Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Sağlığımız > Psikoloji
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Psikoloji Psikoloji hakkında hiçbir kaynaktan erişemeyeceğiniz bilgiler bu başlık altında.


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 14-09-2008, 13:31   #1 (permalink)
 
-ReSiTaL- - ait Avatar
Tanımlı Düğün Psikolojisi



DÜĞÜN PSİKOLOJİSİ: “EVLENECEĞİM KİŞİ BU MU?”

Pek çok düğün öncesi çiftler birbirleri için şunu düşünebilirler: ‘Olamaz evleneceğim kişi bu mu!’. Medical Park Fatih Hastanesi’nden Uzman Psikolog Sinem Demir’e göre bu soruyu sormak evliliğin gidişatıyla ilgili mutlak bir ipucu değil. Yani düğün sürecinin sancılı geçmesi evliliğin de illa ki kötü gideceğini göstermez. Evliliğe yüklenen anlam ailelerin devreye girmesi ailelerden gelen temel değerlerin çatışması gibi sebepler evlilik öncesinde sancılı bir süreç yaşanmasına sebep olabilir. Bu da ‘birlikte olduğum insanı acaba tanımamış mıyım’ gibi bir hisse yol açabilir. Sinem Demir’e göre düğün sadece evliliğin kutlanması ailelerin bir arada eğlenmesinden öte bir işleve sahip: “Çiftin geçmişlerinden ailelerinden geleneklerinden getirdiklerini ortaya döktükleri ‘düğün’ bu ortaya dökülenlerin bazı durumlarda ‘bir düğüme’ dönüşebildiği bir süreç”.
Çocuk muyum Yetişkin mi: Düğün Sürecinde Karışabilir
Ne oluyor da o duyarlı insan düğün sürecinde birden ailesinin sözünden çıkamayan onların müdahalelerine tepki veremeyen kararlılığını ortaya koyamayan biri haline dönüşüyor? Herkesin ailesinden gelen ailesine de daha önceki nesillerden gelen bazı alışkanlıkları gelenekleri değer yargıları davranış kalıpları vardır. Bu değer yargılarından alışkanlıklardan hangilerini ne düzeyde alacaklarına çiftler birlikte karar vermelidir. Karar verebilmek yetişkin düzeyinde olmayı yani sorumluluk ve inisiyatif alabilmeyi gerektirir. Düğün ise bu soğukkanlılığı sağlayabilmek için en uygun zaman olmayabilir. Düğün sürecinde yetişkin olmakla çocuk olmak arasında gidip gelinir. Genç bir gelin veya damat ailesinin “çocuğu” ve ailesine has özelliklerin taşıyıcısı olmak ile evleneceği kişinin eşi olarak bir “yetişkin” olmak arasında sıkışabilir. Kişi ailesine “ben çocuk değilim bakın nasıl da yetişkinim” mesajı vermek isterken bu kararlılığını eş adayına sert tutumlar olarak gösterebilir. O zamana kadar idealleştirilmiş eş adayı birden “ailesinin yanında bana karşı” algısıyla hayal kırıklığı yaşatabilir.
Düğündeki Hayal Kırıklıkları Evlilikte Fırsata Dönüşebilir

Bu noktada çiftler düğün sürecindeki hayal kırıklıklarını değerlendirerek ilişkileriyle ilgili değerli adımlar atabilirler ve bu karmaşa işe yarar hale dönüşebilir. Evlenilecek kişinin “hata yapmayan mutlak güçlü mutlak kararlı” olması beklentisi gerçekçi değildir. ‘Eş’ olmak da zamanla öğrenilen bir roldür. Diğer yandan kendisini ‘sadece’ anne-babasının değerlerinin taşıyıcısı ve onların ‘çocuğu’ olarak gören birinin de bir ‘eş’ olması zordur. Düğün süreci evlilikte de sürebilecek bu eğilimlerin fark edilmesi ve daha sağlıklı bir hale gelmesi için bir fırsattır. Bir yandan doğduğu ailenin çocuğu iken diğer yandan çekirdek ailede yetişkin olabilmek mümkündür. Bu rollerin dengesini oturtmak hem zaman alır hem de bu konular üzerinde emek sarf etmeyi gerektirir.
Evlilik Öncesi Danışmanlık

Evlilik öncesi sürecin her zaman sancı sorunlu olması gerekmez. Bununla birlikte evlilik öncesinde ‘önemli konuların’ değerlendirilmesi çiftler için faydalı olabilir. Flört evresinde her şey olumlu heyecan verici pembe bir gözlükle görünürken; konuşulması gereken pek çok konu ise genellikle ihmal edilir. Para idaresi çocukların yetiştirilmesi değer yargıları ve inanç sistemlerindeki benzerlik ve farklılıkların değerlendirilmesi gibi konular “evlilik öncesi danışmanlık” görüşmelerinde ele alınır. Çiftin evliliğe dair bakış açıları beklentileri olası kaygıları da bu danışmanlık görüşmelerinde değerlendirilir.
Düğünlerde Anne-Babaların Vedaları: Gözyaşları

llardır (gittiğim belgesellerde izlediğim) düğünlerde gözlemlediğim insanların başında gelin ve damadın anne-babası gelir. Anne-babalarının düğündeki tepkilerinin çiftin evlenmesinden sonraki süreçle ilişkili olabildiğini gözlemledim (Bu gözlemlerim bilimsel bir ilişkiyi göstermez sadece gözlemdir):
Örneğin oğlunun düğününde çok fazla ağlayan annenin evlendikten sonra oğlundan uzaklaşabilmesi zor olabiliyor. ‘Biz oğlumuzu vermedik ki kız aldık’ yaklaşımıyla hiçbir hüzün yaşamayanlan annesi de vedalaşmadığı çocuğunun evliliğine fazlaca dâhil olabiliyor. ‘Ayrılma’nın ‘gelinin evinden ayrılması’ olarak kabul edildiği geleneksel ailelerin düğünlerinde daha dokunaklı düzeyde olmakla birlikte hemen her gelinin annesinin (az veya çok) ağlaması hüzünlenmesi neredeyse kaçınılmazdır. Gelin annesi sadece kızından ayrıldığı için değil; kendi genç kızlığını ve evlendiği günü kendi ailesinden ayrılışı ve sonrasını da hatırlayarak kızı ile kader ortaklığı yaşar çoğu zaman. Gelinin annesinde en ufak bir hüzünlenme olmaması veya ‘kriz’ düzeyinde bir ağlamaz annesinin de (duygusal bir) ayrılığa pek niyetli olmadığını düşündürebilir. Düğünlerde ‘çocuğu ile vedalaşma’ meselesini en iyi halledenlerin kız babaları olduğunu gözlemledim. ‘Çocuklarını sevse de duygularını pek belli etmeyen’ler dâhil kız babalarının eteklerindeki taşlar düğünlerde engellenemez bir şekilde dökülür. Doğrudan ağlasalar dalamasalar da bastıramayacak kadar yoğun bir hüzün yaşarlar ve sağlıklı bir şekildezlarıyla vedalaşırlar. Sonrasında da kızlarının evlilikleriyle ilgili gelişmelerde ‘soğukkanlı orta yol bulucu’ kişi genellikle kız-babası olur. Erkek babaları ise düğünlerde hüzün benzeri yüklü duyguları en az gözlediğim ebeveynler. Psikolojinin en temel kuramına (psikanaliz) göre baba ve oğlun erken yaşlardan itibaren ve daha kolay ayrılması bu gözlemin bir açıklayıcısı olabilir.
Söz konusu olan ‘vedalaşma’ annelikten veya babalıktan vedalaşma onları ve onların sorunlarını ‘artık bizden çıktı’ yaklaşımıyla tamamen görmezden gelme değildir. Evlenmiş çocukların anne-babalarının kapılarını hemen hiç çalmaması da vedalaşmanın sağlıklı olduğunu değil bir ‘duygusal kopukluk mesafe’ olduğunu gösterir. ‘Vedalaşma’dan kasıt çocuklarının evlendikleri kişiyi onlardan ‘bağımsız’ olarak sevebileceğini yeni kurdukları çekirdek ailenin öncelikli olacağını ve bu ailedeki önemli kararlarıeşiyle birlikte verebilecek kapasiteleri olduğunu kabul etmektir. Vedalaşmaya hazır olmayan anne-babalar evlilik sürecinde çocuklarının ve gelin-damatlarının yastıklarını paylaşan üçüncü kişi olarak var olmaya çalışırlar ve genellikle evlilik için ‘zorlayıcı’ rol üstlenirler. Anne-babaların bu vedalaşma sorununun ‘bir sorun’ olduğunu fark etmek kadar bu sorunun üstüne giderken daha sonra telafi edilemeyecek kadar ‘zarar vericipratıcı’ yaklaşımları fark etmek kadar önemlidir ve evlilik terapilerinde ele alınan konulardır.

Sinem Demir
Medical Park Fatih Hastanesi Klinik Psikolog

-ReSiTaL- isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiShare on Facebook
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Düğün hazırLıkLarı Rehberi нırçıи мєlєк BayanlaraÖzel 2 02-08-2008 23:16
Din Sosyolojisi Açısından Türkmen Ailesi ve Kuruluşu Düğün, Nikah, Boşanma ●KΛЯΛMΣL● Genel Tarih 0 06-05-2008 18:12
Trafik Psikolojisi •ĹΣTHΣ• Psikoloji 0 13-03-2008 18:36
Çalışma Psikolojisi O'NEAL Psikoloji 0 21-01-2008 18:19
din psikolojisine giriş ♥LaMaZ!_GoGo♥ Psikoloji 0 04-03-2007 20:54


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:34 .


Powered by vBulletin 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

TEKplatform.Com
UslanmaM MaxiCep izafet Web Hattı telefon tedavin