![]() |
|
|||||||
| Çöp Forum Forum Başıklarına Uymayan ve Kırık Linkli Konular... |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#13 (permalink) |
![]() |
Dil
kültürün bir parçasıdır.Kültür Nerede oluşur? Toplumda.Dolayısıyla Toplumdaki iletişim-anlaşma aracıdır. Toplumun ürettikleri arasındadır. Bu nedenle dil korunmalıdır. Yabancı bir dili yerinde kullanmak başkadır anadili olmayan toplumunda bu dili kullanması yada kendi diline sokuşturması başkadır. Bir kişi dilinden koparsa sonucunda toplumundan ve ürettiklerindende(adet dil tarih v.b.) kopar melezleşir. O kişinin nesli ilerledikçede bu uçurum dahada büyür. Örnek vermek gerekirse Almanyadaki Türk ailelerdir.Bu bağlamda dilin toplumdaki ve bireydeki yeri yadsınamazdır. Sorun sadece Dil değildir. Dilde topluma bağlı ise ilk önce topluma olan etkenler bilinmeli ona göre davranmalıdır. Toplumdaki ekonomik değişimler kültürel değişimleri doğurur. Kapitalizme geçen dünyada toplumlar ''para''nın o çürütücü tehditi altındadırlar. Toplumun ürettikleri değerler çürütülmektedir. Türk toplumu kültürünü televizyondan almaya başlamıştır ayrıca diğer kültürlere açıkca bir özentilik sevdası vardır gittikçe büyümektedir.Toplum olarak karşı çıkmadıkça ürettiklerimizde ellerimizden kayıp gider. Melez bir kültür oluruz. |
|
|
|
|
#14 (permalink) |
![]() |
Acı ama gerçek...
Vatandaş ' Türk Osman' Osman Bey sabah saat 7.00'de Casio masa saatininalarmıyla gözlerini açtı. Puffy yorganını kaldırdı. Hugo Boss pijamalarını çikarip Adidas terliklerini giydi. WC'ye ugradiktan sonra banyoya geçti. Clear sampuan ve Protex sabunuyla dusunu aldi. Colgate ile dislerini firçaladi Rowenta ile saçlarini kuruttu. Bill's gömlegini ve Pierre Cardin takimini giydi. Lipton çayini içti. Sony televizyonda medya özetlerini ve flash haberleri izledi. Citizen kol saatine bakti. Aile fertlerine 'çav' deyip Hyundai otomobiline bindi. Blaupunkt radyosunu açarak rock müzigi buldu. Agzina birPolo seker atti Sehrin göbegindeki Mega Center'daki ofisine varinca Casperbilgisayarini çalistirdi. Microsoft Excel'e girdi. Ofisboy' dan Nescafe 'sini istedi. Saat 10.00'a dogru açligini yatistirmak için Grisini yedi. Öglen Wimpy's Fast Food kafeteryaya gitti. Ayaküstü Coca Cola ve hamburgeri mideye indirdi.Camel sigarasini yakip Star gazetesini karistirdi. Aksam-üzeri is çikisi Image Bar'a ugrayip JB'sini yudumladi sonra kösedeki Shopping Center'a ugradi.Esinin siparis ettigi Persil Supra deterjan Ace çamasir suyu Palmolive sampuan Gala tuvalet kagidi Sprite gazoz ve Johnson kolonyayi alarak kasaya yanasti.Bonus kartiyla faturayi ödedi. Hafta sonu esi Münevver'le Galleria'ya giden Osman Bey Showroom'lar dolasip Kinetix ayakkabi Lee Cooper blue jean satin aldi. Aksam evde bir gazetenin verdigi TV Guide'a göz atan Osman Bey kanallar arasinda zapping yaparak First Class Top Secret Paparazzi gibiprogramlar izledi. Ayni anda Outdoor dergisini karistirdi. Saat 22.00'ye dogru Show'da Türk dili üzerine panel basladi. Uykusu gelen Osman Bey televizyonukapatip yatak odasina geçerken kendini mutlu hissetti.' Ne mutlu Türk'üm diyene!' diye gerindi ve uyudu. Hala da uyuyor.. İyi uykular sevgili milletim.... |
|
|
|
|
#15 (permalink) |
![]() |
Yazım Yanlışları
Yazım Kuralları ve Türkçe’nin Doğru Kullanımı Bir yazı ile okuyucuya mesajı doğru iletmede kaynağın önemli bir rolü ve sorumluluğu bulunmaktadır. Bu yüzden mesajı ileten kişi mesajını yazılı olarak iletirken bir takım yazım kurallarına uyması gereklidir. Özellikle öğrencilerin yazı yazarken yaptıkları en önemli hata noktalama işaretlerine uymamalarıdır. * Yazılarda noktalama işaretleri bazen hiç kullanılmamakta bazen de yerinde kullanılmamaktadır. İfadelerin doğru anlaşılması için bu kurallara özenle uyulmalıdır. * Bir bilgisayar programı kullanılarak yazılan yazılarda ise boşluk konusuna dikkat edilmelidir. Örneğin Noktadan ve virgülden önce boşluk bırakılmamalıdır. Noktadan ve virgülden sonra boşluk bırakılmalıdır. Boşluk bırakılması unutulduğunda noktanın öncesinde ve sonrasındaki sözcükler tek bir sözcük olarak algılanmaktadır. Bu da yazıların kağıt üzerindeki düzenlemesini olumsuz etkilemektedir. Paran¤¤¤ler açılırken paran¤¤¤ öncesinde boşluk bırakılmalı açılan paran¤¤¤le metin arasında boşluk olmamalıdır. Paran¤¤¤ler kapatılırken paran¤¤¤ öncesinde boşluk olmamalı sonrasında ise olmalıdır. * Diğer bir hata türü yazım yanlışlarıdır. Sözcükler Türk Dil Kurumu’nun belirlediği kurallar göz önünde bulundurularak yazılmalıdır. * Yaygın olarak yapılan bir başka hata da sözcüklerin yanlış kullanımlarıdır. Örneğin “neden olmak” “yol açmak” ve “sağlamak” gibi sözcükler çok farklı anlamları verebiliyorken aynı anlamda kullanılmaktadırlar. * Ayrıca bazı sözcüklerin Türkçe karşılıkları varken (genelde) farkında olunmadan yabancı karşılığı kullanılmaktadır. Genel Yazım Yanlışları Yanlış (!) - Doğru (!) hergün - her gün heryer - her yer herşey - her şey harhangibiri - herhangi biri herbiri - her biri birgün - bir gün birşey - bir şey bir çok şey - birçok şey bir kaç şey - birkaç şey hiç bir şey -hiçbir şey pekçok -pek çok pekaz -pek az arasıra - ara sıra yanısıra - yanı sıra peşisıra - peşi sıra ardısıra - ardı sıra akşam üstü - akşamüstü suç üstü - suçüstü ayak üstü - ayaküstü terketmek - terk etmek ayırdetmek - ayırt etmek farketmek - fark etmek arzetmek - arz etmek vaadetmek - vaat etmek haketmek - hak etmek muhtacolmak - muhtaç olmak şehidolmak - şehit olmak vaz geçmek - vazgeçmek baş vurma - başvurmak ön görmek - öngörmek var saymak - varsaymak ya hut -yahut ve ya - veya yada - ya da laboratuar - laboratuvar antreman - antrenman eşortman - eşofman orjinal - orijinal yalnış - yanlış yanlız - yalnız kiprik - kirpik kirbit - kibrit anbar - ambar canbaz - cambaz çenber - çember makina - makine meyva - meyve zatüre - zatürree matba - matbaa deynek - değnek süpriz - sürpriz poaça - poğaça kordalye - kurdele sandoviç - sandviç eksoz - egzoz pardesü - pardösü ayidat - aidat pilaj - plaj tazik - tazyik traş - tıraş metod - metot ara söz- arasöz ara yön - arayön Türkçe Karşılığı Varken Kullanılan Sözcükler ve Yanlış Kullanımlar Sözcüğün yanlış kullanımı - Doğrusu (!) - Türkçesi çok mersi - merci beaucoup - Çok teşekkür ederim. detay - detail -ayrıntı fonksiyon - function - işlev fonksiyonel - functional - işlevsel avantaj - advantage - üstünlük kriter - criterion - ölçüt kriterler - criteria - ölçütler test sınavı- ??? - çoktan seçmeli sınav layt (light) - light - hafif fest fud - fast food - hazır yiyecek hard disk - hard disc - sabit disk imeyıl (e-mail) - e-mail - e-posta elmek meyil (mail) mail - e-posta - mesajı ileti meyil çekmek - sending a mail - e-posta mesajı yollamak maus (mouse) - mause - fare ran etmek (run etmek) - running -çalıştırmak tekrardan - ??? - tekrar veya yeniden Asıl sorun Türkçeyi doğru konuşabilmekte!... Sözcüğün yanlış kullanımı - Türkçesi start almak - başlamak center - merkez relax olmak - rahatlamak e-mail - e-pota komunikasyon - iletişim cv - özgeçmiş okey-ok - tamam trend - eğilim spontane - kendiliğinden link - bağlantı exit - çıkış check etmek - kontrol etmek feedback - geri bildirim ¤¤¤¤-time - tam gün koordinasyon - eşgüdüm absurt - saçma adapte olmak - uyum sağlamak laptop - diz üstü provoke etmek - kışkırtmak jenerasyon - nesil-kuşak objektif -nesnel-tarafsız deklare etmek - bildirmek star - yıldız perspektif - bakış açısı entegre olmak - bütünleşmek nick name - takma ad partner - eş okeylemek - onaylamak antipatik - sevimsiz-itici mantalite - anlayış-zihniyet illegal - yasadışı timing - zamanlama catering - yemek hizmeti departman - bölüm revize etmek - yenilemek global - küresel sempatik - sevimli-cana yakın security - güvenlik printer - yazıcı elimine etmek - elemek izolasyon - yalıtım data - veri prezantasyon - sunum finish - bitiş-varış download etmek- indirmek monoton - tekdüze konsensus - uzlaşma ¤¤¤¤ - tam-dolu emergency - acil ambiyans - hava-ortam versiyon - sürüm-uyarlama ekstra - fazladan imitasyon - taklit optimist - iyimser save etmek - kaydetmek adisyon - hesap fişi print out - çıktı anons etmek - duyurmak bodyguard - koruma dokuman - belge dizayn - tasarım analiz - çözümleme online - çevrimiçi kriter - ölçüt part-time - yarı zamanlı pesimist - karamsar slayt - yansı empoze etmek - dayatmak driver - sürücü bye bye - hoşçakal |
|
|
|
|
#16 (permalink) |
![]() |
Dil Nedir ?
Çok geniş anlamıyla dil düşünce duygu ve güdüleri doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracıdır. Bu tanım bütün canlıların kendi aralarındaki bildirişimlerle ilgili işaret sistemlerini olduğu kadar insanlar tarafından doğanın ve eşyanın ortak kalıplar halinde manalandırılması olgularını da kapsamaktadır. İnsanlar ve hayvanlar bir takım sesler ve işaretlerle düşünce duygu ve güdülerini anlatmaktadırlar. Bunlar birer (dil)dir. Yaprakları solmaya başlayan bir bitki de (susadım) veya (hastayım) demektedir. O halde bitkilerin bile doğaya dönük dilleri vardır. Demek ki tüm canlıların kendilerini ve hallerini anlatabilme olanakları vardır. Buna dolaysız (doğrudan doğruya) bildirişim diyoruz. Bir de insanların uzun bir yaşantı sonunda ortak sembollerle ortak kalıplarla evrende doğada ve eşyada manalandırdıkları özel anlamlar aşılaladıkları dolaylı birer bildirişim aracı olarak kullandıkları işaretler ve sesler var ki bunlardan da sembolik artistik bir dil oluşabiliyor; (yağmurun dili denizin dili göklerin dili güllerin dili) gibi. Bizim konumuz (insan dili)dir. Bunun için dilin dar bilimsel bir tanımını yapacağız. İnsanların aralarında anlaşmaya kendilerini ifade etmelerine araç olan dil bir dilbilgisi sistemi içinde örgütlenmiş düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan ses işaret ya da hareketlerin bütünüdür. İnsan anlatım ve bildirişim için ya hareket eder (jest) ya da ses çıkarır (konuşma) ya da belirli işaretler çizer (yazı). Konuşma dili yazı dili hareket dili (insan dili)nin üç ayrı görüntüsüdür. Türkçenin Genel Özellikleri TÜRK DİLİNİN AİT OLDUĞU DİL AİLESİ GENEL ÖZELLİKLERİ Türkçe diğer Türk dilleriyle birlikte Altay dil ailesinin bir kolunu oluşturur. Bu ailenin diğer üyeleri Moğolca Mançu-Tunguzca ve Korecedir. Japoncanın Altay dil ailesinin bir üyesi olup olmadığı konusu tartışılmaktadır. Türkçe diğer Altay dilleri gibi eklemeli yani sözcüklerin eklerle yapıldığı ve çekildiği sondan eklemeli bir dildir. Türkçe sözcüklerde Arapça Almanca vb. dillerde görülen erillik dişillik (yani cinsiyet ayrımı) özelliği yoktur. Türkçede sayı sıfatlarından sonra gelen adlar çoğul eki almazlar. Yani üç ağaçlar değil üç ağaç. Önlük-artlık (kalınlık-incelik) ve düzlük-yuvarlaklık uyumları vardır. İlk uyuma göre bir sözcükteki ünlüler ya hep art veya ön ikinci uyuma göre de ya hep düz veya yuvarlak olurlar. f j ve h ünsüzleri Türkçe kökenli sözcüklerde bulunmazlar. (Bir kaç Türkçe sözcükte başka seslerden değişmiş olarak f görülebilir: öfke < öpke ufak < ubak vb.) Türkçe sözcüklerde söz başında bulunabilen ünsüz sayısı sınırlıdır: b ç d g k s t v y. c ünsüzü söz başında başka ünsüzlerden değişmiş olarak bir kaç sözcükte bulunur: cibinlik < çıpın vb. n ünsüzü Türkçe kökenli sözcükler içinde yalnız ne ve türevlerinde bulunur: ne neden niçin nasıl vb. p ünsüzü de söz başında bir kaç Türkçe sözcükte b'den değişmiş olarak bulunur: piş- < biş- parmak < barmak vb.Konuşma Dili ve Yazma Dili Dil hem yazılı hem sözlü olabilir. Konuşma dili yazının icadından binlerce yıl öncesinden beri gelişmiştir. Elbette yazı dili ile konuşma dili arasında önemli farklar vardır temel öğeleri farklıdır. Biri kelimelerden diğeri seslerden oluşur. Yazı dilinin biçimi gelenekler ve gramerciler tarafından konuşma diline oranla çok daha dikkatli bir şekilde düzenlenmiştir. Konuşurken ve yazarken kullanılan kelime dağarcığı genellikle daha geniştir. Bundan başka konuşma ve yazı dillerinin gramerleri farklıdır. Bu iki yolla farklı dilde bilgi aktarma eğilimi vardır. Ayrıca konuşma dilinde yazı diline oranla daha fazla tekrar ve fazladanlık vardır. Buna ana dilimizden örnek vermek gerekirse; yazı dilinde genellikle "c" olarak yazılan ses diaspora kabardeylerinin konuşma dilinde "g" olarak söylenmektedir. Yine aynı şekilde "Cegu" yazılıyor "Gegu" okunuyor. Başka bir örnek de; "ç" yazılanlar genellikle "k" okunuyor. "Çapse" "kapse" okunuyor. "-di'li geçmiş" fiil çekimlerinde fiilin sonu "-di'li geçmiş” takısı olarak yazıda kalın "ş" ile bitiyor diaspora kabardey konuşma dilinde "s" olarak söyleniyor |
|
|
|
|
#17 (permalink) |
![]() |
![]() Türkçe'si varken ingilizcesini kullanan bütün insanlara yazıklar olsun. Türkçe'mizin tam 2000 yıllık tarihi var. O özendiğiniz aptal ingilizcenin ise sadece 250 Siz şimdi koskoca 2000 yıllık tarihi olan güzelim Türkçe'mizi dandik ingilizceye satıyorsunuz. Unutmayalım ki bir ülkenin milli benliğini bütünlüğünü bozmanın en kolay yolu ana dilini unutturmaktır. Siz şimdi günlük dilinizde bile "Abi beachteyim" "Yanımda securityler var" "Olaya focuslanamadım" gibi laflar ediyorsunuz ve kendinizi ne kadar küçük duruma düşürdüğünüzün de farkında değilsiniz. Biraz önce bahsettiğim "Olaya focuslanamadım" cümlesini de Cine 5'e Ece Uslu denilen hanfendi söylemiştir ki duyduğum anda kendisini gırtlaklayasım gelmiştir. Telefonu kapatırken de bye bye denmesinden nefret ediyorum. Bye bye daha mı sevimli geliyor yoksa türkçe karşılığını mı bilmiyorsunuz?. Bilmiyorsanız söyleyeyim "GÜLE GÜLE" demek. Bir kelimenin Türkçe'sinden mi utanıyorsunuz?.. Örneğin su kelimesine water deyince daha mı çekici oluyor? Bunlar saçmalıktan başka bir şey değil. Şu anda dünyanın büyük bir bölümünün kullandığı işletim sistemine adam pencereler ismini takabiliyorsa siz de mesela daha önceden yapıldığı gibi Türk yapımı arabaya ANADOL BÖCEK ismini gururla takmalısınız. Türk dil kurumu da sağolsun ne kadar yabancı kelime varsa Türkçe'ye sokma çabasında... En son "mortgage" kelimesini tutulu satış olarak Türkçe'ye geçirmekle de beni hayretler içerisinde bırakmışlardır. Benim bildiğim Eski Türkçe'de tutu çinko demektir. Nasıl bir bağdaştır ya da bağdaşla alakası yok mudur orasını bilemeyeceğim Şu anda Türk Dil Kurumu sitesinin sözlük bölümünde 104.481 anlam bulunmaktadır. Bu kadar zengin bir dilimiz varken ingilizce özentiliğine kapılmayın. Hatta abartın ve adı yabancı kelimelerden oluşan kafelere bile gitmeyin. ![]() |
|
|
|
|
#18 (permalink) |
![]() |
Dilim
oldu dilim dilimDünyanın en zengin dillerinden birisi olan Türkçe ne yazık ki günümüzde adeta “soykırım”a uğruyor. Türk dilinin kilit noktaları olmazsa olmaz kelimeleri yozlaşıyor daha doğrusu yozlaştırılmak isteniyor. Yayılmakta olan televole kültürü ağırlıkla batı kökenli kelimeleri yavaş yavaş Türkçe’nin içine yerleştiriyor. Bu kelimeler adeta birer bomba gibi kullanılmaya başlandıkları zaman dilimizin zenginliğini yok ediyor sömürüyor. Eğer bu tehdidin önlemi alınmazsa pek yakın bir zamanda konuşabildiğimiz bir dil olmayabilir.Bir başka hususta dış kaynaklı güç odaklarının basın yoluyla yabancı dil kökenli kelimeleri halka dayatmasıdır. Dayatması diyoruz çünkü kafamızı çevirdiğimiz her yerde karşımıza çıkan millet olarak zihinlerimizi kuşatan bu güçler televizyon programları gazeteler vb. yayın organları yoluyla hem kültürümüzü hem de dilimizi köreltiyorlar.Sahip olduğumuz bir serveti adeta har vurup harman savuruyoruz. Türk dili zengin bir hazinedir ama yağmalanmadığı müddetçe. Bizde bu konuda üstümüze düşenleri yerine getirmeli bizim varolmamızı sağlayan dilimize sahip çıkmalıyız. Unutmayalım. “Dil olmazsa il olmaz”Türk-ilizce Türkçenin güzel yazılıp konuşulması sadece kelimelerin bugün standart kabul edilen İstanbul Türkçe’si ile söylenmesi demek değildir. Sözcüklerin kullanıldığı yerler ve buna göre kendilerine yüklenen anlamlar ifade kabiliyetini sergilemektedir. Düşünce ise güzel ifade il kuvvet kazanmakta istikamet belirlemektedir. Bilime yön veren iki ana unsurdan birincisi akıl+zeka ise ikincisi bilim insanının düşünce ve akıl yürütmelerini şekillendiren ifade etme kabiliyetidir Yabancı dil öğrenmek bir gereklilik ve hatta mecburiyettir günümüzde. Fakat yabancı dil öğreniminin uzun yıllara yayılmış olması ve öğrenimin Devlet okullarında 4. özel okullarda ise 2. sınıftan başlaması yani çocuklara henüz kendi dillerinde ana dillerinde yeterli beceriyi kazanmadan yabancı dil öğrenimi verilmeye başlanması; ki yeterli ve faydalı düzeyde yapılamamaktadır dilin kullanıcıları tarafından doğru algılanamamasına ve bir takım diller arası geçişlerin-etkileşimlerin yozlaşma boyutlarında yaşanmasına neden olmaktadır. Bu elbetteki öğrenilmeye çabalanan yabancı dili değil ana unsur olan ve aklın düzenini sağlayan ana dili yani Türkiye’de Türkçe’yi tehdit etmekte ve de yıpratmaktadır. Bu geçişler ve etkileşimler daha ileride bireyin konuşmalarında arada bir İngilizce kelimeleri kullanması suretiyle Türkçe’nin zayıflamasına neden olmaktadır. Çünkü dil ancak kullanılırsa sağlam ve üretken kalabilecektir ve dili de teker teker kelimeler oluşturur. Eğer kelimeleri ithal edilmiş yakın anlamlıları (bir dildeki bir ifadenin hiçbir zaman tam bir karşılığı diğer ir dilde ulunamayabilir) ile değiştirirseniz bu zamanla bir iki kelimeden yüzlerce binlerce ve dahi yüz binlerce kelimenin dile girmesine yani dilin yok olmasına neden olmaktadır. Bu bakımdan bireyin konuşmasında kullandığı kelimeler son derece önemlidir. Yabancı dil ile eğitim Türkçe’ye neden zarar verir bunu nasıl yapar? Birey eğitimi esnasında üzerinde yoğunlaştığı alanı nasıl tanır kavrar ve öğrenirse yada benimserse bunu öyle kullanacak ve aktaracaktır. Bilimsel bilgiyi edinirken öğrenen bireyin maruz kaldığı dil yükü kavramları ve bilgiyi o dilin öğeleri ile edinmesine neden olacaktır. Ve ana dili Türkçe olan bu birey zihinsel süreçleri içerisinde yorumlarken düşünürken ve dış dünyada konuşurken ve üretirken bu yabancı kaynaklı kavramları Türkçe ile birleştirerek kullanacak ve ortaya tarifi ancak ülkemiz şartlarında “Türk-ilizce” olarak tanımlanabilecek bir özürlü yada yeni bir dilimsi oluşmasına neden olacaktır. Bir bilgisayar uzmanından alıntı: “dutyleri check ettikten sonra main task’a geçeceğim…” Bu sayısal alanlarda sadece terimsel boyutta kalabilmekle birlikte daha yaygın kullanımları da olabilmekte. Fakat sosyal bilimler alanında yapılan bu tür eğitimler dil açısından daha tehlike olmaktadır. Bilim ayda eğitim alanından bağımsız içeriğe sahip günlük konuşmalar da dahi yabancı sözcükler popüler kültür bombardımanının da etkileriyle dili tamamen tanınmaz ve anlaşılmaz bir hale sokmakta güney Afrika halkalarının yaşadığı liman dilleri benzeri bir di oluşmaktadır. Bu liman diller batı kolonilerinin tüccarlarının ticari ilişkiler içinde bulundukları yerli halkla konuşurken ne tüccarın ne de halkı diline benzemeyen yeni bir iç disipline sahip özerk dillerdir. Öğretmen yetiştiren eğitim fakültelerinin İngilizce bölümünden birkaç alıntı ile noktalayalım: “bir term paper istiyorum sizden due time on ocak…” “room mate’nizle birlikte yapabilirsiniz…” “class’ta variety için four skills activityler gerekli” “assignment’ınız için due time 25th december şimdiden herkese good luck…” bu böyle devam eder gider… Acil tepkiler ile bunu durdurmalıyız |
|
|
|
|
#19 (permalink) |
![]() |
4. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları
Türkingliş konuşur musunuz? Bundan eğer belleğim beni yanıltmıyorsa aşağı yukarı kırk yıl kadar önce Fransa’da Sorbonne Üniversitesi’nin anlı şanlı hocalarından Prof. Etiemble ‘Parlez-Vous Franglais?’ adıyla bir kitap yayımlamış ortalık birbirine girmişti. (Kitabın adını Türkçeye çevirmek zor: ‘Frangilizce Konuşur musunuz?’ diye çevrilebilir belki.). Prof. Etiemble bu kitabında Fransız dilinin İngilizcenin kuşatması altında giderek ayrı bir dile ‘Frangilizce’ diye ne idüğü belirsiz hünsa bir dile dönüşmekte olduğundan yakınıyor aydınları eyleme geçmeye ve Fransız diline sahip çıkmaya çağırıyordu. Etiemble ve ‘Frangilizce’den söz açmam boşuna değil! Birkaç gün önce İstanbul’dan Ankara’ya yaptığım bir uçak yolculuğu sırasında uzun bir süreden beri göz önünde duran ama farkına varmadığım bir durum dolayısıyla hemen arkamdaki koltukta oturan biri kadın öteki erkek iki kişinin (yaşları 35-40 civarında olmalıydı) biraz değil bir hayli yüksek sayılabilecek bir sesle konuşmalarına tanık olmakla ilgili bir çağrışımla hatırladım Etiemble ve ‘Frangilizce’yi... Bu konuşma aşağı yukarı şöyleydi: Erkek: O problemi solve ettin mi? Kadın: Hayır ama postpone ettim... Erkek: Ama equilibrium’u da tilt etmemek lazım. Kadın: Yeah I am aware of it! Erkek: ‘Awareness’ yetmiyor kızım action is needed... Action! Kadın: If worst comes to the worst ben yapacağımı bilirim... Bu konuşma böylece sürüp gitti. Çevreme baktım oldukça yüksek sesle konuştukları için uçaktakilerden birçoğu tarafından işitiliyor olmasına rağmen hiç kimsenin umurunda değil... Türkçe de tıpkı bundan 40 yıl önce Fransızcanın başına geleni mi yaşıyor? Galiba öyle! Pek iyi de Osmanlıcayı Arapça ve Farsça ile Türkçeden oluşan bir dil olduğu için entelektüel hayatımızdan olduğu kadar gündelik hayatımızdan da tasfiye edenler şimdi hem entelektüel hayatımıza hem de gündelik konuşma dilimize nüfuz eden bu acaib dili nasıl karşılıyorlar acaba - doğrusu merak ediyorum. Rahmetli Peyami Safa’nın sıklıkla kullandığı bir kavram vardı: ‘Devrimbaz’! Bizim bugünkü devrimbazlarımız için sözdağarını Arapça ve Farsçadan aldığından dolayı Osmanlıca ‘gerici’ bir dil idiyse bu ne idüğü belirsiz Türkingliş de sözdağarını İngilizceden aldığı için herhalde ‘ilerici’ bir dil sayılmak gerekecek!!! Bilineni tekrarlayayım: Osmanlıca büyük bir kültür diliydi; -Osmanlı kültürünün dili! Bu dilin tasfiyesi o kültürün de tasfiyesi demekti. Osmanlı kültürünün tasfiyesiyle kimlik referanslarını kaybeden bir toplumun dil bilinci de elbette yıkıma uğrayacaktı. Apaçık görülüyor;- uğramıştır da! Uluslararası Dil Öğretimi Derneği’nin düzenlediği ‘4. Uluslararası Türkçe Olimpiyadı’ ABD’den Senegal’e Hollanda’dan Yemen’e kadar 70 ülkeden 300 öğrencinin katılımıyla bu yıl da haziran ayında yapılacak ve yabancı öğrencilerin Türkçeyi nasıl konuşup yazdıklarını göreceğiz. İster misiniz bundan çok değil on ya da yirmi yıl sonra yabancılar bizim anadilimizi Türkçemizi bizden daha iyi konuşup yazsınlar? Bu gidişle olacak olan budur;- sakın şaşırmayın! Farkında mısınız nerden nereye geldik? Arapça ve Farsçadır diye Osmanlıcayı bıraktık ama yerine koya koya İngilizce (ve biraz da Fransızca) bir Türkingliş koyduk. Bu bizim modernleşmemizin de ne menem bir modernleşme olduğunun da ibretamiz göstergesidir. Mübarek olsun!14 Mayıs 2006 Hilmi Yavuz |
|
|