Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Yaşam ve Eğlence > Fun Club ve Birlikler (Yeni)
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Fun Club ve Birlikler (Yeni) Üyelerimizin daha keyifli vakit geçirebilmelerini ve daha organize olabilmelerini amaçlayan alan.


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 11-06-2008, 01:55   #1 (permalink)
 
No62NoExit - ait Avatar
No62NoExit - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Ahmet Kaya Fan Club

arkadaşlar ilk önce Böyle bir fan club kurmamdaki cesaret herkezin sanatla siyaseti karıştırmayacak kadar kültürlü olduğunu düşündüğümdendir

Bir bebek özleminde seni aramak varya bu hep böyle gidermi...

Akın akın İngilizce şarkılar söyleriz ardından vatan perveriz Sözde Türkün önde gideniyiz
Bi Çınar çıkar çıkar Kürt olduğu için Kürtçe şarkı söyler Gecelere Gider Türkçeyi en iyi kullanan sanatcı ödülünü alır sırf bi şarkı için soyutlanır
canı saolsun hoşçakalın gözüm şarkısı ağzımızda matem kaldı 28 Ekim 1957'den 16 Kasım 2000'e

Malatya'da 5 çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak 1957 yılında dünyaya geldi. Mensucat işçisi bir baba çocuklarını yetiştirmekle yükümlü bir anne ve diğer dört kardeşle birlikte geçen çocukluk... Babası neredeyse onun boyu kadar olan bir bağlama ile eve geldiğinde mutluluğun bu olduğunu düşünür. Dokuz yaşındadır daha. 24 Temmuz İşçi Bayramı'nda sahneye çıkarırlar onu bir daha unutmaz bunu...

Yaz tatillerinde ya plakçıda ya da tanıdıkların minibüsünde çalışır. Çalıştığı plakçı dükkanına gelerek Ruhi Su'nun plaklarını satın alan bol paçalı pantolonlar giyen uzun saçlı 68'lilerden etkilenen bir gençtir artık...

Mensucat fabrikasından emekli olan babası daha iyi bir yaşam için İstanbul'a göç eder. İstanbul / Kocamustafapaşa'ya yerleşirler. Ahmet Kaya'nın ilk izlenimi 'korku'dur. Bu devasa kentin içinde tutunup-tutunamayacağı korkusudur bu..

Ahmet Kaya ortaöğrenimini tamamlamaya çalışırken yetmişli yılların toplumsal akışının içinde bulur kendini ve kendisi gibi olanlarla buluşur. Ora'dan gelmiş olmanın 'öteki' olmanın farklılığını bu yeni kültür ve yaşam biçimi ile iç içe yaşar. Türküler devrimci marşlar Ruhi Su dinlemeye başlar. Daha sonraki yıllarda da bu müzikal yapıdan etkilendiğini inkar etmez ama kendisini ve kendi sesini arama çabası hiç bitmez. Bütün boş zamanlarda bağlama çalıp şarkılar söyler. İlk bestelerini tam da bugünlerde yapar. Boğaziçi Üniversitesi'nde bir panelde Ruhi Su'yla karşılaşır. Ustayı çok sevse de yetmeyen birşeyler vardır Ahmet Kaya için bunu ifade etmeye çalışır Ruhi Su'ya ve onun talebi üzerine de 'Mahsus Mahal' türküsünü kendince yorumlar. Bağlamanın sapını tutan Ruhi Su 'Böyle bağlama çalınmaz! Böyle döver gibi çalınmaz' der. Oysa Ahmet Kaya'daki sadece 'kendisi gibi olma' çabasıdır. Farklı arayışlar içersindedir ve o yıllarda yaptığı müziği bile 'Arayış Müziği' diye ifade eder. Ondaki yapısal muhaliflik yıllar sonra verdiği ilk resitalde 'Bağlama Böyle De Çalınır' başlığıyla konser afişlerine yansır.
Bir yandan müzikal arayışlarını sürdüren Ahmet Kaya diğer yandan da inanmanın sıra dışı olmanın hayatı değiştirme idealizminin ve gençliğinin dinamizmiyle toplumsal muhalefet içersindeki yerini de belirler.
¤¤¤¤enli yıllar onun hayatını da kalın çizgilerle belirleyecektir.

¤¤¤¤enli yılların başı talihsizliklerle geçer. Evliliği biter bebeği ondan ayrı büyüyecektir ve bu yeni duyguyu yenmek çok zordur. Bu dönem bestelerinin de giderek olgunlaştığı dönemlerdir. Sadece müzikle kendini ifade eden Ahmet Kaya 1985 yılına geldiğinde kararını verir. 'Zamanıdır' deyip koltuğunun altına şarkılarını alıp Unkapanı'nın yolunu tutar. Dinleyenlerin hiçbir kategoriye koyamadığı bu müziğe kimse başlangıçta yüz vermez. Sonraki günlerde arkadaş yardımları ve kendi olanakları ile ilk albümünü yapar. Ama albüm o yılların tahammülsüzlüğü ile hemen toplatılır. Yapılan itiraz sonuç verir. Olay gazetelere yansır Ahmet Kaya'nın 'Ağlama Bebeğim' adlı ilk albümü Danıştay kararıyla 'serbestir' artık!

Bu arada Üniversite öğrencileri dar gelirliler 12 Eylül darbesinden nasibini almış-çeşitli kesimlerden tutuklu yakınları Türkiye'de demokrasiyi yeniden inşa etmeye kararlı kitle örgütleri sivil toplum kuruluşları yavaş yavaş Ahmet Kaya'nın dinleyici profilini oluşturmaya başlar.



Kısa bir süre sonra ikinci albümü "Acılara Tutunmak" ı yapar Ahmet Kaya..Onu sarsan bütün toplumsal-siyasal duyarlılığını üretimine yansıtmakta bütün insani birikimini şarkılarına taşımaktadır artık. Ahmed Arif Enver Gökçe Hasan Hüseyin Korkmazgil gibi aynı duyarlılığın şiirdeki taşıyıcılarıyla buluşmakta ve şiir bestelemektedir. Bu albümün repertuar çalışması sırasında sürecin ortak acılarından nasibini almış ve yüreği onunla aynı yerde kesişen Gülten Hayaloğlu ile tanışır. Stüdyo kayıtlarında birliktedirler artık.

Üçüncü albümde Gülten o sıralar tutuklu olan ve idamla yargılanan Nevzat Çelik'in 'Şafak Türküsü' isimli şiirini getirir ve "bunun mutlaka bestelenip en geniş kesimlere dinletilmesi gerektiğini' söyleyerek Ahmet Kaya'nın önüne koyar. Başlangıçta bu 'serbest' şiirin bestelenmesinin zorluğundan söz etse de bu şiiri kısmen besteler ve albüme de aynı adı verir 'Şafak Türküsü' ! Gülten'le birlikte 'içerden' esen bu rüzgarı almış Ülkenin gündemindeki idam cezaları ve hapishanelerde bulunan binlerce insanın ve onların ailelerinin içinde bulunduğu durumu şarkılaştırmıştır..12 Eylül yılları kendi anayasası ve bütün karanlığı ile hüküm sürmektedir hayat üzerinde. Ahmet Kaya'nın sesi ve şarkıları örgütsüz ve dağınık muhalefetin sesiyle buluşmakta ve neredeyse ve giderek bir 'İtiraz Müziği' şekillenmektedir artık.




'An Gelir' isimli dördüncü albümünde Attila İlhan Hasan Hüseyin Korkmazgil ve Ülkü Tamer'in şiirlerini besteleyen Ahmet Kaya yeni arayışlar içerisine girmiş besteciliği ile ilgili kendisini epeyce geliştirmiştir. İlk üç albümde aranjör olarak kendi çabalarının yanı sıra Sezer Bağcan Oğuz Abadan gibi isimlerle çalışan Ahmet Kaya dördüncü albümde Osman İşmen ile çalışmaya başlar ve bu beraberlik uzun yıllar sürer...

Beşinci albüm 'Yorgun Demokrat' ta ünlü şairlerin yanı sıra yeni bir isimle Yusuf Hayaloğlu'yla çalışmaya başlar. Bu doğru buluşma aynı kültürün çocuklarının buluşmasıdır. Gülten uzun yıllardır şiir yazan ağabeyi ile eşini tanıştırmış ve ikisinin baskısı sonucunda Hayaloğlu şarkı sözleri yazmaya başlamıştır. 'Yorgun Demokrat'la başlayan bu üretim ortaklığı Ahmet Kaya müziğinde Yusuf Hayaloğlu ile sonuna kadar sürecek uzun ve verimli bir çalışmanın başlangıcını oluşturur. 'Yorgun Demokrat' isimli bu albüm gerek dönemi gerekse içeriği bakımından yine Türkiye'nin toplumsal gidişatına denk düşmüş ve 12 Eylül döneminin etkisini üzerinden atmaya çalışan milyonlarca demokratın durumunu dile getirmiştir.


Albüm çalışmalarına paralel olarak halk konserleri de yapar Ahmet Kaya. Gösterilen ilgi katılım ve çoşkuya rağmen ülkenin birçok yerinde 'sakıncalı' bir şarkıcıdır artık O. Dinleyicisiyle buluşamamak onu üzmektedir..
Altıncı albümünde "Başkaldırıyorum" der. Yeni bir Yusuf Hayaloğlu-Ahmet Kaya çalışmasıdır bu ve dönemle çok örtüşür. Ülke çok yavaş ta olsa Eylül karanlığından çıkma çabası içersindedir. Çok ağır seyreden bu 'sivilleşme' sürecine 'içerden' yeni yeni çıkanlar katılmakta ve bu şarkılar sesi susturulmaya çalışılmış kalabalıklara bütün heyecanıyla ulaşmaktadır. Konserlere binlerce insan gelmekte ve bu geçiş sürecini Ahmet Kaya ile birlikte yaşamaktadırlar. Bu arada yeniden baba olur ve sevgili kuşu Melis dünyaya gözlerini açar.
Kısa bir süre sonra 'Resitaller 1 ' ismiyle canlı konser kayıtlarının da olduğu albüm ulaşmıştır dinleyiciye. Ahmet Kaya bütün üretkenliği ve bütün dinamizmi ile bir yandan yeni şarkılar yaparken diğer yandan da soluklanmaya çalışmaktadır.
Yaşadığı topraklardaki hiçbir acıya kayıtsız kalmayan ve bu acıların tamamına şarkılarıyla deva olmaya çalışan Ahmet Kaya ülkesinin bir bölgesinde başlamış olan ve nasıl süreceğine ilişkin ip uçlarını da içinde barındıran süreci "İyimser Bir Gül" le diğer adıyla "Kod Adı Bahtiyar"la karşılar. Resitaller 1 adlı albümden sonra bu onun 8. albümüdür ve 90'lı yılları böyle karşılar Ahmet Kaya.
Yasaklanmayan konserlerinde okuduğu türkülerin bir çoğuyla "Resitaller 2" isimli albümü yapar. Halk müziğine olan tutkusu ve türküleri yorumlayış biçimi ve geleneksel müzikteki performansını da bu albümle sunmuştur. Onun müziğini besleyen asıl kaynak halk müziğidir ve türkülerden en çok kendisi etkilenmektedir. Artık alıştığı satış rekorlarından birini daha yakalar bu albümle.


Konserlerinin bir çoğunda kendisine bağlamasıyla eşlik eden Ahmet Koç'la onuncu albümü olan 'Sevgi Duvarı" nın hazırlıklarına başlar. Can Yücel'in aynı isimli şiirini bestelemiş olan Ahmet Kaya bu albümü 'vazgeçilmezlerim' dediği Yusuf Hayaloğlu ve Osman İşmen'siz hazırlayarak genç bir aranjöre de şans vermek istemiştir. Yine ilk defa bu albümde gazeteci Ali Çınar'ın şiir ve şarkı sözlerine yer veren Ahmet Kaya arkasına bakmadan yürümektedir yolunu.

Olgunluk çağında ülkesinin içinde bulunduğu olumsuzluklara mevcut gidişata ve sistemin hoşnut olmadığı her yanına şarkılarla müdahale etmeye çalışan bir 'muhaliftir' o ve şarkıları her yerdedir artık.

Giderek başı sıklıkla derde girer birçok yerde konser verememenin yanı sıra albümleri 'sakıncalı' bulunup kısmen de olsa toplatılır. Bu sürecin şarkılarına yansıması kaçınılmazdır. Yeni albümün adı 'Başım Belada'dır o yüzden. Ahmed Arif Attila İlhan ve Yusuf Hayaloğlu'nun şiirleri ve şarkı sözleri Ahmet Kaya müziği ile biraraya gelir. 11. albüm yine inanılmaz satışlara doğru giderken artık tam olarak şekillenmiş olan Ahmet Kaya müziğinin taklitleri de giderek çoğalmaya başlar. Farklı siyasal kesimlerden müzisyenler onun müziğinden esinlenmekte ve sürecin başında ad konamayan bu müzik listelerde de yerini alıp kendine bilboardlar açmaya başlar. Medya aranan tanımı bulmuştur ve Ahmet Kaya'nın bütün itirazına rağmen bu tür 'Özgün' olarak tanımlanmaya başlanır.


12. albümü 'Dokunma Yanarsın' ile birlikte hayatında da bir takım değişiklikler gündeme gelir. Yeni firmalar ve yeni prodüktörlerle emeğinin karşılığını alma çabasına girer. Yine ağırlıkta Yusuf Hayaloğlu sözleri vardır ve giderek özdeşleşen bu ortak üretim süreci aynı verimlilikte hızla yol almaktadır.Bu yeni süreçte de milyonluk satışlara imza atar Ahmet Kaya. Türkiye'yi şarkılarına fon yapmış ne istediğini bilen olgun bir Ahmet Kaya müziği vardır artık.

13. Albüm olan "Tedirgin" sesinin rengini ve olgunluğunu günün teknik imkanlarıyla buluşturduğu bir çalışmadır. Yeni ve müziğine daha profesyonel bir destek sunacağına inandığı bir firmaya transfer olur bu albümle. 90'lı yıllar beklenen ve özlenen özgürlükleri sunmak yerine Türkiye üzerindeki gri havanın devam ettiği yıllardır. Ve ülkenin önünü açması gereken sanat yine hep tehdit altında aydınlar yine 'tedirgin' dirler. Ahmet Kaya hayata şarkılarıyla ve muhalif duruşuyla müdahale etmeye devam etmektedir.
Ve 14. albüm "Şarkılarım Dağlara" hazırlanır. Kendi söz ve müziklerinin ağırlıkta olduğu bu albümde ilk defa Gülten Kaya'da bir şarkı sözü yazmış ve yol arkadaşını yine yalnız bırakmamıştır. Ahmet Kaya dinleyicisini yeni ve güçlü bir isimle daha tanıştırır; Orhan Kotan. Uzun yıllar bir Kuzey Avrupa ülkesinde sürgün yaşayan bu Kürt şairi ile buluşması tesadüfi değildir Ahmet Kaya'nın.. Ve şarkılarını dağlara söylemesi de..90'lı yılların ikinci yarısına doğru ülkenin bir tarafı ciddi bir savaşın bütün sonuçlarını ve acılarını yaşarken ve dağlarda genç insanlar ölürken Ahmet Kaya bu gerçeği de şarkılarına taşımış ve toplumcu yanını bir kez daha koymuştur dinleyicisinin önüne. Albüm çok büyük satış rakamlarına ulaşır.
Umutla beklenen ve özellikle Ahmet Kaya'nın ifade ediş biçimiyle 'Tam bağımsız ve Gerçekten Demokratik bir Ülke" özlemi her geçen yıl biraz daha ertelenmekte hem savaşın sonuçları hem 'kayıplar' gibi bir gerçekle karşı karşıya olmak onun duygularını bir kez daha ayaklandırmaktadır. 15. albümün adı bile Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu sembolize etmektedir; "Beni Bul"..
Ahmet Kaya gerçeğini artık herkes kabul etmektedir. Çıktığı her televizyon programı reyting yapmakta onunla yapılan röportajlar yazılı basında satış artırmakta Ahmet Kaya dergi kapaklarındaki haklı yerini almaktadır artık. Eşi Gülten'le birlikte kendi isimlerinin baş harflerini taşıyan bir prodüksiyon şirketi kurup (GAK PRODUCTION) iyi ve nitelikli müzik yapan herkese kapılarını sonuna kadar açmışlardır. Şimdi bütün birikimlerini paylaşma zamanıdır onlara göre. Ahmet Kaya üretkenliğini başka bir alanda daha deneyip bir ulusal TV kanalında "Ahmet Abi'nin Vapuru" isimli bir program yapmaya başlamış yine 'vazgeçilmezi' Yusuf Hayaloğlu ve eşi Gülten'le yoğun ve yorucu bir performans için kollarını sıvamıştır.


'Gak Production'da Kent Ozanları isimli çağdaş halk müziği yapan bir grup ve on yıldır asistanlığını yapan Çetin Oraner'in albümlerine de yapımcı olarak imza atan Ahmet Kaya bu arada kendi sürecini de devam ettirmekte ve hep amaçladığı bir şeyi gerçekleştirmek istemektedir. Yıllar öncesinin teknik imkanlarıyla az kanallı stüdyolarında kaydettiği şarkılara yeniden düzenlemeler yaptırmak ve giderek oturan ses rengiyle o şarkıları yeniden okumak istemektedir. "Yıldızlar ve Yakamoz" isimli 16. albüm fikri de böyle olgunlaşır.
Yaptığı her albümde haftalarca-aylarca müzik listelerinin en üst sırasına yerleşen ve başarı grafiğini her defasında her yeni ürünüyle yükselten Ahmet Kaya her yıl düzenlenen ve neredeyse gelenekselleşen ödül törenlerinde birinciliği kendi dalında hiç kimseye bırakmadan onlarca ödül almaya devam eder.
Bu başarıyı "Dosta Düşmana Karşı" adlı 17. albümü izler. Artık alıştığı başarılardan birinin daha keyfini yaşarken Magazin Gazetecileri Derneği'nin düzenlediği 'Yılın Müzik Yıldızı' ödül töreninde de yerini alır. Bütün müzikal süreci boyunca onu rahatsız eden ve çağa ve çok sevdiği ülkesine yakıştıramadığı her şeye müziğiyle cevap veren Ahmet Kaya tam da o sıralar yeni bir albüm çalışması için kolları sıvamış repertuarını oluşturmuş ve yanı başımızda yok sayılan bir kültürün ve bir dilin acısını alıştığımız biçimde şarkılarına taşıma çabası içine girmiştir. Yeni albümünde hiç bilmediği halde bu dile bir selam göndermek ve bu kardeş halkın yüreğine seslenmek istemiştir.
Ödülünü alırken yaptığı teşekkür konuşmasında yeni çalışmasından ve bunun gerçekleşeceğine dair inancından söz etmek istemiştir. Masum bir türkü söylemek isteğinin hazin bir öykünün başlangıcını oluşturduğu o ödül gecesi Ahmet Kaya sürecinde bir milata dönüşecektir. Akıl almaz bir linç girişimi ile hukuki savunmasını yapmış ve turnesini gerçekleştirmek üzere Avrupa'ya gitmiştir. Bu onun çok sevdiği ülkesine bir daha ve asla dönemeyeceği bir yolculuktur. Kayıtlarını ve okumalarını bitirdiği son albümü "Hoşçakalın Gözüm" tam bir veda albümüdür ve onun sevgili yol arkadaşı Gülten Kaya'ya emanettir artık..Paris'te yaşadığı fiili sürgün süreci ve köklerinden koparılmış olmanın acısıyla 16 Kasım 2000 yılında arkasında inanılmaz bir duruş dosdoğru bir imaj hayran olunacak bir onur ve hayatlarımızın üzerine serpilmiş güller gibi duran yüzlerce şarkı bırakarak gitmiştir.. Bütün acısını içine gizleyerek birkaç ay içersinde bu son albümün mıx editing-mastering çalışmasını tamamlayan Gülten Kaya büyük bir kararlılıkla Ahmet Kaya'yı hayata taşımaya. yola devam etmeye karar vermiştir.
Bu çalışmanın arkasından 20 sanatçı ile belki dünyada bile ilk kez denenen bir saygı albümü yapmaya karar vermiş ve ön hazırlığı 1 yıl süren bu çalışmayı DİNLE SEVGİLİ ÜLKEM adıyla sunmuştur Ahmet Kaya sevenlerine. Albüm çok büyük ilgi görmüş ve yıllardır sesi kısılmaya çılışılan Ahmet Kayayollardameydanlardaalanlarda yeniden şarkı söylemeye başlamıştır.
Yokluğunun her yıl dönümünde Ahmet Kaya'yı yine onun şarkılarıyla selamlamak isteyen Gülten Kaya bu defa arşivde kalmış ve henüz hiç gün ışığına çıkarılmamış Ahmet Kaya şarkılarının teknik olarak hazırlayıp BİRAZ DA SEN AĞLA ismiyle sunmuştur. Bu album kapağında Ahmet Kaya'nın Taksim Meydanında aynı isimli albümünün kapağına bakarken görülmesi onun varlığının ve yaşadığının bir simgesi olarak tasarlanmıştır.
GAM PRODUCTION olarak yola devam eden Gülten Kaya bu çalışmanın arkasından BAŞIM BELADA ismiyle yayınlanan Ahmet Kaya ile ilgili kitabı Türkçe ve Kürtçe olarak yeniden yayımlayıp GAM YAYINCILIK olarak Ahmet Kaya geleceğe taşıma mücadelesini devam ettirmektedir.


Profesyonel süreci boyunca onun müziğinde çeşitli isimler bulunmuşsa da Ahmet Kaya kendisini hep toplumcu-gerçekçi sanat kategorisinde görmüştür. Dünyada 'protest müzik' olarak tanımlanan bu türün ülkemizdeki önemli temsilcilerinden olan Ahmet Kaya'nın en belirgin ve ayırdedici tarafı müziğinde geleneksel motiflerle ulusal kültür değerlerinden yola çıkması ve müzikalite açısından evrensele yaklaşmasıdır. Ahmet Kaya toplumsal süreçten hiç kopmadan müziğini yapmış hep Türkiye'nin siyasal ve toplumsal gidişatına paralel bir seyir izlemiştir.

Türkiye'de her söylediği söz ve şarkısı olay olan Ahmet Kaya hakkında birçok dava açıldı ve kendi deyimiyle Emniyet Müdürlükleri ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri onun ikinci adresi oldu. Bu baskılara rağmen ulusal kimliğinin kabul görmesi uğruna son yolculuğuna çıkan Ahmet Kaya
hakkında yurtdışında verdiği konserlerde genel içeriği 'vatana ihanet' olan suçlamalarla çeşitli davalar açıldı. Bu davalardan biri Kaya' nın 3 yıl 9 ay hapis cezası almasıyla sonuçlandı. Bu dava bir üst Mahkeme olan Yargıtay tarafından sonuçlandırılmadan aramızdan ayrılan Ahmet Kaya'ya diğer davalardan ise duruşmalara katılmadığı ve ifade vermediği gerekçesiyle gıyabi tutuklama kararları verildi. MGD ödül gecesinde yaptığı konuşmadan dolayı açılan dava beraatle sonuçlandı.
Adını tarihin koyacağı bu sürgün yıllarında ülkesinden tecrit edilmenin acısını ve vatan hasretini sadece kendi koynuna gizleyerek yaşamanın ve kocaman bir haksızlığın sonucunda 'Memleket Hasreti'yle ayrıldı aramızdan.

Ahmet Kaya gerek yaşamıyla ve şarkılarıyla ve gerekse de muhalif duruşuyla Türkiye'nin yakın tarihine önemli bir not düşerek ölümsüzleşti. "Masum bir türkü ve hazin bir öyküydü" koca bir hayattan onun payına düşen... Şimdilerde ise 'Yıldızlar ve Çicekler" ülkesinde..

O Paris Komünarlarıyla ve dünyanın en önemli muhalifleri ve aydınlarıyla birlikte Pere- Lachaise mezarlıgında yatarken bize duruşu ve sesi kaldı.
28.10.1957 /16.11.2000

BİR SİTEM SENSİZLİĞE
Merhaba gülüm sen bu satırları okurken ben çoktan bu şehirden gitmiş olacağım
Artık ne özlemlerimi duyacaksın bıçak yarası nede telefonların çalacak
Ve bu zavallı yüreğim olmayacak artık.
Seni sevdiğine kendimi ise öldürüp çamurların içine atacağım ve öyle gideceğim bu şehirden
Nasılsa kavuşamadım sana nasılsa varamadım dudaklarının kıyısına
Varamadım işte ve çıkıp gidiyorum hayatından nasılsa fark etmez senin için
Belki çok şanslı belki en yaşlı.
Artık pusulam hasreti saatim yalnızlığı ve takvimler sensizliği gösteriyor bana.
Artık beni sevmediğini biliyorum ama şunu unutma ki
Ben seni bir çocuğun annesine olan sevgisinden daha çok sevdim
Ve ben seni öylesine bekledim ki bir mahkumun beş yıl sonundaki doğacak güneşinden daha çok bekledim.ama şunu unutma ki hayat bir Tarkan şarkısı değildir kızım öyle hüp diye içine almaz seni hiçbir sevgili ve hiç kimse kuş sütüyle beslemez seni
Güzelliğin solunca anlarsın aynalarda bile zor bulursun kendini.
Peki bu dudaklar deyimliydi daha dün seni seviyorum okan diyen bu gözler deyimliydi kızıl bir ğüneş gibi içimi ısıtan bu eller deyimliydi aramızdaki bütün duvarları yıkan bu telefonlar deyimliydi susmayı bilmeyen ve sen; sen deyimliydin benim için en deli en kıskanç en çıldıran?
Ve şimdi senmisin bir kör testere gibi beni senden ayıran söylesene gülüm bu senmisin?
Bu sokaklar değil mi birlikte gezdiğimiz bu şarkılar değil mi birlikte ezberlediğimiz yani
Yaşamadık mı biz o günleri? Bizmiydik birbirimiz için yanıp tutuşan kimdi beni sevdasıyla yeniden yaratan. O hangi sendin benimle ölen benimle yaşayan. İşte son nefesimdeyim
Söyle seni kim benim kadar seven senin için ölmeyi bile göze alamayıp iki tokattan kaçan
O beni seviyor diye hava atan kim…
Hangi cama kafa atsam hangi kapıyı omuzlayıp kırsam hangi masaları dağıtsam...!
Hangi terciz beni en hızlı şekilde öldürür hangi tercih öldürmez de ömür boyu süründürür
Hangi ayrılık varki böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklayan. Hangi cam kesiği varki kan böyle musluk gibi içime damlasın. Olurmu be buda benim gibi seven adama yapılırmı!
Aşk dediğin mendil mi ? buruşturup bir kenara atılır mı…
Hangi hırsız çaldı seni yırtık cebimden hangi pense kopardı bizi birbirimizden
Hangi şarlatan imaj böyle ilgini çekti.hangi pembe vaatler o saf kalbini cezbetti dağ dibi adamı eze eze hangi anası kılıklı parlak çömeze hangi alemlerde kahkahanı ettin meze.
Hangi bıçak keser şimdi biriken hıncımıhangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı
Ve hangi su temizler seni hangi musalla bağışlar seni;
Bu sabah menekşe satan kızlara bıraktım gözlerini simit satan çocuklara o sımsıcak ellerini
Ve yaşlı bir eskiciye bıraktım senli bütün hayallerimi bende bir şeyin kalmadı bilesin…!
Oysa daha dün ben vardım çöl ateşi avuçlarında ben vardım gülüm. Şimdi bir dağ başı yalnızlığı içimde gittiğin günden beri gölgemden bile saklanıyorum. Ve yinede gelip giden seni bana sormuyormu; daha adının ilk hecesinde yıkılıyorum.
Kaçsam olmuyor küssem olmuyor sussam olmuyor. Ve en acısı ne biliyor musun: seni her sabah yeniden yüreğimdeki dar ağacına asıyorum ve sonra oturup ikimiz için çocuklar gibi ağlıyorum çocuklar gibi gülüm..!
Duydum ki yağmurlarını bile bilmediğim bi şehirdeymişsin ve aşkımız bir apartmanın merdiven boşluğunda paramparça umutlarımız…
Hani birlik de yaşlanacaktık gülüm birlikte ağaracak tı saçlarımız
Hala inanamıyorum gülüm hala inanamıyorum yaptıklarına
Bir intahar mektubuydu sanki o son bakısın ve kör bir bıçak gibi oydu yüreğimi böyle kaçışın.
Oysa o değil ben olacaktım kollarında hani hep ben olacaktım gülüm. Hani hep benimdin hani yemindin
Hani hep benimdin gülüm hani hep benimdin içim kan ağlasada sana
ELVEDA

OKAN ÇARPICI / YUSUF HAYALOĞLU

Üyelerin imzasına
Code:

[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor. Ücretsiz Üye Olmak İçin Tıklayın.]


Eklerse Eviniriz



Kurucu:No62NoExit

Üyeler:
1- No62NoExit
2- -ILΚΥΛZ-
3- leblebi
2

Konu No62NoExit tarafından (11-06-2008 Saat 21:18 ) de değiştirilmiştir..
No62NoExit isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-06-2008, 02:03   #2 (permalink)
 
-BΛDΣ- - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Ahmet Kaya Fan Club

Böyle bir birliktelik forumumuzda yoktu güzel olmuş Ahmet Kaya türkülerini ve şarkılarını ben de çok severim
ilk üyesi olabilirim
-BΛDΣ- isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-06-2008, 02:20   #3 (permalink)
 
No62NoExit - ait Avatar
No62NoExit - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Ahmet Kaya Fan Club

Alıntı:
-ILΚΥΛZ-´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
Böyle bir birliktelik forumumuzda yoktu güzel olmuş Ahmet Kaya türkülerini ve şarkılarını ben de çok severim
ilk üyesi olabilirim

hoş geldin ilk üye imzana kodu eklermisin tabi istersen
No62NoExit isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-06-2008, 09:01   #4 (permalink)
 
No62NoExit - ait Avatar
No62NoExit - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Ahmet Kaya Fan Club

yokmu fanımıza Gelmek isteyen
No62NoExit isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-06-2008, 09:09   #5 (permalink)
 
No62NoExit - ait Avatar
No62NoExit - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Ahmet Kaya Fan Club

yokmu fana gelmek isteyen hortlatayım dedim konuyu
No62NoExit isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-06-2008, 10:52   #6 (permalink)
 
leblebi2 - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Ahmet Kaya Fan Club

bende üye olmak isterim dost paylaşım için tşkler
leblebi2 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-06-2008, 13:53   #7 (permalink)
 
No62NoExit - ait Avatar
No62NoExit - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: Ahmet Kaya Fan Club

hoşgeldiniz yokmu dahaa
No62NoExit isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 18-01-2009, 20:09   #8 (permalink)
 
Kαr Tαηєsi - ait Avatar
Tanımlı Cevap: Ahmet Kaya Fan Club

Flood yasak..
Kαr Tαηєsi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ahmet Kaya eƒѕαηe_мeleк Biyografiler 4 15-06-2008 19:11
Mai ve Siyah - Halit Ziya Uşaklıgil | Roman Özeti Excut1nq Edebiyat - Türkçe 0 10-06-2008 11:14
mai ve siyah ¢üяüĸ Vi$né ~ Çöp Forum 2 04-06-2008 16:28
türkiye cumhuriyeti hükümetleri -SİYAHMAMBA- Tarihimiz 3 06-06-2007 20:47


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:07 .


Powered by vBulletin 3.8.3
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

TRplatform.Org
Yazılı Avatarlar UslanmaM bilgi MaxiCep izafet Web Hattı bebek tedavin ilginç Resimler SMF İndir Aşk Resimleri Rüya Tabirleri Güzel Sözler