Teknolojinin Adresi & TEKplatform  

Geri Dön   Teknolojinin Adresi & TEKplatform > Kültür ve Sanat > Edebiyat - Türkçe
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Edebiyat - Türkçe Edebiyat - Türkçe Bilgilerini Paylaşabileceğiniz Ortam


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 25-09-2007, 19:27   #1 (permalink)
 
madaxe - ait Avatar
Director çok acilll SANATla ilgili ¤¤¤¤(bulana + rep)

 
sanatçı kime denir ve özellikleri nelerdir??
sanat eserinin özellikleri nelerdir??
herşey sanat eseri midir??
sanat tüketilebilir mi?

sorularına cevap arıyorm lütfen çok acil yardım pls !!!!!!!!!!!!!!

bulan arkadaşa + rep yağdıracam
saygılar
madaxe isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 25-09-2007, 19:33   #2 (permalink)
 
●MIПΣЯVΛ● - ait Avatar
●MIПΣЯVΛ● - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: çok acilll SANATla ilgili ¤¤¤¤(bulana + rep)

 
Sanat en genel anlamıyla yaratıcılığın ve/veya hayalgücünün ifadesi olarak anlaşılır.

Tarih boyunca neyin sanat olarak adlandırılacağına dair fikirler sürekli değişmiş bu geniş anlama zaman içinde değişik kısıtlamalar getirilip yeni tanımlar yaratılmıştır. Bugün sanat terimi birçok kişi tarafından çok basit ve net gözüken bir kavram gibi kullanılabildiği gibi akademik çevrelerde sanatın ne şekilde tanımlanabileceği hatta tanımlanabilir olup olmadığı bile hararetli bir tartışma konusudur. Açık olan nokta ise sanatın insanlığın evrensel bir değeri olduğu kısıtlı veya değişik şekillerde bile olsa her kültürde görüldüğüdür.

Sanat sözcüğü genelde görsel sanatlar anlamında kullanılır. Sözcüğün bugünkü kullanımı batı kültürünün etkisiyle ingilizcedeki 'art' sözcüğüne yakın olsa da halk arasında biraz daha geniş anlamda kullanılır. Gerek İngilizce'deki 'art' ('artificial' = yapay) gerek Almanca'daki 'Kunst' ('künstlich' = yapay) gerekse Türkçe'deki Arapça kökenli 'sanat' ('suni' = yapay) sözcükleri içlerinde yapaylığa dair bir anlam barındırır. Sanat bu geniş anlamından Rönesans zamanında sıyrılmaya başlamış ancak yakın zamana kadar zanaat ve sanat sözcükleri dönüşümlü olarak kullanılmaya devam etmiştir. Buna ek olarak Sanayi Devrimi sonrasında tasarım ve sanat arasında da bir ayrım doğmuş 1950 ve 60'larda popüler kültür ve sanat arasında tartışma kaldıran bir üçüncü çizgi çekilmiştir.

Sanat eseri:
Bilinçli olarak insan elinden veya fikrinden çıkmadır.

Belli bir sosyal kurum (sanat dünyası) adına hareket eden kişi veya kişiler tarafından bazı kısımları hakkında fikir birliğine varılmış olunmalı beğeni kazanmaya aday olmalıdır.
●MIПΣЯVΛ● isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 25-09-2007, 19:33   #3 (permalink)
 
EFSANE_MELEK - ait Avatar
Tanımlı Cevap: çok acilll SANATla ilgili ¤¤¤¤(bulana + rep)

 
bu soruların cevapları kendi düşüncelerimisden olcak yoksa herangi bi kaynaktan olabilir mi?
EFSANE_MELEK isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 25-09-2007, 19:37   #4 (permalink)
 
madaxe - ait Avatar
Tanımlı Cevap: çok acilll SANATla ilgili ¤¤¤¤(bulana + rep)

 
Alıntı:
HeRa´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
bu soruların cevapları kendi düşüncelerimisden olcak yoksa herangi bi kaynaktan olabilir mi?
kaynaktan tabi canım ¤¤¤¤ arıyoz
minerva thnks
madaxe isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 25-09-2007, 20:07   #5 (permalink)
 
●MIПΣЯVΛ● - ait Avatar
●MIПΣЯVΛ● - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Cevap: çok acilll SANATla ilgili ¤¤¤¤(bulana + rep)

 

İŞTE SANAT BUDUR

İnsanlar ömürleri boyunca çeşitli kavramlar üzerinde dururlar o kavramları kullanır ve kavramlara çeşitli nedenlerle çeşitli adlar takarlar. Bu kullandıkları kavramları durup da bu kavramlara neden bu adlar verilmiş neden masanın adını masa neden sinemanın adını sinema koymuşlar diye düşünmezler. Tabii ki insanlar derken tüm insanları bu düşüncesizliğin içine katmak istemiyorum.
Hayatta her zaman sivri tipler diğer insanlardan ayrılan ve insanları yönlendiren kişiler vardır. Bu kişiler genellikle şairler yazarlar veya düşünürlerdir. Çünkü bu insanlara göre bir kelimenin altında toplanan faaliyetlerin nesnelerin ve ifadelerin o kelimeyle ne kadar ilintili olduğu çok önemlidir. Eğer bir kavramın bağlamında gelen ifadeler o kavramın özelliklerine uymuyorsa o kavram gerçek anlamını yitirir.
Rus yazar Tolstoy da sanat kavramı üzerinde durmuş ve bu kelimenin bir esere bir yapıta kısaca insanlar tarafından oluşturulan bir şeye ad olarak verilebilmesi için ortaya çıkarılan ürünlerin ne gibi değerlere sahip olması gerektiğini açıklamıştır.
Bu işi yaparken de Tolstoy devirlerce yapılan hatalardan bahsedip bu hatalardan yola çıkarak sanatın ne demek olduğu üzerinde durmuştur.
Tolstoy’a göre hikayelerdeki cin peri gibi hayali varlıklar gerçek olmayabilir. Bunlar bir sanat eserinde anlatılabilir. Fakat bir insan bir eserde dünyayı olduğu gibi anlatmak isterse bir çok kötülük anlatacak doğru şeyler eksik kalacaktır.
Bundan dolayı bir sanat eseri sırf gerçeklik üzerinde durmamalı ne olması gerektiğini de anlatmalıdır. Gerçekten de bir sanat eseri insanlara kötülükleri anlatmaktan çok insanları doğru yola yöneltecek şeyleri anlatmalıdır.
Gerçek bir sanat eseri için üç tane önemli koşul vardır: Bunlardan birincisi yazarın işlediği konuyla arasında doğru bir ilişki bulunmasıdır. Bir yazar eserinde içinden geleni olduğu gibi açıklamalıdır. Yazarlar bazı kurum ve kişilerin sanatına önem vermesini sağlamak için ve toplumun üst tabakaları tarafından ilgi görmek için o sanat eserini yazmamalıdırlar.
Eğer yazar bunlar yüzünden eserinde içinden gelen duyguları açıklamıyorsa ahlaki bir eser yazmıyor demektir. Ahlaki olmayan eser de sanat eseri olmaktan uzaktır. Gerçek bir sanat eseri için ikinci önemli konu ise ifadenin açık olmasıdır. Yani bir eserin ne demek istediği okuyucu tarafından açıkça anlaşılmalıdır. Diğer önemli bir konu ise bir sanat eserinin sanatçının sahip olduğu duyguları içermesidir. Sadece gösterişli süslü ve hayret verici ifadeler kullanan ve bu duyguları içinde yaşamayan sanatçı gerçek bir sanat eseri üretemez.
Bir sanat eseri insanın ufkunu genişletir ve insanın daha önceden görmediği şeyleri görmeye zorlar. Yani bir sanat eseri yeni bir şey içermeli insanlara yeni duygular yani tatlar öğretmelidir.
Bir sanat eserinin daima yeni bir şeyi gözler önüne sermesi gerçek bir sanat eseri yaratmak değildir. Gözler önüne serilen yeni ürün insanlığa faydalı olmalıdır ve insanlara her zaman gerekli olan iyi şeyleri anlatmalıdır.
İnsanların ihtiyaç duymadığı kötü ve ahlak dışı şeyler bir sanat eseri için yeni bir ürün olsa da o sanat eseri gerçek bir sanat eseri olamaz.
Tolstoy bu eserinde sanat üzerine sosyal bir durumu da gözler önüne seriyor ve bir sanat eseri oluşturabilmek için çekilen zorlukların ne kadar doğru olduğu üzerinde duruyor. Bir sanat esrini oluşturmak
için sanatçılar işçilere yani insan gücüne ihtiyaç duyarlar. Bu işçileri çalıştırmak için de paraya ihtiyaç vardır ve sanatçılar ya zengin insanlardan para alarak ya da devletin verdiği ödenekten faydalanarak eserlerini oluştururlar. Devlet ise bu ödeneği karşılamak için vergi toplar. Vergi vermekte yükümlü olan bazı insanlar ise vergisini ödeyebilmek için hayvanını satmak zorunda kalır. Bu durumdaki insanlar ise sanatın ne olduğu sorusuna cevap vermeyerek ya da yanlış cevap vererek sanatın verdiği zevkleri asla yaşayamazlar. Yani sanat sırtından geçindiği insanlara bir zevk vermekten çok onları daha zor duruma sokar ve alt tabaka insanlarına zarar verir.
Sanat güzel olanı amaçlar ve güzellik sanatın içeriğini şekillendirir. Güzellik kavramı ise hala bilmece olarak kalmıştır. Güzellik sözcüğü iyi sözcüğünün sonradan kazandığı özel anlamlardan biridir.
Güzellik iki temel düşünce etrafında toplanır. Güzellik ya doğada kendi kendine varolmuştur ya da fayda amacı taşımayan bir zevktir. Zaten sanatın amacı da güzelliktir ve güzellik sanatın verdiği zevkle anlaşılır. Ama sanat sadece bir zevk aracı değildir. Sanat insanlık için faydalı ve gerekli bir üründür. Sanat güzelliği görünür hale getirir. Fakat sanatın tam ve doğru bir tanımının yapılamamasının nedeni sanat kavramının güzellik gibi göreceli bir kavrama dayalı oluşudur.
Sanat insanın başkalarının duygularını ifade edişini anlaması ve o duyguları kendinde yaşayabilmesidir. Bir duyguyu başkalarının da duymasını ve yaşamasını isteyen bir insanın belirli dışsal işaretlerle o duygusunu ifade ettiği zaman sanat başlamış demektir.
Sanatın önemli bir sorunu bazı üst zümrelerin sanatı kendilerine özel bir şeymiş gibi görmeleri ve kendilerini eğlendirecek bir zevk aracı olarak görmeleridir. Bu üst sınıfın anlayışına göre kendi sanatları o toplum içindeki sanatın tamamını oluşturur. Evrensel olan tek sanat kendi sanatlarıdır.
Bu insanlar sadece kendilerinin anlayabileceği kendilerine has özel bir dil oluşturmuşlardır. Unutmayalım ki sanat bir zümrenin malı değildir. Sanat herkesin malıdır ve herkese ulaşabilmelidir. Günümüzdeki gibi sanat tüm insanlara ulaşamıyorsa sanat ya hayati bir mesele değildir ya da sanat gerçek olan bir şey değildir. Belirli bir topluluğa özel bir sanatın ilk sonucu ahlaki ve dinsel yönden eksik olan ahlak dışı eserler meydana gelmeye başlamasıdır. Diğer bir sonucu ise küçük bir grubun dünya görüşünü taşıyan sanatın biçimsel güzelliğini yitirerek tamamen yapmacık ve belirli bir topluluğa özel bir sanat halini alması ve sanatın doğallığını kaybetmesidir.
Sanatsal bir eserin amacı anlaşılabilmek olduğu için dili sade olmalıdır. Bu kural bütün insanlar tarafından anlaşılabilmek isteyen bir sanatçı için geçerlidir. Bir sanatçı özel bir durumda olan zengin üst sınıf insanları için bir eser meydana getirirse sadece o özel grubun hoşlanacağı ve anlayacağı diğer insanların anlayamayacağı bir eser oluşturur. Fakat böyle bir amaçla ortaya konulan eserler bir sanat eseri özelliği taşımaktan çok uzaktır. Unutmayalım ki büyük sanat eserleri herkese ulaşabildikleri için büyüktürler.
Toplumumuzdaki sanat eserlerinin çoğu taklit özeliği taşırlar. Bunun nedenleri ise çeşitlidir. Sanatçılar ürettikleri eserler karşılığında yüksek ücretler almakla ve halkın çektiği sıkıntıları çekmemekte kısaca halktan uzaklaşmaktadırlar. Ayrıca sanat eleştirilerinin üst sınıfın yobazlaşmış insanları tarafından yapılması insanların eleştirmenlerce göklere çıkarılan taklit eserlerin güzelliğini zorla kabul etmelerine ve bu eserlerin güzel olmamasına karşın insanların bu eserleri fevkalade eserlermiş gibi görmelerine sebep olmuştur. Bunlardan başka açılan sanat okullarının yaptığı tek şey büyük sanatçıların eserlerini nasıl oluşturduğunu yaşadıkları duyguları eserlerine nasıl aktardığını öğreterek taklit bir sanat oluşturmaktır.
Taklit sanat eserini gerçek sanat eserinden ayırmak zordur.Bunun nedeni taklit eserin gerçek eserden daha iyiymiş gibi görünmesidir.

Taklit eser gerçek sanat eserinden daha ilgi çekici ve etkileyicidir. Fakat doğal değildir. Gerçek sanat eseri ise doğaldır. Bu özelliği sayesinde insanlar gerçek sanat eserini bir hayvanın bir kokuyu binlerce koku arasından ayırıp o kokunun izini sürmesi gibi rahatça bulabilirler.
Tolstoy’a göre geleceğin sanatı yani gerçek sanat niteliği taşıyan eserler bir topluluğun değil herkesin sanatı olacaktır. Bu sanat eskiden olduğu gibi insanlar arası ayrımcılığa neden olmak yerine insanları birleştireninsanlara evrensel duyguları anlatan ahlaki bir ö zellik gösterecektir. Sanatı oluşturan kimseler ise toplumun küçük bir kesiminden seçilmiş sanatsal yönden güçlü insanlar olacaktır.
Tolstoy’un gelecekteki eserlerin bir sanat eseri sayılabilmesi için ne gibi özelliklere sahip olması gerektiğini açıklarken gerçek sanatın ne gibi özellikler taşıması gerektiğini açıklaması çok büyük bir
önem taşır. Fakat günümüzde bile sanatsal eserlerin tam anlamıyla sözünü ettiği özellikleri taşımaması sanat hakkında ayrı bir düşündürücü noktadır.
Tolstoy’un dediği gibi bir sanat eserinde içtenlik çok önemlidir. Fakat bir sanat eseri ne kadar içten olursa olsun halkın gelişimine katkı sağlayacak bir tarafı yoksa o sanat eseri gerçek bir sanat eseri özelliği göstermez.
Tolstoy sanat üzerinde on beş yıl gibi uzun bir süre durarak sadece sanatın tanımını yapmakla kalmamış hangi eserlerin gerçek sanat eseri olduğunu ve gerçek sanatın nasıl yapıldığını açıklamıştır. Tolstoy acaba fark etti mi sanatı açıklamaya çalışırken gerçekten sanat yaptığını? Gerçek sanatın içine sanatı açıklama çabası da girebileceğine ve bu çabanın da insanlığa yararlı bir açıklama çabası olduğuna göre Tolstoy’un sanatı açıklarken ortaya çıkardığı ürün işte sanat budur sözünü söyletecek derecede güzel bir eserdir.




SANAT

Duyguya indirgenebilen bağımsız bilgi dalına estetik denir. Estetik “güzel” üzerine düşünme onun ne olduğunu açıklamadır. Estetik suje ile estetik obje arasındaki ilgiyi gösterir. Estetiğin yöneldiği şey doğruluğu amaçlayan mantığın tersine güzelliktir; duyusal olanın bilgisinin yalnızca güzellikle olan ilgisini ele alır.

Güzelliğin felsefesi olarak ortaya çıkan estetik insan tarafından yapılmış olan ya da doğada bulunan güzel şeylere yönelir; bizim güzel diye nitelediğimiz bu şeylerle ilgili tecrübelerimizde ve yargımızda söz konusu olan değerleri tavırları ve standartları analiz eder.

Estetik ile sanat felsefesi arasında bir ayrım yapmak gerekir.
Estetik;doğada ve sanatta güzeli konu edinir. Estetiğin doğa ya da sanat ayırımı yapmadan doğrudan doğruya güzelliğe yöneldiği yerde sanat felsefesi yalnızca sanata ve sanattaki güzelliğe yönelir
Sanat felsefesi insanın meydana getirdiği eserleri ele alan sanata dair yaratmaların ve zevklerin anlamını inceleyen felsefe dalıdır.Doğadaki güzelliği de konu edinen estetiğin bir dalı olmaktadır.

Sanat felsefesinin temel kavram ve problemleri estetiğin de temel kavram ve problemleridir. Sanat felsefesi sadece sanattaki güzelle ilgilenir. Estetik hem doğadaki güzel ile hem de sanattaki güzel ile ilgilendiğinden sanat felsefesinden daha geniştir. İnsanda hoş duygular uyandıran güneşin batışı kıyıya vuran dalgalar estetiğin konusu olabildiği halde sanat felsefsinin konusuna girmez. Sanat değeri taşıyan bir tablo ise hem sanat felsefesinin hem de estetiğin konusuna girer.

Sanat felsefesinde “sanatçı” “sanat eseri” “sanat eserini ortaya koyma etkinliği” ve “beğeni” gibi kavramlar göz önünde bulundurulmuştur. Sanatçı sanat eserini yaratan kişidir; kendi alanına göre bazı maddeler kullanır; sanatçı onlara biçim verir. Bu etkinlik sonucu bir ürün ortaya çıkar. Bu ürün beğeni taşıyorsa sanat eseri olma özelliği kazanır.

Sanat Eseri:

Bir şeyin sanat eseri sayılabilmesi için belirli özelliklere sahip olması gerekir.
• Sanat eseri doğal nesnelerden farklıdır. Doğal oluşumlar sonucunda ortaya çıkan varlıklar güzel olsalar bile sanat eseri olamazlar.
• Sanatın temel özelliklerinden biri onun insanın yaratıcı gücüne bağlı olmasıdır. İnsanın estetik tavır ve değeriyle yaptığı duyusal ya da düşünsel bir etkinliktir.
• Sanat eseri kendisine yönelen alımlayıcı için bir değer taşır.
• Sanat eseri eşsiz kendine özgü nitelikleriyle biriciktir. Çünkü sanatçı eserini ortaya koyma sürecindeki duygularını bir kez yaşayabilir; yineleyemez. Mehmet Akif İstiklal marşını yazarken yaşadığı duygularını bir defalık yaşamıştır. Bu nedenle “İstiklal marşını tekrar ben bile yazamam” demiştir. Buna göre seri olarak üretilen nesneler sanat eseri olarak nitelenemezler.
• Sanat eserinin estetik haz ve heyecan vermesinin dışında bir amacı yoktur. Pratik amaçlarla kullanılmak için oluşturulmuş nesne-ler sanat eseri olarak nitelenemezler.
●MIПΣЯVΛ● isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 25-09-2007, 20:10   #6 (permalink)
 
madaxe - ait Avatar
Tanımlı Cevap: çok acilll SANATla ilgili ¤¤¤¤(bulana + rep)

 
Alıntı:
MIПΣЯVΛ´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
İŞTE SANAT BUDUR

İnsanlar ömürleri boyunca çeşitli kavramlar üzerinde dururlar o kavramları kullanır ve kavramlara çeşitli nedenlerle çeşitli adlar takarlar. Bu kullandıkları kavramları durup da bu kavramlara neden bu adlar verilmiş neden masanın adını masa neden sinemanın adını sinema koymuşlar diye düşünmezler. Tabii ki insanlar derken tüm insanları bu düşüncesizliğin içine katmak istemiyorum.
Hayatta her zaman sivri tipler diğer insanlardan ayrılan ve insanları yönlendiren kişiler vardır. Bu kişiler genellikle şairler yazarlar veya düşünürlerdir. Çünkü bu insanlara göre bir kelimenin altında toplanan faaliyetlerin nesnelerin ve ifadelerin o kelimeyle ne kadar ilintili olduğu çok önemlidir. Eğer bir kavramın bağlamında gelen ifadeler o kavramın özelliklerine uymuyorsa o kavram gerçek anlamını yitirir.
Rus yazar Tolstoy da sanat kavramı üzerinde durmuş ve bu kelimenin bir esere bir yapıta kısaca insanlar tarafından oluşturulan bir şeye ad olarak verilebilmesi için ortaya çıkarılan ürünlerin ne gibi değerlere sahip olması gerektiğini açıklamıştır.
Bu işi yaparken de Tolstoy devirlerce yapılan hatalardan bahsedip bu hatalardan yola çıkarak sanatın ne demek olduğu üzerinde durmuştur.
Tolstoy’a göre hikayelerdeki cin peri gibi hayali varlıklar gerçek olmayabilir. Bunlar bir sanat eserinde anlatılabilir. Fakat bir insan bir eserde dünyayı olduğu gibi anlatmak isterse bir çok kötülük anlatacak doğru şeyler eksik kalacaktır.
Bundan dolayı bir sanat eseri sırf gerçeklik üzerinde durmamalı ne olması gerektiğini de anlatmalıdır. Gerçekten de bir sanat eseri insanlara kötülükleri anlatmaktan çok insanları doğru yola yöneltecek şeyleri anlatmalıdır.
Gerçek bir sanat eseri için üç tane önemli koşul vardır: Bunlardan birincisi yazarın işlediği konuyla arasında doğru bir ilişki bulunmasıdır. Bir yazar eserinde içinden geleni olduğu gibi açıklamalıdır. Yazarlar bazı kurum ve kişilerin sanatına önem vermesini sağlamak için ve toplumun üst tabakaları tarafından ilgi görmek için o sanat eserini yazmamalıdırlar.
Eğer yazar bunlar yüzünden eserinde içinden gelen duyguları açıklamıyorsa ahlaki bir eser yazmıyor demektir. Ahlaki olmayan eser de sanat eseri olmaktan uzaktır. Gerçek bir sanat eseri için ikinci önemli konu ise ifadenin açık olmasıdır. Yani bir eserin ne demek istediği okuyucu tarafından açıkça anlaşılmalıdır. Diğer önemli bir konu ise bir sanat eserinin sanatçının sahip olduğu duyguları içermesidir. Sadece gösterişli süslü ve hayret verici ifadeler kullanan ve bu duyguları içinde yaşamayan sanatçı gerçek bir sanat eseri üretemez.
Bir sanat eseri insanın ufkunu genişletir ve insanın daha önceden görmediği şeyleri görmeye zorlar. Yani bir sanat eseri yeni bir şey içermeli insanlara yeni duygular yani tatlar öğretmelidir.
Bir sanat eserinin daima yeni bir şeyi gözler önüne sermesi gerçek bir sanat eseri yaratmak değildir. Gözler önüne serilen yeni ürün insanlığa faydalı olmalıdır ve insanlara her zaman gerekli olan iyi şeyleri anlatmalıdır.
İnsanların ihtiyaç duymadığı kötü ve ahlak dışı şeyler bir sanat eseri için yeni bir ürün olsa da o sanat eseri gerçek bir sanat eseri olamaz.
Tolstoy bu eserinde sanat üzerine sosyal bir durumu da gözler önüne seriyor ve bir sanat eseri oluşturabilmek için çekilen zorlukların ne kadar doğru olduğu üzerinde duruyor. Bir sanat esrini oluşturmak
için sanatçılar işçilere yani insan gücüne ihtiyaç duyarlar. Bu işçileri çalıştırmak için de paraya ihtiyaç vardır ve sanatçılar ya zengin insanlardan para alarak ya da devletin verdiği ödenekten faydalanarak eserlerini oluştururlar. Devlet ise bu ödeneği karşılamak için vergi toplar. Vergi vermekte yükümlü olan bazı insanlar ise vergisini ödeyebilmek için hayvanını satmak zorunda kalır. Bu durumdaki insanlar ise sanatın ne olduğu sorusuna cevap vermeyerek ya da yanlış cevap vererek sanatın verdiği zevkleri asla yaşayamazlar. Yani sanat sırtından geçindiği insanlara bir zevk vermekten çok onları daha zor duruma sokar ve alt tabaka insanlarına zarar verir.
Sanat güzel olanı amaçlar ve güzellik sanatın içeriğini şekillendirir. Güzellik kavramı ise hala bilmece olarak kalmıştır. Güzellik sözcüğü iyi sözcüğünün sonradan kazandığı özel anlamlardan biridir.
Güzellik iki temel düşünce etrafında toplanır. Güzellik ya doğada kendi kendine varolmuştur ya da fayda amacı taşımayan bir zevktir. Zaten sanatın amacı da güzelliktir ve güzellik sanatın verdiği zevkle anlaşılır. Ama sanat sadece bir zevk aracı değildir. Sanat insanlık için faydalı ve gerekli bir üründür. Sanat güzelliği görünür hale getirir. Fakat sanatın tam ve doğru bir tanımının yapılamamasının nedeni sanat kavramının güzellik gibi göreceli bir kavrama dayalı oluşudur.
Sanat insanın başkalarının duygularını ifade edişini anlaması ve o duyguları kendinde yaşayabilmesidir. Bir duyguyu başkalarının da duymasını ve yaşamasını isteyen bir insanın belirli dışsal işaretlerle o duygusunu ifade ettiği zaman sanat başlamış demektir.
Sanatın önemli bir sorunu bazı üst zümrelerin sanatı kendilerine özel bir şeymiş gibi görmeleri ve kendilerini eğlendirecek bir zevk aracı olarak görmeleridir. Bu üst sınıfın anlayışına göre kendi sanatları o toplum içindeki sanatın tamamını oluşturur. Evrensel olan tek sanat kendi sanatlarıdır.
Bu insanlar sadece kendilerinin anlayabileceği kendilerine has özel bir dil oluşturmuşlardır. Unutmayalım ki sanat bir zümrenin malı değildir. Sanat herkesin malıdır ve herkese ulaşabilmelidir. Günümüzdeki gibi sanat tüm insanlara ulaşamıyorsa sanat ya hayati bir mesele değildir ya da sanat gerçek olan bir şey değildir. Belirli bir topluluğa özel bir sanatın ilk sonucu ahlaki ve dinsel yönden eksik olan ahlak dışı eserler meydana gelmeye başlamasıdır. Diğer bir sonucu ise küçük bir grubun dünya görüşünü taşıyan sanatın biçimsel güzelliğini yitirerek tamamen yapmacık ve belirli bir topluluğa özel bir sanat halini alması ve sanatın doğallığını kaybetmesidir.
Sanatsal bir eserin amacı anlaşılabilmek olduğu için dili sade olmalıdır. Bu kural bütün insanlar tarafından anlaşılabilmek isteyen bir sanatçı için geçerlidir. Bir sanatçı özel bir durumda olan zengin üst sınıf insanları için bir eser meydana getirirse sadece o özel grubun hoşlanacağı ve anlayacağı diğer insanların anlayamayacağı bir eser oluşturur. Fakat böyle bir amaçla ortaya konulan eserler bir sanat eseri özelliği taşımaktan çok uzaktır. Unutmayalım ki büyük sanat eserleri herkese ulaşabildikleri için büyüktürler.
Toplumumuzdaki sanat eserlerinin çoğu taklit özeliği taşırlar. Bunun nedenleri ise çeşitlidir. Sanatçılar ürettikleri eserler karşılığında yüksek ücretler almakla ve halkın çektiği sıkıntıları çekmemekte kısaca halktan uzaklaşmaktadırlar. Ayrıca sanat eleştirilerinin üst sınıfın yobazlaşmış insanları tarafından yapılması insanların eleştirmenlerce göklere çıkarılan taklit eserlerin güzelliğini zorla kabul etmelerine ve bu eserlerin güzel olmamasına karşın insanların bu eserleri fevkalade eserlermiş gibi görmelerine sebep olmuştur. Bunlardan başka açılan sanat okullarının yaptığı tek şey büyük sanatçıların eserlerini nasıl oluşturduğunu yaşadıkları duyguları eserlerine nasıl aktardığını öğreterek taklit bir sanat oluşturmaktır.
Taklit sanat eserini gerçek sanat eserinden ayırmak zordur.Bunun nedeni taklit eserin gerçek eserden daha iyiymiş gibi görünmesidir.

Taklit eser gerçek sanat eserinden daha ilgi çekici ve etkileyicidir. Fakat doğal değildir. Gerçek sanat eseri ise doğaldır. Bu özelliği sayesinde insanlar gerçek sanat eserini bir hayvanın bir kokuyu binlerce koku arasından ayırıp o kokunun izini sürmesi gibi rahatça bulabilirler.
Tolstoy’a göre geleceğin sanatı yani gerçek sanat niteliği taşıyan eserler bir topluluğun değil herkesin sanatı olacaktır. Bu sanat eskiden olduğu gibi insanlar arası ayrımcılığa neden olmak yerine insanları birleştireninsanlara evrensel duyguları anlatan ahlaki bir ö zellik gösterecektir. Sanatı oluşturan kimseler ise toplumun küçük bir kesiminden seçilmiş sanatsal yönden güçlü insanlar olacaktır.
Tolstoy’un gelecekteki eserlerin bir sanat eseri sayılabilmesi için ne gibi özelliklere sahip olması gerektiğini açıklarken gerçek sanatın ne gibi özellikler taşıması gerektiğini açıklaması çok büyük bir
önem taşır. Fakat günümüzde bile sanatsal eserlerin tam anlamıyla sözünü ettiği özellikleri taşımaması sanat hakkında ayrı bir düşündürücü noktadır.
Tolstoy’un dediği gibi bir sanat eserinde içtenlik çok önemlidir. Fakat bir sanat eseri ne kadar içten olursa olsun halkın gelişimine katkı sağlayacak bir tarafı yoksa o sanat eseri gerçek bir sanat eseri özelliği göstermez.
Tolstoy sanat üzerinde on beş yıl gibi uzun bir süre durarak sadece sanatın tanımını yapmakla kalmamış hangi eserlerin gerçek sanat eseri olduğunu ve gerçek sanatın nasıl yapıldığını açıklamıştır. Tolstoy acaba fark etti mi sanatı açıklamaya çalışırken gerçekten sanat yaptığını? Gerçek sanatın içine sanatı açıklama çabası da girebileceğine ve bu çabanın da insanlığa yararlı bir açıklama çabası olduğuna göre Tolstoy’un sanatı açıklarken ortaya çıkardığı ürün işte sanat budur sözünü söyletecek derecede güzel bir eserdir.




SANAT

Duyguya indirgenebilen bağımsız bilgi dalına estetik denir. Estetik “güzel” üzerine düşünme onun ne olduğunu açıklamadır. Estetik suje ile estetik obje arasındaki ilgiyi gösterir. Estetiğin yöneldiği şey doğruluğu amaçlayan mantığın tersine güzelliktir; duyusal olanın bilgisinin yalnızca güzellikle olan ilgisini ele alır.

Güzelliğin felsefesi olarak ortaya çıkan estetik insan tarafından yapılmış olan ya da doğada bulunan güzel şeylere yönelir; bizim güzel diye nitelediğimiz bu şeylerle ilgili tecrübelerimizde ve yargımızda söz konusu olan değerleri tavırları ve standartları analiz eder.

Estetik ile sanat felsefesi arasında bir ayrım yapmak gerekir.
Estetik;doğada ve sanatta güzeli konu edinir. Estetiğin doğa ya da sanat ayırımı yapmadan doğrudan doğruya güzelliğe yöneldiği yerde sanat felsefesi yalnızca sanata ve sanattaki güzelliğe yönelir
Sanat felsefesi insanın meydana getirdiği eserleri ele alan sanata dair yaratmaların ve zevklerin anlamını inceleyen felsefe dalıdır.Doğadaki güzelliği de konu edinen estetiğin bir dalı olmaktadır.

Sanat felsefesinin temel kavram ve problemleri estetiğin de temel kavram ve problemleridir. Sanat felsefesi sadece sanattaki güzelle ilgilenir. Estetik hem doğadaki güzel ile hem de sanattaki güzel ile ilgilendiğinden sanat felsefesinden daha geniştir. İnsanda hoş duygular uyandıran güneşin batışı kıyıya vuran dalgalar estetiğin konusu olabildiği halde sanat felsefsinin konusuna girmez. Sanat değeri taşıyan bir tablo ise hem sanat felsefesinin hem de estetiğin konusuna girer.

Sanat felsefesinde “sanatçı” “sanat eseri” “sanat eserini ortaya koyma etkinliği” ve “beğeni” gibi kavramlar göz önünde bulundurulmuştur. Sanatçı sanat eserini yaratan kişidir; kendi alanına göre bazı maddeler kullanır; sanatçı onlara biçim verir. Bu etkinlik sonucu bir ürün ortaya çıkar. Bu ürün beğeni taşıyorsa sanat eseri olma özelliği kazanır.

Sanat Eseri:

Bir şeyin sanat eseri sayılabilmesi için belirli özelliklere sahip olması gerekir.
• Sanat eseri doğal nesnelerden farklıdır. Doğal oluşumlar sonucunda ortaya çıkan varlıklar güzel olsalar bile sanat eseri olamazlar.
• Sanatın temel özelliklerinden biri onun insanın yaratıcı gücüne bağlı olmasıdır. İnsanın estetik tavır ve değeriyle yaptığı duyusal ya da düşünsel bir etkinliktir.
• Sanat eseri kendisine yönelen alımlayıcı için bir değer taşır.
• Sanat eseri eşsiz kendine özgü nitelikleriyle biriciktir. Çünkü sanatçı eserini ortaya koyma sürecindeki duygularını bir kez yaşayabilir; yineleyemez. Mehmet Akif İstiklal marşını yazarken yaşadığı duygularını bir defalık yaşamıştır. Bu nedenle “İstiklal marşını tekrar ben bile yazamam” demiştir. Buna göre seri olarak üretilen nesneler sanat eseri olarak nitelenemezler.
• Sanat eserinin estetik haz ve heyecan vermesinin dışında bir amacı yoktur. Pratik amaçlarla kullanılmak için oluşturulmuş nesne-ler sanat eseri olarak nitelenemezler.

büyüksün arkadaşım çok tşk ederim ilgin için
madaxe isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Edebiyat sözlüğü O'NEAL Çöp Forum 1 11-08-2008 23:32
Türk Ceza Kanunu O'NEAL Çöp Forum 4 31-05-2008 19:42
Ateist nedir O'NEAL Psikoloji 1 25-02-2008 23:50
Sınav Stresini Yenme O'NEAL Psikoloji 1 21-02-2008 18:43


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:39 .


Powered by vBulletin 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

TRplatform.Org
Yazılı Avatarlar UslanmaM bilgi MaxiCep izafet Web Hattı bebek tedavin MeleklerMekanı ilginç Resimler SMF İndir Aşk Resimleri Rüya Tabirleri Güzel Sözler