PİYASA TEK PARTİLİ İKTİDAR İSTİYOR
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan
Türkiye'ye ilişkin olarak iç ve dış piyasaların tercihinin tek parti iktidarı olduğunu belirterek aranan cumhurbaşkanını da tarif etti.
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan

Türkiye'ye ilişkin olarak iç ve dış piyasaların tercihinin tek parti iktidarı

güçlü hükümet ve hükümetle uyum içinde çalışan bir cumhurbaşkanı olduğunu söyledi.
IMF ve Dünya Bankası'nın yıllık bahar toplantıları için Washington'da bulunan
Babacan

düzenlediği basın toplantısında genel siyasi durumu değerlendirirken ''iş dünyasının Türkiye için değerlendirmekte olduğu en iyi sonuç

ekonominin geleceği ve istikrar açısından bir tek parti hükümeti olması. Ayrıca hükümetle uyum sağlayacak bir cumhurbaşkanı... Bu piyasalar tarafından en iyi senaryo olarak değerlendiriliyor. Hem iç

hem dış piyasalar

reformlara devam açısından tek parti

güçlü hükümet ve Çankaya ile hükümet arasında uyum arzu ediyor. Bunu biz de temenni ediyoruz'' diye konuştu.
AB sürecinin kararlılık istediğini ve reformların sürmesi gerektiğini anlatan Babacan

güçlü bir siyasi iradenin gerekli olduğunun altını çizdi. Ankara'da düzenlenen mitingle ilgili bir soruyu yanıtlayan Babacan

''Türkiye demokratik ve demokrasinin daha da derinleşmesi gereken bir ülke. Yürüyüş

miting gibi hareketler hukuki sınırlarda olduğu sürece en doğal hak. Ancak bunları hem düzenleyenlerin hem katılanların hem de diğer çevrelerin demokratik sisteme güvenmesi gerekiyor. Demokrasi iyi işledikçe hiç kimse korkmasın'' dedi.
Türkiye'de baskı dönemlerinin geride kaldığını ve ülkenin ''elit tabaka tarafından yönetildiği zamanların geçtiğini'' anlatan Babacan

''Gerçekten halkı temsil eden

halktan gelen yönetim anlayışı Türkiye'de şart. Kimsenin de demokrasiden korkmaması lazım'' diye konuştu. Kuzey Irak'a müdahale senaryolarının ekonomiye etkisine ilişkin bir soru üzerine Babacan

Türk ekonomisinin eskiye oranla içeride ve dışarıda olanlara karşı çok daha dayanıklı olduğunu belirtti.
Babacan

''Açıklık

Türkiye'nin ekonomisini çok daha korunaklı hale getirdi. Bu açıklık ortamında Türkiye'de artık uçlara kayma ihtimali yok. Kuzey Irak'la ekonomi arasında bağlantı görmüyoruz. Çünkü artık güvenceye

korumaya alınmış bir ekonomi var'' dedi. Babacan

Türkiye'de ne zaman Merkez Bankası'nın bağımsızlığı tehlikeye girerse

şimdikinden farklı bir kur rejimi kurulmaya çalışılırsa ve sermaye hareketlerinde kısıtlama gündeme gelirse

ancak o zaman ekonomiye ilişkin korkulması gerektiğini söyledi.
Piyasalarda zaman zaman dalgalanma meydana gelmesinin olağan olduğunu anlatan Babacan

''Dalgalanmalar olur

bunlar şok emici faktörler. Zaman zaman 'kur indi

çıktı' deniliyor. Tabii inecek

çıkacak. Bunun böyle olması çok önemli. Çünkü bunlar şoku emecek mekanizmalar'' dedi. IMF ve Dünya Bankası ile ilişkilerin tarihte olmadığı kadar iyi düzeyde bulunduğunu anlatan Babacan

dört buçuk yıldır programın hassasiyetle uygulanması sonucunda piyasaların güveninin kazanıldığını vurguladı.
Türkiye'nin arka arkaya faiz dışı bütçe fazlasından yüzde altı buçukluk hedefi aşarak tutturduğunu anlatan Babacan

''Politikamız günü kurtarma politikası değil. Uzun vadede Türkiye'ye istikrar kazandırma politikası. Biz beş-on sene sonrasını düşünüp adım atıyoruz. Sağladığımız başarılara yeni başarılar eklersek

Türkiye bambaşka bir Türkiye olur. Farklı mülahazalarla davranıp bu şansı kaçırırsak

gelecek nesiller bizi affetmez'' dedi.
Alınan tedbirler sayesinde bu yılki bütçe hedeflerinin tutturulacağını düşündüklerini kaydeden Babacan

''Uzun süre elektrik fiyatları konuşuldu. Aldığımız önlemlerle fiyat değişikliği olmadan devam edeceğiz. 2007'yi

Türkiye'nin kazanacağı bir yıl olarak göreceğiz. Bu yıl

en az yüzde 5'lik büyüme beklentimiz var. Bu yıl

kuru gürültülerin çok olacağı bir yıl olacak ancak bunlar sonucu etkilemeyecek'' dedi. Babacan

Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz'i sarsan skandala ilişkin görüşünün sorulması üzerine de bu konuda yorumda bulunmayacağını söyledi.
Olası erken seçime ilişkin bir soru üzerine Babacan

TBMM'nin farklı bir kararı olmaması durumunda

seçimlerin 4 Kasımda yapılacağını ve yetkili organların henüz farklı bir kararının söz konusu olmadığını söyledi. Babacan

Washington'da önce IMF Birinci Başkan Yardımcısı John Lipsky ve Türkiye konusunda çalışan teknik ekiple bir araya geldi. IMF Başkanı Rodrigo de Rato ile görüşen Babacan

önce Uluslararası Para ve Finans Komitesi toplantısına ardından da Uluslararası Yatırım Bankası'nın konferansına katıldı.