![]() |
|
|||||||
| Dualar Önemi İnsanlar Tarafından Bilinen Dualar |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
imam ZEYNEL ABİDİN HAZRETLERİ'NİN şu teslimiyetine bakarmısınız
İmam Zeyn’el-Abidin’in dua’sı (İmam-ı gazali Esmaî’den naklediyor; Esmaî diyor ki: “Gece geç saatlerde Ka’beyi tavaf ederken çok hâzin çok yanık ve emin-dâr bir ses duydum. Bu sese doğru gittim. Gördüm ki; güneş gibi parıldayan bir genç mübarek yüzünü Ka’benin duvarına dayayarak; kalbinin derinliklerinden gelen bir huşu’ ve haşyetle ağlıyordu. Yanına yaklaşıp kulak verdiğimde; o şöyle diyordu Ya Seyîdim! Ve (Ya) Mevlâm!.. (Yeryüzünde bütün) gözler uykuda! Ve (göklerde de) yıldızlar gaybolmada!... Ve Sen (gerçek mutlak) Melik’sin!.. (Bütünmülkün ve melekûtün sahibi ve hakimi Sen’sin!)!... (Sen hem) Hayy’sın!.. (Hem de) Kayyûm’sun!.. (Mutlak hayat sahibi yegâne Vâcibü’l-Vücud Sen’sin! Sen hiçbir şeye muhtâç olmayan ve kendi zâtınla kâim olan ve her varlığın Sana muhtaç olduğu Seninle hayat bulduğu ve Seninle kâim bulunduğu Zât-ı Hayy-ı Kayyûm’sun!. (Mutlak hayat sahibi yegâne Vâcib’ül-Vücud Sen’sin! Sen hiçbir şeye muhtaç olmayan ve kendi zâtınla kâim olan ve her varlığın sana muhtaç olduğu Seninle hayat bulduğu ve seninle kâim bulunduğu Zât-ı Hayy-ı Kayyûmsun!) Seni uyuklama (gaflet-dalgınlık) ve uyku asla tutmaz!.. (Zirâ bunlar aciz ve noksan olanların vasfıdır. Sen ise her nevi acz kusur ve noksanlıktan münezzehsin!.. Ve dâima mahlûkatın üzerine nigâhbansın! Sürekli olarak onları gözetip durmaktasın!.. Dalgın ve uykulu olanlar ise bunu yapamaz!.. (Ya İlahî! Ey kimsesizlerin yegâne sahibi olan Allah’ım!) (Sultanlık taslayan) bütün melikler (hükümdarlar-sultanlar) kapılarını kapamışlar; edindikleri bekçileri kapılarında onları bekliyorlar! Ve onlar hicâblara bürünmüşler! Senin kullarına tepeden bakıyorlar! Ancak dalkavuk kişileri huzurlarına kabul ediyor mazlumlara ve kimsesizlere kapılarını kapıyorlar! Zâten onların kapılarında zulümden zulümâttan başka bir şey de görülmüyor!...) (İlâhî Ya Rabbim! Bu âlemde) her sevgili (dost) kendi sevdiği (dostu ve arkadaşı) ile hâlvet halindedir! (Benim de sevip hâlvet ettiğim gerçek sevgili ancak Sen’sin Sen!..) (Ey Alemlerin Rabbi ve her şeyin gerçek Meliki olan Mevlâm!..) Senin (Rahmet ve mağfiret) kapın bütün sâillere (Sen’den ihtiyaçlarını isteyen ihtiyaç ehline) dâima açıktır! (Bunu bilmeyen yok ki!)!... Acaba; kapını açtığın bu sâillerden biri de ben olabilir miyim? (Ne olurdu bâb-ı dergâhına kabul ettiklerinden biri de ben olaydım!...)! Ben ki; günâhkârım! (Senin afvına ve mağfiretine muhtâcım!) Ben ki; fakirim! (Senin rahmetine lütfuna ve ihsânına muhtacım!)!... Ben ki; hatakârım!.. (Senin hıfzına yarlığayıp bağışlamana muhtacım!)… Ben ki; miskinim! (Senin gücüne in’amına ve yardımına muhtacım!) (İşte bundan dolayı yalnız) Sana (Senin dergâhına) gelmişim!. Senin rahmetini ricâ edip umuyorum!.. Ya Rahim! Eğer Sen bana lütfunla nazar edersen;.. Ya Kerim! (Ey benim) İlahım! (Ve ey) Mevlâm! Eğer (Senin lütfettiğin hidâyetle verdiğin) ilmimle ve (İlâhî) marifetimle Sana itâât edebilmişsem… (bundan dolayı ancak) Sana hamd ederim! (Zirâ Senin yardımın olmasaydı ben buna muvaffak olamazdım)! Benim üzerime de ancak Sana minnettârlığımı arzetmek düşer!.. (Sana minnettarım ki; bana Sana itaat edebilme gücü ve imkânını bahşettin!.)!... (İlâhi!) Eğer cehâletim ile Sana ma’siyette bulunup âsî olmuşsam; benim üzerime Senin İlâhî hüccetin vardır iş artık Sana kalmıştır! (senin de geniş Rahmetin ve Mağfiretin olunca benim için artık hiçbir endişe kalmamıştır!)!.. Ya İlâhî Ve (ey) Seyidim! Ve (ey Yüce) Mevlâm!.. Dünya’nın tâdı olmaz Senin Zikrin olmazsa!... ahretin tâdı olmaz Senin afvın olmazsa!. (Senin gazabına uğramış Cehennem zindanında kalmış bir kişinin ahreti virândır; elbette bu hâzin durumda oranın tâdı olmaz!.)!.. (Şu fâni) günlerin tâdı olmaz sana itaat (ve ibadet) olmazsa!... (Dünyanın değeri tâdı ve lezzeti ancak Senin ilâhî emirlerine uymakla Sana ibadet ve itaat etmekle gerçekleşir. Yoksa koca dünya bir zindana ve vahşetgâha döner!...)!... Kalblerin tâdı olmaz Senin sevgin Senin muhabbetin olmazsa!... (O kalbler ki; her nevi hâdisâtın uğrak mahallidir. Zulüm isyân ve vaveylâ ile dolu hâdisâtın uğrak mahalli olan kalblerin ne tâdı olabilir ki? Ancak Senin İlâhi muhabbetinin nûru ışığı tecellisi kalblere sonsuz bir zevk ve tâd verir Zât-ı Uluhiyetinin ayinesi ve tecelligahı durumuna getirir. Ki bundan daha tatlı ve lezzetli ne olabilir ki?...)!.. Ni’metlerin tâdı olmaz senin mağfiretin olmazsa!... (Hesaplarının tek tek verileceği burunlardan fitil fitil getirileceği ni’metlerin ne tâdı olur ki? Senin İlahi mağfiretinle ancak o ni’metlerinden sorumlu tutulmayız ve ebedî olanlarına nâil oluruz. İşte ni’metlerin tadı o zaman gerçek yerini bulmuş ve ebedî olmuş olur. Bundan dolayı Ey Yüce Rabbimiz! Bizleri İlâhî mağfiretinle birlikte sonsuz ni'metlerine nail eyle!. Ki o ni’metlerin tadı gerçek ve daimi olsun!.. İnşallah!..)!.. Ey Zulûmâtta kalmış muztar (insan)ların duâlarına icâbet eden! Ey dertleri kederleri keşfedip bilen! Ve hastalıklarla belâlara devâ veren! (Ey tabib ey Şafi’ ve Rahim olan Allah’ım!); Beyt’in etrafında herkes uykuda!. Hiç kimseden haber yok!.. Ve; senin cûdun’un ayn’ı (bağışlayıcı nazarın) ise Ya Kayyûm hiç uyumaz!.. (İlâhî!) Eğer Senin Cûd’un (bağışlaman) olursa; başka şeref sahiblerinden hiçbir şey ricâ edilip umulmaz!... (Sen’den başka) kimdir ki bütün asîlere ni’metler verip bağışlar yapacak?.. (Ey Benim Yüce Rabbim!) Sen bana kendi Cûd-u Kereminle ver1 Sen bana bağış yap!.. Fazlınla da affet; ki (bunlar) şeref olsun bana!.. Ey (“Kün!” demesiyle ve tek) işâretiyle yaratmış oldukları(ndan bir kısmı) Harem’de olan (Allahım! Beni kendinden başka hiç kimseye muhtaç kılma!.)!!!... (Râvi esmâi der: Baktım ki genç İlâhi haşyetten dolayı bayılıp yere düştü. Ben O’nun yüzüne baktım! Gerçekten bir nûr şel3alesi ve ay gibi parlak! Başını dizimin üzerine aldım. İyice dikkat ettim ki bu genç; Ali İbn Hüseyin (Zeyn el-abidin) Hazretleridir. Mübarek biraz sonra gözünü açıp beni görünce; dedi ki “KİM’DİR BENİ MEVLAMIN ZİKRİNDEN ALIKOYUP MEŞGUL EDEN (BENİMLE RABBİMİN ARASINA GİREN) KİŞİ?...” (Esmâî diyor ki: Hazretin bu sözü üserine O’nu kendi hâline bırakarak oradan ayrıldım. O ise gecenin karanlığında Mevlâsına münâcâatına devâm ediyordu!...) |
|
|
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Hicretin Birinci Senesi Gelişen Olaylar | O'NEAL | Din Kültürü | 2 | 27-07-2008 18:41 |
| Hicretin Birinci Senesi Gelişen Olaylar | O'NEAL | Din Kültürü | 2 | 02-07-2008 22:50 |
| siyer (okuyun ) | ∂αqℓαя ∂єℓisi | İslam ve Din Bölümü | 9 | 08-03-2008 20:48 |
| Kütüb-ü Sitte(Bütün Hadis-i Şerifler - 7300 hadis) | O'NEAL | Sahih Hadisler | 445 | 03-06-2007 19:42 |
| Hİcretİn Bİrİncİ Senesİ GelİŞen Olaylar | ★ λ®ES ★ | Din Kültürü | 0 | 16-05-2007 09:56 |