Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Kültür ve Sanat > Tarihimiz
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Tarihimiz Tarihle ilgili herşeyi bu alanda paylaşabilirsiniz.


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 10-10-2007, 19:55   #1 (permalink)
 
ŞeBoİsT - ait Avatar
Tanımlı acill yardımmm!!!

 
oğuz kaan hangi zaman diliminde yasamıstır
ŞeBoİsT isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 10-10-2007, 19:56   #2 (permalink)
 
Μ¢_ßن®αҜ - ait Avatar
Μ¢_ßن®αҜ - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: acill yardımmm!!!

 
bi biLgim yoq
Μ¢_ßن®αҜ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 10-10-2007, 20:21   #3 (permalink)
 
ŞeBoİsT - ait Avatar
Tanımlı Cevap: acill yardımmm!!!

 
ya bilen yok mu?
ŞeBoİsT isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 10-10-2007, 20:37   #4 (permalink)
 
..::PRéNSéS::.. - ait Avatar
..::PRéNSéS::.. - ICQ üzerinden Mesaj gönder ..::PRéNSéS::.. - AİM üzerinden Mesaj gönder ..::PRéNSéS::.. - MSN üzerinden Mesaj gönder ..::PRéNSéS::.. - YAHOO üzeri ndenMesaj gönder Send a message via Skype™ to ..::PRéNSéS::..
Tanımlı Cevap: acill yardımmm!!!

 
yaa vaLLa Oğuz Kağan Destanını buLdum aradığın şey içinde yazıormu ßiLemiorum :S istersmen yayınLım sen ßak



Hun - Oğuz Destanı :

Oğuz Kağan destanı M.Ö. 209-174 tarihleri arasında hükümdarlık yapmış olan Hun hükümdarı Mete'nin hayatı etrafında şekillenmiştir. Bütün Türk destanlarında olduğu gibi bu destanın da ilk şekli günümüze ulaşmamıştır. Bugün elimizde Oğuz destanının üç varyantı bulunmaktadır. XIII ile XVI yüzyıllar arasında Uygur harfleriyle yazılmış ve islâmiyetten önceki inancı yansıtan varyantın ilk örneği temsil ettiği kabul edilebilir. XIV. yüzyıl başında yazıldığı bilinen Reşîdeddîn'in Câmiüt-Tevârih adlı eserinde yer alan Farsça Oğuz Kağan Destanı islâmî varyantların ilkini temsil etmektedir. Oğuz Kağan Destanının üçüncü varyantı ise XVII. yüzyılda Ebü'l-Gazî Bahadır Han tarafından Türkmenler arasındaki sözlü rivayetlerden ve önceki yazmalardan faydalanarak yazılmıştır.

Oğuz Kağan Destanının islâmiyet Öncesi Rivayeti Ay Kağan'ın yüzü gök ağzı ateş gözleri elâ saçları ve kaşları kara perilerden daha güzel bir oğlu oldu. Bu çocuk annesinden ilk sütü emdikten sonra konuştu ve çiğ et çorba ve şarap istedi.Kırk gün sonra büyüdü ve yürüdü. Ayakları öküz ayağı beli kurt beli omuzları samur omzu göğsü ayı göğsü gibiydi. Vücudu baştan aşağı tüylüydü. At sürüleri güder ve avlanırdı. Oğuz'un yaşadığı yerde çok büyük bir orman vardı. Bu ormanda çok büyük ve güçlü bir gergedan yaşıyordu. Bir canavar gibi olan bu gergedan at sürülerini ve insanları yiyordu. Oğuz cesur bir adamdı. Günlerden bir gün bu gergadanı avlamağa karar verdi. Kargı yay ok kılıç ve kalkanını aldı ve ormana gitti. Bir geyik avladı ve onu söğüt dalı ile ağaca bağladı ve gitti. Tan ağarırken geldiğinde gergedanın geyiği almış olduğunu gördü. Daha sonra Oğuz avladığı bir ayıyı altın kuşağı ile ağaca bağladı ve gitti. Tan ağarırken geldiğinde gergedanın ayıyı da aldığını gördü. Bu sefer kendisi ağacın altında bekledi. Gergedan geldi ve başı ile Oğuz'un kalkanına vurdu. Oğuz kargı ile gergedanı öldürdü. Kılıcı ile başını kesti. Gergedanın barsaklarını yiyen ala doğanı da oku ile öldürdü ve başını kesti. Günlerden bir gün Oğuz Kağan Tanrıya yalvarırken karanlık bastı. Gökten bir gök ışık indi. Güneşden ve aydan daha parlaktı. Bu ışığın içinde alnında kutup yıldızı gibi parlak bir ben bulunan çok güzel bir kız duruyordu. Bu kız gülünce gök tanrı da gülüyor kız ağlayınca gök tanrı da ağlıyordu.Oğuz bu kızı sevdi ve bu kızla evlendi. Günler ve gecelerden sonra bu kız üç oğlan çocuk doğurdu. Çocuklara Gün Ay ve Yıldız isimlerini verdiler. Oğuz ormanda ava çıktığı günlerden birinde göl ortasında bir ağaç gördü. Ağacın kovuğunda gözü gökten daha gök saçı ırmak gibi dalgalı inci gibi dişli bir kız oturuyordu. Yeryüzü halkı bu kızın güzelliğini görse dayanamaz ölüyoruz derlerdi. Oğuz bu kızı sevdi ve onunla evlendi. Günlerden gecelerden sonra Oğuz'un bu kızdan da üç oğlu oldu. Bu çocuklara Gök Dağ ve Deniz isimlerini koydular.

Oğuz Kağan büyük bir toy(şenlik) verdi. Kırk masa ve kırk sıra yaptırdı.Çeşit çeşit yemeklerşaraplar tatlılar kımızlar yediler ve içtiler.Toydan sonra Beylere ve halka Oğuz Kağan şunları söyledi:

Ben sizlere kağan oldum
Alalım yay ile kalkan
Nişan olsun bize buyan
Bozkurt olsun bize uran
Av yerinde yürüsün kulan
Dana deniz daha müren
Güneş bayrak gök kurıkan

Oğuz Kağan bu toydan sonra dünyanın dört bir tarafına elçilerle şu mektubu gönderdi:" Ben Uygurların kağanıyım ve yeryüzünün dört köşesinin kağanı olmam gerekir. Sizden itaat dilerim. Kim benim emirlerime baş eğerse hediyelerini kabul eder ve onu dost edinirim. Kim baş eğmezse gazaba gelirim. Onu düşman sayarım. Onunla savaşır ve yok ettiririm". Yine o zamanlarda sağ yanda bulunan Altun Kağan Oğuz Kağan'a pek çok altın gümüş ve değerli taşlar hediye etti ve ona itaat ederek dostluk kurdu. Oğuz Kağanın sol yanında ise askerleri ve şehirleri çok olan Urum Kağan vardı. Urum Kağan Oğuz Kağanı dinlemezdi. Oğuz Kağan'ın isteklerini gene kabul etmedi. Oğuz Kağan gazaba geldi bayrağını açtı ve askerleriyle birlikte Urum Kağana doğru yürüdü.Kırk gün sonra Buz Dağ'ın eteklerine geldi. Çadırını kurdurdu ve sessizce uyudu. Tan ağarınca Oğuz Kağanın çadırına güneş gibi bir ışık girdi.O ışıktan gök tüylü gök yeleli büyük bir erkek kurt çıktı. Kurt: " Ey Oğuz sen Urum üzerine yürümek istiyorsun; Ey Oğuz ben senin önünde yürüyeceğim."dedi. Bunun üzerine Oğuz çadırını toplattırdı ve ordusuyla birlikte kurdu izlediler. Gök tüylü gök yeleli büyük erkek kurt itil Müren denizi yakınındaki Kara dağın eteğinde durdu. Urum Hanın ordusu ile Oğuz Kağanın ordusu arasında büyük savaş oldu. Oğuz Kağan savaşı kazandı Urum Hanın hanlığını ve halkını aldı.Oğuz Kağan ve askerleri Gök tüylü ve gök yeleli kurdu izleyerek itil ırmağına geldiler. Oğuz Kağan'ın beylerinden Uluğ Ordu bey itil ırmağını geçmek için ağaçlardan sal yaptı ve böylece karşıya geçtiler. Oğuz'un bu buluş hoşuna gittiği için bu Uluğ Ordu Bey'e "Kıpçak" adını verdi. Gök tüylü gök yeleli kurdu izleyerek yeniden yola devam ettiler. Oğuz Kağan'ın çok sevdiği alaca atı Buz Dağa kaçtı. Oğuz Kağanın çok üzüldüğünü gören kahraman beylerinden biri Buz Dağa çıktı ve dokuz gün sonra alaca atı bularak geri döndü. Oğuz Kağan atını ve karlarla örtünmüş kahraman beyi görünce çok sevindi. Atını getiren bu beye: " Sen buradaki beylere baş ol. Senin adın ebediyen Karluk olsun." dedi. Bir süre ilerledikten sonra gök tüylü ve gök yeleli erkek kurt durdu. Çürçet yurdu adı verilen bu yerde Çürçetlerin kağanı ve halkı Oğuz Kağana boyun eğmeyince büyük savaş oldu. Oğuz Kağan Çürçet Kağını yendi ve halkını kendisine bağladı. Oğuz Kağan ordusunun önünde yürüyen bu gök tüylü gök yeleli erkek kurdla Hint Tangut Suriye güneyde Barkan gibi pek çok yeri savaşarak kazandı ve yurduna kattı. Düşmanları üzüldü dostları sevindi. Pek çok ganimet ve atla evine döndü. Günlerden bir gün Oğuz Kağanın tecrübeli bilge veziri Uluğ Bey rüyasında bir altın yay ve üç gümüş ok gördü. Altın yay gün doğusundan gün batısına kadar uzanıyordu. Üç gümüş ok da kuzeye doğru gidiyordu.Oğuz Kağan bu rüyayı dinleyince yurdunu oğulları arasında paylaştırdı


-------------------------


ßuda baska bişe





Oğuz Kağan Destanı



Türk destanlarından. Hun-Oğuz destanları grubundandır.
Oğuz Kağan Destanının beş ayrı yazması vardır. Çağatayca Farsça ve Uygurca yazmalardaki Oğuz Kağan Destanı; Oğuz boyları Türk dili edebiyatı folkloru târihi ve kültürü hakkında bilgi verir. Bu yazmaların özeti şöyledir:

Nuh aleyhisselâmın oğlu Yâfes’in büyük oğlu Türk doğuda yerleşmişti. Bunun ülkesine Türkistan denildi. Türklerin ilk atası olan Türk’ün oğullarından büyüğü Kara-Han Karı-Sayram şehrini başşehir edinmişti. Yaylakları İpanç şehri yakınlarındaki Or-Tag ile Kür-Tag kışlakları da Porsuk şehri yanındaki Kara-Kum idi. Kara-Hanın kardeşleri; Or-Han Kür-Han ve Küz-Han adlarını taşıyorlardı. Kara-Han hârika olarak doğan oğluna bir yaşında iken ad koyacağı sırada bu çocuk; “Ben sarayda doğduğumdan adım Oğuz olsun.” deyince herkes şaşırmıştı. Allah’ın varlığına ve birliğine inanan Oğuz putperest annesinin sütünü sâdece bir defâ emdi. Babası Oğuz’u kardeşinin kızı ile evlendirmek isteyince o Hak dîne girmeyi reddeden amcasının kızları ile evlenmedi.

Oğuz gençliğinde; yılkıları (at sürüsü) ve insanları yiyen çok korkulan azgın bir canavarı öldürerek büyük şöhret kazandı. Oğuz’un teklif edilen kızlar ile evlenmeyiş sebebini öğrenen babası Kara-Han ile amcaları onun gizli ve kendi dinlerine uymayan bir din taşıdığını anla¤¤¤¤¤ bir av sırasında öldürmeyi plânladılar. Suikastı anlayınca baba ve amcasını öldürdü. Avlanırken Gök-Işık içinde beliren Gök-Kızı ile evlendi. Gök-Kızından üçüz oğlu olup; Gün-Han Ay-Han Yıldız-Han bir rivayete göre de Gün-Alp Ay-Alp Yıldız-Alp adlarını verdi. Başka bir gün yine avlanırken göl içindeki küçük bir adada dünyâ güzeli Göl-Kızını gördü. Bununla da evlenen Oğuz Göl-Kızından doğan üçüz oğullarına Gök-Han Dağ-Han Deniz-Han başka bir rivâyete göre de Gök-Alp Dağ-Alp Deniz-Alp adlarını verdi. Sonra Oğuz Han bütün halkını topla¤¤¤¤¤ ulu bir toy (ziyâfet) verdi. Kırk yerde ağır sofralar kurdurdu. Toydan sonra Oğuz Han beğler ile halka yarlıg (ferman) çıkararak şöyle buyurdu:

“Ben sizlere oldum Kağan
Alalım yay hem de kalkan
Tamga olsun bize boyan
Gökbörü olsun oranı
Demir çıdalar olsun orman
Avlakta yürüsün kulan
İşte deniz işte muran
Gün olsun tuğ gök korıkan.”

Bundan sonra Oğuz Han dünyânın dört yönüne yarlıg yazdı. Elçilere verip gönderdi. Bu fermanlarda şöyle deniyordu:

“Ben Türklerin kağanıyım; dünyânın dört bucağının da hâkimi olsam gerekir. Sizlerden itâatinizi istiyorum. Kim benim buyruğuma baş eğerse el olursa hediyelerini kabul eder kendisini dost sayarım. Her kim de baş eğmezse ona gazab eder üzerine ordu çekip baskın yapar hemen astırıp yok ederim!”.

Bu sırada sağdaki Çin Kağanı kıymetli hediyelerle elçisini gönderip itâatini saygı ile arz etti; onunla dost oldu. Soldaki Urum Kağan itâatlerini bildirmediğinden ordusunu çekip onların üzerine yürüyen Oğuz Han kırk gün sonra Muzdağ (Buzdağı) eteğine gelince otağına güneyden bir ışık girdi ve içinden gök tüylü gök yeleli iri bir erkek böri (kurt) çıktı. Bu Gök-Böri konuşarak Oğuz Han’a; “Ben senin orduna kılavuz olarak önde yürüyeceğim.” dedi ve böyle yaptı.

Muzdağdan sonra Gök-Börinin kılavuzluğunda batıya yürüyen ordusunun başındaki Oğuz Han İtil-Müren (Volga Nehri) boyundaki Karadağ önünde yapılan savaşta kalabalık ordulu Urum-Kağanı yendi kaçırttı. Urum-Kağanın kardeşi olup Oğuz’a itâat eden ve saklandığı kaleleri teslim eyleyen Urum-Beğin oğluna itâatle teslim olması üzerine Türkçe saklayan koruyan manâsında “Saklar” (Eslar/Slav) adı verildi. Zaferden sonra Uluğ-Ordu Beğ adlı birisi ulu ağaçlardan yaptığı kayıklarla orduyu İtil’den öteye-batıya geçirdiğinden Oğuz Han onu mükâfâtlandırarak İtil’in batısındaki ülkeleri ona bağışladı ve kendisine oğyuk-ağaç mânâsında Kıpçak-Beğ adını verdi.

İtil Nehri kuzeyinden karanlıklar ülkesinde yaşayan Kıl-Barak veya İt-Barak kavmini de itâat altına alan Oğuz Han anayurdu korumak için Uygun uruğunu vazifelendirmiştir. Anayurttan Afgan ve Hind üzerine sefere çıkan Oğuz Han yolda her zaman bindiği ala aygırı kaçıp tepeleri dâimî karlı Muzdağın karları içine gitti. Buna çok üzülen Oğuz ordusundaki cesur soğuğa dayanıklı bir beğin dokuz gün içinde gidip bu atı karlar içinde tutup getirmesine çok sevindi. Onu mükafâtlandırarak Tanrıdağlar bölgesinin karlı yaylaklarını ona bağışlayıp; “Sen buradaki beğlere baş ol ve senin adın hep Karluk olsun.” dedi.

Afgan ve Hind ellerini fethetti. Sonra İran üzerine Horasan’a yürüdü. Yolda duvarları altından pencereleri gümüşten çatısı ve kapısı demirden ulu bir konak gördüler. Bunun kilitli kapısını açmak çok zor olduğundan Oğuz Kağan pek becerikli hünerli bir kişi olan askerlerinden Tömürdü-Kağul adlı birisine Kal-Aç diyerek buranın kapısını açmasını buyurdu.Seferde yağmalar ve savaşlarda alınan ganimetlerini taşımak için ağaç araba yapan usta askeri çok beğenen Oğuz Han ona yüklü arabanın yürürken çıkardığı“Kang-Kang” sesine göre Kanglı adını verdi.

Oğuz Han Dağıstan’daki Tarku ve Derbend bölgelerini fethederek oradan Şirvan Aran Mugan ve Gürcistan ülkeleri üzerine gelip buraları da feth eyledi. Yaz sıcağında ordusuyla Sabalan ve Arar dağlarındaki Alatağ (Ağrı Dağı) yaylaklarında ordusu ile yayladı. Her iki dağa da Türkçe adlar verildi. Oğuz Hanın bu çevrede fethettiği ülkeye Türkçe Azar-Baygan adı verildi.

Oğuz Han Alatağ yaylasında iken Gürcistan Irak Anadolu ve Suriye ülkelerine elçiler gönderip itâat etmelerini bildirdi. Kış gelince Mugan Çölünü geçerek ordusu ile orada ve Kür ile Aras nehirleri arasındaki Aran (Karabağ) kışlağında kışladı. Baharda Gürcüler itâat ettilerse de sonradan caydılar. Oğuz Han kendi oğullarını iki yüzer kişi ile bu küçük kavmin üzerine gönderdi ve buradan ordusuna erzak tedârik ettirdi.

Alatağ’dan ordusu ile sefere çıkan Oğuz Han Anadolu ve Irak üzerine yürüdü. Buraların uluları gelerek savaşmadan itâat ettiler. Kış bastırınca Oğuz Han ordusu ile Dicle Nehri boyunda kışladı. İlkbaharda Şam üzerine yürüdü. Bütün Raka ve Şam ülkesi itâat ettiyse de üç yüz altmış kale kapılı Antakya şehri direnince bir yıl süren kuşatmadan sonra burası da zaptedildi. Oğuz Han Antakya’da tahta geçti. Yanındaki doksan bin askerini bu şehre yerleştirip kışladı. Askerlerin çoluk çocuğunu da bu ulu şehirde barındırdı. Bu şehirden Altı oğlunu (Filistin ve Mısır ülkeleri) Tekfur’un üzerine öncü olarak gönderdi. Eğer itâat etmezse ordusu ile kendisinin de geleceğini bildirdi. İki gün ve iki gece süren savaşta yenilen Tekfur yakalanarak Antakya’da Oğuz Hana gönderildi. Oğuz Han itâatini arz eden Tekfur’u haraca bağlayıp yeniden kendi ülkesine hâkim tâyin etti. Yunan ve Frenk ülkesinin durumunu Tekfur’dan öğrenen Oğuz Han üç oğlunu Yunan üç oğlunu da Frenk ülkelerini itâat ettirmeğe gönderdi. Tekfur da kendi elçisi ile bu iki ülkeye ¤¤¤ elden şu haberi yolladı: “Bu Oğuzlar çok büyük kudret ve kuvvet sâhibidirler. Güneşin doğduğu yerden buralara kadar bütün ülkeleri ellerine geçirmişlerdir. Onlara hiç kimse dayanamaz. Siz de kendi isteğinizle yıllık vergi vererek onlara itâat ediniz. Karşı çıkıp da halkınız kırılmasın.” Sonunda Frenk ve Yunan ülkeleri itâat edip haraca bağlandılar. Üç yıl Antakya’da kışlayan Oğuz Han Bağdat İsfahan yolu ile İran’a gelip Demevan Dağından Horasan-Herat (Afgan) yolu ile ülkesine dönmeğe karar verdi.

Oğuz Han Amuderya’yı (Ceyhun) geçerek Ilak ülkesindeki Semerkand bölgesine vardı. Buhara sınırındaki Yalbulağaz mevkiine geldi. Anayurduna erişti. Elli yılda dünyâyı feth eden ulu cihangiri Kanglı ve Uygurlar dokuz günlük yoldan gelerek karşıladılar. Kürtak Yaylağına gelen Oğuz Han burada bin evi doyuracak koyun ile dokuz yüz kısrak kestirerek ulu bir toy verdi. Oğuz Hanın yanında soylu yaşlı uzun tecrübeli ve ak saçlı bir Düşüme(vezir) vardı adı Uluğ-Türk idi. Bu vezir bir gün rüyâda gördü ki bir Altın Yay doğudan batıya doğru gidiyor. Uyanıp rüyâyı Oğuz Hanın ve neslinin cihan hâkimiyetine tâbir etti. Bunun üzerine Oğuz oğullarını çağırıp avlanmalarını istedi. Büyükler doğuya küçükler batıya doğru ava çıktılar. Gün Ay Yıldız yolda bir Altın-Yay; Gök Dağ Deniz de yolları üzerinde üç Gümüş-Ok bularak dönüp babalarına getirdiler. Buna çok sevinen Oğuz Han okların herbirini küçük oğullarının birisine verdi: “Ok yaya tabidir onu atarken de öyle olunuz” dedi. Sonra dönüp Altın-Yay’ı üçe bölerek her parçasını büyük oğullarından birisine verdi: Bunlara Boz-Oklar dedi. Sonra büyük kurultay topla¤¤¤¤¤ yanına kırk kulaç boyunda bir direk diktirip üzerine bir altın tavuk koydu ve dibine bir Akkoyun bağladı; soluna da kırk kulaçlık direk diktirip üzerine bir Gümüş-Tavuk koydurdu ve dibine bir Karakoyun bağladı. Oğullarından Bozokları sağ (doğu) yanına üç-okları da sol (batı) yanına oturtarak kırk gün kırk gece yiyip içtiler. Ulu toy yaptılar. Sonra Oğuz Han ülkesini altı oğlu arasında bölüştürdü ve rûhunu teslim etti.

Konu ..::PRéNSéS::.. tarafından (10-10-2007 Saat 20:39 ) de değiştirilmiştir..
..::PRéNSéS::.. isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 10-10-2007, 20:45   #5 (permalink)
 
ŞeBoİsT - ait Avatar
Tanımlı Cevap: acill yardımmm!!!

 
tsk ederim ama aradıım bu deil ama yinede saol
ŞeBoİsT isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 10-10-2007, 20:46   #6 (permalink)
 
..::PRéNSéS::.. - ait Avatar
..::PRéNSéS::.. - ICQ üzerinden Mesaj gönder ..::PRéNSéS::.. - AİM üzerinden Mesaj gönder ..::PRéNSéS::.. - MSN üzerinden Mesaj gönder ..::PRéNSéS::.. - YAHOO üzeri ndenMesaj gönder Send a message via Skype™ to ..::PRéNSéS::..
Tanımlı Cevap: acill yardımmm!!!

 
Alıntı:
antifebeli´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
tsk ederim ama aradıım bu deil ama yinede saol
oLsa şaşardım ßişeyide doru yapsam
..::PRéNSéS::.. isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 10-10-2007, 22:16   #7 (permalink)
 
ŞeBoİsT - ait Avatar
Tanımlı Cevap: acill yardımmm!!!

 
hehe olsun ya buda olur felan dermişim :P
ŞeBoİsT isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
çoookk acill lütfen yardım ŞeBoİsT LakLak Forum 2 09-11-2007 15:27
Acill yardımmm ÇΛLIΥΛΚΛLI Üye Şikayet ve Sorunları 7 05-11-2007 09