![]() |
|
|||||||
| Ekonomi ve Para Piyasaları Ekonomi ve Para Piyasaları hakkında herşeyi bu alanda paylaşabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#11 (permalink) |
![]() |
L LEHDAR (BENEFICIARY) : Çek bono poliçe gibi ticari senetlerde bu senetlerden yaralanabilecek yani senet üzerinde adı yazılı olan kişidir. Hamiline veya emrine yazılı senetlerde ise lehdar senedi elinde bulunduran ya da emrinde tutan kişidir. LİBERALİZM (LIBERALISM) : Ekonomik hayatta dini inanışlarda ve politik faaliyetlerde bireysel davranışların özgürlüğünü savunan bir dünya görüşüdür. Ekonomik liberalizmi serbest rekabet ve devletin ekonomiye karışmaması şeklinde özetlemek mümkündür. Ekonomik liberalizmin öncüsü olan Adam Smith kişilerin ekonomide kendi çıkarlarını maksimuma çıkarmaya çalışırken; toplumsal çıkarın da maksimum olacağını öne sürmüş ve bunun "gizli el" aracılığı ile gerçekleştiğini savunmuştur. LİBOR (LIBOR -LONDON INTERBANK OFFERED RATE-) : Londra bankaları arasında günlük olarak belirlenen ve genellikle 3-6 ay vadeli krediler için geçerli olan dolar mevduat faiz oranıdır. Londra saati ile 11:00' de sabitlenen bu oran piyasalar tarafından referans faizi olarak kullanılmaktadır. LİKİDİTE (LIQUIDITY) : Kişilerin ve firmaların ellerinde veya hesaplarında mevcut bulunan kullanılmaya hazır para ve altın hisse senedi gibi satın alım gücüne denilmektedir. LİKİDİTE ORANI (LIQUIDITY RATIO) : Bir işletmenin kısa süreli borçlarını ödeyebilme kabiliyetidir. Likidite oranı 1'in üzerinde ise kısa süreli borç ödeyebilme kabiliyetinin arttığını ; 1'e eşit ve altında ise bu yetinin azaldığını göstermektedir. LİKİDİTE RİSKİ : Sahip olunan kıymetin istenildiğinde paraya çevrilememesini kıymetin cari piyasa değerinin altında elden çıkarılmasını ifade eder. LİKİDİTE TUZAĞI (LIQUIDITY TRAP) : Ekonomide faiz oranlarının en düşük olduğuna inanılan düzeyinde spekülasyon güdüsüyle para talebinin tam esnek olduğu durumdur. Faiz oranı yüksekken yani tahvil fiyatları düşükken spekülasyon güdüsüyle para talebi azalmaktadır. Faiz oranı düştükçe yani tahvil fiyatları arttıkça para olarak tutulmak istenir. Faiz oranının öyle bir seviyesi vardır ki bu seviyede artık atıl para talebi tam esneklik kazanır ve likidite tuzağına düşülmüş olur. LİKİT FON : Vadesine 90 günden az kalmış sermaye piyasası araçlarından oluşan fonlardır. LİKİT VARLIKLAR (LIQUID ASSETS) : Bir işletmenin büyük bir değer kaybına uğramaksızın kısa süre içinde nakite dönüştürebileceği varlıkların tümüdür. İşletmenin veya kişinin sahip olduğu en likit varlık paradır. Devlet tahvilleri de istenildiği anda paraya çevirebilir. İşletmenin sahip olduğu fabrika makina vb. malların likiditesi düşüktür. LİMİTED ŞİRKET (LIMITED COMPANY) : En az 2 en fazla 50 özel veya tüzel kişinin biraraya gelerek bir ticaret ünvanı altında kurdukları ve ortakların yatırdıkları ana sermaye miktarıyla sorumlu oldukları şirket biçimidir. Şirket sözleşmesinde şirketin ticari ünvanı faaliyet konusu şirketin merkezi esas sermaye ve ortakların payları ve şirketin süresi yer alır. Şirket ortakları müdür sıfatıyla şirketi temsil etmeye ve işleri yürütmeye yetkilidir. LİMİTLİ EMİR (LIMIT ORDERS) : Emri veren alıcının işlemin gerçekleşmesi için kabul ettiği en yüksek fiyatı satıcının ise satmaya razı olduğu en düşük fiyatı belli ettiği emir tipidir. LOT (LOT) : Hisse senetleri piyasasında işlem birimidir. İ.M.K.B. Hisse Senetleri Piyasası’nda 1 lot; 1.000.-TL nominal değerli 1000 adet hisse senedini veya 1.000.000 TL nominal değerli hisse senedini ifade eder. LOKAVT (LOCK-OUT) : Bir işyerinde işverenin işçilerin yapılmasını istedikleri dileklerini kabul ettirmek veya aşırı taleplerini önlemek amacıyla işyerini yasalara uygun olarak kapatarak işçileri toplu olarak işten uzaklaştırmasıdır. |
|
|
|
|
|
#12 (permalink) |
![]() |
Cevap: Finans Sözlüğü A-Z
M MACD GÖSTERGESİ (The Moving Average Convergence / Divergence: hareketli ortalamaların Uyumluluğu ve Uyumsuzluğu) : MACD’de üç hareketli ortalama vardır ve iki çizgi kullanılır. İlk çizgi MACD çizgisidir ve 26 günlük hareketli ortalamadan 12 günlük hareketli ortalama çıkarılmasıyla oluşur. MACD çizgisini düzleyecek ikinci çizgi (sinyal çizgisi) için 9 günlük hareketli ortalama kullanılır. MACD çizgisi sinyal çizgisini yukarı kestiğinde al aşağı kestiğinde sat sinyali verir. MADDİ MALLAR (TANGIBLE GOODS) : Bir işletmenin sahip olduğu arazi makina taşıt bina gibi sabit varlıklardır. Maddi mallar uzun veya kısa süreli olarak saklanabildikleri gibi bir kişinin mülkiyetinden bir başkasının mülkiyetine de geçebilirler. MADDİ OLMAYAN MALLAR (INTAGIBLE GOODS) : Bir işletmenin sahip olduğu patent şerefiye telif hakkı gibi fiziki bir varlığı olmayan mallardır. Bu malların mülkiyetinin el değiştirmesi mümkün değildir. MADDİ OLMAYAN SERMAYE (INTANGIBLE CAPITAL INTANGIBLE PROPERTY) :Patent hakkı şerefiye imtiyazlık gibi elle tutulup gözle görülmeyen sermaye unsurlarıdır. MADDİ SERMAYE (TANGIBLE CAPITAL) : Arsa bina makina alet gibi elle tutulup gözle görülebilen sermaye unsurları maddi sermaye unsurlarıdır. MADENİ PARA (COINAGE METALLIC MONEY METAL CURRENCIES) :Madenden yapılmış olan paradır.Önceleri altın gümüş gibi değerli maddelerden yapılan madeni paralar günümüzde nikel alüminyumgibi gerçek değerleri daha düşük maddelerden yapılmaktadır. MAHALLİ ÇEK (LOCAL CHEQUE) : Çekin düzenleme ve ödeme yeri aynı şekilde ise bu tip çeklere mahalli çek denilmektedir.Mahalli çeklerin ibraz süreleri on gündür. MAHFUZ HİSSE (LEGAL PORTION) : Kanuni mirasçılara bırakılması zorunlu olan miras payıdır. Medeni Kanun'a göre miras bırakan kişinin çocukları torunları torununun çocukları annesi babası kardeşi eşi mahfuz hisse sahipleridir. MAHSUP (TO THE CREDIT OF THE ACCOUNT) : Üyelerin bir piyasadan doğan alacaklarını talimatları doğrultusunda diğer bir piyasa işleminden doğan borçlarını ödemede kullanabilmeleridir. Hesaba geçirmek kaydetmek anlamına gelen mahsup terimi ticari işlemlerde borçlanılmış bir tutar karşılığı para veya mal olarak yapılan ödemedir. MAHSUP ÇEKİ (ELIMINATION CHEQUE) : Üzerinde "mahsup çekidir" veya "bedeli hesaba geçirilecektir" ibaresi bulunup bedeli hesaba geçirilen çektir. MAKRO İKTİSAT (MACRO ECONOMICS) : Ekonomik faaliyetlerin bütün olrak incelenmesidir. Milli gelir uluslararası ekonomik ilişkiler büyüme ve gelişme para ve kredi politikaları maliye politikası makro iktisadın konularına girer. MAKTU TEMİNAT (FIXED COLLATERAL) : Borsa üyeleri tarafından hisse senetleri piyasasında işlem yapabilmek için yatırılması gereken teminatın tüm aracı kuruluşlar için sabit tutar olarak belirlenen kısmıdır. MAKTU VERGİ (LUMP-SUM TAX) : Mükellefler arasında ayrım yapmaksızın herkesten eşit olarak alınan vergidir. Baş ve damga vergilerini maktu vergiye örnek verebiliriz. Bazı harç türleri de bu vergi kapsamındadır. MALİ ARACI (FINANCIAL INTERMEDIARIES) : Kıymetli evrak menkul değer veya mali değer içeren her tür evrakın alım satımına aracılık eden kişilere mali aracı denilmekteidr.Mali aracılar kendi yükümlülüklerini içeren evrak ihdas ederek halka arz edemezler ve alım satımda bulunamazlar. MALİ ENDEKS : Mali sektörde yer alan şirketlerin hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişmeler dikkate alınarak hesaplanan hisse senetleri piyasası endeksidir. MALİ ENGEL (FISCAL DRAG) : Gelir vergisinin devlet harcamalarından daha fazla artmasından kaynaklanan ekonomik büyümeyi engelleyen etkidir. MALİ KAYNAKLAR (FINANCIAL RESOURCES) : Özel ve kamu harcamalarının finansmanı için gerekli her türlü parasal kaynak mali kaynaktır. MALİ KRİZ (FINANCIAL CRISIS) : İşletmenin kredi alabilme ve kullanabilme imkanlarını büyük oranda kaybederek ödeme güçlüğüne girmesine mali kriz denilmektedir. MALİ KURUMLAR (FINANCIAL INSTUTIONS) : Bir ülkenin mali sistemi içinde bulunan kurumlardır. Mali sistemi oluşturan kurumlar genellikle parasal aracı kuruluşlar parasal olmayan aracı kuruluşlar ve menkul değerler piyasası olarak üçe ayrılır. MALİ PİYASALAR (FINANCIAL MARKETS) : Tasarruf fazlası olan ekonomik birimlerle tasarruf açığı (fon ihtiyacı) olan ekonomik birimler arasında fon akımlarını düzenleyen kurumlar akımı sağlayan araç ve gereçler ile bunları düzenleyen hukuki ve idari kurallardan oluşan yapıya mali piyasa (finans kesimi) denir. Bu piyasalar kısa vadeli fon akımlarını kapsayan Para Piyasası (Money Market) orta ve uzun vadeli fon akımlarından oluşan Sermaye Piyasası (Capital Market) Döviz Piyasası (Foreign Exchange Market) ve Altın Piyasası (Gold Market) şeklinde gruplandırılabilir. MALİ SEKTÖR (FINANCIAL SECTOR) : Ekonomik faaliyetlerin finansmanında rol oynayan kuruluşların bulunduğu setördür.Sigorta şirketleri bankalar sermaye piyasası toplu tasarruf kuruluşları mali sektörü oluşturan başlıca kuruluşlardan bazılarıdır. MALİ TEKEL (FISCAL MONOPOLY) : Dolaylı vergilere giren bir tüketim vergi türüdür.Devlet bazı malların üretimini tekeline alır ve bunların fiyatlarını yüksek tutarak vergi gelirini sağlar.Bunun içinde tekelinde bulundurduğu malların satışlarında dolaylı vergi tahsil eder.Günümüzde mali tekeller oldukça azdır MALİ YARDIM (FINANCIAL AID) : Özel ve kamu sektör üreticilerine mali açıdan zor durumda iseler veya desteğe ihtiyaçları varsa ekonomik ve sosyal amaçlar çerçevesinde yapılan ödemelerdir.Mali yardımın yapılmasının amacı kaynak tahsisinde etkinlik sağlamak ve gelir dağılımının adil bir şekilde yapılmasını sağlamak içindir. MALİ YIL (FINANCIAL YEAR) : Devlet tarafından düzenlenen veya denetlenen yıllık mali işlemlerde kabul edilen oniki aylık süredir.1 ocak itibariyle başlamaktadır. Ancak bazı şirketlerde özel dönemler mevcuttur. Örneğin 1 Temmuz itibariyle başlayıp 30 Haziran itibariyle son bulabilir. MALİYE (FINANCE) : Devletin fonksiyonlarını yerine getirmesi ve bu amaçla gelir elde derek bu geliri harcamasını inceleyen iktisat dalına verilen addır. MALİYE POLİTİKASI (FISCAL POLICY) : Devletin belirli ekonomik ve sosyal amaçlarını gerçekleştirerek ekonomik politikasına yön vermek için kamu harcama ve gelirlerinden yararlanmak suretiyle ekonomik hayata yaptığı müdahaledir. MALİYET DEĞERİ (COST VALUE) : Bir varlığın satın alınması veya değerinin arttırılmasından dolayı yapılan harcamaların tümüdür.Bir malın maliyeti satın alma değeri üretim masrafları ve sürüm masraflarının toplanmasıyla elde edilir MALİYET ENFLASYONU (COST-PUSH INFLATION) : Herhangi bir nedenle üretim maliyetlerindeki artış fiyatların yükselmesine yol açar. Bu da gelir sahiplerinin üretimden daha çok pay istemelerine ve böylece enflasyon sürecine girilmesine neden olur. Bu tip enflasyon maliyet enflasyonu olarak adlandırılır. Arz enflasyonu da denilmektedir. MALİYET MİNİMİZASYONU (COST MINIMISATION) : Minimum maliyet ile belirli bir üretimi gerçekleştirebilecek faktör girdi bileşimini bulma çabalarıdır. MALİYET MUHASEBESİ (COST ACCOUNTING) : İşletmede üretilen malın veya hizmetin maliyetinin ve satış fiyatlarının belirlenmesi işletmede giderlerinin kontrolü gibi konuların oluşturduğu muhasebe dalıdır. MAMUL (PRODUCT) : Üretimi tamamlanmış satışa hazır olan mallardır. Bir işletmenin mamulü başka bir işletmenin hammadde yardımcı madde veya malzemesini oluşturabilir. MANÜPLASYON : Piyasada canlılık yaratmak amacıyla oluşturulan suni fiyat hareketleridir. MARJİNAL GELİR (MARGINAL REVENUE) : Marjinal gelir işletmenin bir birim fazla satması durumunda toplam gelir miktarında meydana gelen değişimdir. MARJİNAL HASILA DEĞERİ (MARGINAL REVENUE PRODUCT) : Marjinal hasıla değeri bir faktörün marjinal ünitesinin katkısı olan ürünün satışı sonucu işletmenin toplam gelirinde meydana gelen değişimdir. MARJİNAL İKAME ORANI (MARGINAL RATE OF SUBSTUTION) : Tüketicinin X ve Y gibi iki farklı malın farklı bileşimlerini yaparken aynı tatmin seviyesini korumak için bir maldan fazla talep ettiği miktarla diğer maldan vazgeçtiği miktar arasındaki ilişkidir. Marjinal ikame oranı tüketicinin kayıtsızlık eğrisinin eğimine eşittir. MARJİNAL MALİYET (MARGINAL COST) : Bir firmanın üretim miktarındaki bir birimlik artış için katlanılması gereken ilave maliyettir. Başka bir deyişle toplam maliyet ile artıştan sonraki toplam maliyet arasındaki farktır. MARJİNAL SERMAYE-HASILA KATSAYISI (MARGINAL CAPITAL-OUTPUT RATIO) : Marjinal Sermaye-Hasıla Katsayısı sermaye stokunda meydana gelen değişimin toplam üründe ortaya çıkardığı artış oranıdır. MARJİNAL TASARRUF EĞİLİMİ (MARGINAL PROPENSITY TO SAVE) : Belirli bir ülkede belirli bir dönem içerisindeki gelir düzeyindeki bir birimlik artışın tasarruflarda yarattığı artıştır. Gelir düzeyi arttıkça marjinal tasarruf eğilimi de artar. MARJİNAL TEKNİK İKAME ORANI (MARGINAL RATE OF TECHNICAL SUBSTUTION) : Üretim faktörlerinden birinin miktarı azalırken aynı üretim seviyesini korumak için üreticinin diğer faktörlerden aldığı miktar arasındaki orandır. İkame edilen sermaye faktörü / ikame edilen emek miktarı şeklinde formüle edilir. MARJİNAL TÜKETİM EĞİLİMİ (MARGINAL PROPENSITY TO CONSUME) : Belirli bir ülkede belirli bir dönem içerisindeki gelir düzeyindeki bir birimlik artışın tüketim harcamalarında yarattığı artıştır. MARJİNAL ÜRÜN (MARGINAL PRODUCT) : Diğer faktör miktarları sabit kalmak suetiyle bir faktör kullanımında meydana gelen bir birimlik artışın toplam üründe yarattığı artıştır. MARJİNAL YATIRIM EĞİLİMİ (MARGINAL PROPENSITY TO INVEST) : Belirli bir ülkede belirli bir dönem içerisindeki gelir düzeyindeki bir birimlik artışın yatırımlarda yarattığı artıştır. MARKET MAKER(Piyasa Yapıcılığı) (MARKET MAKER) : Belirli hisse senetlerinin fiyatlarını sabit tutmak amacıyla menkul kıymetler borsasında hisse senetlerini fiyatlar düştüğünde alıp yükseldiğinde satan kişi veya kuruluşlardır. Market makerın bu işlemi yapabilmesi için hisse senetlerine sahip olması veya hisse senetleri adına satma yetkisi olması gerekmektedir. MATRAH : Vergiye esas olan ve para ile ifade edilebilen değerlerin tümü. MENKUL KIYMET (SECURITY) : Ortaklık veya alacaklılık sağlayan belli bir meblağı temsil eden yatırım aracı olarak kullanılan dönemsel gelir getiren misli nitelikte seri halinde çıkarılan ibareleri aynı olan ve şartları SPK tarafından belirlenen kıymetli evraktır. MENKUL KIYMET BORSASI (STOCK EXCHANGE) : Menkul kıymetlerin arz ve talebinin karşılaştığı örgütlenmiş piyasalardır. MENKUL KIYMET İRADI : Menkul ve gayri menkullerden elde edilen faiz kira rant gibi hasılatı ifade etmektedir. MENKUL KIYMETLER YATIRIM FONU (OPEN END UNIT TRUST) : Bankaların halktan katılma belgesi karşılığı topladıkları paralarla menkul kıymet portföyü işletmek amacıyla oluşturdukları fondur. Bir bankanın birden çok fon kurması ve yönetmesi serbesttir. Türkiye'de menkul kıymet yatırım fonunun kurulması ve yönetilmesi hakkı sadece bankalara verilmiştir. MENKUL MALLAR (MOVEABLE GOODS) : Menkul mallar bir yerden başka bir yere taşınabilen mallardır. MENKUL SERMAYE İRADI (RETURNS ON STOCKS AND BONDS) : Tahvil hisse senedi gibi menkul sermayenin gerçek kişi olan sahiplerine sağladıkları parasal çıkarlardır. MENŞE ŞAHADETNAMESİ (CERTICATE OF ORIGIN) : İhraç edilen malın üretildiği ülkeyi gösteren belgedir. MERGER (MERGER) : Bir işletmenin başka bir işletmenin hisse senetlerini satın alarak onun hukuki varlığına son verilmesiyle kurulan işletmelerdir. MERKANTİLİZM (MERCHANTILISM) : 15.ve 19. Yüzyıllar arasında Avrupa'da feodalizmin çökerek ulusal devletlerin kurulmaya başlandığı ve sanayi kapitalizmine öncelik veren ticari kapitalizmin geliştiği dönemdir. MERKEZ BANKASI (CENTRAL BANK) : Devletin para çıkarmak para piyasasını denetlemek altın stokunu ve döviz rezervlerini ayarlamak ve yönetmek amaçlarıyla kurduğu ve hissesinin büyük bir bölümüne devletin sahip olduğu banka türüdür. MERKEZİ TAKAS (CENTRAL SETTLEMENT) : Borsa'da gerçekleşen tüm işlemlerin takasının yine Borsa'da sonuçlandırılmasıdır. MEVDUAT (BANK DEPOSIT) : İstenildiği anda veya belirli bir düre sonunda geri alınmak üzere bankalara yatırılan paradır. Bu paralar bankaya yatırıldıklarında bankanın tasarruf ve mülkiyetine girmiş olur. Böylece banka kredi almış mevduat yatıran kişide bankadan alacaklı duruma gelmiş olur. MİKRO İKTİSAT (MICROECONOMICS) : Tüketici birimlerin veya itletmeler gibi bütünü olutturan küçük birimlerin ekonomik davramış biçimlerini inceleyen iktisat dalıdır. MİKTAR KISITLAMALARI (QUANTITY RESTRICTIONS) : İthalat ve ihracat mallarına getirilen kısıtlamalardır. Kotalar ve ihracat ve ithalat yasakları miktar kısıtlamalarının başlıcalarıdır. MİLLİ GELİR (NATIONAL INCOME) : Belirli bir ülkede belirli bir dönemde yaratılan mal ve hizmetlerin parasal değerlerinin toplamından amortismanların ve dolaylı vergilerin çıkartılmasından sonra geriye kalan tutardır. MİLLİLEŞTİRME (NATIONALIZATION) : Ekonomik sosyal ve siyasi bir amaçla yabancı bir ülke mülkiyetinde bulunan bir mülkün devlet mülkiyetine geçirilmesidir. MİZAN (TRIAL BALANCE) : Muhasebede bir kontrol aracı olarak kullanılan hesapların belirli tarihlerde incelendikten sonra borç ve alacak toplamlarının bir cetvele toplu olarak yazılmasıdır. Bunun amacı günlük defterden büyük deftere geçirilen nakit ve kayıtların kontrolüdür. MOMENTUM : Momentum kısaca belli bir süre içindeki fiyat farklarıyla düşüş ya da yükselişteki hızı ölçer. Aşırı alım-satım osilatörü oluşturmak için bu teknik kullanılır. Ölçülen dönemin ilk fiyatından son günün kapanış fiyatı çıkarılır ve ortaya çıkan pozitif veya negatif değer bir sıfır çizgisinin altına veya üstüne çizilir. Oran yöntemiyle son fiyat ilk fiyata bölünür. Bu durumda fiyatlar bir orta çizgi görevi yapan 100’ün altında ve üstünde dalgalanır. Orta çizginin yukarı kesilmesi al aşağı kesilmesi sat sinyali verir. MONOPSON (MONOPANY BUYER'S MONOPOLY) :Belirli bir piyasada belirli bir malın birçok satıcıya karşı sadece bir tane alıcısının bulunmasıdır. MORATORYUM (MORATORIUM) : Vadesi gelmiş bir borcun mahkeme kararı kanun gereği borçlunun kararı veya borçlu ve alacaklı arasındaki anlaşma gereği ile ertelenmesidir. Mali sıkıntıdaki kişi veya işletmelere vadesi gelmiş borçlarını ödemek için verilen süre veya bir devletin başka bir devlete olan borcunun ertelenmesi de moratoryum kapsamına girmektedir. Genelde borçlu ve alıcı arasında borcun yeniden yapılandırılması ile sonuçlanır. MUDİ : Bankaya para yatıran kimse mevduat sahibi. MUHASEBE (ACCOUNTING) : işletmelerdeki parasal işlemleri kayıtlara geçirerek bunlardan doğan sonuçları saptama ve yorumlama işlemleridir. Finansal muhasebe maliyet muhasebesi ve yönetim muhasebesi olarak üçe ayrılır. MUNZAM TEMİNAT (ADDITIONAL COLLATERAL) : Üçer aylık dönemlerde her bir temerrüt matrahı 20 milyon TL. veya üstü olmak kaydıyla Hisse Senetleri Piyasası işlemlerinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmeyerek birden fazla günde Borsaca geçerli kabul edilmeyen şekilde savunmalı olarak temerrüde düşen üyelerin toplam temerrüt matrahının % 10’u oransal teminat veya ortalama teminatı aştığı takdirde ödenen aradaki farka munzam teminat denir. MURABAHA :İslami kural ve düzenlemelere göre uygulanan bir finansman metodu olan murabaha; finansör kurumun kredi sağladığı şirket adına mal alıp vadeli olarak o kuruluşa belli bir kar marjıyla malı satmasıdır. Ülkemizde de Finans Kurumlarınca kullanılan bir yoldur. MÜLKİYET (OWNERSHIP) : Bir eşya sahibine o eşyayı kullanma eşyadan faydalanma tasarruf etme yetkilerini veren haktır. Eşya menkul ise menkul kıymet; gayrimenkul ise gayrimenkul mülkiyet denir. MÜŞTERİ EMRİ : Borsa üyelerine müşterileri tarafından verilen alım satım emirleridir. MÜŞTERİ İSMİNE SAKLAMA SİSTEMİ (CUSTOMER NAME BASED CUSTODY SYSTEM) : Takasbank sisteminde Müşteri kodlarıyla takip edilem alt hesapların Takasbank’ın yapacağı düzenleme ile isme çevrilmesini her bir yatırımcı için verilecek sicil numarası ile takip edilerek yatırımcının kimlik bilgilerinin tespitinin mümkün hale getirilmesini ve müşterilerin menkul kıymetlerini bloke edebilmesini amaçlayan sistemdir. MÜTESELSİL BORÇ (JOINT DEBT) : Bir borç ilişkisinde birden fazla kişinin alacaklıya karşı aynı sebepten dolayı borcun tamamı için asıl borçlu olarak sorumlu tutulabilme durumudur. Borcun bir kısmının ödenmesi halinde geri kalan kısım için tüm borçlular yükümlü olacaklardır. MÜTEŞEBBİS (ENTREPRENEUR) : Belirli bir organizasyon dahilinde diğer üretim faktörlerini birlettirerek mal ve hizmet üreten ve bunu yaparken de kâr veya zarara katlanmak zorunda olan kitidir. Mütetebbis dördüncü bir üretim faktörü olarak kabul edilmektedir |
|
|
|
|
|
#13 (permalink) |
![]() |
N NAKİT (CASH) : Ödeme aracı olarak elde hazır bulundurulan kağıt veya madeni para cinsinde değere verilen addır. NAKİT AKIMI (CASH FLOW) : İşletmenin gelir ve giderlerinde nakit olarak gerçekleşen para akımıdır. NAKİT AKIŞ ANALİZİ (CASH FLOW ANALYSIS) : İşletmedeki nakit akışını açıklayan finansal tablo ve bu yolla yapılan analizdir. NAKİT AKIŞ TABLOSU : İşletmenin nakit giriş ve çıkışlarını gösteren tablodur. Düzenlendiği dönem itibarıyle nakit açığı veya fazlasını gösterir ve finansal planlamada kullanılır. NAKİT BÜTÇE (CASH BUDGET) : Belirli bir dönem içerisinde işletmenin alacaklar net nakit ödemeler gibi nakit akışlarını gösteren bir programdır. Nakit bütçenin düzenlanmesinin amacı işletmenin nakitlerinin yönetilmesidir. NAKİT DÖNÜŞÜMÜ (CASH CYCLE) : İşletmede üretilen malın satışı alacakların ödenmesi ve elde edilen parayla tekrar hammadde alınmasına kadar geçen süredir. NAKİT PİYASA (CASH MARKET) : Vade uygulanmadan aynı gün valörlü işlemlerin yapıldığı piyasalardır. NAMA YAZILI SENET : Hisse senedinin üzerinde sahip olanın ad ve soyadının yazılı olduğu senetlerdir.Bu hisselerin satılması durumunda şirketlerin pay kütüğü defterine kaydı gerekmektedir ve hisse üzerine yeni sahip olanın adı ve soyadı yazılır. NARH (OFFICIALY FIXED PRICE) : Mal ve hizmetlerin satış fiyatlarının kamu otoriteleri tarafından saptanmasıdır. Narhlar taban ve tavan fiyatların belirlenmesi şeklinde hem üreticiyi hem de tüketiciyi korumaya yöneliktir. Taban fiyat uygulaması narh üreticiyi korumaya yönelik olup belirlenen fiyatın altında satış yapılması yasaktır. tavan fiyat uygulaması ise narh tüketiciyi korumaya yönelik olup bir mal veya hizmetin satılabileceği en yüksek fiyatın belirlenmesinde kullanılır. NAZIM HESAPLAR : Gerçek ekonomik değer hareketine neden olmayan ancak işletmenin yükümlülüklerini ve hak doğurabilecek işlemlerini kapsadığı için muhasebe sistemi içinde izlenen hesap. NEGATİF GELİR VERGİSİ (NEGATIVE INCOME TAX) : Devletin gelir düzeyi yetersiz olan kişilerden vergi almak yerine bu kişilere parasal yardımda bulunmasıdır. NEGATİF YATIRIM (NEGATIVE INVESTMENT DISINVESTMENT) :Bir hesap yılı içerisinde yapılan toplam yatırımın mevcut sermayenin aşınmasını karşılayacak yatırım miktarından daha düşük seviyede kalması durumudur. NET AKTİFLER (NET ASSETS) : Bir işletmenin net aktifleri o işletmenin varlıkları ile borçları arasındaki farktan oluşan özsermayesidir. Net aktifler işletmenin bilançosunda bulunan net değerlerdir. NET BUGÜNKÜ DEĞER (NET PRESENT VALUE) : Paranın zaman değerini dikkate alan proje değerlendirme ölçütüdür. Bir projenin sağlayacağı gelirlerin bugünkü değerinden maliyetinin bugünkü değeri çıkartılmak suretiyle hesaplanır. NET BUGÜNKÜ DEĞER YÖNTEMİ : Yatırım projelerinin değerlendirilmesinde kullanılan ve paranın zaman değerini dikkate alan bir yöntemdir. NET DEFTER DEĞERİ (NET BOOK VALUE) : İşletmenin sahip olduğu amortismana ait sabit varlığa ait birikmiş amortismanların aynı sabit varlığın defter değerinden çıkartılması ile elde edilen tutardır. NET FAİZ (NET INTEREST) : Gayrisafi faiz tutarından vergiler komisyonlar ve diğer masraflar çıkartıldıktan sonra kalan tutardır. NET FİYAT (NET PRICE) : Malın fiyatından iskonto ve diğer masraflar çıkartıldıktan sonra kalan tutardır. NET İŞLETME SERMAYESİ (NET WORKING CAPITAL) : İşletmenin cari mevcutları ile kısa vadeli borçları arasındaki fark işletmenin net işletme sermayesidir. (NİS=Dönen Varlıklar-K.V.Yabancı Kaynaklar) NET SATIŞ KÂRI (NET SALES PROFIT) : İşletmenin belirli bir dönem içerisinde elde ettiği gelirinden vergiler ve diğer masraflar çıkartıldıktan sonra kalan kâr işletmenin net satış kârıdır. NİHAİ ÜRÜN (mal) (FINAL PRODUCT; FINAL GOOD) : Üretim aşamaları tamamlanarak son şeklini almış tüketime hazır hale gelmiş olan maldır. NİSBİ FİYAT (RELATIVE PRICE) : Bir mal veya mal ve hizmet fiyatının başka bir mal veya mal ve hizmet fiyatına bölünmesiyle bulunan değerdir. Nisbi fiyat mal ve hizmetlerin birbirleri karşısındaki durumunu belirlemeye yarar. NOKTA ESNEKLİĞİ (POINT ELASTICITY) : Talep ve arz eğrisi üzerindeki herhangi bir noktanın esnekliğidir. Bu esneklik geometrik olarak hesaplanabilir. NOMİNAL (İTİBARİ) DEĞER (NOMINAL/FACE VALUE) : Bir malın piyasa fiyatı dışında beklenen ve tahmin edilen fiyatıdır. Hisse senedi için pay senedinin üzerinde yazılı olan fiyattır. Tahvillerde ise vade sonunda ödenecek değerdir. NOMİNAL FAİZ ORANI : Piyasada uygulanan cari faiz oranlarıdır. Fiyat hareketlerinden arındırılmadığından reel faiz düzeyini göstermez. NOMİNAL GELİR (NOMINAL INCOME) : Gelirin para ile ifade edilen şeklidir. Bu kavram gelirin satınalma gücünü kapsamaz. Gelirde meydana gelen gerçek değişmelerin hesaplanması sırasında bu kavramdan yararlanılır. NOMİNAL KORUMA ORANI (NOMINAL TARIFF RATE) : Nihai mallara konulan gümrük vergilerinin yerli üreticiler üzerinde yarattığı koruma etkisidir. Gümrük tarifelerinin koruyucu etkisi efektif koruma oranıyla ölçülür. Efektif koruma yurtiçi katma değerin ne denli korunduğunu gösterir. NOMİNAL SERMAYE (SUBSCRIBED CAPITAL NOMINAL CAPITAL AUTHORIZED CAPITAL) :Şirket kurulması esnasında şirket ortakları tarafından taahüt edilen sermayedir. Anonim şirket kurulurken sermayenin dörtte birinin kuruluş sırasında ödenme mecburiyeti vardır. NORMAL EMİR (NORMAL ORDER) : Küsüratsız şekilde tam olarak önceden belirlenmiş işlem birimi ve katları halinde verilmiş olan emirlerdir. NORMAL FİYAT (NORMAL PRICE) : Arz ve talebin tam anlamıyla geçerli olduğu şartlar altında arz ve talebin denge halinde oluşan uzun dönem fiyatıdır. NORMAL KÂR (NORMAL PROFIT) : Belirli bir faaliyet dalında çalışan şirketlerin başka bir faaliyet dalına kaymasına engel olacak kadar yeterli fakat başka bir şirketin aynı faaliyet dalına girmesini de önleyecek kadar düşük bir kârdır. NORMAL MALLAR (NORMAL GOODS) : Tüketicilerin gelir seviyeleri artarken tüketim miktarları da artan mallardır. Genellikle zorunlu tüketim malları normal mallar olarak kabul edilirler. Örneğin tlevizyon buzdolabı gibi mallar eskiden normal mal kategorsine dahil edilirken günümüzde zorunlu tüketim malı sayılmaktadırlar. NÖTR PARA (NEUTRAL MONEY) : Gerçek değişkenleri etkileme gücüne sahip olan paradır. |
|
|
|
|
|
#14 (permalink) |
![]() |
O-Ö OPSİYON (OPTION) : Belirli bir süre içerisinde belirlenmiş bir fiyattan bir mal veya menkul kıymeti alma ya da satma hakkına verilen addır. Opsiyon hakkı alım opsiyonu (call option) ve satım opsiyonu (put option) olarak ikiye ayrılır. Piyasa fiyatı belirlenmiş olan fiyatı aşmış ise alım opsiyonu sahibi; fiyat düşmüş ise satım opsiyonu sahibi hakkını kullanır. OPSİYON SÖZLEŞMESİ (OPTION CONTRACT) : Belli miktarda bir malı menkul kıymeti veya finansal göstergeyi belli bir fiyattan ileride önceden belirlenmiş bir tarihte veya öncesinde alma veya satma hakkıdır. OPTİMUM (OPTIMUM) : Ekonomide belirli amaçlara bağlı olarak bir değişkenin alabileceği en iyi değeri belirten kavramdır. OPTİMUM KAYNAK DAĞILIMI (OPTIMUM RESOURCE DISTRIBUTION) : Ekonomide mevcut olan sınırlı kaynakların mal ve hizmet üretimi için gerekli olan ihtiyaçlarda en uygun şekilde kullanılmasıdır. Bunun gerçekleştirilebilmesi için her üretim faktörünün çeşitli kullanım alanlarındaki marjinal prodüktivitelerinin birbirlerine eşitlenmesi gereklidir. ORDİNAL FAYDA (ORDINAL UTILITY) : Belirlenen bir malın rakamlarla ölçülmeyip malların faydaları bakımından bir sıralamaya tâbi tutulmalarıdır. Kayıtsızlık eğrileri analizi ordinal fayda teorisi çerçevesinde geliştirilen bir analizdir. ORDİNO : Borsa yatırımcılarının işlem yaptıkları aracı kurumlarında verdikleri alım-satım emirleridir. ORTAK PARA ALANI (COMMON EXCHANGE AREA) : Ekonomik ilişki bakımından yakın olan ülkelerin paralarını sabit kurlara bağlayarak diğer ülke paralarına karşı dalgalanmaya bırakmalarıdır. ORTALAMA GELİR (AVERAGE INCOME) : Firmanın ürettiği mal birimi başına düşen gelirdir. Belirli bir üretim birimi satışından sağlanan toplam gelirin üretim birimine bölünmesiyle bulunur. ORTALAMA MALİYET (AVERAGE COST) : Toplam değişken maliyetlerle toplam sabit maliyetler toplamının üretim miktarına bölünmesiyle elde edilen tutardır. Kısa dönem ortalama maliyeti ve uzun dönem oratalam maliyeti olarak ikiye ayrılır. Kısa dönem ortalama maliyetleri genellikle uzun dönem ortalama maliyetlerinin üzerindedir. OSİLATÖR : Piyasanın aşırı alım ya da aşırı satış bölgesinde olup olmadığını belirleyen göstergelerdir. Fiyat grafiğinin altına çizilir. Osilatör yukarı uca eriştiğinde aşırı alım bölgesinde aşağı uca eriştiğinde aşırı satım bölgesindedir. ÖDEMELER DENGESİ : Bir ülkenin yıl içinde dış ülkelere yaptığı ödemeler ile dış ülkelerden sağladığı gelirleri gösteren bilançodur. ÖDENMİŞ SERMAYE (PAID-IN CAPITAL SUBSCRIBED CAPITAL) :Esas sermaye sistemine tâbi ortaklıklarda ortaklarca taahhüt edilen sermayenin nakden ödenmiş kısmıdır. ÖDÜNÇ VERİLEBİLİR FON ARZI (SUPPLY OF LOANABLE FUNDS) : Kredi talebinde bulunan ekonomik birimlerin kredi gereksinimlerini karşılayabilmeleri için bu birimlere ödünç olarak verilen fon miktarıdır. Bu fonlar tasarruflar ek kredi dağıtılmayan kârlar gömüleme çözülmesi ve menkul kıymetlerin satışından sağlanacak fonlar yoluyla sağlanabilir. ÖDÜNÇ VERİLEBİLİR FON TALEBİ (DEDAND FOR LOANABLE FUNDS) : Tasarruf ve gelirleri harcama ve yatırımları için yaterli olmayan ekonomik birimlerin yaptıkları fon talebidir. Bireyler devlet organları işletmeler fon talebinde bulunan ekonomik birimlerin başında gelmektedirler. ÖZEL BÜTÇE (SPECIAL BUDGET) : Belediye il özel idareleri ve köy bütçeleri ile yerel gelir ve giderleri kapsayan bütçe özel bütçeyi oluşturmaktadır. Özel bütçe kanun niteliğinde olmayıp diğer bütçeler gibi Maliye ve Gümrük Bakanlığı tarafından hazırlanmaz. ÖZEL EMİR (SPECIAL ORDER) : Büyük miktarlardaki alım-satım emirleridir. Özel emirlerin gerçekleşmesi Borsa yönetimi tarafından belirlenir. ÖZEL FİNANS KURUMLARI : Tasarruf sahiplerinin banka mevduatına yatırmayıp yurt içinde ve dışında altın döviz bina gibi araçlarla değerlendirdikleri tasarruflarının üretim sürecine sokulması amacıyla kurulan ve "kâr-zarar" kavramlarına dayalı çalışan kurumlar. ÖZELLEŞTİRME (PRIVATISATION) : Mal ve hizmet üreten birimlerin mülkiyetinin ve yönetiminin kamu sektöründen özel sektöre devredilmesidir. Özeleştirmenin başlıca amaçları; ekonomideki verimliliği arttırmak serbest piyasa ekonomisinin gelişmesini sağlamak hazine ve kamu kuruluşalrına ek fon sağlamak kamu sektörünün dış finansman ihtiyacının en aza indirgenmesinin sağlamaktır. ÖZEL SEKTÖR TAHVİLLERİ (PRİVATE SECTOR BONDS) : Anonim şirketler tarafından çıkarılan borçlanma senetleridir. Vadeleri en az iki yıl olmak üzere serbestçe belirlenebilir ve sabit veya değişken faizli olarak ihraç edilebilir. Kupon ödemeleri yılda 1 2 ya da 4 defa olabilir. ÖZERK BÜTÇE (AUTONOMOUS BUDGET) : Genel ve katma bütçelerden bağımsız olarak hazırlanan ve parlamentonun onayından geçmeden uygulanan bütçelerdir. Özerk bütçeler kendilerine ait özel hukuk ve kuruluş kanunlarına göre düzenlenip uygulanırlar. ÖZSERMAYE (EQUITY CAPITAL) : İşletmenin varlıkları ile borçları arasındaki farktır. Özsermaye bilançosunun pasifinde yer alıp ödenmiş sermaye dağıtılmamış kârlar ve her türlü yedek akçeden oluşur. ÖZVARLIK (NET WORTH) : İşletmenin sahip olduğu sermaye olarak ayrılmış fonların tümüne verilen addır. Özsermayeden zararın çıkartılması iel elde edilir. ÖZYÖNETİM (WORKS PARTICIPATION) :İşçilerin veya işçi temsilcilerinin işletmenin yönetimiyle ilgili kararları alma yönetime katılma hakkına sahip oldukları sistemdir. Bu sisteme göre hangi malların hangi tekniklerle ne kadar ücretlendirileceği hangi fiyattan kimlere satılacağı sağlanan gelirin nasıl değerlendirileceğine işçiler demokratik bir şekilde kendileri karar verirler. |
|
|
|
|
|
#15 (permalink) |
![]() |
P PARA (MONEY) : Mal ve hizmetlerin satın alınmasını sağlayan mübadele aracı olan hazır bir satınalma gücüdür. Para sayesinde ekonomide mallar kolayca el değiştirirler. PARA ARZI (MONEY SUPPLY) : Bir ülkedeki toplumun sahip olduğu ödeme araçlarının tümüdür. Bu araçlar; banknot kaydi para ve madeni paradır. Fakat bazı ülkelerde hazine bonları devlet tahvilleri ticari senetler vadeli mevduat hesapları da para arzı olarak kabul edilirler. PARA BİRİMİ (MONETARY UNIT) : Bir ülke parasının standart birimidir. Türk para birimi "Lira" Japonya para birimi "Yen" gibi. PARA EKONOMİSİ (MONETARY ECONOMY PECUNIARY ECONOMY) :Değişim aracı olarak paranın kullanıldığı ekonomidir. Para önceleri mallarla temsil edilirken zamanla malların taşıma zorluğu dayanıksızlığı değerini muhafaza edememesi gibi nedenlerden dolayı madeni para kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonraları altın ve gümüş kullanılmış fakat zamanla yerini altın karşılığı sertifika ve banknotlara bırakmıştır. Ekonominin gelişmesiyle altın karşılığı olmayan kağıt paralar kullanıma girmiştir ve bankacılığın gelişmesiyle kaydi paraya geçilmiştir. PARA EROZYONU (MONETARY EROSION) : Enflasyonun etkisiyle paranın değerinde meydana gelen azalmadır. PARA PİYASASI (MONEY MARKET) : Kısa vadeli kredi işlemlerinin yapıldığı piyasadır. Bu piyasalarda kredi arzı toplumun küçük ve kısa süre içinde kullanamayacağı paralardan; kredi talebi de işletmelerin ve küçük ekonomik birimlerin günlük ihtiyaçlarını karşılama isteklerinden oluşmaktadır. PARA POLİTİKASI (MONETARY POLICY) : Tam istihdamı sağlamak enflasyonu önlemek ödeme bilançosu açığını gidermek gibi makro ekonomik amaçları gerçekleştirmek üzere ekonominin likiditesinin arttırılmasıdır. Bu ancak para miktarının değiştirilmesiyle sağlanır. PARA SİSTEMİ (MONETARY SYSTEM) : Ülkelerin ülke paralarının yönetimi için kabul ettikleri sistemdir. Sistem para arz ve talebini düzenleyen hukuk kuralları ve uygulamalrı ile belirlenir. Madeni para sistemi ve kağıt para sistemi olarak ikiye ayrılır. PARA TALEBİ (MONEY DEMAND DEMAND FOR MONEY) :Belirli bir ülkede belirli bir dönem içerisinde kişilerin ekonomik varlıklarını para olarak ellerinde bulundurma arzularıdır. Para talebi ile kişiler ellerindeki paraları başka varlıklara dönüştürebilirler. PARAFİSKAL GELİRLER (PAYROLL TAX PARAFISCALITY) :Kamu niteliğindeki devlet kuruluşları (Ticaret odası Sanayi odası vb) ve sosyal güvenlik kuruluşları ( SSK Bağkur vb) tarafından toplanan kamu gelirleridir. Bu gelirler devlet bütçelerine dahil edilmezler. Karşılıklarının olmaması bakımından harca benzerler. PARAMETRE (PARAMETER) : Parametre cebirsel eşitlikteki sabit terimdir. Örneğin y= 3x+5 şeklindeki bir ifade de 3 ve 5 birer parametredir. PARANIN MARJİNAL FAYDASI (MARGINAL UTILITY OF MONEY) : Kişilerin para stoklarına eklenecek kâr miktarının kişinin likidite ihtiyacının tatmininde sağladığı ek faydadır. PARASAL TABAN (MONETARY BASE) : Dolaşımdaki para banka nakit rezervleri ve Merkez Bankası'ndaki zorunlu karşılıkların toplamıdır. PARASAL ÜCRET (MONEY WAGES) : Üretim faktörüne katılan emek faktörünün para cinsinden ödenmesidir. Yâni işçiye yaptığı işin karşılığının para olarak ödenmesidir. Parasal ücretin satınalma gücü ekonomideki genel fiyat seviyesinde dayanır. Eğer fiyatlar seviyesindeki artış parasal ücretten fazla ise satınalma gücü azalacak; artış parasal ücrettekine göre az ise satınalma gücü artacaktır. PASİF (LIABILITY) : Parayla değerlendirilebilir borç ve yükümlülükler toplamıdır. Bir bilançonun pasifi işletmedeki varlıkların hangi kaynaklardan sağlandığını ve işletmenin hukuki ve mali yapısını gösterir. PAZAR PAYI (MARKET SHARE) : Bir işletmenin ürettiği ürünlerin satışının aynı endüstri alanında üretilen ürünlerin satışı içindeki payıdır. PAZARLAMA (MARKETING) : İşletmenin amacına ulaşması ve müşteriyi tatmin için mal ve hizmetlerin üreticiden tüketiciye doğru olan akışına yön verilmesini sağlayan işletme faaliyetidir. Satış dağıtımi reklam gibi doğrudan ve ürün farklılaştırılması pazar araştırması gibi dolaylı faaliyetleri kapsar. PERMİ (PERMIT LICENCE) :Kamu otoritelerinin ithal ve ihraç edilecek mallar yurtdışına çıkarılacak döviz ve benzeri değerler için verdiği izin belgesidir. PİLOT BÖLGESİ (PILOT REGION) : Belirli bir konuda uygulanmaya konulması düşünülen bir modelin uygulama sonucunun daha kolay görülmesi amacıyla seçilen bölgedir. Bu uygulama sayesinde gelecekte karşılaşılabilecek problemleri önceden görmek mümkündür. PİLOT ÜRETİM (PILOT PRODUCTION) : Piyasaya yeni sürülecek bir mal ile ilgili olarak ortaya çıkabilecek çeşitli problemlerin önceden belirlenmesi amacıyla üretilen tüketici ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olmayan üretimdir. PİYASA (MARKET) : Bir malın alıcı ve satıcısının buluştukları yerdir. Burada para vererek mal ve hizmet talebinde bulunan alıcılar ile para karşılığı mal ve hizmet sunan satıcılar birbirleriyle kolaylıkla ilişki kurabilirler. İtalyanca "piazza" kelimesinden dilimize geçmiştir. Farsça "bazar" kökeninden gelen "pazar" terimi de piyasa anlamına gelir. PİYASA ARZI (MARKET SUPPLY) : Piyasadaki bütün satıcılar tarafından gerçekleştirilen mal ve hizmet arzıdır. PİYASA DEĞERİ (MARKET PRICE) : İktisadi bir değerin o günkü alım satım değeridir. Rayiç olarakta adlandırılır. PİYASA EKONOMİSİ (MARKET ECONOMY) : Hangi mal ve hizmetin üretileceğine tüketicinin karar verdiği ekonomi türüdür. Üretilecek mal ve hizmeti talep belirler. Mala olan talep arttıkça malın fiyatı da artacaktır. Bu da işletmelerin kâr maksimizasyonunu sağlar. PİYASA FİYATI (MARKET PRICE) : Sermaye piyasası aracının arz ve talebinin karşılaşması sonucunda oluşan fiyattır. Bu düzeyde arz ve talep eğrileri aynı noktada kesişirler. PİYASA GÖZETİMİ (MARKET SURVEILLANCE) : Borsa'da işlem gören menkul kıymetlerde gerçekleşen olağandışı fiyat ve/veya miktar hareketlerinin sözkonusu borsanın ilgili birimi ve/veya piyasanın yasal düzenleyicisi konumunda olan kurum tarafından yapay piyasa ve içeriden öğrenenlerin ticareti gibi yasal olmayan aktivitelerin tespit edilebilmesi amacıyla izlenmesi ve incelenmesidir. PİYASA GÜÇLERİ (MARKET FORCES) : Piyasada ürünün satış fiyatını ve miktarını belirleyen arz ve talep güçleridir. PİYASA KAPİTALİZASYONU (MARKET CAPITILIZATION) : Hisse senedi piyasasında hisse senetleri işle gören firmaların çıkarılmış nominal sermayelerinin hisse fiyatları bazında piyasa değerini belirtir. PİYASA TALEBİ (MARKET DEMAND) : Piyasadaki tüketicilerin bir mal veya hizmete olan taleplerinin toplamıdır. PİYASA TALEP EĞRİSİ (MARKET DEMAND CURVE) : Kişilerin bir mala olan taleplerinin geometrik olarak tek tek toplanması suretiyle elde edilen eğridir. PİYASA YAPISI (MARKET STRUCTURE) : Piyasadaki satıcılar arasındaki rekabete dayanan ilişkileri belirleyen özelliklerden meydana gelmektedir. Piyasada faaliyet gösteren firmaların büyüklük oranları alıcıların büyüklük oranı mal farklılaştırma derecesi piyasaya giren mallara konulan kısıtlamalar piyasa yapısını oluşturan başlıca özelliklerdir. PLANLAMA (PLANNING) : Planlama belirli bir dönemde belirli sosyo-ekonomik amaçlara ulaşabilmek için önceden belirlenmiş araçları kullanarak bu işle görevlendirilmiş organlar tarafından belirli bir bölgede yürütülen faaliyetlerin tümüdür. PLANLI EKONOMİ (PLANED ECONOMY) : Kaynak kullanım kararlarının piyasa mekanizması yerine merkezi yönetim tarafından alındığı ekonomi türüdür. Kaynak kullanımını devlet belirler ve devlet kontrol eder. Planlı ekonomilerde ekonomik düzenlemeler hazırlanmış planlar çerçevesinde yapılsa da ülkeler farklı ekonomik ve politik sitem uyguladıklarında planlar da bu sisteme göre değişecektir. Planlar emredici planlar ve yol gösterici planlar olarak ikiye ayrılır. Emredici planlarda ülkedeki bütün ekonomik faaliyetler planlar çerçevesinde yürütülürken yol gösterici planlar kamu sektörü ve özel sektörüyle yapılır. PLASMAN (PLACING) : Paranın gelir getirici bir alacağa bir gayrimenkule veya bir menkul değere ayrılmasıdır. Bankalar için ise kredi kullandırımını ifade eder. POLİÇE (BILL DRAFT TRADE BILL OF EXCHANGE) :Alacaklı olan bir kişinin borçlusuna borcunu ödemesi için yazı yoluyla yolladığı ödeme emridir. Poliçe bir kredi aracıdır. Paranın transferini sağlar. Aynı zamanda bir tür paradır. POLİTİK İKTİSAT (POLITICAL ECONOMY) : İktisat ve siyaset ilmi kurallarını inceleyerek bu kuralları devletin ekonomik rolünü belirlemek ve düzenlemek amacıyla birarada kullanan bilim dalına verilen addır. PORTFÖY (PORTFOLIO) : Bir yatırımcının sahip olduğu menkul kıymetlerin tümüne verilen addır. PORTFÖY YATIRIMLARI (PORTFOLIO INVESTMENT) : Yatırımcıların faiz veya kâr payı sağlamak amacıyla bono tahvil hisse senedi gibi kıymetli evrakları toplamalarıdır. Devlet tahvillerinin alımı portföy yatırımlarına bir örnektir. PORTFÖY YÖNETİMİ (PORTFOLIO MANAGEMENT) : Mali piyasalarda hangi yatırım araçlarına ne zaman ne kadar para yatırılacağı ve bunların getirilerinin hakkındaki yönlendirme ve yönetim işlemlerinin vekil sıfatıyla yapılmasıdır. POZİTİF İKTİSAT (POSITIVE ECONOMICS) :İktisat ilminin olayları ve kişilerin davranışlarını objektif olarak gözlemlediği ve buna bağlı olarak kararlar aldığı iktisat türüdür. PREFİNANSMAN :İhracat ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı faaliyetlerle ilgili mal ve hizmet alımının finansmanında kullanılmak üzere firmalarca bizzat yurtdışındaki alıcıdan veya uluslararası piyasadan sağlanıp Türkiye'deki bankalar veya özel finans kurumları aracılığı ile (garanti verilerek veya verilmeksizin) alışı yapılmak suretiyle kullandırılan azami 1 yıl vadeli kredilerdir. PRİM (PREMIUM) :İşin kapsamına göre asıl ücrete ek olarak yapılan ödemedir. Prim işverenin isteği doğrultusunda veya sözleşme uyarınca yapılır. Teşvik edici bir ödüllendirme aracı özelliği taşır. PRİMLİ TAHVİL (PREMIUM BOND) : Tahvilin ihraç fiyatının tahvil üzerinde yazılı olan nominal fiyattan düşük olması durumudur. Bu fark primli tahvil şeklinde adlandırılır. PROVİZYON (REMITTANCE FUND) : Herhangi bir bankada hesabı bulunan bir kişinin banka hesabından herhangi bir anda çekilebilen hesap bakiyesinin ödemeye müsait olduğunun teyididir. |
|
|
|
|
|
#16 (permalink) |
![]() |
R RAMBURSMAN (REAMBURSEMENT) : Alınan bir borcun geri ödenmesi bedeli ödenmesi şartıyla teslim edilen malın bedelinin yatırılması başkası hesabına ödenen bir masrafın tahsisi gibi işlemler rambursman kavramı kapsamındaki işlemlerdir. RANT (RENT) : Bir üretim faktörü olan toprağın belirli bir süre kullanımı için ödeme meblağdır. İktisadi anlamda ise arzın sabit kalarak talebin artması ile artan fiyatlardan elde edilen gelirdir. RANTABİLİTE (RENTABILITY) : Bir işletmede belirli bir dönemde elde edilen kârın aynı dönemde işletmede kullanılan sermayeye oranıdır. [( Satılan miktar X Fiyat) - Satılan miktarın maliyet gideri ] / Sermaye şeklinde formüle edilebilir. RASYO (RATIO) : İşlemenin yapısı ve işletme faaliyetlerinin verimliliği hakkında bilgi veren rakamlardır. Rasyolar işletme kararlarının etkinliğini arttırmaktadırlar. REASÜRANS (REINSURANCE) : Sigortacının yaptığı sözleşmelerden doğan riskleri kısmen veya tamamen başka bir sigortacıya devretmesidir. Reasürans sigorta şirketinin aldığı riski taşıyamama ihtimali karşısında aldığı bir tedbir niteliğindedir. REDEVANS (ROYALTY) : Herhangi bir marka veya lisansın devredilmesi karşılığında tahsis edilen bedeldir. REEKSPORT (REEXPORT) : Bir ülkeye ithal edilen malların çok fazla fiziki değişikliğe uğratılmaksızın başka ülkelere satılmasıdır. Ülkeler arası fiyat farklılıklarından yararlanmak amacıyla bu işlemde yeniden ambalajlama gibi küçük değişklikler yapılır. REEL DÖVİZ KURU (REAL EXCHANGE RATE) : Nominal döviz kurunun fiyat endeksine bölünmesiyel elde edilir. Deflasyon olarakta adlandırılan bu işlem fiyatların artış etkisini ortadan kaldırmak amacıyla yapılır. REEL FAİZ (REAL INTEREST RATE) : Nominal faizin enflasyon oranıyla deflate edilmiş halidir. REEL GELİR (REAL INCOME) : Gelirin belirli bir dönemdeki satınalma gücüdür. Nominal gelirin fiyat endeksine bölünmesi ile bulunur. REEL SERMAYE (REAL CAPITAL) : Üretim sırasında kullanılan fiziki mal varlıklarıdır. Bina fabrika reel sermayeye örnek olarak verilebilir. REEL ÜCRET (REAL WAGE) : Parasal ücretlerin genel fiyat endeksine bölünmesi ile elde edilir ve nominal ücretin satınalma gücünü gösterir. Nominal ücretteki artış fiyatlar genel seviyesindeki artıştan fazla ise reel ücret yükselmiştir. Nominal ücretteki artış fiyatlar genel seviyesinden az ise reel ücret düşmüş demektir. Artış aynı ise ücret değişmemiş demektir. REEL YATIRIMLAR (REAL INVESTMENTS) : Belirli bir ülkede belirli bir dönem içerisinde ekonomide yeni üretim kapasitesini arttırmaya yönelik mevcut sermaye stokuna yapılan ilavelerdir. REESKONT KREDİSİ (REDISCOUNT CREDIT) : Bankaların yeni plasman veya nakit gereksinimlerini karşılayabilmek amacıyla Merkez Bankası'ndan borçlu cari hesap veya senet iskontosu şeklinde talep ettikleri nakdi kredidir. Bu kredi para politikasının uygulamasında oldukça etkilidir. REESKONT ORANI (REDISCOUNT RATE) : Bankalar Merkez Bankası'ndan kredi almak istediklerinde ellerindeki senet bono gibi kıymetli evrakları Merkez Bankası'na vererek iskonto ettirirler. Merkez Bankası'nın bu işleme uyguladığı faiz reeskont oranıdır. Bu oranın yükselmesi kredi hacminin daralmasına azalaması ise kredi hacminin genişlemesine neden olur. REFLASYON (REFLATION) : Deflasyon içindeki veya deflasyona kaymakta olan bir piyasanın tekrar dengeye getirilmesidir. Enflasyona neden olmaksızın istihdam hacminin arttırılmasına yönelik çabaları kapsar. REFERANS FİYAT (REFERENCE PRICE) : Bir hisse senedinin işlem görebileceği en üst ve en alt fiyat limitlerinin belirlenmesinde esas teşkil etmeyen fiyat tescili yapılıncaya kadar üyelerce referans değer olarak kullanılması amaçlanan fiyattır. Sadece Rüchan Hakkı Kupon Pazarı’nda işlem görmeye başlayacakyeni pay alma kuponları için hesaplanır. REGRESYON ANALİZİ (REGRESSION ANALYSIS) : İki veya daha fazla değişken arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla kullanılan istatistiksel bir analizdir. Amacı bir değişkenden yararlanmak suretiyle diğer değişken için tahmin yapabilmektir. REPO (REPURCHASE AGREEMENT) : Menkul kıymetin geri alma vaadiyle satımı. Hazine bonosu tahvil gibi menkul kıymetlerin önceden belirlenmiş bir fiyattan geri satın alınmasıyla gerçekleştirilen kısa vadeli bir mevduat toplama yöntemidir. Repo yapan parayı kullanan taraftır. RESİM (DUTY) : Bazen karşılıksız bazen de bir hizmet karşılığı olarak alınan bir vergi türüdür. Örneğin ithalat damga resmi karşılıksız alınan; rıhtım resmi ise hizmet karşılığı alınan bir bedeldir. RESMİ DÖVİZ KURU (OFFICIAL EXCHANGE RATE) : Kamu otoriteleri tarafından belirlenen döviz kurudur. Resmi döviz kurunun piyasa döviz kurunun altında olması ithalatı teşvik eder ihracatı ise engeller. RESMİ MEVDUAT (PUBLIC DEPOSIT) : Genel bütçeli kurumlara katma bütçeli kurumlara yerel yönetimlere yasayla kurulmuş döner sermayeli kurumlara sosyal sigorta kurumları gibi kurumlara ait hesaplardır. RETRET (REDRAFT) : Elindeki poliçeyi tahsil edemeyen muhatabın senet bedeline masraf ve faizleri de ekleyerek borçlulardan birine çektiği ikinci poliçeye verilen addır. REVALÜASYON (REVALUATION) : Bir ülke parasının hükümet kararı ile altın veya başka ülke paralarına göre değerinin yükseltilmesi şeklinde yapılan ayarlamalardır. Revalüasyona genellikle Merkez Bankası'nda ihtiyaçtan fazla altın ve döviz birikmesi durumunda batvurulur. REYTİNG (RATING) : İhraçcıların (şirket devlet vs.) ihraç ettikleri borç niteliğindeki menkul kıymetlerin (tahvil finansman bonosu vs.) anapara ve faizini zamanında geri ödeme yeterliliğine ne ölçüde sahip olduklarını göstermek amacıyla bağımsız kuruluşlar tarafından yapılan değerlemedir. REZERV HAREKETLERİ (RESERVE MOVEMENTS) : Ödemeler bilançosunun üleknin resmi rezerv ve borçlarını gösteren bölümüdür. REZERV PARA (RESERVE CURRENCY) : Ülkelerin ve uluslararası kuruluşların bulundurduğu döviz altın gibi ödeme araçlarına verilen addır. RİSTURN (RETURN PATRONAGE DIVIDEND) :Kooperatiflerde dönem sonu elde edilen kârın ortaklara dağıtılan kısmıdır. Bu dağıtımın amacı ortakların birbirlerinin sırtından haksız kazanç sağlamalarını önlemektir. ROYALTİ (ROYALTY) : Bir lisans veya ticari marka sahibinin sahip olduğu hakları bir başkasına devretmesi karşılığı aldığı bedeldir. Kiralanarak veya üretim birimi üzerinden verilebilir. RÖPOR (CARRYING OVER) : Vadesi gelmiş olan bir hesabın şartları değişmeksizin ileri bir tarihe uzatılmasıdır. RSI GÖSTERGESİ -Relatif Güç İndeksi- (RELATIVE STRENGTH INDEX) : RSI osilatörünün ana değeri aşırı alım ve aşırı satım bölgelerinin belirlenebilmesi için üst ve alt sınırları sağlar. RSI osilatörünün değeri 0 ile 100 arasında dalgalanır. 70’in üzeri aşırı alım 30’un altı ise aşırı satış bölgesidir. RÜCU HAKKI (RIGHT OF RECOURSE) : Müteselsil borçlarda başkalarını da ilgilendiren bir borcu ödeyen kişinin diğerlerinin payına düşen borçalrını kendisine geri ödemelerini istemesi hakkıdır. RÜÇHAN HAKKI (PRE-EMPTIVE RIGHT) : Bedelli sermaye artırımlarına mevcut ortakların ellerindeki hisseleri oranında öncelikle katılma hakkıdır. RÜÇHANLI HİSSE SENEDİ (PREFFERED STOCK) : Sermaye artırımına gidilen anonim şirketlerde eski ortaklara şirketteki sermaye paylarıyla orantılı olarak yeni hisse senetlerinden verilmesi ile kişiye rüçhan hakkı tanınmış olur. Yeni çıkartılan bu hisse senetlerini alma hakkını kazandıran hisse senetlerine de rüçhanlı hisse senetleri denir. |
|
|
|
|
|
#17 (permalink) |
![]() |
S-Ş SABİT DEĞERLER (SLOW ASSETS FIXED ASSETS) :Ev bina toprak makina gibi kullanılan ve satış için elde tutulmayan taşınır ve taşınmaz değerlerin tümüne verilen addır. SABİT GETİRİLİ MENKUL KIYMETLER (FIXED INCOME SECURITIES) : Alacaklılık hakkı sağlayan belirli bir meblağı temsil eden dönemsel gelir getiren misli nitelikte seri halinde çıkarılan ibareleri aynı olan ve yatırım aracı olarak kullanılan borçlanma senetleridir. İhraç eden kuruluşların niteliğine göre kamu ve özel sektör menkul kıymetleri olarak ikiye ayrılırlar. Sabit getirili menkul kıymetler vade sonuna kadar elde tutulmaları halinde belirli bir getiriyi garanti eder. SABİT KUR SİSTEMİ (FIXED EXCHANGE RATE SYSTEM) : Döviz kurunun hükümet tarafından belirlendiği olabilecek dalgalanmalara izin verilmeyen döviz kurlarının sabit tutulduğu sistemdir. Sabit kur sistemi altın para sistemi ve kontrollü kambiyo sistemi olarak sınıflandırılır. SABİT MALİYETLER (FIXED COST; OVERHEAD COST; CONSTANT COST) : Kısa dönemde işletmenin üretim seviyesine bağlı olmayan giderlerdir. Işletmenin üretim miktarı azalsa da artsa da miktarı değişmeyen kaçınılmaz giderlerdir. Bina makina teçhizat giderleri sabit maliyetlerin başlıcalarıdır. SABİT SERMAYE (FIXED CAPITAL) : Bina arsa makina gibi itletme aktifinde bulunan ve amortisman hesabına giren varlıklar için yatırılan sermayedir. Bunlar hemen paraya çevrilemezler. süreklilik gösterirler. Makina arazi patent hakkı her türlü donanım sabit sermaye unsurlarından bazılarıdır. SABİT SERMAYE MALLARI (FIXED CAPITAL GOODS) : Bina makina gibi üretim sırasında uzun süre kullanılabilen dayanıklı mallardır. SABİT SERMAYE YATIRIMLARI (FIXED CAPITAL INVESTMENTS) : Bina makina gibi üretim sırasında uzun süre kullanılabilen dayanıklı malların üretilmesi için yapılan harcamalardır. SAFİ MİLLİ HASILA NET (NATIONAL PRODUCT) : Ülkenin ekonomik durumunu ve refah seviyesini belirlemek amacıyla gayrisafi milli hasıla'dan amortismanların çıkarılması yoluyla elde edilen değerdir. SAĞLAM PARA (HARD CURRENCY SOUND MONEY) :Fiili satınalma gücü ve resmi değeri büyük oranda birbirine eşit olan paradır. Genellikle güçlü bir ekonomiye sahip ülkelerin paraalrı sağlam para kabul edilmektedir. SAMURAİ : Japonya'da ihraç edilen yabancı tahvillerdir. SANAYİ (INDUSTRY) : Hammaddeleri yapılmış madde haline getirmek için gerçekleştirilen üretim ve bu üretimde kullanılan araçların tümüne verilen addır. Sanayi müteşebbis tarafından kâr elde etmek amacıyla kurulan mal ve hizmet üretimidir. SATICI PİYASASI (SELLER'S MARKET) : Satıcıların pazara hakim olduğu istedikleri satış şartlarını alıcılara kabul ettirdikleri piyasa türüdür. Talebin arza oranla çok olduğu durumlarda satıcılar piyasaya hakimdirler. Fakat talebiz az olduğu durumlarda arz-talep dengesi bozulacağından satıcıların piyasaya olan hakimiyeti de azalacaktır. SATIŞ GARANTİSİ (UNDERWRITING) : Şirketin finansal varlık ihracında yatırım bankalaının ihracı yapan şirketi güvence altına alacak şekilde bu şirketlere tanıdıkları garantidir. Piyasaya yeni çıkan menkul değerlerin satılamaması gibi olumsuzlukları önlemek amacıyla yapılır. SATIŞ VERGİLERİ (SALES TAXES) : Harcamalar üzerinden alınan bir tür dolaylı vergidir. Genel satış vergileri ve Özel satış vergileri olarak ikiye ayrılır. Genel satış vergileri üretim esnasında mallar el değiştirirken alınırlar. Özel satış vergileri ise tüketim esnasında alınan vergilerdir. SAVAŞ EKONOMİSİ (WAR ECONOMY) : Savaş dönemlerinde tüm ekonomik kaynakların savaş için gerekli malların üretiminde kullanıldığı fiyat belirleme ve üretim bölüşüm tüketim kararlarının tamamen devletin kontrolüne bırakıldığı ekonomik düzendir. SEANS (SESSION) : Bir menkul kıymet pazarında işlemlerin gerçekleştirilebileceği (başlama ve bitiş arasındaki) zaman aralığıdır. SEKTÖR (SECTOR) : Ekonominin faaliyet bölümleridir. Bu bölümlendirmenin ekonomik analizlerde ve teorik çalışmalardaki rolü büyüktür. SELEKTİF KREDİ POLİTİKASI (SELECTIVE CREDIT POLICY) : Kredi kaynaklarının ekonomik amaçların önceliğine göre dağıtılmasıdır. Krediler ilk aşamada gelişmesi gerekli sektörler için verilirler. SENDİKA (TRADE UNION) : İşçilerin veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek amacıyla oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır. Işçi sendikaları işkolu esasına göre bir işyerindeki işçiler işveren sendikaları da yine işkolu esasına göre bir işyerindeki işverenler tarafından kurulurlar. SENDİKASYON KREDİSİ : Bankanın ihracatçı müşterilerine kullandırmak üzere uluslararası bankalar piyasasında borçlanma yolu ile fonlama temin etmesine denir. SERBEST BÖLGELER (FREE ZONES FREE TRADE AREAS) :Mal ve hizmetlerin gümrük vergisine bağlı olmaksızın serbestçe girdikleri ülkenin gümrük sınırları dışında kalan bölgelerdir. Mallar bu bölgelerde depolanabilir veya tekrar ihraç edilebilirler. Serbet limanlar serbest ticaret bölgelerinin en yaygın olanıdır. serbest üretim bölgesi ihracata yönelik hafif imalat sanayi üretiminin gerçekleştiği bölgelerdir. serbest üretim bölgelerinin serbest ticaret bölgelerinden farkı bir üretim merkezi olmalarıdır. SERBEST KREDİLER (UNTIED CREDITS) : Kullanımına herhangi bir sınırlama getirilmeksizin kullanımını kredi alan ülkenin belirlediği ülkelerdir. Bu tip kredileri genellikle uluslararası bankalar verirler. SERBEST MAL (FREE GOODS) : Üretimleri için bir çaba harcanmayan tüm ihtiyaçları karşılayacak kadar çok bulunan fiyatı olmayan mallardır. Hava serbest mallara en güzel örnektir. SERBEST PİYASA EKONOMİSİ (FREE MARKET ECONOMY) : Ekonomik faaliyetlerin tam rekabet şartlarında serbestçe yapılabildiği arz ve talebin temel belirleyici kabul edildiği ekonomik sorunların fiyat mekanizması ile çözülmeye çalışıldığı ekonomidir. SERBEST REKABET (FREE COMPETITION) : Tekelci işletmelerin devlet müdahalesinin olmadığı bir piyasadaki rekabetidir. SERİ ÜRETİM (¤¤¤¤¤¤ PRODUCTION) : Aynı maldan aynı zamanda birden fazla üretilmesidir. Seri üretimde mamul sayısı azdır. Kısa zamanda tamamlanan bir serinin üretiminden sonra başka malın üretimine geçilir SERMAYE (CAPITAL) : Üretimde kullanılan kendisi de üretilmiş olan mal ve değerlerdir. Sermaye kavramı; yatırılmış para yatırımdan kazanılan gelir ve varlıkların parasal değeri anlamında da kullanılmaktadır. SERMAYE ARTTIRIMI (CAPITAL INCREASE) : Bir şirketin esas sermayesine karşılık olan hisse senetlerinin bedelleri ödendikten sonra genel kurul kararı ile yeni hisse senedi çıkarılarak şirket sermayesinin artırılmasıdır. SERMAYE GİDERLERİ (FINANCIAL EXPENSES) : İşletmenin banka finansal kuruluş ve borç alınan üçüncü şahıslara ödediği faizdir. Finansman giderleri olarakta adlandırılırlar. SERMAYE HESABI (CAPITAL ACCOUNT) : Özel kuruluşlarla kamu kuruluşlarının gerçekleştirdiği kısa ve uzun süreli olan uluslararası sermaye akımlarının ödemeler bilançosunda bulunduğu bölümdür. Sermaye hesabı kısa süreli sermaye bilançosu portföy yatırım bilançosu gibi alt bilançolara ayrılabilir. SERMAYE İHRACI (CAPITAL EXPORT) : Birikim yoluyla sağlanan sermaye fazlasının sermaye açığı olan ülkelere transfer edilmesi işlemidir.Gelişmiş ülkelerde kullanılmayan sermaye fazlası az gelişmiş ülkelere ihraç edilerek bu ülkelerin bundan yaralanmasını sağlamaktır. SERMAYE İTHALİ (CAPITAL IMPORT) : Sermaye açığı olan ülkelerin sermaye fazlası olan ülkelerden veya uluslararası finansman kuruluşlarından gerekli sermayeyi transfer etmeleri işlemidir. SERMAYE KAZANÇLARI (CAPITAL GAINS) : Menkul veya gayrimenkul sermaye varlıklarının satın alındıkları ve satıldıkları tarih arasındaki değer artışı ile sağlanan kazançtır.Bu varlıkların elde tutulma süresi bir yıldan az ise elde edilen kazanç ; bir yıldan fazla ise uzun süreli sermaye kazancı olarak adlandırılır. SERMAYE KAZANÇLARI VERGİSİ (CAPITAL GAINS TAX) : Menkul veya gayrimenkul sermaye varlıklarının satışından sağlanan değer artış kazançları üzerinden alınan vergidir.Bu vergilendirme varlığın elde tutulma süresine ve kazanç miktarına göre belirlenir. SERMAYE MALLARI (CAPITAL GOODS) : Makina teçhizat fabrika bina gibi başka malların üretiminde kullanılan mallardır. SERMAYE PİYASASI (CAPITAL MARKET) : Uzun vadeli finansman ihtiyaçlarının ve bunların karşılanması için yaratılmış finansal varlıkların alınıp satıldığı piyasadır.Sermaye piyasasının başlıca görevleri tasarruf oluşturmak riske katlanmaktır. SERMAYE PİYASASI KURULU (STOCK EXCHANGE COMMISSION) : Türkiye'de sermaye piyasasını düzenlemek için çıkartılan 30 Temmuz 1981'de yürürlüğe giren sermaye piyasası kanunuyla kurulan merkezi Ankara'da bulunan kamu tüzel kitisidir. SERTEN (CERTAIN) : Kambiyo borsalarında uygulanan bir ülke parasının değerinin başka bir ülke parası cinsinden ifade edilmesidir. SERVET VERGİSİ (WEALTH TAX) : Kişilerin belirli bir anda sahip oldukları her türlü menkul ve gayrimenkul mal ve paralardan oluşan servetleri üzerinden alınan dolaysız bir vergidir.Emlak vergisi imotorlu taşıt vergisi örnek verilebilir. SICAK PARA (HOT MONEY) : Bir ülkeden başka bir ülkenin mali kriz merkezlerine hareket eden kısa dönemli sermaye hareketleridir.Bunun nedenleri arasında arbitraj bulunur. SIKI PARA POLİTİKASI (TIGHT MONEY POLICY) : Enflasyonist dönemlerde uygulanan piyasadaki para arzını azaltmaya yönelik politika tedbirleridir.Bu uygulama esnasında emisyon ve kredi hacimlerinin daraltılması reeskant karşılık ve faiz oranlarının yükseltilmesi gibi önlemler alınır. SINAİ ÜRETİM ENDEKSİ (INDUSTRIAL PRODUCTION INDEX) : İmalat sanayinde madencilik elektrik ve gaz endüstrilerinde fiziksel üretim değerlerinin dönemsel olarak ölçülmesidir. SİGORTA (INSURANCE) : İleride olabilecek her türlü olay ve risk karşısında doğacak hasar ve zarara karşı önceden sağlanan teminat ve telafi olanağıdır. Sigorta sözleşmesi ile gerçekleştirilir. Sigortacı sigorta yaptıran kişi sigorta menfaati sigorta tazminatı riziko sigorta sözleşmesinin unsurlarıdır. SİSTEM ANALİZİ (SYSTEM ANALYSIS) : Daha iyi bir sistem tasarlanması ve geliştirilmesi amacıyla herhangi bir sisteme ve onun işlediği çevreye bağlı faktörlerin toplanması düzenlenmesi ve değerlendirilmesi işlemleridir. SON GİREN İLK ÇIKAR (LAST IN FIRST OUT) : Bir stok değerlendirme yöntemi olan son giren ilk çıkar yöntemine göre en son alınan malların ilk tüketileceği ilk satın alınan mallarında son mevcut olarak kalacağı düşünülür. SOSYAL FAYDA (SOCIAL BENEFIT) : Alınan ekonomik kararlar sonucunda toplumun refah seviyesinde meydana gelen artıştır. Bu kararlar devlet tarafından alınabileceği gibi kişiler tarafından da alınabilir. SOSYAL MALİYET (SOCIAL COST) : Bir ekonomik faaliyetin topluma olan maliyetidir. Sosyal maliyetin faaliyeti yapan kişi ya da kurumun maliyetine eşit olması şart değildir. SOSYAL MUHASEBE (SOCIAL ACCOUNTING) : Belirli bir ülkenin belirli bir dönemde milli gelir ve giderleriyle ekonomik faaliyetlerini muhasebe tabloları ile açıklayamaya yarayan sistemdir. SOSYAL PLANLAMA (SOCIAL PLANNING) : Bir ülkenin beşeri altyapısını oluşturan toplum yapısının gelişmesinde ekonominin kalkınmasına yardım edecek şekilde sosyal ekonomik siyasi politikalar izlemek yoluyla düzenlemelerin planlanmasıdır. SOSYAL YARDIMLAR (PUBLIC RELIEF) : Ekonomik ve sosyal açıdan korunmaya muhtaç kişilere karşılık beklemeksizin insani dini sosyal ve ailevi gerekçelerle yapılan maddi desteklerdir. SPEKÜLASYON (SPECULATION) : Fiyatların ileride değişeceği ve bu fiyatlar üzerinden yapılacak alım-satım işlemlerinden bir kâr sağlanacağı beklentisiyle bugünden alım-satım işlemleri yapmaktır. SPEKÜLATİF PARA TALEBİ (SPECULATIVE DEMAND FOR MONEY) : Bir ülkede belirli bir dönemde kişilerin ve firmalrın piyasanın nasıl bir biçim alacağını tahmin ederek bir çıkar elde etmek üzere para talebinde bulunmalarıdır. SPEKÜLATÖR (SPECULATOR) : Gelecekteki fiyat değişikliklerini tahmin ederek kâr elde etme amacıyla spekülasyon yapan kişilere verilen addır. Spekülatörlerin faaliyetleri özellikle ekonomik ve siyasi bunalım dönemlerinde bu bunalımın niteliğini arttırıcı rol oynayabilir. SPESİFİK VERGİ (SPESIFIC TAX) : İthal edilen maldan malın ağırlığı sayısı adedi gibi fiziki ölçüler üzerinden alınan gümrük vergileridir. Spesifik vergiler ithal edilen malın niteliğini göz önüne almadığı için bazı olumsuz yanları vardır. Bu yüzden spesifik vergi giderek daha az kullanılmaktadır. genellikle nitelik farkının önemli olmadığı mallar için kullanılırlar. SPOT DÖVİZ İŞLEMLERİ (FOREIGN EXCHANGE SPOT TRANSACTIONS) : Uluslararası döviz piyasalarında belirli bir tarihte piyasada geçerli döviz kuru üzerinden yapılan döviz işlemleridir. Müşteri ve bankalara uygulanan spot işlemlerindeki döviz kuru iki günlüktür. SPOT KREDİ : Firmaların kısa süreli nakit ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik kısa vadeli krediler. Kredi kullanıldığında geri ödeme vadesinin ve faiz tutarının ne olacağı baştan belirlenmiştir. SPOT PİYASA (SPOT MARKET) : Ticaretin nakit ödeme karşılığı anında teslim şeklinde gerçekleştiği piyasa türüdür. SPRED (SPREAD) : Bankaların döviz alım satım işlemlerinde alım fiyatıyla satım fiyatı arasındaki farktır. STAGFLASYON (STAGFLATION) : Enflasyondaki durgunluk ve işsizliktir. İngilizce stagnation (durgunluk) ve inflation (enflasyon) kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir kavramdır. STANDART MALİYET (STANDARD COST) : Üretim sırasında katlanılan giderlerin gerçek değerleri yerine standardını esas alarak yapılan maliyet hesaplama yöntemidir. Işletmeler bu yöntemle gerçek üretim giderleri ile saptanmış standartları karşılaştırarak aralarındaki farkların analizini yaparak değerlendirmektedirler. STANDART SAPMA (STANDARD DEVIATION) : İstatistiksel bir serideki terimlerin ne kadar sapma yaptıklarını ölçmeye yarayan bir istatistik ölçüsüdür. Bir serideki terimelrin aritmetik ortalamadan farklarının kareli ortalamasıdır. STAND-BY DÜZENLEMESİ (STAND-BY ARRANGEMENTS) : Uluslararası Para Fonu ve istikrar programı uygulamakta olan üye ülkeler arasında sağlanan kredileri düzenleyen sözleşmedir. STAND-BY KREDİSİ (STAND-BY CREDIT) : Uluslararası Para Fonu'nun istikrar programı uygulamakta olan üye ülkelere bu istikrar programını desteklemek amacıyla verdiği kredidir. STATİK ANALİZ (STATIC ANALYSIS) : Ekonomideki denge durumlarını incelemekte kullanılan analiz yöntemidir. Bu analiz sırasında sadece belirli bir zamandaki denge durumu incelenir. Zaman boyutu yoktur. STERİLİZASYON POLİTİKASI (STERILIZATION POLICY) : Ülkeye giren veya ülkeden çıkan altın ve dövizin milli para miktarını ve fiyatlar genel seviyesini etkilemsini önlemek amacıyla uygulanan politikadır. Bu politikayı uygularken açık piyasa işlemlerinden yararlanılır. STOK DEĞER ARTIŞI : Belirli bir dönem içerisinde ülke veya itletmede mevcut stokların toplam değerlerinde meydana gelen artıştır. STOK DEĞER KAYBI (STOCK DEPRECIATION) : Belirli bir dönem içerisinde ülke veya işletmede mevcut stokların toplam değerlerinde meydana gelen azalmadır. STOK DEVİR HIZI (STOCK TURNOVER) : İşletmede mevcut stoklarla satın malın maliyeti arasındaki ilişkiyi gösteren orandır. STOK KONTROLÜ (STOCK CONTROL) : Üretim sırasında üretilen mamule dolaylı veya dolaysız olarak katılan her türlü fiziksel varlıkların ve mamulün maliyeti minimum olacak teklide belirlenmesi ve yönetilmesidir. STOKLAMA (STOCKING) : İşletmedeki hammadde işletme malzemesi yardımcı madde yarı mamuller ve mamullerin saklanması ve korunmasıdır. STOPAJ (WITHHOLDING TAX) : Gelir vergisi borcunu mükellef yerine üçüncü bir kişi tarafından ödenmesidir. Devlet memurlarının gelir vergileri de maaşlarından kesilir. SÜBVANSİYON (SUBVENTION SUBSIDY) :Hükümetin üreticileri korumak ve onları teşvik etmek amacıyla para veya parasal değere sahip şeylerle karşılıksız olarak yaptığı yardımdır. SÜRÜ PSİKOLOJİSİ : Büyük fiyat dalgalanmalarında küçük yatırımcıların bilinçsiz şekilde yüksek fiyattan alım yapmaları ya da panikle düşük fiyattan satış yapmalarıdır. SWAP : Faiz oranları ile döviz kurlarındaki değişmeler sonucunda ortaya çıkan riski en aza indirmek amacıyla geliştirilmiş işlemdir. ŞEREFİYE (SPECIAL ASSEMENT) : Kamu kuruluşları ve Belediyelerin gerçekleştirdikleri bayındırlık ve imar faaliyetlerinden dolayı değerinin artmasına yol açtıkları gayrimenkullerin sahiplerinden aldıkları bir tür harçtır. ŞER'İ VERGİLER (RELIGIOUS TAXES) : İslam hukuku esaslarına göre düzenlenmit zekat ötür hara. cizye vergileridir. Bunlar zorunlu vergilerdir. ŞUBELER CARİ FAİZİ : Bankaların genel müdürlüğü ile şubeleri arasındaki fon (para) hareketleri (borç ve alacak işlemleri) için kullanılan faiz. Şubeler Cari Faizi kredi faizlerinden düşük mevduat faizlerinden ise yüksek bir orandadır. ŞÜPHELİ ALACAKLAR (BAD DEBT) :İşletmenin alacakları arasında bulunan fakat tahsil edilme şansı çok az olan alacaklardır. |
|
|
|
|
|
#18 (permalink) |
![]() |
T TABAN FİYAT (MINIMUM PRICE) : Hisse senetlerinin bir seans içerisinde görebileceği en düşük değerdir. Her hisse senedi için fiyat ve fiyat adımı gözönüne alınarak ayrı olarak hesaplanır. TAHAKKUK : Gerçekleşme anlamındadır. Tahakkuk eden vergi tahakkuk eden faiz vb. şekilde gerçekleşen rakamsal büyüklükleri ifade eder. TAHVİL (BOND DEBENTURE OBLIGATION) :Devletin 1 yıl anonim ortaklıkların en az 2 yıl ve daha uzun vadeyle ödünç para bulmak amacıyla itibari kıymetleri eşit ve ibareleri aynı olmak üzere çıkardıkları borç senetleridir. Türkiye'de Anonim Şirketlerin ihraç ettikleri tahviller Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabidirler. TAHVİL VE BONO FONU : Portföyünün en az %51’inin devamlı olarak borçlanma araçlarına yatırılmış fonlardır. TAKAS (SETTLEMENT) : Borsa’da gerçekleştirilen işlemler sonucunda oluşan borç ve alacakların karşılıklı olarak tasfiye edilmesidir. T+2 ifadesi ise borç-alacak yükümlülüklerinin işlemin yapıldığı günden sonraki 2 gün içinde yerine getirileceğini anlatır. TAKAS ODASI (CLEARING HOUSE) : Bankalarla mali kuruluş ve borsalar arasında takas işlemlerinin yapıldığ yerdir. Takas odalarında para kullanılmadan ödeme gerçekleşmektedir. TAKOZ FORMASYONU : Devam eden harekette yorgunluk oluştuğunu belirtir. Yükselen takoz ve düşen takoz olmak üzere ikiye ayrılır. TAKSİTLİ SATIŞ (INSTALLEMENT SELLING) : Mal teslim edildikten sonra önceden belirlenmiş tarih ve miktarda ödeme yapılması şartıyla yapılan satıştır. Taksitli satışlarda müşteri genellikle belirli bir kısmı peşin öder. TALEP (DEMAND) : Belirli bir malın belirli bir dönemde piyasadaki muhtemel fiyatlar karşısında alıcıların o maldan satın almak istedikleri miktardır. Fakat bu istek yeterli miktarda satınalma gücüyle desteklenmezse talep sayılmaz. TALEP EĞRİSİ (DEMAND CURVE) : Fiyatlarda meydana gelen değişimlerin talep miktarını ne kadar etkilediğini diyagram-grafik yardımıyla gösteren eğridir. Eğri üzerindeki herhangi bir nokta o fiyattaki fiyat-talep ilişkisini gösterir. Talep kanununa göre genellikle fiyat-talep ters orantılıdır. fiyatlar yükselirken mal talebi azalacak; mal talebi attığında fiyatlar düşecektir. TALEP ENFLASYONU (DEMAND INFLATION) : Toplam talep harcamalarının toplam arzı aşması yüzünden ortay açıkan enflasyondur. Toplan talep harcamalrındaki artış tüketim yatırım veya kamu harcamalarındaki aşırı artıştan kaynaklanabilir. Bu artış mal ve hizmet fiyatlarınında artmasına neden olur. TALEP ESNEKLİĞİ (DEMAND ELASTICITY) : Talepteki nisbi değişimin fiyattaki nisbi değişime olan oranıdır. Talep miktarı ve fiyat arasında ters fonksiyonel bir ilişki olduğundan talep esnekliği negatif değerli olur. TALEP FAZLASI (EXCESS DEMAND) : Belirli bir dönemde belirli bir fiyattan talep edilen mal miktarının arz miktarını aşması durumudur. Talep fazlası malın fiyatının yükselmesine ndene olacak ve bu yükselme denge fiyat seviyesine kadar sürecektir. TALEP FONKSİYONU (DEMAND FUNCTION) : Bir malveya hizmetten talep edilen miktarla bu miktarların belirlenmesinde etkili unsurlar arasındaki ilişkidir. Malın fiyatı gelir seviyesi tüketici tercihleri diğer mallara olan talepler gelir dağılımı nüfus yapısı talep miktarını belirleyen faktörlerdir. TALEP TEDÜLÜ (DEMAND SCHEDULE) : Malın muhtemel fiyatları karşısında o maldan satın almak isteyen alıcıların istedikleri mal miktarını ve mala olan talebin genel yapısını ve özelliklerini açıklayan kavramdır. TALON (TALON) : Hisse senedinin kuponlarından oluşan kısmına verilen isimdir. TAM İSTİHDAM (¤¤¤¤ EMPLOYMENT) : Geniş anlamda ekonomideki bütün üretim faktörlerinin kullanıldığı; dar anlamda ise sadece emek faktörünün tam kullanımını ifade eder. TAM REKABET PİYASASI (PERFECT COMPETITION MARKET) : Bir mal için sadece arz ve talep tarafından belirlenmiş bir fiyatın bulunduğu ve geçerli olduğu piyasalardır. Tam rekabet piyasalarında çok sayıda alıcı ve satıcı bulunur. Mallar homojendir. Alıcı ve satıcılar rasyonel davranırlar ve alternatifler hakkında bilgiye sahiptirler. Piyasaya giriş çıkış serbestliği vardır. TAMAMLAYICI MALLAR (COMPLEMENTARY GOODS) : Belirli bir ihtiyacı karşılamaya yönelik birlikte kullanılması gereken mallardır. Bu mallardan biri eksik olduğunda diğer malın kullanımı da imkansızlaşır. Ayrıca bu mallardan birinin fiyatında meydana gelen değişme diğer malın talep miktarını da değiştirecektir. TAMPON STOKLAR (BUFFER STOCKS) : Uluslararası temel malların fiyatlarında istikrar sağlamak amacıyla belirlenmiş olan alt ve üst sınırlar arasında tutmak için yaratılan stoklardır. Alıcı ve satıcı ülkeler aralarında uluslararası tampon stok anlaşmaları yaparlar ve fiyatlar düşmeye başladığında dünya piyasalrından mal alarak stok yaparlar fiyatlar yükseldiğinde de bu malları satarlar. TARIM KOOPERATİFLERİ (AGRICULTURE COOPERATIVES) : Çiftçi ve tarımla ilgili kişilerin büyük işletmelerin imkanlarına sahip olmak amacıyla oluşturdukları organizasyonlardır. Tek amaçlı kooperatifle r ve çok amaçalı kooperatifler olarak ikiye ayrılırlar. Tek amaçlı kooperatifler sadece bir amaç için oluşturulan; çok amaçlı kooperatifler ise ortakların her türlü ihtiyaçlarını karşılamak için oluşturulan kooperatiflerdir. TARIM POLİTİKASI (AGRICULTURAL POLICY) : Devletin ve kamu kuruluşlarının tarımsal üretimi düzenlemek ve arttırmak için aldıkları tedbirlerdir. Bu tedbirler ekonomi ve toplumun menfaati için alınmaktadır. TARIMSAL EMEK VERİMLİLİĞİ (AGRICUTTURAL LABOR PRODUCTIVITY) : Toplam tarımsal hasılanın tarımsal iş gücüne olan oranıdır. TARIMSAL KREDİ (AGRICULTURAL CREDIT) : Ülke içindeki veya ülke dışındaki pazarlarda pazarlanma imkanına sahip olan tarımsal ürünlerin üretimi için gerekli kredidir. Bu krediler miktar faiz süre risk garanti bakımından diğer sektörlere verilen kredilerden farklıdırlar. TARIMSAL SÜBVANSİYONLAR (AGRICULTURAL SUBSIDIES) : Devletin tarımsal üretimi herhangi bir karşılık beklemeksizin desteklemesi teşvik etmesi ve üreticilere para olarak yaptığı yardımlardır. Sübvansiyonlar veriliş şekillerine göre; parayla ifade edilebilen para olarak verilen ve gizli sübvansiyonlar olarak çeşitlidirler. TARIMSAL ÜRETİM (AGRICULTURAL PRODUCTION) : Kırsal kesimde doğa kaynaklarını kullanarak toplumun barınma beslenme gibi ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik yapılan temel üretimdir. TARIMSAL YATIRIM (AGRICULTURAL INVESTMENT) : Özel sektör ve kamu sektörünün tarımsal sermaye stokuna yaptığı net ilavelerdir. TARİFE (TARIFF) : Uluslararası ticaret mallarına uygulanan gümrük vergilerini belirleyen listedir. Tek çift ve üç kolonlu tarife olarak üç tarife sistemi bulunur. Otonom nitelikli tek kolonlu tarifede bir mala tek vergi uygulanır. Çift kolonlu tarifede her mal için iki vergi oranı sözkonusudur. Üç kolonlu tarifede ise üç ayrı vergi oranı mevcuttur. Tarifelerin en yüksek olanı otonom nitelikli tarife sistemidir. TASARRUF (SAVINGS) : Gelirin tüketime harcanmayan kısmıdır. Bunun elde para olarak muhafaza edilmesi şart değildir. Iktisadi anlamda tasarruf gelirin herhangi bir yatırımda kullanmak amacıyla harcanmayarak elde tutulmasıdır. TASARRUF DİYAGRAMI (SAVING SCHEDULE) : Gelir seviyesi ve tasarruf miktarı arasındaki ilişkiyi gösteren tasarruf fonksiyonunun grafik üzerinde gösterilmesidir. TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU : Tasarruf mevduatı sahiplerini belirli bir tutara kadar ilgili bankanın ödeme yetersizliği riskine karşın sigorta etmektir. TASARRUF PARADOKSU (THRIFT PARADOX) : Bireylerin kendi refah seviyelerini yükseltmek için yaptıkları tasarrufların ekonomideki toplam tasarrufları azaltması sonucuna neden olmasıdır. Tasarrufların artması tüketim harcamalarını azaltacak bu da gelir seviyesini düşürecektir. Düşen gelir seviyeside yatırımları azaltacak ve toplam tasarruflar azalacaktır. TASDİKLİ ÇEK (CERTIFIED CHEQUE) : Muhatap banka tarafından ödenmesi garanti edilen çektir. Çekin tahsil edileceği banka da çekin ödeneceğini garanti eder. TASFİYE (WINDING-UP) : Bir tüzel kişiliğin bitmesi durumunda mal varlığının geleceği ile ilgili işlemlerdir. Bu işlemler Türkiye'de tasfiye memuru tarafından yapılmaktadır. Tasfiye memuru tüzük veya ortaklık sözleşmelerine göre belirlenir veya genel kurul kararıyla seçilir. TAŞIMA SENEDİ (CARRIER'S RECEIPT) : Gönderen tarafından düzenlenerek imzalanan ve eşya taşınması sırasında taşıyana verilen kıymetli evrak niteliğinde belgedir. Taşıma senedi deniz taşımacılığında konşimento olarak adlandırılır. TAVAN FİYAT (CEILING PRICE) : Hisse senetlerinin bir seans içinde işlem görebileceği en yüksek fiyattır. Her hisse senedi için fiyat ve fiyat adımı gözönüne alınarak ayrı olarak hesaplanır. TEFE (WHOLESALE PRICE INDEX) : Toptan Eşya Fiyat Endeksi. TEFECİLİK (USURY) : Fon talebinde bulunan kişilere piyasadaki faiz oranlarının çok üzerinde bir faiz oranı uygulayarak sermaye saptanması yani borç verilmesidir. Bankalardan kredi alamayan kişi ve firmaların başvurdukları bir yoldur. TEK DÜZEN HESAP PLANI : Ülkemizde tüm işletmelerde muhasebe kayıtları ve malî raporlama açısından bir düzen sağlamak amacıyla hazırlanmış uyulması zorunlu bir hesap planı. TEKEL KÂRI (MONOPOLY PROFIT) : Marjinal maliyet marjinal hasılat olduğu noktada tekelci firmanın üretimi belirleyerek firma dengesine ulaşması halinde elde edeceği toplam kârdır. Tekelci firmanın marjinal hasılatı satış fiyatının altındadır. Çünkü çok mal satmak istediğinden fiyatları aşağı çekmek zorunda kalmaktadır. TEKEL PİYASASI (MONOPOLY MARKET) : Sadece bir satıcının mala olan tüm arza sahip olduğu ve fiyatları kendisinin istediği gibi belirlediği piyasadır. Hiçbir rakibi yoktur. Ürettiği mala olan arzda tam bir denetime sahiptir. Tekelci firma malın fiyatını belirlerken ikame malların rekabeti alıcıların satınalma gücünün sınırlılığı gibi etkenlerle karşılaşır. TEKNİK ANALİZ (TECHNICAL ANALYSIS) : Geçmitte piyasada oluşmuş çeşitli verilerin bilgisayar ve grafikler yardımıyla geleceği tahmin etmede kullanıldığı bir değerleme yöntemidir. TEKNOKRASİ (TECHNORACY) : Ekonomik hayatın denetiminin politikacılar yerine mühendislere ve teknisyenlere bırakılması gerektiğini öngören anlayıştır. TEK YANLI TRANSFERLER (UNILATERAL TRANSFERS) : Uluslararası ekonomik ilişkilerde hükümetin veya özel kişilerin ticari amaçlardan başka amaçlar için yaptıkları işlemlerdir. Bu işlemler bağış hibe niteliği taşırlar. Karşı tarafın ödeme yapması gerekmez. TEMDİT (EXTENSION OF TIME) : Ticarette bir borcun ödenmesi veya bir işlemin tamamlanabilmesi için daha önce belirlenmiş olan sürenin uzatılmasıdır. TEMELLÜK (ACGUISITION OF RECEIVABLES) : Alacağın devralınması. TEMERRÜT (DEFAULT) : Taahhütlerinin gerektirdiği ödeme veya menkul kıymet teslimatlarını belirlenen süreler içinde gerçekleştirmeyen borsa üyesi herhangi bir ihbara gerek kalmaksızın temerrüde düşmüş sayılır. TEMETTÜ / KAR PAYI (DIVIDEND) : Ortaklıkların dönem içinde elde ettikleri kârdan mevcut ortakların hisseleri oranında pay alma hakkıdır. Sözkonusu hak hisse senedine bağlı "Kâr Payı Kuponları" karşılığında ve ayrıca hisse senedi ibrazına gerek kalmaksızın kullandırılır. Borsa'da işlem gören şirketler kar payı dağıtmaları halinde nakit ve/veya hisse senedi şeklinde dağıtılabilir. TEMETTÜ ORANI : Dönem başında satın alınan bir hisse senedine ödenen paranın ne kadarının yıl içinde temettü olarak geri alındığını gösterir. a) Dönem İçinde Ödenen Hisse Başına Temettü / Hisse Senedinin Dönem Başı Fiyatı b) Dönem İçinde Ödenen Toplam Temettü / Şirketin Dönem Başı Piyasa Değeri Net Dönem Karı / Net Satışlar TEMİNAT (COLLATERAL) : Borsa üyelerinin borsa işlemleri dolayısı ile müşterilerine ve borsaya verebilecekleri zararlara karşılık olmak üzere Borsa tüzel kişiliği adına yatırdıkları meblağa denir. TEMLİK (ALIENATION) : Alacağın Devredilmesi. TERS REPO (REVERSE REPO) : Bir menkul kıymetin işlemin başlangıç valöründe alınıp bitiş valöründe geri satılmasıdır (Menkul kıymetin geri satım vaadiyle alımı). TESCİL (REGISTIRATION) : Borsada gerçekleştirilen işlemlerin fiyatlarının doğruda Borsa dışında gerçekleştirilen işlemlerin fiyatlarının ise bu işlemlerin Borsa’ya bildirimi sonrasında Borsa kaydına alınması işlemidir. TEŞVİK TEDBİRLERİ (INCENTIVE ECONOMIC MEASURES) : Devletin ülkenin ekonomik ve sosyal amaçlar çerçevesinde ekonomik faaliyetlere sağladığı maddi ve hukuki kolaylıklar desteklerdir. Mali teşvikler ekonomik teşvikler idari ve teknik teşvikler olarak üçe ayrılır. Ekonomik teşvikler desteklenen ekonomik faaliyetlerin maliyetlerini düşürmeye yöneliktir; idari ve teknik teşvikler ise ürün tanıtımıyla ilgili fuar lisans patent hakkı temini uzman yetittirilmesi gibi faaliyetleri kapsar. TİCARET DENGESİ (BALANCE OF TRADE) : Bir ülkenin ödemeler bilançosundaki toplam ithalat ile toplam ihracat arasındaki farktır. Toplam ithalatın toplam ihracattan fazla olması ticaret dengesi açığını; az olması ise ticaret dengesi fazlasını gösterir. Ülkenin ihracat ve ithalat rakamlarının eşit olduğunda ülkede ticaret dengesi sağlanmıştır. TİCARET SINIRLAMALARI (TRADE BARRIERS) : Gümrük vergileri kotalar ithalat senetleri sübvansiyonlar ithalat yasakları itracat sınırlamaları gibi uluslararası ticaret serbestliğini engelleyici veya sınırlayıcı nitelikteki müdahalelerdir. TİCARİ KAZANÇLAR (COMMERCIAL EARNINGS) : Gerçek kişilerin ticaret ve sanayi faaliyetlerinden sağladıkları para veya parayla ölçülebilen menfaatlerdir. Mal alım satımı elde edilen ürünün satışı hizmet gibi faaliyetler ticari faaliyetlerden bazılarıdır. TOPLAM ARZ (AGGREGATE SUPPLY) : Belirli bir dönemde mevcut olan toplam talebi karşılamak için üretilen ve ithal edilen mal ve hizmetlerin tümüdür. TOPLAM FAYDA (AGGREGATE UTILITY) : Belirli bir malın sağladığı marjinal faydalarının toplamıdır. Toplam fayda eğrisi tüketim miktarı arttıkça artar. Fakat belirli bir noktaya gelindiğinde bu artış durur ve azalmaya başlar. Bu marjinal fayda yasasından kaynaklanmaktadır. TOPLAM MALİYET (TOTAL COST) : Bir firmanın kısa dönemde toplam maliyetleri ve toplam sabit maliyetlerinin toplamıdır. TOPLAM TALEP (AGGREATE DEMAND) : Bir ülkede belirli bir dönemde mal ve hizmetlere olan talebin toplamıdır. Bu talebi kişilerin tüketim mal ve hizmetlerine firmaların yatırım malları ve diğer mallara yabancı tüketici ve firmaların yatırım ve tüketim malların olan talepleri belirler. TOPLU İŞ SÖZLEŞMELERİ (COLLECTIVE BARGAINING) : İşçi ve işveren sendikaları arasında yapılan işçi ve işverenin iş şartlarını ve hak ve borçlarını düzenleyen yazılı anlaşmadır. Anlaşmanın yapılabilmesi için taraflardan biri kesinlikle işkolunda kurulu bir işveren sendikası olmalıdır. TOPLU SATIŞ VERGİLERİ (WHOLESALE TAXES) : Üretimin belirli bir aşamasında alınan vergilerdir. İmalat satış vergileri toptan satış vergisi ve perakende satış vergisi olarak üçe ayrılır. TOPTAN EŞYA FİYAT ENDEKSİ (INDEX OF WHOLESALE PRICES) : Bir ülkedeki toptan eşya fiyatlarının genel fiyat seviyesinde meydana gelen değişimleri gösteren endekstir. Bu endeks paranın satınalma gücünde oluşan değişmeleri belirlemek amacıyla kullanılır. TRAMPA (BARTER) : Para kullanmadan gerçekleştirilen mal ve hizmet mübadelesidir. Bireylerin ihtiyaçları olan malları ellerindeki mallarla değiştirmeleridir. Bunun olabilmesi için değişimde bulunulanacak malların birbirlerine eşitliğinin sağlanması ve değişimde bulunulacak kişilerin karşılaşmaları gerekmektedir. TRANŞ (TRANCHE) : Tahvil ve Bono Piyasası’nda işlem yapabilme limiti içerisindeki her bir kademedir. TREND : Bellirli bir zaman dilimi aralığında belli bir seyiri oluşturan değerlerde ortaya çıkan sürekli artma ya da azalmaları ifade eder. TRÖST (TRUST) : Birden fazla işletmenin ekonomik hukuki ve teknik bakımdan tek bir işletme olarak birleşmeleri ile ortaya çıkan iktisadi kuruluştur. Yatay tröstler ve dikey tröstler olarak ikiye ayrılır. TÜFE / TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ (CONSUMER PRICE INDEX) : Tüketicilerin kullandıkları kaynakları malların genel fiyat seviyelerindeki değişmeleri gösteren endekstir. Türkiye'de tüketiciendeksleri; geçinme endeksi perakende fiyat endeksi tüketici fiyatları endeksi olarak İstanbul Ticaret Odası Devlet İstatistik Enstitüsü ve Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından düzenlenmektedir. TÜKETİCİ KREDİSİ (CONSUMER CREDIT) : Tüketicinin tüketim harcamalarını finanse edebilmek için aldığı kredidir. Tüketici ve borç veren kişi arasında bir sözleşme ile yapılır. TÜKETİCİ RANTI (CONSUMER SURPLUS BUYER'S SURPLUS) :Bir malı belirli bir fiyattan almaya hazır olan tüketicinin malı daha düşük bir fiyattan satın alarak mala ödemiş olduğu paranın değerinden daha çok fayda sağlamasıdır. Oluşan fiyat farkı tüketici lehine olan bir farktır. TÜKETİCİ TERCİHLERİ (CONSUMER PREFERENCES) : Tüketicilerin farklı mal ve hizmet tüketme arzularının derecesini belirten bir kavramdır. Tercihlerde meydana gelen değişmeler talep miktarının da değişmesine neden olmaktadır. TÜKETİM (CONSUMPTION) : Tüketilecek mal ve hizmetler için para halinde yapılan harcamaların tümüdür. Bu tüketim sadece mal ve hizmetleri kapsamaz üretimde kullanılan hammadde gibi unsurlar içinde kullanılır. TÜKETİM FONKSİYONU (CONSUMPTION FUNCTION) : Bir ülkede belirli bir dönemde yapılan toplam tüketim harcamalarıyla kişilerin toplam gelirleri arasındaki fonksiyonel ilişkidir. Kişilerin gelir seviyeleri artarken tüketim harcamaları da artmaktadır. TÜKETİM HARCAMALARI (CONSUMPTION EXPENDITURE) : Belirli bir ülkede belirli bir dönemde toplumun ihtiyaçlarını doğrudan doğruya karşılayan mal ve hizmetler için yapılan parasal harcamların toplamıdır. TÜREV PİYASALAR (DERIVATIVES MARKET) : İlerideki bir tarihte teslimatı veya nakit uzlaşması yapılmak üzere herhangi bir malın veya finansal aracın bugünden alım satımının yapıldığı piyasalardır. Türev piyasaların tanımı forward futures ve opsiyon işlemlerinin tamamını içermektedir. TÜREV TALEP (DERIVED DEMAND) : Üretim faktörlerine olan talep mal talebinden türeyen bir talep olduğundan tüketimden doğan talepte türev taleptir. |
|
|
|
|
|
#19 (permalink) |
![]() |
U-Ü UCUZ PARA POLİTİKASI (CHEAP MONEY POLICY) : Ekonominin canlandırılmasının istendiği dönemlerde düşük faiz oranıyla finansman ve kredi imkanlarının sağlanmasıdır. ULUSAL-100 ENDEKSİ (ISE NATIONAL-100 INDEX) : 1986 yılında 40 şirketin hisse senedi ile başlayarak zamanla sayısı 100 şirketin hisse senedi ile sınırlanan Bileşik Endeks!in devamı niteliğindedir. Ulusal Pazar'da işlem gören yatırım ortaklıkları hariç önceden belirlenmiş şartlar yanında sektörel temsil kabiliyeti de gözönünde bulundurularak seçilmiş hisse senetlerinden oluşmakta ve İMKB-30 hisse senetlerini otomatik olarak kapsamaktadır. Hisse Senetlerinin fiyatları ve her bir hisse senedinin aynen saklamada bulunanlar hariç Takasbank saklamasında bulunan hisse senedi sayısının toplam hisse senedi sayısına oranları baz alınarak piyasa değeri ağırlıklı olarak hesaplanır ve hisse senetleri piyasasının genel bir göstergesidir. ULUSAL-30 ENDEKSİ (ISE NATIONAL-30 INDEX) : Vadeli İşlemler Piyasası'nda kullanılmak üzere yatırım ortaklıkları hariç Ulusal Pazar'da işlem gören şirketlerden önceden belirlenmiş şartlar yanında piyasa değeri ve likiditesi yüksek olanlardan sektörel temsil kabiliyeti de gözönünde bulundurularak seçilen 30 hisse senedinden oluşan endekstir. ULUSAL PAZAR (NATIONAL MARKET) : Burada işlem gören bütün şirketler İMKB tarafından önceden belirlenmiş kotasyon şartlarını tümüyle karşılayan şirketlerdir. Ulusal pazardan seçilmiş 100 şirkete ait hisse senetleri İMKB-100 Endeksini oluşturmaktadır. ULUSLARARASI İKTİSAT (INTERNATIONAL ECONOMICS) : Ülkeler arasındaki iktisadi ilişkileri inceleyen bilim dalıdır. Dış ticaret hareketleri üretim faktörlerinin uluslararası dolaşımı uluslararası politikalar para sistemleri ekonomik ilişkiler birleşmeler uluslararası iktisadın başlıca konularıdır. ULUSLARARASI PARA FONU (INTERNATIONAL MONETARY FUND -IMF- ) : 1945'te kurulan fakat 1947'de faaliyete geçen parasal konularda uluslararası işbirliğini geliştirmek döviz kurlarının istikrarlı bir hale gelmesini sağlamak dış ödeme güçlüğü çeken ülkelere geçici olarak destek vermek çok yanlı ödemeler sistemi kurmak amaçlarıyla kurulmuş finansal bir kuruluştur. IMF'ye üye olunurken ülkelere dış ticaret ve milli gelirlerine göre birer kota verilir. Ülkeler bu kotalara göre IMF'ye girerken katkıda bulunurlar. bu katkının %25'i altın %75'i de ülke parası ile ödenmektedir. ULUSLARARASI PAZAR (INTERNATIONAL MARKET) : İMKB Uluslararası Menkul Kıymetler Serbest Bölgesi içinde "Serbest Bölgeler Mevzuatına" göre faaliyet gösterecek esas olarak eski Doğu Bloku Ülkeleri Türk Cumhuriyetleri ve Orta Doğu ülkelerindeki şirketlere ait menkul kıymetlerin işlem göreceği pazardır. ULUSLARARASI REZERVLER (INTERNATIONAL RESERVES ) : Uluslararası borç ödemelerinde kabul edilen altın konvertibl döviz kısa vadeli resmi ve özel alacak senetleri ve tahvilleri ile diğer kredi kolaylıkları gibi her türlü aktiftir. ULUSLARARASI TİCARET (INTERNATIONAL TRADE) : Uluslararası boyutta gerçekleşen mal ve hizmet akımlarıdır. Uluslararası ticaret döviz ile yapılır. Kotalar gümrük tarifeleri döviz kontrolleri gibi uygulamalara konu olmaktadır. ULUSLARARASI TİCARET BLOKLARI (INTERNATIONAL TRADE BLOCKS) : Bazı ülkelerin aralarındaki ticareti engelleyici nitelikteki koşuları kaldırmak ekonomilerinin ve ticaretlerinin hacimlerini genişletmek verimliliği artırmak amacıyla aralarında oluşturdukları ticari birliklerdir. Bu birlikler genellikle ülkeler coğrafi ve tarihi ilişkilerinden kaynaklanmaktadır. UNDERWRITING (ARACILIK YÜKLENİMİ) : Yeni çıkarılan menkul kıymetlerin satış işleminin bir banka ya da aracı kuruluşlar tarafından üstlenilmesidir. UZUN DÖNEM (LONG RUN LONG TERM LONG PERIOD) :Tüm üretim faktörlerinin değişken olduğu işletmelerin arzlarını üretim kapasitelerini değiştirmek suretiyle arttırabilecekleri zaman aralığıdır. UZUN POZİSYON (LONG POSITION) : Bir malı menkul kıymeti veya vadeli işlem sözleşmesini satın almaktır. UZUN VADELİ BORÇ (LONG TERM LIABILITY) : Bulunduğu hesap döneminden daha ileri bir tarihte ödenecek olan çoğunlukla bir yıldan önce ödeme zorunluluğu olmayan borçlardır. ÜCRET (WAGE) : İşçilere yaptıkları işin bedeli olarak ödene paradır. Kısaca emeğin bedelidir. ÜRETİCİ RANTI (PRODUCERS SURPLUS) : Üreticinin belirli bir malı satmaya razı olduğu en düşük fiyat ile malın piyasa fiyatı arasındaki farktır. Üreticinin bu iki fiyattan elde edeceği fazlalık üretici rantını oluşturur. ÜRETİM (PRODUCTION) : Fayda yaratmak değer yaratmak veya yaratılmış mal ve hizmetlerin faydalarını arttırmak amacıyla harcanan çabaların tümüne verilen addır. ÜRETİM FAKTÖRÜ (FACTOR OF PRODUCTION) :Üretim sürecinde kullanılan unsurlara verilen addır. Üretim faktörleri doğal kaynaklar emek sermaye girişim olarak dörde ayrılır. ÜRETİM FONKSİYONU (PRODUCTION FUNCTION) : Belirli bir üretim tekniği kullanarak üretim sırasında emek sermaye girişim ve doğal kaynakların biraraya getirilmesidir. İşletme bakımından ise işletmenin elde ettiği ürün ile kullandığı üretim faktörü arasındaki fonksiyonel ilişkidir. |
|
|
|
|
|
#20 (permalink) |
![]() |
V VADE (TERM) : Borçlu olan kitiye borcunu ödemesi için verilen süredir. Bir borç veya senedin ödeme gününe de vade denilmektedir. VADELİ DÖVİZ İŞLEMLERİ (FORWARD EXCHANGE) : Dövizin gelecekte belirli bir tarihte sabit bir fiyat üzerinden alınıp satılacağına dair yapılan sözleşmeye dayanan döviz işlemleridir. Vadeli döviz işlemleri genellikle üç ve altı aylık vadelerle yapılırlar. VADELİ DÖVİZ PİYASASI (FORWARD MARKET) : Dövizin gelecekte belirli bir tarihte sabit bir fiyat üzerinden alınıp satılacağına dair sözleşmelerin yapıldığı döviz piyasasıdır. VADELİ İŞLEM SÖZLEŞMESİ (FUTURES CONTRACTS) : Sözleşmenin taraflarını belirlenen ileri bir tarihte üzerinde anlaşılan fiyattan standartlaştırılmış miktardaki bir malı veya kıymeti alma veya satma yükümlülüğüne sokan sözleşmedir. VADELİ MEVDUAT (TIME DEPOSIT) : Bankalara belirli bir süre somunda çekilmek şartıyla yatırılan paralardır. Vadeli mevduat kısa vadeli orta vadeli ve uzun vadeli olabilir. VADELİ PİYASALAR (FUTURES MARKET) : Gelecekteki belirli bir tarihte daha önceden belirlenmiş sabit bir fiyat üzerinden mal ve hizmetlerin alım-satım işlemlerinin yapıldığı piyasalardır. VADESİZ (AT CALL) : Bir borcun ödenmesi veya bir alacağın talep edilmesinde belirli bir zaman sınırlamasının bulunmamasıdır. VADESİZ MEVDUAT (DEMAND DEPOSIT) : Bankalara istenildiği zaman çekilmek üzere yatırılan paralardır. VADEYE KALAN GÜN (DTM-DAYS TO MATURITY) : Menkul kıymetin valör tarihinden itfasına kalan gün sayısıdır. VALÖR (VALUE DATE) : Bankaya yatırılan paraya uygulanacak olan faizin başlama tarihini belirten terimdir. Valör terimi genellikle kredi işlemlerinde kullanılır. Valör bankadan çekilen paralarda paranın çekildiği gün; bankaya yatırılan paralarda ise takip eden gün olarak kabul edilmektedir. VARİDAT (REVENUES) : Devlet ve kamu tüzel kişileri tarafından toplanan kamusal gelirlere verilen addır. VARLIĞA DAYALI MENKUL KIYMET (ASSET BACKED SECURITIES) : İhraçcıların kendi ticari işlemlerinden doğmuş alacakları veya temellük edecekleri alacaklar karşılığında ihraç edebilecekleri kıymetli evraktır. VARLIK HESAPLARI (ASSET ACCOUNTS) : İşletmenin bilançosunun aktif kalemini oluşturan hesaplardır. Kasa hesapları bina ve stok hesapları varlık hesaplarının başlıca kalemleridir. VARLIK VERGİSİ (WEALTH TAX) : 1942'de İkinci Dünya Savaşı sırasında aşırı kazançları vergilendirmek için uygulamaya konulan olağanüstü bir servet vergisidir. Matrah mükellef oranlarının gelişigüzel belirlenmesinden dolayı İkinci Dünya Savaşı sonunda yürürlükten kaldırılmıştır. VEKALETNAME (PROXY) : Bir kişiye başka bir kişi adına hareket etme yetkisini veren belgedir. Vekaletname oy kullanma hakkını da tanımaktadır. VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ (INHERITANCE TAX; SUCCESSION DUTY) : Bedelsiz veya karşılıksız olarak elde edilen servet unsurlarından alınan bir tür servet vergisidir. Kişi miras vasiyet vb. yollarla servete sahip olduğunda veraset vergisi; bağış veya başka yollardan servet sahip oluyorsa intikal vergisi ödemek zorundadır. VERGİ BEYANNAMESİ (TAX RETURN) : Beyan ile ilgili vergilerde vergi mükellefinin kimliği verginin konusu miktarı matrahı gibi vergi hesaplanmasında kullanılan bilgilerdir. VERGİ İADESİ (TAX REFUND TAX DRAWBACK) :İhracatı üretimi herhangi bir iktisadi falliyeti teşvik etmek amacıyla önceden alınan verginin bir bölümünün veya tamamının mükellefe geri ödenmesidir. VERGİ İNDİRİMİ (TAX RELIEF) : Belirli iktisadi ve sosyal amaçlar çerçevesinde bazı vergi konularında vergi miktarı veya vergi oranı bakımından yapılan indirimdir. VERGİ İSTİSNASI (TAX EXEMPTION) : Vergilendirilmiş bir kanunun kısmen veya tamamen sürekli veya geçici olarak vergi dışında tutulmasıdır. VERGİ KARNESİ (TAX CARD) : Gelir vergisi mükellefleri tarafından mükellefin medeni ve ailevi durumuyla ilgili alınması gerekli olan bilgileri kapsayan belgedir. VERGİ MATRAHI (TAX BASE) : Vergi matrahı vergi borcunun hesaplanmasında vergi oranının uygulanabileceği iktisadi veya teknik unsurlardır. VERGİ ORANI (TAX RATE) : Vergi borcunu hesaplayabilmek için vergi matrahına uygulanan rakamdır. Vergiler matrahın büyümesiyle oranın yükselmesi halinde artan oranlı vergiler; matrahın küçülmesiyle oranın azalması halinde azalan oranlı vergiler; matrahın değişmemesi halinde de düz oranlı vergiler şeklinde tanımlanırlar. VERGİ POLİTİKASI (TAX POLICY) : Belirli iktisadi ve sosyal amaçlara ulaşabilmek için vergilerin miktar ve bileşimlerinde yapılan ayarlamaların tümüdür. Vergi politikasının başlıca amaçları; gelir dağılımındaki dengesizlikleri azaltmak kamu harcamalarının finansmanını sağlamak ödemeler dengesi açığını azaltmak ekonomik kalkınmayı sağlamaktır. VERGİ YANSIMASI (TAX INCIDENCE) : Vergi yükünün bazı ekonomik ve yasal imkanlardan yararlanmak suretiyle kısmen veya tamamen başkasına ya da başkalarına devredilmesidir. Vergi yansıması vergiyi ödemekle yükümlü olan kişinin vergi yükünü taşımak istememesinden kaynaklanır. VERGİ YÜKÜ (TAX BURDEN) : Vergilerin kişiler üzerinde yarattığı parasal etkidir. Vergi yükü vergileme yüzünden kişilerin mal varlıklarında meydana gelen azalmayı ifade eder. VERGİ YÜKÜMLÜSÜ (TAX PAYER) : Hukuki olarak vergi borcu olan kişi veya kurumlardır. Iki çeşit vergi yükümlüsü vardır. Iktisadi anlamda gerçek yükümlü ödene verginin yükünü taşıyan kişi; kanuni yükümlü ise vergi borcu olan kitidir. VERGİNİN KAPİTALİZASYONU (CAPITALIZATION OF TAXES) : Dayanıklı tüketim mallarının vergi istisnasından kısmen veya tamamen yararlanması ile değerinden meydana gelen artıştır. VERİMLİLİK (PRODUCTIVITY EFFICIENCY) :Belirli bir üretim miktarı (çıktı) ile bunu elde etmek için kullanılan faktörler (girdi) arasındaki orandır. Çıktı / Girdi şeklinde ifade edilir. İşgücü verimliliğini de Toplam İşçilik / Toplam fayda olarak ifade edebiliriz. VERİMSİZ EMEK (UNPRODUCTIVE LABOUR) : İktisadi anlamda hiçbir değeri olmayan bir mal veya hizmetin üretiminde harcanan insan emeğidir. VESAİK KARŞILIĞI ÖDEME (CASH AGAINST DOCUMENTS DOCUMENTARY CREDIT) :Genellikle dış ticaret işlemlerinde kullanılan ithalatçının yabancı bir ülkeden yollanan bir mal ile ilgili belgeleri alabilmek için ihracatçının talimat verdiği bankaya malın bedelini ödemesi işlemidir. Mal ile ilgili belgeler ancak bu itlemden sonra teslim edilebilir. VESİKA SİSTEMİ (RATIONING) : Tüketim veya üretim için ayrılmış oln malların zorunlu zamnalrda vesika karşılığı kişi veya işletmelere tahsis edilmesidir. VİRMAN (TRANSFER) : Bir banka hesabında bulunan fonların başka bir hesaba aktarılması işlemidir. Bankada hesabı olan müşterilerin hesaplarında bulunan paranın belirli bir miktarını başka bir hesaba aktarmaları için verdikleri ödeme emride virmandır. VOLATİLİTE -Oynaklık- (VOLATILITY) : Bir menkul kıymetin fiyatının veya piyasanın genelinin kısa bir zaman aralığı içerisinde gösterdiği dalgalanma özelliği. Oynaklığı yüksek bir menkkul kıymetin fiyatında hızlı değişim ve aşırı dalgalanma özellikleri görülür |
|
|
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| bitki sözlüğü | ! Ќ Ā Í Π ! < | Çöp Forum | 7 | 08-03-2009 22:40 |
| "Tahkim olmadan İstanbul finans merkezi olamaz" | _KoJiRo_ | Ekonomi ve Para Piyasaları | 0 | 21-12-2007 13:55 |
| TMSF Başkanı: İstanbul'un finans merkezi yapılması doğru değil | Her. | Ekonomi ve Para Piyasaları | 0 | 06-12-2007 19:17 |
| "Moskova'yı geride bıraktınız finans merkezi olmalısınız!" | Her. | Ekonomi ve Para Piyasaları | 0 | 06-12-2007 19:12 |
| Finans Merkezi Ataşehir'e kuruluyor | ..::ŞeHZaDe::.. | Güncel Haberler | 0 | 11-09-2007 12:29 |