![]() |
|
|||||||
| Şiirler Her Konuda Şiirin Bulunduğu Ortamınız |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
MEHTABI ÇALDIK BU GECE - İhsan Kurt Ne burdayız ne de Tur’da
kulak ötecek Sur’daYöneltilen her soruda sınıfı geçtik bu gece Haberler var maveradan hem yolcudan hem de handanVazgeçtik kârdan ziyandan gidilen yolduk bu geceBazen kışta bazen yazda Ağustosta kor ayazdaGüfteler olup bir sazda mızraba konduk bu geceHer birimiz ayrı bir renk tomar tomar hevenk hevenkÇabamız ne olmaya denk Gül’de solduk bu geceHem güldük hem de ağladık kesrette yürek dağladıkDeryalar olup çağladık hem O’nu andık bu geceBazı sayrı bazen de sağ demedik bu tepe bu dağGönüle yaktık bir çerağ mehtabı çaldık bu geceBoş idik belki dolduk dolup çağlayan oldukNasiplerimizi aldık coşan bir seldik bu geceBir bulandık bir durulduk daldan dala kuruldukVar olmadan sorulduk cevabı bildik bu geceNe sondayız ne de başta bir hikmet vardır bu işteHer yıl bir kere gelişte bildik ki kulduk bu gece |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
![]() |
İrfan Doğrusöz - Fırat Kızıltuğ Gurbete gönderdim geri dönesin
![]() Gelip de can-haktan yine gülesin ![]() Bizlere hem ağa hem bey olasın; “Gün” dedin ay oldu aylar yıl oldu![]() Yoksa incindin mi bir şey mi oldu ?Yaptığın şakaya kendin gülerdin ![]() Ağlasam yetişir yaşım silerdin ![]() Her zaman iyilik ferah dilerdin;Bir yere gitmişsin benden habersiz ![]() Gayri günlerimiz geçmez kedersiz.Nereye el atsam hâtıran dolu ![]() Kayıtlı seslerin canlı dop dolu![]() Kimler tarifledi gittiğin yolu ? Daha vakit vardı neydi acelen ?Bilmez miydin gelmez oraya giden.Vedâ etmedin ki gönlüm inansın![]() Yolunu gözlemekten de usansın ![]() Söylenen doğruysa felek utansın; “Evvelki ahbâba koştu” dediler ![]() “Mecliste makamı boştu” dediler. Hadi gel bak yine yollara düştüm![]() Gurbet yollarına kimsesiz koştum ![]() Şar Dağı’ndan geçip Ohri’yi aştım;“Hâtıranı oralara yetirdim “Urumellerine selâm götürdüm |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
![]() |
Oruç / Meryem Şahin Allah'ın katında kutlu gıdası
Melekler gibidir onun edasıHak'tan davet olur gelen sedasıMü'mini coşturan gönüldür oruç Allah için kulun nefsi fedasıHakk'ın rahmetine müştak gedasıCennet-ü Cemal'dir onun sevdasıTutanı uçuran kanattır oruçOrucu tutanın yoktur HevasıOlur şeytanların korku belasıKafirleri sarar haset vebasıMü'mini kurtaran sanattır oruçKullara ikramdır Cennet meyvasıHasta yüreklere Lokman ŞifasıBurda sıkıntının orda sefasıOlacak mümine berattır oruç |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
![]() |
EY ŞEHR-İ RAMAZAN - Bekir Oğuzbaşaran Göklerden sessizce gelen kutsal bir fermandır
Oruçla güzelleşen gönüllere sultandır Allah’tan kullarına en güzel armağandır Hayâtımıza hoş geldin ey şehr-i Ramazan. Nefsimizin beton duvarlarını kırandır Bütün ayların içinde en mübârek olandır Yoksulları giydiren açları doyurandır Hayâtımıza hoş geldin ey şehr-i Ramazan. Şeytan elçilerini zincirlere vurandır Bu ayda tüm müminler daha bir Müslüman’dır Hatimle kılınan namaz okunan Kur’ân’dır Hayâtımıza hoş geldin ey şehr-i Ramazan. Merhametin somut hâle geldiği zamandır Câmiler dolup taşar bereket çağlayandır Minâre minâre mahya mahyalar nurdandır Hayâtımıza hoş geldin ey şehr-i Ramazan. Af ve mağfiret ayı bu bir mâh-ı gufrandır Sabır eğitimiyle dertlilere dermandır Yeryüzüne huzûru cömertçe dağıtandır Hayâtımıza hoş geldin ey şehr-i Ramazan. |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
![]() |
Sona Gazel - İhsan Kurt Bitmez denen bu cihanın hevası da biter
Öyle bir gün gelir sen-ben davası da biter İstersen altından kaplat bu dünya evini Cilalar bir bir dökülür sıvası da biter Kaynaktan çağıl çağıl sular sana akarken Sular taşıyan ellerin kovası da biter Güllerin her mevsim açışından ders almayan Bülbüllerin hazan olan yuvası da biter Yollar kıvrım kıvrım elbet bir menzile varır Yürüyen ayaklarının hevesi de biter Dua edecekler bıraksanız da geride Bir gün gelir ki onların duası da biter Kalan var mı ki bu dünyada sonsuza kadar Gün gelir ansızın dünya havası da biter İhsan Kurt |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
![]() |
Mehmet Nuri Parmaksız'dan Şiirler HEM AYRILIK HEM VUSLÂT
Galata Kulesi ve Topkapı Sarayı ![]() Gezenler görmezler emin ol!Sende gizlenmiş hatırâyı. Konya’dan güler pirim Mevlana ![]() Üçüncü Selim ve Şeyh Galip’in hatrına. Gönlü aşk dolu müritlerin hepsini ![]() Musiki ve şiirle kaldırır ayağa. Nerdesin! Ey ay yüzlü sultanım! Beklemekteyim şeyhimin türbesinde.Şiirlerime icazet çıktı artık bilesin!Söz vermiştik hani biz nerdesin nerdesin...Semazenler gönlüme nakşeden bir figürdür ![]() Mesnevi’ye aşina aşık olanlar hürdür.Bil ki aşk kuyusu Yusuf’un kuyusudur;Fuzuli’yi yücelten gönlü coşturan “Su”dur.İstanbul benim için hem ayrılık hem vuslât![]() Heyhat! Izdırabınla bir başka güzeldir hayat!RÜZGÂR Mesnevi’de gizlenmiş Hüsn ü Aşk’ta aşikâr;Ruhumuzdan beslenen Esrârlı bir âlemin habercisidir rüzgâr.Sanki elestten bana aşina olan bir yüz;Düşlerimde her gece durmaksızın ağlıyor ![]() Nalişiyle kalbimi binlerce kez dağlıyor...Beklemekte gözlerim uykuyu her saniye ![]() İçimde çağlayanlar akıp durmakta yine.Sesten ziyâde rüzgâr hiç aklımdan çıkmıyor.Aynalarla bu gönlüm bir türlü barışmıyor. Söylesene Fuzuli ![]() Firkâtin denizinde neden esmiyor rüzgâr? Kapıların ardında bizi korkutan ne var?Anladım ki sonunda ![]() İnsanın kendisiymiş muamma olan duvar!Her fâni mezârını kendi eliyle kazar.Gönül kuşum yoruldu artık kaçacak yer yok! Hayallerimden başka yelken açacak yer yok!NAFİLE şinalardan mürekkep bu şehir Seyreder içimdeki hayali. Her dem ızdırap çeken duvarlar Besler bendeki melâli. Bir renk cümbüşü dünyâ ![]() Hakim olan renkse sarı. Derûnumdan çıkan sesler ![]() Bir türlü yansımaz dışarı! Denizi özlemek yetmez önce yağmurda ıslanmalı.İştiyakınsa bir sonu olmalı! İkilemler ağlayışlar ve kaçışlarMutlak sonu unutturur mu? Bir odadan bir adaya öylesine yelken açışlar!Nafile teslim ol vahdete!Coşacaktır bu gönül vuslâta erdiği yerde!Nafile teslim ol kadere!Huzur bulacak benlik yokluğu bulduğu yerde!Nafile...Nafile... FELEK GÜLÜ SEVİNCE Derd-i âşk-ı belâya sardı beni bu kader Nerdedir gençliğimde kokladığım o güller Âlemler yaratılmış yâr o günlere kaç var Bu meşki anlayacak dostlara ihtiyaç var Bezm-i elesten beri gurbette sayılırız Bizler âşk sarhoşuyuz vahdetle ayılırız Vuslâta ermek için koşarız her dem yâre Üstât olmak değildir hiçbir soruna çâre Aşkı bir dava bildik sahiplendik biz onu Bitiremezler dostlar yok bu yolun bir sonu Gönlümüz eskidedir gözümüzse âtide Yerle göğü biliriz kökümüzse mazide Sohbet meclisi nerde toplansın dostlar nerde Yâri alıp gelin de kalksın gözümden perde Yanıp yanıp kül olduk savrulduk ince ince Bir gün biz de güleriz felek gülü sevince NE DERSİN? Gülsün! Yüzü gülsün bana dönsün mü ne dersinDerdiyle yanıp kül gibi sönsün mü ne dersin Bir şans daha versem mi o gül yüzlü hayâle Sevdâm ile pervâneye dönsün mü ne dersin Gül mevsimi yalnız beni ansın mı ne dersin Feryâdına ağyâr bile yansın mı ne dersin Gözyaşları gerçek mi bilinmez güven olmaz Mecnûn gibi çöllerde dolansın mı ne dersin DİNLE Hakkında tecellî edecek bir gün adâlet Bir kez yola çıktın mı sakın durma devâm et Kaçsan da unutsan da ne yapsan da peşinde Gölgen gibi ardın sıra tâkipte nedâmet Bitmişse bir aşk boş yere beklenmez işâret Tâlih sana gülsün sızı bir gün biter elbet Maziyle yaşanmaz ki giden her gün ömürden Mutlak sona yaklaştırır insânı nihâyet KAVUŞAMAYAN ELLER Gönül narin kaledir yıkmaya gör sen onu Bitti sanırsın ama nedâmetin yok sonu İnan ki olanlarda senin yok bir günâhın Ne zaman beni bulur göklere çıkan âhın Aşkımı açıklamam büyük bir cesâretti Sana aşık olduğum günlerim esâretti Sen benden bekliyordun böylesi bir isyânı Aşkımızın yoktu ki tutulacak bir yanı Sahibim senden kalan şimdi ıslak mendile İçimden geçenlerse geliyor bir bir dile Senin sayende yârim kurtuldum tuzaklardan Şimdi el sallıyorum sana çok uzaklardan Aşkımızı sır gibi saklıyorum derinde Sevgin döndürdü beni aman dilenen rinde Sen olmasan da artık aşkınla rüyadayım Senden sonra sevgili ışıksız bir adayım Biliyordum başında sana boyun eğersem Yok olacaktı her şey vuslâtına değersem Kırmasaydım gönlünü kalmazdım insâfına Beni affet desem de almazsın sen sâfına Ceza verdim kendime bak yüreğim kanıyor İstemesem de dilim her dem seni anıyor Ayrıldığımız gece silemedim adını Duymazdan geldim ama unutmam feryâdını Yokluğunda gönlüme yalnızlık arkadaştır Arzu ettiğim sükût artık benle adaştır Senin sayende yârim kurtuldum tuzaklardan Şimdi el sallıyorum sana çok uzaklardan Kavuşmak hayâl bize kalkmazsa o engeller Aşkımızın ismidir kavuşamayan eller SENDEN GAYRISI YALAN Gönlümü verdim sana inan bütün özümle ![]() Senden gayrısı yalan bir de bunu anlasan! Aşka ihanet çok zor hele benim gözümle! Senden gayrısı yalan bir de bunu anlasan! Her an sendeyim güzel yokluğuma aldırma ![]() Pireyi deve yapıp aşka kazan kaldırma ![]() Beni boğup sevginle başkasına çaldırma. Senden gayrısı yalan bir de bunu anlasan! Ne yazsam da şiirde aşkımı anlatamam ![]() Benliğimi sarmışsın seni benden atamam ![]() Kızsam da bazen sana gül yüzüne çatamam. Senden gayrısı yalan bir de bunu anlasan! Bir zamanlar kendime âşık olma diyendim ![]() Bu duyguyu sevgili inan seninle yendim ![]() Sadakatinle geldin aşkı sende öğrendim. Senden gayrısı yalan bir de bunu anlasan! Sevgin bende inan ki bir şair yaratıyor ![]() Görmediğim zamanlar yüzünü aratıyor ![]() Bu nasıl bir sevdâdır kalbim senle atıyor! Senden gayrısı yalan bir de bunu anlasan! Söylesene ben seni nasıl unutacağım ![]() Mezara girsem bile seninle yatacağım ![]() Mahşer günü sevgili elinden tutacağım! Senden gayrısı yalan bir de bunu anlasan! KELEBEK ÖMRÜ Sevdâya alışkın bu gönüller seni bekler Son darbe de her cân o ölüm bûseni bekler Sevdâ denilen çölde çiçekler de tuzaktır Vuslâtı yakın sanma fizandan da uzaktır Ellerde avuçlarda senin ismin anılsın Gönlümdeki aşkın yine yoklukta sanılsın Yükselsin o rûhum göğe çıksın sana değsin Çektirdiğin âhlarla gönül gökleri eğsin Hakkın bizi halk ettiği toprak ne de paktır Herhalde bu yüzden ki mezâr taşları aktır Heyhât! Kara sevdâ denilen yol ne de dardır Aşk bitti mi dünyâ kelebek ömrü kadardır AŞKINLA UÇUR BENİ O ceylan bakışların kalbime korku taşır Aşkınla uçur beni dert deryâsından aşır O sabır ağacında meyva geç olgunlaşır Sesini duyuşumla ancak gönlüm yatışır Her nefes alışımda kalbim sana alışır Sevgin bana vurdukça gecem gün gibi ışır Özündeki âteşle gönlüm sana karışır Gülmekte bir güzele bu kadar mı yakışır KURTAR BENİ Gözlerinden bir hıyânet sezdiğim günden beri Uykusuzluk sardı birden yattığım her bir yeri Aşka düşmüş şüphelerden sevdiğim kurtar beni Yoksa benden sende kalmış herşeyi gönder geri |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
![]() |
TÜRKÜLERLE SELAMLAR OLSUN-İHSAN KURT TÜRKÜLERLE SELAMLAR OLSUN
İHSAN KURT Üçlerimizle yedimiz kırkımızTürkü çığrır türkü söyler türkümüzBudur bizim başkasından farkımız Sazım türkülerle selamlar olsun ! Türkülerimizde duyduk gurbeti Türkülerimizle bildik hasreti Halkımızın dili gönül servetiTezim türkülerle selamlar olsun ! Sevdaları göğerten de türküler Sarmalayıp büyüten de türküler Gülen türküler ağlayan türkülerSözüm türkülerle selamlar olsun ! Kahramanlardan ses yiğitçe edaFerhat’ın külüngü Mecnunca sevdaNeşeli konuşma hüzünlü vedaBizim türkülerle selamlar olsun ! Yanan türküler yakılan türkülerGözümüz gibi bakılan türküler Gönül dalına takılan türküler Gözüm türkülerle selamlar olsun ! Selâmda dostluk var selamda barışKini bırak selamlaşmakla yarış Türkümüzle selam gönülden sarış Özüm türkülerle selamlar olsun ! İhsan Kurt |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
![]() |
İHSAN KURT’TAN ŞİİRLER İHSAN KURT’TAN ŞİİRLER
Gül Sun Allah için Bismillah de gönüllere gül sunAllah için Muhammed de bülbüllere gül sunGül sun ki ağlayan tüm yürekler güle dönsün ![]() Gülü gül ile hoş tut cümle güllere gül sun.Sana diken verseler de sen onlara gül sun Yoluna taş döşeyenlerin yoluna gül sun Her kim ki bin türlü süflî kokuyla gelse de ![]() Çölünde kokusuz kalmış gönüllere gül sun. Seraplar görmeden zemzem içenlere gül sun Gün gelip kefen bezini biçenlere gül sun O’nun aşkıyla sevgi toprağında toplanan ![]() Çiçek bahçesindeki tüm çiçeklere gül sun. Bir öfkenin girdabında gelenlere gül sun Seni seninle çok iyi bilenlere gül sun Gül rayihası sarsın bakışını sözünü ![]() Dualarına katarak ölenlere gül sun.Ben Değilim Özümde hasret mülkünü yaktın yakan ben değilimYüreğime ılık ılık aktın akan ben değilimGüneş bir mızrak boyu uzandı tenha çöllerimde Çöllerimi hep sen besledin kavrulan ben değilimAteşler söndürmedi bendeki küllenen közleri Yakmak isteyen sensin sönmek isteyen ben değilimHayalimde kurulan bütün saltanatlar yıkıldı Nefis kılıcını alıp yıkan sen oldun ben değilimÖmrümce aradım serab-ı aşkı muhal gerçekte Nedense bulan hep başkaları oldu ben değilimZaman zaman bulduğumu sandım cânda nefesleri Yine onu canımda bulan sen oldun ben değilimBu hayat ne kadar zulmetse de dedirtemeyecek Diyeceksin Oyum buyum senim ama ben değilimİhsan sen zaten aşamadın hep “sen”i sende kaldın Adınla çağırdılar hep sana dedin “ben” değilim15 Kasım 2003 (Berceste Şubat 2004’te yayımlandı)Aşk Yoluyuz Aşkı arayanlar değil ![]() Asıl aşktan doğanlarız. Kanı ile abdest alıp ![]() Aşk namazı kılanlarız. Bizleri bilen bilir ki ![]() Davranışımız riyâsız. Aşk varsa gösteriş olmaz ![]() Baştan ayağa ihlâsız. Riyâ olanda aşk olmaz ![]() Oysa biz büsbütün aşkız. Melamet giyebilen biz ![]() Birbirimizi biliriz. Yollarda değil biz yoluz ![]() Yol olsak da yine kuluz. Bizde asılı aşk korur ![]() Her şeyi aşkta buluruz. 2 Kasım 2003 Kuşlar ve Elifcik Dışarılarda kar yağar Bakar içerden Elifcik Yüreğinde hüzün kuşu Durmadan çırpınır cik cik Karlar birer nakış dokur Düşer gülüme inceden Kanatları kitap okur Bir Elifden ElifcedenŞu kuşlarda bir vaveylâ Gezer kuytularda cik cik Onda aşkın adı Leyla Bu Leylalarda Elifcik Dışarılarda kar yağar İçimde ısınır kuşlar Hadi kuşlara yem verin Kar beyaz güzel bakışlar İnceden yağar yürekler Islanır tâ derinceden Kitaptan sayfa açılır Okunacak Elifceden Kuşlar kuşlarda yarışlarArar birer pencerecik Karlara ürkek konarlar Sekerler dallarda cik cik Bakar kuşlara Elifcik İçindedir kuşlar cik cik 12-13 Ocak 2004 Muhabbet Burcuna Müebbet Oldum Çağla yeşili umutlarım vardı dallardan Çağlayan suları kuruttular inadına Bir Firavun bir Nemrut yaratıldı sonradanGönlü boş boşluk melodileri tutturulduKaçkın yollarda perişan göçkünleri gördüm Hasretim muhabbet burcuna müebbet oldum Çağla duygularda bastırılan cesaret di Korkular seyip bırakılmış yürekler bağlı Gözlere sunulan çürük bedenler ve et di Hep şifa dendi lağım ve haram yutturuldu Çaresizliğe çivili ellerimle kaldım Hasretim muhabbet burcuna müebbet oldum Lügatlerden sükûtu ömür boyunca sildim Gürültüye çanak tutuyordu hergeleler Dağlardan da küçük dağlar olduğunu gördüm Yükseklik yine de çukurlara kotarıldı Kimliklerde nice isyan varlığını gördüm Hasretim muhabbet burcuna müebbet oldum Yapılanlar tekmeydi yarına umutsuzluk Yine de her yeni güne güneş doğuyordu Hep dayatılanlar karamsarlık ve mutsuzluk Bütün duygular bir cerahate yatırıldı Ben kanımda kaynayan bu ızdırabı sevdim Hasretim muhabbet burcuna müebbet oldum Teknolojiler gül yerine irin sunuyor Şırıngalarda ne var gezen ne damarlardaSular bile artı yüz derecede donuyor Maddeye de insansızlık kiri batırıldı Yağan mülevveslikler yağan çakıl taş ve kumHasretim muhabbet burcuna müebbet oldum Burçlar nerede kim koruyacak kal’asını Bu eğitim daha neleri yetiştirecek Ser verip sır vermeyen imanın davasını Kimler aldı kimlere ne için sattırıldıAnlaşıldı en kuvvetli mesajları aldım Hasretim muhabbet burcuna müebbet oldum 26-27 Ekim 2003 Mübarek Ramazan Okuyan biziz seherlerde okunan da bizKiramen katipleridir usanmadan yazan Maveraî bir nefestir alıp verdiğimiz Egoları eğitecek Mübarek Ramazan Bir tarafımızda telaş bir yanımız hicranUmutlarımız asil kurtuluşa yürümek Bizlere müjdeler sunan bir Mübarek Ramazan Emelimizde hep küfrün defterini dürmek 29 Ekim 2003-10-29Şiirdir ki Şiirdir ki Yansır hüznün aynasında Tarar sırma duyguları Bir gençlik havasında Şiirdir ki Maveradan terdir Kelimeler pişer dergâhında Duygular kordan beterdir Şiirdir ki Arar arayışı Örümcek ağına takılan akılda Ötelerden seslerdir yakarışı Şiirdir ki Melekût insan ve eşyaYoğurur tevhid hamurunda Akıl topal hisler yayaŞiirdir ki Lâf kalabalığının özeti değildir Ruhtan duygudan düşünceden damıtılırÂdem’den ve de Havva’dan beridir Şiirdir ki Keşfedilemeyen mıknatısında Manyetik alanlara takılır Teyellenir güzel libasında Şiirdir ki Hem “öte”dir hem “beri”Şairine kanat takar Okuyan anlayışınca alır Ya elmas ya da bakırEkim 2002Şiir Benim Hasretimdir Şiir benim hasretimdir huyumdurŞiir benim yıkandığım suyumdur Gül mevsimde cemre düşer şiire Şiir benim sığınağım koyumdurKâh âşık olur şiire susarım Kâh aşkı bulur şiire susarım Güzelde coşar şiirdir tasarım Şiir benim düğün dernek toyumdur Kendimden kaçsam şiirde dururum Aşkı sevdayı şiirde bulurumŞah mısralarda yanar kül olurumŞiir benim alevimdir korumdurŞiir benim ben şiirim ElesteBazen ırak bazen de bir nefesteHak’ta olan hakkı haykıran seste Şiir benim dilimdeki gülümdür Sevgiyi tüketirim görünende Vuslat ikinin bir olması bende Bütün yollar dört bir yana gidende Şiir benim Bire çıkan yolum |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
![]() |
Bizim Eller- Ali Bozkurt BİZİM ELLER
- Mehmet Nuri Yardım’a - Dede yurdum Armağanlı köyümüz Akkoca dağımdan gelir suyumuz Türkmen ırkından asil soyumuz Obaya çoban olasım geldi Çataltaş Toklu yaylamız bizim Bu taşlı yollarda hatıra izim Bağdaş yaylası hep sana sözüm Bağrına çadır kurasım geldi Çiçeklidere Sazak hepsi bizim Buralarda geçti baharım yazım Yürekte başlar ince bir sızım Geçmişe öykü yazasım geldi Kırkpınar Yirce yaylanın hası Yaylada silinir gönlümün pası Koyunlu kuzulu bir kaval sesi Sürüye çoban olasım geldi Oğlumun emmisi kızımın halası Köylerde yetişir güzelin hası Derdimin dermanı yayla havası Yaylaya damat olasım geldi Yaylalar bizim çadırlar bizim Çayırda meleşir koyunum kuzum Çamlı dağlara belki son sözüm Elveda dağlar diyesim geldi Çocukluk yaylam ey Çataltaşım Senin koynunda onbeş’di yaşım Yaban ellerinde bitti savaşım Kadere teslim olasım geldi Kamalak göknarım kara ardıcım Topraklar anam çiçekler bacım Hasretlik adına bitmiyor acım Bu nasıl kader gülesim geldi Kıvrılı kıvrılı giderdi yolum Güzel yaylalar hep benim elim Unuttum demeye varmıyor dilim Kâlbime çizik çizesim geldi Fakir Bozkurt’um yanıyor özüm Çaresiz perişan kızardı yüzüm Gurbet’de kurudu gönül denizim Köyüme şiir yazasım geldi.. |
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
![]() |
AHMET ÖZDEMİR'DEN ŞİİRLER AHMET ÖZDEMİR'DEN ŞİİRLER Dardayım Yokluğunla sarhoşum Meyde demde bardayım? Coşmuşum coşum coşum Tut elimden dardayım. Çabuk oldu gidişin Uzun sürdü gelişin Medet dostlar yetişin Bir yudum su hardayım. Gönlünde fener durur Pervane döner durur Önüne düşer durur; Arama ben burdayım. Ne ektim neler biçtim? Sapa yollardan geçtim. Gönül haneni seçtim; Artık yüce yârdayım. Ne gittim ne geldimdi Ya gelip giden kimdi? Vuslata erdim şimdi Yokta değil vardayım. Nefsim beni yendi mi? Yıktı bencil bendimi. Aşkla tarttım kendimi; Ben bu yolda kârdayım. Farklı Farklı Tanrı birdir başka sava takılma. Çevrene bir bak her kul farklı farklı. Cisme bakıp birdir diye yanılma. Kafa bir beden bir kol farklı farklı. İnsanın yazılmış tek kaderi var. Kaderin neş’esi var kederi var. Bütün değerlerin bir ederi var; Sevgi de satılır pul farklı farklı. Kimi cefadadır kimi sefada Kimi ihanette kimi vefada Ayrı düşünceler var her kafada Amaç aynı sağ ve sol farklı farklı. Sunalar süzüldü göllere daldı. Bülbülün konduğu taptaze daldı Düşleyip gülleri hayale daldı; Sözcükler bir ama yol farklı farklı. Gitmek gerek akıl mantık izinde Bir pay vardır eğrisinde düzünde Damla suya muhtaç çok yeryüzünde; Serap her yerde var çöl farklı farklı.Gülüm Ruhumun gıdası bir tatlı kaygı Canıma can katan bengisin gülüm. Kalpten kalbe akan en güzel duygu; Tüm güzelliklerin rengisin gülüm. Saymadım kimlere inandım kandım Bir masal bir öykü bir oyun sandım. Sonunda sevdayla tanıştım yandım; Bitmeyen sevgimin dengisin gülüm. Aşk yolunda rastlanmaz mı engelle? Parmaklar perdeyle mızraplar telle En güzel ritimler vurulur elle Gönül meyhanemin çengisin gülüm. Kadir Bilenden Ne kuyruk salladım ne de eğildim. Buldum değerimi değer bilenden. Kimince bir borsa gibi sevildim; Düştüğümde onlar kurtuldu benden. Boş bir çaba takıntı mı bendeki? Elbet bu da geçer geçmeyen ne ki? Bu güne güvenen aymaza de ki: “Uyan da pay çıkar gelen gidenden” Şarkıyım türküyüm sözsüz gaydasız Bölünmez sayıyım paysız paydasız “Hani hani? ” diye sormak faydasız; Kendimden başkası olmam dümenden. İstendiğim yere ayak basarım İffetim onurum için yaşarım. Yalnız sevgi alırım sevgi satarım; Kazancım sevgidir helâl edenden. Onca yoldan kapılardan geçerek Kendi gerçeğimi gördüm severek. Demem; “mihnetime minnet ne gerek” Kime zarar gelmiş kadir bilenden. (2. 10. 2004- Altınoluk) Karbeyazdır Türkülerimiz Doğadır yaşamdır tatlı bir düştür. Hayal dünyasında sefa sürüştür. Börtü böcek elvan çiçek deriştir Hem kıştır hem yazdır türkülerimiz. Yayla yayla köy köy sıladan taşan Bir çift söz olur ki kor gibi yakan Sürmeli göz olur baygınca bakan Ne de işvebâzdır türkülerimiz. Bazen vefa bazen çile getirir; Gönlümüzü tele dile getirir Sevda bülbülünü güle getirir; Tükenmez bir hazdır türkülerimiz. Dağların taşların serin nefesi Kekliğin sunanın turnanın sesi Duygu duygu okşar sarar herkesi Katlanılan nazdır türkülerimiz. Dostun tezgahında sitemler dokur Vuslata yetirir dualar okur Anam sütü gibi tertemiz olur; Ak-pak karbeyazdır türkülerimiz. Sarıkamış'ta Destan değil bir yas bir feryat figan Yangınlarda üşür Sarıkamış’ta. Allahuekber’de binlerce fidan Büyür üçer beşer Sarıkamış’ta Ormanlardan taşar Sarıkamış’ta. Bu kadar kolay mı alın yazısı Doksan bin ananın körpe kuzusu ![]() |