Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Kültür ve Sanat > Tarihimiz
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Tarihimiz Tarihle ilgili herşeyi bu alanda paylaşabilirsiniz.


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 21-05-2007, 22:33   #1 (permalink)
 
-BAŞŞAD- - ait Avatar
-BAŞŞAD- - MSN üzerinden Mesaj gönder
Director Eski Türkler Ve Selçuklularda Istihbaratçılık

 
ESKİ TÜRKLER VE SELÇUKLULARDA İSTİHBARATÇILIK



Tarihin en eski devirlerinde en küçük insan topluluklarında bile istihbarat işi vardır. Dünyadaki gelişmelere paralel olarak basitten karmaşığa doğru istihbarat elde etmede ve bu işi yapan teşkilatlarda da büyük gelişmeler olmuştur. Son yüzyıllarda savaşın anlamı çok genişlemiştir. Dolayısıyla istihbaratın manası da genişlemiş yani istihbarat toplanması gereken alanlar da çoğalmıştır. Devletlerin siyasi askeri ekonomik teknolojik stratejik iç ve dış güvenliğe yönelik istihbarata ihtiyaçları vardır. Bu işi yapacak ve ülkenin istifadesine sunacak istihbarat teşkilatına sahip olmak da kaçınılmaz bir zarurettir. Kuvvetli bir istihbarat teşkilatı bir ülkenin bir milletin gözü kulağı doğru ve lüzumlu bilgi dağarcığıdır. XIX. Yüzyıla gelinceye kadar konu daha çok askeri casusluk şeklinde anlaşılmış ve uygulanmıştır. Casusluk anlamında istihbaratçılığın tarihi eski olmasına rağmen bugünkü manada teşkilatlanması oldukça yenidir.

I-ESKİ TÜRKLERDE İSTİHBARATÇILIK :

Binlerce yıllık Türk tarihinde kurulduğunu bildiğimiz büyük-küçük birçok devlet veya imparatorluğun bağımsızlıklarını koruyabilmek için ismi ne olursa olsun sonuçta istihbaratla uğraşan basit veya gelişmiş teşkilatlara sahip oldukları muhakkaktır. Bütün milletlerde olduğu gibi Türklerde de istihbarat ve istihbaratçılarla ilgili kavramlara rastlamaktayız. Türkler devletlerinin temel düzenini yıkmaya devleti ortadan kaldırmaya milleti esir etmeye çalışan casuslara çaşıt-çaşut derlerdi. İhbar işine ise çaşutlama derlerdi. Göktürk yazıtları ile yazılmış Türkçe yazılarda haberci için sabçı denmiştir. Türkler devletler arasında gidip gelen kağan elçilerine şimdiki gibi elçi derlerdi. Oğuzlar aileler arasındaki elçi ve habercilere yazıkçı-salıkçı derlerdi. Aynı zamanda bu katip demekti. Yine adi haberci ve casuslara ise körüg tıl(dil) tıgrak da derlerdi. Türklerde çabar çaparsözleri de kurye ve elçi demekti. Diğer taraftan eski Türklerin kılağuz yirçidedikleri kılavuzlar devlet ve ordu içinde çok önemli rol oynuyorlardı. Bu kişiler çok gezmiş ve çok görmüş kimselerdi. Ayrıca fevkalade askerlik bilgisi ile idari tecrübeye de sahip idiler. Askeri kılavuzlara yi-e-zek denirdi.

Casusluk yapmadıkları sürece elçilere dokunulmazdı. Şüpheli hareketleri görülen yabancı temsilciler hapse atılır veya ülkenin uzak bir yerinde belirli bir zaman için ikamete memur edilirdi. Bu durum elçilerin casusluk faaliyetlerinde de bulunduklarının bir göstergesidir. Çinlilerin Hun ve Göktürk imparatorlukları içinde ve Bizans'ın Batı Hun imparatorluğunda yoğun casusluk faaliyetleri görülmüştür. Bunlarla çok uğraşılmış mesela İmparator Rua Hun topraklarında tacir seyyah oyuncu kisvesi altında halkı isyana kışkırtan Bizanslıların memlekete girmesini yasaklamış ve bunu yaptığı antlaşmada bir madde olarak belirtmişti. Çinliler Türk devletlerini çökertmek için bilhassa Türk hükümdar ailesi üyelerinin ve idarecilerin aralarını açarak birbirlerine düşürmeğe büyük ehemmiyet vermişlerdir. Yazılı antlaşmalara bile riayet etmeyen Bizans'ın iki yüzlülüğü Türk Şad'ı tarafından elçilerinin yüzlerine vurulmuştu. Sasaniler de hile ile Türk elçilerini öldürüyorlardı. Ruslar da aynı şeyi yapıyorlardı. Çinliler antlaşmalara rağmen Hunları aldatmaya çalışmışlardır. Hunlarda elçilere karşı sıkı tedbirler alındığını ve hakanın yanına girerken iyice arandığını biliyoruz.Bu durum Hunların Çin'in casusluk faaliyetlerine karşı tedbirli olduklarını göstermektedir.

Eski Türkler dikkatli ol anlamına gelen bir deyimle her an için sak yani uyanık ve dikkatli olmak zorunda idiler. Bugün de Anadolu'da seh dur tabiri vardır. Baskın ancak karşı baskınla durdurulabilirdi. İşte bu sebeplerden dolayı boylar ve hatta küçük aileler uyurken bile kargu yani gözcüler ile yelme denen öncüler çıkarmak zorunda idiler. Türkler ülkelerini emniyette tutmak ve ani baskınları önlemek üzere etrafa gözcüler dikerler ve uygun yerlere erken haber almayı sağlayan içinde daimi nöbetçilerin bulunduğu Kargu-karguy- (ateş kuleleri) inşa ederlerdi.

Casusluğun ilk örnekleri sayılabilecek çaşıtlar genellikle din adamları idi. Bunlar ya Çin din adamları ya da Hindistan da doğup büyüyen ve doğuya doğru yayılan Buda dinine mensup din adamları idi. Bunların görevi Türk topluluklarına kendi inançlarını benimsetmek özellikle yöneticileri elde ederek toplumda sarsıntılar yaratmak sonra onu için için eritip yutmaktı. Çinli rahipler Türkler arasına girer seyyah gibi davranır bir yandan dinlerini yaymaya çalışırken diğer yandan da Türk toplumunun genel yaşayışı gelenekleri insanların birbirleri ile ilişkileri ve güvenlik konularında bilgi toplarlardı. Daha sonra bunları Seyahatname biçiminde düzenleyerek hükümdarlarına sunarlardı. Bu şekilde Çinlilerin Hunlar arasına soktukları bilinen ilk seyyah ve casus Chang-Chien'dir. Chang-Chien M.Ö. 138 yılında Hunlar arasında geziye çıkmış ve 13 yıl dolaştıktan sonra topladığı bilgileri Çin hükümdarına rapor halinde sunmuştur.

Daha sonraları Türklerin Hindistan İran ve Hıristiyan dünyası ile komşu olmaları üzerine yeni yeni casuslarla uğraşmak durumunda kaldıklarını görüyoruz. Batı Hunları Avrupa içlerine kadar ilerleyince Bizans ile Roma'dan elçi ve din adamı gibi özel görevlerle Atilla'ya casuslar gönderilmiştir. Atilla'nın Roma üzerine yürüyüşü sırasında birden bire savaşa ara vermesini kesin sonuç alınmadan savaşı bırakmasını Papanın gönderdiği casuslar aracılığı ile başardığını Atilla'yı savaştan vazgeçirdiğini eski kaynaklar ifade etmektedirler. Yine Atilla'nın çadırında kalan onun özel hayatını anlatan ve Hunlarla ilgili doğru bilgiler veren Bizans tarihçisi Priskos'ta bu casuslardan birisi olsa gerektir.

Türk tarihinde sürekli casusluk faaliyetlerine maruz kalan ve sonrada ortadan kaldırılan devletlerden biri de Göktürklerdir. Ötükende 552-745 yılları arasında yaşayan bu devlet Çinlilerle komşudur. Göktürklerin gelişmesi ve çevresindeki toprakları ele geçirmeye başlaması Çinlileri ürkütmüştür. Çin hükümdarı iyi bir casus olan bakanlarından Cang-Sun-Çing aracılığı ile Göktürk ülkesine casuslar sokmuş ve Kağan ile yakınları arasına fitne sokarak aralarında kavga çıkartmıştır. Bu kavga sonucu devlet 582 yılında ikiye ayrılmıştır.

Casusların yıkıcı faaliyetlerine Göktürkler gibi Uygurlarda maruz kalıyordu. Uygurlar içine giren bu casuslar dinî ve siyasi yönden toplumu sarsarak parçalamaya çalışıyordu. Yalnız bu casuslar daha önceden olduğu gibi sadece Çinli değildi. Aralarına Moğol Kırgız İranlı ve Müslümanlar da katılmıştı. Hint ve İslam dünyasından gelenler misyoner-dinî amaçlı; Kırgızlar ise tamamen siyasi amaçları için faaliyette bulunuyorlardı. Uygurlardan başka batıya göç etmiş Türk kavimlerinden Avar Bulgar ve Macarlar da daha çok Hıristiyan casusların propagandalarına maruz kalmışlardır. Papanın emrindeki bu casuslara bilahare Bizans casusları da katılmıştır. Bizans casusları seyyah ve elçi kisvesinde görevlerini yapmaktaydılar.

Yabancıların Türklere karşı yürüttükleri casusluk faaliyetleri ile ilgili daha bir çok misal bulunmaktadır. Ancak bu misalleri çoğaltarak daha fazla uzatmaya gerek yoktur. Dikkat edilirse verilen misallerde daha çok yıkıcı-bölücü istihbarat faaliyetlerine Türklerin maruz kaldığını görüyoruz. Kaynaklarda geçen Çaşıt ve Çaşıtlama ve daha bazı casusluk ve istihbarata ait kavramlardan Türklerin de bu konularda bilgi sahibi olduğunu çıkarıyoruz. Ancak eski Türklerin kendilerine karşı yapılan casusluk faaliyetlerine nasıl bir karşılık verdiklerine dair pek bilgi bulunamamıştır. Ortaçağda Karahanlı ve Gaznelilerle birlikte Türklerde istihbarat ve istihbarat teşkilatları ile ilgili bilgilerimiz daha da netleşmeye başlamaktadır. Özellikle Ortaçağın büyük bir bölümüne damgasını vuran Büyük Selçuklu Devletinde ise istihbarat teşkilatı ve istihbaratçılık ile ilgili kaynaklarda bir çok bilgi bulunmaktadır.



II-SELÇUKLULARDA İSTİHBARATÇILIK :



Selçuklularda daha önceki Türk-İslam devletlerinde olduğu gibi istihbarat teşkilatına sahiptir. O dönemin devlet adamları da milli menfaatlerin ve ülke çıkarlarının korunabilmesi için istihbarat teşkilatına sahip olmanın zaruretine inanmaktadırlar. Büyük Selçuklu Devletinin en önemli devlet adamlarından Nizamü'l-Mülk bunların başında gelmektedir. Devlet yönetimi ve siyaset bilimine dair önemli eseri Siyasetname'de Nizamü'l-Mülk devletin istihbarat için adamlar göndermesinin gerekli olduğunu yazmaktadır. Ona göre hükümdarın uzak yakın ülkenin her tarafına gönderilecek elemanlar aracılığı ile halkın ve ordunun durumunu sormak öğrenmek ve genel bir bilgi sahibi olmak mecburiyeti vardır. Ülkenin ve halkın durumunu bilmek ve ona göre tedbirler almak durumunda-mecburiyetinde-olan devlet başkanının bu işleri yapabilmesi için mutlaka haberci (sahib-i haber)ye ihtiyacı vardır. Taşra yönetiminin sultana karşı tutumları ve isyanlarına karşı istihbaratçı görevlendirilmesi zaruridir. Nizamü'l-Mülk bu düşüncesini pekiştirmek için de .. cahiliyette ve İslamda padişahların bütün şehirlerde hayır veya şer olup-bitenden haberdar olan sahib-i beridi olmuştur diyerek tarihi düşüncelerine şahit göstermiştir. Hatta bu hadiseye o kadar önem vermektedir ki iyi bir hükümdar olmanın olmazsa olmaz şartı gibi değerlendirmektedir. Zira sahib-i haber ve münhi tayin etmek (padişahın) adalet uyanıklık ve basiretindendir. Selçuklu döneminde (XI-XIII. Yüzyıllarda) Nizamü'l-Mülk'ün dışında da devlet idaresine dair eserler yazan en dindar hatta tasavvuf akidelerine bağlı müelliflerin bile memlekette olup biten her şeyi hükümdara bildirmekle mükellef bir istihbarat teşkilatının lüzumunda müttefik olduklarını görüyoruz.

A-İstihbarat Teşkilatının Devlet Teşkilatındaki Yeri:

Selçuklu merkez teşkilatında yürütme organı olan Büyük Divan en önemli devlet organıdır. Vezir-i azamın başkanlığında devlet işleri bu organ tarafından hükümdar adına yürütülürdü. Bu divan bugünkü bakanlıklara tekabül eden divanlardan meydana gelirdi. Her divanın başında Sahib-i Divanadını taşıyan bir bakan vardır. Bütün bu divan üyeleri bir araya geldikleri zaman Büyük Divanı oluşturmaktadırlar. Selçuklular idare teşkilatını büyük ölçüde Samani ve Gaznelilerden almıştır. Ancak daha önceki devletlerde merkez teşkilatında önemli bir yere sahip olan bazı divanların Selçuklularda büyük divana dahil olmadığı görülmektedir. Bunlar arasında en önemlilerinden biri de posta divanı olup nazır veya reisine Sahib-i Berid denilmektedir. Büyük divan üyesi olmamakla beraber bu divana çok önem verildiğini görüyoruz. Zira Sahib-i Beridin tayini bizzat hükümdar tarafından yapılmaktadır. Yine bu makama tayin edilen kişilerin ekonomik ihtiyaçlarının azami ölçüde karşılandığı ve kafi derecede maaş verildiği bilinmektedir. Ancak Selçuklu sultanları arasında sadece Sultan Alparslan'ın devletin posta ve istihbarat işlerine bakan Divan-ı Beride çok önem vermemesi özellikle istihbarat kısmını büsbütün kaldırması o dönem devlet adamlarınca tenkit edilir. Bununla birlikte Selçuklu devlet teşkilatının da bazı birimlerinin dışında daha önceki geleneği devam ettirdiği görülmektedir.

Samaniler devrine ait olduğu tahmin edilen bir eserde (Zafername) istihbarat teşkilatı başkanı Sahib-i Beridin vasıfları şöyle sıralanmaktadır:

a-Davaları dinleyip hükmetmekle mükellef olduğu için bütün Şeri meselelere vakıf zahid müttaki alim ve salih olması
b- Her işi yeterince araştırması
c- Doğru sözlü olması d- İyi huylu olması
e- Herkesin iyiliğini isteyen bir yapıda olması
f- Olayları arz ederken etraflı düşünmesi yani ani karar vermemesi gereklidir.

Sultan Alp Arslan zamanında Nizamül-Mülk'ün bütün ısrar ve telkinlerine rağmen İstihbarat teşkilatına önem verilmediği hatta kaldırıldığı görülmektedir. Tarihi kaynakların müşterek ifadelerine göre casusluk ve casuslardan nefret eden Sultan Alp Arslan bu divanın istihbarat kısmını kaldırmıştır. Bir kaynakta bu konuda şunlar yazılıdır: ..Alp Arslan Muhammed bin Davut tahta çıktı Nizamü'l-Mülk haberciler nasb etmek hususunu Alp Arslana arz etti Alp Arslan şöyle cevap verdi: habercinin bize lüzumu yoktur dünyanın her kıtasında (şehrinde) dostlarımızda düşmanlarımızda bulunur. Haberci bize bir haber getirdiği zaman kendinin bir garezi varsa dostu düşman düşmanı dost suretinde gösterebilir. İstihbarat teşkilatı hakkındaki kanaatini bu şekilde ifade eden sultan teşkilatı kaldırmıştır. Aslında Sultan günümüzde de üzerinde durulan çok önemli bir meseleye parmak basmıştır. İstihbaratın sınırı yani İstihbarat hukukunu işaret etmiştir. O günün şartlarında bugünkü manada bir istihbarat hukuku kavramı ve belirlenmiş uluslararası normlara dair belgeler elimizde bulunmamaktadır. Ancak Sultan Alp Arslan'ın vezirine söylediği sözlerden nereye kadar nasıl ne şekilde istihbarat yapılacak ve bilgiler ne amaçla niçin ne şekilde kullanılacaktır meselesine önem verdiğini anlamaktayız. İstihbarat elemanlarının yetkilerini istismar edeceği noktasından meseleye yaklaşmaktadır. Aslında bu endişesinde haksız da değildir. Selçuklu öncesi devletlerde de örneğine çok rastlanan bu istismar konusunda titizlenmesinde bir devlet başkanı olarak haklıdır. Ancak ortaya koyduğu çözüm şeklini doğru kabul etmek mümkün değildir. Yetkili bir devlet başkanı olarak istihbaratçıların görevlerini kötüye kullanmalarını önleyecek tedbirler alabilecek durumdadır. Daha çok konuya ahlaki açıdan yanaşmakta ve tecrübeli vezir Nizamü'l-Mülkün tekliflerini reddetmektedir. Halbuki istihbarat teşkilatı teşkilat içi kontrolü yapmakta ve elemanları başka istihbaratçılarla takibe almaktadır. Dolayısıyla Sultanın endişeleri teşkilat tarafından da dikkate alınmaktadır. Selçuklu Devletinde istihbarat teşkilatının en zayıf olduğu dönem hemen hemen Sultan Alp Arslan zamanıdır denilebilir. Büyük bir devlet adamı olduğunda şüphe olamayan Sultanın istihbarat teşkilatı konusunda gösterdiği bu zafiyet kısa zamanda çeşitli olumsuzluklarla kendini gösterecektir. Mesela Batıniler Selçuklu İmparatorluğu içinde gizli faaliyetlerde bulunurlarken birden bire kuvvetli bir şekilde ortaya çıkacaklardır. Daha sonra Nizamü'l-Mülk'ü faaliyetlerine engel olduğu için de öldüreceklerdir. Teşkilatın kaldırılmasının aslında bir hata olduğu kısa süre sonra görülecektir. O devrin tarihçileri bu durumun ortaya çıkmasını Berid (istihbarat) teşkilatının kaldırılmasına bağlamaktadırlar.

Günümüzde o dönem ile ilgili çalışan araştırmacılar arasında Sultan Alparslandan sonra teşkilatın yeniden canlandırılıp canlandırılmadığı konusunda görüş ayrılıkları vardır. İbrahim Kafesoğlu Sultan Alparslan tarafından kaldırılan Berid teşkilatının Nizamü'l-Mülkün bütün ısrarlarına rağmen Melikşah devrinde yeniden kurulduğuna dair de kati deliller yoktur diye yazmaktadır. Ancak Fuad Köprülü bu kanaatte değildir. Köprülü .. bu kadar kuvvetli ve geniş bir imparatorluk idaresinde merkezi idare ile vilayetler ve büyük sultan arasında süratle muhabereyi temin edecek resmi posta teşkilatının ve her türlü istihbarat vasıtalarının bulunmamasına asla ihtimal verilemez demekte ve Melikşah Sultan Sancar zamanından bazı örneklerle düşüncesini pekiştirmektedir. Mehmet Altay Köymen de Kafesoğlu nun aksi kanaattedir. Köymen mamafih Melikşah zamanında istihbarat ve devlet posta teşkilatının tekrar faaliyete geçtiği anlaşılıyor diyerek bazı örneklerde vermektedir. O da Köprülü gibi düşünmektedir. Gerçekten de her ne kadar Sultan Alp Arslan casusluk ve casuslardan hoşlanmadığı için teşkilatı kaldırmışsa da bu durum daha sonraki dönemlerde hiçbir suretle resmi posta teşkilatının ve menzil tertibatının bozulduğunu göstermez.

B-İstihbarat Teşkilatı Kaynakları ve Usulleri :

Eskiden beri kervancılar vasıtasıyla elde edilen haberlerin Selçuklular zamanında bizzat devlet eli ile yürütüldüğü görülmektedir. Divan-ı Berid'in vilayetlerde Sahib-i Haber denilen memurları vardı. Memleketin her tarafından haber getirmek üzere Peykler yani piyade Sailer istihdam edilirdi. Peyklerin Nakip ismi verilen tımar sahibi amirleri vardı.

Raporlar derviş veya satıcı kılığındaki Sailerle gönderilirdi. Gizliliğe son derece riayet edilirdi. İstihbarat elemanının yakalanması halinde raporların düşman eline geçmesini önlemek için bir takım usullere baş vurulmaktadır. Bilgiler bazen bir mum içine veya bir asa arasına yerleştirilmek suretiyle gizlenmektedir.

Haberler değişik usullerle gerekli yerlere ulaştırılırdı. Bu iş için at güvercin bilhassa Suriye ve Irak taraflarında deve gibi hayvanlar kullanılırdı.
-BAŞŞAD- isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 21-05-2007, 22:37   #2 (permalink)
 
..:: DoN_JuAn::.. - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Eski Türkler Ve Selçuklularda Istihbaratçılık

 
sagol abem ama ilk istihbarat bildigime gore abdulmecit tarafından kurulmuşdu vee şimdiki m.i.t adımı atılmışdı

abdulmecit cokkkk zeki birisimiş bi unlu adam adını bilmim ama rus yada ingiliz herhalde demişdi ki dunyadaki tum akılları toplayın %2 dir geriye kalan & 98 de abdulmecitin aklıdır adam cokk zekimişşş
ama biz onu yıllarca yanliş tanidik yanliş tanıttılar
..:: DoN_JuAn::.. isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 21-05-2007, 22:46   #3 (permalink)
 
chocolate_boy - ait Avatar
chocolate_boy - MSN üzerinden Mesaj gönder chocolate_boy - YAHOO üzeri ndenMesaj gönder
Tanımlı Cevap: Eski Türkler Ve Selçuklularda Istihbaratçılık

 
PaYLaŞIm İçİn tEŞekKÜrLeR degerlı bılgıler bunlar iyi bir arşiv olur
chocolate_boy isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 21-05-2007, 22:48   #4 (permalink)
 
★ λ®ES ★ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Eski Türkler Ve Selçuklularda Istihbaratçılık

 
PaYLaŞım için sağol
★ λ®ES ★ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 21-05-2007, 23:01   #5 (permalink)
 
-BAŞŞAD- - ait Avatar
-BAŞŞAD- - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Eski Türkler Ve Selçuklularda Istihbaratçılık

 
sizlerde sağolun arkadaşlar...ercan abdülmecit osmanlı dönemi'nin en akıllı kişisi idi ve seninde bahsettiğin gibi istihbarat alanında çok zeki birisiydi....ama vermiş olduğum konu eski türk'ler ve selçuklu dönemini kapsayan bir konu...
-BAŞŞAD- isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 21-05-2007, 23:02   #6 (permalink)
 
..:: DoN_JuAn::.. - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Eski Türkler Ve Selçuklularda Istihbaratçılık

 
biliom yaw ben bilmeyenler için soledim
..:: DoN_JuAn::.. isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 21-05-2007, 23:04   #7 (permalink)
 
-BAŞŞAD- - ait Avatar
-BAŞŞAD- - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Eski Türkler Ve Selçuklularda Istihbaratçılık

 
Alıntı:
don_juan´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
biliom yaw ben bilmeyenler için soledim
tamam o zaman....
-BAŞŞAD- isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 21-05-2007, 23:05   #8 (permalink)
 
..:: DoN_JuAn::.. - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Eski Türkler Ve Selçuklularda Istihbaratçılık

 
aslında bi bilgi yarışı duzenleyecen bide jüri olacak kim daha hızlı solerse ona rep verecekler ne güzel olurdu konu sadece tarih olacak ama tarihi bilen fazla yoqqi
..:: DoN_JuAn::.. isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 21-05-2007, 23:09   #9 (permalink)
 
-BAŞŞAD- - ait Avatar
-BAŞŞAD- - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Eski Türkler Ve Selçuklularda Istihbaratçılık

 
Alıntı:
don_juan´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
aslında bi bilgi yarışı duzenleyecen bide jüri olacak kim daha hızlı solerse ona rep verecekler ne güzel olurdu konu sadece tarih olacak ama tarihi bilen fazla yoqqi
haklısın...tarih konusu ile pek ilgilenen yok...ama unutulmamalıki TARİHİNİ BİLMEYEN GELECEĞİNE YÖN VEREMEZ.....
sen bir ara sınav açmıştın ama sınıf pek ilgi göstermemişti....dersten firar etmişlerdi... artık okullarda kapanıyor zaten bakanda olmaz artık bu tür konulara....
-BAŞŞAD- isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 21-05-2007, 23:10   #10 (permalink)
 
..:: DoN_JuAn::.. - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Eski Türkler Ve Selçuklularda Istihbaratçılık

 
abeee ben yetttim acdım bile odullu sorulara bak
..:: DoN_JuAn::.. isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

</
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
'Türkler mi Kızılderili, Kızılderililer mi Türk? Bheni_Bosar Güncel Haberler 6 10-02-2008 22:08
Türkler Hakkinda Söylenenler kaptan_sparow Tarihimiz 0 11-10-2007 00:12