Krizi elbirliği ile zorluyoruz!
Cuma günü itibariyle yeni bir sürecin içine girmiş olduk. Hayır, söze Türkiye'den bahsederek girmedik; oraya da geleceğiz. Önce 'dış çevreden' başlayalım istedik ki, içerideki uzlaşmazlıkların, çatışmaların ve kutuplaşmaların bize ne getirip götüreceğini daha görebilelim diye!
Cuma günü iki farklı 'bilgi', başta ABD olmak üzere tüm küresel oyuncuların zihnine yerleşti; biri ABD'nin 20 piyasa yapıcısı bankasından birinin batmaktan son dakika adımı ile kurtarılması, diğeri de ABD'nin 'durgunluk tescili' konusunda bir numaralı kurum sayılan NBER'in (National Bureau of Economic Research) başkanı Prof. Martin Feldstein'ın 'durgunluktayız' açıklaması.
ABD'deki ekonomik kriz, bir Wall Street yatırım bankasını uçurumun eşiğine getirdi. Henüz 'düşmedi' ama ciddi bir 'kurtarma yapılmazsa' 'yuvarlanma' kaçınılmaz görünüyordu. Bundan 10 yıl önceki Long Term Capital adlı fonun akıbeti benzer biçimde olmuştu. ABD Merkez Bankası Fed'in öncülüğünde bir yardım kampanyası düzenlenmiş, her büyük banka 300-500 (milyon dolar) vererek likidite sağlamış, ancak bu destek 'ayakta kalmaya' yetmemişti. Ancak, şimdi durum daha farklı; daha derin. Şimdi, 'kartların' ardı ardına devrilmesi riski var. ABD Merkez Bankası Fed, son 40 yılda yapmadığı bir adımı atarak, yatırım bankası Bear Stearns'ü kurtarmak için fon sağlama kararı aldı. Bu fonu da JP Morgan aracılığı ile verecek. Olasılıkla, yüzyıla yakın geçmişi olan Bear Stearns, bir başka kuruluş tarafından satın alınacak.
Bir diğer gelişme de, ABD'nin 'durgunluk tescili' konusundaki bir numaralı kurumu olan NBER'in (National Bureau of Economic Research) başkanı Prof. Martin Feldstein'ın açıklamaları idi. Prof. Feldstein, durgunluk konusunda en temkinli iktisatçıların başında geliyordu. Daha çok yakın bir zamana kadar da, bu temkinliliği elden bırakmamıştı. Feldstein, 'tamamiyle çok sert bir durgunluktan' bahsediyor. Bu yılın ve gelecek yılın 'zor yıllar' olacağından bahsederek, bu ekonomik durgunluğu 'İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en kötü durgunluk' olarak tanımlıyor. 'ABD'nin iyimseri' olan Feldstein'ın bakışı değişti.
İşte dünyada gözler bunlara çevrilmiş, endişeler olmadığı kadar artmışken, içerideki gerilim AKP'ye kapatma talebi ile dava açılmasıyla yeni bir aşamaya girdi.
Türkiye, son bir yılını siyasal istikrarsızlığı yükselterek; gerilimleri, uzlaşmazlıkları, çatışmayı ön plana çıkardı. 2007'de görece dış koşullar, içerideki gerilimin artmasını kaldırabiliyordu. Ancak, bize olumsuzlukları taşıyabilecek ve kendi topraklarında 'son 50 yılın en derin krizi' olarak tanımlanan bu dış koşullar, hafife alındı. Henüz ciddi bir ekonomik krizden yeni çıkan, kendini toparlama, sürdürülebilir büyüme yolunda önemli bir mesafeyi kat eden Türkiye, yeniden iç siyasal gerilim ve istikrarsızlığın kollarına bıraktı kendini.
Şimdi, bu olumsuz dış koşulları görmezden gelip, sonuçlarını bilerek 'bodoslama' kayalıklara doğru sürüklenmeyi seyrediyoruz. 'Yıllardır bizi bölmeye ve yıkmaya çalışan güçler', yabancı değil de, acaba hoşgörüsüz ve uzlaşmaz ruh hali ile kendimizden başkası olamaz diye düşündük mü? Bu defa, dış konjonktür aleyhimizde.
Döviz kuru, faiz, borsa; bunlarda sert hareketlere tanık olabiliriz. Bunlar birkaç ay sonra normale de dönebilir. Ancak, işsizlerimizde istihdam artışı sağlayacak koşulları sağlamak için gereken istikrarın ve buna dönük özgüvenin oluşması yıllar alıyor. Elbirliği ile neden bu kadar zorluyoruz? Fırsatların krizlerden çıkacağını mı düşünüyoruz?
|