![]() |
|
|||||||
| Fun Club ve Birlikler (Yeni) Üyelerimizin daha keyifli vakit geçirebilmelerini ve daha organize olabilmelerini amaçlayan alan. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#31 (permalink) |
![]() |
ATATÜRK'ÜN CUMHURİYETLE İLGİLİ SÖZLERİ
|
|
|
|
|
|
#33 (permalink) |
![]() |
ATATÜRK'ÜN KİMLİK NUMARASI ''10000000146'' OLARAK BELİRLENDİ...
ANKARA 29.05.2002 İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen MERNİS Projesi hakkında ANAP TBMM Grubu'na bilgi sundu. Projenin 2002 sonunda tamamlanacağını kaydeden Atış şimdiye kadar 125 milyon kişiye Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası verildiğini açıkladı. Atış sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Ulu Önder Atatürk'e özel bir kimlik numarası verildiğini bildirerek Atatürk'ün numarasının ''10000000146'' olarak belirlendiğini söyledi. Kaynak...: T.C. BAŞBAKANLIK BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ T.C. Kimlik No Doğrulama Sayfasından T.C. Kimlik Numarasını girince "Sorguladığınız kayıtla ilgili teknik bir hata oluştu. Sistem görevlileri ile irtibata geçiniz." diye bir uyarı yazısı çıkıyor. Ancak aşağıdaki bilgileri girerseniz kayıt verilerine ulaşabilirsiniz... [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor. Ücretsiz Üye Olmak İçin Tıklayın.] T.C. Kimlik No Sorgulama Bilgileri İL......................: GAZİANTEP İLÇE..................: ŞAHİNBEY ADI....................: GAZİ MUSTAFA KEMAL SOYADI..............: ATATÜRK BABA ADI...........: ALİ RIZA BEY ANNE ADI...........: ZÜBEYDE HANIM DOĞUM TARİHİ...: 1881 CİNSİYETİ..........: ERKEK ATA'NIN KİMLİK NUMARASI 10000000146 Türkİye'de ölü ya da diri tam 126 milyon kişi numaralandı. 11 rakamdan oluşan "Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numaraları" içinde en prestijli numara Atatürk'e verildi. Bu aynı zamanda ilk numara: 10000000146. Geçtiğimiz 29 Ekim'de Türkiye'de kimlik numarası verme işlemi bütün ilçe nüfus müdürlüklerinde aynı anda başladı. Bilgisayarlar yardımı ile 100 milyon 1'den başlayarak 999 milyon 999'a kadar herkese karışık olarak numaralar verildi. Numaralarda kimseye ayrıcalık tanınmadı. Atatürk için özel bir numara seçildi. 'YÜZ MİLYON BİR'İN ÖZELLİĞİ 'Merkezi Nüfus İşleri Sistemi' adı verilen projenin başdanışmanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan "Sistem 11 rakamdan oluşuyor. Ancak son 2 rakam numaranın güvenliğini sağlamak amaçlı konuyor. Dolayısıyla son iki rakamı devreden çıkardığımızda Atatürk'ün numarası sistemin ilk başlangıç numarası olan 100000001 (Yüz milyon bir). Sonundaki rakam 46 ise bir hataya sebebiyet verilmemek için kullanılan güvenlik numarası" dedi. |
|
|
|
|
|
#34 (permalink) |
![]() |
Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk´ün olağanüstü yaşamı boyunca başından son derece ilginç ve gizemli olayların geçtiği biliniyor. Bu sayfamızda da bunların bir kısmına yer vermeye çalışacağız. Zaman içinde bunlara bulduğumuz yenileri de ilave olacak. Hepsini yanyana getirdiğimizde Atatürk´ün üstün şahsiyetinin yanısıra birde olağanüstü ve bilinmeyen bir yanının da olduğu gözler önüne serilmiş olacak.
İLK BAŞ KALDIRIŞI : Atatürk oldu olası Arapça derslerinden yere bağdaş kurarak oturmaktan ve dizleri üstünde durarak yazı yazmaktan hiç memnun değildi.Yine dizlerinin üstünde durmaktan dizlerinin ağrıdığı bir gün ayağa kalkarak dersi ayakta dinlemeye başladı.Fakat bu seferde hocası bundan memnun olmamıştı ve Atatürk´e yerine oturmasını söyledi.Atatürk ise dizlerinin ağrıdığını ve oturamayacağını söyledi. Bunun üzerine hocası sinirlenip deliler gibi haykırarak ;"Neee bana karşımı geliyorsun " dedi. Atatürk bunun üzerine ;"Evet karşı geliyorum" dedi.Tam bu anda diğer bütün çocuklarda ayağa kalkıp ;"Evet karşı geliyoruz" diyerek aynı sözleri tekrarlayınca hoca ne yapacağını şaşırarak onlarla uzlaşmak zorunda kalmıştı. Bu onun ilk baş kaldırışıydı. Liderlik vasfının ve kitleleri peşinden sürükleyen karizmasının ilk ortaya çıkışıydı.15 YIL HÜKÜM SÜRECEKSıN... Atatürk hakkında yapılmış birçok kehanet vardır.Bunların en ilginci onun el falına bakan bedevinin söyledikleridir.Mustafa Kemal arkadaşları ile Bingazi´ye Trablusgarp savaşına katılmaya gidiyordu.Yolda bie bedevi´ye rastladılar.Bedevi el falına çok iyi baktığını ve genç subaylara da isterlerse bakabileceğini söyledi.Hepsi ellerini açarak bedevinin söylediklerini dinlemeye başladı.Sıra Mustafa Kemal´e gelince o önce baktırmak istemedi ama arkadaşlarının ısrarı karşısında sonunda o da elini bedevi´ye açtı.Bedevi ele bakar bakmaz yerinden sıçradı ve heyecan içinde ;"Sen padişah olacaksın" dedi ve ilave etti "15 yıl hüküm süreceksin."Genç subaylar gülüştüler ve yollarına devam ettiler.Aradan yıllar geçti Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti´nin Cumhurbaşkanı oldu.Cumhuriyetin 14.yılında hastalandı.Karaciğeri kötüye gittiğinde çevresindekiler ona "Artık içme Paşam" dediler.Atatürk onlara birzamanlar yolda rastladıkları falcı bedevi´yi hatırlattı ve gülerek ;"Arap vaktiyle söylemişti Bizim padişahlık(espri olarak bedevinin sözlerine hitaben)nasıl olsa 15 yıl sürecek...Hesapça bu son senemizdir..."Yıl 1938 ´di...SECCADE ÜZERıNDEKı KEHANET: Bilindiği gibi Hint halkı Atatürk´ü ve Türk halkını yanlız bırakmamıştı.Kurtuluş savaşından yıllar sonra 1929 yılında Bir hintli Mihrace Atatürk´ü Pera Palas´taki 101 No´lu odasında ziyarete gelmişti.Mihrace´nin Atatürk´ü hangi nedenle ziyaret ettiği ve adı ve ziyaret sebebi hala bilinmiyor.Mihrace´nin ziyaretindeki bir sır da getirdiği hediyede yatmaktadır.Bu hediye altın sırmalı hint işi ipek bir seccadedir.Seccadenin üzerinde bir şamdanın asılı olduğu düz bir kemeri her iki yanında birer güvercin bulunan beş kubbeli bir diğer kemerin çevrelediği görülmektedir.Bordür de fillerden oluşmaktadır.En ilginç yer ise her iki kemerin arasında orta kısımda dal kıvrımları ve güllerin çevrimi ile oluşan boşlukta romen rakkamlı bir saatin bulunmasıdır ve saat ; 09.08´ i göstermektedir. Atatürk Mihracenin ziyaretinden 9 sene sonra saat 09.05 ´te vefat etmişti. Seccade halen Pera Palas´ ta bulunmaktadır. ATATÜRK´ÜN GELECEKLER İLGİLİ YAŞADIKLARI : Atatürk 1931 yılında 2.Dünya savaşı´nın patlamasının yakın olduğunu söylemiş ve bu konudaki düşüncelerini General McArthur´a şöyle anlatmıştı."Versay antlaşması 1.dünya savaşı´na yol açan nedenlerden hiçbirini ortadan kaldırmadı.Tersine rakipler arasındaki uçurumu büsbütün derinleştirdi.Şimdi içinde yaşadığımız barış dönemi sadece bir ateşkesten ibarettir.Avrupa´nın geleceği Almanya´nın alacağı tavra bağlıdır."General McArthur´a göre savaşın 1940-1945 yılları arasında çıkacağını söyleyen Atatürk Almanya´nın ancak Amerika´nın savaşa katılması ile yenileceğini ifade etmiştir.Atatürk hayatının sonlarına doğruda şöyle diyordu ;"Bir dünya savaşı yakındır.Bu savaş sonucunda dünyanın durumu ve dengesi baştanbaşa değişecektir."ATATÜRK Mussolini hakkında da şu görüşlerini açıklamıştı ;Mussolini bir maceraperesttir.Milletini bir uçuruma sürüklemektedir.Her tarafa saldırıyor.Bu adam yüzünden çok şımarmış olan bu millete dersini vermeyi çok isterdim. lakin yakında bir küçük millet onlara layık olduğu dersi verecektir.Ve şunuda hatırlatırım ki bir gün gelecek Mussolini´yi kendi milleti linç edecektir."Bu görüşleri aynen gerçekleşmiştir.ATATÜRK´ÜN RÜYASI : Atatürk´ün bir rüyasını da Dr.Reşit Galip Bey´den öğrenmekteyiz "Mustafa Kemal Ankara´ya geldikten bir süre sonra ilginç bir rüya görmüştü.Ertesi gün bana şöyle anlattı. ;"Reşit Bey rüyamda bana ´Paşam ınönü´den ne haber?´diye sordunuz.Bende ´vaziyet kritiktir´ cevabı verdim.´Kritik nedir? Anlamadım ki!´dediniz.Bende ´Bunun cevabını 15 dakikaya kadar veririm´ diyerek odama çekildim."Mustafa Kemal bana bu rüyasını anlattığında düşman henüz ızmir´e çıkmamıştı ınönü mevkii de henüz bir önem taşımıyordu.Aradan yıllar geçti 2.ınönü savaşı´nın kritik günlerinden biriydi.Mustafa Kemal´in arabası Millet Meclisinin önünde durdu.Hemen yanına koşarak telaş ve endişe içinde "Paşam ınönü´den ne haber?" diye sordum.Aynen şu cevabı verdi ;"vaziyet kritiktir"O zaman ben ;"Kritik nedir? Anlamadım ki!" dedim.O da ;"Sana bunun cevabını 15 dakikaya kadar veririm" dedikten sonra gülümsedi ve ;"Hani Ankara´ya geldikten sonra bir rüya görmüşdüm hatırladın mı?"Hafızamı yoklayarak rüyasını anlattım.Gülerek ;"işte rüya ayniyle vakidir.Ben ısmet´i tanırım göreceksin 15 dakikaya kadar kendisinden muzafferiyet haberi alacağız."Gerçekten de 5 dakika geçmeden bir telgraf gelmiş ve 2.ınönü savaşı´nın da zaferle sonuçlandığını öğrenmişlerdi...ATATÜRK´ÜN 1907´DE ÇıZDıĞı T.C. HARıTASI : Atatürk Kurtuluş savaşından çok önce ittihatçıların Trakya´da 1907´de yaptıkları bir toplantı sırasında bir Türkiye haritası çizmişti.Orada bulunanların anlattıklarına göre o günkü Osmanlı devleti sınırlarıyla hiçbir ilgisi olmayan ve o zaman hiçbir anlam veremedikleri bu harita gelecekte yine Atatürk´ün kuracağı Türkiye Cumhuriyeti´nin haritası olacaktı.Haritada bugünkü sınırlarımıza uymayan tek bir fark vardı ;Atatürk bizden ayrılmasına gönlünün bir türlü razı olmadığı Kerkük´ü de Türkiye topraklarına katmıştı.DENEME UÇUŞU : Uçakların ilk deneme ve gelişme dönemleriydi.Fransa´da yapılan bir uçak gösterisine katılan birçok ulusun temsilcileri arasında Osmanlı ateşesi olarak Mustafa Kemal´de katılmıştı.Gösteriyi izleyenler sırasıyla uçağa bindirilerek gezdiriliyorlardı.Sıra Mustafa Kemal´e geldiğinde gösteride bulunan ve genç ateşenin komutanı olan şahıs birden bir rahatsızlık duyarak Mustafa Kemal´in uçağa binmesine engel oldu.Öteki temsilcilerle havalanan uçak kısa bir süre sonra düştü ve içindekilerden sağ kurtulan olmadı.ATATÜRK VE "9" VE "19" Rakkamları : Atatürk´ün hayatında "9" rakkamının kendine özgü önemli bir yeri olmuştur.Örneğin Atatürk´ün doğum yılı olan 1881 rakkamı "9" rakkamı ile birçok ilşkiler göstermektedir.1+8=9 8+1=9 18=2x9 81=9x9 ¤¤¤¤81=99 19x99=1881 Atatürk´ün harb okuluna girdiği tarih : 1899 Vatanı kurtarmak için Samsun´a ayak bastı : 19/05/1919 Bandırma vapurunda yolcu sayısı 19 ´dur. ıttihat ve Terakki´nin yıllık toplantısına Trablusgarp delegesi olarak katıldı : 22/09/1909 Sivas kongresinde Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliyesini kurdu : 04/09/1919 Erzurum Mebus adaylığını kabul etti : 19/10/1919 TBMM tarafından kendisine gazi ünvanı verildi ve Mareşalliğe terfi ettirildi : 19/09/1921 Atatürk 19.yüzyılda 19 yıl yaşamıştır. Atatürk 19.yüzyılın bitmesine 19 yıl kala doğmuştur. Atatürk´ün ilk askeri görevi 19.Kolordu Komutanlığıdır.Mustafa Kemal Atatürk : 19 harften oluşmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk´ün nüfus cüzdanının numarası da 993814-B idi. Bu sayı dizisindeki 938 rakkamı öldüğü yılı hatırlatmakta geriye kalan 9 ve 14 rakkamı da ölüm saatinin yakın bir benzeridir. "Ne mutlu Türküm diyene" =19 "ıstikbal göklerdedir" =19 ATATÜRK´ÜN ÖNSEZİLERİ : "Bunlar bir gün olacaktır...Görürsünüz işitisiniz..."Prof.Dr.Afet ınan "Atatürk hakkında hatıra ve belgeler" adlı kitabında ilginç bir hatırasını naklediyor. Atatürk 09 ocak 1936 Perşembe günü dil ve tarih coğrafya fakültesi´nin açılış dersinde okuması için afet ınan´a :"tarih belgelerinin ilerideki keşifleri buna dayanacaktır.Her tarihi kişinin söylediği sözler toplanabilecek ve böylece biz onları kendi seslerinden ve sözlerinden dinleyebileceğiz." diyerek yazıyı verir.Buna karşılık Afet ınan :"Bu çok uzak bir gelecekte belki olabilecek keşfin benim ifadem olarak verilmesine cesaret edemiyeceğimi" kendisine söylediğim zaman canı sıkıldı ve şöyle dedi :"Bunlar bir gün olacaktır...Görürsünüz işitirsiniz..."30 yıl sonra :Atatürk tarafından bu yazının verilmesinden 30 yıl sonra yine aynı ay ve günlere tesadüf eden 01 ocak 1966´ da şöyle bir haber yayımlandı :"Venedik´in Saint Georges Adası´ndaki Benedictis Manastırı Labratuvarları´nda manastır rahiplerinden Pellegrio´ nun yönetiminde seslerin ayırımı esasına dayanan çok dikkate değer araştırmalar yapılmaktadır.ıtalya ıçişleri Bakanlığı 1962 ´de başlayan bu çalışmaları kontrol etmektedir.Fakat elde edilen sonuçlar halen açıklanmamıştır.Saint Georges Adası´ndaki bilim kurulunun geçmişe ait sesleri toplayacak elektronik araçlar üretmeye çalışmakjtadırlar.Bilim adamları özellikle Demosten Pitagor ve Jul Sezar´ın söylevlerinden kendi sesleri ile parçalar elde etmeye uğraşmaktadırlar."Haberin sonunda ise daha açıklayıcı bilgilerin şu anda verilemeyeceğinden bahsediliyordu.ATATÜRK´ÜN GÖRDÜĞÜ SON RÜYA : 26 Eylül 1938 tarihinde Atatürk rahatsızlığı ile ilgili olarak ilk defa hafif bir koma atlatmıştı.Prof.Dr.Afet ınan olayı şöyle anlatıyor :"O geceyi rahatsız geçirdi ilk hafif komayı o zaman atlatmıştı.Ertesi sabahki açıklamasında" :"Demek ölüm böyle olacak" diyerek "uzun bir rüya gördüğünü" söyledi ve "Salih´e söyle ikimizde bir kuyuya düştük fakat o kurtuldu" dedi.Atatürk´ün burada "kuyuya düşme" sembolü ile gördüğü rüya vizyonu kendisininde söylediği gibi ölümün habercisiydi.Salih Bozol´un kuyudan kurtulması ise bilindiği gibi Atatürk´ün vefat ettiği gün buna çok üzülen Salih Bozok´un da intihar etmesi ve sonunda onun kurtarılmasını simgeliyordu.ışte bu ATATÜRK´ün son rüyası idi... |
|
|
|
|
|
#35 (permalink) |
![]() |
Atamız'ın Deyişleri!!!
"Ben her seyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin bir gün hakikat olacagina inancim vardir. Ben görmesem bile gözlerimi dünyaya onun rüyalari içinde kapayacağim. Türk birligine inaniyorum onu görüyorum. Yarinin tarihi yeni fasillarini Türk birliğiyle açacaktir. Dünya sükununu bu fasillar içinde bulacaktir. Türk'ün varligi bu köhne aleme yeni ufuklar açacak günes ne demek ufuk ne demek o zaman görülecek." Atatürk TÜRK KIMDIR? "Bu memleket dünyanin beklemedigi asla ümit etmedigi bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik en asagi bir Türk besigidir. Besik tabiatin rüzgarlariyla sallandi. Besigin içindeki çocuk tabiatin yagmurlariyla yikandi. O çocuk tabiatin simseklerinden yildirimlarindan kasirgalarindan evvela korkar gibi oldu; sonra onlara alisti; onlari tabiatin babasi tanidi onlarin oglu oldu. Bir gün o tabiat çocugu tabiat oldu; simsek yildirim günes oldu; Türk oldu. Türk budur. Yildirimdir. Kasirgadir dünyayi aydinlatan günestir. " Atatürk "Tanri nasip eder ömrüm vefa ederse; Musul Kerkük ve Adalari geri alacagim. Selanik de dahil Bati Trakya'yi Türkiye hudutlari içine katacagim ! Atatürk ( "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" sözünü saptiranlara ithaf olunur) "Istanbul'da çikan bir gazeteyi Kasgar'da ki Türk de anlayacaktir." Atatürk "Türkiye Türklerindir." Atatürk "Kanini tasiyandan baskasina inanma!" Atatürk "Dünya yüzünde Türkten daha büyük ondan daha eski ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlik tarihinde görülmemistir." Atatürk "Birgün ressamlar Türk'ün simasini kaybederlerse yildirimi alsinlar yapiversinler." Atatürk ""Milli benligini bulamayan milletler baska milletlerin avi olacaklardir." Atatürk "Türk'lerin yasadiklari her yer misak-i milli hudutlari içindedir." Atatürk "Hayattaki yegane üstünlügüm Türk dogmaktir! Muhterem milletime sunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetistirerek basinin üstüne kadar çikaracagi adamlarin kanindaki vicdanindaki cevher-i asli'yi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin." Atatürk "Biz dogrudan dogruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanagi Türk toplulugudur. Bu toplulugun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa o topluluga dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur." Atatürk "Beni olaganüstü bir kisi olarak yorumlamayiniz. Dogusumdaki tek olaganüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir." Atatürk "Türk budur: Yildirimdir kasirgadir dünyayi aydinlatan günestir." Atatürk "Eger bende bazi fevkaladelikler görüyör buluyorsaniz bunlari sadece ve yanliz Türk olmama Türklügüme baglayiniz." Atatürk ""Ülkeniz sizindir Türklerindir. Bu ülke tarihte Türk tü bugün de Türk tür ve sonsuza dek Türk olarak yasayakcaktir." Atatürk "Yetisecek çocuklarimiza ve gençlerimize görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun en evvel herseyden evvel Türkiye'nin istikbaline kendi benligine millî an'anelerine düsman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu ögretilmelidir." Atatürk "Türk aydinlarinin kendi kendisini bilmemesinden ve baska milletlerde su veya bu sebeple üstünlük oldugunu sanarak kendini onlardan asagi görmesinden dogmaktadir. Bu yanlis görüse son vermek için Türklügümüzü bütün asaleti ve tarihi ile tanimak ve tanitmak sarttir." Atatürk "Türkiye bir maymun degildir ve hiç bir milleti de taklit etmeyecektir. Türkiye ne Amerikanlasacak ne de Batililasacaktir; o sadece özlesecektir." Atatürk (Ab'ci Abd'ci Bati özentisi aydinlara(!) duyurulur!) ""Yüksek Türk! Senin için yüksekligin hududu yoktur. Iste parola budur." Atatürk "Türk çocugu ecdadini tanidikça daha büyük isler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktir." Atatürk "Tas kirilir Tunç erir ama Türklük ebedidir" Atatürk "Türk aleminin en büyük düsmani komünizmdir. Her görüldügü yerde ezilmelidir." Atatürk "Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan her seyden önce ve kesinlikle Türkçe konusmalidir. Türkçe konusmayan bir insan Türk kültürüne topluguna bagliligini iddia ederse buna inanmak dogru olmaz." Atatürk (Bölücü etniklerin anadilde egitim ve yayin istemlerine çanak tutan sözde Atatürkçüler bu sözü iyi ögrensin!) "Millet sevgisi kadar büyük sevgi yoktur. Kurtulus Savasi'nda benim de milletime ettigim birtakim hizmetler olmustur zannederim. Fakat bunlardan hiçbirini kendime maletmedim. Yapilanin hepsi milletin eseridir dedim. Aranacak olursa dogrusu da budur. Mazide sayisiz medeniyet kurmus bir irkin ve milletin çocuklari oldugumuzu ispat etmek için yapmamiz lazim gelen seylerin hepsini yaptigimizi ileri süremeyiz. Bugüne ve yarina birakilmis daha birçok büyük islerimiz vardir. Ilmi arastirmalar da bunlar arasindadir. Benim arkadaslarima tavsiyem sudur: Sahsiniz için degil fakat mensup oldugumuz millet için elbirligi ile çalisalim. Çalismalarin en büyügü budur." Atatürk "Büyük devletler kuran ecdadimiz büyük ve sümullü medeniyetlere de sahip olmustur. Bunu aramak tetkik etmek Türklüge ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur." Atatürk "Asla süphem yoktur ki Türklügün unutulmus büyük medeni özelligi ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki gelismesi ile gelecegin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir günes gibi dogacaktir." Atatürk "Yeni Türk yazisi Türk'ün yaradilistan gelen zeka ve kabiliyetini gelistirebileceginden yeni yazimizi tarlalarinda çalisan çiftçilerimize sürüleri basinda daglarda dolasan çobanlarimiza kadar en az bir zamanda yaymaya çalismak hepimizin vicdan ve milli haysiyet borcudur." Atatürk "Kanini tasiyandan baskasina inanma!" Atatürk (Etnikçi Atatürkçüler(!) bu sözü zaten bilmezler!) "Milletleri yükselten bu hususa bir amil daha ilave edelim; Milletlerin kalbinde intikam hissi olmali. Bu alelade bir intikam degil hayatina istikbaline refahina düsman olanlarin zararlarini dermeyi hedef tutan bir intikamdir." Atatürk "Bütün dünya bilmeli ki; karsimizda böyle bir düsman oldukça onu affetmek elimizden gelmez ve gelmeyecektir. Düsmana merhamet aciz ve zaaftir; bu insaniyet göstermek degil insanlik hassasinin yok oldugunu ilan eylemektir." Atatürk ""Yurttaslarim! Az zamanda çok ve büyük isler yaptik. Bu islerin en büyügü temeli Türk kahramanligi ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir." Atatürk "Türk Milletinin karakteri yüksektir Türk Milleti çaliskandir Türk Milleti zekidir." Atatürk "Su anda büyük Türk Milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne kavusmanin en derin sevinci ve heyacani içindeyim." Atatürk "Türk Türk oldugu için asildir. çogumuz büyük babamizin babasini hatirlamayiz. Bütün soy gururumuzu Türk olmanin içinde buluruz." Atatürk "Türklük benim en derin güven kaynagim en engin övünç dayanagimdir" Atatürk " Mensup oldugum Türk milletinin san ve serefi varsa benim de bir ferdi olmak sifatiyla sanim ve serefim vardir." Atatürk "Türk Milleti yüzyillardan beri hür ve müstakil yasamis ve istiklâli yasamak için sart saymis bir kavmin kahraman evlatlarindan ibarettir. Bu millet istiklalsiz yasamamistir yasayamaz ve yasamayacaktir." Atatürk Onuncu Yil Nutku'ndan "Az zamanda çok büyük isler yaptik. Bu islerin en büyügü temeli Türk kahramanligi ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir." Atatürk ""Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun degerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkârane yürümesine borçluyuz." Atatürk "Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çaliskandir Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmistir. Ve çünkü Türk milletinin yürümekte oldugu terakki ve medeniyet yolunda elinde ve kafasinda tuttugu mesale müspet ilimdir." Atatürk "Asla süphem yoktur ki Türklügün unutulmus medeni vasfi ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki inkisafi ile âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir günes gibi dogacaktir. " Atatürk "Bana insanlar üstünde bir dogus yüklemeye kalkismayiniz. Dogusumdaki tek olaganüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir." Atatürk (Bu sözü Atatürk'ün mirasini yiyen Chp'lilerin hep bir agizdan söylemesini bekliyoruz!) "Türklük benim en derin güven kaynagim en engin övünç dayanagimdir." Atatürk "Ulusal varligimiza düsman olanlarla dost olmayalim. Böylelerine karsi...'Türk'üm ve düsmanim sana kalsam da bir kisi!' diyelim." Atatürk ""Evvela millete tarihini asil bir millete mensup bulundugunu bütün medeniyetlerin anasi olan ileri bir milletin çocuklari oldugunu göstermeliyiz." Atatürk "TÜRK çetin isler basarmak için yaratilmistir!" Atatürk "Muhtaç oldugun kudret damarlarindaki ASIL kanda mevcuttur!" Atatürk "Bir Türk cihana bedeldir!" Atatürk |
|
|
|
|
|
#36 (permalink) |
![]() |
![]() Atatürk 1937’de geometri kitabı yazmıştı Müsellesin zaviyetan-ı dahiletan mecmu’ü 180 derece ve müselles-i mütesaviyü’l-adla zaviyeleri biribirine müsavi müselles demektir.” yerine Üçgenin iç açıları toplamı 180 derecedir ve eşkenar üçgen açıları birbirine eşit üçgen demektir. dememizi Atatürk’e borçluyuz. “Müsellesin zaviyetan-ı dahiletan mecmu’ü 180 derece ve müselles-i mütesaviyü’l-adla zaviyeleri biribirine müsavi müselles demektir.” Osmanlıca bilmeyenlerimizin bu cümleyi anlayacağını sanmıyoruz. Bugün kullandığımız Türkçe ile yukardaki cümle şu anlama geliyor: “Üçgenin iç açıları toplamı 180 derecedir ve eşkenar üçgen açıları birbirine eşit üçgen demektir.”1937 yılından önce öğrenciler metamatiği Osmanlıca terimlerle öğreniyorlardı. Daha doğrusu öğrenmiyorlar ezberliyorlardı. Ta ki Atatürk’ün bizzat yazdığı Geometri kitabında yeni matematik terimler geliştirilene kadar. 1937 yılının Kasım ayında yeni bir eğitim ve öğretim yılına girilirken Mustafa Kemal Atatürk Türk Dil Kurumu’nun çeşitli bilim dallarına ait Türkçe terimleri saptadığını bu sayede dilimizin yabancı dillerin etkisinden kurtulma yolunda esaslı adımını attığını ilan eder. Aynı yıl okullarda eğitim Türkçe terimlerle basılmış olan kitaplarla başlar ve bu olay kültür hayatı için önemli bir adım olur. Atatürk dilde özleşmeyi olanakların son kertelerine kadar zorlamış bilim ve düşün dilinin sadeleştirilmesinin ve eğitimin Türkçe yapılmasının gerekliliğini önemle vurgulamıştır. Atatürk’ün geometri kitabı Bilimsel terimlerin Türkçeleştirilmesinde karşımıza çıkan ilk adım yine Atatürk’ün 1936-37 kış aylarında kendisinin yazdığı ve geometri öğretiminde yol gösterici olarak tasarlanan 44 sayfalık bir geometri kitabı. Kitap 1937’de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yazar adı konmadan yayınlanmış 1971 yılında da ikinci bir baskısı Türk Dil Kurumu tarafından çıkarılmış. Kitapta yer alan günümüzde de kullanılmakta olan pek çok terim Atatürk tarafından türetilmiş. Atatürk’ün türettiği sözcükler ile daha önce kullanılan Osmanlıca sözcükler karşılaştırıldığında yapılan işin önemi ortaya çıkıyor. Tablodan da görülebileceği gibi bugün kullandığımız matematik terimlerinin hemen hemen tamamı Atatürk tarafından türetilmiş başka bir ifadeyle bu sözcüklerin büyük çoğunluğu tutmuş. Atatürk’ün önerdiklerinden sadece “varsayı pürüzma dikey üçgen dikey açı tümey açı imsiy ökül yüre” terimleri yerine bugün sırasıyla “varsayım prizma dik üçgen dik açı tümler açı benzerlik tüm/bütün küre” terimleri kullanılıyor. Osmanlıcası - Atatürk’ün önerdiği Bu’ud - boyut mekan - uzay satıh - yüzey kutur - çap nısf-ı kutur - yarıçap kavis - yay muhit-i daire - çember mümâs - teğet zâviye - açı re’sen mütekabil zâviyeler - ters açılar zâviyetan’ı mütabâdiletân-ı dâhiletan - iç ters açılar kaaide - taban ufkî - yatay şâkulî - düşey amûd - dikey zâviyetân-ı mütevâfıkatân - yöndeş açılar va’zîyet - konum mustatîl - dikdörtgen muhammes - beşgen müselles-i mütesâviyü’l-adlâ’ - eşkenar üçgen müselles-i mütesâviyü’ssâkeyn - ikizkenar üçgen şibh-i münharif - yamuk mecmû - toplam nisbet - oran tenasüb - orantı mesâha-i sathiyye - alan müştak - türev müsavi - eşit mahrut - koni faraziye - varsayı hat - çizgi mukavves - eğri seviye - düzey dılı - kenar muvazi - paralel-koşut menşur - pürüzma hattı mail - eğik veter - kiriş re’s - köşe zaviyei hadde - dar açı hattı munassıf - açıortay muhit - çevre kaim zaviyeli müselles - dikey üçgen tamamlıyan zaviye - tümey açı murabba - kare mümaselet - imsiy umumi totale - ökül küre - yüre Agop Dilaçar: 'Atatürk’ün prensipleri doğruydu’ Atatürk’ün dil çalışmalarını yakından izleme olanağı bulan tanınmış dil uzmanı Agop Dilaçar Atatürk’ün yazdığı geometri kitabı üzerine şunları söylüyor: “Atatürk hep matematikle uğraşırdı. Eski geometri terimleri çok ağdalı idi. Ben bile uzun uzun bu terimleri okuduğum halde şimdikiler karşısında güçlüğünü daha iyi anlıyorum. Pedagojide bir gerçek var: Fikir yolunun açık olması bir ipucunun bulunması lazımdır. Yoksa bir külçe gibi çöker. Müselles kelimesini ele alalım. Arapça okullarımızdan kaldırılmıştır. Sülüs’ten müstak (türetilmiş) bir kelime olduğunu öğrenici nasıl bilsin? Arapça yoğurucu bir dildir. Örneğin müsteşrik şark kelimesinden gelmiş bir kelimedir. Önüne ortasına arkasına birtakım heceler eklenmiş. Bunun aslını bulmak bir Arapça gramer meselesidir. Okullarımızdan Arapça Farsça kaldırılmış olduğundan öğrenici “müselles”i kütle kelime olarak karşısında görecektir. “Üç” aklına gelmeyecektir. Ama müselles yerine üçgen dersek bir üç var. “Gen” Atatürk’e göre “genişlik”ten alınmıştır. Bir ipucu var. “Dörtgen” dörtten gelmiştir. Bir ipucu vardır. Eşit denk anlamına gelen eş’ten gelmiştir. Ama müsavi Arapça bir kelimedir. Bu sebeple Atatürk’ün prensipleri burada da doğru idi. Onun için bu en ağdalı olan bilim dalını ele aldı ve kitabı örnek olarak bıraktı.” (Kaynak: S. A. Terzioğlu; Atatürk 1936-1937 yılında bir “geometri kitabı” yazmıştı. Cumhuriyet gazetesi 15 Haziran 1971 s.1 ve 7.) Atatürk Sivas Lisesi’nde matematik dersi veriyor Atatürk 1937 yılının 29 Mart’ında ceyb (sinüs) ve teceyb (cosinüs) terimlerinin karşılıklarının bulunması için Ulus Gazetesi’ne ilan verdirerek bir yarışma açtı. Daha sonra hazırlanan tüm terimler üç aylık Türk Dili Belleten Dergisi’nin Ekim 1937 tarihli sayısında yer aldı. 26 Eylül’de yapılan 5. Türk Dil Bayramı etkinlerinin de yer aldığı sayıda; matematik fizik kimya biyoloji zooloji botanik jeoloji terimlerinin Türkçe karşılıkları Osmanlıca ve Fransızca adları bulunmaktadır. Terim çalışmalarının ülkedeki etkilerini Atatürk fiili olarak da inceledi. Ülkedeki pek çok okulu ziyaret ederek öncelikle matematik derslerine girdi ve öğrencilerin dersteki başarılarını gözlemledi. 1937 yılında Kültür Bakanı Saffet Arıkan İçişleri Bakanı Şükrü Kaya Sabiha Gökçen İsmail Hakkı Tekçe ve yaveri Naşit Mengü eşliğinde bir heyetle Sivas Lisesi’ne gitmişti. Lisenin 9-A sınıfında programdaki geometri (o zaman ki adıyla hendese) dersine girmiş bu derste bir kız öğrenciyi tahtaya kaldırmıştı. Öğrenci tahtada çizdiği koşut iki çizginin başka iki koşut çizgiyle kesişmesinden oluşan açıların Arapça adlarını söylemekte zorluk çekip yanlışlıklar yapınca durumdan etkilenen Atatürk tepki gösterdi. “Bu anlaşılmaz Arapça terimlerle öğrencilere bilgi verilemez. Dersler Türkçe yeni terimlerle anlatılmalıdır.” diyerek tebeşiri eline aldı tahtada çizimlerle ‘zaviye’nin karşılığı olarak ‘açı’ ‘dılı’nın karşılığı olarak ‘kenar’ ‘müselles’in karşılığı olarak ‘üçgen’ gibi Türkçe yeni terimleri kullanarak birtakım geometri konularını bu arada Pisagor teoremini anlattı. (Kaynak: Ömer L. Örnekol’un anıları. Bilim ve Teknik Kasım 1982 Sayı: 180.) Atatürk Sivas Lisesi’nde matematik dersi veriyor Atatürk 1937 yılının 29 Mart’ında ceyb (sinüs) ve teceyb (cosinüs) terimlerinin karşılıklarının bulunması için Ulus Gazetesi’ne ilan verdirerek bir yarışma açtı. Daha sonra hazırlanan tüm terimler üç aylık Türk Dili Belleten Dergisi’nin Ekim 1937 tarihli sayısında yer aldı. 26 Eylül’de yapılan 5. Türk Dil Bayramı etkinlerinin de yer aldığı sayıda; matematik fizik kimya biyoloji zooloji botanik jeoloji terimlerinin Türkçe karşılıkları Osmanlıca ve Fransızca adları bulunmaktadır. Terim çalışmalarının ülkedeki etkilerini Atatürk fiili olarak da inceledi. Ülkedeki pek çok okulu ziyaret ederek öncelikle matematik derslerine girdi ve öğrencilerin dersteki başarılarını gözlemledi. 1937 yılında Kültür Bakanı Saffet Arıkan İçişleri Bakanı Şükrü Kaya Sabiha Gökçen İsmail Hakkı Tekçe ve yaveri Naşit Mengü eşliğinde bir heyetle Sivas Lisesi’ne gitmişti. Lisenin 9-A sınıfında programdaki geometri (o zaman ki adıyla hendese) dersine girmiş bu derste bir kız öğrenciyi tahtaya kaldırmıştı. Öğrenci tahtada çizdiği koşut iki çizginin başka iki koşut çizgiyle kesişmesinden oluşan açıların Arapça adlarını söylemekte zorluk çekip yanlışlıklar yapınca durumdan etkilenen Atatürk tepki gösterdi. “Bu anlaşılmaz Arapça terimlerle öğrencilere bilgi verilemez. Dersler Türkçe yeni terimlerle anlatılmalıdır.” diyerek tebeşiri eline aldı tahtada çizimlerle ‘zaviye’nin karşılığı olarak ‘açı’ ‘dılı’nın karşılığı olarak ‘kenar’ ‘müselles’in karşılığı olarak ‘üçgen’ gibi Türkçe yeni terimleri kullanarak birtakım geometri konularını bu arada Pisagor teoremini anlattı. (Kaynak: Ömer L. Örnekol’un anıları. Bilim ve Teknik Kasım 1982 Sayı: 180.) |
|
|
|
|
|
#37 (permalink) |
![]() |
Atatürk'ün hiç yayınlanmamış 2 fotoğrafı ortaya çıktı
Mustafa Kemal Atatürk’ün bugüne kadar hiç yayınlanmamış fotoğrafları Merhum Muharip Gazi Nurettin Peker’in arşivinden alınarak TRT’nin aylık dergisi "Televizyonda yayınlandı. Muharip Gazi Peker’in oğlu Orhan Peker tarafından verilen fotoğraflardan birinde Atatürk 1911 yılında cephede diğer subaylarla görünüyor.Yunan ve Bulgar ayaklanmaları döneminde Mustafa Kemal’in genç bir subayken silah arkadaşlarıyla Balkanlar’da bir molada görüntülendiği fotoğrafın bilgi notunda Atatürk "5. Kolordu Erkan-ı Harbiye Şube-1 memuru Erkan-ı Harp Kolağası (Kıdemli Kurmay Yüzbaşı) Selanikli Mustafa Kemal Bey" ifadesi ile tanıtılıyor.Subayların bir arada çektirdiği fotoğrafın arka planında ise kumanda altındaki askerlerle birlikte üflemeli enstrümanlar çaldığı belli olan askeri bando görülüyor. Fotoğrafta Mustafa Kemal’in de gülümseyerek ve neşeli biçimde poz verdiği de dikkati çekiyor.[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor. Ücretsiz Üye Olmak İçin Tıklayın.] [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor. Ücretsiz Üye Olmak İçin Tıklayın.] HEPSİ MİLLİ MÜCADELE DE ÖNEMLİ GÖREVLER ALDI Mustafa Kemal ile birlikte 1911’de bu fotoğrafta yeralan subayların hemen hepsi daha sonra yine 1919’lu yıllardan sonra Mustafa Kemal ile birlikte bu kez de milli mücadele kadrosunda yeralacak isimler.. İşte milli mücadele kadrosunda da yeralacak olan ve 1911’de çekilen fotoğraftaki subaylar : (Fotoğraftaki sıralamaya göre)1. 5. Kolordu Erkan-ı Harbiye Reisi Miralay (Albay) Selahattin. 2. 11. Redif (İhtiyat) Müfettişliği Erkan-ı Harbiye Reisi Kaymakam (Yarbay) Ziya Ethem Bey. 3. 13. Fıkra Erkan-ı Harbiye Reisi Binbaşı Bahattin Bey. 4. Selanik Redif (Acemi Er) Fırkası Erkan-ı Harbiye Reisi Binbaşı Ra’fet Bey. 5. 14. Fırka Erkan-ı Harbiye Reisi Binbaşı Şükrü Bey. 6. Piyade Binbaşı Hasan askeri Bey. 7. 5. Kolordu Erkan-ı Harbiye Şube-1 memuru Erkan-ı Harp Kolağası (Kıdemli Kurmay Yüzbaşı) Selanikli Mustafa Kemal Bey.8. Menlik Kazası Kaymakamı Erkan-ı Harp Yüzbaşı Köprülü Kazım. 9. Süvari Numune Alayı’ndan Yüzbaşı Pertev Bey. 10. Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) Fahrettin Bey. 11. Topçu Binbaşı İsmail Hakkı Bey. 13. Süvari Yüzbaşı Hüsamettin Efendi. 14. İstihkam Mülazımı (Teğmen) Fuat Efendi. 15. Küçük Zabit Mektebi (Astsubay Okulu) Müdürü Erkan-ı Harp Yüzbaşı Selanikli Nuri Bey. Atatürk’ün ilk kez yayınlanan bu fotoğrafının yanı sıra TRT dergisinde ulu öderin 1922 yılında Ilgın civarındaki kolorduyu denetlerken at üzerinde çekilmiş bir fotoğrafına da yer veriliyor. Fotoğrafta Atatürk’ün yüzü görünmese de kaplak ile paltodan ve daha çok silüetten teftişte bulunan kişinin Mustafa Kemal Atatürk olduğu anlaşılıyor. (ANKA)Milliyet haber 06Kasım07 |
|
|
|
|
|
#38 (permalink) |
![]() |
![]() Atatürk gerek etkileyici kişiliği gerekse ahlaki meziyetleri ile tüm dünyanın kalbinde taht kurmuş eşsiz bir liderdir. Çöküş arifesinde olan enkaz haline gelmiş bir imparatorluğun kölelik tehdidi ile karşı karşıya kaldığını sezinlemiş milletimizi esaretten kurtarmak için büyük bir milli kurtuluş hareketi başlatmıştır. Cumhuriyet tarihimiz süresince kritik dönemler atlatan milletimiz bir çok problemin üstesinden yalnızca Atatürkçü düşünceye ve milliyetçi-muhafazakar kimliğe sahip çıkmakla gelinebileceğini artık kavramış durumdadır.Türkiye'nin 21. yüzyılda büyük önderin hedef gösterdiği "muasır medeniyetler" arasında yer alması ve ülkemizin "lider ülke Türkiye" olması için Atatürk'ün açtığı bu yolda emin adımlarla ilerlenmesi gerekmektedir. Atatürk bir konuşmasında "Çağdaş bir cumhuriyet kurmak demek milletin insanca yaşamasını bilmesi insanca yaşamanın neye bağlı olduğunu öğrenmesi demektir" diyerek Cumhuriyetin kurulması ve bekası için "insanca" yaşamanın önemine dikkat çekmiştir. Atatürk Müslüman-Türk Milleti'nin insanlık onuruna yakışır şekilde yaşaması için bu sorumluğu kendi omuzlarında hissetmiş ülkeyi sahiplenmiş artık misyonunu tamamladığına inandığı bir imparatorluğun üzerine yeni temellere dayanan bir devlet kurmuştur.Şüphesiz Atatürk dünyada benzerine az rastlanan bir liderdir. Kendisi Türk Devleti'ni bizlere özellikle de tüm kalbiyle güvendiği gençlere emanet etmiştir. Türk Milleti'nin bağrından onun izini süren yüzlerce hatta binlerce Atatürk çıkaracaktır. Nitekim Ulu Önder Atatürk de bu temennisini şu şekilde ifade etmiştir:"İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben fani Mustafa Kemal; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemaller idealidir. Ben onu temsil ediyorum. Herhangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa beni bir Türk anası doğurmadı mı Türk anaları daha nice Mustafa Kemaller doğurmayacaklar mı? Feyz milletindir benim değildir." Bizlerin yapması gereken ise Atatürk'ün ilkelerini daima ayakta tutmak milletçe bu konuda bilinçlenmek ve onun gösterdiği güzel ahlakı örnek almaktır. Bunun için ise öncelikle Atatürk'ün ahlakını yakından tanımakla başlamalıyız. Atatürk'ü iyi anlamak; sadece onun şahsına yönelik övücü konuşmalar yapmak sözlü olarak takdir etmekle değil kendisinin milletinden ne istediğini anlamak fikir yapısını ve ilkelerini hayata geçirmek demektir.Nitekim Mustafa Kemal Atatürk kendisini anlamanın onun yolunda ilerlemenin nasıl mümkün olacağını yol olarak bizlere şu şekilde belirtmiştir: "Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir."Bayrağımızın göklerde özgürce dalgalanması Devletimizin ve milletimizin bekası için "güzel ahlakın" şart olduğu konusunda genç nesiller bilinçlendirilmelidir.Ulu Önder Atatürk'ün dediği gibi yalnızca "Kılıçla fetih yapanlar mağlup olmaya (yenilmeye) ve netice itibarıyle mevkilerini onlara bırakmaya mecburdurlar." Bu sebeple milletin ve devletin bekası için toplumu oluşturan her bireyin güzel ahlaklı olması lazımdır |
|
|
|
|
|
#39 (permalink) |
![]() |
Atatürk'ün öğretmenlere hitabı
KÜTAHYA LİSESİ - 24 MART 1923) "Muallime hanımlar ve muallime efendiler bu irfan yuvası altında hepinizi bir arada görmekten ve hepinizi selamlamaktan çok memnunum. Memleketimizi toplumumuzu gerçek hedefe gerçek mutluluğa ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu diğeri memleketin geleceğini yoğuran irfan ordusudur. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir yücedir. Fakat bu iki ordudan hangisi daha değerlidir hangisi bir diğerinden üstündür? Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz. Bu iki ordunun ikisi de hayatidir. Yalnız siz irfan ordusu mensupları sizlere mensup olduğunuz ordunun değer ve yüceliğini anlatmak için şunu söyleyeyim ki sizler ölen ve öldüren birinci orduya niçin öldüğünü öğreten bir orduya mensupsunuz. Biz iki ordudan birincisine vatan çiğnemeye gelen düşman karşısında kan akıtan birinci orduya -bütün dünya bilir bütün dünya şahit oldu ki- pek mükemmelen sahibiz. Vatanın dört sene önce düştüğü büyük felaketten sonra yoktan var olan bu ordu vatanı yok etmeye gelen bu düşmanı kutsal vatan toprağında boğup mahvetti. Yalnız bu orduya sahip olmakla işimiz bitmiş gayemiz bu ordunun zaferiyle son bulmuş değildir. Bir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin o zaferin köklü sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun elde ettiği kazanımlar sönük kalır. Milletimizi geçek mutluluğa kurtuluşa ulaştırmak istiyorsak bizi ölümden kurtaran ve hayata götüren bugünkü idare şeklimizin sonsuzluğunu istiyorsak bir an önce büyük kusursuz nurlu bir irfan ordusuna sahip olmak zorunluluğunda bulunduğumuzu inkar edemeyiz. Eski idarelerin en büyük kötülüklerinden biri de irfan ordusuna layık olduğu önemi vermemeleridir. Eğer önem verilseydi geleceği emanet ettiğimiz sizlere gelecek kadar güvenilir bir mevki verilmesi gerekirdi. Henüz üç dört senelik hayata sahip olan milli idaremizde irfan ordusu ile layık olduğu kadar ilgilenilememiştir. Fakat buradaki mecburiyeti milletin münevverleri olan sizler elbette ki daha iyi takdir edersiniz. Bütün kuvvetimizi yalnız cephede toplamaya mecbur olduğumuz bu kısa süre içinde tabiatıyla irfan ordusuyla gereğince meşgul olamadık. Lakin Cenab-ı Hakk'a şükürler olsun ki düşman karşısındaki aziz ordumuz için harcadığımız bütün emekler mutlu sonucunu verdi. Artık bundan sonra aynı kuvvet aynı faaliyet aynı istekle irfan ordusu için çalışacak ve birincide olduğu gibi bu ikinci ordudan dahi emeklerimizin faaliyetlerimizin mutlu ve başarılı sonuçlarını aynı parlaklıkta elde edeceğiz. Arkadaşlar asker ordusu ile irfan ordusu arasındaki birliktelik ve alakayı belirtmek için şunu da ifade edeyim kıymetli bir eserden ordunun ruhu kumanda heyetidir deniliyor. Hakikaten böyledir. Bir ordunun kıymeti kumanda heyetinin kıymeti ile ölçülür. Siz öğretmenler sizler de irfan ordusunun kumanda heyetisiniz. Sizin ordunuzun kıymeti de sizlerin kıymetinizle ölçülecektir. İstiklal mücadelesinde üç dört senedir düşmanı topraklarımızda mahvetmek için yaptığımız savaşla ordunun ruhu olan kumanda heyeti değerlerinin yüksekliğini nasıl ispat etmişse bundan sonra yapacağımız yenilikler milletimize bir karanlık gibi çöken genel cehaleti mağlup etmek savaşında da irfan ordusunun ruhu olan siz öğretmenlerin aynı yeteneği ortaya koyacağınıza eminim. Bu konuda size güveniyor ve saygı ile selamlıyorum." |
|
|
|
|
|
#40 (permalink) |
![]() |
Atatürk'ün kişisel özellikleri
VATAN SEVERLİĞİ • Vatan sevgisi Atatürk’ün en önemli özelliğidir.Vatanın savunulması için hiçbir fedakârlıktan kaçınmamıştır.Vatan savunmasını her şeyden önemli ve her şeyden üstün gören Atatürk’ün İstiklâl Savaşının kazanılmasında vatan sevgisi ve Türk milletine olan güveni önemli bir yer tutar. • İDEALİSTLİĞİ • Atatürk’ün en büyük ideali Türk Milletinin ‘’ En medeni ve refah seviyesi yüksek bir millet olarak varlığını yükseltmek’’ti.Bir idealist olarak en kısa zamanda bu hedefe ulaşmak istiyordu.• HAKİKATİ ARAMA GÜCÜ • Hakikati aramak ve hakikati konuşmak Atatürk’ün yöntemiydi.O akıl ve bilime değer verirdi.Olaylara bir bilim adamı gözüyle bakarak hakikati bulmaya çalışırdı.’’Akıl ve mantığın halledemeyeceği mesele yoktur.’’derdi • SABIR VE DİSİPLİN ANLAYIŞI • Atatürk önemli düşünceler karşısında önce düşünür inceler araştırır ve tartışırdı.Sonra kesin kararını verirdi.Verdiği kararın uygulanma zamanını ise sabırla beklerdi.• İLERİ GÖRÜŞLÜLÜĞÜ • Atatürk olayların gidişini değerlendirerek sonucunu tespit ederdi.Çanakkale Muharebeleri sırasında düşman donanmasının nerden çıkarma yapabileceğini önceden sezerek gerekli tedbiri alması savaşın sonucunu değiştirmiştir.• AÇIK SÖZLÜLÜĞÜ • Atatürk doğruyu söylemekten asla çekinmezdi.’’Ben düşündüklerimi daima halkın huzurunda söylemeliyim.yanlışım varsa halk beni tekzip eder.’’derdi.• MANTIKLILIĞI • Keskin bir mantık ve zekâ gücüne sahip olan Atatürk hayatı boyunca akıl ve mantığa büyük önem vermiştir.Bu özellik onun evrensel devlet adamı olarak tanınmasında büyük bir rol oynamıştır.’’Bizim akıl mantık ve zekâ ile hareket etmek en belirgin özelliğimizdir.’’ diyerek ülke sorunlarında mantık ve şuurla hareket edildiğini göstermiştir.• ÇOK CEPHELİLİĞİ Atatürk çok cepheli bir liderdi.O hem fikir hem de hareket adamıdır.Yani bir taraftan Türk inkılabının hazırlayıcısı diğer taraftan da uygulayıcısı olmuştur.Hem düşünen hem de eserler veren Atatürk çok yönlü bir lider olduğunu göstermiştir.• EĞİTİMCİLİĞİ Atatürk toplumu çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarmayı amaçladığı için milli eğitim ile yakından ilgilenmiştir.O ‘’ Eğitimdir ki bir milleti ya hür bağımsız şanlı yüce bir toplum olarak yaşatır ; ya da bir milleti esaret ve sefalete terk eder.• YÖNETİCİLİĞİ Mustafa Kemal iyi bir yönetici için gerekli bütün özelliklere sahipti.Kibar davranışları dürüstlüğü emir veriş tarzıyla örnek olmuştur.Gerek devlet yönetiminde gerekse askerlik hayatı boyunca hiçbir zaman maceraya yer vermemiştir.Atatürk ‘’Büyük kararlar vermek kâfi değildir.Bu kararları cesaret ve kesinlikle tatbik etmek lâzımdır.’’ diyerek verdiği kararlarda ısrarcı olmuş ve sonucun kendi istediği şekilde çözümlenmesi için uğraşmıştır. |
|
|
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Mustafa Denizli 1 yıl daha Beşiktaş'ta | GαηgSтαrЯ | Spor Haberleri | 0 | 26-06-2009 20:46 |
| Atatürk ile Allah Arasında - Sinan Meydan | Gabriella | Kitap ,Resim ve Dergi | 1 | 26-06-2009 02:54 |
| Namık Kemal Zeybek: Türkçe Kerameti Olan Bir Dildir | ♣bLack♣ | Güncel Haberler | 1 | 24-06-2009 21:38 |
| Osmanlı Padişahları | Gabriella | Tarihimiz | 0 | 24-06-2009 02:55 |
| Mustafa Balbay (Mustafa Balbay Kimdir? - Mustafa Balbay Hakkında) | Fell in Love | Biyografiler | 0 | 23-06-2009 13:37 |