![]() |
|
|||||||
| Edebiyat - Türkçe Edebiyat - Türkçe Bilgilerini Paylaşabileceğiniz Ortam |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
5- İSLÂMİYETTEN ÖNCE TÜRK EDEBİYATI Türkler İslâmiyetten önce çok sade bir hayat yaşıyorlardı. Pek kuvvetli devlet gelenekleri olduğu devlet asalet üzerine dayandığı halde hükümdarla çoban arasında yaşayış duyuş ayrılışları çok değildi. Bunun neticesi olarak da sınıf ve zümre farkına bakmazksızın bütün millete birden hitap eden bir edebiyat teşekkül etmişti.Bugün Türklerin islâmiyetten önceki edebiyatlarına dair bilgimizi üç'e tasnif ederek gözden geçirebiliriz.1- Kunlar çağına ait siyasi mektup tercümeleri ve bir Kun türküsünün tercümesi 2- Gök Türkler çağına ait mezar taşları ve büyükler adına dikilmiş yazıtlar: 3- Dokuz Oğuz - Uygurlar çağına ait kitabeler ve kitaplar Hiç şüphesiz bu kadar bilgi eski edebiyatımızın ve hayatımızı aydınlatmak uzaktır. Fakat daha pek yakın zamanlara kadar bu kadar bilgiye bile malik olmadığımız düşünülürse ilerde bulunacak yeni malumat sayesinde edebiyatımızın daha çok aydınlatılması ihtimallerinin daima mevcut olduğu kabul olunabilir. Kunlar Çağındaki Türk Edebiyatı Kunlar Çağındaki Türkçe Türkçenin Kunlar çağında teşekkül ettiğini kabul etmekte yanlış yoktur. Bu dilin temelli olarak kurulabilmesi için uzun bir siyasi birlik şarttır. Bu şart bizim tarihimizde ilk önce Kunlar zamanında mevcut olmuştur. Dört buçuk asır süren Kun hakimiyeti zamanında bizim atalarımız olan boyle kaynaşma sonunda Türk dili meydana gelmiştir. Bunun böyle olduğunu anlamak için Kunlar çağından bugüne kadar kalan kelimelere bakman kafidir. Kun yabgularının ünvanları 'tengri Kut' idi. 'Tengri ' bildiğimiz üzere 'Gök sema' demektir. 'Kut' ise 'takih saadet' manasına gelir. O halde bu terkibin manası 'Göğün talihi' 'Semavi saadet' olur. Bugünkü dile göre aşagı yukarı 'Hazret' veya 'Majeste' demektir.Bugün 'büyü' şeklinde söylediğimiz kelimenin eski şekli olan'bügü' kelimesi de Kun dilinde vardır. Milli adları olan'Kun' ise ' Koyun' demekti ki on birinci asra kadar aynı mânâda kullanılıyordu. Fakat asıl mühim olan bu tektük sözler değil Kunca cümlelerdir. Kunlar millattan sonra 216 yılında dağıldıktan sonra bazı Kunlar Çin'in şimaline çekilip yerleşmişlerdi. Sonradan bunlar orada birkaç küçük devlet kurdular. Bunlardan birnin bir hükümdarına ait kayıt bizi Kunların dili üzerinde daha çok aydınlatmaktadır. Güya bir Kun hükümdarı miladi 328 yılında savaşa çıkacağı zaman Buda ibadethanesinin çanı çalmış ve ondan Kun dilince şu sözler işitilmiştir:Süsi sülegen pugu tutdan (yahut:tutkudan)Bunun anlamı 'Asker çıkar düşman tutulur' demekmiş. Bu sözler apaçık Türkçedir. 'Sü' asker ve ordu anlamında Türkçe bir sözdür. Orhun yazıtlarında kullanılır. 'Sü başı' yani kumandan anlamında Osmanlılar zamanında bile kullanılmıştır. 'Süsi' bunun muzaf şeklidir;yani (onun) askeri' demektir. Bugünkü lehçemizle biz bunu 'süsü' deriz. 'Sülegen' kelimesi ise 'sülemek' yani 'asker sevketmek' mastarından yapılmış nakli mazi sıfat şeklidir. Yani bugünkü batı Türkçesine göre 'sülemiş' (asker yürümüş) demektir. Düşman mânâsına gelen 'pugu' sözü Türkçede yoktur. Bunun eski Türkçesi 'yağı' dır. İhtimal ki Kunca cümleleri tespit eden Çin tarihi bu kelimeyi yanlış olarak yazmıştır. Çin harflerinin kususiyetine göre bu yanlış yazma ihtimali kuvvetlidir. 'Tutdan' veya 'tutkudan' kelimesi ise 'tutkan' olacaktır. Bugünkü batı Türkçesinde 'tutmuş' demektir. Şunhalde bunu: Süsi sülegen yağı tutkanşeklinde de biraz düzeltirsek tam bir Türkçe meydana çıkıyor ki bu da Kunlar çağındaki Türkçenin aşağı yukarı Gök Türkler çağındaki Türkçe'nin daha iptidai bir şekli olduğunu gösterir. Zaten Orhun abidelerinde gördüğümüz olgun dil o hale gelmek için uzun asırlar konuşulmuş ve hatta yazılmış olmak icap eder. Kunlar Çağında Yazı Kun yabguları Çin sarayına mektuplar gönderdi. Bu mektupların hangi harflerle yazıldığı belli değildir. Eski Çin tarihleri Kunların yazıları olmadığını söyledikleri halde Çin imparatorlarıyla mektuplaştıklarını kaydederler. Çin tarihlerinin Türkler hakkındaki her sözünü mutlak hakikat diye kabul etmek doğru değildir. Onun için onların Kunlarda yazı olmadığı hakkındaki sözlerini de şüphe ile karşılamak icap eder. Yabguların Çin'e gönderdikleri mektuplarda Çin harflerini kullandıkları akla gelebilir. Fakat ülke içindeki muamelelerde iptidai bir yazı demek olan mükemmel damga usullerinden istifade edilmiş olması da ihtimal dahilindedir. Belki de Gök Türk yazısı bu damgalama usülünün ilerlemesinden doğmuştur. Her ne olursa olsun Kunlar yazının ne demek olduğunu biliyor kendi yazıları olmasa bile Çin yazısından istifade ediyor ve belki de Kuncayı Çin harfleriyle yazıyorlardı.Kun Yabgularının Mektupları Kun dili ile yazılmış metinlerin bulunmamasına karşı bunların tercimeleri oldukça boldur. Siyasi birer vesika olan bu mektupların bizim için mühim olan ciheti Kun yabgularının düşünüşü ve Çin karşı muamelelerini göstermesidir. Eski Çin tarihlerinde bunlardan bazı örnekler vardır ki biz de aşagı alıyoruz.1- İlk mektup Mete ( Motun) tarafından Çin imparatoriçesine gönderilmiştir. Milattan önce 192 yılında Çin imparatoru Kao-ti ölmüş yerine oğlu geçmişti. Fakat bu çocuk küçük olduğundan devleti.Mete(Motun) Yabgunun nefret ettiği imparatoriçe idare etmeye başlamıştı. Bunun üzerine Mete (Motun) kendisine şu mektubu gönderdi: Bataklıkta doğmuş atlar ve öküzler arasında kırda büyümüş kimsesiz ve yıpranmış padişah! Çin'de gezmek için birkaç defa sınırınıza gelmiştim. Kimsesiz ve yıpranmış imparatoriçe taht üzerinde yalnızdır. Yalnız olarak yaşıyor. Her iki padişah can sıkıntısı içinde. Bende olmayanı bende olanla değiştirmek istiyoruz.Mete (Motun) 'her iki padişah' diyerek kendisiyle imparatoriçeyi hem de ülkesini almak istediğini söylüyor. İmparatoriçeyi tahkir eden bu mektup üzerine Çin sarayında uzun müzakereler olmuş fakat savaşa kıyışılamayarak zelilâne bir mektupla cevap verilerek Mete (motun) Yabguya iki padişah arabası ve sekiz at gönderilmek suretiyle barışılmıştır. Mektubun böyle sert bir şekilde yazılması Kunların diplomasi dilini bilmemesinden değil bir kasıt dolayısıyladır. Çünkü yine Mete (Motun9 Yabgunun milattan önce 176'da Çin imparatoru 'Hiao-ven-ti'ye yazdığı mektup büsbütün başka bir usluptür. Bu mektup şöyledir:2- Gök tarafından tayin edilen Kunların büyük yabgusu saygı ile Hia-en-ti'nin sağlığını diler. Geçenlerde Ven-ti barış ve kardeşlik hakkında mektup uazmıştı. Bu her iki tarafında menfaatine uygundur. Çin'in sınır memurları batı beğini tahkir etmişlerdir. O da bana arzetmeden İlu-heu-nan-çi ve birkaç kişinin kışkırtmasıyla Çin memurları ile kavgaya girişmiştir. Şu suretle iki devlet arasında yapılan andlaşmayı bozmuş ve kardeşlik yakınlığımızı parçalamıştır. Bu suretle Çin devletini güç mevkie düşürmüştür. Ven-tiden teesüf beyan eden iki mektup alınmıştır. Lâkin cevabını götüren elçi dönmemiş Çin elçiside geri dönmemiştir. İşte bu iki komşu devlet arasında hoşnutsuzluğa sebep olmuştur. Andlaşma aşağı memurlar tarafından bozulduğu için batı beği buna ceza olarak batıda Yüençiler üzerine gtönderildi. Göğün inaneyetiyle askerlerimiz sağlam atlar güçlü oldular. Yüençiler yendiler. Kılıçtan geçirip veya itaate alıp Leu-lan usun Huse ve diğer yirmi altı ülkede karar kıldılar. Bu ülkelerin ahalisi Kun ordusu arasına geçip bir aile oldular. Şimal tarafında sükunet ve asayişi yerleştirdikten sonra savaşa nihayet verip askerleri dinlendirmek ve atları semirtmek gerektir. Sınırdaki ahalinin eskisi gibi rahat etmesi gelip geçenleri unutmak ve eski andlaşmayı yenilemek geçirsinler. Gelecek nesiller barışın tadını alsınlar. Ven-ti'nin fikirlerini almadığımız için ona elçi olarak Sidutseni gönderdik. Bir deve İki binek atı ve Sekiz araba atı göndermeye cesaret ediyorum. Eğer Ven-ti Kunların sınıra yanaşmasını memurlara emretsin.Bu mektuptan anlaşıldığına göre Kun yangusu nazikâne cümleler altında tehdit etmesini biliyordu. Kunca'da Çinçe'ye Çince'den Rusça'ya Rusça'dan da günümüzün Türkçesin'de çevrilen bu mektup dilden dile üç defa tercüme olunmuş olmasına rağmen Kun dilinin pek de iptidai bir dil olmadığını gösterse gerektir.3- Mete(Motun) Yabgunun yukardaki iki mektubundan başka milattan önce 96-85 yılları arasında hüküm süren Huluku Yabgunun da bir mektubunun tercimesi eski Çin tarihlerinde kayıtlıdır. Milattan önce 90 yılında Kun elinde yürüyen 140.000 kişilik Çin ordusunu yenip başkumandanını da tutsak eden yabgunun 89 yılında Çin sarayına yolladığı mektubun tercümesi şudur:Cenupta büyük Han sülalesi(1) hükümeti sürüyor. Şimalde ise güçlü Kun sülalesi hükümet sürüyor. Kun göğün mağrur oğludur ki ufak saray teşrifatı ve merasimiine ehemmiyet vermez. Ben şimdi han ülkesine olan geçitleri açmak ve Han sülalesinden bir kızı kendime zevce almak istiyorum. Şu şartla ki Han sülalesi eski andlaşma mucibince bana vergi olarak iyi şarap 50.000hu (2) pirinç 10.000 parça muhtelif kumaş ve dokuma takdim eder. Bundan sonra sınırda yağma ve talan olmaz.Bu mektup Uzak doğudaki beynelmilel hukuk kaidelerini bildikleri halden kasden Çinlileri aşağılamak için onu ihmal ettiklerini gösteriyor.(1) : 'Han' sülalesi Çin'de milattan önce 207'den milattan sonra 220'ye kadar hâkim olan bir hükümdar ailesidir. (2) 'Hu' bir Çin ölçüsüdür.Bir Kun Türküsü Yukarıda örneklerini gösterdiğimiz cümlelerle mektup tercümeleri edebiyatı uzaktan ilgilendiren dil ve siyasi muhabere örnekleri idi. Şimdi tercümesini vereceğimiz türkü ise doğrudan doğruya Kunlar devrindeki edebiyat üzerinde bizi aydınlatacak bir vesikadır. Bu türkü Kunların kaybettikleri bir savaş üzerine yapılmıştır. Milattan önce 119 yılında Kunlar Ordus'un şimalindeki topraklarını kaybederek büyük çölüm şimaline çekilmişlerdi. Çin kaynakları bu bozgun dolayısıyla Kunlarınşu aşağıdaki türküyü söyleyerek ağladıklarını yazıyorlar:Yen-çi-şan dağını kaybettik. Kadınlarımızın güzelliğini elimizden aldılar Si-lan-şan yaylalarını kaybettik ![]() Hayvanlarımız çoğaltacak vesaiti elimizden aldılar. Bu manzumenin tekniği günümüze kadar gelen milli nazım tekniğimize uygundur. Manzumenin dörtlikten ibaret olması ikinci ve dördünci mısraların birbirne pek benzemesi türk nazmının esas vasıflarıdır. Koşmalarda ilk dörtlük aşağı yukarı bu şekilde yazılırdı. Hiç şüphesiz Kunlar zamanında Osmanlılar zamanında olduğu gibi koşmalar yoktu. Fakat onların çekirdeğinin olmuş olması pek muhtemeldir. Tercümenin tercümesi olduğu mısraların heceleri sayıca pek değişik ise de ben bu şiirdeki mısraların aslında yedişer veya sekişer heceli olacağını sanıyorum. Türkçenin kısa hecelerle büyük m3anâlar ifade edilmek kabiliyeti düşünülürse benim bu düşünceme hak verilebilir. Mesela yukarıda Kunca cümleleri tahlil ederken Kun dilinin Gök Türçeye pek yakın olduğunu söylemiştik. Gök Türkçe ile yukarıdaki manzumenin ilk mısrasını yedi veya sekiz heceyle ifade etmek kabildir. Yen-çi-şan isminin sonundaki 'şan' Çincede zaten 'dağ' demektir. Şu halde 'Yen-çi-şan dağı' yerin 'Yen-çi dağı' diyebiliriz. Gök Türkçe ile bunu şu iki şekilde söylemek kabildir.1- 'Yen-çi-tağ yitirdimiz' yahut 2- 'Yen-çi tağın yitirdimiz' Birinci şekle göre mısra yedi heceli ikinci şekle göre ise sekiz heceli olur. Tabii bu misali söylemekten maksadın bunun mutlaka böyle olduğunu iddia etmek değil Gök Türkçeye ve Gök Türkçe'nin daha iptidai şekli olan Kuncaya göre bu şiirin yedi veya sekiz hece ile yazılması ihtimalinin daima mevcut olduğunu hatırlatmaktadır. Bu şiir aynı zamanda Kunlarda milli vicdanın teşekkül ettiğini ve kuvvetli olduğunu da gösteriyor. Yurtlarını kaybettikleri için şiir yapıp bunu türkü ile okuyan ve ağlayan kimseler vahşi ve geri insanlar olamaz.Gök Türkler Çağında Türk Edebiyatı Gök Türk yazısı Gök Türkler çağında Türklerin kendilerine mahsus yazıları vardı. Bu yazıya 'Gök Türk yazısı' yahut bu yazının ilim alemine ilk defa malûm olan örenkleri Orhun ırmağı yakınında bulunduğundan 'Orhun yazıları' adı verilir. Orhun yazılarının en eskileri sekizinci asır başlarına aittir. Halbuki bu yazı daha önceleri de kullanılıyordu. Gök Tükler devleti zamanında ekseriyetle onlara tâbi olarak yaşayan fakat başlarında ayrı bir kağanları bulunan Kırgızların yaşadığı yerlerde de bu yaz ile yazılmış bir takım taşlar bulunmuştur. Demek ki bu yazı yalnız Gök Türkler tarafından Gök Türklerle çağdaş olan öteki Türkler tarafından da kullanılmıştır. Gök Türkler tarihe altıncı asırda gidikleri halde Kırgızlar milattan önceki asırkardan beri tanınmış bir Türk boyudur. Acaba bu yazı ilk önce hangi Türkler tarafından kullanıldı? Buna kât'i bir cevap verilemez. Yalnız Kırgızların yaşadığı yerlerde bulunan taşlar üzerindeki yazının daha iptidai ve acemice olmasına dilinin de Gök Türklere ait yazılardaki kadar ileri bulunmaısna bakılarak bu yazının ilk önce Kırgızlar arasında kullanıdlığı Gök Türklerin onlardan aldıkları bu yazıyı daha çok olgunlaştırdıkları düşünülebilir.Bazı bilginler bu yaıznın eski Ârâmi yazısnından çıktığını ileri sürüyorlar. Ârâmiler Sâmî bir millet olup medeni idiler. Bunların yazısı milattan önceki asırlarda İran'a girmişti. Bu yazıdan birkaç elifbe çıkmıştı. İşte Gök Türk yazısı da onlarca bu elifbelerden biridir. Başka bilginler ise bu yazının eski Türk damgalarından çıktığını söylüyorlar. Bu elifbedeki bazı harflerin Türklerin öz malı olduğu muhakkaktır. Yazıyı kısmen başkalarından almış olsalar bile kendi damgalarından da ona çok şey katmışlardır. Mesela ok şeklinde bir harf eski Türk damgalarından biridir. Türk harfleri kullanıldıkları muhtelif yazıtlarıda ufak tefek bazı farklar gösterir. Fakat bu farklar bir tekâmülün neticesidir. Bu harflerin en mükemmel örnekleri en son olarak yazılan Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarındandır. Bunlarda gerek harfler gerek imlâ en iyi şeklini bulmuştur.Bu eski Türk yazısı 39 harften mürekkeptir. Beşi sesli sekizi katışık yirmi altısı da sessizdir. Sesli harflerin az sessizlerin çok olmasının sebebi şudur Bu elifbede ekseriyetle sessiz harfler seslileri okutmaktadır. Mesela 'a' ve 'e ' sesleri için bir tek işaret vardır. Bunun ne zaman 'a' ne zaman 'e' okunacağını kendisinden önce veya sonra gelen sessiz harf tayin etmektedir. Sessiz harflerin çoğu için ikişer işaret vardır. Mesela 'b' için iki harf olup biri kalın diğeri incedir. Yukarıdaki sesli harf kalın 'b' den sonra gelirse 'ba' ince 'b' den sonra gelirse 'be' okunmaktadır. Böyle muayyen birkaç kaidesi olan bu elifbe Türkçeyi ifade eden en mükemmel bir elifbedir. Sesli harflerin biri 'a e' bir 'ı i' bir 'ö ü' bir 'o u' biri de e ile i arasındaki kapalı 'e' dir. Fakat bu sonuncu harf sonradan bırakılmış ve onun yerine daima 'i' kullanılmıştır. Katışık harfler ise şu sesleri vermektedir.1- nç; 2 Id It;3- nd nt;4- ok uk ko ku;5-ök ük kö kü;6-ny yn;7-iç; 8-ık kı.Sessiz harflerden ç z m ş p harflerinin birer şekli ; b t s d r k g I n y harflerinin kalın ve ince olmak üzere ikişer şekli vardır. Bir de sağır nun dediğimiz harf vardır ki bu harf aşagı yukarı 'ng' sesini verir. Bundan dolayı bunu katışık harfler arasında saymank da mümkündür. Bugünkü Türkçede kullanılan c j f v h harfleri ise eski Türkçede yoktur. Bu Türk harfleri muayyen bir imlâ ile yaızlır. Kelimeler birbirinden ayırmak için şu iki nokta ( kullanılır. Bazan iki veya iç kelime bitişik yazıldıktan sonra bu iki nokta konur. İltibas olmayan yerlerde bazı sesli harfler kullanılmaz. Mesela t z r harflerinin kalınlarının adı at az ar ve incelerinin et ez er olduğu için hece başlarındaki 'a' ve 'e' harfleri yazılmaz. 'At' yazmak için kalın bir 't' ve 'er' yazmak için inve bir 'r' kafirdir.Orhun veya Gök Türk yazısı esas itibariyle sağdan sola yazılmıştır. Fakat umumiyetle âbideler dikildiği zaman sağ taraf yukarıya sol taraf ise aşağıya getirilir. Mesela 'Türk Edebiyatı Tarihi' kelimelerini iki satır halinde yazmak icap etse şöyle yazılır:: ıtayibede : krüt : ihirat Fakat taşa dikmek icap edince şöyle olur: Böyle yazıldığı zaman birinci satırdan sonraki satırların sağa ve sola yazılması kât'i değildir. Bazan sağa bazan sola yazılır. Küçük mezar yazıtlarında ise hiçbir kaide gözükmüyor. Bazan karma karışık yazıldığı da vardır.Gök Türkler Çağında Yazılmış Yazıtlar Gök Türklerin hakimiyet zamanı olan 552 - 745 yılları arasında gerek Gök Türkler gerekse Gök Türklere tâbii olan Kırgızlar tarafından yazılan birçok yazıtlar kalmıştır. Bunların çoğu küçük ve yalnız dil bakımından ehemmiyetli mezar yazıtları olmakla beraber bir kaç tanesi hem dil hem tarih hem de edebiyat bakımından pek mühim büyük yazıtlardır.Küçük yazıtlar şunlardır: Çakul (7 tane) Yenisey (7 tane) Talas (5 tane) Barlık (4 tane) Uybat (3 tane) Altun Köl (2 tane) Kemçik Çırgak (2 tane) Tuba Oya Ulu Kem Ak Yüs Tarlık Uyuğ - Turan Uyug Arhan Berge Tes Elegeş Ottoktaş İhi Hanım gölü Goylu Tamır İhe - Ashebete yaıztları.Bütün bunlar mezar taşları olup çoğu yakınında bulundukları ırmakların adını taşımaktadır. Bir takımının kimlere ait olduğu bellidir. Bir takımı ise iyi okuyamıyor. Bazılar pek kısadır. Büyük yazıtlar ise şunlardır: Bilge Tonyukuk Kül Tigin Bilge Kağan Bilge Taçam Işbara Bilge Küli Çur yazıtları.Bu büyük yazıtlar adlarına dikildikleri ünlü kimselerin adı ile anılmaktaıdr. Fakat bunların hiç birisi ad olmayıp hepsi lâkap rütbe veya ünvandır.Gök Türkçenin Hususiyetleri Bugünkü Türkçenin anası olan Gök Türkçede bugünkü Türkçede olmayan bir takım husuiyetler vardır. Bu husuiyetler hem kelimelere hem eklere aittir. Gök Türkçe metinleri iyi anlamak için bunları bilmeye lüzum vardır. Bu husuiyetlerin belli başlıkları şunlardır:1- Gök Türkçede 'g' ile kelime başlamaz. Bugünkü Türkçede kelime başlarındaki 'g' ler Gök Türkçedeki 'k' dir. Bügünkü 'görür' ve 'geldi' yerine Gök Türkçede 'körür' ve 'kelti' denir. 2- Kelime başında 'd' harfi de bulunmaz. 'Dört' 'Düz' 'Doğu' kelimeleri Gök Türkçede 'tört' 'toğu' dur.3- Bugünkü Türkçede ötreli heceden sonra esreli hece gelmez. Halbuki Gök Türkçede gelebilir. Bugünkü Türkçedeki 'kişi oğlu' 'öldü' kelimeler yerine Gök Türkçede 'kişi oğlu' 'ölti' denir.4- Gök Türkçede izafet terkiplerini teşkil eden iki simin sonunda umumiyetle ek yoktur. 'Türk budun' 'Türk Kağan' bugünkü Türkçeye göre 'Türk milleti' 'Türk kağanı' demektir.5- Gök Türkçede 'v' harfi olmadığı için bugünkü Türkçenin 'v' kelimeler hep 'b' lidir. 'Eb' 'Bar' 'Barur' kelimeleri 'ev' 'var' ; 'varır' kelimelerinin karşılığıdır.6- Bugünkü 'olmak' fiili Gök Türkçede 'bolmak' tır. 'Boltı' yahut 'boldı' şimdiki 'oldu'ya karşılıktır. 7- Sayı saymak usülü biraz aykırıdır: 'On' dan sonra 'on bir' 'on iki' diye sayılmaz. Ya 'on artukı bir ' 'on artukı iki' demek yahut 'bir yigirmi' 'iki yigirmi' demeık lazımdır. 'Yigirmi' (yani 'yirmi') 'İkinci on' olduğu için 'bir yirmi' demek 'ikinci ondan bir' demektir. Bunun için ya 'otuz artukı altı' yahut 'altı kırk' demekı icap eder.8- Bugünkü 'li lı lü lu' ekleri yerin 'lig lıg' ekleri vardır. 'Tizlig kağanlıg' kelimeleri 'dizli kağanlı' demektir.9- Mefûlübih eki 'g ig ıg' ekleridir. 'Kişig ordug işig budung' kelimeleri 'kişiyi orduyu işi budun' demektir.10- Mefûlüileyh eki 'ke ka' dır. 'Kağanka' bugünkü Türkçeye göre 'Kağana' demektir.11- Gök Türkçede mefûlüanh yoktur. Onun yerine mefûlüfih kullanılır. Mesela 'anda kisre' ondan sonra demektir. 12- Tasrif olunmayan rabıt sigaları biraz başka türlüdür. 'Süre' 'aşa' 2yeyü' 'ölü' kelimeleri bugünkü Türkçeye göre 'sürerek' 'aşarak' 'yiyerek' 'ölerek' demektir. 2Kodıp' 'Koyup' demektir. 'Kelipen' 'olurıpan' ise yine 'gelip' 'oturup' demek olup bugünkü Türkçede kullanılmayan bir şeklidir. 13- Gök Türkçede bugünkü gibi ismifâil yoktur. Fakat buna karşılık başka bir şekil vardır ki sonraları kullanılmamıştır. 'Veren' ve 'varan' ismifâillerinin Gök Türkçedeki karşılığı 'berigme' ve 'barıgma' dır. 14- Bugünkü Türkçede bazı 'y' ler Gök Türkçede 'd'dir. Mesela 'adak' 'bod' 'kodıp' 'udımadım' kelimeleri 'ayak' 'boy' (kabile) 'koyup' . 'uyumadım' demektir.Küçük Yazıtlara Örnek: Uyug - Turan Yazıtı Umumiyetle daha eski zamanlara ait olan küçük yazıtlar mezar taşlarıdır. Çoğu karışık yazıldığı ve fazla tahribata uğramadığı için pek doğru olarak okunamıyor. Aşağıda örnek olarak vereceğimiz Uyug - Turan yazıtı da 'Üçin Külüg Tirig' adında birisinin mezar taşıdır. Taş ölününü ağzından yazılmıştır ve hayata doymadığından bahsediyor:Kuyda konçuyum yazıda oğlım ayıtaValide zevcem yazı (ova) da oğlum söyleyeSizime ayıta . Bükmedim Sizlerime söyleye DoymadımAldırıltım. Künim . Kadaşım Ayrıldım (hayattan ayrıldım) Halkım . Arkadaşım Ayıta adırıltım Altunluğ keşig Söyleye ayrıldım . Altınlı oklugu belimte bantım . Tengri elimke belime bağladım . Tanrı elimebükmedim Sizime ayıta . Üçindoymadım Sizlere söyleye . Üçin Külüg Tirig ben. Tengri ![]() Külüg Tirigğim Tanrı ![]() elimte yemlig ben. Üç yetmiş elimde yemliyim Altmış üç yaşımka adırıltım . Egük katun yaşımda ayrıldım . Cariye kadın yerimke adırıltım . Tengri ! Elimke yerimden ayrıldım Tanrı ! elime kızkagım oğlım öuz oğlım. altıkızım. oğlum. üveği oğlum altı bing yuntım. kanım Tülberi ![]() bin atım hanım Türlberi![]() kara budun külüg kadaşım sizim![]() halk ünlü arkadaşım sizlerim![]() eşim er ögüş ereşim erler genç eroğlan er küdegülerim kızşehzadeler er güvegilerim kızkelinlerim ! Bükmedim ![]() gelinlerim ! Doymadım. Bu yazıtta bazı yerlerin tercümesi biraz zorakidir. Bundan başka gramer bakımından da yazıtın kusurlu olduğu meydandadır. Bu gibi kusurlar küçük yazıtların çoğunda göze çarpmaktadır. Bilge Tonyukuk Yazıtı Bilge Tonyukuk Gök Türk tarihinin en değerli şahsiyetlerinden biridir. İlteriş Kutluk Kağan 17 kişiyle Çin'e isyan ettiği zaman yanındaki 17 kişi arasında Bilge Tonyukukta bulunuyordu. Devlet kurulduktan sonra İlteriş ve Kapağan Kağanlar çağında ülkede baş vezirlik etmiş bazı savaşlarda baş kumandan olarak bulunmuştur. Bilge Kağan'ın kaynatası idi. Onun zamanında da baş vezirlik etmiş 720 - 725 yıllarında ölmüştür. Ölümünden biraz önce hatıralarını iki taş üzerine kazdırarak diktirmiştir. Bu bakımdan Bilge Tonyukuk ilk Türk müverrihidir. Kendisi Çin'de doğmuştur. Herhalde Çin'i iyi tanıdığı için olacak Çin'e karşı nasıl iş görmek gerektiğini iyi bilmiştir. Bilge Tonyukuk uzağı görüyordu. Bilge Kağan Türkleri şehir hayatına alıştırmak ve Buda dinine sokmak istediği zaman buna engel olmuş Çin'e göre sayısı pek az olan Türklerin göçebelik sayesinde üstünlüklerini muhafaza ettiklerini Buda dininin ise Türklerdeki askerlik kabiliyetini söndüreceğini anlatarak kağanı bu düşüncesinden caydırmıştır.Bilge Tonyukuk yazıtında vukuat kısa olarak anlatılmış Türklere bazı öğütler verilmiştir. Bu yazıtın dikildiği yer bugünkü Moğolistan'da Bayın Çoktu denilen yerdir ki Tuğla ırmağının yukarı taraflarındadır ve aşağı yukarı 48 arz ve 107 tûl dereceleri üzerindedir.Örnek olmak üzere Bilge Tonyukuk yazıtından bir kaç satır alıyoruz. Alttaki satırlar bugünkü Türkçeye tercümesidir: Bilge Tonyukuk ben. Özim Tabgaç (Ben) Bilge Tonyukukum. Kendim Çin elinge kılındım Türk budun elinde doğdum . Tük milleti Tabgaçka körür erti . Türk Çin'e tâbi idi. Türk budun kanın bolmayın Tabgaçda milleti hanı olmayınca Çin'den adırıldı . Kanlandı kanın kodıp ayrıldı . Hanlandı Hanını koyupTabgaçka yana içikdi . Tengri Çin'e yine teslim oldu . Tanrı ança temiş erinç . Kan şöyle demiş Han bertim. Kanıngın kodip içikding verdim . Hanını koyup teslim oldum ![]() İçikdük üçün Tengri ölitmiş Teslim olduğu için Tanrı öldürmüş erinç Türk budun ölti. Türk milleti öldü. Alkındı yok boltı . Türk Mahvoldu Yok oldu Türk sır budun yerinte bod müstakil milleti yerinde boy kalmadı . Ida taşda kalmışı kalmadı . Ağaçta taşta kalmış olanları kubranıp yeti yüz boldı toplanıp yedi yüz oldu. İki ülügi atlıg erti biriki bölüğü altı idi birülügü yadağ erti. Yedi yüz bölüğü yaya idi. Yedi yüz kişiği udızığma uluğı şad erti kişiyi sevkeden büyüğü şad idi. Yığıl tidi . Yığmışı ben ertim ![]() Toplan dedi . Toplayan ben idim ![]() Bilge Tonyukuk Bilge Tonyukuk Yukarıya aldığımız parçalar Bilge Tonyukuk yazıtının mahiyeti hakkında oldukça sağlam bir fikir verebilir. Fakat edebiyat bakımından bu yazıtın hepsini birden mütalea etmek faydalı olduğundan bize de bütününün birden bugünkü Türkçeye tercümesini veriyoruz. Aşağıdaki tercümede parantez içinde gösterilen kelimeler ve ekler aslında olmadığı halde mânânın daha iyi anlaşılması için bizim tarafımızdan eklenmiştir.Bilge Tonyukuk Yazıtının Bugünkü Türkçeye Çevrilmiş Şekli (Ben) Bilge Tonyukukum. Kendim Çin Elinde doğdum. Türk milleti ( o zaman) Çin' e tâbi idi. Türk milleti (nin) hanı olmayınca (Türkler) Çinden ayrıldı. Hanlandı. (Fakat sonra) hanını koyup (bırakıp) Çin'e yine teslim oldu. Tanrı şöyle demiş.(ti) : 'Han verdim. Hanını koyup teslim oldun ! ' Teslim olduğu için Tanrı öldürmüş(tü). Türk milleti öldü mahvoldu yok oldu. Müstakil Türk milleti yedi yüz (kişi) oldu. İki bölüğü atlı idi. Bir bölüğü yaya idi. Yedi yüz kişiyi idare eden büyüğü şad idi. Toplan(ın) dedi. Toplayan bendim : Bilge Tonyukuk. (Onu) Kağan mı yapayım derim düşündüm. (Kişi) arık buğayı semiz buğayı ıraktan bilmek dilese semiz buğa arık buğa diye bilmezmiş diye öyle düşündüm. Ondan sonra Tanrı bilgi verdiği için kendim (onu) kağan yaptım. Bilge Tonyukuk Boyla Bağa Tarkan ile İlteriş Kağan olunca cenupta Çin'li(ler)i doğuda Kıtay (lar) ı şimalda Oğuz(lar)ı (bir) çok öldürdü. Bildi (de) eşi şeref (te) eşi bendim. Çugay Kuz (ve) Karakumda oturuyorduk.Geyik yiyerek tavşan yiyerek oturuyorduk. Millet(in) boğazı toktu. Düşman (lar)ımız etrafta kuş gibi idi. Biz tetikte idik. Öyle oturuken oğuzadan haberci geldi. Haberci (nin) sözü şöyle :'Dokuz Oğuz milleti üzerine kağan oturdu.' der. Çin'e Kunı Sengün'ü göndermiş. Kıtaya Tungra Sem'i göndermiş. Haber(i) şöyle göndermiş. Azlık Türk milleti harekete gelmiş. Kağanı kahramanmış. Veziri bilge imiş. O iki kişi var olursa seni Çinliyi öldürecek(tir) derim. Beni Oğuzu da öldürecek(tir) derim. (Siz) Çinli(ler) cenuptan taaruz edin. (Siz) Kıtay(lar) doğudan taaruz edin. Ben şimalden taaruz edeyim. Türk müstakil milleti yerinde (hiçbir) sahip yürümesin. Mümkünse (sahibi) yok edelim derim. O sözü işitip gece uyuyasım gelmedi. Gündüz oturasım gelmedi. Ondan ötürü kağanıma arzettim. Şöyl arzettim: Çin Oğuz Kıtay bu üçü kavuşup gelecek (olurlarsa) tehlikede kalacağız. (Bir şey) yufka iken toplamak kolay imiş. İnce iken kırmak(da) kolay. Yufka kalın olursa toplamaklık güç imiş. İnce yoğun olursa kırmaklık güç imiş. Doğuda Kıtaya cenupta Çin'e batıda batılı(lar)a şimalde Oğuza iki üç bin çerimizle geleceğiz. Olursa nasıl olur. Öylece arzettim. Kağanım ben Bilge Tonyukukun arzettiğim maruzatımı kabul buyurdu. Gönlünce idare te dedi. Kök Üng'ü bata çıka aşarak Ötüken ormanına doğru sevkettim. İnek göle Tuğla (ırmağın) dan Oğuz(lar) geldi. Çerisi üç bin imiş. Biz iki bindik. Savaştık. Tanrı tarlıkadı. Dağıttık. Irmağa düştü(ler). Dağıldık(ları) yol(lar) da öldüler. Ondan ötürü Oğuz(lar) boyu ile geldi(ler). Türk milletini Ötüken yerine (getirmiş) ben kendim Bilge Tonyukuk Ötüken yerine konmuş diye işitip cenuptaki halk. batıdaki şimaldeki halk geldi.İki bin idik......(1)oldu. Türk milleti oturuken türk kağanı oturuken Şandung şehir(ler) ine deniz (kadar) taaruz ettiği yok imiş. Kağanıma arzedip çeri yürüttürdüm. Şandung şehir(ler) ine denize (kadar) taaruz ettirdim. Yirmi üç şehir tahrip etti. Usın Bundat yurdunda kalıyordu. Çin kağanı düşmanımızdı. On ok kağanı düşmanımızdı. Fazla olarak güçlü Kırgız kağanı da düşmanımız oldu. Bu üç kağan danışıp Altın orman üzerinde kavuşalım demiş(ler). Şöyle danışmış(lar): Doğudaki Türk kağanına doğru çeri yürütelim demiş(ler).Ona karşı çeri yürütmezsek kaçınırsak o bizi (çünkü) kağanı kahamanmış veziri bilge imiş kaçınırsak öldürecek(tir). Üçümüz kavuşup çeri yürütelim. Onu yok edelim demiş(ler). Türgiş kağanı şöyle demiş: Benim milletim(de) orada olacak(tır) demiş. Türk milleti dahi kargaşalıktadır demiş. (Onlara tâbi olan) Oğuz(lar) ı da isyandadır demiş. O sözü işitip gece dahi uyuyasım gelmez oldu. Oturasım gelmez oldu. Orada düşündüm ilk önce Kırgızlara karşı çıkarız dedim. Kökmen yolu bir imiş. Kapanmış diye işitip bu yoldan yürürsek yaramacak dedim...................Kılavuz diledim. Uzaktaki Az (Elinden bir) er buldum. Kendim Az yeri ..............imiş. Bir durak imiş. Anı ırmağı(na) gitmiş. Onlar yatıp bir atlı gitmiş diye o yolu yürürsek semin(dir) dedim. Düşündüm. Kağanına arzettim. Çeri yürüttüm. Atlandırdım. Ak Termeli geçerek Oğuz(ları) öne sevkettim. At üzerine bindirerek karı söktüm.ş Yukarı at yederek yaya ağaç(lara) tutunarak çıkarttım. Öndeki er(ler) (karı) çiğnedikten sonra ilerletip ibarı aştık. Güçlük çekerek indik. On gece yandaki dağ sırtlarındaki engeller arasından gittik. Kılavuz yer yanılıp boğazlandı. Kağan:'Zahmet çekip çok hızlı gidin'demiş. 'Anı suyuna varalım'. O su kıyısına vardık. (Çeriyi) saymak için (atlardan) indirdik. At(lar) ı ağaca bağlıyorduk. Hem gündüz hem gece hızla gittik. Kırgız(lar)ı ansızın bastık. Süngü(ler)le açtık. Hanı ordusu derilmiş(ti). Savaştık. Kargıdan geçirdik. Hanını öldürdük. Kağana Kırgız milleti teslim oldu. Baş eğdi. Döndük. Köğmen ormanından beri geldik Kırgız(lar) dan döndük. Türgiş kağanından haberci geldi. Sözü şöyle oğu Kağanına karşı çeri yürütelim demiş. Yürütmezsek bizi 8çünkü) kağanı kahramanmış veziri bilge imiş kaçınırsak bizi öldürecek(tir) demiş. Türgiş kağanı sefere çıkmış dedi. On Ok milleti gecikmeksizin sefere çıkmış der. Çin çerisi(de) var imiş. O sizi işitip kağanım:'Ben eve doğru ineyim'dedi. Katun yok olmuştu. 'Onu yuğlatayım'(1)dedi. 'Ordu (ile) varın' dedi. 'Altın ormanda oturun'dedi. 'Sübaşı (olarak) İnel Kağan (ile) Tarduş şadı varsın'dedi. Bilge Tomyukuka bana dedi:'Bu orduyu ilet'dedi. 'Cezayı gönlünce söyle. Ben sana ne iyeyim'dedi. (Düşman) gelirse haberci gönder. Gelezse söz ve haber alarak otur'dedi. Altın ormanda oturduk. Üç haberci kişi geldi. Söz(ler)i bir: Kağan(lar)ı çeri çıkardı. On ok çerisi gecikmeksizin sefere çıktı der. Yarış ovasında derilelim demiş. O sözü işitip kağana doğru o haberi gönderdim. Handan geriye haber geldi. Oturun diye demiş ileri gitme(yin) demiş. Bögü Kağan bana böyle haber göndermiş:'Bilge Tonyukuk uyanıktır. Özlüdür. Anlar Çeri yürütelim diyecek. Kabul etmeyin'. Bu sözü işitip çeri(yi) yürüttüm. Altın ormanı yolsuzun aştım. İrtiş ırmağını geçitsizin geçtik. (Yürüyüşe) gece devam ettik. Bolçu'ya tan atarken eriştik.(Bir) esir getirdi(ler). Sözü şöyle (idi): Yarış ovasında on tümen (1) çeri derildi der. O sökzü işitip beğler hep: 'Dönelim.Güçsüzün kendili saklaması yek(tir)'dedi. Ben şöyle derim ben Bilge Tonyukuk: 'Altın ormanı aşarak geldik. İrtiş ırmağını geçerek geldik. Gelmiş (olan düşmanlar) kahraman dedi(ler). Fakat bizi duymadı(lar). Tanrı Umay mukaddes Yerse(lar) (onlara) gaflet verdi. Neye kaçacağız? Çok(tular) diye nete korkacağız? Az(ız) diye ne(den) basılalım?. Taarruz edelim dedim. Taaruz ettik. Dağıttık. Ertesi gün çok geldi(ler). Ateş gibi kızıp geldi(ler). Savaştık. Bizimkilerden iki uç(lar9ı yarıdan artık idi. Tanrı yarlıkadığı şadı ara bağladı. Dağıttık. Kağanı tuttuk. Yabgusunu şadını orada öldürdü(ler). Elli kadar er tuttuk. O gece halkının hepsine haber gönderdik. O haberi işitip On Ok beğleri halkı hep geldi. Baş eğdi. Gelen beğleri halkı nizama koyup toplayıp biraz halk kaçmıştı On ok çerisini (arkalarından) yürüttüm. Biz de çeri sevkettik. Onları takip ettik. Yinçü ırmağını (1) geçerek Tinesi oğlu(nın) yattığı Bengiye değin Demir kapıya değin takip ettik. Oradan geri döndürdük. İnel Kağana... Araplara yakın....orada Yerüki Suk kumandasında Suğdak halkı hep geldi. Baş eğdi. Türk milleti Demir kapıya Tinesi oğlu(na) Tinesi oğlunun yattığı dağa taaruz etmiş. Sahipsiz imiş. O yere ben Bilge Tonyukuk taaruz ettiğim için sarı altın ak gümüş kız....hazine(leri) zahmetsiz(ce) getirdi(ler). İlteriş Kağan bilgeliği ve kahramanlığı dolayısıyla Çinli(ler)le on yedi defa savaştı. Kıtay(lar) la yedi defa savaştı. Oğuz(lar)la beş defa savaştı. O zaman vezir de ben idim. Başkumandanı da ben idim. İlteriş Kağana....Türük Bögü Kağana Türük Bilge Kağana...Kapağan gücü(mü) ona verdim. Ben kendim büyük atlı kol(ları) gönderdim. Gece uyumadı. Gündüz oturmadı. Kızıl hanım(ı) tüketerek kara terim(i) su gibi akıtarak işi(mi) gücü(mü) verdim. Ben kendim büyük atlı kol(ları) gönderdim. Arkuy ve ateş kulelerini(2) çoğalttım. Yenilen düşman(lar)ı getiriyordum. Kağanımı sefere çıkarttım. Tanrı yarlıkıyarak bu Türk milleti (içinde) silahlı düşmanı gezdirmedim. Damgalı atı koşturmadım. İlteriş Kağan çalışmasa (idi) (ona) uyarak ben kendim çalışmasa (idim) El de millette yok olacaktı. Çalıştığı için (ona) uyarak kendim çalıştığım için el de el oldu. Millette millet oldu. Kendim (artık) ihityarladım. kocadım. Herhangi yerdeki kağanlı millete (baş olarak) (bir) serseri var olsa ne felaket olacak imiş!(Bunları) Türük Bilge Kağan(ın) Eline yazdırdım. Ben Bilge Tonyukuk. İlteriş Kağan çalışmasa idi yok olsaydı;ben kendim Bilge Tonyukuk çalışamsa idim ben yok olsaydım Kapağan Kağan ve Türk müstakil milleti yerinde boy(lar)da millette kişilerde sahipsiz olacaktı. İlteriş Kağan Bilge Tonyukuk çalıştıkları için Kapağan Kağan ve Türk müstakil milleti büyüdü. (Şimdi) Türük Bilge Kağan Türk müstakil milletini Oğuz milletini iyi idare ederek (tahtta) oturuyor.Bu yazıt çok sade bir dille yazılmıştır. Edebi bir gaye güdülmemiştir. Bunula Kül Tigın ve Bilge Kağan yazıtları arasında pek küçük bir dil farkıda vardır. Bu sonuncularda edebi bir gaye güdüldüğüde muhakkatır. Bunlara bakarak bazı bilginler Bilge Tonyukuk yazıtının halk dili ile ötekilerin ise edebi dille yazıldını söylüyorlar. Bu fikir doğru olsa gerektir.(1) Noktalı yerler aslında bozulmuş olduğu için okunamayan yerlerdir.(1) 'Yuğ' matem törenidir. Yuğlatmak bu töreni yaptırmaktır. (1) 'Tümen' on bin demektir. (1) 'Yinçü' eski Türkçede inci demektir. İnci ırmağı demekle 'Sırdeya'yı veya 'Zerefşan'ı kast ediyor. (2) Savaşlarda uzaktan işaretle konuşmak için yapılan kuleler. Kül Tigin Yazıtı Kül Tigin 716 - 734 yılları arasında kağanlık eden Bbilge Kağanın küçük kardeşi olup 47 yaşında olduğu halde 731 yılında Dokuz Oğuzlarla yapılan savaşta ölmüş ve 21 Ağustos 732 tarihinde de adına bir yazıt dikilmiştir. Türk tarihinin eşsiz simalarından biri olan kahraman Kül Tigin için dikilen bu yazıtı Yulığ Tigin yirmi üç günde yazmıştır. Yulığ Tigin kendisi için 'Kkül Tigin atısı' diyor. 'Atı' kelimesinin ne demek olduğunu iyice bilemiyoruz. Bir ihtimale göre Kül Tiginin kız kardeşinin oğludur. Başka bir ihtimale göre de atası yani mürebbise veya lalasıdır. Her ne olursa olsun 'Tigin' lakabından bunun da hikimdar olduğu anlaşılıyor. Kil Tigin yazıtının bulunduğu yer bugünkü Moğolistanda Koşu Çaydam gölü yakınlarıdır ki aşağı yukarı 47.5 arz ve 102.5 tûl derecelerine uyar. Örnek olamk üzere bu yazıttan bir parça alıyoruz. Satırların altında bugünkü Türkçe ile tercümeleri gösterilmiştir:Üze kök Tengri asraÜstte gök Tanrı aşağıda yağız yer kılındukda ikin yağız kişi yaratıldıkta ikisi ara kişi oğlu kılınmış arasında kişi oğulları yaratılmış Kişi oğlında üze eçüm apam kişi oğulları üzerinde ecdadım Bumun Kağan . İstemi Kağan Bumun Kağan İstemi Kağan olurlarmış Olurıpan Türük budunıng (tahta) oturmuş (tahta) oturup Türk milletinin ilin. türüsin tuta birmiş elini kanunlarını idare etmişler iti birmiş Tört bulung kop tanzim etmişler dört taraf hep ban kılmış Başlığığ mutî kılmışlar Başlıcaları yükündürmis tizliğiğ sökürmiş. İlgerü yükündürmüşler dizlileri çöktürmüşler ileri Kadırkan Yışka tegi kirü Kadrkan ormanına değin kondurmuşlar Temir Kapığka tegi kondurmuş Demir Kapıya değin kondurmuşlar İkin ara idi - oksuz Kök ikisi arasında sahipsiz (müstakil) Ggök Türük ança olurur ermiş Türkler öylece oturuyor imişler Bilge kağan ermiş Alp Bilge kağanlar imişler Alp Kağan ermiş. Buyrukı yeme Bilge ermiş erinç Alp ermiş erinç Beğleri yeme imiş Beğleri de budunı yeme tüz ermiş milleti de düz(doğru) imiş Anı üçün ilig ança Onun için eli iadre edip türüg itmiş Özi ança kanunları (tanzim)etmişler Eli idare edip Kergek bolmış. mahrum olmuşlar Kül Tigin yazıtının bugünlü Türkçeye çevrilmiş şekli Bu yazıt yalnız tarih bakımından değil uslubunun edebi olması bakımından da mühim olduğu için bütününün bugünkü Türkçeye çevrilmiş şeklini veriyoruz. Yulıg Tigin bu yazıtı Kül Tigin adına yazmış olmakla beraber yazıttaki sözler Bilge Kağanın ağzındandır. Yazıtın silik olup okunamayan bölümlerini noktalarla geçeceğiz. Aslında olmadığı halde mânânın daha iyi anlaşılması için bizim tarafımızdan eklenen sözleri de parantez içinde göstereceğiz.(Ben). Tanrı gibi gökte olmuş Türk(lerin) Bilge Kağan(ı) bu zamanda (tahta) oturdum. Sözümü sonuna kadar işit(in) Bütün küçük kardeş(lerim) yiğen(ler)im şehzade(ler)im. Bütün soyum milletim ! Sağdaki şadapıt beğler.soldaki tarkanlar buyruk bgeğleri ! Otuz Tatar.... Dokuz Oğuz beğleri milleti ! Bu sözümü iyice işit(in) sağlamca dinle(yin)! İleri gün doğusuna; cenupta gün ortasına doğru;garpta gün batısına ;şimalde gece ortasına doğru o (çevre) içindeki millet(ler) hep kağanı Ötüken ormanı(nda) oturursa elde sıkıntı yok(tur). İleri (1) Şandung ovasına değin sefer ettim. Denize küçük (bir mesafe ile) erişmedim. Cenupta Dokuz Ersine değin sefer ettim. Tibete küçük (bir mesafe ile) erişmedim. Cenupta İnci ırmağını (2) geçerek Demir Kapıya değin sefer ettim. şimalde Yer Bayırku(lar)ın (3) yerine değin sefer ettim. Bunca yer değin (Türkleri) yürüttüm. Ötüken ormanında yabancı sahip(ler) yok imiş. Ülke idare edecek yer Ötüken ormanı imiş. Bu yerde oturup Çin milleti ile düzeldim. Altın gümüş pirinç ipek sayısızca kadar vermiş (olan) Çin milleri(nin) sözü tatlı malı yumuşak imiş. Tatlı sözüyle yumuşak malıyla kandırıp uzak millet(ler)i öylece yaklaştırıyor imiş. (Fakat) yakınlarına doğru konduktan sonra (onların) karıştırıcılık bilgisini orada anlıyor imiş(ler). Bir kişi yanılsa (bile) soyu (ve) milleti(ne) beşiğine dek kıymaz imiş(ler). Tatlı sözüne yumuşak malına kanıp (bir) çok(larınız) beşiğine dek kıymaz imiş(ler) (ey) Türk milleti öldünüz. Türk milleti! Bazıların(ız) cenupta Çugay ormanı(na). Tügelin ovası(na) konayım derse (ey) Türk milleti orada bazı karıştırıcı kişi(ler) şöyle kışkırtıyor(lar) imiş: Irak ise(ler) kötü mal verir yakın ise(ler) iyi mal verir diyip öylece kışkırtıyor(lar) imiş. Bilgi bilmez kişi(ler)! O sözü alıp yakına doğru varırsa(n) hiçbir sıkıntısı olmayan Ötüken ormanı(nda) otursa(n) ebedi (bir) eli tutarak oturacaksın. Ttürk milleti ! İtidalsizsin. Açsa(n) tokluğ(u) düşünmezsin. Bir doyarsa(n) açlığ(ı) düşünmezsin. Öyle olduğun(uz) için (sizi) yükseltmiş (olan) kağanın(ız)ın sözün(ü) almadan yer sayarak (1) vardınız. Hep ora(lar)da mahvoldunuz. Bittiniz. Orada kalmış 8olanlar(ı)nız) yer sayarak hep ayakta olarak ölerek yürüyordunuz. Tanrı yarlıkadığı için kendim(in) kutum var (olduğu) için kağan (olarak) (tahta) oturup yok (olan) yoksul nilleti hep toplattım. Yoksul milleti bay(2) kıldım. Az milleti çok kıldım. Acaba bu söz(ler)imde yalan var mı? Türk beğler(i) millet(i) işitin. Türk milleti(i)ni derleyip el tuttupunu buraya vurdum. ne söz(ler)im (var) ise ebedi taşa (2) vurdum. Onlar(ı) görerek bilin şimdiki Türk millet(i) beğler(i) tahta tâbi olan (siz) beğler mi yanılacaksınız? Ben ebedi taşı.. Çin kağanından nakışçı(lar) getirdim. Nakışlattım. Benim sözümü kırmadı. Çin kağanının içeri (3) nakışçı(sı)nı gönderdi. Onlar(a) güzel (bir) bark yaptırdım. İçin(e) dışın(a) güzel nakış vurdurdum. Taş yontturdum. Gönildeki söz(ler)imi..... On ok (4) oğul(lar)ına (ve) yabancı(lar)ına değin bunu görerek bilin ebedi taş(ı) yontturdum. Bu çölde iseler otlakta çorak yerde ise(ler) otlakta çorak yerde ise(ler) (onlar için) öylece çorak yerde ebedi taş yontturdum;yazdım. Onu görüp öylece bilin. O taş.........dim. Bu yazıyı yazan atısı Yulığ Tigin.Üstte Gök Tanrı aşağıda yağız yer yaratıldıkta ikisi ara(sında) kişi oğul(lar)ı yaratılmış. Kişi oğul(lar)ı üzerinde atalarım Bumun Kağan İstemi Kağan (hükümdar olarak tahta) oturmuş. Oturarak Türk milletinin elini türe(ler)ini idare etmiş(ler) tanzim etmiş(ler) dizili(ler)i çöktürmüş(ler). İleri Kadrıkan ormanına değin;geri Demir Kapıya değin kondurmuş(lar). Kahraman Kağan imiş(ler). Memur(lar)ı da bilge imiş. Kahraman imiş. Beğleri de milleti de doğru imiş. Onun için ülkeyi öylece turmuş(lar) Yuğcu sığıtçı (1) (olarak) öndeki gün doğusundan Bök-li(ler) Çöligil(ler) Çinli(ler) Tibetli(ler) Apar( lar) Apusın(lar) Kırgız(lar) Üç Kurıkan(lar) Otuz Tatar(lar) Kıtay(lar) Tatıbı(lar) bunca millet(ler) gelip feryat etmiş(ler) ağlamış(lar). O kadar ünlü kağan8lar)mış. Ondan sonra küçük kardeş(ler)i kağan olmuş. Oğulları kağan olmuş. Ondan sonra küçük kardeşi büyük kardeşi gibi yaratılmadığı(ı) oğlu babası gibi yaratılmadığı(ndan) bilgisiz kağan(lar) tahta oturmuş. Kötü kağan(lar) (tahta) oturmuş. Memur(lar)ı da bilgisiz kötü imiş. Beğleri milleti doğru(luk) suz (oldukları) için Çin millet(inin) hilekârlığı açık gözlülüğ(ü) için şirretliği için küçüklü büyüklü minakaşa ettirdik(ler)i için beğli milletli kışkırttık(ları) için Türk millet(i)ne asil erkek çocuk(lar)ı kul oldu. Namuslu kız çocuklar(ı) halayık oldu. Türk beğler(i) Türk ad(lar)ın(ı) bırakarak Çinli beğler(in) Çin(ce) ad(lar)ın(ı) takarak Çin kağan8ı)na tâbi olmuş(lardı). Elli yol (ona) iş(lerin)i güç(ler)in(i) vermiş(ler). İleri gün doğusunda Bökli kağan(ı)na (onların) El(ler)in(i) türe(lerin(i) almış(lar). (Fakat) Türk avam halkı şöyle demiş:'Elli milletim.Elli şimdi hani? Kime Eli kazanacağım?'dermiş. 'Kağanlı milletim. Kağanım hani? Hangi kağana işi(mi) gücü(mü) vereceğim?'dermiş. Öyle diyip Çin kağan(ı)na düşman olmuş. Düşman olup (kendi aralarında) nizam (ve) düzen kuramadık(larından) yine teslim olmuş(lar). 'Çinliler Türklerin) bunca iş(leri)ni güç(leri)ni (kendilerine) verdik(lerini) düşünmedi(ler). Türk millet(ini) öldürmeyin. Kökünü kurutayım diyor(lar)mış yok etmeye geliyor(lar)mış. Üstte Türk tanrısı Türk mukaddes Yer-Su(lar)ı (1) şöyle demiş: Türk millet(i) yok olmasın diye millet olsun diye babam İlteriş Kağanı anam İlbilge Katunu(2) Tanrı tepesinde tutup yukarı götürmüş. Babam kağan on yedi erle çıkmış. Dışarı yürüyor diye haber işitip şehirdeki dağa çıkmış dağdaki inmiş. Derlenip yetmiş er olmuş(lar). Tanrı güç verdi(ği) için babam kağan(ın) çerisi kurt gibi imiş. Düşman koyun gibi imiş. Doğuya batıya sefer edip (adam) dermiş. 8Sayılarını) kabartmış. Hepsi yedi yüz er olmuş. Yedi yüz er olup elsizleşmiş kağansızlaşmış milleti:halayıklaşmış kullaşmış milleti Türk türesin(i) elde çıkarmış milleti atalarım türesince yaratmış heyecanlandırmış. Tölüs Tarduş(3) millet(lerin)i orada yoluna koymuş. (Onlara) yabguyu şadı(4) orada vermiş. Cenupta Çin millet(i) düşmanmış. Şimalde Baz Kağan Dokuz Oğuz millet(i) düşmanmış. Kırgız Kurıkan Otuz Tatar Kıtay Tatabı(lar) hep düşmanmış. Babam kağan bunca...........kırk yedi yol sefer etmiş. Yirmi savaş savaşmış. Tanrı yarlıkadığ(ı) için Elli(ler)i Elsiz etmiş. Kağanlı(lar)ı kağansız etmiş. Düşman(lar)ı muti kılmış. Dizli(ler)i çöktürmüş. Başlı(lar)ı yükündürmüş. Babam kağan.........türeyi kazanıp uçmağa varmış. Babam kağana ilk olarak Baz kağanı bal bal dikmiş(ler). O türe üzeribe amcam kağan oturdu. Amcam kağan (tahta) oturup Türk millet(i)ni yeniden tanzim etti düzeltti. Yoksulu bay kıldı. Azı çok kıldı. Amcam kağan (tahta) oturdukta kendim Tarduş millet(i) üzerinde şad idim. Amcam kağan ile ileri 8doğuya) Yaşıl Ügüz(e) 81) Şantung ova(sı)na değin sefer ettik. Köğmen(i) aşarak Kırgız yerine değin sefer ettik. Topu yirmi beş sefer ettik. On üç (defa) savaştık. Elli(ler)i Elsizlettik. Kağanlı(lar)ı kağansızlattık. Dizli(ler)i çöktürdük. Başlı(lar)ı yükündürdük. Türgiş kağanı Türk(ler)imiz(den) milletimiz(den)di. Bilmediği için bize isyan ettiği için kağanı öldü. Memur(lar)ı beğleri de öldü. On ok milleti(i) zahmet gördü. Atalarımız(ın) tutmuş (olduğu) yer(ler) su(lar) sahipsiz olmasın diye Az (2) millet(i)ni tanzim edip düzene koyup........Bars beğ idi. kağan ad(ını) burada biz verdik. Küçük kız kardeşim prensesi (zevce olarak) verdik. Kendisi yanıldı. Kağanu öldü. Milleti kul köle oldu. Kögmen yer(leri) su(ları) sahipsiz kalmasın diye Az (ve) Kırgız miilet(lerin)i yoluna koyup geldik. Savaştık. (Elini) yine verdik. İleri (doğuda) Kadırkan orman(ı)nı aşarak milleti öylece kondurduk. Öylece tanzim ettik. Batıda Kengü Tarmana değin Türk millet(i)ni öylece kondurduk. Öylece tanzim ettik. O zamanda kul kullu olmuştu. Halayık halayıklı olmuştu. Küçük kardeşi büyük kardeş(i) bilmezdi. Oğlu babasın(ı) bilmezdi. Öylece kazan(ıl)mış tanzim ed(il)miş Elimiz türemiz (var)dı. Türk Oğuz beğleri (ve) millet ! işitin. Üstte gök basma(dıy)sa aşagıda yer delinme(diy)se Türk millet(i) elini türeni kim harap etti?............. Türk millet(i)!..........pişman ol. İtaat ettiğin için (seni) yüksektmiş bilge kağanına müstakil iyi eline kendi(n) isyan ettin kötü iş yaptın. Silahlı(lar) nerden gelip (seni) sürerek iletti? Mukaddes Ötüken orman(ının) millet(i) ! Gittiniz! ileri (doğuya) varan(larınız) vardınız! Batıya varan(larınız) vardınız! (Vardığ)ın yerde iyi(liğ)i(n) o (ki) kanın suca aktı. Kemiğin dağca yattı. Asil erkek çocuk(lar)ın kul oldu. Namuslu kız çocuk(lar)ın halayık oldu. Bilmediğ(in) için kötü(lüğ)ün için amcam kağan uçmağa vardı. İlk önce Kırgız kağan(ı)nı balbal diktim. Türk millet(inin) adı sanı yok olmasın diye babam kağanı anam katunu yükseltmiş (olan) Tanrı Eel veren Tanrı Türk millet(inin) adı sanı yok olmasın diye özümü ve Tanrı kağan oturttu. Hiç(de) hali yerinde (bir) millete (kağan olarak tahta) oturmadım. İçerden aşsız dışardan giyimsiz zavallı kötü (bir) millet üzerine (kağan olarak tahta oturdum). Küçük kardeşim Kül Tigin ile sözleştik. Babamız(ın) amcamız(ın) çalşımış (olduğu) millet(in) adı sanı yok olmasın diye Türk millet(i) için gece uyumadım;gündüz oturmadım. Küçük kardeşim Kül Tigin ile iki şad ile ölesiye bitesiye çalıştım. Öylece çalışıp cenuptaki milleti ateş su (gibi tehlikeli) kılmadım. Ben kendim kağan (olarak tahta) oturduğumda yer sayarak varmış (olan) millet ölerek biterek yayan çıplak yine geldi. Milleti yükselteyim de şimale Oğuz millet(i)ne karşı ileri (doğuda) Kıtay Tatabı millet(leri)ne karşı cenupta Çin'e karşı büyük ordu8ları) on iki (defa yürüttüm............savaştım. Ondan sonra Tanrı yarlıkıyarak kutum var(olduğu) için talihim var(olduğu) için ölecek milleti dirilterek yoluna koydum. Çıplak milleti giyimli yoksul milleti bay kıldım. Az milleti çok kıldım. Başka Elli(ler)den başka kağanlı(lar)dan yek kıldım. Dört yandaki millet(ler)i hep muti kıldım. Düşman8lık)sız kıldım. Hep bana tâbi oldu(lar)ç İş(leri) güç(lerini vermektedir(ler). Bunca türeyi kazanıp küçük kardeşim Kül Tigin yedi yaş(ın)da kaldı...............Umay gibi anam katun talihine küçük kardeşim Kül Tigin er ad(lı) oldu. On altı yaşında amcam kağan(ın) Elin(e) türesin(e) öylece çalıştı. Atı Çub (ve) Suğdak(lar)a karşı (1) sefer ettik. Bozuk. Çinli Ong Tutuk beş tümen (2) çeri (ile) geldi. Savaştık. Kül Tigin yaya(lar)la fırlayarak hücum etti. Ong Tutuk yurıçın (3) silahlı (olarak) eliyle tuttu. Silahlı (olarak) gönderdi. Kağana öylece ulaştı. O orduyu orada yok ettik. Yirmi bir yaşında Çaça Sengünle (4) savaştık. En ilkin Tadıkın Çurun boz atına binip hücum etti. O at orada öldü. İkinci (olarak) İşbara Yamtar(ın) boz atına binip hücum etti. O at oarad öldü. Üçüncü (olarak) Yegin Siliğ Beğin giyimli doru at(ın)a binip hücum etti. O at orada öldü. (Düşman) silah(lar)ına kaftanına yüz(den) çok okla vurdu. (Fakat) yüz(ü)ne başına bir(i) değmedi...(nasıl) hücum ettiği(i) (ey) Türk beğler(i) hep bilirsiniz. O orduyu orada yok ettik. Ondan sonra Yer Bayırkı(la) Uluğ İrkin(i) 81) düşman oldu. Onu dağıtıp Türgi Yargun göl(ün) de bozduk. Uluğ İrkin azıcık erle kaçıp gitti. Kül Tigin yirmi altı yaşında (iken) Kıgız(lar)a karşı sefer ettik. Süngü batımı karı söküp Köğmen orman(ın)ı tırmanarak (2) yürüyüp Kırgız millet(i)ni ansızın bastık. Kağanı ile Sunga orman(ın)da savaştık. Kül Tigin Bayırkunun ak aygırına binip fırlayarak hücum etti. Bir eri okla vurdu. İki eri birbiri ardına sançtı. (3) Orak (yere) vurdu. Kıgız kağanın(ı) öldürdük. Elin(i) aldık. O yılda Türgiş(ler)e karşı Altın ormanı tırmanarak İrtiş ırmağ(ı)nı geçerek yürüdük. Türgiş millet(i)ni ansızın bastık. Türgiş kağan(ının) ordusu Bolçuda ateşte borada geldi. Savaştık. Kül Tigin Başgu (adlı) boz at(a) binip hücum etti. Başgu boz......otuz........ikisin(i) kendi.......orada yine (savaşa) girip Türgiş kağan(ının) buyruğ(u)nu Az tutuğu)nu (4) eliyle tuttu. Kağanın(ı) orada öldürdük. Elin(i) aldık. Kara Türgiş (hakl)ı hep teslim oldu. O halkı Tabarda.....Suğdak millet(ini) tanzim edeyim diye Yinçü ırmağ(ın)ı geçerek demir kapıya değin sefer ettik. Ondan sonra Kara Türgiş Halk(ı) düşman olmuş(tu) Kengeresler(ler)e doğru gitti. Bizim ordu(nun) at(lar)ı zayıf azığı yok idi. Kötü kişi(ler)di....alp er(ler) bize hücum etmişti. Öyle (bir) zamanda meyus olup Kül Tigini az erle ayırarak gönderdik. Büyük savaş savaşmış. Alp Salçı (adlı) ak atın(a) binip hücum etmiş. Kara Türgiş millet(i)ni ırada öldürmüş. (İtaate) almış. Geri dönerek yürüyüp........ie kuşu Tutuk ile savaşmış. Er(ler)in(i) hep öldürmüş. Evin(i) varın(ı).....hep getirdi. Kül Tigin yirmi yedi yaşında (iken) Karluk millet(i) müstakil güçlü düşman oldu. Mukaddes Tamağ baş(ın)da savaştık. Kül Tigin o savaşta otuz (yaşını) yaşıyordu. Alp Şalçı (adlı) ak atın(a) binip fırlayarak hücum etti. İki eri birbiri ardınca sançtı. Karluk(lar)ı öldürdük. (İtaate) aldık. Az millet(i) düşman kaldı. Kara gölde savaştık. Kül Tigin kırk bir (yaşını) yalıyordu. Alp Sancı (adlı) atın(a) binip(1) fırlayarak hücum etti. Az Elteber(in)i (2) tuttu. Az millet(i) kendi milletimdi. Gök yer bulandığı için düşman oldu. Bir yılda beş yol savaştık. En ilk Doğu Balıkta savaştık. Kül Tigin Azman (adlı) ak(ına) binip fırlayarak hücum etti. Altı eri sançtı. Ordu(ların) göğüs göğüse gelmesinde yedinci eri kılıçladı. İkinci (olarak) Kuşlıgakta Ediz(ler)le (3) savaştık. Kül Tigin Az (adlı) yağızın(a) binip fırlayarak hücum edip millet(i) orada öldü. Üçüncü (olarak) Bu.......da Oğuz(lar) savaştık. Kül Tigin Azman (adlı) ak(ı)na binip hücum etti;sançtı. Ordusun(u) sançtık. Elin(i) aldık. Dördüncü (olarak) Cuş başında savaştık. Türk millet(i)(nin) ayağ(ı) yoruldu. Kötülüyecek idi(ler). Hızla geçerek gelmiş (olan) ordusun8u) Kül Tigin yukarı yürütüp Tungra(lardan) bir bir boy Alpagu(lardan) on eri Tunga Tigin yuğunda çevirip öldürdük. Beşinci (olarak) Ezgenti Kadazda Oğuz(lar)la savaştık. Kül Tigin Az (adlı) yağızın(a) binip hücum etti. Bir eri sançtı..................O ordu orada öldü. Mağa Kurgan(da) |