![]() |
|
|
#91 (permalink) |
![]() |
"Siz de bana kavuşacaksınız!" [Hz.peygamberin hayatı]
Resulullah efendimizin hastalığı ağırlaşıp veda konuşmaları yapmasına çok üzülen Eshab-ı kiram ağlamaya başladılar. Bunun üzerine Peygamber efendimiz hazret-i Ali'nin ve Fadl bin Abbas'ın kollarına girerek tekrar mescidi teşrif ettiler. Minberin alt basamağında durup Eshab-ı kirama şöyle buyurdular;"Ey Muhacirler ve ey Ensar! Vakti belli olan bir şeye kavuşmak için acele etmenin faydası yoktur. Allahü teâlâ hiçbir kulu için acele etmez. Bir kimse Allahü teâlânın kaza ve kaderini değiştirmeye iradesinden üstün olmaya kalkışırsa onu kahr ve perişan eder. Allahü teâlâya hile etmek O'nu aldatmak istiyenin işleri bozulup kendi aldanır.Biliniz ki ben sizlere karşı rauf ve rahimim. Siz de bana kavuşacaksınız. Kavuşacağınız yer Kevser havuzunun başıdır. Cennet'e girmek bana kavuşmak isteyen boş yere konuşmasın.Ey müslümanlar! Kafir olmak günah işlemek; nimetin değiştirmesine rızkın azalmasına sebeb olur. İnsanlar Allahü teâlânın emirlerine itaat ederse hükumet başkanları amirleri valileri onalra merhamet ve şefkat eder. Fısk fücur taşkınlık yapar günah işlerlerse merhametli başkanlara kavuşamazlar.Benim hayatım sizin için hayırlı olduğu gibi ölümüm de hayırdır ve rahmettir. Eğer bir kimseyi haksız yere döğmüş veya fena bir söz söylemiş isem bana aynı şeyi yaparak hakkını almasına; birinizden harkız bir şey almış isem geri istemesine razıyım ve helallaşmağa hazırım. Çünkü dünya cezası ahıret cezasından pek hafiftir. Buna katlanmak daha kolaydır."Daha önce hazret-i Ebu Bekir'den mümnuniyetini ifade ettikleri gibi bu hutbede de hazret-i Ömer'den memnuniyetlerini bildirip; "Ömer benimledir ben de onunlayım. Benden sonra hak Ömer'le beraberdir" buyurdular.Resulullah efendimiz bu hutbeden sonra minberden indi. Namazdan sonra tekrar minbere çıkıp vasiyeyet ve nasihatten sonra; "Sizi Allahü teâlâya ısmarladım" buyurdular ve Eshabdan ayrılıp odasını teşrif ettiler. |
|
|
|
|
|
#92 (permalink) |
![]() |
Demirden gömlek!.. [hz.peygamberi hayatı]
Müşriklerin en çok işkence ettiklerinden biri de Habbab bin Eret hazretleridir. Çünkü o kimsesizdi... Ümmü Enmar adlı müşrik bir kadının kölesi idi. Onu koruyacak bir akrabası olmadığı için müşrikler toplanırlar mübarek vücudunu soyup üzerini dikenlerle tararlardı.Bazan da çıplak vücuduna demirden gömlek giydirip güneş altında bekletirlerdi. Güneşte veya ateşte ısıttıkları taşları çıplak vücuduna bastırırlar;- Dininden dön! Lat ve Uzza'ya tap! derler Habbab da imanında ısrar eder;- La ilahe ilallah Muhammedün resulullah diyerek onlara karşı koyardı.Müşrikler bir gün toplanıp bir meydanda ateş yaktılar. Hazret-i Habbab'ı bağlayıp getirdiler. Soyarak ateşin üzerine yatırdılar. Ya dininden döndürecekler veya ateşte yakacaklardı. Ateşin ortasına sırt üstü yatırılan hazret-i Habbab;"Allahım! Halimi görüyor durumumu biliyorsun. Kalbimdeki imanı sabit et büyük bir sabır ihsan eyle!" diye dua ediyordu.Müşriklerden biri ayağıyla Habbab'ın göğsüne bastı. Fakat onlar Allahü teâlânın inananları koruduğunu bilmiyorlardı. Yıllar sonra bu hadiseyi Habbab'a sorduklarında sırtını açıp yanık izlerini göstererek;"O ateşi ancak benim etim söndürmüştü" dedi.Hazret-i Habbab'a dışarıda böyle işkence ederlerken sahibi Ümmü Enmar da dininden döndürmek için ateşte demiri kızartır ve başına basarak dağlardı. O dini için bütün bu acılara katlanır teklif ettiklerini yerine getirmez ve imanından dönmezdi.Bir gün hazret-i Habbab sevgili Peygamberimizin huzurlarına çıktı ve;- Ya Resulallah! Müşrikler dışarda beni gördükleri yerde ateşte yakıyorlar. Evde sahibim Ümmü Enmar da kızartılmış demirle başımı dağlıyor. Duanızı istirham ediyorum! dedi.Sonra sırtındaki ve başındaki yanıkları gösterdi. Peygamber efendimiz bu haline çok acıdı. Dininden dönmemek için çektiği ıstıraba yapılan zulme dayanamadı ve;- Ya Rabbi! Habbab'a yardım et! diyerek duada bulundu. Cenab-ı Hak Resulünün duasını anında kabul buyurdu ve Ümmü Enmar'ın başına şiddetli bir ağrı verdi. Ümmü Enmar başının ağrısından sabahlara kadar inlerdi...Çare olarak ateşte kızdırılmış bir demirle başının dağlanmasını söylediler. Sonunda Habbab'ı çağırarak demir çubuğu ateşte kızartmasını ve başını dağlamasını emretti... Habbab da demirle onun başını dağlardı...Fakat eziyet ve işkenceler de dayanılmaz halde devam ediyordu. Olup bitenleri Kainatın efendisine arzedip; - Ya Resulallah! Çektiğimiz işkencelerden kurtulmamız için dua buyurur musunuz? dedi.Bunun üzerine Resulullah efendimiz; - Sizden önceki ümmetler içinde öyle kimseler vardı ki demir tarakla derileri etleri soyulup kazınırdı da bu işkence yine onları dininden döndüremezdi. Testere ile tepesinden ikiye bölünürdü de yine bu işkenceler onları dinlerinden geri çeviremezdi. Allahü teâlâ elbette bu dini tamamlayacaktır. Bütün dinlerden üstün kılacaktır. Fakat siz acele ediyorsunuz buyurdular ve sırtını okşayıp dua ettiler.Resulullahın ruhlara gıda ve şifa olan bu latif sözleri Habbab'ın acılarını dindirmişti... |
|
|
|
|
|
#93 (permalink) |
![]() |
"Aranızdan ayrılmam yaklaştı!" [Hz.peygamberin hayatı]
Alemlerin efendisi şiddetli ağrılarının olduğu bir gün Eshab-ı kiram ile helallaşmak ahırete kul haklarıyla gitmemek için Bilal-i Habeşi hazretlerini çağırttı. Ona; "Halka seslen! Mescide toplansınlar. Onlara son vasiyetimi yapmak istiyorum!.." buyurdular.Hazret-i Bilal; Eshabı mescide topladı. Sevgili Peygamberimiz hazret-i Ali ve Hz. Fadl'a dayanarak mescidi teşrif ettiler Minbere oturup Allahü teâlâya hamd ve senadan sonra;"Ey Eshabım! Bilmiş olunuz ki aranızdan ayrılmam yaklaştı. Kimin bende hakkı varsa benden istesin. Benim yanımda sevgili olan benden hakkını istesin veya helal etsin ki Rabbime ve rahmetine bunları ödemiş olarak kavuşayım" buyurdular.Sonra minberden inip öğle namazını kıldırdılar. Namazdan sonra tekrar minbere çıkıp namazdan önce buyurduğunu tekrar ettiler.Sevgili Peygamberimizin vefatına üç gün kala hastalığı ağırlaştı. Mescide çıkıp cemaate namaz kıldıramadılar. Cemaatla kılamadığı ilk namaz yatsı namazı idi.Hazret-i Bilal her zamanki gibi vakitte kapıya gelip; "Es-salat ya Resulallah!" dedi. Sevgili Peygamberimizin dermansızlıktan mescide gitmeye mecali yoktu. "Ebu Bekir'e söyleyiniz! Eshabıma namazı kıldırsın" buyurdu.Hazret-i Aişe validemiz; "Canım sana feda olsun ya Resulallah! Babam yumuşak kalbli ve çok üzüntülüdür. Zat-ı alinizin makamına durup orada sizi göremezse ağlamaktan okuyamaz. İmamete Ömer'in geçmesini emreder misiniz?" diyerek sual eyledi.Peygamber efendimiz tekrar; "Ebu Bekir'e söyleyiniz! Eshabıma imam olup namazı kıldırsın" buyurdular. Hazret-i Bilal Hz.Ebu Bekir-i Sıddik'a durumu bildirdi. Hazret-i Ebu Bekir mihrabda Resulullah efendimizi göremeyince kalbinden vurulmuşa döndü aklı gideyazdı. Ağladı!.. ağladı!.. Eshab-ı kiram da ağlamaya başladılar.Habibullah efendimiz mescidden gelen bu feryadın ne olduğunu sorunca hazret-i Fatıma validemiz; "Canım sana feda olsun ya Resulallah! Eshabın ayrılığımıza dayanamadığı için ağlıyorlar!.." diye durumu arzetti. Merhamet deryası sevgili Peygamberimiz çok müteessir olmuşlardı. Eshabını teselli eylemek için hastalığının bu kadar şiddetine rağmen güçlükle kalktılar.Hazret-i Ali ve hazret-i Abbas'a dayanarak mescide geldiler. Namazdan sonra; "Ey Eshabım! Siz Allahü teâlânın hıfzındasınız ve sizi Allahü teâlâya emanet ettim! Takva üzere olun. Allahü teâlâdan korkun Allahü teâlânın emrini tutun ve itaat edin. Ben artık bu dünyadan ayrılıyorum" buyurdular. |
|
|
|
|
|
#94 (permalink) |
![]() |
"Dünya malı ile gitmek istemem!" [Hz.peygamberin hayatı] Resulullah efendimizin hastalığında
hazret-i Ebu Bekir Eshab-ı kirama on yedi vakit namaz kıldırdı. Bir defasında öğle namazı kıldırıyordu. O sırada Kainatın sultanı mübarek vücudlarında bir hafiflik hissetmişler hazret-i Ali ve Hazret-i Abbas'a dayanarak mescide gelmişlerdi.Hz. Ebu Bekir-i Sıddik sevgili Peygamberimizin teşrif ettiğini anlayıp geriye çekilmek istedi. Efendimiz ona; "Yerinde dur!" anlamında işaret buyurdu. Peygamber efendimiz hazret-i Ebu Bekir'in solunda Eshabına son defa namaz kıldırdılar.Sevgili Peygamberimizin vefatından üç gün evveldi. Cebrail aleyhisselam Resulullah efendimizi ziyarete gelip; "Ya Resulallah! Allahü teâlânın sana selamı var. Durumunuzu bildiği halde nasıl olduğunuzu kendinizi nasıl hissettiğinizi soruyor" dedi.Alemlerin efendisi ise; "Mahzunum!" buyurdular. Cebrail aleyhisselam Pazar günü de geldi ve aynı şeyleri söyledi. Peygamber efendimiz yine evvelki cevabı verdiler.Cebrail aleyhisselam ayrıca; Yemen'de peygamber olduğunu söyleyen Esved-i Ansi'nin öldürüldüğünü haber verdi. Resul-i ekrem de Eshabına bildirdi. Hastalıktan önce kendilerine gelmiş olan birkaç altını fakirlere bir kaçını da hazret-i Aişe'ye vermişlerdi.Pazar günü Resulullah'ın hastalığı ağırlaştı. Huzuruna gelen ordu kumandanı hazret-i Üsame'ye bir şey söylediler. Fakat mübarek kollarını kaldırıp onun üzerine sürdüler. Onu dua ettikleri anlaşıldı.Sevgili Peygamberimizin dünyayı şereflendirdiği ve ahırete irtihal buyurduğu gün Pazartesi idi. Hastalıklarının on üçüncü ve son günü... Alemlerin efendisi Eshab-ı kiram Mescid-i şerifte saf saf olup Ebu Bekir-i Sıddik hazretlerinin arkasında sabah namazını kılarken iken Mescid-i şerife geldiler. Ümmetinin saf saf olup ibadet ettiklerini gördüler. Sevinerek tebessüm buyurdular. Kendileri de hazret-i Ebu Bekir'e uyup arkasında namaz kıldılarEshab-ı kiram Resulullah'ı mescidde görünce hastalık geçti sanarak sevindiler. Resul-i ekrem ise hazret-i Aişe'nin odasını teşrif buyurup yattılar. "Allahü teâlânın huzuruna dünya malı bırakmadan gitmek isterim. Yanında kalan altınları da fakirlere dağıt" buyurdular. Sonra ateşi arttı. Bir müddet sonra tekrar gözlerini açıp hazret-i Aişe'ye altınları dağıtıp dağıtmadığını sordular. Dağıtacağını söyledi. Bunların hemen dağıtılmasını tekrar tekrar emir buyurdular. Hemen dağıtıldığı bildirilince; "Şimdi rahat ettim" buyurdular. |
|
|
|
|
|
#95 (permalink) |
![]() |
"Ya Rabbi! Bana sabır ihsan eyle!" [Hz.peygamberin hayatı] Resulullah efendimiz hastalığı sırasında
huzur-i şeriflerine hazret-i Ali'yi çağırdılar. Mübarek başını onun kucağına koydular. Mübarek alnı terlemiş mübarek rengi değişmişti.Hazret-i Fatıma validemiz mübarek babasının o halini görünce bakmaya dayanamadı ve oğulları hazret-i Hasan ile hazret-i Hüseyin'in yanına gitti. Ellerinden tutup ağlamaya başladı."Ey benim babam! Kızını kim gözetir! Hasan ve Hüseyin'i kime emanet edersin? Vay babam! Canım sana feda olsun! Senden sonra benim halim nice olur! Gözüm mübarek yüzünden sonra kime bakar!"Resulullah efendimiz kızının gönülleri yakan bu sözlerini işitince mübarek gözlerini açtı ve onu yanına çağırdı. "Ya Rabbi! Bana sabır ihsan eyle" diye dua ettikten sonra; "Ey Fatıma! Ey gözümün nuru! Baban can çekişme halindedir!" buyurunca işli iniltilerle ağlaması daha da arttı.Hazret-i Ali; "Ey Fatıma! Ne olur sus Resulullah'a daha fazla üzme!" deyince sevgili Peygamberimiz; "İncitme ya Ali! Bırak babası için gözleri yaş döksün!.." buyurdu. Sonra mübarek gözlerini yumarak kendinden geçer gibi oldu.Sonra hazret-i Hasan mübarek dedesinin huzur-i şerifine gelip; "Ey benim mübarek dedem! Senin ayrılığına kim dayanabilir! Gönül perişanlığımıza kime arz ederiz! Senden sonra anneme babama ve kardeşime kim şefkat eder? Ezvacın ve Eshabın o güzel ahlakınızı nerede bulurlar!.." diyerek ağlayınca Peygamber efendimizin mübarek hanımefendilerinde dayanacak hal kalmadı. Hep birlikte ağlamaya başladılar.Dışarda pek müteessir bir halde bekleyen Eshab-ı kiram Peygamber efendimizin rahatsızıklarının çok arttığını işitince gönülleri dağlandı. Ağlamaya başladılar. Son bir defacık olsun sevgili Peygamberininin mübarek cemalini görmek için; "Ne olur kapıyı açın! Resul aleyhisselamın mübarek yüzünü bir defa daha görelim!.." diyerek kapıda yalvarıyorlardı.Alemlere rahmet olarak gönderilen Allahü teâlânın habibi sevgilisi Eshabının bu yakarışlarını işitince merhamet eyleyip; "Kapıyı açınız!" buyurdular. Eshabın ileri gelenleri içeri girdiler. Sevgili Peygamberimiz onlara sabır tavsiye etti. |
|
|
|
|
|
#96 (permalink) |
![]() |
"Ya Rabbi! Tebliğ ettim mi" [Hz.peygamberin hayatı]
Son defa kendisini görmek için gelen Eshabına Efendimiz "Ey Eshabım! Siz insanların en üstünleri en şereflilerisiniz. Sizden sonra kim gelirse gelsin siz hepsinden önce Cennet'e girersiniz. Dini ayakta tutmakta metin olun ve Kur'an-ı azimi imam (rehber) edinin. Dinin hükümlerinden gafil olmayın" buyurdu. Sonra; "Ya Rabbi! Tebliğ ettim mi?" deyip mübarek gözlerini kapadı. Mübarek yüzü terledi. Hazret-i Ali Eshaba işaretle çıkmalarını söyledi.Onlar gittikten sonra huzura hazret-i Aişe validemiz gelip nasihat istedi. Peygamber efendimiz; "Ey Aişe! Evinin köşesine oturarak kendini muhafaza eyle!" buyurduktan sonra mübarek gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Kainatın sultanı ağlıyordu...Oradakilerin gönülleri yaralandı ciğerleri parçalandı. Hazret-i Ümmü Seleme validemiz; "Canım sana feda olsun ya Resulallah! Niçin ağlıyorsunuz?" diyerek sual eylediğinde; "Ümmetime merhamet olunması için ağlıyorum" buyurdu.Güneş tepeye doğru yükseliyordu. Vakit yaklaşmıştı... Sevgili Peygamberimizin mübarek başı hazret-i Aişe validemize yaslı bulunuyordu. Alemlerin efendisi artık son anlarını yaşıyor mübarek dudaklarından"Aman! Aman! Ellerinizdeki kölelerinize iyi davranınız! Onların üzerlerine elbise giydiriniz karınlarını doyurunuz. Onlara yumuşak konuşunuz. Namaza namaza devam ediniz. Kadınlarınız ve köleleriniz hakkında Allahü teâlâdan korkunuz!.. Ey Allah'ım! Beni yarlıga! Bana rahmetini ihsan eyle!.. Beni Refik-i ala zümresine kavuştur!.." cümleleri dökülüyordu.Hazret-i Fatıma validemizin gözyaşları sel gibi akıyor iniltisi ciğerleri dağılıyordu. Sevgili Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem onu yanına oturtup; "Kızım bir miktar sabreyle ağlama. Zira Hamele-i Arş (melekler) senin ağlaman üzerine ağlaşıyorlar" buyurdu.Hazret-i Fatıma validemizin gözyaşını sildi. Teselli verip Allahü teâlâdan sabır diledi ve; "Ey kızım benim ruhum kabz olacak. "İnnalillahi ve inna ileyhi raci'un" diyesin. Ey Fatıma! Gelen her musibete bir karşılık verilir" buyurdu. Bir müddet mübarek gözlerini kapayıp sonra; "Bundan sonra babana üzüntü ve gussa (keder tasa) olmaz. Zira fani alemden ve mihnet yerinden kurtuluyor" buyurdu. |
|
|
|
|
|
#97 (permalink) |
![]() |
"Kapıdaki ölüm meleği Azrail'dir!" [Hz.peygamberin hayatı]
Resulullah efendimiz artık son vasiyetlerine yapıyorladı. Hazret-i Ali'ye; "Ya Ali! Zimmetimde filan yahudinin şu kadar malı vardır. Asker hazırlamak için almıştım. Sakın onu ödemeyi unutma. Elbette zimmetimi kurtarırsın ve Kevser havzı başında benimle görüşeceklerin birincisi sensin. Benden sonra sana çok zarar gelir sabır edesin. İnsanlar dünyayı istedikleri vakit sen ahıreti seçesin" buyurdu.Hz. Üsame bu esnada. Resulullah efendimiz ona; "Allahü teâlâ yardımcın olsun! Haydi cenge git!" buyurdu. O da çıkıp ordusuna gitti. Alemlerin efendisi artık son nefeslerini veriyordu... Vakit iyice yaklaşmıştı... Allahü teâlâ Azrail aleyhisselama; "Habibime en güzel surette git! Eğer izin verirse ruhunu çok yumuşak ve hafif olarak al. İzin vermese geri dön!" diye vahyetti.Azrail aleyhiselam en güzel surette insan kıyafetinde sevgili Peygamberimizin sadethanelerinin kapısına geldi ve; "Esselamü aleyküm ey nübüvvet evinin sahibi! İçeri girmeğe izin verir misiniz? Allahü teâlâ size rahmet eylesin?" dedi.Hazret-i Aişe validemiz sevgili Peygamberimizin yanıbaşında oturan hazret-i Fatıma'ya; "Bu gelene sen cevap ver" dedi. O da kapıya varıp çok üzüntülü bir ses ile; "Ey Allahü teâlânın kulu! Resulullah şu anda kendi haliyle meşguldur" dedi.Azrail aleyhisselam tekrar izin istedi. Aynı cevap verildi. Üçüncü defa selamını tekrarlayıp mutlaka girmesi gerektiğini yüksek sesle söyleyince Peygamber efendimiz haberdar oldular ve"Ya Fatıma! Kapıda kim var!" buyurdular.Hazret-i Fatıma; "Ya Resulallah! Kapıda birisi girmek için izin ister. Birkaç defa cevap verdim. Fakat üçüncü seslenişinde vücudum ürperdi" dedi. Bunun üzerine Resulullah efendimiz; "Ey Fatıma! Kapıdaki kimdir biliyor musun? O; lezzetleri yıkan toplulukları darmadığınık eden kadınları dul çocukları yetim bırakan evleri harab kabirleri mamur eden ölüm meleği Azrail'dir. Ey Azrail gir" buyurdu.O zaman hazret-i Fatıma validemiz tarif edilmez bir ızdıraba düştü ve mübarek ağızlarından şu cümleler döküldü; "Vah Medine harab oldun?" Peygamberimiz hazret-i Fatıma'nın elini tutup mübarek göğsüne koydular ve mübarek gözlerini kapadılar. |
|
|
|
|
|
#98 (permalink) |
![]() |
"İlk yanıma gelecek olan sensin!" [Hz.peygamberin hayatı]
Resulullah efendimizin durumu ağırlaşıp gözlerini kapatınca hazır olanlar mübarek ruhunun kabzolduğunu sandılar. Hazret-i Fatıma validemiz dayanamayıp babasının mübarek kulağına doğru eğildi ve gönülleri yaralayan bir sesle; "Ey benim babacığım!.." diye seslendi.Hiç cevap gelmeyince bu sefer; "Canım sana feda olsun ya Resulallah! Ne olur mübarek gözlerini bir aç da bana bir şey söyle.." dedi. Alemlerin efendisi mübarek gözlerini açıp kızının gözyaşlarını sildi ve onun kulağına vefat edeceğini bildirdi. Bunun üzerine hazret-i Fatıma ağlamaya başladı. Bu defa kulağına; "Ehl-i beytimden ilk önce benim yanıma gelecek sensin!" buyurdular. O da bu müjdeye sevinip teselli buldular.Hazret-i Fatıma validemiz; "Ey babacığım! Bugün ayrılık günü! Bir daha sana ne zaman kavuşurum?" diye sordu. Resulullah efendimiz; "Ey kızım! Beni kıyamet günü havzın kenarında bulursun. Ümmetimden havza gelenlere su veririm" buyurdu.Hazret-i Fatıma; "Eğer seni orada bulamazsam ne yaparım?" diye sorunca Peygamber efendimiz; "Mizanın yanında bulursun. Orada ben ümmetime şefaat ederim" buyurdu.Hazret-i Fatıma validemiz; "Orada da bulamazsam ya Resulallah!" deyince Peygamber efendimiz; "Sıratın yanında bulursun. Ben orada Rabbime; "Ya Rabbi! Benim ümmetimi ateşten muhafaza eyle" diye yalvarırım" buyurdu.Bundan sonra hazret-i Ali hüzünlü bir sesle; "Ya Resulallah! Siz ruhunuzu teslim ettikten sonra sizin gaslinizi kim yapacak neye kefenleyeceğiz. Namazınızı kim kıldıracak kabre kim koyacak?" diye sordu.Peygamber efendimiz; "Ey Ali beni sen yıka Fadl bin Abbas sana su döksün. Cebrail sizin üçüncünüz olur. Gasl (yıkama) işimi bitirince kefenimi yaparsınız. Cebrail Cennet'ten güzel koku getirir. Sonra beni mescide götürünüz ve çıkınız. Çünkü ilk önce Cebrail sonra Mikail sonra İsrafil sonra melekler grup grup namazımı kılacaklar. Daha sonra siz giriniz saf saf olunuz. Hiç kimse benden öne geçmesin" buyurdu.Sonra beklemekte olan Azrail aleyhisselama; "Ey Azrail! Ziyaret için mi geldin yoksa ruhumu kabzetmek için mi?" diye sorunca Azrail aleyhisselam; "Hem misafir hem de vazifeli olarak geldim. Allahü teâlâ bana senin huzuruna izinle girmemi emretti. Mübarek ruhunu ancak izninle alırım. Ya Resulallah! İzin buyurursan emrinize uyar ruhunuzu kabz ederim. Yoksa döner Rabbime giderim" dedi. |
|
|
|
|
|
#99 (permalink) |
![]() |
"Benim endişem ümmetimdir!" [Hz.peygamberin hayatı]
Peygamber efendimiz ruhu almak için gelen ölüm meleğine; "Ey Azaril! Cebrail'i nerede bıraktın?" buyurdu. Cebrail'i dünya semasında bıraktım. Melekler onu senin vefatın sebebiyle taziye ediyorlar" dedi.Böyle konuşurlarken Cebrail aleyhisselam geldi. Resulullah efendimiz; "Ey kardeşim Cebrail! Artık dünyadan göç vakti geldi. Allahü teâlânın katında benim için ne var? Bana onu müjdele de gönül rahatlığı ile emaneti sahibine teslim edeyim" buyurdu. Cebrail aleyhisselam; "Ey Allahü teâlânın sevgilisi! Ben semanın kapısını açık bıraktım. Melekler saf saf olmuşlar senin ruhunu sevgiyle beklerler" dedi.Peygamber efendimiz; "Hamd Allahü teâlâya mahsustur. Sen bana müjde ver! Rabbimin nezdinde benim için ne var?" buyurdu.Cebrail aleyhisselam; "Ya Resulallah! Senin teşrifinden dolayı Cennet kapıları açılmış Cennet'in nehirleri akmış Cennet'in ağaçları sarkmış huriler süslenmiştir" dedi.Peygamber efendimiz yine; "Hamd Allahü teâlâya mahsustur. Sen bana başka müjde ver ya Cebrail!" buyurdu. Cebrail aleyhisselam; "Ya Resulallah! Sen kıyamet günü ilk şefaat eden ve ilk şefaatı kabul olunansın" dedi.Sevgili Peygamberimiz tekrar; "Hamd Allahü teâlâya mahsustur. Ya Cebrail! Bana başka müjde ver" buyurunca Cebrail aleyhisselam; "Ya Resulullah! Neyi soruyorsunuz!" dedi.Bunun üzerine Peygamber efendimiz; "Benim bütün endişem üzüntüm ve kederim benden sonra geride bıraktığım ümmetimdir" buyurdu.Hazret-i Cebrail; "Ey Allahü teâlânın Habibi! Allahü teâlâ kıyamet günü sen razı oluncaya kadar ümmetini bağışlar. Bütün peygambelerden önce seni bütün ümmetlerden önce senin ümmetini Cennet'e koyacaktır" dedi.Sevgili Peygamberimiz Cebrail aleyhisselama; "Allahü teâlâ katında üç muradım vardır: Biri; ümmetimin günahkarlarına beni şefaatçı etmesi ikincisi; dünyada yaptıkları günahlardan dolayı onlara azab etmemesi üçüncüsü; Perşembe ve Pazartesi günleri ümmetimin amellerinin bana arzedilmesidir. (Eğer amelleri iyi ise dua ederim Allahü teâlâ kabul eder. Kötü ise şefaat edip amel defterinden silinmesini isterim)" buyurdu.Cebrail aleyhisselam Allahü teâlâdan bu üç arzusunun da kabul edildiği haberini verdi. Bunun üzerine sevgili Peygamberimiz rahatladılar. |
|
|
|
|
|
#100 (permalink) |
![]() |
"Şimdi rahatladım vazifeyi yerine getir!" [Hz.peygamberin hayatı] Peygamber efendimiz Azrail aleyhisselam ruhu almaya geldiği vakit hem ümmetinin halini merak ediyordu. Bunun üzerine Allahü teâlâ vahy etti ki: "Ey Habibim! Ümmetine bu kadar muhabbet ve şefkat göstermeni mübarek kalbine kim getirdi?"Peygamber efendimiz; "Beni yaratıp terbiye eden Rabbim teâlâ" diye cevap verdi. Cenab-ı Hak da; "Senin ümmetine benim rahmetim merhametim seninkinden bin kat fazladır. Onları bana bırak" buyurdu.Sonra sevgili Peygamberimiz; "Şimdi rahatladım. Ey Azrail! Emrolunduğun vazifeyi yerine getir!" buyurdu. Azrail aleyhisselam vazifesini yapmak üzere hürmetine yaratıldığı Kainatın sultanının huzuruna yaklaştı. Sevgili Peygamberimiz yanındaki su kabına mübarek iki elini batırıp ıslak ellerini mübarek yüzüne sürdü ve; "La ilahe illallah! Ey Allah'ım! Refik-i ala!.." buyurdu.Azrail aleyhisselam Alemlerin efendisinin mübarek ruhunu almaya başladı. Resulullah efendimizin mübarek benzi bazan kırmızı oluyor bazan sararıyordu. Azrail aleyhisselam; "Ümmetimin canını da böyle şiddet ve zorla mı alırsın!" buyurunca o; "Ya Resulallah! Hiç kimsenin canını böyle kolay almadım" cevabını verdi.Son anında bile ümmetini unutmayan sevgili Peygamberimiz; "Ey Azrail! Ümmetime edeceğin şiddeti bana eyle! Zira onlar zayıftır dayanamazlar..." buyurdu. Sonra; "La ilahe illallah! Refik-i ala!" buyurdular ve mübarek ruhları alındı ve ala-yı illiyyine uluştırıldı...Essalatü vesselamü aleyke ya Resulallah! Essalatü vesselamü aleyke ya Habiballah! Essalatü vesselamü ale |