Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Yaşam ve Eğlence > Sohbet Bölümü
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Sohbet Bölümü Aklınıza Gelebilecek Herşeyden Bahsedip Konusabileceğiniz Bölüm.


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 23-11-2007, 15:52   #1 (permalink)
 
..::ŞeHZaDe::.. - ait Avatar
..::ŞeHZaDe::.. - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Türklüğün Türkçesi veya İstanbul Türkçesi

 
İstanbul Türkçesi bugünkü yazı dilimizin başka bir ifadeyle edebî dilimizin temelini oluşturan Türkçedir. Nihad Sâmi Banarlı’nın yaptığı şu tarif İstanbul Türkçesi hakkında yapılabilecek belki de en güzel tariflerden biridir: “İstanbul Türkçesi de yalnız İstanbul halkı tarafından değil İmparatorluk coğrafyasının her tarafından gelen Türkler ve Türkleşenler tarafından Türkçe ve Türkçeleşmiş kelimelerle ve türlü söz ve söyleyiş incelikleriyle işlenerek dil güzelliği ve dil mû*îsi bakımından emsâlsiz bir tekâmüle mazhar olmuş bir lisandır.”
Ziya Gökalp 1923 yılında yayımladığı Türkçülüğün Esasları adlı meşhur eserindeki “Dilde Türkçülüğün Prensipleri” bölümünde Türkçe ile ilgili görüşlerini 11 madde hâlinde ifade etmiştir. Bu maddeler arasında İstanbul Türkçesiyle doğrudan ilgili iki husus bulunmaktadır. Bu iki madde şöyledir:
“Millî dili vücuda getirmek için Osmanlı dilini -hiç yokmuş gibi- bir tarafa atarak halk edebiyatına temel vazifesini gören Türk dilini aynıyle kabul edip İstanbul halkının ve bilhassa İstanbul hanımlarının konuştukları gibi yazmak.
İstanbul Türkçesinin fonetiği [ses bilgisi] morfolojisi [biçim bilgisi] ve leksiği [söz varlığı] yeni Türkçenin temeli olduğundan başka Türk lehçelerinden ne kelime ne sîga [çekim] ne edat ne de terkip [tamlama] kaideleri alınamaz.” Ziya Gökalp’ın “Lisan” adlı şiirinde Türkçe ile ilgili görüşlerini şiirleştirdiğini görüyoruz. Bu şiirin ilk dörtlüğü şu şekildedir:
  • Güzel dil Türkçe bize
    Başka dil gece bize.
    İstanbul konuşması
    En saf en ince bize.
    ;

Bugün kullandığımız Türkçenin temelini oluşturan bu görüşlerinden de hareketle Gökalp’ın İstanbul Türkçesine ne kadar önem verdiğini görebiliriz. Hatta onun bu görüşlerinden Atatürk’ün de etkilendiğini söylemeliyiz. M. Kemal Atatürk “Dil İnkılâbı”nı yaparken onun dille ilgili görüşlerinden de istifade etmiştir.

Edebiyatımızın güçlü kalemlerinden ve Yeni Lisan hareketinin öncü isimlerinden biri olan Ömer Seyfeddin’in dil ve Yeni Lisan’la ilgili fikirlerinin temelini İstanbul Türkçesi oluşturur. 11 Nisan 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımladığı Yeni Lisan isimli makalesinden sonra Ömer Seyfeddin dille ilgili başka yazılar da kaleme alır. Bu yazılardan birinde o yazı dili olarak halkın milletin kullandığı dilin esas alınmasını İstanbul Türkçesinin de bütün Türklüğün edebî dili hâline getirilmesi gerektiğini ifade ederek Gökalp’la aynı görüşte olduğunu ortaya koymuştur.

Yusuf Ziya Öksüz’ün “Türkçenin Sadeleşme Tarihi Genç Kalemler ve Yeni Lisan Hareketi” adlı çalışmasındaki bir tespite göre Ömer Seyfeddin İstanbul Türkçesinin sınırlarını gayet güzel çizmiştir: “Ne softaların ve ulemânın konuşduğu gibi çok Arapçalı lisân; ne hâlâ divânlardaki eski edebiyat lisânını kullanarak birçok Arapça Acemce terkibler yapan muharrirlerin husûsî lehçeleri; ne ihtiyar ve muhafazakâr memurların konuşdukları basmakalıb tâbirli Bâbıâli Lisânı; ne Tanzimat maârifiyle tahsil görmüş kadınların lisânı; ne gayri Türkler (yabancılar)’in konuşdukları lisân İstanbul Türkçesi değildir. İstanbul Türkçesi İstanbul’da yerli Türk hanımlarının konuşduğu tabiî ve sade Türkçedir.”

İstanbul Türkçesinin önemini bilen İsmail Gaspıralı Kırım’da 1883 yılında yayımlamaya başladığı “Tercüman” gazetesinde İstanbul Türkçesini kullanmıştır. O bu şekilde bütün Türklerin birbiriyle rahatça anlaşabileceklerini düşünerek hareket etmişti. Balkanlardan Doğu Türkistan’a kadar Türklerin yaşadığı geniş bir coğrafyaya gönderilen bu gazete İstanbul Türkçesi esas alınarak oluşturulmaya çalışılan ortak Türkçe ülküsüne yönelik gayretlerin mahsulüdür.

Bir zamanlar İstanbul Türkçesinin nefis örnekleriyle kaleme alınan eserler Gaspıralı’nın Tercüman gazetesi gibi Türk coğrafyasının değişik bölgelerinde de okuyucu buluyordu. Burada konumuzla ilgili olarak emekli bir kurmay albay olan Rahmi Apak’ın anlattığı bir hatırayı vermek istiyoruz. Rahmi Apak Balkan Savaşları Birinci Dünya Savaşı ve Millî Mücadelede değişik cephelerde ordumuza hizmet etmiş bir komutandır. Onun “Yetmişlik Bir Subayın Hatıraları” isimli kitabında naklettiği şu hatıra İstanbul Türkçesinin Türk coğrafyasındaki yerini ifade etmesi bakımından son derece ilgi çekicidir:

“Bir gün Bakû parkında Ferit Bey’le birlikte geziyorduk. Önümüzde beş altı kız yan yana yürüyor. Dikkat ettim tam İstanbullu gibi konuşuyorlar. Hayret ettim: ‘Bu İstanbullu kızlar burada ne arıyorlar?’diye sordum. Ferit Bey cevap olarak ‘Buradaki yerli Azeri Türk gençliği arasında İstanbul şivesi ile konuşmak bir iftihar nişanesidir. Bu gençlerin içinde Reşat Nuri’nin Çalıkuşu romanını okumayan yoktur. Elden ele dolaşan okunamayacak derecede eskimiş ve yıpranmış olan bu romanın bir geceliğine beş lira (şimdiki para ile 60 lira) veriyorlar.’ dedi.”

O dönemde Moskova Büyükelçiliği’nde ataşemiliter olarak görev yapan Rahmi Apak’ın 1923 yılında yaşadığı bu olay 1922’de neşredilen Çalıkuşu romanının kısa sürede diğer Türk coğrafyalarına ulaştırıldığını göstermektedir.

Türkiye dışında yaşayan Türklerin Türkiye Türkçesiyle kaleme alınmış eserleri okuma hasreti çektiklerini ve Türkiye’nin kendilerine kitap göndermesi beklentisi içinde olduklarını Oktay Sinanoğlu’nun anlattığı bir anekdottan öğreniyoruz. 1969 yılında akademik bir amaçla Moskova üzerinden Litvanya’ya giden Sinanoğlu Baltık Denizi’nin kıyısında Tırakay adında bir Türk köyü* olduğunu öğrenir ve orayı ziyaret eder. Köyün en kıdemlisi olan yaşlı bir Türk’ün Sinanoğlu’na söylediği “Atatürk zamanında Türkiye’den birileri gelirdi bize Türkçe dergiler falan getirirlerdi Atatürk’ten sonra ses kesildi ne oldu size?” sözü bu beklentiyi hazin bir şekilde doğrulamaktadır.

Günümüz şair yazar ve gazetecilerinden Yağmur Atsız Ömrümün İlk 65 Yılı adlı hatıratında bilhassa İstanbul Türkçesinin geniş Türk coğrafyasında milyonlarca Türk’ün ana dili hâline gelmesi gerektiğini şu şekilde ifade eder: “… Adını ne koyarsanız koyun ben burada Türkçe’nin yeniden son derece geniş bir coğrafyada ferman-fermâ; İngilizce İspanyolca Arabca gibi bir dil olması fırsatını görüyordum. Hep şu misâli veririm: Bugün Yeni Zelanda’nın yâhut Kolombiya’nın en ücrâ taşra kasabalarından birinde adı-sanı bilinmez bir adam veyâ kadın oturup iyi ama sâhiden iyi bir roman yazsa bu metin birkaç ay içinde yüzbinlerce nüsha basılır. Zîrâ dünyâda ufak-tefek lehçe farklarıyla İngilizce yâhut İspanyolca konuşan yüz milyonlarca insan vardır. (…)

Benim amacım işte Türkçe’yi de ‘kendiliğinden ve nisbeten kısa sürede’ en az 200 milyon kişinin ‘anadili’ hâline getirmekdi. Ama ‘İstanbul Türkçesi’ni!!!”

İstanbul Türkçesinin milletimiz açısından önemini ifade eden ve sadece bir kısmını yukarıya aldığımız görüş ve düşüncelerden başka İstanbul Türkçesinin güzelliğinden bahseden şiirler de kaleme alınmıştır. Bu şiirlerden biri Asaf Hâlet Çelebi’ye aittir. Asaf Hâlet aşağıya aldığımız şiirinde İstanbul Türkçesinin kendi hayatındaki dolayısıyla bizim hayatımızdaki yerini ve değerini çok veciz bir şekilde anlatmıştır:
  • İstanbul’umun Dili
    annemin dili
    babamın dili
    İstanbulumun dili
    İstanbullumun dili
    İstanbulumun efendisi
    hanımefendisi
    sokaklarımın bekçisi
    yoğurtçusu balıkçısı

    can dilimi konuşanım
    canım benim
    ninnilerimi bu dil söyledi
    masallarımı bu dil
    bu dille duydum türkülerimi
    bu dille okudum şairlerimi
    "zâlim beni söyletme derunumda neler var".

Asaf Hâlet’in yanı sıra Necip Fazıl Kısakürek de İstanbul’u şiirleştirdiği ve âdeta hülasa ettiği “Canım İstanbul” isimli şiirinde
  • Gecesi sümbül kokan
    Türkçesi bülbül kokan
    İstanbul
    İstanbul…

diyerek İstanbul Türkçesini bülbül sesine benzetmiş; ondaki ahengi ve ses güzelliğini vurgulamıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun yaklaşık beş asır boyunca dil kültür ve sanat merkezliğini yapan İstanbul bugün de ülkemizin en önemli kültür merkezi olma özelliğini korumaktadır. Böylesine önemli bir kültür ve medeniyet merkezi olan İstanbul’da konuşulan Türkçe elbette bu özelliklerine bağlı olarak her yönden gelişmiş; diğer Türk ağızlarından farklı bir mevkiye yükselmiştir. Onun bu vasıflarını bilen duyan ve hisseden pek çok kişi İstanbul Türkçesinin sadece belli bir coğrafyanın değil bütün Türk coğrafyasının müşterek iletişim dili olması gerektiğini dile getirmiştir.

Hem Türkiye Türklüğü hem de bütün Türk dünyası için önemini belirtmeye çalıştığımız İstanbul Türkçesine bugün gereken titizliği acaba gösterebiliyor muyuz? Bu soruya müspet bir cevap vermek mümkün değildir. Maalesef gazetelerimizin televizyonlarımızın ve radyolarımızın İstanbul Türkçesini kullanırken pek de dikkatli davranmadıklarına hemen her gün şahit olabiliriz. Benzer durumu öğrencilerimizin yazılı ve sözlü anlatımlarında da görmek mümkündür. Yazı dilimizin esasını teşkil eden İstanbul Türkçesinin kullanımı konusunda basın yayın kuruluşlarında çalışanların öğretmen ve öğrencilerimizin kısacası milletimizin her ferdinin daha şuurlu ve dikkatli olması gerektiğini buradan tekrar hatırlatmak istiyoruz.

* Oktay Sinanoğlu’nun verdiği bilgiye göre 15. yüzyılda Litvanya kralı Litutas kendisine muhafız alayı yapmak için ta Kırım’dan ülkesine getirdiği Kırım Tatar Türklerine hizmetlerinin karşılığı olarak iki tımar verir. Bunlardan biri bizim bahsettiğimiz Tırakay öteki de Kırk Tatarlar köyüdür.
..::ŞeHZaDe::.. isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bilgisayar Açiliş Sorunlari Ve çözümleri $ey)-( KaRTaL Windows İşletim Sistemi 6 16-08-2008 18:21
Türk Ceza Kanunu O'NEAL Çöp Forum 4 31-05-2008 19:42
Yeni İŞ Kanunu, Getirdİklerİ, İlgli Yargıtay Kararları O'NEAL Ekonomi - Turizm 0 14-10-2007 12:30
Hukuk Dersi- Askerlik Kanunu ..::PRéNSéS::.. Başarının Anahtarı 0 08-08-2007 22:01


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:51 .


Powered by vBulletin 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

TRplatform.Org
Yazılı Avatarlar UslanmaM bilgi MaxiCep izafet Web Hattı bebek tedavin ilginç Resimler SMF İndir Aşk Resimleri Rüya Tabirleri Güzel Sözler