Yaşama Sorunu Nedir
Yaşama Sorunu Nedir?
İnsanla başlayan ve devam eden felsefenin, günümüze kadar sorguladığı onca şeyden bir tanesi de insan yaşayışının kendisidir elbette. Aslında insan yaşayışına hiç dokunmadan geçen bir felsefe olamaz da diyebiliriz. Öyle ya, insanın kendi yaşamsal deneyim ve sorunlarından tamamen soyutlanarak felsefe yapması için makine olması gerekir... Belki felsefeyi bilime çevirmek isteyenlerin hayali bu, ama bence bu hayalden öte bir şey değil. Bunun en büyük kanıtı, her felsefenin kendi çağının çocuğu olmasıdır. En ileri dönük felsefe sistemi bile, içinde bulunduğu zamanın ‘yaşama koşulları’ndan tam anlamıyla sıyrılamamıştır. İnsanın varoluşu sorunu, bence insan yaşamının en büyük ve temel sorunudur. Çünkü yaşamayla ilgili diğer bütün sorunların başlangıcı, diğer bir deyişle babasıdır. Yaşama hakkında sorulacak bütün sorular, şu sorudan sonra sorulmak zorundadır: “Bireyin varoluşu neye dayanmaktadır?”. Bu soruya yanıt aramadığımız taktirde, ölünce nereye gideceğimizin bence hiçbir önemi yoktur. Cevap verilemeyecek metafizik bir soru olduğunu kabul ediyorum, ancak her insanın bu soruyu kendisine sorup, sorunun açacağı yolda en azından birkaç adım atması ve belki de soruya kendince bir cevap bulması gerekiyor ki, yaşama sorununa gerçekten uzanabilsin. Bu temel atıldıktan sonra, şeylerin artık daha kolay ‘anlamlandırılacağı’ koca bir yaşam çıkacaktır önümüze. Çünkü yaptığımız ve yapacağımız her şey, biz farkında olsak da olmasak da, varoluşumuzda temellenir... Eğer bir ‘farkındalık’ yoksa, insan kendisini sürünün içerisinde, daha önce yapılmış ve sınırları çizilmiş belirli şeyleri yaparken bulur. İnsanın varoluş dayanaklarını aramaya başlaması, belli bir bilinçlenme işidir. Önümüze çıkabilecek diğer zorlu engeller, yaşamımızın amacı ve anlamı üzerine olan sorunlar olacaktır. Zaten bu sorunlar dışında kalan yaşama sorunları, bunların uzantıları, pratiğe dökülmüş hali olmaktan öte bir şey değildirler.
|