Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Yaşam ve Eğlence > İslam ve Din Bölümü
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

İslam ve Din Bölümü Dinimiz ve Diğer Dinler Hakkındaki Bilgiler...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 28-03-2007, 00:28   #1 (permalink)
 
•LaMaZ!_GoGo• - ait Avatar
Arrow islam açısından sigara ?

 
islamda sigara Sual: Bir tasavvuf kitabında (kahve tütün tömbeki esrar şaraptan daha kemdir) deniyor. Kahve tütün şaraptan daha kötü nasıl olabilir?
CEVAP
Kitaptaki ifadelerde bir nakil hatası olabilir. İstanbul Üniversitesi yayınlarından Gıda Kimyası kitabında deniyor ki:
(Çaydaki tein ile eskiden ayrı bir alkaloit olarak kabul edilen Kafeinin aynı olduğu tespit edildi. Çayda %25-3 kahvede ise %13 oranında kafein bulunur.
Kafein zihni açar kan dolaşımını artırır vücuda sıcaklık verir yorgunluğu giderir sindirimi kolaylaştırır. Fazlası sinir sistemi üzerinde etki yapar. Kalb hastalıklarında sinirleri zayıf insanlarda ve çocuklarda az miktar kahve bile fena etki yapabilir.) [s. 658]

Çaydaki kafein kahvedekinden iki misli fazladır. Kahvedeki kafeine haram denirse çaydakine de haram denmesi gerekir. Çoğu zarar veren şeyin zarar verecek miktarını kullanmamalıdır! Vücuda zarar verecek kadar çok yemek de haramdır. Bazı gıdalar bazı hastalara zararlıdır. Vücuda zarar verdiği bilinen şeyleri kullanmak doğru değildir. Bir kimseye kahve ve çayın fazlası zarar veriyorsa az içmeli azı da zarar veriyorsa hiç içmemelidir! Hastaya haram olan bir şey sağlama da haramdır denmez. İmam-ı Münavi hazretleri Camius-sagir şerhinde kahve içmenin haram ve mekruh olmadığını bildirmiştir. (Hadika s.143)

Çay ve kahvedeki kafein tütündeki nikotin fazla alınırsa elbette zararlı olur. Çoğu zarar veren mubah bir şeyin zarar vermeyen az miktarının kullanılması haram değildir. Alkollü içkilerin ise hiç zarar vermese de damlası haramdır. İmam-ı Nevevi hazretleri buyuruyor ki:
Sıvı içkilerin azı da haramdır. Esrarın sarhoş etmeyen miktarını ilaç olarak kullanmak caizdir. (Mühezzeb)

Afyonun da sarhoş etmeyen az miktarı haram değildir. (Feth-ur-rahim s.30)

İbni Hacer-i Mekki hazretleri buyuruyor ki:
Afyon ve diğer zehirli otların alınan çok miktarları haramdır fakat az miktarlarını ilaç olarak kullanmak caizdir. (Zevacir)

Uyuşturucu benc otu mubahtır. Bununla sarhoş olmak haramdır. (D.Muhtar c.3 s.166)

İbni Abidin hazretleri bunu açıklarken buyuruyor ki:
Benc otunu ilaç olarak kullanmak caizdir. Sarhoş edici miktarı caiz değildir. (Çoğu sarhoş edenin azı da haram olur) hadis-i şerifi sıvı içkilere mahsustur. Zehirli bitkileri ve sarhoş edici katı ilaçları az miktarda kullanmak haram olmaz. (R. Muhtar c.5 s.295)

Ali Echuri hazretleri (Tütün içmek aklı giderir veya nafaka temininin terkine sebep olursa haram olur. Böyle bir durum olmazsa haram olmaz) buyuruyor. (Gâyet-ül-beyan)

Tütün mubahtır. (Essulh-u beynel-ihvan El-ukudüddürriyye Tahtavi Berika)

Bursalı İsmail Hakkı hazretleri ilk yazdığı kitaplarında tütüne haram diyordu. Çünkü zamanın padişahınca tütün yasaklanmış içene ceza veriliyordu.

Tütüne israf yönünden hiçbir âlim haram dememiştir. Fakirin su yerine meşrubat içmesi israftır fakat alıştığı için çay kahve veya tütün içmesi israf olmaz.
Şafii âlimlerinin çoğu sigaraya tenzihen mekruh dedi. Hanefi’de soğan sarmısak gibi tenzihen mekruhtur. (Tahtavi)

Büyük bir âlim mubah olan bir şeyi yasaklarsa talebelerinin itaat ederek o şeyi kullanmamaları gerekir. Fakat bu herkese şamil edilemez.


Tütün içmek haram mı?Sual: Tütün sigara içmek haram mıdır? İslam âlimleri bu konuda ne bildirmişlerdir?
CEVAP
Dürr-ül-muhtar kitabının beşinci cildinde buyuruluyor ki:
Hanefi âlim İbni Nüceymi Mısri Eşbah kitabında diyor ki:
Âyet-i kerimede ve hadis-i şeriflerde haram olduğu bildirilmeyen şeyler aslı üzere helal olur. Veya helal ve haram diye hüküm verilemez. Hanefi ve Şafii âlimlerinin çoğu böyle şeyler helal olur dedi. İbni Hümam Tahrir kitabında da böyle söylüyor. Bunun için Besmele ile kesildiği bilinmeyen hayvana ve zararı görülmeyen ota helal denir. Tütün de böyledir. Âlimlerin çoğuna göre helaldir. Birkaçına göre ise hüküm verilemez. [Uyun-ül-besair’de Hamevi Eşbahı şerh ederken (Buradan tütün içmenin helal olduğu anlaşılıyor) buyuruyor.]

Hanefi âlimlerinden Şam müftüsü Abdürrahman İmadi Hediye adındaki kitabında (Tütün; soğan sarmısak gibi mekruhtur) buyurdu. İbni Abidin bu satırları açıklarken buyuruyor ki:
Vehbaniyye şerhinde (Tütün içmek ve satmak yasak edilmelidir) diyor. [Tütünü yasak eden dördüncü Murad han zamanında bulunan Şernblali de (Halife mubahları yasak edince haram olur) diyerek tütün yasak edilmeli demiş fakat yine de haram veya mekruh dememiştir.]

Mısır’da Maliki âlimlerinin büyüklerinden Ali Echüri hazretleri tütünün helal olduğunu bildiren kitap yazıp dört mezhep âlimlerinin tütünün helal olduğunu bildiren fetvalarını nakletmiştir.

Abdülgani Nablüsi hazretleri de tütünün mubah olduğunu bildiren Essulhu beynelihvan kitabında diyor ki:
Tütün bazılarına zarar verirse yalnız bunlara haram olur başkalarına haram olmaz. Bal safra hastasına zarar verir. Fakat başkalarına haram değildir. Her şey aslında helaldir. Haram veya mekruh diyebilmek için delil lazımdır. Şarap habislerin en kötüsü iken ve Resulullah İslamiyetin bildiricisi olduğu halde şaraba haram demedi. Âyet-i kerime ile yasak edilmesini bekledi. O halde tütün içmek mubahtır helaldir. Kokusu ise tab’an mekruhtur. Şer’an mekruh değildir.

İbni Abidin hazretleri devam ederek buyuruyor ki:
Tütün içmek Şafii’de haram değil tenzihen mekruhtur. Hatta zevce tütünü bırakınca zarar görmezse meyve gibi olur. Kocasının tütün parası vermesi lazım olur. Tütünü bırakınca kadın zarar görürse ilaç gibi olur.

Tütünü haram sananların vesika olarak ileri sürdükleri Berika kitabının sahibi Muhammed Hadimi hazretleri diyor ki:
Bazıları (Tütün ve kahve kullanmak da âdette bid’attir. İkisi de haram değildir ve mekruh da değildir. Doğrusu da budur. Bunlara haram diyen âdette bid’ati haram etmiş olur) dedi. Bize göre kahve belki böyledir. Fakat bunu da kullanmamak daha iyidir. Çünkü hakkında söz birliği yoktur. Tütüne gelince haram olmadığı doğru ise de mekruh olduğunda şüphe yoktur. Çünkü helal olmasında söz birliği yoktur. Hadis-i şerifte (Soğan sarmısak yiyen mescidimize gelmesin) buyuruldu. Çünkü melekler pis kokudan incinir. Cüzzam baras hastaları yarası kokanlar üzeri balık kokanlar da böyledir. tütünü içmek de bunun için mekruh olur dedi. Salih olan kimse bu hadis-i şeriften korkarak tütün içmez. (Berika)

Abdülgani Nablusi hazretleri diyor ki:
Tütün ve kahve için çeşitli şeyler söyleniyor ise de sözün doğrusu ikisine de haram ve mekruh dedirtecek bir sebep yoktur. Her ikisi de (Âdette bid’at)dir. Herhangi bir sebep göstererek bunlara haram diyen kimse âdette bid’at olan şeye haram demiş olur. Âdette bid’ate haram denilemeyeceğini cumhuri ulema bildirmiştir. (Hadika s.143)

İsmail Hakkı hazretleri ilk zamanlarında tütünün haram olduğunu yazmıştı. Çünkü sultan Murad tütün içmeyi yasak etmişti. İçen öldürülüyordu. Bu âlim tütünü değil tütün içmeyi idama sebep olduğu için haram demişti. Hükümet tütün yasağını kaldırdıktan sonra yazdığı kitabında tütünün haram olmadığını bildirmiştir. [Bursa’da Orhan kütüphanesinde bu kitap vardır.]

Maliki âlimlerinden Ali Echüri hazretleri buyuruyor ki:
Tütün aklı gidermiyor. Necis de değildir. Böyle olunca tütün içmek haram değildir. Başka türlü zararlara sebep olursa haram olur. Zarar vermeyen kimseye haram değildir. Afyonu aklı gidermeyecek az miktarda yemek caiz olduğu gibi tütünü de aklı gidermeyecek miktarda içmek caiz olur. Bu ise insanlara göre ve içilen miktara göre değişir. Bir kimsenin aklını gideren miktar başkasının aklını gidermez. Tütün haramdır diye kesin söylenemez. Bunu ancak din cahili olan söyler. Aklı gidermeyince helal olduğu anlaşılmaktadır. Tütün israf olduğu için haramdır da denilemez. Çünkü mubah olan şeyi almak için verilen mal israf olmaz. Zararlı olduğundan haramdır demek de ilmi bir söz değildir. Çünkü zarar verene haram olur. Zarar vermeyene haram olmaz. Hanefi âlimlerinden şeyh Muhammed Nihriri uzman doktorun sözü ile veya tecrübe ile zarar verdiğini anlayan kimseye tütün içmek haram olur. Böyle kesin anlaşılmadıkça helal olduğuna fetva vermiştir. Tütün hakkında bir hadis yoktur. Hanbeli âlimlerinden Meri bin Yusüf Mukaddisi Tahkikul-burhan fi-şanid-duhan kitabında başka zarar vermedikçe tütünün haram olmadığını ateş dumanını ağza çekmek gibi olduğunu bunun haram olacağını ise kimsenin bildirmemiş olduğunu yazmaktadır. Yeni meydana çıkan bir şey mubaha benzerse mubah olur. Harama benzerse haram olur. Aklı olan bir din adamı tütünü elbet mubahlara benzetir. Zarara sebep olmadıkça haram diyemez. Aklı gidermeyecek kadar tütün içmenin haram olmadığını dört mezhep âlimleri sözbirliği ile bildirmişlerdir. (Gayet-ül-beyan)

Tütün aklı giderir veya zarar verirse yahut nafakası vacip olanın nafakasını terke veya namazın vaktini kaçırmaya sebep olursa haram olur. Başkalarının içmesi haram olmaz. Uyuşturucu maddenin aklı gidermeyen kadar az miktarını satmak da caizdir. (Celal-ül-hak fi keşfi ahvali şiraril-halk)

Tütün içmek alkollü içkiler ve afyon morfin esrar ve benzerleri uyuşturucu maddeler gibi haram edilmemiştir. İbni Abidin (Zebaih) kısmında (Allahü teâlânın helal ve haram diye açıklamadığı şey Allahü teâlânın af ettiği şeylerdendir) hadis-i şerifini yazarak haram olduğu bildirilmeyen ve haram edilmiş olanlara benzemeyen her şeyin mubah olduğunu göstermektedir.

Kötü alışkanlık haram işlemeye alışmak demektir. Haram olmayan şeyi kullanmaya kötü alışkanlık denmez. Boğazına düşkün olanlar yiyeceğe benzetilemez diyerek de tütünü kötülüyorlar. Tütün bitkisini yakıp dumanını çekmek ihtiyaç değil caiz olmaz diyorlar. Günnük ud ağacı tütsü otunu yakıp koklamak mubahtır. Bunlar yenmez içilmez caiz olmaz denemez. Ölülerde ve dirilerde kullanılması sünnet olan şeyi de yakılıp dumanı savruluyor diye kötülenemez. Bunlar ve pis kokulu otlar Araf suresindeki (Yerden çıkardığı ziynet) kelimesine dahil olunmuştur. İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki:
(Çok yiyince sarhoş eden katı madde ve otların aslı temizdir mubahtır.) (Redd-ül-muhtar 5/ 295)

Bir kimseye zarar veren mubah şey ona haram olur. Zarar vermediği kimselere haram olmaz. Aşırı içen bazı kimselere zarar verirse bunların çok içmesi haram olur. Fakat bunların az içmelerine ve zarar görmeyenlere de haram olur denilemez. Çoğu zarar veren şeyin azı da haram olur demek pek yanlıştır. Her şeyin çoğu zarar verir. Ekmeğin suyun da çoğu zarar verir. Bunun içindir ki doyduktan sonra yemek haramdır. Fakat çoğu zarar veriyor diye az yemek içmek haram olur mu?

Abdülgani Nablusi hazretleri buyuruyor ki:
Yemesi içmesi zararlı olanlar üçe ayrılır:
1- Öldürücü olanlar. Her zehir cam tozu ve benzerleri böyledir. Bunları yemek içmek haramdır.
2- Öldürücü olmayanlar. Toprak çamur kil ve benzerleri böyledir. Bunları çok yemek içmek mekruh olup zararsız miktarları mubahtır.
3- Organlarında zafiyet olanlara zarar verenler. Sağlam olanlara zarar vermezler. Bazı kimselere balık eti süt yumurta biber gibi şeyler zarar verir. Bunlar yalnız zarar verenlere haram mekruh olur. Zarar vermeyenlere ise mubahtır. (Hadika)

Tütüne zararlıdır diyenler üçüncü maddeye dahil ediyorlar. Her içeni öldürücü bir zehir olduğunu bildiren bir ilim adamı yoktur. Tütündeki nikotinden dolayı günde bir iki sigara içen zehirlenir diyen de yoktur. Çünkü bu söz havada boğucu olan karbondioksit gazı bulunduğu için nefes alan zehirlenir demeye benzer. Nikotinden çok daha zehirli olan siyanür asidi acı bademde de vardır. Bu zehirden dolayı acı badem yemek haramdır mekruhtur diyen yoktur. Her şeyi fazla yemek içmek zararlı olur. Aşırı tütün içmek elbette zararlıdır. Bunun için sigara herkese zararlıdır kansere sebep olur diyerek günde 1-2 sigaranın da zararlı olacağını sanmak bu yüzden haram veya mekruh demek ilme aykırıdır.
Hanefi âlimi seyyid Ahmed Tahtavi diyor ki: Şafii âlimlerinin çoğu tütüne tenzihen mekruh dedi. Hanefi mezhebinde soğan sarmısak gibi tenzihen mekruhtur. (Dürr-ül-muhtar haşiyesi)

İbni Abidin abdestin sünnetlerini anlatırken diyor ki:
Pezdevi üsulünde denildiği gibi haram olduğu açıkça bildirilmeyen her şey sözbirliği ile mubahtır. Çünkü Allahü teâlâ Bekara suresinde (Yerlerde olan her şeyi sizin için yarattım) mealindeki âyet-i kerimede hepsinin mubah olduğunu bildirmektedir. Tahrir kitabında bildirildiği gibi Hanefi ve Şafii âlimlerinin çoğunluğuna göre her şey yaratılışında helaldir. Ekmel-üd-din (Pezdevi) şerhinde de böyle bildiriyor ve bir şeyin haram olduğunu işitmeyen kimselerin o şeyi yemesi mubahtır diyor.
İmam-ı Muhammed (Leş ve şarap yasak edildikten sonra haram oldu) diyerek her şeyin aslında mubah olduğunu yasak edilince haram olduklarını bildiriyor.

Milyonlarla salih Müslümanın ve halife-i müsliminin şeyh-ül İslamların kullandığı şeye kendi aklı ile kötü alışkanlık demek bunu haramlara benzetmeye kalkışmak ancak cahillerin yapacağı iştir. İkinci Abdülhamid han tütün içerdi. Kendisine Şemdinan ve İskeçe şehrinden tütün gelirdi. İskeçe Şemdinan ve Samsun tütünleri kıyılmış halinde latif kokmaktadır. Çubuğa koyup içerlerken etrafa hoş kokusu yayılmaktadır. Bozuk karışık tütün içerken iyi kokmazsa halis ve hoş kokulusu kötülenemez. Acı biberi sevmeyen kimse tatlı biberi hatta acısını da kötüleyemez. Bunlara mekruh diyemez. Eğer derse sözünün kıymeti olmaz. Herkes sevmediği şeye haram mekruh derse din-i İslam Hıristiyanlığa döner. Onun gibi karmakarışık olur.

Tütünü bırakmak nefs ile mücadele sevabı kazandırmaz. Bedene ihtiyacını vermemek zulüm olur.
Günah olur. Nefs ihtiyaca kavuşmakla doymaz. İhtiyaçtan fazlasını ve haramları ister. O halde nefsle mücadele haramlardan ve mubahların fazlasından sakınmaktır. Günde bir kere tütün içmemek nefsle mücadele değildir. Tütünü sıhhate ve keseye zararlı olacak miktarda fazla içmemek mücadeledir. Yalnız tütün ile değil bütün mubahlarla da nefs mücadelesinin böyle olması gerekir.

Tütünü afyona benzetmek de onun herkese haram olacağını göstermez. Tersine olarak zarar yapmayacak kadar az içenlere mekruh bile olmadığını gösterir. Çünkü müctehidler afyon gibi uyuşturucu maddeleri haram olan içkilerden ayırmaktadır.

Dürr-ül-muhtar 3. cilt 166.sayfada (Benc veya Ban otu denilen uyuşturucu otu yemek mubahtır. Çünkü ottur. Bununla sarhoş olmak haramdır) diyor. İbni Abidin hazretleri bunu açıklarken buyuruyor ki:
(İmam-ı Muhammede göre çoğu sarhoş edenin azı da haram olması sıvı olan içkiler içindir. Böyle olmasaydı safran anber gibi fazlası sarhoş eden birçok katı maddelerin az miktarını yemek de haram olurdu. Bunlara haram diyen hiçbir âlim yoktur. Ban otu ve benzeri zehirli otların necis olduğunu hiçbir âlim bildirmedi. Ban otunun ilaç olarak kullanılması caizdir. Aklı giderip keyif verici olarak kullanılması caiz değildir. İmam-ı Muhammedin sözü sıvı haldeki içkiler içindir. Ban otu ve benzerleri katı oldukları için ancak sarhoş olmak için kullanılmaları haram olur. Bu da çok miktarda kullanılmaları haram olur demektir. Az miktarda kullanılmaları haram olmaz. Mesela Amber ve benzerlerini koku için ve Skamonya denilen zehirli mahmude otunu müshil olarak kullanmak ve diğer katı zehirli ilaçları az miktarda kullanmak haram olmaz. Caiz olur. Zarar veren çok miktarlarını kullanmak haramdır.) [Redd-ül muhtar]

Tütün abes de değildir. Abes faydasız iş yapmaya boş yere vakit geçirmeye denir. Çalgı ile oyun ile vakit geçirmek böyledir. Tütün vakit öldüren bir iş değildir ki abes denilsin. Tütün içmek faydalı iş yapmaya mani olmuyor. Tütün içerken kitap okunur. Misafir ile sohbet edilir.

Büyüklerin yanında camilerde vaazlarda muhterem yerlerde içilmemesi de haram veya mekruh olacağını göstermez. Büyüklerin yanında yatılmaz. Bunlara ve Kâbe’ye karşı ayak uzatılmaz. Vaazda derste ekmek bile yenmez. Böyle birçok yerlerde ve sıkıntı duyanların yanında yapılmayan çok şey vardır ki başka yerlerde ve yalnız iken hiçbiri haram veya mekruh değildir. Camide alış veriş etmek yüksek sesle konuşmak kan aldırmak mekruhtur. Fakat bunlar cami dışında mekruh değildir.
İhtiyaç deyince yalnız yiyip içecekleri anlamak pek basit bir görüştür. Bedenin ruhun çeşitli ihtiyaçları olduğu din kitaplarında yer almaktadır. Bütün duyu organlarımızın farklı ihtiyaçları olduğu gibi sinir sisteminin hatta her organın ayrı ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçların ekmek su gibi önemli olduğu herkesçe bilinmektedir. Fıkıh kitaplarında akla gelmeyen çeşitli ihtiyaçlar görüyoruz. Mesela Dürr-ül-muhtar’da (Burnu ve teri silmek için mendil satın almak ihtiyaç için olursa caizdir. Gösteriş için olursa tahrimen mekruhtur) diyor.

Görülüyor ki bir şeyi kullanmak bile niyete göre ihtiyaç olmaktadır. Doyduktan sonra yemek haramdır. Fakat oruç tutmak veya misafiri utandırmamak için olunca helal hatta sevap oluyor. Misafire ikram için haram helal oluyor da haram olmayan tütünü ikram etmek neden suç olsun? Tütünü kötüleyenler bu hücumlarını keşke İslamiyet’in haram ettiği şeylere karşı yapsalardı çok sevap kazanırlardı. İslam’a büyük hizmet etmiş olurlardı. Fakat şeytan herkesi bir taraftan yakalıyor. Hem İslamiyet’e saldırtıyor hem de ibadet yaptığını sanarak kibre ucba sürüklüyor. Bunları anlamadan konuşmak dine de söz sahibine de kusur getirir. Hissi yani kendi görüşlerini dinin emirleri ve yasakları durumunda göstermeye kalkışmak ve yapılan işlerin helal mi haram mı olacağını ayırırken taassuba kapılıp nasslara dayanmamak felakettir.

Birkaç âlim ise nafakadan kesilmesi dumanı ile başkasını rahatsız etmesi çok içerek bedene zarar vermesi... gibi şartlarda tütüne haram veya mekruh demişlerdir. Yoksa mücerret [soyut olarak] tütünün içilmesini kötüleyen hiçbir âlim yoktur. El-Ukud-üd-dürriyye’nin ve Hadika ikinci cildinin sonunda tütünün haram olmadığı vesikalarla ispat edilmiş ve Tahtavi’nin Merakıl-felah haşiyesi orucu bozanlarda da uzun yazılıdır.

Şam âlimlerinden Mustafa Rüştünün Tuhfet-ülihvan ma kile fiddühan kitabında insanın sıhhatini bozan zarar veren şeyleri ve israfı uzun anlattıktan sonra tütünün böyle olmadığını bildiriyor. Tütüne haram demek vera ve takva da olmaz. Vera sahipleri Allahü teâlânın haram etmediği şeye haram diyemez diyor. Hanefi âlimlerinden allame Abdüllah bin Muhammed Nihriri ve Şafii âlimlerinden Ali bin Yahya Nevreddin Ziyadi ve Abdürraufi Münavi ve şeyh Ali Şevberi ve şeyh İsmaili Sencidi ve Maliki âlimlerinden allame Külli ve Hanbeli âlimlerinden şeyh Meri tütünün haram olmadığına fetva vermişlerdir diyor. Zararı ve lüzumu olmayan şey için mubah zihin durgunluğunu giderip hafızasını kuvvetlendirene mendub terk edince zarar verene vacib kullanınca zarar verene haram içmek istemeyene tütün içmesi mekruh olur diyor. Şarap böyle değildir. Şaraba alışan tevbe etse şarabı terk ettiği için hasta olup ölse sevap olur.

Âlimlerin çoğu tütüne mubah demiştir. Mesela Şeyh-ul İslam Ebülbeka Ahmed bin Ali Hariri İsmail Meraşi kadi Abdürrahim Ganim bin Muhammed Bağdadi Şeyhul İslam Behai Muhammed Tarsusi Muhammed Kehvaki Mısır âlimlerinden Yusüf Decvi ve Muhammed bin Abdülbaki Zerkani allame Abdülgani Nablusi Abdürrahman bin Muhammed İmadi allame Ali Echüri Mahmud-i Samini Osman Bedreddin seyyid Abdülhakim efendi büyük âlim veliyyi kâmil mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri buyuruyorlar ki:
(Zarar ve alışkanlık yapmayacak kadar az içilen tütüne haram ve mekruh demekten sakınmalı kesesine ve sıhhatine zarar vermeyecek kadar az içenleri fasık günahkâr bilmemelidir.)

Tütün içmek israf mıdır?
İsraf malı haram olan yere vermektir. Azı da çoğu da israf olur. Büyük günah olur. İçki ve kumar için vermek böyledir. Sigara haram olsaydı buna az veya çok verilen para israf olurdu. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(İnsanın bazı arzuları tabiatından ileri gelmektedir. Hiç kimse bu isteklerden kurtulamaz. Mesela sıcakta insanın tabiatı serin bir şey içmek ister. Soğukta sıcak bir şey ister. Böyle istekleri yapmak nefse uymak değildir. Çünkü tabiatımızın zaruri istekleri mubahtır. Bu ihtiyaç maddelerini lazım olduğu kadar kullanmak sünnettir. Çünkü bu tabii istekler nefsi emmarenin arzularının dışındadır. Nefs mubahların lüzumundan fazlasını ve haramları ister.) [Mektubat 3/27]

Malı ihtiyaç olan mubahlara harcamak israf değildir. Günah olmaz. Sigaraya alışmış kimsenin tabiatı ekmek ister gibi tütünü istiyor. Böyle kimsenin ihtiyacı kadar kullanması israf olmaz.

İslam konferansı’nın içki ve uyuşturucu hakkında aldığı kararlar

Hicri 1402 yılında Medine-i Münevvere’de toplanan İslam Konferansı’nın içki ve uyuşturucuyla savaş kapsamında aldığı kararlar; dini ve dünyevi sıhhi ve toplumsal zararları dolayısıyle her çeşit tütün içiminin aynı şekilde alımının ve satımının haram olduğu yönünde alimlerin verdiği fetvayı destekler niteliktedir. Bu kararlar şu şekildedir: “Sigara ne besleyen ne de açlığı gideren bir şeydir; sadece bir dumandır. Sigara sağlığa zarar vericidir. Uyuşturucudur ve uyuşukluk vericidir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem her sarhoşluk veren şeyi yasaklamıştır. Sigara Kur’an-ı Kerim’in ifadesi ile haram olan pis şeylerdendir. Allah Teâlâ peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i tanımlarken şöyle buyurur: (Onlara temiz şeyleri helal kılar pis şeyleri haram kılar.) (7/el-A’râf/157) Sigara kokusu sigara içmeyen insanlara eziyet verir. Hatta meleklere de eziyet verir. Sigaraya para vermek israftır malı boşa harcamaktır. Allah ise israf edenleri sevmez. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Gereksiz yere saçıp savurma! Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.)” (17/el-İsrâ/26-27)


Ebu Berze bin Ubeyyed el-Eslemi radiyallahu anh’dan Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: ”Kıyamet günü insanlar beş şeyden sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılamaz: Ömrünün nerede harcadığından ilmi ile ne amel işlediğinden malını nereden kazandığından ve nasıl harcadığından vücudunu sıhhatini nerede ve ne şekilde yıprattığından (sorulacaktır)”. (Tirmizi)
Sigara içmek şuursuz taklittir ve atalarin yoludur. (Biz babalarımızı böyle yapar bulduk) (26/el-Suara/74) İnsan bilinçli yaşamak zorundadir. (Ancak bilerek hakka şahitlik edenler bunun dışındadır.) (43/ez-Zuhruf/86) İslam dini temizliğe önem vermistir. (De ki: Pis ve kötü ile temiz ve iyi bir değildir; pis ve kötünün çokluğu tuhafına gitse (yahut hoşuna gitse) de (bu böyledir). Öyleyse ey akıl sahipleri! Allah'tan korkunuz ki kurtuluşa eresiniz.) (5/el-Maide/100) Sigara tiksindirme ve rahatsız etmede soğan ve sarmısaktan daha kötü veya en azından onlardan geri kalır bir yanı yoktur diyebiliriz. Cabir radiyallahu anh anlatıyor: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kim sarımsak veya soğan yerse bizden uzak dursun –veya mescidimizden uzak dursun- evinde otursun.” (Muslim) Ayrıca Cuma namazlarında güzel koku surmenin sünnet olduğu ve sigaranın da bu sünnete aykırı olduğu ortadadır. "İyi arkadaşla kötü arkadaşın misali misk taşıyan biriyle kor üfleyen birine benzer" (Buhari Müslim) Yani kötü arkadaş ateşi ve dumanı (?!) üfler.



Kısa ve öz gerçekler

-Dünyada her yıl sigaradan ölenlerin sayısı 25 milyona ulaşmıştır. Bu yıllık toplam ölü sayısının %5’idir. Oysa Uluslararası Sağlık Örgütü (WHO)’nun sigarayla savaş için bütçesinden ayırdığı pay sadece %1’dir. Araştırmalar ve bilimsel incelemeler toplam kalp hastalıklarının yaklaşık %90’ından sigaranın sorumlu olduğunu tesbit etmiştir. Akciğer kanserinde ve diğer birçok kanser çeşitinde de durum aynı şekildedir. Sigaranın uyuşturucu kullanımında ilk durak olduğu bilimsel olarak belirlenmiştir. Uyuşturucu bağımlılarından %90’ının geçmişte aşırı şekilde sigara içtikleri görülmüştür. Araştırmalar tütünün ve tütünle doldurulmuş ürünlerin yakılması sonucu ortaya çıkan 400 ayrı madde belirlemiştir. Sigara içenlerin bronşite yakalanma ihtimali daha çoktur. Sigara içmek bronşlarda kronik tıkanıklığa neden olmaktadır. Bedene; kanser ağız. dudak dil ve bademcik hastalıkları sindirim solunum ve sinir sistemi idrar yolları ve tenasül sistemi üzerine olumsuz etkiler gibi birçok zararı olup değişik hastalıklara sebebiyet vermekle beraber ekonomik zararlara da haizdir. Bazı zamanlar yangınlara yol açar çevre kirliliği ve insanların zararına mal olacak pek çok musibete yol açmaktadır.



S o n u ç

Sigara tiryakisi kardeşim!. Bu sigarayı bırakman için kalpten kalbe yönelen samimi bir çağrıdır. Diyeceksin ki sen bunu birçok kez denedin. Fakat bu kez onu sağlığın için bırakma! Toplum ve insanlar için bırakma! Paranı korumak için de bırakma! Bilakis onu Allah için bırak!. Allah da sigarayı bırakman için sana yardım edecektir. Allah’ın seni sigarayı bırakma konusunda başarılı kılmasını dileriz. Şüphesiz O doğru yola iletendir. Allah seni her türlü kötülükten korusun. (Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun!. Alemlerin Rabbi olan Allah'a da hamd olsun!) (37/es-Saffat/181-182)



İsraf ile ilgili ayetler:
(Yeyin için fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.) (7/el-Araf/31); 2/el-Bakara/195; 4/en-Nisa/29; 5/el-Maide/91)


İyiligi emretmek ve kötülükten nehyetmek ile ilgili ayetler:

(Sizden hayra çağıran iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.) 3/Ali-İmran/104); 3/Ali İmran/110; 7/el-Araf/199; 9/et-Tevbe/71; 5/el-Maide/78-79; 17/el-Kehf/29; 15/el-Hicr/94; 7/el-Araf/165)


(Yâ Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz alîm ve hakîm olan ancak sensin.) (2/el-Bakara/32)




DİN VE SAĞLIK AÇISINDAN SİGARININ SAKINCALARI

Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Salâtü Selâm Resûlullah’ın Ehlinin Sahabesinin ve de kıyamete kadar onları dost edinenlerin üzerine olsun.
Müslüman toplumlar maalesef bir çok hastalıklara maruz kalmış sahih islam akidesinden uzaklaşmayla baş gösteren gevşeklik kendini haramların mubahlar gibi yayılmasında da etkisini göstermiştir. Bunlardan biri belki de en önemlilerinden biri de genel olarak toplumu özellikle de gençliği tehdit eden uyuşturucu ve sigara bağımlılığıdır. Uluslararası Yahûdi siyonizm ağı sinsi emelleri uğruna; inançtan yoksun bir toplum oluşturabilmek için eline geçirdiği medya eğitim ve siyaset kurumlarını kullanarak Müslüman gençliğin yıkımı için büyük yatırımlar yapmaktadırlar ×Onlar yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar; Allah da bozguncuları sevmezØ (Mâide 64). Böylece Müslümanların izzet ve üstünlük namına bir şeye sahip olmamalarını tasarlamaktadırlar. Ancak onlar hain emellerini sinsice yayarlarken Allah’ın da bir tuzağı olduğunu hesaba katmıyorlar elbette
×...Onlar tuzak kurarlarken Allah da onlara tuzak kuruyordu. Çünkü Allah tuzak kuranların en hayırlısıdırØ (Enfâl 30).
İşte bu risalemizde artık çığırından çıkan ve bir mubah (!) haline gelen sigaranın; dini ve de sıhhi açıdan mahzurlarına değineceğiz inşâ’allah. Ümidimiz kardeşlerimizin bunu nasihat bâbından kabul edip önemsenmeyecek ölçüde bir problem haline gelen bu illete karşı gerekeni yapmalarıdır. Şüphesiz tevfik Allah’tandır.
*Kısaca sigara;
4Yaklaşık m.1492 yılında bazı denizcilerin Amerika’yı keşfetmeleriyle bulunan tütünün İslam topraklarındaki ilk varlığı da hicri onuncu asrın sonlarında muvafıktır. Nitekim bunun ilk ithalcileri de Hıristiyanlar olmuştur.
4Sigara başlıca; zehirli kurşun oksid (PbO3) kanser yapan maddeler nikotin ve katran gibi haşereleri yok etmede kullanılan bazı maddeler alkol vs. içermektedir.
4Bedene; kanser ağız dudak dil ve bademcik hastalıkları sindirim solunum ve sinir sistemi idrar yolları ve tenâsül sistemi üzerine olumsuz etkiler gibi birçok zararı olup değişik hastalıklara sebebiyet vermekle beraber ekonomik zararlara da hâizdir. Bazı zamanlar yangınlara yol açar çevre kirliliği ve ümmetin zararına mâl olacak pek çok müsibete yol açmaktadır.

İslâm Açısından Sigaranı
n Tahrimi

Kitap ve Süıınet’terı Deliller
Sigara Resûlullah (S.A.V.) Zamanında yoktu. Ancak kıyâmete kadar her zaman ve me’kâna hitap etmesi özelliği itibariyle İslamda birçok ayrıntıyı kapsayan genel kurallar vardır. Bu kurallar çerçevesinde dış müdahelelere karşı adeta bir kale konumunda olan me’sur ilim sahibi ulemâmız ise zamanla gündeme gelen ve gelişen olayları inceleyerek Müslümanları aydınlatmakta böylece ümmetin felakete sürüklenmesine Allah’ın izni’yle engel olmaktadırlar. Bu genel kurallar kapsamında bulunan sigara için de geçerli olan budur ki az sonra bir kısım delillerini zikrederek ulemânın “sigaranın tahrimi” hususundaki kıymetli tespitlerine yer vereceğiz inşâ’allah. Tevfik Allah’tandır.
  • ×...(İşte O Peygamber onlara) temiz (ve güzel) şeyleri helal pis (ve zararlı) şeyleri haram kılarØ (A’raf 157).
Aklı selim sahibi hiçbir insan sigaranın “temiz ve güzel” şeyler kapsamına girmediğinde şek şüphe etmez. Şu halde sigaranın ayetteki ifadesiyle “habis/ pis” şeyler sınıfından olduğu gayet açıktır. Habis’in; tad veya kokusunun tiksinti verdiği şey anlamına geldiği bilinmektedir. Bu da sigaranın vasıflarındandır. Gerek ulemâ gerek Tıp ehli sigaranın “habis/ pis” şeyler kapsamına girdiği konusunda görüş birliği hasıldır.
  • ×(Malını) gereksiz yere saçıp savurma. Zira böylesine saçıp savuranlar şetanların dostlarındandır. Şeytan Rabbine karşı çok nankördürØ(İsrâ 26- 27)” ×...fakat israf etmeyin: Çünkü Allah israf edenleri sevmezØ (En’am 141)” ×Allah’ın geçiminize dayanak kıldığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin...Ø (Nisâ 5).
Ayette zikri geçen aklı ermezlerden (süfehâ) malında gereği gibi tasarrufta bulunamayanlar anlaşılır. Resulullah (S.A.V.) “boş yere söz söylemek (gereksiz) çok soru sormak ve malı zayi etmek size mekruh kılındı” buyurmuştur (Buhari Müslim). Bir şeyin mekruh olması helalden ziyade harama yakın olmasıdır.

Sigaranın malın zayii olduğunda da şüphe olmadığı gibi ×...gıda vermeyen açlığı da gidermeyen...Ø(Ğıâşiye 7) ayetindeki tabire de oldukça mutabıktır.
  • ×...Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın...Ø (Bakara195).
Sigara kişiyi kanser gibi öldürücü hastalıklara düşürmektedir.
  • ×...Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah sizi çok esirgeyicidirØ (Nisa 29)
Sigara bağımlısı bir şahıs kendisini yok edecek nedenlere sarılmakta ve nefsini birçok hastalığa hedef kılmaktadır. Alimler zehir toprak cam taş ve benzeri maddelerin yenilmesinin haram olduğunu belirtmişlerdir. Çünkü bunlar sağlığa zarar vermektedir.

Resûlullah (S.A.V.) “Her kim zehir içip kendini öldürürse cehennem ateşinde ebediyen o zehiri içecektir” buyurmuştur (Buhari Müslim). Sigara içmek şahsın tedriciyen intihar etmesi demektir. Öldükten sonra ölüm sebebinin sigara olduğu anlaşılan bir kimse intihar etmiş sayılır (Allah korusun). İster doğrudan ister dolaylı yollardan hızlı veya yavaş kişinin ölümüne sebep olması haramdır. Netice birdir sigara bağımlısı birinin kendini ölüme sürüklediğinde şüphe yoktur.
Sigaranın kişiyi ölüme götürmediğini farz etsek bile en azından kişiyi güç ve kuvvetten düşürecek çeşitli yıpratıcı hastalıklara müptela kılar.
  • “Resûlullah (S.A.V.) tüm uyuşturucu ve gevşetici şeylerden nehyetti” (sahihtir
  • Ebü Davud- Ahmed). Hadiste geçen “müfettir/ gevşetici” vücutta gevşeme uzuvlarda uyuşma oluşturan şey anlamındadır. Tiryakilerin böylesine etkilenmemesi asıl itibariyle haramlığına halel getirmez.
Ayrıca sigarayı içkiye kıyas eden alimler olmuş “çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır” diyerek sigaranın tahrimine bu delili de istişhâd etmişlerdir. İçkiye yeni başlayan birinin sarhoş olması için bir kaç damla yeterken alkolik birinin bazen bir kadeh dolusu içkiden etkilenmediği vakidir. Sigara da aynı şekilde özellikle yeni başlayanlar veya bir dönemden sonra tekrar başlayanlar yemekten sonra içenler için sinirleri gevşetici uyuşturucu bir özelliğe sahiptir.
  • “Dinde; zarar vermek te zarara zararla mukabele etmek te yoktur” (Müslim). Sigara tümüyle içine de çevresindekilere de zarar vermektedir.
  • ×...her ikisinde de (içki ve kumar) günahı faydasından büyüktürØ (Bakara 219).
Sigaranın bazı faydalı yanları olduğunu farz etsek tahmini faydalar ile bi’l-fiil gerçekleşen zararlarını mukayese edip hangisinin daha ağır bastığına (?!) bakmamız gerekir... Ancak hakka karşı gözlerini kapayan hakkı aramayan ve nefsinin esiri olan sigaranın tahriminde şüphe eder. Ama önemli olan kişinin neye inandığı değil gerçeğin ne olduğudur..
  • Resûlullah (S.A.V.) “kim Sarmısak veya soğan yerse bize ve mescidimize uzak durup evinde otursun” buyurmuştur (Müslim). Sigara tiksindirme ve rahatsız etmede soğan ve sarmısaktan daha kötü veya en azından onlardan geri kalır bir yanı yoktur diyebiliriz. Ayrıca Cuma namazlarında güzel koku sürmenin sünnet olduğu ve sigaranın da bu sünnete aykırı olduğu ortadadır.
  • “İyi arkadaşla kötü arkadaşın misali misk taşıyan biriyle kor üfleyen birine benzer” (Buhari Müsum). Yani kötü arkadaş ateşi ve dumanı (?!) üfler.
  • “Müslüman Müslümanların elinden ve dilinden selamette olduğu kimsedir” (Buhari). Müslümanlar acaba sigara için birinin zararından selamette mi olurlar?
  • “Allah’a ve ahiret gününe inanan biri komşusuna eziyet etmesin” (Buhari). Sigara bağımlısı sigarasıyla hem eşine evlatlarına komşusuna hem de meleklere ve de mescidde namaz kılan diğer Müslümanlara eziyet vermektedir.
  • “Günahları açıkça işleyenler hariç bütün ümmetim affolunacaktır” (Buhari Müslim). Buna’göre sigara bağışlanmayacak olan açık isyanlardan olur.
  • “Bir kavme benzeyen onlardandır” (Sahihtir. Ebu Davud). Sigara sömürgecilerin aramızda bıraktıklarındandır. Bu anlamda sigara içmek ruhi bir çöküntünün ifadesi olup kafirlere benzemenin bir tezahürüdür.
Bu illeti islam topraklarına getîrip özellikle gençler arasında yaygınlaştıranlar sömürgecilerden başkası olmamıştır. Aynı zamanda sigara ağız ve burunlarından duman çıkaran cehennem ehlinin durumunu da andırmaktadır.
  • “Kıyamet günü kişi dört şeyden: Ömrünü nerelerde geçirdiğinden vücudunu ne uğruna çürüttüğünden malını neyde kazanıp nereye harcadığından ve ilmiyle amel edip etmediğinden sorulmadıkça yerinden kımıldamaz” (Sahihtir Tirmizi). Ömrünü sigara içmekle geçiren; haram olduğunu bildiği halde içmekte ısrar eden;
  • malını yararsız yere zayi edip vücuduna zarar veren; malını sigara ticaretinden kazanan; şeytanın pencerelerinden bir pencere olan sigara sayesinde vücudunu dilediği gibi oynaması ve gezmesi üzere şeytana açan bir sigara bağımlısı acaba kıyamet günü ne cevap verebilir (?).
  • Sigara kişiyi Allah’a zikir ve ibadet etmekten özellikle de oruç ibadetinden alıkoyan bir zarardır. Oruç sigara müptelâlarına oldukça ağır gelen bir ibadettir. Sigara müptelâsı olanlar mescidde îtikâfa girmekten uzun uzadıya Kur’an okumaktan zikir (Kur’ân) meclislerine oturmaktan ve namaza erkenden hazır olmaktan hoşlanmazlar. Bunların geneli cemaat namazlarına gelmez geldiğinde desigarayı (ancak) caminin kapısında kuvvetli bir nefes çektikten sonra atıp içeri girerler. Halbuki sünnet gereği bir topluluğa gidildiğinde güzel koku sürünmek gerekir.
  • Şeriatın temel kuralları sigarayı haram kılmaktadır. Binlerce hükmü kapsayan temel kurallara bazı örnekler verelim;
    • Zarar vermek te zarara zararla mukabele etmek te yoktur.
    • Yararlı şeylerde asıl olan ibâha (mubahlık) zararlı şeylerde asıl olan da (haramlık) tahrimdir.
    • Zararları bertaraf etmek fayda ve kar kazanmaktan daha önce gelir.
    • Bir konuda haramla helal müsâvi olsa haram galip gelir.
    • Seddü’z- zerâ’î (harama götüren araçları ortadan kaldırmak) kaidesi.
Yukarıda zikredilen hiç bir delilin olmadığını farz etsek bu sefer sigaranın en azından sakınmakla emrolunduğumuz şüpheli şeyler kapsamına girdiğini söyleyebiliriz. Buhari ve Müslim’in tahriç ettiği hadis-i şeriflerinde Resûlullah (S.A.V.) “Helal da haram da açıktır. Bu ikisinin arasında insanların çoğunun bilmediği şüpheli karışık şeyler vardır. Her kim bu şüpheli şeylerden sakınırsa muhakkak dinini ve ırzını korumuş olur. Ve her kim bu şüpheli alana düşerse harama girmiş olur...” buyurmaktadır.
Bilmeliyiz ki helal temiz ve yararlı olan şeylerdir. Haram da pis habis ve de zararlı olan şeylerdir.
Bütün bu delilleri nazarı itibara almayan nefsi hakkında Allah’tan korkmalı ve er geç tövbe etmelidir. Şüphesiz Allah tövbeleri kabul eden ve Rahmeti çok olandır.
Bilinmesi gereken bir başka husus ta şudur: Sigara ilk çıktığı zamanlar ilim ehlinden bir kısmı bunun mahiyetinden habersizdi ve uyuşturucu mu gevşetici (rehavet verici) mi olduğunu sağlığa zarar verip vermediğini kesin bilgilerle bilmiyorlardı. Bu nedenle alimler arasında bunun haram ve tahrimen mekruh olduğu şeklinde görüş ayrılıkları belirmişti. Bazıları etkilenenlere haram diğer etkilenmeyenlere mubah olduğunu söylemişlerdi. Şurası şüphe götürmeyen bir husustur ki sigaranın mekruh olduğunu söyleyen bazı alimler bugün ortaya çıktığı şekliyle sigaranın gerçeğini bilselerdi haramlığı konusunda asla tereddüt etmezlerdi. Zira onlar dinin genel prensiplerini ve şer’i kuralları gayet iyi biliyorlardı.
Bütün bunlardan sonra yine de sigaranın haramlığına kanaat getirmeyenlere bir de şunları sormak lazım: Sigara haram olmadığına göre neden onu mescidlerde mübârek mekanlarda içmez de her türlü dolabın dönmesine uygun yerlerde içerler?!.. Normal bir şeyse neden her yerde rahatlıkla (su içer gibi) içemezler?!.. Veya çocuklar içince kızar büyükler içince susarlar. Güzel bir şeyse çocukların suçu ne ki onları mahrum ederler? Ve acaba neden Allah’ın temiz nimetlerinde olduğu gibi sigaraya da besmeleyle başlayıp hamd ve şükürle bitirmezler?!.. Cenab-ı Hakkın bir nimeti müyesser kıldığında O’na şükürde bulundukları gibi ellerine bir sigara geçtiğinde de şükrediyorlar mı?!..
İnsan Allah’tan korkmalıdır. Çoğu kez bazılarının önünde sigara içmekten çekinir ona bakarlarken sigara içmekten kaygı duyar da Allah’tan sakınmaz hayâ etmez?!. ×...Eğer (gerçek) mü’minler iseniz korkmanız gereken yalnızca Allah’tırØ (Tevbe13).
Son olarak bir de şunu sorabiliriz; Acaba sigara kişinin iyilikler ve kötülükler kefesinden hangisine konulacaktır?...
Evet bütün bunlar karşısında ne gibi bir sonuca varılır?
àMüslüman hesap günü gelmeden evvel kendini hesaba çekmeli Allah’tan bunu terk etmesi için yardım dilemelidir. Kim Allah için bir şeyi terk ederse Allah ona yardımını bağışlar ona daha hayırlısını nasip eder. Sabretmelidir şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir. Kim sabretmeye gayret ederse Allah da onu sabırlı kılar.
àBu konuda özellikle üzerinde durulması gereken bir diğer husus ta sigara satmak suretiyle başkalarının haram işlemesine yardımcı olmaktır. Bu durumda kişinin kendisi sigara kullanmasa bile başkalarının bu haramı işlemesine yardım etmekte nafakasını haramdan temin etmektedir. Bu konuda ki ölçü ise gayet açıktır. İnsan bir iyiliğe vesile olduğunda nasıl sevap alıyorsa kötülüğe vesile olduğunda da aynı günaha ortak olur. Sebep olduğu herkesin günahından nasibini alır! Gerekçesi ne olursa olsun bu kötü davranışı terk etmeli MüslümanAllah’tan korkmalı ve hatasından dönmelidir. Şüphesiz Allah günahları bağışlayandır.
àSigara müptelâları şu duayı çokça okumaya gayret etmelidir “Allahım bizi sigara belasından cehennem azabından eziyet ve helaktan kurtar. Cismimizi ve sıhhatimizi korumayı nasip eyle. Kalplerimizi ve ağızlarımızı temiz ve nezih kıl. Akıllarımıza ve anlayışımıza istikamet bağışla. Bizi en doğru olan ahlak ve âdetlere hidayet eyle. İmanı güzel sözü güzel kokuyu ve güzel ameli bize sevdir. Şüphesiz sen işiten ve icâbet edensin (Amin). Allah her şeyin en doğrusunu bilendir. Ve tevfik O’ndandır.

“Sallallahu alâ Muhammedin ve alâ âlihi ve Sahbihi ecmâîn”
VE’L-HAMDÜ LİLAHİ RABBİ’L ALEMİN






•LaMaZ!_GoGo• isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla