![]() |
|
|||||||
| Sağlık Önce Sağlık! Sağlık hakkındaki herşeyi bu alanda paylaşabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU KANUNU
Kanun Numarası: 2828 Resmi Gazete Tarih: 27.5.1983; Sayı: 18059 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Tanımlar ve Genel Esaslar Amaç: Madde 1 - Bu Kanunun amacı; korunmaya, bakıma veya yardıma muhtaç aile, çocuk, özürlü, yaşlı ve diğer kişilere ***ürülen sosyal hizmetlere ve bu hizmetleri yürütmek üzere kurulan teşkilatın kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklar ile faaliyet ve gelirlerine ait esas ve usulleri düzenlemektir. Kapsam: Madde 2 - Bu Kanun, sosyal hizmetlerle ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişileri ve özel hukuk tüzelkişilerini, sosyal hizmet kurum ve kuruluşlarında çalışan personeli, sosyal hizmetlerden faydalananları ve faydalanacak durumda olanları kapsar. Tanımlar: Madde 3 - Kanunda geçen; a) "Sosyal Hizmetler"; kişi ve ailelerin kendi bünye ve çevre şartlarından doğan veya kontrolleri dışında oluşan maddi, manevi ve sosyal yoksunluklarının giderilmesine ve ihtiyaçlarının karşılanmasına, sosyal sorunlarının önlenmesi ve çözümlenmesine yardımcı olunmasını ve hayat standartlarının iyileştirilmesi ve yükseltilmesini amaçlayan sistemli ve programlı hizmetler bütününü, b) "Korunmaya Muhtaç Çocuk"; beden, ruh ve ahlak gelişimleri veya şahsi güvenlikleri tehlikede olup; 1. Ana veya babasız, ana ve babasız, 2. Ana veya babası veya her ikisi de belli olmayan, 3. Ana ve babası veya her ikisi tarafından terkedilen, 4. Ana veya babası tarafından ihmal edilip; fuhuş, dilencilik, alkollü içkileri veya uyuşturucu maddeleri kullanma gibi her türlü sosyal tehlikelere ve kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılan ve başıboşluğa sürüklenen, Çocuğu, c) (Değişik: 30/5/1997 - KHK-572/5 md.) "Özürlü", doğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle normal yaşamın gereklerine uymama durumunda olup; korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyacı olan kişiyi, d) "Muhtaç Yaşlı"; sosyal veya ekonomik yönden yoksunluk içinde olup korunmaya, bakıma ve yardıma muhtaç yaşlı statüsündeki kişiyi, e) Sosyal hizmet kuruluşları; bu Kanunun amacına ve belirtilen esaslara uygun faaliyette bulunan kuruluşlar olup bunlardan; 1. "Çocuk Yuvaları"; 0 - 12 yaş arası korunmaya muhtaç çocuklarla gerektiğinde 12 yaşını dolduran kız çocuklarının, bedensel, eğitsel, psiko sosyal gelişimlerini, sağlıklı bir kişilik veya iyi alışkanlıklar kazanmalarını sağlamakla görevli ve yükümlü yatılı sosyal hizmet kuruluşlarını, 2. "Yetiştirme Yurtları"; 13 - 18 yaş arası korunmaya muhtaç çocukları korumak, bakmak ve bir iş veya meslek sahibi edilmeleri ve topluma yararlı kişiler olarak yetişmelerini sağlamakla görevli ve yükümlü olan yatılı sosyal hizmet kuruluşlarını, 3. "Kreş ve Gündüz Bakımevleri"; 0 - 6 yaş grubundaki çocukların bakımlarını gerçekleştirmek, bedensel ve ruhsal sağlıklarını korumak ve geliştirmek ve bu çocuklara temel değer ve alışkanlıkları kazandırmak amacıyla kurulan ve sunduğu hizmetler karşılığında ücret alan e yatılı olmayan sosyal hizmet kuruluşlarını, 4. "Huzurevleri"; muhtaç yaşlı kişileri huzurlu bir ortamda korumak ve bakmak, sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan yatılı sosyal hizmet kuruluşlarını, 5. "Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri"; bedensel, zihinsel ve ruhsal özürleri nedeniyle normal yaşamın gereklerine uymama durumunda olan kişilerin, fonksiyon kayıplarını gidermek ve toplum içinde kendi kendilerine yeterli olmasını sağlayan beceriler kazandırmak veya bu becerileri kazanamayanlara devamlı bakmak üzere kurulan sosyal hizmet kuruluşlarını, 6. (Ek: 30/5/1997 - KHK-572/5 md.) "Çocuk ve Gençlik Merkezleri", eşler arası anlaşmazlık, ihmal, hastalık, kötü alışkanlık, yoksulluk, terk ve benzeri nedenlerle sokağa düşerek sosyal tehlike ile karşı karşıya kalan veya sokakta çalışan çocuk ve gençlerin geçici süre ile rehabilitasyonlarını ve topluma yeniden kazandırılmalarını sağlamak amacıyla kurulan yatılı ve gündüzlü sosyal hizmet kuruluşlarını, 7. (Ek: 30/5/1997 - KHK-572/5 md.) "Kadın veya Erkek Konukevleri", fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik istismara uğrayan kadın veya erkeklerin psiko-sosyal ve ekonomik problemlerinin çözüm- lenmesi sırasında varsa çocukları ile birlikte ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geçici bir süre kalabilecekleri yatılı sosyal hizmet kuruluşlarını, 8. (Ek: 30/5/1997 - KHK-572/5 md.) "Toplum veya Aile Danışma Merkezleri", toplumun ve ailenin gelişmesi için; bireyin katılımcı, üretken ve kendine yeterli hale gelmesi amacıyla koruyucu, önleyici, eğitici, geliştirici, rehberlik ve rehabilite edici işlevlerini, gerekirse diğer kuruluşlar ve gönüllülerle işbirliği içerisinde sunmakla görevli bulunan gündüzlü sosyal hizmet kuruluşlarını, 9. (Ek: 30/5/1997 - KHK-572/5 md.) "Aile Danışma ve Rehabilitasyon Merkezleri", özürlü çocukları kendi kendine yeterli düzeye getirmek, okul eğitimine hazırlamak ve aile içi uyumu sağlamak amacıyla özürlü çocuklara ve ailelerine hizmet sunan gündüzlü sosyal hizmet kuruluşlarını, f) "Kurum"; bu Kanunla kurulan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünü, İfade eder. Genel esaslar: Madde 4 - Sosyal hizmetlere ilişkin genel esaslar şunlardır: a) Bu Kanun kapsamına giren sosyal hizmetlere ilişkin faaliyetler, Devletin denetim ve gözetiminde, halkın gönüllü katkı ve katılımı da sağlanarak bir bütünlük içinde yürütülür. b) Sosyal hizmetler alanında faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşları ile gönüllü kuruluşlar arasında koordinasyon ve işbirliği tesis edilerek güç birliği sağlanır ve mevcut kaynaklara en verimli şekilde işlerlik kazandırılır. c) Sosyal hizmet programlarının uygulanmasında korunmaya muhtaç çocuk, muhtaç sakat ve muhtaç yaşlıya öncelik tanınır. d) Sosyal hizmetlerin yürütülmesi ve sunulmasında sınıf, ırk, dil, din, mezhep veya bölge farklılığı gözetilemez, hizmet talebinin hizmet arzından fazla olması halinde öncelikler, muhtaç olma derecesi ve başvuru veya tespit sırası esas alınarak belirlenir. e) Korunmaya muhtaç çocuklara ilişkin sosyal hizmetler, ancak bu Kanunla kurulan, Kurum tarafından yürütülür. f) Bu Kanunla kurulan Kuruma bağlı kuruluşların dışındaki sosyal hizmet kuruluşlarının kurulması izne tabi olup, alınacak tertip ve tedbirlerle bunların hizmet, işleyiş ve personele ilişkin hususlarda tespit edilen standart ve esaslara uygun olarak faaliyette bulunmaları sağlanır. g) Sosyal hizmet kuruluşlarının coğrafik ve fonksiyonel görev alanlarının ve yurt sathında dengeli dağılımının görev boşluğu bırakılmayacak şekilde düzenlenmesi esastır. h) (Değişik: 30/5/1997-KHK-572/6 md.) Çocuk yuvaları ile yetiştirme yurtlarının korunmaya muhtaç çocukların yaş, cinsiyet, sosyal ve psikolojik özellikleri ile özür dereceleri dikkate alınarak, kaynaştırma anlayışına göre gruplandırılması ve özellikle çocuk yuvalarının, huzurevleri ile aynı mahallerde tesis edilerek dede-torun, nine-torun ilişkilerinin sağlanması esas alınır. ı) Korunmaya,bakıma ve yardıma muhtaç kişilere hizmet sunumu insan haysiyet ve vakarına yaraşır şekilde yerine getirilir. j) Sosyal hizmet kurum ve kuruluşlarında çalıştırılacak personelin seçim ve niteliklerinin tespitinde ve bunların hizmetiçi eğitim programlarının düzenlenmesinde bu kurum ve kuruluşların hizmet özellikleri dikkate alınır. k) Korunmaya muhtaç çocukların Türk örf,adet,inanç ve milli ahlakına sahip, kendisine güvenen, insan sevgi ve saygısıyla dolu, Atatürkçü düşünce ve Atatürk ilke ve inkılaplarına uygun olarak yetiştirilmeleri, bir iş veya meslek sahibi yapılmaları, koruma kararı kalktıktan sonra da toplum içinde izlenmeleri ve imkanlar ölçüsünde desteklenmeleri esastır. l) Muhtaç,özürlü ve yaşlıların hayatlarını sağlık, huzur ve güven içinde sürdürmesi, muhtaç özürlülerin toplum içinde kendi kendilerini idare edebilecek ve üretken hale gelebilecek şekilde bakım ve reha- bilitasyonlarının yapılması, bunlardan tedavisi mümkün olmayanların sürekli bakım altına alınması amacıyla gerekli her türlü tertip ve tedbir alınır. |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
![]() |
TÜRK KODEKSİ HAKKINDA KANUN
Kanun Numarası: 767 Resmi Gazete Tarih: 17.3.1926; Sayı: 324 Madde 1 - Türk kodeksini tertip ve ihzar ile mükellef olmak üzere Sıhhıye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletine merbut ve azami on beş azadan mürekkep bir (Kodeks komisyonu) teşkil olunur. Madde 2 - Komisyon azaları Sıhhiye ve Muaveneti içtimaiye Vekaletinin Başvekalete inhası ve Reisicumhurun tasdiki ile intihap ve tayin olunurlar. Komisyon kendi reisini azaları arasından intihap ile Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye vekaletinin tasdikına arz eyler. Komisyon için muktazi tahrir heyeti vekaletçe tayin olunur. Madde 3 - Komisyonun zaman ve mahalli içtimaı Sıhhiye ve Muaveneti içtimaiye Vekaletince tesbit olunur.Azalara bütün içtima müddetine mahsus olarak bütçede kabul olunan miktar dahilinde maktuan ücret verilir. Madde 4 - Kodeks komisyonu tababeti beşeriye ve hayvaniyede ilaç gibi müstamel bütün tıbbi nebatat ile basit veya mürekkep, uzvi veya gayri uzvi kimyevi maddelerin: 1 - Türkçe, fransızca, latince isimlerini ve müradiflerini, 2 - Kimyevi terkiplerini, 3 - İstihsal suretlerini, 4 - Tecrübelere ve tıbbi neşriyattaki müşahedelere nazaran hikemi ve kimyevi hassalariyle sair mümeyyiz vasıflarını, 5 - Safiyetlerini tayin için tatbik edilecek muayene usullerini, 6 - Tağşişat aranması usullerini, 7 - Azami, asgari tıbbi miktarlarını, 8 - İlaçların eczahanelerde tabip reçetesine göre muhtelif şekilde tertiplerini, 9 - Muhafaza suretlerini ve tagayyürattan vikayelerini, 10 - Bir arada birleştirilmesi caiz olmayan maddeleri, 11 - İstimal mahallerini, 12 - Eczahanelerde herhangi nebatat, ecza ve kimyevi maddelerin bulundurulacağını ve bunlardan her birinin cins, nevi ve miktarlarını ve eczahanelerde bulunması lazım gelen alat ve edevatı gösterir cetvelleri tanzim ve "Türk kodeksi"namiyle bir kitap halinde tesbit eylemekle mükelleftir. Madde 5 - Komisyonun tertip ve tanzim ettiği kodeks, Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletinin Başvekalete teklifi ve Reisicumhurun tasdiki ile tayin olunacak tarihten itibaren mer'i ve umum eczahanelerde ecza depolarında kodeksin tatbiki ve bütün reçetelerin kodekse tamamiyle muvafık olarak tertip ve ihzarı mecburidir. Madde 6 - Kodekste yapılacak tadilatı tayin ve zeyillerini tertip eylemek üzere kodeks komisyonu Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletinin davetiyle her beş senede bir içtima eder. Zeyillerin intişar ve meriyeti hakkında aynen kodeks hakkında cari olan ahkam muteberdir. Madde 7 - Kodeksin veya zeyillerinin mevkii meriyete vazından itibaren gerek ecza depolarında ve eczahanelerde ve gerek gümrük idarelerinde muayene ve tahliller bu kodekse göre icra olunur. Madde 8 - Türk Kodeksi ve zeyilleri Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tabı ve neşir olunur ve arzu edenlere esmanı mukabilinde satılır. Madde 9 - Türk kodeksinin veya zeyillerinin mevkii meriyete vazı tarihinden itibaren ahkamına muhalif tıbbi maddeler ve ilaçlar satan ecza depoları sahipleri ve eczahane müdürü mesulleri hakkında Ceza ve Eczahaneler Kanunlarının ahkamı mahsusası tatbik olunur. Madde 10 - İşbu kanun neşri tarihinden muteberdir. Madde 11 - İşbu kanunun icrasına Adliye, Maliye ve Sıhhiye ve Muaveneti İctimaiye Vekilleri memurdur. |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
![]() |
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ KANUNU
Kanun Numarası : 6023 Resmi Gazete Tarih: 31.1.1953; Sayı: 8323 Madde 1 - (Değişik : 7/6/1985 - 3224/48 md.) Türkiye sınırları içerisinde meslek ve sanatlarını icraya yetkili olup da sanatını serbest olarak yapan veya meslek diplomasından istifade etmek suretiyle resmi veya özel görev yapan tabiplerin katıldığı Türk Tabipleri Birliği; tabipler arasında mesleki deontolojiyi ve dayanışmayı korumak, tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlamak ve meslek mensuplarının hak ve yararlarını korumak amacıyla kurulmuş kamu kurumu niteliğinde mesleki bir kuruluştur. Madde 2- Türk Tabipleri Birliği; Tabip odaları, Merkez Konseyi, Yüksek Haysiyet Divanı ve Büyük Kongreden ibaret teşekküllerin bütünüdür. Bu Birlik Hükmi şahsiyeti haiz bir teşekküldür. Madde 3 - (Değişik : 8/1/1985-3144/2 md.) Türk Tabipleri Birliği ve tabip odaları, kuruluş amaçları ve kanunda belirtilenler dışında hiçbir faaliyet gösteremezler, kendilerine kanunla verilen görevlerin yerine getirilmesiyle ilgili olmayan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyemezler, siyasetle uğraşamazlar, siyasi partiler, sendikalar ve derneklerle ortak hareket edemezler, bunlara maddi yardım yapamazlar, bunlardan yardım alamazlar, onlarla siyasi ilişki ve işbirliği içinde bulunamazlar, milletvekili ve mahalli idarelerin seçimlerinden herhangi bir aday veya grubu destekleyemezler. Birlik ve odalar protokol kurallarına göre resmi törenlere katılır, amacına uygun işlerde kullanılmak üzere taşınır ve taşınmaz mal edinebilir, lokal, misafirhane ve benzeri sosyal amaçlı tesisler açabilir. Madde 4 - Birlik, aşağıda yazılı hizmetleri yapmakla mükelleftir : a) Halk sağlığına ve hastalara fedakarlık ve feragatle hizmeti ideal bilen meslek geleneklerini muhafaza ve geliştirmeye çalışmak, b) Azalarının maddi ve manevi hak ve menfaatlerini korumak ve bunları halkın ve Devletin menfaati ile en iyi bir şekilde denkleştirmeye çalışmak, c) Halkın sağlığını korumaya, azalarını muayyen refah seviyesine ulaştıracak gerekli iş sahaları bulmaya, İş Kanunu ile sosyal kanunların ve bunlara bağlı nizamname ve talimatname hükümlerinin tatbikatında meslek ve meslektaşların hak ve menfaatlerini korumaya ve her türlü iş tevziinin adilane bir surette düzenlenmesine çalışmak, d) Halk sağlığı ve tıp meslekleri ile ilgili meseleler için resmi makamlarla karşılıklı işbirliği yapmak, e) Halk sağlığı ve tıp meslekini ilgilendiren işlerde resmi makamlardan yardım sağlamak. Madde 5 - (Değişik : 11/12/1957 - 6909/1 md.): (Değişik birinci ve ikinci fıkra: 7/6/1985-3224/49 md.): Özel kurum ve işyeri tabipleri; çalıştıkları yerlerin sağlık hizmetlerinin başka bir yerde ikinci bir görev yapmalarına elverişli bulunduğu tabip odaları idare heyetince kabul edilmedikçe, her ne suretle olursa oisun, diğer bir kurum ve işyerinin tabipliğini alamazlar. Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerine ait kadrolarda çalışan tabiplere kurumlarınca verilecek ikinci görevler bu hüküm dışındadır. Tabip odaları idare heyetleri; tayin hususunda vaki müracaatları, iş hacmi, vazifenin tabipler arasında adilane bir surette tevzii, hizmetin iyi yapılması ve benzeri sebepler dairesinde tetkik eder ve esbabı mucibeli bir karara bağlar. (Değişik : 7/6/1985 - 3224/49 md.) Gerek tabipler ve gerekse bunları istihdam eden bilumum daire, müessese ve işyerleri, tayin, nakil, işten ayrılma ve sair suretlerle hasıl olan değişiklikieri en geç 15 gün zarfında mahalli tabip odalarına bildirmeye mecburdurlar. Madde 6 - (Değişik : 8/1/1985 - 3144/4 md.) (Değişik birinci ve ikinci fıkra 7/6/1985 - 3224/50 md.) : Hudutları içinde tabip odalarına kayıtlı en az ikiyüz tabip bulunan her ilde bir tabip odası kurulur. Hudutlar içinde oda kurmak için yeter sayıda tabip bulunmayan illerdeki tabiplerin hangi illerdeki tabiplerle birleştirilerek yeni bir oda kurulacağı ve merkezin hangi il olacağı veya bu gibi illerdeki tabiplerin hangi il tabip odalarına bağlanacağı memleketin coğrafi ve ulaşım durumları ile tabiplerin toplu olarak bulundukları iller gözönüne alınarak Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyinin önerisi üzerine Büyük Kogrece kararlaştırılır. Odalar, kuruluşlarını Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi aracılığı ile Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına bildirmekle tüzel kişilik kazanırlar. Yeni kurulan odalar en geç üç ay içinde organ seçimi yaparlar. Bu seçim, odanın kurulduğu yılın bu Kanunda yazılı ayında yapılmış sayılır ve kanuni süreler buna göre hesaplanır. Madde 7 - (Değişik : 8/1/1985 - 3144/5 md.) (Değişik: 7/6/1985-3224/51 md.) Bir tabip odası sınırları içinde sanatını serbest olarak icra eden tabipler bir ay; içinde o il veya bölge tabip odasına üye olmak ve üyelik görevlerini getirmekle yükümlüdürler. Mesleklerini serbest olarak icra etmeksizin kamu kurum ve kuruluşlarıile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevlerde çalışanlar ile herhangi bir sebeple mesleğini icra etmeyenler tabip odalarına üye olabilirler. Özel kanunlarında üye olamayacaklarına dair hüküm bulunanlardan mesleklerini serbest olarak da icra edenler; mesleki hak, yetki, disiplin ve sorumluluk bakımından bu Kanun hükümlerine tabidirler. |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
![]() |
VEREM SAVAŞI HAKKINDA KANUN
Kanun Numarası: 5368 Resmi Gazete Tarih: 15.4.1949; Sayı: 7183 Madde 1 - Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca gerekli görülecek yerlerde verem savaş teşkilatı kurulur. Bakanlık bu maksatla gerekli verem sanatoryumlarını,hastanelerini, prevantoryumlarını ve dispanserlerini veya bu bölgelerde mevcut hastanelere ek olarak verem pavyonlarını yaptırmak kiralamak, kamulaştırmak veya satın almak suretiyle tesis ve teçhiz ederek faaliyete geçirir ve bunlar için her türlü taşıt araçlariyle seyyar ve sabit röntgen cihazlarını satın alır. Madde 2 - Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, özel idareler, belediyeler ve verem savaş dernekle- rince kurulmuş verem sanatoryum, prevantoryum, hastane ve dispanserlerine faaliyetlerinin devamı için, gerekli gördüğü hususlarda, her çeşit para ve ayni yardımı yapmaya ve bu kurumlarda, kanunlarla kazanılmış memurluk ve özlük hakları saklı kalmak kaydiyle, Bakanlık kuruluşundan tabip ve hemşire, eczacı ve laborant çalıştırmaya, özel ve tüzelkişiliklere ilişkin sağlık kurumlarında veremli hastaları, ücreti Bakanlık verem ödeneğinden ödenmek üzere, tedavi ettirmeye yetkilidir. Madde 3 - Veremle savaş genel giderleri için lüzumlu ödenek her yıl Bütçe Kanununa bağlı (A) işaretli cetvellerin Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı kısımlarında açılacak özel bölümden ödenir. Madde 4 - (Mülga: 17/6/1957 - 7020/6 md.) Madde 5 - Bu kanuna bağlı (1) ve (2) sayılı cetvellerde yazılı kadrolar, 11/2/1946 tarihli ve 4862 sayılı kanuna bağlı (1) ve (2) sayılı cetvellere eklenmiştir. Geçici Madde 1 - 1949 yılı Bütçe Kanununa bağlı (A) işaretli cetvelin, bağlı (3) sayılı cetvelde gösterilen tertiplerine(323 894)lira ek ödenek verilmiştir. Geçici Madde 2 - 1949 yılı Bütçe Kanununa bağlı (A) işaretli cetvelin Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı kısmında (Verem savaşı genel giderleri) adiyle yeniden açılan 698/A bölümüne (3 000 000) lira olağanüstü ödenek konulmuştur. Bu ödenekten gerekli görülecek miktarları, aynı cetvelin Maliye ve Bayındırlık Bakanlıkları kısımlarındaki ilgili bölüm ve maddelere aktarmaya Maliye Bakanı yetkilidir. Geçici Madde 3 - Bu kanuna bağlı (4) sayılı cetvelde yazılı kadrolar 1949 yılı Bütçe Kanununa bağlı (D) işaretli cetvelin Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı kısmına eklenmiştir. Geçici Madde 4 - 1949 yılı Bütçe Kanununa bağlı(R)işaretli cetvelin Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı kısmındaki 699 uncu (Hastaneler, Sağlık ve Sosyal Yardım Kurumları) bölümüne ilişkin formül, bu kanunun ikinci geçici maddesiyle yeniden açılan 698/A (Verem savaşı genel giderleri) bölümü için de uygulanır. Bu kanun gereğince 1949 yılı içinde satın alınacak bağlı (5) sayılı cetvelde gösterilmiş olan taşıtlar aynı yıl Maliye Bakanlığı bütçesinin 469 uncu bölümüne ait (R) cetvelindeki formülün 9 uncu (Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı) maddesine eklenmiştir. Madde 6 - Bu kanun yayımı tarihinda yürürlüğe girer. Madde 7 - Bu kanunu Maliye, Bayındırlık ve Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanları yürütür. |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
![]() |
SERİRİ (...) (1) TAHARRİYAT VE TAHLİLAT YAPILAN VE MASLİ TEAMÜLLER ARANILAN UMUMA MAHSUS BAKTERİYOLOJİ VE KİMYA LABORATUVARLARI KANUNU
Kanun Numarası: 992 Resmi Gazete Tarih: 30.3.1927; Sayı: 580 MADDE 1- Muayyen ücret mukabilinde veya meccanen (...) (1) sariri taharriyat ve tahlilat yapılan veya masli teamüller aranılan umuma mahsus bakteriyoloji ve kimya laboratuvarları, yapılacak tahlilat ve taharriyatın cinsine göre ihtisas vesikasına malik ve Türkiye'de icrayı sanata mezun tabip, baytar, eczacı veya kimyagerler tarafından Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletinin müsaadesi istihsal edilmek suretiyle açılır. MADDE 2- Laboratuvar açacak her mütehassıs mahalli sıhhiye ve muaveneti içtimaiye müdiriyetine bir istida ile müracaat eder ve bu istidasına atideki evrak raptedilir. A - (Değişik: 27/1/1930 - 1551/1 md.) Nüfus ¤¤¤keresi, diploma, tababet ve şuabatı sanatlarının tarzı icrasına dair kanun ile nizamnamesinde münderiç ihtisas vesikaları hakkındaki hükümlere muvafık olarak alınmış vesikalar veya suretleri. B - Laboratuvarların ismi,muvazzah adresi ve krokisi, iştigal edeceği tahlilatın envar ve tahlilatın her nev'ine nazaran tesbit edilen ücretler miktarı laboratuvarlarda şerik veya memur sıfatiyle ifayı vazife edecek mütehassısların isimlerini, alatını ve edavatını ve echize ve müfredatını muhtevi beyanname. MADDE 3 - İstida ve merbutatı sıhhiye müdiriyetince tetkik olunarak Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletine gönderilir.Şeraiti anifeyi haiz olanlara müsaade edilir. Ve ruhsatname verilir. Tarihi müracaattan itibaren azami bir ay zarfında muamele intaç olunarak sahibine tebliğ olunur. MADDE 4 - İşbu kanunun neşrinden mukaddem hali faaliyette olan ve ihtisas vesikasını hamil bulunan laboratuvar sahiplerinin vesikaları muteberdir.Ancak bu laboratuvarlar ashabı iki ay zarfında müsaade talebine ve bu kanunla tesbit edilen ahkama ittibaa mecburdurlar. MADDE 5 - Laboratuvarların hususatı fenniyesinden ruhsatname sahibi mesuldür. MADDE 6 - Laboratuvarlar senede bir defa umumi teftişe tabi olduğu gibi lüzum görüldükçe de teftiş olunurlar. Laboratuvar müdiri mesulü ispatı hüviyet eden teftiş memurlarına defterleri ve laboratuvarının umumi tahlilat ve taharriyata mahsus aksamını göstermeğe ve icap eden izahatı vermeğe mecburdur. MADDE 7 - Seriri (...) (1) tahlilat yapılan masli teamüller aranılan umuma mahsus bakteriyoloji ve kimya laboratuvarlarının krokisi, muhtevi olacakları alat ve echize ve bunların sureti muhafazaları ve muktazi defterlerle ne suretle tutulacakları ve vaserman yapılan laboratuvarların tabi olacakları ahkamı mahsusa ve bu teamülün hangi usul ile icra olunacağı Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince bir talimatname ile tesbit olunur. MADDE 8 - Bir laboratuvarın sahibi tarafından seddi veya başka bir mahalle nakli takdirinde sıhhiye ve muaveneti içtimaiye müdüriyetine malümat verilir. MADDE 9 - Mütahassıs olup da bila müsaade laboratuvar açanın laboratuvarı, bu kanunda muharrer usul dairesinde müsaade istihsal edilinceye kadar, Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince kapatılır. Mütehasıs olmayıp da bu kabil laboratuvar açanlardan veya müsaade ile açmış oldukları laboratuvarlarını mütehassıs olmıyanlara terk edenlerden <<50>> liradan <<200>> liraya kadar hafif cezayı nakdi alınmakla barabar laboratuvarı kapatılır. Bu kanunun dördüncü maddesinde gösterilen laboratuvar ashabından, alat ve edevat ve sairesi noksan görülenlere,laboratuvarlarının ikmali nevakısı için verilen mühlet nihayetinde ikmal etmedikleri takdirde laboratuvarları kapatılır ve ruhsatnamesi geri alınır. MADDE 10 - Fenne muvafık tahlilat icra kılınmadığı ve beyannamesinde münderiç mevat ahkamına riayet eylemediği veyahut işbu kanunun yedinci maddesinde muharrer esasatı muhtevi talimatnameye muhalif hareket eylediği sabit olanlardan <<50>> liradan <<200>> liraya kadar cezayi nakdi alınır.Tekerrürü halinda cezayı nakdi alınmakla beraber laboratuvarı bir aydan fazla olmamak üzere kapatılır. İtiyadı sabit olanların ruhsatnamesi geri alınır. MADDE 11 - Dokuzuncu maddenin birinci fıkrasındaki sed kararı müstesna olmak üzere laboratuvarların kapatılması ve cezayi nakdi ahzı ve ruhsatnamenin istirdadı hakkında karar itası sulh mahkemelerine aittir. Bu davalar mahakime tevdileri tarihinden itibaren on beş gün zarfında intaç olunur ve verilen hükümler kabili temyiz değildir. MADDE 12 - Bu kanun neşri tarihinden on beş gün sonra müteberdir. MADDE 13 - Bu kanunun icrasına Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye ve Adliye Vekilleri memurdur. |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
![]() |
GÖZLÜKÇÜLÜK HAKKINDA KANUN
Kanun Numarası: 3958 Resmi Gazete Tarih: 4.1.1941; Sayi: 4703 Madde 1 - Numaralı (Mihraklı) gözlük camı satmak ve gözlükçü ünvanını kullanabilmek için aşağıda yazılı sartları haiz olmak lazımdır: 1 - Türk olmak; 2 - Yirmi yaşını bitirmiş olmak; 3 - En az orta tahsilini ikmal etmiş bulunmak; 4 - Gözlükçülüğü yapmağa mani vücutca veya akılca bir arızası bulunmamak; 5 - Sıhhat ve Içtimai Muavenet Vekaleti tarafından verilen gözlükçülük ruhsatnamesini haiz bulunmak. Madde 2 - Birinci maddenin beşinci fıkrasında zikredilen ruhsatname Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından açılacak gözlükçülük kurslarına muntazaman devam edenlerden imtihanda muvaffak olanlara verilir. Bu kursların mahalli, müddeti ve programlarıyle diğer şartları Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tayin ve ilan olunur. Madde 3 - Aşağıda yazılı olanlar gözlükçülük kursuna devam etmeden ikinci maddede yazılı imtihana kabul olunabilirler: A - Bir gözlükçü ticarethanesinde en aşağı dört sene çalıştıklarına dair vesika ibraz edenler. B - Yabancı memleketlerden alınmış tasdikli gözlükçülük ruhsatnamesini veya diplomasını haiz olanlar. Madde 4 - Gözlükçülük imtihanında muvaffak olamıyanlar imtihanın icrası tarihinden en az altı ay geçmedikce yeniden imtihana giremezler. Kurslara kabulde bu tahdit nazara alınmaz. Üç imtihanda muvaffak olamıyanlar kurs ve imtihanlara girmek hakkını kaybederler. Madde 5 - Tabipler ticarethane açarak gözlükçülük yapabilirler. Ancak gözlükçülük yaptıkları müddetce tabiplik edemezler. Madde 6 - Gözlükçülük ruhsatnamesini haiz olanlar diledikleri yerde sanatlarını yapabilirler. Bu suretle sanatlarını yapmak isteyen gözlükçüler en geç bir hafta zarfında bir beyanname ile vilayetlerde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Müdürlüklerine ve kazalarda Hükümet tabipliklerine müracaat ederek ad ve soyadı ile hüviyetlerini ve ruhsatnamelerinin tarih ve numarasını ve adreslerini bildirmeğe mecburdurlar. Ticarethanelerinin nakli halinde veya bulundukları mahalli terk ettikleri veya gözlükçülük sanatının yapmaktan vazgeçtikleri takdirde evvelce sanat yapmağa başladıklarını haber verdikleri bu makamlara yirmi dört saat evvel müracaatla bu hususu bildirmelidirler. Madde 7 - Gözlükçülük edenler yalnız tabipler tarafından verilen reçetelerde yazılı numaralı (Mihraklı) gözlük camlarını ve çerçevelerini satmak salahiyetini haizdirler. Bu gibilerin reçetesiz numaralı (Mihraklı) gözlük camı satmaları veya vermeleri veya tavsiye etmeleri ve her nevi göz ve görme muayeneleri yapmaları veya bu işlere yarayan alat ve cihazları bulundurmaları memnudur. Gözlükçüler, gözlük veya gözlük camlarının muayene ve kontrolune veya tamirine mahsus ve reçe- telerde yazılı camları çerçevelere takmak ve müşterinin gözüne en uygun şekilde tatbik etmek için lüzumlu olan aletleri kullanabilirler. Madde 8 - Her gözlükçü ticarethanesinin başında ruhsatnameli mesül bir gözlükçünün bulunması şarttır. Gözlükçüler vusat ve şartları uygun olan yerlerde başka bir ticarethane veya mağazada dahi yalnız kendilerine mahsus bir kısım işgal edebilirler. Bu kIsımların haiz olması iktiza eden şartlar, Sıhhat ve Içtimai Muavenet Vekaletince tesbit ve ilan olunur. Eczanelerde gözlükçü ruhsatnamesini haiz eczane sahip veya mesül müdürü veya kalfalardan birinin nezaret ve mesuliyeti altında gözlükçülük yapılabilir. Madde 9 - Gözlük ticarethaneleri Sıhhat ve İçtimai Muavenet Müdür veya müfettişlerinin teftişine tabidirler. Bu teftişlerde gözlükçüler her türlü kolaylıkları göstermeğe ve talep edilen malumatı vermeğe mecburdurlar. Madde 10 - Gözlükçüler ticarethanelerinde mahallin en büyük sıhhat makamınca yaprak adedi tasdikli bir defter tutmağa ve bu deftere sıra numarasıyle ve tarih sırasıyle reçeteleri ve sahiplerinin isimlerini kayde mecburdur. Madde 11 - Gözlükçülük ruhsatnamesini haiz olarak ticarethane açmış olanlar yalnız gözlükçü veya fenni gözlükçü ünvanını kullanabilirler. Başka bir ünvan kullanmaları veya hakikate uymayan reklamlar yapmaları yasaktır. Madde 12 - Ruhsatnamesi olmadığı halde gözlükçülük yapan veya gözlükçü olduğunu ilan eden kimse 25 liradan 250 liraya kadar ağır para cezasına mahkum edilir ve dükkanı kapatılır. Madde 13 - Ruhsatnameli bir gözlükçü kendi ismini veya ünvanını başkasına vermek suretiyle 12 nci maddede zikri geçen suça iştirak ederse aynı cezalara çarpılır ve tekerrürü halinde ruhsatnamesi geri alınır. Madde 14 - Sıhhi halinin daimi surette gözlükçülük yapmağa mani olduğu tam teşekküllü sıhhi bir heyet raporiyle sabit olanların ruhsatnameleri Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince geri alınır. Madde 15 - Yedinci maddede zikredilen memnuiyet hilafına hareket eden gözlükçüler yirmi beş liradan yüz liraya kadar hafif para cezasıyle cezalandırılır ve tekerrürü halinde ruhsatnameleri geri alınır. Hareketleri ruhsatsız tababet sanatını icra suçuna temas edenler hakkında bu husustaki hükümler tatbik olunur. Sekizinci maddede yazılı memnuiyet hilafına hareket veya aynı maddede yazılı vasıf ve şartlara uy- gun olmayan yerlerde ticaret eden gözlükçülere, kanun hükümlerine uymaları için bir mühlet verilir. Bu mühlet geçtikten sonra vaziyetlerini kanun hükümlerine uydurmayan gözlükçülerden birinci defasında yirmi beş liradan yüz liraya kadar ve tekerrüründe elli liradan iki yüz liraya kadar hafif para cezası alınmakla beraber ruhsatnamesi de geri alınır. Madde 16 - Altıncı, dokuzuncu, onuncu ve on birinci maddeler hükümlerine riayet etmeyenlerden on liradan elli liraya kadar hafif para cezası alınır. Geçici Madde 1 - Bu kanunun neşri tarihinde en az iki senedenberi bir ticarethane veya eczanede gözlükçülük yaptıklarını mahallin en büyük mülkiye amiri tarafından verilmiş bir vesika ile ispat edenler bu kanunun mer'iyeti tarihinden itibaren üç ay zarfında müracaat ettikleri takdirde yalnız imtihana tabi tutulurlar. Bunlar imtihan neticesine kadar sanatlarını icraya devam edebilirler. Imtihanda muvaffak olanlara bir gözlükçülük ruhsatnamesi verilir. Geçici Madde 2 - Bu kanunun neşri tarihinde en az on senedenberi bir ticarethane açmış olarak veya eczanesinde gözlükçülük yaptıkları, mahallin en büyük mülkiye amiri tarafından verilmiş bir vesika ile sabit olanlar, bu kanunun birinci maddesinin 1, 2 ve 3 üncü fıkralarında yazılı şartları haiz olmasalar bile sanatlarını icraya devam ederler. Birinci fıkrada yazılı şartları haiz olanlara kanunun mer'iyeti tarihinden üç ay zarfında müracaat ettikleri takdirde Sıhhat ve Içtimai Muavenet Vekaleti tarafından bir ruhsatname verilir. Madde 17 - Bu kanun neşri tarihinden üç ay sonra mer'idir. Madde 18 - Bu kanun hükümlerini icraya Adliye, Dahiliye, Maliye ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekilleri memurdur. |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
![]() |
MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HAKKINDA KANUN
Kanun No. 4483 Resmi Gazete Tarih: 4.12.1999; Sayı: 23896 Amaç MADDE 1.- Bu Kanunun amacı, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek usulü düzenlemektir. Kapsam MADDE 2.- Bu Kanun, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır. Görevleri ve sıfatları sebebiyle özel soruşturma ve kovuşturma usullerine tabi olanlara ilişkin kanun hükümleri ile suçun niteliği yönünden kanunlarda gösterilen soruşturma ve kovuşturma usullerine ilişkin hükümler saklıdır. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali genel hükümlere tabidir. Disiplin hükümleri saklıdır. İzin vermeye yetkili merciler MADDE 3.- Soruşturma izni yetkisi; a) İlçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında kaymakam, b) İlde ve merkez ilçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında vali, c) Bölge düzeyinde teşkilatlanan kurum ve kuruluşlarda görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında görev yaptıkları ilin valisi, d) Başbakanlık ve bakanlıkların merkez ve bağlı veya ilgili kuruluşlarında görev yapan diğer memur ve kamu görevlileri hakkında o kuruluşun en üst idari amiri, e) Bakanlar Kurulu kararıyla veya bakanlıkların merkez teşkilatında görevli olup ortak kararla atanan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında ilgili bakan, Başbakanlık merkez teşkilatının aynı durumdaki personeli hakkında Başbakan, f) Türkiye Büyük Millet Meclisinde görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri ve yardımcıları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, g) Cumhurbaşkanlığında görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri hakkında Cumhurbaşkanı, h) Büyükşehir belediye başkanları, il ve ilçe belediye başkanları; büyükşehir, il ve ilçe belediye meclisi üyeleri ile il genel meclisi üyeleri hakkında İçişleri Bakanı, i) İlçelerdeki belde belediye başkanları ve belde belediye meclisi üyeleri hakkında kaymakam, merkez ilçelerdeki belde belediye başkanları ve belde belediye meclisi üyeleri hakkında bulundukları ilin valisi, j) Köy ve mahalle muhtarları ile bu Kanun kapsamına giren diğer memurlar ve kamu görevlileri hakkında ilçelerde kaymakam, merkez ilçede vali, Yokluklarında ise vekilleri tarafından bizzat kullanılır. Yetkili mercilerin saptanmasında, memur veya kamu görevlisinin suç tarihindeki görevi esas alınır. Ast memur ile üst memurun aynı fiile iştiraki halinde izin, üst memurun bağlı olduğu merciden istenir. Olayın yetkili mercie iletilmesi, işleme konulmayacak ihbar ve şikayetler MADDE 4.- Cumhuriyet başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu Kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar veya şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler. Diğer makam ve memurlarla kamu görevlileri de, bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini ihbar, şikayet, bilgi, belge veya bulgulara dayanarak öğrendiklerinde durumu izin vermeye yetkili mercie iletirler. Bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veya şikayetlerde kişi ve/veya olay belirtilmesi zorunludur. Yukarıdaki fıkraya aykırı bulunan ihbar ve şikayetler, Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durum, ihbar veya şikayette bulunana bildirilir. Ön inceleme MADDE 5.- İzin vermeye yetkili merci, bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini bizzat veya yukarıdaki maddede yazılı şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatır. Ön inceleme, izin vermeye yetkili merci tarafından bizzat yapılabileceği gibi, görevlendireceği bir veya birkaç denetim elemanı veya hakkında inceleme yapılanın üstü konumundaki memur ve kamu görevlilerinden biri veya birkaçı eliyle de yaptırılabilir. İnceleme yapacakların, izin vermeye yetkili merciin bulunduğu kamu kurum veya kuruluşunun içerisinden belirlenmesi esastır. İşin özelliğine göre bu merci, anılan incelemenin başka bir kamu kurum veya kuruluşunun elemanlarıyla yaptırılmasını da ilgili kuruluştan isteyebilir. Bu isteğin yerine getirilmesi, ilgili kuruluşun takdirine bağlıdır. Yargı mensupları ile yargı kuruluşlarında çalışanlar ve askerler, başka mercilerin ön incelemelerinde görevlendirilemez. Ön inceleme ile görevlendirilen kişiler birden fazla ise içlerinden biri başkan olarak belirlenir. Ön inceleme yapanların yetkisi ve rapor MADDE 6.- Ön inceleme ile görevlendirilen kişi veya kişiler, bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren merciin bütün yetkilerini haiz olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre işlem yapabilirler; hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini de almak suretiyle yetkileri dahilinde bulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp, görüşlerini içeren bir rapor düzenleyerek durumu izin vermeye yetkili mercie sunarlar. Ön inceleme birden çok kişi tarafından yapılmışsa, farklı görüşler raporda gerekçeleriyle ayrı ayrı belirtilir. Yetkili merci bu rapor üzerine soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu kararlarda gerekçe gösterilmesi zorunludur. Süre MADDE 7.- Yetkili merci, soruşturma izni konusundaki kararını suçun 5 inci maddenin birinci fıkrasına göre öğrenilmesinden itibaren ön inceleme dahil en geç otuz gün içinde verir. Bu süre, zorunlu hallerde onbeş günü geçmemek üzere bir defa uzatılabilir. Yetkili merci, herhalde yukarıdaki fıkrada belirtilen süreler içinde memur veya diğer kamu görevlisi hakkında soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi konusunda karar vermek zorundadır. Soruşturma izninin kapsamı MADDE 8.- Soruşturma izni, şikayet, ihbar veya iddia konusu olaylar ile bunlara bağlı olarak ileride soruşturma sırasında ortaya çıkabilecek konuları kapsar. Soruşturma sırasında izin verilen olay ve konudan tamamen ayrı veya farklı bir suç olarak nitelen dirilebilecek bir fiil ortaya çıktığında, yeniden izin alınması zorunludur. Suçun hukuki niteliğinin değişmesi, yeniden izin alınmasını gerektirmez. İtiraz MADDE 9.- Yetkili merci, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararını Cumhuriyet başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikayetçi itiraz yoluna gidebilir. İtiraz süresi, yetkili merciin kararının tebliğinden itibaren on gündür. İtiraza, 3 üncü maddenin (e), (f), g (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve (h) bentlerinde sayı lanlar için Danıştay İkinci Dairesi, diğerleri için yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesi bakar. İtirazlar, öncelikle incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır. Verilen kararlar kesindir. İştirak halinde işlenen suçlar MADDE 10.- Bu Kanun kapsamındaki suçların iştirak halinde işlenmesi durumunda memur olmayan, memur olanla; ast memur, üst memurla aynı mahkemede yargılanır. Soruşturma izninin gönderileceği merci MADDE 11.- Soruşturma izninin itiraz edilmeden veya itirazın reddi sonunda kesinleşmesi ya da soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı yapılan itirazın kabulü üzerine dosya, derhal yetkili ve görevli Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. İzin üzerine ilgili Cumhuriyet başsavcılığı, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve diğer kanunlardaki yetkilerini kullanmak suretiyle hazırlık soruşturmasını yürütür ve sonuçlandırır. Hazırlık soruşturmasını yapacak merciler MADDE 12.- Hazırlık soruşturması; a) Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri, müsteşarlar ve Bakanlar Kurulu kararı ile atanan memur ve diğer kamu görevlileri ile büyükşehir belediye başkanları hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekili, b) Ortak kararla veya Başbakanın onayı ile atanan memurlar ve diğer kamu görevlileri, il ve ilçe belediye başkanları, ilçe idare şube başkanları hakkında il Cumhuriyet başsavcısı veya başsavcıvekili, c) Diğerleri hakkında genel hükümlere göre yetkili ve görevli Cumhuriyet başsavcılığı, Tarafından yapılır. Hazırlık soruşturması sırasında hakim kararı alınmasını gerektiren hususlarda; (a) bendinde sayı lanlar için Yargıtayın ilgili ceza dairesine, (b) bendinde sayılanlar için il asliye ceza mahkemesine, diğerleri için genel hükümlere göre yetkili ve görevli sulh ceza hakimine başvurulur. Yetkili ve görevli mahkeme MADDE 13.- Davaya bakmaya yetkili ve görevli mahkeme, 12 nci maddenin (a) bendinde sayılanlar için Yargıtayın ilgili ceza dairesi, (b) bendinde sayılanlar için il ağır ceza mahkemesi, diğerleri için genel hükümlere göre yetkili ve görevli mahkemedir. Vekillerin durumu MADDE 14.- Bu Kanunun uygulanmasında vekiller, asillerin tabi olduğu usule tabidir. Cumhuriyet başsavcılığınca re'sen dava açılacak haller MADDE 15.- Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkındaki ihbar ve şikayetlerin garaz, kin veya mücerret hakaret için uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı hazırlık soruşturması sonucunda anlaşılır veya yargılama sonucunda sabit olursa haksız isnatta bulunanlar hakkında yetkili ve görevli Cumhuriyet başsavcılığınca re'sen soruşturmaya geçilir. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlarda kamu davası açılması için Cumhuriyet başsavcılığına başvurma ve haksız isnatta bulunanlar hakkında genel hükümlere göre tazminat davası açma hakları saklıdır. Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkata yapılan atıflar MADDE 16.- Kanunlarda Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatın uygulanacağı belirtilen hallerde bu Kanun hükümleri uygulanır. Kanunlarda Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatın uygulanmayacağı belirtilen hallerde genel hükümler uygulanır. Değiştirilen hükümler MADDE 17.- 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 11 inci maddesinin (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. d) Teşebbüs genel müdürü ve yönetim kurulu üyelerinin görevlerini icra sırasında işledikleri suçlar dan dolayı yargılanmaları, ilgili bakanın iznine bağlı olup; bu konuda Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Yürürlükten kaldırılan hükümler MADDE 18.- 4 Şubat 1329 tarihli Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat yürürlükten kaldırılmıştır. GEÇİCİ MADDE 1.- Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre başlatılmış bulunan işlemler, adı geçen Kanun hükümlerine göre sonuçlandırılır. Yürürlük MADDE 19.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 20.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
![]() |
ADLi TIP KURUMU KANUNU
Kanun Numarası: 2659 Resmi Gazete Tarih: 20.4.1982; Sayı: 17670 BİRİNCİ BÖLÜM Kuruluş Kuruluş: Madde 1 - (Değ: Kanun No:4810 RG: 25.2.2003/25031) Adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak adlî tıp uzmanlığı ve yan dal uzmanlığı programları ile görev alanına giren konularda diğer adlî bilimler alanlarında sempozyum, konferans ve benzeri etkinlikler düzenlemek ve bunlara ilişkin eğitim programları uygulamak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulmuştur. (Değ: Kanun No:4810 RG: 25.2.2003/25031) Adalet Bakanlığınca Kuruma bağlı olarak Adlî Tıp Kurumu grup başkanlıkları veya şube müdürlükleri kurulabilir. Adlî Tıp Kurumu grup başkanlıkları bünyesinde bir veya daha çok adlî tıp ihtisas dairesi bulunur. Görev : Madde 2 - (Değ: Kanun No:4810 RG: 25.2.2003/25031) Adli Tıp Kurumunun görevleri şunlardır: a) Mahkemeler ile hâkimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adlî tıpla ilgili konularda bilimsel ve teknik görüş bildirmek, b) Adlî tıp uzmanlığı ve yan dal uzmanlığı eğitimini Tıpta Uzmanlık Tüzüğü çerçevesinde vermek, c) Adlî tıp ve adlî bilimler alanlarında çalışmaları yürütmek üzere seminer, sempozyum, konferans ve benzeri etkinlikler düzenlemek, bunlara ilişkin eğitim programları uygulamak ve ilgili kurum, kuruluş ve kurulların hazırlayacakları adlî tıpla ilgili eğitim programlarının yapılmasına ve yürütülmesine yardımcı olmak d) Adlî tıp hizmetlerinin görülmesi sırasında yapılması zorunlu sağlık hizmetlerini vermek. Kuruma dahil birimler: Madde 3 - Adli Tıp Kurumu: a - Adli Tıp Kurumu Başkanlığı; b - Adli Tıp Başkanlar Kurulu; c - Adli Tıp Genel Kurulu; d - Adli Tıp İhtisas Kurulları; e - Adli Tıp İhtisas Daireleri; f - (Değ: Kanun No:4810 RG: 25.2.2003/25031) Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlıkları; g - Adli Tıp Şube Müdürlüklerinden; Oluşur. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı: Madde 4 - (Değ: Kanun No:4810 RG: 25.2.2003/25031) Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı, adlî tıp uzmanı bir Başkan ve en az birisi adlî tıp uzmanı olmak üzere üç başkan yardımcısı ile hizmetin gerektirdiği yönetmelikte belirtilen birim ve müdürlüklerden oluşur. Adli Tıp Başkanlar Kurulu : Madde 5 - (Değ: Kanun No:4810 RG: 25.2.2003/25031) Adlî Tıp Başkanlar Kurulu, Adlî Tıp Kurumu Başkanının başkanlığında, başkan yardımcıları, adlî tıp ihtisas kurulları başkanları ve Kurum merkezinde bulunan adlî tıp ihtisas daireleri başkanlarından oluşur. Ancak başkan yardımcıları ve adlî tıp ihtisas daireleri başkanları oylamaya katılamaz. Adli Tıp Genel Kurulu: Madde 6 - (Değ: Kanun No:4810 RG: 25.2.2003/25031) Adlî Tıp Genel Kurulu, Adlî Tıp Kurumu Başkanının başkanlığında, adlî tıp ihtisas kurulları başkan ve üyelerinden oluşur." Genel Kurulda görüşülen konu, daha önce Kurum merkezinde veya taşradaki adli Tıp ihtisas dairelerinde karara bağlamış ise, Adli Tıp Genel Kuruluna Kurum merkezindeki ilgili ihtisas dairesi başkanı, yokluğunda vekili iştirak eder ve oylamaya katılır. Genel Kurul için yeteri kadar raportör bulundurulur. |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
![]() |
B.M. ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME Çocuk haklarına dair sözleşme 27 Ocak 1995 tarihli ve 22184 sayılı Resmi Gazete'den aynen alınmıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Tarafından 20 Kasım 1989 Tarihinde Kabul Edilmiştir. ÖNSÖZ Bu Sözleşmeye Taraf Devletler: Birleşmiş Milletler Andlaşmasında ilân edilen ilkeler uyarınca insanlık ailesinin tüm üyelerinin, doğuştan varlıklarına özgü bulunan haysiyetle birlikte eşit ve devredilemez haklara sahip olmalarının tanınmasının, dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğunu düşünerek, Birleşmiş Milletler halklarının, insanın temel haklarına ve bireyin, insan olarak taşıdığı haysiyet ve değere olan kesin inançlarını Birleşmiş Milletler Andlaşmasonda bir kez daha doğrulamış olduklarını ve daha geniş bir özgürlük ortamında toplumsal ilerleme ve daha iyi bir yaşam düzeyi sağlama yolundaki kararlılıklarını hatırda tutarak, Birleşmiş Milletlerin, İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde ve Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmelerinde herkesin, bu metinlerde yeralan hak ve özgürlüklerden ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka görüş, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuştan veya başka durumdan kaynaklanan ayırımlar dahil, hiçbir ayırım gözetilmeksizin yararlanma hakkına sahip olduklarını benimsediklerini ve ilân ettiklerini kabul ederek, Uluslararası İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde, Birleşmiş Milletlerin, çocukların özel ilgi ve yardıma hakkı olduğunu ilân ettiğini anımsayarak, Toplumun temel birimi olan ve tüm üyelerinin ve özellikle çocukların gelişmeleri ve esenlikleri için doğal ortamı oluşturan ailenin toplum içinde kendisinden beklenen sorumlulukları tam olarak yerine getirebilmesi için gerekli koruma ve yardımı görmesinin zorunluluğuna inanmış olarak, Çocuğun kişiliğinin tam ve uyumlu olarak gelişebilmesi için mutluluk, sevgi ve anlayış havasının içindeki bir aile ortamında yetişmesinin gerekliliğini kabul ederek, Çocuğun toplumda bireysel bir yaşantı sürdürebilmesi için her yönüyle hazırlanmasının ve Birleşmiş Milletler Andlaşmasında ilân edilen ülküler ve özellikle barış, değerbilirlik, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ruhuyla yetiştirilmesinin gerekliliğini gözönünde bulundurarak, Çocuğa özel bir ilgi gösterme gerekliliğinin,1924 tarihli, Cenevre Çocuk Hakları Bildirisinde ve 20 Kasım 1959 tarihinde Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Kurulunca kabul edilen Çocuk Hakları Bildirisinde belirtildiğini ve İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde, Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nde (özellikle 23 ve 24 üncü maddelerinde) ve Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararasy Sözleşmede (özellikle 10 uncu maddesinde) ve çocukların esenliği ile ilgili uzman kuruluşların ve uluslararası örgütlerin kurucu ve ilgili belgelerinde tanındoğını hatırda tutarak, Çocuk Hakları Bildirisinde de belirtildiği gibi "çocuğun gerek bedensel gerek zihinsel bakımdan tam erginliğe ulaşmamış olması nedeniyle doğum sonrasında olduğu kadar, doğum öncesinde de uygun yasal korumayı da içeren özel güvence ve koruma gereksiniminin bulunduğu"nu hatırda tutarak, Ulusal ve uluslararası düzeyde çocukları aile yanına yerleştirme ve evlât edinmeye de özel atıfta bulunan Çocuğun Korunması ve Esenliğine İlişkin Toplumsal ve Hukuksal İlkeler Bildirisi; Çocuk Mahkemelerinin Yönetimi Hakkında Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Beijing Kuralları) ve Acil Durumlarda ve Silâhlı Çatışma Halinde Kadınların ve Çocukların Korunmasına İlişkin Bildirinin hükümlerini anımsayarak, Dünyadaki ülkelerin tümünde çok güç koşullar altında yaşayan ve bu nedenle özel bir ilgiye gereksinimi olan çocukların bulunduğu bilinci içinde, Çocuğun korunması ve uyumlu gelişmesi bakımından her halkın kendine özgü geleneklerinin ve kültürel değerlerinin taşıdığı önemi gözönünde tutarak, Her ülkedeki, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki çocukların yaşama koşullarının iyileştirilmesi için uluslararası işbirliğinin taşıdığı önemin bilincinde olarak, Aşağıdaki kurallar üzerinde anlaşmaya varmışlardır: I. KISIM Madde 1 Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır. Madde 2 1. Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler. 2. Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, yasal vasilerinin veya ailesinin öteki üyelerinin durumları, faaliyetleri, açıklanan düşünceleri veya inançları nedeniyle her türlü ayırıma veya cezaya tâbi tutulmasına karşı etkili biçimde korunması için gerekli tüm uygun önlemi alırlar. Madde 3 1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. 2. Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de gözönünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar. 3. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler. Madde 4 Taraf Devletler, bu Sözleşmede tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin olarak, Taraf Devletler eldeki kaynaklarını olabildiğince geniş tutarak, gerekirse uluslararası işbirliği çerçevesinde bu tür önlemler alırlar. Madde 5 Taraf Devletler, bu Sözleşmenin çocuğa tanıdığı haklar doğrultusunda çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi ile uyumlu olarak, çocuğa yol gösterme ve onu yönlendirme konusunda ana-babanın, yerel gelenekler ön |