Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Yaşam ve Eğlence > İslam ve Din Bölümü
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

İslam ve Din Bölümü Dinimiz ve Diğer Dinler Hakkındaki Bilgiler...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 18-04-2008, 10:33   #41 (permalink)
 
★ λ®ES ★ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Doğru İman Bilgileri

 
Hubb-i fillah ve buğd-i fillahSual: Hubb-i fillah buğd-i fillah ne demektir?
CEVAP
Sevdiklerini sırf Allah rızası için sevmek düşmanlık ettiklerine de sırf Allah rızası için düşmanlık etmek demektir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(İbadetlerin en kıymetlisi Allah için sevmek ve Allah için düşmanlıktır.) [Ebu Davud]

(Üç şey imanın tadını artırır: Allah ve Resulünü her şeyden çok sevmek kendisini sevmeyen Müslümanı Allah rızası için sevmek ve Allah’ın düşmanlarını sevmemek.)
[Taberani]

(İnsan dünyada kimi seviyorsa ahirette onun yanında olacaktır.)
[Buhari]

(Cebrail aleyhisselam gibi ibadet etseniz müminleri Allah için sevmedikçe ve kâfirleri Allah için kötü bilmedikçe hiçbir ibadetiniz hayrat ve hasenatınız kabul olmaz!)
[Ey Oğul İlm.]

Allahü teâlâ Hazret-i Musa’ya sordu:
- Ya Musa benim için ne işledin?
- Ya Rabbi senin için namaz kıldım oruç tuttum zekât verdim zikrettim.

- Ya Musa kıldığın namazlar seni Cennete kavuşturacak yoldur kulluk vazifendir. Oruçların seni Cehennemden korur. Verdiğin zekâtlar kıyamette sana gölgelik olur. Zikirlerin de o günün karanlığında sana ışıktır. Bunların faydası sanadır. Benim için ne yaptın?

- Ya Rabbi senin için ne yapmak gerekirdi?
- Sırf benim için dostlarımı sevip düşmanlarıma düşmanlık ettin mi?

Musa aleyhisselam Allahü teâlâyı sevmenin Onun için olan en kıymetli amelin Hubb-i fillah ve Buğd-i fillah olduğunu anladı. (Mektubat-ı Masumiyye)

Cenab-ı Hak Hazret-i İsa’ya da vahyetti ki:
(Eğer yerlerde ve göklerde bulunan bütün mahlûkların ibadetlerini yapsan dostlarımı sevmedikçe ve düşmanlarıma düşmanlık etmedikçe hiç faydası olmaz.) [K. Saadet]

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Muhammed aleyhisselama uymak için Onu tam ve kusursuz sevmek lazımdır. Tam ve olgun sevginin alameti de onun düşmanlarını düşman bilip sevmemektir. Sevgiye müdahene [gevşeklik] sığmaz. İki zıt şeyin sevgisi bir kalbde bir arada yerleşemez. Cem-i zıddeyn muhaldir. Yani iki zıddan birini sevmek diğerine düşmanlığı gerektirir. (1/165)

Doğru imanın alameti kâfirleri düşman bilip onlara mahsus olan ve kâfirlik alameti olan şeyleri yapmamaktır. Çünkü İslam ile küfür birbirinin aksidir. Bunlardan birisine kıymet vermek diğerine hakaret ve kötülemek olur. Allahü teâlâ habibi olan Muhammed aleyhisselama İslam düşmanları ile savaşmayı ve onlara sertlik göstermeyi emrediyor. Allahü teâlâ kâfirlerin kendi düşmanı ve Peygamberinin düşmanı olduklarını bildiriyor. Allah’ın düşmanlarını sevmek ve onlarla kaynaşmak insanı Allah’a düşman olmaya sürükler. Bir kimse kendini Müslüman zanneder Kelime-i tevhidi söyleyip inanıyorum der. Namaz kılar ve ibadet yapar. Halbuki bilmez ki böyle [Allah’ın dostlarını sevmemek veya Allah’ın düşmanlarını “şu iyilikleri de var” diye sevmek] gibi çirkin hareketleri onun imanını temelinden götürür. (1/163)

Muhammed Masum hazretleri buyurdu ki:
Sevgi sevgilinin dostlarını sevmeyi düşmanlarına düşmanlık etmeyi gerektirir. Bu sevgi ve düşmanlık âşıkların elinde ve iradesinde değildir. Seviyorum diyen bir kimse sevgilisinin düşmanlarından uzaklaşmadıkça sözünün eri sayılmaz. Buna yalancı denir. Sevgi sevgilinin her şeyini sevmeyi gerektirir. Büyükler (Sevdiğin zatı inciten kimseye gücenmez isen köpek senden daha iyidir) demişlerdir. Allahü teâlânın düşmanlarını sevmek insanı Allah’tan uzaklaştırır. Onun düşmanlarından uzaklaşmadıkça sevgiliye dost olunmaz. Kâfirleri sevmemek Kur’an-ı kerimde açıkça emredilmiştir. Kur’an-ı kerime uymamız farzdır. (1/29)

Kâfirleri sevmeyi haram eden âyet-i kerimelerden birkaçının meali şöyle:

(Allah’a ve kıyamet gününe iman edenler; babaları kardeşleri ve akrabası olsa da Allah’ın ve Resulünün düşmanlarını sevmez.) [Mücadele 22]

(Kâfirleri dost edinen Allah’ın dostluğunu bırakmış olur.)
[Âl-i İmran 28]

(Ey iman edenler Yahudileri de Hıristiyanları da dost edinmeyin! Onlar
[İslam’a olan düşmanlıklarında] birbirinin dostudur. Onları dost edinen de onlardan [kâfir] olur. Allahü teâlâ [kâfirleri dost edinip kendine] zulmedenlere hidayet etmez.) [Maide 51]

(Ey iman edenler benim ve sizin düşmanınız olanları dost edinmeyin onları sevmeyin!)
[Mümtehine 1]
Allahü teâlâ Eshab-ı kiramı (Kâfirlere gadab ederler birbirlerine merhametlidirler) diye övmektedir. (Feth 29)

Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:

(Allahü teâlâyı sevmeyen ve Onun düşmanlarını düşman bilmeyen hakiki iman etmiş olmaz. Müminleri Allah için seven ve kâfirleri düşman bilen Allah’ın sevgisine kavuşur.) [İ.Ahmed]

(Allahü teâlânın dostunu seven düşmanına buğzedenin imanı kâmildir.)
[Ebu Davud]

(İsyan edenlere düşmanlık ederek Allahü teâlâya yaklaşın!) [Deylemi]

(Bir kavmi sevip de onlarla dostluk kuran kıyamette onlarla haşrolur.) [Taberani]

Halife Ömer’e (Hire’li bir hıristiyan var. Çok zeki yazısı da çok güzel bunu kendine kâtip yap) dediler. Kabul etmedi. Aşağıdaki âyet-i kerimeyi okuyup (Mümin olmayan birini dost edinemem) dedi

Ebu Musel Eşari hazretleri anlatır: Halife Ömer’e dedim ki:
- Hıristiyan katibim çok işe yarıyor.
- Niçin bir Müslüman katip kullanmıyorsun? (Ey müminler! Yahudi ve hıristiyanları sevmeyin) âyetini işitmedin mi?
- Dini onun katipliği benim.
- Allahü teâlânın hakir ettiğine ikram etme! Onun zelil ettiğini aziz eyleme! Allah’ın uzaklaştırdığına yaklaşma!
- Basra’yı onunla idare edebiliyorum.
- Hıristiyan ölürse ne yapacaksan şimdi onu yap! Hemen onu değiştir!

Kâfirleri sevmemek gerekir ise de dinimizin emri gereği onlara eziyet etmek kalblerini incitmek haramdır. Sevmemek ayrı onları üzmek ayrı şeydir. Onlarla ticaret yapılır aldatılmaz kötülük yapılmaz. Herkese olduğu gibi onlara da iyi davranmak lazımdır. Hatta hidayete kavuşmaları Müslüman olmaları için dua da edilir.

Dinimizde ırk üstünlüğü yoktur. Bir hadis-i şerifte (İnsanlar [insan olarak] bir tarağın dişleri gibi eşittir) buyurulmuştur. (İbni Lâl)

Bunun için kâfir de olsa bir kimseden kendini üstün görmek caiz değildir. Çünkü kâfir Müslüman olup ebedi saadete kavuşabilir Müslüman da Allah korusun küfre düşüp Cehennemlik olabilir.
★ λ®ES ★ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 18-04-2008, 10:33   #42 (permalink)
 
★ λ®ES ★ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Doğru İman Bilgileri

 
Kişi sevdiği ile beraber olur
Sual:
Ahirette kişi sevdikleri ile beraber olacağına göre bir kimse hem Cennete gidecek iyileri hem de Cehenneme gidecek kötüleri severse nereye gider?
CEVAP
İyi ile kötüyü sevmek temiz ile pisliği karıştırmak demektir. Karışım pis olur. Bir kimse hem Peygamber efendimizi hem de Ebu Cehil'in itikadını sevse Cehenneme gider.

(Allah ve Resulünü seviyorum) diyen bir zata Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Kıyamette sevdiklerinle beraber olursun.) [Müslim]

Âlimler (Kişi sevdiği ile beraber olur) hadis-i şerifini şöyle açıklıyor:

Bir kimse salih bir mümini sever onun gibi itikada sahip olup onun gibi amel işlemeye gayret eder Allah dostlarını dost Allah düşmanlarını da düşman bilirse ahirette sevdiği kimse ile birlikte Cennette olur.

Bir kimse de hem Müslümanları hem de gayrimüslimleri sever gayrimüslimlerin itikadlarını beğenirse gayrimüslimlerle birlikte Cehenneme gider. (Kişi sevdiği ile birlikte olur) demek sevdiği kimsenin derecesine kavuşur demek değildir. Fakat iyileri sevdiği için Cennette onlarla birlikte olur. Herkes imanının parlaklığına kuvvetine göre farklı derecelerde bulunur. (Mektubat-ı Rabbani Hadika)

Ahirette iyilerle beraber olabilmek için dünyada da onlarla beraber olmak onları sevmek onların yolundan gitmek gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Arşın etrafında nurdan kürsülerde nur gibi parlayan zatlar bulunur. Peygamberler ve şehidler bunlara imrenir. Bunlar Allah için birbirini seven Allah için buluşan Allah için birbirini ziyaret edenlerdir.) [Nesai]

(Allahü teâlâ buyurur ki: Benim için birbirini ziyaret eden sevgimi kazanır. Benim için birbirini seven sevgime mazhar olur. Benim için veren sevgimi hak eder. Benim için birbirine yardım eden muhabbetimi kazanır.)
[Hakim]

(Allahü teâlâ kıyamette buyurur ki: Benim azametim için birbirini sevenleri hiçbir himayenin bulunmadığı bugün rahmetim altında himaye ederim.)
[Müslim]

(Allah için dost olan kimseyi Allahü teâlâ Cennette hiçbir ameli ile ulaşamayacağı yüksek dereceye yükseltir.)
[İ.E.Dünya]

(Birbirini Allah için seven iki kişinin Allah katında en kıymetlisi arkadaşını daha çok sevendir.)
[Hakim]
İsa aleyhisselam (Allah düşmanlarına buğzederek Allahü teâlânın sevgisini kazanın! Onlardan uzaklaşarak Allah’a yaklaşın! Onlara kızarak Allah’ın sevgisini arayın! Gördüğünüz zaman Allahü teâlâyı hatırlatan sözü ile iyiliklerinizi artıran ve sizi iyiliğe teşvik edenlerle arkadaşlık ediniz!) buyurdu.

Allahü teâlâ Musa aleyhisselama: (Herhangi bir arkadaşın seni benim sevgime teşvik etmezse o senin düşmanındır) buyurdu. Davud aleyhisselama da (Kendine dost ara! Beni sevmekte sana uymayanlarla arkadaşlık etme! Çünkü onlar senin düşmanındır kalbini karartır ve seni benden uzaklaştırmaya çalışır) buyurdu.) [İ. Gazali]

(Allahü teâlâ "Benim için birbirini seven benim için toplanıp dağılan benim için birbirini ziyaret eden benim için birbirine yedirip içiren kimseleri severim" buyurdu.)
[İ.Malik]

(Kıyamette Arşın gölgesinde bulunacak yedi sınıf kimseden birisi de Allah için birbirini seven Allah için toplanıp Allah için dağılan kimselerdir.)
[Buhari]
★ λ®ES ★ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 18-04-2008, 10:33   #43 (permalink)
 
★ λ®ES ★ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Doğru İman Bilgileri

 
Böyle Allah sevgisi olur mu?
Sual:
Bazıları hem Allah’ı seviyoruz diyorlar hem de Allah’a inanmayanlarla dostluk kurup onlarla birlikte olmaktan rahatsız olmuyorlar. Böyle Allah sevgisi olur mu?
CEVAP
Kur'an-ı kerim ve hadis-i şerifler Allahü teâlânın kâfirlere düşman olduğunu açıkça bildiriyor. Onun düşmanlarını seven Onu sevmiş olur mu? Kâfirler Allahü teâlânın düşmanı olmasalardı (Buğd-i fillah) vacip olmazdı. İnsanı Allahü teâlânın rızasına kavuşturacakların en üstünü olmaz ve imanın kemaline sebep olmazdı.
Sevenin sevgilinin sevdiklerini sevmesi ve sevmediklerini sevmemesi gerekir. Bu sevgi ve düşmanlık insanın elinde değildir. Sevginin icabıdır. Burada diğer işlerde gereken iradeye ve kesbe ihtiyaç yoktur. Kendiliğinden hâsıl olur. Dostun dostları insana sevimli görünür. Düşmanları çok çirkin görünür. Bir kimse birisini seviyorum derse onun düşmanlarından uzaklaşmadıkça sözüne inanılmaz. Ona münafık denir. Şeyhül-islâm Abdullah-ı Ensari diyor ki: (Ben Ebul-Hasen Semunu sevmiyorum. Çünkü üstadım Hıdri’yi üzmüştü. Bir kimse hocanı üzer sen de ondan üzülmezsen köpekten aşağı olursun.)

Allahü teâlâ Mümtehine suresinin dördüncü âyetinde mealen (İbrahim’in ve Onunla beraber olan müminlerin sözlerinden ibret alınız! Onlar kâfirlere dediler ki biz sizden ve putlarınızdan uzağız. Dininizi beğenmiyoruz. Allahü teâlâya inanıncaya kadar aramızda düşmanlık vardır) buyurdu. Bundan sonraki âyet-i kerimede mealen (Bu sözlerinde sizin için ve Allahü teâlânın rızasını ve ahiret gününün nimetlerini isteyenler için ibret vardır) buyurdu.

Buradan anlaşılıyor ki Allahü teâlânın rızasını kazanmak isteyenlere bu teberri [uzaklaşmak] gerekir. Allahü teâlâ mealen buyuruyor ki (Kâfirleri sevmek Allahü teâlâyı sevmemektir. İki zıt şey birlikte sevilemez.) Bir kimse seviyorum dese fakat Onun düşmanlarından teberri etmese bu sözüne inanılmaz. Al-i İmran suresinin 28. âyetinde mealen (Kâfirleri sevenleri Allahü teâlâ azabı ile korkutuyor) buyurdu. Bu büyük tehdit çirkinliğin çok büyük olduğunu gösteriyor. (Mektubat-ı Masumiyye c.3 m.55)

İmanın sahih ve muteber olması için gerekli şartlardan bazıları:
1- Havf ve reca arasında olmak: Yani Allah’ın azabından korkup rahmetinden ümit kesmemek.
2- Can boğaza gelmeden ve güneş batıdan doğmadan önce iman etmek.
3- Küfür alameti kullanmamak ve küfrü gerektiren söz söylememek.
4- Sevgi ve buğzu yalnız Allah için olmak. Kâfirleri dost edinmek küfürdür.
5- Ehl-i sünnet vel cemaate uygun itikad etmek. (R. Nasıhin)
★ λ®ES ★ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 18-04-2008, 10:33   #44 (permalink)
 
★ λ®ES ★ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Doğru İman Bilgileri

 
Sual: S. Ebediyye’de (Müslümanları sevmek kâfirleri sevmemek imanın şartıdır) deniyor. İmanın altı şartı arasında böyle bir şart var mı?
CEVAP
İmanın şartlarından ilki Allah’a imandır. İman etmek için sadece Allah var demek yetmez Allah’ı sevmek de şarttır. Bu sevginin şartı da Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir. Yani Müslümanları Müslüman oldukları için sevmek ve kâfirleri de kâfir oldukları için sevmemektir. Demek ki imanın altı şartının içinde Allahı sevmek onun sevdiklerini sevmek onun düşmanlarını sevmemek de vardır. Bir âyet-i kerime meali:
(Allah’a ve kıyamet gününe iman edenler; babaları kardeşleri ve akrabası olsa da Allah’ın ve Resulünün düşmanlarını sevmez.) [Mücadele 22]

Birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:
(İmanın esası ve en kuvvetli alameti hubb-i fillah buğd-i fillah yani Allah için sevgi Allah için buğzdur.) [Ebu Davud İ. Ahmed Taberani]

(Allah’ın düşmanlarını düşman bilmeyen hakiki iman etmiş olmaz. Müminleri Allah için seven ve kâfirleri düşman bilen Allah’ın sevgisine kavuşur.)
[İ. Ahmed]

(Din Allah için sevmek ve Allah için buğz etmektir.)
[Ebu Nuaym Hâkim]

(Üç şey imanın lezzetini artırır:
1- Allah ve Resulünü her şeyden çok sevmek
2- Kendisini sevmeyen Müslümanı Allah rızası için sevmek
3- Kâfirleri
[onlar kendisini sevseler de] sevmemektir.) [Taberani
★ λ®ES ★ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 18-04-2008, 10:33   #45 (permalink)
 
★ λ®ES ★ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Doğru İman Bilgileri

 
Sual: Bir âlime (Hocandan ne öğrendin?) diye soruyorlar. O da (Hubb-i fillah buğd-i fillah yani kimler sevilir kimler sevilmez onu öğrendim) diyor. Bu o kadar önemli bir husus mudur?
CEVAP
Çok önemli bir husustur. İmanın da ibadetlerin de esası temeli bu husustur. Elli dört farzdan birisi de budur. Hubb-i fillah Allah için sevmek Allah için dost olmak buğd-i fillah Allah için buğzetmek dargın durmak sevmemek demektir. Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçının meali:

(Allah için seven Allah için düşmanlık edenin imanı kâmildir.)
[Ebu Davud Tirmizi]

(İmanın temeli Müslümanları yani Allah’ın dostlarını sevmek ve kâfirleri yani Allah’ın düşmanlarını din düşmanlarını sevmemektir.)
[İ.Ahmed]

İbadeti takvası ihlâsı çok olan Müslümanı az olandan daha çok sevmek gerekir. Sevmek demek onların yolunda bulunmak demektir. İsyanı daha çok olan küfrü ve fuhşu yayan kâfirleri daha çok sevmemek gerekir. Allah için düşmanlık edilmesi gerekenlerin başında insanın kendi nefsi gelir.
★ λ®ES ★ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 18-04-2008, 10:34   #46 (permalink)
 
★ λ®ES ★ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Doğru İman Bilgileri

 
İman ve İslam farklı mıdır?Sual: Ehl-i sünnet âlimleri imanı ve İslam’ı nasıl tarif etmiştir?
CEVAP
Ehl-i sünnet âlimleri Peygamber efendimizin bildirdiği tarifi aynen aktarıyor. İman Amentü’de bildirilen altı esasa inanmaktır. Amentü olarak bildirilen hadis-i şerifin meali şöyledir:
(İman; Allah’a meleklere kitaplara peygamberlere ahiret gününe [yani Kıyamete Cennete Cehenneme hesaba mizana] kadere hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna ölüme öldükten sonra dirilmeye inanmaktır. Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet etmektir.) [Buhari Müslim Nesai]

Meşhur Cibril hadisi de imanın ve İslam’ın şartlarını açıklıyor:

Hazret-i Ömer anlatır:
Bir gün Resulullahın yanında oturuyorduk. Tanımadığımız bir adam gelip sordu:
- İslam ne demektir ya Resulallah?
- Kelime-i şehadet söylemek her gün beş vakit namaz kılmak Ramazan ayında oruç tutmak zekat vermek ve gücü yeterse Hacca gitmek.

- Doğru söyledin. İman ne demektir? [Biz bu kimsenin hem sorup hem de doğru diye tasdik etmesine hayret ettik.]
- İman Allah’a ve Meleklere ve Kitaplara ve Peygamberlere ve kıyamet gününe ve hayrın şerrin Allah’ın takdiri ile olduğuna inanmaktır.

- Doğru söyledin. İhsan ne demektir?
- Allahü teâlâya Onu görür gibi ibadet etmendir. Sen Onu görmüyor isen de O seni hep görmektedir.

- Kıyamet günü ne zaman olacaktır?
- Bunu kendisinden sorulan sorandan daha iyi bilmez.

Kıyametin alametlerini sordu. Resulullah da bildirdi. O kimse gittikten sonra Resulullah bize dönerek (Bunları sorup giden Cebrail aleyhisselam idi. Size dininizi bildirmek için gelmişti) buyurdu. (Müslim Nesai Ebu Davud Tirmizi)

Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Bazısı hayrın anahtarı şerrin kilididir. Bazısı da şerrin anahtarı hayrın kilididir. Allah’ın hayrın anahtarını verdiği kimselere müjdeler olsun şerrin anahtarlarını verdiği kimselere de yazıklar olsun.) [İbni Mace Ebu Davud Taberani İbni Hibban]

Bu hadis-i şerif de gösteriyor ki hayır da şer de Allah’tandır. Şu âyet-i kerime de hayrın ve şerrin Allah’tan olduğunu bildirmektedir:
(Eğer Allah insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de acele verseydi elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Fakat bize kavuşmayı ummayanları [ahireti dirilmeyi inkâr edenleri] biz azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.) [Yunus 11]

Hayrı da şerri de yaratan Allah’tır. Kul hayır veya şer ister Allah da kabul ederse kul irade-i cüziyyesi ile onu işler. Allah izin vermezse kul hayrı da şerri de işleyemez. Onun için Peygamberimiz (Hayır da şer de Allah’tandır) buyurmuştur. Yoksa kimseye zorla hayır veya şer işletmez. Öyle olsa şer işleyen kimse “falancaya hayır işlettin bana niye şer işlettin” der. Cebriye fırkası hayrı da şerri de Allah zorla işletir der Mu¤¤¤ile ise hayra da şerre de Allah karışmaz ikisini de kul yaratır der. Bunun ikisi de yanlıştır.
★ λ®ES ★ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 18-04-2008, 10:34   #47 (permalink)
 
★ λ®ES ★ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Doğru İman Bilgileri

 
Sual: İman-İslam Mümin-Müslüman aynı mıdır ayrı mıdır?
CEVAP
İman sözlükte bir kimseyi tam doğru sözlü bilmek ona inanmak korkusuz olmak demektir. İslam ise teslim olmak ve kurtulmak demektir. Istılahta yani deyim olarak farklıdır.

İman Amentü’de bildirilen altı esasa inanmak ve Allahü teâlâ tarafından bildirilen emir ve yasakların tamamını kabul etmek beğenmek ve inandığını dil ile de söylemek demektir.

Dinimizdeki hükümlerin tamamına İman ve İslam denir. Hepsi kısaltılarak Amentü’de altı madde haline getirilmiştir. Amentü’de bildirilenlere inanana Mümin veya Müslüman denir. İman ve İslam birdir.

İman sadece inanmak İslam da uygulamak olsa idi İslam’ın şartı beş değil dört olurdu. Birinci şart kelime-i şehadet getirmek yani inanmak ötekiler ise ameldir. Hepsine birden İslam’ın şartı deniyor. İman edip de diğer dört şartı da yapana Müslüman deniyor.

Amel edilecek yani kalb ile ve beden ile yapılacak ve sakınılacak şeylere İslamiyet denir. İman kalb ile olur. İslam kalb ve lisan ile birlikte olur. İman kalbe mahsustur. İslam ise kalbin lisanın ve bedenin umumuna şamildir. Kalbdeki iman ile kalbdeki İslam birbirlerinin aynıdır.

İman muma benzer Ahkam-ı İslamiye mum etrafındaki fener gibidir. Mum ile birlikte fener de İslamiyet’tir. İmansız İslam olamaz. İslam olmayınca iman da yoktur.

İman eden Allahü teâlânın emirlerine teslim olur yani Müslüman olur. Kısacası her mümin Müslümandır; her Müslüman mümindir. İman ve amel bilgilerine İslamiyet denir.
★ λ®ES ★ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 18-04-2008, 10:34   #48 (permalink)
 
★ λ®ES ★ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Doğru İman Bilgileri

 
Sual: Hucurat suresinde (Bedeviler “İnandık” dediler. De ki: Siz iman etmediniz fakat “İslam olduk” deyin) deniyor. İman ile İslam yani Müslüman ile mümin farklı mıdır?
CEVAP
Kelime olarak farklı ise de mana olarak farklı değildir. Bu meal açıklanmazsa iman ve İslam'ın ayrı olduğu zannedilir. İslam olmak terim olarak değil de kelime anlamı itibariyle teslim olmak boyun eğmek anlaşmayı kabul etmek demektir. İslam kelimesinin manası bilinirse mesele kalmaz.

Bu âyet-i kerimede ganimet hevesi ile Müslüman görünen bazı Bedeviler sadaka almak için (Biz iman ettik) dedikleri zaman onlara (Hayır siz iman etmediniz kalben tasdik etmediniz kılıç korkusundan ve İslam nimetinden faydalanmak için Müslüman göründünüz. İman ettik demeyin size teslim olduk boyun eğdik deyin) denmiştir.

Tefsir kitaplarında bildiriliyor ki:
Âyet-i kerime Esed bin Huzeyme oğullarından bedevi olan Araplar hakkında inmiştir. Bunlar Resulullahın huzuruna bir kıtlık yılında gelmiş ve zahiren şehadet kelimelerini getirmişti. Ancak inanmış değillerdi. Medine yollarını pisliklerle berbat etmiş fiyatların yükselmesine sebep olmuşlardı. Resulullaha (Biz sana yüklerimizle ailelerimizle birlikte geldik. Başkaları seninle çarpıştığı gibi biz de seninle savaşmadık. Bunun için bize zekât mallarından bir şeyler ver) demeye ve Peygamber efendimize minnet etmeye başlamışlardı. Allahü teâlâ da onlar hakkında bu âyet-i kerimeyi indirdi.

Allahü teâlânın (Fakat teslim olduk deyin) buyurması biz (Öldürülmek ve çoluk çocuğumuz esir alınmak korkusuyla teslimiyet gösterdik deyin) demektir. İşte bu münafıkların vasfıdır. Çünkü onlar kalb ile tasdik etmeden inanmış görünmekle ölüm ve esaretten kurtuldular. İmanın gerçeği kalb ile tasdiktir. Müslüman olduk demek Peygamberin getirdiklerini zahiren kabul etmektir. Bu da dünyada kişinin kanını dökülmekten kurtarır. (Kurtubi)
★ λ®ES ★ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 18-04-2008, 10:34   #49 (permalink)
 
★ λ®ES ★ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Doğru İman Bilgileri

 
Sual: Hıristiyanlarla iman birliğimiz var diyen bir yazar şunları yazıyor:
“Bir Alman Müslüman bana (Sizler hep İslam’ı anlatıyorsunuz. Halbuki insanların ihtiyacı İslam’a değil imanadır) dedi. Bir hoca da vaazında (Yeryüzü bir kitaptır. Bitkiler varlıklar da bu kitabın harfleridir satırlarıdırlar. Bu kitabı iyi okuyan imanı öğrenir. Kâinatın bir yaratıcısı olduğunu anlar. Bitkiler çamur yer bize meyve verir. Hayvanlar ot yer bize et verir süt verir. Bunların bir yaratıcısı oluğunu düşünmek imandır) dedi. Bu hoca gibi kimse imanı anlatmıyor herkes imanı değil hep İslam’ı anlatıyor. Kaybımız da buradan oluyor.”
Şimdi soruyorum: İslam’ı anlatmak kayıp mıdır? İnsanların İslam’a ihtiyacı yok demek küfür değil midir? İman İslam’dan farklı mıdır?
CEVAP
Sadece Allah’ın varlığını anlatmak iman değildir. Bir Yahudi de bir Hıristiyan da Allah’ın varlığına inanır. Çünkü kâinattaki her şey bütün fen ilimleri Allah’ın varlığını göstermektedir. İnsan aklı ile bir yaratıcının olduğunu bilebilir. Ama Allah’a nasıl iman edileceğini nasıl ibadet edileceğini bilemez. Bunun için İslamsız iman olmaz. İman Amentü’de bildirilmiştir. Amentü’deki altı esastan biri eksik olursa o iman olmaz. Sadece kâinat kitabını okumakla iman edilmiş olmaz. İmanın altı esasını anlatmak da yetmez. Elde edilen iman muhafaza edilmezse imanı anlatmanın ne önemi var?

İmanı muhafaza edebilmek için iki şey lazımdır:
1- Doğru imana yani Ehl-i sünnet itikadına sahip olmak.
2- Salih amellere sarılmak.

İman muma benzer ibadetler mum etrafındaki fener gibidir. Mum ile birlikte fener de İslamiyet’tir. Olmazsa fener mum çabuk söner. İmansız İslam olmaz İslam olmayınca iman da yoktur. Bunun için Kur’an-ı kerimde (İman edip salih amel işleyenler) ifadeleri geçmektedir. Demek ki imanı muhafaza edebilmek için salih ibadetlere sarılmak şarttır. Bunun için de fıkhı iyi bilmek gerekir. Bilmeden yapılan ibadet boşa gider hem de iman muhafaza edilemez. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Dinin temel direği fıkıh bilgisidir.) [Beyheki]

(Allah indinde en üstün kimse fakihtir.) [M.Zühdiyye] (Fakih = fıkhı bilen)

(İbadetlerin en kıymetlisi fıkhı öğrenmek ve öğretmektir.) [İbni Abdilberr]

(Âlimlerin en hayırlısı fakihlerdir.) [İ.Maverdi]

(Fıkhı bilmeden ibadet eden gece karanlıkta bina yapıp gündüz yıkana benzer.) [Deylemi]

Resulullah efendimiz fıkhı böyle överken