![]() |
|
|||||||
| Ekonomi ve Para Piyasaları Ekonomi ve Para Piyasaları hakkında herşeyi bu alanda paylaşabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
MB'DEN REHAVETE KAPILMAYIN
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz enflasyonla mücadele açısından tarihi bir dönüm noktasında bulunduklarını söyledi. Yılmaz hedeflerle ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı:Yılmaz Merkez Bankasının bugün yapılan Genel Kurulunda yaptığı konuşmada enflasyonla mücadele açısından tarihi bir dönüm noktasında bulunduklarını söyledi.Durmuş Yılmaz ''ancak elde edilen kazanımlara rağmen fiyat istikrarının henüz sağlamadığı enflasyonla mücadelenin uzun soluklu ve zorlu bir süreç olduğu asla unutulmamalıdır'' dedi.Türkiye'nin üretim potansiyelinin tam olarak harekete geçebilmesi için bu mücadelenin mutlaka kazanılması gerektiğini ifade eden Yılmaz şunları söyledi: ''Enflasyonla mücadelenin sadece bir para politikası meselesi olmadığı mali disiplinin sürdürülmesinin önemli bir koşulu olduğu iyi anlaşılmalıdır. Toplumun tüm kesimlerinin enflasyonun çift haneli yüksek rakamlardan bugünkü seviyelerine gelirken politikalarımıza vermiş olduğu desteği devam ettirmeleri ve hatta bugünkü ortamda bu desteği daha güçlü göstermeleri son derece önemlidir. Atalete ve rehavet ortamının oluşmasına enflasyonda belli seviyelerin bir eşik olarak görülmesine asla fırsat verilmemelidir.''30 yılı aşan yüksek enflasyon geçmişi olan Türkiye'de enflasyonu düşük tek haneli rakamlarda istikrar kazanması için kararlı bir para politikasının en önemli unsuru olduğunu vurgulayan Yılmaz ''bu çerçevede geçmişte olduğu gibi önümüzdeki dönemde de enflasyondaki düşüş süreci kesintiye uğratabilecek gelişmelerin ortaya çıkması durumunda Merkez Bankası orta vadeli bir bakış çerçevesinde hedefe ulaşmak üzere gerekli tedbirleri almaya devam edecektir'' dedi. HEDEFLERİN DEĞİŞTİRİLMEMESİ YAKLAŞIMI ESAS ALINACAK Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz artacak tarım dışı iş gücüne istihdam olanakları yaratabilmenin fiyat istikrarının bir ön koşul olduğu sürdürebilir büyüme ortamının korunmasına istihdam vergilerinin azaltılmasına ve eğitimde vasıf uyumsuzluğunun giderilebilmesine bağlı olacağını söyledi.Yılmaz Merkez Bankası'nın olağan Genel Kurulunda yaptığı konuşmada 2002 yılından bugüne kadar ki sürede reel büyüme oranının kümülatif yüzde 41 7 seviyesinde gerçekleştiğini bildirdi.Son yıllarda ekonomide sağlanan istikrar ve artan güven ortamının tetiklediği faiz oranlarında gözlenen azalma ve ulusal paradaki değerlenmenin özel sektörün yatırım harcamalarının artmasını sağlayarak sermaye birikimini hızlandırdığını böylece yüksek oranlı verimlilik artışlarına ulaşılabildiğini ifade eden Yılmaz ''Yüksek oranlı verimlilik artışlarının ekonominin bütününde içselleştirilerek sürdürülebilmesi orta ve uzun dönemde fiyat istikrarı içinde büyümeyi sağlayarak reel gelirin ve refahın artmasına temel teşkil edecektir'' dedi.İstihdam piyasasına ilişkin sektörel veriler incelendiğinde iş gücünün tarım sektöründen sanayi hizmetler ve inşaat sektörlerine doğru yöneldiğini bu bağlamda ekonomide bir üretim girdisi olarak kullanılan emeğin sektörler arasında yeniden dağılımının yapıldığının gözlendiğini bildiren Yılmaz şöyle devam etti: ''Bu farklılaşma ve dönüşüm süreci iş gücünün tarım sektöründen görece verimliliği daha yüksek olan sektörlere yönelmesiyle beraber verimlilik artışlarını da getirmiştir. Bu eğilim Türkiye ekonomisinin gelecek dönemde AB ülkelerine reel anlamda yakınsaması açısından önemlidir. İş gücü piyasasındaki farklılaşma ve dönüşüm sürecine eşlik eden Türkiye'deki demografik değişim süreci toplam nüfus içinde çalışan nüfusun payının artmasına dolayısıyla işsizlik oranının belli seviyelerde katılık göstermesine neden olmaktadır. Artacak tarım dışı iş gücüne istihdam olanakları yaratabilmek ise fiyat istikrarının bir ön koşul olduğu sürdürebilir büyüme ortamının korunmasına istihdam vergilerinin azaltılmasına ve eğitimde vasıf uyumsuzluğunun giderilebilmesine bağlı olacaktır. Ülkemiz istihdam piyasalarında yaşanan yapısal sorunların çözümü yönünde atılacak olan adımlar nitelikli iş gücü arzını ve istihdam oranını artırarak potansiyel üretim seviyemizi ve böylece refahımızı olumlu etkileyecektir.''''MERKEZ BANKASI HESAP VERMEYİ TERCİH ETTİ'' Yılmaz ekonomideki bazı gelişmelerin sonucu olarak 2006 yılı enflasyon hedefinin tutturulamadığını da hatırlatarak ''Ancak enflasyon hedeflemesi rejimi uygulayan ekonomilerde enflasyonun hedeften geçici olarak sapması zaman zaman yaşanabilmektedir. Burada önemli olan hedeften sapmanın nedenlerinin açıkça izah edilebilmesi; hedefe tekrar yakınsanması için gereken tedbirlerin alınması ve yakınsama süresiyle ilgili olarak kamuoyunun bilgilendirilmesidir'' şeklinde konuştu.Merkez Bankasının 2006 yılı hedefine ulaşılamayacağını yılın ikinci yarısından itibaren öngördüğünü ve enflasyon tahminlerini kamuoyu ile paylaştığını belirten Yılmaz şunları kaydetti: ''Ekonomik birimler 2006 yıl sonu hedefini değil Merkez Bankasının yıl sonu enflasyon tahminlerini referans olarak almıştır. Şüphesiz ki Merkez Bankası 2006 yılı enflasyon hedefini yüzde 10 olarak değiştirebilir ve böylece yıl sonunda hedefe ulaşmış olarak kamuoyuna hesap vermek durumunda kalmayabilirdi.Ancak Merkez Bankası hedefi değiştirmeyi değil iletişim politikasının bir pekiştirici unsuru olarak kamuoyuna hesap vermeyi tercih etti. Ayrıca sık sık hedef değiştirmenin enflasyon beklentilerini ve fiyatlama davranışlarını olumsuz etkileme potansiyeli taşıdığını ve ilerisi için verilen taahhütlerin güvenilirliğini azaltabileceğini düşünmekteyiz. Bu nedenle önümüzdeki dönemde de enflasyonun makul sürelerde hedefe yakınsayacağı öngörüldüğü sürece hedeflerin değiştirilmemesi yaklaşımı esas alınacaktır.''ENFLASYONDAKİ RİSKLER Yılmaz önümüzdeki dönemde enflasyon hedeflerinin TÜFE'nin yıllık yüzde değişimi olarak tanımlanmaya devam edeceğini ve 3 yıllık hedef ufku korunacağını bildirdi.Ekonomideki yapısal dönüşümün yüksek enflasyondan düşük enflasyona geçiş ve gelişmiş ülkelere yakınsama süreci göz önüne alınarak orta vadede yüzde 4 civarında bir enflasyon hedefinin uygun olacağını düşündüklerini bildiren Yılmaz ''Bu çerçevede 2007 ve 2008 yılı enflasyon hedefleri yüzde 4 olarak korunurken 2009 yılı hedefi ise yine yüzde 4 olarak ilan edilmiştir'' dedi. Yılmaz bugün gelinen noktada Mart 2007 sonu itibarıyla enflasyon yıllık yüzde 10 86 düzeyinde olduğunu ve yükseliş eğilimini sürdürmekle beraber hedefle uyumlu patikanın içinde gerçekleştiğini hatırlatarak Merkez Bankası olarak orta vadeli enflasyon hedeflerine ulaşmaktaki kararlılığı ve inancı koruduklarını söyledi.Önümüzdeki dönemde enflasyon görünümü açısından risk oluşturabilecek unsurları yakından takip ettiklerini hatırlatan Yılmaz şöyle devam etti: ''İlk olarak enflasyonun aşağı inme konusunda beklenenden daha güçlü bir direnç gösterme olasılığı orta vadeli enflasyon görünümüne ilişkin temel bir risk unsurudur. Enflasyon beklentilerindeki katılık ve geriye dönük fiyatlama alışkanlıkları enflasyonun asağı inme konusunda beklenenden daha güçlü bir direnç göstermesi olasılığını beraberinde getirebilecek ve atalet riskini daha da belirginleştirebilecektir. Ayrıca para politikasının toplam talep üzerindeki gecikmeli etkilerine ilişkin belirsizlikler ile faiz dışı kamu harcamalarının 2007 yılı enflasyonu üzerindeki etkisinin tam olarak bilinememesi orta vadeli enflasyon görünümüne ilişkin risk unsuru olmaya devam etmektedir. Küresel risk iştahındaki olası değişimler ve buna bağlı olarak finansal piyasalarda ortaya çıkabilecek yeni dalgalanmalar da enflasyon görünümü açısından diğer bir risk unsurudur. Bütün bunların dışında orta ve uzun vadeli görünüm açısından Avrupa Birliğine uyum ve yakınsama süreci ile ekonomik programda öngörülen yapısal reformların kesintisiz olarak sürdürülmesi de büyük önem taşımaktadır.''CARİ AÇIK Başkan Yılmaz 2002-2006 döneminde cari açığın temel olarak özel kesim ağırlıklı yatırım harcamalarındaki artıştan kaynaklandığını belirterek ''Son beş yılda kamu maliyesi alanında yapılan reformlar ve uygulanan politikalar sonucunda kamu tasarruf açığı önemli ölçüde kapanmıştır'' dedi.Son yıllarda cari açıktaki artışa katkıda bulunan önemli bir unsurun da enerji fiyatlarındaki artış olduğunu enerji fiyatlarındaki artışın cari açığa katkısının GSMH'ye oranının 2004 yılında 1 5 yüzdelik puan 2005 yılında 2 9 yüzdelik puan 2006 yılında ise yaklaşık 4 1 yüzdelik puan olduğunu kaydeden Yılmaz söz konusu etkinin cari açık gelişmeleri değerlendirilirken gözardı edilmemesi gerektiğini söyledi.Yılmaz artan güven ortamının sermaye girişlerinin son yıllarda ağırlıklı olarak doğrudan yatırım şeklinde ve uzun vadeli olmasına neden olmuş bu da cari işlemler açığının finansman yapısında belirgin iyileşme sağladığını ifade ederek şöyle devam etti: ''2005 yılının tamamında net doğrudan yabancı sermaye girişleri 8 7 milyar dolara ulaşarak cari açığın yüzde 38 3'ünü 2006'da ise sermaye girişi 19 2 milyar dolara yükselerek cari açığın yüzde 61 1'ini karşıladı. Önümüzdeki yıllarda istikrar ortamının ve AB ile entegrasyon sürecinin devamı ile yapısal reformların etkin olarak uygulanması doğrudan yabancı sermaye girişlerini desteklemesi açısından önem taşıyacaktır. Ayrıca Merkez Bankasının döviz rezervlerinin bulunduğu yüksek seviye dalgalı döviz kuru rejiminin uygulanması ve bankacılık sisteminin daha sağlam bir yapıda olması olası bir sermaye çıkışının cari işlemler açığının finansmanı konusunda yaratacağı riskleri sınırlandıran unsurlar olarak değerlendirilmektedir. Ancak unutulmaması gereken nokta orta ve uzun dönemde rekabet ve verimlilik artışları yoluyla ihracat performansının artırılmasının cari işlemler dengesinin daha sağlıklı bir yapıya kavuşmasında ve sürdürülebilir büyüme düzeyinin devamının sağlamasındaki önemidir.'' |
|
|
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| TÜSİAD, AB'ye kızdı,hükümeti 'rehavete kapılma' diye uyardı | ...::Kârâ_ŞïmŞêk::... | Ekonomi ve Para Piyasaları | 0 | 14-12-2007 22:44 |