Mum isiginda pisen yemek
Soguk kis gecelerinde Nasreddin Hoca ve arkadaslari bir evde oturup sohbet ederlermis. Bir gece, yine bir evde toplanirlar. Sogukta sisarida sabaha kadar kimin durabilecegini konusurlar. Iclerinden biri, Nasreddin Hoca´ya takilir: “Hocam, karanlikta, disarida, sogukta ve tek basina durmayi basarabilirsen, her birimiz sana etlisiyle, sütlüsüyle, tatlisiyla, tuzlusuyla görkemli bir ziyafet cekecegiz. Sayet basaramazsan ayni sekilde bir ziyafeti bize sen cekersin, tamam mi?“ der. Hoca daha yaslanmadigini göstermek icin teklifi kabul eder. Diyerleri de kabul ederler. Ertesi gece Hoca, iyice giyinir. Kararlastirilan yere gelir. Isik ve kimsenin olmadigi bu yerde sabaha kadar ayazda, tek basina bekler. Hava da gercekten soguktur. Sabahi hoplayip ziplayarak zor eder. Ezan sesini duyunca dogruca camiye kosar. Arkadaslari da Hoca ne yapti diye, meraklarindan hepsi camiye gelirler. Namazdan sonra Hoca:“ Eee dostlar…Ben sözümde durdum. Sabaha kadar bu ayazda disarida durdum. Ilk ziyafet kimden bakalim?“ Diye sorar. Arkadaslari, Hoca´daki bu dayanikligi görünca sasirirlar:“ Gecegi nasil gecirdin bakalim? Gercekten hic atese benzer bir sey görmedin mi? Diye sorarlar. Hoca:“ Sadece uzaktaki evlerden gelen mum isiklari vardi“, der. Bunu duyan adamlar, hemen itiraz ederler. “Kusura bakma ama Hocam, sen bahsi kaybetiin. Anlasmamizda hic isik görmeyecektin demistik. Sen o mum isigiyla isinmissindir. Öyle olunca ziyafeti sen cekeceksin“, derler. Zavalli Hoca bunu hic beklemiyordu. Sabaha kadar ayazda, karanlikta tek basina bekledigine mi yansin, ziyafet verme cezasinin kendisine düsmesine mi?
Adamlar piskindi. Hoca caresiz ziyafet vermeyi kabul eder. Aksam olunca tüm arkadaslari ziyafete gelirler. Hoca, onlari güler yüz ile karsilar, en güzel yerlere oturtur. Herkes cok neselidir. Hoca, sik sik disari gidip gelir. Arkadaslari yemegin konmasini bekler ama yemek bir türlü ortaya gelmez. Yemegi beklemekten iyice sabirlari tükenen misafirler, Hoca disari cikinca pesinden giderler. Gördükleri karsisinda sasirip kalirlar. Koca bir kazanin icinde su, altinda da kücük bir mum. Saskin bir vaziyette Hoca´ya dönerler:“ Hocam, bu da neyin nesi? Hani bizim yemek?“ derler. Hoca:“ Hic canim! Kazanin icindeki suyu altinda yanan mum kaynatacak. Ben de size yemek yapacagim“, der. Misafirler öfkeyle:“ Hocam, sen bizimle alay mi ediyorsun? Hic bum um koca kazanin suyunu kaynatir mi? Olacak is mi bu?“ derler. Nasreddin Hoca, zaten böyle demelerini bekliyordu. Hemen cevabi yapistirir:„ Bakin hele! Ben uzaktaki bir mum isiciyla isindiysam, bum um aleviyle bu kazandaki su da elbette kaynar.“