![]() |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
Abarttıktamam sus artık,
anladık, abarttık, anlamadık, anlaşılmadık, sus artık, bu son anlarımızda, sus artık, yılandan dilin, akrepten elin, sus artık, bizde insanız, yeter artık, sus artık, en azından, ben giderken, saygılı ol biraz, sus artık, susmak nedir , bilmezmisin sen, sus artık, tamam anladık, sen hiçbir şeye değmezmişsin, abarttık, sus artık, ben gidiyorum, allah'ını seversen sus artık... Abı hayat Koşarak gel... Bin yıl öteden... Kimliğim olsun terksinde kaygılarının... Birbirimize bakalım... Aynamsı bir telaşla... Yan yana duralım. Ben ve ben... Boşluğa bakalım... Ki adı hayattır. Sana neler göstereyim... Acemisin... Varda yoğu görmek, abı hayattır... Aç KapıyıAç kapıyı, haber var, Ötenin ötesinden! Dudaklarda şarkılar, Kurtuluş bestesinden. Biz geldik, bilen bilsin! Gönül gönül girilsin, İnsanlar devşirilsin, Sonsuzluk destesinden... Aç perdelerini gökyüzümeEfsunlu saatlerde sıcaklığı vardı ellerinin, Ben seni seçtim sevgilim, Matemi olmayan bir bedenden, Aşkına aşkımı katarak geçtim, Gördüm ellerinde hüzün, Bir tutam sevda ile gülen yüzün vardı, Çocukluğun vardı,çocukluğum gibi, O masumluğun bana hep yüreğini anlatırdı, Ve ben özledim seni durmadan sevgilim, Yokluğuna yağan her yağmurda kendimi, Aşkına karışan sensizlik bildim, Durduğum yerde ıslanıyor şimdi gözlerim, Ben seni seçtim sevgilim,ki sen, Hasret çeken gecelerimde yüreğime bir büyüsün, Aç perdelerini aşk'ın,kaldır gökyüzünü, Seni sevdiğimi koskoca bir şehir görsün, Ve duy ama inanma, Ne dostunu dost,ne düşmanını düşman bilir bu dünya, Aşkla başlar hayat,aşkla biter her düşen gibi sevdaya, Ben seni sevdim sevgilim,seni seçtim, Ve yazacak aşkı olmayan bir şair gibi değil, Yüreğim bilerek başladım şiirlerce seni anlatmaya, Suskunluğu tanımazsın sen benim bildiğim,bu yüzden, Sen kalacaksın hayatım boyunca değer verdiğim..... Acaba Bin kez öptüm yine İstanbul'u bugün Yağmur mu yoksa ben mi ağlıyorum Yalnız bütün şehirden özür dile Bir gün gelirsen buralara Sayende İstanbul sırılsıklam... Herhangibir akşamüstü Sensizlik yine beni yakaladı suçüstü Şu an baktığım denizden Ne vardı sevdalarım bir bir çıksa İçimdeki karanlığı alsa Kızıl saçların omuzlarımda dolaşsa Birdaha ağlarmıyım acaba? Acaba Ben limanları sevdim Tayfunlardan,fırtınalardan Azgın dalgalardan sonra Ben güneşi sevdim Karanlıktan, Yağmurdan,kardan Çamurdan sonra Olmasaydı fırtınalar Kar,yağmur,tufan Olmasaydı karanlık Sevebilir miydim? Görmeseydim seni Sana bağlanır mıydım Acele AşkDaha dün gördüm seni düşümde, aşık oldum. Uyandım, yoktun. Uyumak istedim tekrar, Olmadı. Hepsi bu kadarmış demek. Eh, mutluluklar dilerim sana, düşümde gördüğüm, gördüğümü sandığım, seni sandığım sana… Acelen NeNereye hey ömrüm, nereye böyle? Sevmeden, gülmeden nereye böyle? Yıllar sana düşman, nedendir söyle? Yaşamadan, görmeden nereye böyle? Gördüm, saçlarına hep aklar dolmuş Bir zamanlar gülen gözlerin solmuş Gençliğin mazide bir hayal olmuş Baharı terk edip, nereye böyle? Acem Kızı Sefamı sürersin uzaklarda Eğlenirmisin bensiz Söyle yüzün güler mi Birazda olsa acem kızı Yoksa yalnızlık mı çekersin Kanlı gözyaşları mı dökersin Hasretle yollarımı mı beklersin Söylesene acem kızı Sen sevilmeye layıksın Sen hep gülmeye alışıksın Sen hayatla barışıksın Ne desem yalan olur Senin için acem kızı. Acem KızıDildar gözlerine dilekler yazdım. Bir uçurtmanın uzaklığı kadar, Enginliğini hissettim sözlerinde. Bir ağacın sessizliği kadar, Asilliğini sezdim hareketlerinde. Senin ne sıradanlığını bilirim, Nede olağan üstü hareketlerin vardır aklımda kalan... Sende beni tutan, O narin bedeninde , Olağan üstünlüğü sıradanlaştırman Bende birtek kalan. Başlangıcı olmayan bir hikayenin Kahramanı olmanın ne olduğunu bilmek. Konu gladyatör37 tarafından (09-03-2007 Saat 21:08 ) de değiştirilmiştir.. Sebep: flood |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
![]() |
Acemi
Unutulurmuş dediler ya!.. O zamanlar çocukluk işte, Platonik sipariş bayramlar Tescillenmemiş kaygılı umutlar vardı Ve karanlıkla uzayan rüyalar adama bakardı… Sonra kalakalmışlık yalnız başına bu şehirde İncitilmiş arzuların viraneliği hatıralarda Ismarlama hesaplar, Tek kişilik sahne oyunları! Şimdi her şey bir yürek ağrısı!!! Sürgülenmiş ve mıhlanmış kapı! Çaylaklık ve çömezlik; bir ilk işte, İşte fersiz geleceğin akıbeti; Kalemiz düştü ilkin Sonra atların nalları düşünce bir gül fırtınasında Ve vezir de esir edilince peşinen bir file Şahı devirmek bize kaldı! Acemilik işte, Gençliğimiz; pusatsız hovardalığın hazin nihayeti.. Şimdi her şey bir baş belası!!! Kendim gibiyim her daim Şiiri eskiden de severdim, Ben inşa ettim tüm çıkmaz sokakları Hep vuslat türkülerini damıttın aynalardan Çareler aradım aylarca bu diyarda Sonunda bir mim koyabildim hatıralara Mezara gömdüm eski- Ve siyah-beyaz fotoğrafları.. Acemilik kazası işte, Şimdi her şey nisan ayı Ve geriye dönüp baktığımda Tüm olup bitenler yapma kartpostal gibi buralarda, Senin çocuğundum ve ağırdım o zamanlar Şimdi bir şey o kadar uzak ki.. [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor. Ücretsiz Üye Olmak İçin Tıklayın.] Acemi Aşıkikimiz de acemi birer aşıktık o zamanlar sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun bense kendimi usta zannediyordum bu işlerde yağmur gibi akıp giden yıllardan geriye ne kaldığını bilmiyordum seni tanıyana dek ama farkındaydım yinede ne zaman seninle olsam tanıdık bir kus cıvıltısıyla uyanıyordum her sabah şimdi ise kırılgan mektuplar yazıyorum hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden namımın olsun ben sende ülkemi sevdim hüzün dolu yağmurlarla tasan boynu bükük nehirleri ben sende yolları sevdim dallarına hiç bir kusun kopmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla kaplı yolları ikimizde acemi birer asıktık o zamanlar ve çoğu zaman ne yapacağımızı bile bilmeden serseri dolaşırdık sokaklarda!!!... Acep NerdedirYalan dolan ile geçen ömrümde Arıyor gözlerim, acep nerdedir? Bir tatlı kelâmdır tüten gözümde Arıyor gözlerim, acep nerdedir? Bilirim, garibin kimsesi olmaz Evvel dost diyenler, arayıp sormaz Hatırın sormaya kapıyı çalmaz Arıyor gözlerim, acep nerdedir? Yürekte kanayan derttir, hasrettir Gönlü bir virane, Engin gariptir Bir gelse, bir gülse, ol ki cennettir Arıyor gözlerim, acep nerdedir AcıGözlerim görmüyor, açık olsada Derman olmuyorki yaşlar dolsada Gelip geçen, sille tokat vursada Bana bundan beter, acı veremez Sorsan anlatması, o kadar zorki Çaresi olmalı, kalbim diyorki Bu dert birincisi, daha sonraki Bana bundan beter, acı veremez Gezip dolaşırım, hep aynı yerde Her yer kapkaranlık, sanki alemde İşkence yapsalar, tüm bedenimde Bana bundan beter, acı veremez Çalsın dertli ud’um, söylesin dilim İş’e yaramıyor, ama gözlerim Dünya zehir olsa, inan sevgilim Bana bundan beter, acı veremez Acı Yaşamak uğruna Ölmek bu olsa gerek Sevmek uğruna Acı çekmek bu olsa gerek Hayat uğruna Savaşmak bu olsa gerek Peki ya sen uğruna Üzülmek niye? AcıAteş gibi vücudum, Elim, ayağım, içim titriyor hasretinle, Canım acıyor, Ağlamak istiyorum, Avazım çıktığı kadar bağırarak saatlerce, Bu nasıl bir şey böyle, Bu nasıl duygu böyle, Kendime hakim olamıyorum, Deprem oluyor tüm bedenimde, beynimde sanki, Alev alev yanıyor her yerim, Ama titriyorum hala Yanında olmak İstiyorum, Hiç ayrılmamacasına, Koynunda uyumak istiyorum her gece, Üşüyorum, Sanki sadece sen sarılınca , Kollarına alınca ısınacak gibiyim, ısınamıyorum bir türlü ne yapacağımı bilmiyorum, Çıldırmak üzereyim, Sevgini istiyorum, yanımda olmanı istiyorum, Sadece benim olmanı istiyorum...... Acı Kaldırım gülü oldum dün gece sahil boyunca unutmaya çalıştım bana bıraktığın kimsesizliği saatler geride kalmış benden derdimi anlayan yok. Dermanım da uzakta şimdi o kara gözlerin olacaktı karşımda avucumda aşkın. Saracaktım ince hayatını kollarımla zaman bırakacaktı seni bana. Solmadan geçecekti bu hayal. Gidip geliyorum seninle kendim arasında değişen birşey yok. Aynı boşluktayım sevsem mi yoksa sevmesem mi seni acı mı çeksem her gün prangalarımı eskitsem şaraba vurup kendimi ölsem mi yoksa yoksa hiç bırakmasam mı seni vazgeçtim diyorum olmuyor gerçekten içimdesin sökemiyorum acılar vız gelir şimdiden sonra sensizlik ölüm. Onca şeyi sırtladım ben senin için rakı gibisin. Soğuk, ağır, beyaz az biraz can damarda bitiyor aşkın kapalı kapılar ardına bırakacağım seni bir müddet aşk yıllandıkça erir kalp mi kaldı sanki bedende her şeyim senin. Acı benimle gelirBirçok kelime, Kitap kandırır, Kapağı tavana bakar, Rakamların sayfa çığlığı, Işınlanıp gelmiş sevda, Oturmuş yanıbaşına, Bilemezsin, Bir göz, Gözlerine nasıl da saldırır, Kaçamazsın, Gönlü toprak kokan, Karıncanın hikayesi, Bana birgün, Sana sonsuzluk kalır, Duvarda salınan zaman, Ağlar gözleri yaşlı anam, Derdim ya hani, Gözleri gökyüzümde dolaşan, Gideceksen temelli, Akşam vakti toparlan, Islanıp gelmiş, Bilemezsin, Bir temmuz gecesinde, Adı yadigar kalan.... Acı Budur Sen gittin Her şey yarım kaldı Her şey değişti Kuşlar bile uçmaz oldu Dağlar bile durgun Ne senden haber ne sesin çıkıyor Bu koca dünyada kalmışım yalnız Ne desem değişmiyor Gözyaşlarım dinmiyor Acım geçmiyor Herşeyim gitti Sen gittin Bir yanım ölü Bir yanım kan ağlıyor Ne kaldı ki Bu çile benim Bu keder benim Ölsem ne fark eder Ne bu dünyada benim oldun Ne öbür dünyada benim olursun Her yerde sensizlik Oysa nasıl sevmiştim be Herºeyim dedim Canım dedim Ölürüm dedim Ama gitti Olmadı benim olmadı Benim değil o Kader kısmet derler ya Benim yazım da bu Sensizlik. Konu gladyatör37 tarafından (09-03-2007 Saat 21:12 ) de değiştirilmiştir.. Sebep: flood |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
![]() |
Acı Çekmeyi Sevdik
Bu son ayrılışımız olacak Ellerimiz bir daha elveda Diyerek ayrılmayacak Canımız bir daha bu denli yanmayacak Sözlerimiz anlamını yitirmeyecek Gözlerimiz bir daha yalan söylemeyecek Bir başka kalplerde Yaşayacağız sevgimizi, Bir daha asla birlikte Olamayız Unutma bu son ayrılışımız Biz hiçbir şeyin değerini bilmedik Doğru dürüst sevmeyi bile beceremedik Bir rüyaydı geldi geçti sadece... Yaşamadığımızı farz et Gerçek şu ki gönlüm Şimdiden sana hasret. Biz bitti dedik ama bitmedi Ya kalplerimiz acaba onlar silebildi mi kalbinden sevgimizi Acı DostNerde o eski sözler, yaşanmış güzel günler Su gibi akıp kaybolup gittiler Dostum deyip hissettiğim sevgiler Bir anda yüreğimden silindiler En kötü günümde yalnız bıraktı beni düşmanım değil de dostlarım yıktı Nerde, nerde benim dostum diyenler Gerçekleri benden gizleyenler Yüzüme bakıp yalan söyleyenler Acımasızca terk edip gidenler En kötü günümde yalnız bıraktı beni düşmanım değil de dostlarım yıktı Acı Gün Bir kanadım kırıldı Uçamıyorum Uçmak da istemiyorum Uzaklara gitmek çok uzaklara Yüreğimi çıkarıp gitsem gidebilir miyim? Sadece uyumak istiyorum Hiç düşünmeden uyumak Uyusam da, yüreğimi çıkarıp uyanabilir miyim? İlk defa korkuyorum yaşamdan Yalnızlıktan korkuyorum Yapabilir miyim, bilmiyorum Yapabildiğim en iyi şey, Hiçbir yere gitmek Hiçbir yere doğru gitmek... Acı Haberim Senindir Benim acı haberim senindir. Gülüm Gelme gittiğin yerde geri Beni bulamazsın, tutmuştur benim elimden ölüm Gelme sakın geri gelme bulamazsın beni Bulut olup gökyüzünde Doğ mezarımın üzerine doğ ki; Yağ kara toprağıma yağ ki; Sevdamın tohumları yetişsin, akıttığın gözyaşınla Acı Kahve Köhne bir kahvede ucuz bir öğle yemeğinin üzerine yudumladığım acı kahve gibisin. Sana sığındıkça ben muhtaç olduğumda acı sıcaklığına sen hep dibe çöktün kendi dünyanda, bütün ağırlığınla.s Acı Olur Ayrılık,Söz Olur Söz olur sevgili uzaklaş aşktan, Nederler sonra,ele güne karşı... Söz olur sevgili kaç aşktan, Ne kurtuluşu olur sonra,cümle alem... Söz olur sevgili kapılma kalbine, Dinleme onu! Ne olur sonra,beraber olsak... Ne olur aşkı yaşasak... Çalıncada kapımızı ayrılık, Ne olur sevgili, Zor olur... Acı sevda Seni her bitirişimde Nefesim kesiliyor Sen tükendikçe bende Gözlerim karanlıklara bakıyor Gidişinin mevsiminde Ortalık yaz bende kış başlıyor Sen gelsen bile Ben dönmem Sen sevmeye karar versen bile Ben bu yüreği bir daha kanatmam Senin gelişini düşündükçe Sevda beni çarmığa geriyor Bu aşkı kimseye söyleyemesem de Her bakan anlıyor Sen gelsen bile Ben dönmem Ben yaramı çok kanattım Canımı çok yaktım Sevdam acıdıkça ben ağladıkça Sen bittin İşte asıl gidiş bu Ben senden yavaş,yavaş gidiyorum Geri dönmemek üzere Sen gelsen yada gelmeyi düşünsen bile Bu acıların bedeli Sensizliğin bensizliği. Acı Son Her gece hayallerimle yok olurum bu hayattan Sen yoksun ya bir ateş düşer şurama Ağlarım Ama bilirim gözyaşımın duramacağını Sonra yıldızlara bakarım, karanlık olur her yer Korkarım Sen yoksun ya acır yine sol yanım Üşürüm Geceler boyu ve şimdi bitti her şey. Konu gladyatör37 tarafından (09-03-2007 Saat 21:13 ) de değiştirilmiştir.. Sebep: flood |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
![]() |
Açık DilekçeGörmediğim bir bambaşka durum var
Sizin şehrin kızlarında savcı bey Yaklaşanı ta yürekten vururlar Kan kokuyor gözlerinde savcı bey Gayeleri gönül kırmak dal gibi Bakışları çifte favül bal gibi Ülkeler fethetmiş bir kral gibi Gurur dolu pozlarında savcı bey Kaş yaparken, göz çıkarır elleri; Çok silahtan tesirlidir dilleri Hayret ettim, bir tuhaf ki halleri Poyraz eser yüzlerinde savcı bey Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz İlk görüşte avladılar habersiz Pişirdiler beni tuzsuz, bibersiz Kebap oldum közlerinde savcı bey Bölüştüler gönlüm ile aklımı Davacıyım, ara benim hakkımı... Bir yol göster, haklı mıyım, haksız mı? Yorulmayın izlerinde savcı bey. Açık Kalmış Gözlerime Bak Feri çekilmiş çoktan Ama merak edersen yine de En son hayal ettiklerini... Ne bir külah dondurma Ne pırıl pırıl parlayan o kırmızı bisiklet Ne uzun zamandır ayaklarımı sıkanların yerine bir çift pabuç Ne de renk renk balonlar. Oysa yaslanmak isterdim hem anama hem de babama Korkmadan koşmak göz alabildiğine yeşil kırlarda Kuş cıvıltılarının arasında. Koklamak o artık yerinde olmayan erik ağacının, Bu zamanlar açması gereken çiçeklerini. Sonra alıp elime çam kozalağından devemi Sürmek, hayal bu ya, uzağa çok uzağa Öyle bir yere ki Ne çocuklar anasız babasız Ne de geleceklerini yitirmiş Ya da yitirmiş düşlerini. Açık kalmış gözlerime bak Hayallerini yitirmiş çoktan Ama merak edersen yine de. Gözüme düş yerine oturmuş kızıllığa bak. AçıklardaBir ağızdan çalınan düdükler, kalın kalın, Boşlukta tos vuracak nokta arayan çığlık. Koşup, yılanlar gibi üzerinden suların, Arıyor teknemizi oturacak bir sığlık. Omuz omza şahlanan dalgalar, büyük büyük, Bir ses işitip ürkmüş, sürülerle canavar. Gözlerinde kıvılcım, ağızlarında köpük, Birbirinin üstünden atlayıp geliyorlar. Gittikçe boşluklara düşmekteyiz enginde; Arkadaki sahilse, fosfor bir iz halinde, Her ân bir parça daha uzaklaşıyor bizden. Deniz, bu yerde ölüm korkusu kadar derin; Kocaman bir kuş gibi geliyor peşimizden, Ruhu, bu kapkaranlık suda can verenlerin... Acil HastaYoldan geçerken bir araç vurdu savurdu kenara... kırdı hemen her yerini... koştu gören...insafı olanlar imdâda... ele alınacak gibi değildi... bir telaşla...haber verdiler ambulansa... saatler sonra gelebildi ambulanssa… ne doktor…ne hemşire!!?? aklı eren bir kimse yok ambulansta bir şoför…bir sedye sadece!!?? apar topar koydular yaralı kıvranırken acılar içinde...sedyeye…. ambulans zar zor çıkabildi caddeye ve sirenler çalarak nice tehlikelerden sonra yetiştirebildi yaralıyı yarı canlı...hastaneye… acil servis kapısı…ana baba günü!! herkes üzgün… görmek mümkün değil kimsenin güldüğünü… yaralı...çığlıklar atarken ve yalvarırken yardım için… başucuna gelen görevli -kızgın kızgın!!?? bakmadan yaralının haline... aldırmadan çektiklerine... sormaya başladı; sosyal güvencen var mı? sigortalı mısın? Paran var mı? Arkan var mı? Yok deyinince...yaralıyı haşladı!!?? Kimin kimsen yoksa bekleyeceksin sen... -beklemek senin yazgın! sana yardım edemem… edersem eğer!!?? mevzuat beni de yer!? Dedi ve ekledi: Bekle..yorulma beklemekten… hasta kahrolurken inlemekten. Hasta bekledi…bekledi. Kendini kurtaracak yardımseverleri Bir türlü gelmedi… Kan kaybı… dereken kalbi tekledi ve birkaç yardımsever el aldı temelli iyileşen hastayı sükut aracına yükledi… O gün... İğreti...eve benzemeyen bir evde Akşam...babalarını ve yiyecek getirmesini bekleyen başka bekleyenlerde vardı gözleri yollarda... beklediler...beklediler bekledikleri gelmedi her taraf karardı sordular...aradılar gözleri kapıda kulakları seste hiç kimse haber getirmedi ve o eve bir daha sevinç girmedi... Acılar DeniziBen acılar denizinde boğulmuşum işitmem vapur düdüklerini , martı çığlıklarını Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni Duyarım yosunların benim için ağladıklarını Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını Bu ne karanlık , bu ne zindan gece böyle Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse Yılların içimde bıraktıklarını... Acılara İnat Tüm acılara inat Güneşe köprü kurdum Islak gözbebeklerini yüreğimde kurutmak için Yıldızlara merdiven uzattım Karanlık gecende gözlerinde umut olmak için Yel değirmeni oldum sisli sabahlarda Acılarını yüreğimde öğütüp gülüşlerini görmek için. Söz verdik yarınımıza, yenilmemeliydik katmerleşmiş acılarımıza Kalbimizde gözyaşı ve keder olmuş müptela Nasırlanmış yarınlarımız sanki ezayla cefa İstemem onca sırtımda yük varken neşeyle sefa Bin derdime bir gülüşün yeter oysa. Hadi aç gözlerini hasta yatağında Söz vermiştin bana ve hatırlasana Ben toprak sen ise sevda tohumu Yarınlarımıza ektik ölümsüz sevdayı ve umudu Pes etmeyecektin sinsi acılarımıza Zincirleri kırıp Güneşli sabahlarda elele koşacaktık yarınlarımıza Senle ben çok şey istemedik oysa Geçmişteki acılarımızı kalbimizde unutmak Gözyaşlarına inat delice sevdayı yaşamak. Ağlama sen sevdiceğim; Ben yaşadığın ve yaşayacağın tüm acıları Kıl çuvallarına yükleyip geceden sabaha Sırtımda taşıyıp Güneşli sabahlarda avuçlarımda umutlar bıraktım yatağına Tüm acılara inat Yaşayacağımız güzel yarınlarımız varken Beni sevdanın yetimliğini yaşatma Hadi; aç gözlerini Tut ellerimi delice sarıl bana... Gözyaşlarına inat Küçük mutluluklarında sev beni. Acılarım ve BenSeni sevmek imkansızlaşıyor artık, uzaklara kaçmak geliyor içimden Sana dair hiç bir şey kalmasın istiyorum anılarımda ve bu günümde Yeter artık yalnız kalmak istiyorum..senden kalan acılarımla ve ben Bazen yeni bir ümitle başlıyorum güne.bazense inanıyorum yaşarken öldüğüme Her şey senin eserin, her şey senden hediye acılarım ve ben Bir gün dönüp bakarsan maziye..yıkılan ben kaybeden sen.. Tüm saatler sana kurulu, Tüm hayatım sana tutsak... Yavaş yavaş ölüyorum oysa acılarımla ben... Zaman geçti..güneşlerim battı benim..bir sen kalmıştın işte.. Delicesine, ölürcesine sevdiğim bir tek sen vardın sen Oysa öyle düşler kurmuştum , öyle doğrularım vardı ki benim. Şimdi her şey yalan oldu..seni içime gömdüm..acılarım kaldı bir de BEN Konu gladyatör37 tarafından (09-03-2007 Saat 21:14 ) de değiştirilmiştir.. Sebep: flood |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
![]() |
Acıların Efendisi Koydum Adımı
Acıların efendisi koydum adımı Zaten başkası olamaz Doğduğumda içten ağlamışım İsyanım sana der gibi feleğe. Acıların efendisi koydum adımı Zaten başkası olamaz Gözlerimizin buluştuğu ana lanet Yüreğime batan bir hançer oldu. Hiç severken acı çekilirmi? Mutluluğun adı sevda iken Hiç ölüm istermi insan Sevdiğiyle aynı havayı solurken. Benim isyanım insanlara Dostum dediğim nankörlere Yüzüme gülüp sırtımdan vuranlara Kendini insan sanan varlıklara. Yenildim biriken dertlere Boğuldum sevda denizinde Sevdam kurtaramadı Hüzün bulutlarına haber saldım. Gidiyorum... Acıların GünüAcıların günü çoktan başladı Ve ben Puslu bir havanın kanlı kucağında, Tek bir kurşunla şafağa nişan alıyorum, Tüm isyanların namlusuna... Acıların KıyısındaÇocuk düşlerimizle bir dünya kurmuştuk Yüreğimizi çevirmiştik güneşe acıların kıyısında oturmuştuk karanlıklar sürdü bizi ateşe Yapraksızdık, güz mevsimiydi vurdular türkümüzü, kırdılar sesimizi Dalgakıran dönemiydi Koyaklar unutmadı adresimizi Sevdasız aşksız kalmıştık umuttu dağların ardı hep büyük hülyalara dalmıştık yanımızda yiğitler vardı Acılarına Kefen Giydirdim Dal dal kuruduğuma aldırma... Sen Islak gözbebeklerime bakıp ağlama... Sen Gözlerinde yaşamaya yemin ettim Acılarına kefenin beyazını giydirdim Yanan dudaklarına ıslak bulutları değdirdim Yaz ortasında üşürsem kederlenme .sen Kaldırımda dizlerimin üzerine yığılırsam üzülme..sen Gözlerinde nefes almaya yemin ettim Gülüşlerini yarınlarımda umut bildim Karanlık geceye bir kalemde gözlerini çizdim Kahverengi gözlerini bulundurmasın acıyla keder Yüreğine baharın esintilerini doldursun kader Sensiz gökkuşağını kelebeklerin sırtına giydirdim Bir gülüşünle ömrüme " ömürler" ekledim Toprağında dört mevsim çiçekler filizlensin Gözbebeğinden al yanağına hiç gözyaşı süzülmesin Gözlerinle hayata umutla bakmaya yemin ettim. Acılı Gecenin BitimindeYaşadığımı işitmek istiyorum Bir ses uzaktan yakından ya da içimden Düşen yaprak örneğin Kağıt hışırtısı olsun Ya da eski tahtaları içten kemiren bir kurdun çıtırtısı Bir inilti derinden Damlayan su Bir elektrik düğmesi çıt diye Çok uzaklardan yankılanan duyulur duyulmaz İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm Her ne olursa olsun bir ses Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı Yaşadığımı görmek istiyorum Bir ışık uzaktan yakından ya da içimden Sesindeki pırıltıya Gözündeki ışıltıya benzer Bir kibrit çakımı Bir yanıp sönse yeter Sabahın yağan toz mavisi göğsünde çıplak Ya da gün batımı pembesi dudak Bir yıldırım hızında çizilsin Bir şimşekçe yazılsın karanlığım Bir fener ki uzaklığı bilinmeyen Bir yıldız parlayıp sönen Dişlerinin aydınlığını İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm Her ne olursa olsun bir ışık AcımSaat geceyi yarıladı Odam ay ışığı loşluğun da Ne hayal ettiysem uzak kalıyor,yıldızlar gibi Özlemler İçimi delik deşik ediyor Yalnızlığın korkunç yüzü ürkütüyor beni Birden karanlık çöküyor Hersey koyulaşıyor Çıkmaz bir sokakta buluyorum kendimi Köreliyor gözlerim Ellerim kelepçede Uzanıpta yakalayamıyorum hiçbir aydınlığı Gozbebeklerimden yeni yeni hüzünler doğuyor Arkam da yüreğime çapa vuranlar Ve pis bunaltısı,ellerime yapışan insan kokularının Bir de yanım da golgem gibi beni terketmeyen puslu kaderim Öyle çaresizim ki Haykırsam duyanım yok Belirsiz seslenişlerin arkasından koşuyorum ..koşuyorum koşuyorum tutunamıyorum Diz boyu balçık her yanım Ben hep kendimle döğüşüyorum Sonun da kendime yenilip teslim oluyorum Oysa ne kadar yitikmişim hayata Bunu şimdi daha iyi anlıyorum Alın goturun beni Çekin götürün,kurtarın Gözlerimi irdeleyen uçurum manzarası Şakaklarımı öpen ruzgarın ılık nefesi Mujdeliyor bana umarsızca ölümü Alın götürün,çekin beni benden Yoksa boylu boyuna yıkılacağım Yoksa ölümün kırmızılığı ezecek beni.. Konu gladyatör37 tarafından (09-03-2007 Saat 21:15 ) de değiştirilmiştir.. Sebep: flood |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
![]() |
Acımasız Gerçekler
Yine seni durmadan düşündüğüm bir gündü Düşünmediğim bir an bile yoktu aslında Acaba kavuşabilirmiyim diye düşünüyordum Çok ama çok geçti biliyordum Ben yinede durmadan düşünüyordum Bir çözümü olmalıydı sana kavuşmanın Fakat bir çözümünü bulamıyordum Olumsuzluklara rağmen tek dayanağım sendin Aynı gün ilerleyen saatlerin birinde Senden bir haber duydum ve yıkıldım Düğünün varmış davet ediyorsun Yetmezmiş gibi beni yok sayıyordun Anladım ki meğer ben hiç olmamışım Sende bir yer bulamamışım O kadar rahat davrandın ki Ben hayatında hiç olmamışım gibi Sensizliğin ateşi bağrıma kadar işlemişken Hayatım alt üst olmuşken Yaşadığımı bile hiç hissetmezken Hayatından şimdi mutlumusun Ben umutluydum senden Umutla yaşanmıyormuş bu hayatta Sayende iyice kazıdım beynime Ne söylediysem inanmadın İnat edercesine gülüp geçtin Sana kaç kez geldim Bir kez olsun bile ağzını açmadın Meğer sen hiç gelmemişsin ki bana Umudum sevdiğim değilsin artık Ben de seni hayatıma karşıma Çıkmamış tanımamış sayıyorum Ne çok yanılmışım meğer Boşu boşuna güvenmişim sana İstediğin olduğu artık sonunda Öldürdün beni Kına yak. BabaBir çınar dı karşımdaydı Baktım yıkılıyor Uzandım tuttum Düşüyordu Bir şey yapamadım kucağımdaydı sıcaktı Kuş oldu kanatlandı Kayboldu Bir şey yapamadım Bakakaldım ağladım Dağ dı yok oldu Soğumuştu Babamdı Baba Benle evlat sevgisine tattın Benle birlikte bir daha doğdun O minik kalbim attıkça Senin kalbinde benim kadar atıyordu Hasta olunca geceler başımda beklerdin Gizlice her gece gelip beni öperdin Ama yıllar geçti bugün ben evleniyorum Senin o biricik o küçük kızın evleniyor Meğer senden ayrılmak ne kadar zormuş İçimden bir fırtına kopuyor Ben gidiyorum baba Hakkını helal et Kızın evleniyor bugün. Baba Benle evlat sevgisine tattın Benle birlikte bir daha doğdun O minik kalbim attıkça Senin kalbinde benim kadar atıyordu Hasta olunca geceler başımda beklerdin Gizlice her gece gelip beni öperdin Ama yıllar geçti bugün ben evleniyorum Senin o biricik o küçük kızın evleniyor Meğer senden ayrılmak ne kadar zormuş İçimden bir fırtına kopuyor Ben gidiyorum baba Hakkını helal et Kızın evleniyor bugün. Babakale’de Bir Çeşmeyim! Babakale’de bir çeşmeyim Unuttum bir asır mı Yoksa daha mı fazla yaşım Yalçın kayalıklardan söküldü Taşındı, örüldü taşım Kaç alın teri döküldü kucağıma Kaç bin dile değdi suyum Kurda kuşa yem oldum Yerliyi yabancıyı yudum Genç kızların sinesine benzer Çıktığım, geldiğim kuyum Evine ekmek taşıyan Okulundan gelen çocuk Parasını denizde bulan balıkçı Ağlara takılan balık Yerlisi yabancısı Dostu, düşmanı doyurdu soğuk suyum Kaç zamandır kimse gelmez başıma Yıllar oldu kurudu suyum Yine içimde umut Beklerim tek başıma liman önünde Belki bir gün Bir başka sevgilinin koynunda olurum... Babakale’nin dağlarında bir türküyüm Rüzgarla birlikte anılır adım Her yürekte doğarım mutlaka Kah ana olurum, kah çocuk Bazen de bir sevdalıya tercüman olurum Hiç bitmeyen rüzgar olurum Limana savrulan dalga olurum Sevda olurum Ümit olurum Hasret olur, vuslat olurum Herkesin dilinde bülbül olurum Bazen gelin alayı Tepsi tepsi pirinç böreği Davul olurum, zurna olurum Nefes olurum Bazen bir yudum rakı olurum... Sırtımı vermişim dağına Bir yanım zeytin kokusu Bir yanım çam korusu Tepelerden aşağı Ev olurum, iş olurum, aş olurum Ellerim liman olur Sarıp sarmalarım mavilikleri Karşıda Midilli olurum Burada ben olurum Orada sen olurum Arada kardeş olurum Bir yanım sirtaki oynar Dağlarda efe olurum Her yanı türkü dokurum.... Cunda ile Ayvalık arası Sabahta güneş olurum Yeni bir gün olurum Ümit olurum Isıtırım hasretlik çekenleri Sevda olurum Yedi iklime can olurum Toprağa arkadaş olurum Ağaca dal olurum Zeytin olurum, yağ olurum Buğday olur, un olurum Sebze olurum, ekmek olurum, aş olurum Yerde karınca olurum Sen olurum, ben olurum.... Akliman’da kum olurum Sarı olurum, beyaz olurum, bal olurum Denizde dalga olurum Tuz olurum Balık olurum, derya olurum Teknelere sevdalı olurum Ağ olurum, umut olurum Düğün olur, çeyiz olurum Genç olurum, yaşlı olurum Önce de insan olurum Mavi olurum, yeşil olurum Su olur, taş olurum Et olur, süt olur, hayat olurum Tüy olurum, tel olurum Yel olurum.... Kaz dağında selvi olurum Hava olurum, taş olurum Renklerden renk olurum Kanat olur, kuş olurum Pamuk pamuk bulut olurum Şimşek olurum, kar olurum Gökteki yıldız olurum Ondördünde ay olurum Akdeniz olurum Karadeniz olurum Ayancık, Sinop olurum Anadolu, Rumeli, Türkiye olurum Al olurum, bayrak olurum Ben olurum..... Konu gladyatör37 tarafından (09-03-2007 Saat 21:16 ) de değiştirilmiştir.. Sebep: flood |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
![]() |
Babalar Günü
Bugün yine babalar günü Baba hiç görmedi ki güldüğünü Bir gün duyarsınız öldüğünü İşte o zaman olur babalar günü Senede bir gün anmak yetmiyor Nesil böyle gelmiş böyle gidiyor Bayramlarda bile elini öpmüyor Sen bunamı diyorsun babalar günü Bir gün onlarda baba olacak Babanın önemini anlayacak Babasını arasada bulamayacak Onlar için olacak kıyamet günü. Babam Uzaklarda da olsa insanın sevdikleri Ona, yüreği kadar yakındır Gülüp oynasa bile ara sıra Acısı hep içinde saklıdır. İnsanın sevdiği uzaklardaysa Bir fırsatını bulur, ona gelir Öper-okşar ellerini Dizlerine kapanır Bir kez görmek Bir kez sarılıvermek ellerine Ona teselli verir. Şimdi öyle uzaklardasın ki Ne bir yol var sana ulaşan Ne mektup, ne telefon. Gemiler yol almaz o denizlerde Uçakların kanatları yetmez Kuşlar bile bilmez bu yolu Gül kokuları erişemez. Seninle aramızda Şimdi uçsuz-bucaksız sonsuz. Yalnızca seni bana getiren İçimde duyduğum Beni yoktan var eden sevgin. Her geçen gün Sevgilerle örülür hasretin!... Bağdat Türküsü Hastahane koridorlarında ağlayan Ve yeni solmuş bir gülün adıdır; zeynep, Karanlığa inat binlerce yıldızların, Bağdat’a doğan gecenin adıdır; zeynep.. Yıkılmış kentlerin dili yoktur, bilirim… Sevgiyle harmanlanmış dostluklar nerede! Martın yirmisinde denize hüzün akar, Mavinin türküsünü söyleyenler nerede! Necef’te, basra’da yaraları kim sarar.. Anlaşılan medeniyet tarihte kalmış.. Dünyaca şanlı iki zalimin elinden, Muharrem ayı şu ırak’a haram oldu, Yüreklerde acılar şimdi çok derinden, Şehirlerde talan, minik eller kan oldu, Mazlumlarda ah, mazlumlarda şimdi figan… Yaralı bağdat; bir kralın sürgün evi..! Dünya tarihi on dört asırdan bu yana, Dini bir milletleri, hiç ayrı görmedi, En içli güfteler bağdat’lı analarda: “Gidip gelmeyecek, dönüp görmeyecekler…! ” Zeynep, sabah olmasını beklemektedir, En hüzünlü dualar da gece dökülür… Maveradan melekler gülümsemektedir, Ve soysuz bir saltanat tarihe gömülür, Zalime sürgün, mazluma bir cihan düşer… Sokak başlarında koşan sonra da gülen, Ve hiç solmayan bir gülün adıdır; zeynep.. En karanlık gecenin sabahına doğan, Üstümüzdeki güneşin adıdır; zeynep, Bir notanın son durağıdır; zeynep, zeynep… Savaşlara ceza verebilseydim eğer, Ebediyen mutluluğa mahkum ederdim. BağdatBağdat duman olmuş tüter Bombalarla kan içinde Yarim asker olmuş gider Amerikanın emrinde Vatan millet dedik durduk Ülkemizin her yerinde Bu günlerde asker olduk Zalim düşmanlar önünde Ruhumuz kararıp coştu Anaların hür gönlünde Komşu bizlerle buluştu Düşman askeri önünde Konu gladyatör37 tarafından (09-03-2007 Saat 21:17 ) de değiştirilmiştir.. Sebep: flood |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
![]() |
Bağırmak İstiyorum
Sokulmak istiyorum kollarına Bir gitar sesi ile Gecenin karanlığında Boşalan ellerimin teri soğumadan Beni bırakma diye Bağırmak istiyorum. Koşmak istiyorum şehrin sokaklarında Ansızın durup gözü yaşlı Vitrin camlarından yıldızlara bakıp Bağırmak istiyorum. Sıyrılmak istiyorum Kalabalığında şehrin Beni terk edip gittin ya Hayatımda ilk defa Yorganıma sarılarak Defolun diye. Düşlerime bağırmak istiyorum BağışlaYa zamanından çok erken gelirim Dünyaya geldiğim gibi Ya zamanından çok geç Seni bu yaşta sevdiğim gibi Mutluluğa hep geç kalırım Hep erken giderim mutsuzluğa Ya her şey bitmiştir çoktan Ya hiçbir şey başlamamış Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın Ölüme erken sevgiye geç Yine gecikmişim bağışla sevgilim Seviye on kala ölüme beş BağlıBeni öyle bir yalana inandır ki, Ömrümce sürsün doğruluğu Konu gladyatör37 tarafından (09-03-2007 Saat 21:18 ) de değiştirilmiştir.. Sebep: flood |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
![]() |
BahaneArama hayatın cilvesinde bahane.
Benim gönlüm serseri ise sana ne. Ben gezerim meyhane birane, Sen bilmezsin serserilik ne şahane. Aldanırlar bize o gözle bakanlar, Bizlerizdir bu alemde en mutlu olanlar. Belki bir gün karşılaşırız? Sen efendi kocanın kollarında, Bense sersefilim hala. BahaneEsti geçti bende kavak yelleri Esiyor hala senin başın da Özlemin sensizliğe boğuldu Gönlüm deniz,gönlüm yayla Ne sen bana sevdalı Ne de ben sana deli divane Avuttuk kendimizi İşte hepsi bu,hepsi bahane Konu gladyatör37 tarafından (09-03-2007 Saat 21:19 ) de değiştirilmiştir.. Sebep: flood |
|
|
|