Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Yaşam ve Eğlence > İslam ve Din Bölümü
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

İslam ve Din Bölümü Dinimiz ve Diğer Dinler Hakkındaki Bilgiler...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 23-11-2007, 13:35   #1 (permalink)
 
! Қ Â ĺ Π ! - ait Avatar
! Қ Â ĺ Π ! - MSN üzerinden Mesaj gönder
Cool Kendini Bilmek Haddini Bilmektir

 
Kendini bilmeyen kendi dışındaki dünyayı anlamlandıramıyor. Asıl
önemlisi kendini bilmeyen insan Rabbi'ni hakkıyla bilme şansından
mahrum kalıyor. Peki neden? İnsan kendi dışındaki varlık alemini bilmek
için neden kendini bilmek zorunda?



“Ben” bilgisi teknik bir felsefe tartışması değil. İnsanın kendini
bilmesi varoluşunu anlamlı kılan eylemlerin başında geliyor.



İnsan bu dünyaya ‘öteki'yle yani kendi dışındaki insan ve varlıklarla
yaşamak için gönderilmiş bir varlık. İnsan sıfatının kemale ermesi
ancak kollektif /ortaklaşa bir yaşam ile mümkün. Örneğin konuşmak
ancak sizi dinleyen birinin olduğu bir ortamda anlamlı bir eylemdir.
Aynı şekilde insan tek başına kültür ve medeniyet üretemez. Bütün
bunlar bireyin dışında başka insanların ve kollektif yapıların
bulunmasını zorunlu kılar.



İnsanın bu çevreyle ve kelimenin en geniş manasıyla ‘öteki' ile
ilişkiye geçebilmesi için kendisinin kim olduğunu bilmesi gerekir. Yani
kişi neleri yapıp neleri yapamayacağı konusunda bir fikre sahip
olmalıdır. Burada kendini bilmek doğru ilişkiler içinde bulunmak
olarak anlaşılabilir. Bizdeki tabiriyle insan ayağını yorganına göre
uzattığında kendi haddini de bilmiş olur. Buna göre kendini bilmek
sadece zihinsel değil aynı zamanda ahlâkî bir tavırdır.



Fakat kendini bilmenin tek anlamı bu değildir. Daha felsefî ve manevi
bir düzlemde insan kendini bilerek yaradılışın manası üzerinde
düşünmeye ba ş lar . Burada kendini tanımak varlıkla ilgili en temel
soruları sormak anlamına gelir. Nereden geldik ve nereye gidiyoruz?
Bütün bu varlıkların anlamı ne? Her şeyin bir gayesi var mı? Bu varlık
alemi içinde benim yerim ne? Benim yaradılış amacım ne? Beni ben kılan
aslî vasıflar nelerdir?



Kendini bilen Rabbi'ni bilir



Bu soruları sorduğumuz anda artık kendi bireysel dünyamızın dışına
çıkmışız demektir. Modern bireycilik felsefelerinin tersine bu
soruları soran kişi kendi dünyasına hapsolmuş atomize bir varlık haline
gelmez. İnsanın kendi iç dünyasına yönelmesi onu dış dünyadan
uzaklaştırmaz bilakis diğer varlıklara yakınlaştırır. Çünkü kendini
doğru tanıyan kişi bütün varlıkların anlamı ve amacı konusunda
derinlikli bir bakış açısına sahip olur. Böyle bakınca kendimiz de
dahil her şeyin ortak bir gaye uğrunda ve tek bir yaratıcı tarafından
yaratıldığını görür.



Bizim geleneğimizde nakledilen bir söze göre -ki kimileri bunu hadis
olarak da nakletmiştir- “kendini bilen Rabbi'ni bilir”. Buna göre
kendimizi bildiğimizde Rabbimiz'i de bilme imkanına kavuşuruz.
Mefhum-u muhalifiyle yani tersinden düşünecek olursak kendini
bilmeyen kişi Rabbi'ni bilemez.



Kur'an -ı Kerim “Allah'ı unuttuğu için Allah'ın da onlara nefslerini
/kendilerini unutturduğu” insanlardan bahseder. Yani Rabbimiz'i bilmek
kendimizi bilmenin adeta bir ön şartıdır. Çünkü ben bilgisi doğru
tanımlandığında bizi benlik duygusuna tekebbüre değil asıl geldiğimiz
kaynağa götürür. Bu kaynak ilk ve son tahlilde Cenab -ı Hak olduğu
için kendimizi bilmek Rabbimiz'i bilmek yolunda atılmış önemli bir
adımdır.



Fakat insanın Rabbi'ni bulabileceği en önemli yer ne kitaplardır ne de
fizik teorileri. Bu biricik bilginin edinileceği asıl yer insanın
kalbidir. Hz. Peygamber Efendimiz'in “Rabbim alemlere sığmadı ama mümin
kulunun kalbine sığdı” sözünü hatırlayın. Buna göre kalbi Allah'la dolu
olan kişi kendi iç dünyasına yöneldiğinde Rabbi'ne yönelmiş O'na
yaklaşmış olur.



Kendini bilmek suretiyle Rabbi'ni bilen kişi aynı zamanda haddini de
bilmiş olur. Çünkü kendisinin alem içindeki yerini ve Rabbi'yle olan
ilişkisini kavrayan kişi kibir gösteremez. Onun için tevazu sahibi
olmak salt ahlâkî bir sıfat değildir artık. Tevazu burada varoluşsal
bir anlam kazanır. Zaten ahlâkî bir erdem olarak tevazu bizim varlık
mertebeleri içinde sahip olduğumuz yerle irtibatlı ve paralel bir
durumun ifadesidir.



Kendini böyle tanıyan insan “ alemi ben yarattım” edasıyla ve kibirli
bir şekilde yaşayamaz. Modern hümanizmin insanı ilâhlaştıran tavrının
burada yeri yoktur. “İnsan her şeyin ölçüsüdür” demek artık felsefi
anlamda mümkün değildir. Varoluşsal tevazu hali içinde olan kişi
kendini alemin üstünde değil onun bir parçası olarak görür. Bu yüzden
ünlü varoluşçu filozof Sartre'in “öteki cehennemdir” fikrine kendi
dünyasında bir karşılık bulamaz.



Böyle bir atıf çerçevesini esas aldığımızda kendimizi bilmek bizi
narsizme ve bireyciliğe götürmez. Tam tersine insan kendini daha büyük
bir varlık diliminin parçası olarak gördüğü zaman yalnız olmadığını
bilir. Bu ise “ alemde sadece ben varım” fikrine dayalı narsizme karşı
en büyük meydan okumadır.



Bu yüzden kendini bilmek içine kapanmak değil varlığın anlamı
üzerinde esaslı bir tefekkür ameliyesine girişmektir. Bu tefekkür bize
sadece “ne yapabilirim?” sorusunun cevabını vermez. Bize aynı zamanda
“ne yapmalıyım?” sorusuna doğru cevaplar bulma imkanı tanır. Bizim
zaman ve mekânla olan irtibatımız hep “ben kimim ve ne yapmalıyım?”
sorularına verdiğimiz cevaplarla şekillenir.



Öğrenmenin amacı ne?



İnsanın bütün bilme eyleminin arkasında yatan da bu sorulara doğru ve
anlamı bir cevap bulma çabası değil midir? En önemli soruyu doğru
cevaplayamamış bir kişinin on hatta yüz tane ikincil soruyu doğru
cevaplamış olmasının bir anlamı var mıdır? Bu yüzden Yunus Emre ilim
tahsil etmenin amacını kendini bilmek olarak tanımlıyor.



İlim ilim demektir



İlim kendin bilmektir



Sen kendini bilmezsin



Ya nice okumaktır?



Hz. Mevlâna'nın anlattığı bir hikayeye göre bir gün bir sultan bir
elçisini uzak bir şehre gönderir. Bir emaneti o şehrin valisine
ulaştırmasını ister. Elçi yola çıkar. Meşakkatli bir yolculuktan sonra
şehre varır. Şehre geldiğinde valiye emaneti ulaştırmak yerine başka
işlerle meşgul olur. İlim meclislerine katılır. Şairleri dinler. Pazara
gider alışveriş yapar. İnsanlarla hasbihal eder. Bu gibi işlerle
uğraşırken emaneti valiye ulaştırmayı unutur ve ülkesine geri döner.
Sultanın huzuruna çıktığında o şehirde yaptıklarını ve bu gezinin
kendisi için ne kadar faydalı olduğunu ufkunun genişlediğini anlatır.
Sultan emanetin yerine ulaşıp ulaşmadığını sorduğunda elçi o konuyu
tamamen unuttuğunu hatırlar. Ve çok mahcup olur özür diler. Sultanın
ona verdiği cevap ise kayda değerdir: “Ben seni o şehre tek bir iş için
gönderdim. Sen ise onun dışında on iş yaptın ama asıl maksadına
ulaşamadın geri geldin. Var bunun hesabını sen yap.”



İnsanın ilim ve amelleriyle kendini bilmesi arasındaki ilişki bu
hikayedeki elçinin aslî göreviyle yaptığı tali şeyler arasındaki
ilişkiye benziyor. Eğer insan “ben kimim?” sorusuna sahih bir cevap
verememişse başka sorulara doğru cevap vermiş olması onun kurtuluş ve
huzuru için yeterli olmuyor.



Enformatik cehaletin her tarafımızı kuşattığı günümüzde bilgi devrimi
masalını bir kenara bırakıp kendi benimiz nefsimiz varlığımız
üzerinde düşünelim. Kendimizi bilmeden “öteki”ni bilemeyeceğimizi
yeniden hatırlayalım



! Қ Â ĺ Π ! isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
EqLenceLi Tıß Sözlüqü ! FaRaBii Çöp Forum 3 11-05-2008 22:37
KıSa ŞiiRLeR & Tek SiirLer ..::ŞeHZaDe::.. Aşk Şiirleri 1071 01-11-2007 19:52
İntihar tugay Felsefeci 3 22-08-2007 07:52
İnsanin Haddİnİ Bİlmesİ тuzLu FıŜтıк İslam ve Din Bölümü 3 02-07-2007 17:21
bilmek isterdim WİTALİ Aşk Şiirleri 0 20-06-2007 22:50


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:31 .


Powered by vBulletin 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

TRplatform.Org
Yazılı Avatarlar UslanmaM bilgi MaxiCep izafet Web Hattı bebek tedavin MeleklerMekanı ilginç Resimler SMF İndir Aşk Resimleri Rüya Tabirleri Güzel Sözler