![]() |
|
|||||||
| Süper Cafe Aklınıza Gelecek Her Türlü Şeyi Paylaşabileceğiniz Alan |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
Ansızdık;
Hesapsız bulduk birbirimizi. Aransa bulunmazdı tesadüftü. Ne sevindik. Zamanı ‘zaman’ olarak ölçmedik sevincimizin sonrasında. ‘Ansız’ başlamıştı ya ansız devam eder giderdi. Zaman da ne? Olmadığımızda başlardı olduğumuzda biterdi. Ayrılığı sayardık geçen vakitten. Geçmezdi de; zor olsa da sabrederdik zamana. Sadece geçsin diye. Yalanmış saydığımız ayrılık zamanları. Sonu yalan gibi bitti ama bizde yoktu yalan… Gerçek zamanlar gelecekmiş; ‘Ayrılık ayrılık ayrılık ; zaman zaman zaman’ olan. Kaderdik; Alnına aynı yazı yazılmış. Hani kaderimizi biz belirlerdik? Yaptıklarımız kaderdi; yapmadıklarımız ‘kader’ değil. Daha neleri yapacaktık da; ‘işte kaderimiz’ diyecektik? Güzelliklere kader dermişiz varlığımıza…Yokluğumuza ‘kötü kader’ diyeceğimiz kader yazılmış. Okunsaydı alın yazısı; demezdik. Dert olmayacaktı hiç kaderimizde. Anmamıştık derdi tasayı.. Tutkuyduk; Olmayacaktı sensiz; olmayacaktı bensiz…Neye tutunacaktık sensiz bensiz? Gönüller kalamazdı gönülsüz. Kalbim tutkusunu kalbin tutkusunu kaybetmeyecekti. Anlayamadık… Hayata tutunamamışız birbirimize tutunmaktan. Meğer bir gün hem de ansızın anlayacakmışız. Tutkuyu yitirmemin ızdırabını ve öylesine kalakalmayı. Tutkusuz… Işıktık; Karanlıkta parladığımız. Lantandan farksız birden bire parlayan… Zor günleri aydınlattık karanlıktan öte. Kimi zaman güneş olduk da; gece olunca aniden ay yıldız…Biz de fark etmedik geceyi gündüzü. Işıktık işte. Ne olursa olsundu zamanın her yerinde aydınlatırdık ne varsa… Seni ve beni görürdük gerisi önemsiz. Güneş ay yıldızlar -ışıksal - neyi aydınlatacakmış biz varken? Az kalırdı yanımızda. Onlar hep varmış. Görseydik de hazır olsaydık sessizce yaklaşan karanlığa. Onların aydınlığına ışığına muhtaç kalacağımızı nasıl hissederdik ışığımızda? Göremedik bunları. Görmeyi istemezdik zaten. Karanlığa atar görmezden gelirdik. Bize neydi? Şimdi ise; ‘karanlıktan daha koyu karanlık…’ Alışkanlıktık; Sanki ezeldendir gibi. Yeryüzüne gelmeden önce de hep biz varmışız gibi… Kimseler gelmeden önce alışmışız birbirimize. Öyle sandım; öyle sandın. İyi kötü; adına her ne denirse artık. Alıştıklarımızın en iyisinden iyiydi alıştıklarımızın en kötüsünden kötü… Kural yoktu alışmaya alışılmaya. Çok aradık aşılmanın yerine başka kelime. Bulamayınca; ‘defalarca alışmak’ kalmıştı bağımlılığın adı. Hani neye alışmıştık biz? Vazgeçmeyecektik kolay kolay alışkanlığımızdan? Hatta hiç. Topraktık; Yaşam kaynağı. Toprak olmadan ne olurdu ki biz olalım? Sağlamca toprağa basıyorduk içimizde taşıdığımız her şeyimizle. Sevgi eksek o bile büyürdü ekilince. Zaten büyüyeceği kadar büyümüştü sevgi bizde…Topraksız. Biz oyduk zaten. Toprağa; alışkanlığımızı ışığımızı tutkumuzu kaderimizi verdik. Ansızın… Bir gün gelip de ‘toprak’ dediğimize gerek kalmadan ‘hiç’ olacağımız? Üzerdi düşüncesi bile. Düşünmedik. ‘Hayat’ demedim; demedin… ‘Hayattık’ diyemedik…Unutmuşuz gerçeği. Ama hiçbir zaman; aşk demedik diyemedik… |
|
|
|