Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Yaşam ve Eğlence > İslam ve Din Bölümü
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

İslam ve Din Bölümü Dinimiz ve Diğer Dinler Hakkındaki Bilgiler...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 19-03-2008, 17:02   #101 (permalink)
 
мυѕ†у - ait Avatar
Tanımlı Cevap: İslam Fıkhı...

 
BÜYÜK GÜNÂHLAR (KEBÂİR)
Allah'ın emirlerine aykırı davranış kötü amel isyan karşı gelme suç kabahatlerin büyükleri. İslâm literatüründe bu tür fiillerin bir kısmı büyük günah bir kısmı da küçük günah olarak adlandırılır. Bu tabirin geçtiği ayetlerde şöyle denilmektedir: "Eğer size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi ağırlanacağınız bir yere sokarız. " (en-Nisâ 4/31)
"Büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınırlar kızdıkları zaman onlar affederler." (eş-Şurâ 42/37)
"O (muhsin ola)nlar ki günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar yalnız bazı küçük kusurlar işleyebilirler... " (en-Necm 53/32).
Aynı ifadenin geçtiği Hadislerden bir kısmında ise Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
Abdullah b. Mes'ud anlatıyor: Rasûlullah'a "Allah indinde en büyük günah nedir?" dedim. "Seni yaratan Allah'a Şirk koşmandır." buyurdu.
"Bu gerçekten pek büyük bundan sonra nedir?" dedim. "Seninle beraber yemek yemesinden tüketici olmasından korkarak evlâdını öldürmendir. " dedi. "Ondan sonra nedir?" dedim. "Ondan sonra komşunun hanımı ile zina etmendir" buyurdu.
Yine Abdullah b. Mesud'dan değişik bir senetle aynı hadis rivayet edildikten sonra şu ayetin nazil olduğu ilâve edilmiştir.
"Allah'ın (halis) kulları o kimselerdir ki Allah'tan başka ilâha dua etmezler; Allah'ın haram kıldığı nefsi öldürmezler; meğer ki hakla ola. Zina da etmezler. Her kim de bunları yaparsa ağır cezaya çarptırılır. " (el-Furkan 25/68).
Abdurrahman b. Ebû Bekr babasından şöyle dediğini rivayet ediyor:Rasûlullah (s.a.s.)'ın yanında idik. Üç defa şöyle buyurdu: "Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi? Allah'a Şirk koşmak anaya babaya itaatsizlik etmek ve yalancı Şahitliği yapmak... " (Buharî Edeb 6; İman 16)
Başka bir hadiste büyük günahlar "el-Mubîkât: helâk edici" kelimesiyle ifadelendirilerek şöyle buyurulmuştur: "Yedi helâk edici Şeyden kaçının." Bunlar nedir yâ Rasûlallah diye sorulunca: "Allah'a şirk koşmak; sihir yapmak; Allah'ın haram kıldığı halde bir kimseyi haksız yere öldürmek; yetim malı yemek; faiz yemek; düşmana hücum anında harpten kaçmak: namuslu kendi halinde mümin kadınlara zina iftirası atmaktır" buyurdular. Diğer bir hadiste ise: "Büyük günahlar dokuzdur: Allah'a şirk koşmak; haksız yere adam öldürmek; temiz bir kadına kötülük isnat etmek; zina yapmak; düşmana hücum esnasında firar etmek; sihirbazlık; yetim malı yemek; müslüman ana babaya asî olmak; emredilenleri yapmamak ve yasakları yapmak sûretiyle aileye karşı doğruluğu terketmektir. " Diğer Hadislerde yukardaki maddelere faiz yemek hırsızlık ve şarap içmek de ilâve edilmiştir. (Buhârî Vasâya 23; Müslim İman 141-146; Ebû Davûd Vasâya 10)
Kebâir kelimesiyle ifade edilmediği halde yukardaki Hadislerde bildirilen fiillerin dışında bir çok suçlar daha vardır ki onlar İslâm âlimlerince ayet ve hadisler doğrultusunda büyük günah kabul edilmiştir: Bilerek ve kasten İslâm'ın şartlarını terketmek; içki içmek; kumar oynamak; hırsızlık yapmak; adaletten ayrılmak gibi. İslâm âlimlerinden bir kısmı genel hatlarıyla "büyük günah"ları şöyle tarif etmişlerdir:
İbn Abbâs'a göre: "Allah'ın yasak ettiği her şey büyük günahtır. Ayrıca büyük ve küçük günah arasındaki fark şudur: Allah'ın Cehennem gazap lânet veya azap gibi ifadelerle sona erdirdiği her günah büyüktür. Diğerleri küçüktür." Hasan Basrî de buna yakın bir ifade kullanmıştır.
Ebû Amr İbn Salâh'a göre: "Büyük ismi verilecek şekilde büyük olan ve mutlak surette büyüklükle vasıflanan her günah büyüktür." Buna göre büyük günahların bazı alâmetleri vardır.
"Şer'i cezayı icab ettirmek; Cehennem azabıyla tehdit olunmak; yapana fasık denilmek; lâ'net olunmak."
Cumhûr-ı ulemaya göre; günahlar büyük ve küçük olmak üzere ikiye ayrılır. Beş vakit namaz Ramazan orucu hac umre abdest gibi hayırlı amellerin kendilerine keffaret olabileceği günahlar "küçük günah"; bu tür ibadetlerin keffâret olamadığı günahlar ise "büyük günah"lardır. Mesela: "İki umre aralarında yapılan günahlara keffarettir. (Ahmed İbn Hanbel II 461). "Kabul edilmiş bir hac o yıl ki hatalara keffarettir. " (Ahmed İbn Hanbel II 348) "Şehidden akan ilk damla kan onun bütün günahları için keffarettir." (Ahmed İbn Hanbel IV 300) "Allah cuma'yı kılanın iki cuma arasındaki günahlarını örter." (Ahmed İbn Hanbel V 181). Hadislerde başka ibadetlerin kendilerine keffaret olduğu bildirilen cinsten günahlar küçük günahtır. Ancak herhangi bir ibadetin kendisi hakkında keffaret kabul edilmediği günahlar ise büyük günahlardır. Meselâ: hiç bir ibadet adam öldürmeye zina yapmaya içki içmeye ve benzeri günahlara keffaret olarak kabul edilmez; bunlara ancak Şerîat'ın haklarında takdir ettiği cezalar tatbik edilir.
Hz. Ömer'le İbn Abbas (r.a.) "İstiğfarla büyük günah ısrarla da küçük günah kalmaz" demişlerdir. Yani (Şerîat'in verdiği cezalar tatbik edildikten sonra) istiğfarla büyük günahlar affedilir. Fakat küçük günahlar ısrarla işlenmeye devam edilirse onlar da büyük günah olur. Bu ifadelere göre büyük günahlara sayısal açıdan sınır koymak mümkün olmaz.
Büyük günahların başında gelen ve en büyük günah olarak kabul edilen "şirk"in küfür olduğu muhakkaktır. Diğer günahların onu işleyen mümin bir kulu imandan çıkarıp çıkarmayacağı hususunda İslâm Kelâm âlimleri ihtilaf etmişlerdir.
Özetle Şerîat'ın hakkında tehdit edici bir nass (korkutucu bir delil) tahsis ettiği veya büyük günah olarak bildirdiği bir günahı işleyen hakkında Ehl-i Sünnet mezhebinin görüşü şudur: Büyük günah mümini imandan çıkarmaz ve onu küfre sokmaz. Ancak böyle bir mümin asi sayılır. Ameller imandan bir cüz (parça) değildir. Ancak işlenen günahı helâl saymak onu hafife ve alaya almak kesinlikle küfürdür.
Mu'¤¤¤ile mezhebinin görüşü: Büyük günah işleyen ne mümin ne de kâfirdir. O fasıktır ve iki menzil arasındaki bir menzildedir. Bu mezhep imanı kalbin tasdiki dilin ikrarı ve amellerin yapılması şeklinde tarif ettikleri için; büyük günah işleyenleri mümin kabûl etmemişlerdir. Ancak kâfir de kabul etmemişlerdir. Çünkü Peygamber (s.a.s.) asrında ve takip eden dönemlerin hiçbirinde büyük günah işleyenlere dinden çıkanlara verilen ölüm cezası verilmemiştir. Eğer kâfir olsalardı imandan sonra küfre gitmenin cezası olarak öldürülmeleri gerekirdi. Bu yapılmamıştır onun için bunlar iman ile küfür arasındadırlar. Bunlara "fâsık" denir.
Haricîlere göre; büyük ve küçük günah işleyen kimse kâfir olur. İslâm'ın yapılmasını emrettiği ameller imanın bir parçasıdır. Yani amel imandan bir cüz'dür.
Hasan el-Basrî'ye göre; büyük günah işleyen kimse "münafık"tır. Kalben inanmadığı halde dıştan inanmış gibi görünenlere münafık denildiği halde Hasan Basri nifâkı; imanı gizleyip büyük günahı işlemek suretiyle küfrü açığa çıkarmak şeklinde kabul etmiştir.
Haricîlerden bir fırka olan el-Ezârika'nın görüşü: Büyük günah işleyen kimse "müşrik"tir. Çünkü böyle kimse hem Allah için hem de Allah'tan başkası için amel etmektedir. Yaptığı büyük günah ile Allah'tan başkasını (nefsini veyahut şeytanı) ona ortak koşmuştur.
Yukarda belirlenen bütün görüşler sahiplerince bir takım delillere dayandırılmıştır. Biz bunlardan sadece Ehl-i Sünnet'in deliline bakacağız. Diğerleri için akaid kitaplarında geniş malûmat verilmiştir; oraya bakılabilir.
1. Delil: İman kalp ile tasdiktir. Mümin'in imandan çıkması için kalbindeki tasdikin değişmesi gerekir. Hangi beşerî zaaflardan kaynaklanırsa kaynaklansın işlenen büyük günahlar tasdiki değiştirecek mahiyette olmadığı sürece işleyenini imandan çıkarmaz. Kalpteki tasdiki değiştirme ise ancak yapılan günahı helâl sayarak veya o hükmü alaya alarak meydana gelir. Şer'i hükümlerle alay etmedikçe hafife almadıkça ve helâlleri haram haramları da helâl kabul etmedikçe; kalpteki tasdik değişmemiş olur. O değişmedikçe de kâfir olunmaz.
"Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez. Bunun dışındaki (günahları) dilediğine affeder. " (en-Nisa 4/116) ayeti ancak şirkin affedilmeyeceğini diğer günahların ise -eğer Allah dilerse- affedebileceğini ifade etmektedir. Eğer büyük günahlar da küfür kabul edilseydi ayetin ikinci bölümünde "ma dûne zâlik = bunun dışındakiler.." ifadesinin kullanılmasına gerek kalmazdı.
2. Delil: "Asi" denilen büyük günah sahiplerinin gerçekte mümin olduklarını belirten bir çok ayet vardır:
"Ey iman edenler şarap kumar dikili taşlar şans okları şeytan işi pisliklerdir. " (el-Mâide 5/90)
"Eğer müminlerden iki zümre birbirleriyle savaşırlarsa.. " (el-Hucurât 49/9)
"Ey iman edenler yürekten hâlis (samimi) bir tevbe ile tövbe ederek Allah'a dönün. " (et-Tahrim 66/8)
"Ey iman edenler öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. " (el-Bakara 2/178) Ayetlerde görüldüğü gibi büyük günah işleyenlere "Ey inananlar" diye hitap edilmiştir.
3. Delil: Mümin bir kimse öldüğü zaman cenaze namazı kılınır ve müslüman kabristanına defnedilir. Asr-ı saadetten bugüne kadar büyük günah işlemiş ve tövbe etmemiş olsa bile (gizli halleri Allah'a ait olmak üzere) ölen her müslüman için günahkâr veya günahsız ayrımı yapılmaksızın cenaze namazı kılınmış ve müslüman kabristanına defnedilmiştir. Peygamber'in tatbikatı böyle olmuştur ve İslâm âlimleri bu konuda icmâ* etmişlerdir.
"Kendisine emanet edilemeyen kimsenin imanı yoktur. "Zina eden kimse mümin iken zina etmez mümin iken hırsızlık yapmaz mümin iken içki içmez... " (Buhârî Mezalim 30; Müslim İman 100104; Ebû Davûd Sünnet 15; Tirmizî İman 11). Şeklinde varid olan hadisler büyük günah işleyenlerin kâfir olduklarına delil değil; ancak imanlarının kâmil olmadığına delildir. Kâmil bir iman büyük günahların işlenmesine engeldir.
Hepsi bu kadar olmamakla birlikte aşağıda sıralayacağımız suçlar İslâm'da büyük günahlar olarak kabul edilmiş ve bunlardan bir kısmına İslâm hukukuna göre bazı cezalar takdir edilmiştir:
" Allah'a şirk koşmak içki içmek kumar oynamak " (el-Bakara 2/219); haram aylarda harbetmek (el-Bakara 2/217); bakmakla yükümlü olduğu yetimin malını kendi malına katarak O'nun rızası olmaksızın yemek (en-Nisa 4/2; İsra 17/34); fakirlik korkusuyla kendi çocuğunu öldürmek (İsra 17/31); insanlar arasında fitne çıkarmak (el Bakara 2/217); faiz yemek (el-Bakara 2/275); Allah'tan başkasına ibadet etmek (İsra17/23); ana-babaya isyan etmek (İsra17/23) akrabaya miras hakkını vermemek (en-Nisa 4/7 13; İsra 17/26); malı gereksiz yere israf etmek (İsra 17/27); zina yapmak (İsra 17/32; en-Nisa 4/15-16); haksız yere adam öldürmek (İsra 17/33); ölçü ve tartıyı tam yapmamak (İsra 17/35); kibirlenmek (İsra 17/37); iffetli kadına zina isnat etmek (en-Nisa 4/23); tesettüre riayet etmemek (en-Nur 24/31 ); yalan yere yemin; Peygamber'e (s.a.s.) yalan hadis uydurmak (Peygamber'e yalan yere hadis uydurmak büyük günah olmanın ötesinde küfür sayılabilir. Çünkü şerîat'ın temel kaynaklarından ikincisi "sünnettir". Sünnete yalan isnat etmek; bazı konularda İslâm'ı temelinden yıkabılir); insanları diliyle çekiştirmek; kaş göz hareketleriyle alay etmek (Hümeze 104/1 ).

мυѕ†у isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 19-03-2008, 17:02   #102 (permalink)
 
мυѕ†у - ait Avatar
Tanımlı Cevap: İslam Fıkhı...

 
BÜYÜ BÜYÜCÜLÜK
Buna Arapça'da "sihir" adı da verilir. Bir insanı istenilen şeyi yapmağa sevk eden gizli kuvvet tabiata aykırı haller vücuda getiren etkiler. Bunları yapanlara "büyücü" denilir. Büyüyü şöyle tarif etmek mümkündür. Herhangi bir çıkar uğruna başkasına zarar vermeye yönelik meşru olmayan yollarla bir takım gizli kuvvetleri yönlendirerek yapılan ve gerçeğe uymayan gözbağcılık düzenbazlık oyunculuk şeklindeki işler. Gözbağcılık düzenbazlık gibi oyunlarla insanları aldatan kişiye büyücü bu kişilerin yaptığı işe büyü bu işin meslek haline getirilmesine de büyücülük denir. Büyücülük İslâm'dan önce Araplar'da Rumlar'da Hintliler'de Mısırlılar'da yaygın idi. Özellikle Hz. Musa zamanında büyücülük itibarlı bir meslek idi. Hz. Süleyman zamanında da yaygındı. Büyünün kendine göre özellikleri ve çeşitleri vardır.
Kara büyü: Asıl sihir bu olup bazı kimseler perilerin ve özellikle şeytanların müdahalesiyle tabiatüstü bir takım fiiller yapabilecekleri iddiasındadırlar.
Mecaz yoluyla büyü: Anlaşılamaz akıldan hariç şey demektir.
Beyaz yahut (tabii) büyü: Zahiren acaip fakat aslında tabii sebeplerle meydana gelmiş bir takım fiiller yapmak sanatıdır. Hokkabaz kuleleri gibi.
İslâm toplumlarında sihir: Müslümanlardan bazıları büyüde Yahudilerden Suriyeliler'den İranlılar'dan Keldânîler'den ve Yunanlılar'dan ders almışlardır. Tütsü tılsım muska cadılık fala bakmak vs. hep oralardan gelmiştir. Müslümanlar cinlere inandıkları için bu inanç sihre inanmaya da yolaçabiliyordu. Rasûlullah (s.a.s.) "isabet-i ayn"a yılan sokması ve genellikle hastalıklara karşı rukyayı yani duayı caiz görmüştür. Fakat büyü ile Hz. Peygamber'in (s.a.s.) duası arasında hiçbir ilişki yoktur. Bir takım fal kitapları vardır ki kelime ve harflerin suretiyle geleceği bilmeye çalışırlar.
Büyü ve büyücülük İslâm'da yasaklanmıştır. Kur'an-ı Kerîm'de büyücülerin iflah olmayacağı (Tâhâ 20/69) belirtilmiştir. Kâfirler kendilerini haklı çıkarabilmek Allah'ın elçilerini yalanlamak için onları büyücülükle büyü yapmakla suçlamışlardır. Büyücülükle suçlananlar arasında Hz. İsa (es-Sâf 61/6); Hz. Musa (ez-Zuhruf 43/49); (ez-Zâriyat 51/39) Hz. Süleyman (el-Bakara 2/102) Hz. Muhammed (el-Hicr 15/6) zikredilmektedir. Başka bir ayette inanmayan kişilerin bütün peygamberleri büyücülükle suçladıkları görülmektedir (ez-Zâriyat 51/52). Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadisinde yedi şeyden sakınınız" buyururken ikinci sırada "sihir yapmayı" zikretmiştir. (Buhârî Iiasâya 23; Müslim İman144). Başka bir hadiste büyü yapan kişinin küfre girdiğini belirtmiştir. Muhabbet için efsun yapmanın ipliğe okumanın büyü yapmanın şirk olduğunu da belirtmiştir (Nesâî Tahrim 19). Büyüye inanan kişinin Cennet'e giremeyeceği de (Ahmed İbn Hanbel II 83; IV 399) belirtilmiştir.
Başka bir hadiste de büyücüye müneccime gaibden haber veren kimseye inanan kişinin Kur'an'ı inkâr etmiş olduğu belirtilmektedir. (Ebû Davûd Tıp 21).


...
мυѕ†у isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 19-03-2008, 17:02   #103 (permalink)
 
мυѕ†у - ait Avatar
Tanımlı Cevap: İslam Fıkhı...

 
BURÇ VE FALBurç gökyüzündeki özel yıldız kümelerinin herbirine verilen addır ve bilinen oniki burç vardır. Bunların astronomik konumları itibariyle meselâ Güneş gibi Dünya ile çeşitli etkileşimleri olabilir. Ancak gelecekle ve gaypla ilgili bilgilerin onlardan alınması mümkün değildir. Çünkü "gaybı sadece Allah (c.c.) bilir" (157 En'âm (5) 59) Fal ise Kur'ân-ı Kerim'in ifadesiyle "şeytanın işlerinden bir pisliktir" (158 Mâide (5) 90) Bu yolla da gaybî bilgiler elde edilemez. Dikkat edilirse "Burç" ve "Yıldız Falı" gibi şeytanlıklarla insanları meşgul eden gazete ve dergiler aslında "gayb"a hiç inanmayan insanların elindedir. Öyleyse inananlar onların bu hurâfelere niçin bu kadar önem verdikleri konusunu iyi düşünmelidirler. Görülecektir ki bu şeytanlıkların iki önemli hedefi vardır: Umudundan başka birşeyi olmayan fukaranın o umudunu bile sömürüp kasalarını şişirmek inanmayı asılsıza çıkararak inançları sarsmak.


...
мυѕ†у isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 19-03-2008, 17:02   #104 (permalink)
 
мυѕ†у - ait Avatar
Tanımlı Cevap: İslam Fıkhı...

 
BÜLÛĞ BÜLÛĞA ERME
Yetişmek ulaşmak ulaştırmak kararlaştırılan bir iş yer ve zamanın nihayetine ermek. İnsan hayatının devrelerinden olan çocukluk çağının sona erip olgunluk (erginlik) çağının başladığı nokta. Yaş ile ilgili olarak bülûğ çağına erme ifadesi Kur'an'da bir çok yerde geçmektedir.
İnsanın dünya hayatı merhalelerinden bahseden bir ayette Allah Teâlâ şöyle buyurur "..Dilediğimizi belirtilmiş bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz sonra sizi bir bebek olarak çıkarıyoruz. Sonra gücünüze ermeniz için (sizi büyütüyoruz). içinizden kimi (çocukken) öldürülüyor kimi de ömrün en kötü çağına (ihtiyarlığa) itiliyor ki bilirken birşey bilmez hale gelsin... " (el-Hâc 22/5).
Ayette bildirildiği gibi insan tabii ecelin daha evvel gelmemesi halinde çocukluk olgunluk ve ihtiyarlık çağlarını geçirir. Yine Kur'an henüz ergenlik çağına gelmemiş çocukların soyunma ve yatma vakti olan üç vakitte yatak odalarına izinsiz girmemelerini (en-Nûr 24/58) bildirerek çocukluk çağından bahseder. (Bülûğ çağı için bk. Kur'an 6/15212/2218/82 28/14 37/102 40/67 46/15)
İnsanın bir emir veya yasakla sorumlu tutulabilmesi için öncelikle akıllı ve çocukluk devresinden kurtulup bâliğ olması şarttır. İslâm'da "ef'âl-i mükellefîn* sorumluluk durumunda olan kimselerin yapmaları veya yapmamaları gereken bir takım emir ve yasaklar vardır. Bunlar; farz vacip sünnet müstehab helâl mübah mekruh haramdır. Müslümanlar da bunlardan bir kısmını yapmaklabir kısmını da yapmamakla yükümlüdürler. Bu yükümlülükler büluğ çağı dediğimiz yaşa gelince başlar. Bu nedenle İslâm'ın bülûğ çağı ile çok yakından ilgisi vardır. Bülûğ çağının başlangıcı kızlarda dokuz: erkek çocuklarda oniki yaşın bitimidir. Son sınırı ise soğuk iklimlerde veya anormal hallerde erkeklerde onsekiz; kızlarda da onyedi yaştır. Artık erkek onsekiz kız da onyedi yaşına gelince bülûğa ermiş sayılırlar. Ancak kız veya erkek bülûğa erme sınırının son yaşlarına gelmeden uykuda veya uyanıkken ihtilam olurlar menileri gelir veya kadın ve erkek evlenmeleri halinde biri hamile kalmaya diğeri de hamile bırakmaya müsait duruma gelirlerse artık bülûğa ermiş sayılırlar. (Mecelle mad. 985) Yukarıda saydığımız bülûğa erme sıfatları genellikle kızlarda dokuz erkeklerde oniki yaşlarında meydana gelir. İklimin sıcak olduğu bölgelerde yetişme daha erken olacağından bu özellikler daha erken yaşlarda da görülebilir. Bu özelliklerin görüldüğü andan itibaren de İslâmî sorumluluklar başlar. Bu yaşa gelmeyenlere İslâmî sorumluluk yüklenmemiştir. (Tecrid-i Sarîh I 80). İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed'e göre gerek erkek ve gerek kızlar için bülûğ yaşının son sınırı onbeş yaştır. (Mecelle mad. 987) Hanefî mezhebinde fetva da buna göre verilmiştir. Şâfiî ve Hanbelî mezhebinde bülûğ yaşının son sınırı onbeş Mâlikî mezhebinde onsekiz yaş olarak belirlenmiştir.
Bazı insanlarda erkek ve kadın tenasül uzuvları aynı nisbette vardır. Bunlara "hünsa-i müşkil" denir. Bunlarda bülûğ yaşının son sınırı onbeş yaştır. Bülûğ yaşının son sınırına gelmeden evvel kız ve erkekte meydana gelen ihtilam olma meni gelme ve hayız olma halleri bülûğa ermenin alâmetleridir. Bülûğ çağına eren kız ve erkek gusül abdest namaz oruç malî imkânlar müsait ise hac* ve zekât* erkekler için cuma* ve bayram namazları* gibi vecibeleri kendi malında tasarruf hakkı ve diğer dinî sorumlulukları yerine getirmek zorundadırlar. Bu yaşa gelen çocuklar ebeveynlerinin ve büyük kardeşlerinin soyunma odalarına giremezler ayn cinsten kardeşler bir yatakta yatamazlar ayrı cinsten nikâhlanmaları yasak olmayan kimselerle yalnız başlarına kalamazlar. Hz. Peygamber (s.a.s.):
"Çocuklarınız yedi yaşına gelince onlara namazı emrediniz; on yaşına geldikleri halde kılmazlarsa -incitmeyecek şekilde- dövünüz." (Ebû Davûd Salât; 26) buyurmuştur. Bülûğ yaşının başlangıcına geldiği halde henüz bâliğ olmayan şahsa hakikaten veya hükmen bâliğ oluncaya kadar erkek ise "mürahik* " kız ise "mürahika" denir. (Mecelle mad. 986).


....
мυѕ†у isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 19-03-2008, 17:03   #105 (permalink)
 
мυѕ†у - ait Avatar
Tanımlı Cevap: İslam Fıkhı...

 
BÜLBÜL VE KANARYA GİBİ KUŞLARA KARŞI HEVESİM VARDIR. ONLAR İÇİN KAFES ALIP BESLİYORUM. BU HUSUSTA DİNİ BİR SAKINCA VAR MIDIR?Bülbül ve kanarya gibi kuşlarla oynayıp onlarla vakit geçirmek doğru değildir. İnsan Allah'ın halifesi olduğundan kendisine düşen büyük vazifeler vardır. Lüzumsuz şeylerle uğraşmamak lazımdır. Bununla beraber böyle kuşları evde bulundurup kafeste hapsetmek haram değildir. Haram olduğuna dair hiç bir şey varid olmamıştır.
Onları kafeste tutmak haramdır denilmez. Çünkü hayvan için ahır ne ise kuş için kafes öyledir. Yani hayvanları ahırda hapsetmek caiz olduğu gibi kuşları da kafeste hapsetmek caizdir. Peygamber (sav)'imiz hizmetinde bulunan Enes bin Malık'in annesinin evine arasıra giderdi. Küçük çoğunun bir kuşu vardı. Peygamber (sav) kuşu ne yaptı diye latife edip çocuğa soradı. Şayet kuşu hapsetmek caiz olmasaydı Peygamber (sav) mutlaka onu yasakalayacaktı (el-Fetava al-Kübra).

...
мυѕ†у isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 19-03-2008, 17:03   #106 (permalink)
 
мυѕ†у - ait Avatar
Tanımlı Cevap: İslam Fıkhı...

 
BOŞANMANIN ÜÇ TALAKLA OLMASI
Boşama için üç talak şart mıdır? Bir erkek kagıda "üçten dokuza kadar benden boşsun" yazdığında karısını boşamış olur mu? Bu hüküm Islam'a göre boşanmayı bilmeyen erkekler için geçerli midir? Yani kendisi yazdığının ne manaya geldiğini bilmiyorsa ve birileri böy1e yazmasını söylediği için yazmışsa yine karısını boşamış olur mu?...
Boşama için üç talak şart değildir. Nikâhlı olan karı-koca birbirlerine üç itibârî bağla bağlıdırlar. Sünnet olan boşama erkeğin bu bağları belli şartlarla ve tek tek koparmasıdır. Tâ ki düşünmeye ve başka ihtimallere fırsat bırakılmış olsun. Ancak erkek bu üç bağı birden koparırsa çirkin bir bid'at olmakla beraber bu da gerçekleşir.
Yazı ile boşanmaya gelince bu; ya tam bir vesîka gibi başlıklı imzalı olur ya da alelâde bir yere yazılmakla olur. Bu alelâde yazılan eğer havaya suya ve benzeri şeylere yazılır ve yazıldığı yerde okunmaz durumda olursa; boşamak niyeti olsa da olmasa da karısını boşamış olmaz.Yine alelâde olmak üzere rastgele bir duvara bir kitabın ya da defterin kenarına sıradan bir kâgıda okunacak şekilde boşadığını yazarsa boşama niyeti olması halinde karısı boş olur boşama niyeti olmaması halinde ise boş olmaz. Ama başta söylediğimiz gibi bir evrak niteliğinde isimli imzalı mühürlü vs. bir kâğıda karısını boşadıgını yazarsa niyeti olsun olmasın karısını boşamış olur. (bk. Fetâvâ-yi Hindiye I/378-79) Buralardan da anlaşılıyor ki erkeğe kendisinin ne olduğunu bilmediği bazı cümleler yazdırılsa bunlar da boşamayı ifade eden cümle olsa karısı boş olmaz; çünkü yazdığı kağıt bir tutanak değildir ve böyle bir niyeti yoktur. Ancak bu "diyâneten" yani Allah indinde böyledir. Ama faraza bir Islâm mahkemesi olsa ve bunu mahkemeye ispat etseler mahkeme niyeti bilemeyeceğinden boşanmalarına karar verir.

...
мυѕ†у isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 19-03-2008, 17:03   #107 (permalink)
 
мυѕ†у - ait Avatar
Tanımlı Cevap: İslam Fıkhı...

 
BİR KAÇ SENE EVVEL BİR KADINLA EVLENDİM. ONDAN MEMNUNUM. ANCAK ANNEM VE BABAM ONDAN MEMNUN DEĞİLLER VE ONU BOŞAMAMI İSTİYORLAR. DEDİKLERİNİ YERİNE GETİRMEDİĞİM TAKDİRDE ALLAH İNDİNDE MES'UL MUYUM?Boşama kapısı ihtiyaca binaen açılmıştır. Gerek olmadan boşamaya başvurmak mekruhtur. Peygamber (sav): "Allah indinde helal olan şeylerin en sevimsizi boşamadır" başka bir hadiste: "Gerek olmadan kocasından boşanma talebinde bulunan kadına cennet kokusu haramdır" buyurmuşlardır (Buhari-Müslim).
Alimlerin kaydettiğine göre boşanmayı gerektiren hallerden biri de Anneye Babaya itaat etmektir. İbn Ömer (ra) şöyle diyor:''Sevdiğim bir eşim vardı yalnız babam ondan hoşlanmazdı. Ve onu boşamamı istedi.Onun istediğini yerine getirmediğim için Peygamber (S.A.V) ‚e durumu anlattıbunun üzerine Peygamber (S.A.V):Ey Abdullah karını boşa'' dedi.
Yalnız anne ve babanın boşama talepleri bir sebebe dayalı olmalıdır.Hatta hanbeli Mezhebinin görüşüne göreadil de olsa kadını boşamak hususunda anne ve babaya itaat etmek gerekmez.(el Fıkhül islami c.7s.358)

....
мυѕ†у isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 19-03-2008, 17:03   #108 (permalink)
 
мυѕ†у - ait Avatar
Tanımlı Cevap: İslam Fıkhı...

 
BOŞANMA İLGİLİ BAZI ÖNEMLİ MESELELERKoca başka bir beldede adresli olan karısına gönderdiği mektup v.s. ile de kadını boşayabilir.
Saralı koca sarası esnasında hanımına "Boş ol" dese kadın boş olmaz.
Dayak veya şiddetli hastalıktan dolayı aklı zail olan kocanınboşaması geçerli değildir.
Koca bir kere "Şart olsun" deyip üç boşama kasdetse bir boşama meydana gelir.
Koca. "Boş ol" dedikten sonra sesli ve ilave ederek "Inşaallah" dese boşanma olmaz.
Koca karısına "Beş talak (boşama ile boş ol) dese kadın üç talakla boş olur.
Koca karısına "Anasını filân ettiğim" dese boş olmaz.
Koca karısının kız kardeşi ile cinsel ilişkide bulunsa karısı boş olmaz.
Koca karısına "Bre kahpe" dese boş olmaz.
Koca kızdığı anda karısını boşadığını bilip kaç aded boşadığını bilmese bir boşama meydana gelmiş olur.
"Başına gün doğsun" demek "Karım boş olsun" manasında örf bulunan yerdeki koca karısına "Başına gün doğsun" dese karısı boş olur.
Koca karısına "Birden üçe kadar boş ol" dese iki boşama gerçekleşmiş olur.
Delinin boşaması geçerli olmaz.
Koca karısına "Eğer istersen benden üç boşama ile boş ol" deyip kadın susup ağlayacak olsa boş olmaz.
Diliyle söylemediği müddetçe işaretle boşama ve boşama adedi gerçekleşmiş olmaz.
Uyuyanın uykuda ki boşaması geçersizdir.
Koca karısına "Sen bana yaramaszin" dese kadın boş olmaz.
Koca "Falan işi işlemessem şart olsun" der fakat zam'an tayin etmezse hayatının son anına kadar boşama gerçekleşemez.
Koca izin vermeden bir diğer şahsın kocanın karısını boşaması geçersizdir.
Karı kocasına "Ben seni istemiyorum beni boşa" der koca da "Var benden falan ol" deyip boşamaya niyet ederse karısı boş olur.
Koca "Evime girmeni yasaklamasam" diye şart etse birinci defa yasaklayıp daha sonra yasaklamasa kadın boş olmaz.
Koca karısına "Istediğin yere gidersen benim karım değilsin" deyip kadın da istediği yere gitse boş olmaz.
Koca karısına "Ben seni bugün babamın evine götürmeye şartliyim gel gidelim" der fakat kadın gitmeyip o gün götürmek mümkün olmasa koca bu sözüyle boşama şartını kasdetmiş ise karısı boş olur.
Başkasından nesebi belli olan karısı için "Kızımdır" dese boşanma meydana gelmez.
Koca karısına "Seninle kırk güne kadar geçinelim kırk günden sonra ayrılalım sonra da kız kardeşim ol" demekle "kız kardeş gibi haram ol" manasını kasdederse karısı boş olur.
Karısına "Bugün seni üç boşama ile boşamassam. üç boşama (talak) ile boş ol" deyip o gün "Bana şu kadar para vermek üzere seni üç boşama ile boşadım" dese fakat kadın kabul etmeseboş olmaz.
Koca karısına. "Şimdiden sonra anam ol" deyip haram olmak anlamını kasdederse kadın bain boşama ile boş olur. .
Bazan kendine gelen deli aklı başında iken hanımını boşasa kadın boş olur.
Koca "Odadan dışarı çıkarsan şart olsun dese emir olmaksızın başka birisini arkasına alırdısan çıkarırsa boşama gerçekleşmiş olmaz.
Koca karısına "Kız kardeşiin ol" deyip boşamayı kasdetmese kadın boş olmaz.
Boşama konuşulurken kızarak kayınpederine "Kızını istemem kime isterse gitsin" dese boşamaya niyet etmediği müddetçe kadın bain boşama ile boş olmaz.
Koca karısına "Var yikil git" deyip boşamaya niyet etmese boş olmaz.
Karısına "seni iple bağlamadım boşsun" der fakat maksadı boşama olmazsa sözüyle tasdik olunur.
Kadın kocasına "riikah ve nafakamdan vaz geçtim beni boşa" der koca da "çünkü sen beni istemezsin ben de senden vaz geçtim" dese kadın bain boşama ile boş olur.
Koca karısını nafakasız bırakıp başka bir beldeye gitmek istediği zaman kadın nafakası için kocasından kefil isteyebilir.
Koca karısıyla beraber yemek yememeğe şart edip bir sofrada ayrı bir sahandan yemek yese boşama gerçekleşmiş olmaz.
Koca arkadaşına hitaben "Eğer falan işi işlersem her ne dersen öyle olsun" der ve o işi isleyip boşamayla alâkalı söz söylemeseler boşama olmaz.
Koca karısını haksız yere dövmeyeceğine şart edip kadın kocasına "Haram yiyici" ve benzeri bir söz sarfeder kocası da onu döverse boşanma meydana gelmez.
Karısına "Seni istemem" dese -boşamaya niyet etmemişse- kadın boş olmaz.
Koca "Iznim olmadan oturduğumuz evden disan çıkarsan" diye karısına şart kosup kadın da bir defa izniyle birisine gidip daha sonraları izinsiz olarak gittiği kişiye gidecek olsa boşanma meydana gelir.
Peşin mehri ödenmiş kadını koca evine getirse fakat kadın cinsel ilişkiyi kocaya yasaklasa kadın nasize olmaz.
"Bana kadın lâzim değil" demekle boşama olmaz.
"Filân yerde olduğum müddetçe filanca ile sohbet edersem şart olsun" deyip o kişiyle başka bir yerde sohbet edecek olursa boşanma olmaz.
Kayınpederine "Sen ve kızınla bir alâkam yoktur" deyip boşamaya niyet etmemişse boşanma meydana gelmez.
Fakir olan karı ve kocanınnafakaları zengin ogulları üzerinedir.
Koca karısına "Aramızda nikâh yoktur" der boşamaya da niyet ederse kadın boş olur.
Koca karısına "Bana namahrem oldun ve bana haramsın" dese hanımı bain olarak boş olmaz.
Kocaya "karın var mi?" denilip "yoktur" dese boşanma meydana gelmez.
Kadın kocasına "ben sana karı olmam" der koca da "öyle ise karım yoktur" dese boşanma olmaz.
Koca "Şart" lafi "Boşama" anlamında örf olan yerde şarta bağladığı boşama gerçekleşecek olsa ricî boşama gerçekleşir.
Boşanma konuşulurken. koca "karımdan vazgeçtiin" dese kad