![]() |
|
|||||||
| Komik Fıkralar Bildiğiniz Duyduğunuz Kahkahalarınızı Alamayacağınız Komik Fıkralarınız |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#11 (permalink) |
![]() |
Tamamen Duygusal
Bülent Dede bak memurlara... "-Neyine bakacam be?... Herşeye çare buldular şu başbakanlığın basılmasına bir çare bulamadılar... Ayıptır be..." -Açıııızzz... "-Konuşma bee şuna bak... Yürüyün... Bak para var orda para... At onu cebine..." -!... "-Bülent Ecevit 1997... Hıııhh... 70 yaşında gencecik bir delikanlıyım... Herkes perişan... Başbakan yapmak istiyorlar... Beni tercih ettiler... Neden ben dersen özel bir nedeni yok... Tamamen kaygısal..." -Hop... Hop... Hooop... "-Zıplama kız Mesut gibi... Başım ağırıyo zaten... Nasıl yapıyo deden?..." -Tamamen kaygısal... -Necmettin Dede bak savcılara... "-Neyine bakacam be... Herşeye çare buldular şu siyaset yolunu açmaya bir çare bulamadılar... Ayıptır be..." -Aiihmmm... "-Konuşma bee şuna bak... Yürüyün... Bak para var orda para... At onu cebine..." -!... "-Necmettin Erbakan 1997... Hıııhh... 28 Şubat'tan yeni çıkmışım... Herkes karşımda... Hapse atmak istiyorlar... Altınoluk'u tercih ettim... Neden Altınoluk dersen özel bir nedeni yok... Tamamen yargısal..." -Hop... Hop... Hooop... "-Zıplama kız gardiyan gibi. Başım ağırıyo zaten... Nasıl yapıyo deden?..." -Tamamen yargısal... -Süleyman Dede bak gazetecilere... "-Neyine bakacam be... Binanaleyh uzaya bile muhabir gönderdiler şu sokağa bir canlı yayın aracı koymadılar... Ayıptır be..." -Babaaaa... "-Konuşma bee şuna bak... Yürüyün... Bak para var orda para... At onu cebine..." -!... "-Süleyman Demirel 2000... Hıııhh... Köşk'ü yeni bırakmışım... Görev süremi uzatmak istiyorlar... Ben Güniz Sokağı tercih ettim... Neden Güniz Sokak dersen 5 artı 5 nedeniyle... Tamamen rakamsal..." -Hop... Hop... Hooop... "-Zıplama kız Cavit gibi. Başım ağırıyo zaten... Nasıl yapıyo deden?..." -Tamamen rakamsal... -Rıza Dede bak liderlere... "-Neyine bakacam be... Herşeye çare buldular şu liderlerin halka ettiğine bir çare bulamadılar... Ayıptır be..." -Gaaaak... "-Konuşma bee şuna bak... Yürüyün... Bak domates var orda domates... At onu da çantaya..." -!... "-Vatandaş Rıza 2001... Hıııhh... İşten yeni atılmışım... Bir lokma yiyecek yok... Zıvanadan çıkarmak istiyorlar... Ben çöpten yiyecek toplamayı tercih ettim... Neden çöp dersen özel bir neden yok... Tamamen toplumsal..." -!... "-Zıplama kız döviz gibi. Başım ağırıyo zaten... Nasıl yapıyo deden?..." -Tamamen toplumsal... Mantıklı Karar Güneydoğu'da 15 yıl süren çatışmalı ortam; doğrusuyla düzmecesiyle abartısıyla binlerce hikayeye kaynaklık etmiştir. İşte bu binlerce hikayeden biri de şöyle rivayet edilir. Bir TV kanalında bir PKK itirafçısı geçmişini anlatmaktadır. Muhabir: 'Anlat bakalım yasadışı-bölücü-terör örgütü ile nasıl tanıştın?' İtirafçı başlar anlatmaya: ' Bir gece pekakalılar bizim köye gelmiştir. Duymuşuzdur. Birden kapı vurulmuştur: taak taak takk.. Açmışız biz de. Bakmışım ki anarşitler. Bana demiştir ki; bize yemek vereceksin ekmek su vereceksin yardım edeceksen yataklık edeceksen yani ha! Yook demişim olmaz demişim siz hayınsınız anarşitsiniz bölücüsünüz size ekmek su yok.. O zamaan anayı vururuk demişlerdir. Yine benden yardım yok... Anayı vurmuşlardır. Sonra gene gelmişlerdir anarşitler demişlerdir bize yardım edeceksin ekmek su... Demişim yok... Babayı da vurmuşlardır. Ertesi gün gene gelmişlerdir... Bize yardım yoksa karıyı vururuk yok demişim karı da gitmiştir. Sonra çocuklar..... Herkes ölmüştür. Ben evde bir başıma düşünürem bir gece... Yine kapı çalmıştır... Takkk takkk takkk!. Açmışım kapıyı onlar! Demişlerdir ki bize yardım edeceksin ekmek su vereceksen...Ben demişim size yardım yok siz hayınsınız... Bana demişler ki; yoksa seni vururuk...! Biraz düşünmüşüm bana mantıklı gelmiştir kabul etmişim... İşte böyledir.... Kolay Ameliyat Büyük bir hastahane de 5 meşhur cerrah oturmuş hangi meslekten olan insanları ameliyat etmenin kolay olduğuna dair sohbet ediyorlarmış. İlk cerrah; "Ben" demiş "Muhasebecileri hesap uzmanlarını ameliyat etmeyi severim. İçlerini açtığım zaman her şey numaralıdır iş kolay olur" İkincisi;"Doğru ama" demiş "Elektrikçilerin elektronikçilerin ameliyatı daha kolay olur. Her şey ayrı ayrı renktedir" Üçüncü cerrah;"Siz bir de kütüphanecileri arşivcileri görün. Her sey alfabetik sıradadır onun için onların ameliyatı çok kolay olur" Dördüncüsü;"İnsaatçıların ameliyatı da pek kolay olur" demiş. "Üstelik onlar iş bittikten sonra içeride parçalar yabancı maddeler kalmasına alışıktırlar" Sonuncu cerrah;"Arkadaşlar" demiş "Siz her halde hiç politikacıyı ameliyat etmediniz. Onları kalbi yürekleri yoktur. İçleri bomboştur. Beyinleri de öyle. Üstelik kafaları ile popoları birbirlerinin yerine takılabilinir" Sana koysunlar! Fahrettin Kerim Gökay İstanbul Belediye Başkanlığı zamanında fırınları geziyormuş. Kendisine ağzı oldukça bozuk bir fırıncı pasta ikram etmiş. Fahrettin Bey şöyle bir tadına bakmış ve sormuş: "Hımmm!... Çok güzelmiş ne kattın buna?" Fırıncı gülümseyerek yanıtlamış: "Sana koydum efendim!" Fahrettin Bey bu söz üzerine pastadan bir lokma daha almış ve devam etmiş: "Ben de bütün fırıncılara söyleyeyim de hepsi Sana koysunlar!..." Bağdat mı? Clinton bir gün Bağtada gider Saddam'ın karşısına oturur. Bir bakar ki Saddamın koltuğunda 2 tane düğme var ve bunlar ne diye sorar;SADDAM: Bak göstereyim birincisine basmış alttan bir el cıkmış clintonu gıdıklamaya baslamıs saddam güler ikinci dugmeye basmıs bir el cıkıp clintona vurmaya baslamıs saddam kahkahalara boğulmus. Peki demis clinton haftayada bizim oraya amerikaya bekleriz. Bu kez Saddam amerikaya gider. Clintonun masasında 2 dügme. Saddam sormuş bunlar ne ise yarar Clinton: Kak göstereyim der düğmenin birine basar clinton baslar gülmeye saddam saskın ne oldu diye... Clinton ikinci düğmeyede basar clinton gülmekten ölecek durumdadır. Biraz sonra saddam musade ister derki: Ben artık bağdata geri döneyim clinton: Bağdat ? ne Bağdatı ?? Suikastçiler Yeltsin içkiden ölmüş. Yöneticiler kara kara düşünüyorlarmış halka bunu nasıl açıklarız diye ve çözümü bulmuşlar. Halka Yeltsinin bir suikasta kurban gittiğini açıklamışlar. suikasçıları da açıklamışlar. 1. Jonny Walker 2. JB 3. Jack Danielson Öldükten sonra Rusya'da torunu babaannesine sormuş. "Lenin nasıl biri?" Babaanne " Çok iyi biriydi bize ekmek verdi" demiş. Torun "Peki Brejnew nasıl biriydi?" Babaanne "Çok kötüydü çok insan öldürdü ve bizi ekmeksiz bıraktı" Torun "Peki Yeltsin nasıl?" Babaanne " Eee daha bilmiyoruz. Öldüğü zaman öğreniriz." Çince Rus devlet başkanı Brejnev Amerika'yı ziyaret ettiğinde Ford'un davetlisi olarak Beyaz sarayda davet edilmişti. Ziyaretin ertesi sabahı Ford Brejnev'e geceyi nasıl geçirdiğini sordu: Çok iyi uyudum ve ilginç bir rüya gördüm. Yaa ne gördünüz? Beyaz sarayda komünist bayrağının dalgalandığını gördüm. Brejnev'in bu cevabına Ford karşılık vermedi. Bir yıl sonra Ford'da Rusya'ya ziyarete gitti. Sabah olunca Brejnev ona nasıl uyuduğunu sordu.Ford: İyi uyudum ve ilginç bir rüya gördüm. Ne gördünüz? Kremlin'de komünist bayrağı dalgalanıyordu. Brejnev pek memnun olmuştu.Ford devam etti: Ama bayrakta acaip yazılar vardı. Ne yazıyordu ne yazıyordu? Vallahi okuyamadım zira yazılar Çince idi Sayın Başkan Bütün bebekler aynı sayıda hücreden oluşurlar. Embriyodaki hücreler 9 ay boyunca gelişerek çeşitli organları oluştururlar. Sorun erkek bebeklerin oluşmasında çıkar.. Hücre sayısı aynı olduğuna göre o önde sallanan alet nasıl oluşacak. Bilim adamları araştırma yapmışlar ve erkek üreme organını oluşturan hücrelerin nerden geldiğini bulmuşlar.. Beyinden.. Yani erkeğin beyin hücrelerinden bir bölümü asağılara göç edip erkek cinsel organını oluşturuyorlar. Boylece kız çocuklar erkek çocuklardan daha akıllı uslu oluyorlar. Çocuklar ergenlik çağına gelince sorun daha da büyüyor. Çocuk büyüdükçe sadece beyinleri arasındaki fark büyümüyor düşünme merkezleri de değisiyor. Kadın başı ile düşünürken erkek düşüceleri bir ölçüde aşağılara göç etmiş eski beyin hücrelerinde oluşuyor. Tabii sorunun büyüklüğü erkekten erkeğe değişiyor. Bazı erkeklerde aşağı göç eden beyin hücresi sayısı az. Bunlar hemen tüm mental kapasiteye sahip ama cinsellik açısından çok sıkıcı adamlar oluyorlar. Bunlara tıp dilinde "Cumhuriyetçi" deniyor.. Bazılarında daha çok beyin hücresi aşağı iniyor.. Tip dilindeki isimleri "Demokratlar!.." Çok ender olarak hemen tüm beyin hücreleri aşağı göç etmiş erkekler var. Bunlara da "Sayın Başkan" diyoruz!.. Uyanık Eco Birgün A.Necdet Sezerle Ecevit avrupada bir konseye katılıyorlar bizimkiler tam yemeğe başlayacaklar ecevitin gözü sezere takılıyor sezer o anda vay be ne güzel kaşık bunu semraya götürsem iyi sükse yaparım deyip kaşığı cebine indiriyor bunu gören ecevit içinden ulan bunu rahşan semrada görürüse oda ister deyip bitane araklamaya karar veriyor tabi konseyde herkesin önünde bir çan var kaşığı buna vurunca konuşma sırası sana geçiyor ecevit tam kaşığı alacak kaşık çana çarpıyor bunu üzerine ecevit bizi davet ettiniz sağolun deyip olayı kapatıyor tam tekrar davranıyor yine çarpıyor yine yine derken ecevit sinirleniyor son bidefa daha alacakken yine çarpıyor bu sefer ecevit diyorki: Bakın size bir sihirbazlık yapacam şimdi şu kaşığı göüyorsunuz dikkatli bakın şimdi bunu alıyorum cebime indiriyorum bakın sezerin cebinden çıkıyor Akıllı Eşek Milletvekilinin biri bir köyu gezerken bağlı olduğu değirmeni döndüren bir eşek görmüş. Yanındaki köylüye sormuş; Bu eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor ? Efendim demiş köylü o zil sustuğunda eşeğin durduğunu anlıyorum. Müdahale edince tekrar harekete başlıyor. Akıllıca demiş vekil peki eşek olduğu yerde durupta başını sağa sola sallarsa nereden anlayacaksın durduğunu? Anlayamam ama ne gezer efendim sizin gibi akıllı eşek buralarda Devlet Sırrı İşsizdi parasızdı kalacak yeri yiyecek ekmeği iki satır muhabbet edebileceği bir arkadaşı da yoktu. Nerden geldiği bilinmez "Küçükistan Ceza Kanunu" diye bir kitap geçmişti eline bir gün onu okuyarak vakit geçiriyordu ki "Ülke başbakanına hakaret etmenin cezası altı ay" kitabı ve gözlerini kapattı. "Hem bütün hırsımı ondan alırım hem bütün gazeteler televizyonlar benden söz eder meşhur olurum hemde altı ay ekmek elden su gölden yiyecek yatacak derdim olmadan çiçek gibi kışı geçiririm." diye düşündü. Ertesi gün mitinge gitti Küçükistan Başbakanı konuşurken milletin arasından fırlayıp bütün gücüyle bağırmaya başladı. - İnbe başbakan inbe başbakan ! Güvenlik kuvvetleri hemen müdahale edip yaka paça götürdüler. Ertesi gün mahkemeye çıktı şahitler dinlendi savunması alındı. Hakim kararı açıkladı. - Sanığın suçu sabit görüldüğünden yirmi sene altı ay hapsine karar verilmiştir. Birden gözleri karardı ayakta sendeledi sonra kendini toparladı ve haykırdı : - İtiraz ediyorum hakim bey Küçükistan Ceza Kanunu'nun şu maddesinin şu bendine göre başbakana hakaret sadece altı ay bir yanlışlık var bu işte ! Hakim acıyan gözlerle adama baktı ; - Haklısın oğlum başbakana hakaret altı ay fakat devlet sırrını açığa vurmak yirmi sene. Klasik ve Karizmatik Çok eskilerde türkiyede yaşayan vatandaşımız uzun senler yurt dışında kaldıktan sonra bir arkadaşıyla konuşuyormuş...türk siyaseti ve siyasetçileri hakkında.. telefonda sormuş - eskiden çok karizmatik bir adam vardı ismi ecevitdi ve bir de çok klasik bir politikacı olan birisi vardı..demirel..şimdi ne oldu onlara neler yapıyorlar diye bizimkisi cevaplamış - ikisi de duruyor..ikisi de başımızda hala...yanlız bitakım değişiklikler oldu..birinin karizması gitti "tik" i kaldı...diğeri ise klasiği gitti "*ik" i kaldı...onunla da anamızı belledi..biz de ona "baba" diyoruz artık ... Demi Moore'ın cezası Masal bu ya Demirel ölmüş öbür dünyaya gidince kendisine ceza olarak çok çok çirkin bir kadın vermişler ve bu dünyada hayatını bununla geçireceksin demişler. O da kaderine boyun eğmiş. Ama birde gezerken ne görsün karşıda Ecevit yanında Demi Moore'la beraber değil mi?. Çok sinirlenmiş ve Şeytana çıkıp bunun bir haksızlık olduğunu söylemiş. Şeytanda ' Eh ! ne yapalım senin cezan böyle Ecevit'e gelince o da Demi Moore'ın cezası Sana Fahrettin Kerim Gökay İstanbul Belediye Başkanlığı zamanında fırınları geziyormuş. Kendisine ağzı oldukça bozuk ve muhalif bir fırıncı pasta ikram etmiş. Fahrettin Bey şöyle bir tadına bakmış ve sormuş:"Hımmm!... Çok güzelmiş ne kattın buna?" Fırıncı gülümseyerek yanıtlamış: "Sana koydum efendim!" Fahrettin Bey bu söz üzerine pastadan bir lokma daha almış ve:"Ben de bütün fırıncılara söyleyeyim de hepsi Sana koysunlar." Aptal milletvekili Birgün bir amerikalı milletvekilini bir odaya almışlar ve sormuşlar: '-karınmı yoksa devletinmi.' amerikalı düşünmeden cevaplamış: '-devletim.' ordakiler: '-o zaman al şu tabancayı git yan odadaki karını vur.' adam sıkılmış terlemiş ve sonunda dayanamıyarak: '-yapamayacağım.' demiş. daha sonra bir türk milletvekilini aynı odaya almışlar.aynı soruyu sormuşlar: '-karınmı yoksa milletinmi?'. millet vekili hiç düşünmeden: '-devletim' demiş '-o zaman al şu tabancayı git yan odadaki karını vur.' odadan önce bir silah sesi sonra bir cam sesi gelmiş.çıkınca sormuşlar: '-ne oldu.' '-sizin verdiğiniz silah kurusıkı çıktı bende karıyı camdan aşağı attım. Mezar Soyguncusu Köyün birinde bir mezar soyguncusu varmış. cenaze gömüldükten bir gün sonra mezara bir gidilirmişki mezar soyulmuş bütün ziynet eşyaları çalınmış. köylü bu mezar soyguncusunu blirmiş bilmesinede bir türlü yakalayamazmış. gel zaman git zaman bu böyle sürüp giderken mezar soyguncusu ölüm döşeğine düşmüş ve oğlunu çağırarak; -Bak oğlum. Ben bu güne kadar sizin rızkınızı mezar soyarak çıkardım. Şimdi ölüp gidiyorum. Arkamdan tüm köylü bayram yapacak.Bir kişi bile 'Allah rahmet eylesin' demeyecek. 'ohbe öldü de kurtulduk' diyecekler diye itirafta bulunmuş. Bu olay oğlanın çok gücüne gitmiş. Babasına; -Baba sana söz veriyorum herkes arkandan rahmet okuyacak demiş. Ve derken mezarcı ölmüş. Bütün köylü bayramda. Birkaç gün sonra köyde gene bir cenaze. Ama köylünün içi rahat. Cenaze tüm ziynetiyle beraber gömülmüş. Bir gün sonra mezarlığa gidildiğinde odane! Mezar gene soyulmuş ve eskisinden farklı olarak cenazenin kıçına koca bir kazık çakılmış. Köylüler bunu görünce; -Yahu Allah Rahmet eylesin A.. efendide mezar soyardı ama hiç olmadık kazık çakmazdı. demişler ŞİMDİKİ SİYASETÇİLERE DUYURULUR! Romeo & Juliet Yıldırım Akbulut bir gün AKM Opera gişesine gider ve eğilip 'hanımefendi 2 bilet rica ediyorum' der gişedeki kadın gayri ihtiyari sorar 'Romeo ve Juliet için mi efendim?'. Akbulut sinirlenip 'hayır tabii ki karım ve benim için!'. Dönmeler Bir gün yıldırım akbulut yolda iki otostopçu dönmeyi arabasına almış. Bir süre gittikten sonra dönmelerden biri -Biz dönmeyiz demiş Akbulut da -Bu kadar yol geldikten sonra dönülmez zaten. demiş.... Yüzme bilmiyor Bir ülkede bir bakan kendisini gazetecilere hiç sevdirememisti. Ne yapsa makbule geçmiyor basin hergün kendisiyle ugrasiyordu. Nihayet : -Öyle bir sey yapayim ki gazeteciler mat olsun diye düsündü ve ilan etti : -Pazar günü saat 10'da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçecek. Pazar sabahi saat 10'da tüm basin mensuplari toplandilar orada.Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye basladi. Karsi kiyiya kadar da yürüdü geçti. Herkesin gözleri dehsetle açilmisti. Fakat ertesi günü tüm gazetelerde su baslik okundu : -Bakan yüzme bilmiyor! En iyi vali Adamin biri Erzurum'a vali tayin edilmis. Gitmis görevi devralmis. Halki ve çevreyi tanimak için çiktigi gezilerin birinde köy halkina sormus : -Simdiye kadar Erzurum'a tayin edilmis valiler içinde size en çok hizmet eden hangisiydi? Köylünün biri cevap vermis : -Sizden iki önceki valiydi ; Mehmet Pasa. -Yaaaa öyle mi peki size ne gibi hizmetler yapti? -Daha Erzurum'a gelirken yolda Bayburt'ta öldü! Ege bir göl mü? Sayin Cumhurbaskanimiz Suleyman Demirel'in sair bir tarihte duzenledigi bir basin toplantisindan aynen aktariyorum -Ege bir yunan golü deeldir. -Ege bir Turk golü de deeldir. -Binanaleyhh Ege bir gol deeldir.. Asker Temel bir gün her işe karışan Cemal'e patlar; -Ula uşağum sen asker misun da her işe purnuni sokaysun? Elektrikler kesik Amerikalı bir hükümet yetkilisi Şili'deki darbenin hemen sonrasında ülke hapishanelerini incelemek için Şili'ye gitmiş. Herhangi bir hapishanede bir süre inceleme yapan yetkili infaz yerlerini merak etmiş ve hep birlikte hapishanenin mahzenine inmişler. İner inmez çığlıklar duyan misafir yetkili görevlilere bunun nedenini sormuş. Görevliler de ölüm cezalarını uyguladıklarını söylemiş. Amerikalı yetkili kendi ülkelerinde elektrikli sandalye kullandıklarını ve bu konuyu daha kolay hallettiklerini söylemiş aynı uygulamayı yapabileceklerini uyarıcı bir dille ifade etmiş. Hapishane görevlisi 'efendim biz de elektrik kullanıyoruz ama elektrikler kesik olduğu için şimdilik mumla idare ediyoruz' demiş. HAZIR KIRAT Süleyman Demirel Güniz sokaktaki evinden cikip kapinin önünde bagli hazir duran kiratina binerek Anadolu'da dolasmaya baslar. Demirel - Bi Isl¤¤¤öy vardi ya Isparta'da ....ben dogdum... Bi soru vardi ya ben demagoji yaptim... Bi kösk vardi ya yukarlarda... ben indim...Ilksan paralari sorun olmus ne var ki? Verdimse ben verdim. Ombudsman deme diilim...Cumbaba deme diilim..Ben özgürüm sadece üzgünüm. Hazir ol kirat.. Binaleyh yeni maceralar bizi bekliyor deeh...Kiraaat. Ben özgürüm. Dis ses - Kahramanimiz siyasetle bir daha nerede karsilasacak bilin sponsor olun. Bakanligi kapin. Enflasyon Bir gün Cumhurbaşkanı çocuk parkından geçerken çocuğun birinin uçurtmasını indirmeye çalıştığını ama bir türlü indiremediğini görmüş ve yardım etmek istemiş. Çocuğa: -'Ben sana yardım ediyim demiş.' çocuk ise şöyle demiş: -'Sen onu indiremezsin amca çünkü üzerinde enflasyon yazıyor.' demiş. Devlet Sırrı İçip kafayı bulan bir sarhoş sokakta 'öküz başbakan öküz başbakan' diye sayıklıyormuş. İki polis adamı karakola götürmüşler. Sonra adam mahkemeye çıkmış. İdam cezası almış. İdam edilmeden önce cezasının nedenini sormuş: -Bu ülkede demokrasi vardı hani? Herkes istediğini söyler. -Senin suçun o değil ki..Devlet sırlarını açıklamak... Başım belada Siyasal gerginliğin dşında iki toplumun insanlarının arasındaki sosyo-kültürel farklılığın da büyük boyutlara ulastığı bir dönem de bir Türk gurbetçisinin evi: Küçük oğlan akşam üstü okuldan gelmiş... Kapıdan girer girmez: 'Anne!' diye seslenmiş 'ben Alman oldum!' Annesi:'O nasil söz? Sakın bir daha tekrarlama...' 'Anne ben Alman oldum. Bugün sınıfta karar verdik. Ben Almanım artık... 'Annesi 'sus' bakayım diye tiz perdeden bağırırken babası da içerden duyup kosmuş. Bir tokat bir tokat daha... Çocuk bir yandan yediği dayaktan korunmaya çalışırken bir yandan da konuşmasını sürdürüyormuş: 'Şu dünyanin işine bakın! Alman oldum. Yarım saat sonra Türklerle başım derde girdi!...' Başkanlar ABD Başkanı Bill Clinton İngiltere Başbakanı Tony Blair ve Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit bir gün bir toplantıda bir araya gelmişler.Tabii 3 lider bir arada olur da sormaz mı gazeteciler? Önce Clinton'a sormuşlar:"ABD'de bir memur ne kadar parayla geçinir? Siz kaç para veriyorsunuz?" Cevap vermiş Clinton: "Valla ben 2 bin dolar veririm. Bin doları ile geçinirler... Geri kalan bin doları ne yaparlar nerede harcarlar hiç sormam!"Gazeteci aynı soruyu Blair'e de sormuş... O da cevap vermiş: "Ben memuruma 3 bin sterlin veririm. Geçinmesi için 2 bin sterlin yeterli. Artan bin sterlini ne yapar nerede harcarlar beni hiç ilgilendirmez!"Her ikisinden bu cevapları alan gazeteci bu defa da Ecevit'e sormuş aynı soruyu:"Türkiye'de bir memurun geçim standardı nedir? Kaç para ile geçinebilirler? Siz kaç para veriyorsunuz?" Ecevit ne dese beğenirsiniz? "Valla Türkiye'de bir memurun geçinebilmesi için en az 300 milyon lira lâzım. Ama ben 150 milyon lira veriyorum!.. Geri kalan 150 milyonu nereden bulurlar nasıl geçinirler beni hiç ilgilendirmiyor!" Dünya Türklerin Olacak Dünyanın gelişmiş ülkeleri bir araya gelmişler. Bir gün en son teknolojilerle üretilmiş bir bilgisayara bütün ülkelerle ilgili verileri yüklemişler ve sormuşlar: "Dünyanın sahibi kim olacak?" Bilgisayar uzun süre bilgileri değerlendirmiş ve büyük an gelmiş. Nefesler tutulmuş. Bilgisayar sonucu yazıcıya göndermiş. Hakem heyeti sonucu ilan etmiş. "Türkiye" Herkes şaşırmış. Mutlaka bir yanlışlık olmuştur düşüncesiyle aynı soruyu bir kez daha sormuşlar Bilgisayar uzun süre çalıştıktan sonucu yazıcıya göndermiş. "Türkiye" Tüm dünya şoka girmiş. Birisinin aklına "niye?" diye sormak gelmiş. Herkes bu fikri beğenmiş ve bilgisayara sormuşlar. "Niye?" Bilgisayar sonucu yazıcıya hiç düşünmeden göndermiş. "Herkes bir gün uzaya çıkacak ve dünya Türklere kalacak" Kıyamet Tanri sonunda kiyameti koparmaya karar vermis.Ama gene de kullarimi haberdar edeyim demis..Bu amacla dunyanin en unlu 3 sahsiyetini cagirmis.Bill Clinton Yeltsin ve Bill Gates. Onlara "Kullarima soyleyin haberdar olsunlar da yureklerine mureklerine inmesin" demis.. Clinton Aksam TV'de aciklama yapmis: Sevgili Amerikalilar size bir iyi bir de kotu haberim var. -Iyi haber biz hakliyiz.Tanri var.Kotu haber .Yarin kiyamet kopacak. Yeltsin gene TV'de konusmus. Sevgili Rus halki.Size iki kotu haberim var. -Malesef Tanri varmis. Yarin kiyamet kopacakmis. Bill Gates ise herkese mail atmis: Sevgili dostlar size iki iyi haberim var: -Dunyanin en populer 3 adami arasina girdim. Year 2000 problemi diye bir sorunumuz artik kalmadi. Düşünce suçu Adamın birinin bir papağanı varmış.Papağan devamlı televizyon seyrediyormuş.Adamda işten eve evden işe giden bir kişiymiş.Bir gün adam papağanını kafesiyle birlikte balkona bırakmış ve işe gitmiş... Bir saat sonra sokaktan polis aracı geçerken papağan bağırmaya başlamış. KAHROLSUN PARALI EĞİTİM KAHROLSUN POLİS V.S. Ekip aracı hemen durup sesin geldiği yere ateş etmeye başlamış.Ev darmadağın olmuş.Eve gelen adam hayretler içinde bakakalmış.Neyse diyerek evi yaptırmış. Ertesi gün aynı olay tekrarlayınca adam evi gözlemeye başlamış.Ekip aracı karşıdan görününce başlamış papağan yine slogan atmaya tabi polis te ateş etmeye. Durumu gören ev sahibi papağanı alıp tavuk kümesine atmış.Papağan kümeste başlamış volta atmaya bunu gören tavuklar gülüyorlarmış. Papağanın kafasıda atmış tavuklara dönüp şöyle demiş... -Ne gülüyonuz lan ben sizin gibi fahişelikten yatmıyorum.Düşünce suçundan yatıyorum... İki ihtimal 2. Dunya Savasinda 2 yahudi Almanlara esir olmustur.Bunlardan biri digerine kendilerine ne yapacaklarini sorar.O da baslar anlatmaya " 2 ihtimal var ya bizi oldururler yada esir kampina yollarlar. Oldururseler sorun yok kampa gidersek 2 ihtimal var ya kursuna diziliriz ya da gaz odasinda olduruluruz. Kursuna dizilirsek sorun yok gaz odasina gidersek 2 ihtimal var bizden ya sabun yaparlar yada kagit. Sabun yaparlarsa sorun yok kagit yaparsalar 2 ihtimal var ya gazete kagidi oluruz yada tuvalet kagidi. Gazete kagidi olursak sorun yok tuvalet kagidi olursak iste o zaman boku yedik". Devletin ayak bastığı yer Vali köylerden birisine gezmeye gitmis.Köye valinin geldigini duyan Mehmet dayi acele köy meydanina kosarak gelir. IYI BIR TEMANNAH ÇEKTIKTEN SONRA sayin valim ne olur bizim eve gidelim der.Valiyi zorla eve götürür.Eve gelir gelmez dama bir merdiven dayar valim yukariya çikalim der valiyi dama çikarir baslar dolastirmaya vali merakla sorar beni niçin dolastiriyorsun diye.Sayin Valim der köylü devletin ayak bastigi yerde ot bitmez derler benim damda her yagmurda akiyor bundansonra insallah akmayacak der! Mumya Bir gun Misir'da bir mumya bulunur ve bunun kac tarihine ait oldugu ogrenilmek icin Amerika Ingiltere ve Turkiye'den uzmanlar istenir. Tabii ki Turkiye'den emniyet gorevlileri gider. Neyse Ilk Amerikalilar baslarlar. 3-5 saat sonra cikarlar ve olsa olsa 300-600 senelerine aittir derler.Ingilizler girerler. Bir kac gun sonra cikarlar ve olsa olsa 300-420 arasidir derler. Nihayet sira Turkiye'den giden emniyet gorevlilerine gelir ve iceri girerler. Girerler girmesinede aradan 10 gun gectigi halde hala disari cikmazlar. Nihayet 15. gun cikarlar ve merakla gozlerinin icine bakan Misirli bilginlere tam tamina 427 derler.Tabiiki herkes sasar bu ise ve nasil olur yahu derler. Bizimkiler gayet ciddi - "Biraz zor oldu amma sonunda dili cozuldu keratanın .. Bakan karısı Bakanlardan birinin ölmesiyle başka bir milletvekili onun süresini doldurmak üzere seçilmişti. Adam hemen karısına telefon ederek bu haberi vermek istedi : -Bir bakan karısı olmak ister miydin? diye sordu. Karısı biraz düşündü sonra: -Hangisinin? Bakan Bir ülkede bir bakan kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti.Ne yapsa makbule geçmiyor basın hergün kendisiyle uğraşıyordu.Nihayet : -Öyle bir şey yapayım ki gazeteciler mat olsun diye düşündü ve ilan etti: -Pazar günü saat 10'da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçeceğim. Pazar sabahı saat 10'da tüm basın mensupları toplandılar orada. Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı.Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti.Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı. Fakat ertesi günü tüm gazetelerde şu başlık okundu : -Bakan yüzme bilmiyor! Kruscef Kuba'da Amerika ile Sovyetler arasindaki meshur fuzeler ve Kuba bunaliminin en dehset gunleri.. Kruscef Kuba'ya gelecekmis.. Kubalilar toplanmis bir hosluk yapacaklar.. Ulkenin en iyi ressamina basvurmuslar.. "Bir tablo yap..Adı 'Kruscef Kubada' olsun" diye..Ressam "Hadi ordan" demis.. "Ben adami gormedim bile.. Adam hayatinda Kuba'ya gelmedi. Simdi ben nasil "Kruscef Kuba'da" diye atmasyondan resim yaparim?.." Tesaduf bu ya.. Bizim Temel puro almaya Havana'ya gelmis o sirada..Sıkıntıyı duymus.. "Ben size istediginiz tabloyu yaparim. Bana bir sandik puro verirseniz" demis.. Vermisler..Temel bir hafta sonra Kubalilar'i cagirmis.. "Iste tablonuz" demis.. Tuvalin uzerini orten bezi hizla asagi cekivermis.. Kubalilar da donuvermisler.. Tabloda yatakta iki kisi al takke ver kulah.. "Bu ne" diye gurlemis Turizm Bakani.. "Bu ne?.. Bu kadin kim?.." "Kruscef'in karisi" demis Temel.. "Peki bu ustundeki adam kim?" "Kruscef'in usagi..." "Peki Kruscef nerde ulan!.." "Kruscef Kuba'da" demis Temel!.. Çocuktan al haberi Ortaokul ogrencisi kahramanimiz babasinin omuzuna dokunur sorar: - Baba okulda ders verdiler "Politika nedir" anlatmamiz lazim. Nedir politika? Baba oglunun yasina uygun bir formul bulur: - Bak yavrum simdi su kelimeleri iyice aklinda tut... Ben ucretli calisiyorum buna KAPITALIZM diyoruz. Parayi nasil harcayacagimiza annen karar veriyor ona HUKUMET de. Hepimiz aslinda senin icin cabaliyoruz sen HALK'sin. Bebek kardesine bakan dadin ISCI SINIFI. Kardesini de GELECEK diye dusun. Simdi bunlari boyle ezberle yarin kahvaltida sana politikayi anlatirim. Oglan bunlari ezberler aksam olur herkes yatar. Gece bizimki kardesi kucuk bebegin aglamasiyla uyanir. Gider bebegin odasina bebek altini kirletilmis aglamaktadir. Annesinin odasine girer annesi derin bir uyku cekmektedir uyanmaz. Dadinin odasina gider bir bakar ki babasi dadisiyla ayni yatakta "Bebek agliyor" demesine hic aldiris eden bir halleri yok. Bizimkisi gerisin geriye doner yatar... Ertesi sabah kahvaltida babasina "Baba ben politika neymis anladim" der. Babasi "Neymis soyle bakalim" diye sorunca anlatir: "KAPITALIZM ISCI SINIFINI beceriyor. Bu arada HUKUMET uyuyor. HALK kimsenin umurunda degil. Ve de GELECEK bok icinde... Ajan Amerika ile eski SSCB arasindaki soguk savasin en hareketli yillari... Amerika Rusya'dan istihbarat almak icin oraya bir gizli ajan gondermeye karar veriyor. Ajan icin yuzlerce aday arasindan en iyi ozelliklere sahip bir tanesi seciliyor. Ajan yapilan tum testlerden mukemmel sonuclar aliyor Ruscasi mukemmel hatta yerel şiveleri dahi cok iyi derecede konusabiliyor her turlu silahi basariyla kullanabiliyor diplomatik yetenekleri olaganustu... Secilen ajan haftalar suren cok zorlu egitimlere tabi tutuluyor ve goreve hazirlaniyor. En sonunda gorev zamani geliyor ve ajan Rus Hava sahasina gece gizlice giren kucuk bir ucaktan parasutle atlayarak gorevin oldugu sehire yakin koylerden birinin civarina birakiliyor. Yere basariyla ve sessizce inen ajan parasut ve yanindaki diger donanimi kamufle ediyor ve yaninda getirdigi yerel giysileri giyerek civar koye dogru yola cikiyor. Sabaha karsi havanin aydinlanmasiyla koye yaklasan ajan tarlasina gitmek icin yola cikan bir koyluye rastliyor ve ona yanasarak yerel aksanla ve mukemmel bir rusca ile gidecegi sehre nasil vasita bulabilecegini soruyor. Koylü cevap veriyor: - Amerikali misin? şoka giren ve hayretler icinde kalan ajan cevap veriyor: - Onu da nereden cikardin? Koylunun cevabi: - Bizim buralarda pek zenciye rastlanmaz da! Ajan yarışması Bir gün CIA KGB ve MİT teşkilatlarından hangisinin daha başarılı olduğunu tespit etmek için bir "istihbarat yarışması" düzenlenmiş.Bu yarışma uyarınca her üç teşkilatın en iyi adamlarından oluşan 10'ar kişilik bir grubu Kongo'nun balta girmemiş ormanlarına göndermişler. Ormanın girişinde görevlerini açıklamışlar: "Ormana girip en kısa sürede bir zürafa bulup getiren kazanır!" Önce KGB'liler gitmiş. 15 dakika sonra bir zürafa ile çıkagelmişler. Sonra CIA gitmiş. 10 dakika sonra zürafa ile gelmişler. En sonunda bizim MIT gitmiş 7 dakika sonra bir fille dönmüşler. Yarışmayı düzenleyenler "Bu ne yaa!" diye sorunca fil atılmış "Abi valla ben zürafayım" demiş. |
|
|
|
|
|
#12 (permalink) |
![]() |
HOCANIN KARISI
Nasreddin Hoca' ya dert yaniyorlar: -Yahu Hoca senin kari çok geziyor. Hoca : -Olur mu canim? O kadar gezse arada bir bizim eve de ugrar. KARIŞTIRMADIN Kİ İki deli havuzun başında oturuyorlarmış.Biri kalkıp havuza şeker atmış.Havuzdan bir yudum almış ve tükürmüş.Arkadaşına: -Havuza şeker attım ama tatlı olmadı.. Arkadaşı: -Karıştırmadınki °°°°°! PROVA Iki deli birgün deliler hastanesinden kaçmislar.Kimse bu delileri bulamamislar.Doktorlar ümitlerini kestikleri an deliler çika gelmis.Doktorlar hayretle niye geldiniz demis: Deliler"Yarin kaçacagizda onun provasini yaptik.ARİTMETİK DELİ Delinin biri yolun kenarindaki uçurumda durmuş aşağıya bakarak "13 13 13...." diye soyleniyormuş. Oradan gecen biri delinin ne yaptigini merak etmis yanaşarak" ne yapı...." diyemeden deli onu birden uçurumdan asağıya atıvermiş ve devam etmiş "14 14 14......" DUYMAMIŞ Delinin teki timarhanenin bahçesinde yürürken bakmis baska bir deli agacin altinda oturmus kahkahalr atiyor...hemen yanina kosmus..ve sormus "hey sen neye gülüyorsum öyle?" öbür deli "hiç ben hep kendi kendime fikra anlatirim ama bu seferki ni duymamistim" BOĞALARDAN HOŞLANIYOR Öğretmen sınıfa geç gelen öğrenciye:-neden geç geldin oğlum* der -bizim ineği damızlık boğaya götürdüm hocam. der çocuk -o işi baban yapamazmıy dı? diye sorunca öğretmen çocuk gülerek -belki yapabilirdi hocam ama bizim inek boğalardan daha çok hoşlanıyor.. ÖNCE KAÇANLAR Bir akıl hastanesinde iki deliyi çıkartmak zorundalarmiş.Bir test yapalım demişler.İki deliyi teste tabi tutmuşlar.Adamların önüne bir kavanoz böcek ile zeytin koymuşlar`` buyrun beyler yiyin``demişler bir tanesi hemen zeytine saldırmış. Öbürü hemen önünü kesmiş ve demişki``önce kaçanları yiyelim sonra duranları yeriz``demiş FAYDASI Saglik dersinde ögretmen bir ögrenciye sordu : - Söyle bakalim bebeklerde anne sütü neden inek sütünden daha faydalidir ? Ögrenci kendinden emin bir sekilde cevap verdi - Daha lezzetlidir eksimez pasta yapiminda ve baska amaçlarla kullanilamaz bebege özeldir ambalaji nefistir.ERİYOR İŞTE Deli kahveye girdiginde soluk solugaydi.Bos bir masaya oturup ocaga seslendi; - Bana bir çay ! çay geldi sekerleri atip karistirdi.Garsonadan yine seker istedi. Onlari da atip karistirdi yeniden istedi.Garson; - Sekiz seker koydun çaya dedi saskin saskin - Koydum ama iste görüyürsun hepsi eriyorBENDE VARDIM Hoca bir gün arkadasiyla konusuyormus arkadasi demis ki : -Ya hocam dün sizin evden bir ses çikti. Bu neydi?. Hoca ise : -Hiç sadece hanimla biraz tartistik kavugum merdivenlerden yuvarlandi demis. Arkadasi : -Yahu hocam hiç kavuktanbu kadar ses çikar mi? demis. Hoca : -Ya anlasana içinde bende vardim demisTEK BAŞINA Okula yeni gelen öğretmen ilk dersinde öğrencilere ilginç bir çağrıda bulunmuş: "Kendini geri zekalı hisseden varsa ayağa kalksın..." Sınıfta çıt yok. Nihayet biri kalkmış: "Sen kendini geri zekalı mı hissediyorsun?" "Hayır" demiş çocuk "ama sizin tek başına ayakta kalmanıza gönlüm razı olmadı da…" AÇMADIM Kİ Akıl hastanesinde koğuşları gezen başhekim bir delinin oturmuş birşeyler yazdığını gördü: -Kolay gelsin ne yazıyorsun? -Mektup yazıyorum efendim. -Yaaa..Kime yazıyorsun? -Kendime.. -Peki ne yazılı mektupta?? -İlahi doktor bey deli misiniz siz Mektubu daha almadım ki içinde ne yazdığını bileyim. SIKARKEN Nasrettin hoca bir gün yolun kenarında kedisini yıkıyomuş. yoldan geçen arkadaşı hocaya: "hocam kediyi yıkama ölür. " demiş. hoca aldırış etmemiş ve yıkamış. arkadaşı dönüşte hocayı tekrar yolun kenarında görmüş. kedi ölmüştü. adam: " hocam ben size kediyi yıkamayın ölür demedimmi? " demiş. hoca: " ben kediyi yıkarken ölmediki sıkarken öldü AYNISINI SÖYLEDİM Küçük Ali okuldan eve gelir ve üzgün bir sekilde "Matematik dersinden 1 aldim" der. Babasi hemen sorar "Neden ?" "Ögretmen 3x2 kaç eder?" diye sordu ben de "6" dedim. Babasi hemen oglunu tasdikler ve "Fakat bu dogru" der. Ondan sonra da "ögretmen 2x3 kaç eder?" diye sordu. "Has *iktir ne farki var ki ?" "Ben de ögretmene aynisini söyledim.... TEKRAR Temelin üç tane sevgilisi vardır.Biri ögretmen biri doktor biri de santral görevlisidir.Fakat öğretmenle evlenmeye karar verir. Bunu duyan arkadaşı sorar "Niye öğretmen de diğerleri değil?" diye.Temel de döner:"Ula der bilmez misin doktorlar "Bugün git yarın gel" der.Santral görevlisi de"Şu an meşgul daha sonra tekrar deneyin" der. Ama öğretmen ne der? Haydi bir daha tekrarlayalım..." GERİ GETİRDİM Akıl hastanesinde delinin biri başhekimden iki tane şişe ister. Başhekim şişe yerine deliye iki tokat atar.Deli kızgın bir şekilde odasına döner. Ertesi gün deli başhekimin odasına gider.Girer girmez başhekime iki tokat atar. nolduğundan habersiz başhekim; "Deliye naptığını zannediyorsun" diye çıkışır. Delide "birşey yaptıgım yok efendim dün verdiğiniz şişeleri getirdim" der.BİR KEDİ DAHA Akil hastanesinden kaçan iki deli karsidan gelen bekçiyi görünce iri gövdeli bir çinarin arkasina saklandilar.Bekçi onlarin ayak seslerini isitmisti.Sordu: - Kim o? içlerinden biri kedi gibi miyavladi. Bu basarili miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki delilerin ayaklari altindaki yapraklar hisirdadi.Bekçi geri dönüp yine seslendi: - Kim var orada? ikinci deli cevap verdi: - Bir kedi daha. KISACA Imam Hatip Lisesinde teftis yapan bir mufettis sinifa girer..Ders Kur'an-i Kerim'dir. Bir ogrenciyi kaldirarak ismini sorar. Ogrenci:"Fatih" diye cevap verir..Mufettis : "Peki oyleyse yavrum Fatiha suresini oku bakalim.."..cocuk sureyi okur. Sira baska bir ogrenciye gelmistir. Mufettis yine sorar.."Ismin ne cocugum?"..cocuk cevap verir: "Yasin ama arkadaslar kisaca Kevser derler " IŞIKSIZ KALIRIZ Akıl hastanesinde bir gün delilerden biri koşarak doktorun yanına gelmiş. Doktor Bey çabuk bizim koğuşa gelin demiş. Doktor gitmiş delilerden bir tanesi kendini ayaklarından tavana asmış öylece duruyor. Doktor ne bu? diye sormuş. Doktoru çağırmaya giden deli cevaplamış Doktor Bey bu zır deli kendisini ampul sanıyor. Doktor kızmış olurmu öyle şey hemen indirin onu aşağıya. Yine aynı deli " Doktor Bey o zaman da biz ışıksız kalmazmıyız!!!" SİLİKON Ögretmen sinifta madenleri ve ne kadar degerli olduklarini anlatiyormus. Dersin bitiminde çocuklara sormus: -"Kim hangi madene sahip olmak ister çocuklar?" Önce David cevap vermis: "Platin ögretmenim. Onunla kendime bir Porsche alirdim." Ardindan Mike cevaplamis: "Altin ögretmenim. Altinlarimla kendime son model bir Cadillac alirdim." En son Küçük Joe yanitlamis: "Silikon ögretmenim. Ablamda iki tane var kapinin önündeki arabalari hayal bile edemezsiniz!..." SIĞMAZSINIZ Bir gün padisah Nasreddin Hoca' ya sormus. Hocam ben ölünce cennete mi gidecegim yoksa cehenneme mi söyle bakayim? demis. Hoca padisahtan korkmadan : -Cehenneme gidersiniz padisahim? demis. Padisahin sinirden sakallari titremis. Bu durumu gören Hoca : -Kizmayin padisahim ben aslinda size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarinizin kiliçlariyla ölen suçsuz kisilerden cennet dolup tasmis.Bu yüzden cennete sigmazsiniz diye cehenneme gidersiniz dedim demis.YARI MANYAK Ögretmen derste çocuklara dönerek sorar: - Söyleyin bakayim kuzeyimizde karadeniz güneyimizde akdeniz batimizda ege denizi varsaBEN KAÇ YASIMDA OLURUM..? Arka siralardan bir parmak kalkar: - Kirkdört ögretmenim.. Gerçekten de o yasta olan ögretmen sasirir: - Dogru..Ama nasil bildin.?.. - Gayet kolay ögretmenim..Benim yari manyak bir agabeyim var;tam yirmiiki yasinda..Onun yasini iki ile çarpinca sizin yasiniz çikiyor.... ZATEN ABDESTSİZDİM Nasreddin Hoca bir gün agacin altinda namaz kiliyormus.Agaçta bulunan biri de onu izliyormus. Namazi bittikten sonra namazimin kabul olmasi için Allah'a dua etmeye baslamis. -Allahim sen namazimi kabul et. Agaçtaki adam: -Etmem diye cevap vermis. Hoca sasirmis.Tekrarlamis. -Alahim sen kildigim namazi kabul et. -Etmem. Hocanin saskinligi iyice artmis.Yine: -Allahim sen namazimi kabul et demis. Agaçtaki adam tekrar: -Etmem deyince hoca sinirlenmis. -Etmezsen etme.Zaten abdestsiz kilmistim. AĞIZDAN DOLUYOR Adam çok zamparaymis.Faaliyetlerinin sonucu olarak günün birinde hastaligi kapmis.Doktor hastaligin tedavisinin çok kolay bir yolu oldugunu bir hafta boyunca ufakligi her gün 15 dakika içi süt dolu bir bardagin içinde tutmasini söylemis.Adam hergün banyoya bir bardak sütle girip kapiyi kilitleyerek tedaviyi uyguluyormus.Karisi durumu merak edip sordugunda bir sekilde geçistiriyormus.Dördüncü gün banyoya girmis ancak kapiyi kilitlemeyi unutmus. Bunu firsat bilen karisi kapiyi açip içeri girdiginde gördügü manzara karsisinda bir an duraklamis ve "aaaaaaaa kirk yil düsünsem bunun bir dolmakalem gibi agizdan dolduruldugu aklima gelmezdi" demis GÖZLEM tıp fakültesinde profösör derse girer ve öğrencilere tıpta önemli iki kuralın olduğunu söyle...birincisi hiç bir şeyden mideniz bulanmayacak hiç bir şeyden tiksinmeyeceksiz... şimdi size uygulamalı olarak gösterecem der ve masanın üzerinde duran cesedin anüsüne parmağını batırır ve yalamaya başlar..daha sonra bu işi tüm öğrencilerin yapmasını ister. bütün öğrenciler sıraya girer ve cesedin anüsüne parmağını sokar ve yalarlar.bu iş bittikten sonra profösör "şimdi gelelim ikinci kurala" der. "tıpta ikinci önemli kural gözlemdir" der ve ekler "ben cesedin anüsüne işaret parmağımı soktum ama orta parmağımı yaladım" SECDEYE KAPANIRSA Bir gun Hoca yol ustu bir hana inmis. Nuh Nebi'den mi kalmis Kaalubela'dan mi? Her neise.. Her tarafi delik desik olmus; adeta cokmeye bir basi kalmis. Hoca'nin yuregine bir korkudur dusmus ama ne desin? Nihayet bir soz arasinda: "Yahu bu senin tavan da ne kadar gicirdiyor be besik mi mubarek!" diyecek olmus ama hanci baba hic orali olmamis; sozu sakaya bogarak; "Agzini hayra ac Hoca bu gicirti besik gicirtisi degil; tavan tahtalari Hak'ka tesbih cekiyor!" demis. Hoca'nin kozu kullenirmi? Gozlerini hancinin gozune dikerek; "Peki ama demis; ya bu tavan boyle tesbih ceke ceke aska gelip de secdeye kapanirsa![]() bizim halimiz nice olacak!" |
|
|
|
|
|
#13 (permalink) |
![]() |
FARK VAR
bashekim birgun deliler hastanesinde hastalari ziyarete cikar ve bir kosede delilerin kendi aralarinda bir rakam soyledikten sonra gulduklerini gorur ve dayanamaz sorar:neden soylediginiz her rakamdan sonra guluyorsunuz diye?Delinin biri cevap verir biz der butun bildigimiz fikralara numara verdik 5 dedigimiz zaman 5 numarali fikra aklimiza geliyor guluyoruz 8 deyince 8 numarali fikra aklimiza geliyor guluyoruz demis.Bashekim birde ben soyleyeyim ozaman demis 5 demis cit yxok 7 demis cit yok.b akmis cit yok ve sormus ben soyleyince neden gülmüyorsunuz?delinin biri cevap vermis:bashekimim anlatmadan anlatmaya fark var. HAYAL KIRIKLIĞI Ingiltere'nin saygin kiz kolejlerinden birinde biyoloji ogretmeni ogrencilerden Miss Perkins'a "Soyle bakalim insan vucudunda uyarildiginda normal buyuklugunun alti katina ulasan organ hangisidir?" Ogrenci yuzu kizararak "bana bu soruyu sordugunuzdan ailemi haberi olacak" demis. Ogretmen baska bir ogrenciye donmus ve "Sen soyle Miss Sarah" demis. Sarah "los isikta gozbebegi" yanitini vermis. Ogretmen aferin dedikten sonra Miss Perkins'a donmus ve sana uc sey soyleyecegim demis: 1- dersine hic calismamissin bundan ailenin haberi olacak 2-aklin fikrin surekli kotu seylerde. 3- ilerde cok buyuk hayal kirikligina ugrayacaksin... RUJ İZİ Bir kiz yurdunda söyle bir sorun yasanmaktadir: Kizlar sabah dudaklarina ruj sürdükten sonra aynayi öperek dudak izi birakmaktadirlar bunlarin temizlenmesi sorun olmaktadir. Yurdun müdürü birgün yurtta kalan kizlari ve tuvaletleri temizleyen hademeyi tuvalete toplar. Kizlara yönelik söyle bir konusma yapar: "Bazilariniz dudaklarina ruj sürdükten sonra aynalari öperek dudak izi birakiyorlar. Hadememiz bunlari temizlerken çok zorlaniyor. Simdi ne kadar zorlandigini hep beraber izleyelim." Der. Bir isareti ile hademe firçasini klozetlerden birine daldirip aynayi temizlemeye baslar. O günden sonra aynalarda bir daha dudak izine rastlanmaz. HANGİ LASTİK Dört universite ogrencisi sabahleyin uyanamayarak matematik finalini kacirirlar sinav ertesinde hocalarini yakalayip zarzor bindikleri arabanin lastigi patladigi icin sinavi kacirdiklarina ikna ederler. Kadin yalvarmalarina dayanamayarak bu dört arkadasa sinavi 3 gun sonra yapacagini soyler. Sinav gunu geldiginde matematik hocasi bizim dortluyu sinifin dört kosesine oturtur. Finali gecmek icin de en az 50 almak lazimdir sinavda da 5 soru vardir. Sayfanin onundeki 4 matematik sorusu basit sorulardir ve her biri 10 puanliktir. Kagidin arkasindaki soru ise 60 puanliktir ve de soru aynen soyledir Hangi lastik patladi ?? BEN ASTIM Jim ile Mary akil hastanesinde iki hastadir. Birgun hastanenin yuzme havuzunun etrafinda dolasirken Jim aniden suya atlayip en dibe batar. Bunu goren Mary hemen ardindan atlar ve dibe kadar yuzup Jim'i kurtarir. Tabii Mary'nin bu kahramanca davranisi hastanede olay olur. Bunu duyan bashekim de Mary'nin artik iyilestigini dusunup hastaneden derhaltaburcu edilmesi emrini verir. Islemler yapilir belgeler cikartilir Bashekim ayni gunMary'nin yanina gider: -Mary sana bir iyi bir de kotu haberim var. Iyi haberim yaptigin kahramanca davranistan oturu anladik ki akli dengen tamamen yerinde ve boylece hastanemizden taburcu oluyorsun. Kotu habere gelince kurtardigin hasta Jim intihar etmis. Az once odasinin banyosundakendisini asmis bulundu. Mary gayet sakin yanit verir: -O intihar falan etmedi ki. Ben onu astim kurusun diye. BACAK Biyoloji dersinden yapilacak sinav için siniftaki herkes acayip çalismis notlar kopyaliklar havada uçusmus. Daha sonra sinavin yapilacagi gün gitmisler bir de bakmislar ortada kagit kalem yok sadece sira sira mikroskoplar. Hoca; -Bu mikroskop lam'larinda bir böcegin bacagi var sinaviniz bacagindan böcegi tanimak" Tabi hemen itirazlar ama fayda etmemis hoca dedigi dedik. Ögrenciler mikroskoplarin basina geçmis ama taniyamiyorlar… En sonunda biri dayanamamis ![]() kapiyi çarpip çikmis. Hoca arkasindan seslenmis; -Kimsin sen kapiyi çarpip çikiyorsun? Kapi hafifçe aralanmis ve bacağını uzatmis -Tanisana hadi tanisana kim oldugumu… BİRŞEY OLMAZ Kucuk kiz sinifta Fen Bilgisi dersinde birden parmak kaldiriverdi: "Ogretmenim ben bisey sormak istiyorum!!" "Evet seni dinliyoruz..?" "Benim anneannemin bebegi olur mu???" Ogretmen tabi cok sasirmis ama "anneanneler bebek yapmak icin biraz yaslidirlar" diye gülumsemis.. Bizim bidik yine sormus: "Peki annemin bebegi olur mu??" Ogretmen cevaplamis: "Annelerin bebegi olur ama yaslari ilerledikce bebekleri olma ihtimali de azalir" Derken kucuk kiz "Peki ogretmenim.."demis.. "ya benim bebegim olurmu??" Ogretmen gulmus: "Canim senin yasin daha cok kucuk olur mu oyle sey??" Bunun uzerine arka siralardan erkek cocuklardan biri bagirmis: "BAAAAAK!!! BEN SANA BISEY OLMAZ DEMEMIS MIYDIM". ALIŞTIRA ALIŞTIRA Istanbul'da üniversitede okuyan genç kiz Ankara'daki babasina telefon etmis: -"Baba meraba. Ben Lale...." -"Ooooo. Güzel kizim benim. N'abersin bakalim?..." -"Hiç sorma babacigim. Hiç keyfim yok valla..." -"Hayirdir? Bi sorun mu var?... Kiz aglamaya baslar; babasi ise üzüntü ve meraktan kafayi yemektedir: -"N'ooldu kizim? Anlatsana..." -"Murat evi terketti. Bosanmak istiyormus..." -"Ne evi lan? Ne bosanmasi? Sen ne zaman evlendin de bosaniyorsun?..." -"Hani senin hiç hoslanmadigin esrarkes çocuk vardi ya. Ben onunla evlendim." -"Iyi halt ettin zilli. Neyse artik yapacak bi sey yok. Versin mahkemeye![]() hemen bosanin..." -"Bosanalim ama benden 10 milyar istiyor. Eger vermezsem iyi zamanlarimizda çektigiçiplak fotograflarimi Internetten herkese yollayacakmis...." -"Püüh. Rezil... Çiplak fotograf çektirdin öyle mi?" -"Ama babacigim. O benim kocamdi. Ne biliyim böyle bir pustluk yapacagini." -"Peki. Olan olmus artik. Yarin havale ederim parayi...Ögleden sonra Bankaya gidip çekersin; sonra da alip yakarsin o kahrolasi fotograflari..." -"Sagol baba. Eeee. Sey...Bi de kürtaj için 2 milyara ihtiyacim var..." Adam artik iyice fenalasir. Boguk bir sesle konusur: -"Kürtaj mi? Bi de hamile mi kaldin o çocuktan sen?..." -"Aslinda ondan degil... Zenci bi çocuk vardi...Zaten o yüzden ayriliyoruz ya...." Adam bayilmak üzeredir. Nabzi yükselir tansiyonu düser artik inleyerek konusmaktadir: -" Biz seni oraya okumaya yollamistik. Sen ne haltlar çevirmissin. Allahim. Nedir bu basimiza gelenler...Okulu bititir bitirmez Ankara'ya dönüyorsun yoksa kirarimbacaklarini..." -"Istersen hemen dönebilirim babacigim. Ben geçen yil okuldan atildim çünkü..." Adam masanin üzerindeki soguk su dolu sürahiyi basindan asagiya devirir ve ancak bu sekilde konusmasini sürdürebilir: -"Okuldan mi atildin? Hani birlikte avukatlik yapacaktik zilli?...Eh ulan? Sen hele bigel buraya. Ben sana yapacagimi bilirim. Evden disariya adim attirmiycam sana. Ilk isteyenle de evlendiricem...." -"O is zor be baba. Biliyorsun moda oldu artik evlenmeden önce esler birbirlerinden saglik raporu istiyorlar... Pek iyi bi rapor sunacagimi zannetmiyorum ben..." -"Allahim çildiracagim... Bir de cinsel hastaliklar haaa.....Kesin o zencidendir..." -"Çok pis arkadaslari vardi. Bilmem artik hangisinden kapmisimdir..." Güm diye bir ses duyulur. Adam kisa bir süre için kendinden geçmistir; ancak hemen kendisini toparlayip tekrar telefonu alir. -"Hemen bu aksam dayini yolluyorum oraya. Seni alip gelecek. Adresini ver bakiyim..." -" Mahmutpasa Karakolu'ndayim... Gelirken kefalet için de biraz para getirsin yaninda..." -"Karakol mu?...Bi de karakola mi düstün layyynnn? Ne yaptin?...." -"Dün kafam çok bozuktu çok içmisim. Araba kiralayip dolasmaya çiktim. O kafayla Arnavutköy'de kokoreççi dükkanina girdim. Ama neyse ki kimse ölmedi. Dükkan sahibiyle kiralik araba firmasina biraz para vermek gerekir sanirim..." Adam artik iyice fenalasmistir. Hatta fenalasmak ne kelime; adeta kahrolmustur. Telefonda kisa bir sessizlik olur. Kiz tekrar konusmaya baslar: -"Babacigim. Sakin üzülme. Bütün bunlar bir sakaydi. Ben sadece sinifta kaldigimi söylemek için aramistim... Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykirir: -"Canin sagolsun be güzelim bosveeerrr. Okul da neymis? Hiç mühim degil tatlicanin sagolsun senin...." |
|
|
|
|
|
#14 (permalink) |
![]() |
EKİPMANA SAHİPSİNİZ Bir çift göl kıyısına tatile gider.. Gölde bazı bölümlerde balık avlamak yasaktır.Koca yasak olmayan bölümlerde avlanarak![]() kadın da kitap okuyarak günlerini gecirmektedirler.Derken bir gün adam balık avlamaktan gelir ve öğleden sonra kestirmek üzere odasına cekilir.Kadinin cani sıkılır ve botla golde bir gezinti yapmaya karar verir. Bu gezinti umdugu gibi gitmez ve botun hakimitiyetini yitirir. Bot göl üzerinde serbestce dolaşmaya baslar. Kadın da yapacak bir sey olmadigi icin çıkarip kitabını okumaya baslar. Derken devriyeye cikmis olan serif kadini gorur ve yanina yanasir.. "Hanımefendi burada ne yapiyorsunuz?" "Görmüyor musunuz kitap okuyorum." "Ama bu bölgede balık avlamak yasaktır." "Zaten ben de balık avlamıyorum" "Ama gerekli butun ekipmana sahipsiniz sanirim sizi karakola goturup ceza kesmemgerekiyor." "Eger boyle bir sey yaparsaniz ben de bana tecavuz ettiginiz soylerim." "Size dokunmadim bile..!!" "Ama gerekli tum ekipmana sahipsiniz değil mi?" FİTİLİ KISAYDI Bir timarhanede deliler ayaklanir ve binanin orta bahçesini isgal ederler. Hiçbiride dagilmaz. Bunun üzerine doktorlar toplanarak yönetmeligi açarlar ve aynisini uygulamaya karar verirler. Yönetmeligi göre bir doktoru çiril çiplak |