Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Kültür ve Sanat > Tarihimiz
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Tarihimiz Tarihle ilgili herşeyi bu alanda paylaşabilirsiniz.


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 20-07-2007, 13:51   #1 (permalink)
 
тuzLu FıŜтıк - ait Avatar
Tanımlı Yere Düşmeyen Sancak 57. Alay

 
Bir daha kara bir bayrakla gelemeyeceksin buraya

Üç-dört gün içinde iki saatlik uyku mümkün olmadı üstelik top gürültüleri insanı sağır ediyor. Ve seri makineli tüfeğin toprağı taraması yere çarpmasından toz duman bulutundan mevziler görünmüyor. Rüzgar bulutu birazcık yardığında komutanlar ancak dürbünle süngülerin parıltısını farkedebiliyor.

Üstelik üstümüzde sürekli düşman balonları tayyareleri hem bilgi alıyor hem mermi atıyor!

Mevziler birbirine o kadar yakınlaştı ki değil mermi yumruk mesafesinde! Cesed gömmek için verilen ateşkes sürelerinde çok uçuk fantastik hikayeler de yaşandı. Komutanımız anlatıyor: 'Nerde söylesem fantazi gibi bakıyorlar gözümle gördüm bu olay gözlerimin önünde oldu' diyor... Bir Türk askeri İngiliz cephesine bir futbol topu atar. İngilizler topu alıp siperden çıkar Alman siperine doğru paslaşarak ilerler ve Alman mevziine topu şutlayıp 'gooool' diye bağırıp geri dönerler!

(Çanakkale savaşlarında Türk halkının en sevdiği ve hala çocuklarına anlattığı hikaye meşhur dondurmacı hikayesidir. Avustralya'da yaşayan meşhur dondurmacımız ve bir kasabımız limandan Türkiye'ye savaşmaya gitmekte olan savaş gemilerini görür ve iki kişi tüm Avustralya'ya orada savaş açar. İki gün boyunca çatışır ve sonunda bir ormanda yakalanırlar ve göğüslerinden Türk bayrağı çıkar.)

Ölen İngiliz askerlerinin üstünden 'İstanbul' haritaları çıkıyor bu kanlı haritalar bugün müzede. Yakalanan bir Anzac askerine 'Neden buraya geldin' deniyor: 'Spor için' diyor!

Bilmiyorlardı bizim bahçemizde güller top sesleriyle açılır bizim bütün şarkılarımız 'Batan gül kana benziyor' diye başlar...

Savaşın bir türlü bitmeyişi düşmanın Conkbayırı'na bir türlü tırmanamayışı her yeri cesedle doldurdu. Çanakkale savaşının en ıstırap dolu sahnesi burdadır. Çürümüş binlerce cesedin kokusuna tüm askerler böğürmekte öğürmekte. Ve cesedlerin üstünü simsiyah bulut gibi karasinekler örtüyor. Cesedleri gömmek için geçirilecek zaman yok. İngilizler ikide bir cesedleri gömelim deyip kokudan kurtulmak için ateşkes istiyor. Pis kokudan öğürmemek için asker nefes almamaya çalışıyor çoğu burnunu tülbentle kapatıyor. Zaten top seslerinden östaki boruları patlamasın diye hepsi kulaklıklı kaput giyiyor.

Cesedlerin çürümüş yeşillenmiş dudakları üstünden kalkan sinekler askerin su içtiği bardaklara konuyor. Bardaklardan su içilmez oluyor. Üstleri tülbentle örtülüyor. Hatta su içerken o kısa arada yüzlerce sinek hücum ediyor bu yüzden su tülbentten süzülerek içiliyor. Bardakların da nasıl yapıldığını anlatalım cephane sandıkları içindeki çinko astar süngüyle yırtılıp külah gibi kıvrılıp bardak yapılıyor!

Düşman askeri yüzlerce gemiyle kumsala konserveler etler çikolatalar yığdı... Türk askerinin karavanası da komutanların anılarında. Bin yıldır aynı: Nohut fasulye bulgur kuru üzüm. Çanakkale savaşına bazı komutanlar 'kuru baklanın zaferi' diyor!

Mermiler ve topların mevzileri toz-bulut içinde bırakması sürekli birlikleri hatta alayları birbirine karıştırıyor savaş boyunca komutanlar 'askerlerini' diğer alaylardan ayırtedemiyor.

Ve İngiliz komutanlar artık askerlerini kırbaçla cepheye sürmeye başladı. Cüceler bilmeden devler ülkesine savaşa gelmişlerdi. Bilmiyorlardı bizim bahçemizde güller top sesleriyle açılır bizim yaralarımız ancak top sesleriyle kapanır. Bizim bütün şarkılarımız 'batan gün kana benziyor' diye başlar. Şarapnel parçaları hala göğüslerini süslüyor gazilerimizin. Sevgilinin iri siyah gözleri gibi bu madalyalarla kasabaların kahvelerinde ihtiyarlayıncaya kadar ne kadar mesut ne kadar mutlu kahvelerini içtiler!

Dünyayı fethe kalkışan İngilizlerin lordları kontları soylu nazenin çocuklar işte burada savaşa yemin ettiler. Şimdi orası bir açık hava müzesi. Şu yer adlarına bakın: Korkuderesi Domuzderesi Kanlısırt. Kanlıdere. Ve hala rüzgarlı ve hala çok soğuk!

Ey tümü şehit 57. Alay ey kahraman 27. Alay hikayenizi okuyunca dilimiz tutuluyor kalem elden düşüyor 90 yıl sonra hala hıçkırıklar gözyaşlarıyla anıyoruz sizleri. Ne diyelim sizlere.. Şarkılarımızdaki gibi 'Beni koynunuza alın'...

Toprağına sarılarak ölen yiğitler! Kapkara bir öfkeyle. Değil Çanakkale'den düşmanı dünyadan kovdular. Ne kalk borusu çaldı ne yat borusu. Uyumaksızın. Kudurmuş kurtlar gibi savaştı. Ne esir oldu ne mağlup.. Aç karnına taşları ağaçları kemirip yine saldırdı!

Ay ışığıyla kanayan yaralarını sardılar. Alınlarındaki kan damlalarının gölünde süngülerini parlattılar.

Alınlarındaki kanlı teri silecek adam kalmadı içimizde. En meşhur şairlerimiz bu kasırga karşısında çaresiz donakaldı.

Bakırdan kızıl bir parıltı saçtılar geceye. Geceyi kemiklerle mermilerle dantel dantel işlediler. Parçalanmış atların leşlerinde uyuyup yeniden saldırdılar.

Yastık gibi yumuşacık mevziler kazdılar. Gecenin meşaleleri ateş böcekleri oldular. Memleketin en hüzünlü çiçeği en soylu gurur dolu en uzun şarkıları oldular.

Derin ufuklarda uğuldayan topların ürküntüsü. O küçük patikada. Kuru otlar üzerinde. Çamura gömülü cesed parçaları üstüne ebedi vatanlarına uzandılar. Çelik kan demirin korkunç fırtınasına süngüleriyle karşı koydular.

Anadolu'nun çok yoksul soğuk köylerinin çocukları. Sırılsıklam kan! Tepeden tırnağa mermi şarapnel yarası. Daha düne kadar Çamlıca tepesinde şarkılar söyleyen İstanbul'un çocukları bugün bıyıklarından kan süzülen eşsiz kahramanlar!

Vurulup serildiğin yer ebediyyen buza kesmez artık. Ateş fışkırır kalp atışından toprak. Korkma Anadolu'nun boz kokulu rüzgarı kanınızı kolalayıp kolalayıp Erciyes'in Uludağ'ın tepelerine çoktan kaldırdı. Açılan yaralarınız Anadolu'nun ağır tekerleklerine motor oldu kanınız susuz çayırlarımıza kumaş oldu!

Sedyeyle taşınmadan teneşire konmadan tabutlara girmeden ölen yiğitler! Kanlıdere kurumadı hala. Sarı yapraklar gözyaşı gibi düşen yiğitler! İngiliz dişlerini teker teker söken yiğitler! Omuzlarınız gibi yüksek şimdi Conkbayırı Kocaçimen!

Tankerlerden boşalan petrol gibi kan loş ıssız dilsiz hayalet dolu Domuzderesi kanınızı taşırken nasıl gümbürdeyerek çağıldadı.. O bahar gecesi taşları delen kanınızı kimsecikler görmedi. Dikenler mi battı yılanlar mı soktu mermiler mi ısırdı kimsecikler sormadı.. Ege'nin suları başını kaldırıp o şehit kitabelerine bakar mı şimdi!

Artık ebediyyen uyumaz o sular. Nasıl okşar okşar. Her akşam şarkılarla usul usul öper. Kazılmamış o mezarları hala!

Koşuyorum heyecanla o yüksek tepelere 57. Alay'ın alnının değdiği o mübarek toprağa. Alnımı sürüyorum karatoprağın en ateşli yanağına

Kalın bir kefen gibi Saroz'un soğuk rüzgarı. Sormadı mı o gece silahsız asker olur mu? Mahalle maçı mı bu beş metre mevzilerde savaşılır mı? Bu devlerin ülkesi böyle minyatür sahalarda kaç büyük savaş çıkardı!

Kocaçimen tepesinde patlayan heyecanlı rüzgarlar! Kuru çalılıklar içinde kuş gölgelerini eski günlerin anısına sanki çekiç gibi dövüyor hala. Ya da kuşların gölgesinde uyuyan o eski şehitlere sarılmak istiyor!

Anadolu'dan katar katar trenler çıplak yorgun ve çocuk askerler taşıdı. Salkım salkım söğütler ve nişanlılar bu sevdalı gençlere el salladı.

Korkuderesi tarihin bu en zalim kitaplarını yırtarak çıldırarak haykırır mı hala.

Conkbayırı'nda bulutlar gibi dökülen demir yığınlarının altında kalan yiğitler o gece bir gecede Anadolu'nun saçları ağardı. Anneler türbelere koştu Sakarya Kızılırmak ağladı. Kuvvet versin diye yiğitlere sabahlara kadar dualar okundu. Kanlısırt'taki top sesleri İstanbul'u salladı Konya'yı ürpertti Kars Kalesi'nden duyuldu.

Kibar İngiliz ince zarif biblo suratlı İngiliz ne kadar azgın ne barbardı o gece. Arı kovanı gibi üşüştüler dünyanın bütün bahçelerine gireceklerini sandılar. Tarihin bu en eski kapısında diz çöküp döktükleri kanda boğuldular. Ve ders aldılar.

Bir daha kara bir bayrakla gelmeyeceksin buraya. Anadolu'nun dağ tepe bu kardeş çocuklarını işte gördünüz yüzleri toprağa sürünmesin.

Yanaklarından alev fışkırır. Toprağa sürününce kan yanaklarına kına oluyor. Kirazdır yabançileğidir karadır kızılcıktır çok kızgın çok ıslaktır yanakları. Kazıp kazıp çıkartıyoruz hala topraktan. Testi çömlek değil bunlar. Toprağın güzel kokusuyla kiremitleşmiş o yiğitlerin kurumuş yanakları.

Hala hangi köyüne girseniz Anadolu'nun bu toprakla sırlanmış kırık kalbimizin parçaları gibi o kiremit isi rengi bulursunuz!

Gelibolu Anadolu'nun yünden boyunbağı en kederli gövdesi! Tatlı tatlı ışıldayan yorulmak bilmeyen Anadolu'nun gümüş renkli alnı. Söyle gördün hangi toprak parçası top seslerini kadife elbiseler gibi giyinir böyle. Söyle çiçeklerle dolu kırları kim giydirdi bu askerlerin üstüne. Ölümsüz kalbimiz kalbimizin ta kendisi oldular...

Saroz'dan Anadolu'ya 90 yıldır rüzgar değil.. Göğün rengine bulutuna karışıp o askerlerin ateşten nefesleri soluk soluk esiyor hala!

Allaha ısmarladık deyip çıkarken son kez köyünüzden. Sarılıp öptüğünüz o derelerin suyu... Şimdi biz yetmiş milyon kutsal şaraplar gibi çoluk çocuk içiyoruz üstünde kelebekler oynaşan o derelerin suyunu!..

Mevzilerde yorgun düşüp koynunuza yaslanıp sarılan o paslı tüfekler de içtiler mi kana kana Korkudere'nin suyunu... Bugün kutsal emanetlerimiz gibi müzede paslanmadı gitti.. Ay ışığında ayna gibi parıldıyor hala o eski süngüler!

O süngüler çapaydı. Gelibolu ceset tarlası. Bomba yanığı et parçaları çürümüş bacaklar hendekler çukurlar doldu.. Hücuma geçerken şehitlerimize köprü oldu cesedler.

Şimdi koşuyorum heyecanla o yüksek tepelere! 57. Alay'ın alnının değdiği o mübarek toprağa! Alnımı sürüyorum karatoprağın bu en ateşli yanağına!

Saçları taşlara kaynamış. Büyük ve mutlu bir uykuya dalmışlar. Kafalarını parçala¤¤¤¤¤ cephane sandıkları düştü gökten. Bugün taşların alınlarında hala damar damar şiş... Patlamış iri kan damlaları duruyor hala!

Bu yüzden bu tepeler akşamları çivit mavi çiçekler gibi açıyor geceler. Lacivert gecelerin derin ufuklarında. Hala kanlı bir kılıç ufukta keskin keskin parlıyor.

Çiçekli entariler gibi bu çimen çimen giysileri kırlara kanımızın ortak alevi giydirdi. Ve demir gibi çelik gibi ağır Gelibolu toprağı. Bin çeşit düşman kini. Yarasa soğuğu çakal tüyü.

Çiçeklerin kırların saçlarını tarıyor hala süngüler. Koşarak savaşmaktan ayakları sızlıyor mu söyle rüzgarlar neden kanını kurutamadığı hala?

Bizi öldürmeye yemin etmiş tarihin elleriyle yoğruldu. Anlatılmaz bu yumuşacık şırıltılı tatlı çimenlerin masalı! Anlatılmaz şu arkadaki kabarmış çalılıkların destanı! Şu küçücük çakıl taşlarına gücüm yetmez. Öldükten sonra büyüyen şehitlerin taşlaşmış gözbebekleri gibi.

Burası üç merdiven Şahinsırtı Conkbayırı Kocaçimen! Anadolu'ya buluttan yürekten köprü oldular. Mermer gibi soğuk ve gururla bakan bu taşların içine soksam elimi. Kanla donmuş katılaşmış bu ateşin yüreğinden bir damarını kopartsam. O top seslerini şarkı nağmeleri gibi hatıralarıma alsam!

Görüyorum işte çiçeklerin kırların saçlarını tarıyor hala o eski süngüler. Kanlıdere'de kertenkeleler kurbağalar. Dere kıyısında acı köklü otlar. Kekik otları. Koşarak savaşmaktan ayakları sızlıyor mu hala söyle rüzgarlar neden kanını kurutamadı hala!..

Gördünüz bataryalar çocuk kandırır gibi boş mermiler attı gördünüz savaş değildi bu Hafız Burhan'dan şarkılar dinlediler.

Alnımız toprağı 25 Nisan gecesi işte bu tepede öptü.. Tarihin o büyük duvar saati işte bu tepede 'Dur Çanakkale geçilmez!' dedi.

Çanakkale o gece Avrupa'yı Asya'dan iki büyük kıtayı bacaklarından bir daha ayırdı!

Ey çok uzaklardan gelen yabancı! Bu pembe güller. Bu hırçın rüzgar. Bu binkat gölgeler. Tarihin boynumuza koynumuza dolanmış kolları. Her biri bize ekmek kadar hava kadar Adem kadar yakın. İşte gördünüz hala zonkluyor her taşı.

Ey Seddülbahir ey Conkbayırı ey karşı kıyıda bu top sesleriyle büyüyen Bigalı köylü çocukları! Biz odun ateşiyle ısınmayı bilirdik. Onlar savaş gemilerinin cehennem kazanlarını başımızdan döktüler.. Kahpece şeytanca Afrika'yı köleleri zavallı Hintlileri işte burada karşımıza diktiler!

Bunlar eski hatıralar. Şimdi hala.. Karanlık gecelerinde... Tepelerde karmakarışık ağaçlar! Birbirine sokulur. Binkat gölgeler boğazın sularına yaslanır. Kocaçimen Anafartalar her gece.. Saçlarını örer örer toplar rüzgarlarla dağıtır! Boğaz'ın sularını testi testi şaraplar gibi içer o eski günlerin hatıralarıyla hıçkırıklarla ağlar...

Ege'nin parıldayan ve gülümseyen memelerine... Kocaçimen hafif kumları avuçlayıp.. Avuçlayıp rüzgarlarıyla serper...

İşte böyle.. Şimdi o tepelerde yüzbinlerce meçhul asker... Yüzbinlerce mezar.. Bu sonbahar gecesi üstlerinde kurumuş yapraklar...

Bu sonbahar gecesi.. Kurumuş yapraklar uçuşuyor içlerinde bir neşe... Bir neşe... Tarifsiz bir neşe!..

Sanmayın bu kurumuş yapraklar bu gece orada yalnız geziyor yalnız uçuyor... Ruhlarımız 90 yıldır bu savaşın acısıyla hala hüngür hüngür ağlıyor!

(Nihat Genç'in Edebiyat Dersleri kitabından)

Nihat GENÇ
тuzLu FıŜтıк isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 20-07-2007, 13:54   #2 (permalink)
 
..:: DoN_JuAn::.. - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Yere Düşmeyen Sancak 57. Alay

 
verildi
..:: DoN_JuAn::.. isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Herşeyiyle Ç.Savaşı dαяιυѕ Çöp Forum 5 09-08-2008 06:28
half 2 tam çözüm KeRTeNKeLe$* Oyun Hileleri ve Püf Noktaları 2 16-06-2008 09:44
Yere Düşmeyen Sancak 57. Alay ●MIПΣЯVΛ● Tarihimiz 1 28-04-2008 04:05
Tarihte Kullanılan Bazı Kavramlar O'NEAL Tarihimiz 135 23-02-2008 15:09
Herşeyiyle Ç.Savaşı dαяιυѕ Çöp Forum 7 21-06-2007 14:47


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:49 .


Powered by vBulletin 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

TRplatform.Org
Yazılı Avatarlar UslanmaM bilgi MaxiCep MeleklerMekanı izafet Web Hattı bebek tedavin ilginç Resimler SMF İndir Aşk Resimleri Rüya Tabirleri Güzel Sözler