Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Spor Bölümü > Spor Haberleri > Spor Arşivleri
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Spor Arşivleri Zamanı Geçmiş Spor Haber ve Konuları


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 07-12-2007, 17:44   #1 (permalink)
 
_KoJiRo_ - ait Avatar
_KoJiRo_ - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Yıldızların Altında!!!

George Best

15 yaşında Belfast'tan yola çıkan ve Manshester United efsanesi olan George Best uzun süredir savaştığı kara ciğer enfeksiyonuna 25 Kasım'da ve hayata gözlerini yumdu.. O bir futbol EFSANESİ.. Best'in inanılmaz hayat serüveni ve hakkında merak edilen herşey..

Bir efsanenin öyküsü..
George Best – (1946 – 2005)
Kuzey İrlanda Milli Takımı’nın eski futbolcusu Dünya çapında “Futbolun gelmiş geçmiş en iyileri arasında” gösterilen bir futbol efsanesi.. Genel olarak Manchester United’da oynadığı dönemle tanınan Best çoğu zaman futbolundan çok hızlı ve çalkantılı hayatıyla da manşetleri süsleyen bir hayat yaşadı.. O’na “futbolun ilk rock’n roll yıldızı pop starı” diye boşuna söylenmedi !..

FUTBOLCULUK KARİYERİ
İngiltere’nin ünlü ekibi Manchester United’da 1963 – 1974 yılları arasında top koşturan George Best bu dönem içerisinde 1965 ve 1967’de 2 lig şampiyonluğu 1968’de bir Avrupa Kupası kazandı.. 1968’de Avrupa’nın en iyisi olan Manu’nun en önemli yıldızı olan Best o sene sergilediği muhteşem performans ile “Avrupa’da Yılın Futbolcusu” ödülü ve “İngiltere Futbol Yazarları Birliği Yılın Futbolcusu” ödülüne layık görüldü..

Manchester United ile İngiltere ve Avrupa’da toplam 466 maça çıkan Best 178 gol kaydetti.. Bir keresinde Northampton Town’u 8-2 yenerek kazandıkları maçta 6 gol birden attı..

Kuzey İrlanda Milli Takımı’nın formasını 37 kez taşıyan Best 9 gole imza attı.. Çoğu zaman kanat oyuncusu olarak görev alan Best özellikle fuleli koşuları hızını hiç yavaşlatmadan attığı çalımları ve muhteşem pas yeteneği ile futbolseverleri kendisine hayran bıraktı..

2004’te “Yaşayan En İyi Futbolcular” listesinde Kuzey İrlanda’nın tek temsilcisi oldu..

Çoğunlukla Britanya’dan çıkan en yetenekli oyuncu olduğuna inanılan Best her zaman Pele ve Diego Maradona ile kıyaslandı..

Maradona Best ile ilgili açıklamasında “Best benim 1 numaralı favorim” derken Pele “Best oynarken gördüğüm en iyi futbolcu” diye övgüde bulundu..

ŞÖHRET
Manchester United’da Denis Law ve Bobby Charlton ile oynayan Best her zaman ön planda oldu.. Hareketli karakteri ve içi içine sığmayan tavırları Best’i kısa sürede medyatik bir kişilik yaptı.. Siyah ve uzun saçları ile “Beatles’ın 5. üyesi” olarak bakılan Best’in özel hayatı her zaman alkol kadın ve kumar haberleriyle dolu oldu.. Halbuki hayranları her zaman John Lennon Paul McCartney George Harrison ya da Ringo Starr’ın yerini almasını ya da en azından Beatles’a katılmasını bekliyordu..

Best’in kendisinin sürekli anlattığı bir anısı kendi hayat tarzının kısa bir özeti oldu her zaman.. “1970’ler de bir otelde kalıyordum odaya kat görevlisi girdi ve etrafta bir gece önce kazanılmış on binlerce pound ve şampanya var yatakta ise dönemin Dünya Güzeli yatıyor.. Genç görevli bana sordu: “George yanlış giden ne ?”..

1974’de 27 yaşında olan Best Manchester United tarafından “devam eden alkol problemi maçları ve antrenmanları kaçırması sebebiyle” kovuldu.. Best sonraki 10 yıl boyunca Fulham Stockport County Dunstable Town Hibernian Los Angeles Aztecs San Jose Earthquakes ve son olarak Bournemouth’da top oynadı.. Hareketli karakteri muhteşem futbol yeteneği ve her zaman ön planda olan çalkantılarla dolu özel hayatıyla tanınan futbol efsanesi 1983’de 37 yaşındayken futbolu bıraktı !..

Best 1984’de eski karısı Dünya Güzeli Mary Stavin ile birlikte kondisyon üzerine “Shape Up And Dance” adında bir video kaset hazırladı ve yayınladı..

1984’de Belfast’taki Windsor Park’da Best’e şükran ve taktir amaçlı düzenlenen özel karşılaşmada izleyiciler arasında Sir Matt Busby ve sahada da Ossie Ariles ve file bekçisi Pat Jennings yer aldı.. Bu sıra dışı ve duygu yüklü maçı tam 79036 taraftar ve Best hayranı izledi..

2002’de BBC’nin “Yılın Spor Adamı ve Yaşam Boyu Başarı Ödülü”ne layık görüldü..

2004’ün Kasım ayına kadar futboldan uzak kalan Best yeşil sahaya duyduğu özleme daha fazla karşı çıkamadı ve Premier League takımlarından Portsmouth’un genç takımına antrenör oldu..

Best’in tek çocuğu var ve adı Calum Best..

ALKOLİZM
1984’de alkollü araç kullanırken bir polise saldırdığı için 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.. 1984’de yıl başını parmaklıkların arkasında geçirdi ve Ford Açık Cezaevi’nin futbol takımının bir üyesi oldu..

1991’de BBC’nin prime time talk show programlarından Wogan’a konuk oldu ve program boyunca bir kaç kez küfür etti ve alkollü bir şekilde programdan ayrıldı.. Best sonraları davranışından dolayı özür diledi ve her zamanki esprili bakış açısıyla ekledi “Alkolizm üzerine yapılan en kötü program oldu”..

2000’de bir dönem çalıştığı Sky Kanalı’nın “Cumartesi Futbolu” programında Beckham’ı haksız yere eleştirdiği için tepki topladı ancak sonraları Beckham’ın İngiltere Milli Takımı’nın kaptanlığı için doğru seçim olduğunu belirtti..

2002’de alkolün zararları hat safhaya ulaştığında ancak karaciğer nakli yapılarak kurtarıldı..

2003 ise en çok eleştirildiği yıllardan biriydi.. Açık alanlarda içmeye devam eden zaman zaman şarap şişeleriyle görülen Best başka nakil bekleyenlerin ve kendisini ölesiye sevenlerin hislerine önem vermediği gerekçesiyle bütün bir yıl derin bir üzüntüyle takip edildi..

2003’in Kasım ayında “Avrupa’da Yılın Futbolcusu” ödülünü sattı !..

2003’de karısı Alex bir reality show olan “I’m a Celebrity Get Me Out of Here !“a yarışmacı olarak katıldı.. Alex programda ilişkileri ile bir çok eleştri ve suçlamada bulundu.. Aynı sene 3 Ocak’ta bir kez daha alkollü araç kullanmaktan tutuklanan Best’in araç kullanması yasaklandı ve ehliyetine 20 ay boyunca el kondu..

Bir sonraki sene Nisan ayında karısı Alex ile boşandılar..

HASTALIK
Best zamanının çoğunu Petersfield Hampshire’da bulunan bir barda alkol alarak geçirmeye devam etti.. 2005’in son baharında özel bir hastane olan Cromwell Hastanesi’ne yatırıldı.. Soğuk algınlığı teşhisi ile başlayan süreçte yapılan kara ciğer naklinin ardından Best’in devam eden alkol problemlerinin naklin ardından almak zorunda olduğu ilaçlarla karışarak iç kanamaya yol açtığı ve kaçınılmaz bir şekilde enfeksiyon kaptığı anlaşıldı..

4 Ekim’de Best’in menajeri Phil Hughes efsane futbolcunun son durumuyla ilgili verdiği haberde “Best’in durumu iyiye gidiyor ancak yoğun bakımda kalmaya devam edecek” dedi..

Durumu iyiye gitmeye başlayan Best’in ilk istekleri şekerli içecekler ve lolipop gibi şekerlemeler oldu.. Ancak 21 Ekim’de sağlık durumunun tekrar kötüleştiği doktorları tarafından açıklandı.. Sebebi de kara ciğerin kaptığı enfeksiyon olarak belirtildi.. Best’e bakan ekibin başındaki Profesör Roger Williams konu ile ilgili açıklamasında “Savaşıyor savaşmasını istiyoruz ama durum çok zor” dedi..

26 Ekim’de işler iyice kötüye gitmeye başladı ve Best Yaşam Destek Unitesi’ne bağlandı.. 27 Ekim’de Britanya’da yayım yapan gazeteler “Efsane ölümle pençeleşiyor” başlıklarını kullanarak kötüye giden durumu bütün ulusa yaydı.. 28 Ekim’de Best’in ufak bir gelişme gösterdiği doktorları tarafından açıklandı ancak ilerleyen saatlerde kritik durum inişli çıkışlı ilerleyişini korudu..

29 Ekim’de bir kez daha Best’in durumu düzeliyor haberleri çıktı ancak ilerleyen günlerde bir değişiklik olmadı..

Kara ciğer enfeksiyonu Best’i yavaş yavaş eritmeye ve kan kaybının artarak devam etmesine sebep oldu.. 18 Kasım’da efsane bir kez daha Yaşam Destek Ünitesi’ne bağlandı..

Best için yardım kampanyası başlatan hayranları direkt para yollamak yerine efsane futbolcuyla ilgili ürünleri internet üzerinde satarak yardım yapmaya başladı..

Aynı gün Britanya’nın tabloit gazetelerinden “News of the world” Best’in hastane yatağında bir fotoğrafını yayımladı ve Best’in son mesajını fotoğrafın altına yerleştirdi “Benim gibi ölme”..

22 Kasım’da Best’in kritik durumu devam ederken efsane futbolcu başını ve gözlerini oynatmayı başardı.. Ancak aynı gece yarısı Best’in durumu her geçen dakika ağırlaşmaya başladı ve 24 Kasım sabahı doktorları “En kötüsüne hazırlanın” mesajını ulusa yaydı..

24 Kasım’da Türkiye saatiyle 15:00 civarı Best’in doktorları “Gelecek 24 saati çıkartması çok zor” diyerek hayranları ve futbol camiasına kötü haberin git gide yaklaştığını iletti..

Roger Williams’ın açıklamalarının ardından yakın arkadaşları ve sürekli olarak yanında bulunamayan aile fertleri Best’i son kez ziyaret etmek için hastaneye akın etti..

Best’in eski takım arkadaşlarından Sir Bobby Charlton Denis Law ve bir diğer dostu Portsmouth başkanı Milan Mandaric Best’i ve Best’in yanından ayrılmayan oğlu Cole’u ziyaret eden isimler arasındaydı..

25 Kasım’ın ilk dakikalarına girildiğinde de umutsuz bekleyiş devam etti.. Sabaha karşı basına açıklama yapan doktorlar "Çok üzgünüz bu durum herkesi çok yıprattı ancak Best'in hayatını kurtarabilmek yapabileceğimiz bir şey kalmadı" diyerek durumu özetledi..

Bir futbol efsanesi olan zaman zaman Diego Maradona ve Pele ile kıyaslanan ve vazgeçemediği alışkanlıkların kurbanı olan “futbolun pop starı” George Best 25 Kasım cuma TSİ ile tam olarak 14:55'de 59 yaşında Londra’da hayata gözlerini yumdu..

ALINTI
Best: "Çok fazla param var ve ben paramı alkole kuşlara (kadınlara) ve hızlı arabalara harcıyorum geride kalanı da saçıp savuruyorum"..

"Galiba 15 yaşında bir dahi buldum".. Manchester United teknik direktörü Sir Matt Busby'nin telefonuna gecenin bir yarısı bırakılan mesaj..

David Sadler: "İnsanlar Pele topa girmezdi çünkü ihtiyacı yoktu derler best çok daha yetenekliydi ama o topa girerdi.. Onu yenme şansınız yoktu.."

Johnny Giles: "Pele Best kadar yetenekli değil.. Ve kesinlikle Cruyff'dan iyiyidi çünkü Best'in cesaretei vardı.."

Sir Alex Ferguson: "Best tartışmasız futbolumuzun ürettiği gelmiş geçmiş ve gelecek en iyi ve yetenekli futbolcuydu.."

Alan Curbishley: "Best gibisi gelmedi onun kadar yeteneklisi olmadı daha sık yanında olmalıydık.. O'nu korumalıydık.."

Gordon McQueen: "Futbol oynamıyordu şiir yazıyordu ve bizlerde dinlerken kendimizden geçiyorduk.."

Sir Bobby Charlton: "O'nu koruyamadık.. Ondan iyisi olmadı belki de olmayacak.."

DÖNEM DÖNEM (BEST) !..
1946: 22 Mayıs’da Belfast’da doğdu
1963: Manchester United formasını ilk kez giydi
1964: Kuzey İrlanda Milli Takımı formasını ilk kez giydi
1965: United Ligi kazandı
1968: İngiltere’de ve Avrupa’da Yılın Futbolcusu seçildi
1970: Milli maçta hakeme çamur attığı için atıldı
1972: 26 yaşında Manu’dan kovuldu

Hakkında yazılan onlarca kitap ve belgesel program hafızaları süsleyen muhteşem futbol yeteneği kaldı geride !..
_KoJiRo_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 07-12-2007, 17:45   #2 (permalink)
 
_KoJiRo_ - ait Avatar
_KoJiRo_ - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Yıldızların Altında!!!

DÜNYA'YI Tİ'YE ALAN ÇALIMCI !..Ronaldinho

Bir yıldız nasıl doğdu ?.. Özel hayatında neler var ?.. Basamakları nasıl tırmandı ?.. Rio Grande do Sul'de başlayan Barcelona'nın malikanelerine uzanan bir başarı öyküsü Ronaldinho'nunki !.. Bilinmeyen yönleri ile Ronaldinho hakkında merak ettiğiniz herşey..

Nasıl ki tenis atletizm yüzme gibi bireysel sporlarda sadece bir kişi zirvede yer alabiliyorsa 11 çift kramponun oluşturduğu binlerce futbol takımın arasından da çıkan bir 1 numara var..



Ronaldo de Assis Moreira

Gerçek adı; Ronaldo de Assis Moreira ama kimileri Ronaldinho Gaúcho olarak tanıyor ya da bütün Dünya’nın bildiği adıyla sadece Ronaldinho..

BU ADAMIN ADI NE ?..

Brezilya’nın ada dili olan Portekizce’de Ronaldinho kelimesi “küçük Ronaldo” anlamına geliyor ve bu yıldız futbolcunun fiziksel özellikleri sebebiyle değil küçükken Inter’de top koşturan ve hayranı olduğu Ronaldo sebebiyle Ronaldo de Assis Moreira’ya verilen ad.. Adının sonuna eklenen Gaúcho kelimesi ise Brezilya’nın Rio Grande do Sul bölgesinde oynayan futbolculara takılan “mutlu” anlamını taşıyan ek bir lakap..

Ronnie 21 Mart 1980’de Brezilya’nın Porto Alegre şehrinde doğdu.. Oldukça fakir bir ailenin çocuğu olan Ronaldinho’nun bugünlere gelmesi sadece yeteneğiyle değil hayata bakış açısı sayesinde oldu..

Futbolunu sergilerken de görüldüğü gibi her zaman gülen neşeli kimliğiyle ön plana çıkan Ronaldinho insanlara güvenen bir iyi niyet timsali..

Kısa süre önce 2005 senesinin “Avrupa’da Yılın Futbolcusu” ödülünü alan Ronaldinho 2004’de de “FIFA Dünya’da Yılın Futbolcusu” ödülünü kazandı.. Ancak buralara gelmek bu kadar da kolay değil..

AZMİN BAŞARISI..

Önceleri bir futbolcu olan ancak daha sonra ailesini geçindirmek için Grêmio Football Portoalegrense’de oto parkı idare eden babası Joao Da Silva Moreira girdiği havuzda boğularak hayata gözlerini yumdu.. Ronaldinho henüz 8 yaşındaydı.. Şimdilerde menajeri de olan abisi Assis'in futboldan kazandığı para ile geçindirmeye çalıştığı ailede kendisine örnek aldığı abisinin yolunda ilerleyen küçük Ronnie fakirliğin hat safhada yaşandığı Rio Grande do Sul’da ilk olarak plaj futboluna adım attı..

Oldukça iyi bir futbolcu olan ve 18 numaralı formasıyla milli takım formasını da taşıyan Ronaldinho’nun abisi Roberto Assis Gremio döneminde harikalar yarattığı sırada diz bağlarından sakatlanınca İsviçre Japonya ve Meksika’da şansını denedi ancak yedek olmaktan öteye geçemedi.. Assis futboldan uzaklaşıp da küçük kardeşinin topla neler yapabileceğini fark ettiği dönemde geride bıraktığı yıllarda kazandığı tecrübeyle Ronaldinho’nun menajeri olmaya karar verdi.. Assis’in bu kararı ve küçük yaşta kendisini izleyenleri büyülemeyi başaran Ronaldinho’nun yeteneği iyi bir iş birliğinin ve servetin kapılarını aralayan ilk adım oldu..

Brezilyalı gençlerin %99’unun yaptığı gibi.. Futbolun para kazanmanın ve aile geçindirmenin en önemli yollarından biri olan yeşil sahada herkes Ronaldinho kadar şanslı olamaz ama henüz 14 yaşında ne kadar büyük bir yetenek olduğunu önce ailesine ve ardından da kendisini seyretmeye gelenlere gösteren Ronaldinho abisinin de yardımıyla Gremio futbol kampında futbol oynamaya başladı.. Ortada resmi kontrat ya da bir anlaşma yoktu ancak kısa sürede ortaya koyduğu performans Brezilya 17 yaş altı milli takımına U17’ye seçilmesini sağladı..

İLK BAŞARI ULUSAL FORMAYLA GELDİ..

Mısır’da düzenlenen şampiyonada U17 takımında adını duyurmayı başaran Ronaldinho turnuvanın en golcü futbolcusu olarak Brezilya’ya geri döndüğünde Gremio tarafından uzatılan sözleşmeye imzasını attı.. 1998’de resmi bir sözleşme ile Gremio formasını taşıyama başlayan Ronaldinho o zamanlar ailesini ancak geçindirecek kadar para kazanmaya başladı..

1998’de sadece 4 maça çıkan ve gol kaydedemeyen genç yetenek bir sene sonra kumun etkisini üzerinden atıp da yeşil çimde oynamaya alıştığında çıktığı 17 maçta attığı goller ve verdiği paslarla şehrinin takımını gururlandırmaya başladı.. İkinci senesinde 5 üçüncü senesinde de 8 gol kaydeden genç yetenek henüz Brezilya’daki son senesinin tadını çıkarttığını farkında değildi..

1999’da Wanderley Luxemburgo’nun yönetimindeki milli takıma çağırılan Ronaldinho aynı sene 26 Haziran’da hayranı olduğu yıldızların taşıdığı samba formasını sırtına geçirdi ve ilk uluslararası golünü Venazuella’ya karşı kaydetti.. Bu gol öyle sıradan bir gol olmadı hem çok güzel hem de Copa America’yı da Brezilya’nın müzesine kazandıran bu gol ertesi gün Brezilya basınında “Yeni Pele yolda” başlıklarını atmasını sağladı..

Kısa sürede Güney Amerika’ya üs kuran futbolcu simsarları Ronaldinho’nun ne kadar yetenekli bir futbolcu olduğunu Avrupa’da bağlı bulundukları kulüplere iletmeye başladı..

ADIM ADIM AVRUPA..

İlk teklifin gelmesi fazla gecikmedi.. İngilizlerin köklü kulübü Leeds United Gremio’nun kapısını çalan ilk takım oldu.. Gremio’nun kesinlikle vazgeçmek istemediği Ronaldinho için (rakam bugün hala kesin olarak doğrulanmasa da) sonraları mali kriz yaşayan Leeds’in önerdiği rakam dönemin basınına göre tam 75 milyon euroydu !..



Gremio Leeds’in ne teklif ettiği rakamı geri çevirdi.. Ancak hem Gremio hem de Brezilyalı futbolseverler Ronaldinho’nun kısa süre sonra yuvadan uçacağını farkındaydı.. Kapıyı ikinci kez çalan Hollanda’nın futbolcu fabrikası PSV Eindhoven oldu.. Gremio Hollanda temsilcisini de geri çevirmeyi başardı ancak değerini yavaş yavaş farkına varmaya başlayan ve her teklifte biraz daha tecrübe kazan abisi ve menajeri Assis kapıya üçüncü gelen Paris Saint German ile el sıkıştı..

Her ne kadar P.S.G ile anlaştıklarında Ronaldinho’nun 1 Temmuz 2001’den itibaren bedelsiz ayrılmaya hakkı olsa da Gremio’nun bu alış verişten bir miktar kazanç sağlama talebi Fransız ekibi tarafından mantıklı bulundu ve bugünün değimiyle “yetiştirme parası” olarak Gremio’ya 4.5 milyon dolar ödendi..

FUTBOLU HIZLI OLABİLİR AMA YA ADAPTASYONU ?..

Ronaldinho’yu Avrupa’ya getiren P.S.G. teknik direktörü Luis Fernandez genç sambacının tavırları ve performansı karşısında pek de memnun kalmadı.. Fernandez’e göre adaptasyon sorunu yaşayan Ronaldinho Paris’te futboldan çok gece hayatına merak sardı ve kendisinden bekleneni veremedi..

2001 – 2002’de PSG ile 28 maça çıkan Ronaldinho sadece 9 gol atabildi 8 sarı kart gördü ve 9 kez oturduğu yedek kulübesinde pek de rahat durmadı.. Ronaldinho ikinci sezon biraz daha iyi olmasına rağmen kendisinden beklenen bu değildi.. PSG defteri 55 maç ve 17 gol ile kapanmak üzereydi.. Avrupa kupalarına kalamayan PSG’de Ronaldinho’nun da kalmaya niyeti yoktu ve bunu açık açık dile getirdi..

GELSİN DÜNYA KUPASI GELSİN BAŞARI..

2002’de Ronaldinho Brezilya’nın Dünya Kupası’nı kaldırmasını sağlayan önemli isimlerden biri oldu.. Ne Kore’de ne de Japonya’da “ölümcül üçlü” Ronaldo Ronaldinho ve Roberto Carlos’u kimse durduramadı.. Özellikle yarı final maçında Shizuoka’da İngiltere’ye 30 metreden David Seaman’ı avlayarak kaydettiği gol turnuvanın en güzel anlarından birini oluşturdu (orta mıydı acaba?).. Gerçi Ronaldinho o maçı tamamlayamadı ve Danny Mills’e yaptığı faulün ardından oyundan atıldı..

Kaldırdığı Dünya Kupası PSG’de yaşanan hayal kırıklığı ve Ronaldinho’nun Avrupa kupalarında boy göstermek istemesi Avrupa’nın elitlerini aynı adreste buluşturdu; Ronaldinho’nun abisi Assis’in adresi..

PSV ikinci kez Ronaldinho için girişimlerde bulundu.. Araya giren Manchester United Hollanda ekibini saf dışı bırakmayı başardı hatta David Beckham’ın yerine yeni bir yıldız arayan Manu transferi bitirmek üzere olduğunu bile remi bir şekilde duyurdu.. İngiliz basını haftalarca Ronaldinho’nun Premier League’de neler yapabileceğini yazdı.. Ama bu yazılanların hepsi birer hikaye olmaktan öteye geçmedi..

NOU CAMP BİR KONSER SALONUYSA RONNIE DE BİR ORKESTRA ŞEFİ !

“PSV mi ?.. Manchester United formasıyla vereceği pozun saati mi ?..” derken işi bitiren Laporta oldu.. Barcelona 27 milyon Euro karşılığında Brezilya’nın yakın zamanda Dünya futboluna damgasını vurması beklenen yıldız sambacısı Ronaldinho’yu resmen Katalan devinin renklerine bağladığını 19 Temmuz 2003’de erken saatlerde duyurdu..

2003 – 2004 sezonundan itibaren Ronnie Avrupa’ya adapte olduğunu hemen göstermeye başladı.. Bunun sebebi belki de Fransızca’ya alışamaması ve İspanyolca’yı çok daha kolay anlaması oldu.. Ya da Barcelona’ya ilk geldiğinde de söylediği gibi “kendimi evime gelmiş gibi hissetim” diyerek evine duyduğu özlemi Barcelona şehrinin gidermesi..

İlk yılında Barca’nın La Liga’yı ikinci sırada tamamlamasını sağladı.. 32 maça ilk 11’de çıktı 15 gol kaydetti.. Samuel Eto'o Deco Ludovic Giuly Lionel Messi ve Henrik Larsson’un da desteğiyle Ronaldinho 2004-2005’de Barcelona’ya 5 yıl aradan sonra 17. şampiyonluğunu kazandırdı..

ÖDÜLLERDEN HAT-TRICK !..

Mart 2004’de Pele fazla gecikmedi ve Ronaldinho’yu “Yaşayan En İyi Futbolcular” listesine aldı.. 20 Aralık 2004’de Arsenal'den Thierry Henry ve Milan'dan Andriy Shevchenko’yu sollayan Ronaldinho FIFA tarafından Dünya’da Yılın Futbolcusu seçildi.. Ronaldinho’yu bu ödüle 157 ulusal takım teknik direktörü ve 145 ulusal takım kaptanı layık gördü.. 29 Haziran 2005’de milli takım ile kazandığı 2. Konfederasyon Kupası’nda Ronaldinho’nun payı çok büyük oldu.. İlk kupada en golcü futbolcu olan Ronnie ikincisinde de yapacağını yaptı ve finalde Arjantin’i 4-1’le deviren sambacılarda 47’de golün adı oldu.. UEFA 2004 – 2005 Şampiyonlar Ligi’nde sergilediği performansın ardından O’nu Devler Ligi’nin en iyi golcüsü seçti.. Dünya’nın en prestijli ödüllerinden birini daha yakın geçmişte müzesine ***üren Ronaldinho 2005’in Ballon D'Or ödülüne layık görüldü..

Kazandığı finallerin ardından mutlaka bir çalgı bulan ve hem çalıp hem de dans eden Ronaldinho kısa süre önce Katalan devi Barcelona ile nikah tazeledi ve değeri tam 150.000.000 euro..

HER TÜRLÜ “BİR” KAZANAN..

Bu arada Ronaldinho kimilerine göre pek de yakışıklı biri sayılmaz ancak Dünya’nın en çok ziyaret edilen sitelerinden AskMen.com’a göre Dünya üzerinde yaklaşık 18.7 milyon genç kızın odasında Ronaldinho posteri var.. Ayrıca Nike ve Pepsi ile yaptığı reklam anlaşmaları sayesinde 2003’den beri Dünya’nın en çok kazanan futbolcuları arasında..



“Bu adamın özel hayatı nasıl ?” diye merak edenlere bir dip not:
Bir ödül töreninde Ronaldinho’ya sorulur:

- Hey Ronnie kız arkadaşın yok mu ?

Cevap bu neşeli sambacının özetidir adeta elindeki topu gösteren Ronaldinho şöyle der:

- İşte burada görmüyor musunuz !
_KoJiRo_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 07-12-2007, 17:45   #3 (permalink)
 
_KoJiRo_ - ait Avatar
_KoJiRo_ - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Yıldızların Altında!!!

çar sheva !..
Tutukluk yapmayan bir gol silahı Andriy Shevchenko.. Chernobly faciasından kurtulan ve Milano sokaklarında devam eden başarı öyküsü ile her kulübün rüyalarını süsleyen bir yıldız.. Hakkında merak edilen herşey burada.. Çar'ın heyecanlı ve keyifli hayat hikayesi için vakit kaybetmeyin..

Andriy Shevchenko

Ukraynalı yıldızın ana dilinde adı: Андрій Шевченко Андрій Миколайович Шевченко yani Andriy Mykolayovych Shevchenko ve en bilinen takma adıyla "Sheva"..

KISACA SHEVA


Tartışılmaz gol yeteneği ve herkese örnek olması gereken profesyonel spor hayatı ile her takımın rüyasını kurduğu Sheva 29 Eylül 1976’da Kiev Oblast bölgesinin Dvirkivschyna köyünde doğdu.. Şu anda İtalyan devi Milan’da harikalar yaratan Sheva Ukrayna Milli Takımı’nın da en önemli kozu..

Shevchenko’nun futbol kariyeri Ukrayna ekibi Dynamo Kyiv’de başladı.. Sheva burada 1994 – 1999 yılları arasında 5 lig şampiyonluğu ve 2 lig kupası kazandı.. Serie A’da şu ana kadar Milan formasıyla bir lig şampiyonluğu bir UEFA Şampiyonlar Ligi kupası ve bir de İtalya Süper Kupası kaldırmayı başardı..

2004 yılında “Avrupa’da Yılın Futbolcusu” ödülüne layık görüldü..

Sheva Ukrayna’yı 60’dan fazla maçta temsil etti ve neredeyse her 2 maça 1 gol sığdırmayı başardı..
GENÇ SHEVA VE DYNAMO KYIV ZAMANLARI

Chernobly Nükleer faciası 1986’nın Nisan’ında yaşandığında Andriy sadece 9 yaşındaydı.. Andriy’nin yaşadığı köy de felaketin yaşandığı Chernobly’den fazla uzak sayılmazdı ve orası da felaketten nasibini alan on binlerce köy ve şehirden sadece biri oldu.. Andriy ve ailesi de on binler gibi köylerini terk ederek sahil şehrine yerleşmek zorunda kaldı tıpkı diğerleri gibi.. Aynı sene Andriy futbol topu ile olan yeteneklerini sergileyebilmek için toplum arasına girmeye başladı ancak ilk ciddi denemesinde Kyiv’de bulunan spor okulunda “top sürme” testinden geçemedi.. Ancak okulun küçükler takımında oynarken Dnamo Kyiv’in keşifçilerinden (scout) birinin dikkatini çekmeyi başardı.. Her ne kadar “top sürme” testinden çakmış olsada kulübe adım atmayı başardı.. Dynamo’nun gençleri yetiştirmek için uyguladığı sistemde inanılmaz bir performans ortaya koyan Sheva bu başarısının ödülü olarak 1990’da Dynamo Kyiv’in gençler takımına girmeyi başardı.. 1990’dan itibaren Dynamo Kyiv’in 14 yaş altı takımında oynamaya başlayan genç Sheva Galler’de düzenlenen Ian Rush Kupası’nda gol kralı oldu ve Liverpool efsanesi Ian Rush’ın kendi elinden bir çift özel “Rush Kramponu” kazandı..

İlerleyen yıllarda Dynamo 2 takımına yükselen Sheva 1993 – 1994 sezonunda rakip fileleri 12 kez sallayarak en golcü ismi olmayı başardı.. Bir sonraki sezon için Dynamo’nun A takımında oynaması için listeye alındı..

Andriy'nin Dynamo’nun A takımında forma taşımaya başlaması teknik direktör Yozef Szabo’ya zamanında gerçekleşti.. 28 Ekim 1994’de Donetsk’de ilk kez A takım formasını taşıyan Sheva ev sahibi Shakhtar Donetsk’i 3-1 yendikleri maçta sergilediği başarılı performansla alkış topladı.. 1 Aralık 1994’te Dynamo Kyiv formasıyla ilk lig golünü kaydeden Sheva Dnipro’yu 4-2 yenen takımının başrol oyuncusu oldu.. Ligin tamamlanmasına kısa bir süre kala A takımda forma şansı bulan Sheva’nın o yıl başka gol atması beklenmiyordu ancak Sheva kendi geleceği için öngörülerde bulunanları yanıltmayı başardı ve UEFA Şampiyonlar Ligi’nde de gol kaydederek kulüp bazında uluslararası hesabını açtı..



Bu performans milli takım için denenmek üzere çağırılmasını da sağladı.. 25 Mart 1995’te ilk kez milli formayı sırtlayan Sheva ilk milli maçında Hırvatistan’a Zagrep’te 4-0 mağlup olmalarını engelleyemedi.. Shevchenko'nun beklenmedik anlarda gol pozisyonu yaratma becerisi ve bitirici özelliği bir sonraki sezon tam anlamıyla kendini göstermeye başladı.. 31 maça çıkan ve 16 gol kaydeden Andriy takımı Dynamo’yu da peş peşe 2. şampiyonluğuna taşıdı ve bir yıldız olma yolunda istikrarlı bir şekilde ilerlediğini de göstermeye başladı.. Aynı sene milli takımla da gol hesabını açan Sheva 1996’nın Mayıs’ında Türkiye Samsun’da düzenlenen dostluk maçında Türkiye filelerini havalandırdı.. Bir sonraki yıl da Sheva lig kupasını kaldırmayı başardı.. Gerçi kısa süreli sakatlıklar yaşayan yıldız futbolcu o sene 20 maça çıktı ve 6 gol kaydetti.. Özellikle devam eden 2 sezon çok başka oldu Ukraynalı genç için 1997-1998 sezonunda ilk hat-trick şovunu Şampiyonlar Ligi’nde gerçekleştirdi ve bunu Barcelona karşısında yaparak Avrupa’da manşetlere çıkmayı başardı.. Bu performans herkesi şaşkına çevirirken Sheva’nın Dynamo’yu Barcelona deplasmanda 4-0’lık galibiyete taşıyan isim olması futbolcu simsarlarının da daha fazla kayıtsız kalmaması anlamına geldi.. O sene 23 maçta 19 golü lig de ve 10 Şampiyonlar Ligi maçında da 6 golü Avrupa devlerine gönderen Sheva kısa süre içerisinde Avrupa’da büyük bir patlama yapacağının sinyallerini vermeye başladı..


1998-1999 sezonunda ise çok daha istikrarlı ve başarılı bir Sheva vardı sahnede Dynamo’yu bir kez daha lig şampiyonluğuna taşıyan Ukraynalı yıldız lig de 18 gol ve toplamda 28 golle sezonu tamamladı.. Dynamo ile yaptığı durdurulumaz patlama kulübünü de Şampiyonlar Ligi’nde yarı finale taşımasını sağladı.. Dynamo o sene Bayern Munich’e toplamda 4-3 ile mağlup olarak elendi..

Shevchenko Dynamo formasını taşıdığı 5 yıl boyunca lig şampiyonluğunu kazanmayı başardı.. 1997-1999 yılları arasında teknik direktör Valeri Lobanovsky’nin altında inanılmaz bir yükseliş süreci geçiren Sheva Ukrayna ve Dynamo’nun en hızlı yükselen futbol değeri oldu..
A.C MILAN YILLARI VE ULUSLARARASI ARENA



1999’da Sheva 5 kez Avrupa’nın zirvesinde yer almış olan Milan’a 26 milyon dolar bedel karşılığında katıldı.. O günden beri takımın ve Avrupa’nın en önemli gol silahlarından biri olan Sheva için Milan yılları kariyerinin her zaman altın sayfalarını oluşturacak bir başlangıcın anahtarı oldu..

Shevchenko 28 Ağustos 1999’da Lecce ile 2-2 berabere kaldıkları maçta Serie A’da ilk kez forma giydi.. Sheva’dan kimse hiçbir zaman şüphe etmedi ancak ilk yılında da böyle patlayıcı bir başlangıç yapması Ukraynalı yıldızdan beklenmedik bir başarı oldu.. Sheva ilk senesinde 32 maça çıktı ve 24 gol kaydederek Serie A gol kralı oldu.. Andriy bu sayede Dünya’nın en zorlu liglerinden biri olarak kabul edilen İtalyan Serie A’da ilk yılında İtalyan doğumlu olmayan ve gol kralı olan ilk futbolcu olmayı başardı.. Kısaca Sheva henüz ilk senesinde Serie A tarih kitabını değiştirmeyi başardı.. Mart 2000’de Lobanovsky Ukrayna’yı 2002 Dünya Kupası’na sokabilmek amacıyla Ukrayna Milli Takımı’nın başına getirildi.. Shevchenko elemelerde 10 gol kaydetmeyi başardı ve üzerine düşeni fazlasıyla yaptı ancak Ukrayna play-off maçında Almanya’ya yenilerek elemeleri aşamadı.. Sheva göklere çıkarıldı ancak Ukrayna Milli Takımı’nda da Lobanovsky dönemi kapandı..

Devam eden iki sezonda Shevchenko 51 maçta 34 gol ve tüm alanlarda da 38 maçta 17 gol kaydetti ancak Milan bu sezonlarda kupa kazanamadı..



Sheva geride kalan yıllarda yaşanan hayal kırıklığının üstesinden 2002-2003 sezonunda gelmeyi başardı.. Shevalı Milan Şampiyonlar Ligi’ni ve İtalya Kupası’nı kazanarak yılı double ile kapatırken lig de yaşadığı sakatlık problemi ile Serie A’da istediği performansı gösterememesine rağmen Şampiyonlar Ligi finalinde ezeli rakipleri Juventus’u yıkan penaltı golünü kaydetmeyi başardı.. Sheva bu sayede Şampiyonlar Ligi’nin kazanmayı başaran ilk Ukraynalı oldu..

2003-04 sezonu Shevchenko ve Milan için bir diğer başarı öyküsüne dönüştü.. 35 maçta 24 gol kaydeden Sheva kariyerinde ikinci kez Serie A’da gol kralı oldu ve 4 yıllık bir aranın ardından Milan’ı çok özlenen Serie A şampiyonluğuna taşıdı.. Süper Kupa finalinde de karşılaştıkları Porto’yu yıkan adam yine Sheva oldu ve 1-0 kazanılan maçın tek golünü kaydeden Sheva Milan’ın yılı Serie A ve Süper Kupayla double ile kapatmasını sağladı..




2004’ün Aralık ayında beklenen haber geldi ve Andriy Shevchenko “Avrupa’da Yılın Futbolcusu” seçildi.. Pele ayrıca Sheva’yı yaşayan en iyi futbolcular arasında gösterdi.. Sheva o sene Ukrayna’nın eski başbakanı Leonid Kuchma tarafından Ukrayna’nın "Unvan Kahramanı" olarak adlandırıldı..

2004 Ağustos’da Sheva İtalya Süper Kupası’nda Lazio’ya 3 gol birden atarak Milan’a bir kupa daha kazandırdı.. Aynı sene Sheva 17 gol kaydederek Milan’ın Serie A’yı ikinci sırada tamamlamasını sağladı.. Milan o yıl Şampiyonlar Ligi’nde finale kalmayı başardı ancak oldukça dramatik geçen bir maçın ardından 3-0’lık üstünlüğünü koruyamayan Milan 3-3 ile penaltı atışlarına uzayan finali Liverpool’a kaybetti.. Sheva finalde penaltı atışını gole çeviremeyerek Liverpool’un hayallerinin gerçeğe dönmesini sağladı.. Sheva o sezon Şampiyonlar Ligi’nde 10 maçta 6 gol kaydetti..

2005 Ekim’de Sheva ve Ukrayna için bir ilk daha gerçekleşti.. Ukrayna sonunda Dünya Kupası’na adını yazdırmayı başardı.. Eleme grubunu lider tamamlayan Ukrayna 12 maçın 7’sini kazanmayı başardı ve sadece 1 maçı kaybetti.. Ukrayna’nın eleme grubunda kaydettiği 18 golün 6’sı Çar Sheva’dan geldi..


2004’ün yaz aylarında Abromovich fırtınası Milano’ya doğru esti ve Chelsea’nin sahibi Milan kulübüne Hernan Crepo’nun yanında 50.000.000 euro yollayarak Andriy Shevchenko’yu almak istedi ancak bu teklif Milan tarafından reddedildi.. Ancak ısrarcı Abramovich kararından vazgeçmedi ve teklifi 85.000.000 euroya çıkartarak şansını bir kez daha denedi.. Abramovich’in bu sefer sadedece Milan’a önerdiği rakam değil Sheva’ya önerdiği haftalık rakam da rekor olacaktı ancak ne Sheva haftalık 225.000 euroyu kabul etti ne de Milan Çar’dan vazgeçmeyi..
23 Kasım 2005’te Şampiyonlar Ligi grup maçında Fenerbahçe ile karşılaşan Milan’ın elde ettiği 4-0’lık galibiyetin bütün gollerini kaydeden Çar Sheva kariyerinde ilk kez bir resmi maçta 4 gol kaydetti ve futbol tarihinde Marco van Basten Simone Inzaghi Dado Prso ve Ruud van Nistelrooy’dan sonra bu başarıya imza atan 5. isim oldu..

BİRAZ DA KİŞİSEL

Bir çok spor adamının tahmin bile edemiyeceği kadar çok para kazana Sheva Temmuz 2004’te Washington’da bir golf sahasında düzenlenen özel bir seramonide Amerikalı model Kristen Pazik ile evlendi.. Pazik Sheva çiftinin Jordan adında bir çocukları var..



Sheva çocuğunun doğduğu 29 Kasım günü Sampdoria’yı 2-1 yendikleri maçta galibiyet golünü kaydederek kutlama yaptı..

UEFA Kupa Galipleri Kupası’nı 1986’da kazanan Dynamo Kyiv takımı Sheva’nın favorisi hayran olduğu futbolcular ise Pele Zico Platini ve Romario.

Karısı gibi modellik de yapan Sheva aynı zamanda İtalyan stilist Giorgio Armani’nin çok yakın arkadaşı ve Armani için defilelerde ya da katalog çekimlerinde boy gösteriyor..

Zaman zaman karısı ile birlikte poz veren Sheva defilelerde de Pazik ile birlikte yürümekten geri kalmıyor..

Sheva’nın da mankenlik yaptığı bir defilenin ardından Armani’nin düzenlediği bir partide hayatı bam başka bir yöne sürüklenen Çar Sheva karısı Kristen Pazik ile bu partide tanıştı.. Bu arada Armani ve Sheva ikilisinin Kiev’de ortaklaşa açtıkları bir Armani mağazası bulunuyor..
_KoJiRo_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 07-12-2007, 17:46   #4 (permalink)
 
_KoJiRo_ - ait Avatar
_KoJiRo_ - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Yıldızların Altında!!!

Michael Jordan

Kahvenizi çayınızı koyun ve keyifle okuyun.. Basketbolun gördüğü gelmiş geçmiş en büyük isim.. Salonların en kuvvetli karakteri.. Bir bakışıyla istediğini anlatan biri.. İmkansız denen şeyleri başaran bir lider.. Nefes kesen karelerle Michael Jordan'ın muhteşem hikayesi !.

.::MICHAEL JORDAN::.

"His Airness"

"Air Jordan"




Tüm zamanların gelmiş geçmiş en iyi basketbol oyuncusu olarak kabul edilen Michael Jordan "His Airness" ya da "Air Jordan" ın kariyeri inanılması zor başarılar ve ödüllerle dolu. Ama O'nu bu kadar yücelten şampiyonlukları madalyaları kadar başarılarında pay sahibi olan karakteridir..

Jordan'ı anlatmak için sadece efsane kelimesi yeterli değildir efsane oluşunu azim kazanma hırsı güç zarafet spontane baş edilemeyen rekabet arzusu ile bir arada kullanmak gerekir..





Ya da herhangi bir sözlükte basketbol ya da atlet kelimelerinin karşısına onun resmi konarakta onu basketbol oynarken görememiş olan nesillere nasıl bir atlet olduğu anlatılabilir..

Ne kadar başarılı olursanız olun ne kadar çok madalya kazanırsanız kazanın en önemlisi sizinle birlikte anılan ya da kıyaslanmaya çalışılan diğer yıldızların sizin hakkınızda söyledikleridir..

Bunun en güzel ve çarpıcı örneğini yıllarca kıyaslanmak zorunda kaldığı Earwin "Magic" Johnson ve Larry Bird söyleyerek Jordan hakkında son noktayı koymuşlardır..

Magic Johnson sürekli kıyaslandığı Jordan için kısaca; "Bir yanda bizler yani basketbolcular var ve öteki tarafta ise tek başına Michael Jordan var" demiştir..

Yıllarca kıyaslanan bir başka yıldız Larry Bird ise Jordan'ın 63 sayı attığı ama Boston Celtics'e yenildikleri maçın ardından "Jordan hakkında ne düşünüyorsunuz ?" sorusuna verdiği cevapta bu genç adama duyduğu saygıyı anlatmıştır "Tanrının aramızda olduğuna inanıyorum tanrı Jordan'a bürünmüş durumda aramızda dolaşıyor" demiştir..

Yıllarca Larry Bird ve Magic Johnson ile kıyaslanarak kimin daha iyi olduğu ya da kimin daha başarılı olduğu yarışını rakiplerinin verdiği cevaplarla kazanan ve onlardan tek eksiği olan şampiyonluk yüzüğünü NBA'e girdikten 3 yıl sonra kazanan Jordan NBA'in Süper Yıldızı kavramını da yıllar içerisinde bambaşka bir boyuta taşımayı başarmıştır.

KISACA “HIS AIRNESS”

Michael Jeffrey Jordan 17 Şubat 1963’te Brooklyn New York’ta Dünya’ya geldi.. Wizards forması ile salonlara veda eden eski bir Ulusal Amerikan Basketbol Ligi NBA oyuncusu olan Michael bir pazarlama harikası ve bu özelliğinin yanı sıra gelmiş geçmiş en başarılı basketbolcu..

Basket sahasının her iki yanında da inanılmaz işlere imza atan Jordan 15 tam sezonun ardından salonlara veda etti.. Jordan "benden bu kadar" dediğinde normal sezon maç başına sayı ortalamasında 30.12 ile NBA tarihinin en skorer ismi oldu.. (30.06’lık istatistiğe sahip olan Wilt Chamberlain 2. sırada) Chicago Bulls ile 6 kez NBA şampiyonu olan Jordan 6 kez ligin en skorer ismi oldu.. All-Defans takımına 9 kez seçilen Jordan normal sezonda 5 kez MVP (Most Valuable Player En Değerli Oyuncu) seçildi..

3 kez ligin en çok top çalan oyuncusu olan Jordan 1983’den itibaren CNN bünyesindeki Amerika’nın en prestijli spor dergilerinden biri olan Sports Illustrated’in kapağını rekor rakam olan 49 kez süsledi.. 1991’de aynı dergi tarafından "Yılın Spor Adamı" ödülüne layık görüldü.. 1999’da yine Amerika’nın önde gelen spor medyası networklarından ESPN tarafından "20. Yüzyılın Atleti" ödülüne layık görüldü.. Dünya’nın en prestijli haber ve fotoğraf ajanslarından Associated Pres tarafından yüzyılın en iyi 2. sporcusu olarak seçildi..

Sıçrama yeteneği ve faul çizgisinden yaptığı göz kamaştıran smaçlar "Air Jordan" ve "His Airness" lakaplarını kazanmasını sağladı..

Yukarıda kısaca ve aşağıda bütün detaylarıyla yazan Jordan makalesi O’nun bu sporu yapan gelmiş geçmiş en başarılı atlet olduğunun bir kanıtıdır..

İLK YILLAR VE ÜNİVERSİTE

Brooklyn'de doğan Dolares ve James Jordan'ın oğlu olan Michael babası ile birlikte çocukluğunda oynadığı ve favori sporu olan beysbol yerine abisi Larry’nin ayak izlerini takip ederek basketbola gönül verdi..

Lanny High School'da okuduğu yıllarda basketbol takımından kesilen ve çelimsiz olduğu söylenen Jordan azmi ve hırsı sayesinde son sınıfta takımdaki yerini aldı ve sergilediği performansın yanı sıra muhteşem sıçrama yeteneği sayesinden North Carolina Üniversitesi’nden burs kazanarak Tar Heels'e katıldı..

Ancak üniversiteye geliş hikayesi burada yazdığı kadar da kolay olmadı.. Her ne kadar doğuştan bir atlet olduğuna şüphe yoksa da Jordan 1978’de lise takımından ironik bir şekilde çıkartıldı..

Abisi Larry ile yaptığı bire bir maçları sürekli kaybeden ve Larry sayesinde kaybederek kazanmasını öğrenen biri olan Jordan’ın lise takımına geri dönmesini bitmek tükenmek bilmeyen hırsı sağladı.. Her gün evden okula iki elinde iki top sürerek giden bu çocuk o zamanlar yaşadığını ilerleyen yıllarda şöyle dile getirdi "Her gün saatlerce antrenman yaptım. Ne zaman daha fazla koşacak ya da şut çekmek için kollarımı kaldıracak gücüm kalmasa gözlerimi kapatır ve soyunma odasını ve duvarda adımın yazmadığı takım listesini gözlerimde canlandırırdım. İşte o zaman bütün enerjim geri gelir ve kaldığım yerden antrenman yapmaya devam ederdim"..

Bu hırslı çocuk sonunda yeniden girmeyi başardığı lise takımını ve arkadaşlarını utandırmayarak Lanny High School’un eyalet şampiyonu olmasında önemli bir rol oynadı..

O zamanlar bilinmeyen bir isim olan "Michael Jordan" lisenin ardından Five-Star Basketbol Kampı’na katıldı ve azmini orada da sergileyerek coachlar tarafından güneyin en çok gelecek vaat eden oyun kurucularından biri olarak gösterildi.. Ama yine de B+ olan notları ya da kampta sergilediği performans çok istediği ve başvuru yaptığı UCLA ya da Virgina üniversitelerine kabul edilmesini sağlamadı.. Son tercihi olan North Carolina ise kapısını Jordan’a açtı ve bursu verdi.. Bu kısa süre sonra ne Jordan’ın ne de Tar Heels’in pişman olmayacağı bir başarı öyküsünün ilk adımlarından biriydi..

Jordan birçoğunun benchde dirsek çürüteceğini söylemesine rağmen NCAA'de sergilediği performansla James Wothy ve Sam Perkins gibi yıldızların arasından sıyrılarak süre almayı başardı..

Son yılında Georgetown ve ezeli rakibi olacak olan Patrick Ewing'e karşı finallerde North Carolina formasıyla sahada kendine şans bulan Michael Jordan maçın bitimine 15 saniye kala 6 metreden kaydettiği 3 sayı ile takımını 63-62 ile NCAA şampiyonluğuna taşıdı.. Bu son saniye basketleri ve son şutu kullanmaktaki cesareti muhteşem bir kariyerin başlama noktası olarak Jordan'ın hayatındaki yerini yavaş yavaş almaya başladı..

Hakemlerin Jordan’a sürekli "hatalı yürüme" çalmasından usanan North Carolina yönetimi üniversite takımının yıldızı olan Jordan’ın yavaş çekim görüntülerini hakemlere izletti ve Jordan’ın hatalı yürümediği ancak gözlerin onun hızını yakalayamadığı anlaşıldı..

Üniversite hayatı boyunca 2 kez "Yılın Kolej Basketbolcusu" ödülünü kazanan Jordan son senesini tamamlamadan önce profesyonel olmaya karar verdi ve North Carolina'da düzenlediği basın toplantısında NBA'e adım atma kararını açıkladı. Bu arada Jordan'ın bir başka başarısı NBA'e imza atmadan önce seçildiği Olimpiyat Takımı ile kazandığı altın madalya oldu..

1984 olimpiyatlarında kazandığı altın madalyanın ardından Chicago Bulls tarafından ilk tur 3. sıradan draft edilen Jordan Bulls kontratının yanı sıra ilk olarak Nike ve diğer spor markaları ile imzalara başladı..

NBA YILLARI PERİ MASALI (MI ?)..

O yıl Houston Rockets tarafından ilk sıradan draft edilen Hakeem Olajuwan bir yıldız olmayı başardı ama ikinci sıra draft hakkını Jordan'ın yerine Sam Bowie'yi seçen Portland yıllarca draft ta yaptığı hatanın bedelini ödedi..
_KoJiRo_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 07-12-2007, 17:46   #5 (permalink)
 
_KoJiRo_ - ait Avatar
_KoJiRo_ - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Yıldızların Altında!!!

Maria Sharapova

Yeteneğini güzelliğinin önünde tutmayı başaran 2004 Wimbledon şampiyonu Maria Sharapova 4 yaşından beri raket sallıyor.. Babası sayesinde kortlara adım atan Sharapova'nın tesadüflerle başlayan ve büyük bir başarı hikayesine dönüşen hayat hikayesi..

Dünya’nın en çok kazanan ve dergi kapağı süsleyen kadın sporcusu.. Kortlarda sergilediği performansla olduğu kadar attığı çığlıklarla da gündemde yer alıyor.. WTA’de 1 numaraya kadar yükselmeyi başardı.. Tenis dışında ilgi duyduğu alanlardan biri olan “moda” onun vazgeçilmezleri arasında.. Navratilova hayatını değiştiren isim oldu.. Bir yılda tam 18 milyon dolar kazandı.. Nike’ın ana sponsorluğunda en çok ilerleme kaydeden sporcular arasında yer aldı.. Son yılarda adı paraya en kolay çevrilen atlet oldu..

Maria Sharapova ya da Rusçasıyla Мари́я Ю́рьевна Шара́пова 19 Nisan 1987’de Yuri Sharapov ve Yelena Sharapova’nın çocukları olarak Dünya’ya geldi.. Sharapova’nın ailesi aslen Homiel Belarus’dan ancak 1986’da yaşanan Chernobyl nükleer faciasının ardından Rusya’ya yerleşmek zorunda kaldılar.. Sharapova ise ailesi taşındıktan bir yıl sonra Nyagan Rusya’da Dünya’ya geldi..

DÖNÜM NOKTASI

Sharapova 3 yaşındayken ailesiyle birlikte bir sahil kasabası olan Sochi’ye yerleşti.. Bir yıl sonra ise tenis eğitmeni olan babasına Rus tenisinin önde gelen isimlerinden Yevgeny Kafelnikov tarafından hediye edilen bir raketle ilk kez tenis topuna vurdu.. 6 yaşında babası tarafından ***ürüldüğü Moskova’daki bir tenis kliniğinde efsane isimlerden Martina Navratilova ile gösteri maçında oynama şansı yakaladı ve hayatı bir anda değişti..

Navratilova’nın ailesine küçük Sharapova’yı mutlaka eğitmeleri yönünde bulunduğu tavsiye ve babası Yuri’nin bu tavsiyeyi ciddiye alması kısa süre sonra Amerika’ya kalkan bir uçağa binmesine sebep oldu..

Yuri küçük Sharapova’yı alarak Bradenton Florida’ya gitti ve zor şartlar altında olmasına rağmen bulduğu bütün parayla kızını Nick Bollettieri Tenis Akademisi’ne kayıt ettirdi..

Sharapova Florida’da uzun süre finansal problemler ve vize alamadığı için Florida’ya gelemeyen annesi Yelena’dan ayrı yaşamak zorunda kaldı.. Maria her ne kadar çocuk yaşta annesinden ayrı kalmış ve Rusya özlemiyle dolu olmasına rağmen babasının sonsuz desteği ile yeteneklerini yavaş yavaş göstermeye başladı.. Akademinin parasını yetiştirmekte zorlanan Yuri’nin yardımına Sharapova’nın yeteneği ve bir spor firması olan IMG yetişti..

Küçük yaşta nasıl bir yetenek olduğunu kanıtlayan Sharapova’ya IMG firması sponsor oldu ve bütün okul ve turnuva masraflarını üstlendi.. Kendisinden büyük 2 kız ile birlikte yurtta yaşamak zorunda kalan Maria İngilizcisini kısa sürede geliştirdi ve çevresiyle daha rahat anlaşmaya başladı.. 2 yıl sonra Maria’nın annesi de vizesini alarak Florida’ya geldi ve aile yeniden birleşti.. Akademide eğitim gören Maria annesinin de verdiği eğitimle birlikte normal bir okula gitmedi..



SHARAPOVA’NIN KARİYERİ

1.88’lik sarışın 2001 yılının sonunda profesyonel oldu.. Sağ elini kullanan Sharapova 2002’den itibaren çoğunlukla ITF/Challenger turnuvalarında boy gösterdi ve seneyi 28 galibiyet 5 mağlubiyetle tamamladı.. 2002’de sergilediği performansın ardından WTA sıralamasında 186. sırada yer aldı.. 2003 Maria’nın büyük çıkışını yaptığı yıl oldu.. Sezon boyunca 38 galibiyet elde eden genç Rus bir anda 32. sıraya kadar tırmandı.. Sezon sonunda Japonya ve Kanada’da katıldığı WTA turnuvalarından kupayla dönmesi ise kariyerinin ilk önemli başarıları oldu.. Tenis camiasında kısa sürede isim yapmaya başlayan Maria hızlı adımlarla yürüyen bir yıldız adayı olduğunu gösterdi..

İLK BÜYÜK BAŞARI

2004’te bir çok insanı şaşkına çeviren başarı gelmeden önce çim kortta yaptığı 22 maçı peş peşe kazanan Sharapova sezon boyunca kupa ve ödül kazanmaya devam etti..

2004’te Maria ilk grand slam turnuvasını kazandı.. Wimbledon’u kazanarak çok önemli bir başarıya imza atan Maria Sharapova bir anda bütün Dünya’nın dikkatlerini üzerine çekmekle kalmadı aynı zamanda herkesin görmek ve tanımak istediği bir yıldız oldu..



Wimbledon’un yanı sıra 3 önemli WTA turnuvasında daha kupa kaldıran Sharapova sezonun kapanışında da WTA Tour kupasına uzandı.. Sharapova böylece WTA Tour kupasına uzanan ilk bayan Rus raket olmayı başardı.. Sharapova aynı zamanda ilk katıldığı sene bu kupayı kaldıran 2. isim oldu.. Wimbledon kupasına uzandığında 17 yaşından sadece 2 ay olmış olan Sharapova Hingis’in ardından bu başarıya ulaşan en genç raket ve tüm zamanlarda da bir grand slam kazanan en genç 3. raket oldu.. Muhteşem bir sezonu geride bırakan Maria Sharapova WTA sıralamasında 4. sıraya kadar tırmandı ve 2.506.263 dolar turnuva geliri ile yılın en çok kazanan bayan raketi oldu.. Nike sponsorluğundaki Rus raket sezon boyunca kazandığı toplam 18.000.000 dolar ile ilerleyen aylarda Forbes’a kapak oldu..


22 Ağustos’ta WTA’de zireveye çıkmayı başardı..

YARDIMSEVER SHARAPOVA

Maria 2004 Aralık’ta Haynes Kirilenko Vaidisova Stubbs ve Florida eyaleti valisi Jeb Bush ile Tampa’da gösteri maçları yaptı ve elde edilen gelir Florida Kasırga Fonu’na bağışlandı.. Tayland’da yaşanan tsunami felaketinin ardından da Tayland başbakanı ile bir araya geldi ve 10.000 dolarlık bir bağış yaptı..


Sharapova 2005 Avustralya Açık’ta 2004 WTA Tour’da kazandığı Porsche Cayenne’in değeri kadar para bağışını 2004’te Beslan Rusya’da bir okulda yaşanan rehine felaketi için bağışladı..

Sony Ericsson WTA Tour’da Yılın Oyuncusu ödülüne uzandı ve Yılın En Çok Gelişme Gösteren raketi olarak onurlandırıldı..

KORTALARIN DIŞINDAKİ SHARAPOVA

Prince’in “Shark” raketini kullanan Maria Sharapova elde ettiği popülarite sayesinde bir anda firmanın daha önce hiç satmadığı kadar çok satış yapmasını ve raket satışlarını zar zor yetiştimesine sebep oldu..

Rus raket modaya olan tutkusu dans sevgisi ve sinemaya yakınlığı ile de tanınıyor.. Özellikle macera ağırlıklı kitaplar okuyor ve iki haftada bir roman bitirmeye çalışıyor.. Henüz 18 yaşındayken çok başarılı bir raket olduğunu kanıtlamayı başaran Sharapova aynı başarıyı modellikte de gösterdi.. New York Paris ve Sao Paulo’da büroları olan ve Gisele Bundchen Tyra Banks Heidi Klum Kate Moss ve Laetitia Casta gibi mankenleri bünyesinde bulunduran IMG ajansının bir modeli olan Sharapova uzun süre Kournikova ile kıyaslandı ancak iki rakette bu kıyaslamadan memnun olmadıklarını sıklıkla dile getirdi..

2002’de “Teen People”ın listesinde “Dünya’yı Değiştirecek 20 Genç” arasında gösterildi.. Aynı sene sayısız dergi Maria Sharapova’yı “21. yüzyılda izlenmesi gereken en önemli atletlerden biri” olarak gösterdi..

2003’te “W” dergisinin kapağını süsleyen Sharapova aynı sene “USA Today” gazetesi tarafından tanıtıldı ve “YM” “On the Move” dergileri ve “People Magazine” “coolest girls havalı kızlar” arasına Sharapova’yı yerleştirdi..

2004’te gelen Wimbledon zaferinin ardından “NBC's Today Show” “Regis and Kelly” “the Mike and Mike Show” “Entertainment Tonight” “Inside Edition” “ESPN's SportsCenter” “Fox” “Friends” “ESPN's Cold Pizza” “CBS Early Show” “MTV's TRL” (Total Request Live) de boy gösterdi ve TRL’de masa tenisi oynadı !..

Ardından en önemli başarılardan biri gerçekleşti ve 2 yılı aşkın bir süredir kapağına bir tenis oyuncusu koymayan “Sports Illustrated” dergisinin kapağını süsledi..

2004 Ağustos’da İtalya “Vogue”un kapağında ilk kez boy gösterdi..

2005’de Amerika piyasasında yapılan araştırmada en iyi şekilde lanse edilen spor kadını olarak ün yaptı.. 2005 Haziran’da “ESPN” dergisinin kapağını süsleyen Sharapova Temmuz’da da “Forbes”un kapağında 18 milyon dolarlık yıllık geliri ile “Dünya’nın En Zengin Kadın Atleti” olarak yer aldı.. “People” dergisi tarafından “En Güzel 50 Kişi” arasında gösterilen Sharapova Laureus tarafından “Yılın Sporkadını” olarak seçildi..

KISA KISA SHARAPOVA

- Babası Yuri Sharapov ve Robert Lansdorp tarafından çalıştırılıyor..
- Dünya sıralamasında “1” numara olan ilk Rus ve toplamda 15. kadın raket oldu..
- 2005 Haziran’da ESPN Temmuz’da da Forbes dergilerinin kapağında “Dünya’nın en Zengin Kadın Atleti“ olarak yer aldı..
- 2005’de People dergisi tarafından “En güzel 50 kişi” arasında gösterildi..
- WTA 2004’ün “En İyi Oyuncusu” ödülünü kazandı..
- 2004 WTA sezon sonu şampiyonasında 1 milyon dolar para ödülünün yanı sıra bir de Porsche Cayenne S kazandı..
- 2004’de Wimbledon’u kazandı..
- 2004 Ağustos ve Ekim’de İtalya Vogue’un kapağını süsledi..
- Sharapova liseyi internet üzerinden katıldığı Keystone High School’da tamamlıyor..
- 2004 Ekim ayında Dünya’nın en popüler arama motorlarından Kazaa’da Britney Spears Paris Hilton Pamela Anderson New York Yankees New England Patriots Christina Aguilera Tiger Woods Alicia Keys ve Usher’den daha çok Sharapova hakkında arama yapıldı..
_KoJiRo_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 07-12-2007, 17:46   #6 (permalink)
 
_KoJiRo_ - ait Avatar
_KoJiRo_ - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Yıldızların Altında!!!

Golün Adı: Thierry Daniel Henry

Fransa'nın yetiştirdiği en iyi golcülerden biri olan Henry kısa süren Serie A macerasının ardından yeniden bir araya geldiği mentoru Wenger yönetiminde rekorlar kırdı harikalar yarattı.. 0-100'ü 5 saniye olan Henry'nin muhteşem kariyerini sizler için derledik..

Thierry Daniel Henry

Fransa Milli Takımı ve Arsenal'in gururu.. Dünya yıldızları onun kadar başarılı ve istikrarklı olmanın hayallerini kuruyor.. Kaydettiği goller kadar hazırlayıcısı olduğu gollerle de her zaman gündemde.. Günümüzün alışılmış forvet anlayışından çok modern futbolun güzelliklerini gözler önüne seren bir futbol anlayışı var.. Teklemeyen bir futbol makinası gibi.. Havada ve yerde rakip tanımıyor.. Golü her an koklayan Henry ya da İngiltere'de çağırıldığı takma adıyla "Titi" gerektiğinde şov yapmasını ve bilet parasının boşa gitmemesini de sağlıyor.. "Yangında ilk kurtarılacaklar" misali Arsenal'in nerdeyse herşeyi olan Henry'nin istikrarlı futbolu yaşadığı hayatın bir aynası..

.::KISACA HENRY::.

Thierry Henry 17 Ağustos 1977'de Les Ulis Fransa'da doğdu.. Henry forvet olarak Premier League takımı Arsenal'de kulüp tarihinin ve milli takımın en golcü futbolcusu olarak ter döküyor..

Günümüz futbolunun en dinamik futbolcularından biri olarak görülen Henry modern futbolun ihtiyaçlarını karşılayan bir gol makinası.. Bir forvet olmasına rağmen zaman zaman oyun kurucu özelliğini de gözler önüne seren Henry bir çok forvetin aksine bencil bir oyun anlayışına sahip değil.. Geleneksel forvetlerin dışında bir görüntüsü olan Henry hava topları da dahil olmak üzere her alanda mücadele ediyor.. Orta sahadan top almayı seven defansına yardıma giden ince bilek haraketleriyle çalım atan serbest vuruşlarda topun başına geçen kornerlerde kafa golü kovalan Henry yaratıcılık hız ve kombinasyonun bir bünyede buluştuğu bir forvet.. Yorulmak nedir bilmeyen Henry Dünya'nın en zorlu liglerinden biri olan Premier League'de Dünya'nın en iyi golcülerinden biri olmayı başarmış bir yıldız olarak dikket çekiyor..

.::HENRY'NİN HAYATI::.

Henry profesyonel futbol kariyerine Fransa'nın ünlü Monaco kulübünde başlamadan önce Fransa Futbol Federasyonu'nun futbol akademisi olan Clairefontaine'e gitti.. Şu anda da teknik direktörü olan zamanın Monaco teknik direktörü olan Arsene Wenger tarafından henüz 17 yaşındayken Monaco forması kendisine teslim edildi.. Ancak o dönemde Monaco forvetinden Brezilyalı yıldız Sonney Anderson bulunduğu için Henry Wenger tarafından kanada yerleştirildi..

Monaco'da ön plana çıkan ve 1997 Ekim'de milli takım formasını giymeye hak kazanan Henry ilk kez Güney Afrika karşısında sahaya çıktı.. 1998 Dünya Kupası'nda fırtına gibi esen Les Bleus'un başarılı isimleri arasında yer alan Henry kaydettiği 3 golle parladı.. 2000 Avrupa Şampiyonası'nı da kazanan ve büyük bir başarıya imza atan Les Bleus'un kadrosunda yine 3 gol kaydeden Henry milli takımın değişmezi ve Avrupa futboluna da kısa sürede damgasını vuracak bir isim olduğunu gösterdi.. 2003 Konfederasyon Kupası'na ev sahipliği yapan Fransa'nın değimez ismi olan Henry kupayı kaldıran milli takımın da sergilediği başarılı performansla "Turnuvanın Futbolcusu" onuruna layık görüldü..

1998 Dünya Kupası'nda kendisinden beklenenin çok üzerinde bir performans sergileyen Henry İtalyan devi Juventus tarafından Monaco'dan transfer edildi.. 1999 Ocak'ta 14 milyon pound karşılığında Torino devine transfer olan Henry yeniden kanat futbolcusu olarak oynamaya başladı ve yeni tanıştığı katı İtalyan defans anlayışı karşısında zorluk çekti.. Bianconeri'de 12 maça çıkan yıldız futbolcu sadece 3 gol kaydedebildi ve Serie A'da beklediği zevki alamadı..

İtalya'da bekleneni veremeyen Henry 1999 Ağustos'da 10.5 milyon pound karşılığında mentoru olan Wenger'in yönetimine geçmiş olan Arsenal'e transfer oldu.. Monaco'da kanat oynattığı ve zamanla forvete kaydırdığı genç yıldızından istediği verimi alan Wenger milli takımda da gol yollarında en öldürücü isim olan Henry'i yeniden forvet hattına oturttu.. İlk maçla başlayan Henry fırtınası günümüze kadar neredeyse kusursuz bir şekilde gelmeyi başardı.. Arsenal'de geçirdiği 7 sezonda Gunners tarihinin en golcü ismi olmayı başardı.. 2005 yazında takım arkadaşı Patrick Vieira'nın Juventus'a transfer olmasıyla birlikte Arsenal'in kaptanı yapılarak onurlandırıldı..



Bir çok otoritenin Arsenal tarihinin ve Avrupa'nın "gelmiş geçmiş en iyi golcüsü" olarak gördüğü Henry 18 Ekim 2005'te Sparta Parg'a kaydettiği 2 golle birlikte Arsenal efsanesi Ian Wright'ın 185 golllük rekorunu tarihe gömerek Gunners tarihinin en başarılı ismi oldu.. Henry Arsenal formasıyla 190'dan fazla gole imza atarak tarihe geçerken makalenin başında da belirttiğimiz gibi bencil olmayan futbol anlayışı ile her zaman takım arkadaşlarını da golle buluşturdu.. Bir çok sezon takımın en çok asist veren oyuncusu olan Henry özellikle 2002 - 2003 sezonunda verdiği 20 asistle göz doldurdu..
Kuzey Londra'da yaşadığı en büyük hayal kırklığı ise 2001 Aralık'ta futbol sahasında ter dökerken Hampstead'daki 2.5 milyon poundluk evinin soyularak 40.000 poundluk eşyasının çalınması oldu..

Bir çok şilt ve ödül almış olan ve takımını rekorlar kırarak şampiyonluğa taşıyan Henry 2003 ve 2004'te FIFA Yılın Futbolcusu ödül töreninde finalist oldu.. Arsenal'i Premier League tabelasında sırtlayan Henry Futbol Yazarları Birliği Yılın Futbolcusu ödülünü ve PFA Yılın Futbolcusu ödülüne ikişer kez kazandı.. 2004-2005 Arsenal'in Premier League'de şampiyon olamamasına karşın Thierry Henry Avrupa'da Altın Krampon ödülüne peş peşe 2. kez ulaştı.. FIFA Dünya'da Yılın Futbolcusu ödülüne ulaşan Ronaldinho ise ödül töreninde yaptığı konuşmada Henry'i göstererek Fransız yıldızın bu ödülü hak ettiğini ve onu geride bırakmanın büyük başarılı olduğunu söyleyerek Fransız yıldızı onurlandırdı.. Nike Pro Evolution Soccer Renault ve Pepsi gibi dev firmaların televizyon reklamlarında boy gösteren Henry bir zamanlar sevgilisi olan İngiliz süpermodel Nicole Merry ile 2003 Temmuz'da evlendi.. 27 Mayıs 2005'te ilk çocukları Tea Henry'nin doğumunu kutlayan çift Hampstead Kuzey Londra'da yaşıyor..

Her yıldızda olduğu gibi zaman zaman transfer gündemine adı yerleşen Henry Arsenal ile sezon sonunda masaya oturacağını söylemesine ve Ronaldinho'nun Barcelona davetlerine rağmen açıklamalarının satır aralarında Arsenal'den kopmayı düşünmediğini belirtiyor..

"Yılın Fransız Futbolcusu" ödülüne 2005'te peş peşe 3. kez ulaşan Thierry Henry 2000'de de kazandığı bu onurla birlikte toplamda 4. kez en tepede yer alan Fransız futbolcu olmayı başardı..

2005'de Dünya'nın en prestijli dergilerinden Time'a konu olan Thierry Henry İngiltere'de yaşamaktan ve Arsenal formasını taşımaktan dolayı son derece mutlu ancak Henry'nin en büyük sıkıntılarından biri Avrupa'nın bir çok ülkesinde olduğu gibi Premier League'de de varolan ve sonu getirilemeyen ırkçı tezahüratlar..

.::HENRY HAKKINDA SÖYLENENLER YILDIZIN AYNASI::.

"O ayaklarıyla mucizeler yaratan bir büyücü.. Gol kabiliyeti ile kutsanmış bir yıldız.. Hız ve kombinasyonun birleştiği ve hiç bir defans oyuncusunun gününde olduğunda durduramayacağı bir forvet.. Dünya'da onun kadar hızlı koşuya başlayan biri daha yok herhalde".. Lilian Thuram

"Newcastle Akademisi'nde çocuklara Henry'i izlemeleri söylüyorum.. Hiç bencil değil çok hızlı ve akıllı muhteşem bir kalite.. Her zaman rahat ve komforlu bir yapısı var.. İnsanlar arabalarının 0'dan 100 saatte kilometreye kaç saniyede çıktığını konuşur Henry de bu arabalara bir örnek.. O sadece bir anda patlıyor.. Saatlerce oturup Henry'i izliyorum ve sıkılmıyorum".. Peter Beardsley
_KoJiRo_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 07-12-2007, 17:47   #7 (permalink)
 
_KoJiRo_ - ait Avatar
_KoJiRo_ - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Yıldızların Altında!!!

Futbolun Harry Potter'ı: ZIDANE

Babasının "Eğer bir göçmensen iki katı fazla çalışmak zorundasın ancak böyle ayakta kalırsın" sözünü hiç bir zaman unutmadı.. Ve fakir bir aileden ulusal bir kahraman bir Dünya Starı çıktı.. İşte Zinedine Zidane'ın hikayesi..

ZIZOU

Real Madrid’e 68.6 milyon dolar karşılığında transfer olduğunda basın bir anda saldırıya geçti.. “Bu para bir orta saha oyuncusuna verilir mi ?..” “Real Madrid saçmaladı hangi orta saha oyuncusuna bu para verilir ?..” Evet herhalde haklılar çok daha fazlası verilebilirdi.. Zinedine Zidane’ın hesabına bir baksanıza; Dünya Kupası Avrupa Şampiyonluğu lig şampiyonlukları ve kupalar uluslararası kupalardan bir demet Şampiyonlar Ligi’nin zirvesi Dünya’nın en tepesi..

Kısaca Zinédine Zidane

Zinédine Yazid Zidane 23 Haziran 1972’te Fransa’nın Marsilya şehrinde doğdu.. Zizou takma adıyla çağırılan Real Madrid ve Fransa Milli Takımı’nın yıldız futbolcusu dünya çapında tanınan ve günümüzde futbol oynayan en yetenekli isimlerin başında gösteriliyor..

Laik bir Müslüman olan Cezayir asıllı Fransız Zidane uzun zamandır yoksulluk ve ırkçılıkla savaşıyor..

Halen futbola hizmet eden Dünya’nın en iyi futbolcusu olarak bakılan Zidane aynı zamanda en yetenekli isim olarak anılıyor.. Top hakimiyeti ve yüksek süratte top sürüşü ile rakiplerini çaresiz bırakan Zidane orta sahada görev yapıyor.. “Dahi” ve “Büyücü” gibi takma adların yakıştırıldığı Zidane ESPN televizyonundan Luis Omar Tapia tarafından “Futbolun Harry Potter’ı” olarak adlandırılıyor..

Zidane'ın muhteşem balansı O’nu futbolun seyir zevki en yüksek futbolcuları arasında en üst sıralarda tutuyor ve Zizou Fransız efsanesi Michel Platini’nin yükselttiği Fransız futbolunun çitasını başarıyla yüksekte tutmayı başarıyor..




ZIDANE’IN GENÇLİK KARİYERİ
Çocuk yaşta US Saint-Henri Kulübü’nde futbola başlayan Zidane burada okul ile antrenman sahası arasında mekik dokudu.. Henri antrenörünün ikna çalışmaları ile Septemes Sports Olympiques’e geçen genç Zidane 14 yaşında elde ettiği gençler ligi şampiyonluğu ile parlamaya başladı..



Cannes'da parlıyor !..
Aynı sene Aix-en-Provence’de yapılan 3 günlük denemelere katılan Zidane Cannes’ın tecrübeli futbolcu avcısı Jean Varraud tarafından keşfedilmeyi başardı.. Cannes defteri açılan Zidane’a 6 haftalık bir şans tanındı ve Cannes forması teslim edildi.. Ancak bir terslik olmuş olacak ki Zidane biraz daha fazla kaldı !.. Hatta henüz 16 yaşındayken Cannes’da profesyonel futbolcularla birlikte sahaya çıkmaya başladı..

Bir atletin yapması gereken her şeyi yapan ve fiziki özellikleri de buna müsait olan Zidane bir çok insanın beklediğinden çok daha sağlam ve kuvvetli bir yapıya kısa sürede bürünmeye başladı ve 17 yaşındayken Fransa 1 Ligi’nde sahaya çıktı..





Cannes başkanı sözünü tuttu !.. 8 Şubat 1991’de Fransa 1. Ligi’nde ilk golünü kaydeden Zidane Cannes başkanı tarafından ilk golü attığında kendisine hediye edilecek olan arabayı kazandı ve Zidane’a bir Reanult Clio verildi.. Zidane henüz ilk sezonunda Cannes’ın UEFA Kupası’na katılmasına yardımcı oldu..



Zidane’ın Cannes’daki ikinci sezonu beklediği kadar iyi geçmedi.. Ancak profesyonel olmayan bir futbolcudan ne kadar çok şey beklenebilirdi.. Zidane için Cannes’ın 2. senesine gerçekleşen en güzel şey gelecekte karısı olacak İspanyol model ve dansçı Veronique ile tanışmasıydı.. Keyifli geçen 91 – 92 sezonunun ardından değişiklik kararı veren Zizou kendisini 4 yıllığına isteyen Marsilya’nın yerine daha çok istediğini kanıtlayan Bordeaux’ya katıldı..




Bordeaux..
24 yaşındaki Zidane’ın Bordeaux’ya alışması pek de kolay olmadı.. Adaptasyon dönemini zor günleri geride bırakarak atlatan Zidane kısa süre sonra buralara veda edeceğini sinyallerini vermeye başladı.. Zidane’ın oynadığı her yıl Bordeaux sadece gelişmeye ve Avrupa Kupaları’na katılmaya başlamadı 95-96’da Intertoto’dan geçtikleri UEFA’da final oynamayı başardı.. O sezon aynı zamanda Zidane’ın Bordeaux’ya veda ettiği yıl oldu..




Juventus..
Zidane’ın peşine düşen takımlar arasında genç Fransız’ı en çok isteyen ve bunu gösteren Juventus oldu.. Ancak Zidane için zor günler yine başladı..

Torino’da imzayı atan Zizou İtalyan hayat tarzına ve Torino’ya alışmakta zaman zaman zorluklar yaşadı.. Ama her şeyden önemlisi Fransa’dan çok farklı olan İtalyan tarzı futbola alışmaktı..

Juventus’ta ilk yılını hüzün ve bol düşünceyle tamamlayan Zidane 2. sezonla birlikte hayat tarzını ve yeteneklerini yeşil çime yansıtmayı başardı ve tam anlamıyla bir yıldız oldu..





Önce Fransa'yı uçurdu.. Sonra İspanya'ya uçtu..
1998 Dünya Kupası’nı kazanan Fransa Milli Takımı’nın en önemli üyesi olan Zidane özellikle final maçında Brezilya’yı yendiklerinde kaydettiği 2 golle bütün Dünya’nın gözü önünde en tepeye çıkmayı başardı.. Dünya Kupası’nı kaldıran Zidane 2 sene sonra da 2000 Avrupa Şampiyonası’nda takımını Avrupa’nın zirvesine taşıyarak peş peşe 2 önemli turnuvada Fransa’yı en tepede tuttu..

Zidane kariyerinin en önemli onuruna tam 3 kez FIFA Dünya’nın En İyi Futbolcusu seçilerek ulaştı.. Zizou 1998 2000 ve 2003’te Dünya’nın en iyisi oldu..

Zidane 2001’de İtalyan devi Juventus’dan İspanyol devi Real Madrid’e 4 yıllık kontrat ile transfer oldu.. Ancak bu öyle sıradan bir transfer değildi.. Bir yıldızın iki takım arasında gerçekleşen transferi değildi.. Zidane için Juventus’a Real Madrid tarafından ödenen bonservis bedeli tam 47 milyon pound yaklaşık 69 milyon dolardı ve Fransız yıldız bir anda futbol tarihinin en pahalı futbolcusu olarak bütün Dünya’da manşetleri süsledi..





Zidane transfer oldu bütün Dünya’da televizyon kanalları spor haberlerinin yanı sıra ekonomi haberlerinin akışını da değiştirmek zorunda kaldı.. Borsa haberleri ikinci sıraya düşerken Zidane’ın kırdığı rekoru bütün Dünya’da ilk sıraya yerleşti..




Diğer takım arkadaşları ile birlikte oluşturdukları “Galacticos” adı altında Real Madrid’e kısa sürede ayak uyduran Fransız yıldız Raul Luis Figo Steve McManaman ve Roberto Carlos gibi yıldızların arasından ön planda yer almayı başardı.. Kariyeri futbol yeteneği saha içindeki liderliği gerektiğinde biraz da abarttığı hırçınlığı saha dışında taraftara jestleri ve bir denizde ilerleyen bir tekne misali yeşil çimde topla akışı ile herkesi kısa sürede büyülemeye başardı..




Zidane hiçbir zaman sadece asist yapan güzel ortalar yapan ya da savunmada takıma destek olan biri olmadı.. O kaydettiği muhteşem gollerle de her zaman ön planda oldu..

Özellikle 2001-2002 sezonunda oynanan Şampiyonlar Ligi finalinde Alman ekibi Bayer Leverkusen’i 2-1 deviren isimdi ama bundan önemlisi 2. golü fantastik bir vole ile atmasıydı.. UEFA tarafından bugüne kadar atılmış en güzel goller arasında yer alan bu gol sadece takım arkadaşlarının ve kendi taraftarının değil rakip takım ve taraftar tarafından da saygı ile alkışlanmasını sağladı..







2002 Dünya Kupası’nda istediği futbolu oynayamayan Zidane sakatlıklar ile boğuşmak zorunda kaldı.. Fransa’nın Dünya Kupası sahibi unvanını korumaya çalıştığı 2002 Dünya Kupası tarihteki en kötü “unvan koruma” mücadelelerinden biriydi; Zidane’ın yaratıcılığı olmadan Fransa tam anlamıyla kayıptı. Sakat olmasına rağmen erken geri dönüş yapan ve Fransa’nın son maçında oynayan Zidane kendinde değildi ve o yeteneği daha önce sadece 5 dakika bile izleyen biri dahi sahadakinin başka biri olduğunu zannederdi.. İlk turda kupaya veda eden Fransa gol dahi atamadı..

12 Ağustos 2004’te Dünya futbolu için üzücü bir gündü 2004 Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek finalde sonradan kupaya uzanan Yunanistan’a elenen Fransa Milli Takımı’nın yıldızı Zinedine Zidane ulusal formayı bıraktığını açıkladı.. İlerleyen günlerde Şubat 4’te de 2006-2007 sezonunun sonunda Real Madrid ile tamamlanacak kontratının ardından da futbolu bırakacağını ve jübilesini yapacağını duyurdu..







Fransa’nın 2006 Dünya Kupası’na katılamama riski yaşamaya başlaması ve oyun düzeninde oluşan problemler sebebiyle daha fazla dışarıda kalamayan Zidane 3 Ağustos 2005’te Horozlor’u daha fazla yalnız bırakamayacağını ve Fransa’nın Dünya Kupası finallerine gitmesi için milli takıma geri döndüğünü belirtti.. Zidane bu kararı tek başında aldığını ve kimsenden baskı görmediğini hemen açıkladı ancak kimse bu açıklamaya inanmadı.. En büyük baskı Fransa halkından gelmişti ve Zidane bile kendi halkına çalım atamazdı..






Zidane’ın geri döndüğünü açıklaması bir çok değişikliğe sebep oldu.. Aynı gün yakın arkadaşı Chelsea orta sahasının kilit ismi Claude Makelele de milli formayı yeniden taşımaya karar verdiğini açıkladı.. Aynı hafta bir geri dönüş daha yaşandı.. Zidane’dan etkilenen bir diğer isim Lilian Thuram’dı.. Fransa Milli Takımı’nın muhteşem üçlüsü bel kemiği 3 Eylül’de Faroe Adaları ile oynadıkları maçı 3-0 kazanmalarını ve devamında da Fransa’nın Dünya Kupası finallerine gitmesini sağladı..




ZIDANE’IN MİRASI
Futbol ikonlarından biri olan Zidane bütün Dünya’da futbol topunu tanıyan herkes tarafından çok iyi bilinen bir efsane.. Kendi jenerasyonunun ötesine geçen Zidane günümüzün küçükleri ve kendisinden çok önce sahalara veda eden bir çok yıldız tarafından en çok taktir edilen isim..

Oldukça utangaç biri olan Zidane İspanyol asıllı Fransız Veronique ile evli.. Eski bir model olan Véronique ile birlikte Enzo Théo Lucas ve Elyas adından 4 çocukları olan ünlü çift Madrid’te yaşıyor..









Takım arkadaşı Ronaldo ile karşılıklı kurdukları takımlarla Dünya yıldızlarını bir araya getiren ikili UNICEF’in elçiliğini de yaparak düzenli bir şekilde bağış topluyor..
FIFA için Pele tarafından seçilen Dünya’nın en iyi futbolcuları listesinde yer alan Zinedine Zidane UEFA Golden Jubilee oylamasında en iyi futbolcu seçildi.. Bütün Dünya’dan 7 milyona yakın oy kullanılan UEFA Golden Jubilee’de Zidane 123.582 oy alarak Franz Beckenbauer Johan Cruijff Marco van Basten ve Dino Zoff gibi efsaneleri geride bırakarak tüm zamanlarda “Dünya’nın En İyi” futbolcusu seçildi..








ZIDANE’IN İTİBARI
Fransa Milli Takımı ile 1998 ve 2002 Dünya Kupası’na katıldı ve 98’de kupayı kaldırdı..


1996 2000 ve 2004’te Avrupa Şampiyonası’na katıldı ve 2000’de kupayı kaldırdı..


Juventus ile 1996’da Avrupa Süper Kupası’nı Kıtalararası Şampiyona’yı ve Serie A şampiyonluğunu kazandı.. Yine Juventus ile 1997’de Serie A şampiyonu oldu ve İtalya Süper Kupası’nı kaldırdı..


Real Madrid ile 2001 – 2002’de Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırdı.. 2002’de Kıtalararası Şampiyona’da kupanın sahibi oldu.. 2002 - 2003’te Real Madrid ile La Liga şampiyonu oldu..


1998 2000 ve 2003’te FIFA Dünya’nın En İyi Futbolcusu seçildi..


1998’te Avrupa’da Yılın Futbolcusu oldu Ballon d'Or’u kaldırdı..





ZIDANE HAKKINDA
Zinedine Zidane'ın dünyaca ünlü bir futbol efsanesi ya da Dünya’nın en çok kazanan futbol yıldızlarından biri olması sert Marsilya sokaklarından Madrid’e olan yolculuğunu hiç bir zaman kolaylaştırmadı..



Cezayirli göçmen bir ailenin çocuğu olan Zidane her zaman politikanın içine çekilmeye çalışan bir futbol yıldızı oldu.. Köklerinin Cezayir’den gelmesinden her zaman gurur duyan ve bunu her fırsatta dile getiren Zidane hayatı boyunca ne kadar çok sevilse de ne kadar çok kazansa da karşısına çıkan ırkçı söylemlerle savaşmak zorunda kaldı kalacak !..

1960’larda ailesinin işçi olarak geldiği Marsilya’nın kuzeyinde yer alan banliyölerinden ilk ya da ikinci jenerasyon göçmenlerin yeri olan La Castellane’de yetişen Zidane her zaman sorunlar içinde yaşamak zorunda kaldı.. En iyi olmayı en zor yollardan geçerek öğrendi !..



Babası Smail’in O’na söylediği “Eğer bir göçmensen iki katı fazla çalışmak zorundasın ancak böyle ayakta kalırsın” lafını hiç bir zaman unutmayan Zidane her zaman ailesinden gurur duydu ve bunu da her fırsatta dile getirdi..

Belki de Dünya’nın en yetenekli futbolcusunun evi olan La Castellane şu anda da ailesinin yaşadığı yer.. Köklerini hiç bir zaman unutmayan Zizou geride kalan 15 yılda futbol dünyasının sunduğu bütün ödülleri kazandı ama ne yaparsa yapsın göçmen problemi peşini bırakmadı..

La Castellane’de kurdukları ve göçmen çocukları yetiştirdikleri futbol takımının antrenörlüğünü Zidane’ın abisi Farid yapıyor..

“Fransa’nın en popüler ismi” seçilen Zidane’ın halen göçmen problemini yaşıyor olması efsane futbolcunun en büyük sıkıntısı.. Zidane ve ailesinin takımında oynayan çocuklar için hayat en azından Zidane’ın yaşadıklarından daha kolay geçiyor.. Takımın kalecisi Karim “Bize her zaman göçmen muamelesi yapılıyor ama karşımızdakine Zidane’ın takımında oynadığımızı söylediğimizde bize saygıyla bakıyorlar” diyor..

Her zaman politikanın içine çekilmeye çalışan Zidane hiç bir zaman göçmen olmaktan utanmadığını aksine bununla gurur duyduğunu dile getiriyor ve ekliyor “Bu sayede sert olmayı sağlam bir karaktere sahip olmayı öğrendim ailem bana bunları öğretti.. Köklerimle gurur duyuyorum”..

Diğer abisi Nordine açıklıyor: “O’nu politikada kullanmak isteyen çok fazla köpek balığı etrafında dolanıyor ama Yazid (Zidane) akıllı biri O’nu tuzağa düşüremiyorlar”..




Köklerini unutmayan Zidane Madrid’te çok mutlu ancak yıldız futbolcunun futbol kariyerinden sonra ailesiyle birlikte döneceği yer kesinlikle yetiştiği La Castellane olacak.. Zizou bunu her fırsatta dile getiriyor ve soranlara açıklıyor; “Ben Madrid’te çok mutluyum Akdeniz havası beni rahatlatıyor ama ben La Castellane’de başarılı olmayı öğrendim ve bununla da gurur duyuyorum ve döneceğim yer orasıdır”..

Oğluyla gurur duyan baba Smaïl 1998 Dünya Kupası’nı izleme fırsatı yakalayamadı sebebi ise o sırada torunu Luca’ya bakıyor olmasıydı.. Ancak oğlunun yaptıklarının başardıklarının farkında ve O’nun la hep gururu duymuş.. Hatta 98’de kupayla döndüklerinde Zidane’ın başkanlığa gitmesini isteyecek kadar abartan Zidane taraftarına teşekkür ediyor..

Ancak Zidane’ın yaşadığı problemlerin başında ırkçı Fransız politikacı Le Pen’ın milli takımdan göçmenleri çıkartacağını söylemesi geldi.. Le Pen’in dalkavuklarından birinin “Zidane’ı milli takıma bir tek sebeple alabiliriz o da babası “harki” olduğu için” demesi ortalığı karıştırdı.. Arapça olan “harki” kelimesi Cezayir ile yapılan savaşta Fransa için savaşan Cezayirlileri anlatmak için kullanılıyordu ve Zidane’ın sırtından geçinmeye çalışan politikacılar O'nu vatan haini konumuna soktu..

Gerçekler bazen üzücü ya da komik olabiliyor; Fransa ile Cezayir arasında Stade de France’de Ekim 2001’de oynadıkları dostluk maçı Zidane’ın son dönemde atlatmaya çalıştığı zor dönemin tuzu biberi oldu.. Zizou her ayağına top geldiğinde politikacıların etkisinde kalan Cezayirli taraftar tarafından ıslıklandı “Zidane-Harki” posterleri asıldı.. Mücadele atmosferin her geçen dakika artmasıyla devam etti.. Cezayir’in özgürlüğüne kavuştuğu yıllardan beri bir birini pek sevmeyen iki tarafın maçında yükselen atmosfer Zidane’ın maç öncesine aldığı ölüm tehditleri ve ikinci yarıda sahaya giren taraftar sebebiyle iptal edilen bir “dostluk” maçı !..


Zidane bu maçın ardından sonunda babası ve ailesi hakkında ve politik görüşleri hakkında açıklama yaptı.. Zidane sert ve vurucuydu; “Bunu sadece bir kez söyleyeceğim babam “harki” değil.. Babam Cezayirli ve ben babamla babam da benimle gurur duyuyoruz. Babam hiç bir zaman gurur duyduğu ülkesi karşısında savaşmamıştır”..


Zidane bu açıklamayı yaptığı günden beri daha rahat yaşıyor.. Bir kısım futbol dünyasını her ayağına top geldiğinde şaşkına çeviren bu yeteneğin ve ailesinin politika ile alakası olmadığını ancak bu açıklamanın ardından anlayabildi..


Zidane Ağustos 2005’te ulusal formayı yeniden giydiğinde kaptanlık bandını da koluna taktı.. Milli takım da 10 numaralı formayı giyen Zidane Real Madrid’te ise 5 numaralı formayı taşıyor..

Efsane futbolcunun küçük yaşlardan beri hayran olduğu en önemli isim ise Olympique de Marseille'nın Uruguaylı oyun kurucusu Enzo Francescoli.. Zidane Enzo’ya duyduğu hayranlığı son çocuğuna O’nun adını vererek gösterdi.. Enzo’yu küçük yaşlarda seyretmeye başlayan Zidane’ın futbola bakış açısını değiştiren an ise stadyumda görevli çocuk olarak çalıştığı sırada Enzo’nun futbolunu canlı gözlerle seyrettiği an oldu..

Zizou 2004 Atina Olimpiyatları’nda meşale taşıyan isimler arasında yer aldı..




Zidane’ın layık görüldüğü en önemli onur ise Fransa Başkanı Jacques Chirac tarafından "Chevalier" (Şövalye) Légion d'honneur yapılması oldu..

PAZARLAMA VE ZIDANE
Dünya’nın önde gelen sağlık örgütleri ile ırkçılık ve yoksullukla savaşan örgütlerin promosyonlarında gönüllü olarak yer alan Zidane Dünyaca ünlü oyuncak markası LEGO’nun da ömür boyu yüzü..

ZIDANE HAKKINDA SÖYLENEN EN ANLAMLI CÜMLE
"Ne zaman sahada ne yapacağımızı bilmesek ayaklarımız birbirine dolaşsa işimiz çok basit topu hemen Zizou’ya veriyoruz. O nasılsa bir şeyler yapar”
Eski takım arkadaşı Bixente Lizarazu
_KoJiRo_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 07-12-2007, 17:47   #8 (permalink)
 
_KoJiRo_ - ait Avatar
_KoJiRo_ - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Yıldızların Altında!!!

Romali Gladyatör Totti

Roma'nın gururu !.. Agresif tarzı attığı goller ve hayat stiliyle İtalya'nın son yıllarda yetiştirdiği en büyük yıldız !.. Totti ile ilgili bütün detaylar burada !..

“Ermeglio Il Bimbo d'oro”


.::KISACA TOTTI::.
27 Eylül 1976’da İtalya’nın başkenti Roma’da doğan Francesco Totti İtalya’nın en ünlü ve karizmatik futbolcularından biri !.. Her sene sezon sonunda ya da devre arasında hakkında bir çok transfer haberi çıkan çıkartılan Totti tam anlamıyla Roma’nın “Altın Çocuğu” Roma'nın Gladyatörü !.. Zaman zaman futbolundan çok özel hayatıyla da İtalya’da manşetlere taşınan Totti hem ulusal takım hem de büyüyüp yetiştiği Roma’da lider bir karakter !..

Arada sırada sinirine hakim olamayan Totti bir anda bir çok şeyi yakmayı başarsa da uzun süreli dostluklarını da korumayı başarıyor ve birinin kalbini kırdıysa gönlünü almayı biliyor !..

Serbest vuruşlardan kaydettiği goller yaratıcılığı hem forvette hem de orta sahada sergilediği futbol ile Totti İtalya’nın Dünya’ya armağan ettiği en iyi futbolculardan biri !..

Zaman zaman “Taçsız Kral” olarak adlandırılan ve Roma’da hak ettiği yerlere ulaşamadığı söylenen Totti bugüne kadar başkent devine olan bağlılığının bir an olsun sorgulanmasına izin vermedi !..

Forvet hattında da kolaylıkla görev yapabilen Totti tekniğini ve özelliklerini en iyi sergilediği yer olan forvet arkasında serbest oynamayı seven ve böyle de yapan bir futbolcu !..

Totti modern futbolun en iyi temsilciler arasında gösterilen yakışıklı kuvvetli yaratıcı bitirici sert kavgacı dost canlısı bir İtalyan !..

.::TOTTI’NİN ÇOCUKLUĞU::.
İtalya’nın başkenti Roma’nın San Giovanni bölgesinde doğan Totti Enzo ve Fiorella Totti’nin çocuğu.. Ayağa ilk kalktığı günden beri futbol oynayan Totti 9 aylıkken meşin yuvarlakla tanıştı.. 1984’de Fortitudo ardından Smit Trastevere’de ve 1986 Lodigiani’de küçük takımlarda oynadı ve 1989’da da Roma’ya genç takımla ayağını bir daha ayrılmamak üzere bastı !..

Çok ufak yaşta yeteneklerini göstermeye başlayan Totti U18’de İtalya Milli Takımı’nın formasını giymeye başladı ve 1995 Temmuz’da EUFA U18 Avrupa Şampiyonası finalinde İspanya’ya 4-1 mağlup oldukları maçta ülkesinin tek golünü kaydetti !.. U21’de de Avrupa Şampiyonası finalinde yine İspanya ile karşılaşan Totti ve arkadaşları İtalyan futbolunun yeni yıldız adayı Totti’nin golüyle maçı 1-1 ile penaltılara taşıdı ve bu sefer İspanya’ya üstünlük kurarak kupaya uzandı !..

.::AZZURI DÖNEMİ::.
Totti İtalya Milli Takımı ile ilk maçını 2000 Avrupa Şampiyonası elemlerinde İsviçre’yi 10 Ekim 1998’de yendikleri mücadelede yaptı !.. Finallerde ilk 11’de oynayan ve Romanya ile Belçika maçlarında golünü atan Totti finalde ise Fransa’ya mağlup olduklarında kupaya ulaşamadı !.. Totti yenilen tarafın bir üyesi olmasına rağmen sergilediği performansla Fransa ile oynadıkları finalde “Maçın Adamı” seçildi !..

Ayrıca Dünya bu turnuvada belki de kaydedilmiş en iyi penaltı golünü izledi !.. Hollanda ile yapılan yarı final maçında karşılaşma penaltılara kadar uzadı !.. İtalya ilk 2 atışı gole çevirirken Portakallar ilk iki atışı kaçırdı !.. İtalya’nın 3. penaltı atışında sıra Totti’ye geldi ve karizmatik futbolcu sakin bir şekilde topu koyduğu penaltı noktasında tamamı Hollandalı tribünlerin baskısı altında topu sağ köşeye ve çaresiz Van der Sar’ı da sol köşeye yolladı !..

2002 Dünya Kupası’nda İtalya yine hayal kırıklığı yaşadı !.. 2. tur maçında Güney Kore’ye mağlup olan İtalya’da Totti bu sefer beklenen patlamayı yapamadı ve orta hakem Byron Moreno tarafından ikinci sarı kartı görerek oyundan atıldı !..

2004 Avrupa Şampiyonası’nda ise Totti medyanın negatif yüzünü gördü !.. Danimarka orta saha oyuncusu Christian Poulsen’e tüküren ve bu görüntü kameralar tarafından yakalanan Totti oldukça zor duruma düştü.. Paulsen’de maç boyunca Totti ile uğraşmıştı ancak cezayı alan İtalyan yarı finale kadar forması elinden alınarak cezalandırıldı !.. İtalya ise bir sonraki tura yükselemeyince Totti de bu turnuvada bir daha forma giymedi !..



.::ROMA’NIN GURURU::.

Totti Serie A’da başkent devi Roma formasıyla ilk maçına 28 Mart 1993’de Brescia’yı deplasmanda 2-0 yendikleri maçta çıktı !.. 1994 – 1995’de 21 maça çıkan Totti 4 gol kaydetti ve devam eden sezonda da ilk 11’in değişmez bir parçası oldu !.. 2000’de “İtalya’da Yılın Futbolcusu” seçilen Totti bir sonraki sene 2000 – 2001’de bu onura layık görülmesini sebebini sergilediği futbolla ortaya koydu ve Roma’nın 1983’den beri ilk kez Serie A’da şampiyon olmasını sağladı !..

Totti’li Roma 2001 – 2002’de şampiyon olan Juventus’un ardından 2. oldu ama 2002 – 2003’de Totti rakip fileleri 14 golle sarsarak en çok gol kaydettiği sezonu yaşadı !..

Bir sonraki sezon daha çok ofans oynayan Totti forvetin hemen arkasında üstlendiği rolü çok iyi benimsedi ve Roma’nın 2003 - 2004’ü 2. sırada tamamladığı yıl kaydettiği 20 golle kariyer rekorunu kırarak önemini bir kez daha kanıtladı !..

2004 – 2005 sezonu ise Totti ve Roma için hayal kırıklıklarının senesi oldu !.. Neredeyse küme düşme tehlikesi yaşayan başkent devi Olimpiyat Stadı’nda taraftarını üzerken Totti sezonu 12 golle tamamladı !..

.::KRAMPON GİYMEDİĞİ ZAMANLARDA::.

2002’den beri UNICEF’in iyi niyet elçisi olan Francesco Totti yayınladığı kitaplarla yardıma muhtaç çocuklara para yardımı topladı !.. Kişisel servetinden her yıl UNICEF’e yardım yapmaya devam eden Totti Mart 2004’de “Siyah İnci” Pele tarafından da “Yaşayan En İyi 125 Futbolcu” arasında gösterildi !..

En önemli özelliklerinden aşırtma şutlarında bir uzman olan Totti İtalyanca’da "cucchiaio" denen bu teknikle bir çok jeneriklik gol kaydetti !..

Bir çok zaman “Dumb Roman” “Aptal Romalı” olarak da çağırılan Francesco Totti bu konuya değindiği ve “Tutte le Barzellette su Totti (Raccolte Da Me)” “Totti hakkındaki bütün şakalar (Tarafımdan toplandı)” adlı kitabında kendisi hakkında şakaların esprilerin yer aldığı derlemeyi yayımladı ve gelirini çocuklara bağışladığı bu kitap aylarca “en çok satanlar listesinde” en üst sırada yer aldı ve kısa sürede 775.600 dolar para toplanarak bağışlandı !..

Ulaşılması en zor futbol yıldızlarından biri olan Totti son kitabında hakkında yapılan ve söyledikleri ile herkesi kahkahalara boğan konuşmalarına da yer verdi:




Totti’nin bir röportajının başlangıcı
Nome? [Adınız?]
Francesco.
Cognome? [Soyadınız?]
Totti.
Professione? [İşiniz?]
Calciatore. [Futbolcuyum.]
Sesso(¤¤¤)? [Cinsiyetiniz?]
Non tanto ultimamente! [Eh nihayetinde çok yok!]


Totti bu kitabı yayımlayıp bu satırlara da yer vererek ulaşılmazı zor bir adam olan kendisinden dışarıya çok güzel bir hayat dersi verdi: “Kendinizi çok ciddiye almayın ve diğerlerinin hakkınızda düşündüklerinden dolayı kendinizi yargılamayın”!

Real Madrid’e giderek Roma’dan ayrılan ancak Roma’ya gelirken büyük servete mal olan ve giderken çok az bir para kazandıran Roma’dan eski ve Milli Takım’dan arkadaşı Antonio Cassano’yu oldukça sert eleştiren Totti eski dostuyla daha fazla arasının açık kalmasına dayanamadı ve 2006 Dünya Kupası öncesi yaptığı bir açıklamada “Cassano seçim yapılacak biri değildir O bu kadroda yer alacaktır” diyerek aralarındaki buzları eritti ve arkadaşlarına karşı olan duygusal yönünü de gösterdi !..

Cassano ise ayrılırken görüşmediği eski kaptanı hakkında Madrid’e ilk adım attığında yaptığı açıklamada “Totti Dünya’da her takımın olduğu gibi Real Madrid’in de ihtiyacı olan bir yıldızdır” demişti !..


.::TOTTI NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ::.



Oynadığı takım için değeri tartışılmaz bir futbolcu olan Totti “Ermeglio Il Bimbo d'oro” yani “Küçük Altın Adam” olarak çağırılıyor.. Dünya’nın en yi forvetlerinden biri olan Totti için söylenen en anlamlı sözlerden biri Giovanni Trapattoni’nin ağzından dökülmüştür: “Totti oynamak istiyorsa heyecanlıysa Dünya üzerinde O’nu durdurabilecek birini tanımıyorum. İtalya Milli Takımı’nı sürükleyecek ve liderlik yapabilecek tek isim Totti’dir”..Trapattoni ayrıca İtalya Milli Takımı’ndan ayrıldıktan sonra da “Her futbolcunun içinde bir dahi vardır ama sadece bir Van Gogh var ve sadece Totti var” diyerek yıldız futbolcusuna verdiği önemi bir kez daha bu sözlerle açıklamıştır !..

Penaltı noktasından çok zor kaçıran serbest vuruşlarda en iyi kalecileri titreten bu adam aynı zamanda Roma’da oynuyor olmasına rağmen Dünya’nın en çok kazanan futbolcularından biri !.. Sözleşmesini 31 Mayıs 2005’de 2010’a kadar uzatan Totti yıllık değeri 11.4 milyon Euro olan imzayla Roma’ya olan bağlılığını bir kez daha gösterdi ve Dünya’nın en pahalı 4. futbolcusu oldu !.. Totti’nin maliyetini O’nu hayal eden takımlar dahi bilmiyor bunun sebebi ise Roma’nın Totti’yi hiçbir zaman satmayı düşünmediği için bir etiket yapıştırmamış olması kesin olan bir şey varsa o da Totti’nin satılması durumunda dünya rekoru kıracağı !.. Bu arada Totti sponsorlarından da aldığı parayla birlikte yıllık 10 milyon euroluk bir gelirin sahibi !..

Çok iyi bir futbolcu olduğu için mi ?.. Yoksa karizması yüzünden mi ?.. Belli değil ama Totti Çizme’nin en çok sevilen futbolcularının başında geliyor !..

“Güzelliğin futbol sahasına indiği an Totti’nin kramponlarını giydiği andır” “Totti yeşil sahanın Roma imparatorudur” dedikleri Francesco Totti 1960’da inşa edilen ve 82.887 taraftar kapasitesi olan Roma Olimpiyat Stadı’nın en çok dolduran isimdir !..

.::ARTIK YÜZÜĞÜ VAR::.
10.000’lerce hayranın bir araya geldiği yüzlerce taraftar sitesi olan Francesco Totti 19 Haziran 2005’de sevgilisi model ve televizyon spikeri Ilary Blasi ile evlendi !.. Ancak Romalı Totti bu şekilde evlenebilirdi !.. 2002’de dell’Ostiense La Villette restoranında tanışan ikili 2005’de binlerce Totti taraftarının önünü doldurduğu Aracoeli’deki Santa Maria kilisesinde hayatlarını birleştirdi !..




Televizyon kanalı SkyTG-24 Totti & Blasi düğününü canlı yayınlarken Roma valisi Belediye Başkanı Totti’nin ilk öğretmeni teknik direktörü arkadaşları ile yapılan özel röportajlar yayınlandı !.. İtalya’da canlı yayınlanan düğün seremonisinde binlerce hayran kilisenin dışında mutlu çifti bir an olsun görebilmek için toplandı !..

2004’de 107. golü atıp Enzo Dimostra’nın rekorunu geride bırakarak Roma tarihinin en golcü futbolcusu olan rakibine tükürdüğü için ceza alan Roma’yı yıllar sonra şampiyonluğa taşıyan sakat olmasına rağmen Olimpiyat Stadı’ndaki Lazio derbilerini kaçırmayan İtalya futbolunun lider futbolcularından biri olan Totti sadece güzel vuruşları ve golleriyle değil karizması ve karakteriyle de Dünya’nın önde gelen futbol yıldızlarından biri !.. Totti sadece futbolla iç içe değil Giorgio Armani için defilelere çıkan yıldız futbolcu yeşil sahanın dışında tenis oynuyor ve motorsiklet kullanmayı çok seviyor !..




Son olarak Davos’daki Dünya Ekonomik Forumu’na davetli olarak giden “Siyah İnci” Pele Dünya Kupası sorulduğunda Roma kaptanı hakkında da konuştu: “Brezilya Dünya Kupasını kazanır buna şüphem yok ama kupaya Francesco Totti damgasını vurur” !..

Bunu zaman ve performans gösterecek ama Pele böyle diyorsa Totti hakkında son noktayı koymanın zamanı gelmiştir !..


Rione Monti Roma'da bir evin avlusunda Francesco Totti'nin resmi. Totti 2000-01 Serie A şampiyonluğunu kutluyor.
_KoJiRo_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 07-12-2007, 17:47   #9 (permalink)
 
_KoJiRo_ - ait Avatar
_KoJiRo_ - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Yıldızların Altında!!!

O Fenômeno

Luís Nazário de Lima Ronaldo: O bir gol makinesi. Muhteşem hayat hikayesiyle bitti zannedilen futbol kariyeri ve yeniden doğuşu. İşte huzurlarınızda Dünya'yı sallayan sambacı !

.::KISACA O FENÔMENO::.


Luís Nazário de Lima Ronaldo 22 Eylül 1976’da Bento Ribeiro Rio de Janeiro Brezilya’da doğan bir yıldız.

Brezilya Milli Takımı ve Real Madrid’de forma giyen ve kısaca Ronaldo olarak bilinen yıldız futbolcu ayrıca “O Fenômeno” yani “Fenomen” olarak da biliniyor.

Ronaldo’nun yüksek hızını kaybetmeden top sürme kabiliyeti gol içgüdüsü ve gücü O’nun modern futbolun en tehlikeli ve iyi golcülerinden biri yapan en önemli özelliklerinden sadece bir kaçı.

Futbol dünyasının en çok tanınan isimlerinden biri olan Ronaldo Latin Amerika’da tanrılaştırılan bir idol !

Dünya’nın bir ucundan öbürüne futbolun ne olduğunu bilen herkesin tanıdığı Ronaldo aşk hayatı sakatlıkları ve tabii ki golleriyle günümüzün en önemli futbol şahsiyetlerinden biri.

Ronaldo ayrıca “FIFA Yılın Futbolcusu” ödülünü ilk kez 3 kere kazanan isim bu rakama daha sonra şimdiki takım arkadaşı Zinedine Zidane da ulaşmayı başardı.


.::ERKEN ZAMANLAR::.
Ronaldo Rio de Janeiro’nun fakir bir bölgesi olan Bento Ribeiro’da 1976’da doğdu. Brezilya’daki herkes gibi O da futbola sokaklarda başladı. Semtin futbol takımı Social Ramos Club’da ilk kez krampon giyen Ronaldo 1982’de semt takımının ezeli rakibi Pico dela Mirandona’ya ilk golünü kaydetti.

Ancak başarılı bir kariyerin başlangıcında Ronaldo’nun en büyük engeli annesi Dona Sona oldu. Çünkü Ronaldo’nun derslerini çalışmasını ve bir zamanlar babası Nelio’nun Portekiz’de yaptığı gibi futbolcu olmasını istemedi. Çocuk yaşta futbolun yanı sıra tenis de oynayan Ronaldo’nun annesi için futbolu bırakıp iş adamı olması ve hobi olarak da tenis oynaması küçük çocuğu için en ideal formüldü. Ama ne annesi Sonia ne babası Nelio ne de kardeşleri Ione ile Nelio Jr. Ronaldo’nun bir süre sonra O Fenômeno olarak çağırılacağını tahmin edebilirdi.

Batıl inancı sebebiyle sonradan kavga etmemek için sofrada isteyene bile tuz uzatmayan kız arkadaşını çok kıskanan her fırsatta televizyonun başına geçip Michael Jordan ya da Pete Sampras’ı izleyen bu çocuk kapının önünde başladığı futbol sayesinde hayalini kurduğu sporcular gibi bir şöhrete kavuşacağını tahmin edebilir miydi? Semt takımında başlayan ve her Brezilyalı çocuk gibi sahilde sıcak kumlar üzerinde devam eden futbol tutkusunun O’nu Dünya’nın en çok takip edilen futbolcularından biri yapacağını bilebilir miydi?





.::KARİYERİNDEN BİR KESİT::.
Ronaldo’nun futbol oynamaya olan yeteneği 14 yaşındayken görülmeye başladı. Brezilyalı futbol efsanesi Jairzinho Ronaldo’yu 2. kulübü olan São Cristovao’da oynarken Brezilya Genç Takımı’na öneren isim oldu. Jairzinho gibi bir referans genç Ronaldo’yu Genç Takımın yanı sıra efsanenin eski takımı Cruzeiro’ya da sokmaya yetti. İlk önce Cruzeiro Esporte Clube’nin genç takımında oynamaya başlayan Ronaldo profesyonel kontrata imza atana kadar bekletildi ve ardından da kulübün en dikkat çekecek futbolcularından biri Mavi Beyazlıların bünyesine girdi.

Brezilya 17 Yaş Altı Milli Takımı’nda 16 yaşında geldiğinde 57 maça çıkan Ronaldo kendisi için adını kullanan Jairzinho’yu utandırmadı ve kaydettiği 59 golle maç başına 1 gol ortalamasının üzerinde kısa süre sonra ne kadar büyük bir yıldız olacağının sinyallerini verdi. 1994’de Brezilya Milli Takım kadrosuna alınan Ronaldo zaten birçok yıldızı olan Brezilya’nın Dünya Kupası kadrosuna alındı ama Romario ile Bebeto’nun gölgesinde kalarak A.B.D’de düzenlenen 1994 Dünya Kupası’nda yedek kaldı. 94 Dünya Kupası döneminde Ronaldo’ya “Ronaldinho” adı verildi; bu ismi takmaktaki amaç kadroda yer alan Ronaldao ile karıştırılmasını engellemekti. Ronaldo bu ismi daha sonraları milli takımdaki en yakın arkadaşlarından biri olacak Ronaldo de Assis Moreira’ya (Ronaldinho) verdi.


.::AVRUPA KARİYERİ::.
Ronaldo’nun Avrupa kariyeri 1994 – 1995 sezonunda Hollanda ekibi PSV Eindhoven’a transfer edildiğinde başladı. Hollanda’ya transfer olan Ronaldo abisi sayılan Romario’nun kariyerini kendine örnek alarak hareket ettiği ve basamakları tırmanmayı başladığı kariyerinin en önemli yılında çok büyük bir patlama yaptı; Hollanda Ligi gol kralı olan Ronaldo İspanyol devi Barcelona’nın ilgisini çekti.

1996 – 1997 sezonunda Barcelona’ya transfer edilen Ronaldo 37 maçta 34 gol lig de kaydetti. Copa Del Rey ve Avrupa Kupa Galipleri Kupası da sayılacak olursa bu istatistik 49 maçta 47 gol oldu. Bir sonraki yıl ise Ronaldo Serie A devi Inter’e transfer edildi.

1996 ve 1997’de peş peşe FIFA Dünya’da Yılın Futbolcusu seçilen Ronaldo 1998 Dünya Kupası’nda ise sergilediği performansla hayal kırıklığı yarattı. Turnuva boyunca sadece 4 gol kaydeden Ronaldo’nun milli takımı finalde de ev sahibi Fransa’ya mağlup olarak kupayı alamadı.

Ronaldo’nun ciddi bir sakatlık geçirmesinin ardından finalde sahaya çıkması birçok soru işaretinin doğmasına sebep oldu. Sakatlığı tam olarak geçmeden maça çıktığına inanılan O Fenômeno’nun sponsoru Nike’ın zorlamasıyla oynadığı iddiası ortaya atıldı. Bu dönem 4 yıl boyunca Ronaldo’nun kariyeri üzerine gelen kara bulutların yıldız futbolcuyu çok zorlayacağı yılların başlangıcı oldu.

Bir yıl sonra Ronaldo’nun derslere konu olan “diz sakatlığı” kariyerinin ciddi bir şekilde bitme noktasına kadar getirdi. Sağ dizinden çok ciddi bir şekilde sakatlanan ve aylarca antrenman dahi yapamayan Ronaldo için özel kum havuzları hazırlandı. Yürümeler ter atmalar diz güçlendirmeler hafif koşular kondisyon antrenmanları derken Ronaldo belki de bugüne kadar hiçbir futbolcuya gösterilmeyen ilgi ve alaka ve dikkat ile sahalara dönebilmesi için çalıştırıldı ve tedavi edildi.

Bu sakatlık ilk ve son olmayacaktı; 2000’de sahalara ilk dönüşünde Lazio karşısında sadece 7 dakika sahada kalabildi ve dizinden yine sakatlanarak bir kez daha yere yığıldı.

2 ameliyat ve 20 aylık iyileşme süreci oldukça sancılı geçti. Yine aynı süreç başladı; özel kum havuzları bir kez daha hazırlandı yürümeler ter atmalar diz güçlendirmeler hafif koşular kondisyon antrenmanları derken Ronaldo 2002 Dünya Kupası’na yetiştirildi.

Ronaldo 2002’nin devamında 3. FIFA Dünya’da Yılın Futbolcusu ödülüne layık görüldü ve Inter’den Real Madrid’e 27.000.000 pound karşılığında transfer edildi. Bu transfer aylarca gündemden düşmedi. Bunu sebebi ise sadece Ronaldo değil aynı zamanda Real Madrid’e getirilen 3. Galactico olmasıydı. Inter teknik direktörü Hector Cuper ile yaşadığı problemler Ronaldo’nun Serie A şampiyonluğu yaşayamadan La Liga’ya bir kez daha geri dönmesine sebep olmuş ve Real Madrid’in Dünya yıldızlarını bünyesine katma programının 3. ismi yapılmıştı. Ronaldo Galacticos taraftarının bağrına bastığı bir isim oldu; en azından kısa süre öncesine kadar!

Real Madrid’in Ronaldo ile ününü Dünya çapında daha da arttırma politikası işe yaradı; Ronaldo formaları Dünya’nın dört bir yanında Amerika’dan Asya’ya kırmadık reklam bırakmadı. Şan ve şöhretle Real Madrid’e gelen Ronaldo reklam kampanyasındaki başarısını Ekim 2002’e kadar sakat bekleyerek ilk başta gösteremedi. Ama Ronaldo’nun gelmesiyle patlayan bilet satışları O Fenômeno’nun yedek kulübesinde eşofmanlarıyla oturmasına rağen taraftarın her maçta O’na da ayrıca tezahürat yapmasına engel olmadı. Ronaldo sonunda ilk maçına çıktı ve Steve McManaman'ın pasıyla golünü de kaydetti. Ronaldo’nun henüz ilk maçında ortaya koyduğu performans bu yeteneğin bitmediği tam tam tersine bıraktığı yerden işine devam ettiğini taraflı tarafsız herkese gösterdi.

Ronaldo yine o bilindik tarzıyla sahadaydı. Çalımları hızı ve şutları eskiyi aratmadı.

Ronaldo aynı güzel oyunu sezonun son maçında da sergiledi; Athletic Bilbao karşısında kaydettiği golle ilk sezonunu 23 golle tamamladı. Bu gol sayısı Şampiyonlar Ligi ve özellikle Manchester United karşısında kaydettiği hat-tick’i kapsamazken 2003 O Fenômeno için çok daha önemli bir sene oldu. Ronaldo Barcelona ile İspanya’da başaramadığını Real Madrid ile başardı ve yine 23 gol kaydederek tamamladığı sezonda Galacticos’u La Liga şampiyonluğuna taşıdı.




.::SAMBACI RONALDO::.
Ronaldo uluslararası arenada ilk kez 1994’de Arjantin karşısında forma giyerek boy gösterdi. 2002 Dünya Kupası’nda gol kralı olan O Fenômeno 8 golle Altın Ayakkabı’yı kazandı. Ronaldo Bu 8 golden 2’sini final maçında ev sahibi Almanya’nın ağlarına gönderdi. Ronaldo aynı zamanda bu performansla Brezilya efsanesi “Siyah İnci” Pele’nin Dünya Kupası finallerinde kaydettiği 12 gollük performansı yakaladı. 12 gole ulaşan Ronaldo ayrıca Dünya Kupası’nda 4 gol daha kaydedince Dünya Kupası finalleri tarihinin en golcü futbolcusu olma başarına erişecek. Ronaldo’nun daha önce kaydettiği 4 finaller golü ise 1998 Dünya Kupası’nda gelmişti.

Ekim 2005 itibariyle 90 kez milli olan Ronaldo’nun Sambacılar hesabında 57 golü bulunuyor.

2 Haziran 2004 tarihi ise O Fenômeno için ayrı bir önem taşıyor. CONMEBOL 2006 Dünya Kupası finallerine kalabilme elemelerinde ezeli rakip Arjantin ile karşılaşan Brezilya’da Ronaldo kaydettiği 3 golle yaptığı hat-trick ile uzun süre konuşuldu. Ancak bu hat-trick pek alışık olunmayan bir hat-trick oldu çünkü Ronaldo 3 golü de penaltıdan kaydetti.


.::RONALDO VE KADINLAR::.

Ronaldo Nisan 1999’da futbolcu ve model olan Milene Domingues ile evlendi. Dünya’nın gözü önünde mutlu bir aile tablosu çizen çiftin evliliği 4 yıl sonra boşanmaları ile son buldu. Ronlado ve Domingues’in 2000 senesinde doğan Ronald adını taktıkları bir çocukları bulunuyor.







2005 senesinde ise Brezilyalı model ve MTV müzik televizyon kanalı sunucusu Daniella Cicarelli ile nişanlandı. Cicarelli ile Ronaldo kısa süre sonra çocuk beklemeye başladı ancak Cicarelli’nin düşük yapmasını ardından 3 ay süren ilişki sona erdi.




Ronaldo en son olarak yine model olan Raica Oliveira ile birlikte olmaya başladı.

2002 Dünya Kupası muhteşem Brezilya takımının asistleriyle süslediği Ronaldo için ayrı bir önem taşıdı her zaman. Dünya Kupası ve Brezilya Milli Takımı kulüp seviyesinde yaşayamadığı başarıları tatmasına sebep oldu. Hollanda İspanya ve İtalya kariyeri yeteneklerini altında kaldı. Bireysel alanda yakaladığı başarılar kulüp seviyesinde kariyerine yaklaşamadı. 1998 ve 2002 Scudetto yarışını Juventus’a kaybetti. Bu dönemde doğal olarak kupaya uzanan Juventus efsanesi Alessandro Del Piero’nun gölgesinde kalmaktan kurtulamadı.

Futbolu bilenler; bir dönem sağ dizinin kurbanı olan Ronaldo’nun sakatlıklar boğuşmadığı bir kariyeri olsaydı adının bugün Mars da dahi bileneceğine inanır.



.::RONALDO VE HIZ DÜNYASI::.
Formula 1’in can düşmanı A1 Grand Prix’i Ronaldo’nun da bir parçası olduğu dev bir motor sporları organizasyonu. A1 Brezilya Takımı’nın Brezilyalı efsane pilot Emerson Fittipaldi ile birlikte ortaklaşa sahibi olan Ronaldo yeni yeni tanınmaya başlayan ve Formula 1’in tahtını sallamaya çalışan A1 GP’de pilot olarak Nelson Piquet Jr. Tony Kanaan ve João Paulo’yu kullanıyor.






.::RONALDO’NUN ZAMAN TABLOSU::.


1976
Eylül: Ayın 22’sinde Rio de Janeiro Bento Ribeiro’da doğdu.

1993
Mayıs: Cruzeiro’da harikalar yarattı; 60 maçta 58 gol kaydetti. Mayıs ayında Cruzeiro ile ilk remi kupası olan Brezilya Kupası’nı kaldırdı.

1994
Mart: Arjantin karşısında ilk kez milli formayı taşıdı.
Haziran: Bütün maçlara yedek soyundu ama Dünya Kupası’nı kaldıran milli takımın bir parçası oldu.
Temmuz: 6 milyon euro karşılığında PSV’ye transfer oldu.

1996
Mayıs: PSV ile Hollanda Kupası’nı kazandı.
Haziran: İspanyol devi Barcelona’ya transfer oldu.
Aralık: FIFA Dünya’da Yılın Futbolcusu ödülünü ilk kez kazandı. 1997
Mayıs: Kupa Galipleri Kupası finalinde maçın skorunu tayin eden penaltıyı kaydetti ve Katalan devine kupayı kazandırdı. La Liga’da gol kralı oldu ama şampiyonluğa ulaşamadı.
Haziran: Brezilya ile Copa America’yı kazandı ve 5 golle en golcü 2. isim oldu.
Temmuz: 30.5 milyoın euro ile rekor kırarak Inter’e transfer oldu.
Aralık: FIFA Dünya’da Yılın Futbolcusu unvanını koruyan tarihteki ilk isim oldu. Avrupa’da Yılın Futbolcusu ödülüne layık görülen ilk Güney Amerikalı oldu.

1998


Mayıs: Inter’in UEFA Kupası’nda Lazio’yu 3-0 yenerek kupaya uzandığı finalde 1 gol kaydetti.
Temmuz: Brezilya’nın Dünya Kupası finallerin kalmasına yardımcı oldu ama finalde sergilenen kötü futbol ile Dünya’nın en büyüğü bu sefer Fransa oldu.

1999
Nisan: Milene Domingues ile evlendi ama bu evlilik 4 yıl sürdü.
Temmuz: Gol kralı olduğu turnuvada 2. Copa America’sını kazandı.
Ekim: Lecce’yi 6-0 yendikleri maçta takımının 5. golünü kaydetti ama 6 ay sahalardan uzak kalmasına sebep olan diz sakatlığına yakalandı.

2000


Nisan: İtalya Kupası finaliyle sahalara geri döndü. 2. devrede oyuna girdi ama 6 dakika oynadıktan sonra aynı dizinden bir kez daha sakatlanarak 2000 – 2001 sezonunun tamamını kaçırdı.

2001 Eylül: UEFA Kupası ilk tur maçında Romanya ekibi Brasov karşısında resmen sahalara geri döndü.
Kasım: Yaklaşık 2 yıl aradan sonra ilk kez Serie A’da sahaya çıktı ama San Siro’da Lecce karşısında 14 dakika sahada kalabildi; yine sakatlandı.

2002
Haziran: Brezilya’nın 5. Dünya Kupası’nı kazanmasının ilham kaynağı oldu. 8 golle gol kralı oldu ve bu gollerden 2Sini finalde Almanya’ya kaydetti.
Temmuz: Real Madrid’e transfer oldu.
Aralık: Kıtalararası Kulüpler Şampiyonası’nda Yokohama’da oynanan maçta şampiyon olan Real Madrid’in ve “Turnuvanın En Değerli Oyuncusu” seçildi. Kariyerinde 3. kez FIFA Dünya’da Yılın Futbolcusu oldu. Ronaldo ayrıca kariyerinde 2. kez Avrupa’da Yılın Futbolcusu seçildi.

2003


Mayıs: Real Madrid’in La Liga’da şampiyon olduğu sezonu 30 lig maçında 21 golle tamamladı.

2004
Mayıs: Ronaldo gol kralı oldu ama Real Madrid şampiyonluk unvanını koruyamadı.

2005
Şubat: Daniella Cicarelli ile evlendi ama ilişkileri sadece 3 ay sürdü.
Kasım: İspanya vatandaşlığına alındı.


.::RONALDO HAKKINDA SÖYLENENLER::.
Pele: “Muhteşem. Ama önce Dünya Kupası’nı kaldırsın sonra benimle kıyaslamaya başlarız.” Dünya Kupası’nı kazandıktan sonra: “Değişmediğini ve hala aynı hırs ve istekle oynadığını görmek çok güzel ailesine önem veriyor ve akıllı biri. Ne kadar çok savunsanız da sizi geçecek bir yol bulabiliyor. Brezilya’da O’nun 1 numaralı hayranı benim ama yinede benimle O’nu kıyaslamayın.”

Crujiff: “O’nu kimseyle kıyaslamayın. Tek ihtiyacı olan kendisi olması.”

Romario: “Fransa 98’de daha iyi tanıdım. O’nunla birlikte her şeyi kazanabilirsiniz.”

Capello: “Adı üzerinde O bir4 fenomen büyük maçlarda büyük biri olmasını biliyor.”

Jairzinho: “Bir takım topu O’nun iki ayağının arasına atabilirse % 50 golü atmış sayılır.”

Giovanni: “Dünya’nın en iyi golcüsü buna şüphe yok. Her zaman gülmesini biliyor ve başına gelen terslikleri atlatmayı başarıyor.”

Bobby Robson: “Ronaldo gibi bir futbolcuyu bulamazsınız. Sansasyonel bir futbolcu ne zaman ne yapması gerektiğini de biliyor.”

Linekar: “Ronaldo’nun topla olan hızı hayatım boyunca denediğim ama yapamadığım bir şey oldu.”

Cesar Gomez: “O’nu marke etmek hayatta yaptığım en belalı iş oldu. Maç bittiğinde 500 dakika sahada kaldığımı zannettim.”

Zubizarreta: “Bu adam her pozisyonu gol pozisyonuna dönüştürebiliyor.”

Raul: “Ronaldo’dan öğrenmeye çalışıyorum. Patlayıcı bir güç ve bir anda peşindekilerden kurtulabiliyor. Çok basit O’nun seviyesinden çok uzağım.”

Shearer: “Ronaldo etrafta görebileceğiniz en iyi futbolcu. Daha neler başarabileceğini sadece Tanrı bilir.”
_KoJiRo_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 07-12-2007, 17:47   #10 (permalink)
 
_KoJiRo_ - ait Avatar
_KoJiRo_ - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Yıldızların Altında!!!

Alonsomania'yi Yaratti..

Dünya'nın en genç Formula 1 şampiyonu olan Fernando Alonso Diaz kokpite oturduğunda henüz 3 yaşındaydı.. Direksiyonu ilk tuttuğu günden beri damalı bayrak için gaza basan Alonso'nun muhteşem kariyeri ve en ince detayları..

3 yaşında kokpite oturup evi gibi benimseyen Flavio Briatore’nin ellerinde yoğrulan Oxford’da öğrencilerle birlikte takılan futbol ve tenis oynayan tırmanış yapan F1’i tanımayan bir ülkeye “Alonsomania” çılgınlığını yaşatan ve Galacticos’lar kadar çok tanınan Fernando Alonso; rekorların ve başarıların adamı.


.::ALONSOMANIA::.

Fernando Alonso Diaz 29 Temmuz 1981’de Oviedo İspanya’da doğdu.. Renault F1 takımının pilotu olan Alonso Oxford’da yaşıyor ve 25 Eylül 2005’de Formula 1 Dünya şampiyonu oldu.. F1’de Dünya şampiyonu olduğunda 24 yaşından 59 gün almış olan Alonso böylece efsane F1 pilotlarından Emerson Fittipaldi’ye ait olan “En Genç F1 Şampiyonu” unvanını da almış oldu. Alonso’nun şampiyonluğu aynı zamanda F1’de bir devrin sonuna işaret etti; F1’in yaşayan efsanesi Michael Schumacher’in yıllardır süregelen hükümdarlığının sonunu..


.::ERKEN YILLAR::.
Annesinin kızlık soyadını da adında taşıyan Alonso Kuzey İspanya’nın Asturias bölgesinde dünyaya geldi. Orta halli bir ailenin çocuğu olan Alsonso’nun babası maden işinde patlayıcı uzmanı olarak annesi ise bir devlet dairesinde uzun süre aileyi iyi şartlarda geçindirebilmek için çalıştı.. Alonso ufak yaşlarda özellikle babası sayesinde motor sporlarıyla tanıştı ama ne babası ne de başkası Alonso’nun gelmiş geçmiş “En Genç F1 Dünya Şampiyonu” olabileceğini tahmin edebilirdi..





Hayatla Oviedo’da ablası Lorena’nın elinden tutarak tanışan Alonso amatör kart pilotu olan babası José Luis’in yarış tutkusunu çocuklarına aşılamaya çalışmasıyla gaz pedalına basmayı öğrendi.. Baba Jose’nin F1 araçlarından kopya çekerek kendi elleriyle yaptığı pedallı kart aslında abla Lorena içindi.. Ancak 8 yaşındaki Lorena’nın bu araca ilgi göstermemesi ve henüz 3 yaşında olan Alonso’nun o ufacık kokpiti evi gibi benimsemesi bugünlere kadar uzayan başarılarla dolu hayat hikayesinin ilk tohumları oldu..




Babasından aldığı yarışmacı ruh ve annesinin desteğiyle yeteneklerini ufak yaşlarda sergilemeye başlayan Alonso’nun ilk mekanikeri doğal olarak babası oldu.. İspanya’da babasının elinden tutarak anaokulu yerine gittiği yarışmalarda karting kullanan Alonso ailesinden aldığı moral desteğiyle gaza basmanın kısa sürede kendisi için sadece bir hobi olmadığını gösterdi..

Ancak bu durum babası Jose Luis’i oldukça zor durumda bıraktı.. Varlıklı bir aile olamayan Alonso’lar başarılı olan küçük çocukları Fernando’nun motorsporlarına devam edebilmesi için bir çok fedakarlık yapmak zorunda kaldı.. Ailenin limitli kaynakları karting arabası ve yarışmalara katılabilmek için mutlaka bir sponsor bulunmasını gerektiriyordu.. Girdiği her yarışta neredeyse en ufak katılımcı olan Fernando en başarılı genç yetenek olmayı ve rakiplerine çoğu zaman duman yutturmayı başardı.. 1994 1996 ve 1997’de İspanya Karting Şampiyonası’nda kupaya uzanan Alonso Avrupa Kart Şampiyonası’nda 2. oldu ve küçük yaşta 1996’da Dünya Küçükler Karting Şampiyonası’nda zafere uzandı..



1999 Alonso için farklı bir deneyim oldu.. Minardi F1’in eski pilotlarından Adrián Campos’un sponsorluğu ve yardımıyla İspanya Nissan Açık serisine katıldı ve ilk ve son seri denemesinde henüz 18 yaşında şampiyon oldu. Bu başarı genç pilotun bir anda Formula 3000’e 2000 sensinde adım atmasını sağladı. Şampiyonanın en ünlü pistlerinden Spa-Francorchamps’da damalı bayrağı göğüsleyen ve genç Fernando yılı 4. tamamlamayı başardı. Bu başarı 2001’de Formula 1’e adım atmasını sağlayan kariyerinin en önemli işlerinden biri oldu..





.::FORMULA 1 YILLARI::.
Fernando Alonso’ya çoğunlukla efsane pilot Michael Schumacher’in veliahdı olarak bakılıyor. Bunun en önemli sebebi genç Renault pilotunun Schumi’nin önemli özelliklerinden bir kaçına sahip olması. Alonso bugün pistlerde yer alan ve her turu şampiyonluk turuymuş gibi atabilen nadir isimlerden biri. Alonso yarışlarda yaşadığı ciddi problemlerin üstesinden rahatlıkla kalkabilen ve en zamanı kaybederek tur atabilen nadir yeteneklerden biri.






Bu arada Alonso’ya boşuna “Magic Alonso” yani “Büyücü Alonso” denmiyor.. Bir çok pilotta olmayan bir espri anlayışına sahip olan Alonso aynı zamanda. Padok şakacılarından biri olarak biliniyor ve Mart 2005’deki Goodwood Festival’inde kart ve sihir hünerlerini hayranlarıyla paylaşarak pistlerin dışındaki özelliklerini de gözler önüne serdi..

Minardi ile 2001’de Avustralya GP’sinde kırmızı ışık sönüp de gaza bastığında F1 tarihinin start alan en genç 3. pilotu olan Alonso rakiplerine nazaran yüksek değerlere sahip olmayan ve mücadele gücü düşük olan aracıyla çaylak sezonunda puan alamamış olsa da sezon sonu değerlendirmesinden artı not almayı başardı..






Sürüş yetenekleri sayesinde 2002’de yeniden kurulan ve başında menajeri Flavio Briatore’nin olduğu Renault takımına geçen Alonso test pilotu olarak girdiği takımın 2003’de sabit sürücüsü olmayı başardı. İlk deneyimini yaşadığı Minardi aracından çok daha gelişmiş bir araçla henüz ikinci GP’sinde Malezya’da pole pozisyonunu elde ederek En Genç Pole Pozisyonu sahibi pilot oldu. Alonso aynı sezon Macaristan GP’sinde ise damalı bayrağı göğüsleyerek F1 tarihinin En Genç Yarış Kazanan pilotu oldu. Sezon sonunda oldukça büyük bir başarı sayılabilecek işlere imza attığı gözden kaçmayan Alonso 4 podyum ve topladığı 55 puanla sürücüler klasmanında 6. sırada yer aldı.

2004’de de Renault’da kalan Alonso R24’ü kullanmakta zorlandı ve kazananların çemberinde yer alamadı. Sezon içerisinde takım arkadaşı Jarno Trulli’nin gerisinde kalmaya başlaması sorgulanan Alonso bu durumu sezon sonuna doğru tersine çevirmeyi başardı. Aynı zamanda menajeri olan takım patronu Falvio Briatore ile yollarını ayıran Trulli kısa süre sonra muazzam bir form düşüşü yaşadı ve problemleri artınca takımdan ayrıldı. Trulli sezonun son 3 yarışına katılmadan yeni sezon için imza attığı Toyota’ya geçti. Alonso GP zaferi olmamasına rağmen 2004 sezonunda kariyerinin en yüksek puanına 59 ile ulaştı ve 4 kez çıktığı podyumda sezonu 4. sırada tamamladı. Alonso son 3 yarış için takıma katılan yeni takım arkadaşı 1997 F1 Dünya şampiyonu Jacques Villeneuve’e de sağladığı üstünlükle 1 sezon sonra yakalayacağı başarının sinyallerini verdi.


.::ÖĞRENCİ HAYATI::.
O bir Galactico kadar ünlü ama hakkında F1 dışında yazılacak flaş gelişmeler ya da çarpıcı aşk dedikoduları yok. Alonso’nun böyle malzemeler vermeye niyeti de yok zaten.

Fernando’nun yakaladığı başarı ülkesi İspanya’da kısa sürede “Alonsomania" adını aldı. İspanya’nın Formula 1’deki en başarılı ismi ve ülkeye bir anda Formula 1’i delicesine sevdiren ve takip ettiren adam rakipleri ya da kensisi kadar ünlü olan bir çok spor adamı gibi bir hayat yaşamıyor. “Alonsomania” salgınını başlatan Fernando Alonso İngiltere’nin dünyaca ünlü üniversite kasabası olan Oxford’da Renault’nun Enstone’daki merkezi yakınlarında öğrencilerle birlikte takılıyor. Alonso böylece hem takıma daha yakın oluyor hem de ülkesinde kendisini bekleyen kamera ışıklarından uzak kalıyor.


.::MUHTEŞEM 2005::.
2005 sezonunda Alonso’nun takım arkadaşı İtalyan Giancarlo Fisichella oldu. İlk yarışında sezon açılışının yapıldığı Avustralya’da 3. olan Alonso Malezya’da kolaylıkla pole pozisyonunu elde etti ve GP’yi kazanmayı başardı. Alonso aynı performansı sezonun 3. yarışını da tekrarladı ve Bahreyn’i pole pozisyonuna başlayarak kazandı.

San Marino ise sezonun en çarpıcı yarışlarından birine sahne oldu; yeni araba ve kurallarla hayal kırıklığı yaşayan Ferrari ve Michael Schumacher’in San Marino’da kariyerinin en parlak günlerini yaşamaya başlayan Alonso ile girdiği kapışma nefesleri kesti. Alonso 7 kez F1 şampiyonu olan Alman efsanesi Michael Schumacher ile girdiği ve yaklaşık 13 tur süren mücadeleyi kazanarak damalı bayrağa ulaştı. Ülkesinde koşulan GP’yi kazanamamak Alonso için hayal kırıklığı yarattı..

McLaren'in yükselen performansı Räikkönen’in Monaco’da zafere bir kez daha uzanmasını sağladı. Nürburgring’deki Avrupa GP’sinde ise Räikkönen'in görülmeye değer bir şekilde yarış dışında kalması zaferi Alonso’ya verdi.

Kanada ise Alonso için tam bir felaket oldu. GP’de McLaren’den Montoya ve Räikkönen’in baskısı sebebiyle hata yapan Alonso “Şampiyonların Duvarı”na çarptı ve süspansiyonlarından mahrum kalarak yarışı tamamlayamadı. Böylece Kanada GP’si Alonso’nun 2005’deki finish göremediği ilk GP oldu.



2005 A.B.D GP’si ise Michelin kullanan her takımın yaptığı gibi lastik üreticisinin güvenlik onayını vermemesi üzerine Alonso’nun da piste çıkmadığı GP olarak tarihe geçti. Bu GP Michael Schumacher’in 2005’deki tek damalı bayrağını getirdi.

Alonso Fransa GP’sinde 3. pole pozisyonu’nu elde etti ve yarışı başladığı gibi tamamlayarak o sezon 5. yarışını kazandı. Alonso sezonun devamında gelen Britanya GP’sinde ise yarışa pole pozisyonu’nda başladı ancak McLaren’den Montoya’nın ilk zaferini aldığı günü 2. sırada tamamladı.

McLaren'in güvenilirlik problemi Alonso’ya Almanya GP’sinde bir zafer daha kazandırdı. Bu yarışta Kimi Räikkönen'in arabası hidrolik arızası yaptı. Macaristan GP’sinden 2 gün önce 24. doğum gününü kutlayan Alonso Toyota’dan Ralf Schumacher ile problem yaşadı ve ancak 11. olarak yarışı puansız kapattı..

Türkiye GP’sinde Alonso’nun şansı O’nu takip etti ve Renault pilotu 2. sırayı son turlar koşulurken McLaren pilotu Juan Pablo Montoya’nın 8. virajda veda etmesiyle birlikte aldı. Monza’da ise yarışa 3. sırada başlayıp 2. olan Alonso’nun karşısında ise motor değiştirme cezası ile 10 sıra geriden başlayıp ancak 4. olabilen Räikkönen vardı.

Belçika GP’sinde ise Alonso’nun Reanult’sunun ayarları piste göre iyi ayarlanmamıştı ama İspanyol pilot 2. olmayı başardı. Bu GP’de ise son turlarda Antonio Pizzonia’nın Montoya’ya çarpması Alonso için podyumda yer açılmasına yardımcı oldu.

Brezilya’ya pole pozisyonu’nda başlayan 24 yaşındaki İspanyol GP’yi 3. sırada tamamladı ve henüz 24 yaşından 59 gün almışken F1 Dünya Şampiyonu olmayı başardı. Alonso böylece Emerson Fittipaldi’ya ait olan “En Genç F1 Şampiyonu” unvanını ele geçirerek tarihte önemli bir yere oturdu. Alonso sadece bu rekoru 18 ay geliştirmekle kalmadı aynı zamanda 5 yıldır F1’de devam eden Michael Schumacher üstünlüğüne de son verdi.





“BU HEPİMİZİN BAŞARISI”
“Şampiyonluğumu kariyerim boyunca yanımda olup bana destek veren aileme ve bütün yakın arkadaşlarıma adamak istiyorum. İspanya F1 kültürü olan bir ülke değil her adım da yalnız başımıza savaşarak bunu başardık. Formula 1’in en iyi takımı olan Reanult’yada çok şey borçluyum bu başarıyı bir birimize borçluyuz. Burada benim şampiyon olduğum yazıyor ama hepimiz şampiyonuz.”

Sezonun son GP’leri Alonso’nun şampiyonluk kovalayan takımı için muhafazakar tarzını bırakarak McLaren ile puan farkının kapanması için puan savaşı vermeye devam etmesine sahne oldu. Alonso böylece sadece kendi adına değil kendisi için ellerinden geleni yapan takımı için de gaza bastı.

Jordan’ın ticari direktörü Ian Phillips Alonso’nun Suzuka’da Schumacher’i geride bırakışını şöyle dile getiriyor: “Tüm zamanların en iyi manevralarından birini bu görkemli pistte gördük.”

Renault’nun puan alması için savaşan Alonso 16. sırada başladığı GP’yi 3. sırada 17. sıradan başlayarak zafere uzanan Räikkönen ve takım arkadaşı Fisichella’nın arkasında tamamladı.

Çin GP’si ise pole pozisyonunda yarışa başlayan ve zafere uzanan Alonso ve böylece Reanult F1 Takımı’nın ilk markalar şampiyonluğunu kutlamasına sahne oldu.






.::SIRADA McLAREN VAR::.
19 Aralık 2005’de McLaren takımı Fernando Alonso’nun 2007 sezonu için takıma katıldığını açıkladı.

En genç pole pozisyonu sahibi olan Alonso ardından F1 zaferine uzanan en genç pilot oldu. Genç İspanyol hat-trick’i en genç F1 şampiyonu olarak tamamladı.

2005’de Asturias Spor Ödülleri’nde 2005 Prensi seçilerek bu onura layık görülen en genç isim oldu.

F1 efsaneleri Alonso’nun arkasında..


.::”BEN HER GÜN DUVARA ÇARPARDIM” ”REKOR EMİN ELLERDE”::.
3 F1 şampiyonluğu bulunan Niki Lauda herhalde Alonso hakkında daha güzel sözler söyleyemezdi: “Muhteşem Formula 1’in en komple pilotu. O’nun yaşında bu kadar iyi birini görmedim. Kanada’da bir hata yapmış olabilir (Duvara çarpmasından bahsediyor) ama O’nun yaşındayken herhalde bana bu kadar büyük sorumluluklar verilse ben her gün duvara çarpardım. Mükemmel bir pilot Renault ve F1 için çok büyük bir kazanç.”

A1 GP’sinde Brezilya Takımı’nı yöneten Emerson Fittipaldi’ye muhtemelen rekorunu kaybedeceği ve bu konuda ne düşünüldüğü sorulduğunda ise efsane fazla düşünmeden kısa ve öz cevap verdi: “Rekoru Alonso kazanacaksa bu rekor O’nun la emin ellerde.”
_KoJiRo_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Herşeyiyle Ç.Savaşı dαяιυѕ Tarihimiz 14 Dün 16:15
Herşeyiyle Ç.Savaşı dαяιυѕ Çöp Forum 5 09-08-2008 05:28
Herşeyiyle Ç.Savaşı dαяιυѕ Çöp Forum 7 21-06-2007 13:47
Af - Yıldızların Altında ●HΣЯΣTIC● Yerli Şarkı Sözleri 0 19-06-2007 05:09


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:23 .


Powered by vBulletin 3.8.3
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

TRplatform.Org
Yazılı Avatarlar UslanmaM bilgi MaxiCep izafet Web Hattı bebek tedavin ilginç Resimler SMF İndir Aşk Resimleri Rüya Tabirleri Güzel Sözler