![]() |
|
|
#71 (permalink) |
![]() |
ANNENİN ÇOCUĞUNU EMZİRME ZORUNLULUĞUKadının hak ve görevleri açıklandığında
Çocuk emzirme ve ev süpürme ile dahî görevli olmadığı söylenir. Peki süt annelerin hem kendi çocuklarını hem de başkalarınkini emzirmeleri nasıl mümkün olacaktır?Meselenin esasını anlamak için Bakara Sûresindeki konuyla ilgili âyet-i kerimenin mealine bir göz atalım: "Anneler çocuklarını emzirmeyi tamamlamak isteyenler için iki bütün yıl emzirirler. Evlât kendisine ait olan babaya da emzirenlerin yiyecekleri giyecekleri uygun ölçüde bir borçtur. Gerçi herkes gücüne göre sorumlu tutulur. Ne bir anaya yavrusu ile ne de bir babaya yavrusu ile zarar verilmemelidir. Vârise düşen de aynı borçtur. Eğer baba ve ana karşılıklı rıza ve müsavere ile çocuğu memeden kesmek isterlerse kendilerine bir günah yoktur. Eğer çocuklarınızı başkasına emzirtmek isterseniz vereceğinizi güzel güzel verdikten sonra yine size günah yoktur. Allah'dan da korkun ve bilin ki Allah ne yaparsanız görür basîr'dir." (2/233)Bu âyet emzirme ile alâkalı olarak bir çok hüküm ihtiva eder: a. Emzirmenin en uzun müddeti iki yıldır. Ondan sonraki emzirme ile süt akrabalığı oluşmaz. b. Hâmileligin en az süresi altı aydır. (Çünkü bir başka âyette de "Gebelik ve sütten ayırma otuz aydır" buyruluyor (46/15) emzirme süresi olan yirmidört ayı bundan çıktığımızda altı ay kalır.) c. Çocuk babaya nisbet edilir. d. Emzirme ücreti babanın üzerinedir. Demek ki anne çocuğu baba adına emzirir yani emzirme zorunlulugu yoktur. e. Baba bu konuda anneye baskı yapamayacağı gibi anne de babanın çâresiz kalması halinde ona kazan kaldıramaz. f. Babanın ölmesi halinde varisleri onun çocuğunu emzirene karşı aynı nafaka borcu ile mükelleftirler. g. Anne çocuğunu emzirmek isterse baba onu ayırıp süt anneye vermez. h. Iki yıldan önce de çocuk anne babanın karşılıklı anlaşma ve kararlan ile sütten kesilebilir. Yani emzirmenin zorunlu en az süresi yoktur... Daha bir çok ahkâm ve faydalı bilgi bu ilginç üslup ve muhtevali âyet-i kerimeden çıkarılmıştır. Imdi Hanefiler derler ki: Bir başka âyette de: "Eğer zorlanırsanız onu bir başkası emzirir eğer sizin için emzirirlerse emzirenlerin ücretlerini verin" (Talak 65/6) buyurulduğuna göre annelerin emzirme zorunluluğu yoktur. ( Cessâs N/104) Anne emzirmek isterse babanın buna mani olup başka anne bulması câiz değildir. (Cessâs N/105 106) Çünkü bunda anneye çocuğuyla zarar verme vardır. Halbuki bu âyetle yasaklanmıştır. Emzirme süresi içerisinde çocuğun annesinden başkasının memesini almaması babanın ve çocuğun malı bulunmaması babanın süt anne bulamaması gibi durumlarla emzirici olarak annenin belirlenmiş olması dışında babanın onu zorlama hakkı hukuken (kazaen) yoktur. (ibn Âbidîn NI/212 559 618; Kasânî Bedâyî IV/40) Yalnız babanın süt anne bulamaması halinde bile havyan sütü yag mama vs. ile bakabileceği için anne yine mecbur edilemez diyenler de vardır. ( ibn Âbidîn NI/618) Ancak mezkur âyet-i kerimenin üslûbu ve bu konunun çeşitli yönlerini örfe bırakması göz önünde bulundurulduğunda hukuken olmasa dahî annenin çocuğunu diyaneten (Allah indinde) emzirme zorunluluğu vardır denmiştir. (Âbidîn NI/211) Çünkü evin her türlü ihtiyacı ve dış yükü erkeğin omuzları üzerindedir. Kadının emzirmek istememesi olsa olsa sıkıntı çekmemek ve fizikî formasyonunu bozulmaktan korumak için olabilir. Bu ise daha çok kocasını ilgilendirir. Eğer o da böyle istiyorsa zaten anlaşılır ve süt anneyi beraberce bulurlar. Istemiyorsa anne için pek mazeret kalmamıştır. Ama yine de kanun onu buna zorlayamaz.Bu konudaki Hanefî görüşü aynı zamanda cumhûrun (fıkıhçılar çoğunluğunun) da görüşüdür. (Sabûnî Âyâtü'l-ahkâm I/353) Mâliki'lerde kadın eş olduğu sürece ve başkasının kabul etmemesi halinde emzirme annenin görevidir. (Ibnü'I-Arabi Ayâtü'I-ahkâm I/204) Ama bâin talakla ayrılan kadının görevi değildir. Bu durumda babanın görevidir. Ancak kadın kendisi emzirmek isterse o bu iş için önceliklidir ve emzirmesi karşılığında ecr-i misil hak eder. (Sabûnî age. I/353) Keza kadın kocanın nikâhında olduğu sürece baba onun sadece kendisine ait kalması için çocuğu başka bir anneye emzirtmek isterse bu câizdir. Çocuk da süt anneyi kabul ediyorsa (emiyorsa) annenin onu kendi emzirmekte israr etmesi câiz olmaz. Çünkü bunda babaya zarar vardır. Özellikle de kadın tekrar hâmile kalmışsa bu böyledir. Bu iki sebep annenin çocuğunu süt anneye teslim etmesini gerektirir. Çünkü âyetin emzirmeyi kadına hak olarak da görev olarak da vermiş olması muhtemeldir. (Ibnü'I-Arabî age. 4/204) Ancak Imam Mâlik soylu kadınların emzirmek istememeleri halinde maslahata binaen emzirme zorunlulukları yoktur der. Babanın süt anne tutmaya maddî gücü yeterli değilse; emzirme masraflarını devlet hazînesi (beytü'l-mâl) karşılar diyenler de vardır. (Kurtubî IV/161)Şâfiîler de çocuğu babanın başkasına emzirtmek istemesi halinde kadının buna karşı çıkamayacağını çünkü bunun erkeğin kadından yararlanma hakkına kısmen engel olacağını söylerler. Hanbelîler ise Hanefiler ile hemen hemen aynı görüştedirler. (ibn Kudâme el-Mugnî VN/627-28)Bu konuda ayrıca şunları da söylemek ya da söylendiğini duyurmak gerekir:Hangi görüşte olunursa olunsun anne ilk ağız sütünü çocuğa vermemezlik edemez. Bu süt çocuk için hayatı önem taşır. Ondan sonra emzirmeyi reddebilir.(ibn Kesîr I/418)Âyette: "Ne bir anaya yavrusu ile ne de bir babaya yavrusu ile zarar verilsin" deniyor. Babaya zarar verilmesi annenin ona serkeşlik etmesi siddet kullanması nafaka ve giyim konusunda haksız isteklerde bulunması çocuk konusunda ihmalkârlık yaparak onu sıkıntıya sokması çocuk kendisine alistiktan sonra gidip süt anne bulmasm istemesi vb. şeylerle olur. Anneye zarar verilmesi ise onun nafaka ve elbisesi konusunda babanın üzerine düşenden kişinti yapması onu emzirmeye zorlaması kendi emzirmek istiyorsa alıp başkasına vermek istemesi gibi şeylerle olur. (ZeMahşerî Kessâf I/370; Ayrıca bk. Suyûtî iklîl 57; Venhe ez Zuhaylî VN/733 vd.) Âyetin muhtevasina göre bunların yapılmaması gerekir....Süt annelere gelince karşılıklı :rızaya dayanan bir ücret akdi ile emzirecekleri için herhangi bir zorunlulukları yoktur. Istemezlerse emzirmezler. Sütleri kendi çocuklarına fazla geldiği kendi çocuklarını sütten erken kestikleri ölmüş olabilecekleri ihtimalleri düşünürsek süt annelik yapmanın o kadar zor olmadığını görürüz. Ayrıca günümüzde bu uygulamanın hemen hemen hiç yapılmadığını da hesaba katarsak günümüz örfüne göre annelerin çocuklarını diyaneten (Allah indinde) emzirmek zorunda olduklarını söyleyebiliriz.Ancak bu müessesenin çok faydalı yönlerinin olduğunu da bilmemiz gerekir. Süt emmenin de Islâmda bir akrabalık sebebi olduğunu düşünürsek bu yolla akrabalık çemberi genişlemis ve sosyal dayanışmaya katkıda bulunulmus olur. Fakir anneler için hem güzel bir. is sahası açılmış hem de istikbalının garantisi olacak akrabaları çogalmış olur. Fizikî formasyonuna önem veren kadınlar onu bozmadan yıpranmadan hem çocuk sahibi olmuş hem de başkasına iş temin etmiş olurlar. Bunu bir kadının (ya da erkeğin) keyfi için diğerinin sömürülmesi gibi gayr-i insanî bir uygulama olarak görmek isabetsiz olur. Çünkü bir defa bu fitrî ve en iyi olan uygulama değildir. Annelerin çocuklarını bizzat kendilerinin emzirmeleri menduptur. Çünkü çocuğun gıda kadar anne şefkatine de ihtiyacı vardır. (Sabûnî age I/353) Sonra bunu gayr-i insanî görüp uygulamamanın hiç bir insanî sonucu yoktur. Anne istediği formasyonunu kaybedecek süt anne de alacağı ücreti kaçıracaktır. Belki de bunun onur kırıcı olmaması için Islâm ona da aynı zamanda bir annelik pâyesi vermektedir. |
|
|
|
|
|
#72 (permalink) |
![]() |
BİLMEYEREK KÜFRÜ GEREKTİREN BİR SÖZ SÖYLERSE KAFİR OLUR MU?Bilmeyerek küfrü gerektiren bir söz söyleyen kimsenin kafir olup olmayacağı hususunda ihtilaf vardır. Buhara ve Semerkand ulemasına göre cehalet mazeret sayılmaz. Bilmeyerek de olsa kelime-i küfür söylemek küfürdür. Bazı ulemaya göre
küfrü gerektiren sözün muhtevasına inanmayan kimse böyle bir kelime söylerse kafir olmaz. Özellikle avam tabaka hangi kelimenin küfre vesile olduğunu hangisinin olmadığını bilmedikleri için onları tekfir etmemek daha uygundur. Yoksa müslümanların çoğunu tekfir etmemiz lazımdır. İbn Nüceym: "Küfründe ihtilaf bulunan bir kimseyi tekfir etmemeğe yemin ettim" diyor (Nuhbetul-Leali şarh Bedül emalı). |
|
|
|
|
|
#73 (permalink) |
![]() |
BİD'Î TALÂK
Kadını hayız halinde iken veya temizlenince birleştikten sonra yahut da bir temizlik içinde bir sözle birden fazla talâkla boşama. Sünnet'e aykırı olan bu tür boşamanın haram olduğu ve bunu yapan erkeğin İslâmî hükümlere karşı gelmiş sayılacağı husûsunda İslâm âlimleri arasında ittifak vardır. Ancak İslâm hukukçuları böyle bir boşamanın hukukî neticesi; yani boşamanın muteber olup olmıyacağı hususunda şiddetli münakaşalara varan görüş ayrılıklarına düşmüşlerdir. ..!!... |
|
|
|
|
|
#74 (permalink) |
![]() |
BİR ÇOK KİMSE ŞU
BU BİDATTIR ONU YAPMAK CAİZ DEĞİLDİR DİYOR. BİDAT NEDİR?Bidat lugatte nümunesiz ve benzeri olmayan ve sonradan uydurulan şeydir.Şeriatta ise Kur'an ve sünnette yer almamış ve sonradan icat edilmiş nesnedir.Bu da hasene ve seyyi'e olmak üzere iki kısımdır.Bidat'ı hasene Kur'an ve sünnette yer almadığı halde İslamın genel prensiblerine uyarak beşeriyete faydası dokunan şeydir.Bidat' seyyie ise İslamın genel prensiblerine ters düşüp beşeriyete faydası dokunmayan bilakis zarar veren şeydir..Başka bir yönden de bidat beş kısımdır:1- Din ve dünya için gerekli bir şey olup vacibin hududu dahilinde olan bir şeydir.Mesela İslam dini Kur'an ve sünnete dayanır.Bunları iyice anlamak için nahiv ..!!... |
|
|
|
|
|
#75 (permalink) |
![]() |
BİDAT NE DEMEKTİR EHLİ BİDAT KAFİR MİDİR
MÜSLÜMAN MIDIR?Bidat bir şüpheye istinaden Peygamber (sav)'den varit olan sünnetin hilafına inanmak veya onu yapmaktır. Şafii mezhebine göre Bidat Kur'an sünnet icma ve esere ters düşen şey kötü bidat bunların hiçbirisine ters düşmeyen iyi görülen şey güzel bidattır (Fethü'l-Mübin). Mesela Şiilerin yıkamak yerine ayaklarını mesh etmeleri bidattır. Çünkü namaz farzolduktan sonra Hz. Peygamber'in (sav) her aldığı abdestinde mesti olmazsa mutlaka ayaklarını yıkadığı ve yıkamasını emr eden çok hadisler vardır. Ancak Şiiler bir şüpheye istinaden ayakları yıkamayarak meshediyorlar. Bu şüphelerinin durumu beyan etmek için abdest ayetinde yer alan "ercüleküm" kelimesinin hem mensup hem mecrur olarak okunmasını ileri sürüyorlar. Mensup okunursa vücüheküm kelimesi üzerine matuf olacaktır ve ayetin manası şöyle olacaktır: "Yüzünüzü dirseklerle beraber ellerinizi yıkayınız. Başınızı meshediniz ve ayaklarınızı da" (yıkayınız). Mecrur okunursa iki ihtimalı vardır birincisi Ercüliküm yine vüzühekim kelimesi üzerine matuf olmalıdır. Ancak cerri civar ile yani komşusu olan Ruüsiküm cerri ile mecrurdur. Ehli sünnet de bunu kabul etmektedir ikinci ihtimal Ercüliküm kelimesi Ruüsiküm kelimesi üzerine matuftur. Buna göre ayetin manası şu olur: "Yüzünüzü dirseklerle beraber ellerinizi yıkayınız başınızı meshediniz ayaklarınızı da " (meshediniz). Görüldüğü gibi Şiiler de bunu kabul ediyor. Zayıf da olsa Şiilerin de bir hüccetleri vardır. ... |
|
|
|
|
|
#76 (permalink) |
![]() |
BİDAT EHİLLERİNDEN BAZILARI:
Müslüman olan her kişinin görevi1. Hâricîler: Bunlar Kur'ân ve sahîh Nebevî sünnete tâbi olmak Peygamber (s.a.s)'in ve ashabının izlediği yolu izlemektir. Asıl Fırka-i Nacıye onların izlediği ve onların izinden gidenlerin gittiği yoldur..... |
|
|
|
|
|
#77 (permalink) |
![]() |
BİD'AT
Daha önce mevcut olmayan ..!!... |
|
|
|
|
|
#78 (permalink) |
![]() |
BEYTÜ'L-MAL İslâm devletinin hazinesi |