Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Yaşam ve Eğlence > İslam ve Din Bölümü
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

İslam ve Din Bölümü Dinimiz ve Diğer Dinler Hakkındaki Bilgiler...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 13-03-2006, 16:54   #1 (permalink)
 
abdulhamit - ait Avatar
Tanımlı Cuma Namazi

 
CUM'A NAMAZI
Cum'a Arapça bir isim olup "toplanma bir araya gelme toplu dostluk" anlamlarına gelir. Sözlükte cumua ve cumea şeklinde de okunur. Bir terim olarak perşembe günü ile cumartesi arasındaki günün adı olduğu gibi aynı gün öğle vaktinde kılınan iki rekat farz namazın da adıdır. Cum'a gününe müslümanların ibadet için mescidde toplanmaları sebebiyle bu isim verilmiştir (Zebidî Tâcu'l-Arüs V 306; Kurtubî el-Câmi'li Ahkâmi'l-Kur'ân XVIII 97 98).
Hafta günlerine İslâm'dan önce verilen isimler şimdiki isimler olmayıp cum'a gününe "yevmu'l-arube" denirdi (Kurtubî Tefsir XVIII 99). Süheylî'ye göre bu isim süryânîce olup "rahmet" manasına gelmektedir. Cum'a'dan sonraki günler de "şeyar: cumartesi" "evvel: pazar" "ehven: pazartesi" "cebar: salı" "debar: çarşamba" "mûnes: perşembe" idi. Araplar'da günlerin bu eski isimlerinin ne zaman değiştirildiği konusunda şu bilgiler vardır; Arûbe yerine cum'a adını veren bir rivayete göre Hz. Peygamber'in (s.a.s.) dedelerinden Ka'b İbn Lüeyy'dir. İbn Sîrîn'den gelen bir başka rivayete göre de bu ad cum'a namazı henüz farz kılınmadan evvel Medine'de bulunan müslümanlar tarafından verilmiştir. İbn Sîrîn'in rivayeti şöyledir: "Hz. Peygamber (s.a.s.) Medine'ye hicret etmeden ve cum'a ayeti nazil olmadan önce Medineliler cum'a namazı kılmışlardı." Ensâr: "Yahudilerin bir günü var her yedi günde biraraya toplanıyorlar hristiyanların da öyle. Bizim de bir toplanma günümüz olsun o günde Allah'ı zikredelim; şükredelim." dediler. Bunun üzerine: "sebt: cumartesi günü yahudilerin ahad: pazar günü hristiyanların o halde bunu arube: günü yapalım." demişlerdi. Bu suretle Es'ad İbn Zürâre'nin yanında toplandılar Es'ad b. Zürâre (r.a.) onlara iki rekat namaz kıldırdı ve vaaz etti. Toplandıkları ana "cum'a" adını verdiler. O da onlara bir koyun kesti ondan kuşluk ve akşam vakti yediler. Daha sonraları da cum'a ayeti nazil oldu (Cum'a Suresi 62/9)
İbn Hazm da: "Cum'a ismi İslâmî olup İslâm'dan evvelki günlerde kullanılmazdı. Câhiliyye devrinde o güne arube denilirdi. İslâm döneminde o gün namaz için toplanıldığından "cum'a" ismi verilmiştir." der. İbn Huzeyme'nin Selmân-ı Fârisî'den yaptığı bir rivayete göre bir defa Peygamberimiz (s.a.s.) Selmân'a: "Selmân sen Cum'ayı ne zannediyorsun?" diye sorunca o da: "Allah ve Rasûlü daha iyi bilir." der. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.s.) "Senin atan Âdem (a.s.)'in yaratılışı işte o gün oldu yani vücudunun bütün parçaları o gün bir araya getirildi." buyurmuştur. Ebu Hüreyre'den rivayet edilen başka bir hadiste de: "Üzerine güneş doğan günlerin en hayırlısı Cum'a günüdür: Âdem (a.s.) o gün yaratıldı o gün Cennet'e girdi yine o gün Cennet'ten çıkarıldı. Bir de kıyamet Cum'a günü kopacaktır." buyurulmuştur. (Müslim Cumua 5) Diğer bir rivayette de yukardaki sözlere ilâveten şu cümleler yer almıştır: "..O gün tövbesi kabul olundu ve o gün vefat etti. Kıyamet de o gün kopacaktır. İns ve Cin'den başka hiçbir mahluk yoktur ki Cum'a günü tan yeri ağardıktan gün doğuncaya kadar -kıyamet belki bu gün kopar korkusu ile- kulak kabartmasın. Bir de o günün içinde öyle bir saat vardır ki hiçbir müslüman kul tesadüfen o esnada namaz kılıp Allah'tan bir hacetini dilemez ki onu Allah O'na vermesin. "
İbn Hacer'e göre Cum'a Mekke'de farz olmuştur. Fakat müslümanların azlığı ve açıktan namaz kılacak derecede güçlü olmamaları nedeniyle Mekke'de Cum'a kılmak mümkün olmamıştır. Ancak şartlar tahakkuk etmeden Cum'anın farz kılınması garip görünmektedir. Bu nedenle diğer âlimler Mekke'de Cum'a için sadece izin verilmiş olabileceği kanaatindedirler. İbn Abbas'ın şu rivayeti de bu görüşü desteklemektedir: "Rasûlullah (s.a.s.) hicret etmeden önce Cum'a namazının kılınması için izin verilmiştir. Fakat Mekke'de Cum'a kıldırmaya gücü olmadı. Onun için daha önce Medine'deki müslümanlara İslâm'ı öğretmek için gönderilmiş olan Mus'ab İbn Umeyr'e mektup yazarak: "Yahudilerin açıktan Zebur okudukları güne bak siz de kadınlarınızı ve oğullarınızı toplayın da zeval vaktinden sonra Allah'a iki rekat (namaz) ile takarrub edin." Bu emir üzerine Mus'ab Medine'de ilk Cum'a kıldıran kişi olmuştur. Bu görevi Peygamber Medine'ye gelinceye kadar sürdürmüştür." (Suyütî ed-Dürru'l-Mensûr VI 218 Dâre Kutnî'den naklen: İbn Sa'd Tabakat III 118). Mus'ab (r.a.)'ın Cum'a namazı kıldırdığı ilk cemaatin sayısı oniki idi.
İbn Hacer'in Cum'a namazının Mekke'de farz kılındığı halde orada kılınmayışını sayı azlığına bağlanmasının geçerli olabilmesi ihtimali uzaktır. Çünkü Cum'a namazının kılınabilmesi için kırk kişinin varlığı gerekecek olsa bile bu sayıda müslüman o tarihlerde bir araya rahatlıkla gelebilirdi. Ancak Cum'a namazının açık kılınması gereği ve Rasûlullah ile müslümanların o sıralarda gizlenmiş bulunmaları nedeniyle kılamamış olmaları düşünülebilir. Kanaatimize göre bu sıradan bir izin olarak da değerlendirilemez. Çünkü Yüce Allah'ın ve Rasûlü'nün izinleri bile emir gibi uyulması gerekli hükümlerdir. Özellikle bu konu ibadetlerle ilgili olursa emir durumu daha güçlüdür. Bu konuda cihada izin veren (el-Hacc 22/39) ayetini gözönünde bulundurabiliriz.
Diğer taraftan Cum'a namazının farziyetini bildiren ayet (Cumâ 62/9-11) bilindiği gibi Medine'de ve Hicret'ten sonraki yıllarda nazil olmuştur. Bu durum ise bizlere abdestin farziyeti ile ilgili ayetin nüzulünü hatırlatmaktadır. Namaz için abdest almak bilindiği gibi peygamberliğin ilk dönemlerinde farz kılındığı halde ilgili âyet daha sonraları Medine'de nazil olmuştur. Demek oluyor ki bazı hükümler teşrî edilirken ilgili olan âyet daha sonra inmiş olabilir. Bu hükmü pekiştirmek için olabildiği gibi nüzül için gerektirici bir münasebete kadar bekletilmesi ve böylece daha etkileyici bir hal alması hikmetine de dayalı olabilir.
Cum'a'yı ilk kıldıranların Es'ad İbn Zürâre ile Mus'ab İbn Umeyr oldukları hakkındaki rivâyetlerin arasını birleştirmek gerekirse; Mus'ab'ın Medine'nin merkezinde ve Peygamber'in (s.a.s.) emri üzerine Cum'a namazı kıldırdığı; Es'ad'ın ise Medine yakınında bir yerde ve Peygamber'in (s.a.s.) emri gelmeden kıldırdığı söylenebilir. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in kıldırdığı ilk Cum'a namazı Ranuna' denilen yerde Sâlim İbn Avf mescidindedir. Hz. Peygamber (s.a.s.) Medine'ye hicret buyurduğunda ilk olarak Kuba'da Amr İbn Avfoğullarına misafir oldu. Orada pazartesi salı çarşamba ve perşembe günleri kalıp Kuba Mescidi*nin temelini attı; sonra Cum'a günü Medine'ye gitmek için yola çıktı. Benu Sâlim yurduna gelince Cum'a namazı vakti girmişti. Orada hutbe okuyup ilk defa Cum'a namazını kıldırdı. Bu Hz. Peygamber'in kıldırdığı ilk Cum'a namazıdır. Cum'a'yı farz kılan âyet bundan önce nâzil olmuştur. Medine haricinde ilk Cum'a namazı kılınan yer de Bahreyn'de "Cevâsa" da Abdi Kays Mescidi'dir.
İslâm'da Cum'a gününün dünyanın başlangıcına sonuna ve âhirete kadar uzanan bir yeri ve değeri vardır. Diğer semâvi dinlerde de Cum'a gününe dikkat çekilmiş fakat onlar bunu terkederek başka günlere yönelmişlerdir. Ebû Hüreyre'den Allah Rasûlû'nün şöyle dediği nakledilmiştir: "Bizler bizden önce kitap verilenlere göre en sonuncusuyuz. Kıyâmette ise en öne geçeceğiz. Onlar Allah'ın kendilerine farz kıldığı bu Cum'a gününde ihtilafa düştüler. Allah onu bize gösterdi. Diğer insanlar bu konuda bize uyuyorlar. Ertesi gün yahudilerin daha ertesi gün ise hristiyanlarındır. " (Buhârî Cum'a 1; Müslim Cum'a hadis no: 856. Müslim'in lafzı az farklıdır).
Yine Ebû Hüreyre'den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: "Rasûlullah (s.a.s.)'a Cum'a gününe niçin bu adın verildiği sorulduğu zaman şöyle cevap vermiştir: "Babanız Âdem'in yaratılışı o günde oldu. Kıyâmet o günde kopacak yeniden dirilme ve insanların hesap için yakalanması o günde olacaktır. Cum'a gününün üç saatinin sonunda öyle bir an vardır ki o anda dua edenin duası kabul olunur. " (Ahmed b. Hanbel İstanbul 1981 II 311)
"Her kim Cum'a günü cenâbetten gusül eder gibi güzelce gusleder sonra da ilk saatte yola çıkarsa bir deve kurban etmiş gibi olur. İkinci saatte yola çıkarsa bir sığır kurban etmiş gibi olur. Üçüncü saatte yola çıkarsa bir koç kurban etmiş gibi olur. Dördüncü saatte yola çıkarsa bir tavuk kurban etmiş gibi olur. Beşinci saatte yola çıkarsa bir yumurta tasadduk etmiş gibi olur. İmam Cum'a namazı için iftitah tekbiri alınca melekler hazır olur okunan Kur'ân-ı dinlerler. " (Müslim Cumua 2 hadis no: 850)
Cum'a namazını terk edenler için de hadis-i şeriflerde şu tehditler varid olmuştur: "Birtakım insanlar ya Cum'a namazını terk etmeyi bırakırlar yahutta Allah onların kalplerini mühürler artık gafillerden olurlar. " (Müslim Cumua 12 hadis no: 865)
"Her kim önemsemediği için üç Cum'a yı terk ederse Allah onun kalbini mühürler. " (Ebû Davûd Salât 210)
"Bir kimse Cum'a günü gusleder elinden geldiği kadar temizlenir yağ veya koku sürünür sonra mescide gider bulduğu yere oturur ve namazını kılar hutbeyi dinlerse; geçen Cum'a'dan o Cum'a ya kadar işlemiş olduğu günahları affolunur. " (Buhârî Cumua 6)
Cum'a namazının farziyyeti Kitab Sünnet ve icmâ-i ümmet ile sabittir. Cum'a sûresinin dokuzuncu âyetinde Cenâb-ı Allah şöyle buyurmuştur:
"Ey iman edenler Cum'a günü namaz için çağrıldığınız zaman Allah'ı anmağa koşun; alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. "
İbn Mâce'de mevcut Hz. Câbir (r.a.)'den rivâyet edilen şu hadis Cum'a'nın farziyyetinin sünnetle delilidir:
"Ey insanlar ölmeden önce Allah'a tövbe ediniz. (Başka işlerle) meşgul olmadan önce de sâlih ameller işlemeye çalışınız. Allah'ı çokça zikretmek ve gizli ve açık olarak çokça sadaka vermek suretiyle sizin ile Rabbiniz arasındaki bağı güçlendiriniz. (Böyle yaparsanız) hem rızıklanırsınız. hem de (Allah tarafından) hatırınız hoş tutulur. Şunu biliniz ki: Yüce Allah şu bulunduğum makamda şu günümde şu ayımda ve şu yılımda sizlere Cum'a'yı farz kılmış bulunuyor. Ve bu kıyâmete kadar böylece devam edecek. Benim hayatımda ya da benden sonra adaletli yahutta zâlim bir imamı bulunduğu halde onu hafife alarak yahut ta inkâr ederek kim terkederse; Allah onun iki yakasını bir araya getirmesin hiç bir işini mübarek kılmasın. Haberiniz olsun böyle bir kimsenin ne namazı vardır ne zekâtı ne haccı ne orucu ve ne de iyiliği Tâ ki tövbe edinceye kadar. Artık kim tövbe ederse Allah onun tövbesini kabul etsin. Şunu da biliniz ki: Hiç bir kadın bir erkeğe imam olmasın. (Okuması düzgün olmayan bir bedevî) Arap bir muhacirin önüne geçip imam olmasın. Fâcir bir kimse de kılıcından ya da copundan korktuğu bir zorbanın kendisini zorlaması hali dışında da mü'min bir kimseye imam olmasın. " (İbn Mâce Sünen İstanbul 1401 I 343 Hadis no: 1081).
Hz. Peygamber'in Benu Sâlim yurdunda kıldırdığı ilk Cum'a namazında cemaatin kırk veya yüz kişi olduğu söylenir. Bu mescide sonradan "Mescid-i Cum'a" adı verilmiştir. Cum'a âyetinin Mekke'de nâzil olduğu da ihtimal dahilindedir. Peygamber (s.a.s.) Cum'a hutbesi için bir hurma kütüğü edinmiş ensârdan bir kadının aynı zamanda marangoz olan köleşinin ılgın ağacından yaptığı üç ayaklı minber mescide konuncaya kadar onun üzerinde Cum'a hutbelerini okumuştur. Yeni minber gelip de Peygamber (s.a.s.) hutbe için üzerine çıkınca eski hurma kütüğünden deve iniltisi gibi bir ses çıkmış Peygamber de inerek elini üzerine koyunca susmuştur. Bu hâdise Hz. Peygamber'in bir mucizesi olarak "Cizu'n-nahle" adıyla meşhur olmuştur.
Peygamber (s.a.s.) camiye girince cemaata selam verir; minbere çıkınca onlara döner ve ikinci bir selamdan sonra otururdu. Bu oturuşa "Celsetu'l-istiraha" denir. Bilâl ezan okumağa başlar; bitirince Peygamber (s.a.s.) kalkarak hamd ve senâdan sonra vaaz ve nasihatı muhtevî bir hutbe okurdu. Bir müddet oturduktan sonra tekrar kalkıp ikinci hutbeyi de okur ve minberden inerdi. Kamet getirildikten sonra iki rek'at olarak Cum'a namazını kıldırırdı. Cum'a namazının ilk rek'atında ekseriyetle Cumu'a sûresini ve ikinci rek'atta da Münâfıkun sûresini yüksek sesle okurdu. Cemaat en fazla Cum'a namazında toplandığı için Cumu'a sûresini okumakla onlara cum'a'nın âdâb ve erkânını öğretmiş ve Münâfıkûn sûresini okumakla da münâfıklardan sakınmaları lüzumunu ihtar etmiş oluyordu. Sonraları ilk rek'atta A'lâ ve ikincide de Câşiye sûrelerini okuduğu rivâyet edilmiştir.
Halife Hz. Ebû Bekir ve sonra Hz. Ömer (r.a.) zamanında bu şekilde Cum'a namazı kılındı ise de; Halife Hz. Osman (r.a.) zamanında şehrin nüfusunun arttığı ve halkın câmiden uzak yerlerde ikâmet ettiği gözönünde tutularak namaz vaktinin geldiğini ilân için mescidin dışında bir ezan okutturulmağa başlandı. Bu ezan Zavra'da okunuyordu. Hz. Osman'ın okuttuğu bu ezan (dış ezan) diğer memleketlerde de okunmağa başlandı. Kendisinden ¤¤¤¤en sene sonra Hişam b. Abdu'l-Melik de bu dış ezanın hariçte mesela Medine'nin Zavra'sı gibi şehrin ortasında okunacak yerde camiin minaresinde okunmasını emretti.
Böylece kitap sünnet ve icmai ümmet ile sabit olan Cum'a namazı gücü yeten ve şartları kendinde bulunan her mükellef müslümana farz-ı ayındır. İki rek'at olan Cum'a namazını herhangi bir sebepten kılamamış olanlar öğle namazını dört rek'at olarak kılarlar. Bütün namazlarda şart olan İslâm akıl büluğ tahâret şartlarından başka Cum'a namazının farziyet ve edâsının şartları vardır.
abdulhamit isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 13-03-2006, 16:55   #2 (permalink)
 
abdulhamit - ait Avatar
Tanımlı Cuma GÜnÜ Cemaatle ÖĞle Namazi Kilmak

 
CUMA GÜNÜ CEMAATLE ÖGLE NAMAZI KILMAK Herhangi bir sebeple cumaya gidemeyenler ögle namazını cemaatle kılamazlar mı? Bu olmazsa kıldığımızı kaza mı etmeliyiz?
Cuma günü herhangi bir özrü sebebiyle cumaya gidemeyenler şehirlerde ve şehirlerdeki hapishanelerde gerek cuma namazı kılındıktan sonra gerek önce öğle namazını cemaatle kılamazlar. Çünkü bunda cuma cemaatini bölme anlamı vardır. (Merginânî el-Hidaye I/84)
Zira bazılarına göre cuma bir şehirde bir yerde sahih olur. Ama tercih edilen görüşe göre (ki Imam Serahsî'nin görüşüdür) bir şehirde birden çok yerde de cuma namazı sahih olur. Buna göre de öğle namazının cemaatle kılınamamasının izahı şudur:
Herhangi bir camide kılınan cumayı kaçıran muhtemeldir ki öbür camilerden birine yetişebilir. Binaenaleyh öğleyi cemaatle kılmamalıdır. Çünkü birisi cumaya gitmemekte mazur olabilir ama öğleyi cemaatle kıldırırsa kendisine uyacak olanları da muhtemelen yetişebilecekleri bir cumadan alıkoymuş olur. (Ibn Hümam Fethu'l-Kadir N/65 )
abdulhamit isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 13-03-2006, 16:59   #3 (permalink)
 
CANIMSIN - ait Avatar
CANIMSIN - ICQ üzerinden Mesaj gönder CANIMSIN - AİM üzerinden Mesaj gönder CANIMSIN - MSN üzerinden Mesaj gönder CANIMSIN - YAHOO üzeri ndenMesaj gönder Send a message via Skype™ to CANIMSIN
Tanımlı Cevap: Cuma Namazi

 
TesekurLerrrrrrrrrrrrrrrrr Ellerine Salık
CANIMSIN isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 13-03-2006, 16:59   #4 (permalink)
 
CANIMSIN - ait Avatar
CANIMSIN - ICQ üzerinden Mesaj gönder CANIMSIN - AİM üzerinden Mesaj gönder CANIMSIN - MSN üzerinden Mesaj gönder CANIMSIN - YAHOO üzeri ndenMesaj gönder Send a message via Skype™ to CANIMSIN
Tanımlı Cevap: Cuma GÜnÜ Cemaatle ÖĞle Namazi Kilmak

 
TesekurLerrrrrrrrrrr...............
CANIMSIN isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 25-06-2006, 15:54   #5 (permalink)
 
Stojakovic - ait Avatar
Stojakovic - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Cuma Namazi

 
Eline sağlık arkadaşım paylaşım için saolll........
Stojakovic isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Cuma'nız mübarek olsun.. (Cuma namazı) CĄЯîSMĄ Çöp Forum 6 25-07-2008 23:40
Cuma GÜnÜ Kutlamalari Dj_H@Y@L İslam ve Din Bölümü 0 25-01-2008 19:39
Cuma'nız mübarek olsun.. (Cuma namazı) CĄЯîSMĄ Çöp Forum 3 19-06-2007 08:27
Cuma'nız mübarek olsun.. (Cuma namazı) CĄЯîSMĄ Çöp Forum 1 19-06-2007 08:26
Cuma'nız mübarek olsun.. (Cuma namazı) CĄЯîSMĄ İslam ve Din Bölümü 2 03-11-2006 14:27


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:39 .


Powered by vBulletin 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

TRplatform.Org
Yazılı Avatarlar UslanmaM bilgi MaxiCep izafet Web Hattı bebek tedavin ilginç Resimler SMF İndir Aşk Resimleri Rüya Tabirleri Güzel Sözler