![]() |
|
|||||||
| Tarihimiz Tarihle ilgili herşeyi bu alanda paylaşabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
BARIŞ HAREKATI ÖNCESİNDE RUM VE YUNAN TARAFINDAKİ GELİŞMELER
1967 olaylarından sonra Makarios ENOSİS’ten vazgeçmekle birlikte bunun uzak bir hedef olduğunu anlamıştır. 1970 yılı Ekim ayında “Ben daima Yunanistan ile birleşme taraftarı oldum. Böyle olmakla beraber bunun bugün için gerçekleştirilmesinin fazlasıyla güç olduğunu idrak olmuş bulunmaktayım” demiştir. Böylece O da Kıbrıs’ın bağımsız konumundan mümkün olduğunca yararlanılmasını savunan artan sayıda Kıbrıs’lı Rum’a katılıyordu.ENOSİS gerçekleştirilirse Kıbrıs Yunanistan’ın bir kenti olacak ve AKEL partiside yasa dışı ilan edilecekti. AKEL(Komünist partisi) Yunanistan’la birleşilmesini istemiyordu. Öte yandan eski EOKA’cılar ve bir takım kişi ve kuruluşlar ENOSİS’ten cayıldığını öne sürüp terör yaratmak için örgütlendiler.Birçok terörist örgüt ve kişi ortaya çıktı. Bu kişiler içinde en dikkati çekenler Polykarpos Yorgacis ve gazeteci Nikos Sampson’du. Bütün bu iç olaylar gelişerek 1974’e gelindi. 1974 başlarında hükümet artan terörü önleyemiyordu. Makarios bir dizi önlem aldı. Bunlar içinde Enosis’i gelenekçiliği ve komünizme karşı hareketi savunan PEON gençlik örgütünü güçlendirmeyi de denedi. Yunanistan’daki Cunta Enosis’e ulaşmak için Makarios’un devrilmesine karar vermişti. En kısa süre içinde de devirmek için harekete geçecekti.Makarios 13 Temmuz 1974 tarihinde hafta sonu için Trodos’a gider RMMO Komutanı Korgeneral Ndenisis Yunanistan Büyükelçisi Lagakos ve G-2 Albay M. Burlos görüşmeler için gittikleri Atina’da oyalanarak Kıbrıs’ta darbenin son hazırlıkları büyük gizlilik içinde yapıldı. Makarios’a bağlı yedek kuvvetler AKEL’in emrine verdiği 2000 genç Yunan Alayı RMMO kışlalarını gözetleme ¤¤¤¤ini gece esas alınarak planladığından darbe hazırlıklarını saptayamadılar. Yunanistan’daki Cunta’nın başında bulunan General Dimitrios İoannides 1963-1964 olaylarında Kıbrıs Milli Muhafız Teşkilatında görevler almış ve bu yıllarda Nikos Sampson’la tanışmıştı. 1973’te Albay George Papadopulos’u deviren fanatik dar düşünceli İoannides 1963-1964 yıllarında yapamadığı soykırımı şimdi gerçekleştirmeyi deneyecekti. Bunun içinde öncelikle Makarios’un ortadan kaldırılması gerekiyordu.Araları iyice açılan Cunta ve Makarios sonunda tüm bağları kopardılar. Makarios Cunta’dan Milli Muhafız örgütünde bulunan 650 Yunan subayının geri çekilmesini isteyince Cunta da Milli Muhafız örgütüne yönetimi ele geçirmelerini ve Makarios’u öldürmeleri için emir verdi.YUNANİSTAN’IN KIBRIS POLİTİKASI Barış Harekatına değin geçen süreçte Rumların silahlanması Türkleri öldürmelerinin gerçek nedenlerini görmek için Yunanistan’ın Kıbrıs politikasına ana hatlarıylada olsa bakmak gereklidir. Çünkü 20 Temmuz 1974 harekatını hazırlayan olayların yaratıcısı ve tasarlayıcı Yunanistan’daki Cunta olmuştur. Kıbrıs’ta yaptırılan darbe hem ülkedeki iç yönetimsel başarısızlığı örtmek hemde Etniki Eteriya’nın tarihsel amacını biran önce gerçekleştirmek istemiştir.Yunanistan’ın Kıbrıs politikası Yunan Pan Hellenizmin’in bir parçası ve uzantısıdır. Zaman zaman Yunanistan’ın Kıbrıs politikası Kıbrıs Rum yönetiminin politikası ile çatışsada amaç her ikisi içinde ENOSİS ve ENOSİS’e varmak için Kıbrıs’ı tam bağımsız devlet durumuna getirmektir. Mayıs sonlarında Lefkoşa’da yayınlanan Patris Gazetesi Atina muhabirine yönelterek verdiği bir haberde Yunan askeri hükümetinin Kıbrıs konusundaki görüşünü şöyle özetledi : “1. Yunan hükümeti çözüm yolu olarak sadece Enosis’i görmektedir. 2. Enosis barışcı yollarla aranacaktır. Kraliyet konseyinin kararına göre ikili görüşmelere devam edilecektir. 3. Türkiye’ye ne Kıbrıs’ta ne de Yunanistan’da toprak tavizi verilmeyecektir. Federasyon veya Taksimi ön görecek direkt ve en direkt bir idare şekli kabul edilmeyecektir. 4. Kıbrıs Türklerinin azınlık hakları garanti altına alınacaktır. 5. İngiltere ve ABD gibi müttefiklere herhangi bir üs verilmesi düşünülmemektedir. 6. Herhangi bir çözümün Yunanistan tarafından kabul edilmesi Kıbrıslı Rumlarca onaylanması gerekmektedir. KIBRIS’TA YUNANİSTAN TARAFINDAN YAPILAN DARBETEŞEBBÜSÜ Rumlar Kıbrıs’ta devam etmekte olan Genişletilmiş Toplumlararası 5’li Görüşmeleri sonuçsuz bıraktıktan sonra işi daha da ileri götürdüler. Bu arada Makarios’çular ve Grivas’çılar arasında “Enosis’i şimdi mi yapalım – sonra mı yapalım ” mücadelesi gittikçe şiddetlendi. Durum bu şekilde iken Enosis’i hemen gerçekleştirmek isteyen Grivasçı grup 15 Temmuz 1974 sabahı Yunan subayları yönetiminde bulunan çapulcu Rum askerleriyle Kıbrıs’ta bir darbe yaparak Makarios’u ortadan kaldırdı ve bir oldu – bitti yaratarak Enosis’i gerçekleştirmek istedi. Bütün bu hareketlerin arkasında her zaman olduğu gibi Yunanistan vardı.Makarios Yönetimini devirmek ve Enosis’i gerçekleştirmek amacıyla yapılan hükümet darbesi 15 Temmuz 1974 sabahı saat 8:20 sularında yapılmıştır. Darbeciler bu arada Atalasa’da bulunan Rum Radyosunu Lefkoşa Uçak Alanı ve Rum Telekomünikasyon Merkezi “CYTA” yı ele geçirdiler. Radyonun ele geçirilmesinden sonra Yunan Milli Marşı çalınmış ve radyo bu sırada bir yayınında “yarım saatten beri adanın her tarafına hakim olunmuştur. Yunanlılar tekrar yaşıyor. ” şeklinde bir konuşma yapmıştır. Bu arada taraflar arasında şiddetli çarpışmalar olmuş ve Türk tarafına düşen mermilerden birçok masum soydaşımız yaralanmıştır. Saat 10:00’da ise Makarios’un öldürüldüğü hakkında Rum Radyosunca bir açıklama yapılmıştır.Saat 10:50’de Rum Milli Muhafız Komutanlığınca (R.M.M.) bir bildiri yayınlanmıştır. Bildiride aynen şöyle denilmekteydi. “ Son aylardaki karışık duruma son vermek ve kardeş kanı R.M.M. harekete geçti (!) ve duruma hakim oldu. Bütün harekatın amacı şöyle idi : 1. Halk arasında birliği kurmak kilise çevrelerine huzur getirmek. 2. Kıbrıs’ın politik durumuna halen devam eden toplumlararası görüşmelerle erken sonuca varmak. 3. Halkın şimdiye kadar ihmal edilen problemlerine bir çare bulmak ve şahsi çıkarlara son vermek. 4. Erken bir zamanda (Bir sene içerisinde) seçimlere gidip halkın kendi hükümetini seçmesine fırsat vermek. 5. Dış politika aynen devam edecek tarafsız politika aynidir.6. Nizam ve sulhu temin etmek. 7. Kıbrıs Rum halkı geçmişi unutarak istikbal vaadeden Milli Kurtuluşu desteklemelidir.” R.M.M.’nin bu açıklamasının altında yatan esas düşünce ENOSİS idi. Bu söylenenler düşüncelerini gizlemek ve genel dünya fikrini bu yönde düşünmeğe sevketmeği amaç gütmekte idi. Bu arada Kıbrıs’ta başlayan kanlı olaylar dolayısı ile Cumhurbaşkan Yardımcısı ve Kıbrıs Türk Yönetimi Başkanı Rauf Raif Denktaş saat 11:00’ de Bayrak Radyosu aracılığı ile Türk Toplumu’na bir mesaj yayınlamıştır. Denktaş mesajında özetle şöyle demekteydi: “Kahraman ve Fedakar Türk Toplumu; Bu sabahtan itibaren Rum bölgelerinde başlamış bulunan harekat devam etmektedir.Durumu tüm ilgililerle yakından izlemekteyiz.Vatandaşların mümkün olduğu kadar yollarda seyahat etmemeleri alınabilecek tedbirler arasındadır.Yarınımızdan ve davamızdan emin olarak gelişmeleri izlemeye devam edeceğiz. Bu güç günleri de halkımızın sağ duyusu milli direnişi ve Anavatan’a olan bağlılığı sayesinde salimen atlatacağımıza eminim.”Denktaş bu beyanatıyla Türk halkını soğuk kanlı olmaya davet ediyor davamızın emin ellerde olduğunu belirtiyordu.Diğer taraftan darbeciler tarafından öldürüldüğü idda edilen Makarios saat 19:00 sıralarında “ Baf’ın Sesi ” isimli korsan radyodan bir konuşma yapmıştır. Durum bu şekle dönüşüp çarpışmalar ada çapında bütün şiddetiyle devam ederken Rum Radyosu saat 15:35’ te Cumhurbaşkanlığına adi bir katil olan tethişçi Nikos Sampson’ un seçildiğini haber vermiştir. Böyle cani ve bayağı bir şahsın Cumhurbaşkanlığı gibi yüksek bir mevkiye getirilmesi darbecilerin en büyük gafletleri olmuş ve kurmak istedikleri rejimin değerini göstermiştir. Tethişçi Sampson daha sonra yönetiminin uygulayacağı politikayı şöyle sıralamıştır : 1. “Kıbrıs Rum halkının acil sorunlarına derhal cevap verilecek kilise ve halkımızın arasında olan parçalanma önlenecektir. 2. Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için toplumlararsı görüşmelere devam edilecektir.(!) 3. Dış politikada ilişkili bulunduğumuz ülkelerle karşılıklı dostluk ve anlayışı yine sürdüreceyiz. Hükümet olarak (!) bağımsız ve tarafsız bloktaki yerimizi koruyacağız. Bir yılı geçmemek şart ve kaydıyla halkın kendi seçeceği milletvekillerinden oluşacak parlamento için yeniden seçimler yapılacaktır.” Sampson daha sonra sözlerini “Yaşasın Kıbrıs Elen halkı Yaşasın silahlı kuvvetlerimiz Tanrı bizimle beraberdir.” diye bitirmiştir.Çarpışmalar devam ederken Yunanistan da Lefkoşa uçak alanı vasıtasıyla devamlı olarak Kıbrıs’a asker ve cephane yığmaya devam ediyordu. 16 Temmuz 1974 sabahı saat 8:30’da Makarios’un sağ olduğu ve Baf ilçesinde bulunduğu Birleşmiş Milletler tarafından tespit edilmiştir. Böylece darbecilerin iddialarının aksine duruma hakim olmadıkları ortaya çıkmış oluyordu. Diğer yandan Rum Ulusal Muhafız Ordusu tarafından Cumhurbaşkanlığına getirilen tethişçi Nikos Sampson 16 Temmuz günü saat 12:45’te Rum Bakanlar Kurulu üyelerini açıklamıştır. 16 Temmuz günü 15:00’da ise Makarios Baf’tan yayın yapan korsan radyodan bir konuşma yapmış ve Yunanistan’daki Cunta’yı şiddetle eleştirerek Kıbrıs Rum halkının diktatörlere asla boyun eğmemelerini istemiştir.B.B.C. Radyosu 16 Temmuz akşamı saat 20:00’de verdiği bir haberde de Anavatan Türkiye’nin İngiltere’ye müracaat ederek Kıbrıs’a ortak bir müdahalede bulunmalarını istediğini açıklamıştır. Öte yandan Anavatan Başbakanı Bülent Ecevit 17 Temmuz tarihinde beraberinde Dışişleri Bakanı Vekili ve Savunma Bakanı Hasan Esat Işık ile İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk olduğu halde Türkiye saati ile saat 15:00’da askeri bir uçakla Londra’ya hareket etmiştir. Ecevit bu ziyareti sırasında Zürih ve Londra Antlaşmaları doğrultusunda ve Garanti Antlaşması’na göre garantör bir devlet olan İngiltere’ye Kıbrıs’ın bozulan düzenini yeniden kurmak amacıyla ortak bir müdahalede bulunmalarını teklif edecek İngiltere de sözünde durmaz bir niyetle bunu reddedecektir.Bu arada Rumlar arasında meydana gelen çarpışmalarda 2000 Rum ile 200 Yunan subayı ve askerinin öldürüldüğü çeşitli çevrelerce doğrulanmıştır. Anavatan T.B.M.Meclisi de Kıbrıs konusunda 18 Temmuz günü saat 15:00’da gizli bir oturum yapmış ve Kıbrıs sorununu görüşmüştür. T.B.M.M.’nin olağanüstü birleşik toplantısı Anavatan Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün çağrıları üzerine yapılmıştır. Denktaş gazetecilerle yabancı ülkelerden gelen televizyon muhabirlerine verdiği cevaplarda darbe harekatı ile Rum şehirlerinin Yunanitan tarafından ele geçirildiğini bu nedenle Kıbrıs’ın bağımsızlığını korumak için Türkiye ve İngiltere’nin garantör devletler olarak Kıbrıs’a müdahale etmeleri gerektiğini belirtmiş Sampson’a ise itimad edilemeyceğini açıklamıştır.Bu durumda Kıbrıs Yunanistan tarafından yutulmak tehlikesi ile karşı karşıya kalmış durumda idi. Kıbrıs’ın bağımsızlığı ile 140.000’i aşkın Türk’ün kaderi Yunanistan’ın ve Kıbrıs Rum levantinlerinin insaflarına mı terkedilecekti? Elbette ki hayır. Nitekim 20 Yemmuz sabahı Türk Silahlı Kuvvetleri Garanti Antlaşmasının kendisine tanıdığı hakkı kullnarak Türk Kıbrıs’a ayak basıyor ve düşmana unutamayacağı bir ders vermeye başlıyordu. ANAVATAN TÜRKİYE’NİN KIBRIS’A KARŞI GİRİŞTİĞİ BARIŞ HAREKATI I.Harekat : Nihayet yıllarca beklenilen ve özlenen çıkarma harekatı Türk Ordusu’nun 20 Temmuz 1974 sabahı Girne bölgesinden tüm Kıbrıs’a yaptığı çıkış hareketleriyle başlamıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kıbrıs’a yaptıkları çıkarma harekatı haberini Bayrak Radyosu 05.00’de vermiştir. Saat 06.00 bülteninde ise Başbakan Bülent Ecevit’in askeri çıkarma ile ilgili konuşmasına yer veriyordu. Türkiye Başbakanı’nın konuyla ilgili açıklaması şöyledir:“Silahlı Kuvvetlerimiz indirme ve çıkarma hareketine başlamış bulunuyor. Allah milletimize bütün Kıbrıslılara ve insanlığa hayırlı etsin.“Bu şekilde insanlığa ve barışa büyük bir hizmette bulunacağımıza inanıyoruz. Öyle umarım ki kuvvetlerimize ateş edilmez ve kanlı bir çatışmaya yol açılmaz.“Biz aslında savaş için değil barış için ve yanlız Türklere değil Rumlara da barış getirmek için Adaya gidiyoruz. Bu karara bütün diplomatik ve politik yolları denedikten sonra mecbur kalarak vardık. Bütün dost ülkelere bu arada son zamanlarda yakın istişarede bulunduğumuz dost ve mütefiklerimiz Birleşik Amerika’ya ve İngiltere’ye sorunun müdahalesiz çözümü için gösterdikleri iyi niyetli çabalar için şükranlarımı borç sayarım”.Anavatanda tüm siyasi parti liderleri Kıbrıs’a yapılan çıkarma konusunda hükümeti desteklediklerini belirtiyor böylece Türkiye tek bir vücut tek bir kalp halinde ‘Barış Harekatı’ üzerinde birleşiyordu.20 Temmuz 1974 günü sabah saat 06.00’da Kıbrıs Rum Yönetimi genel seferberlik ilan ettiğini Radyosundan duyuruyor ve eli silah tutan her Rumu silah altına çağırıyordu. Bu Türk Silahlı Kuvvetlerinin Barış Harekatına Rumların silahla direneceğinin işaretiydi. 20 Temmuz sabahı saat 06.05’te Türk Hava Kuvvetleri’ne bağlı nakliye uçakları avcı uçakları eşliğinde Pınarbaşı (Kırnı) Havaalanı ve Hamitköy bölgesine Hava İndirme Tugayı’nı indirdi. Bunun hemen ardından Türk Deniz Kuvvetlerine bağlı zırhlı gemilerle jet uçakları Girne ve Beşparmak dağındaki Rum-Yunan askeri hedeflerini bombaladılar. Saat 07.30’da karaya ağır araç ve zırhlılar çıkarılmaya başlandı. Saat 08.00’de Türk Hava Kuvvetlerine bağlı 70 helikopter Pınarbaşı Havaalanı civarına asker ve malzeme indirdi. Helikopterler akşama kadar aynı işlemi 4 kez tekrarlayacaktır.Saat 10.00 sıralarında da Yunan Hava Kuvvetlerine bağlı 2 jet avcı uçağı Boğaz bölgesini bombalamış Türk jetlerinin görünmesi üzerine alelacele bölgeden uzaklaşmışlardır. Daha sonra Yunan jetlerinin 3 olduğu bunların bir tanesinin düşürüldüğü geriye kalan 2 tanesinin ise Türkiye’ye götürülüp inmeğe mecbur edildikleri öğrenilmiştir.Saat 10.00’dan sonra Doğruyol bozdağ Dikomo ve Boğaz bölgelerinde şiddetli çarpışmalar başlamıştır.Bu arada Anavatan Genel kurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar sabahın erken saatlerinde Türkiye Radyolarından yaptığı konuşmada özetle şöyle demiştir: “Mesajımın yayınlandığı şu anda Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri milletimin emrinde ve onun yüce varlığından aldığı güçle devletlerarası anlaşmaların kendisine tanıdığı haklara dayanarak Kıbrıs’ta ve bölgede barışı sağlamak yavru vatanda yaşayan soydaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla Birleşik Harekatta bulunmaktadırlar. Türk’ün kahramanlığı ve barış severliğini bir kere daha cihana ispat eden Silahlı Kuvvetlerimiz bu hareketiyle şanlı tarihimize ve insanlığa unutulmayacak bir sayfa açmaktadır. Yüce Türk Ulusu zafer haberlerinizi beklemektedir.”Harekatın 1960 antlaşmaları çerçevesinde yapıldığını bunun bir istila hareketi olmadığını amacın Kıbrıs’ın bağımsızlık ve toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmek oladuğunu söyleyen Denktaş müdahalenin Rum toplumunu da Cunta zorbalarının elinden kurtaracağını söylemiş ve sözlerine şöyle devam etmiştir : “ Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik ve toprak bütünlüğünün koruyucusu olarak Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerini aziz vatan topraklarında kucaklamanın bir asırlık hasreti gidermenin sevinci ve mutluluğu içindeyiz.”Herkesin metanetle(dayanıklı) hareket ederek zaferi beklemesini belirten Denktaş sözlerini şöyle bitirmiştir :“Zafer Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin savunucusu tüm Kıbrıslılarındır...Tanrı Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına ve onların ayrılmaz bir parçası olan Mücahit ordumuza kuvvet bahşetsin. Zaferler nasip eylesin zafer haktan yanadır. Zafer 11 yıl büyük bir adaletsizliğe ve haksızlığa maruz kalan Kıbrıslılarındır.”20 Temmuz akşamı Rum-Yunan kuvvetleri Barış Harekatını başarısızlığa uğratmak amacıyla çıkarma bölgesine Gönyelideki Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayına Boğaz Doğruyol Bozdağ’a(Beşparmak dağlarındaki Türk mevzilerine) karşı taarruza giriştiler. Ayni gece Rum- Yunan saldırısına cevap veren Türk Kuvvetleri gerçekleştirdikleri karşı- taarruzlarla düşmanı geri püskürtmüşler. 21 Temmuz sabah yapılan hava akınları ile de Rum saldırısını büsbütün bozguna uğratmışlardır. 22 Temmuz öğlenden sonrasına kadar Girne ve çevresi doğuda Çatalköy batıda Karava’ya kadar Boğaz bölgesi ile Dikomo-Sihhari-Vuno Rum köyleri Türk Silahlı Kuvvetlerinin eline geçmişti. Aynı gün saat 17.00’da Güvenlik Konseyi’nin ateş-kes çağrısını Türkiye kabul ederek harekatını durdurmuştur. Ateş-kes çağrısına Türk tarafı uyarken Rumlar buna aldırış etmeden Limasol Larnaka Baf Lefke ve bunlar gibi dört yandan abluka altında bulunan yüzlerce Türk köyüne ağır silahlar ve üstün kuvvetlerle saldırdılar. Bu sayılan kasabalarla birçok Türk köyü sonuna kadar direnmelerine rağmen bir bir Rum-Yunan işgaline uğradılar.23 Temmuz 1974’te Nikos Sampson’un Cumhurbaşkanlığından uzaklaştırıldığı ve yerine Glafkos Klerides’in getirildiği Yunanistan’da askeri yönetimin (Cunta ) yerini sivil bir hükümete bıraktığı sivil hükümetin Başbakanlığına sürgündeki Karamanlis’in getirildiği öğrenildi. Bu gelişmeler üzerine bir demeç veren Türkiye Başbakanı Bülent ECEVİT “Kıbrıs’ta giriştiğimiz harekat Kıbrıs’a olduğu kadar Yunanistan’a da özgürlük getirecek demiştim. Tahminlerim beni yanıltmadı.” diyordu. 1974 KIBRIS BARIŞ HAREKATI’NIN SONUÇLARI NEDİR ? 20 Temmuz müdahalesi ile Yunanistan’daki askeri Cunta istifa etmiş ve sivil bir hükümet kurması gerçekleşmiştir. Eski Yunan politikacılarından Konstantin Karamanlis sürgünde olduğu Fransa’dan gelerek gelerek Yunanistan’ın başına geçmiş ve 20 Temmuz Yunanistanda Demokrasinin yeniden doğmasına neden olmuştur.Ayni şekilde Kıbrıs’ta 15 Temmuz darbesinin sonucu olarak başa geçen Nikos Sampson çekilerek yerine Klerides geçmiş ve darbecilerin Rum toplumu içinde egemenliklerini sürdürmeleri engellenmiştir.20 Temmuz Rum toplumu içinde siyasi görüş farklılıklarından dolayı darbecilerin sürdürdüğü katliamları durdurmuş daha binlerce insanın katledilmesini önlemiştir.Hiç şüphesiz 20 Temmuz’un en önemli sonucu bir asırdan fazladır sürdürülen ENOSİS kampayasının amacına ulaşmasını ve ENOSİS’in gerçekleşmesini ebediyen önlemiş olmasıdır. 20 Temmuz’la doğan gerçekler bu Ada’da Türk toplumu var oldukça ve Türkiye varlığını sürdürdükçe ENOSİS’in gerçekleşmeyeceğini en kör gözlere bile sokmuştur.20 Temmuz’la Türkiye 1963 olaylarından beridir savunduğu Federasyon tezinin gerçekleşmesine olanak sağlamış eşitliğimiz BM kararları ile kabul edilmiştir.20 Temmuz’la Ada’da yaşayan bütün Türkler Kuzeyde toplanarak can güvenliklerini sağladılar ve coğrafi temele dayalı federasyonun maddi temelini oluşturdular.Bunun bir devamı olarak Kuzeyde toplanan Türkler Türkiye Cumhuriyeti ile işbirliği içinde Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni ardından K.K.T.C.’ni oluşturdular ve kendi devletlerine sahip çıktılar. Self-determinasyon hakkına sahip olan bir ulusal halk olduklarını ve gerekirse bu hakkı ayrı bağımsız bir devlet yönünde kullanabileceklerini dünyaya duyurdular. Rum liderliğinin herhangi bir anlaşmaya yanaşmaması üzerinede bu hakkı kullanarak kendi bağımsız devletlerini KKTC’yi kurdular. 20 Temmuz’la iki müttefik üye olan Türkiye ve Yunanistan karşı karşıya geldi ve sonuçta Yunanistan NATO’nun askeri kanadından çekildiğini açıkladı.( Geçiçi bir süre için çekildi ve tekrar döndü ). 20 Temmuz nedeniyle Türkiye ile ABD karşı karşıya gelmiştir. Ve Yunan Lobisininde büyük çabaları sonucu ABD kendi müttefiği Türkiye’ye karşı uzun süre askeri çizgi ekonomik ambargo uygulamıştır. Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetiminin yoğun propaganda girişimleri sonucu AET ve Avrupa Konseyi ile diğer bazı uluslararası kuruluşlarda Türkiye sıkıştırılmak istenmiştir. Bu kampanya 17 yıldır sürdürülmektedir. Kıbrıs Türk Halkı özgürlükçü demokrasi rejiminin uygulanmasında büyük mesafeler kaydetti ve çok partili hayata geçilerek serbest seçimler yapıldı.20 Temmuz’dan sonra dostunu ve düşmanını daha iyi tanıyan Türkiye dış politikasında bir atılım yaparak çok yönlü dış politika uygulamaya ve özellikle 3. dünya ülkeleri ve İslam ülkeleri ile ilişkilerini geliştirmeye başladı.Türkiye kendi savunma gücünden başka bir güce güvenmeyeceğini anladı ve ulusal savunma sanayisini geliştirdi. Ortaklık esasına dayalı bir federasyon için eşitlik temelinde toplumlararası görüşmeler başladı. Ne var ki Rumlar bu eşitliği içlerine sindirmedikleri için bu görüşmelerden bir sonuç çıkarmadı.Kıbrıs’ta iki eşit toplum ve bu toplumların meşru hakları olduğu dünyanın ezici çoğunluğu ve BM tarafından kabul edildi. Kuzeyde kalan ekonomik değerler ve Türkiye’nin yaptığı yardımlar Kuzey Kıbrıs’ta ekonomik seviyenin yükseltilmesine neden oldu. Türk toplumu ve iş adamları ilk kez ayrı bir siyasi varlık olarak Türkiye ve üçüncü ülkelerde doğrudan ticari ve ekonomik ilişkileri kurma olanağı buldu. Acentelikler aldı. Türk toplumunda ilk kez bir ekonomik yapıdan bir ticaret sektöründen söz edilebilir duruma geldi. Türkiye ile KKTC arasında ekonomik ve kültürel yardımlaşma büyük boyutlara ulaştı. TRT Üniversiteler Türkiye Gazeteleri ve yoğun şekilde işleyen turist akımı nedeniyle kültür etkileşimi ve kaynaşması hızlandı. 1974 öncesi tamamı ile tüketici bir toplum olmaya zorlanan Kıbrıs Türk Halkı Barış Harekatı sonrası sağlanan olanaklar sonucu üretici bir konuma geçti ve her alanda üretici kapasitesini ortaya koydu. Barış Harekatı sonrası Türk toplumunun sosyal hayatında bir canlanma oldu ve her meslek dalında birçok mesleki örgüt birlik dernek sendika cemiyet kuruldu sosyal yaşantı demokratik içeriğe tüm kurumlarıyla kavuştu. Kısacası çağdaş organize bir halk ve devlet olmanın tüm gereksinimleri tamamlandı.Türkiye Açısından : Hiç şüphesiz 1974 Barış Harekatının Türkiye açısından en önemli sonucu Türk halkının uluslararası anlaşmalara bağlılığını ve kendi güvenliğiyle Kıbrıs Türk halkının güvenliğini tehlikeye atacak girişimlere hiçbir zaman seyirci kalmayacağını dünyaya fiilen kanıtlaması olmuştur. Türkiye bunun yanında işgalci olmadığını ; İngiltere’ye birlikte müdahale teklifinde bulunması ve Kıbrıs’ın bütününü alma fırsatı varken bunu yapmaması ile kanıtlamıştır.Diğer yandan Türkiye barış yanlısı bir ülke olduğunu fiilen kanıtlamış bulunmaktadır. 1974 Barış Harekatından bu yana Kıbrıs’ta hiçbir ciddi olay meydana gelmemesi bu gerçeğin kanıtı değil mi? Türkiye Barış Harekatı ile 1963-1974 arası 11 yıl barış ve huzur yüzü görmeyen Kıbrıs’a barış huzur özgürlük ve demokrasi getiren bir ülke olmuştur.Barış Harekatının bir diğer sonucuda Türkiyenin dost ve düşmanını daha iyi tanıması olmuştur. Barış Harekatından hemen sonra ABD tarafından Türkiyeye karşı uygulanan silah ambargosu Türkiyenin kendi ulusal savunma sanayiini kurması ve bu yöndeki çabalarını hızlandırması sonucunu doğurmuştur.Türkiye ABD ambargosu ile çok haksız bir cezalandırmayla karşı karşıya kalmıştır. Bunun yanında Avrupa ülkeleri ile Sovyetler Birliği’nin de başlangıçta sessizce destekledikleri Barış Harekatına sonradan karşı çıkışları ve Rum liderliğinin yanında yer almaları kendinize güvenmekten başka çıkar yol olmadığını kanıtlamıştır.Yunanistan ve Kıbrıs Rum Liderliği Açısından : 1974 Türk Barış Harekatı ile herşeyden önce faşist bir Cunta İdaresi altında inleyen Yunanistan Özgürlük gelmiştir. 1974 yılından itibaren Yunanitan’da demokrasiyi yok eden Yunan Cuntası devrilmiş demokrasi ve sivil yönetim yeniden kurulmuştur. Ayni şekilde Kıbrıs’ta iş başına geçen faşist Sampson yönetimi devrilmiş yerine sivil yönetim ve demokrasi kurulmuştur. 15 Temmuz’dan itibaren süren iç savaş sonra ermiş Yunan Subayların yönetimindeki faşist katliamı durdurulmuştur. Türk Barış Harekatının gerçekleşmemesi halinde hazırlanan listelere göre binlerce solcu Makarios’cu kişinin katledileceği yine Rumlar tarafından açıklanmıştır.Dolayısı ile Türk Barış Harekatı yanlız Kıbrıs’a değil ; Kıbrıs Rum toplumunada barış ve huzur getirmiştir. Tüm şikayetlerine ve yaygaralarına karşın Rum toplumunun 1974 öncesinde 2000 dolar olan milli gelirinin 8000 dolara yükselmesi bunun kanıtı değil mi? 20 Temmuz Barış Harekatının Sosyal Kültürel ve Ekonomik Sonuçları :20 Temmuz Barış Harekatının sonucu olarak Kıbrıs Türk halkının bir bölgede toplanması ; Türk halkına 11 yıl yaşadıkları insanlık dışı kuşatma altında geliştirme olanağı bulamadıkları ekonomilerini sosyal ve kültürel yaşamlarını geliştirme olanaklarını yarattı.1974 öncesi sıfır düzeyde olan üretim 1974’den sonra canlandı. Tarım hayvancılık sanayi turizm hizmetler sektörleri 1974 öncesine göre büyük gelişme gösterdi. Haberleşme ve ulaşım alanında 1974 öncesinde düşünülemeyecek aşamalar yapıldı. 1974 Barış Harekatının doğurduğu özgür ortam kişilerin her alanda yeteneklerini geliştirmelerini sağladı.Dış ticaret büyük gelişme gösterdi. Kıbrıs Türkleri bugün 70’den fazla ülke ile ticari ilişki kuran dışa açık bir halk durumuna geldi. Buna bağlı olarak 1974 öncesinde 548 dolar olan kişi başına düşen milli gelir 1990 yılı sonunda 3450 dolar civarına çıkarak altıya katlanmıştır. KAYNAKÇA 30 Sıcak Gün – Mehmet Ali BİRAND - Milliyet Yayın LTD. ŞTİ. Yayınları 1975 Kıbrıs Türk Mücadele Tarihi - Dr. Vehbi Zeki SERTER _Ozan Zeki FİKRETOĞLU Bilinmeyen Yönleriyle Kıbrıs Barış Harekatı – Erol MÜTERCİMLER – Arba Yayınları II. Baskı İstanbul Temmuz 1998150 Soruda Kıbrıs Sorunu – Sabahattin İSMAİL – Kastaş Yayınevi I. Baskı Ağustos 1998 Yunan Emparyalizmi ve Türk Ulusu – Dr. Vehbi Zeki SERTER – II. Baskı Halkın Sesi –Lefkoşa 1976 Kıbrıs ; Onlar ve Biz – Hasan DEMİRAĞ – Kıbrıs T.M.T. Derneği Yayınları Kıbrıs Barış Harekatı’nın Nedenleri Gelişimi Sonuçları – Sabahattin İSMAİL – Akdeniz Haber Ajansı YayınlarıKıbrıs Cumhuriyeti’nin Doğuşu-Çöküşü ve KKTC’nin kuruluşu(1960-1983) – Sabahattin İSMAİL – Akdeniz Haber Ajansı Yayınları |
|
|
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Yunan SAT Komandolarından taciz | xMyStyLe | Güncel Haberler | 0 | 30-12-2007 20:18 |
| Mutareke Donemi Izmir Basını | O'NEAL | Tarihimiz | 0 | 25-10-2007 23:03 |
| Yunan Medeniyeti (MÖ:1200-338) | O'NEAL | Tarihimiz | 0 | 23-10-2007 14:01 |
| Yunan İlerleyişi ve Sevr | O'NEAL | Tarihimiz | 0 | 22-10-2007 23:13 |
| Yunan Gemisi Sanmıştık | ●MIПΣЯVΛ● | Tarihimiz | 0 | 13-10-2007 16:57 |