![]() |
|
|||||||
| Otomobil ve Modifiye Otomobil ve Modifiye Hakkındaki Aklınıza Gelen HerŞey.. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#21 (permalink) |
![]() |
Fren bakımı
Fren bakımı Fren bakımı ihmale gelmez Frenler otomobilin hayati önem taşıyan unsurlardan biridir. Her 10 bin km'de bir kontrol edilmesi gereken frenler sizi ve ailenizi olası kazalardan korur.Türkiye'de bir türlü önüne geçilemeyen trafik kazalarında fren sistemi iyi çalışmayan araçların payı büyüktür. Bir aracın fren sistemi iyi çalışmıyorsa durma mesafesi uzak ve kritik durumlarda kazaya neden olur. Bu gibi araçlarda frene basıldığında araç normal mesafede durmadığı gibi sağa veya sola çekerek otomobilin kontrolden çıkmasına da yol açar. Frenleri kötü olan bir araçla kent içinde düşük hızda giderken belki bir sorun yaşamayabilirsiniz ama yüksek hızda risk bir hayli artar ve durmanız gereken bir anda her şey için geç kalmış olabilirsiniz.Fren sistemi hangi parçalardan oluşuyor? Fren sistemi; merkez pompası fren boruları fren balataları kampanalar ve disklerden oluşur. Tekerleğin ortasında bulunan diskler tekerlekle birlikte döner fren pedalına basıldığında sürtünme diskin iki tarafında gerçekleşir. Fren hidroliğinin yaptığı basınç sonucu piston gücü balatalara aktarır fren balataları diski iki taraftan sıkıştırarak aracın durmasını sağlar.Kampanalı fren sistemindeyse pedalına basıldığında merkez pompası içindeki pistonun itmesiyle hidrolik harekete geçer. Hareket halindeki hidrolik tekerlek silindirlerindeki pistonlara bağlı olan fren pabuçlarını dışa doğru açarak balataların kampanayı sıkıştırmasını sağlar. Ayak fren pedalından çekildiğinde fren tablasındaki yaylar pabuçtan geri çeker. Ayrıca fren pedalına bağlı olan bir yay da itme çubuğunu geri çeker ve frenler serbest hale gelir.Frenler neden patlar? Fren sisteminin sağlıklı çalışmasında hidroliğin fonksiyonu çok önemlidir. Havanın sürekli sıcak olduğu bölgelerde kullanılan bir aracın hidrolik yağı eskimişse ve aracın frenleri sıkça kullanılıyorsa frenlerin her an boşalma riski var demektir. Eskimiş hidrolik yağı havanın da sıcak olmasıyla birlikte iyice kaynar ve frenlerin boşalmasına neden olur. Frenler boşaldığında kesinlikle tutmaz. Bu yüzden fren hidroliği kontrol edilmeli ve 1.5 yılda bir kez değiştirilmelidir. Fren hortumlarında aşınma ve delinme olduğunda da fren patlar.Sahte balatalara dikkat! Fren balataları otomobil ve sürücüsünün güvenliğinin sağlanmasında temel unsurlardan biridir. Balataların kaliteli olması frenlerin performansını artırır.Fren konusunda 21 yıldır hizmet veren Güç Fren Servisi'nin sahibi Şaban Kep kalitesiz balataların risk yarattığına dikkat çekiyor. Kep; "Arka fren balatalarının demirleri galvaniz yapılıyor ve sahte balata çakılıyor tüketicilere yeni balata olarak satılıyor. Dayanıklı olmayan bu tür kalitesiz balatalar büyük risk yaratıyor. Balatanın sahte olduğunu anlamak da kolay değil uzmanlık işidir" diyor. 25 bin km'de bir kontrol şart Fren balatalarının ömrü kullanım şartlarına göre değişkenlik gösterse de her 25 bin km'de bir balataların kontrol edilmesi gerekir. Şaban Kep otomobil kullanıcılarının fren balatası gibi otomobilde hayati önem taşıyan bir parça için ekonomi yapmaya çalışmamaları gerektiğini söylüyor.Yarı fiyatına da olsa etkisiz ve risk yaratacak balatalar yerine tanınmış ve kaliteli markaların tercih edilmesini öneren Kep fren disklerinin ve fren hatlarının da düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini belirtiyor.Fren hidroliğinin 1.5 yılda bir değiştirilmesi fren bakımının her 10 bin kilometrede bir yapılması zorunlu. Ancak fren hidroliğinin nem oranı fazla olan kentlerde daha kısa sürede değişmesi gerekiyor. Fren hidroliğinin eskiyip eskimediği servislerde bulunan bir cihazla kontrol edilebiliyor.Frenler neden tutmaz? - Fren ana merkezinden tekerlek fren merkezlerinden veya hortum ve rekorlardan hidrolik kaçağı olursa frenler tutmaz.- Balatalar aşınırsa frenler zayıflar. - Fren merkezinden hidrolik kaçağı olursa balatalar yağlanır ve frenler tutmaz.- Fren ayarı bozulursa balatalar ısınır ve frenler zayıflar.- Westinghouse'da arıza olursa frenler zayıflar veya tutmaz. - Hidrolik yağı çok eskidiğinde ve fren boruları patladığında frenler boşalır. Fren sisteminde arıza nasıl tespit edilir? - Frene bastığınızda homurtuya benzer rahatsız edici bir ses çıkıyor ve fren pedalı titriyorsa fren sisteminde bir arıza var demektir. Bu gibi durumlarda fren etkinliği azalır ve sürüş güvenliği de tehlikeye girer. Bu yüzden fazla zaman geçilmeden servise gitmelisiniz.- Frene bastığınızda pedal debriyaj yumuşaklığında döşemeye kadar iniyorsa fren merkezinde bir sorun var demektir. Bu gibi durumlarda fren Westinghouse'unda ana merkez bölgesinde bir kaçak olup olmadığı araştırılır. Bu bölgelerde hidrolik yağı lekeleri varsa ana merkezin yenisiyle değiştirilmesi gerekir.- Yüksek hızla giderken frene basıldığında pedal ve direksiyon titriyorsa frenlerde problem var demektir. Bu da fren disklerinin kontrol edilmesi gerektiğini gösterir. Titreme disklerin incelmesi ve yamulmasından kaynaklanır. Çözüm disklerin ve fren balatalarının değiştirilmesidir.- Ani bir şekilde frene basıldığında otomobil sağa veya sola çekiyorsa fren ayarlarında bir dengesizlik var demektir. Frene basıldığında hangi tarafa çekiyorsa o tarafın freni iyi tutuyor demektir. Frenin dengesiz tutması çok tehlikelidir. Freni dengesiz olan bir araçla ani fren yapmak gerektiğinde aracın devrilme riski vard |
|
|
|
|
|
#22 (permalink) |
![]() |
Teknİk Bİlgİ
Sağladığı yüksek Konfor Sürüş Güvenliği ve kolaylıklarla ABC - Active Body Control SistemiYola tutunmanın ABC'si Yürüyen aksam üzerinde çalışan Mercedes'in mühendisleri ABC (Active Body Control) adlı aktif süspansiyon sistemi ile bir rüyalarını daha gerçekleştirdiler. ABC ilk olarak CL'de kullanılan ve son olarak da S Serisi'ne adapte edilen yüksek teknoloji ürünü bir süspansiyon sistemi. Ayrıca ABC'de modern havalı süspansiyonun yerini klasik helezon yaylı bir sistem almış.İki Mercedes karşılaştırıldı: ABC'nin işe yarayıp yaramadığını biri bu sistemle donatılmış diğeri ise standart olarak sunulan havalı süspansiyona sahip 2 adet Mercedes S Serisi'nin karşılaştırması ortaya çıkaracak. Daimler Chrysler mühendisleri ABC'yi dahiyane bir buluş olarak tanımlıyor. Firmanın ABC (Active Body Control) adını verdiği sistem aktif süspansiyon anlamına geliyor. Mercedes bünyeında ABC üzerinde çalışan mühendisler bu yeniliğin hak ettiği ilgiyi görmemesinden şikayetçi.Yüksek teknoloji süspansiyon sistemi: Mercedes güncel S serisinde kullandığı Airmatic havalı süspansiyonu da kısa bir süre önce tanıtmıştı. Aradan bir yıl geçmeden müşteriler ABC isimli yeni bir sistemle tanıştılar. ABC ilk olarak CL'de kullanılan ve son olarak da S Serisi'ne adapte edilen yüksek teknoloji ürünü bir süspansiyon sistemi. Aradan bir yıl gibi kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen yeni bir süspansiyon sisteminin seçeneklere dahil edilmesi doğal olarak müşterilerin aklını karıştırabiliyor. Ayrıca ABC'de modern havalı süspansiyonun yerini klasik helezon yaylı bir sistem almış.Fiyat farkı mantıklı: ABC otomobilin yol tutuş ve sürüş özelliklerinde inanılmaz bir iyileşme sağladığından bu opsiyon için talep edilen fiyat farkının (Almanya'da 5 bin 742 mark) mantıklı olduğu görülüyor. ABC sayesinde sürüş konforu ve güvenliği kriterlerinde eşit oranda yüksek bir kalite standardı elde edilmiş. ABC ile donatılmış S Serisi sistemin verimliliğini çok açık bir şekilde ispatlıyor. Otomobil en sert şerit değiştirme manevralarında bile neredeyse hiç yana yatmıyor. Ancak bu özelliklere sahip otomobillerde görülen sert süspansiyon karakteristiği yerine havalı süspansiyona sahip model gibi konforlu bir sürüş de yakalanabilmiş. Sistemin sürüş güvenliğine katkısı mükemmel: Sistemin sürüş güvenliğine katkısı Airmatic donanımlı otomobilin zaten başarılı olan sürüş özellikleri göz önünde bulundurulduğunda mükemmele ulaşan bir sürüş özelliğinden bahsetmek mümkün. Hava destekli Airmatic donanımlı S Serisi limitler zorlandığında karoserindeki sallanma hareketleri eşliğinde yoldan çıkma eğilimi gösterirken ABC'li versiyon yolu çok daha başarılı tutuyor ve direksiyon hareketlerine daha kesin cevap veriyor. Gerçekleştirilen yol tutuş testlerinde aynı izlenim devam ediyor. Oval pistte slalom parkurunda ve yüksek süratlerde gerçekleştirilen ani şerit değiştirme manevralarında ABC ile donatılmış olan otomobil çok daha güvenli ve rahat bir sürüş sağlıyor. Ancak iki otomobilin de aynı bazı paylaşması limitlerinin birbirine çok yakın olmasını sağlamış.Sürücünün az efor sarfetmesini sağlıyor: ABC sürücünün daha az efor sarfetmesini sağladığından avantajlı bir seçenek oluşturuyor. Özellikle ani şerit değiştirme manevralarında otomobilin arkası daha az kayma eğilimi gösteriyor. Ayrıca otomobilin daha az yana yatması sürücünün kendisini güvende hissetmesini sağlıyor. ESP sisteminin daha az ve geç devreye giriyor olması da ABC'nin diğer avantajları. Yan rüzgârdan etkilenme karakterinin test edildiği alanda ABC'nin bir başraısı daha ortaya çıktı. Yandan 90 km/s ile esen rüzgârda (otomobilin sürati 100 km/s) Airmatic sistemli otomobilin tehlikeli bir şekilde şerit değiştirdiği gözlendi. Bunun nedeni ise yana yatan karoserin hava direncini artırması. Gerçekten de birçok S Serisi sahibi otomobillerinin bu özelliğinden şikâyet ediyor.Sağladığı yüksek konfor tartışılmaz: Tüm bu olumlu özelliklerinin yanı sıra daha yüksek bir konfor seviyesi sağlaması ABC'yi daha cazip hale getiriyor. Virajlarda süratlenme ve frenaj sırasında karoserin sallanma eğiliminin ciddi boyutlarda azalması karşılaştırmada konfor katsayısının artması şeklinde yorumlanıyor. Engebeli zemin sürüşlerinde otomobilin içindekileri daha az sarsması ve sallantı olmaması da olumlu bir etki. ABC'li versiyonda süspansiyonu bir butona dokunarak serleştirip otomobilin virajlarda yana yatma hareketini neredeyse sıfıra indirmek de mümkün. Ancak mühendisler sürücülerin bu güven nedeniyle daha fazla hızlanmalarının söz konusu olmadığını iddia ediyor. |
|
|
|
|
|
#23 (permalink) |
![]() |
ABS (Anti Bloke Brake System) Kilitleme Önleyici Sistemi
ABS (Anti Bloke Brake System) Kilitleme Önleyici Sistemi Kilitleme önleyici sistemin görevi kuvvetli frenleme sırasında tekerleklerin kilitlenmesini önlemektir. Yani tekerlekler kaymaya başlamaksızın kilitleme sınırına kadar frenlenmelidir. Bu husus otomobilin tüm özelliklerinde (kuru buz kayganlığı) sağlanmalıdırABS fren sisteminin fonksiyonu her türlü frenleme koşulu altında aracın; • stabilitesini ![]() • direksiyon hakimiyetini ![]() • optimum şekilde frenlenmesini sağlamaktır. Optimum şekilde frenlemenin anlamı maksimum yol tutuşunu elde ederek frenleme mesafesini optimize etmektir.Acil durumlarda fren yapmak gerektiğinde sürücü;• önüne çıkan bir engelden kaçabilmeli ![]() • virajlarda hakimiyeti kaybetmemeli ![]() • tekerleklerin yol tutuş seviyeleri farklı olsa bile direksiyon hakimiyetini kaybetmemelidir. Fren mesafesinin azaltılmasının yanı sıra ABS fren sisteminin en önemli avantajı acil frenlemeler esnasında direksiyon hakimiyetinin kaybedilmemesidir. Aşırı hızın neden olduğu tehlikeler hiçbir ABS fren sistemi tarafından telafi edilemez.Sistemin Ana Parçaları Devir Sayıcı Verici: Devir sayıcı vericileri tekerleklerin dönme hızlarını ölçerler. Tekerleklerle beraber dönen disklerin dişleri sabit konumlu endüksiyon hissedicilerle alternatif gerilim üretirler. Bu alternatif gerilimler ise sinyal şeklinde elektronik kumanda cihazlarına iletilirler. Devir sensörleri; sürüş hızını tekerleklerin hızlanmasını yavaşlamasını ve kaymasını ölçer.Sensörlerin çalışması özetle şu şekildedir: Manyetik akış çizgileri tekerlek ile birlikte dönen bir sinyal dişlisinin sensöre bakan dişlerine doğru yaklaşırlar. Dişin varlığına veya yokluğuna bağlı olarak katı bir yüzeyden boşluğa geçilmesi manyetik akışta değişikliğe sebep olur. Bu değişiklik; sensör terminallerinde bir elektromotor kuvveti ve sonuç olarak da elektronik kontrol ünitesi için bir alternatif elektrik sinyali oluşturmaya yeterlidir.Sensörün dahili elemanları (bobin ve daimi mıknatıs) tamamen koruyucu reçine içine yerleştirilmiş olup plastik bir muhafaza ile çevrelenmişlerdir. Sensör muhafazasına monte edilen bir burç muhafazayı deformasyona maruz kalmadan bağlar. Sinyallerin doğru olarak elde edilebilmesi için sensörün ucu ile dişli arasındaki mesafe araç kataloğundaki değerlerde olmalıdır.Elektronik Kumanda Cihazı Elektronik kumanda cihazı devir sayısı hissedicilerden sinyalleri alır değerlendirir ve tekerlek fren silindirindeki optimum frenleme için gerekli olan hidrolik basıncı hesaplanır. Kumanda cihazı hesaplanan değeri hidrolik üniteye aktarır.Hidrolik Ünite: Hidrolik ünite manyetik supabı ve iletme pompası elektronik kumanda cihazı tarafından devreye sokulur. Böylece fren basıncı ihtiyaca göre tutulur yükselir azalır. Sistemin Çalışması Bir tekerleğin kilitleme tehlikesi doğar doğmaz bu tekerleğin devir sayısı düşer. Bunun için elektronik kumanda cihazı hidrolik üniteye ‘Fren hidroliğini çek’ komutunu verir. Bunun üzerine geri iletme pompası fren hidroliğini tekerlek frenleme silindirinden çekerek basınç tutucu üzerinden fren merkez pompası devresine iletir. Fren basıncının ortadan kaldırılması tekerleğin kilitleme tehlikesini önler. Aynı anda tekerlek tekrar hızlanır. Elektronik kumanda cihazı tekerleğin yeniden kuvvetli bir şekilde frenlenebileceğini tekrar belirler ve hidrolik üniteye ‘fren hidroliğini gönder’ komutunu verir. Böylece manyetik supap üzerinden basınç tekrar yükselir. Ayarlama (düzenleme) süresi yeniden başlar.Sistemin çalışmasını daha iyi anlayabilmek için kademe kademe incelemek daha iyi olacaktır. ABS fren sistemleri prensipte aynı olmakla beraber pratikte bazı teknik farklılıklar bulanmaktadır.Geleceğin Frenleri Modern teknolojiler sayesinde günümüzde otomobiller kullanıcılarına daha hızlı daha emniyetli ve daha rahat bir sürüş imkanı sağlıyor. Bu da fren sistemlerinin aracın en önemli emniyet parçalarından biri olması nedeniyle sürekli iyileştirilmesi ve aracın yüksek teknolojiye erişmiş diğer sistemleriyle aynı teknolojide hizmet vermesini gerektiriyor.ABS ASR ve FDR sistemleri arasındaki farklar nelerdir?Anti-Blokaj Sistemleri (ABS) 1978 yılında ABS sistemleri Bosch tarafından ilk üretici olarak araçlarda kulanıldı. Günümüzde trafik güvenliği açısından önemli katkılar içermekte ve kritik fren anlarında aracın direksiyon ve sürüş güvenliğini sağlamaktadır. Anti-Patinaj Sistemleri (ASR) 1987 yılında Bosch ilk üretici olarak ABS sisteminin daha gelişmişi olan ASR sistemini piyasaya sürmüştür. ASR sistemi ilk kalkışta ve hızlanmada tahrik tekerleklerinin aşırı dönmesini engelleyerek aracın güvenli hareketini sağlar. Bu sistemin diğer kısaltılmış adı ingilizce anlamından dolayı ETC (Electronic Traction Control) olarak da bilinir.Araç Dinamik Kontrolü (FDR) Her türlü sürüş anında güvenliği sağlamak üzere Bosch 1995 yılında FDR sistemini aktif sürüş emniyetini sağlamak üzere üretime almıştır. Özellikle virajlarda ve ani yol değişikliklerinde FDR sistemi yıldırım hızı ile motor şanzıman ve frene müdahale ederek aracın savrulmasını önler. Bu sistemin diğer kısaltılmış adı ingilizce anlamından dolayı DC (Vehicle Dynamic Control) olarak da bilinir.FDR sisteminin can noktası olan "devir sensörü" havacılıktan alınmış ve Bosch tarafından otomobiller için modernize edilmiştir. Son yıllarda Bosch bu üç farklı sistemi bir ünitede topladı bu yeni sistemi ESP (Elektronik Stabilite Sistemi) olarak adlandırdı. Bu sistem sayesinde sürüş güvenliği daha da artırıldı. Bu sistemin diğer bir avantajı da düşük maliyeti nedeniyle sadece yüksek sınıf otomobillerde değil bundan böyle orta sınıf araçlarda da standart olarak bulunacak olması.Kaynak: Obitet |
|
|
|
|
|
#24 (permalink) |
![]() |
Anti Patinaj Sistemi (ASR) Nedir? Ne İşe Yarar?
Anti Patinaj Sistemi (ASR) Nedir? Ne İşe Yarar? Gaza fazla yüklenmelerde araç patinaj yaptığı zaman araba normal hızlanabileceğinden daha yavaş bir şekilde hızlanır. Özellikle çok hızlı bir şekilde kalkmanız gerekirken (mesela bir yoldan karşıya geçeceksiniz trafik yoğun bir aralık buldunuz hemen gaza basıp geçmek istiyorsunuz) eğer gaza panik yapıp da fazla basarsanız araç patinaj yapar ve araç olduğu yerde duruken tekerlekler de fırıl fırıl döner. Bu sistem genelde güçlü motoru olan arabalarda ve özellikle arkadan itişlilerde kullanılır.. Sistemin Çalışma Mantığı: Varsayıyoruz ki gazı köklediniz ve araç patinaj yapmaya başladı. İşte bu anda aşağıdaki şekildeki 2 numaralı sistem aracın ön tekerlerinin arka tekerlerinden daha hızlı döndüğünü anlar ve hemen 4 numaralı fren basıncı algılayıcısını ve 5 numaralı ABS kontrol ünitesini uyarır. Bu üniteler de (siz hala gaza basmaya devam etmekte ısrar ediyorsanız) patinaj yapan tekere fren uygularlar ve patinaj kesilesiye kadar bu işlemi sürdürürler. Bu 1.yöntemdi... Diğer yöntem ise patinaj yapan tekere fren uygulamak yerine gazı kesmektir. Teker patinaja başladığı anda 3 numaralı 'motor kontrol ünitesi' 6 numaralı enjeksiyon pompası ünitesini uyararak gezı kesmesini söyler o da gazı gerektiği kadar keser ve patinaj önlenir. İşte sistem böyle çalışıyor ama bu sistem performanslı kalkışları düşündüğünüzde avantajdan çok dezavantaj getirir. Yani bu sistemle gazı kökleyip de kalkarsanız normal şekilde kendinizin patinaj yaptırmadan kalktığınızdan daha yavaş kalkarsınız.Bunun için otomobil dergilerindeki 0-100 testlerinde pilotlar bu sistemi devreden çıkartırlar. Zaten bu iş arabanın içindeki bir düğmeyle önceden belirttiğimiz gibi yapılabilmektedir. Yani karar size kalmış. ASR en çok karlı buzlu bölgelerde ya da çamurlu dağ yollarında iş görür. 4X4 jiplerin de çoğunda da her zaman 'yağmur demem çamur demem' mantığı işlemeyeceğinden dolayı bu sistem bulunur. |
|
|
|
|
|
#25 (permalink) |
![]() |
Common Rail sistemi.
Araç performansı ekonomi ve emisyon hacimleri konusunda beklentileri yakalayan Common Rail sistemi.Dizel motora sahip araçlarda bilindiği üzere yakıt direkt olarak silindirlerin içine gönderilmektedir. Yakıtı pistonlara gönderen döner pompanın yerini artık common rail sistemi aldı."kütük" olarak adlandırılan bir dağıtıcıdan silindirlere gönderilen yakıt yakıt her enjektörden silindirin o anlık ihtiyacı kadar motorin geçmesine olanak sağlıyor. Basit mantık olarak yüksek basınç üreten çok güçlü bir pompa elektronik kontrol merkezi ve geliştirilmiş enjektörlerden oluşan sistem oldukça hassas.Ödüllü pek çok otomobilin sahip olduğu motor teknolojisi olan common rail sisteminin bakımında sisteme girebilecek en küçük toz zerreciği bile büyük sorunlara yol açabiliyor. Aracın bakımının yapılacağı yerin çok temiz dışarısıyla hava akımını önleyen tamamen kapalı bir ortam olması gerekiyor |
|
|
|
|
|
#26 (permalink) |
![]() |
yüksek dereceli Egzantrik mili
Motor gücünü arttırmayı sağlayan yöntemlerden biride standarttan daha yüksek dereceli Egzantrik mili takmaktır. Milin görevi emme ve egzost sübaplarını kontrol etmektir. En eski ve verimli yollardan biri olan Egzantirik mili modifikasyonu sonucunda %35 e varan güç artışı sağlanabilir. Yüksek dereceli versiyonlar süpapların açılma ve kapanma zamanlarını uzun tutarak yanma odasına birim zamanda daha fazla yakıt ve hava girmesini sağlıyor.Dolayısıyla daha fazla yanma gerçekleşiyor. Buda daha fazla güç anlamına geliyor. Milin üzerindeki kamların açıları ve yapışma göre tork yada güç etkileniyor. Sivri kamil miller süpapları erken açarak torkun artmasını sağlarken geniş tepeli kamlar gücü artırmak için tercih ediliyor. Yuksek dereceli egzantrik milleri motorun rolanti devrini de yükseltiyor. Ancan bunu yaparken motorun rolantide dengesiz çalışmasına neden olabiliyor. Verimli bir modifikasyon işlemi için egzantrik milinin dışında supapların hareketini sağlayan diger mekanik ve elektronik parçaların da geliştirilmesinde yarar var. Örnegin süpaplar süpap yayları egzantrik mili kasnakları beyin programı ateşleme sistemi gibi.LIFT: Lift eksantrik milinin sübaplari ne kadar bastırdığını gösteren değerdir.DURATION: Sübapin yatağından çıktığı zamanki derece ölçümüdür. OVERLAP: Giriş ve çıkış subaplarının aynı anda açık olduğu sürenin derecesidir. Giriş eksantrik milinin açılış numarası çıkış eksantrik milinin kapanış numarasına eklenerek hesaplanır. POWER BAND: Eksantriğin gücünü verimli bir şekilde verebildiği devir aralığıdır. Dereceli Eksantrik Mili Ne Kadar Güç Verir: Cadde otomobilleri için üretilmiş eksantrikler derecelerine ve kullanıcının seçimine göre 10 bg ile 25 bg arasında güç üretebilecek kapasitedelerdir yarış otomobilleri için üretilmiş eksantrikler ise çok daha yüksek olarak 80-100 bg'lere kadar güçler üretebilmektedirler. |
|
|
|
|
|
#27 (permalink) |
![]() |
Elektronik Stabilite Programı ESP Nedir? Nasıl Çalışır?
Çoğumuz ESP'nin adını ilk defa Mercedes A sınıfı otomobillerin takla atma hatasından sonra duyduk. Otomobil dergilerinin yaptığı slalom testlerinde aracın ani manevralarda takla atmasının ardından Mercedes bütün A sınıfı otomobillere bu sistemi takarak soruna çözüm getirdi.ESP'nin çalışma prensibi aslında çok basit. 4 teker de birbirinden bağımsız gaz verebilme ve fren yapabilme yeteneğine sahip.Tabii ki biz bunu 4 tane gaz ve 4 tane fren pedalıyla yapmıyoruz. Ani manevralarda aracın fiziksel dengesinin bozulması sonucunda tekerlerden biri ya da birkaçı kayma eğiliminde bulunup araba savrulmaya başladığı anda ESP sistemi devreye giriyor ve arabanın kaydığı yöne doğrultuya bağlı olarak ilgili tekerleğe gaz veya fren uyguluyor. Peki bu sistem aracın kaydığını nasıl algılıyor? Birazdan aşağıdaki şekilde de göreceğiniz gibi ESP sistemine bağlı çeşitli sistemler algılayıcılar var. Bunlardan benim size olayı açıklamakta kullanacaklarım "Tekerlek Hızı Algılayıcısı" "Yanal Hız Algılayıcısı" "Direksiyon Açısı Algılayıcısı" ve "Fren Basıncı Algılayıcısı". Şimdi arabamızın arkasının kaymaya başladığını farzedelim bakalım ESP bunu nasıl anlayacak. Öncelikle arabanın arkası savrulunca Yanal Hız Algılayıcısı arabanın yanal yönde bir dengesizlik gösterdiğini yani savrulduğunu çok basit bir şekilde algılayacaktır. Ayrıca Tekerlek Hızı Algılayıcıları arka tekerleklerin kaymaya başladıkları zaman dönüş hızlarının ön tekerleklere göre daha az olduğunu görecek benzer bir şekilde Fren Basıncı Algılayıcısı da arka tekerleklere öne nazaran daha az fren basıncı uygulandığını farkederek aynı şekilde arka tutuşun kaybolduğunu anlayabilecektir. Son olarak Direksiyon Açısı Algılayıcısı'nın da nasıl çalıştığını anlatmamız gerekirse arabanın kafadan kaydığını düşünmek yeterli olacaktır. Hızlı bir virajda siz direksiyonu çeviriyorsunuz ama aşırı hızlı gittiğiniz için arabanın ön tarafı dönmüyor. (Bu olay önden çekişli arabalarda viraj içinde gaza basıldığında rahatlıkla anlaşılabilir).İşte bu durumda siz direksiyonu çevirdiğinize rağmen Yanal Hız Algılayıcısı bir dönme hareketi hissedemeyeceği için arabanın kafadan kaydığını yani ön tekerleklerin tutuşunu kaybettiğini ESP sistemi algılar. Bütün bu bilgilerden sonra ESP sisteminin şekildeki örnekte nasıl işlediğini açıklayabiliriz. 1)ABS Kontrol Ünitesi 2)Tekerlek Hızı Algılayıcısı 3)Direksiyon Açısı Algılayıcısı 4)Yanal Hız Algılayıcısı 5)Motor Kontrol Ünitesi 6)Otomatik Gaz Subapı/Enjeksiyon Pompası 7)Fren Basıncı Algılayıcısı Traktör frenlerini bilenler varsa bu konuyu rahatlıkla anlayabilirler. Traktörlerde arka tekerlere kumanda eden iki tane fren pedalı vardır. Tarla sürerken bir uçtan öbür uca vardığınızda bu pedallardan sadece bir tanesine basarak traktörü olduğu yerde geri döndürebilirsiniz. Mesela sadece sağ fren pedalına basarsanız traktörün sağ arka tekeri fren yapar ve traktör kendi çevresinde sağa doğru dönmeye başlar. İşte ESP de bu traktör frenlerinden esinlenerek yapılmış diyebiliriz ) Yani sadece gelişmiş ve elektronik bir traktör freni o kadar. Tek bir artı yönü var hayatınızı kurtarabiliyor ya da arabanızda oluşabilecek bilmem kaç milyarlık hasarları...Sonuçta öyle ya da böyle ESP son derece faydalı arabanın kaymasını neredeyse imkansız hale getiren bir sistem. |
|
|
|
|
|
#28 (permalink) |
![]() |
Kilitli Diferansiyel Nedir? Nasıl Çalışır?
Kilitli Diferansiyel Nedir? Nasıl Çalışır? Klasik diferansiyeller bir terazi gibi çalışırlar. 1. şekildede görüldüğü gibi iki tekerlek aksını döndürmek için en az üç tane dişli gerekir. Her iki aksın eşit dönmesini sağlayan ve diferansiyel tamburasının içinde yer alan ayna mahruti dişlisi ise diğer diferansiyelin motordan kontrollü çalışan tek parçasıdır. (2. şekil kırmızı olan) Otomobil yolda düz olarak giderken tekerleklerden herhangibirine daha fazla ağırlık binmediği için diferansiyel karpuzunun ortasındaki dişliler tekerleklerle birlikte kendiliklerinden dönerler.ncak otomobil viraja girerken bu dişliler devreye girerek otomobilin virajın dışındaki hızlı virajın içindeki daha yavaş dönen itici tekerleklerinin dönüş oranlarının 1:1 olmasını sağlarlar. Yukarıda sözünü ettiğimiz normal bir diferansiyelin çalışma esaslarına ek olarak kilitli diferansiyellerde değişik birkaç sistem vardır. Bunlardan birincisinde küçük sürtünme pulları diferansiyelin ortasındaki her iki tekerleğin eşit olarak dönmesini sağlayan ve denge dişlileri olarak tarif edilebilecek olan dişlilerin dönmelerini engellerler. Bu engelleme otomobil yeniden düz bir şekilde gitmeye başlayıncaya kadar devam eder. (Şekil 4) Bir başka tür de (şekil 5) aksların (şekilde mavi renkli olan) ve dişlilerin karpuzun içine tam olarak girmediği diferansiyellerdeki kilit türüdür.Burada sözü edilen kısımlar yatık olarak yerleştirilmiş baskı halkalarıyla diferansiyele tutturulmuşlardır. Tekerleklerin dönüş hızı arttığında yani otomobil patinaj yapmaya başladığında devreye giren bu sistem halkaların fren levhalarını sıkıca bastırmasıyla çalışır ve otomobilin tekerleklerindeki dönüş momenti 1:1 olana kadar tutar.Bu sistemin adı dönüş momentli diferansiyel kilididir. 6 numaralı şekilde görülen diferansiyel tipinde ise birbirine ters yönlerde yerleştirilmiş düz dişli çarklar otomobil patinaj yapmaya başladığı zaman birbirileriyle ters yönde hareket ederek dönüş momenti 1:1 olana kadar kilitli kalırlar. Basit bir mantıkla kurulmuş olan bu sistem de gelişmiş pek çok otomobilde kullanılmaktadır. 4x4 araçlardada bu sistemlere ek olarak manuel ve otomatik olarak devreye sokulan kilitler de mevcutur. |
|
|
|
|
|
#29 (permalink) |
![]() |
Turbonun görevleri nelerdir? Turbo nasıl çalışır?
Turbonun görevleri nelerdir? Turbo nasıl çalışır? Turbonun görevi daha fazla soğuk havayı motora vererek performansı arttırmaktır. Motorda soğuk hava sıcak havadan daha yoğundur. Bu yüzden motordan içeri giren hava ne kadar yoğun olursa içerdeki patlama o derece şiddetli olur. Bu sayede de üretilen güç ve tork da fazlalaşır. Otomobillerin soğuk havalarda daha iyi performans sergilemesinin sebebi budur. Turbo ise daha fazla soğuk havayı motora vererek performansı artırır. Turboşarj ve Süperşarj Otomobilin performansını en üst noktaya çıkarabilmek için kullanılan iki farklı sistem vardır. Bunlar süperşarj ve turboşarjdır. Süperşarj Süperşarj aslında basit bir kompresördür. Dışarıdan gelen havayı basınçlı bir şekilde içeri püskürtecek şekilde dizayn edilmiştir. Süperşarjın iki farklı çeşitte uygulanması mümkündür. Emme manifoltu ile throttle body arasına veya throttle body'nin önündeki hava girişine monte edilebilir. Eğer emme manifoltu ile throttle body arasına monte edilirse enjeksiyon sisteminde mekanik bir değişiklik yapmadan benzin akışının ayarlanması mümkün olur. Bu genellikle yarış otomobillerinde de tercih edilen daha pratik bir sistemdir. Eğer süperşarj throttle body'nin önünd monte edilirse gelen basınçlı havayı karşılamak için normalden daha yüksek basınçla yakıt püskürtülmesi gerekecektir. Çalışma sistemi Süperşarjın içindeki kompresör çalışma gücünü yine motor kayışlarından ve dişlilerden alır. Bu çalışma için turboşarja göre daha fazla güç gerektiren bir sistemdir. Ayrıca sağladığı sıkışma sebebiyle motorun çabuk yıpranmasına sebep olmaması için motor kompresyon oranı pistonların değişmesi suretiyle düşürülmelidir. Süperşarj daha fazla benzin tüketebilir Aynı silindir hacminde ve aynı yanma odalarına sahip iki motordan süperşarj uygulanmış olan motor aynı büyüklük içinde daha fazla sıkıştırma ile çalışacak ve daha fazla benzin yakacaktır. Buna karşılık turbo uygulamasındaki kadar yüksek güç veremeyecektir.Turboşarj'a göre avantajlı Turboşarj uygulamasında turbonun devreye girmesi için yanan gazın geri dönmesi ve türbünü doldurması gerekmektedir. Fakat süperşarj uygulamasında turbonun devreye girmesi için gereken zaman ve motor devri süperşarjın devreye girmesi için gerekmemektedir. Gaz pedalına ilk basıldığı anda açılan süperşarj en alt devirden itibaren gücünü gösterecektir.Turboşarj Turboşarj egzoz gazı ile çalışan bir süperşarj olarak tanımlanabilir. Gücünü süperşarj gibi kayışlardan ve dişlilerden değil egzoz gazının basıncından alır. Yanma odasında patlayan hava benzin karışımı gaza dönüşerek egzoz süpaplarından egzoz manifoltuna doğru itilir. Bu aşamada egzoza giden gazın basıncı yol üzerindeki turbonun pervanesini döndürür ve bu yönlü pervane sayesinde gazın önemli bir kısmı türbüne girer.Türbün dolar Türbün basınçlı gazla dolduğu andan itibaren ters yöndeki kompresör pervane de basınçla dönmeye başlar. Gazı basınçlı bir şekilde dışarıdan alınan ve emme manifoltuna giren temiz havanın üzerine püskürterek motora giren toplam hava yoğunluğunu ve basıncını normalin yaklaşık yüzde 50 daha üstüne çıkarır. Bu da içeri giren havanın benzinle birlikte ateşlendiğinde çok daha şiddetli bir patlama gerçekleştirmesini sağlar.Motor patlayabilir Süperşarjda olduğu gibi turboda da motor kompresyon oranı atmosferik motorlara göre daha düşük tutulmalıdır. Aksi takdirde yüksek basınçtan dolayı motor çabuk yıpranacak ve hatta çok zorlandığı durumlarda motorun patlama riski ortaya çıkacaktır. Turbo uygulaması motorun pistonları ve gerekiyorsa diğer aksamının da uygun şekilde değiştirilmesi suretiyle yapılmalıdır. Gücün yüzde 50'lere varan artışına dayanma ihtimali zayıf olan şanzıman ve aktarma sisteminin de değiştirilmesi gerekebilir.Kullanımdan sonra soğutulması şart Turbo motorlar kullanılırken dikkat edilmesi gereken bir başka husus ise otomobili yüksek devirlerde kullandıktan sonra motor stop edilmeden önce kısa bir müddet de olsa rölantide çalıştırılarak türbünün boşalması ve soğumasına izin verilmesidir. Aksi takdirde gazın sirkülasyonu esnasında türbün boşalmadan bir miktar gaz içerde hapsolacak ve zaman içinde turboyu ciddi şekilde yıpratacaktır. Turbo uygulamasının motorda çok daha fazla yük ve yüksek ısılara yol açacağı ve bunun için intercooler uygulamaları veya diğer soğutma yöntemleri gerektiği unutulmamalıdır.Fabrika çıkışı otomobillerde kullanılıyor Turbo uygulaması özellikle ülkemizdeki otomobil modellerinde süperşarjdan daha yaygındır. Bu uygulamanın bir çok zaman Avrupalı standart otomobillerde fabrika çıkışı uygulandığı da görülmektedir. Örnek olarak VW'nin 1.8 litre hacimli 125 beygir güç üretebilen motoruna uygulanan çok küçük türbünlü bir turbo ile 1.8T motorunu yarattığı ve 150 beygir güç ürettiği bilinmektedir. |
|
|
|