![]() |
|
|
#51 (permalink) |
![]() |
Sual: Kur’anda bir âyette
(Müslüman olarak can verin) dendiği halde başka bir âyette ise (Müminler kardeştir) deniyor. Bu müminle Müslümanın farklı olduğunu gösterir mi?CEVAP Göstermez. İslam âlimleri (Her mümin Müslümandır her Müslüman mümindir) buyuruyor. Kelime olarak mümin iman eden imanın altı şartını kabul eden kimse demektir. Müslüman da İslam’ın beş şartına inanan kimse demektir. Bir kimse imanın altı şartına inanıp da İslam’ın beş şartına inanmazsa o kimse mümin de Müslüman da olmaz. Tersine bir kimse de İslam’ın beş şartına inansa imanın altı şartına hatta birine bile inanmasa mümin de Müslüman da olmaz. İmam-ı Kurtubi hazretleri tefsirinde (Müslüman olarak can verin) mealindeki âyet-i kerimenin (Müminler olarak can verin) demek olduğunu bildiriyor. (Müminler kardeştir) mealinde âyet-i kerimenin tefsirinde ise (Müslümanlar kardeştir) anlamına da geldiğini bildiriyor. Peygamber efendimiz de bu âyet-i kerimeleri aynı şekilde açıklamıştır. Bu konudaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir:(Müslümanlar kardeştir. Takva hariç biri ötekinden üstün değildir.) [Taberani](Müslüman Müslümanın kardeşidir ona zulmetmez yardım eder. ) [Buhari Müslim](Müslüman müslümanın kardeşidir. Kardeşine sattığı malın kusurunu gizlemesi helâl olmaz.) [Müslim] (Allahü teâlâ Müslüman kardeşine karşı surat asana lânet eder.) [Deylemi](Müslüman kardeşini evinde ziyaret edip yemeğinden yiyen yemek yedirenden daha fazla sevab kazanır.) [Hatib](Müslüman kardeşine üç günden fazla dargın durmak helâl değildir.) [Ahmed] (Müslüman kardeşinin bir ihtiyacını gideren hac ve umre sevabı kazanır.) [Hatib] |
|
|
|
|
|
#52 (permalink) |
![]() |
Allah var demek yeter mi?Sual: Bazıları
bütün ömürlerini Allah’ın varlığını ispat etmekle geçirmekte (Asıl maksat iman olduğuna göre Allah’ın varlığını ispat ile uğraşmak ibadetle fıkıh ilmi ile meşgul olmaktan daha iyidir) diyerek her zaman bitkilerin insan ve hayvanların anatomisini incelemek suretiyle imanı kuvvetlendirmek gerektiğini söylüyorlar. Allah’a inanan insan için devamlı bunlarla meşgul olmak uygun mudur?CEVAP Asla uygun değildir. Allah’a inanan kimsenin Allah’ın sıfatlarını da bilmesi gerekir. Bilmezse veya yanlış bilirse Allah’a inanmış sayılmaz. Allahü teâlâya sıfatları ile inanan kimsenin kendisine gereken ibadet bilgilerini öğrenmesi farz olur. Fıkhı bırakıp da Allah’ın varlığını ispat ile uğraşması çok yanlıştır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:(İmanın sermayesi fıkıhtır.) [Deylemi] (Fıkıh ilmi her Müslümana farzdır.) [İ.Maverdi] (Dinin temel direği fıkıhtır.) [Beyheki] Fıkıh ilmi ise nakli esas alan doğru bir ilmihâl kitabından öğrenilir. Bir Müslümanın imanını ehl-i sünnet itikadına göre düzelttikten sonra imanın gereği olan amellerini ilmihâle uygun yapması gerekir. Ayrıca imanını tehlikeye düşürecek iş ve sözlerden de uzak durmalıdır. Çünkü iman ne kadar kıymetli ise zıddı olan küfür de o kadar kötüdür. İman bilgilerini anlatan kelam ilmini akıl ve nakil ile ispat edecek ve sapıklara dinsizlere anlatacak kadar okumak farz-ı ayn olup bundan fazlasını öğrenmek ancak din âlimlerine gerekir. Başkalarına caiz değildir. Başkaları bu ilimle meşgul olursa bâtıl yollara kayar zındık olur. İslam âlimleri buyuruyor ki: İlmi kelam ile uğraşıp sapıtmak yanında büyük günah işlemek hafif kalır. Ehl-i sünnet itikadını iyi öğrenmeden önce ilmi kelam ile uğraşmanın zararı bilinseydi kelam ilmi ile uğraşmaktan aslandan kaçar gibi kaçınılırdı. (İmam-ı Şafii)Kelam ilmi ile uğraşan hep şüphe içindedir. (İmam-ı Ahmed) Resulullah Fıkhı teşvik etti. Kelamı men etti. (Hadika)Fıkhı öğrenmek her Müslümana farz-ı ayndır. (İbni Âbidin) Tasavvuf sayesinde iman sağlamlaşır şüphe getiren tesirlerle sarsılmaz. Akıl ile delil ve ispat ile kuvvetlendirilen iman böyle sağlam olmaz. (İmam-ı Rabbani)İman bilgilerini ihtiyaçtan fazla öğrenmek caiz değildir bid’atlerin yayılmasına sebep olur. (Hindiyye)İbni Sakka isimli bir âlim her şeyi akılla ispata kalkardı. Akla çok önem verirdi. Allah’ın varlığını birliğini 99 delil ile ispat ederdi. Zamanla aklının almadığı konular da çıktı şüpheleri arttı bocalamaya başladı. Nizamiyye Medresesi’nde vaaz eden Yusuf-i Hemedani hazretlerine bir şey sordu. O da (Otur senin sözünden küfür kokusu geliyor) buyurdu. İstanbul’a elçi olarak gidince hıristiyan oldu. Hıristiyan olduktan sonra da 100 delil ile Allah’ın 3 olduğunu ispata kalkıştı. (F. Hadisiyye)Bir kimse Allah’a ahiret gününe inansa Peygamberlerden sadece birine inanmasa kâfir olur. Çünkü Allahü teâlâ kendisine inanmaktan başka bütün peygamberlere inanmak gerektiğini bildirmiştir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Onlar sana ve senden önce gönderilen kitaplara ve peygamberlere ve ahiret gününe iman ederler.) [Bekara 4]Peygamber efendimiz Kur’an-ı kerimi açıklayarak imanı şu şekilde tarif etmiştir: (İman; Allah’a meleklere kitaplara peygamberlere ahiret gününe [Cennete Cehenneme hesaba mizana] kadere hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna ölüme öldükten sonra dirilmeye inanmaktır. Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet etmektir.) [Buhari Müslim Nesai]Amentü’deki 6 esastan birini inkâr eden kâfir olur. Sadece Allah var demek kâfi değildir. Gayri Müslimlerden de Allah var diyenler çoktur. Mümin olmaları için bütün Peygamberlere inanmaları gerekir. Yahudiler ve Hıristiyanlar Muhammed aleyhisselama inanmadıkları için kâfir oldular. Bir Müslüman da Amentü’de bildirilen 6 esastan birini mesela kaderi inkâr etse kâfir olur bütün iyi amelleri yok olur. İman esasları Allahü teâlânın kesin emridir olmazsa olmazlardandır. Samimi olanlar yani akıl ilim insaf sahipleri için Allahü teâlânın emrini yani iman esaslarını kabul etmekten daha makul bir şey yoktur. Aksi şeytanın cahilliğin inadın insanı kâfirliğe götürdüğü bâtıl bir yoldur. |
|
|
|
|
|
#53 (permalink) |
![]() |
Allah’a inandım demek yeter mi?Sual: Bir arkadaş
(Hiçbir şey kendiliğinden olamayacağı için Allah’a inanıyorum ama dinlere peygamberlere kitaplara ahirete inanmıyorum) diyor. Böyle düşünen Allah’a inanmış sayılır mı?CEVAP O kesinlikle Allah’a inanmıyor. Nasreddin Hocanın (Doğduğuna inanıyorsun da öldüğüne niye inanmıyorsun) dediği gibi (Ben öğrenciyim; ama öğretmene derse imtihana inanmam) denir mi? Öğrenci ise öğretmene derse inanması gerekir. (Ben kanuna inanırım; ama savcıya mahkemeye inanmam) denir mi? Ortada bir kanun varsa bunu hazırlayanlar var onları uygulayan mahkeme var demektir. Samimi olarak Allahü tealaya inanıyorsa elbette onun emir ve yasaklarına da inanması gerekir. İstisnalar hariç bütün fen adamları bu kâinatın kendiliğinden var olmadığını bir yaratıcısının bulunduğunu ittifakla bildirmişlerdir. Fen ne kadar ilerlerse ilerlesin insanlar bir karıncayı bir kuşu bir arpa tanesini yaratamaz. Akıllı ve bilgili bir kimse kâinata bakınca çok intizamlı yaratıldığını görür. Bunun kendiliğinden olmadığını anlar. Bir insan bir alet bir makine yapınca bunun nasıl ve nerelerde kullanılacağına dair bir prospektüsünü [tarifesini] de yanına koyar. Yine de anlaşılması zor ise kullanmasını öğretecek kurslar açar. Bir makine yanlış kullanılırsa elden çıkar. Her şeyin yaratıcısı olan cenab-ı Allah da insan denilen bu muazzam makineyi yaratıp başıboş bırakmamıştır. Bir âyet-i kerime meali şöyledir: (Sizi boş yere yarattığımızı mı sandınız?) [Müminun 115] İnsan denilen makinenin de bir kullanma tarifesi vardır. Bu da Allahü tealanın peygamberleri vasıtasıyla gönderdiği kitaplardır. Son Peygamber olan Muhammed aleyhisselama gönderilen kitabı ise Kur’an-ı kerimdir. Kur’an-ı kerim çok veciz olduğu için Peygamber efendimiz bunu hadis-i şerifleri ile açıklamıştır. (Allaha inanıyorum) diyenin onun gönderdiği kitaplara peygamberlere de inanması gerekir.Ortada bir eser varsa bu eseri elbette meydana getiren biri vardır. Bu eserin nasıl kullanılacağını elbette bildirmiştir. Öldükten sonra başına gelecekleri düşünmeyene kendisini ebedi tehlikeye atana akıllı denebilir mi? Kur’an-ı kerimin çok yerinde (Düşünmüyor musunuz?) diye ikaz edilmektedir. Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:(Aklı olmayanın dini de yoktur.) [Tirmizi] (Akıllı kimse Allah’a ve Peygamberine inanan ve ibadetlerini yapandır.) [İ. Muhber](Aklı olan kimse iman eder.) [Beyheki] Şu halde ben Allah’a inanıyorum diyen akıllı kimsenin kitaplara ve peygamberlere de iman etmesi ve ibadetlerini yapması haramlardan kaçması gerekir. İmanın altı şartından birine bile inanmayan iman sahibi olamaz. Ben sadece Allah’a inanıyorum demesi kendini aldatmaktan başka şey değildir. |
|
|
|
|
|
#54 (permalink) |
![]() |
Allah’ın rahmeti lüzumsuz değildirSual: Bir arkadaş
“iman etmek için kelime-i şehadetteki Muhammedün Resulullaha lüzum yok la ilahe illallah demek yetişir” dedi. İslam’ın birinci şartında kelime-i şehadette Muhammedün Resulullah yok mudur? Amentü’nün sonunda (Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) demiyor muyuz? Böyle iman sahih midir? Kelime-i şehadetin manası nedir?CEVAP Kelime-i şehadetin manası şudur: (Ben şehadet ederim ki yani görmüş gibi bilirim ve bildiririm ki Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki Muhammed aleyhisselam Onun kulu ve resulüdür.) Peygamberlere iman imanın şartıdır. Bunlardan birine bile inanmayan Müslüman olamaz. Mesela Hazret-i Âdem peygamber değil diyen Müslüman değildir. (Muhammedün Resulullaha lüzum yok) demek İslamiyet’in bildirdiği şeylere inanmayın demenin başka şeklidir. Çünkü (Muhammedün Resulullaha lüzum yok) demek hâşâ Allahü teâlâyı cahillikle itham etmek olur. Lüzum olmasaydı Kelime-i şehadette tehıyyatta ezanda âyet-i kerimelerde hadis-i kudsilerde defalarca hiç bildirilir miydi? İnanmak tabirinin bir manası da beğenmek demektir. Dinde bildirilen bir hususa inandığı halde beğenmeyenin imanı gider. Mesela sünnet olan sakal-ı şerife inandığı halde beğenmeyen dinden çıkar. Nerde kaldı ki dinin sahibini peygamberini beğenmeyen müslüman olabilsin. (Muhammedün Resulullaha lüzum yok) demek Allah’ın rahmetine lüzum yok demek midir yoksa Allah’a da Kur’ana da Peygambere de inanmayın demek midir? Kur’an-ı kerim baştan sona kadar Resulullah efendimizi övmektedir. Bu konudaki üç âyet-i kerime meali şöyledir:(Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107] (De ki ey insanlar ben Allah’ın hepiniz için gönderdiği Resulüyüm.) [Araf 158](Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bunu bilmez.) [Sebe 28] Resule uymak şarttır (Muhammedün Resulullaha lüzum yok) demek Resulullaha uymaya lüzum yok demek midir? Allahü teâlâ defalarca Muhammed aleyhisselama iman edip uymayı emrediyor uymayan Müslüman olamaz kâfir olur buyuruyor. Birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:(Resulüme uyun ki doğru yolu bulun!) [Nur 54](De ki “Allah’a ve Peygambere itaat edin! Eğer [uymayıp] yüz çevirirlerse [kâfir olurlar] Elbette Allah kâfirleri sevmez.) [Al-i İmran 32](Allah’a ve Resulüne inanmayan [kâfir olur] kâfirler için de çılgın bir ateş hazırladık.) [Fetih 13] (Allah ve Resulü bir işte hüküm verince artık inanmış kadın ve erkeğe o işi kendi isteğine göre tercih seçme hakkı kalmaz.) [Ahzab 36] |
|
|
|
|
|
#55 (permalink) |
![]() |
Fıkh-ı ekberden parçalarİmam-ı azam hazretlerinin Fıkh-ı ekber kitabının bazı bölümleri şöyledir:
İman Allah’a meleklerine kitaplarına peygamberlerine öldükten sonra dirilmeye kadere hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna hesap mizan Cennet ve Cehenneme inanmak ve hepsini hak bilmektir.Allah birdir doğmamış ve doğurmamıştır. Ona hiçbir şey denk değildir. O yarattıklarından hiçbirine benzemez isimleri zati ve fiili sıfatıyla hep var olmuş ve var olacaktır. Onun İsim ve sıfatlarından hiçbiri sonradan olma değildir hepsi ezelidir. O ilmiyle daima bilir kudretiyle daima kadirdir. Kelam ile konuşur yaratması ile daima halıktır fiili ile daima faildir. Yapılan şey mahluktur. Allah’ın fiili ise mahluk değildir. [Fiil; iş fail ise iş yapan demektir. Kadir her şeye gücü yetendir.]Tevhidin aslı Amentü’ye inanmaktır. Kur’anda zikredilen el yüz ve nefs gibi şeyler keyfiyetsiz sıfatlardır. Onun eli kudreti veya nimetidir denilemez. Çünkü bu takdirde sıfat iptal edilmiş olur. [Bozuk fırkalar bizzat el yüz gibi diyerek insana benzettikleri için bu sıfatları aynen kabul ederek tevil etmenin caiz olduğunu imam-ı Gazali hazretleri bildiriyor.]Allahü teâlâ ahirette Cennette görülecektir. Allahü teâlânın isim ve sıfatlarının hepsi de azamet ve fazilette eşittir aralarında farklılık yoktur. Onun sıfatlarının hepsi mahlukların sıfatlarından başkadır. O işitir fakat bizim işittiğimiz gibi değil. O kadirdir fakat bizim gücümüzün yettiği gibi değil. Biz uzuvlar ve harflerle konuşuruz. Oysaki Allah uzuvsuz ve harfsiz konuşur. Harfler mahluktur fakat Allah’ın kelamı mahluk değildir.Kur’an-ı kerim mahluk [yaratık] değildir orada Peygamberlerden kâfirlerden mesela Firavun ve İblisten naklen verilen haberlerin hepsi Allah kelamıdır. Allah’ın kelamı mahluk değildir. Allahü teâlâ Âdem aleyhisselamın neslini sulbünden insan şeklinde çıkarmış onlara akıl vermiş hitap etmiş imanı emredip küfrü yasaklamıştır. Onlar da onun Rab olduğunu ikrar etmişlerdir. Bu onların imanıdır. İşte onlar bu fıtrat üzerine doğarlar. Bundan sonra küfre sapan bu fıtratı değiştirip bozmuş olur. İman ve tasdik eden de fıtratında sebat ve devam göstermiş olur.Peygamberlerin hepsi de küçük büyük günah ve çirkin hallerden beridir. Fakat onların sürçme ve hataları vaki olmuştur. [Buna zelle denir. Zelle doğrular içinde en doğruyu bulamamak demektir.]Peygamberlerin mucizeleri ve velilerin kerametleri haktır. Peygamberlerin şefaati haktır. Peygamber efendimizin şefaati büyük günah işleyenleredir. Kıyamet günü amellerin mizanla tartılması ve Peygamber efendimizin havzı haktır. Kıyamette hasımlar arasında hesaplaşma olması haktır. Cennet ve Cehennem şimdi vardır ebediyen de yok olmayacaktır. Eshab-ı kiramın hepsini ancak hayırla anarız. Peygamberlerden sonra insanların en faziletlisi Hazret-i Ebu Bekir sonra diğer üç halifedir. [Fazilet sırası halifelik sıralarına göredir.] İman iman edilmesi gereken şeyler yönünden artmaz ve eksilmez fakat yakîn ve tasdik yönünden artar ve eksilir. Müminler iman ve tevhid hususunda birbirlerine eşittir. Fakat amel itibariyle birbirlerinden farklıdır. [İman; dil ile ikrar kalb ile tasdiktir. İman artmaz ve eksilmez. Ancak parlaklığında kuvvetinde çoğalma olur. Amel imandan parça değildir. Günah işleyene kâfir denmez. İman herkese lazım iken her amel herkese lazım değildir. Mesela nisaba ulaşmayan fakir zekat vermez. Hayz ve nifas halinde namaz kılınmaz. Fakat fakire ve böyle kadına iman lazım değildir denemez.] Allahü teâlâ dilediğini bir lütuf olarak hidayete ulaştırır. Dilediğini de adaletinin gereği olarak sapıklığa düşürür. Mirac haberi haktır. Deccal’ın Yecüc ve Mecüc’ün ortaya çıkması güneşin batıdan doğması Hazret-i İsa’nın gökten inmesi ve diğer kıyamet alametlerinin hepsi de haktır.Kabir suali kabirde ruhun cesede iadesi ve kâfirler ile günahkâr müminler için kabir azabı haktır. Mestler üzerine meshetmek varid olan hadise göre caiz olup; mukim için bir gün bir gece yolcu için üç gün üç gecedir. Hadis mütevatire yakın olduğu için inkâr edenin küfründen korkulur.Kişinin nasıl ibadet edeceğini öğrenmesi birçok ilimden daha efdaldir. Ehl-i kıbleden olanı tekfir etmemek [namaz kılana kâfir dememek] kimseyi imandan uzaklaştırmamak marufu [iyilikleri] emredip münkerden [kötülüklerden] sakındırmak senin için takdir olunanın mutlaka sana ulaşacağını bilmek Eshab-ı kiramdan hiçbiri ile alakayı kesmemek hepsini de sevmek gerekir.Günahkâr Müslümana kâfir denmez. Günahlar mümine zarar vermez de demeyiz. Küfür hariç büyük ve küçük günah işleyen fakat tevbe etmeden mümin olarak ölen kimsenin durumu Allah’ın dilemesine bağlıdır. Dilerse ona Cehennemde azap eder dilerse affeder hiç azaba uğratmaz.İmam-ı a'zam hazretleri âlimlerle otururken biri gelip (Bir mümin babasını öldürse sonra şarap içerek sarhoş olsa ve zina etse imanı gider mi?) dedi. Bunu işiten âlimlerin hepsi bu suali sorana kızarak (Bunu sormaya ne lüzum var? Elbette imanı gider kâfir olur) dediler. İmam-ı a'zam hazretleri (O kimse çok büyük günahlar işlemişse de yine mümindir. Günah işlemekle iman gitmez) buyurdu. İnanılması gereken diğer şeylerden mezhebimizde olanlardan bazıları da şöyledir: Allah kulun güç yetiremeyeceği şeyleri onlara emretmez.Şeytan müminden imanı zorla alamaz. Fakat kul imanı terk ederse şeytan da onun imanını alır.Kâfir olarak ölen asla affa uğramaz sonsuz olarak Cehennemde kalır. Peygamberlerin ilki Adem aleyhisselam sonuncusu Muhammed aleyhisselamdır. Kul kendisinden emir ve yasakların kalkacağı bir duruma ulaşamaz. Herkes gücü yettiği ölçüde ibadet etmekle yükümlüdür.Öldürülen de intihar eden de eceliyle ölmüştür. Ecelsiz ölüm olmaz.Ölüler için dua edilince ve onlar için sadaka verilince ölüler fayda görür. Evliya peygamber derecesine ulaşamaz. |
|
|
|
|
|
#56 (permalink) |
![]() |
Dinde on esasTaberani’de bildirilen bir hadis-i şerifte
İslamiyet’in şu on esasından biri noksan olan kimsenin zararda olduğu bildirilmektedir: 1- La ilahe illallah Muhammedün resulullah demekMüslüman olmak için bu kelime-i tevhidi inanarak söylemek gerekir. Müslüman olan bir kimseye ilk önce (La ilahe illallah Muhammedün resulullah) kelimesinin manasını bilmek ve inanmak farzdır. Bu kelimeye Kelime-i tevhid denir. Kısaca manası (Allah’tan başka ilah yoktur. Muhammed aleyhisselam da Onun Resulüdür) demektir. Resulullaha inanmak demek Onun bildirdiklerinin tamamını kabul etmek inanmak ve hepsini beğenmek demektir.Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (Amellerin kıymetlisi La ilahe illallah demektir.) [Hakim] (La ilahe illallahı çok söyleyerek imanınızı tazeleyin!) [Taberani] (La ilahe illallah diyen bela ve sıkıntılardan kurtulur.) [Bezzar] 2- Namaza devam etmek Namazı doğru kılan Allahü teâlânın sayılamayacak kadar çok olan bütün nimetlerine şükretmiş sayılır. Nitekim (Namaz şükrün bütün aksamını camidir) buyuruluyor. Namaz dinin direğidir terk eden dinini yıkmış olur. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (İman edip iyi işler yapan namaz kılan ve zekat verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlar için korku ve üzüntü yoktur.) [Bekara 277] 3- Zekat vermek Kur'an-ı kerimde zekat çok yerde namazla birlikte emredilmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (Allah’a ve Resulüne inanan malının zekatını versin!) [Taberani] (Zekat vermekle müslümanlığınız mükemmel hâle gelir.) [Bezzar] (Zekat vermeyene Allahü teâlâ lanet eder.) [Nesai] 4- Oruç tutmak Ramazan ayında bir ay oruç tutmak farzdır. (Bekara 185) Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (Oruç tutan dostum tutmayan ise düşmanımdır.) [Beyheki] (Ramazan orucunu tutup ölen Cennete girer.) [Deylemi] (Ramazanda bir gün oruç tutmayan onun yerine bütün yıl oruç tutsa Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz.) [Tirmizi] 5- Haccetmek Mekke-i mükerreme şehrine gidip gelinceye kadar geride bıraktığı çoluk-çocuğunu geçindirmeye yetişecek maldan fazla kalan para ile oraya gidip gelebilecek kimsenin ömründe bir kere Kâbe-i şerifi tavaf etmesi ve Arafat’ta durması farzdır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Yoluna gücü yetenlerin Beytullahı haccetmesi Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır.) [A.İmran 97] Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (Haccı kabul olanın bütün günahları affolur.) [Beyheki] (Hac yolunda harcanan mal için yediyüz misli sevap verilir.) [Beyheki] (Hac etmek için Mekke’ye giderken ve oradan dönerken ölene ahirette terazi kurulmaz hesaba çekilmez ve günahları affedilir.) [İsfehani] 6- Cihad etmek Önemli bir ibadettir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Allah yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.) [Maide 35] Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki: (En kıymetli amel cihaddır.) [Taberani] (İnsanların en üstünü canı ve malı ile Allah yolunda cihad edendir.) [İ.Ahmed] (Cihadın en faziletlisi farzları ifa etmektir.) [Taberani]7- Emr-i maruf İyiliği emretmek yaymak demektir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (İmkanı var iken emr-i maruf ve nehy-i münker yapmayan bizden değildir.) [Tirmizi] 8- Nehy-i münker Kötülükten sakındırmak demektir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Şehidden üstün mücahid emr-i maruf ve nehy-i münker yapandır.) [İ.Gazali] 9- Cemaate katılmak Birlikte rahmet ayrılıkta azab-ı ilahi vardır. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Cemaatten ayrılan yüzüstü Cehenneme düşer.) [Taberani] 10- Taat Allahü teâlânın beğendiği şeylerdir. Bunları yapan müslüman sevaba kavuşur. Allahü teâlânın beğendiği şeylerin hiçbirini yapmayan kimse elbette büyük zarara uğrar. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Beni [taatle] zikredin ki ben de sizi [rahmetle] zikredeyim) [Bekara 152] Hadis-i şerifte de buyuruluyor ki: (Allahü teâlâ taatten gafil olan kimseyi sevmez.) [Deylemi] |
|
|
|
|
|
#57 (permalink) |
![]() |
Emali kasidesiSual: Emali kasidesini çok övüyorlar. Bu kaside hakkında bilgi verir misiniz?
CEVAP Büyük İslam âlimlerinden Siraciyye fetva kitabının sahibi Ali Uşi hazretlerinin yazdığı Emali kasidesinde Ehl-i sünnet itikadı manzum olarak çok güzel anlatılmıştır. Orijinal aslı şahane bir manzumedir. Bu eserde özetle deniyor ki:Allahü teâlâ ezeli ve ebedidir. Hayır da şerri de yaratan odur. Fakat O şerre razı değildir. Allah’ın sıfatları zatının aynı da gayrı da değildir. Bütün sıfatları da ezeli ve ebedidir. O hiçbir şeye benzemez.Her şeyi yoktan yaratan Allahü teâlâ Arşı da yaratmıştır fakat oraya yerleşmiş denilemez. Çünkü Arşı yaratmadan önce de var idi. Mekandan ve zamandan münezzehtir.Mukallidin imanı muteberdir. [Ana babasını hocalarını taklit ederek doğru itikada kavuşan kimsenin imanı sahihtir. Ancak inceleyip araştırmadığı için yani fen bilgilerini kısaca öğrenip Allahü teâlânın varlığını düşünmediği için günah işlemiştir. Fen bilgisini öğrenmemiş bir kimse ana babadan kitaptan öğrenerek iman ettiği düşünerek kabul ettiği aklını kullanarak inandığı için istidlali terk etmiş sayılmaz diyen âlimler de vardır.]Kuran-ı kerim kelam-ı ilahidir mahluk [yaratık] değildir.Cennette nimetler Cehennemde azap vardır. Cennet ve Cehennem hiç yok olmaz.Müminler Cennette iken hiçbir şeye benzemeden Allahü teâlâyı görünce başka nimetleri unuturlar. Allahü teâlâya en faydalı olanı yaratması farz [mecbur] değildir. Peygamberlere ve meleklere [ve Amentü’deki diğer esaslara] inanmak farzdır. Hazret-i Muhammed aleyhisselam son peygamberdir dini kıyamete kadar bâkidir miracı da haktır. Bütün peygamberler peygamberlikten önce de sonra da günah işlemezler. Kadınlardan peygamber gelmemiştir. Hazret-i İsa gelecek Deccalı öldürecektir.Evliyanın kerameti haktır. Ebu Bekr-i Sıddık bütün eshab-ı kiramdan üstündür.Akıl baliğ olanın Allah’ı bilmemesi özür olmaz. Kâfirin son nefesteki imanı makbul değildir. İbadetler ameller imanın parçası değildir. [Yani farzı yapmayana kâfir oldu denmez.] Katillik gasp zina gibi büyük günah işleyen müslümana kâfir oldu denilmez. Bir müddet sonra dinden çıkmayı niyet eden o anda dinden çıkıp kâfir olur.Elfaz-ı küfürden bir sözü anlamını kabul etmese de söyleyen kâfir olur. [Yani şaka olarak veya güldürmek için söylese yine küfür olur. Mesela ben peygamberim dese küfür olur.] Sarhoş iken elfaz-ı küfrü söyleyene kâfir dememelidir.Helal da haram da rızktır. Kabir suali ve kabir azabı haktır. Affa ve şefaate kavuşanlardan başka bütün günahkârlar günahlarının cezalarını çekeceklerdir.Müminlerin Cennete girmesi Allah’ın fazlındandır. Çünkü kimse ameliyle Cenneti hak edemez.İnsanlar dirilince hesaba çekileceklerdir. Kıyamet günü amellerin tartılması ve sırattan geçmek haktır. Bu dünya sonradan yaratılmıştır. Duaların etkisi vardır. Dağlar kadar büyük günahı olanlar da az veya çok şefaate kavuşacaktır.Cennet de Cehennem de şu anda mevcuttur. İman ehli günahların cezası olarak ebediyen Cehennemde kalmayacaktır. [Cehennemde ebedi kalmak kâfirlere mahsustur.] |
|
|
|
|
|
#58 (permalink) |
![]() |
32 ve 54 farzSual: 32 farz nelerdir? CEVAP Her müslümanın otuz iki farzı bilmesi lazımdır. 32 farz şunlardır:İmanın şartı: Altı (6) İslamın şartı: Beş (5) Namazın farzı: Oniki (12) Abdestin farzı: Dört (4) Guslün farzı: Üç (3) Teyemmümün farzı: İki (2) Teyemmümün farzına üç diyenler de vardır. Bu zaman hepsi 33 farz olur.İmanın şartları (6) 1- Allahü teâlânın varlığına ve birliğine inanmak. 2- Meleklerine inanmak. 3- Allahü teâlânın indirdiği Kitaplarına inanmak. 4- Allahü teâlânın Peygamberlerine inanmak. 5- Ahiret gününe inanmak. 6- Kadere yani hayır ve şerlerin (iyilik ve kötülüklerin) Allahü teâlâdan olduğuna inanmak.İslamın şartları (5) 7- Kelime-i şehadet getirmek. 8- Her gün beş kere vakti gelince namaz kılmak. 9- Malın zekatını vermek. 10- Ramazan ayında her gün oruç tutmak. 11- Gücü yetenin ömründe bir kere hac etmesidir. Namazın farzları (12) A- Dışındaki farzları yedidir. Bunlara şartları da denir. 12- Hadesten taharet. 13- Necasetten taharet. 14- Setr-i avret. 15- İstikbal-i Kıble. 16- Vakit. 17- Niyet. 18- İftitah veya Tahrime tekbiri. B- İçindeki farzları beştir. Bunlara rükün denir. 19- Kıyam. 20- Kıraat. 21- Rüku. 22- Secde. 23- Ka’de-i ahire. Abdestin farzları (4) 24- Abdest alırken yüzü yıkamak. 25- Elleri dirsekleri ile birlikte yıkamak. 26- Başın dörtte birini mesh etmek. 27- Ayakları topukları ile birlikte yıkamak. Guslün farzları (3) 28- Ağzı yıkamak. 29- Burnu yıkamak. 30- Bütün bedeni yıkamak. Teyemmümün farzları (2) 31- Niyet etmek. 32- İki elin içini temiz toprağa sürüp yüzün tamamını mesh etmek.Tekrar elleri temiz toprağa vurup önce sağ ve sonra sol kolu mesh etmek.Teyemmümün farzı üçtür diyenlere göre bu son ikisi iki ayrı farz olarak söylenir.Sual: 54 farz hangileridir? CEVAP İslam âlimleri her müslümanın öğrenmesi inanması ve tâbi olması lazım olan farzlardan elli dört adedini seçmişlerdir. 54 farz şunlardır:1- Allahü teâlâyı bir bilip Onu hiç unutmamak. [Yani her şeyi İslamiyet’e uygun yapmaya çalışmak.]2- Helalinden yiyip içmek. 3- Abdest almak. 4- Her gün vakti gelince Beş vakit namaz kılmak.5- Hayzdan nifastan ve cünüplükten gusletmek.6- Kişinin rızkına Allahü teâlânın kefil olduğuna inanmak.7- Helalinden temiz elbise giymek. 8- Hakka tevekkül ederek çalışmak. 9- Kanaat etmek. 10- Nimetleri için Allahü teâlâya şükretmek [nimetlerini emrolunan yerlerde kullanmak].11- Kaza ve kadere razı olmak. 12- Belalara sabretmek [isyan etmemek]. 13- Günahlardan tevbe etmek. 14- İhlasla ibadet etmek. 15- İslam düşmanlarını düşman bilmek. 16- Kur'an-ı kerimi dört delilden biri bilmek. 17- Ölüme hazırlanmak yani farzları yapıp haramlardan kaçarak imanla ölmeye çalışmak. 18- Allahü teâlânın sevdiğini sevip sevmediğini sevmemek ve bundan kaçmak. [Buna Hubb-i fillah ve buğd-i fillah denir.]19- Ana babaya iyilik etmek. 20- Gücü yetenlerin imkanı nispetinde dinin emirlerini yaymaya çalışması. 21- Mahrem olan salih akrabayı ziyaret etmek. 22- Emanete hıyanet etmemek. 23- Daima Allah’tan korkarak haramlardan sakınmak.24- Allah’a ve Resulüne itaat etmek. [Yani her şeyi İslamiyet’e uygun yapmak] 25- Günahtan kaçıp ibadet ile meşgul olmak.26- Hükümdara karşı gelmemek. 27- Âleme ibretle bakmak. 28- Allahü teâlânın varlığını tefekkür etmek. 29- Dilini haram fuhuş olan sözlerden korumak.30- Kalbini dünyanın faydasız şeylerinden zararlı istek |