![]() |
|
|||||||
| İngilizce Sözlük Yabancı Dil Olan İngilizce Hakkındaki Bilgi Paylaşım Forumunuz |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
DİL SINAVLARI İÇİN EN ÖNEMLİ 1000 KELİME 1. abandon = (1) (birini) terk etmek (= leave) (2) bir şeyden vazgeçmek (= give up) 2. abbreviate = (1) kısaltmak özetlemek (2) (matematikte) sadeleştirmek3. abolish = (toplumdaki tabuları) yıkmak sona erdirmek (= do away with)4. absorb = içine çekmek emmek5. abstain from = (alkol ilaç vb) --- den sakınmak/ uzak durmak (=avoid from) !6. abundance = bolluk bereket7. abundant = bol bereketli8. accelerate = hızlandırmak ivme kazandırmak *** accelerator = gaz pedalı9. accept = kabul etmek razı olmak10. access = erişmek ulaşmak11. accessible to = ulaşılabilir erişilebilir12. accommodate = (misafir konuk vb) ağırlamak (= put up)13. accompany = (1) eşlik etmek arkadaşlık etmek (= escort) (2) beraber bulunmak ya da bir arada gözükmek (* Pain and fever accompany inflammatory diseases)14. accomplish = başarmak (= achieve) 15. accumulate = (1) birikmek çoğaltmak (2) biriktirmek yığmak16. accuracy = doğruluk kesinlik17. accurate = doğru hatasız eksiksiz bir şekilde (= precise correct)18. accurately = doğru hatasız eksiksiz bir şekilde (= precisely correctly)19. accuse (of) = birini bir şeyle suçlamak itham etmek20. achieve = başarmak yerine getirmek21. acknowledge as = (1) kabul etmek --- olarak tanımak (2) (mektup mesaj vb) aldığını gönderen kişiye bildirmek22. acquainted with = aşina olmak haberdar olmak (= familiar with)23. acquire = (dil miras huy vb) edinmek kazanmak (= obtain attain) (*She acquired a huge fortune.) (* I acquired Turkish but I learned English in school.)24. acquisition = edinim 25. activity = faaliyet aktivite *** activist = bir fikrin aktif destekçisi (= supporter)26. adapt = bir şeye uyarlamak uydurmak ( = adjust)27. addict = bağımlı tiryaki *** drug addict = eroin bağımlısı28. addiction to = bağımlılık tiryakilik29. addition = ilave ek30. additionally = ayrıca bunun yanı sıra buna ilaveten (= furthermore moreover)31. adequately = yeterli bir şekilde (= sufficiently) 32. adjust = (1) uyarlamak (= adapt) (2) alışmak (= get used to) 33. adjustment = düzeltme intibak uyma34. administer = (1) idare etmek yönetmek (2) (damardan ilaç vb) vermek sağlamak35. admire = hayran olmak 36. admit = kabullenmek itiraf etmek37. adopt = (1) evlat edinmek (= take up) (2) (önlem tedbir vb) almak (adopt measure) (3) (başkasına ait bir şeyi) benimsemek (dil din vb)38. adore = çok sevmek tapmak39. adverse = zıt kötü40. advocate = (1) savunmak (= defend) (2) desteklemek (= support) 41. affect = etkilemek (= influence) 42. aggravate = gittikçe kötüye gitmek fenalaşmak (= deteriorate worsen)43. aggressive = saldırgan 44. aid = yardım etmek (= help) 45. alien (to) = yabancı 46. alongside = yanında bitişiğinde (beside next to)47. alter = değiştirmek (= change) 48. alteration = değişiklik 49. amazing = şaşırtıcı hayran bırakıcı (= astonishing)50. amend = değişiklik yapmak (kanunda düzenleme yapmak anlamındaki gibi) 51. amendment = değişiklik (kanun vb) üzerinde değişiklik yapmak (= alteration)52. amusing = eğlenceli zevkli53. announce = anons etmek ilan etmek (= give out declare)54. anticipate = ummak beklemek55. apologize = özür dilemek (apologize to someone for something) 56. appalling = korkunç (= dreadful horrendous)57. appointment = (1) atama tayin (2) randevu (= rendezvous)58. appreciate = (1) takdir etmek değerini bilmek (2) anlamak farkına varmak59. approach = (1) (zaman/ mesafe bakımından birine/bir şeye) yaklaşmak (* Do not approach with fire! (2) (bankaya/yüksek bir mevkiye vb) müracaatta bulunmak ricada bulunmak (* She approached the bank for a loan)60. appropriately = uygun olarak (= suitably) 61. approve of = onaylamak uygun bulmak tasvip etmek62. arrange = düzenlemek ayarlamak (toplantı randevu vb)63. artefact = insan eliyle yapılmış (sanat) 64. ascend = yukarı çıkmak yükselmek tırmanmak (= go up / climb up)65. ask for = ricada bulunmak bir şey istemek66. aspire = şiddetle arzu etmek çok istemek (* I’ve always aspired to be a singer)67. assemble = (1) bir araya getirmek toplamak (= gather) (2) monte etmek (= put up)68. assess = değerlendirmek (= evaluate) 69. assign = atamak tayin etmek görevlendirmek (= appoint)70. assist somebody in something = birine bir konuda yardım etmek 71. associate = (zihninde insanlar/eşyalar arasında) çağrışım yapmak çağrıştırmak (* I always associate the smell of baking with my childhood.) (2) (kötü yolda olan veya kötü alışkanlıkları olan insanlarla) arkadaşlık yapmak düşüp kalkmak (* Don’t associate with those glue-sniffers.)72. assume = (1) elinde delil olmadan bir şeyin doğru olduğunu düşünmek veya kabul etmek farz etmek (= conclude) (2) (sorumluluk/vebal vb) üstlenmek üzerine almak (= take on) (* I temporarily assumed the responsibility for her)73. assure = birine teminat vermek emin kılmak garanti vermek74. astonishment = şaşırtmak şaşırmak (= amazement bewilderment)75. attach = iliştirmek eklemek (= enclose)76. attack = saldırmak saldırı77. attain = elde etmek erişmek (= gain obtain)78. attainment = ulaşmak erişmek79. attend = iştirak etmek katılmak80. attribute = (bir sebebe/nedene) dayandırmak (= base on/upon) 81. auditorium = dinlenme/izleme salonu seyircilerin oturduğu bölüm82. available = mevcut var olan83. avert = (1) olmasını önlemek (2) başka yöne çevirmek (trafik akışını vb) 84. avoidable = kaçınılabilir engellenebilir85. award = ödül 86. backward = geri kalmış geriye doğru87. badly in need of = bir şeye/birine çok muhtaç olmak 88. barely = (1) hemen hemen hiç neredeyse hiç (2) güçlükle (= hardly scarcely)89. bargain = (1) pazarlık anlaşma (2) pazarlık etmek (3) kelepir ucuz eşya90. barren = kurak verimsiz (= infertile arid)91. basic = temel (= essential fundamental)92. bazaar = pazar alışveriş yeri93. behave = davranmak 94. believe = inanmak 95. belongings = birinin kişisel eşyaları (= possessions) 96. beloved = sevgili hazret97. bitingly satirical = aşırı alaycı insafsızca eleştirme98. bizarre = tuhaf acayip (= strange weird)99. blanket = battaniye 100. blaze = (1) ateş alev yangın (2) parlamak101. bolt = fırlayıp kaçmak tabanları yağlamak102. branch = dal branş103. break off = (nişan nikah vb) bozmak ayrılmak104. breed = (1) (hayvan için) doğurmak yavrulamak (2) hayvan yetiştirmek105. bribery = rüşvet *** offer bribes = rüşvet teklif etmek 106. bride = gelin 107. brief = kısa öz *** in brief = kısaca öz olarak108. bring up = (1) çocuk büyütmek (2) kusmak (3) ortaya (konu vb) atmak 109. broadcast = (radyo televizyon hava durumu için) yayın110. Broadly speaking = Genel konuşmak gerekirse (= generally mostly)111. broil = ızgara yapmak kavurmak112. bullfight = boğa güreşi 113. bully = (1) kabadayı zorba (2) kabadayılık yapmak zorbalık yapmak114. burial = gömü gömme115. burn = (1) yakmak (2) yanmak 116. button = düğme 117. calculator = hesap makinesi 118. call for = talep etmek istemek (= demand)119. calm = sakin 120. can’t take one’s eyes off = gözlerini birinden veya bir şeyden alamamak 121. cancel = iptal etmek (= call off) 122. captivating = büyüleyici (= enchanting fascinating)123. captive = tutsak esir124. captivity = tutsaklık esaret125. capture = yakalamak ele geçirmek tutsak etmek (= apprehend)126. careless = dikkatsiz 127. carry out = (çalışma deney anket vb) yürütmek icra etmek (= fulfil conduct)128. carve = (1) (tahta vb) oymak (2) (et vb) kesmek 129. casually = günlük sıradan havadan sudan130. caution = uyarı dikkat131. cease = sona erdirmek durdurmak ( cease-fire= ateşkes)132. ceaseless = aralıksız durmadan (= non-stop)133. celebration = kutlama 134. celebrity = ünlü 135. census = nüfus sayımı 136. ceremony = tören 137. charge (with) = --- ile yargılamak (mahkemede) (= try) 138. circulate = dolaşmak dolaştırmak deveran etmek (vücuttaki kan vb)139. circulation = (1) dolaşım (2) gazete tirajı günlük satış oranı140. cite = örneklemek adından bahsetmek değinmek (= refer to mention)141. citizen = vatandaş *** Citizenship = Vatandaşlık 142. clarify = açıklamak (= explain) 143. claw = pençe hayvan pençesindeki kıvrık tırnak144. clearance = (1) mağazayı boşaltma malları elden çıkarma tasfiye (2) izin yeşil ışık145. close = (sıfat) yakın 146. closed = kapalı 147. closure = (1) kapanış (2) iflas 148. coincide with = aynı zamana denk gelmek/tesadüf etmek (= fall on the same date) 149. collapse = (1) (bina vb için) çökmek (2) bayılmak 150. collapsible = katlanabilir (kanepe vb) 151. collar = (1) yaka (2) tasma 152. colleague = iş arkadaşı 153. collide with = çarpışmak (= crash into) 154. commence = başlamak (= start) *** commencement speech = açılış konuşması 155. comment on = yorum yapmak (= interpret) 156. commercial = ticari 157. commit = (1) (intihara vb) kalkışmak yeltenmek (2) (suç cürüm) işelemek (3) (kendini işine ailesine vb) adamak (= devote)158. commit = kalkışmak yeltenmek *** commit suicide = intihar etmek159. common = (1) ortak (2) sıradan yaygın *** in common with = --- ile ortak nokta160. commonplace = yaygın sıradan (= ordinary usual)161. commuter = ev ile iş arasında mekik dokuyan/gidip gelen 162. companion = dost arkadaş163. company = (1) arkadaşlık dostluk (2) şirket164. compel = zorlamak mecbur bırakmak (= force oblige)165. compensation for = (1) tazminat ödemek (2) telafi etmek 166. compete = rekabet etmek yarışmak ***competition = müsbaka yarış167. compete against = başkasıyla yarışmak rekabet etmek168. compete with = başkasıyla aynı yerden beslenmek/geçim sağlamak (kangurular koyunların otlaklarından otlanan rakip hayvanlar olması gibi) 169. competition = (1) rekabet (2) müsabaka yarış170. compile = derlemek bir araya getirmek (bilgi delil vb)171. complain to somebody about something = şikayet etmek 172. completely = tamamen bütünüyle (= entirely)173. comply (with) = --- e uymak --- e itaat etmek (= abide by)174. compose = oluşturmak meydana getirmek *** be composed of = --- den oluşmak175. compound = bir sürü binanın bulunduğu etrafı çevrili mekan 176. comprise = içermek (= include) 177. compute = hesap yapmak bir notu bilgisayara girmek(= calculate )178. conceal = gizlemek saklamak (= hide)179. conceive as = (1) --- olarak algılamak/düşünmek (2) conceive of = bir şeyi ilk kendisi akıl etmek (= senaryonun konusu vb) (3) gebe kalmak 180. conclude = sonuç çıkarmak (= assume) 181. conclusion = sonuç netice yargı182. condition = durum hal / koşul şart183. conditionally = şartlı olarak belli şartlara bağlı184. conduct = (1) (deney anket vb) idare etmek yürütmek (= carry out) (2) (isim hali) davranış (= behaviour)185. conduct = (1) (deney çalışma vb) yürütmek icra etmek (2) davranış (= behaviour)186. confess = itiraf etmek (= speak out) 187. confident (of) = emin 188. confine to = (1) sınırlamak bir yere mahkum etmek (2) hapse atmak (= imprison)189. confirm = (1) onaylamak doğrulamak (= verify) (2) (bir iddiayı davayı vb) güçlendirmek pekiştirmek (= strengthen)190. conflict = (1) çatışma savaş (2) anlaşamama tartışma191. conflict with = çatışmak çarpışmak savaşmak192. conform to = uymak uyuşmak (= obey the rules)193. confront = (1) karşılaşmak yüz yüze gelmek (2) confront about = yüzleştirmek194. confuse = karıştırmak şaşırmak195. conquer = (1) fethetmek (2) yenmek galip gelmek196. consent = (1) razı olmak (2) izin rıza (= permission)197. consent to = razı olmak 198. consequence = sonuç netice (= result)199. conserve = korumak muhafaza etmek200. considerable = büyük ölçüde önemli miktarda azımsanamaz X negligible(=neglicıbıl)201. considerably = önemli ölçüde oldukça202. considerately = düşünceli/nazik bir şekilde 203. consideration = göz önünde bulundurma/düşünme 204. consist of = ibaret olmak meydana gelmek205. conspire against = birine komplo kurmak (= plot against) 206. constantly = 1-sürekli 2- aralıksız 207. constantly = sürekli 208. constitute = oluşturmak meydana getirmek (= make up)209. constrain = zorlamak (= restrain force)210. construct =inşa etmek yapmak (= build)211. consult = danışmak (= check with) 212. consume = tüketmek (= use up) 213. contact with = birisi ile kontak/temas kurmak irtibata geçmek214. contemporary = çağdaş aynı çağda yaşayan215. content with = --- den memnun 216. contest = yarışma müsabaka *** beauty contest = güzellik yarışması217. continent = kıta 218. contract = (1) sözleşme yapmak (2) küçülmek büzülmek (= shrink) (3) hastalık kapmak219. contradict = çelişmek 220. contradictory = çelişkili tutarsız kendini yalancı çıkaran (= inconsistent)221. contribute to = katkıda bulunmak 222. controversial = tartışmalı fikir ayrılığına sebep olan (= disputable debatable)223. controversy = anlaşmazlık fikir ayrılığı224. conventional = geleneksel alışılagelen225. converse = (1) karşıt zıt (2) konuşmak226. convert into = dönüştürmek (= change) 227. convict = mahkum tutuklu228. convince = ikna etmek 229. correctly = doğru bir şekilde düzgünce (= accurately precisely)230. correspond to = bir şeyle uymak uygun düşmek tekabül etmek (= agree match)231. correspond with = birisi ile yazışmak 232. counterpart = karşılığı dengi (“Sultan” kelimesinin counterpart’ı “Kral” dır)233. couple = çift 234. course = (1) gidişat ilerleme (zaman/mekan içinde) *** in the course of = ---nın esnasında (2) (nehir için) akış yönü (3) öğrenim kurs235. cramped = hijyenik olmayan 236. crash = (1) kaza şiddetli ses iflas (2) yere düşme çarpma237. crawl = emeklemek 238. create = yaratmak 239. credibly = inanılır bir şekilde (= believably) 240. criminal = ciddi bir suç/cürüm işlemiş suçlu241. crippled = felçli kötürüm (= paralysed) (2) engellenmiş gerilemiş (ekonomi vb)242. crocodile = timsah (= alligator) 243. cross out = üstünü çizmek silmek (= delete)244. crumble = ufalanmak parçalanmak (= disintegrate fall apart)245. cultivate = tarım yapmak tarlayı vb sürüp ekmek246. curator = sanat galerisi/müze/kütüphane görevlisi 247. currency = döviz 248. curve = eğim eğmek249. custom = gelenek görenek *** customs = gümrük250. customary = geleneksel (= traditional) 251. debate = tartışmak 252. debt = borç 253. deceit = kandırmak *** deceitful = hilekar hileci254. deceive = kandırmak kafaya almak (= take in)255. decipher = şifresini çözmek 256. decipher = şifresini çözmek anlamını meydana çıkarmak257. declare = ilan etmek beyan etmek258. decline = (1) azalmak gerilemek (2) kibarca reddetmek (= turn down)259. dedicate = kendini adamak (= devote to commit oneself to)260. dedicate to = kendini adamak (= devote to) 261. deduce = sonuç çıkarmak (= conclude assume)262. deduction = tümevarım sonuç (= conclusion)263. deepen = derinleştirmek derinleşmek264. defeat = yenmek bozguna uğratmak (= beat)265. defect = bozukluk kusur hata sakatlık *** speech defect = konuşma özrü266. defend = savunmak 267. define = tanımlamak 268. degeneration = yozlaşma aslını kaybetme269. delay = geciktirmek 270. delightful = zevkli hoş271. deliver = (1) siparişi teslim dağıtmak/teslim etmek (= distribute) (2) doğurmak vermek (3) deliver speech = konuşma yapmak 272. demand = (1) talep istek (2) talep etmek istemek ***in demand = revaçta273. demobilize = askerden terhis etmek 274. demolish = yıkmak parçalamak (= do away with)275. demonstrate = (1) uygulamalı bir şekilde göstermek (= show) (2) gösteri yapmak protesto düzenlemek276. deny = (1) inkar etmek (2) yapmasını yasaklamak (deny somebody to do something) 277. depress = (1) üzmek (= sadden upset) (2) bastırmak (= press down)278. derive from = çıkarmak gelmek279. descend = inmek azalmak280. desert = çöl 281. deserve = hak etmek 282. design = plan çizmek tasarlamak283. design = tasarlamak dizayn etmek284. desire = (1) istek arzu (2) istemek arzu etmek (= wish)285. desolate = mutsuz kederli (= depressed) (2) terkedilmiş (= deserted)286. dessert = tatlı 287. destination = hedef varılacak yer288. destiny = kader kısmet289. destroy = yıkmak yok etmek (= damage ruin)290. detain = alıkoymak göz altında tutmak (= take into custody)291. detect = meydana çıkarmak işin aslını ortaya çıkarmak (= discover notice)292. detection = teşhis etmek belirlemek293. deter (someone) from = caydırmak engel olmak (= discourage)294. deteriorate = kötüleşmek kötüye gitmek (= aggravate worsen)295. determination = (1) azim kararlılık (= ambition) (2) inat (= stubbornness obstinacy)296. devastate = yıkmak tahrip etmek (= destroy)297. develop = (1) geliş(tir)mek genişle(t)mek ortaya atmak (teori fakir vb) (2) (foto) film banyo ettirmek (3) (vücudun ürettiği bir hastalığa) yakalanmak “develop cancer”298. deviate = sapmak yönünü değiştirmek (= diverge stray)299. devote = adamak 300. diagnose as = teşhis etmek 301. differentiate = ayırmak (= distinguish) 302. diminish = azalmak (= decline) 303. direct = (1) yönetmek (2) (turiste vb) yol göstermek (guide) 304. disappearance = ortadan/gözden kaybolmak (= vanish) 305. disclose = açığa çıkarmak gün ışığına çıkarmak (= reveal display)306. discover = keşfetmek 307. discriminate (against) = (ırk yaş cinsiyet vb) ayrımcılık yapmak308. discriminate against = ayrımcılık yapmak 309. discuss about = tartışmak (= argue) 310. disease = hastalık maraz (= illness ailment)311. dismiss = kovmak (işten) kafasından çıkarmak312. dismissal = kovma başından savma313. dis¤¤¤¤¤ = göndermek yollamak (= send submit)314. display = göstermek sergi *** on display = sergide315. displeased = hoşnut kalmamış memnun olmayan (= discontented unsatisfied)316. dispose of = başından atmak --- den kurtulmak (= get rid of)317. dispute = (1) tartışmak anlaşamamak (= disagree) (2) anlaşmazlık (= controversy)318. disqualify = diskalifiye etmek elemek yetersiz görmek319. disseminate = (bilgi fakir vb) yaymak dağıtmak320. distinct = (1) farklı ayrı bağımsız (= different) (2) açık seçik net (= clear)321. distinguish = ayırmak farkını söylemek (= differentiate)322. distort = (1) (olayın aslını) çarpıtmak farklı bir anlam yüklemek (= misrepresent) (2) (şeklini/biçimini vb) bozmak tahrif etmek (= disfigure)323. distress = (1) tehlike (2) acı ıstırap324. distribute = dağıtmak (= deliver hand out)325. divert = (trafik yönünü vb) saptırmak başka yöne çevirmek326. dizzy = başı dönen kendini bayılacak gibi hisseden (= giddy)327. docile (dosayl) = uysal evcil328. dominate = egemen/baskın olmak hakim olmak idaresi altına almak329. donate = (para kan vb) bağış yapmak (= contribute)330. donation = (para kan vb) bağış yapmak (= contribution)331. dowry = çeyiz 332. dramatic = (1) tiyatro ile ilgili (= theatrical) (2) önemli kayda değer (= drastic) (3) ani çok hızlı (fiyatlarda ani ve hızlı artış gibi)333. draw = (1) (resim vb) çizmek (2) (perde vb) çekmek kenara almak (3) (sonuç) çıkarmak (***draw a conclusion) (4) bir maçın berabere bitmesi334. dress code = (bir işyerinde veya okulda) kıyafet genelgesi 335. drug addict = eroin bağımlısı 336. drug dealer = eroin ticareti yapan kişi 337. dustbin = çöp kutusu (= trash can) 338. earth***** = deprem 339. edit = bir kitabı basılabilir hale getirmek editörlük yapmak340. edition = (kitap için) basım baskı yayın341. educate = eğitmek (= train) 342. effect = etki (= influence impact) *have an effect on = üzerinde etkisi olmak343. elect = seçmek (= vote for) 344. eliminate = elemek den kurtulmak (= get rid of) (2) yok etmek yıkmak (= destroy)345. elimination = (1) ortadan kaldırma yok etme bertaraf etme (2) hesaba katmama346. embarrass = utandırma (= humiliate) 347. embrace = (1) kucaklamak (= hug cuddle) (2) (fikir din vb) benimsemek348. emerge = ortaya çıkmak (= come out) 349. emphasize = vurgulamak 350. employ = (1) işe almak (2) (metot yöntem vb) uygulamak351. empty = (1) boşaltmak (2) boş 352. emulate = taklit etmek (= imitate copy)353. enable = olanaklı kılmak 354. enclose = çevresini sarmak 355. encounter = karşılaşmak ( to face) 356. encourage = teşvik etmek 357. endure = dayanmak 358. enhance = büyülemek 359. enhancement = yükseltme artırma çoğaltma (= improvement enrichment)360. enlarge = büyütmek genişletmek361. enquire = soruşturmak 362. enslave = köleleştirmek esir etmek363. ensure = birini temin etmek/emin kılmak birine garanti vermek364. entertain = eğlendirmek 365. entirely = tamamen (= completely) 366. entrance = giriş 367. envy = kıskanmak imrenmek368. epic = destan 369. epic = destansı (şiir vb) 370. equal = eşit adil371. equality = eşitlik (= parity fairness)372. equate = eşitlemek 373. equip = donatmak 374. equip = donatmak ***equipment = donanım teçhizat375. erode = yıpratmak aşınmak376. erupt = patlamak 377. establish = kurmak doğruluğunu kanıtlamak kabul etttirmek378. estimate = tahmini bir şey/rakam söylemek tahminde bulunmak (= guess)379. eternal = kalıcı ebedi380. evaluate = değerlendirmek (= assess) 381. evaluation = değerlendirme (= assessment) 382. evidently = açık ve şüphe götürmez bir şekilde delillere dayanarak (= obviously)383. evolve = (1) geliş(tir)mek (= develop) (2) (Biyolojide) evrim geçirmek 384. evolve = değişmek evrim geçirmek385. exaggerated = abartılı mübalağalı386. excavate = kazı yapmak 387. exceed = aşmak 388. excessive = aşırı abartılı (sayıda miktarda)389. exchange = takas etmek değiş tokuş etmek (= swap)390. exclude = çıkarmak 391. exclusive to = herkese açık olmayan özel (otel tatil yeri vb)392. exclusively = sadece yalnızca393. excursion = keşif gezisi 394. exhibit = sergilemek 395. exist = var olmak mevcut hale gelmek396. existence = var oluş mevcut olma397. expand = genişlemek büyümek nüfuz olarak artmak398. expect = ummak beklemek399. expectation = umut beklenti400. expense = masraf 401. experience = (1) tecrübe (2) tecrübe etmek yaşamak (3) olay vukuat402. expire = (yiyecek ilaç vb için) son kullanma tarihi gelmek miadı dolmak403. expire = süresi dolmak 404. Expiry Date = Son Kullanma Tarihi 405. explode = patlamak 406. exploit = patlatmak sömürmek407. explore = keşfetmek araştırmak408. export = ithal etmek 409. expose = (1) açıklamak arz etmek (= reveal) (2) (tehlikeye vb) maruz bırakmak410. express = (1) ifade etmek iletmek (2) çabuk hızlı (= fast)411. extend = (1) (tatilin ¤¤¤¤in vb) süresini uzatmak (= prolong) (2) ekleme yapmak (eve birkat daha çıkmak veya balkon eklemek gibi) (= make bigger) ***extension412. extract = elde etmek çekip çıkarmak (üzümden sirke elde etmek gibi)413. extraordinary = (1) fevkalade olağanüstü (= exceptional) (2) tuhaf alışılmadık414. fabricate = (1) uydurmak (= make up) (2) (raf vb) monte etmek (= put up) 415. facilitate = kolaylaştırmak 416. fade = (1) solmak (2) solgun 417. failure = başarısızlık 418. faint = (1) bayılmak (= pass out) (2) solgun (ses renk vb)419. fairly = oldukça (= quite rather)420. falsify = (1) hesaplar üzerinde oynamak (2) sahtekarlık yapmak (= fake) 421. familiar (with) = aşina tanıdık422. famish = aç kalmak açlıktan ölmek (= starve)423. fare = (otobüs uçak vb için) fiyat424. fatal = ölümcül ***fatally injured = ağır yaralı ölümcül yarası olan425. favourable = olumlu yapıcı (= positive constructive) (2) uğurlu (= auspicious)426. fearful for = --- için korkan/endişelenen 427. fertilize = (toprağı vb) verimli hale getirmek verimli kılmak428. fetch = gidip getirmek 429. fiancé = (erkek) nişanlı 430. fiancée = (kız) nişanlı 431. field trip = kır gezisi arazi gezisi432. fierce = (1) şiddetli kıyasıya çetin (rekabet vb) (2) azgın azmış (köpek vb)433. figure = (1) şekil figür (2) rakam sayı (3) figure out = anlamak (= make out)434. filthy = (1) pis kirli (2) dayanıksız sağlam olmayan435. finance = finanse etmek paraca desteklemek436. fine = (1) ince ince/küçük doğranmış (et patates vb) (2) iyi güzel (3) para cezası437. firework = havai fişek 438. fit = (1) sağlıklı zinde sıhhati yerinde (= robust healthy) (2) (bir kıyafetin şıklık bakımından değil de bedene oturması anlamında) yakışmak (3) sara nöbeti (= seizure)439. flatmate = ev arkadaşı 440. flattery = birine yağ çekme 441. flee = kaçmak (= escape) 442. fleece = koyun postu (yünlü) *** hide = yünsüz post 443. flight = (1) uçuş (2) uçak (= airplane = aeroplane) 444. flow = (nehir vb için) akmak *** overflow = taşmak 445. fluctuate = dalgalanmak istikrarlı gitmemek bir artmak bir azalmak446. fluctuate = dalgalanmak 447. focus on = odaklanmak yoğunlaşmak (= concentrate on centre on)448. fold = (1) katlamak kıvırmak bükmek (2) bir şeyin --- katı --- misli (twofold tenfold = iki katı/misli on katı/misli)449. force = zorlamak 450. forceful = (1) güçlü zorlu (2) etkili ikna edici451. forecast = önceden tahmin etmek (= predict) 452. forge = taklidini yapmak sahtesini çıkarmak453. forgery = sahtekarlık (= counterfeit fake)454. forgery = sahtekarlık kalpazanlık455. former = önceki (iki şeyden bahsederken ilk söylenen kişi veya şey) 456. formerly = evvelki önceki457. formulate = formülleştirmek formüle dökmek458. forthcoming = yakınlaşmakta olan gelmekte olan ( Christmas vb.)459. fortify = takviye etmek sağlamlaştırmak kuvvetlendirmek (= strengthen enrich)460. fracture = kırılmak çatlamak ( kemik kolon vb)461. frail = zayıf cılız (= feeble)462. frame = çerçeve 463. freed = serbest kalmış özgür (= at liberty at large)464. fulfil = (görev sorumluluk vb) yerine getirmek icra etmek (= carry out)465. fundamental = esas temel zorunlu (= essential)466. funeral = cenaze töreni 467. fussy = aşırı titiz (= fastidious meticulous diligent)468. fuzzy = tüylü 469. gather = (1) toplamak bir araya getirmek (2) bir araya gelmek470. gender = cinsiyet (= ***) 471. generate = (1) (ısı elektrik vb) üretmek (2) (tartışma vb) ortaya atmak472. genre (= canr) = tür çeşit nevi (= type sort)473. get rid of = başından atmak defetmek474. giant = dev X dwarf 475. give up = vazgeçmek bırakmak (= abandon abort)476. glance = göz atmak 477. gloom = karanlık ***gloomy = üzüntülü hüzünlü478. glorify = yüceltmek övmek (= praise)479. goal = amaç gaye (= aim)480. govern = yönetmek 481. government = hükümet 482. grab = kapmak el koymak (= snatch)483. gradually = yavaş yavaş kademeli olarak484. grant = vermek bahşetmek (burs bağış vb)485. grasp = (1) (bir nesneyi) kavramak (2) (bir konuyu) kavramak anlamak486. graveyard = mezarlık (= cemetery) 487. groom = damat 488. grow tired of = --- den yorulmak 489. growl = köpek ve benzeri hayvanların çıkardığı hırlama sesi 490. guide = rehber rehberlik etmek491. harass = saldırmak taciz etmek ******ual harassment = cinsel taciz492. harbour = (1) liman (2) barındırmak sağlamak493. hardship = zorluk 494. harshly = (1) sert bir şekilde (2) kabaca 495. hasten = acele etmek 496. havoc = hasar yıkım (= destruction)497. hazard = tehlike 498. hazardous = tehlikeli (= perilous) 499. hectic = heyecanlı telaşlı hareketli (program ofis vb)500. hesitate = duraklamak 501. highly = oldukça epey (= extremely)502. hinder = (1) engel mani (2) engel olmak mani olmak503. hire = (1) kiralamak (2) işe almak (= employ) 504. hitchhiker = otostopçu 505. hollow = oyuk boşluk (ağaç kovuğu vb) *** hollow promise = boş vaat506. hope¤¤¤¤y = inşallah (= with any luck) 507. horrible = korkunç 508. huge = iri büyük (= enormous immense)509. humiliate = aşağılamak rezil etmek utandırmak (= embarrass)510. hunter = avcı 511. hurricane (hörikeyn) = kasırga 512. iceberg = buz dağı (= glacier) 513. identify = teşhis etmek kimliğini belirlemek sınıflandırmak514. idle = tembel (= lazy indolent) X (= hardworking)515. ignore = görmezden kalmak kale almamak (= take no notice)516. illusion = hayal hülya kuruntu517. illustrate = örneklemek 518. imagine = hayal etmek 519. imitate = taklit etmek 520. immediate = (1) derhal acele çabuk (2) (akraba için) en yakın521. immobilize (immmobilayz) = hareketsiz/sabit kılmak 522. impact = çarpmak 523. impeach = suçlamak itham etmek (= accuse)524. implement = gerçekleştirmek (realize) 525. implicate = bulaştırmak 526. imply = ima etmek 527. impose = zorla kabul ettirmek koymak( vergi) yük olmak528. imprisonment = hapse atmak (= incarceration) 529. improve = geliştirmek 530. inaudible = duyulamaz işitilemez (ses vb)531. incapable of (inkepıbıl) = kabiliyetsiz yeteneksiz (= unskillful)532. incapacitate = yetersiz bırakmak olanak tanımamak aciz bırakmak (= debilitate)533. incessant = aralıksız sürekli534. incline = eğmek eğilimi olmak fikrini vermek535. include = dahil etmek içermek (= consists of incorporate) x exclude536. incorporate into = dahil etmek (= include integrate)537. incredible = inanılmaz ( = unbelievable) 538. indicate = göstermek belirtisi olmak539. indifference to = kayıtsız ilgisiz olmak540. induce = -e neden olmak ikna etmek541. inevitable = kaçınılmaz (= inescapable) 542. infer = anlamak sonucunu çıkarmak543. influence = (1) etki (= impact effect) (2) etkilemek544. influential (influwenşıl) = nüfuzlu sözü geçer çevresi geniş (= well-connected)545. inherit = mirasa konmak miras olarak almak (= come into)546. inhibit = göz dağı vermek 547. initially = başlangıçta ilk etapta (= at first)548. initiate (inişiyeyt)= başlatmak (= start commence)549. injure = incitmek 550. injustice = eşitsizlik adaletsizlik (= inequality unfairness)551. innovate = yeni bir şey icat etmek yenilik getirmek (= invent)552. innovation = yenilik yeni bir şey icad etmek553. innovative = yenilikçi icatçı554. insatiable (inseyşıbıl) = (1) gözü doymaz doyumsuz aç gözlü (2) obur pisboğaz555. insignificant = (1) ehemmiyetsiz önemsiz (2) anlamsız manasız556. insist (on) = ısrar etmek (= persist in) 557. inspect = incelemek 558. instantaneously = anlık bir anda olan aniden (= immediately instantly)559. institute = kurmak 560. instruct = talimat vermek 561. insulate (against) = yalıtmak (soğuğu/sesi vb) kesmek (hırkanın soğuğu kesmesi gibi)562. integrate = bütünleşmek kaynaşmak563. intelligence = (1) zeka akıl (2) haber ajansı564. intention (intenşın) = niyet 565. intentional = kasıtlı maksatlı bilebile (= deliberately)566. interaction (with) = etkileşim 567. interfere = başkasının işine burnunu sokmak 568. interfere with = karışmak müdahale etmek569. interpretation = yorum çeviri570. interrogate = sorguya çekmek 571. interview = (1) röportaj röportaj yapmak (2) mülakat mülakat yapmak572. intimate = (1) samimi (2) tanıdık aşina (alışılan plaj trafik manzaraları vb)573. introduce = (1) tanıştırmak (2) yeni bir icadı/fikri ortaya atmak 574. invade = işgal etmek istila etmek (= attck occupy)575. invaluable = paha biçilmez çok değerli (= priceless)576. invent = icat etmek (= make up) 577. invest (in) = para yatırımı yapmak 578. investigate = araştırmak incelemek (= search look into)579. invoke = dilemek 580. involve = (1) dahil etmek (2) gerektirmek 581. involvement = dahil olma karışma (= association participation)582. irregularity = (1) yolsuzluk hile (2) düzensizlik583. isolate = izole etmek (iki şeyi vb) birbirinden ayırmak tecrit etmek584. jeopardize (ciopidayz) = tehlikeye atmak (= endanger imperil)585. join = katılmak iştirak etmek586. joint = (1) eklem mafsal (2) ortaklaşa yapılan (= mutual)587. justify = doğrulamak 588. kennel = köpek kulübesi 589. keyhole = anahtar deliği 590. kidnapper = adam/çocuk kaçıran (= abductor) 591. knock = (1) devirmek (2) (kapı vb) çalmak 592. knowledge = bilgi 593. label = etiketlemek 594. lamb = (1) kuzu (2) kuzu eti 595. latter = sonraki x former = önceki 596. lawyer = avukat (= solicitor) 597. leak = (1) (su yağ vb) sızmak (2) (bilgi gizli sırlar vb) medyaya sızmak598. legend = efsane (= myth) 599. legislate = yasamak 600. leisure = boş vakit 601. lessen = azaltmak (= diminish) 602. levy = zorla toplama (haraç) 603. Likewise = Buna benzer şekilde Aynen bunun gibi (= Similarly)604. listless = yorgun bitkin (= exhausted)605. literacy = okur yazarlık 606. litter = çöp (= trash garbage rubbish)607. loathe = nefret etmek (= abhor hate)608. locate = yerleştirmek 609. ¤¤¤¤¤¤¤¤ = mevki yer610. loose = gevşek sıkıca bağlanmamış gevşemiş X tight611. lovely = sevecen sevimli612. luggage (lagiç) = bagaj 613. magical (mecikıl) = sihirli 614. mainstream = pek çok kişi tarafından kabul gören inanış veya düşünce 615. maintain = korumak 616. make a decision = karar vermek 617. manage = (1) başarmak üstesinden gelmek (2) yönetmek idare etmek618. management = yönetim idare 619. manipulate = elinde oynatmak 620. manner = davranış tutum (= attitude)621. manufacture = fabrikada üretmek 622. march = ilerleme ilerleyiş marşla yürümek623. massacre (messekı=r) = soykırım katliam (= genocide)624. master = (1) efendi sahip (2) hakim olmak bir şeyi detaylarıyla bilmek (= govern)625. masterpiece = şaheser baş yapıt626. mature (maçu = olgun627. meadow = çayır otlak mera (= pasture)628. meander = (1) dolambaçlı yol (2) avare avare dolaşmak 629. measure (mejı=r) = (1) ölçü ölçmek (2) tedbir önlem (= precaution)630. mediate between = arabuluculuk etmek arasını bulmak631. meet = (1) (ihtiyaç talep vb) karşılamak (2) tanışmak (3) (bir yolcuyu) karşılamak632. memorial = anıt 633. memory = hafıza 634. merge = birleşmek bir araya gelmek ( iki şirketin birleşmesi vb)635. migrate = göçmek 636. minor = (1) az (2) önemsiz küçük *** minority= azınlık637. miraculously = mucize eseri 638. misbehave = terbiyesizlik yapmak kötü davranışlar sergilemek639. mischief = yaramazlık haşarılık (= misbehaviour)640. misunderstanding = yanlış anlaşılma (= misconception) 641. mix up = aklını karıştırmak karıştırmak642. mock at = dalga geçmek alay etmek (= tease make fun of)643. modify = değiştirmek (= change) 644. mood = ruh hali moral ***in a bad mood = morali bozuk olmak645. mourning = yas keder (= lamentation) ***mournful = yaslı yas tutan646. move = (1) hareket etmek taşımak (2) (bir yerden bir başka yere) taşınmak647. movement = (1) hareket (2) (edebiyatta vb) akım 648. multinational = çok uluslu 649. municipality = belediye 650. murder = (1) öldürmek cinayet işlemek (= kill) (2) cinayet651. mystery = gizem sır (= enigma)652. narrowly = kıl payı (= She narrowly escaped death yesterday.) 653. native to = yöreye has/özgü 654. neglect = ihmal etmek (= ignore) 655. nervous = gergin (sınav öncesi vb..) *** nervous attack = sinir krizi 656. neutrality (nötraliti) = tarafsızlık (= impartiality) 657. notice = (1) ilan (2) fark etmek 658. obese = şişman obez659. obey = uymak itaat etmek ( kurallara vb)660. objection = itiraz 661. obligation = zorunluluk mecburiyet662. obscure = (1) silik (2) anlaşılmaz hale getirmek karışık hale getirmek (= confuse)663. observe = gözlemlemek 664. obsolete = modası geçmiş eskide kalmış665. obtain = elde etmek (= gain attain)666. occasion = (1) özel olay önemli gün (2) durum hal667. occasional = ara sıra nadiren (= infrequent)668. occupy = (1) (ülke/şehir vb) işgal etmek (2) bir mekanı doldurmak yerleşmek669. occur= meydana gelmek 670. occurrence = vukuat olay671. odd = (1) tuhaf (=strange weird *(wiyırd) (2) odd numbers = tek sayılar (1 3 5 ..)672. Oddly enough! = Ne tuhaftır ki …! 673. odour = koku ***odourless = kokusuz X (aromatic = hoş kokulu) 674. offend = (1) gücendirmek kırmak (2) (hafif) suç işlemek675. offer = (1) teklif teklif etmek (2) (imkan fırsat vb) sağlamak sunmak676. officially = resmen resmi olarak677. opportunity = fırsat *** opportunist = fırsatçı 678. opposition = karşıtlık muhalefet zıtlık679. oppress = zulmetmek (= persecute) 680. ordinary = sıradan alışılagelmiş (= commonplace mundane average)681. originally = ilk başta ilk önceleri (= initially at first)682. ornament = (1) süs süs eşyası (2) süslemek683. orphan = yetim bırakmak 684. outcrop = yeryüzüne çıkmış katman 685. outcry = feryat figan çığlık686. outdo = birini geride bırakmak sollamak ekarte etmek (= surpass)687. outing = gezi gezinti688. outlet = (sadece bir çeşit ürün veya sadece bir firmanın ürününü satan) şube 689. overlap = üstüste binmek 690. overlook = (1) göz ardı etmek görmezden gelmek (= ignore) (2) (bir evin denize bakması bir ofisin otoparka bakması gibi) --- e bakmak691. overtake = (arabasıyla bir başka arabayı) sollamak 692. overtake = sollamak bastırmak693. partially = kısmen 694. participate in = katılmak iştirak etmek (= take part in join attend)695. participation = iştirak katılım ***participatory = katılımcı696. particular (pıtik=ulır) = özel önemli *** in particular = özellikle697. particularly = özellikle 698. passenger = toplu taşıt yolcusu 699. passionately = ihtirasla tutkuyla700. patiently = sabırla sabırlı bir şekilde (= uncomplainingly)701. pavement = kaldırım (= side-walk) 702. peace and quiet = huzur ve sükunet 703. peak = doruk zirve *** at peak = zirvede dorukta704. peculiar = tuhaf acayip (= odd weird strange)705. pedestrian = yaya 706. penalize = ceza vermek cezalandırmak (= punish)707. perceive = algılamak 708. permission = izin müsaade709. persevering = sebatkar gayretli710. persist = ısrar etmek sürüp gitmek711. persuade = ikna etmek 712. pessimism = kötümserlik ***pessimist = kötümser ***optimist = iyimser 713. pet = ev hayvanı 714. pioneer = öncü yol açan öncülük eden (= forerunner)715. placement = yerleştirme 716. plague (pleyg) = (1) veba (2) öldürücü salgın hastalık (3) (bela vb) musallat olmak |