Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Kültür ve Sanat > Tarihimiz
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Tarihimiz Tarihle ilgili herşeyi bu alanda paylaşabilirsiniz.


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 19-09-2007, 13:32   #1 (permalink)
 
O'NEAL - ait Avatar
O'NEAL - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı YARATILIŞ DESTANI-Yaratılış

 
Her şeyden önce su vardı. Yer ay gök güneş yoktu. Tanrı Kara Han (Kuday) ile Kişi vardı. İkisi de birer kara kaz gibi su üzerinde uçuyorlardı. Tanrı Kara Han bir şey düşünmüyordu. O sırada Kişi yeli bulup suyu dalgalandırdı. Kara Han'ın yüzüne su sıçrattı. Bunu yapınca da kendisinin Tanrı'dan güçlü olduğunu sandı; daha yüksekte uçmak istedi. Ama uçamadı; suya düşüp dibe battı. Boğulmak üzereydi. ''Bana yardım et !'' diye bağırıp Kara Han'dan yardım istedi.
Tanrı Kara Han izin verdi Kişi su yüzüne boğulmadan çıktı. Sonra Tanrı 'Sağlam bir taş olsun !'' dedi. Suyun dibinden bir taş yükseldi. Kara Han ile Kişi bu taşın üzerine oturdular. Kara Han Kişi'ye ''Suya dal suyun dibinden toprak çıkar !'' diye buyruk verdi. Kişi Tanrı'nın buyruğunu yerine getirdi. Suyun dibinden çıkardığı toprağı Kara Han'a ***ürdü. Kara Han Kişi'nin getirdiği toprağı suyun üzerine serperken ''Yer olsun !'' diye buyurdu.
Buyruk yerine geldi yeryüzü yaratıldı. Kara Han yine Kişi'ye ''Suya dal suyun dibindeki topraktan çıkar !'' diye buyruk verdi. Kişi suya daldığında bu kez kendim için de toprak alayım diye düşündü. İki avucuna da toprak doldurdu; bir avucundakini Kara Han'dan gizlemek için ağzına attı. Dileği Kara Han'dan gizli kendine göre bir yer yaratmaktı. Avucundaki toprağı getirip Kara Han'a uzattı. Kara Han toprağı suyun üzerine serpip genişlemesini buyurdu. Kara Han'ın suya serptiği toprak gibi Kişi'nin ağzındaki toprak da büyüyüp genişlemeğe başladı. Kişi korktu; soluğu kesildi öleyazdı. Kaçmağa başladı. Ancak nereye kaçsa yanı başında Tanrı Kara Han'ın varlığını hissediyordu. O'ndan kaçamıyordu. Çaresiz kaldı Tanrı'ya yalvarmağa başladı: ''Tanrı ! Gerçek Tanrı ! Bana yardım et''. Kara Han Kişi'ye ''Ağzındaki toprağı ne için sakladın'' dedi. Kişi ''Kendime yer yaratmak için saklamıştım'' diye yanıt verdi. Kara Han da ''Öyleyse at ağzından ve kurtul'' dedi. Kişi'nin ağzındaki toprak yere dökülürken küçük tepeler oluştu. Kara Han ''Artık sen günahlı oldun'' dedi ''Bana karşı geldin. Kötülük düşündün. Bundan sonra sana uyanlar senin gibi kötülük düşünenler senin gibi kötü kişi olacak; bana uyanlar ise iyi ve pak kişiler olacak güneş ve aydınlık yüzü görecek. Ben gerçek Kurbustan adını almışımdır; bundan sonra senin adın da Erlik olsun. Günahlarını benden saklayanlar senin adamın olsun günahlarını senden saklayanlar benim adamım olsun''.
Yeryüzünde dalsız budaksız bir ağaç yeşerdi. Kara Han bu dalsız budaksız ağaçtan hoşlanmadı. ''Dalları yaprakları olmayan ağaca bakmak güzel değil. Bu ağacın dokuz dalı olsun !'' dedi. Dalsız budaksız ağaç birden dokuz dallı oldu. Kara Han ''Dokuz dalın herbirinin kökünden birerden dokuz kişi türesin; bunlar dokuz millet olsun !'' dedi. Erlik bunlar olurken büyük bir gürültü duydu. Nedir acaba diye düşündü. Kara Han'a gürültünün nedenini sordu. Kara Han ''Ben bir hakanım sen de kendince bir hakansın. İşittiğin gürültüyü yapanlar benim insanlarımdır !'' dedi. Erlik Kara Han'dan bu insanları kendisine vermesini istedi. Kara Han ''Olmaz !'' diye karşıladı; ''Sen git kendi işine bak !''
Erlik'in canı sıkıldı. Hele bir gidip şu insanları göreyim diyerek kalabalığın yanına vardı. Orada insanlardan başka yaban hayvanları kuşlar ve daha nice yaratıklar vardı. Erlik Kara Han bunları nasıl yarattı acaba bunlar ne yer ne içerler diye düşündü. O düşüne dursun insanlar ağacın yemişlerinden yemeğe başlamışlardı. Erlik baktı ki insanlar ağacın yalnızca bir yanındaki yemişleri yiyorlar öte yandakilere ellerini sürmüyorlar. İnsanlara bunun nedenini sordu. İnsanlar şu yanıtı verdiler: ''Tanrı bize o yandaki yemişlerden yemeği yasakladı. Biz yalnızca Tanrı'nın izin verdiği ağacın gündoğusundaki yemişlerden yiyoruz. Şu gördüğün yılan ile köpek yasak yandaki yemişleri yemememiz için bekçilik ediyor.'' Bu yanıt Erlik'i sevindirdi. Erlik Körmös insanlardan Doğanay (Törüngey) denilen erkeğe yaklaştı. Ona ''Kara Han size yalan söylemiş. Asıl yasakladığı yemişlerden yemeniz gerekir. Onlar daha tatlıdır. Bir deneyin; göreceksiniz'' dedi. Erlik uyumakta olan yılanın ağzına girdi; ağaca çıkmasını söyledi. Yılan ağaca çıkıp yasak yemişlerden yedi. Doğanay'ın karısı Ece (Eje) yanlarına geldi. Erlik Doğanay ile Ece'ye de yasak yemişlerden yemelerini söyledi. Doğanay Kara Han'ın sözünü tutarak yasak yemişlerden yemedi. Karısı Ece dayanamadı yedi. Yemiş çok tatlı idi. Alıp kocasının ağzına sürdü. Doğanay ile Ece'nin tüyleri birden döküldü. Utandılar. Kaçıp herbiri bir ağacın ardına saklandılar.
Kara Han oraya geldi. İnsanlar kaçışıp bir köşeye gizlenmişlerdi. Kara Han ''Doğanay ! Ece ! Doğanay ! Ece !'' diye haykırdı ''Neredesiniz ?''. Doğanay ile Ece ''Ağaçların arkasındayız'' dediler ''Karşına çıkamıyoruz utanıyoruz''. Sonra olanları bir bir anlattılar. Kara Han bildiği şeyleri duymanın öfkesi içinde herbirine ayrı cezalar verdi. ''Şimdi sen de Erlik'ten bir parça oldun'' diyerek yılana verdi ilk cezayı. ''İnsanlar sana düşman olsun; seni görünce vurup ezip öldürsünler !'' dedi. Ece'ye döndü ''Sen Erlik'in sözüne uydun. Yasak yemişi yedin. Cezanı çekeceksin. Çocuk doğuracaksın. Doğururken de acı çekeceksin. Sonunda öleceksin ölümü tadacaksın''. Doğanay'a da şöyle diyerek cezasını verdi: ''Erlik'in gösterdiğini yedin. Benim sözümü dinlemedin Körmös Erlik'in sözüne uydun. Onun adamları onun dünyasında yaşar karanlıklar dünyasında bulunur. Benim ışığımdan yoksun kalır. Körmös (Şeytan Erlik) bana düşman oldu; sen de ona düşman olacaksın. Benim sözümü dinleseydin benim gibi olacaktın. Dinlemediğin için dokuz oğlun dokuz da kızın olacak. Bundan sonra ben insan yaratmayacağım. Artık insanlar senden türeyecek.'' Kara Han Erlik'e de kızdı. ''Benim adamlarımı niçin aldattın ?'' diye sordu öfkeyle. Erlik ''Ben istedim sen vermedin'' dedi ''Ben de senden çaldım. Artık hep çalacağım. Atla kaçarlar ise düşürüp çalacağım. İçip içip esrirler (sarhoş olurlar) ise birbirlerine düşürüp döğüştüreceğim. Suya girseler ağaçlara çıksalar bile yine çalacağım''. Kara Han da ''Öyleyse; dokuz kat yerin altında ayı güneşi olmayan karanlık bir dünya vardır. Seni oraya atıyorum'' diyerek Erlik'i cezalandırdı. Her şey bitince bütün insanlara birden ceza verdi. ''Bundan sonra kendi yemeğinizi kendiniz kazanacak gücünüzle elde edeceksiniz; benim yemeğimden yemek yok'' dedi ''Artık yüz yüze gelip sizinle konuşmayacağım. Bundan sonra size Gök Oğul'u (May-Tere) göndereceğim''.
Gök Oğul insanlara birçok şey öğretti. Arabayı da Gök Oğul yaptı. Ot köklerini yenilebilecek otları insanlara öğretti. Erlik Gök Oğul'a yalvardı: ''Ey Gök Oğul bana yardım et. Kara Han'dan izin dile. Yanına çıkmak istediğimi söyle. Yardım et bana''. Gök Oğul Erlik'in dileğini Kara Han'a iletti. Kara Han aldırış etmedi. Gök Oğul altmış yıl yalvardı.
Sonunda Kara Han Erlik'e haber gönderdi: ''Düşmanlıktan vazgeçersen insanlara kötülük etmezsen sana izin veririm yanıma gelirsin !'' Erlik söz verdi. Kara Han'ın katına çıktı. Baş eğdi. ''Beni kutsa. Bana izin ver ben de kendime gökler yapayım'' diye yalvardı. Kara Han izin verdi. Erlik kendisi için gökler yaptı. Adamlarını topladı yaptığı göklere yerleştirdi; kendisi de başlarına geçti. Çok kalabalık oldular. Kara Han'ın en sevgili kullarından olan Ulu Kişi (Mandı-Şire) bu duruma çok üzüldü. Üzüntü içinde düşündü: ''Bizim öz kişilerimiz yeryüzünde sıkıntı çekip yoruluyor. Erlik'in adamları ise göklerde keyfedip duruyor.'' Ulu Kişi bu üzüntü içinde Erlik'e savaş açtı. Erlik daha güçlü çıktı. Ateş ile vurup Ulu Kişi'yi kaçırdı. Ulu Kişi Kara Han'ın katına çıktı. Kara Han ''Nereden geliyorsun ?'' dedi. Ulu Kişi ''Erlik'in adamlarının gökte oturması bizim adamlarımızın ise yeryüzünde binbir güçlük içinde yaşamaları ağırıma gitti. Erlik'in yandaşlarını yere indirmek göklerini başına yıkmak için Erlik'le savaştım. Gücüm yetmedi o beni kaçırdı'' diye üzgün ve ağlamaklı yanıt verdi. Kara Han üzülmemesini söyledi. ''Erlik'e benden başka kimsenin gücü yetmez'' dedi ''Erlik'in gücü senden çoktur. Ama gün gelecek senin gücün Erlik'in gücünden üstün olacak''. Ulu Kişi'nin yüreği serinledi rahat rahat uyudu.
Gün geldi Ulu Kişi güçleneceğini anladı. O gün Kara Han Ulu Kişi'yi yanına çağırdı. ''Var git. Güçlendin artık. Erlik'in göklerini başına yıkacak güce kavuşturdum seni. Dileğine ereceksin'' dedi ''Sana kendi gücümden güç verdim''. Ulu Kişi şaşırdı: ''Yayım yok okum yok. Kargım yok kılıcım yok. Kupkuru bir bileğim var. Yalnız bilek gücüyle Erlik'i nasıl yok edebilirim?''. Kara Han Ulu Kişi'ye bir kargı verdi. Ulu Kişi kargıyı alıp Erlik'in göklerine gitti. Erlik'i yendi kaçırdı; göklerini kırdı geçirdi. Erlik'in gökleri parça parça oldu yeryüzüne döküldü. O güne değin dümdüz olan yeryüzü o günden sonra kayalıklarla sivri dağlarla doldu. Görklü Tanrı'nın özene bezene yarattığı güzelim yeryüzü eğri büğrü oldu. Erlik'in bütün yandaşları yere döküldü; suya düşenler boğuldu ağaca çarpanlar sakatlanıp can verdi sivri kayaların üstüne düşenler öldü hayvanlara çarpanlar hayvanların ayakları altında kaldılar.
Erlik varıp Kara Han'dan kendine yeni bir yer istedi. ''Benim göklerimin yıkılmasına sen izin verdin; barınacak yerim kalmadı'' dedi. Kara Han Erlik'i yerin altındaki karanlıklar ülkesine sürdü. Üzerine yedi kat kilit vurdu. ''Burada gün ışığı ay ışığı görmeyesin. Üzerinde sönmez ateşler olsun. İyi olursan yanıma alır kötü olursan daha derinlere sürerim'' dedi.
Bunun üzerine Erlik ''Öyleyse ölmüş kişilerin canlarını bana ver; gövdeleri senin olsun canları benim'' dedi. Kara Han ''Hayır onları da sana vermeyeceğim'' dedi ''İstiyorsan kendin yarat''. Erlik eline çekiç körük ve örs aldı. Vurmağa başladı. Her vuruşta bir hayvan ortaya çıktı. Kurbağa yılan ayı domuz deve ve kötü ruhlar yeryüzünü doldurdu. Sonunda Kara Han Erlik'in elinden çekici örsü körüğü aldı; ateşe attı. Körük bir kadın çekiç bir erkek oldu. Kara Han kadını tutup yüzüne tükürdü. Kadın bir kuş olup uçtu. Bu kuş eti yenmeyen tüyü işe yaramayan Kurday denilen kuştur. Kara Han erkeği de tutup yüzüne tükürdü. O da bir kuş olup uçtu; adına Yalban kuşu dediler.
Bu olanlardan sonra Kara Han insanlara ''Ben size mal verdim aş verdim. Yeryüzünde iyi güzel pak olan ne varsa verdim. Yardımcınız oldum. Siz de iyilik yapın. Ben göklerime çekileceğim tez dönmeyeceğim'' dedi. Yardımcı ruhlarına döndü: ''Gün Aşan (Şal-Yime); sen içki içip aklını yitirenleri körpe çocukları tayları buzağıları koru. Onlara kötülük gelmesin. Sağlığında iyilik yapmış olanların ruhlarını yanına al; kendini öldürenlerinkini alma. Zenginlerin malına göz dikenleri hırsızları başkalarına kötülük edenleri koruma. Benim için bir de hakanları için savaşıp ölenlerin ruhlarını da yanına al benim yanıma getir. İnsanlar ! Size yardım ettim. Kötü ruhları (körmösler) sizden uzaklaştırdım. Kötü ruhlar size yaklaşırsa onlara yiyecek verin ama onların yiyeceklerinden yemeyin; yerseniz onlardan olursunuz. Şimdi ben aranızdan ayrılıyorum ama yine geleceğim. Beni unutmayın geri gelmez sanmayın. Geri döndüğümde iyiliklerinizin kötülüklerinizin hesabını göreceğim. Şimdilik benim yerimde Ağca Dağ (Yapkara) Ulu Kişi ve Gün Aşan kalacaklar; size yardımcı olacaklar. Ağca Dağ ! Gözlerini dört aç. Erlik senin elinden ölenlerin ruhlarını çalmak isterse Ulu Kişi'ye söyle; o güçlüdür. Gün Aşan ! Sen de iyi dinle. Kötü ruhlar yeraltındaki karanlıklar ülkesinden yukarı çıkmasınlar. Çıkarlarsa hemen Gök Oğul'a bildir. Ona güç verdim. O kötü ruhları koğar. Alma Ata (Bodo-Sungkü) Ay'ı ve Güneş'i bekleyecek. Ulu Kişi yeryüzünü ve gökyüzünü koruyacak. Gök Oğul kötüleri iyilerden uzaklaştıracak. Ulu Kişi sen de kötü ruhlarla savaş. Güç gelirse benim adımı çağır. İnsanlara iyi şeyleri iyi işleri öğret. Oltayla balık avlamayı tiyin (sincap) vurmayı hayvan beslemeyi öğret''.
Sonra Kara Han uzaklaştı. Ulu Kişi Kara Han'ın sözlerini yerine getirdi. Olta yaptı balık avladı. Barutu buldu sincap vurdu. Gün geldi Ulu Kişi kendi kendine mırıldandı: ''Bugün beni yel uçuracak alıp ***ürecek''. Bir yel geldi Ulu Kişi'yi uçurup ***ürdü. Bunun üzerine Ağca Dağ insanlara ''Ulu Kişi'yi Tanrı Kara Han yanına aldı. Artık onu bulamazsınız. Gün gelecek beni de yanına çağıracak. Nereye isterse oraya gideceğim. Öğrendiklerinizi unutmayın. Kara Han böyle istedi'' dedi. İnsanları kendi haline bırakıp o da gitti
O'NEAL isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
20 Soruda Evrİm Teorİsİnİn ÇÖkÜŞÜ AÇiklamali btl47 Bilimsel ve Teknolojik Haberler 26 21-07-2008 21:12
20 Soruda Evrim Teorisinin Çöküşü O'NEAL Çöp Forum 1 21-07-2008 21:12
Doğadaki Yaratılış darkerhan Hayvanlar Alemi 1 20-01-2008 17:03
Altay Yaratılış Destanları-Altay O'NEAL Tarihimiz 0 19-09-2007 13:31
Yaratılış' bilmecesi fatob Arşiv 0 04-02-2007 16:23


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:02 .


Powered by vBulletin 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

TRplatform.Org
Yazılı Avatarlar UslanmaM bilgi MaxiCep MeleklerMekanı izafet Web Hattı bebek tedavin ilginç Resimler SMF İndir Aşk Resimleri Rüya Tabirleri Güzel Sözler