![]() |
|
|||||||
| Tarihimiz Tarihle ilgili herşeyi bu alanda paylaşabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
Büyük Selçuklu Devletinin Kuruluşu
Selçuklular Türk-İslam devletlerinin en büyüklerindendir. Oğuzların Üçoklar kolunun Kınık boyuna mensupturlar. Onuncu yüzyılın sonu ile onbirinci yüzyılın başlarında İslam'ı kabul ettiler. Selçuklular; Çin'den Batı Anadolu dahil bütün Ortadoğu ülkeleri Akdeniz sahilleri Kuzeybatı Afrika Hicaz ve Yemen'den Rusya içlerine kadar yayılan hakimiyetin muazzam bir kültür ve medeniyetin temsilcisidir. Devlete adını veren Selçuk Bey Aral Gölü ile Hazar Denizi arasına hakim olan Oğuz Yabgu Devleti'nin kumandanlarından Dukak Subaşı'nın oğludur. Dukak ölünce 17-18 yaşlarındaki Selçuk Bey subaşı oldu. Genç yaşına rağmen yüksek mevkilere ulaşan Selçuk Bey'in devamlı artan bir itibara sahip olması Yabgu ve eşini telaşlandırdı. Onu başlarından atmak için çare aramaya başladılar. Öldürülmekten çekinen Selçuk Bey kabilesiyle birlikte oradan ayrıldı. Güney yoluyla muhtemelen 985 yılı sıralarında Seyhun nehri kenarında bulunan Cend şehrine geldiler. Bölge ve şehir İslam ülkelerine geçişte hudut durumundaydı.Selçuk Bey'in idaresindeki Türkler kısa zamanda İslam'ı kabul ettiler. Bu durum Yabgu ile aralarını iyice açtı. "Müslümanlar gayrimüslimlere haraç vermez" diyen Selçuk Bey Yabgu'nun haraç memurlarını kovdu ve bağımsızlığını ilan etti. Gayrimüslim Türklere karşı savaşmaya başladı. Selçuk Bey'in bağımsızlığını ilan edip Yabgu'ya haraç vermeyerek Müslüman olmayanlarla mücadeleye girişmesi çevrede tanınıp itibar kazanmasına yol açtı. Oğuz Yabgusuna karşı olan Türkler etrafında toplandı. Müslümanlardan da destek alan Selçuk Bey Müslüman olmayan Türkler üzerine yaptığı seferlerle şöhret kazandı. Onun bu şöhreti Maveraünnehir'de üstünlük sağlamaya çalışan Müslüman devletlerden birisi olan Sâmânîlerle anlaşmasını sağladı. Sâmânî sultanı Selçuk Beye devlet sınırlarını diğer Türk akınlarına karşı korumasına karşılık Buhara yakınlarındaki Nûr kasabasına yerleşme izni verdi.Selçuk Bey; Mikâil Arslan İsrafil Yusuf ve Musa adlarındaki oğullarıyla Büyük Selçuklu Devletinin temelini atıp Tuğrul ve Çağrı adında iki torun bırakarak yüz yaşlarında vefat etti. Selçuk Bey'in büyük oğlu Tuğrul ve Çağrı beylerin babası olan Mikâil babasının sağlığında ölmüştü. İkinci büyük oğlu olan Arslan Bey babasının yerine geçti. Yabgu unvanını alarak Selçuklular da denilmeye başlanan ailesini teşkilatlandırdı. Karahanlılar'ın Sâmânî Devletine son vermesi üzerine Özkend'den kaçan Sâmânî şehzadelerinden İsmail Muntasır'ın Arslan Yabgu'ya sığınması Karahanlılarla aralarının açılmasına sebep oldu. Arslan Yabgu komutasındaki Selçuklular Karahanlılar karşısında başarılı muharebeler yaptılar.Selçukluların güçlenmesi bölgenin hakimi Karahanlılar ile Gazneliler'i zor durumda bıraktı. Karahanlı-Gazneli işbirliğiyle 1025'te Arslan Yabgu Gaznelilerce yakalanıp Hindistan'daki Kâlencer Kalesine hapsedildi. Bu hadiseden sonra Selçuklularla Gazneliler arasında açık bir mücadele başladı. Onun esareti yıllarında Selçuklular ortak hükümdar sistemiyle yönetildi. Musa'yı yabguluğa Yusuf'un oğlu İbrahim'i de yınallığa getirdiler. Mikâil'in oğulları Tuğrul ve Çağrı beyler amcalarının hakimiyetini tanımakla birlikte ayrı bölgelerde yaşamaya başladılar.Mahir süvarilerden oluşan Selçuklular kalabalık hayvan sürüleri ve atları için bol otlaklı geniş yaylalar aradılar. Bu amaçla zaman zaman komşuları Karahanlılar ve Gaznelilerin sınırlarına taşıp yerli halkın şikâyetlerine sebep oldular. Onların bu durumunu kendileri için tehlikeli gören Karahanlılar Selçuklu ailesi içinde karışıklık çıkarmak istedilerse de başaramadılar. Üzerlerine kuvvet gönderildi. Hattâ Yusuf Bey öldürüldü. Musa Yabgu ile birleşen Tuğrul ve Çağrı beyler Karahanlı kuvvetlerini yenerek Yusuf Bey'in intikamını aldılar. Siyasî durum iyice gerginleşti. Bölgede değişiklikler oldu. Bir baskınla Selçuklular bir hayli zayiata uğratıldılar. Bunun üzerine Çağrı Bey dağılan Selçuklulardan üç bin kişilik bir süvari kuvvetiyle Gazneli mukavemet mevkilerini aşarak Doğu Anadolu sınırlarına kadar gitti. Van Gölü havzasından kuzeyde Tiflis'e kadar uzanan bölgede keşif harekâtı yaptı. Ermeni ve Gürcü kuvvetlerini yenerek bölgenin otlak ve yaylaklarının keşfiyle gerekli siyasî etnik kültürel ve askerî stratejik bilgileri topladı. Bizans şehirlerine girdi. Keşif harekâtı neticesinde bölgenin Selçukluların yerleşmesine müsait olduğunu tespit ederek Tuğrul Bey'e bildirdi.Selçukluların esir yabgusu Arslan 1032 yılında Hindistan'da hapsedilmiş bulunduğu Kâlencer Kalesinde ölünce Gaznelilerle ilişkiler daha da bozuldu. Musa Yabgu ile yeğenleri Çağrı ve Tuğrul beyler kumandasındaki Selçuklu ve Türkmen güçleri bölgenin en stratejik mevkiinde yer alan ve Gaznelilere ait olan Horasan'a ani bir taarruzla girerek Merv Nişabur ve Serahs havalisini ele geçirdiler. Gazne sultanı Mesud Selçukluları tanımak zorunda kaldı. Musa Yabgu'ya Tuğrul ve Çağrı beylere bulundukları yerlerin valiliklerini verdi. 1035 yılında yapılan bu antlaşma dört ay gibi kısa bir süre devam etti. Yeniden başlayan Gazneli-Selçuklu mücadelesi daha da şiddetlendi. Selçuklular hafif süvari kuvvetleriyle Gaznelilerin fillerle takviye edilmiş ağır teçhizatlı çoğu piyadeden meydana gelen ordusuna gerilla savaşlarıyla çok kayıp verdirdiler. 1038 yılında Serahs civarında yapılan savaşta Gazneli ordusu ağır bir yenilgiye uğradı. Gazneli Sultan Mesud büyük bir devlet adamı cesur bir kumandan olmasına rağmen bu yenilgiden sonra Nişabur'u Selçuklulara bırakıp kesin sonuç alınacak büyük savaşı devamlı geciktirdi. Tuğrul Beyin üvey kardeşi İbrahim Yınal 1038'de Nişabur'u alıp Tuğrul Bey adına hutbe okuttu. Nişabur'a gelen Tuğrul Beyi muhteşem bir törenle karşıladı. Tuğrul Bey Sultanü'l-Muazzam (Büyük Sultan) Çağrı Bey de Melikü'l-Mülûk (Hükümdarların Hükümdarı) unvanını aldı. Büyük Selçuklu Devleti'nin kuruluş ve istiklâlini (bağımsızlığını) ilan ettiler. Selçuklu-Gazneli mücadelesi 23 Mayıs 1040 Dandanakan Meydan Savaşı ve Selçukluların üstünlüğü ele geçirmesiyle neticelendi.Saltanat Mücadelesi ve Çöküş Selçukluların Türklüğe İslam dünyasına ve insanlığa yaptıkları hizmetlerle kısa sürede yükselmeleri düşmanlarını hızlı bir faaliyet içine soktu. Bizanslılarla ve sapık fırkalarla mücadele eden âlim ve kumandanlar suikastla öldürülüyordu. 1092 senesinde önce Selçukluların ünlü veziri Nizamülmülk Hasan Sabbah'ın fedailerinden bir batınî tarafından; arkasından Sultan Melikşah Bağdat'ta zehirlenerek şehit edildiler. Melikşah'ın ölümüyle başlayan saltanat mücadelesinde Şam meliki Tutuş derhal sultanlığını ilan etti. Bu arada Melikşah'ın hanımı Terken Hatun da küçük oğlu Mahmud'u sultan ve torunu Cafer'i halifenin veliahdı yapmak için bütün gücüyle uğraştı ve 1092'de Mahmud'un saltanatını ilan ederek namına hutbe okutmaya muvaffak oldu. Yine bu arada taraftarlarıyla Rey'e çekilen Berkyaruk da sultanlığını ilan etti ve Terken Hatun'un üzerine gönderdiği orduyu Burucerd'de bozguna uğrattı. Terken Hatunun Gence meliki İsmail'i yanına çekmesi de bir yarar sağlamadı.Terken Hatunun bir suikast neticesinde öldürülmesiyle saltanat mücadelesi Tutuş'la Berkyaruk arasında kaldı. Tutuş Rey üzerine yürüdüyse de 1093 yılında vuku bulan uzun mücadeleler sırasında birçok emîr Berkyaruk tarafına geçti. Bu sayede Berkyaruk karşısında orduyu bozguna uğrattı. Ayrıca Tutuş'un ölümüyle bütün rakiplerini bertaraf ederek Bağdat'ta adına hutbe okuttu.Sultan Berkyaruk zamanında Selçuklu Devleti: a) Irak ve Horasan b) Suriye c) Kirman d) Türkiye Selçukluları olmak üzere dörde bölündü. Ayrıca Doğu Anadolu'nun çeşitli yerlerinde Türkmen beylikleri ve Atabeglikler ortaya çıktı. Berkyaruk parçalanan Selçuklu İmparatorluğunu toplamaya başladığı bir sırada Haçlı orduları da Suriye'ye geldi. Berkyaruk Haçlılara ve onların Antakya Kuşatmasına karşı Kürboğa'yı ve Artuklu beylerini sefere gönderdi. Anadolu'dan geçen Haçlılar Suriye'ye vardıkları zaman sayıları oldukça azalmıştı. Ancak Şiî-Fatımîlerin Sünnî Müslümanlara karşı Haçlılarla ittifak yapmaları ayrıca Suriye emîrleri arasındaki güvensizlik ve rekabetler Tutuş'un oğlu Dukak ile birlikte Suriye kuvvetlerinin haber vermeden çekilmesi Frenklerin taarruza geçerek Türkleri bozguna uğratmalarına sebep oldu. Neticede ilerlemeye devam eden Haçlılar Antakya'yı işgalden bir yıl sonra Kudüs'ü ele geçirip şehirde yaşayan yetmiş bin Müslüman ve Yahudiyi hunharca katlettiler.Bu arada Gence Meliki ve kardeşi Muhammed Tapar Berkyaruk'a saltanat iddiasıyla isyan etti. Berkyaruk 1100 senesinde Sefîdrud'da mağlup olmasına rağmen Muhammed Tapar'ı arka arkaya dört kez bozguna uğrattı. Ahlat'a sığınan Muhammed Tapar buranın hükümdarı Sülemen'i ve Ani emîri Menuçehr'i hizmetine alarak yeniden savaşa hazırlandıysa da Sultan Berkyaruk çok kan aktığını memleketin harap emîr ve askerlerin yorgun düştüğünü hazinenin boş kaldığını vergilerin tahsil edilemez hale geldiğini ve nihayet İslam düşmanlarına fırsat verildiğini beyan ederek gönderdiği bir elçiyle kardeşini barışa ikna etti. Böylece 1104'te Azerbaycan'da Sefîdrud hudut olmak üzere Kafkasya'dan Suriye'ye kadar bütün vilayetlerde Muhammed Tapar sultan tanındı. Bağdat Rey Cibal Taberistan Fars Huzistan Azerbaycan Mekke ve Medine'nin idaresi de Berkyaruk'ta kaldı.Büyük Selçuklu Devleti iki devlete ayrılmak suretiyle Türkiye ile birlikte üç Selçuklu sultanı ortaya çıktı. Ancak bu durum çok uzun sürmedi. Çünkü Berkyaruk hastalıklı olduğu için 1104 yılında yirmialtı yaşındayken vefat etti. Sultan Berkyaruk ülkesini düşünen ve milletinin refahı için çalışan bir kimseydi. Ancak kardeş kavgalarının memleketin birlik ve beraberliğe en muhtaç olduğu bir döneme rastlaması Berkyaruk'u çok üzdü. Buna rağmen fırsat buldukça Haçlı kuvvetleri üzerine asker sevk etmekten ve darbeler vurmaktan geri kalmadı.Berkyaruk'un vefatından sonra Muhammed Tapar Bağdat üzerine yürüyerek fazla zorluk çekmeden 1105'te tek başına sultan oldu. Önce amcasının oğlu Mengübars'ın isyanını bastırdı. Daha sonra ülkede uzun zamandır karışıklık çıkaran anarşiyi tahrik eden Batınîlere karşı mücadele etti. 1107'de Batınîlerin merkezi olan Alamut Kalesi kuşatıldı ve çok sayıda Batınî öldürüldü. Selçuklular arasındaki karışıklıklardan faydalanan Haçlılar Birinci Haçlı Seferi sonunda Suriye'de Haçlı devletleri kurmaya başladılar. Sultan Muhammed Tapar bunların üzerine ordular gönderdiyse de kumandanlar arasında tam anlaşma sağlanamadığından kesin sonuca gidilemedi. Sefer kumandanı Emîr Mevdud Şam Ümeyye Camii'nde bir Batınî tarafından öldürüldü. Sultan Haçlılara karşı Aksungur'u kumandanlığa getirdi. Bu arada kardeşi Sencer'i Suriye ve Horasan'daki Batınîlerle mücadele etmekle görevlendirdi. Alamut üzerine de bir ordu gönderdi. Sultan Muhammed Tapar'ın 1118'de vefatı sebebiyle bu fesat ocağı ortadan kaldırılamadı. Sultan Muhammed Tapar İsfehan'da yaptırdığı medresenin bahçesine defnedildi.İleri gelen devlet adamları Muhammed Tapar'ın henüz küçük yaştaki oğlu Mahmud'u tahta geçirdilerse de Melikşah'ın oğlu ve Horasan meliki olan Sencer yeğeni Mahmud'un sultanlığını kabul etmeyerek saltanat iddiasında bulundu. 14 Ağustos 1119 tarihinde yapılan Save Savaşını kazanarak sultanlığını ilan eden Sencer yeğenine evlat muamelesi yaptı ve kendi egemenliğini tanımak şartıyla Rey hariç batı ülkelerinin hakimiyetini ona bıraktı.Sultan Sencer batı işlerinden çok doğu ile uğraştı. Gazneliler'le savaştı. Karahanlılar'ı kendisine bağladı. Zamanı Selçukluların son parlak devriydi. Bu arada Büyük Selçuklu Devletini iki büyük tehlike tehdit ediyordu. Bunlardan birisi batıdan Anadolu ve Suriye'ye saldırmakta olan Haçlılar diğeri doğudan gelen ve devletin doğu sınırlarını zorlayan Karahitaylardı. Sultan yalnız bu ikinci tehlikeyle uğraştı. Doğu Karahanlılar Devletini yıkarak Seyhun boylarını zorlayan Karahitaylarla çarpışan Sencer onlarla 10 Eylül 1141 yılında yaptığı Katvan Meydan Savaşı'nı kaybetti. Bu muharebeden sonra Seyhun nehrine kadar olan topraklar Karahitayların eline geçti. Katvan Meydan Muharebesiyle Büyük Selçuklu Devleti tarihinde yeni bir devir başladı ve Selçuklu ülkesi Müslüman olmayan Türk ve Moğol birliklerinin istilasına uğradı.Sultan Sencer'in bu yenilgisinden faydalanmak isteyen Gur hükümdarı Alâeddin Hüseyin yıllık vergiyi vermemek sultanlık peşinde koşmak gibi davranışlarla Sencer'e olan tâbiliğinden kurtulmaya çalışıyordu. Zaten sınırlarını fazla genişletmesi bölgenin güç dengesini bozmakta ve bu durum Sultan Sencer'i endişeye düşürmekteydi. Büyük kuvvetlere sahip olan Gurlular üzerine yürüyen Sultan Sencer Haziran 1152'de yaptığı muharebede Gur ordusunu yenerek Katvan'da kaybedilen itibarı yeniden sağladı.Gur galibiyetinden erişilen ihtişam fazla uzun sürmedi. Vergi tahsili sırasında yapılan haksızlık yüzünden kendi soyundan olan Oğuzlarla bazı emîrler arasındaki ihtilaflar gittikçe büyüdü. Sultan Sencer bir kısım emîrlerin ısrarı ile göçebe oğuzların üzerine yürümek zorunda kaldı. 1153 yılı Mart ayında Belh civarında Oğuzlarla yapılan savaşı Selçuklular kaybettiler. Bu ağır yenilginin sonunda Sultan Sencer esir düştü. Oğuzlar Sencer'e esir de olsa sultan gözüyle baktılar.Esir Sultanı kurtarmak için ilk harekete geçen onu savaşa sürükleyen Belh valisi Emîr Kumac'ın torunu Müeyyed Ayaba oldu. Sencer her ne kadar gündüz tahtta oturtuluyor ve zahirî bir iltifat görüyorsa da geceleri demir bir kafeste uyuyordu. Onun adına çok usulsüz işler yapılıyor ve bazı vaadlerde bulunuluyordu. Bu durum karşısında Sencer 1156 yılı Nisan ayında kaçmaya muvaffak oldu. Fakat ağır Oğuz darbesi altında çöken iç huzursuzluk ve istikrarsızlığa maruz kalan Büyük Selçuklu Devleti kendini toplayamadı. Her ne kadar tâbi beyler Sencer'e kurtuluşundan dolayı memnuniyetlerini ve bağlılıklarını bildirmişlerse de Selçuklu kumandanları arasındaki mücadele Sultana gerekli imkânı sağlamadı. Sencer 9 Mayıs 1157 senesinde yetmiş üç yaşında vefat etti. Merv'de daha önce yaptırdığı Dârü'l-Apir'de defnedildi. Onun vefatından sonra Büyük Selçuklu Devletinin İran Irak Suriye ve Anadolu'daki parçaları Selçuklu Hanedanına mensup kişilerce idare edilip ondördüncü yüzyıla kadar devam edenler oldu |
|
|
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Mercekler,Aynalar,Dürbün ve Teleskop | O'NEAL | Çöp Forum | 2 | 26-07-2008 19:31 |
| Anadolu Selçuklu Devleti | O'NEAL | Tarihimiz | 0 | 28-10-2007 09:08 |
| Büyük Selçuklu Devletinin Kuruluşu | тuzLu FıŜтıк | Tarihimiz | 1 | 20-07-2007 13:52 |
| Anadolu (Türkiye) Selçuklu Devleti | ..:: DoN_JuAn::.. | Tarihimiz | 1 | 26-05-2007 09:03 |
| Bilinmeyenler | dαяιυѕ | Coğrafya | 0 | 07-04-2007 19:32 |