temsilcilerdir. “Milletin hakiki ve seçilmiş mümessilleridir.”Kongre İstanbul hükümetinin açık muhalefetine rağmen toplanmıştır. Keza Kongrede Rauf Bey’in belirttiği gibi “Biz burada Müsaade-i seniye ile değil milletin arzusu ile toplandık”Sivas kongresi Erzurum kongresi gibi ihtilalci bir karakter taşımaktadır. Hatta kongrenin reis seçtiği ihtilalci Mustafa Kemal’i tevkif için verilen emri de dikkate almamıştır. Ayrıca kongre Mondros mütarekesinin Osmanlı devletince kabul edilmiş olan tatbik şeklini de reddetmiş ve yabancı işgallerine karşıda mukavemet edileceğini ilan etmişti. Kongre Ali Fuat Paşayı batı Anadolu umum kuvayi milliye kumandanlığına tayin etmekle aynı zamanda yürütme yetkisine de haiz olduğunu göstermişti.kongre Amerikan mandasını da reddetmekle kayıtsız şartsız istiklali kabul ettiğini ilan etmiştir.Şevket Süreyya Aydemire göre; Sivas kongresi “milli mukavemet hareketine milli bir hasım verdi ve milli bir merci vücuda getirdi. Mustafa Kemal de bu milli mukavemet hareketinin yetkili öncüsü olarak belirdi.” Jeon deny Anadolu ve Rumeli müdafaa-i hukuk cemiyeti temsilliye reisi Mustafa Kemal’i iktidarı hukuken ve fiilen elinde bulundurduğu için 11 Eylül 1919 dan itibaren milli hükümetin şefi olarak kabul etmek gerektiğini açıklamaktadır.Beonist – mechin Sivas kongresinde Osmanlı imparatorluk ile Türk milleti arasında daha bariz bir ayırım yağılarak Erzurum kongresinde alınan kararlardan daha ileri gidildiğini belirtmektedir. Keza jean dent ye göre “Sivas kongresi kararları Erzurum kongresi kararlarına nazaran itilaf devletleri ve İstanbul karşı daha yumuşaktı.” Sivas Kongresi Sonuçları İstanbul Hükümeti Sivas kongresini dağıtmak ve Mustafa Kemal Paşa ile arkadaşlarını yakalatmak için harput valisi Ali Galip’i vazifelendirmişti.Ali Galip Malatya'ya gelip Malatya mutasarrıfı Hali ve İngiliz binbaşısı ile işbirliği yaparak Sivas’ı basıp kongreyi dağıtacaktı. Ancak üzerlerine gönderilen askeri birlikler Sivas’ı basmak isteyenleri dağıttı. Bu olay ayrıca suikast hazırlayıcı Damat Ferit Paşa kabinsiyle Anadolu münasebetleriyle de kesilmesi sonucunu doğurmuştur. Bu hareket Anadolu da gelişmiş bulunan milliyetçilerin güçlerinin de ifadesi oldu. Mustafa Kemal İstanbul mücadelesinde (8 haziran – 30 eylül 1919 ) en nihayet İstanbul yere serilmiş ve İngilizlerden yüz bulamayan Damat Ferit Paşanın yerine Ali rıza paşa kabinesi ( 2 ekim1919 – 8 mart 1920 ) geçmişti. Milliyetçi bir kimlik taşıyan bu kabinenin İstanbul da işbaşına geçmesi Mustafa Kemal paşa ve milli dava için Damat Ferit'in düşürülmesinden sonra kazanılan ilk zaferdi.Yeni hükümetle birlikte basında da Sivas kongresinin faaliyetleri ile ilgili haberlere ve övgülere rastlanmaya başlanmıştı. Artık gazetelerin ilk sayfalarını Mustafa Kemal Paşa ve Rauf beyin portreleri süslemekteydi. Mustafa Kemal Paşa Sivas kongresinin bitiminden bir hafta sonra Sivas gelen amerikan generali J. G. Harbord’la yaptığı konuşmada yeni Türk devletini kurmak arzusunu ve amacını şu sözlerle açıkça belirtmiştir. “her şeye rağmen yurdumuzu kurtarmak özgür ve uygar bir Türk devleti kurmak insan gibi yaşayabilmek için yapacağım bunu”İhtilalci hareket Sivas kongresinden sonra güç kazanmış İngiliz amirali robeck’in 17 eylül 1919 da lort curzon’a gönderdiği raporda açıkça belirttiği üzere artık milliyetçiler İstanbul'un emrini dinlememektedir. Raporun enteresan bir yönü Türkiye'deki bu gelişmelerin bir cumhuriyete doğru yönelmiş olmasının Sivas kongresi ertesi İngiliz amirali tarafından görülmüş olmasıdır. Sivas kongresinin içerde ve dışarıda yankılarını göstermesi bakımından raporun ilgili kısmı aşağıya alınıştır.“ alınan bütün haberlere göre milli hareket Anadolu’da müstakil bir cumhuriyete doğru yönelmektedir. Bu hareket İstanbul'da bilhassa harbiye nezaretinden desteklenmektedir. Bu yeni milliyetçi parti bu günkü damat Ferit hükümetinden ziyade halk efkarını temsil etmektedir... hükümetin kabul edeceği bir anlaşma barış ve huzur getirmeyecektir. Onlara silah kuvvetleriyle kabul ettirmek gerecektir. Hükümetin emri artık yapılmamaktadır.“Türk milliyetçiler; Türkiye'nin Türklere kalmasının istiyorlar yabancı himayesini ret ediyorlar. Onlar imparatorluğun ölümünü değil yeni bir hayat mukavelesini imza etmek azmindedirler. I. İNÖNÜ MUHAREBESİ ( 6 – 10 OCAK 1921 ) Sebepleri 1. Yunanlıları bursa üzerinden Eskişehir yönelerek demiryollarının kontrolünü ele geçirmek istemeleri 2. Eskişehir batı cephesi ile Ankara’yı birbirine bağlayan demiryolu üzerinde stratejik bir noktada bulunmakta idi. 3. bu sırada Çerkez Ethem'in düzenli orduya katılmamak için isyan etmesinden yunanlıların faydalanmak istemeleri. 4. yunanlıların güçlerini göstermek ve itilaf devletlerinin daha çok desteğini kazanmak istemesi.5. Türk ordusunun kuvvetlenmesine fırsat vermemek için yunanlılar bursa üzerinden Eskişehir uşak üzerinden afyon istikametine saldırıya geçtiler. ( 6 Ocak 1921 ) 9 Ocakta İnönü mevzilerinin önüne geldiler. İnönü mevzilerimiz önünde yapılan savaşta Türk ordusu yunan ordusunu bozguna uğrattı. Yunanlılar bursa istikametinde geri çekildiler.Sonuçları 1. Yunanlıların ilerleyişi durduruldu. 2. Daha iyi hazırlanmak için zaman kazanıldı.3. Milli duyguları coşan Türk halkının kurtuluş ümidi daha da arttı. 4. Düzenli orduya olan güven ve katılım arttı. 5. Kuva-yi milliye dönemi son buldu. 6. cephe komutanı İsmet bey generalliğe yükseldi. 7. Çerkez Ethem ve kardeşlerinin isyanı bastırıldı. 8. TBMM ile ilişkilerde çekingen davranan Sovyet Rusya TBMM ile ilişkilerine önem verdi. Moskova antlaşması imzalandı. (16 Mart 1921 )9. Sevr’in Türk milletine kolayca kabul ettirilemeyeceği gösterildi. 10. İtilaf devletleri arasında görüş ayrılıkları iyice su yüzüne çıktı. 11. İtilaf devletleri Sevr antlaşması şartlarının yeniden gözden geçirilmesini görüşmek için TBMM hükümetini Londra da topladıkları konferansa davet ettiler. 12. Yeni bir devletin kurulduğunu göstermek ve yaptığı işleri hukuki zemine oturtmak için TBMM ilk anayasasını kabul etti. ( 20 Ocak 1921 ) 1921 Anayasası 1921 Anayasası Mustafa Kemal’in değişik tarihlerde TBMM’ye verdiği önergelerden oluşmuştur.Bu anayasa olağan üstü durum için hazırlanmış kısa ve öz bir anayasadır. (23 Maddelik) Bu sebeple temel hak ve hürriyetler yer almamıştır. Bu Anayasaya Göre; 1. Hakimiyet kayıtsız şartsız millete aittir.2. Kanun yapmak yürütmek ve uygulamak yetkileri TBMM’dedir.3. Devlet yönetiminin tek organda topladığı ve kuvvetler birliği ilkesinin kabul ettiği anlaşılmaktadır. 4. Milletvekili seçimleri iki yılda bir yapılır. 5. Şer’i hükümlerin uygulama yetkisi TBMM’ye aittir. 6. Şer’i hükümlerin uygulanması yetkisi TBMM’ye ait olması Şeriat esaslarının kabul edilmediğini ve din istismarının önlemek istendiğini göstermektedir. Bu madde 1921 Anayasasının laik bir laik bir anayasa olmadığını gösterir. LONDRA KONFERANSI ( 23 ŞUBAT – 12 MART 1921 ) Londra Konferansı’nın Toplanma Sebepleri · I. İnönü zaferi üzerine itilaf devletleri arasında görüş ayrılığının ortaya çıkması.
Sovyet Rusya Bolşevik ( Komünist ) rejimi ülkesinde yerleştirmek için çaba harcamaktaydı.Türk milletinin itilaf devletleri ile yaptığı mücadele TBMM ve Sovyet Rusya'yı birbirine yaklaştırdı.Sovyet Rusya'nın TBMM ye yaklaşmasında ki asıl amacı Türkiye de komünizmi yerleştirmek ve güneyde kendisine bağlı bir tampon bölge oluşturmak idi.TBMM’nin Sovyet Rusya'ya yaklaşmasındaki amacı ise doğudaki bu güçlü koşusundan emin olmak acil ihtiyacı olan silah cephane ve para yardımını sağlamak idi.Sovyet Rusya İngilizlerin boğazlar ve İstanbul yerleşmesini istemiyordu. Doğuda Ermenilerin batıda yunanlıların mağlup edilmesi ve TBMM hükümetinin Londra konferansına çağırılması Sovyet Rusya'nın TBMM nin geleceği ile ilgili tereddütlerini ortadan kaldırdı. Taraflar arasında karşılıklı elçiler ve temsilciler gidip gelmekte idi. Bu ilişkiler sonucunda TBMM hükümeti ile Sovyet Rusya arasında Moskova antlaşması imzalandı. Moskova Antlaşmasının Hükümleri · taraflardan birini tanımadığı antlaşmayı diğeri de tanımayacak. Böylece Rusya Sevr'i kabul etmiş oluyordu.
· Moskova’da TBMM temsilcileri ile Afganistan temsilcisi arasında dostluk ve kardeşlik antlaşması imza edildi.
Sebepleri İtilaf devletlerinin Londra konferansında isteklerini TBMM’ye kabul ettirememiş olmaları. Türk ordusunun gücünün I. İnönü muharebesinde gören yunanlıların Türk ordusunun daha da kuvvetlenmesine izin vermemek ve I. İnönü yenilgisinin ezikliğini bertaraf etmek istemeleri.Yunanlıların itilaf devletlerin desteğine layık olduklarını göstermek istemeleri. Savaşın Başlaması ve Sonuçları Yunanlıların hedefi Kütahya ve Eskişehir'i alarak Ankara’ya ulaşmak ve TBMM yi dağıtmaktı. Yunan ordusu Bursa'dan Eskişehir uşaktan afyona doğru ilerledi. İnönü’de ikinci bir yenilgiye daha uğradı.Bu Zafer Sonucunda · Yunan ilerleyişi bir süre içinde olsa durduruldu.
( 10 – 24 TEMMUZ 1921) · yunanlılar I. ve II. İnönü yenilgilerinden sonra büyük bir hazırlığa giriştiler.
· Cephedeki bu başarısızlık mecliste büyük tartışmalara sebep oldu. Bazı milletvekilleri meclisin tehlikede olduğunu ve meclisin daha emniyetli bir yer olan kayseri ye taşınmasını istedi.ancak bu istek meclis tarafından kabul edilmedi. · Mecliste Mustafa Kemal karşı olanlar “ ordu nereye gidiyor millet nereye götürülüyor bu harekatın elbette bir sorumlusu vardır.o nerededir onu ordunun başında görmek isteriz.” Diyerek Mustafa Kemal in gücünü ve etkisini kırmak istiyorlardı.· Mustafa Kemal i seveler ve ona karşı olanlar onun Türk ordusunun başına geçmesi fikrinde birleşmişlerdi. · Sert tartışmalardan sonra TBMM 5 Ağustos 1921 de Başkomutanlık kanunu kabul etti.bu kanuna göre meclis üç aylık süre için bu yetkilerini ve başkomutanlık görevini Mustafa Kemal e verdi.· Mustafa Kemal Amasya genelgesinden sonra istemeyerek ayrıldığı askerlik görevine en üst rütbeyle yeniden dönüyordu. · İsmet paşa genelkurmay başkanlığından ayrıldı. Bu göreve Mareşal Fevzi Çakmak getirildi. · Fevzi paşa genelkurmay başkanlığı görevini 1944 yılına kadar yürütmüştür. Yenilginin Sonuçları
Mustafa Kemal başkomutanlık kanunu ile meclisin bütün yetkilerini eline alarak devlet işlerinde tek başına ve çabuk karar verme fırsatı bulmuştu. Bu yetkiler üç aylık sürelerle uzatıldı. 20 temmuz 1922 de ise süresiz hale getirildi. Mustafa Kemal cumhurbaşkanı seçilene kadarda durum devam etti. Mustafa Kemal Türk ordusunu Sakarya savaşına hızla hazırlamak ve savaş gücünü artırmak için tekalifi milliye emirlerini yayımlattı. Bu emirlerle halktan büyük fedakarlıklar istendi. Buna göre: 1. her kazada bir tekalifi milliye komisyonu kurulacak. Her komisyon tekalifi milliye emirlerinde istenilen malları toplayıp bildirilen cepheye gönderecek. 2. her ev bir kat çamaşır bir çift çorap ve çarık hazırlayacak.3. tüccar ve halk elindeki çadır bez kumaş astar kösele hayvan malzemesi v.s. nin %40 ını bedeli sonra ödenmek şartıyla ilgili komisyona verecek.4. insan ve hayvan yiyeceklerinin %40 teslim edilecek. 5. nakil malzemeleri ayda bir de olsa 100 km kullanılacak. 6. ordunun ihtiyacı olan terk edilmiş bütün mallara el konacak. 7. akaryakıt araba lastiği v.s %40 na el konacak.8. silah ve malzeme yapan demirci marangoz saraç dökümcü ordunun emrine alınacak.Bu tedbirler olağanüstü şartlarda olağanüstü tedbirlerdir. Sırtını İngiltere gibi güçlü bir devlete dayamış olan yunanlılar karşısında ne kadar güç şartlar altında mücadele edildiği anlaşılmaktadır. Bu emirler dünyada ilk defa topyekün bir savaş uygulamasıdır. Bu emirlerin yayımlanması ve uygulaması ile halkadaki ümitsizlik kaybolmaya başlamıştır. Tekalifi milliye emirleri Osmanlıdaki “avarız” vergisiyle benzerlik göstermektedir. SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ ( 23 AĞUSTOS – 13 EYLÜL 1921 ) Kütahya – Eskişehir muhaberelerindeki başarılarına güvenen yunanlılar hazırlıklarını tamamladıktan sonra Sakarya ırmağının doğusunda bulunan Türk mevzilerine saldırdı. Ordumuzun sol kanadı Ankara'nın 50 km güneyine kadar çekildi. Bunun üzerine Mustafa Kemal ordularına şu emri verdi “ hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır o satıh bütün vatandır vatanın her karış toprağı vatandaşın kanı ile sulanmadıkça terk olunamaz” böylece 100 km uzunluktaki bütün cephe savaş alanı olarak ilan edildi.Türk ordusu 10 Eylül 1921 de karşı taarruza geçti. Yunan kralı 15 Ağustosta Kütahya’da yaptığı toplantıda Ankara'yı hedef gösteren emrini vermiş İngiliz istihbarat subaylarını Ankara’da vereceği ziyafete davet etmişti. 13 Eylül de Sakarya ırmağının doğusundan yunanlılar temizlenmiştir. İyice yorulan Türk birlikleri yunanlıları ancak Eskişehir'e kadar takip edebilmişlerdi.Sakarya Savaşının Sonuçları
Kars antlaşması Moskova antlaşmasının bir tekrarı niteliğindedir. Doğu sınırlarımız küçük değişikliklerle yeniden çizildi ve kesin şeklini aldı. Sovyet Rusya'dan sonra Kafkas cumhuriyetleri de misak-ı milliyi kabul ettiler. Ermenistan Gürcistan ve Azerbaycan ile dostluk kuruldu.2. ANKARA ANTLAŞMASI ( 20 EKİM 1921 ) Fransa ile TBMM arasındaki savaş durumu sona erdi. Güney cephesi kapandı. Bugünkü Suriye sınırı İskenderun ve Hatay hariç belirlendi. Bu gelişme misak-ı milliye aykırı bir durumdur.Türkiye Selçuklu devletinin kurucusu olan Süleyman şahın Halep yakınlarındaki caber kalesinde bulunan mezarı (Türk mezarı) Türk toprağı sayılacak burada Türk bayrağı dalgalanacak Türk askeri nöbet tutacaktı. Hatay ve İskenderun'da Türklere kültürel haklar tanıyan özel bir yönetim kuruldu. TBMM hükümetini tek başına tanıyan ilk itilaf devleti Fransa'dır.yunan işgalini destekleyen İngilizler bu siyasetinde yalnız kalmışlardır. Rusya Moskova antlaşmasına dayanarak Ankara antlaşmasına karşı çıkmıştır.bu durum Rusya'nın TBMM nin batılı devletlerle ilişki kurmasını istemediğinin kanıtıdır. TBMM hükümetinin cephelerde kazandığı başarılar bu devletlerle imzalanan siyasal başarıları da beraberinde getirmiştir.BÜYÜK TAARUZ VE BAŞKOMUTANLIK MEYDAN SAVAŞI · Sakarya zaferinin ardından TBMM hükümeti orduyu taarruz için hazırlamaya başladı.
Balıkesir Kongresi ( 26 – 30 Temmuz 1919 )
Sivas Kongresi ( 4 – 11 Eylül 1919 ) Kongre başlangıcında iki sorun ortaya çıkmıştır. 1. Başbakanlık Sorunu: Mustafa Kemal’in kongre başkanı seçilmesiyle çözümlenmiştir. 2. Manda Sorunu: Amerikan mandacılığı uzun tartışmalardan sonra reddedilmiştir.
! Temsil heyetinin hükümet gibi çalıştığının yani yürütme gücünü kullandığının kanıtıdır. !İstanbul Hükümetinin karşı çıkmasına rağmen Sivas kongresi başarıyla tamamlandı. Padişahın Anadolu hareketi ile iyi ilişkiler kurmak durumunda kalması sonucu Damat Ferit istifa etti. Yerine Kuva yi Milliye yanlısı Ali Rıza paşa hükümeti kuruldu.!itilaf devletlerinin Erzurum ve Sivas kongrelerine karşı ciddi önlemler almaması Anadolu hareketinin önemini anlamadıklarını gösterir.Amasya Mülakatı (görüşmesi=protokolü) ( 20 – 22 Ekim 1919 )
! İstanbul Hükümeti bu görüşmeler ile temsil heyetini resmen tanımış oldu. Böylece Anadolu İstanbul bağlı olmaktan çıkıp İstanbul Anadolu’ya bağlı hale geldi. Böylece Anadolu ihtilali hukuki bir zemine kavuştu. Heyet-i Temsiliye’nin Ankara’ya Gelmesi ( 27 Aralık 1919 ) Meclisi mebus anın toplanması için yapılan seçimleri büyük bir çoğunlukla müdafaa-i hukukular kazandı. Meclisin İstanbul’da toplanması kesinleşince heyeti temsiliye meclis çalışmalarını yakından izleyebilmek için Ankara’yı kendine merkez seçti çünkü Ankara’nın şu avantajları vardı. 1. ulaşım ve haberleşme olanakları elverişlidir. 2. batı Anadolu cephesine yakındır 3. Anadolu’nun ortalarında bir yerdedir. Anakaraya yerleşen Mustafa Kemal müdafaa-i hukukçu milletvekillerini Ankara’ya çağırarak meclisi mebusan da yapılacak çalışmalar için şu direktifleri verir. a. kendisinin meclis başkanlığına seçilmesi b. mecliste bir müdafaa hukuk grubunun oluşturulması ve bu grubun meclisteki tüm çalışmalar ağırlığını koyması c. tüm kişi ve kurumları bağlayacak kararların alınması d. Misak-ı milli kararlarının meclise kabul ettirilmesi Bu arada yapılan seçimlerin galibi müdafaa hukuk Cemiyeti’nin adaylarıydı. Mustafa Kemal de Erzurum’dan milletvekili seçilmiştir. ! Bununla Anadolu’da ki milli hareketin meclisi Mebusan'a egemen olduğu herkese en çarpıcı biçimde anlatılmış olacaktı.!Mustafa Kemal Erzurum milletvekilidir. Ancak heyeti Temsiliye’nin aldığı karar gereği İstanbul gitmeyecektir. Gerçekte İstanbul hükümetinin asıl endişesi mebusan meclisinin tümden heyeti Temsiliye’nin etkisi altına girebileceğiydi. Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Milli Kararları Meclis-i mebusan 12 Ocak 1920 de İstanbul’da toplanır. Ancak Mustafa Kemal başkan seçilmediği gibi müdafaam hukuk grubu da kurulmaz. Bu grubun yerine felah-ı vatan grubu kurulur. Tüm bu olumsuzluklara rağmen meclis-i mebusan 28 Ocak 1920 de misak-ı milli kararlarını alır. Bu kararlar: 1. 20 Ekim 1918 günü yani Mondros ateşkesinin imzalandığı gün işgal edilmiş topraklar milli sınırlarımızdır. 2. bir zamanlar Osmanlı egemenliğinde olan ancak şu anda işgal altında bulunan Müslüman Arapların yaşadığı toprakların geleceği orada yaşanların kararları ile belirlenmelidir.3. Batı Trakya ile Kars Ardahan ve batum için gerekirse halk oyuna gidilebilir.4. Azınlıklara çevre ülkelerde Müslüman azınlıklara tanınan haklar kadar haklar tanınacaktır.5. İstanbul’un ve Marmara denizinin güvenliği sağlandığında boğazlar dünya ticaretine açılacaktır.6. kapitülasyonlar ve duyun-ı umumiye kaldırılmalıdır. Misak-ı Milli Kararlarının Önemi
İstanbul’un Resmen İşgali ( 16 Mart 1921 ) Misak-ı Milli kararlarının alınmasından sonra anlaşma devletlerinin İstanbul hükümeti ve meclisi mebusan üzerindeki baskısı artmıştır. Bu baskı üzerine ali rıza paşa sadrazamlıktan istifa ederek yerine Salih paşa yeni hükümeti kurmuştur. Anlaşma devletleri misakı milli kararlarını geri aldıramayınca da 16 Mart 1920 de İstanbul’u işgal ettiler. Meclisi mebus anı bastılar. Kendileri için tehlikeli gördükleri önemli şahsiyetleri malta adasına sürgün ettiler. İşgalin ardından Salih paşa istifa ederek sadrazamlığa yeniden Damat Ferit paşa getirildi. Ardından da 11 Nisan 1920 de padişah Osmanlı meclisi mebus anı kapattı.İşgale Tepkiler Temsil Heyeti şu kararları aldı.
TBMM’nin Açılışı ( 23 Nisan 1920 ) İstanbul’un itilaf devletleri tarafından işgal edilmesi ve meclisi mebus anın kapatılması üzerine Mustafa Kemal heyeti temsiliye adına bir genelge yayımladı. 19 Mart 1920 tarihli bu genelge ile yeni meclisin Ankara’da toplanacağını her sancaktan 5 kişinin seçilmesini istedi. Ayrıca Osmanlı mebusan meclisi üyelerinden İstanbul’dan kaçıp Ankara’ya gelebilenlerinde TBMM’ye kabul edilecekleri bildirildi. ( bunlar 27 Ekim 1920 tarihine kadar TBMM’ye kabul edilmişlerdir.)!Böylece milli iradeye saygılı olunduğu milli birlikten yana olunduğu ve Ankara’nın otoritesinin güçlendirilmek istendiği anlaşılmıştır.
- Geçici olarak bir hükümet başkanı ya da padişah vekili ortaya çıkarmak uygun değildir. - TBMM yasama ve yürütme yetkilerine sahiptir. - Mecliste seçilecek ve vekil olarak görevlendirilecek bir kurul hükümet işlerine bakacaktır. Meclis başkanı bu kurulunda başkanı olacaktır.- Padişah ve halifenin bulunduğu baskıdan kurtulduğu zaman meclisin belirleyeceği esaslar içinde durumu belli olacaktır.Meclis Hükümet Sisteminin Özellikleri
· TBMM yeni seçilen üyeler ve Osmanlı meclisi mebus anından gelen üyelerden oluşmuştur.
· TBMM’nin otoritesini sağlamak amacıyla kuruldu.
İstanbul Hükümetinin TBMM Hükümetine Karşı Tutumu
Sebepleri
A) Doğrudan İstanbul Hükümeti Tarafından Çıkartılan Ayaklanmalar 1. Aznavur Ayaklanması İngilizlerin teşviki ile güney Marmara Manyas ululat Balıkesir ve Gönen’de çıkartılmıştır. Ayaklanma Çerkez ethem ve kuvvetleri ile bastırılmıştır.2.Kuva-yi inzibatiye Ayaklanması Bu ordu İngilizlerin teşviki ve yardımı ile Osmanlı saltanatına bağlı olarak kurulmuştur. Ayaklanma İstanbul ve Anadolu arasında önemli bir geçit olan Geyve boğazının kuva-yi milliyecilerin eline geçmesini önlemek için çıkartılmıştır. Geyve boğazındaki kuva-yi milliye birliklerine saldıran hilafet ordusunun er kadrosunun ali Fuat paşa komutasındaki kuva-yi milliye birliklerine katılmasıyla ayaklanma bastırıldı. B) İstanbul Hükümeti ve İşgalcilerin Kışkırtmaları Sonucu Çıkan Ayaklanmalar Anadolu’daki milli direnişi en çok bu ayaklanmalar uğraştırmıştır. 1. Bolu Düzce Hendek Adapazarı ayaklanmaları İngilizler boğazları elde tutmak için İstanbul hükümeti ile işbirliği yaptılar. Bölgedeki halk kışkırtıldı. Geyve’deki birliklerimiz pusuya düşürüldü. Ayaklanma Ali Fuat Paşa ve Refet Paşa tarafından bastırıldı. 2. Yozgat Ayaklanması Yozgat Boğazlayan Yeni han ve çevresinde Çapanoğlu Aynacı oğlu gibi bölgenin ileri gelenleri padişah ve halifeye bağlılık iddiasıyla ayaklandılar. Çünkü bu kişiler meclisin açılışı ve yeni bir devletin kuruluşu ile otoritelerinin yok olacağından endişe etmekte idiler. Bu ayaklanmayı batı cephesinden çağrılan Çerkez Ethem ve birlikleri bastırmışlardır.3. Konya – Bozkır Ayaklanması Delibaş Mehmet tarafından bozkırda başlayan ayaklanma Konya ve çevresine yayıldı. Ayaklanmayı Refet paşa bastırdı. Delibaş Fransızlara sığındı. 4. Afyon’da Çopur Musa Ayaklanması Halifelik elden gidiyor diye başlatılan ayaklama aslında yunan ajanlarının kışkırtması ile başlatıldı. Ayaklanma bastırılınca Çopur Musa yunanlılara sığındı. Yunanlılar böylece Batı Anadolu’da daha rahat ilerleyeceklerini düşünüyorlardı.5. Milli Aşireti Ayaklanması Daha önce kuva-yi milliye tarafları olan bu aşiret Fransızların kışkırtması ile Urfa ve civarında ayaklandı.6. Koçkiri Ayaklanması Erzincan Sivas ve dolaylarında çıkartılmıştır. Ayaklanma Amasya’da bulunan merkez ordusu tarafından bastırılmıştır.7. Cemil Çeto Ayaklanması Bahtiyar aşireti reisi olan Cemil Çeto Garzan ve yöresinde ayaklanma çıkarmıştır. Bu ayaklanmalardan başka Ali Batı ve Şeyh Eşref ayaklanmaları da çıkmıştır.C) Önceden Kuva-yi Milliye Yanlısı Olup Sonradan Ayaklananlar Düzenli ordunun kurulması ile bu ordunun emrine girmek istemeyen bazı kuva yi milliye komutanları isyan etti. Bunların Başlıcalar 1. Demirci Mehmet Efe Ayaklanması: Refet Paşa tarafından bastırıldı 2. Çerkez Ethem Ayaklanması : I. İnönü savaşı sonrası İsmet paşa tarafından bastırıldı. D) Azınlıkların Çıkardıkları Ayaklanmalar Ermeni ve Rumların yoğun olarak yaşadıkları yerlerde çıkardıkları ayaklanmalardır. Başlıcalar Şunlardır: 1. Pontus Rum Ayaklanmaları: Yunanlılarla işbirliği yapılarak ve itilaf devletlerinin desteği alınarak Karadeniz bölgesinde çıkarılmıştır. Rumların bölgede bağımsız bir Rum devleti kurmak için çıkarttığı bu ayaklanmalar ancak milli mücadelenin kazanılmasından sonra tamamen söndürülebilirdi. 2. Trakya ve Batı Anadolu’daki Rum Ayaklanmaları: Yunan işgallerinin başlaması ile çıkartılmıştır. 3. Ermeni Ayaklanmaları: Çukurova ve doğu Anadolu’da ermeni devletleri kurmak için Ermenilerce çıkarılmıştır. Ayaklanmaların Sonuçları
İtilaf devletleri I. Dünya savaşında yenilen diğer devletlerle barış antlaşmaları yaptıkları halde Osmanlı devleti ile barış anlaşması yapmamışlardı.Sevr antlaşmasının taslağı San Remo Konferansında hazırlandı. İtilaf devletleri Sevr antlaşmasını kabul ettirebilmek için yunan ordusunun saldırıya geçmesine izin verdiler. Bunun üzerine saldırıya geçen yunanlılar Akhisar Soma Salihli Alaşehir Nazilli 8 Temmuzda Bursa Balıkesir ve Bandırmayı işgal ederek Anadolu’nun iç kısımlarına doğru ilerlediler. Bu arada yunanlılar doğu Trakya’da da saldırıya geçtiler. Edirne Tekirdağ ve çorlu yunanlılar tarafından işgal edildi. İngilizlerde güney Marmara’da Karamürsel ve Mudanya’yı işgal ettiler. Sevr taslağı padişahın başkanlığında toplanan “saltanat şurası”nda kabul edildi.Sevr antlaşması Osmanlı temsilcileri tarafından 10 Ağustos 1920 de imzalandı. Sevr’in Önemli Hükümleri · Osmanlı devleti İstanbul ve çevresi ile Anadolu’da küçük bir toprak parçası ile sınırlandırılacak · Boğazlar bütün gemilere açık tutulacak ve bir Avrupa komisyonu tarafından yönetilecek. · İzmir ve çevresi ile Midye Büyük Çekmece hattının doğusu Yunanistan verilecek · Doğu Anadolu’da Ermenistan ve kürdistan adında iki devlet kurulacak · Antalya ve Konya dahil Güneybatı Anadolu İtalya’ya bırakılacak · Adana Sivas ve Malatya hattını birleştiren bölge Fransa’ya bırakılacak.· Mısır Suriye ve Filistin İngilizler ve Fransızlar arasında paylaşılacak· Hicaz bağımsız bir devlet olacak· Kapitülasyonlardan itilaf devletleri ve dostları faydalanacaklar. · Türkiye’nin ekonomisinin kontrolü itilaf devletlerine bırakılacak Sevr antlaşması ile ortaya çıkan yoğun tepkiler üzerine Damat Ferit paşa hükümeti istifa ederek Tevfik paşa hükümeti kurulmuştur.yeni hükümet Mustafa Kemal ile anlaşma yolları arayacaktır. Düzenli Ordunun Kurulması Kuruluş Nedenleri · Kuva-yi Milliye nin düzenli yunan orduları karşısında başarısız olması · Kuva-yi Milliyecilerin yetkilerini aşarak bir çok kişiyi cezalandırmaları · Bazı bölgelerde halktan zorla para ve yiyecek toplamaları · Kuva yi milliye nin belli bir otoriteye bağlı olmaması askerlik tekniğini yeteri kadar bilmemeleri · Milli bağımsızlığa ulaşmak için düzenli bir ordunun gerekli olması Gediz muharebelerinde Türk kuvvetlerinin yaptığı taarruzun başarısızlıkla sonuçlanması üzerine TBMM Kuva-yi Milliye birliklerinin batı cephesi komutanı emrinde toplanmasını kararlaştırdı.buna göre Adapazarı'ndan Denizli’ye kadar olan batı cephesi ikiye ayrıldı.Batı kısma (asıl kesim) Albay İsmet bey Güney kısma refet bey getirildi. Batı cephesi milli savunma bakanlığına bağlandı. ( 12 Kasım 1920)Sonuç · Hızla milli ordunun kurulmasına geçildi. Askere alma işlemlerine hız verildi. Batıdaki kuva yi milliye birlikleri düzenli ordu içine alındı. · Doğuda zaten düzenli ordu birlikleri vardı · Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe gibi kuva yi milliye önderleri otoritelerine engel olan bu tutuma karşı gelerek ayaklandılar. |
|
|
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|