![]() |
|
|||||||
| İslam ve Din Bölümü Dinimiz ve Diğer Dinler Hakkındaki Bilgiler... |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#11 (permalink) |
![]() |
GABRA: (Ar.) Ka. - Yer
yeryüzü arz.GAFFAR: (Ar.) Er. 1. Kullarının günahlarını affeden Allah. 2. Çok merhamet eden. Allah'ın isimlerinden. -(bkz. Abdülgaffar).GAFUR: (Ar.) Er. - Mağfiret eden yarlığayan affeden bağışlayan merhamet eden Allah. Allah'ın isimlerinden. - (bkz. Gaffar). GAGAUZ: (Tür.) 1. Gökoğuzlar. 2. Hristiyanların Ortodoks mezhebine bağlı Türk kavmi. Balkanlar ve Rusya'da yaşamaktadırlar. Deliorman Dobruca Beşerabya ve Ukrayna'da oturan Hristiyan Türklere verilen ad.GALİB: (Ar.) Er. 1. Galebe çalan muzaffer yenen. 2. Güçlü kuvvetli kudretli hükmeden. 3. Üstün baskın. Şeyh Galip: Meşhur divan şairlerinden. 1757-1798 yıllan arasında yaşamıştır. - Türk dil kurallarına göre "b/p" olarak kullanılır.GALİBE: (Ar.) Ka. - (bkz. Galib). GAMZE: (Ar.) Ka. 1. Süzgün bakış. 2. Çene veya yanak çukurluğu. GANİ: (Ar.) Er. 1. Zengin varlıklı bol doygun. 2. Sahip olduğunda fazlasını istemeyen. Allah'ın isimlerinden. - (bkz. Abdülgani).GANİYE: (Ar.) Ka. 1. Zengin kadın. Zengin kız. 2. Çok hoş. 3. Şarkıcı. GANİM: (Ar.) Er. - Ganimet alan. GANİME: (Ar.) Ka. - (bkz. Ganim). GANİMET: (Ar.) Ka. - Kafirlerle yapılan savaş sonucu ele geçirilen mal para silah gibi metalar. İslami usullere göre tasnif edilip beytülmale fakirlere yoksullara ve mücahidlere dağıtılır.GARİB: (Ar.) Er. 1. Yabancı acaib. Kimsesiz memleketinden uzak. Türk dil kuralları açısından "b/p" olarak kullanılır.GARİBE: (Ar.) Ka. - (bkz. Garib). GAVS: (Ar.) Er. 1. Suya dalma dalgıçlık. 2. Yardım muavenet. 3. Yardım istemek için bağırmak. 4. Yardımcı imdada yetişen. 5. Allah'ın velileri hakkında kullanılır. Daha çok ünvan olarak verilir. - Gavs-ı Azam: Tarikat kurucusu özellikle Abdülkadir Geylani için kullanılır.GAYE: (Ar.) Ka. 1. Maksat meram. 2. Netice son hedef.GAYRET: (Ar.). 1. Çalışma çabalama. 2. Kıskanma çekememe. 3. Aziz ve kutsal bir şeye tecavüz edildiğini görmekten doğan asil temiz duygu. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.GAZA: (Ar.) Er. - Din uğruna savaş. GAZAL: (Ar.) Er. 1. Ceylan. 2. Geyik âhû. 3. Geyik yavrusu. 4. Güzel göz irigöz.GAZALE: (Ar.) Ka. - Dişi geyik. GAZANFER: (Ar.) Er. 1. İri arslan şir. 2. Cesur yürekli yiğit adam. 3. Hz. Ali'nin lakabı.GAZEL: (Ar.) Er. 1. Latif. 2. Kuruyarak dökülmüş ağaç yaprağı. 3. Divan Fars ve Arap edebiyatlarında en yaygın nazım şekli.GAZİ: (Ar.) Er. 1. Allah yolunda savaşan kişi. 2. Gaza sırasında yaralanan kimse. 3. Gaza sırasında yararlıklar gösteren kumandanlara verilen unvan. 4. 2. Mahmud zamanında çıkarılan altın sikke. GAZİR: (Ar.) Er. 1. Yumuşak mülayim. Tatlı nazik uysal. GAZİRE: (Ar.) Ka. - (bkz. Gazir). GAZİYÜDDİN: (Ar.) Er. - Din uğrunda yara alan yaralanan. Savaşan.GAZZAL: (Ar.) Er. - İplikçi. GAZZALİ: (Ar.) Er. - İslam aleminin büyük mütefekkirlerinden. - Babası "Gazzal-iplikçi" sanatçısı olduğu için kendisine Gazali adı verilmiştir. GELİNCİK: (Tür.) Ka. 1. Yazın kırlarda yetişen kırmızı ve büyük çiçekli bitki. 2. Sansargillerden ince yapılı sivri çeneli küçük bir hayvan. 3. Mezgitgillerden yılan balığına benzer eti sevilen bir balık.GENÇ: (Fars.) Er. 1.Hazine define. 2. (a.) Naz eda cilve.GENCAL: (Tür.) Er. - Genç kal. -(bkz. Genç). GENCAY: (Tür.) Er. - Ayın bir haftalık oluncaya kadar ki şekli hilal.GENCE: (Fars.) Er. - Kuzey Azerbaycan'ın Baku'dan sonra en büyük şehri. GENCER: (Tür.) Er. - Yeni taze körpe kimse yiğit.GENÇYAZ: (Tür.). - İlkbahar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. GERMA: (Fars.) Ka. - Sıcak yaz. GEVAN: (Fars.) Er. - Kahramanlar yiğitler.GEVHER: (Fars.) Ka. 1. Değerli taş. 2. Elmas. 3. Bir şeyin aslı esası.GEVHER ŞAD: (Fars.) Ka. -Pırlanta gibi kıymetli ve neşeli. Gevherşad'. Baysungur'un annesi. GEYSU: (Fars.) Ka. - Uzun saç saç örgüsü zülüf.GEZEGEN: (Tür.) Er. - Güneş etrafında dolanan ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı.GIYAS: (Ar.) Er. - Yardım gavs nusret.GIYASEDDİN: (Ar.) Er. - Dinin yayılması için yardımı dokunan zat. Gıyaseddin Keyhüsrev I: Anadolu Selçuklu Sultanı. - Türk dil kuralına göre "d/t" olur. GİLMAN: (Ar.) Er. 1. Tüyü bıyığı çıkmamış delikanlılar gençler. 2. Köleler esirler. 3. Cennette hizmet gören erkekler.GİLŞAH: (Fars.). 1. Balçık şah. 2. Balçıkta yapıldığı için Hz. Adem'in lakabı. 3. Farsların masal kahramanı Keyyummers'in lakabı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. GİRAMİ: (Fars.) Er. - Aziz muhterem saygın ulu.GİRAY: (Tür.). - Kuvvetli kudretli. Kırım hanları tarafından unvan olarak kullanılmıştır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.GİRGİN: (Ar.). - Herkesle çabucak yakınlık kurarak işini yürütebilen. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. GİRYAR: (Fars.). Ağlayıcı ağlayan (bkz. Nalan). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.GİZEM: (Tür.) Ka. - Sır karşılığı olarak kullanılan uydurma bir kelime. GONCA: (Fars.) Ka. 1. Henüz açılmamış gül tomurcuk. 2. Sevgilinin ağzı.GÖĞEM: (Tür.). - Halk dilinde yeşile çalan mor. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. GÖKALP: (Tür.) Er. - Göklerin yiğidi bahadır. GÖKBEN: (Tür.). - Gökle ilgili uzay sema. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.GÖKÇAY: (Tür.) (bkz. Gökçe). -Kuzey Kafkasya da az tatlı su gölü. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.GÖKÇE: (Tür.) Ka. 1. Gökle ilgili göğe ait semavi. 2. Mavi mavimsi. 3. Güzel hoş güzelce latif. 4. Gösterişli.GÖKÇEK: (Tür.) Er. 1. Güzel çok güzel. 2. Hoş sevimli cana yakın alımlı. 3. İnce narin zarif. 4. GülerGÖKÇEN: (Tür.) Ka. -(bkz. Gökçe). GÖKDOĞAN: (Tür.) Kuzey yarımkürede yaşayan bir doğan türü. GÖKEKİN: (Tür.) - Yeni başak meydana getirmiş ekin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. GÖKKIR: (Tür.) - At donlarından maviye çalan kır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. GÖKKUŞAĞI: (Tür.) - Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli kemer biçimindeki görüntü alkı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. GÖKMEN: (Tür.) Ka. - Mavi gözlü ve sarışın kimse. GÖKSEL: (Tür.) Er. - Semavi gökçül karşılığı olarak kullanılan uydurma kelam.GÖKSEVİM: (Tür.) Ka. - Sevimli gök. GÖKSU: (Tür.) 1. Türklerin oturduğu birçok akarsuya verilen isim. 2. Adana'dan gelerek Akdeniz'e dökülen Seyhan nehrinin önemli kollarından. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. GÖKSÜN: (Tür.) - Binboğa dağlarından Elbistan'ın güney batısında Seyhan nehrine karışan çay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. GÖKŞEN: (Tür.) Ka. - Gökle ilgili aydınlık ışıklı gök uydurma bir kelime.GÖKTEPE: (Tür.) Er. - Mavi tepe. GÖKTÜRK: (Ar.) Er. - Orta Asya'da yaşamış eski bir Türk ulusu ve bu ulustan olan kimse. GÖKYÜZÜ: (Ar.) - Göğün görünen yüzeyi (sema). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. GÖNENÇ: (Tür.) Ka. - Refah hali mutluluk.GÖNÜL: (Tür.) Ka. 1. İnsanın manevi varlığının ifadesi inancı ve hislerinin kaynağı. 2. İstek arzu heves niyet. 3. Duygu his aşk. 4. Kibir gurur. 5. Tabiat huy.GÖRGÜ: (Tür.) Ka. 1. Bir topluluğa ait uyulması gereken nezaket kaideleri muaşeret adabı. 2. Deneme tecrübe. 3. Görmüş olma durumu görgü şahidi.GÖRKEM: (Tür.) 1. İhtişam gösteriş karşılığı olarak kullanılan bir kelimedir. 2. Gösterişli heybetli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.GÖRSEL: (Tür.) - Görmekle ilgili manasına kullanılan uydurma bir kelime. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. GÖZDE: (Tür.) Ka. 1. Göze girmiş olan sevilen beğenilen benimsenen. 2. Beğenilen kadın. 3. Osmanlı sarayında padişahın ilk dört cariyesine verilen ünvan.GÖZEN: (Tür.) Ka. - Bir nevi alageyik. GÖZLEM: (Tür.) - Müşahade gözlemek karşılığı olarak kullanılan kelime. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.GUFRAN: (Ar.) - Günahların affı. GULAM: (Ar.) Er. 1. Oğlan uşak. 2. İran ve Hindistan'da (abd) kelimesi yerine kullanılmıştır. - Gulam Ali Gulam İshak Han gibi.GURBET: (Ar.) - Doğup yaşanılmış olan yerden uzakta yer. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. GÜÇLÜ: (Tür.) Er. 1. Gücü olan kuvvetli zorlu. 2. Bir musiki dizisinde duraktan sonraki en önemli perde. GÜFTAR: (Fars.). - Söz kelam. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.GÜFTE: (Fars.) Ka. 1. Söyleniş söylenmiş. 2. Bir söz eserinin bestelenmiş bulunan manzum sözleri.GÜHER: (Fars.) - Gevher cevher (bkz. Gevher). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.GÜHERPARE: (Fars.) Ka. - Cevher parçası. GÜL: (Fars.) Ka. 1. Çiçek. 2. Bilinen çiçek gül çiçeği gülağacı. 3. Tasavvufta Allah'ın birliğinin remzi. 4. Başına ve sonuna ek ve isimler getirilerek yeni isimlerin türetilmesinde kullanılan bir isimdir. - (Ayşegül Gülay vb).GÜLABİ: (Fars..) Er. - Gülsuyu. GÜLAFET: (Fars.) Ka. - Nefes kesen güzellikle. - Gül ve âfet kelimesinden oluşmuş birleşik bir isimdir. GÜLBAHAR: (Fars.) Ka. - 1. Bahar gülü. 2. Ebru sanatında kullanılan koyu kırmızı renkte toprak. Gülbahar Hatun: Mehmet Il.'nin hanımı. Bayezid II ve Gevher Sultan'ın annesi. GÜLBANU: (Fars.) Ka. - Gülhanım. Gül gibi güzel kadın. Gül hatun. GÜLBEDEN: (Fars.) Ka. - Zarif ince vücuda sahip. Gülbeden Begüm Babur Şah'ın kızı.GÜLBERK: (Fars.) - Gül yaprağı. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. GÜLBEŞEKER: (Fars.) Ka. - Bir çeşit gül tatlısı. GÜLBEYAZ: (f.t.i.) Ka. - Beyaz gül. GÜLBİN: (Fars.) Ka. - Gül kökü gül biten yer.GÜLBİZ: (Fars.) Ka. - Gül serpen gül serpilmiş.GÜLCİHAN: (Tür.) Ka. - Cihana aleme bedel gül.GÜLÇE: (Fars.) Ka. - Gülcük küçük gül.GÜLÇİN: (Fars.) Ka. - Gül toplayan gül devşiren.GÜLDEHAN Fars.) Ka. - Gül ağızlı ağzı gül gibi olan.GÜLDESTE: (Fars.) Ka. - Güldemeti çiçek destesi. - Türk müziğinde mürekkeb makamlardan.GÜLENAY: (Tür.) Ka. - Devamlı gülen ayyüzlü kişi.GÜLENBEY: (Tür.) Er. - (bkz. Gülenay). GÜLENDAM: (Fars.) Ka.- Gül endamlı gül boylu nazik güzel endam.GÜLENNUR: (Tür.) Ka. - Gülmesiyle etrafı aydınlatan ışık saçan kimse.GÜLER: (Tür.) Ka. - Gülen sevinçli handan.GÜLFAM: (Fars.) Ka. 1. Gül renkli. 2. Gül gibi kızıl olan. GÜLGONCA: (Fars.) Ka. - Açılmamış gül. GÜLGÜN: (Fars.) Ka. - Gül renkli gül renginde pembe.GÜLHAN: (Fars.) Er. - Gül evi ateşhane.GÜLHANIM: (Tür.) Ka. 1. İyi huylu nazik hanım. 2. Gül yüzlü hanım.GÜLHAYAT: (Tür.) Ka. 1. Mutlu huzurlu bir hayat. 2. Gül gibi güzel hayat.GÜLİBAR: (Tür.) - Gül fırtınası. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. GÜLİSTAN: (Fars.) Ka. 1. Gül bahçesi güllük. 2. Azerbaycan'da Karabağ bölgesinde bir mevki.GÜLİZAR: (Fars.) Ka. 1. Gül yanaklı. 2. Al yanaklı. 3. Türk musikisinde mürekkep bir makam. GÜLKIZ: (Tür.) Ka. - Güle benzeyen kız. GÜLLÜ: (Tür.) Ka. 1. Gülü olan. 2. Gül desenli (kumaş). - Daha çok örfte kullanılır. GÜLNAR: (Fars.) Er. - Hisar kule.GÜLNAME: (Fars.) Er. - Sevgiliye yazılan mektup kaside.GÜLNAR: (Fars.) Ka. - Nar çiçeği. GÜLNAZ: (Fars.) Ka. 1. Gül yüzlü kadın. 2. Gül gibi nazlı narin. - Birleşik isim.GÜLNİHAL: (Fars.) Ka. 1. Gül fidanı. 2. Gül ağacı. - Birleşik isim. GÜLNUR: (Tür.) Ka. - Etrafına ışık saçan aydınlatan gül.GÜLNÜŞ: (Fars.) Ka. 1. Güliçen. 2. Gülle özdeşleşmiş gül gibi.GÜLPERİ: (Fars.) Ka. - Gizli gül. GÜLRANA: (Fars.) Ka. - Güzel gül dışı sarı içi kırmızı renkte olan bir çeşit gül.GÜLRİZ: (Fars.) Ka. 1. Gül saçan gül serpen. 2. Meşhur bir çeşit lale.GÜLRUHSAR: (Fars.) Ka. - Gül yanaklı. GÜLSEREN: (Tür.) Ka. - Gül toplayan gül dağıtan.GÜLSEVİM: (Tür.) Ka. - Sevimli güzel hoş görünüşlü gül.GÜLSU: (Tür.) Ka. - Gül renkli su taze su.GÜLSUNA: (Tür.) Ka. - Gül gibi çekici kadın. Güzel sevgili. GÜLSÜM: (Tür.) Ka. - Hz. Peygamber (s.a.s.)'in kızlarından birinin adı. GÜLŞAH: (Fars.) Ka. 1. Güllerin şahı. 2. Varaka'nın sevgilisi masal kadın.GÜLŞEN: (Fars.) Ka. - Gülbahçesi gülistan gülizar![]() GÜLTANE: (Tür.) Ka. - Yeni açmış gül gonca.GÜLTEKİN: (Tür.) Er. - Genç delikanlı nazik.GÜLTEN: (Fars.) Ka. - Gül tenli gül vücutlu.GÜLZAR: (Fars.) Ka. - Gülbahçesi gül tarlası.GÜNAY: (Tür.) Ka. - Gündüz gün aydınlığında ay.GÜNEŞ: (Tür.) Ka. - Çevresindeki sisteme ait gezegenlerin etrafında döndüğü ışık ve ısı yayan büyük gök cismi şems.GÜNEY: (Tür.) - Dört ana yönden biri. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. GÜNSEL: (Tür.) Er. - Hızlı akan sel. GÜRAY: (Tür.) Er. - Yeni doğan ay. GÜRBÜZ: (Tür.) Er. 1. İyi yetişmiş sağlam ve kuvvetli. 2. Cesur kuvvetli. 3. Sağlıklı sıhhatli.GÜRCÜ: (Tür.) Er. - Gürcistan ahalisinden veya bu ahalinin soyundan olan. Gürcistan ahalisine ait. GÜRÇINAR: (Tür.) Er. - Çok büyümüş gelişmiş serpilmiş.GÜRDAL: (Tür.) Er. - Güçlü gelişmiş dal.GÜREL: (Tür.) Er. - Maiyeti geniş çevresi güçlü kuvvetli.GÜRGAN: (Fars.) Er. 1. İran'ın kuzeydoğusunnda bir yer. 2. Aksak Timur'un lakabı. GÜRHAN: (Tür.) Er. 1. Hanlar hanı. 2. Kara-Hitay prenslerine verilen unvan. GÜRKAN: (Tür.) Er. 1. Bol kan. Genç taze gelişmiş serpilmiş.GÜROL: (Tür.) Er. - Büyü serpil geliş.GÜRSU: (Tür.) - Temiz pak hızlı su. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.GÜVEN: (Tür.) 1. Korku ve kuşku duygusundan uzak. 2. İnanma ve bağlanma duygusu. 3. Yüreklilik cesaret. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.GÜVENÇ: (Tür.) Er. 1. Güvenme dayanma itimat. 2.Övünme gurur.GÜZİDE: (Fars.) Ka. - Seçkin seçilmiş beğenilmiş.GÜZİN: (Fars.) Ka. - Seçen seçilmiş seçkin beğenilmiş. - Hz. Muhammed (s.a.s)'in dostu (halifesi) Hz. Ebu Bekir Ömer Osman ve Ali (r.anhum).GÜZİR: (Fars.) - Çare derman. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.-----------------------Sonu------------------ |
|
|
|
|
|
#12 (permalink) |
![]() |
HABBAN: (Ar.) Er. - Güney Arabistan'da bir kasaba. HABİB: (Ar.) Er. - Sevgili. Seven dost.HABEŞİ: (Ar.) Er. - Habeşler gibi derisinin rengi çok koyu esmer olan kimse. Habeş ırkına mensup. HABİBE: (Ar.) Ka. - (bkz. Habib) HABİBULLAH: (Ar.) Er. - Allah'ın sevgilisi. Hz. Peygamber. HABİL: (Ar.) Er. - Habil. Hz. Adem'in oğullarından Kabil'in kardeşi Kabil tarafından öldürülmüştür. Yeryüzünde ilk öldürülen kişidir. HABİNAR: (Ar.) Ka. - Nar tanesi. HABİR: (Ar.) Er. 1. Taze haberli bilgili agah vakıf. 2. Cenab-ı Hak. HACCAC: (Ar.) Er. 1. Delil ikame eden. Delille galip olan. 2. Irak valisi olup Hz. Muhammed soyuna ve taraflarına eziyet eden Yusuf b. Sakail'nin unvanı. Yezid'in komutanlarından. HACCE: (Ar.) Ka. 1. Hacca giden ![]() Kabe'yi ziyaret eden hacı kadın. 2. Bir çeşit akdiken. - Daha çok lakab olarak kullanılır. HACE: (Fars.) Er. 1. Hoca. 2. Bilgin öğretmen. 3. Çelebi sahip muallim profesör. - Daha çok lakab olarak kullanılır.HACER: (Ar.) Ka. 1. Taş kaya. -Hacer-i Esved: Kabe'nin duvarında bulunan meşhur kara taş. 2. Hz. İsmail'in annesi ve Hz. İbrahim'in cariyesinin adı.HACERUNNUR: (Ar.) Ka. - Kükürt ile demirin birleşmesinden meydana gelen altın sarısı renginde. HACI: (Ar.) Er. 1. Hacca giden Kabe'yi ziyaret eden hacı. 2. Dini bir mahalli ziyaret eden kimse.HACİB: (Ar.) Er. - Birinin bir yere gitmesine engel olan. 2. Kapıcı. -Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır. HACİR: (Ar.) Er. 1. Hicret eden bir başka yere geçen. 2. Sayıklayan.HADDAS: (Ar.). Çabuk kavrayan anlayışlı kavrayışlı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.HADİ: (Ar.) Er. 1. Yenilene yardım eden yardımcı. 2. Hidayet eden doğru yolu gösteren. Kılavuz rehber. 3. Önde giden kimse. 4. Mızrak ucu.HADİC: (Ar.) Er. - Erken doğan oğlan çocuğu. HADİCE: (Ar.) Ka. - Vakitsiz erken doğan kız çocuğu. - Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. Hadice: Hz. Muhammed (s.a.s)'in ilk eşi.HADİD: (Ar.) Er. 1. Keskin. 2. Demir. 3. Öfkeli hiddetli şiddetli titiz. 4. Kur'an-ı Kerim'in 50. suresinin adı.HADİM: (Ar.) Er. - Hizmetkar yardım eden. Hadim-i Harameyn: Harem-i Şerifin hizmetkarı. Hicaz'ın alınmasından sonra Osmanlı sultanlarına verilen lakap.HADİYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Hadi). HAFAZA: (Ar.) Ka. 1. İnsanın yaptığı işleri yazmakla görevli melekler. 2. Bekçiler. HAFİ: (Ar.) Er. 1. Çok ikram eden insanı güler yüzle karşılayan. 2. Yalınayak yürüyen koşan adam. HAFİD: (Ar.) Er. - Erkek torun. HAFİDE: (Ar.) Ka. - Kız torun. (bkz. Nebire). HAFİZ: (Ar.) Er. 1. Allah'ın adlarındandır. Muhafaza eden saklayan esirgeyen koruyan. 2. Kur'an'ı ezbere bilen ve usulüne uygun okuyan kimse. HAFİZE: (Ar.) Ka. - (bkz. Hafız). HAFİZÜDDİN: (Ar.) Er. - Dinin koruyucusu. - Daha çok unvan olarak verilir. HAFSA: (Ar.) Ka. - Hz. Ömer'in kızı. Hz. Peygamberin zevcelerinden Ümmü'1-Mü'minin.HAKAN: (Tür.) Er. 1. Eski Türk ve Moğol hükümdarlarının kullandığı unvanlardan biri hanlar hanı. 2. Kağan.HAKEM: (Ar.) Er. 1. Bir uzlaşmazlığın halli için tarafların üzerinde anlaştıkları kimse. 2. Çeşitli yarışmaları müsabakaları idare eden kimse. 3. Jüri bir yarışmada değerlendirme yapan kimse. 4. Allah'ın isimlerinden. Hüküm veren karar veren bütün meselelerin kendisine döndüğü hüküm sahibi.HAKGÜZAR: (a.f.i.). - Hakkı tanıyan haktan ayrılmayan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.HAKİ: (Fars.) Er. ı. Yeşile çalan koyu sarı renk toprak rengi. 2. Topraktan toprağa mensup. Mütevazi kişi.HAKİKAT: (Ar.) Ka. l. Bir şeyin aslı ve esası mahiyeti. 2. Gerçek doğru gerçekten doğrusu. 3. Sadakat doğruluk bağlılık kadirbilirlik.HAKİM: (Ar.) Er. 1. Her şeye hükmeden hikmet sahibi olan Allah. 2. Hükmeden dava yargılama işine memur olan yargıç. 3. Üstte bulunan. 4. Hekim akıllı becerikli. 5. Kadı vali amir hükümdar emir.HAKİME: (Ar.) Ka. - (bkz. Hakim). HAKİMİYET: (Ar.) Ka. - Hakimlik amirlik üstünlük egemenlik. Sulta.HAKKI: (Ar.) Er. 1. Doğruluk ve insaf sahibi. 2. Bir insana ait olan şey. 3. Dava iddiada hakikate uygunluk. 4. Emek. 5. Pay hisse. 6. Layık münasip.HAKTAN: (Tür.) Er. - Allah'tan gelen Allah'ın verdiği.HAKTANIR: (a.t.i.) Er. - Herkesin hakkını gözeten kimse. HALAS: (Ar.) Er. - Kurtuluş kurtulma.HALASKAR: (Ar.) Er. - Kurtarıcı. HALDUN: (Ar.) Er. - Devamlılar sürekli olanlar.HALE: (Ar.) Ka. - Ayın ve güneşin etrafında bazı zamanlarda görülen ışıklı halka ayla ağıl.HALEF: (Ar.) Er. 1. Babadan sonra kalan oğul. 2. Memurlukta birinden sonra gelip onun yerine geçen kimse.HALENUR: (Ar.) Ka. - (bkz. Hale). HALİD: (Ar.) Er. 1. Sonsuz daim ebedi. 2. Bir yıldan çok yaşayan. 3. Türk dil kurallarına göre "d/t" olarak kullanılır. Halid b. Velid: Ünlü sahabi. Allah'ın kılıcı olarak anıldı.HALİDDİN: (Ar.) Er. - Dinin sonsuzluğu ölümsüzlüğü. HALİDE: (Ar.) Ka. - (bkz. Halid). HALİFE: (Ar.) Er. 1. Halef naib. 2. Hz. Peygamber'in vekili ve dünyadaki müslümanların başı olan kimse.HALİL: (Ar.) Er. - Samimi dost Allah'ın dostu.HALİLULLAH (Ar.) Er. - Allah'ın dostu. Hz. İbrahim (a.s.). HALİM: (Ar.) Er. 1. Sakin sessiz. 2. Tabiatı yavaş olan yumuşak huylu. Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı alarak kullanılması tercih edilir.HALİME: (Ar.) Ka. - (bkz. Halim). Peygamberimizin (s.a.s) süt annelerinden. HALİS: (Ar.) Er. 1. Hilesiz katkısız. 2. Karışmamış katışıksız saf hilesiz. Temiz. 3. Yalnız sadece. - (bkz. Muhlis).HALİSE: (Ar.) Ka. - (bkz. Halis). HALLAC: (Ar.) Er. - Pamuk yatak yorgan atan kimse. - Hallac-ı Mansur: 922 yılında "Ene'1-Hak" dediği için asılan ve divan edebiyatında adına sık sık rastlanılan ünlü sufı.HALUK: (Ar.) Er. - İyi huylu insaniyetli geçim ehli olan.HAMAN: (Ar.) Er. - Hz. Musa'ya karşı acımasızca mücadele eden Mısır Firavunu'nun veziri. HAMASE: (Ar.) Er. - Yiğitlik kahramanlık şiirleri marşlar.HAMASET: (Ar.) Ka. 1. Cesaret kahramanlık yiğitlik. 2. Kahramanca şiir.HAMDİ: (Ar.) Er. 1. Allah'ı övmek. 2. Allah'a şükretmek. 3. Şükreden şükredici.HAMDİYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Hamdi). HAMDULLAH: (Ar.) Er. - Allah'ın övgüsü. HAMİ: (Ar.) Er. - Himaye eden koruyan koruyucu sahip çıkan gözeten.HAMİD: (Ar.) Er. 1. Koru sönmediği halde alevi sönen ateş. 2. Hamdeden şükreden kul. 3. Hz. Pey. (s.a.s)'in lakaplarından.HAMİD: (Ar.) Er. - Övülmeye değer. - Allah'ın isimlerinden (bkz. Abdülhamid). - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır. HAMİDE: (Fars.) Ka. - (bkz. Hamid). HAMİL: (Ar.). 1. Yüklü. Gebe. 2. Sahip malik. 3. Taşıyan gözeten. 4. Uhdesinde bir poliçe bulunan. 5. Hamil-i vahy: Cebrail (a.s.). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.HAMİYE: (Ar.) Ka. 1. Himaye eden koruyan korucu. 2. Kayıran kayırıcı.HAMİYET:(Ar.) Ka. 1. Milli onur ve haysiyet. 2. İnsanlık fazilet. 3. İzzeti nefs.HAMMAD: (Ar.) Er. -1. Çok hamdeden çok şükür ve dua eden. Hammad b. Ebu Süleyman: Hadisçi. Tabiindendir.HAMMADE: (Ar.) Ka. - (bkz. Hammad). HAMRA: (Ar.) Ka. - Daha pek çok kızıl kırmızı. - el-Hamra: İspanya'nın Gırnata şehrinde Araplardan kalma meşhur saray.HAMZA: (Ar.) Er. 1. Arslan. 2. Heybetli azametli demektir. - Hz. Peygamber'in amcası Mekke döneminde müslüman olmuş Uhud Savaşı'nda Vahşi tarafından şehid edilmiştir.HANBELİ: (Ar.) Er. Ahmed b. Muhammed b. Hanbel (Öl. 855): Ehli sünnetin dört ana mezhebinden birisi olan Hanbeli mezhebinin imamı. HANDAN: (Fars.) Ka. 1. Gülen gülücü. 2. Güler yüzlü sevimli.HANDE: (Fars.) Ka. 1. Açılış açılma. 2. Gülme gülüş.HANDEGÜL: (Fars.) Ka. - Gülün açması. HANEDAN: (Fars.) Er. - Kökten asil ve büyük aile.HANEF: (Ar.) Er. - Doğruluk istikamet. HANEFİ: (Ar.) Er. - İmamdı Azam Ebu Hanife'nin mezhebinden olan. Hanefi mezhebine mensup kişi. HANİF: (Ar.) Er. l. Tek Allah'a Allah'ın birliğine inanan. 2. İslam inancına sıkı ve samimi olarak bağlanan. 3. Hz. Muhammed (s.a.s)'in tebliğinden önce Mekke'de tek Allah'a inananlar.HANİFE: (Ar.) Ka. - (bkz. Hanif). HANIM: (Tür.) Ka. 1. Kadınlar için kullanılan saygı sözü. 2. Eş karı zevce. 3. Ev sahibesi.HANNAN: (Ar.) Çok acıyan çok merhametli. Allah'ın isimlerinden "abd" takısı alarak isim yapılır. Abdülhannan.HANNAS: (Ar.) - Şeytan. - İsim olarak kullanılmaz. HANSA: (Ar.) Ka. - Arapların en büyük ünlü hanım şairi. Müslüman olmuştur. HANSOY: (Tür.) Er. - (Han sülalesine mensup. HANZADE: (Fars.) Ka. - Hükümdar çocuğu. HANZALE: (Ar.) Ka. - Doğu Arabistan'da bir Arap kabilesi. HARE: (Fars.) Ka. 1. Sert taş kaya. 2. Meneviş menevişli kumaş.HAREM: (Ar.) Ka. 1. Yasak kılınmış mukaddes olan şey. 2. Evlerde yabancı erkeklerin girmesine izin verilmeyen kadınlara ait bölüm. 3. İç avlu. 4. Hicaz'da ihrama girilen yerden Ka'be'ye dek uzanan bölüm. 5. Mekke-Medine'nin ismi.HARİKA: (Ar.) Ka. İmkanların üstünde olup insanda hayret uyandıran şey. HARİM: (Ar.) Er. 1. Biri için kutsal olan şeyler. 2. Harem dairesi harem. 3. Evin içi gibi başkalarına kapalı olan yer. 4. Bir evin civarı. 5. Avlu. 6. Ortak şerik. 7. Hacıların hac zamanı giydikleri giysi.HAKİME: (Ar.) Ka. - Kişinin dilediği gibi kullanabilecek hakka malik olduğu malı (bkz. Harim). HARİS: (Ar.) Er. 1. Muhafız bekçi gözcü. 2. Koruyan koruyucu. 3. Son derece hırslı olan. 4. Yemen'de bir Arap kabilesinin adı.HARİSE: (Ar.) Ka. - (bkz. Haris). HARİZM: (Fars.) Er. - Amuderya'nın aşağı kısmının her iki yanında bulunan ülke. Bu ülkede XIII. yy'a kadar dilini muhafaza ederek yaşamış olan İran kavminin adı. HARMAN: (Ar.) Er. 1. Tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması. Bu işin yapıldığı mevsim sonbahar. 2. Birçok çeşitten birer parça alıp yeni bir bileşim oluşturmak.HARRAS: (Ar.) Er. - Ekinci çiftçi toprağı işleyip ekin eken.HARUN: (Ar.) Er. - Kur'an-ı Kerim'de bahsedilen peygamberlerdendir. Musa Peygamberin büyük kardeşi. Fir'avun erkek çocukların öldürülmesi emrini kaldırdıktan sonra doğmuştur. Hz. Musa'dan 3 sene sonra doğduğu söylenir. HARUT: (Ar.). 1. Arkadaşı Marut ile tanınan melek büyü ve sihir ile uğraştıkları için kıyamete kadar kalmak üzere Babil'de bir kuyuya hapsedil-mişlerdir. 2. Babil halkına korunmaları için büyü öğreten iki melekten biri sihir yapar. - İsim olarak kullanılmaz.HARZEM: (Fars.) Er. - (bkz. Harizm). HASAFET: (Ar.) Er. 1. Hükümde sağlamlık kuvvet ve olgunluk. 2. Görüş sağlamlığı.HASAN: (Ar.) Er. - Güzellik iyilik hüsn sahibi olmak. Hasan b. Ali b. Ebi Talib: Ali (r.a.)'nin büyük oğlu. Peygamber Efendimizin torunu. Kur'an'da geçen kelimelerdendir.HASBEK: (Tür.) Er. - Dürüst iyi saf insan.HASBİ: (Tür.) Er. - İsteyerek ve karşılık beklemeksizin yapılan. HASBİNUR: (Ar.) Ka. - (bkz. Hasibe). HASEKİ: (Ar.) Er. - Hükümdarların hizmetine tahsis edilmiş şahıs ve zümrelere verilen ad. HASEN: (Ar.) Er. 1. Güzel süslü. 2. Güzel işler hayırlar. Hasan şeklinde kullanılır.KASENE: (Ar.) Ka. 1. İyilik iyi hal iyi iş hayırlı iş. 2. Dünya ve ahiret saadeti. 3. Eski altın paralardan birinin adı.HASENİ: (Ar.) Ka. - Hasene ait. HASGÜL: (Ar.) Ka. - Değerli eşsiz gül.HASHANIM: (Ar.) Ka. 1. Çıtıpıtı ince narin kadın. 2. Bilge değerli kadın. - Birleşik isim.HASİB: (Ar.) Er. 1. Hayır sahibi eliaçık cömert. 2. Değerli itibarlı soyu temiz muhterem saygın şahsi meziyet sahibi. 3. Muhasebeci sayman.HASİBE: (Ar.) Ka. - (bkz. Hasib). HASİF: (Ar.) Er. - Hasafetli aklı başında olgun adam.HASİFE: (Ar.) Ka. - (bkz. Hasif). HASNA: (Ar.) Ka. - İffetli şerefli namuslu. - (bkz. Hesna).HASKIZ: (Tür.) Ka. - İyi nitelikleri kendinde toplamış genç kız. HASLET: (Ar.) - İnsanın yaratılışındaki huyu tabiatı mizacı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.HASPOLAT: (Tür.) Er. - Katışıksız saf çelik gibi.HASRET: (Ar.) Ka. 1. Ele geçirilemeyen veya elden kaçırılan bir nimete veya kıymetli şeye üzülüp yanmak. 2. İç çekme inleme üzüntü iç sıkıntısı keder zahmet eseflenme özleyiş.HAŞİM: (Ar.) Er. 1. Haşmetli gösterişli muhteşem. 2. Kuru ekmek kırıntısı doğrayan. - Ezen kıran yaran parçalayan. - Ben-i Haşim Hz. Peygamber'in (s.a.s) soyu.HAŞİMÎ: (Ar.) Er. - Haşime mensup Haşimilerden olan.HAŞMET: (Ar.) Er. - İhtişam gösterişlilik heybet büyüklük. - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.HAŞMEDDİN: (Ar.) Er. - Dinin büyüklüğü ihtişamı.HATEM: (Ar.) Er. 1. Mühür üstü mühürlü yüzük. 2. En son. 3. Hatemü'l-Enbiya: Peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed. 4. Halemi Tai: Arap kabileleri arasında tanınmış "Tayy" kabilesine mensup ve cömertliğiyle meşhur olan "İbn Abdullah b. Sa'd"ın lakabı. 5. Çok cömert olan.HATIR: (Ar.) Er. 1. Şan ve şeref sahibi. 2. Yüce ulu. 3. Tehlikeli.HATIRA: (Ar.) Ka. - Hatıra gelen hatırda kalan şey andaç.HATIRNEVAZ: (a.f.i.) Ka. - Gönlü okşayan hatırnaz.HATIRSAZ: (a.f.i.) Er. - Gönül yapan hoşnut eden.HATİB: (Ar.) Er. 1. Hitab eden söz söyleyen. 2. Camide hutbe okuyan. 3. Güzel düzgün konuşan kimse. Sahabe isimlerindendir.HATİCE: (Ar.) Ka. - Erken doğan kız çocuğu. Hz. Haticetü'l-Kübra; Hz. Peygamber'in ilk eşi ve 6 çocuğunun annesi. Ümmü'l-Mü'minin. HATİF: (Ar.) Er. - 1. Kuvvetli sert ve tiz bir sesle tebliğ veya davet eden kimse. 2. Göz kamaştıran. 3. Göze görünmeyen.HATİFE: (Ar.) Ka. - (bkz. Hatif). HATİM: (Ar.) Er. 1. Sona erdiren bitiren. 2. Mühürleyen mühürleyici. HATİME: (Ar.) Ka. - (bkz. Hatim). HATUN: (Ar.) Ka. 1. Kadın. 2. Eş zevce. 3. Eskiden yüksek kişilikli kadınlara ya da hakan eşlerine verilen unvan.- Örfte isim olarak kullanılır.HAVER: (Fars.). 1. Şark doğu. 2. Güneşin doğduğu gün. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.HAVLE: (Ar.) Ka. 1. Etraf çevre güç kuvvet. 2. Sahabe hanımlarından birisi. Hakkında ayet inmiştir.HAVVA: (Ar.) Ka. - Esmer kadın. Havva: Hz. Adem (a.s.)'in karısı ilk kadın. Adem (a.s) cennette uyurken sol kaburga kemiğinden yaratılmıştır. İnsan soyunun başlangıcı yani türeyiş onların bir arada yaşamaya başlamasıyla vaki olmuştur.HAY: (Ar.) Er. 1. Canlı diri. 2. Allah'ın sıfatlarından. - "abd" takısı alarak kullanılır. "Abdülhay".HAYA: (Ar.) Ka. l. Utanma sıkılma. 2. Ar namus edep. 3. Allah korkusu ile günahtan kaçınma.HAYAL: (Ar.) Ka. 1. İnsanın kafasında canlandırdığı şey. 2. Bir olay veya eşyanın zihinde kalan izi. 3. Gerçekte olmadığı halde görüldüğü sanılan şey görüntü.HAYALİ: (Ar.) Er. - 1. Hayal niteliğinde ya da hayal ürünü olan. 2. Kanuni Sultan Süleyman devrinin büyük şairlerinden biri. HAYAT: (Ar.) Ka. 1. Yaşayan diri. 2. Canlılarda doğumdan ölüme kadar geçen süre. 3. Yaşama yaşayış.HAYATEFZA: (a.f.i.) Ka. - Hayat artıran. HAYATENGİZ: (a.f.i.) Ka. - Yaşatan yaşamaya zorlayan.HAYATİ: (Ar.) Er. 1. Dirilik canlılık. 2. Büyük önem taşıyan. 3. Hayata yaşayışa ait hayatla ilgili.HAYDAR: (Ar.) Er. 1. Arslan esed gazanfer şir. 2. Cesur yiğit adam. 3. Hz. Ali'nin lakabı.HAYİM: (Ar.) Er. 1. Şaşkın hayrette. 2. Sevgiden dolayı şaşkına dönmüş.HAYME: (Ar.) Ka. - Çadır. HAYR: (Ar.) Er. İyi faydalı |