![]() |
|
|||||||
| Garip ve Esrarengiz Olaylar Çevrenizdeki ,Duydugunuz veya Başınızdan geçen tüm Garip ve Esrarengiz olayları paylaşabileceğiniz bir alan. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
öykü evimizdeki hayalet Pencerenin önüne oturuyorum..Kül rengi akşam- lardan biri başlıyor yine...İnsanlar akşamın geldiği-ni fark ederek tüneğine tüneyen tavuklar gibi evle- rine çekiliyor ve cadde birazdan ıssızlaşıyor...Çocukluğumun geçtiği kasaba yıllarına dönüyorum doğduğum evi hayal meyal hatırlıyorum bahçeniniçinde kocaman bir ceviz ağacı vardı amcanın karı-sı dikmişti galiba...Tek katlı taştan yapılma evinrüzgar vurdukça garip sesler çıkaran pencere ka- pakları ve gök gürültülü gecelerde bir kadın çığlığına benzeyen sesler içimde ürperti yaratırdı. Ebem bu seslerin bahçeden geldiğini söylerdi.Halamın kızı Bedriye bizim bahçede bir mezar ol-duğu ama bu mezarda kimin yattığını kimsenin bilmediğini söylerdi..Eskiden evin içinde tuvalet ol- madığı için- tüm kasaba evlerinde tuvaletler dışardadır çişimi yapmak için korka korka yüz numara-ya girerdim. Arkamdan sanki bir tutacakmış gibi bir hisse kapılır kaçarak eve girerdim...Geceleri gerçekten de bahçeden tuhaf sesler geliyordu. Ebem çişimi yaparken sakın ceviz ağa-cının dibine işeme gece sıcak su dökme diye beniuyarırdı...Ebeme sorardım " torunum Cinler adamıçarpar derdi... O günden sonra Cin korkusu içime iyice yer- leşmişti. Hacı amcamın köyüne gittiğimde köyçocukları küllükte gece yarılarına kadar korkusuz- ca oynarken ben evden dışarı çıkmazdım..Amcam-ın kızları mısır koçanları içinde anne ve babaları-nın yatmasını da fırsat bilerek geç vakte kadar oy- narlardı..En çok ta söbe oyunu oynarlardı. Biri ebe olur gözlerini kapar diğerleri saklanır gidip onlarıbulmaya çalışırken kurnaz olan gelir ebenin dur-duğu yeri söbelerdi.. Cinden sonra en çok korktuğum yılanlardıYazın Aleyçikte "bağ evi" yatılırdı...Amcanın kızları yere yatak serer yatardık..Ama uyuyamazdım hışır hışır sesler duyardım. Bildiğim tüm duaları okurdum amcamın küçük kızı Nurgül "yat sabahadaha çok var !" diye beni teskin etmeye çalışrdı Dışardan hışır hışır diye sesler geliyor derdim "Sana öyle gelmiş korkacak bir şey yok !"derdi"Ya yatarken boğazımıza yılan akarsa derdim Yılan gece olmaz hem çok sıcakta çıkar yılanlarSabah güneşi tepeden doğarken karpuz tarlasınagiderek karpuzlardan olgun bir tanesini tefeğinden koparan amcamın büyük kızı Rahime aleyçiğegetirir küçük bir naylon tabağa keserek yanına daçırpma "soğan domates biber maydonoz" yaparak bize öğle ziyafeti çekerdi.. Küllüğe sakın işeme derdi Rahime abla.. "İşersem ne olur ?"derdim. " Dişisine rastlarsan sana aşık olur ! Sonra bir daha hiçbir kızla evlenemezsin !" derdi..Gece yatıyordum...Bir ses davul zurna sesişamata hayal mi görüyorum aceba dedim...Hayal değildi sesler bağın içinden geliyordu. Korkudansesimi çıkaramıyordum sanki üzerime bir adam oturmuş boğazımı sıkıyordu bağırmak istiyordumama ne mümkün...Amcamın kızları aşağı kavaklığa gitmişti..Bostanları vardı orada. Birden bir hışıltı duydum koskocaman bir kafa çatal dili olan en azüç metre boyunda bir yılan yatağımın yanında durmuyor mu ? Soğuk soğuk terler döküyorum Amcamın ortanca kızı " haydi kalk Ertan abi !"dedi."Öğlen oldu gözümü bir açtım yatakktayım...Ama gördüğüm rüyanın etkisinde o kadar kalmışım ki yatağımın yanında yılan arıyorum. Nilgün şaşkınşaşkın yüzüme bakıyor. "Ne arıyorsun Ertan abi !" dedi. " Yılan...yatağımın yanında gördüm...Nereye gitti ? "dedim. Güldü yatağımın yamında renkli birip duruyordu. Korkutucu bir sessizlik evi sarmıştı. Kadın ürkek adımlarla odadan odaya dolaşıyordu. Bir şey arıyordu ama peşinde dolaşan gölgeden habersizdi. Kadın aradığını bulmaktan ümidini kesmiş ve yorgun bir halde pencere kenarındaki sandalyeye oturdu dışarı bakmaya başladı. Peşinde dolaşan adam kadının oturduğunu görünce saklandığı yerden çıktı. Ses yapmamaya çalışarak sırtı kendisinedönük kadına yaklaşmaya başladı. Kadına iyice yaklaşınca yakalamak ister gibi ellerini kadının boynuna doğru uzatır. . . o anda kadın ani bir hisle geri döner adam hiç vakit geçirmeden atılır kadının sırtına vurur ve bağırır; " -Ebe ebe. " ve kaçmaya başlar. * * * * Adam yorgun argın koltuğa oturur; "-Tamam pes sen kazandın öldüm yorgunluktan. Saat kaç ?"Kadın sakin sakin cevap verir; "-Saat 10. " Adam "-10' mu iyi. "dedikten sonra birden bir şey hatırlayıp telaşlanır ; "-Ne !. . Olamaz. Paketleri bu gece yarısındaki uçağa yetiştiremezsem mahfoldum demektir kesin kovulurum. "-Ama sen karanlıktan korkarsın fobin var. -Bunu düşünmeye şimdi vaktim yok kovulduğum zaman bol bol düşünürüm. Çabuk çabuk içeri odaya koyduğum paketleri getir. Adam paketleri alıp koşarak dışarı çıktı. Dışarı çıkar çıkmaz bir an tereddüt etti karanlık fobisi onu geriye dönmesi için zorladı ama çaresizdi devam etti yoluna. * * * * Adam elinde bir kaç paketle sakin sakin yürüyordu. Birden bulutlar çoğalıp ayı kapatmaya karanlığı artırmaya başladı. Adam karanlıktan korktuğunu belli eder şekilde adımlarını sıklaştırdı yürürken sürekli çevresine bakınmaya başladı. Adam ürpertiyle kararan göğe bakarken bir merdivenin altından geçti. bunu uğursuzluk sayardı korktu uzaklaşırken tekrar tekrar altından geçtiği merdivene baktı. Korkusunu yenmek için ıslık çalmaya başladı ama ölüm marşını çaldığını farkedince sustu. Neşeli bir melodi hatırlamaya çalışırken önünden bir karakedi geçti. Hemen durdu endişeyleçevreye baktı sonra tekrar yürümeye başladıBu kez ürkek adımlarla yürüyor ve sürekli sağa sola bakıp bir tehlike olup olmadığını kontrol ediyordu. Bir köşeden iki adam çıkıp onun peşi sıra yürümeye başladı. Gece serindi ama adam yanaklarına doğru soğuk terlerin boşaldığını hissetti. Bir sonraki köşede peşindeki iki adama bir adamın daha katıldı. Diğer iki adama boğuk bir sesle sordu ; "-saat kaç ?. "En iri yarı olanı ; "-10. 30. " dedi. Yeni gelen "-Vakit kaybetmeyelim çabuk olalım. " dedi. Adam arkadan gelen üç kişinin konuştuklarını duyunca hızlandı. Ayak seslerinden arkadakilerin de hızlandığını anladı korkuyla titredi. Yeni gelen adamın sesini tekrar duydu ; "-haydi biraz hızlanın. "Adam yorgundu ama peşindekiler hızlanınca o da hızlandı korkusuiyice arttı peşindeydiler yetişmek üzereydiler telaşlandı elindeki paketlerden biri düştü. Can derdine düşmüştü paketi almak için duraklamadı bile. Arkadan tekrar bir ses duydu ; "-Yetişemeyeceğiz koşalım. " Adam da koştu koştu paketlerden biri daha düştü kan ter içinde kalmıştı. Mesafeyi biraz açmıştı ama yorgunluktan bitmişti. Paketlerden biri eksik olunca diğerlerinin önemi olmadığını düşündü artık işten kovulmak filan önemsizdi daha hızlı koşmak için elinde kalan paketleri de fırlatıp attı ve koşmaya devam etti. Fakat birden ayağı bir taşa takılıp düştü dehşete kapıldı. Üç adam koşarak geliyordu. Kalkmaya çalıştı ama telaştan tekrar düştü. Üç adam yetişmişti kaçamayacağını anlamıştı. Korkuyla gelenlerin yüzlerine baktı yüzlerinde insaftan eser göremeyince ümitsizce acı bir çığlık attı. Adamlar garipseyerek ona baktılar sonra aynı boğuk sesi duydu ; -"Sarhoş galiba. " diğeri devam etti; "-Boş ver onunla oyalanacak vaktimiz yok nerdeyse başlayacak Galatasaray-Monako maçı. " "-Ne dersin deplasmanda yenebilir mi ? Rakip nede olsa Avrupa takımı. "Üç adam maçı tartışarak koşup gittiler. Onlar gidince yerdeki adam yarı şaşkın yarı sevinçli ayağa kalktı. Bir süre hızlı nefes alışlarla adamların peşisıra baktı heyacanını yatıştırmayaçalıştı alnındaki terleri sildi. Sendeleyerek ara sokaklardan birine daldı. Ana caddelerde yine birileriyle karşılaşmaktan korkmuştu. * * * * Ay hafifçe bulutların arasından sıyrıldı. Adam loş sokaklarda evlerin gölgesine sığınarak yürümeye başladı. Bir evin duvarına nerdeyse sürünerek giderken kararlı sert bir sesle olduğu yerde kaldı ; -Dur!. . Sesin nereden geldiğini anlayamamıştı aynı ses bu kez öfkeli bir tonla haykırdı ; -Kaldır ellerini Titreyerek kaldırdı ellerini -Ya paranı ya canını. Telaşla ceplerini aramaya başladı bir türlü cüzdanını bulamıyordu. Demek paranı vermeyeceksin Korkuyla araştırırken iç cebinde buldu cüzdanı çıkarmaya çalışırken aynı sesi duydu-Öyleyse geber Cüzdanı çıkardı ama geç kalmıştı iki el silah sesi duydu ayaklarının bağının çözüldüğünü hissetti yere yığıldı. Aynı ses bir kahkaha attı ama kahkahası bir çıt sesiyle kesildi. Yere yığılan adamın bulunduğu evin penceresinden bir ses geldi ; -Hanım yine gangster filmi varmış kapattım televizyonu. Adam yığıldığı yerden bir yarası olup olmadığını kontrol ederek kalktı sapasağlamdı bir"-ohh!. . "çekti üstünü başını çırpıp yeniden yürümeye başladı. * * * * Henüz iki sokak geçmiştiki birden yerde dev bir köpek gölgesi gördü sallana sallana yaklaşıyordu. Her an köşeyi dönüp karşısına çıkabilirdi. Sağına soluna baktı kaçabileceği yer yoktu. Kaçmayı denese bile başaramayacağını düşündü korkusu arttı ama yine de kaçmaya başladı. O anda da köpeğin köşeyi döndüğünü gördü. Birden şaşkınlıkla durdu; gölgesi kocaman olan köpek küçük bir yavruydu. Adam kendisine ecel terleri döktüren bu yavru köpeğe öfkeyle bir tekme savurdu tekmesi isabet etmedi. Yavru köpek havlayarak kaçtı. Yavru köpeğin kaçtığı taraftan onun annesi olduğu anlaşılan iri yarı bir köpek çıkarak adamı kovalamaya başladı. Bir süre kovaladıktan sonra adamın peşini bırakıp yavrusunun yanına döndü. Köpeğin döndüğünü görmeyen adam kaçmaya devam ediyordu. Adam yorulana kadar koştu. Köpeğin peşini bıraktığını anlayınca oturup nefeslendi. * * * * Adam bu kez de ara sokakların karanlığından korkmuştu. Hemen ana caddeye yöneldi yürümeye başladı. Tam bir polisin yanından geçiyordu ki ilerdeki sokak lambasının altında dikilen bir kıza iri yarı bir adamın saldırdığını gördü. Polis o taraftan geliyordu. Fakat polisin hareketlerinde bir telaş yoktu. Adam şaşkınlık içinde olaya bakarken kız adamın elinden kurtulup çantasından bir silah çıkarmayı başardı. Saldırgan tekrar atıldı kızın silah tutan elinibileğinden yakaladı. Kuvvetli bir iki silkeleyişle kızın elindeki silahı fırlattı. Silah polisle adamın yanına kadar savrulmuştu. Adam korkudan kısılmış bir sesle polise seslendi ; -Yardım etsenize. Polis alaylı bir şekilde güldü ; -Yardıma gerek yok o tek başına da kızı öldürebilir. Polis daha sonra adamın şaşkın bakışları arasında yürüyüp gitti. Adamın şaşkınlığı sürerken kız saldırganın bir tokatıyla yere yuvarlandı. Saldırgan yerdeki kızın üstüne giderken belinden bir bıçak çıkardı. Onları seyreden adam kızın korku içinde attığıçığlıkla kendine geldi ayaklarının dibine düşmüş olan aldı ve kızı öldürmek üzere olan saldırgana çevirdi tetiğe bastı. . . Saldırgan hiç bir şey olmamış gibi ayakta duruyor şaşkın ona bakıyordu. Adam bir daha ateş etti bir daha bir daha. Kurşunu bitmişti ama saldırgana bir şey olmamıştı. Üstelik elindekibıçakla öfkeli bir şekilde üzerine geliyordu. Yerdeki kız ise oturmuş rahat bir vaziyette onları seyrediyordu. Eli bıçaklı adam karşısına gelince kanlı dişlerini göstererek bağırmaya başladı. Ne söylediği anlaşılmıyordu ama öfkesi gözlerinden okunuyordu. Adam vampirlere inanmıyordu ama karşısındaki adamın kanlı koca koca dişlerini görünce dizleri tutmadı olduğu yere yığıldı. Saldırgan uzandı elindeki silahı aldı ağzından kanlı dişleri çıkardıktan sonra bu kez anlaşılır bir sesle bağırdı ; -Ne yaptığını sanıyorsun sen şurda rahatça bir film çeviremeyecek miyiz ? Üstelik tabancadaki tüm kurusıkıları harcamışsın!. . Filmi çeken diğer adamlarda köşeyi dönüp gelmiş adama bağırmaya başlamışlardı adam ayağa kalktı topuğunun üstünde geriye döndü silah sesini duyup gelen az önceki polisin bıyıkaltından gülerek kendisine baktığını görünce başıyla selam verdi yanından geçip sakince yürümeye başladı filmciler hala arkasından bağrışıyordu. Adam başka bir caddeye dönünce ağzıyla rüzgar uğultusunu andıran korkunç bir ses çıkarmaya başladı duvara dayalı bir merdivenin altından geçti önünden geçen kara kediye tekme attı karşısına çıkan bir köpeği korkuttu. Yanından geçtiği çocuk parkına girdi kaydıraçtan kaydı parktan çıkarken gördüğü sarhoşun yanından sallanarak geçerken seslendi ; "-İyi geceler hık. . . birader hık. . . " diye sarhoş taklidi yaptıktan sonra caddeye çıktı bir şarkıyı ıslıkla çalarak neşeli adımlarla kah zıplayıp kah oynayarak evine doğru yürümeye başladı. Ahmet Ünal ÇAM başlık :düğün gecesi ekrem güneşli Ahmet elinde valizi şosede otobüsten inmişti![]() bundan sonra köyüne yayan gidecekti...Gökte yıldızlar sanki gülüyordu delikanlıya ne çok yıldızvardı "askerlik bitti Dudu çok şükür az sonrasana kavuşacağım !"diye geçirdi içinden. Yürüyordu yolu... Ekim ayının serin bir gecesiydi bozkır ucubucağı belli olmayan boz kır önünde uzayıp gidi-yordu. Çocukluğu aklına geldi birden yaz gecelerianası ile babası odalarında yatarken o kız kardeşleri ile damda yatardı. Yer yataklarında gece yarılarına kadar kikir kikir gülerek kendi ara-larında şakalaşırlardı...En ilginci de gökteki yıldızıaralarında paylaşırlardı...Ahmet sabaha karşı görünen en parlak yıldız olan demir kazık "çoban yıldızını severdi" ... Yolun kenarında biçilen ekin tarlaları görünüyordu...Harman sonu düğün gününü kararlaştırmış-lardı Dudu'nun babası ile kendi babası. Babası "Sağılacakla teskereni al gel düğününüyapalım oğlum!"diye mektup yazmıştı. Trene biner- ken kuracağı yuvanın düşünü kuruyordu..Konpartmanda yaşlı bir adamla genç bir kadın vardı.."Oğul pek dalgınsın dikkat ettim yüzün hiçgülmüyor bir sıkıntın mı var ?"diye sormuştu yaşlıadam. Gülümsemişti " teskeremi aldım vatan bor-cunu yapıp köyüme sevdiklerime dönüyorum amca !" diye cevap vermişti..Adam "nerelisin ?"diye sormuştu. Köyünün adını söylemişti... Tren birkaç istasyonda durmuş inenler binenlerolmuştu...Yol yorgunluğunun üstüne uyku da bastırmıştı. Trenin sarsıntılı sesi arada bir çalandüdüğü askere giderken kendisi gibi son tertipolan asker adaylarının kiminin neşeli kiminin yakınlarının gelmemesi nedeniyle buruk olmasını anım- sadı gülümsedi "Ahmet efendi ! askerlik bitti köyündesin işte..!"diye söylendi kendi kendine... Annesi ile babası bacıları kim bilir nasıl şaşıracak-lardı...¤¤¤kere gününü yazmamıştı babasınaSüpriz yapacaktı ! Dudu yeşil gözlü yay kaşlıyavuklusu karşısında görünce kimbilir nasıl sevi- necekti...Yanıklar köyünde şimdiye kadar böyledüğün ne gördük ne de yaşadık !Aşkolsun Ahmet'lere diyeceklerdi... Köyün mezarlığına gelmişti. Taşlarla çevrili mezarlığın yanından geçerken içi ürpermişti nedense...Oysa askerlikte nöbet tutarken karşıdamezarlık vardı her gün bu mezarlığa cenaze arabasıyla erkek kadın çocuk yaşllı her dindenher mezhepten cenaze geliyordu. Müslüman mezarı hemen belli oluyordu.. Mezar taşının üstünde ay ve yıldız ölenin adı soyadı cinsiyeti doğumve ölüm tarihi baba adı memleketi yazılıydı...Mezarlığı geçmişti ki arkadan sinsice yaklaşan bir tilki bacağını ıssırdı. " Vay namussuz hayvan !" diye tilkiye yerden bir taş alıp attı tilki çoktan karşıya geçip mezarlığa girmişti... Köye girdiğinde gecenin bi yarısı olmuştu.Köy derin uykudaydı...Işıklar sönmüş gök yüzündetestekerlek bir ay vardı hava açıktı. Ayak sesineköyden birkaç köpek havladı... * * * * Avlu kapısından girdi dut ağacına zincirlebağlı kara kıllı kulakları kesik bir köpek sahibinitanımadığından zinciri koparmak için yırtınırkenOsman efendi ayak yoluna çıkmak için taş merdivenden iniyordı ki karşısında valizli uzun boylusırtında goçuk Ahmet'i birden karşısında görüncetanıyamadı "hayırdır inşallah ! Bu eli valizli kimbu gece vakti gelen !" diye söylendi...Ahmet gülümseyerek ay ışığında balmumu gibi sarı yüzlübabasına baktı." Baba!beni tanımadın mı ?"dedi. " Ben Ahmet !" Adam " Amet oğlum !" diye sesititredi.."Hayır mı oğlum ? Gece vakti insan gelir mi? Gündüz gelir insan haydi yukarı çık ben desu döküyüm geliyom " Ahmet babasının açık bıraktığı kapıdan girdi..Osman efendi etrafı taşla çevrili yüz numarayaoturarak büyük aptestini yaptı sonra naylonıbrıktan su dökerek k.... yıkadı sonra yerdensabunluktan el sabununu alarak ellerini yıkadışalvarını yukarı çekerek merdivenden eve çıktı.Ahmet elindeki valizi kapı girişine koydu.Sonra babasının eline geldi yaşı adam oğlununyüzünü öptü. Delikanlı "Anamla bacılarımı uyandırma baba !"dedi.."Sabah olsun görüşürüm..."Yaşlı adam "yol yorgunusun oğul yatağınıyapsınlar da yat !" dedi.. "Baba sen rahatına bak ! Ben şu sedire uzanırım...!" dedi.. Osman Efendi bir battaniye getirdi."Uyuyanın üstüne kar yağarmış şunu üstüne örtAhmet yastığa başını koyar koymaz uyudu* * * * O sabah erkenden uyanan Ahmet ocaktasüt kaynatan annesinin elini öptü..Yaşlı kadın ![]() sevinçten gözleri doldu geldi..Sarıldı oğluna. "Ana...Anacığım nasılsın ? Hastalığın nasıl oldu ?" dedi . Yaşlı kadın "yaşlandık gayri oğul...! Babanşeere götürdü doktura gösterdi şu kırmızı haplarıverdi kullanalı dizimin ağrısı azaldı !"dedi..Sabah namazını kılan Osman efendi karısına" süt piştiyse Amet'e koy da içisin !" dedi..Delikanlı "Eee...siz de ne var ne yok ?"dedi..Yaşlı adam " Biz iyiyiz oğul maşallah eskerlik sana yaramış...! Ne o ? Çorabı niye çıkardın ?" "Evde kolanya var mı ? Namussuz tiki ıssırdı.." dedi..Yaşlı adam "durup dururken tilki ıssırmazoğul...Doktora gitsen iyi olur...!" Ahmet güldü "tilkinin ısırığından ne olacakbaba! Alt tarafı bir sıyrık ..." Keziban ağabeyisine sarıldı öptü. Ahmetgülerek "kız büyümüşsün hem de güzelleşmişsindedi..Kızın yüzü kızarmıştı. Sonra "Dudunun haberiyok ! Git geldiğimi haber ver ben de yarıngiderim !"dedi.. * * * * Dudu Ahmet'in askerden teskeresini alıp gel-mesine çok sevinmişti. Çeyizini düzmüş kaynanasıkayınbabası ve Ahmet!le şehire giderek gelinliğinialmışlar sonra kız eviyle anlaşarak gelin için gerekli ev eşyalarını almışlar düğün gününü kararlaştırmışlardı. Ekimin ikinci haftası Cumartesi günübaşlayacak düğün Pazar günü gelinin baba evindenalınıp oğlan evine götürülmesi ile son bulacaktı. Osman Efendi düğün sofrasını üst katakurdurmuştu...Kadınlar da alt kattaydı..Üst kat yetmediği için bahçenin içine de masalaratılmıştı. Evin çatısına bir bayrak bayrak direğine de elma takılmıştı. Komşu Köylerden şehirdengelen misafirler üst kata alınıyordu. Davul ile zurna oğlan evinin kapısında okuntuya gelenleriselamlarken okuntucular davulcu ile zurnacıyagönlünden ne koparsa veriyordu. Osman Efendi silah atılmasını istemediği halde delikanlılar erkekler halay çekerken tabancanın namlusuna kurşunsürüp tetiğe basıyorlardı... Ahmet rakının verdiği mahmurlukla başı dönüyordu...Ama hareketleri bir garipti onutanıyan delikanlılar "Ahmet'i rakı çarptı galibadiye gülüyorlardı.. Dudu eline kına yakılırken kızın biri "YüksekYüksek tepelere ev kurmasınlar aşırı aşırı memlekete kız vermesinler !" diye türkü söylüyor adetolduğu üzere gelin ağlatılıordu...Dudu ağla sa da"hem ağlarım hem giderim misali içi heyecandan titriyordu... * * * Ahmet Duduyu kuaföre götürerek saçlarınıyaptırmış kendisi lacivert bir elbise ve beyaz birgömlek ayaklarına da siyah bir makosen ayakkabıalmıştı. * * * Gerdek odasına girdiklerinde ikisi de heyacanlıy- dı...Ahmet'ın bakışları bir garipti kızı öperken ca-nını acıtıyordu...Ama Dudu heyecandan sanarakkatlanıyordu buna...Giderek delikanlının hareket-leri daha da dengesizleşmişti...Kızın neresi gelirse ısırıyor göz bebekleri büyüyor ağzından beyazköpükler geliyordu. "İmdaaaat!" diye bağıdı. Çığlığı kapının dışında kanlı çarşaf bekleyenyengelerden biri duydu. Kızın çığlığına utanmayı neyi bir tarafa bırakarak odaya girdi..Manzarakorkunçtu kızın her tarafı diş izi ve kandı.." Aman Allah 'ım ! Ahmet kudurmuş !" diye avazı çıktığı kadar bağırdı. Sesi duyan sağdıç Hüseyin içeri daldı belinden tabancasını çıkarıpkızın üstüne abanan Ahmet'in tam kafasına nişanalıp tatiğe bastı odanın içini önce şiddetli birpatlama aldı sonra Ahmet arka üstü devrildi...Osman efendinin nutku tutulmuştu sanki. Ahmet'in annesi kalb krizi geçirirken iki kız kardeşi yerde cansız yatan ağzının kenarında köpükler olanve damat elbisesi ve beyaz gömleği kan içindeki talihsiz ağabeylerine ve murada eremeyen geline ağlayarak bakıyorlardı... Zavallı Dudu eli yüzü kan ve diş izleri içindekorkudan tütriyordu. Yaşadığı korkunç olayın etkisinden hala kurtulamadığından şoka girmişti Sağdıç Hüseyin karakolda alınan ifadesinden sonra serbest bırakılmıştı ******* Dudu nun ailesi o olaydan sonra köyden göç etmişti...Dudu kurtuldu mu yoksa kudurupfeci şekilde öldü mü ? Aile nereye gitti başlarınane geldi bilen yok... Ama her ekim ayında Dudu kızın düğünününolduğu gün uğursuzluk sayıldığından evlenen gençler gerdek gecesini o güne denk getirmezler.Ve gelinlik kızlar her ekim ayında oturup ağlarAhmet in mezarı köyün girişindeki mezarlıkta etrafı taş duvarla çevrili mezarlarlığın içindeen yeni mezar Ahmet'in mezarı mezarının başınakonan mermerde Ahmet'in adı soyadı baba adıdoğum tarihi doğum yeri ve ölüm tarihi yazılıbir gün okuldan eve gelmiştim.o gün arkadaşlarımla parti vermeye karar vermiştik.annem geceleri çalışıyordu.arkadaşlarım partiyi saat 8:30 verelim dediler.ve bizde vermeye karar verdik.Neyseki akşam olmuştu.arkadaşlarım(erkek kız karışık)gelmişlerdi.herşey çok güzeldi.saat 10:30 du.tam o sırada telefon çaldı.telefon çaldığını duymamıştık.volumü çok açmıştık .ikinciyide duymadık .derken tam arkasından 3.cü çaldı.ben baktım.esrarlı ses bana akşam yalnızmısın diye sordu ben şoke oldum.telefonu kapattım.herkes telaşlanmıştı.sağa sola gidiyorlardı.ben partiyi teyzemin3 katlı evinde verdiğim için yukarıdan sesler geliyordu.yani tavan arasından...kapı çaldı.korkudan kapıyı açmadım.telefon çaldı.esrarlı ses bana oyun oynamak mı istiyorsun!diye haykırdı.olanlar olmuştu şarter attı aniden. kapı çaldı. kapıya el yordamıyla açmaya çalıştım.nabzım küt küt atıyordu.ve açtım sonunda...cee diye bir ses geldi meğer teyzemmiş.arkadaşlarım ve ben bu partiyi aylarca konuşmuştuk.telefondaki esrarlı sese gelince bunu teyzem yapmadığını söyledi.o günden sonra ne parti verdik ne de teyzemin evinde sonuç teyzemin evi lanetliymiş .arkadaşlar inanmazsanız inanmayın.dört sene önce gaztelerde yayınlanmıştır..... Serdar on iki yaşındaydı. Bir yıl vardı ki mahalle arkadaşlarıyla şehir dışındaki top sahasında maç yapmaya gidiyorlardı. Birkaç günde bir öğleden sonra maç yapmaya giderken ağaçlıktan dolanıp top sahasına varıyorlardı. Aslında kestirmeden gitmek vardı ya o zaman da mezarlıktan geçmek gerekiyordu. Bu işe de pek istekli olan yoktu. Bazen maç uzuyor karanlığa kalıyorlardı. Çocuklar evlerine geç kalmamak için böyle durumlarda mezarlıktan geçiverelim diye maç bitiminde atıp tutuyorlardı ama mezarlık kapısına gelindiğinde sesler kesiliyordu. Bir iki derken bu durum bir akşamüstü yine karanlığa kalınmıştı. Maç çok uzamış ve epey geç olmuştu. Dönüşü yok mutlaka mezarlıktan geçiyoruz diyenler yine mezarlık kapısına gelindiğinde susmuştu. Serdar duruma el koymak ihtiyacını hissetmişti. “ Arkadaşlar arkamda tek sıra olun. Ben sizi mezarlıktan geçiririm “ dedi ve arkadaşlarının arkasında tek sıra olmasını sağladı. Hafif ay ışığı vardı ve kesme taşlardan yapılmış mezarlık içindeki dar yolu aydınlatıyordu. Etraf zifiri karanlıktı. Çocuklar sessizce Serdar’ın peşi sıra ilerlediler. Yolun yarısına gelinmişti ki yan taraftaki mezarlıktan bir el uzandı. “ Tut elimi benim elimi tut “ diyordu derinden gelen bir ses. Serdar irkildi. Yüreği ağzına gelecekmiş gibi oldu. Çok korktu. Arkasına baktı. Kimse yoktu. Hani arkadaşları neredeydi? Gerisin geriye dönüp kaçmaya başladı. Hızla mezarlıktan çıktı. Hedefi top sahasıydı. Oraya ulaşmak istiyordu. İki kere arkasına da bakmıştı. Gördükleri tarifi imkansız şeylerdi. Peşinde ölüler vardı. Serdar top sahasına vardığında bugünkü maçta gol attığı kalenin içine yattı. Arkasında kalenin filesi vardı. Uzanıp tutmaya çalışan olursa fark ederdi. Tehlike gelse gelse önden gelirdi. Böyle bir şey olursa o zamanda ona göre davranırdı. Serdar kalenin içine girdiği andan itibaren peşindekilerin kaybolduğunu anladı. Yine de her an tetikteydi. Gözleri dört bir yana fır dönüyordu. Serdar o gece sabaha kadar uyanık bekledi. Güneşin doğuşunu görmek kimseyi Serdar kadar sevindiremezdi. Derin bir oh çekti ve gerisin geri dönüp mezarlıktan geçerek evine vardı. O el uzanan mezar sessizliğin sesini dinliyordu. Bir hareket yoktu. bir gün arkadaşımla birlikte babamın arabasına binmiş oturuyorduk.o sırada bir çığlık koptu.ama dışarısı zifirkarnlığındaydı.ama biz yinede bakalım dedik.saat olmuş gece yarısı çok korkuyorduk.bide baktım ki meğerse o kediymiş.ama kedi kanlar içinde.kedinin leşi ezilmişti.ama çok korkunç gözüküyordu.arkadaşım yanlışlıklar kedinin leşine bastı.osıdaarkadaşım bayıldı.sabah kalktığımda meğerse bu bir rüyaymış. bundan kaç sene önce bizim orda 5 kız kardeş yaşardı bu kız kardeşlerin ne anneleri nede babaları vardı bunlar bigün uyurken soba zeyirlenmesinden öldüler bunun üzerine bikaç sene geçti bu kız kardeşlerin evlerinde bi degişşikler olmaya başladı bu evde bizim tarlanın yanındaki tarlada annem bi gün biber ekerken bahceye bu evden garip sesler gelmeya başlamış annem korkmuş ve kazmayı elindenatmış ve bagırmaya başlamış ve mahale dekiler gelmiş eve bakmışlarki o 5 kız kardeş evde kuran okuyorlarmış ordakiler o ölen 5 kız kardeşi görünce kaçmışlar ve bidaha o eve giren olmadı çünkü o 5 kız kardeşler eve kimseyi sokmuyorlarmış MERHUM TENEŞİRDE KIPIRDADI İMAMIN PSİKOLOJİSİ BOZULDUDirilen ölü korkuttuAdana’nın Ceyhan İlçesi’ne bağlı Doruk Beldesi’nde bayramın son günü kalp krizi geçiren 45 yaşındaki Adem Yıldırım Ceyhan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Acil serviste Yıldırım’ın öldüğüne karar verilip morga koyuldu. Beldenin mezarlığına defnedilecek olan Yıldırım cenaze namazı öncesi belediyeye ait yıkama aracına alındı.Burada 45 yaşındaki imam Ahmet Külçür tarafından yıkanan Yıldırım vücuduna dökülen sıcak su nedeniyle aniden hareketlendi. Aceleyle bir kez daha Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Yıldırım’ın yolda duran kalbi elektroşokla çalıştırılmaya uğraşıldı ama başarılı olunamadı. Yıldırım dün sabah toprağa verildi. Doruk Beldesi’nde 20 yıldır imamlık yapan Külçür yüzlerce kişiyi yıkayıp defnettiğini ancak ilk kez böyle bir olayla karşılaştığını belirterek şunları söyledi: ‘Merhumu yıkarken bir anda titredi ve hareketlendi. Yakınları ölmemiş diye hemen hastaneye kaldırdı ama müdahale edildiği halde yaşatılamamış. Böyle bir şey ilk kez başıma geldi. Çok heyecanlandım. Psikolojim bozuldu. İkinci defa yıkarken yanıma akrabalarından birini aldım.’çocuk en sonunda kıza onu sevdiğini inandırmıştı ve en sonunda evlenme teklifi etmişti...kız tabi ilk önce çok şaşırdı ama sonra oda genci sevdiği için teklifi kabul etti...gel zaman git zaman kızın ailesinin haberide oldu ama çocuk kendini hiç bir yakınım yok die tanıtmıştı.evlenme gününü tarihini aldılar...genç dediki "bak hayatım bütün evin eşyalarını sen al sen beğen ama yatak odamızı bana bırak orayı ben dizayn edicem" kızda gayet normal bişi dierek bu teklifi kabul etti...ama bigün şunu farketti adam neden hep odanın kapısını kitliyordu?evet eve yerleşmişlerdi fakat daha evlenmedikleri için ayrı yataklarda yatıyorlardı ve hiç birşey geçmiyordu aralarında...bigün kız arkadaşlarıyla gezmek için dışarı çıktı çünkü yarın evleneceklerdi nikahı wardı...artık hazırlıklar bitmişti...gençte dışarda biyerlerde takılıyordu ve kız tam kapıdan çıkarken çantasını unuttuğunu farketti...tekrar içeri girdi...aradı aradı ama bulamadı artık son çare yatak odasıydı.kız yavaşça tokmağa asıldı.evet kapı bu sefer kilitli deildi.içeri girdi ve manzara karşısında gözlerinden yaşlar süzüldü.......bizim genç bir satanistti ve birçok arkadaşınında yaptığı gibi oda bu kızı kandırmıştı...bir bakıma kızın evleneceği gün aslında onun şeytana kurban werileceği gündü... ve işte içerdeki manzara:simsiyah duwarlar ve perdeler içerde özenle ters haç ve pentagram şeklinde dizilmiş siyah mumlar aynı zamanda içerde bi kurban werileceği için eski bir gramafon ve plak...odanın tam ortasında simsiyah bir tabut ve ayin kıyafetleri...İngiltere'de yalnız yaşayan bir kadının cesedi ölümünden tam üç yıl sonra farkedildi Polis geçen ocak ayında Londra'daki evinde çürümüş halde bulunan cesedin Joyce Vincent'a (40) ait olduğunu açıkladı. Televizyonu hâlâ çalışır durumda olan Vincent'ın etrafının açılmamış Noel hediyeleriyle çevrili olduğu belirtildi.2003'TE doğal nedenlerden ölen Vincent'ın kimliği dişçi kayıtlarından belirlendi. Polis ölüm tarihini son kullanma tarihi Şubat 2003 olan ürünlerden ve mektuplardan tahmin etti.İngiliz kadının cesedi ona oturacak ev sağlayan kuruluşun binlerce sterlinlik kira alacağını tahsil etmek istemesi sonucunda bulundu.Bundan bir yada iki ay onceydi. Mersinde oturdugmuz icin Mersinin yerlileri olarak yaz geldimi yaylaya giderizki serin havalarda rahat olalim diye. Bu yaz yine yaylaya gitmistik. Bizim ev Namrun (Camliyayla) da ve en guzel yerinde. Yalniz tek kotu yani evin yaninda bir mezarlik vardi ve bazi geceler mezarliga bazi insanlar gelirdi. Bu olaylari yazarken su anda meazrliga burdan iki kisinin girdigini rahat gorebiliyorum. Olaylar soyle baslamis... Bundan yillar once bir araba dolusu genc surat denemeleri yaparken onlerine bir iki cocuk cikmis e bunlara carpmislar. Fakat ani manevra yaptiklari icin hem couklar olmus bunlarda yol disina cikip bir agaca carpmislar. Bu gencler birer yil arayla olmusler ve her yil her ay kazanin gerceklestigi gun ve saat vakti gelince mezarliga gelirlermis. Bunlari bana koyun imami anlatti. Yine bir gece onlari izliyordum. Ve birinin bana baktigini hissettim. Perdeyi hemen kapadim ve yatmak icin Karimin yanina gittim. Ertesi gun arabamin caminin kirik oldugunu gordum. Ama hicbir yerde cam parcasi yoktu. Ertesi gece yine izledim ve bu sefer iki tanesi bana bakiyordu. Cok korkmustum . Olenlerin ruhlari icin Fatiha okudum dua ettim olmadi. Sabah kalktigimda arabamin ustunde bir hirka buldum. Bu ogun kazada olen cocuklardan birine ayitmis. Aradan bir kac gun gecti ve mezarliga gittim. Ve mezarlarin uzarinde iki tane kutu vardi. Birinin ustunde benim arabanin kirilmis camlari birisinde ise benim saclarim. Bu olayi hocaya anlattim. 'Oglum sen buyuk gunah islemissin bu yaptigina kizmis olacaklar' dedi. Eve gittigimde gorduglerim beni dehsete dusurdu. Arabamin elfreni cekilmis ve mezarlarin uzerine itilmisti. Kapilarin kilitli oldugundan adim gibi emindim. Anahtarlar cebimde ve camlarida yaptirmistim. Arabam ise o iki cougun mezarlarinin ustunde duruyordu. Ogunden sonra bir daha ailemle oraya gitmedim. Ve siz siz olun asla olulerin islerine burun sokmayin. __________________ alıntı*** *********************************************** Bu olay Bursada oldu. 17 yaşında bi genç kız aniden öldü. Aile perişan . Aradan bikaç gün geçtikten sonra Baba kızını rüyasında görmüş. Kız sürekli titriyor ve Çok üşüyorum baba. Yalvarırım üstümü ört diyormuş. Adam sabah kalktığında rüya aklına gelince hüngür hüngür ağlamış. Gül gibi evladımı kaybettim. Rüyama giricek tabii diye düşünmüş. Karısının üzülmemesi için de ona hiç bişey söylememiş. Ama ertesi gece sonraki gece daha sonraki gece hep aynı rüya: Çok üşüyorum baba. N'olur üstümü ört!Baba bi gece yine aynı rüyayı görürken kan ter içinde uyanmış. Dayanamamış karısının Nereye bey bu saatte? demesine aldırmadan sokağa fırlayıp soluğu mezarlıkta almış. Kızının mezarına gelince ne görsün? Mezar açık ve bomboş! Adam ne yaptığını bilmez bi halde mezarlık bekçisinin kulübesine yönelmiş. Allahım o an gördüğüne yürek dayanmaz& Bekçi resmen kıza tecavüz ediyomuş! Meğer bu aşşağılık herif her zaman yeni gömülen ölülere belli bi süre bunu yapıyormuş...Mezarlık bekçisi tutuklanmıştı ve olay gazetelerde de yeralmıştı. Hatta bayağı ayrıntılı bir şekilde ölülerin üzerine sıcak su dökerek ısıttığı gibi şeyler yazılmıştı. Burada olan olayda fark rüyayı kızın nişanlısı görmüştü.__________________ ***************************************** Zamaniyle bizde ruhlara cinlere meraklıydık. Aslında bunu yazmak istemiyodum ama paylasmak istedim... Yaklasık 6 sene once ben 15 yasındaydım ve arkadaslarla her zamanki gibi evin onunde oturup muhabbet edecektik.Bende hemen assaga indim. Assaga indigimde bir cocugu korkutuyolardı.Bende buna katıldım ve bu apartmanda gizlice biri oldu ve bizde onu duvarların arasına gomduk dedik ve ruhunun hep gezindigini ve herkesin cok korktugunu solemistik. Tabi cocuk aklıyla inandı buna bizde bunu korkutmaya calısıyoruz. Bunlar evin arkadasında yururlerken ben dısarı cıkardıgım muzik setinin kolonlarıyla mikrofon dan cıkardıgım garip garip sesleri assagıdakilere dinletiyorum... Cocuk olesine korkmustuki bunu bilmeyen baska cocuklarda buna inanmaya baslamıstı. Bizde bunun devam etmesi icin yan blogun bodrum katına bir yer hazırladık ve sanki insan olusu varmıs gibi duruyodu arkadaslarda duvarların arkasından yerlere cam lar atıyoar icerde cıkan sesler yankılanıyodu... Artık butun mahallenin cocukları buna inanmıstı. Hepsi olamaz bole bir sey diyodu. Sonunda bir aksilik cıkmadan aksamı getirmistik. Bu arkadaslardan bir grubu yine assaga ineceklerdi. İnanmıslardı ama gece ne olacagını merak ediyolardı. Gece biz bunların buraya gidecegini ogrendik ve arkadaslarla bir sey yapamayacagımız icin kara kara dusunmeye basladık cunku oyunumuz ortaya cıkacaktı. Cardakta oturuyoduk o sırada kapkara bir sey onumuzden gecti biz ya kedi ya kopek dedik bunun icin. En sonunda karar aldık. Gizli saklanma yerimize gidecektik. Bu bos bir evdi apartmanın zemin katı panjurdan giriyoduk. Eve girmistik Isıkları acmaya calsıtık ama yanmadı ve birden onumuzden yine o siyah sey gecti.İnanamamıstık kedi degildi kopek olsa saldırırdı. Cok urkmustuk. O sırada cıglıklarla arkadasları bizi aramaya basladılar biz bize bir oyun oynadıklarını dusunduk. Fakat oyun degilmis Assaga indiklerinde bodrumun ısık alan camları kırılmaya baslamıs ve duvarların icinden sesler gelmeye baslamıs.Bizde buna inanmayıp assaga indik. Ve gordugumuz sey sonunda bizide korkutmutu.Orada bir sey ler fazla idi ve bunu bir insan bizden habersiz yapamazdı anahtarlar bizde idi. Oradaki masa ve bıcak.Resmen kanlıydı ve o sırada iceriden dısarıya yine o siyah sey cıktı. Artık altımıza dolduracaktık. kactık en iyisi herkezin evlerine gitmesiydi. Evlere gittik.Ben durmadan dua ediyodum. En sonunda anneannem bizde kaldıgı icin bende salonda yatacagımdan esyalarımı aldım ve salona gittim. Uyumak icin gozlerimi kaptıgımda bir ses duyuyodum. Bunlar sanki birinin bana dogru yurudugu sanki yaklastıgı gibi ayak sesleriydi gozumu actım ve sesler kesildi.Tekrar gozumu kapdıgımda yine bana bir sey ler yaklasıyo gibiydi ama cok hızlı sekilde gozumu actık. Dayanamıyodum cıglık atacaktım en sonunda bildigim butun dua ları okudum ve uyudum.Fakat cagre etmedi resmen icimden bir ses kesinlikle dua etme ve gozunu acma diyodu. Dayanamamıstım birden cıglıkla kalktım ve iceriye kostum. O gun abimin yanında yattım. Fakat oburgun uyandıgımda bulusma yerinde bir seyler olmustu. Sabah o ısık girmeyen evde onlarca göz ve insan golgesi sesler duymuslardı. Hepimiz delirmis gibiydik. İyilesene kadar cıkamadık bir yere. Sondan biz bu oyunu yaptıgımızda birilerinin ruh cagordıgını ogrendik. ve bir daha bole bir sey yapmamaya soz verdim... ********************************************** Bir Ölüden Yardım: 17 Ağustos depreminde ve sonrasında meydana gelen bir çok olayı televizyon ve gazetelerden tanık olmuşsunuzdur. Ben de televizyonda seyrettiğim bir olayı size anlatmak istiyorum. Depremden sonra bir çok insan evsiz kalmış ailesini yitirmiş ve yardıma muhtaç hale gelmişti işte böyle bir durumda hayır severler hemen bölgelerdekilerin yardımına koşmuştu. İstanbul'da oturan orta halli bir ailenin çocuğu olan Mustafa babasının arkadaşının yardım göndermek istediğini bölgedeki insanların her türlü yardıma muhtaç olduğunu duyunca ve de babasının yoğun ısrarlarına dayanamayınca arabasının bakıma vermekten vazgeçip hemen yola koyulmak üzere hazırlıklara başladı fakat bilmediği bir şey vardı arabasının çok önemli bir kusuru vardı ve bu kusur onu ölüme bile Neyürebilirdi. İnsanlara yardım etmek için arabayı bakıma sokmadan gittiği için bu arızayı öğrenememişti. Ve yola çıktı hiç durmadan gidiyor ve içinde insanlara yardım etme hazzını hissediyordu. Yolda arıza gittikçe arttı fakat arıza arabanın tekerlerinde olduğu ve çok hissedilir olmadığı için farkına varamadı. Hava karamak üzereydi lastiğinin kabaklaştığının farkına vardı hemen indi arabasının arkasına gitti ve yedek lastiği aradı daha fazla yük alabilmek için çıkardığını hatırladı ve kahroldu kim bilir kaç insan bu yardımı dört gözle bekliyordu. Birden yolda tamirci elbisesi giymiş bir adamın geldiğini gördü ve de elinde bir lastiğin olduğunu adam az ileride lastiği patlamış birine Neyürdüğünü söyledi. Mustafa ona derdini anlattı adam istersen bu lastiğini sana verebilirim ben daha sonra yine getiririm dedi . Ve tamirci arabaya lastiği taktı arabanın tekerlerindeki hayati derecede önemli arızayı da görüp onardı. Mustafa isterse onu gideceği yere kadar bırakabileceğini söyleyecekti ki arkasını döndüğünde adamın olmadığını gördü hayretler için yola devam etti yaklaşık 5 dakika gitti veya gitmedi bir kazanın olduğunu ve içinden çıkarılan cesedin kendisine yardım eden kişi olduğunu gördü çevredeki adamlara sordu ve kazanın yaklaşık 1saat kadar önce gerçekleştiğini öğrendi adeta nutku tutulmuş kul sıkışmış ve Hızır yetişmişti.__________________ ************************************** Adamın biri bi cumartesi gecesi evine dönüyomuş. Birden 15-16 yaşlarında sevimli bi kızın yolun kenarında otostop yaptığını görmüş. Adamın da aynı yaşlarda iki kızı varmış. Hemen arabayı kızın yanına yanaştırmış ''Gece yarısı böyle ıssız bir yerde napıyosunuz Allah aşkına? Bu saatte otostop mu yapılır? '' demiş. Kız ''Uzun hikaye. Rica etsem beni evime Neyürür müsünüz? Buraya çok yakın. Bu iyiliğinizi ömür boyu unutmam'' diyerek arka koltuğa oturmuş. Kızın üzerinde cicili bicili hoş bi elbise varmış. Evinin adresini vermiş. Gerçekten de yakınmış ev. Adam eve vardığında önünde durmuş ''İşte geldik küçük hanım'' diyerek arka koltuğa dönmüş ama arkada hiç kimse yokmuş. Gözlerine inanamamış tabi. Hemmen arabasından inip evin kapısını çalmış. Beyaz saçlı çok yorgun görünen yaşlı bi kadın açmış kapıyı. Adam heyecanla ''Bana inanmayacaksınız ama yoldan küçük bi kız aldım. Bana buranın adresini verdi ama tam geldiğimizde..'' Yaşlı kadın adamı susturmuş ''Biliyorum biliyoru'' demiş ''Sonra da ortadan kayboldu di mi? Bu başımıza ilk defa gelmiyo. Her cumartesi akşamı aynı şey olur..'' Meğer kız bi cumartesi gecesi diskodan dönerken trafik kazası geçirmiş ve oracıkta ölmüş. Şimdi her cumartesi gecesi kazada öldüğü yerden otostop yapıp evine gelmek istiyomuş ama bunu bugüne kadar başaramamış. Kadın bunları anlatırken adamın gözü piyanonun üzerindeki kızın fotoğrafına ilişmiş. Evet kız aynı kızmış ve üzerinde de aynı elbise varmış.*********************************************** Genç bi kız ailesinin evde olmadığı bi akşam arkadaşlarını davet etmiş. Kız kıza yemişler içmişler derken içlerinden biri Hadi cin çağıralım demiş. Ev sahibi kız da hiç inanmazmış böyle şeylere ama arkadaşlarına ayıp olmasın diye kabul etmiş. Harfler kesilmiş fincan ortaya konmuş ve elele bir masanın etrafında daire olunup cin çağırma olayına girilmiş. Cin gelmiş gelmesine ama bizim kız hala fincanı arkadaşlarının ittiğini düşünüyomuş. Bi ara fincan hızlı hızlı harflere giderek şöyle demiş: İçinizde bana inanmayan biri var. Yarın saat 4’te o kişiyle tavla oynamaya geleceğim! Kızlar feci tırsmıslar ama ev sahibi kız hala dalgasındaymış işin. Saat çok geç olmadığı halde seans hemen bitirilmiş ve kızlar evlerine dağılmış. Bizimki zaten o tür şeylere hiç inanmadığından cin olayını ertesi sabah unutmuşmuş bile. Öğlene doğru telefon çalmış. Arayan kızın çok sevdiği çok iyi anlaştığı teyzesiymiş Bugün içimde bi sıkıntı var evdeysen bi ara sana uğruycam. Dertleşelim biraz demiş. Kız da sevinmiş teyzesini görecek diye Hemen gel ben de seni çok özledim demiş. Kız teyzesini hakikaten dertli ve solgun görmüş. Hoşbeş etmişler ama teyze hala dalgınmış. Kız Teyzecim sen konuştukça daha kötü oldun istersen başka bişey yapalım demiş. Teyzesi de O zaman tavla oynayalım. Ne zamandır seninle oynamadık. Kafam dağılır biraz demiş. Kız tavlayı almaya giderken bi gece önceki olay aklına gelmiş Meğer benim teyzem cinmiş deyip gülümsemiş. Kızla teyzesi güle oynaya tavla oynarken bi ara teyze tuvalete gitmek için kalkmış. O içerdeyken telefon çalmış. Arayan kızın babasıymış. Adamcağız çok üzgün bi sesle konuşuyomuş: Kızım teyzen öğlen bi trafik kazası geçirdi. Durumu çok iyi değildi ama Allahtan ümit kesilmez deyip sana haber vermedik ama az önce teyzeni kaybettik başımız sağolsun...******************************************** Büyük bahçeli bi villada yaşayan genç bi çift çocuklarını bakıcıya bırakıp dostlarının verdiği bi partiye gitmiş. Bakıcı kız çocukları yatırdıktan sonra televizyon seyretmeye başlamış. Bi ara telefon çalmış. Kızcağız telefonu açtığında karşısında hırıltılı bi sesle konuşan biri varmış: Şu an üst katta çocukların başucundayım. Sen de gelsene buraya. Kız feci korkmuş haliyle. Ama kendini Kesin salak bi telefon şakası bu diye düşünüp sakinleştirmeye çalışmış ve televizyonun sesini sonuna kadar açmış. Telefon tekrar çalmış. Aynı hırıltılı ses yine o histerik kahkahasını attıktan sonra Çocukların yanındayım. Hadi sen de gel yukarı demiş. Kız daha da korkmuş ve santrali arayarak durumu anlatmış. Santralde iyi bi kadın varmış Adam sizi aradığında bi’kaç dakika konuşturun. Numarayı tespit eder sonra da polise bildiririz diyerek kıza yardımcı olmuş. Bakıcı kız telefonu kapatır kapatmaz hemen çalmış telefon. Aynı ses yine aynı sözleri tekrar etmiş. Kız konuşmayı uzatmaya çalışmış ama sapık anlamış bunu ve hemen telefonu kapatmış. Bi’kaç dakika sonra tekrar çalmış telefon arayan santral memuresiymiş ve panik durumdaymış: Hemmen kaç oradan! Arayan numaranın da adresi aynı. Yukarıda bi telefon hattı daha var demek ki! Kız koşa koşa kaçmış evden. Bu arada santraldeki kadın polisi olaydan haberdar etmiş bile. Polisler bi’kaç dak’kada adrese gelip eve girmiş. Gerçekten de üst katta elinde satır olan bi katil yakalamışlar. Üst kat pencerelerinin birinden eve giren sapık katil iki çocuğu öldürdükten sonra o telefonları etmeye başlamışmışbaşlık :HAYIRSIZ EVLAT"POLİSİYE HİKAYE" ekrem güneşli Pencerenin önüne oturuyorum. Akşam yaklaşıyor Hava birazdan kararacak yine demir-beton yığınıdairemin sıkıcı -yazılarımı yazdığım odama hapso-lacağım- karşıda komşuların eviyle karşı karşıya- yım...Bazan koltukta kestirerek bazan daktilomunbaşında tuşlara basarak günleri geçiriyorum... Atmışbeş yaşını geçtim galiba belki de bana öylegeliyor...Behçet amca da öldürüldüğünde benimyaşımdaydı galiba...Nereden bileceksiniz siz... Duvar dibi komşumuzdu çarşıda küçük bir kulübe-si vardı. Gaz tenekelerine lehim yapardı..Kır saçlı burnundan düşecek gibi duran gözlüğü uzamışak "beyaz" sakallarıyla garip bir adamdı. İki oğlu vardı ikisi de dikiş tutturamamıştı Ertan birkamyonda muavindi; orta boylu saçının tepesidökülmüş sivri burunlu kızınca öküz gibi böğürenkendinden küçükleri iri kemikli elleriyle evireçevire döğen ama iri yarı bir çocuk çıkınca korkakzağar gibi tabanları yağlayıp kaçan bir tipti...Babam "Allah Behçet efendiyi korusun ! İki zibidide adam olmaz !" diye söylenirdi. Ertan en büyüğüidi bir de evli kız kardeşleri vardı. "Müzeyyen abladerdim...Beni öper yanaklarımı sıkardı. "Sen nehoş çocuksun Erol !"derdi..Anneleri kanserdenölmüştü babaları bir daha evlenememişti.İki haydut Behçet amcanın sözüydü bu " baba-larının evlenmesine karşı çıkmışlardı.Kaç kaz Behçet amcanın bizim eve zor düştüğünü biliyo-rum..."Aman Hayrullah ! Bu serseriler beni öldü-recek !" diye koca adam hüngüre hüngüre ağlardı.Yanaklarından aşağıya akan göz yaşlarını cebindençıkardığı buruşuk mendille silerken " ne istiyorlarsenin haytalar ?" diye babam sorardı. "Efendim emekli maaşıma ve oturduğum evimegöz diktiler...Satalım bu evi şehire gidip yerleşelimdiye tutturuyorlar. " Hayrullah ben şehirde ne ya-parım ! Sen söyle...Baba-ata ocağını nasıl satarım O evin her odasında rahmetli eşimin hatırası var ![]() hala gardropta giysileri duruyor bazan çıkarıpkokluyorum...!" Behçet amcaya çok acıyordum...Babama "baba çocukarıyla bir de sen konuşsan !" dedim.Babam gitti geldiğinde yüzü asıktı. Sinirliydi"Ne dediler baba ?" dedim. " Bunlar adam değil oğlum kalas bile bunlardaniyi ! Hiç olmazsa işe yarar !" dedi..Behçet amca arada sırada bize gelir babamlasohbet eder çocuklarını şikayet eder babam "iyiolur inşallah !" diye gönlünü alarak avlu kapısınakadar uğurlardı. Ertan bir gün beni sokakta çevirdi "bana baklan ! Baban p...söyle bir daha bizim işimize burnu-nu sokmasın !" dedi. "Peki söylerim Ertan !" dedim. "Hırta bak ! Abi demek ağzına yakışmıyor mu ? lan ..." "Kime abi diyeceğimi bilirim ben !" diye hırsla yüzüne baktım..." Behçet amca bir aydır görünmedi. Babammerak etti beni gönderdi..Kapıyı dövdüm Ertançıktı gözleri kan çanağına dönmüş sarhoştu."Ne istiyorsun lan ?" dedi.. "Şey..Babam Behçet amcanı git yokla dedi..Hasta mı diye geldim " " Şey...babamı biz de göremedik...Bir aydır kayıp !" Eve geldim. Babam "garip dedi bu adamnereye gider...Bursa'da kızı var ya damadıylaarası açık...Var bunda bir iş...! Erol sen otur evdeoğlum ben polise gidip söyleyim..."Annem komşudan gelmişti. "Nereye gidiyorsunbey ?" dedi.. "Behçet efendi kayıp evde de yokmuş !"" Sıpaları sana zaten kin besliyor bir bunakihtiyar yüzünden başını belaya sokacaksın !"dedi. Babam ceketini çividen aldı çıktı.* * * * Polis arabası Behçet amcanın kapısının önündedurdu. Otamatik tabancalı iki polis arabadan indi.Babam arkadan geldi. Polis arabasını görenmahallenin ne kadar kadını kızı çocuğu varsakapının önüne birikti. Dedikoduya başladılar "Behçet efendi evde yokmuş ..." " Evlatları zavallı ihtiyarı dövüyordu !"" Olmaz olsun öyle evlat !" " Evlat bu komşu alsan alınmaz satsansatılmaz !" "Ertan serserinin biriydi zaten !" " Tuna da abisine uydu.... !" Meraklı kalabalık bahçenin içine dolmuştu.Polisler kapıya geldi. Kapıyı dövdü bir polisErtan uykulu gözlerini ovalayarak |