Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Yaşam ve Eğlence > İslam ve Din Bölümü
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

İslam ve Din Bölümü Dinimiz ve Diğer Dinler Hakkındaki Bilgiler...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 11-04-2008, 12:38   #21 (permalink)
 
A R Є S ™¹ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dinimiz ve Diğer Dinler

 
Sual: Kur'anda vesileden bahsediliyor. Vesile nedir?
CEVAP
Allahü teâlâ mealen (Bana yaklaşmak için vesile arayınız) buyuruyor. (Maide 35) Mezhepsizler (Vesile ibadetlerdir. Bir mürşide tâbi olmak ölülere dirilere yalvarmak insanı Allah’a yaklaştırmaz. Aksine uzaklaştırır) diyor.

Ehl-i sünnet âlimleri ise buyuruyor ki:
İbadetler içinde sahih doğru halis olan ibadetler vesile olur. İbadetlerin sahih olması için doğru iman temiz ahlak sahibi olmak ve şartlarına uygun yapmak lazımdır. Mesela namazın sahih olması için abdest almak kullanılan suyun temiz olması namazı vaktinde kılmak ve kıbleye karşı kılmak namazdaki âyetleri tesbihleri ve duaları doğru okumak ve diğer şartları vesileleri bilmek ve yapmak lazımdır. Her ibadetin de böyle şartları vesileleri vardır. Bunlar senelerce çalışarak öğrenilir. Bunlar düşünmekle öğrenilemez. Bunları bilen ve yapan âlimlerden işiterek veya kitaplarını okuyarak öğrenilir.

Fen bilgileri de bilenlerden uzun zamanda öğrenilmektedir. Böyle imanı kalbi temiz doğru din âlimlerine müderris muallim ve mürşid denir. Mürşid demek su üstünde yürüyen havada uçan kaybolan şeyleri bilen okuyup üfleyerek hastalara şifa dağıtan kimse demek değildir. Şeriatı yani kalb ruh ve beden ile yapılan ibadetleri bilen yapan ve başkalarına da öğreten Ehl-i sünnet âlimi demektir. Her müslüman Maide suresindeki emre uymak için böyle bir âlimden veya kitaplarından farz ve nafile ibadetleri öğrenmelidir! (F.Bilgiler)

Her ilim sahibine âlim denir mi?
Her ilim sahibine âlim denmez. Mal ve mevki sahibi olmak için ilim öğrenen ve ilmi ile amel etmeyen İslam âlimi değildir. Buyuruluyor ki:
Âlimler hariç insanlar helak olmuştur. İlmiyle amel edenler hariç âlimler de helak olmuştur. İhlaslı olanlar hariç amel eden âlimler de aldanmıştır. O halde gerçek âlim ilim amel ve ihlas sahibi salih kimsedir.

Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Cahiller ile mücadele etmek ve meşhur olmak için ilim öğrenen Cehenneme gider.) [İbni Mace]

(Allah rızasından başka maksatla ilim öğrenen Cehennemdeki yerine hazırlansın.)
[Tirmizi]

(Dünya için ilim öğrenen mala mevkiye kavuşursa kazancı Cehennem ateşi olur.)
[R.Nasıhin]

(Âlim ilmi az da olsa ilmi ile amel eden kimsedir.)
[Ebuşşeyh]
A R Є S ™¹ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-04-2008, 12:38   #22 (permalink)
 
A R Є S ™¹ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dinimiz ve Diğer Dinler

 
Mürşidi tanımak
Sual:
Herkes birisine mürşid-i kâmil diyor. Bir kimsenin mürşid-i kâmil olduğu nasıl anlaşılır?
CEVAP
Ehl-i sünnet itikadını ve İlmihal bilgilerini iyi bilen hemen anlar. Yani dört hak mezhebi bilip birisine uyan kimse hakkı bâtıldan ayırır. Bilmeyen ayıramaz. İstidracla kerameti karıştırır. Bid'at ehli bir kimse deniz üstünde yürüse havada uçsa da evliya olamaz. İstidrac ile kerameti ayıramayan bunu anlayamaz.

İlmihal okuyan bilir ki mürşid kendi kendine olmaz yerden ot biter gibi bitmez. Bir müslüman kendi kendine evliya olabilir ama asla mürşid olamaz. Mürşidin icazetli bir hocadan icazet alması şarttır. Hocasının da icazetli olması şarttır. Bu silsilenin Peygamber efendimize kadar dayanması da şarttır.
A R Є S ™¹ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-04-2008, 12:39   #23 (permalink)
 
A R Є S ™¹ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dinimiz ve Diğer Dinler

 
En iyi ve en kötü insanlarSual: Din adamlarının yanlışlarını açıklamak doğru mudur?
CEVAP
Peygamberlerin vârisleri olan âlimlere dil uzatan onları âlim oldukları için kötüleyen kimsenin imanı gider. Dinimiz ilme ve âlime büyük önem verir. Bize ilmi bildiren âlimlerdir. Hadis-i şerifte (Âlimler Peygamberlerin vârisleridir) buyuruldu. (Tirmizi)

Ancak bir de İslam âlimi sanılan ve dinimizi içten yıkmaya çalışan dinde reformcular vardır. Bunların ihanetlerini söylemek kötülemek olmaz. Dinin emrine uymak olur. Kötülerin kötülüğünü açıklamak Müslümanları onların zararından korumaya çalışmak farzdır. Daha doğrusu bütün insanları bunların zararından korumaya çalışmalıdır. Çünkü İslamiyet’i doğru duymak doğru öğrenmek insanların hakkıdır. İslamiyet’i yanlış anlatan nakledildiği gibi değil çürük aklına bozuk ilmine iğrenç nefsine göre anlatan kötü din adamları insanların en kötüsüdür. Kur'an-ı kerimde Cuma suresi 5.âyetinde kötü din adamları kitap yüklü merkebe Araf suresi 176. âyetinde ise dilini sarkıtıp soluyan köpeğe benzetilmiştir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Bid'atler yayıldığı sonra gelenler öncekilere lanet ettiği zaman doğruyu bilenler herkese bildirsin! Doğruyu bilip de gücü yettiği halde doğruyu bildirmeyen kimse Allahü teâlânın Muhammed aleyhisselama indirdiği Kur'an-ı kerimi gizlemiş olur.) [İbni Asakir]

Bunların ilme ihanetlerini açıklamak kötülemek olmaz. Böyle kötü din adamları din iman hırsızlarıdır Allah’a giden yolu kesen Rabbine kavuşmak isteyen insanın önünü kesen eşkıyalardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Âlimlerin kötüsü insanların en kötüsüdür.) [Bezzar]

Vaaz etmek ve dini yazı yazmak kitap dergi çıkarmak ancak Allah rızası için olunca mevki mal ve şöhret kazanmak için olmayınca faydalı olur. Bid’at ehli dini dünyaya alet eder dine çok zarar verirler. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hak teâlâ Âdem aleyhisselama bin çeşit sanat öğretip buyurdu ki: Çocukların ve neslin bu sanatlardan biri ile rızkını talep etsin! Sakın ola ki dini geçim vasıtası yapmasın! Din ile dünyayı talep edenlere yazıklar olsun!) [Hakim]

İlmi mala ve mevkie alet etmek uygun değildir. İlmin bunu yasakladığını bildiği halde ilme uymamak büyük vebaldir. Allahü teâlânın kıymet verdiği ve her şeyin en şereflisi olan ilmi mal mevki kapmaya ve başa geçmeye vesile edenlere bu ilim zararlı olur. Halbuki dünyaya düşkün olmak Allahü teâlânın hiç sevmediği bir şeydir. O halde Allahü teâlânın kıymet verdiği ilmi Onun sevmediği yolda harcamak çok çirkindir. İnsanların en alçağı din kisvesi altında dünya menfaati sağlayandır. İlim dini beslemek içindir yoksa dünya nimetlerini yutmak için değil.

Kalbinde Allah korkusu yerine dünya sevgisi bulunan haramlardan sakınmayan âlim olduğunu söylerse şaşılır buna inananlara daha çok şaşılır. İslam âlimleri buyuruyor ki:
Şu iki kişinin çıkardığı fitneyi şeytan bile çıkaramaz: Dünyaya düşkün âlim ve ilimsiz sofu.

Bir insanın etiketi ve çok şey bilmesi ölçü değildir. Doğruyu bilmesi buna inanması ve gereğince amel etmesi önemlidir. İblis de âlim idi. Fakat ilmi ile amel etmedi. Kötü din adamından canavardan yılandan çıyandan kaçar gibi kaçmalıdır.
A R Є S ™¹ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-04-2008, 12:39   #24 (permalink)
 
A R Є S ™¹ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dinimiz ve Diğer Dinler

 
Âlim övünmezSual: Âlim olan kimsenin övünmesi uygun mudur?
CEVAP
Genelde övünmek iyi değildir. Âlimin övünmesi de caiz değildir. Lokman suresi 18. âyet-i kerimesinde mealen (Allah kendini beğenip övüneni sevmez) buyurulmaktadır.

Övünmek büyüklenmenin alametidir. Mümin suresinin 35. âyet-i kerimesinde büyüklenenlerin kalblerinin mühürlendiği bildirilmektedir.

İmam-ı Gazali hazretleri Necm suresinin (Nefsinizi ¤¤¤kiye etmeyiniz) meâlindeki 32. âyet-i kerimesinin tefsirinde (Bir iyilik yapınca bunu ben yaptım deme. Onu bir iyilik sanma! Onu iyilik olarak kabul etmek kendini beğenmektir)buyurdu.

Beydavi tefsirinde İblis'in (Âdem çamurdandır cismanidir. Ben ruhaniyim. Çamur unsurların en aşağısıdır. Ben ise en şerefli olan ateşten yaratıldım)diyerek kibirlendiği bildirilmektedir. Övünmek yasak edilmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ecdadı ile övünen rahmet-i ilahiden uzaktır Cehennem odunudur.) [Tirmizi]

(Allahü teâlâ cahiliyet övünmelerini sizden kaldırdı. Hepiniz Âdem aleyhisselamın evlatlarısınız. Âdem ise topraktan yaratıldı.)
[Ebu Davud]

Övünmek başkasını hakir aşağı görmekten ileri gelir. Halbuki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Din kardeşini hakir görmek kötülük olarak yeter.) [Müslim]

(Allahü teâlâ "mütevazı olun büyüklenmeyin zulmetmeyin" diye bana vahyetti.)
[İbni Mace]

İnsan ilim sahibi olunca kendini büyük görmeye başlar. Halbuki Kur'an-ı kerimde mealen (Her ilim sahibinden üstün bir âlim vardır) buyurulmaktadır.(Yusuf 76)

(Âlimlerin âfeti kendilerini büyük görmeleridir)
hadis-i şerifi ilim sahiplerinden kibirlenenlerin olabileceğini göstermektedir. Övünmek için hiç kimse kendisinin âlim olduğunu söylememelidir! Çünkü hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Âlimim diyen cahildir.) [Taberani]

İlmi yalnız Allah rızasını kazanmak için öğrenmek gerekir. Başka maksatlarla öğrenmek caiz değildir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Âlimlere övünmek cahillerle aklı noksan olanlarla münakaşa etmek onları susturmak insanların teveccühünü kazanmak için ilim öğrenen Cehenneme gider.) [Tirmizi İbni Mace]

(Toplantılarda ilimle üstünlük taslamayın! Böyle yapanın gideceği yer Cehennemdir.)
[İbni Mace]

(Allah rızasından başka maksat için ilim öğrenen veya ilmini dünya menfaatine alet eden Cehennemdeki yerine hazırlansın!)
[Tirmizi]

İlmi böyle maksatlarla öğrenmek caiz olmadığı gibi; Allah rızası için öğrenip de kötü maksatlar için kullanmak da caiz değildir. İlmi ile övünmek de Allah rızasına aykırıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Vallahi bir zaman gelecek insanlar Kur'anı öğrenip okuyacaklar. Sonra "Biz öğrenip okuduk bizden daha iyisi var mı?" diyecekler. İşte onlar Cehennem odunudur.)
[Taberani]

Bu hadis-i şerif ilmi ile övünmenin caiz olmadığını göstermektedir. İlmi ile övünen kimselerle tartışmak asla uygun değildir. İnsanın ömrü kısadır. Münakaşa ile zaman öldürmek asla caiz değildir.

Abdülkuddüs hazretleri buyuruyor ki:
(Vaktin kıymetini bil! Gece gündüz ilim öğrenmeye çalış! İlim öğrenmek ibadet yapmak içindir. Kıyamet günü işten sorulacak çok ilim öğrendin mi diye sorulmayacaktır. İş ve ibadet de ihlas elde etmek içindir.)

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kıyamette herkes şu dört şeyden soruluncaya kadar yerinden ayrılamaz:
1- Ömrünü nerede tükettin?
2- Gençliğini nerede geçirdin?
3- Malını nerede kazandın nereye harcadın?
4- İlmin ile ne amel ettin?)
[Tirmizi]

Bazıları Peygamber efendimizin Ben Peygamberlerin efendisiyim gibi sözlerini övünmek olarak gösteriyorlar. Bu yanlıştır. Böyle demek öğünmek değil gerçeği bildirmektir. (Ben evliyayım) demek öğünmek olur. Fakat (Ben Peygamberim) demek böyle değildir. Gerçeği bildirmek vazifesi olduğu ve vazifesini yapmak mecburiyetinde de olduğu için böyle buyurmuştur. Nitekim imam-ı Rabbani hazretlerinin Müjdeci Mektublar kitabında bildirdiği hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kıyamette önce ve sonra gelenlerin seyyidiyim. Gerçeği bildiriyorum öğünmüyorum.)

(Allahü teâlânın habibi Peygamberlerin reisiyim. Öğünmek için söylemiyorum.)

(Peygamberlerin sonuncusuyum öğünmüyorum ben Abdullah’ın oğlu Muhammed’im
[sallallahü aleyhi ve sellem]. Allahü teâlâ insanları yarattı. Beni insanların en iyisinden yarattı insanları fırkalara [milletlere ırklara] ayırdı. Beni en iyisinde bulundurdu. Sonra bu en iyi fırkayı cemaatlere ayırdı. Beni en iyisinde bulundurdu. Sonra bu cemaati evlere ayırdı. Beni en iyi evden [aileden] dünyaya getirdi. İnsanların en iyisiyim. En iyi ailedenim. Kıyamette herkes sustuğu zaman ben konuşurum. Kimsenin kımıldayamadığı vakitte onlara şefaat ederim. Kimsede ümit kalmadığı bir zamanda onlara müjde veririm. O gün her iyilik her türlü yardım her kapının anahtarı bendedir. Liva-i hamd benim elimdedir. İnsanların en hayırlısı en cömerdi en iyisiyim. Kıyamet günü Peygamberlerin imamı hatibi ve hepsine şefaat edici benim. Bunu öğünmek için söylemiyorum.) [Hakikati bildiriyorum. Hakikati bildirmek vazifemdir. Bunları söylemezsem vazifemi yapmamış olurum.]

Âlim kibirden kurtulmak için ne yapmalı
İlim silah gibidir. Düşman elinde zararı dostun elinde faydası olur. Yani ilim kibirlinin kibrini tevazu ehlinin tevazuunu artırır. İlim yağmur gibidir. Yağmur temiz olarak yağar bitkilerin kökleri bu suyu emer kendi vasfına çevirir. Aynı yağmur suyu biberi acılaştırırken karpuzu tatlılaştırır. Temiz olan ilim de kibirliyi azdırır mütevazıının da tevazuunu artırır.

Kabül Ahbar hazretleri "Malın azdırdığı gibi ilim de azdırabilir" buyuruyor. Az da olsa bir şey bilen insan cahillerin yanlışlıklarını görünce ben onlar gibi değilim diye kendini beğenir. İlim sahibi de ekseriya kendini cahilden üstün görür. Âlim kibirden kurtulmak için şu iki şeyi bilip ona göre amel etmelidir:

Birincisi:
Allahü teâlâ katında âlimin mesuliyetinin daha fazla olduğunu bilmesidir. Çünkü günah olduğunu bilerek isyan eden ile bilmeyerek o günahı işleyenin cezası elbette bir olmaz.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kıyamette bir din adamı getirilip Cehenneme atılır. Cehennemdeki tanıdıkları ona "Sen dünyada dinin emirlerini bildirirdin. Niçin bu azaba düştün?" derler. O da "İnsanlara günahtır yapmayın" der kendim yapardım. "Şu ibadeti yapın" der kendim yapmazdım. Bunun cezasını çekiyorum" der.) [Buhari]

(Mirac gecesi ateşten makaslarla kendi dudaklarını kesen insanlar gördüm. Cebrail aleyhisselama bunların kim olduğunu sordum.
"Kendileri yapmadıkları halde "yapın"diyen vaizlerdir" dedi.) [Müslim]

(Kıyamette en şiddetli azap ilmi kendine fayda vermeyen din görevlisinedir.)
[Beyheki]

(Cehennemde azap çekenlerden bazılarının yaydıkları kötü kokular diğerlerine ateşten daha fazla azap verir.
"Sen ne günah işledin ki öyle pis koku çıkarıyorsun?" diye sorulunca "Ben din görevlisi idim. Bildiklerimi yapmazdım" der.) [İ.Ahmed]

İblis âlim idi. Fakat ilmi ile amel etmedi. Dağda kalan kimsenin yanında çeşitli silahlar bulunsa bunları kullanmasını iyi bilse ve çok cesur olsa kendine hücum eden aslana karşı kullanmadıkça bu silahların faydası olur mu? Elbette olmaz. Bunun gibi din bilgilerinden yüz bin mesele öğrense bunları kullanmadıkça faydalarını görmez. Bir hasta derdine en faydalı ilacı bulsa kullanmadıkça faydasını görmez.

Bilip de amel etmeyenler Cuma suresi 5. âyetinde eşeğe Araf suresi175. ve 176. âyetlerinde ise köpeğe benzetilmiştir. Ne zaman ki bir âlim cahile nispetle kendini üstün görmeye başlarsa içinde bulunduğu bu büyük tehlikeyi düşünmelidir! Bunu düşününce cahile göre mevkii üstün olduğu gibi tehlikesinin de o nispette büyük olduğunu anlar. Bu âlim hayatı tehlikede olan hükümdar gibidir. Hükümdarı yakalayıp öldürecekleri zaman Keşke bir hizmetçi olsaydım da bu tehlike ile karşılaşmasaydım der. Nice âlimler var ki kıyamette ilmi ile kibirlenmenin cezasını görünce keşke cahil olsaydım diyecektir. İşte bu tehlikeleri düşünmesi âlimi kibirden korur.

İkincisi:
Kibrin büyük günah olduğunu insan nefsini ne kadar aşağılarsa Allahü teâlâ indinde kıymetinin o kadar yükseleceğini kendine kıymet verenin Allah katında kıymetinin olmayacağını bilmesidir. İlmi olduğu halde kibrin zararını bilmeyene âlim demek yanlış olur. İnsanın ilmi arttıkça Allahü teâlâdan korkması da artar günah işlemeye cesaret edemez.
A R Є S ™¹ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-04-2008, 12:39   #25 (permalink)
 
A R Є S ™¹ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dinimiz ve Diğer Dinler

 
Âlimlere nasıl tâbi olunurSual: İslam âlimlerine nasıl tâbi olunur?
CEVAP
Âlimlere tâbi olmak dört mezhepten birine uymak demektir. Asırlardan beri bütün İslam âlimleri dört mezhepten birine uymuşlar ve müslümanların da uymalarının gerektiğini bildirmişlerdir. Bunlara uymakta İcma hasıl olmuştur. İcmadan cemaatten birlikten topluluktan ayrılan helak olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(İki kişi bir kişiden üç kişi iki kişiden iyidir. O halde cemaatle birlikte olun! Allahü teâlânın rızası rahmeti yardımı cemaattedir. Cemaatten ayrılan Cehenneme düşer.) [İbni Asakir]

(Cemaatten ayrılan yüzüstü Cehenneme düşer.)
[Taberani]
(Ümmetimin âlimleri hiçbir zaman dalalette birleşmezler. İhtilaf olunca sivad-ı a'zama [âlimlerin ekseriyetinin bildirdiği yola] tâbi olun!) [İbni Mace]

(O gün her fırkayı imamları ile çağırırız)
mealindeki İsra suresinin 71. âyet-i kerimesini Kadi Beydavi hazretleri (Her ümmeti Peygamberleri ve dinde uydukları imamları ile çağırırız) şeklinde açıklamıştır. Ruh-ul beyan ve Tefsir-i Hüseynide ise (Herkes mezhebinin imamı ile çağırılır. Mesela "Ya Şafii" veya "Ya Hanefi" denir) şeklinde açıklanmaktadır. Bu açıklamalar da her müslümanın dört hak mezhepten birine uyması gerektiğini açıkça bildirmektedir.

İcmadan ayrılmak caiz değil
Medarik tefsirinde (Müminlerin [itikad ve ameldeki] yolundan ayrılan Cehenneme gider) mealindeki Nisa suresinin 115. âyet-i kerimesini bildirdikten sonra (Kitab ve sünnetten ayrılmak gibi icmadan da ayrılmak caiz değildir) buyuruluyor. Beydavi tefsirinde ise aynı âyet-i kerimenin açıklamasında (Bu âyet icmadan ayrılmanın haram olduğunu göstermektedir. Müminlerin yolundan ayrılmak haram olunca bu yola uymak da vacip olur şart olur) buyuruluyor.

Ahmed bin Muhammed Tahtavi hazretleri buyuruyor ki:
(Kur'an-ı kerimdeki (Allah’ın ipi)nden maksat cemaattır. Cemaat da fıkıh ve ilm sahipleridir. Fıkıh âlimlerinden bir karış ayrılan dalalete düşer. Sivad-ı A'zam fıkıh âlimlerinin yoludur. Fıkıh âlimlerinin yolu da Peygamber efendimiz aleyhisselamın ve Hulefa-ı raşidinin yoludur. Bu yoldan ayrılanlar Cehenneme gider. Kurtuluş Ehl-i sünnet vel cemaat fırkasındadır. Fırka-i naciyye bugün dört mezhepte toplanmıştır. Bu dört mezhep Hanefi Maliki Şafii ve Hanbeli’dir. Bu zamanda bu dört hak mezhepten birine tâbi olmayan bid'at sahibi olup Cehenneme gider.) [Tahtavi]

Abdülgani Nablüsi hazretleri de (Bugün dört mezhepten başkasına uymak caiz değildir) buyuruyor. (Hadika)

İmam-ı Rabbani hazretleri de (Mezhepten ayrılmak mezhepsiz olmak ilhaddır) buyuruyor. (Mebde ve Mead)
[İlhad doğru yoldan ayrılmak demektir.]
A R Є S ™¹ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-04-2008, 12:39   #26 (permalink)
 
A R Є S ™¹ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dinimiz ve Diğer Dinler

 
Âlimleri taklit nimeti
Sual:
Bazıları(İslam âlimlerinin asırlar önce verdiği fetvalar bizi bağlamaz onları taklit etmek uyduluktur!) diyorlar. Bunlara ne cevap vermeli?
CEVAP
Kötüyü yanlışı ve bâtılı taklit ne kadar zararlı ise iyiyi doğruyu ve hakkı taklit de o kadar faydalıdır. Bir kimsenin bütün ilimlerde üstad bütün işlerde mütehassıs olması mümkün değildir.

Hastanın kendisini ameliyat edecek bir doktora ihtiyacı vardır. Doktorun da manevi hastalıklarını tedavi edebilecek bir mürşid-i kâmile [Kalb mütehassısına] ihtiyacı vardır.

Doktorlar ilaç imal etmez kimyagerlerce hazırlanan ilaçları tavsiye ederler. Hastalar da doktorlara itimat ederek onlara teslim olarak onların tavsiyesine uyarak ilaçları kullanırlar. Herkesin hem kimyager hem doktor hem mühendis gibi ihtisas isteyen her mesleğin erbabı olması düşünülebilir mi? O halde bir kimse bir işte mütehassıs da olsa ihtisası dışındaki başka bir işin mütehassısına tâbi olması lazımdır. Bir saate bir radyoya ihtiyacı olan kimsenin (Taklit gericiliktir. Hiç kimsenin yaptığı bir şeyi kullanmam) diyerek saat radyo yapmaya kalkışması doğru mudur?

Taklit düşmanları hem taklidi uyduluk olarak vasıflandırıyor hem de Batı’nın taklit edilmesini istiyorlar. Keşke Batı ahlakta değil de teknikte taklit edilse idi. Çünkü Peygamber efendimiz (Fen ve sanat müminin kaybettiği malıdır nerede bulursa alsın ilim Çin’de [çok uzakta ve kâfirde] de olsa talep edin) buyuruyor. Batı’nın tekniği yerine örf ve âdeti ahlaksızlığı taklit edilirse elbette rezil olunur.
Uzun tecrübelerden sonra çeşitli âletler yapılmış çeşitli kaideler bulunmuş çeşitli ilimler sistemleştirilmiştir. (Taklit etmemek için bunları kullanmam) diyenin aklından şüphe edilir.

Maiyet bulunmadıkça amir olur mu? Ast bulunmazsa üst olur mu? Herkesin müctehid lider olmasını istemek ateşin üşütmesini buzun ısıtmasını istemek gibi eşyanın tabiatına aykırıdır. Müctehid olmak doktor veya kimyager olmak gibi kolay bir iş değildir. Birçok ilimde ihtisas sahibi olduktan başka ilahi mevhibe sahibi de olmak gerektiği için Yusuf Nebhani hazretleri (Bugün müctehidlik taslayanın ya aklı veya dini noksandır) buyurmuştur.

Eshab-ı kiramın hepsi mutlak müctehid olduğu halde Peygamber efendimizi görüp taklit ettikleri için Peygamberlerden sonra en yüksek makama kavuşmuşlardır. Tâbiin Eshab-ı kirama tâbi oldukları onları taklit ettikleri için yüksek şerefe kavuşmuştur. Onlardan sonra gelenler de onlara tâbi oldukları onları taklit ettikleri için Tebe-i tâbiin şerefine nail olmuştur. Peygamber efendimiz de (Âlimler rehberdir âlimlere tâbi olun) buyurdu. O halde âlimleri taklit etmek lazımdır. (Berika)

Ehl-i sünnet âlimleri çok yüksek insanlardır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Âlim Allahü teâlânın güvendiği zâttır.) [Deylemi]
(Âlimlere tâbi olun! Onlar dünyanın ışığıdır.) [Deylemi]
(Âlimler [ebedi saadet yolunu gösteren] birer kılavuzdur rehberdir.) [İ.Neccar]

Dindeki dört delil müctehid âlimler içindir. Bizim için delil mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü biz âyetten ve hadisten hüküm çıkaramayız. Bunun için mezhebimizin bir hükmü nassa uymuyor gibi görünse de mezhebimizin hükmüne uyarız. Çünkü nass; ictihad isteyebilir tevil edilmesi gerekebilir nesh edilmiş olabilir. Bunları da ancak müctehid âlimler anlar. Bunun için tefsir ve hadis değil âlimlerin kitaplarını okumamız lazımdır. (Berika s.94)

Buhari’deki (Bir zaman gelir din âlimi kalmaz din adamı yerine geçirilen cahiller bilmeden fetva verir herkesi doğru yoldan çıkarmaya çalışırlar) hadis-i şerifi âlimlerden nakletmeye taklitçilik diyerek Ehl-i sünneti kötüleyen dinde reformcuların zararlarını bildirmektedir. Yine Buhari’deki (Kıyamete yakın ilim yok olur din cahilleri çoğalır içki içen ve zina edenler artar) hadis-i şerifi de dinde reformcuların din adamı olarak ortaya çıkacaklarını bildiren Resulullah efendimizin mucizelerinden biridir.
A R Є S ™¹ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-04-2008, 12:39   #27 (permalink)
 
A R Є S ™¹ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dinimiz ve Diğer Dinler

 
Hocaya ittiba ne demektir
Sual:
Veysel Karani Resulullahın mübarek dişi kırıldı diye ona benzemek için dişlerini çektirmiş. 63 yaşından fazla yaşayan kimseler Resulullahtan fazla dünyada kalmam diyerek evine kabir kazıp kalan ömrünü kabirde geçirmiş. Bunun örnekleri çok. Böyle hareketler Resulullaha ittiba mıdır? Bizlerin de yapması lazım mı? İslam âlimlerine dini öğreten hocalara nasıl ittiba gerekir? Mesela Resulullah efendimiz ikindinin sünnetini bazen kılmazmış. Bizim de bazen kılmamamız sünnet midir Resulullaha ittiba olur mu? Bir arkadaş söyledi. Hocası Rabbena’dan sonra Allahümme inni euzübike min hemezatişşeyatin okumak çok sevap diye bildirirmiş. Namazda son oturuşta salli barikten sonra Rabbena atina’dan fazla okumam çünkü hocamızın okumadığını bir iki kere gördüm dedi. Başka duaları okumak hocaya ittiba etmemek mi olur?
CEVAP
Evliyanın aşıkların durumu farklıdır. Veysel Karani hazretleri Resulullah efendimizin hangi dişi olduğunu bilmediği için dişlerinin hepsini çektiriyor. Bu aşıklık hâlidir onlar mazurdur.

İttiba dinin yasaklamadığı konularda o zata uymaya çalışmaktır. Mesela o zat özürlü olduğu için teyemmüm etse biz de ona uymak için teyemmüm etmemiz caiz olmaz.

Resulullah efendimiz bazen ikindinin sünnetini terk etti diye sünneti terk etmek sünnet olmaz ancak ibadet etmek sünnet olur terk etmek sünnet olmaz.

Bir zat birkaç namazda Rabbena’dan sonra dua okumasa yahut ömründe hiç okumasa ancak siz okuyun diye bildirse okumak o zata ittiba olur. Mesela Rabbena’dan sonra Allahümme inni euzübike min hemezatişşeyatin okumak hocaya ittibadır.

Ehli sünnet âlimlerine uymak gerekir
Âlim hakkı bâtıldan ayıran ve bildikleri ile amel eden zattır. Ehl-i sünnet âlimleri Peygamber efendimizin vârisleridir. Bunlara uyanlar kurtulur. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Bu misalleri ancak âlim olan kimseler anlar.) [Ankebut 43]
(Eğer bilmiyorsanız zikir ehlinden [âlimlerden] sual ediniz) [Nahl 43]
(Allah’tan en çok korkan ancak âlimlerdir.) [Fatır 28]

Hadis-i şeriflerde ise buyuruldu ki:
(Âlimlere tâbi olun.) [Deylemi]
(Âlimler birer rehber ve kılavuzdur.) [İ. Neccar]

(Âlimler olmasaydı insanlar helak olurdu.)
[İ. Maverdi]
(Bilmediklerinizi salih âlimlerden sorup öğrenin.) [Taberani]

(Âlimin insanlara üstünlüğü Peygamberin ümmetine üstünlüğü gibidir.)
[Hatib]
(Âlimler benim ve diğer Peygamberlerin vârisleridir.) [Tirmizi]
A R Є S ™¹ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-04-2008, 12:40   #28 (permalink)
 
A R Є S ™¹ - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Dinimiz ve Diğer Dinler

 
Fıkıh ilminin önemiSual: Mealden mi yoksa fıkıh kitabından mı dini öğrenmeyi tavsiye edersiniz?
CEVAP
Mealden tefsirden din öğrenilmez. Ahmed Tahtavi hazretleri buyuruyor ki:
Kur'an-ı kerimdeki Allah’ın ipine sarılın ifadesindeki ipten maksat cemaattır. Cemaat da fıkıh ve ilim sahipleridir. Fıkıh âlimlerinden bir karış ayrılan dalalete düşer. Sivad-ı a'zam fıkıh âlimlerinin yoludur. Fıkıh âlimlerinin yolu da Resulullah efendimizin ve Hulefa-i raşidinin yoludur. Kurtuluş Ehl-i sünnet vel cemaat fırkasındadır. Fırka-i naciyye bugün dört mezhepte toplanmıştır. Bu zamanda bu dört hak mezhepten birine uymayan bid'at ehlidir. (Tahtavi)

Muhammed Hadimi hazretleri buyurdu ki:
(Dindeki dört delil müctehid âlimler içindir. Bizim için delil mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü biz âyet ve hadisten hüküm çıkaramayız. Bunun için mezhebimizin bir hükmü âyet ve hadise uymuyor gibi görünse de mezhebimizin hükmüne uyulur. Yahut başka bir âyet veya hadisle değişmiştir yahut tevil edilmesi gerekir. Bunları da ancak müctehid âlimler anlar. Bunun için tefsir ve hadis değil âlimlerin kitaplarını okumak gerekir.) [Berika]

Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:
(Bir işte anlaşamazsanız bu işin hükmünü Allah ve Resulünden anlayın!) [Nisa 59]

Buradaki Anlayın emri müctehid âlimler içindir. Çünkü Allahü teâlâ âlimlere sorulmasının gerektiğini bildiriyor. Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Bilmiyorsanız âlimlere sorun!) [Nahl 43]
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Bütün ibadetlere verilen sevap Allah yolunda cihada verilen sevaba göre deniz yanında bir damla su gibidir. Cihad sevabı da emr-i maruf ve nehy-i anilmünker sevabı yanında denize nispetle bir damla su gibidir.) [Deylemi]

(Fıkıh öğrenmek her müslümana farzdır. Fıkhı öğrenin ve öğretin cahil olarak ölmeyin!)
[İ. Maverdi]

(İbadetlerin en kıymetlisi fıkhı öğrenmek ve öğretmektir.)
[İbni Abdilberr]
(Her şeyin dayandığı direk vardır. Dinin temel direği fıkıh ilmidir.) [Beyheki]

(Âlimlerin en hayırlısı fıkıh âlimleridir.)
[İ. Maverdi]
(Allahü teâlâ iyilik vermek istediği kimseyi fıkıh âlimi yapar.) [Buhari]
(Fıkhı bilmeden ibadet eden gece karanlıkta bina yapıp gündüz yıkana benzer.) [Deylemi]

(Hikmetsiz kalb harap ev gibidir. Şu halde öğrenin öğretin. Fıkıh öğrenin cahil olarak ölmeyin. Çünkü Hak teâlâ cahillik için mazeret kabul etmez.)
[İ. Sünni]

(Allah indinde en üstün kimse fakihtir.)
[M. Zühdiyye]
(Az fıkıh çok ibadetten iyidir. İhlasla ibadet edene fıkhı öğrenmek nasip olur.) [Taberani]

Hazret-i Ebu Bekir (Ya Resulallah savaştan başka cihad yolu var mı?) diye sordu. Resul-i ekrem buyurdu ki:
(Evet vardır. Emr-i maruf ve nehy-i münker yapmaktır.) [Tibyan]

Fıkhı öğrenmek her Müslümana farz-ı ayndır. Fıkıh âliminin Müslümanlara sağladığı faydanın sevabı cihad sevabından çoktur. (Redd-ül-muht