![]() |
|
|||||||
| Çöp Forum Forum Başıklarına Uymayan ve Kırık Linkli Konular... |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
Andropoz
-------------------------------------------------------------------------------- Hazırlayan : Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu Gerçekte erkeklerde bu dönemde belirgin bir hormonal değişim olmaz ancak 50‘li yaşlardan itibaren yaşa bağlı değişimler ve buna bağlı performans azalmaları ortaya çıkar. Yaşa bağlı değişimler şunlardır;Testislerde küçülme ve sertleşme ( testosteron azalmaz ) Ereksiyonda güçlük olduğunda uzamaYavaş ve güçsüz meni çıkarma Bu değişimleri etkileyen en önemli faktörler ise şöyle sıralanabilir ; Vücut değişimleri kas gücünde azalma çabuk yorulmaKalp-damar hastalıkları Solunum sistemi hastalıkları Şeker hastalığı Dejeneratif eklem hastalıkları Prostat hastalıkları operasyonlarKullanılan bazı ilaçlar ( tansiyon depresyon vb.)Alkol sigaraBaşarısızlık korkusu Cinsel ilişki sırasında ölme korkusu Monotonluk Beklentilerin azalması Toplumun yaşlı cinselliğini yok farz etmesi Kendine ait bir mekana sahip olamama Sosyo-ekonomik güçlükler Hanımlarda olduğu gibi hormon tedavisine gerek yoktur çünkü üretim azalmamıştır. Ancak genel sağlık sorunlarının yanında özellikle damar hastalıklarına bağlı olarak gelişen sertleşme problemi ve prostat büyümesine bağlı idrar sıkıntıları nedeniyle düzenli hekim kontrolleri gereklidir. Eğer sertleşme olamıyorsa günümüzde çok çeşitli ve güvenli penil protezler (mutluluk çubuğu) basit operasyonlar ile uygulanabilmektedir.Prostat büyümesi önemlidir çünkü idrar yolunu tıka¤¤¤¤¤ çok rahatsız eder. Bu durumda kolay ancak dikkatle gerçekleştirilen operasyonlar başarı ile yapılmaktadır. Bu operasyonlardan sonra sertleşme biraz güçleşmekte meni çıkarma işlevi son bulmaktadır. |
|
|
|
|
#2 (permalink) |
![]() |
At nalı böbrek
Böbreklerde görülen bir füzyon (birleşme) anomalisidir. Diğer füzyon anomalilerine göre daha sık görülür. Böbrekteki bu doğuştan anormallikte böbrek orta çizgisiyle alt kutuplar arasında parankimal bir istmus (daralan bir bölge) vardır. İki böbrek birleşmiş ve at nalı şeklinde tek böbrek halini almıştır.Bu anomalide; böbreklerle idrar torbası (mesane) arasında yer alan üreterler bu istmus'un önünden ve iç-yanından geçer. Bu nedenle ikincil tıkanmalar meydana gelir. Üreterden idrar geçişi zorlaşmıştır.At nalı böbreklilerin üçte birinde herhangi bir sorun çıkmaz. Kişi hayatına hiçbir sorun yaşamadan devam eder. Hatta bu durum başka bir nedenle ultrason vs yapılmadıkça öğrenilemez.Üçte bir olguda hidronefroz gelişebilir. İdrar daralan üreterden geçemez ve böbrek büyür. Sadece bu durumda böbrek fonksiyonları tam olarak bozulur. Bu durum hayli tehlikelidir. Acilen ameliyat yapılıp düzeltilmezse böbrek kaybedilebilir. Diğer üçte bir olguda ise sadece kişinin arkaya doğru aşırı hareketinde (belin arkaya doğru hareketinde) şiddetlenen karın ağrısı olur. Bu kişilerde de bazen ameliyat gerekebilir. At nalı böbreği olanların dikkat etmesi gereken en önemli husus travmadır. Özellikle karına gelecek yumruk tekme ve diğer travmalar çok ciddi sonuçlara yol açabilir.Ameliyatla tedavide böbrekteki daralan bölge (istmus) çıkartılır ya da böbreğe yeniden pozisyon verilir. Bu ameliyatların ortak amacı üreterden idrar geçişini rahatlatmaktır. Hazırlayan : Dr Şahi Kuray |
|
|
|
|
#3 (permalink) |
![]() |
Balanit
Balanit glans (penis başı) veya penis ucunun iltihaplanmasıdır. Oldukça sık görülen bir rahatsızlıktır. Sünnet olmamış erkeklerde özellikle sünnet derisinin daralması nedeniyle kolaylıkla geriye çekilemediği durumlarda sünnet olmuş erkeklere kıyasla daha fazla görülür.Belirtiler : Penisin ucunda kızarıklık ve tahriş. Balanitin birçok çeşidi vardır. Nedenlerinden bazıları; böbrek yolları enfeksiyonu penise sürtünen kumaşın tahrişi veya kumaşın temizlenmesi ya da yapımında kullanılan kimyasal maddeler ve doğum kontrol kremlerine reaksiyon olabilir. Şeker hastası erkeklerde idrarda fazla şeker bulunması nedeniyle balanitis çok sık görülür. Mantar enfeksiyonu da sık rastlanan bir sebeptir.Teşhis Penisteki tahriş bir iki gün içinde geçmezse doktorunuza veya bir üroloğa danışmak gereklidir. Doktor penisi inceleyerek ve daha ciddi enfeksiyon ihtimalinin olup olmadığını anlamak için testler yapacaktır. Balanit teşhisi konursa da şeker hastalığı ihtimalini gözönünde tutarak idrar testi uygulayacaktır.Tedavi Balanit tedavisinin temeli temizliktir. Sünnet derisi kolaylıkla geri çekilemeyen bir erkekte balanit in iyileşmesi ve önlenebilmesi için sünnet yapmak gerekebilir. Bakteri ve mantar enfeksiyonlarını iyileştirmek için antibiyotikler ve mantar ilaçları kullanılır. |
|
|
|
|
#4 (permalink) |
![]() |
Boşalma güçlüğü
Erkeklerin çoğu sevişme sırasında daha eşleri doyuma ulaşmadan hatta yeterince heyecanlanmadan kendilerinin hızla orgazm oldukları durumları yaşamışlardır. Sevişmenin daha başlangıcında meydana gelen böyle bir erkek orgazmına erken boşalma denir. Erkeklerin cinsel sorunları arasında en yaygın olanı budur. Bazılarında boşalma penis daha dölyoluna girmeden bile olabilir. Çoğundaysa bir iki sürtünmenin ardından hemen orgazm gelir. Teknik anlamda cinsel birleşme gerçekleşmiştir. Eğer erkeğin orgazmı penis vajinanın içindeyken olmuşsa erken boşalmaya rağmen kadın gebe kalacaktır.Cinsel eylemin hangi aşamasında olursa olsun boşalma erkeğe belli bir haz verir zevkli bir gevşeme rahatlama sağlar. Ama sevişme heyecanlanma ve cinsel gerilim süresi ne kadar uzunsa boşalma ve rahatlamayla gelen haz da o kadar büyük olur. Dolayısıyla erken boşalmanın getireceği fiziksel ve duyusal haz uzun süreli bir sevişmenin ardından gene orgazmın vereceği hazdan daha az olacaktır. Bunun da ötesinde birşeyin daha başlamadan bitmesi anlamına gelen böyle bir durum boşalmadan duyulan hazza mutlaka yetersizlik başarısızlık ve kaygı duyguları karıştıracaktır. Eşini doyuramamış olmak da erkeğin bu başarısızlık ve kaygı duygularını şiddetlendirecektir.Erken boşalma genellikle ilk cinsel deneylerini hep "aceleyle" yaşamış kişilerde görülür. Bu deneylerin esas amacı erkeğin cinsel geriliminin fazla gecikmeden giderilmesidir ve kadın da eğer varsa sadece bu amaca ulaşmak için kullanılan bir araç durumundadır. İlk gençlik yıllarında erkeklerin genelevlerdeki ilişkileri ya da genel olarak hiçbir mahremiyet koşulunun bulunmadığı durumlarda aceleyle tamamlanan cinsel birleşme deneyleri erkeklerde erken boşalmayı bir alışkanlık haline getirebilir. Aynı şekilde yakalanma korkusu içinde yapılan masturbasyon da eğer çok sık denenen bir doyum yolu haline gelmişse cinsel birleşme sırasında erken boşalmanın nedeni olabilir. Erkek yaşantısında çok sık görülen bütün bu deneylerin ortak yanı yakalanma korkusundan veya herhangi bir başka nedenden ötürü orgazmını aceleye getirmesidir. Cinsel arzunun ilk uyanışıyla boşalma arasındaki süre kadın erkek arasındaki bedensel ve ruhsal temasın verdiği haz duygusuyla değil gerginlik kaygı ve sabırsızlıkla doludur. Erkek bu süreyi kısaltmaya çalışmaktadır; öyle ki bunun yarattığı koşullanma onun en küçük uyarılara karşı aşırı ölçüde duyarlılaşmasına neden olduğu için daha sonra kadınlarla girişeceği cinsel birleşme deneylerinde de erken boşalma kaçınılmaz olacaktır. Erken boşalmadan yakınan erkeklerin çoğu merkezi sinir sistemleri aşırı ölçüde duyarlı kişilerdir. Bu durum çocukluklarında sık sık yataklarını ıslatmalarına neden olmuştur; bundan ötürü cezayla ya da alayla karşılaşmaları onları ergenlik çağına doğru daha da duyarlı ve kaygılı kişilere dönüştürmüştür. İngiltere ve Amerika'da kliniklerde yapılan gözlemler erken boşalma sorunundan yakınan erkeklerin genellikle çevrelerinden kopuk kişiler olduğunu ortaya koymuştur. Bu kopukluk ya çok ürkek ve ezik bir kişilikte ya da aşırı ölçüde saldırgan ve iddialı davranışlarda kendini belli etmektedir. Bu tür kişiler başkalarının kendileri hakkındaki düşünce ve yargılarına hastalık derecesine varan bir önem vermekte ve bu yüzden insanlara karşı sürekli tetikte durmakta kimseye güvenmemektedir. Çoğu zaman ilk cinsel deneylerini büyük bir gizlilik içinde yürütmüşlerdir. Çünkü çevrenin kendilerini ayıplamasından korkmaktadırlar. Kadınlarla ilk ilişkilerinde de özellikle fazla değer vermedikleri bağlanmayacakları kadınları seçmişler ve gerçek doyuma ulaşmaktan çok erkeklik güçlerini kanıtlamayı amaçlamışlardır. Daha sonraları uzun süreli bir ilişkiye girdiklerinde de erken boşalmanın ve doyumsuzluğun ilk belirtileriyle karşılaşmışlardır.Kuşkusuz bu türden komplekslerden uzak rahat kişiler de erken boşalma sorunuyla karşılaşabilir. Sırf başka bir eş bulamamaktan ötürü edinilen bir genelev alışkanlığı oldukça sık görülen bir nedendir. Erkek cinselliği ile kadın cinselliği arasındaki fark da bir etken olabilir: erkekler görsel uyarılardan şiddetle etkilenirler eşlerinin çıplak bir görüntüsü onlara ilk heyecanı vermeye yeter bundan sonra gelen bir fiziksel temas bir sürtünme onları kolayca orgazma götürebilir. Oysa kadınların heyecanı çoğu zaman ancak dokunsal uyarıların bedensel temasın belli bir aşamasında başlar; ve orgazma ulaşmaları için de oldukça uzun bir süre gerekir. Erkeklerin çoğu küçüklüklerinde çişlerini tutmayı öğrendikleri gibi yetişkinliklerinde de orgazmlarını geciktirmeyi öğrenirler ama aşırı heyecanlı duyarlı ya da düpedüz bilgisiz olanlar bunu başaramayabilir ya da gerek duymayabilirler. Eğer çok köklü psikolojik nedenlerden kaynaklanmıyorsa erken boşalma basit cinsel terapi teknikleriyle giderilebilecek bir sorundur. Bu sorunla karşılaşmış çoğu erkek dikkatlerini başka bir şeye çevirerek örneğin işlerini düşünerek ya da birden yüze kadar sa¤¤¤¤¤ boşalmayı geciktirmeye çalışırlar. Ama bu çok etkin bir çözüm değildir; hatta erkekteki kaygıyı arttıracağı için tam ters sonuç verdiği de olur. Dahada önemlisi bu yöntem erkeğin kendini bütün varlığıyla cinsel coşkuya teslim etmesini önler; oysa gerçek doyumun temel şartı da budur. Bir başka denenmiş yol da erkeğin kadına hiç acele etmeden yumuşakça girmesi ve bir süre hareket etmeden bu durumda kadının üzerinde yatmasıdır. Bu durumda penis vajina içinde hiç hareketsiz dururken erkek karnını kadının klitoris bölgesine ağır ağır ama bastırarak sürtebilir. Bu kendi boşalmasını geciktirirken kadının orgazmını hızlandıracaktır. Bu tür teknikler boşalmayı geciktirmekle birlikte erkeğin kendini unutmasını önledikleri ve hep kontrollu davranmasını gerektirdikleri için cinsel birleşmeden alınan zevki azaltırlar. Bunların hepsinde erkek doyurucu bir cinselliğin ana koşulu olan kadınla iletişim ve bütünleşme yerine kendi hareketlerini aşırı ölçüde kontrol edecek kendisiyle başbaşa kalacaktır. Buna karşılık kadın eşin de cinsel terapide aktif bir rol alması terapiyi de sevişmenin bir parçası haline getireceği için alınan sonuçlar daha başarılı olmaktadır. Masters ve Johnson tarafından geliştirilen ve iki eş arasında uygulanan bir yöntem şudur: herşeyden önce kadınla erkek mutlaka orgazma ulaşma düşüncesini bir yana atarlar. Kadın yatakta sırtını bir yastığa daya¤¤¤¤¤ oturur. Erkek başı kadının göğsüne yaslanacak şekilde kadının bacakları arasına uzanır ve bacaklarını açar. Bundan sonra kadın dikleşene kadar erkeğin penisiyle oynar. Erkek boşalmanın yaklaştığını hissettiği an kadına işaret eder. Bunun üzerine kadın penisin başını kuvvetlice sıkar; bu sıkma dört saniye kadar devam etmelidir. Bu boşalma dürtüsünün zayıflamasına neden olacaktır. Otuz saniye kadar sonra kadın yine eliyle eşinin penisini uyarmaya başlar. Erkek boşalmak üzere olduğunu haber verince kadın yine sıkma yöntemini uygular. Bu erkek boşalana kadar 10-15 kez uygulanmalıdır. Erkeğin bundan önce orgazma ulaşmasında bir sakınca yoktur. Çift bu yöntemle orgazm olmadan uyarılma süresini uzattıktan sonra sıra penisin dölyoluna girişine gelir. Bunun için 7-15 günlük bir "sıkma" uygulamasının geçmesi gerekir. Artık kadınla erkek cinsel birleşmeye geçebileceklerdir. Bu erkeğin sırtüstü yatması ve kadının üste çıkarak penisi içine alması şeklinde olur. Ama bu noktada hiçbir zorlama ve sürtmenin olmaması önemlidir çünkü amaç erkeğin dölyoluna girme duygusuna yavaş yavaş alışmasıdır. Boşalmanın yaklaştığını anlayınca kadına işaret edecek ve o da gövdesini erkeğin üstünden biraz kaldırarak yine sıkma hareketine geçecektir. Böyle birkaç uygulamadan sonra penisin dölyolu içine hareket ettirilmesi ve sürtme aşamasına geçilebilir. Masters ve Johnson on yıllık araştırma dönemi içinde bu yöntemi uygulayan 186 hastadan 182'sinin olumlu sonuç aldığını bildirmektedir. |
|
|
|
|
#5 (permalink) |
![]() |
Böbrek enfeksiyonu pyelonefrit
BÖBREK ENFEKSİYONU (PYELONEFRİT) AKUT PYELONEFRİT Böbrek pelvisini ve parankimini tutan enfeksiyöz ve enflamatuar bir hastalıktır. En sık etkenler E. coli proteus ve klebsiella türleridir. En sık asandan nadiren hematojen yolla böbreğe ulaşırlar. Lenfojen ve direkt yayılımlar çok enderdir.Böbrek büyük ödemlidir. Subkapsüler ve kortikal minik abse odakları vardır. Toplayıcı sistem mukozası eksüda ile kaplanmıştır.Akut pyelonefrit kadınlarda daha sık görülür. Predispozan faktörler arasında üriner sistem anomalileri obstrüksiyonlar üriner sistem taşları diabet ve hiperürisemi gibi metabolik bozukluklar gebelik ağrı kesici ilaç alışkanlığı ve üriner sistemdeki yabancı cisimler (kateter stent gibi) sayılabilir.Klinik belirti ve bulgular: Akut pyelonefrit alevli seyreden bir hastalıktır. Halsizlikle birlikte akut hastalık tablosu vardır. Genel durum bozukluğu görülebilir. Ateş titreme ile 38 oC’nin üzerine çıkar. Kostovertebral bölgede künt özellikte sürekli ağrı vardır ve muayenede bu bölgede duyarlılık saptanır. Bu tabloya bulantı ve kusma eşlik eder. Hatta abdominal distansiyon rebound hassasiyet barsak seslerinde azalma ve subileus belirtileri görülebilir. Hastalarda aynı zamanda idrarla ilgili yakınmalar ve pyuri vardır.Laboratuar: Hemogramda lökositoz ve sedimantasyon artışı saptanır. Hastadan tedavi öncesi kan kültürü ve idrar kültürü gönderilmelidir. Nonkomplike vakalarda total böbrek fonksiyonları bozulmamıştır ve kan üre azotu (BUN) kreatinin değerleri normal bulunur. Tam idrar tahlilinde pyüri lökosit silindirleri bakteriüri değişik derecelerde hematüri ve hafif proteinüri saptanır. Ayrıca sitoplazması granüllü büyük polimorf nüveli lökositler (Glitter cell) görülür. İdrar kültüründe sıklıkla enfeksiyon etkeni üretilebilir.Radyolojik incelemeler özellikle ayırıcı tanı ve komplike edici faktörlerin saptanması açısından önemlidir. Direkt üriner sistem grafisinde böbrek sınırlarının normalden geniş olduğu görülür. Obstrüksiyona neden olan taşlar varsa bunlar saptanabilir. İntravenöz pyelografi erken dönemde ve komplike olmamış vakalarda fazla bulgu vermez takipte önemlidir. İVP de böbrek sınırları geniş bulunur. Ciddi vakalarda nefrogram zayıf kaliksler dolmamış olabilir. Obstrüksiyon varsa hidronefroz görülür. Ultrasonografi de böbrekteki ödemi varsa taş ve dilatasyonu gösterebilir. Komplike olduğu düşünülen vakalarda ek patolojileri araştırmak için voiding sistoüretrografi retrograd pyelografi sistoskopi yapılabilir.Ayrıcı tanı: Renal abse ve perinefrik abseden mutlaka ayrılmalıdır. Bu ayrımda ultrasonografi oldukça yardımcıdır. Bunlar dışında pankreatit bazal pnömoni intraabdominal hastalıklar akut PID akut prostatit akut epididimoorşit kolesistit apandisit glomerülonefrit ve over hastalıkları ile karışabilir.Komplikasyonlar: Erken tanı ve tedavi ile komplikasyonları nadirdir. En ciddi komplikasyonu septisemi ve şoktur. Diabetik veya immünitesi bozuk hastalarda kötü seyirli amfizematöz pyelonefrite dönüşebilir. Pyonefroz ve böbrekte taş oluşumu da komplikasyonlar arasındadır. Akut pyelonefrit özellikle infant ve çocuklarda yetersiz tedavi edilirse kronikleşip kalıcı renal hasar (skar) oluşturarak kronik böbrek yetmezliği nedeni olabilir.Tedavi: Spesifik tedavi: Hastalık tablosu genellikle ciddidir hospitalizasyon ve yatak istirahati gerekir. Hastadan hemen kan ve idrar örnekleri alınır. Zaman gecirmeden parenteral sıvı ve ampirik antibiyotik tedavisine başlanmalıdır. Verilecek antibiyotikler sık rastlanan patojenlere etkili kombinasyonlar oluşturmalıdır. Klasik olarak kullanılan penisilinlerle veya birinci ya da ikinci kuşak sefalosporinlerle aminoglikozid grubunun kombinasyonudur (örneğin ampisilin + gentamisin cefazolin + amikasin). İki-üç gün sonra tedaviye alınan yanıt değerlendirilir. Bu arada kültür sonuçları da alınmıştır. Eğer tedaviye yanıt var (klinik tabloda düzelme ateş düşmesi) ve kültürde üreyen mikroorganizma kullanılan antibiyotiklere duyarlı ise başlanan tedaviye en az 1 hafta ya da ateş düştükten 3 gün sonrasına kadar parenteral olarak devam edilir. Ardından 2 hafta daha oral antibiyotik tedavisi verilmelidir. Bu sırada komplike edici faktörlerden şüpheleniliyorsa bunlar araştırılıp tedavi edilmelidir.· · Genel önlemler: Genel önlemler arasında semptomlar azalana dek yatak istirahati sıvı alımının artırılması (oral veya parenteral) hastanın ağrısı için analjezikler bulantısı için antiemetikler ve ateşi için gerekirse antipiretikler kullanılması sayılabilir.Tedaviye cevapsızlık: 48-72 saat içinde tedaviye yanıt yoksa hasta yeniden değerlendirilip komplike edici faktörlerin (obstrüksiyon gibi) araştırılması gerekir.İzleme: Klinik düzelme enfeksiyonun kürünü göstermez. Akut pyelonefrit geçiren hastaların 1/3 ünde bakteriyel persistansa rağmen semptomlarda düzelme olmaktadır. Bu nedenle tedavi sırasında tedavinin bitiminde ve sonraki 6 aylık dönemde belirli aralıklarla idrar kültürü yapılması gerekir.KRONİK PYELONEFRİT Kronik pyelonefrit genellikle çocuklukta edinilip erişkinliğe taşınan bir hastalıktır. İmmatür gelişmekte olan böbrekler etkilenir ve özellikle polar bölgelerde skar oluşur. Parankimdeki skar kaliksi de çekerek yapısını bozar ve dilate eder. Böbrek kapsülü soluk parankim yer yer çöküntülü böbrek değişen derecelerde atrofiktir. Pelvik mukoza soluk ve fibrotik görünür.Çocuklukta en sık neden reflüdür ancak reflü varlığında 4 yaşından sonra sağlam kalmış böbrekte skar gelişmez. Ancak önceden skarlı böbreklerde reflü tahribata devam eder.Kronik pyelonefrit gelişimi için risk faktörleri arasında metabolik hastalıklar analjezik alışkanlığı gebelik üriner sistemin anomali taş ve obstrüksiyonları vezikoüreteral reflü üriner sistemdeki yabancı cisimler ürointestinal fistüller ve üriner diversiyonlar sayılabilir.Klinik belirti ve bulgular: Akut enfeksiyon epizodlarıyla seyredebilir. Akut fazda ateş ve akut pyelonefrite benzer tablo görülür. Akut enfeksiyon yoksa genellikle az semptomludur. Genel hastalık hissi yorgunluk bel ve yan ağrıları kilo kaybı poliüri veya oligüri tekrarlayan üriner sistem enfeksiyonları ve ateş görülebilir. İleri ve bilateral durumlarda hipertansiyon (renal parankimal) anemi azotemi olur.Laboratuar: Akut faz dışında hemogram normaldir. İleri durumlarda lökositoz sedimantasyon CRP kan üre azotu (BUN) ve kreatinin artışı görülebilir. İdrar tahlilinde pyüri ve bakteriüri olabilirse de her zaman rastlanmaz. Belirgin proteinüri olması ileri hastalık ve glomerul tutulumu lehinedir.Direkt üriner sistem grafisinde hasta böbrek veya böbrekler normalden küçük boyutlarda ve sınırları irregüler (parankimal nedbe ve cekilmelere bağlı) görülür. Kronik enfeksiyon taşları tübüler kalsifikasyonlar saptanabilir. İVP de dilate kaliksler hizasındaki parankimde skar atrofi ve parankimal düzensizlik böbrekte zayıf konsantrasyon ve olay tek taraflıysa karşı böbrekte kompansatris hipertrofi görülür. Altta yatan neden vezikoüreteral reflü ise İVP de üreteral dilatasyon görülebilir. Voiding sistoüretrografi ile VUR kesin olarak gösterilir. Sistoskopi ile sistit varlığını ya da reflüye neden olan anormal orifisi belirlemek mümkün olur.Ayırıcı tanı: Akut ve kronik interstisyel nefrit paranefrit paranefritik abse böbrek karbünkülü ve renal tüberküloz ile karışabilir.Komplikasyonlar: - - Bakteriyemi ![]() - - Akut pyelonefrit ![]() - - Perinefritik abse ve pyonefroz ![]() - - Hipertansiyon ![]() - - Böbrek taşı (enfeksiyon taşı) ![]() - - KBY (yetersiz tedavi böbreğin büyümemesi ilerleyici immünolojik renal hasar hipertansiyona bağlı hasar reflüye bağlı hasar enfekte taş gelişimi gibi nedenlerle).Tedavi: Spesifik tedavi: 1. Medikal: Üriner sistem enfeksiyonlarının eradikasyonu ve önlenmesi gerekirse uzun süreli baskılayıcı antibiyotik tedavisi medikal tedavinin ana hatlarını oluşturur.2. Cerrahi: Anatomik bozukluklar obstrüksiyonlar taşlar yüksek grade'li reflü veya medikal tedaviye cevapsız reflü hipertansiyon (ilaçlara dirençli tek taraflı atrofik pyelonefritli) gibi nedenler cerrahi tedavi gerektirir. Cerrahi tedavide öncelikle patolojiyi ortadan kaldırmaya yönelik girişimler seçilir. Bu olanaksızsa nefrektomi düşünülebilir.Genel önlemler: Hastanın yakın takibi üriner enfeksiyonların kontrolü komplikasyonların erken tanı ve tedavisi önemlidir. Hasta yeterli sıvı almalıdır.Op.Dr. Erdal KALCI Üroloji Uzmanı |
|
|
|
|
#6 (permalink) |
![]() |
Böbrek hastalıklarında diyet
Kronik Böbrek Hastalığında Diyet Hazırlayan: Emine Polatateş Diyet Uzmanı Böbrek fonksiyonlarının bozulmasıyla metabolizmayı etkileyen önemli olaylar birbirini izler. Böbreklerden su sodyum potasyum fosfor gibi maddeler ile üre ürik asit kreatin gibi protein atığı zehirli maddeler atılamaz kanda birikir. Bu değişiklikler sebebiyle beslenmede bazı önlemler almak gerekir. Hastanın laboratuar bulgularına göre doktoru özel bir diyet önerir. Diyet uzmanının hazırlayacağı diyet ile protein tuz potasyum fostor ve su miktarları kontrol altına alınır.Yiyeceklerde birden fazla besin öğeleri bulunur. Hastanın hangi besin öğesinin hangi yiyeceklerde bulunduğunu bilmesi diyetini iyi kullanmasını sağlar. Diyet uzmanı bu konularda gerekli açıklamaları yapıp yol gösterir.PROTEİN Vücut hücrelerinin yapıtaşıdırlar. Vücudun büyümesi gelişmesi yıpranan hücrelerin onarılması için gereklidir. Et balık tavuk süt ve türevleri yumurta kaliteli protein kaynaklarıdır. Proteinin fazla alınmasında; bulantı kusma iştah azalması az alınmasında; yorgunluk güçsüzlük kilo kaybı olur.POTASYUM Böbrekler tarafından kontrol edilen bir madensel öğedir. Kandaki düzeyi 3 6-5 5 meq/L'dir Günlük gereksinimi 2 mg'dır. Vücudun asit-baz dengesi ve normal kalp atışı için önemlidir. Böbrek hastalarında potasyumun fazlası böbreklerden süzülemez kanda potasyum seviyesi artar kavun koyu yeşil yapraklı sebzeler bal kabağı patates domates kuru fasulye fındık ve sütte potasyum bulunur.FOSFOR Kalsiyum ile fosfor kemikleri ve dişlerin sertleşmesini sağlayan bir madensel öğedir. Kandaki düzeyi 2 5-4 2 mg'dır. Günlük gereksinimi 500-700 mg'dır Böbrek hastalarında fosforun fazlası vücuttan atılamaz. Kanda fosforun artması kemiklerdeki kalsiyumun dışarı atılmasına sebep olur. Proteinden zengin gıdalarda fosfor bulunur. Balık organ etleri sosis salam sucuk yumurta süt ve türevleri kuru baklagiller kurutulmuş meyveler tahıllar fosfor kaynaklarıdır.SODYUM Vücuttaki bir madensel öğedir Kandaki sodyum düzeyi 134-144 meq/ L'dır. Günlük sodyum gereksinimi 2 5-7 gr'dır. Buda 7 5-18 gr sofra tuzudur. Böbrek normal çalışmadığı zaman sodyum vücutta kalır. Sodyumun fazlası vücutta sıvı birikimine sebep olur. Tuz içeren yiyecekler şunlardır: Sucuk Pastırma salam sosis kavurma etler dil dalak yürek işkembe soslar hazır çorbalar hazır her türlü gıdalar tuzlu bisküvi kraker tuzlu kuruyemişler konserve yiyecekler salamura yiyecekler turşular zeytin salça soğan sarmısak tozu.SIVI Akıcı durumda olan içeceklerdir. Su kahve çay süt jöle dondurma çorba soslar meyve suları sıvı yiyeceklere örnektir. Böbrek hastalarının sıvıyı dışarı atma sorunları vardır. İdrar kusma ishal ve fazla terleme ile de vücuttan sıvı atılır. Böbrek hastaların alacağı sıvı miktarı günlük çıkarılan idrar oranına bağlıdır Pratik olarak şu formülle hesaplanır.Alıncak Sıvı Miktarı 24 Saat x 0 5 x Ağırlık x 1 gün önce çıkarılan idrar miktarı.Vücutta sodyum ve sıvının fazla bulunması yüksek tansiyon nefes darlığı ödem ve kilo artışına sebep olur. Fazla tuzlu yiyen kişi susar ve çok su içer. Çok su kilo artışını sağlar. 1 su bardağı su 160 gram'dır. İki su bardağı su içtiği zaman ortalama yarım kilo alınır.Sıvı kontrolü için 1- Sofra tuzu ve sodyumlu yiyeceklerden sakının ![]() 2- Susuzluğunuzu giderecek kadar için ![]() 3- Limon dilimleri ve çiklet ile ağzınızı nemlendirin ![]() 4- Ağzınızı soğuk sıvılarla çalkalayın fakat içmeyin. DİYET ÖRNEKLERİ 1- Kronik böbrek hastalarında uygulanan diyet 40 Gram PROTEİNLİ TUZSUZ DİYET (1500 kalori 1400 mg Potasyum 600 mg Fosfor 300 mg Sodyum)Günlük Yiyecek Miktar (gram) Ölçü Süt veya yoğurt 200 2 çay bardağı Yumurta 50 1 adet Et-Tavuk-Balık 90 3 köfte kadar Ekmek 125 5 ince dilim Sebze - 2 porsiyon Meyva - 2 porsiyon Yağ 20 2 yemek kaşığı Bal veya reçel 20 2 tatlı kaşığı 40 GRAM PROTEİNLİ DİYETTE ÖRNEK YEMEK LİSTESİ SABAH : Çay veya ıhlamur(Şekerli) 1 adet yumurta veya 1 kibrit kutusu kadar tuzsuz peynir 2 tatlı kaşığı bal veya reçel 1 tatlı kaşığı tuzsuz yağ 1 ince dilim ekmek ARA ÖĞÜN : 1 porsiyon meyva ÖĞLE : 2 adet ızgara köfte veya aynı miktar et tavuk2 yemek kaşığı bitkisel yağlı sebze yemeği 1 çay bardağı yoğurt 2 yemek kaşığı pirinç pilavı 1 kase nişasta peltesi ARA ÖĞUN : 1 porsiyon meyva AKŞAM : 30 gram 1 küçük parça haşlama et 2 yemek kaşığı makarna 2 yemek kaşığı bitkisel yağlı sebze yemeği 1 ince dilim ekmek GECE 1 çay bardağı süt (Şekerli) 2- Hemodiyaliz hastalarında uygulanan diyet 60 Gram PROTEİNLİ TUZSUZ DİYET Günlük Yiyecek Miktar (gram) Ölçü Süt veya yoğurt 300 3 çay bardağı Tuzsuz peynir 30 1 kibit kutusu kadar Yumurta 50 1 adet Et-Tavuk-Balık 120 4 köfte Ekmek 150 6 ince dilim Sebze - 2 porsiyon Meyve - 2 porsiyon Yağ 20 2 yemek kaşığı Bal veya Reçel 20 2 tatlı kaşığı NOT 1- Kalorinizi yükseltmek için çay ıhlamur et suları tuzsuz yağ nişasta şeker sade akide şekeri pişmaniye sade lokum yiyebilirsiniz.2- Sebzeleri yıkadıktan sonra küçük parçalara bölüp haşlayın haşladığınız bu suyu dökün yağ istenirse et ilavesi ile pişirin. Yemeklerin suyunu yemekten kaçının.3- 1 yumurta 1 köfte kadar (30 gr ) et aynı değerdedir. İstenirse birinden biri yenebilir. 4- 1 köfte kadar (30 gr) et yerine 3 yemek kaşığı kuru fasulye nohut kara bakla barbunya mercimekten birini yiyebilirsiniz.5- Etlerden koyun etini ve tavuk beyaz etini ve balığı tercih ediniz. 6- Bitkisel sıvı yağlar ve zeytinyağı kullanınız. 7- 5 öğünde az az sık sık besleniniz. Yemeklerinizi yavaş yiyiniz.YENİLMEMESİ GEREKEN YİYECEKLER 1- Önerilenden fazla süt yumurta et balık dil ve işkembe (işkembeyi 10 günde bir yiyebilirsiniz).2- İçeriği bilinmeyen çörek kek kurabiye pastalar3- Konserve turşu salamuralar sucuk pastırma sosis salam sakatatlardan karaciğer beyin böbrek dalak yürek.4- Çikolata kuruyemişler meşrubatlar boza kahve kakao neskafe5- Tahin helva tahin pekmez6- Bulgur ?- Pancar bakla ıspanak pazı tatlı kabağı . mantar enginar asma yaprağı karalahana8- Muz kavun9- Tuz ve tuzlu yiyecekler kabartma tozu et suyu tabletleriÖNERİLER Dışarıda Yemek Yerken ![]() 1- Özel diyet uyguladığınızı her zaman belirtiniz 2- Günlük et gereksinmenize göre etinizin miktarını ayarlayın. İsteyeceğiniz et salçasız veya haşlanmış tavuk hindi ızgara et biftek hamburger olabilir.3- Yiyebileceğiniz miktarda sebze veya salata isteyiniz. Salatalarınızı sirke ve yağ ile lezzetlendiriniz. 4- Kızarmış ağır hamur tatlılarından kaçınınız. Müsaade edilen meyveler sütlü tatlılar dondurma yenebilir.5- Şerbet buzlu meyve suları jöleler kahve ve çay günlük sıvı ihtiyacınıza göre alınabilir.6- Haftada 1-2 kez birer duble alınan alkolün böbreğe fazla zararlı etkisi yoktur. Aşırı alkol ülserli hastalarda kanama riskinin artmasına terlemeyi artırarak idrar miktarının azalmasına tansiyonun yükselmesine sebep olabilir.7- Sigaranın akciğerlerde damar sistemi ve ülserde olumsuz etkileri vardır. İçilmemesi önerilir. |
|
|
|
|
#7 (permalink) |
![]() |
Böbrek Kistleri
Genel Bilgiler Kistler içi sıvı dolu keseciklerdir. Vücudun değişik bölgelerinde izlenebilir; böbrek de bunlardan birisidir. Kistler hiç bir belirtiye yol açmayabileceği gibi;Yüksek tansiyon İltihap Taş Kanama Böbrek yetmezliği gibi sorunlara da yol açabilirler.Nasıl Anlaşılır ? Böbrek kisti tanısı ultrasonografi tomografi gibi radyolojik yöntemlerle konur. Böbrek kistleri böbrek kanseri ile karışabilir. Yapılan ultrasonografi tomografi gibi incelemeler ile böbrek kisti kanserden kolaylıkla ayrılır. Ailesel kistlerin bazılarının tanısında genetik çalışmalar da yararlıdır.Böbrek kistleri görülme yaşı yerleşim yeri ve diğer belirtilerine göre sınıflandırılırlar.Basit kistler zararsız ve en yaygın kist türüdür. Genellikle hiçbir belirtisi yoktur ve tedavi gerekmez. Yaşlandıkça basit kistlerin görülme sıklığı artar. Ailesel özellik gösteren kistler ise genellikle zararlıdır. Bu kistler;- Yüksek tansiyon - İltihap - Taş - Kanama - Böbrek yetmezliği gibi sorunlara yol açabilirler.Böbrek Kistlerinde Tedavi Çok büyümediği sürece bu kistlere cerrahi müdahale gerekmez eğer kistler yüksek tansiyon iltihap ve böbrek yetmezliğine neden olmuşsa tedavisi yapılır. Ailesel kistlerde yakın akrabalar da kist yönünden taramadan geçirilmelidir. Ailesel özellik gösteren bazı kistlerde yakın akraba evliliği mutlaka önlenmelidir.Bu sayfa içeriği İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Tekin Akpolat tarafından hazırlanmıştır. |
|
|