Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Yaşam ve Eğlence > Şiirler
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Şiirler Her Konuda Şiirin Bulunduğu Ortamınız


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 06-03-2007, 18:38   #11 (permalink)
 
dαяιυѕ - ait Avatar
dαяιυѕ - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı

 
Bahar Oldum! Cemre Beklerim



Suya yazıyorum artık gülüşlerimi
Gözyaşlarımı dağ yamaçlarındaki kaya parçalarına
Yüreğim doğmamış bir serçe kanadında...

Baharı bekliyorum bir cemre telaşında...
Birinci cemre suya
Gülüşlerim ısınacak!
İkinci cemre toprağa
Gözyaşlarım susacak!
Üçüncü cemre tabi ki havaya
Yüreğim serçe olup kanatlanacak!

Aşk!
Bahar oldum
Cemre beklerim!
Su gibi akıp giden gülüşlerimle
Mıh gibi kazınıp kalan gözyaşlarımla
Ve doğmamış bir serçe kadar uçmaya acemi yüreğimle!
Gel beni bin yıllık kışımdan
Baharındaki cemrelerinle uyandır artık!
Ey aşk!

Bahar Sevdalarında Üşürsünsönen bir ufkun aydınlığında beyaz sevda
esintileri gelirken yüreğine
son vapurun kalkacağı rıhtımdagörmeden
sevda güneşini gidecekmisin sen.
seni görmek için gelirim istersenson kez
sana sevda pınarlarından
bana ancak benden çok sen yetersinanlarsan
eger yüregimin avuçlarında.
sevdanın her hecesi aşktır banaismine
sevgiler yazıldı ölümü olmayan
kirpiklerim örtsede gözlerimivuram
vuram yıllar gelirusanmaz beklerim seni.
bahar sevdalarında sevdamla üşürsün
bedenin titrerbensizliğe sarılırken
ağıtlarımı koynumda gizledimağladığımı
görme sakınhüzün akşamlarında.....

Bahar Ve Sen

Ne Zaman Seni Düşünsem
Ala Bir Ceylan Dolaşır Kırlarda
Ağaçlar En Güzel Yemişlerini Verir
Kuşlar Cıvıldar Dallarda

Ne Zaman Seni;
O Gülen Gözlerini Düşünsem
Al Bir Güneşdir Doğar İçimde
Umut Ekinleri Büyür
Sevda Rüzgarları Eser Gönlümde...
Kelebekler Konar Ellerime...

Ne Zaman Seni Düşünsem
Kekik Kokulu Yarim
Bir Bahardır Kaplar Benliğimi
Havaya Aşk Kokusu Dolar
Alır Götürür Sana Yüreğimi

Bahara Az KaldıDöndüm işte geriye
Ne elim başkasına değdi
Ne dudağım başkasını öptü
Başka biriyle göz göze bile gelmedim
Ara sokaklarda senden başka kaçamağım olmadı
Döndüm işte geriye
Ben yine aynı ben
Biraz boyum uzadı
Çok az kilo aldım
Kemanımın telleri kırıldı
Akordu bozuldu
Şarkı söyleyemedim sen yokken
Kimse bana eşlik etmedi
Zaten yazdığım şarkıları da senden başkası bilmiyor
Sen giderken yazdığım şarkı yarıda kaldı
Seni düşünmekten devam bile edemedim
Tek düşündüğüm sensizken ben
Dedim ya döndüm artık
Şarkılarım senden yana
Aşkı özledim sensiz
Vazgeçilmez alışkanlığım
Çok şükür geçti artık
Bırakalım her şeyi
Unutalım
Boş verelim olup biteni
Anladım senden başkası yar olmaz bana
Düğünümüz olsun bahara
Gidelim uzaklara
Bir evimiz olsun
Bir de küçük bebeğimiz
Bahçede de güllerimiz
Ben işe gideyim
Sen evde beni bekle
Hayat sürsün böylece
Ne yerimizi bilen olsun
Ne sesimizi duyan
İkinci bahara az kaldı
Yapraklar dökülmeyecek
Kuşlar gitmeyecek
Geriye döndüm artık
Seninleyim
Kalbim seninle
Acılar hiç dönmeyecek
Sevinç çığlıkları yükselecek
Bu rüya bitmeyecek
Masal sürekli devam edecek
Seninleyim artık
Kavuştum Allah’a şükür

Bahara SelamBir Bahar sabahı uyandığımda
Kuşların cıvıltısı ile canlanıverdim
Tabiatın dirilişigüneşin kızıl ışıkları
Can veriyordu sanki kıraç topraklara

Tomurcukları henüz açmamış çiçekler
Sevinçten yüzüme gülüyorlardı sanki
Yaşama merhaba diyen menekşeler
Toprak kokan çimenlerde gizleniyordu

Bir bahar akşamı ise gün batımında
Güneş elveda derken bulutlar arasından
Mehtap ve yıldızlara seni sordum
Ama gözlerim boşlukta kaldı kutup yıldızında

Her ilkbahar gelişinde seni görürüm
Sanki sarı papatyalar arasında ararım seni
O zaman dalarım yine mevsimlere boş ve uzunca
Kardelen çiçeğine elveda derkenbahara selam derim.

Baharı Sana Bırakıyorumta uzaklardan
tarihin öte yakasından geldim
adıma güneşin çocuğu dediler
aydınlıklar döşedim yoluna
bulutlardan hüzünler yüklendim
zulana bıraktım mutluluğu
mevsimlerden hazanı yüklendim
baharı sana bıraktım
geçerken sevda denizinden
patikalarında konakladım yaşamın
yine de uslanmadım
zulmün gözüne batarken
sevdalar nakışladım gülüşüne
ve yürürken uçurumlardan
kanım düştü toprağa
yine de uslanmadım
cemreler düşerken mevsime
bahçene güller ektim

Baharın Desenleri

Ağaçtaki kırağılar dökülüyor Almus’tan yamaçlara
Kuşlar uçuşuyor bir anda ses katmak için bahara
Derenin buzulları çözülmeye başladı ertesi ertesine
su şarıl şırıl sesleri desenliyor canlılığa
Tepe de çocuklar ve yine kuş cıvıltıları öfkesinde
Gökyüzü berrak ve lekesiz
Tokat’ın eteklerinde
Gelinlik giymiş bir gelincik tabiat şahlığında
Hepside boy verdi tabiatın ilk irkiliş canlılığında
Biraz solumda karınca katarları Hızır gibiler
Mizgin'liyorlar bize çalışanların kazanacağını
Biraz sağımda tembeller uykuda hala
Uyanmadılar onlar...
Kaybetmeye hazır Nazır gibiler
Kimileri daha kapanık
Ağustos böceğini oynuyorlar
Tıpkı ağaçtan kopuk
Çürümeye mahkûm kavuklardalar
İş’e yaramayan anlarla kuytulukları
Küflenmiş yaprakların dibinde
Uzun ölümlere yolculuk seçmişler
Kesilen bir ağacın kütüğünde
Bin Dersim çiçeğidir
Tohum dökerek irkilenler...
Bir babacan yürek ansız hesapsız ve kaygısız
Er gibi doğacak bir can misali pultusuz
Namusluca toprağa düşerken
Gökyüzünün berrak ve lekesiz şahitliğinde
Almus'ta haykırabilmek var yine de...
Yüreği gelinlik giymiş tabiat ana’nın
Kollarında kan-revan içinde
Gidebilmek yine de...

Baharla

Dağlardan kalkan kar
Dağlara çekilen kuşlar
Umurumdadır.

Yediveren güldür gövdemde hayat
Kırk çiçek açan duvar önü yastadır
Kış mevsimi
Evin içinde küstüm çiçeği rahat
Bin nazla koklatır kendini.

Gizlisinde ateş yakan avcının
Hayra yorulmaz düşü
Cevahir ömrü çürütemez zindanda
Zor ölümlü zorba saltanat
İşkence olur insana
Sevdasız geçen her gündönümü.

Yaşanılası ve Ferhat
Bir düğün kurulur dağlarda
Çiçek alaylı gelin
Bahçe kapısından girerken
Yüz görümlük sevinç ister
Düş arsızı beton evden
Gülümse gülüm zamanıdır
Koy saksıları bahçeye
Karşılasın iki mevsim arası sevdayı kalbin
Pencereni aç avunmaz türkülere.

Yine gelir Bahar
Uçurumda eriyen kar
Can verdiği nehre akar.

Bahtim Utansin BahtimYürü yüregim yaya
Gir dertlerle siraya
Derman çare degildir
Içinde ki yaraya

Kim ne derse inanma
Zaman ilaçtir sanma
Çaresiz çekeceksin
Dayan ya da dayanma

Yikildi gönül tahtim
Böyle degildi ahtim
Kime ne diyeyim ki
Bahtim utansin bahtim

Eri yüregim eri
Giden döner mi geri
Ellere vatan oldu
Senin gönlünün yeri

Kimseyi bosa anma
Günes dogacak sanma
Bu is burada bitti
Ister yan ister yanma

Neylesin ki hayatim
Hayatla bitti dansim
Beni bu hale koyan
Sansim utansin sansim

Bak Bir Kendine

Sende yaz okuyalım beni kınama
Yazamıyorsan başkalarını sınama
Küfürle ne geçecek etsen de anama

Aynada görme kendini boşluklar şahı
Baksana neler gelir başına alırsan ahı
Gel bana bir gün anlarsın doğruyu hakkı

Ruhsuz insana şiir okunmaz ne anlar
Gül menekşe neymiş ki odundan anlar
Ona bu laf oturdu hamurdan iyi anlar

Eleştirmekle ne geçiyor ellerine dürtte uyandır
Aşk ateşi desem aklına gelir döner kebap tandır
Kabadayı sanmayın gelemez karşıma nadandır.

Bak Benim Halim Budur

Gözlerim görmesin seni bir daha
Dilim söylemesin adı'nı defalarca;
Adı'nı çıkarmak istiyorum aklımdan
Gözleri'ni silmek istiyorum gözlerimden
Sevda'mı söküp atmak istiyorum kalbi'mden
Sence yapabilir miyim? Bu dediklerimi;
Sence unutabilir miyim? Seni
Hayır unutamam ben seni
Adı'nı aklımdan
Gözleri'ni gözümden
Sevda'mı yüreğimden çıkarıp atamam asla…

Bak Bir Hayat Kayıyor

İşte şimdi bitti...
Artık bitti.
Gerçekten.
Yani bitmeli.
Tam on yıl sonra anladım
Bitmesi gerektiğini.

Beklemiştim...
Belki seversin diye
Sevdin;
Öyle mi?
Ben öyle sandım
Ama zaman göstermişti bana
Bunları yalan olduğunu
İnanmadım bunun olabileceğine
Yine de sevdiminadına;

Bekledim...
Birkaç sene daha
Evet beklediğime deydi
Bu sefer gerçekten sevdi
Öyle mi?
Ben öyle sandım
Sana gene kandım

Bekliyorum...
Öyle mi?
Sen öyle sanıyorsun
Artık her şey bana yalanlarını gösteriyor
Senin yalanlarını
Ve senin başlı başına bir yalan olduğunu

Evet...
Biliyorum sen de şaşırıyorsun
Herkes gibi;
İlk defa seni unutmaya çalışıyorum.
Unutacağım...
Artık başkası var
Gördüm artık yalanlarını

Bitti...
Unutacağım...
Artık başkası var...
Öyle mi?

Bak Gözlerime Uyanıver Derin UykudanBak gözlerime uyanıver derin uykudan
Al sevdanla savur dağlara kırılmadan
Bir rüzgardı alıp esintilerle beni götüren yere
Şimdi hasret var yüreğimde can damarlarımda

Kaç zaman geldi geçti hesaplasana
Neler yapılırdı yanımda olsan
O dağlardı beni senden ayıran
Şimdi hüzün var şimdi derin uyku var gözlerimde.

Artık taşımaz oldu bedenim hasretliğini
Bu acı haykırışların sonu olmalı
Nerde O eski sevdam bir yudum su idi içildi.
Bak ey yar zaman bana onu da içirtti..

Can dediğin bir nefes alıp bir anda verirsin
Yurt bağımsız yüce oldu gözlerinle
Ey sesime çığlık olan göz pınarım
Verilmeden yetiş soluğuma sokul usulca yanı başıma..

Bak Güzelim


Bak güzelim
Güneşin battığı denizlere bak
Orada benim yüreğim var.
Kıyasıya uçuşan martılara
Birbirleriyle oynaşan balıklara bak
Orada benim yüreğim var.
Dalındaki menekşeye bak
Dalından kopardığın güle
İçtiğin tatlı suya bak
Orada benim yüreğim var.

Bak güzelim
Hüzünle dinlediğin şarkılara bak
Orada benim yüreğim var.
Coşkusuyla anlattığın her cümleye
Kahkahasıyla güldüğün yüreğine bak
Orada benim yüreğim var.
Zamanın getirdiği yere bak
Çaresiz kaldığın güne
Soluduğun şehirdeki havaya bak
Orada benim yüreğim var.

Bak güzelim
Başını koyduğun yastığa bak
Orada benim yüreğim var
Yalnızlığını hissettiğin gecelere
Hayalini kurduğun umutlara bak
Orada benim yüreğim var.
Unutamadığın bu sevdaya bak
Beyazlar içindeki haline
Elinde tuttuğun çiçeğine bak
Orada benim yüreğim var.

Bak Hadi Aynaya Bak

Aşk suyunun dev dalgalarında yıkanalım..
Sulara yazmayalım yaşanacakları..

Ankara’da ne mi var?
Arzu var…
Özlem var…
Güzellik var…

Neredemi?
Bak hadi aynaya bak..
Birde bak diyene…

Kadr’in ile daha güzel anlar…
Onurun yakamoz dolu…
Mis kokuyor tenin…

Ama inliyor..
Gökyüzünde eğreti duran…
Boş..Bomboş
Bensiz anların…

Bir sen..
Birde ben bilelim ...
Dudaklarımızdaki kar tanelerini..

Ankara’da sevgi var…
Neredemi?
Bizde güzelim bizde…

Bak hadi aynaya bak…
Birde bak diyene…

BakarsakZarif bir huzundur bembeyaz dolasan kuguya bakarsak
Mucevher titresimleriyle mutereddit bir aksam suya bakarsak
Fazlasiyla isindi deniz kaynadi kaynayacak
Dipten bir deprem yaklasiyor suyun
uzerindeki buguya bakarsak
Ne kadar yoksul ve ciplak gorunurse
gorunsun agaclar
O kadar yakindir ilkbahar ozsuyu yurumus
dallara ugultuyla bakarsak

BakiKendi bahçesinde dal olamayanın biri
Girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor

Bakıp Bakıpbu gece çok ağladım
resimlerine bakıpbakıp
kınadım.
mektuplarına bakıpbakıp
ağladım.
davetini hatırlayıp hatırlayıp
iğrendim.
kendime bakıp bakıp
acıdım.
seni sevmediğimi
işte böyle anladım.....

Bakır Tenli Yapraklar Bak ölüm güzü kıskanıyor
şimdi ıssızdır onun sevimli kedisi
ve herkes onun el değmedik yerleri olduğunu sanıyor.
uzuyor defterine uğrayan kan lekesi

senin kuşların olurdu mevsimi yolculuklara çağıran
içli taşra kızların gizemli eviçleri
kapıların olurdu korkudan çok denizlere açılan
o denize açılan ellerin nerde şimdi?

yine bir güz büyümekte kanında gölgelerin
o üzünç orduları tarlalar çiğnemekte
bak ölüm güzü kıskanıyor
mevsimi aşka çağıran kuşların nerde senin
güze el değdirmeyen ellerin nerde?

Bakire Düşlerilk günden son güne hasrete koyul
el pençe divan dur önünde eğil
bu gönül işine akıl kâr değil
sevilmez sevdiğin el kaıir sana

sen gelecek için durma hayal kur
o ayrılmak için bahane bulur
her seşim dediğin bir hayal olur
gözde boz bulanık sel kalır sana

bir hayat başlar ki sessiz ve durgun
kalırsın ona hep sevdalı vurgun
sonunda bakarsın aslında yorgun
bir kaç tane beyaz tel kalır sana

acı elem keder sabrın taşırır
isyankar duygular yıkar yıktırır
hasret bağdaş kurup efkar bastırır
gurbete uzanan yol kalır sana

gurbet yüreğinde sen diyar diyar
mutlu gün görmeden olacaksın ihtiyar
onun ömrü sendir günü bahtiyar
ızdırap gözyaşı bal kalır sana

hiç gelmez ayrılık aklına önce
gerektigi gibi düşünemeyince
ayrılık bahtınla bütünleşince
bir kırılmış kanat kol kalır sana

mutlu zannedersin kendi yanında
sırtını döner en zayıf anında
hasretle tarumar isin sonunda
çesmeden farksız iki göz kâr kalır sana

hasretle atesle yanmakta sine
bedduam tarumar dönersin yine
dilerim bir ömür kendi kendine
bakire düşlerin dul kalır sana

Bakırköy'den Mektup VarSensizdim kendime bir iş aradım
Baştan savıp asabımı bozdular.
Hatırşinas dostlarıma uğradım
Sağolsunlar müdür beye yazdılar.

Müdür bey gerçekten yufka yürekmiş
İşim inşaatta kazma kürekmiş
Bir sağlık raporu almam gerekmiş
Tam teşekkül hastaneye yazdılar.

Yağışlı gözümün hazan çağı da
Olur olmaz yerde başlar ağıda
Sinir servisine giden kağıda
Aklından zoru var diye yazdılar.

Bir saat anlattım tek bir buseni
Doktorlar efsane sandılar seni
Belki de alaya aldılar beni
Belki palavracı diye kızdılar.

Bir ara sensizlik krizim tuttu
Bilmem ki o anda ne olup bitti.
Hekimler heyeti havale etti
Acil vak’a Bakırköy’e yazdılar.

Bu çağda bu sevda abes dediler
Cezası çelikten kafes dediler
Ben kime ne yaptımne istediler
Bana bu çukuru niye kazdılar.

Burda ne sen varsın ne de bir iş var
Üç adım voltalık gidiş geliş var.
En ayıp sözlerle kaplı dört duvar
Bunca küfrü kime niye yazdılar.

Açmak için zahmet etme zarf açık
Hala bana sevgin varsa birazcık
Mektubumu alır almaz yola çık
Gözyaşlarım bir acayip azdılar.

Bakışlarbarışmak isteyen umutlarımı denizlere attım
lastikle yakılmış bir hıdırellez gününde
şişelere itinayla yerleştirdim
gönderirken körfeze
önce boşlukta gezindiler isteklerim batmadan önce
attıklarımı geri almadan
körfezden çıkıp geldiler sessizlikler içinde
kendimi yargılarken savcı edasıyla
seni nasıl üzdüm elime bir çiçek almadan
bu yüzden
bir senin giderken ki kızgın bakışını
bir beni devamlı döven kimya hocasının bakışını unutamadım
*
önce gözlerim
sonra dilim sürgülendi gidişine
imbatlı körfeze yine bir gemi yanaşıyor
başka bir gemi çapalarını palamarsız alırken
gidenler el sallıyor
gelenler el sallıyor
gözlerimin dolaştığı yerlerde
gidenlerin ayak sesleri kaldı İzmir sokaklarında
bir senin gelen ayak sesin yok gittiğinden beri
bu yüzden
bir senin giderken ki kızgın bakışını
bir beni devamlı döven kimya hocasının bakışını unutamadım

Bakışların

Kuytularda saklarsın bakışlarını
Ve gözlerinde toplarsın bütün yıldızları
Bazen bir yıldız kayar gözlerinden yüreğime
Bazen karanlığa konan kus
Bazen karanlıkta saklambaç oynayan çocuk olur bakışların.

Tutunsam gözlerindeki yıldızlarına
ve yüreğine dokunsam
yanar mı ellerim.

Dur kaçırma gözlerini gözlerine hasretim
Bırak kâinattaki geceyi gözlerinde seyredeyim

Bakışların karanlığa yuva yapan kus
Bakışların karanlıkta saklambaç oynayan çocuk
Bakışların sonsuzluğa açılan feza
Bakışların bazen bir umut bazen bir ceza

Tutunsam gözlerindeki yıldızlarına
ve yüreğine dokunsam
yanar mı ellerim.

Dur kaçırma gözlerini gözlerine hasretim
Bırak kâinattaki geceyi gözlerinde seyredeyim

Bakışların Güzeldi

Bakışların güzeldi onları sevmiştim ben
Bir bakardın başkalaşırdı her şey
Anlamı vardı sanki her bir bakışının
Yorulmadan bakmak isterdim hep
Ama her defasında yorgun düşerdim
Erirdim nefesim kesilirdi ölürdüm her defasında
Rüya gibi gelirdi geçen her dakika
Rüyaydı farkındaydım
Ömrümü uzatırdı bakışların
Sorgusuz sualsiz yaşardım
Di'li geçmiş zamanların öncüsü kaldın şimdi
Aklıma geliyorsun ; ama artık heyecan getirmiyorsun ki
Diyorum ki ; bendeydi hata
Diyorum ki ; rüyaydı öyle kabullenmiştim başını
Diyorum ki ; iyi ki uyanmışım.

Bakışlarının Bir Anlamı Olmalı




Yoksa eğer O boş gözler boşuna bakmaz
Sevdiğini seçer Eşini sever...
Bakışlarının anlamı olmalı
Duygu yüklü bir kalp artık açılmalı
İçinde ne değerler var hissediyorum
Asıl gerçekleri ben biliyorum
Melekler haber veriyor. Azrail’den duyuyorum
Senin adını kâğıdımın en üst köşesine yazıyorum
Benimkine yer bulamıyorum
Boş olan yerlere seninkini yazarım diye kıyamıyorum
Kalbimi sorma... Her gece seni stokluyorum!
O masum gözlerin içinde biraz ben kalmalı
Titrek bakışlarının bir anlamı olmalı
Zaten gecesinde gözlerim ağlar durur
Huzursuz bedenim yorgundur
Nefesim nikotin komasında
Yüreğim mağrur
Ruhum mezar trafiğinde mağdur
Nasıl olsa sıra banada geliyordur
Bakışlarının bir anlamı olmalı
Söylediklerimle düşündüklerin arasında bağ kur...

Bana Seni AnlattilarBütün gece seni anlattilar
Izdirabi yudumlayan ilham avcilari
Nereye oturtmali seni bilemedim
Nefesin Adem'e üflenen ruhtu
Sevgim gönül ufuklari genis sairlerce
Taçlandirilmis misralarda sakli
Gelin gibi tepelerden süzülüp gelen günesi
Seyrediyorum.

Bulutlardaki renk cümbüsünde gözlerim
Hazan kokularini duyuyorum meltemlerin getirdigi
Ebrar sabir ve vefasiyla bekliyorum
Bana kulak ver ey nehir beni dinlemelisin ey sehir
Onun gönlü bir ayna gibi temiz ve pakti

Ne o 'senin kuruntun mu' diyorsun ey ilham avcisi
Sen ne düsünüyorsun yillarin yorgunu sehir
Izdirabi yudumlayan ilham avcilari
Seni anlattilar bütün gece

Bir sofi vakariyla bekliyorum kavusmayi
Hakki hakikati bulmayi bir dervis edasiyla bekliyorum
Izdirabi yudumlayan ilham avcilari seni anlattilar
Uzun uzun bütün gece
Göz müdür gören gönül müdür
Söyle Izdirabi yudumlayan ilham avcisi

Bana Ölüm GeliyorSeni senle yasmak varken
Seni sensiz yasamak gücüme gidiyor
Sana bir adim kadar yakinken
Seni böyle uzaktan sevmek bana ölüm geliyor.
Sesini duyup sesinle can bulmak varken
Sesine böyle hasret kalmak can yakiyor
Elini tutup dizlerinde uyumak varken
Bos yastiga sarilip uyumak gücüme gidiyor.
Üsüyen bedenimi bedenine sarmak varken
Tenim sicacik tenine hasret gidiyor.
Seni senle yasamak varken
Seni sensiz yasamak gücüme giyor.
Hele bir baskasinin kollarinda oldugunu bilmek
Seni bir baskasiyla hayal bile etmek
düsündükce ölesim özledikce bu diyardan gidesim geliyor.
Seni sensiz yasamak bana ölüm geliyor.

Bana Yılların Hesabını VerVeda ettiğin gün aklımdan gitmez
Geri dönsen de bir şey farketmez
Bu gönül senden başkasını sevemez
Bana yılların hesabını ver..

Bensiz günlerini yok sayamazsın
Gülüşlerinle beni kandıramazsın
Özledim diye elimden kurtulamazsın
Bana yılların hesabını ver..

Kalbimde izi var günahlarının
Bağrımda acısı var sevdalarının
Belli olur mu senin sabahın?
Bana yılların hesabını ver..

Sen artık ellerinsingeri dönme artık
Seni istemediğim çok açık
Sadece bir şey istiyorum senden;
BANA YILLARIN HESABINI VER!

Bana Yokluğunu AnlatBildiğim bir şey söyle bana
Mesela adımı söyle
Beni sevdiğini
Benim seni sevdiğimi
Seni sevdiğimi bildiğini söyle

Gözlerinde hüzün bulutları
Gözlerin dumanlı
Ne zaman gözlerine baksam
Gözlerin kanlı
Bildiğim bir şeyler anlat bana
Ağlamaktan bahset bana

Ne zaman saate baksam
Hep ayrılık vaktidir
Süzülür ellerin ellerimden
Tül gibi hafiften
Bana bildiğim şeyler anlat
Mesela ayrılık gibi

Avaz avaz yankılanır
Odamda geceleri yalnızlık
Kulaklarımda çınlar
Yokluğunun sesi
Bana en iyi bildiğim şeyi
Bana yokluğunu anlat

Bari(benden önce ölürsen izin ver yanına kıvrılayım ..)

bir gün şöyle yapayım
zaten senden ayrılalı hep tuhaf şeyler yapıyorum
gideyim mezarlığa uzanıp kalayım
seni orda kıvrılıp bekleyeyim bari

toz duman olayım orda
sağa sola savrulayım
bitsin artık kalbimin kavgası
silik yaşamıma orda nokta koyayım bari

seni üzdüm ya bu dünyada
nal sesleriyle cehenneme koşayım
yalnızlığı bitireyim bu dünyada
cehennemde bir dost bulayım bari

bir tuş edemedim sensizliği
sevgim müebbet iken sen beraat ettirdin
pas geçirttin restlik ellerimi unutturup gülmeyi
cehennemde güleyim bari

aşıklara yatır olayım sevgilileriyle gelseler
dualarını dallarıma assalar
heba olsam onlara
ben hiç gülmedim birini güldürsem bari

Barış GüverciniGüvercin olmak isterdim
Hani o beyaz olanından
Kırmızı gagalı mercimek gözlü
İnsandan kaçmayan korkmayan
Küçücük yüreğine rağmen
Savaşa meydan okuyan
Barışlar için havalanan
Gittiği yere bolluk götüren
Hani talih kuşu da derler ya
Hani insanların başına konan
Şans dağıttığı söylenen
Bir zamanların postacısı
Sevenlerin aşıkların müjdecisi
Barisin özgürlüğün sembole
Güvercin olmak isterdim
Biliyorum beni vururlar
Kanadımı kolumu kırarlar
Çeşitli tuzak kurarlar
Siyasetine beni alet ederler
Beni bitirmek isterler
Amma nafile bitiremezler
Ben öldükçe çoğalırım
Ben sevdikçe yaşarım
Ben sevgi ve ümit taşırım
Karanlıklardan bile ışırım
Rengim bembeyaz benim
Merhamet barış eserim
Saymakla bitmez hünerim
İnsanı insanlığı severim
Güvercin olmak isterdim
Tabiata kayıtsız kalmayan
Erozyona duyarsız olmayan
Zamansız av yapmayan
Asla yas ağaç kesmeyen
Bir fidana dokunmayan
Yeşile itibar ederdim
Gulu nergisi severdim
Kırda bayırda gezerdim
Golde gölette yüzerdim
Çocukları sever sayar
Göz bebeklerinden öperdim
Barış türküsü söylerdim
Savaşa meydan vermezdim
Zalimle birlik olmazdım
Teröriste göz yummazdım
Kemik için satılmazdım
Güvercin olmak isterdim
Silah satanların inadına
Pusuda yatanların inadına
Yetim hakkıyla beslenen
Şerefsiz yüzsüzlerin inadına
Dostluğun kardeşliğin adına
Yarınların geleceğin adına
Barisin dostluğun devamına
Savaşsız bir dünya için
Bütün dünya halklarının
Huzur ve rahatlığı için
İnsanların kardeşliği için
Tertemiz bir dünya için
Barış güvercini olmak isterdim

Barışa Davet

Yak aşkınla yansa da mihrabım
Hep hırpalandım sensiz viranım
Az mı gittim uz mı gittim firarım
Arpa boyu düşüncelerde kararım

Gözümden akıyorsun aşk yüklü
Barış güvercinlerim hasret ötüşlü
Kan davası mı var sen de dönüşlü
Şiirlerime baksana hep barış süslü

İnan sana hala bin bir canla bağlıyım
Bir gülümse rüyalara tekrar dalayım
Sende doğayım sen gibi sende kalayım
Yak kül et külünden bülbülün olayım.

Baş Edemezsinİş işten geçmeden gel de söz dinle
Sen benim aşkımla baş edemezsin.
Ben sarhoş gezerken senin derdinle
Sen kendi gönlünü hoş edemezsin.

Gül sefa sürse de bülbül çilerken
Bin pişmen olmaz mı rengi solarken
Ben sana dört mevsim bahar dilerken
Sen benim yazımı kış edemezsin.

Fırtına biçersin ey rüzgar eken
Borcunu faizle öder geciken
Sen benim gezdiğim yolları diken
Yattığım yatağı taş edemezsin.

Gülersin aşığı yedekte sayıp
Yetmez mi arından verdiğin kayıp
Kınalı kekliğim elde var deyip
Sen beni kafeste kuş edemezsin.

Kapılma hayalin renk akışına
Ağlarsın gerçeğin can yakışına
Ben kurban olurken bir bakışına
O canım gözleri yaş edemezsin.

Aklını başına topla da vazgeç
Beni dinle de vuslata gün seç
Sen benim elime mecbursun er geç
Bahtımı Mecnun’a eş edemezsin

Baş KoymuşumSevda çekmeyenler düşermi derde
Göz yaşı dökmeyip uyur seherde
Gönül kapısında yırtıldı perde
Bu aşkın yoluna baş koymuşum ben

Çile çekmeden vuslata varılmaz
Gariptir aşığın hali sorulmaz
Yarim naz etsede gönül darılmaz
Gülen gözlerime yaş koymuşum ben

Çektiğim çileler gider ağrıma
Yar diye taşlar sardım bağrıma
Gülüm kulak vermez benim çağrıma
Garibim gönlümü boş koymuşum ben

Baş tacısın



Allahın kulu gözümün nurusun
Yüreğimin acısı kiminin bacısısın
Başkasının neyi olursan ol
Sen benim baş tacımsın.

Belki melek belki hurisin
Güzel bir şiir gibisin
Kaderim elinde sen yazar sen silersin
Sen bu kalbin bitanesisin.

Sen geldin dünyama neşe getirdin
Derdi kederi bitirdin
Bana dünyayı değil cenneti getirdin
Sen bu insanın baş tacısın.

Söyle bu beden senin için dünyayı yıksın
Sana yanlış yapanın kafasına sıksın
Belki kimine göre can sıkıcısın
Ama bu bedenin sonsuza dek baş tacısın.

Başaklar Erdemle Eğilir


Her insanın ay gibi karanlık bir sinesi
Henüz öğrenmediği bir hayat dersi vardır.
İnsan dilinde saklı kader dilin ucunda
Düşlerle harelenen gönül bahçesi bir de…

Hedefsiz bir gemiye hangi rüzgâr yön verir?
Talih kuşu da konmaz yatırımsız hayale.
Hayat mücadeleyle resmedilen tuvalde
Zafer ufak adımla başlayan seferdedir.

Acıyı tadanların şefkatle açar kalbi
Olgunlaşan başaklar erdemle eğilirler.
Her mum yanan bir mumun ateşiyle tutuşur.
Bengisuyla yıkanır sevgiyle dirilenler.

Kin ekilen tarlanın güzünde olmaz hasat
Bahar kışı tanımaz yeşermez taş bahara
Oysa: kral ve yoksul acıkır bir iştahla
Aynı kutuya girer sonunda piyon şahla.

Bilgeler ve bulutlar vermek için alırlar.
Ölüm yaymaz kahraman ölüme meydan okur.
Ki onda hayat bulur öldürmeye gelenler.
Kaval bile parmaklar okşayınca şad olur.

Her yas da üç gün sürer her düş her mükemmel de…
Gönül sarayı yalnız sevgi ile açılır
Otlar üç günde büyür bir gül ahir zamanda.
Kalbini bir sera yap gül yetiştir koynunda.

Susuz su aradıkça su da susuzu arar;
Sürekli düş görenin gerçekleşir rüyası
Susamadan kuyu kaz sevgi ile silahlan
Şair zaman kaydına bağlan artık ne olur!

BaşaramadıkKisa da olsa bu aski neden yasadik
Birbirimizi kandirdik aldattik hislerimizle oynadik
Hayaller kurduk yasadik masallar icinde
Sen Mecnun ben Leyla askimiz hic bitmeyecek
topraga gidecekti ölüme bizimle
Basaramadikbiz cok farkliydik
Maglup ayrilip küstük kadere
Yalan asklara atildik yaban ellere
Dönemezdik artik geriye dönsekte deliye
Sen bana ben sana susamis ayrilik bizi öldürse bile
Unutmak cok zordu unutmak yoktu sözde
Ama biliyorduk ask birarada olmamiza yetmiyordu
Biz farkliydik iki yabanci iki yalanci
Peki ne olacak sonumuz
ne birlikte ne ayri yapamiyoruz
Yasayamiyoruz hayati
Mesafeler koyduk araya kilometrelerce
Gittim uzaklara sensizlige ama
Engelleyemedim rüyalarima girmeni
Sarkilarin hep seni anlatmasini
Baktigim heryerde hayalini görmemi
Alisamadim yokluguna
Artik degistirmezdi dönüsüm hicbirseyi
Azaltmazdi yüregimizdeki hicrani
En aci seyse askimiz kaybetti
Kalplerimiz ise aska inancini
Yetmedi hicbirsey bizi geri döndürmeye
Ayaklar altinda ezilen cicekler gibiyiz
Rüzgarin savurdugu yapraklar gibiyiz
Askin unuttugu iki serseriyiz
Geriye dönmeyecegiz ama
Birbirimize hasret ve ac ölecegiz...

Başı Okşanmamış Yetim


Başı okşanmamış yetim
Sen ağlama…
Kara sözlü insanlar ortasında
Saçlarını tara inadına
Yüksek tut göklere çıkar umutlarını
Menzilin gülistan olsun
Sen gül olmasan da
Gül koksun her yanın
Etrafa dağıt güllerin en güzellerini!

Dümenini sen kullan hayatının
Hayra yor rüyalarını
Rotanı nur’a tut
Geceleri mehtap olur
Ay ışığı denize
Yakamozlar göz bebeklerine vurur

Sen ağlama
Dikensiz büyüt güllerini!
Mavi gül yetiştir tam orta yerinde
Herkese tebessümü borç bil
Dosta selam
Düşmana güven ver

Başı okşanmamış yetim
Sen ağlama
Başı okşanmamış yetim git
Git sen okşa başı okşanmamış bir yetimin.

BaşıboşBildiğini zannetme..
Aşk kuş olup omzuna konmaz
Öyle elini uzatıp
Tutabileceğini sandığında
Kimbilir nerelere konacaktır.

Bildiğini zannetme..
Aşk kalbinin derinliklerinde değildir
Onu çok sevdiğini söylediğinde
Kimbilir aklı kimlerdedir.

Bildiğini zannetme..
Aşk hücrelerinde değildir
Kanım canım her şeyim
Diye saydığında
Bir ki grubu farklıdır.

Bildiğini zannetme..
Aşk yürüyen merdiven gibi değildir
Üstüne çıkıp
Gitmeye çalıştığında
Başıboş bırakır
Yanarsın..

Can mı Dayanır Gidişine

Söyle can mı dayanır
ben seni ömürlük sevmiştim
her an seni düşünüyorken
yanındayken bile deli gibi özlediğim
gülüşüne değer biçemediğim
sevdasından vazgeçemediğim
ve bir türlü sevmeyi beceremediğim güzel
söyle can mı dayanır gidişine.

Kaderimizi olmamalı uzaktan sevmek
bize yakışmaz sevgiye gavur eziyeti çektirmek
ve sen gidiyorsun ardına bile bakmadan
gözyaşı akıtmadan
kolay mı bir yüreği kanatsız bırakmak
kolay mı bir çocuğu anasından ayırmak
kolay değil biliyorum
artık duy sesimi güzel kız
seni seviyorum
seni seviyorum.

Can RüzgarımSen gideli otağımdan bağımdan
O gün bugün ağlıyorum ardından
Bilmiyorsunöleceğim kahrımdan
Nerdesin gel dert ortağım nerdesin

Sensiz kaldımkapkaranlık mehtabım
Okunmuyor sensiz sevda kitabım
Ben bitmeden bana doğru bir adım
Nerdesin gel can yoldaşım nerdesin

Dokunmadan elin eli tenine
Çekilmeyen dert girmeden beline
Hasretinden bak ağlarım bak yine
Nerdesin gel gözü yaşlım nerdesin

Yalnızlığım yokluğunla kankardeş
Zifiri dünyama doğmuyor güneş
Sen kalbime hem sırdaştın hem de eş
Nerdesin gel can rüzgarım nerdesin

Can SuyuGülüm seni ne çoban çeşmelerinde akan suya
Ve ne de o güzel gözlerini gürül-gürül dönen bu dünyaya değişmem asla...
Bilirim çünkü o çoban çeşmeleri gün olur da kururlar
Ve elbette ki bu güzel dünya dönmeye devam eder ama
Gün olur; ecel gelir de cansız bir beden olduğumda ben
Yani öldüğümde ben
Sen yine hep ruhumun dünyasında
Ve hatta aşkımın tüm evreninde yaşamı sağlayacak enerji
Ve tükenmez her ihtiyacı olacaksın
Hem benim hem o aşk evreninin "can suyu" olarak kalacaksın...s

Cana Yakın

Cana yakın arkadaşımken
neden sonra sevdim seni
canana yakın arkadaşısın şimdi
haberin olmasa da senin
uğruna can feda
aşığımsın şimdi.

Savunmuyorum kendimi
suçum belli susuyorum
kalbim hapiste
sevmekten mahkumum
elimden ne gelir
kaderim böyleymiş
bu bahar da yine
sevilmekten mahkumum.

Canan Ali


Can Ali canan Ali
Her derde derman Ali
İlimde umman Ali
Can sana kurban Ali.

Ay Ali hilâl Ali
Güzel bir cemâl Ali
Edepte kemâl Ali
Can sana kurban Ali.

Şebboy Ali gül Ali
Engin bir gönül Ali
Şakıyan bülbül Ali
Can sana kurban Ali.

Kemâlatta fert Ali
Varlıkta cömert Ali
Yiğitlikte mert Ali
Can sana kurban Ali.

Kevserde sâki Ali
İlimde bâki Ali
Yüzümün akı Ali
Can sana kurban Ali.

Şah Ali sultan Ali
Zalime yaman Ali
Mazluma aman Ali
Can sana kurban Ali.

Resule kardaş Ali
Nebiye sırdaş Ali
Hızır’a yoldaş Ali
Can sana kurban Ali.

Din Ali iman Ali
Aşk Ali irfan Ali
Halid’e ferman Ali
Can sana kurban Ali.

Candan Öte YarNe gündüzü gördü gözlerin sensiz
Ne de gece bitti yalnız akşamlarda
Ne amansız yol alır oldum
Ne de sensiz yaşamayı becerebiliyorum şu dünyada

Hayatımdaki tek vazgeçilmezdin sen
Nice sevgilerin arasından sıyrılıp bulmuştun beni
Nice yangının suyuydu özlemin
Senle yaşamak yaşanılır
Senle sevmek sevilir kılınabiliyordu

Sen benim bende kalan yarımdın
Sen benim dert ortağımdın
Sen benim candan öte canımdın

Cani’nin Coni’nin Şeyinde Kald1kSam’a döndü hem terane hem gayda
Ne bağ kaldı ne gül kaldı ne ada
Ahmak gibi garibanda paşada
Cani’nin Coni’nin elinde kaldık

Figan etme bülbül figanın boştur
Kanadın kırılmış yolun yokuştur
Neye yarar artık koştur koşuştur
Cani’nin Coni’nin selinde kaldık

Ne dikenim kaldı ne gül ne fişek
Bu nasıl birlikmiş bu kadar gevşek
Salladıkça yere bir bir düşecek
Cani’nin Coni’nin belinde kaldık

Parça parça olduk bitti özümüz
Çakallar kurt olmuş geçmez sözümüz
Dost ile düşmanı seçmez gözümüz
Cani’nin Coni’nin dilinde kaldık

Sağcı solcu dinli dinsiz yapılıp
Senelerdir koyun gibi kırpılıp
Zengin yoksul yardımlara kapılıp
Cani’nin Coni’nin kilinde kaldık

Kendi kendimize yetip yaşarken
İnsan gibi sahralarda koşarken
Nasılda pes edip bu kadar erken
Cani’nin Coni’nin külünde kaldık

Nerdesin yüreğim nerdesin gelki
Damarlara girdi esirlik zerki
Kafese konulmuş kartalın erki
Cani’nin Coni’nin ilinde kaldık

Murat der ki artık toplan toparlan
Bu vatan bizimdir gayrisi yalan
Körmusun gözlerin görmez mi olan
Cani’nin Coni’nin şeyinde kaldık!

Dağ RüzgarıKaderde senden ayrı düşmek de varmış
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim...
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden
Yalnızlık güzeldir diyordum
Al başını kaç bu şehirden
Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git
Git gidebildiğin yere git diyordum
Oysa ki senden kaçılmazmış
Yokluğuna birgün bile dayanılmazmış.
Bilmiyordum...

Yine de dayanmağa çalışıyorum işte
Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
Rüzgar güzel bir koku getirmişse
Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum
Yaşamak seninle bir başka zamanı
Bir başka zamanda seni yaşamak
Herşeyden önce sen
Elbette sen
Mutlaka sen
İster uzaklarda ol
İster yanıbaşımda dur
Sen ol yeter ki bu zaman içinde
Ben olmasam da olur
Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır
Bitmiyorsun
Çaresizliğim gün gibi aşikar
Su olup çeşmelerden akan güzelliğin
İnceliğin ışık ışık yüzüme vuran
Sen güneş kadar sıcak
Tabiat kadar gerçek
Sen bahçelerde çiçekler açtıran
Sudan havadan güneşten yüce varlık
Sen o tek sevgi içimde
Sen görebildiğim tek aydınlık

Bir nefes de benim için al
Havasızlıktan öldürme beni
Bulutlara yıldızlara benim için de bak
Susadım diyorsam
Bir yudum su içmelisin
Ben yorulduysam sen uyumalısın
Ellerim sevilmek istiyor
Saçlarım okşanmak istiyor
Dudaklarım öpülmek istiyor
Anlamalısın.

Ağaçların yeşili kalmadı
Gökyüzünün mavisi yok
Bu dağlar o dağlar değil
Rüzgarında kekik kokusu yok
Kim bu çaresiz adam
Bu kan çanağı gözler kimin
Kaç gecedir uykusu yok
Gündüzü yok
Gecesi yok
Yok
Yok
Anladım
Sensiz yaşanmaz bu dünyada
İmkanı yok.

Dağ ve Şelale Ne bu sevda biter ne de bu hasret
Devlerin aşkı bu olsa gerek
Sen koca bir dağ zirvesi bulutlar arasında
Ben sonsuzlukta akan bir şelale
Ne sen eğilirsin ne de ben durulurum
Senin zirvende karlar bulutlar arasında öyküler canlanır
Benim içimde çağlayan sularla
Değişik diyarların koynundan sökülüp gelen
canlılardeğişik kokulartatlar
Sen sana doğru yön değiştirmemi
Senin içinde çağlayıp coşmamı beklersin
Ama mağrur başını eğmezsinsadece beklersin
Ben başındaki bulutlardan bana yağmur olmasını
İçindeki saklı minerallerin bana katılmasını
Birlikte ormanlarçiçekleryosunlarla
Hayat bulmasını beklerim
Hep birbirimizden herşeyi bekler
Tam uzanacakken birbirimize
Her amn bir bahane buluruz o gelsin diye
Bir gün gelecek coşkun sularıyla akan şelale
Toprağın koynundan senin kalbine girecek.
Ve o mağrur gövdende kalbinin ateşi bir delik açacak
İnsanlar bir dağın gövdesinden akan bir şelaleyi görecekler

Dağın Ardındaki Yıldız



Şu dağın ardında bir yıldız saklı dediler
Koskoca yükü üstüme yüklediler
Yıldızın adı aşkmış meğer
Yüzüme gülerken bunu söylediler.

Her adımda yolumdan bir taş kaydı
Zirve gözümde pek bir uzak kaldı
Ne zor bir yolculukmuş bu sana
Tadamadım suyundan kana kana.

Taze açmış çiçekler buldum yolunda
Saklı dediler kokun onda
Koparmaya kıyamadım dalından
Eğilip kokladım yeni açmış salkımından.

Boğazımı yakan bu kokuda nedir
Kokladıkça koklayasım gelir
Bu çiçek uğruna değil bir gün
Koca bir ömür verilir.

Adı neymiş bu çiçeğin dersin
Aşık olmayan adın bilmez
Derde düşen beri gelsin
Sor şu biçareye de sana cevap versin.

Hani yar gülerde herkese bir sana gülmez
Derdi var dersin derdin söylemez
Tek bir söz tek bir hece beklersin
Sanki derman aman nedir bilmez.

Bildin mi şimdi ey halden anlamaz
Koklamayı bilirsen boğazın yakmaz
Hani dedim ya tek bir hece tek bir söz
O güzel çiçeğin adı; Naz.

Adım adım çıkıyorum yolunda
Nefesimi senden alıyorum her soluğumda
Koca bir çam ağacı kesti yolumu şimdi
Gövdesinde bir ses beni çağırır içeri.

Başımı döndüre bu reyha nedir? takılı kaldım
Elimi usulca göğsüne uzattım
Çekemiyorum kendimi aman Allahım
Bir ağaç gölgesinde asılı kaldım.

Söyle ey peri nedir bu bağlandığım
Ne yatar altında bu altından kisvenin
Yoksa O O mu yıllardır saklandığım
Kölesimi oldum şimdi kaçtığım işvenin.

Ey Aşk! ne zorlu yolların varmış
Sana ulaşamayanlar benim gibi
Yarı yolunda binbir engele takılmış
Bekleşirler köşebaşında ölüm gibi

Gözüm zirvede kaldı şimdi sana bakıp
Diğerleri gibi sana ulaşamayıp
Kaderim burada bir acı ağıt yakıp
Sevmekmiş bir başkasını sen sayıp.

DağınıkBak bugün de güneş doğdu
Bugün de yaşıyorum
Odam geceden kalma
Dağınık
Bir tarafta saçların
Bir tarafta gözlerin
Tek tek topluyorum
Yine de bir "sen" yapamıyorum

Dağlar

Aşkın gözü kördürdemişler
Gönül gözü neylesin dağlar
Aşk ateşi yakardemişler.
Gönül sözüneylesin dağlar.

Sesini duyunca gülümser
İçinde umutlar iyimser
Aşkını baharla özümser
Gülşen güzüneylesin dağlar.

Yarin gözleri sulu sulu
Gönlü sevgiyle dolu dolu
Sarpdikenli kader yolu
Geçit vermezneylesin dağlar.

Bir güvercin gibi yüreği
Yare uçmaktırhep dileği
Ne yazıkkırılmış bileği!
Uçamıyorneylesin dağlar.

Aşk ölçülemez parayla pulla
Sevda bitmez kapanan yolla
Uçan kuşla bir selam yolla
Habersiz yarneylesin dağlar.

Yıllar yılı hasret çekmişler
Gözden ırak olsa bile sevmişler
Kalplerine sevgi ekmişler
Tohumlarıneylesin dağlar.

DağlarDağlar cevap verin ben nerdeyim
Toprağınıza alıp beni gökyüzüne teslim edin
Bir aşk uğruna harcanan ömrümü
Rüzgarlara serin
Dağlar dağlar söyleyin ben nerdeyim

Ağlayayım diyorum
Olmuyor
Güleyim diyorum
Olmuyor
Ağlasam olmaz gülsem olmaz
Kabus olur geceler kimseler bilmez

Sen yoksun ya yoksun işte
Gülüşlerim
Yalan
Sevinçlerim
Yalan
Feryatlarımı figanlarımı yok ki duyan

Kalbimde bir sancı var nedendir bilmem
Senden başkası mı
Sevemem sevemem

Dağlar dağlar cevap verin ben nerdeyim
Bir gece apansız uykumdan kaldırıp beni
Yıldızlara teslim edin
Dağlar dağlar söyleyin ben nerdeyim

Göz yaşlarımdan şarkı yaptım
Sözlerine hep acı kattım
Gitarımın bozuk akorduyla
La minörden çaldım
Sensizken hep ağladım Ağladım
Cevap ver bana bunu neden yaptın

dağlar dağlar söyleyin ben nerdeyim
beni bu hallere koyan yarime selam deyin

eyyy dertlerim kederlerim
bir sabah beni de alıp bu şehirden gidin.

DağlarUzun olur dağlarda yaşayanın ömrü
Güzel olur dağlarda yaşayanın yüzü
Temiz olur dağların havası ile suyu
Lezzetli olur her şeyinin tadı - tuzu

Güneş her sabah ilk kez dağı işitir
Leyla’nın gözyaşı gibi karları eritir
Dağlar akıtır Kevser gibi ırmakları
Rüzgar harman eder tüm kokuları

Dallar raks ettikçe yar gelir aklıma
Bülbüller öttükçe yar gelir aklıma
Estikçe rüzgar kokusu gelir burnuma
Çaldıkça çoban kavalı O gelir aklıma

Geceleri ay avize yıldızlar spot lamba
Gel de sen o dağlarda Leyla’ya arama
Başka kimse derman olamadı o yarama
Dağlar ne olur bir de siz bakin yarama

Hep belleğimdedir o dağların öyküsü
Kulağımdadır hala bülbüllerinin ötüşü
Burnumdadır hala çiçeklerinin kokusu
Gözlerimdedir hala yaylarının dokusu

Islık ötüren rüzgara eslik eder ağaçlar
Hep öter kuşlar öpüşür yeşil yapraklar
Karlı dağdan engin ovaya sular çağlar
Rüzgarlar bin bir çeşit koku harmanlar
Yanımda yar meskenim de olsaydı dağ
O an olurdu gönlüm bağ duygularım dağ
Soğan ekmek yanında su sanki olurdu bal
Başka şey istemezdim yeterdi bana bu hal

Feryatlarımı yalnız dağlar cevap verdiler
Ağaçlar kuşlar böcekler de teselli ettiler
Ağaçlar dallarını hep benim için eğdiler
Kollarını benim için birer hamak yaptılar

Dara vefasıza düsenler hep size sığındı
Peygamberler veliler hep sizlere sığındı
Dağlar bazen sel verse de hiç sır vermedi
Kıymetli ve kutsal şeyleri kalbinde sakladı

Dostlara güven düşmanlara korku verirsiniz
Hep Aşıklara Maşuklara mesken olursunuz
Dara vefasızlara düşenlere kucak açarsınız
Güzelliğinizle de etrafınıza neşe saçarsınız

Hey dağlar buralarda bağıramıyorum yasak
Buralardaki insanlar olmuşlar sanki tutsak
İçimdeki bir his diyor dağın yolunu tutsak
Askı yasamak için dağlara mesken kursak

Sikildim ben buralardan deşarj olmak istiyorum
Temiz havandan bol bol içime çekmek istiyorum
O Berrak sularından kana kana içmek istiyorum
Arının bal yaptığı çiçeğini koklamak istiyorum[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor. Ücretsiz Üye Olmak İçin Tıklayın.]

DağlarÇekmece'den Maltepe'den ileri
Gitmemiş Sadabat çelebileri
Alem tepesine Alemdağ derler
Dağlar var karanlık dağlar var beyaz
Korka korka eteklerinden öper yaz
Babadağ Gavurdağ Kocadağ Ilgaz
Kubbelerdir dolaşılır aşılmaz
Tendürek'te Kop'ta Palandöken'de
Kurtların payı var gelip geçende
Ki alırlar vermek istemesen de

Medetsizler Aklar Nurlar Yıldızlar
Karalar Kızıllar Bozlar Yağızlar
Karla dolar 'imdat' diyen ağızlar
Yollar kesen haraç alan dağlar var.
Dönmez misiniz ey yolda kalanlar
Yolcular garipler garip çobanlar
Allahuekber'de tekbir alanlar
Ovalar konaklar yollar aşırı
Birbirini selamlayan dağlar var.

Sarkarken Cudi'nin karları dal dal
Bir yıldız kayar ki tutuşur çamlar
Bir kızıl şehrain olur akşamlar
Tacı tahtı olan karlı dağlar var
Tüter sarı çiçek burcu burcudur
Yazın ya mor ya da turuncudur.
Ve kışın dünyanın öbür ucudur.
Dağlar batının yangınlarında kor
Dağlar var adları Nemrut Balahor.

Kayışdağı kim Alemdağ kim oluyor?
Lakin ufku görünce birden yoksul
Dağ yerine kubbe yapmış İstanbul
Kurşun şamdanlarda mumlar fildişi
Ki pırıltıları sularda pul pul.

Dağlar Mahşer'e Taşır''bitti'' diyorsun ya bende bitmedi
kalbim bu sevdayı Mahşer'e taşır.
sevgime törenin sözü geçmedi
dağlar bu sevdayı Mahşer'e taşır.

şimdi dağlardayım görmem yüzünü
ben bir kez severim yemem sözümü
kapasam dağlarda iki gözümü
dağlar bu sevdayı Mahşer'e taşır.

sevdamı dinliyor dallar yapraklar
gözyaşımı taşır göller ırmaklar
varsın sarsın beni kara topraklar
dağlar bu sevdayı Mahşer'e taşır.

yüreğim aşılmaz töreyi aşar
ben gitsem bu sevda dağlarda yaşar
gün gelir ağaçlar kağıda düşer
dağlar bu sevdayı Mahşer'e taşır...

Dağlar Şahidim OlsunDağlar şahidim olsun sende erimek istedi
Doruklarımda ayaz kesen her zerrem.
Dudaklarında ad
İçinde can olmak istedim can.
Seninle karışmak istedi her parçam

DağlaraDoruk beyaz dere mavi;
Etekler yeşil çuhadan..
Dağlar koskoca dünyayı
İkiye böler ortadan...
Ki nesi kalır dünyanın
Dağları çeksen aradan?

Kartal süzülür yuvadan;
Yuvası vardır kayadan.
Dağlarda kartopu diye
Birbirine ay atan
Kızlar... ki dudakları al...
Alları değil boyadan.

Dağ uykulariyle mahmur
Yüzlerini gün doğmadan
Seyrederler ya suyun ya
Ayın tuttuğu aynadan.

Yaratırken şu dünyayı
Yeri göğüyle yaradan
Dağı sahiden yaratmış
Geri kalanı şakadan!
Kurtlarına helâl olsun
Ne alırlarsa ovadan!

Dağlarda Kar OlsaydımŞu dağlarda kar olsaydım...
Bir asi rüzgar olsaydım...
Arar bulur muydun beni
Sahipsiz mezar olsaydım?

Şu yangında har olsaydım...
Ağlayıp bizar olsaydım...
Belki yaslanırdın bana
Mahpusta duvar olsaydım...

Şu bozkırda han olsaydım
Yıkık perişan olsaydım...
Yine sever miydin beni
Simsiyah duman olsaydım?

Şu yarada kan olsaydım
Dökülüp ziyan olsaydım...
Bu dünyada yerim yokmuş
Keşke bir yalan olsaydım!.

Dağlarda Şarkı SöyleAl eline bir değnek
Tırman dağlara şöyle!
Şehir farksız olsun tek
Mukavvadan bir köyle.

Uzasan göğe ersen
Cücesin şehirde sen;
Bir dev olmak istersen
Dağlarda şarkı söyle!

Daha Tanımıyorsun Beni


Daha tanımıyorsun beni
Zamanla anlatırım sana kendimi
İyiliğim güzeldir benim
Kim görmüş kötülüğümü
Bunu hep derim
Niyetini bileyim
İnan bana gerisi hiç önemli değil
Beni satanı ben bedavaya veririm
Beni tanıyanlar bilir
Öyle kötü bir yanım vardır ki
Dilerim hiç görmeyesin
Dostluğum kadar düşmanlığımda derindir benim.

Daha Adını Bile KoyamadımDönelim artık eski günlere
Gidelim yine parklara bahçelere
Kabahatimi biliyorsun
Neden artık sevmiyorsun
Şansım yok mu hiç
Yalnızlık bana göre değil
Benim yerim senin yanın
Yeniden sev beni
Hiç bitmesin bu sefer
Sabahlar uzak olsun
Yaşanan geceler hatırlansın
Seni sevdiğim her gün için şiir yazdım
Sonuncusu dündü
Bugün ise yeniden yazdım
Sanki hiç yazmamış gibi
Her satıra adını yazdım
Hiç duymamışım gibi
Seni seviyorum bile diyemedim
Sevmekten öte ama
Daha adını bile koyamadım

Daha Çok Erken Gitmese Olmaz mıUykuyu gözlerde bırakaraktan....
Yürekte hasretin hep kalaraktan..
Dudakta tenimde kaldın bunu bil..
Gitmesen olmaz mı daha çok erken..

Tan ağardı dedin hani nerede..
İstemeden ayrıldık dediğin de..
Sardığın kolların gevşediğinde..
Gitmesen olmaz mı daha çok erken..

Susarak yaşadık günleri ayları
Gözlerde bitirdik seneleri anları..
Kapalı kapılar simsiyah perde..
Gitmesen olmaz mı daha çok erken..

Eridi buzlarım güneş görmeden..
Sonbahar geldi bahar olmada..
Seni kaybettim.. günüm dolmadan..
Gitmesen olmaz mı..daha çok erken..

Pişmanlık gemisi limana geldi..
Gözüm arkada yüreğim sende..
Sen de kal artık olduğun yerde..
Gitmesen olmaz mı..daha çok erken..

Daha Dündaha dün konuştuk senle
havadaan sudan
birazda aşktan konuştuk
biraz gerçeek biraz yalan

daha dün konuştuk senle
geçmişten bahsettik
sen ellerin olmuştun
bir bendim yalnız kalan

Daha NeVerebileceğinin hepsini verdi
Yaşattı sana yaşanmamışlarını
Ama sen sonsuz sınırsız doyumsuz
Hiçbir sevi sür-git değil
Cennet bir tadımlık
Mutluluk bir şimşek parıltısınca
Zaman nasıl donmuşsa bir resimde
Donmuşluğudur zamanın mutluluk
Ölümsüz olan bir anmalık
Yaşattı seni yaşayamadıklarında
Hem de ölesiye
Daha ne

Daha Ne GerekYaradan aşkına söyleyin canlar
Bir nefes bir lokma daha ne gerek
Olmasın savaşlar akmasın kanlar
Bir nefes bir lokma daha ne gerek

Kamil olan bilir yedidir rengi
Değil mi sevilen sevenin dengi
Küçücük bebeler görmesin cengi
Bir nefes bir lokma daha ne gerek

Ne size ne bize kalır bu dünya
Biri üleşip de versek ikiye
İkiye ulaşıp ersek sevgiye
Bir nefes bir lokma daha ne gerek

Engin’ in silahı bir tek kalemdir
Okumadan bilmemek asıl elemdir
Bilgiyi paylaşmak daim alemdir
Bir nefes bir lokma daha ne gerek

Dalga Misali AşkBir dalga misali yaşadık aşkımızı
Okyanus ortasında sinsi ve iştahlı bir dalga misali
İlerledikçe büyüyor büyüdükçe taşıyordu yüreğimizden
Korkusuzca kosuyorduk bizi bekleyen taş yığınına inat
Kavgaya bilendiğimizi düşünüyordum ikimizin de
Nerden bilirdim bir rüzgara sığınıp beni bıraktığını
Aşkı bir dalga misali yaşayacağımı…
Sen bir kumsala uzandın acıdan korkarcasına
Ben bilendiğim taş yığınına çığlık atarcasına
Sen geri döndün kaynağına sığındığın rüzgarınla
Ben savruldum sonsuzluğa köpüren kan damlalarımla..

DalgalarSarmış deniz kızları gibi dalgalar bizi
Uzun saçları gümüş şeffaf tenleri fosfor.
Yumuşak başlarıyla sarsarak teknemizi
Yolcu gittiğin sahil nerde diye bağırıyor.

Ne bir kıyıdan eser ne bir ışıktan eser
Sulardan daha derin yolun karanlıkları.
Dalgalar yürüyünüz arayalım beraber
Başımızı dövecek yalçın kayalıkları!..

Dalgalarımı Geri Verin

Aşk denizinde kaybolmuş bir yolcuyum ben.
Ne yapsam da kurtulamıyorum hırçınlığından
Kıyıya vuruyor yalnızlığım
Karaya çıkamadan derinlere gömülüyor hayallerim.
Martılar daireler çiziyorlar üzerimde
Akbabalara benzetiyorum onları...
Ne bir yemek ne bir su
Acılarla besleniyor vücudum.
Koca okyanus az geliyor kalbimdeki yangını söndürmeye.
Bulutlar karardıkça daha da şiddetleniyor içimdeki fırtına...
Dalga sesleri parçalıyor geceleri.
Her geçen gün umutlarım giderek azalıyor bu ıssızlıkta
Yalnızlığın ne kadar acı verdiğini şimdi daha iyi anlıyorum.
Güneş gözlerimi kamaştırırken
Tuzlu su derimi eritiyor...
Yorulmuş bedenim salıyor kendini dalgalara;
Kapanıyor gözlerim yavaş yavaş.
Ve kendimi karada buluyorum bir gün
İnsanlar acımasız; sevgi ne demek...
Her taraf karanlık her tarafı acı kaplamış
Mücadele etmek çok zor
Yalnızlık denen duygu kurcalıyor beynimi.
Ne bir kimsem ne de bir sevdiğim.
Ağır ağır ölüme doğru ilerliyor ruhum
Dalgalarımı geri verin bana
Denizi özlüyorum!

Dalgayla KıyıDalga ile kıyının aşkını bilirisin
Öncesinden başlayıp sonsuza giden dalga
Hep aşka kavuşma özlemiyle atılır suya
Dalga seven kıyı sevilendir
Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga
Ve döner hep geriye
Bilir kavuşamıyacağını ama hep koşar kıyıya
Her bir dokunuşunda aşkına verir vedenini hesapsızca
İşte bende seni severim böyle delicesine
Yok olmayi göze aldım tekrar senle doğmak icin

DalgınBugün dalgınım yine
Ne yaptığımı bilmiyorum
Belki de şu an
bomboş bir sokakta
usulca yürüyorum
belki de bir yatakta
dalmışım uyuyorum

Dallar
Ey yaşlı dağların genç ve yorgun yolcusu
Ey ihtiyar dünyanın bile yetmediği güzel
Be hey yay kaşlarını neden çatarsın?
Soran olmadımı sana derdini kibu kadar hırçınsın.
Aslında biliyorum.kırdılar yeşillenen dallarını
Döktüler zehiri toprağınasusuz bıraktılar.
Güneşi çok gördüler sana.
Elbet hepsinden haberdarım.
Yinede yaşamalı yaşatmalısın
Niye diye sorma!
Burada ancak seninle birlikte
yaşayabilen bir fidan daha var da ondan.

Damla

Her yağmur damlası şairin kaleminde
Şahittir her zaman olup bitine.
Ya arkasına bakmadan gidene
Yada camdan bakıp acı çekene.

Berekettir her damla çifti cinin gönlünde
Bir duygudur şairin dilinde.
Yalan dünyada bir damlanın içinde
Kimi sevilir kimi üzülür kara bulutu görünce.

Damsız GirilmezYokluğunda;
Seni düşünebildiğim
Anların bile çok güzel olduğu
Günlere kalınan hasret...

Acı vermesin artık sevdalar
Her gece ayrı bir kahır
Her gün doğumuna lanet
Yağdırmak istemiyorum artık.
Sevgiye uzanan ellerim
Her gün biraz daha nasır tutuyor.
Hep bahar dalları açtırırdım gönlümde
Yıkılası umutlarımı sulardım sevdayla.
Hayat başaramadı ama
Aşklar yordu beni...
Ne umdum ne buldumlarla
Akıp giden beyhude bir hayat.
Bundan böyle ne yasemin kokar düşlerim