![]() |
|
|||||||
| Şehir ve İlçelerimiz Şehir ve İlçelerimizin resimleri ve haberlerini burada paylaşabilirsiniz |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
İZMİR'İN TARİHCESİ....
Günümüzde İzmir olarak kullandığımız isim Smyrna kelimesinin dönüşmüş biçimidir. Smyrna kelimesinin daha erken biçimlerinin Smira Lesmira Zmirra İsmira Samorna veya Smurna olduğu da iddia edilmektedir. Smyrna kelimesinin kullanılmasında kentin kurulduğu yerin yakınında bir kutsal alanın bulunmasının etkili olduğu sanılmaktadır. Bu kutsal alanın Halkapınar kaynağı ve bu kaynağın oluşturduğu gölcük olduğu iddia edilmektedir. Smyrna / İzmir adının Ana Tanrıça Kaynağı / Gölcüğü veya en azından Ana Tanrıça / Kutsal Ana anlamlarıyla ilgili olduğu düşünülmektedir. Sözcük büyük olasılıkla Hitit kökenlidir.İzmir'in kuruluş tarihi ve yeri konusunda bilgiler tartışmalı olmakla birlikte bugün Bayraklı semtinde yer alan ve Tepekule olarak tanınan ören yerinin eski İzmir'in kuruluş yeri olduğu kabul görmektedir. Eski İzmir'in kuruluş tarihi ve kurucularının kim olduğu hakkındaki bilgilerimiz bir kaç kategoride toplanabilir. Bu söylencelerden birisi İzmir'in ilk kurucularının Amazonlar olduğuna ilişkindir. Bir diğeri ise efsanevi Frigya kralı Tantalos'un ismi etrafında gelişir. Söylencelerdeki bir başka anlatıda ise kentin kurucularının Lelegler olduğu dile getirilmektedir.Bayraklı'da yapılan kazılarda elde edilen buluntular İzmir'in kuruluşunun İ.Ö. 3000 yıllarına kadar indiğini açıklamakta; yapılan araştırmalar İzmir'in bir Aiol kenti olduğunu göstermektedir. Bir dönem Hitit İmparatorluğu'nun nüfuz alanı içine girse de (İ.Ö. 2000-1200) Aiol kenti olma özelliğinin İonialıların kenti ele geçirmelerine kadar sürdürdüğü bilinmektedir. İ.Ö. 800 dolaylarında ticari faaliyetlerini İzmir Körfezi'nin son noktasına kadar yaymak isteyen İonialılar sınırlarındaki bu Aiol kentini ele geçirdiler. Deniz ötesi kolonileri aracılığıyla iyi işleyen bir ticaret ağına sahip olan İonialıların İzmir'i ele geçirmeleri kentin tarihinde hızlı bir dönüşüme neden oldu. Kent ticaret aracılığıyla kısa sürede zenginleşti ve gelişti.Kentin zenginliği komşu Lydialıları harekete geçirdi ve İzmirlilerle savaşa girdiler. İÖ. 610-600 yıllarında Lydia orduları kenti ele geçirmeyi başardı. Lydialılar daha sonra kenti yıkıp tahrip ettiler. Ancak İzmirliler kentlerini yeniden kurmayı başardılar.Eski İzmir'in çöküşü Anadolu'da Pers istilasının sonuçlarındandır. Pers ordularının saldırısı sonucu İ.Ö. 545 yılında İzmir tahrip edildi. Bu tahribattan sonra Bayraklı'daki yerleşim alanında bir daha kent düzeninde bir yerleşim oluşamadı. İzmir'in bu ilk döneminden geriye kalan en önemli miras kentin kendisidir. Bayraklı'da bulunan ören yeri yapılan kazılarla her geçen gün biraz daha açığa çıkartılmaktadır. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda kentin ızgara planlı (birbirini dik kesen sokaklarla örülü bir yapıda) olduğu anlaşılmıştır.İzmir'in yeniden kurulması Büyük İskender olarak anılan Makedonyalı Alexandros'a bağlanır. Büyük İskender İran seferinin başlarında İ.Ö. 334 yılında Pers İmparatorluğu'nun Anadolu'daki ordusunu yendikten sonra ordularıyla Efes üzerine ilerlemişti. Bu harekat sırasında İzmir yöresine geldiğinde söylenceye göre şimdiki Kadifekale (Pagos Dağı) civarında gördüğü bir rüya üzerine yeni İzmir'in Pagos Dağı'nda kurulmasını ister. Yeni kent Kadifekale yamaçlarından denize doğru uzanıyordu. Kentin varlığı yine deniz ticaretiyle yakından ilgiliydi. Çünkü kentin konumlandığı alan Kadifekale'nin bulunduğu yer ile küçük bir koydan oluşan doğal liman arasında bulunuyordu. Kent esas olarak bu doğal limanın var ettiği bir yerleşim olacak ve geleceği bu limanın canlılığına göre şekillenecektir.İzmir İ.Ö. III. yüzyıl başlarında Efeslilerin tavsiyesi üzerine on üçüncü üye olarak Ion kentleri arasındaki birliğe kabul edildi. Daha sonra Bergama Krallığına bağlanan İzmir İ.Ö. 133'de Bergama kralı III. Attalos'un vasiyeti gereğince Roma İmparatorluğu'na katılınca diğer Ion kentleriyle birlikte Roma topraklarının bir parçası oldu. İzmir'in Roma döneminde giderek önem kazandığı ve ticaret kenti olma özelliğini geliştirmeye başladığı görülmektedir.Roma İmparatorluğu İ.S. 395 yılında ikiye ayrıldı. Bu bölünmede Anadolu dolayısıyla İzmir Doğu Roma toprakları içinde yer aldı. İ.S.476 yılında Batı Roma'nın yıkılmasıyla birlikte Doğu Roma bölgenin hakimi oldu. İzmir önemli bir ticaret kenti olarak varlığını sürdürdü. 608 yılındaki Sasaniler'in saldırılarını 637 yılından başlayarak bir süre devam edecek olan Arap akınları izledi. 665 yılındaki Emevi seferinde İzmir Arapların eline geçti. İzmir XI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren tarihinde yaşadığı önemli dönüşüm evrelerinden birisine daha girdi. Kentteki Doğu Roma egemenliği tartışmalı hale geldi. Bu dönemde Doğu Roma İmparatorluğu ile bölgeye ulaşan Türkler arasında İzmir'in birkaç kez el değiştirdiği bilinmektedir. 1071 yılında Büyük Selçuklu Ordusu'nun Doğu Roma Ordusu karşısında kazandığı zafer Anadolu tarihi açısından bir dönüm noktası olmuştur. Nitekim 1071'den kısa bir süre sonra 1076 yılında İzmir önlerinde Türk kuvvetleri görülmeye başlamıştır. Aynı yıl İzmir kısa bir zaman sürecek olan Türk egemenliğini de tanıyacaktır. Bu dönemi büyük Türk denizcisi Çaka Bey'in 1095 yılına kadar devam edecek olan egemenlik yılları izler. İzmir'deki bu ilk dönem Türk egemenliği yaklaşık yirmi yıl sürer. Bu olaydan sonra ilk haçlı seferini (1096) izleyen günlerde Doğu Roma kuvvetleri kenti ele geçirirler. Türklerin kısa bir dönem yönettikleri İzmir yeniden bir Doğu Roma kenti haline gelir ve 1317 yılına kadar kentin bu konumu değişmeden kalır. XIV. yüzyılda İzmir Doğu Roma yönetiminde olmakla birlikte 1261 Nif antlaşmasıyla İzmir'de yerleşim hakkını elde eden Cenevizliler ve Venedikliler kentte ticari açıdan etkin bir konuma yükselmişlerdir. İzmir 1317 yılında bir Türkmen Bey'i olan Aydınoğlu Umur Bey'in denetimi altına girer.1344 yılında Papa VI. Clement'in örgütlediği Venedik Kıbrıs ve Rodos şövalyelerinin katıldığı bir Haçlı seferinde Liman Kalesi Latinlerin eline geçer ve Pagos Dağı'nın zirvesindeki Kadifekale ise Türklerin egemenliğinde kalır. Böylece kent uzun bir süre devam edecek olan bu yapısına kavuşmuş olur yukarıda "Türk İzmir" ve aşağıda "Hıristiyan İzmir" olmak üzere ikiye bölünür.XV. yüzyılın başında Timur İzmir'e bir sefer düzenleyerek Rodos şövalyelerinin egemen olduğu Liman Kale'yi ele geçirir ve onu yıktırarak Türkmen Aydınoğlu Beyliği'nin canlanmasını sağlar ve İzmir'i Umur Bey'in torunu Aydınoğlu Cüneyt Bey'e verir.1426'da Osmanlılar Aydınoğlu Beyliği'ne son vererek Batı Anadolu ve İzmir'i egemenlikleri altına aldılar. Böylece Osmanlı egemenliğine dek süren İzmir'in yönetsel belirsizliği de sona ermiştir. Osmanlı egemenliğine girdiği dönemde küçük bir kasaba konumunda olan İzmir Osmanlı Barışıyla birlikte nüfusu artmaya başlayınca 1528-1529 yıllarında Türkler tepedeki yerleşim yerlerinden limana doğru yönelerek Yukarı Kale ile Liman Kalesi arasında kesintisiz bir Türk yerleşim kuşağı oluşturmuşlardır.İzmir'in ticaret merkezi olarak yükselişinin ardında Doğu Akdeniz ticaretinde egemen olan Fransa ve Venedik ile rekabete girişen İngilizlerin Yakın Doğu'da yayılma çabalarının etkisi büyüktür. 1610 ile 1630 yılları arasında İngilizler ve Fransızlardan sonra Hollandalılar da İzmir'e gelerek Batı Anadolu'daki ticareti yeniden biçimlendirmeye başladılar. Böylece İzmir Doğu Akdeniz'in en önemi liman kentlerinden biri haline geldi. XIX. yüzyıla girilmesiyle İzmir ve Batı Anadolu'nun tarihsel serüveninde çok önemli dönüşümler yaşanmaya başlamıştır. 1838 yılında Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında imzalanan serbest ticaret antlaşmasıyla İmparatorlukta yabancılara ticaret yapma hakkının tanınmasıyla Sakız Adası'nda ticaretle uğraşanlar İzmir'e gelip yerleşmeye başladılar. Böylece İzmir Batılı devletlerle olan ticari hacmine paralel olarak büyük bir gelişim ve dönüşüm içine girdi. 1850'li yıllardan itibaren hız kazanan bu değişim I. Dünya Savaşı'nın başladığı 1914 yılına kadar aralıksız devam etmiştir.I. Dünya Savaşı'nın yitirilmesi İzmir ve Ege için bir sonun başlangıcı oluyordu. 15 Mayıs 1919'da başta İzmir olmak üzere tüm Ege Bölgesi Yunan işgali altına giriyor ve bölgede yeni bir yapılanma başlıyordu. I. Dünya Savaşı'nın galip devletleri işgalle Osmanlı Devleti'ne Sevr Antlaşması'nı imzalatmayı hedefliyorlardı. Sevr Antlaşması başta İzmir olmak üzere Ege Bölgesi'nin Yunanistan'a bağlanmasını öngörüyordu. İzmir'in işgaliyle birlikte Ege'de işgalci Yunanlılara karşı Türk ulusal direniş hareketi başlar. İzmir'de Gazeteci Hasan Tahsin tarafından atılan ilk kurşun Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başlangıcını simgeler.İzmir'in işgali ve bu işgalden kurtuluşun Türkiye'nin siyasi tarihi açısından çok önemli sonuçları olmuştur. İzmir'in kurtuluşuyla birlikte; monarşik teokratik ve çokuluslu bir imparatorluktan ulusal laik ve çağdaş bir Cumhuriyet'e geçişin kapıları ardına kadar açılmıştır. 9 Eylül 1922'de Türk Ordusu'nun İzmir'e girmesi ile Yunan işgali sona erer. Ancak İzmir 13 Eylül sabahı tarihinin en büyük felaketlerinden birini yaşamaktan kurtulamaz. Basmane semtinde başlayan yangın 2.600.000 metrekarelik bir alanda 20.000'den fazla ev ve işyerini yok eder. İzmir Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu sonrası "Zümrüdü Anka" kuşu gibi kendi külleri içinden adeta yeniden doğar.GENEL BİLGİLER Yüzölçümü : 1.973 km² Nüfus : 2.694.770 (1990) İl Trafik No : 35 Türkiye'nin üçüncü büyük şehri olan İzmir çağdaş gelişmiş aynı zamanda işlek bir ticaret merkezidir. Cıvıl cıvıl olan alışveriş merkezinde dolaşmak oldukça keyiflidir. İzmir'in batısında nefis renkli denizi plajları ve termal merkezleriyle Çeşme Yarımadası uzanır. Antik çağların en ünlü kentleri arasında yer alan Efes Roma devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi. Tüm İon kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran Efes yoğun sanatsal etkinliklerle de adını duyuruyordu.Türkçe'de ¤¤Güzel İzmir¤¤ olarak adlandırılan İzmir yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadır. Ilıman bir iklime sahip olup yazında denizden gelen taze bir serinlik güneşin sıcaklığını alıp götürmektedir. Sahil boyunca palmiye ağaçları ve geniş caddeler bulunmaktadır. İzmir Limanı İstanbul'dan sonra ikinci büyük limandır. Canlı ve kozmopolit bir şehir olan İzmir Uluslararası Sanat Festivali ve Uluslararası Fuarı ile de önemli bir yer tutar.İLÇELER İzmir ilinin ilçeleri; Balçova Çiğli Gaziemir Karşıyaka Konak Aliağa Bayındır Bergama Beydağ Bornova Buca Çeşme Dikili Foça Karaburun Kemalpaşa Kınık Kiraz Menderes Menemen Narlıbahçe Ödemiş Seferihisar Selçuk Tire Torbalı ve Urla'dır. Aliağa : İzmir'in 60 km. kuzeyindeki Aliağa İzmir ve Bergama uygarlıklarından izler taşımaktadır. Ege kıyılarında sayıları 30'u aşan Aiol kentleri arasında en büyük ve önemlilerini oluşturan 12 kentten 4'ü Aigaia Kyme Myrna ve Gryneion ilçe sınırları içerisinde bulunmaktadır. Dikili : İzmir'in kuzeyinde 120 km. uzaklıktadır. Yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken şirin bir ilçedir. Hem tarihi hem de olağanüstü güzellikleri olan turistik Çandarlı beldesi Dikili'ye bağlıdır. Doğal güzellikleri arasında Merdivenli Köyünde bir krater gölü Demirtaş ve Deliktaş Köylerinde de çamlık ve tarihi mağaralar bulunmaktadır. Dikili ilçesi ılıcaları ile de oldukça ünlüdür. Nebiler Bademli ve Kocaoba köylerinde sıcak su ılıcaları vardır. İlçede karayolunun dışında deniz ulaşımında da Dikili Limanı üç yolcu gemisinin yanaşabileceği kapasiteyle hizmet vermektedir. Seferihisar : Yerleşim tarihi M.Ö. 1000 yıllarına uzanan ilçenin Sığacık mevkiinde Teos antik kenti Doğanbey-Gerenalanı mevkiinde Karaköse Harabeleri Sığacık' ta Osmanlılar tarafından inşa edilen kale ile kale içerisindeki eski yerleşim alanı ilçe merkezinde Selçuklu ve Osmanlı Dönemi'ne ait anıtsal yapılar yörenin arkeolojik ve tarihi kaynak potansiyelini oluşturmaktadır. Seferihisar 27 km.lik sahil şeridi ile güzel plajlara ve koylara sahiptir.Menderes : Satsumasıyla güzel koylarıyla tarihi değerleriyle dikkat çeken Menderes ilçesinin İzmir'e uzaklığı 20 km'dir. İlçenin batısında Ürkmez mevkiinde Lebedos Antik Kenti bulunmaktadır. Menderes-Selçuk yolu üzerinde birbirine yakın konumda yer alan Kolophon Klaros Notion ve Lebedos Antik Kentlerine ait kalıntılar ilçenin önemli arkeolojik kaynaklarını oluşturmaktadır. Gümüldür beldesi dünyaca ünlü mandalina türü olan satsumanın yetiştirici bölgesidir. Özdere Ege'deki dokuz büyük turistik bölgeden biri olup temiz denizi ve sahilinin yanı sıra amatör balıkçıların avlanabildiği turistik bir beldedir. Menderes'in Görece Köyü'nde de halkın evlerde imal ettiği değişik renk ve biçimdeki boncuklar yerli ve yabancı turistin oldukça dikkatini çekmektedir.Karaburun : Karaburun Urla Yarımadası'nın kuzeyinde kurulmuştur. İzmir Körfezi boyunca kuzey ve batı kıyıları güzel koylarıyla bir şerit halinde uzanır. İlçenin yerleşimi taş devrine kadar uzanır. Çakmaktepe mevkiinde yapılan kazılarda elde edilen buluntulardan Hititler Dönemi'nde buranın ileri bir kültür merkezi olduğu daha sonra yöreye egemen olan Aiol Lidya. Helen ve Roma uygarlıkları döneminde kültür ve ticaret merkezi olarak geliştiği bilinmektedir.Urla : Ege Bölgesi'nin tüm özelliklerini taşıyan Urla İzmir'in batısında 38 km. uzaklıkta kendi adını taşıyan yarımadanın orta kısmında yer alır. Urla tarih boyunca bir kültür merkezi olmuştur. Yapılan kazılarda ele geçen eserler arasında Hititlere ait Gaga ağızlı sürahi çıkarılmıştır. Limantepe Höyüğü kazılarında ele geçen buluntulara göre Klazomenai Limanının dünyanın en eski ve düzenli limanı olduğu ortaya çıkmıştır. Klazomenai' de bulunan eserler Louvre Müzesi ve Atina Milli Müzesi ile İzmir Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.Torbalı : İzmir'in 45 km. doğusunda yer alan Torbalı'nın ilk yerleşim alanı Torbalı Ovası'nın batısında Yeniköy ile Özbey köyleri arasında bir tepe üzerinde kurulan Metropolis Antik kentidir. Bir İon kenti olan Metropolis Roma ve Bizans dönemlerinde önemini korumuş daha sonra terk edilmiştir. Şarapları ile ünlü kent aynı zamanda bir piskoposluk merkeziydi. Ovaya hakim bir konumda olan Geç Helenistik Dönem'e ait tiyatroda Roma İmparotoru Augustus ve evlatlığı Germanikus'a adanan üç mermer sunak bulunmaktadır. Kazılarda bulunan eserler İzmir ve Efes Müzelerinde sergilenmektedir.Ödemiş : İzmir'in 113 km. doğusunda yer alan Ödemiş'in kuzeyinde bulunan Hypaiapa Antik Kent kalıntıları yörenin yerleşim tarihinin ilk çağlara uzandığını göstermektedir. Ödemiş yöresinin tarihsel önemi Birgi'nin Aydınoğulları döneminde başkent olmasıyla başlamıştır. Birgi'de büyük ölçüde özgünlüğünü koruyan kent dokusunda Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin seçkin örnekleri 18. ve 19. yüzyıl sivil mimarlık yapılarının oluşturduğu kültürel birikim ve mimari çevre zenginliği ile doğal çevre güzellikleri yörede çok önemli düzeyde turizm potansiyeli yaratmaktadır. "Dünya Kültür Mirası" listesine giren Birgi 1994 yılında inanç turizmi kapsamına alınmıştır. Çakırağa Konağı İmam-ı Birgivi Medresesi Sultan Şah Türbesi görülmeye değer eserlerdendir. Tire : İzmir'in büyük ilçelerinden biri olan Tire şehir merkezine 82 km uzaklıktadır. Aydın Dağlarının kuzey eteklerinde kurulmuştur. Hitit Frig Lidya Pers Helen Roma ve Bizans dönemlerini yaşayan Tire zengin bir kültür mirasına sahiptir. Beylikler ve Osmanlı döneminde ekonomik açıdan büyük gelişme sağlanmış ve mimarlık tarihi açısından da zengin örnekler ortaya çıkmıştır.Kemalpaşa : İzmir'in 29 km batısında yer alan Kemalpaşa'nın tarihi geçmişi İ.Ö. 1300'lere dayanmaktadır. Akadlar ve Hititlerden başlayarak Selçuklu ve Osmanlı dönemine kadar birçok medeniyete sahne olan Kemalpaşa Helen Roma ve Bizans dönemlerinde Sart ve İon kentleri arasında kervan yollarının uğrak yeri olmuştur. Antik adı Nymphaion olarak bilinen günümüz Kemalpaşa ilçesi Nif dağı eteklerinde 200 m yükseklikte kurulmuştur. Ege Bölgesi'nde Hititlerden kalan tek örneği olan Karabel Kabartması ilçe sınırları içerisindedir. Kemalpaşa dünyaca ünlü kirazı ve çam ormanlarıyla tanınır.NASIL GİDİLİR Karayolu : Şehirlerarası Otobüs Firmaları ile Türkiye'nin tüm illerine gece ve gündüz düzenli otobüs seferleri yapılmaktadır. Terminalin merkeze uzaklığı 12 km. dir. Otogar Tel : (+90-232) 472 10 10 Üçkuyular Otogarı: Çeşme- Seferihisar ve Gümüldür ilçelerine yaz kış düzenli olarak otobüs ve dolmuş seferleri yapılmaktadır. Merkeze uzaklığı 10 km. dir. Otogar Tel : (+90-232) 259 88 62 Demiryolu : İzmir'den Ankara İstanbul Denizli Aydın gibi şehirlere düzenli tren seferleri yapılmaktadır.Merkez Basmane Garı Tel:0.232.484 86 38Alsancak Garı Tel: 0.232.458 31 31Denizyolu : Adres: İzmir Limanı- Alsancak Devlet Denizyolları İzmir Acentası Diğer Limanlar; Çeşme Limanı Dikili Limanı Seferihisar-Sığacık Yat LimanıLiman Tel : (+90-232) 464 88 64 - 464 88 89 Havayolu : Adnan Menderes Havalimanından yurtiçi ve yurtdışına periyodik olarak seferler yapılmaktadır. Merkeze uzaklığı 16 km. dir. Hava Limanı Tel : (+90-232) 484 12 20 GEZİLECEK YERLER BERGAMA İzmir'in kuzeyinde 100 km uzaklıkta Bakırçay Havzasında yer alan ve ülkemiz uygarlık tarihinin en eski yerleşmelerinden biri olan Bergama tarih öncesi dönemlerden başlayarak İon Roma ve Bizans uygarlıkları ile devam eden dönemde Dünya çapında önemi olan arkeolojik eserlere sahip olmuştur. Bergama'nın güneybatısında Antik Dönemin önemli sağlık merkezlerinden Asklepion ilk yerleşim alanı olan 300 m. yüksekliğinde dik bir tepe üzerinde kurulan Akropol ve M.S. 2. yüzyıla tarihlenen Serapis Tapınağı (Kızıl Avlu) yörenin turistik cazibesini oluşturmaktadır. Zeus Sunağı 1897 yılında Almanya'ya kaçırılmıştır.Bergama güzellik ılıcalarıyla meşhur Kozak yaylasıyla plajlarıyla ünlü Ayvalık ilçesi bağlantısıyla gelişmiş dokumacılığı ve kilimciliğiyle ünlü bir ilçedir.Tarihçe: Bugünkü adı antik dönemdeki ismi olan Pergomon 'dan gelmektedir. İlk çağda muhteşem abideleriyle büyük bir şehir ve aynı adı taşıyan krallığın merkezi olmasının yanı sıra Ortaçağın önemli stratejik mevkii Karesioğullarının merkezi ve son olarak Osmanlı İmparatorluğunun önemli merkezlerindendir. Kesin kuruluş tarihi bilinmeyen kentte yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen bilgilere göre M.Ö.7. yüzyıllarda sur duvarlarının inşa edildiği saptanmış olup bu yıllarda kentleşmenin başladığı anlaşılmaktadır. Bergama Pers Büyük İskender Frigya Trakya Krallığı Selevkos Krallığı Roma ve Bizans dönemlerini görmüştür.1302 yılında Bizans hakimiyeti ortadan kalkan şehirde Karesioğulları Beyliği idareyi ele almış 1341 yılından hemen sonra ise Bergama Osmanlılar tarafından alınmıştır.İklim: Bölgede Akdeniz İklimi etkisi görülmektedir. Yazlar sıcak ve kurak kışlar ılık ve yağışlı geçer.Şirince Köyü Doğu Roma İmparatorluğu döneminde bir yerleşim alanı olduğu tahmin edilen Şirince köyünde bazı yapı kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Kule kalıntısı su kemerleri ile 11. yüzyıldan beri varolduğu sanılan manastır/kilise yapıları Şirince�de günümüze kadar kalan arkeolojik ve tarihi kaynaklardır.Selçuk ilçe merkezine 8 km. uzaklıktaki Şirince köyü 19. yüzyılda bir Osmanlı yerleşimi olarak vadi yamaçlarında gelişmiştir. Arazi yapısı ile uyumlu kentsel dokuda doğal çevre ile bütünleşmiş yaklaşık 200 ev günümüze kadar korunabilmiştir.Müzeler İzmir Müzesi Adres: Halil Rıfat Cad. No: 4 Konak - İzmir Tel: (232) 484 83 24 Faks: (232) 425 46 77 İzmir Arkeoloji Müzesi Atatürk Müzesi Adres: Atatürk Cad. No: 24 Alsancak - İzmir Tel: (232) 421 70 26 Bergama Müzesi Adres: Cumhuriyet Cad. Bergama - İzmir Tel: (232) 633 10 96 Faks: (232) 631 07 77 Çeşme Müzesi Adres: Kale Sok. No:1 Çeşme - İzmir Tel: (232) 712 66 09 Efes Müzesi Adres: Kuşadası Cad. Selçuk - İzmir Tel: (232) 892 60 10 Faks: (232) 892 70 02 Ödemiş Müzesi Birgi Çakırağa Konağı Adres: Ödemiş - İzmir Tel: (232) 545 11 84 Tire Müzesi Adres: Samizade Meydanı Tire - İzmir Tel: (232) 512 18 60 Faks: (232) 512 18 62 Örenyerleri Bayraklı (Eski İzmir):İzmir Körfezi'nin kuzeydoğusunda Tepekule mevkiinde bulunan yerleşim alanı İzmir'in ilk yerleşim alanı olarak bilinmektedir. Kentin M.Ö. 3000 yıllarında kurulduğu arkeolojik bulgulardan anlaşılmaktadır. Bayraklı'nın üst kesiminde 205 m. yüksekliğindeki burun üzerinde mitolojik kral Tantalos'un mezarı olarak bilinen ve M.Ö. 7. yüzyıla tarihlenen yapı bulunmaktadır. Kadifekale (Pagos): M.Ö. 4. yüzyılda İzmir'de Büyük İskender'in generallerinden Lysimakhos'un körfeze hakim bir konumda kurduğu kent bugünkü Kadifekale (Pagos) Tepesi ile tepenin iç limana bakan yamacında gelişmiştir. Kadifekale antik kentindeki Akropol kalıntılarının duvarlarında Roma ve Bizans etkisi görülmektedir. Anadolu ticaretinde büyük potansiyele sahip olan İzmir gymnasium stadium tiyatro ve agoranın yanı sıra büyük su kemerleri ve sarnıçlarıyla son derece düzenli ve gelişmiş bir kent olagelmiştir. Bugün güney duvarları ile batıdaki beş kulesi görülen İçkale Ortaçağ'a aittir. Kızılçullu Su Kemerleri: Eski adı Kızılçullu olan ve Şirinyer'de bulunan su kemerleri Meles (Kemer) Çayı üzerindedir ve Kadifekale'de kurulan kente su getirmek için yapılmıştır. Agora: İzmir'in Konak ilçesinde Namazgah-Tilkilik mevkiinde bulunan Agora Roma Dönemi'ne ait bir devlet agorasıdır. Politik toplantıların ve seçimlerin yapıldığı bir yerdir. Kazılarda agoranın büyük bir bölümü ortaya çıkarılmıştır. Günümüzde sadece kuzey ve batı bölümleri açıktır. Kuzey yapısında yer alan Roma Dönemi'ne ait Poseidon Demeter ve Artemis'in kabartmaları bulundukları yerde sergilenmektedir. Agorada çıkarılan buluntular ve bazı heykeller İzmir Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
![]() |
Smyrna (Tepekule)
[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor. Ücretsiz Üye Olmak İçin Tıklayın.] Eski İzmir kenti (Smyrna) körfezin kuzeydoğusunda yer alan ve yüzölçümü yaklaşık yüz dönüm olan bir adacık üzerinde kurulmuştu. Son yüzyıllar boyunca Meles Irmağı Sipylos (Yamanlar) Dağı'ndan gelen sellerin getirdikleri mil ile bugünkü Bornova ovası oluştu ve yarım adacık bir tepe haline dönüştü. Şimdi Tepekule adını taşıyan bu höyüğün üzerinde Tekel Müdürlüğü'nün İzmir Şarap ve Bira Fabrikasına ait numune bağı bulunmaktadır. Yapılan en son kazılarda İzmir’deki yerleşim alanlarının M.Ö. 7000 yıllarına dek uzandığı ortaya çıkarılmıştır. Bayraklı’daki Smyrna kentinin tarihi her ne kadar M.Ö. 3000 yılından çok daha gerilere uzandığı tahmin edilmekte birlikte yapılan en son kazılarda henüz M.Ö. 3000 yıllarına kadar gidilebilmiştir. Kazılarda elde edilen bilgiler ışığında ilk İzmir yerleşikleri evlerini höyüğün en üst düzeyinde denizden 3 ile 5 metre yukarıdaki kayalar üzerine oturtmuşlardır. Bu ilk yerleşme Eski Tunç Çağı dönemine aittir. Demir Çağı boyunca İzmir evleri büyüklü küçüklü tek odalı yapılardan oluşmakta idi. Gün yüzüne çıkarılan en eski ev M.Ö. 925 ile M.Ö. 900'e tarihlenmektedir. İyi korunmuş halde ortaya çıkarılan bu tek odalı evin (2 45 x 4 m.) duvarları ker***ten damı ise sazdan yapılmıştı. Eski İzmir'liler kentlerini M.Ö. 850'lerde ker***ten yapılmış kalın bir surla korumaya başladılar. Bu tarihten itibaren Eski İzmir'in bir kent devlet kimliği kazanmış olduğu söylenebilir. Kenti 'Basileus' adı verilen bir beyin idare ettiği olasıdır. Göçleri gerçekleştirenler ve kent ileri gelenleri soylu tabakayı oluşturuyordu. Kent duvarları içinde yaşayan nüfus olasılıkla bin kişi civarındaydı. Kent devlete ait halkın büyük bir bölümü civar köylerde yaşıyordu. Bu köylerde bu çağdaki Eski İzmir'in tarlaları zeytin ağaçları bağları çömlekçi ve taşçı işlikleri yer alıyordu. Geçimi tarım ve balıkçılıkla sağlanıyordu.Kentin en önemli kutsal yapısı Athena Tapınağı idi. Bu tapınağın günümüze değin korunan en eski kalıntısı M.Ö. 725-700 yılları arasına tarihlenmektedir. Eski İzmir'in parlak dönemi M.Ö. 650-545 yılları arasına denk düşer. Yaklaşık yüz yıl süren bu süre bütün İon uygarlığının en güçlü dönemini oluşturur. Bu dönemde İzmir'in tarımla yetinmeyip Akdeniz ticaretine de ortak olduğunu görmekteyiz. Parlak dönemin İzmir'deki önemli belirtilerinden biri M.Ö. 650'den beri yazının yaygınlaşmaya başlamasıdır. Tanrıça Athena'ya sunulan armağanların birçoğunda sunu yazıtları bulunmaktadır. Kazılarda ortaya çıkarılan Athena Tapınağı (M.Ö. 640-580) Doğu Helen dünyasının en eski mimarlık eseridir. En eski ve en güzel sütun başlıkları şu ana kadar İzmir'de bulunmuştur. Eski İzmir'in cadde ve sokakları daha 7.yüzyılın ikinci yarısında ızgara planlı idi caddeler ve sokaklar kuzeyden güneye ve doğudan batıya uzanıyor evler genellikle güneye bakıyordu. İlerde M.Ö.5. yüzyılda Hippodamos tipi adını alacak olan bu kent planı özünde Yakın Doğuda çoktan biliniyordu. Bayraklı şehir planı bu tür kent dokusunun Batı dünyasındaki en erken örneğidir. İon uygarlığının en eski parke döşeli yolu Eski İzmir'de gün ışığına çıkarılmıştır. Helen dünyasının en eski sivil mimarlık eseri Eski İzmir'de 7. Yüzyılın ilk yarısında yapılmış olan güzel taş çeşmedir. Bir zamanlar Yamanlar Dağı üzerinde yükselen Tantalos Mezarı tholos biçimli anıtsal mezarların güzel bir temsilcisidir. Tantalos mezarı adı ile anılan bu anıtsal eser Eski İzmir'de MÖ.520-580 tarihlerinde yönetimi elinde tutan basileusun ya da tiranın mezarı olmalıdır. İzmir’in zenginliği ve gelişkinliği komşu Lydialıları harekete geçirdi ve İzmirlilerle savaşa girdiler. M.Ö. 610-600 yıllarında Lydia orduları İzmir’i ele geçirip kenti yakıp tahrip ettiler. Ancak İzmirliler kentlerini yeniden kurmayı başardılar. Eski İzmir’in çöküşü Anadolu’da Pers istilasının sonuçlarındandır. Pers İmparatoru orduları Anadolu’da ilerlerken Lydia krallığına karşı Ege’nin kıyı kentlerinin kendisini desteklemesini istemişti. Bu isteğe uymayan Ege’nin kıyı kentlerini cezalandırmak amacıyla Pers İmparatoru Lydia’nın başkenti Sardes’i ele geçirdikten sonra diğer kıyı kentleriyle birlikte İzmir’e de saldırdı. Pers Ordularının saldırısı sonucu M.Ö. 545 yılında İzmir tahrip edildi. Bu tahribattan sonra Bayraklı’daki yerleşim alanında bir daha kent düzeninde bir yerleşim olmadı.ve bu gün Eğer Kordon dendiğinde aklınıza elektrikli ev aletlerinin dışında bir yer ismi geliyorsa; Eger Alsancak'ta hayatınızda bir kere bile piyasa yaptıysanız; Körfez kokusu nedir biliyorsanız; (Her ne kadar artık kokmuyorsa da) Hilton'un yapıldığı tarihi hatırlayabiliyorsanız; Fame City'de deliler gibi eğlendiyseniz (yaşınıza bakmadan); "TAM35" ve "35BUÇUK" kavramları size birşey ifade ediyorsa; Gevrek Boyoz Çiğdem Domat Nohut Asvalya gibi kelimeleri kullanıyorsanız; "Geliyom gidiyom gelcen yapçan etçen" şeklinde konuşuyorsanız; Karataş'daki Asansör'den İzmir'i seyrettiyseniz;Churchill'de çay içtim dediyseniz; Elinizde Hasan Tahsin anıtının ya da Cumhuriyet Meydan'ındaki Atatürk anıtının yanında çekilmis bir fotograf varsa; Saat Kulesi'nin altında bir arkadaşınıza randevu verdiyseniz. Kemeraltı'nda alış veriş yaptıysanız; Karşıyaka denince aklıniza güzel kızlar geliyorsa; Bir kerecik dahi Kıbrıs Şehitleri'nde sevgilinizle el ele dolaştıysanız; Kara kış ne demektir bilmiyorsanız; Bi kerecik olsun kar görebilmek için taa Sabuncubeli ya da Manisa Spil'e gittiyseniz; Zeybek havası duyduğunuzda içiniz cız edip kalkıp oynayasınız geliyorsa; Kalbim Ege'de Kaldı şarkısını kendinizle özleştirebiliyorsanız; 9 Eylül size üniversite dışında şeyler de hatırlatıyorsa; "Kumru"'nun aslında bir kuş olmadığını çok da lezzetli olduğunu düşünüyorsanız; Hıdrellez denince sokaklarda yakılan ateşler deniz kenarına küçük taşlarla yapılan ev planları akliniza geliyorsa; Behçet Uz'un kim olduğunu biliyorsanız; Sokaklarda türbanlı insan görmeye alışık değilseniz; Dedeniz dahi yazın bermuda şort giyiyor ve sokaklarda şortuyla dolaşıyorsa; İnsanlar size sanki birer düşman gibi bakmıyorsa; Şimdiye kadar bir kere bile olsa Sevinç'in önünde buluştuysanız; Üniversite denince aklınıza iki tane özel okul (kolej) denince de sayılı isim geliyorsa; Sıcakkanlıysanız; Ağustos ayında Fuar'ın açılışını heyecanla bekliyor ve Fuar açılınca ailecek geziyorsanız; Paraşüt kulesinden atladıysanız ya da atlayan tanıdıklarınız varsa; Fuar'daki gölde kuğulara bindiyseniz; Hiçbir zaman bir yere geç kalma korkusu yaşamadıysanız; SİZ İZMİRLİSİNİZ DEMEKTİR.... |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
![]() |
İzmir Hakkında
![]() Victor hugo" Izmir prensestir çok güzel şapkası ile."(19.YY)Montemont"Izmir Anadolu kentlerinin kraliçesidir."(182Gustave Flaubert (Kadifekale'den güneşin batışını seyrederken)"Şimdiye kadar bu kadar güzel olanını görmemiştim."(1850) Andersen"İzmir'in evleri tıpkı kuzey ülkelerindeki evler gibi.Evler beni çoketkiledi."(183 Lamartine"İzmir bir Doğu kenti olarak düşlerimdeki kente hiç benzemiyor.Burası sanki Küçük Asya sahillerine getirilmiş bir Marsilya gibi zenginAvrupalı tüccarların Paris ya da Londre'dakinden farksız bir biçimde yaşamlarını sürdürdükleri geniş ve zarif bir ticaret kenti."(1850) Arundell"Körfez pek çok yönden Napoli'ye benziyor;körfezi çevreleyenvolkanik dağlar büyüleyici."(1827) Chateaubriand"İzmir'e geldiğimde bir başka Paris'e gelmiş gibi oldum." (19.YY) İzmir'e giriş Türkiye'nin 3. Büyük kenti olan İzmir'e geçerli bir pasaportla giriş yapabilirsiniz. Kara hava deniz ve demiryoluyla ulaşılabilen İzmir'e Yunanistan ve İtalya'dan düzenli feribot seferleri bulunmaktadır. Havaalanından direkt otoyol oluşu ulaşımı kolaylaştırmaktadır. Havaalanına indiğinizde otelinize nasıl mı gideceksiniz? . Para birimi İzmir'de Türkiye'nin genelinde olduğu gibi kullanılan para birimi Türk Lirası(TL)'dır. Dövizinizi bankalarda otellerde ve döviz bürolarında bozdurabilirsiniz. Ayrıca çoğu yerde kendi para biriminizle de alışveriş yapabilirsiniz. Kredi kartlarının birçoğu kabul edildiği gibi Türk bankalarının ATM'lerinden kendi banka kartınızla para çekmeniz de mümkündür. Ulaşım Şehir içi ulaşım belediye otobüsleri belediye vapurları metro dolmuş ve taksilerle sağlanmaktadır. Ayrıca oldukça uygun fiyatlarla araba da kiralayabilirsiniz. İzmir'de trafik sağ taraftandır. Sürüş sırasında emniyet kemeri takmak zorunlu ve trafik işaretleri uluslar arası normlardadır. Çevresi otoyol ağlarıyla örülmüş olan İzmir'in en uzak noktasına bir saat içinde ulaşabilirsiniz.Dil Resmi dil Türkçe'dir. Ancak başta esnaf olmak üzere İngilizce Almanca Fransızca ve Flamanca konuşan birçok kişiye rastlayabilirsiniz. Tabelaların çoğu da Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki dilde yazılmıştır. Halk İzmir halkı Yunanistan Yugoslavya Bulgaristan göçmenleri çingeneler ve İzmir'in yerlilerinden oluşmaktadır. Ayrıca Rum İtalyan ve Musevi azınlıklar da önemli yer tutar. Bunun dışında İzmir'de yaşayan Avrupa ve Amerikalıların da sayısı oldukça fazladır. İzmir halkı çoğunlukla Müslüman olmasına karşın; yabancılar yabancı kökenliler ve azınlıkların kendi ibadethaneleri bulunmakta ve burada özgürce dinlerini devam ettirmektedirler. Tarihsel kültür birikimi çok fazla olduğundan; demokratik ileri görüşlü ve modern bir halkı vardır. Telefon Kendi ülkenizden İzmir'i aramak için önce Türkiye'nin kodu olan (0090) ardından İzmir'in kodu olan (232)'yi yurtiçinden İzmir'i aramak için (0232) ardından arayacağınız numarayı çevirirsiniz. Ülkenizde kullandığınız cep telefonunuzu İzmir'de de kullanabilirsiniz. Türk GSM şebekelerinden biri üzerinden çalışacaktır. Aynı zamanda kontörlü telefon kartı satın alıp ankesörlü telefonları da kullanabilirsiniz. Yemek Ege insanının sofrasında sebze ve doğal bitkilerden oluşan zengin yemek çeşitleri bulunur. Ot kültürü Yunanlılarla aynıdır. Ancak İzmir'de Türkiye'nin çeşitli yörelerine özgü restoranlar ve balık restoranlarının yanı sıra hemen her restoranda dünya mutfağından örnekler ayrıca Çin Kore Meksika İngiliz İtalyan ve daha birçok ülkeye özgü restoranlar bunun yanı sıra oldukça fazla fast food bulabilirsiniz. Alışveriş Gümüş ve altın takı mücevherat tavla takımı deri nazar boncuğu halı ve kilim gibi popüler hediyeliklerin yanı sıra aklınıza gelebilecek her türlü ürünü bulabilirsiniz. Özellikle Türkiye'nin tekstil alanında üretici ve ihracatçı olması nedeniyle tekstil konusunda alışverişe saatlerinizi verebilirsiniz. İzmir Türkiye'nin yaşam standardı açısından en ucuz şehirlerindendir. İklim Tipik bir Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Yazların kurak ve sıcak geçtiği İzmir'de kışlar ılıman geçmektedir. İzmir'de dört mevsimi yaşayabilirsiniz. Bitki örtüsü İzmir'in doğal güzellikleri tarihle iç içe geçmiş bitki örtüsü çok çeşitli kuş ve böcek türleriyle zenginleşmiştir. İzmir dahilindeki genel orman sahası 1.000.000 hektar civarındadır. Çok sayıda maki türü yetişmektedir. Kültür ve sanat Sinema tiyatro sanat merkezi ve müzeler ilgi görmektedir. Birçok medeniyete sahne olmuş bir şehir aynı zamanda bir liman kenti olması modern ve ileri görüşlü bir halkı olmasının nedenidir. Sanayi ve ticaret İzmir bir liman kenti oluğundan özellikle ithalat ve ihracat kolaylıkla yapılmaktadır. Gelişmiş bir sanayi ve yan sanayi sektörü vardır. Avrupa'nın yatırım sıralamasında en ön sıradadır. Tarım ve hayvancılık Her türlü sebze ve meyve yetiştiriciliği açık alanlarda olduğu gibi seralarda da yapılmakta hem yurt içine hem de yurt dışına ihraç edilmektedir. Hayvancılıkta özellikle tavukçuluk çok gelişmiş olup diğer tür besicilik de yoğundur. Yaş sebze ve meyvenin yanı sıra çiçekçilik de gelişmiş olup Avrupa pazarlarına sürülmektedir. |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
![]() |
İzmir Genel Bilgi Ege Bölgesi’nde yer alan İzmir’in batısında Ege Denizi kuzeyinde Balıkesir doğusunda Manisa güneyinde de Aydın illeri bulunmaktadır. İzmir’in yüzey şekilleri oldukça çeşitlilik gösterir. Ege Bölgesi’nin doğu-batı doğrultusunda uzanan ovaları ve onları birbirlerinden ayıran dağ sıraları il topraklarını engebelendirmektedir. İzmir İlinin bulunduğu alan dördüncü zaman başlarında Egeid ismi verilen bir kara parçası konumunda idi. Ayrıca bu alan deniz seviyesinde hafif dalgalı (Penoplen) düzlükler halinde idi. Bu jeolojik zamanda Doğu Anadolu’nun Yunanistan’a kadar uzanan bölgesi kuzey ve güneyden Alp Dağlarının kıvrımlarının etkisi ile sıkıştırılmıştır. Şiddetli basınçlarla bazı yerler örneğin; Anadolu Yarımadası yükselirken Ege Denizinin bulunduğu Egeid Kıtası ise alçalmış ve çökmüştür. Ardından bu kıta parçasının üzeri Akdeniz’in suları ile kaplanmıştır. Bu çöküntü nedeniyle Batı Anadolu Bölgesi’nde doğu-batı doğrultusunda kırılmalar olmuştur. Sürekli şekilde sıkıştırılan bu bölgede kırıklar arasında kalan bazı yerler yükselerek dağları (Horst) bazı yerlerde alçalarak ovaları (Graben) oluşturmuştur. Ovalar karaların içine doğru sokulmuştur. Körfezlere dökülen akarsular zamanla körfezi doldurmuştur. Ege Bölgesi ve Batı Anadolu’nun oluşumu henüz son bulmadığı yer kabuğunun henüz yerleşmediği sık sık meydana gelen depremlerden anlaşılmaktadır. Yalnız yörede volkanik faaliyetlere rastlanmamaktadır. İzmir’in kuzeyinde Madra Dağı (1.344 m.) ve onun güneybatı uzantısı olan Kozak kütlesi (1.051 m.) bulunmaktadır. Bunlardan Madra Dağının yapısında kristalin şistler Kozak kütlesinde de granitler vardır. Bu dağlık alandan güneye inildiğinde doğu-batı doğrultusundaki çukurlardan Bakırçay Ovası ile karşılaşılır. İl topraklarına doğudan dar bir boğazla girilen ve Kınık önlerinde genişleyen Kınık Ovası Karadağ’ın (747 m.) önünde güneye yönelir. Küçük tepeler arasında bir boğazda daralır ve Çandarlı Körfezi’nde de son bulur. Bakırçay Ovası ile Gediz Ovası arasında Yunt Dağı (1.075 m.) bulunmaktadır. Bu dağın doğuda kalan yarı bölümü Manisa ili sınırları içerisinde olup jeolojik yönden geniş lav alanlarını oluşturmaktadır. Yunt Dağı’nın güneybatısında ise Dumanlı Dağ (1.098 m.) bu kütlelerden ayrı olup andezitlerden oluşmuştur. Bunları izleyen Foça Tepeleri 380 m.ye kadar yükselir ve Spil (Manisa) Dağı önünde ikiye ayrılır. Bunlardan biri Nif (Kemalpaşa) Ovası’nı oluştururken diğer kolu da Spil Dağı’nın güney yamacından İzmir topraklarına girer ve Dumanlı Dağı ile daha güneydeki yamanlar Dağı (1.076 m.) arasında Menemen Boğazı’nı oluşturur. Bu boğazın batısında ise oldukça geniş bir kıyı ovası konumunda Menemen Ovası bulunmaktadır. Gediz Ovası ile Küçük menderes Ovası arasındaki Bozdağlar (2.159 m.) İzmir’in en yüksek noktasıdır. Bozdağlar batıya doğru alçalır Mahmut Dağı’nın batısında Karabel Çukuru (480 m.) Nif Dağı’nı Bozdağlar sırasından ayırır. Manisa ve Yamanlar Dağlarının güneyindeki çöküntü alanı zamanla su ile kaplanmış ve İzmir Körfezi’ni oluşturmuştur. Körfezin doğusunda Bornova Ovası onun doğusunda da Kemalpaşa Ovası bulunmaktadır. Bu iki ova arasında Kahvecibeli (Belkahve) (250 m.) yer almaktadır. İzmir’in güneydeki çukur alanı olan Küçük Menderes Ovası Bozdağlar ile Aydın Dağları arasında yer almaktadır. Bu ova İzmir il sınırları içerisinde bulunmaktadır.Küçük Menderes Ovası doğuda dar bir vadi biçiminde uzanırken Ödemiş ile Bayındır arasında genişler Torbalı’nın batısında Cuma Ovası ile bağlantı sağlar. Kuzeyden güneye doğru uzanan bu yükseltilerden ayrı olarak Urla yarımadası da ilin coğrafi görünümüne ayrı bir çeşitlilik katmaktadır. Bu yarımada kuzey-güney doğrultusunda uzanan Karaburun Yarımadası ile Çeşme Yarımadası’ndan ayrılan bölümlerden oluşmaktadır. İzmir ilindeki akarsuların hemen hepsi Ege Denizi’ne akmaktadır. Bunlar Bakırçay ![]() |