![]() |
|
|||||||
| Dini Hikayeler Dinimiz ve Diğer Dinlerle İlgili Hikayelerin Bulunduğu Bölümümüz |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
Çoban Baba
Erzurumdan çıkıp on oniki kilometre kuzeybatıya doğru ilerlediniz mi Köse Mehmet geçidiyle karşılaşırsınız. Çok keskin çok sert iki yamacın meydana getirdiği bu geçid yaz bahar aylarında burcu burcu kekik kokar kışın ak kürklere bürünür sırlı düşünceli kendini ele vermeyen bir alemdir. Köse Mehmet geçidinin tatlı rüyaları da vardır karanlık kabusları da... Sevdalılar bu geçidi çokluk geçmişler kervanlar bu geçidte ateş yakıp mola vermişler sıla türküleri sevda türküleri dağdan dağa ulaşmıştır. Erzurum'un Ruslar tarafından kuşatıldığı ve aslanlar gibi dayandığı yıllarda gönlü kara biri Rus ordularına Köse Mehmet geçidini haber vermiş geçid oraya açık verdiği için düşman oradan bir yılanın akışı gibi Erzurum'a akmıştı. Kara günlerdi o günler bereket çok uzaklarda kaldı. Köse Mehmet geçidinin bir yüzü çoban dede dağıdır. Çobandede dağında da çiğdemler çabuk açar kekikler burcu burcu kokar rüzgârlar ılgıt ılgıt eser. Bu dağda küçük bir mezar vardır. Başucunda birkaç çam ağacının nöbet tuttuğu bu mezar koca dağa adını vermiş olan Çoban dede'nindir. Her akşam gün kararmadan Köse Mehmet geçidindeki köyden Çoban dede'ye gidiyorlar mezarının toprağını kabartıp mumlarını uyarıyorlar Allah'a niyazlar dualar edip Fatiha'lar okuyup köye öyle dönüyorlar. Ve her gün mezara karşı geçid başında nöbet tutan yiğit Türk erleri onun mumlarının ışığını seyrede seyrede nöbetini tamamlıyor Kimdi bu çoban Baba? Sürüsünü almış otlata otlata dağa doğru çıkıyordu. Bazen bir çam altında mekan tutup yanık yanık kaval çaldığı olurdu. Derin adamdı aşık adamdı.Yıldızların uzaklığına tasaları düşünceleri vardı. İnsanoğlunun nereden gelip nereye gittiğini pek merak ederdi. O böyle düşüne düşüne kendi kendisiyle söyleşe halleşe hayli yol almış hayli de yorulmuştu. Baktı ki susuzdur gözünün önüne kara topraktan fışkırmış kol kol billur sular geldi. Fakat o yana baktı bu yana baktı su bulamadı. Etrafta ne bir pınar ne bir patlak vardı. Yürümeye koyunları da kendisiyle birlikte gelmeye devam ediyor fakat Çoban aradığı suyu bulamıyordu. Sanki dağlar âşık Kerem'in susuz kalasın kararıp gidesin diye beddua ettiği Karadağ'a dönmüştü. Çoban'ın susuzluğu gittikçe arttı. Dudakları şahrem şahrem yarıldı.Ciğeri göz gözdağlandı. Çoban baktı ki susuz olan yalnız kendi değildir. Oğlaklar kuzular dilleri dışarda meleşiyor. Koyunların başları önlerine düşmüş. Koçlar huysuz ve öfkeli. Gün akşama dönünceye kadar bütün sürü su arıyor Köpekler ayaklarıyla yeri deşiyor çoban o çalının dibinden ötekine koşuyor nafile! Sonunda yorgun ve takatsiz düştü. Mis gibi kokulu bir mersib kümesinin dibinde toprağa çöktü. Başını niyaz secdesine eğdi: "Rabbim" dedi "Güzel Rabbim!! Sürüm de ben de susuzluktan mı ölelim? Rahmet deryaların mı tükendi? Sesim sana yabancı mı geliyor? Bu güne kadar bir dediğimi iki etmedin Allahım. Benden bir suyunu mu esirgeyeceksin? Ben susuzluktan ölsem bir şey lazım gelmez ama bu hayvancıkların meleşmeleri sana da acı gelmiyor mu?" Çoban hem söylüyor hem ağlıyordu. O kadar çok ağlıyordu ki gözünün yaşı toprağı yıkıyordu. Başı hâlâ o toprakta secdedeydi. Birden dudaklarına serin ve leziz bir zevk değdi... Önce ne olduğunu anlayamadı.Serinlik bütün yüzünü kaplayınca başını kaldırdı ve hayretle gödü ki yerden bir pınar patlamış gürül gürül kaynıyor. Serin tatlı ışıl ışıl. Şimdi Çoban daha çok ağlıyordu. Niyazı olmuş Rabbi onun sesini duymuştu. Bu sevinçle az evvelki vaadini unutacak değildi. Çoban onun için tekrar konuştu: "Artık ölebilirim güzel Allah'ım dedi. Artık ölebilirim. Bu su beni ihya etti. Değilmi ki sürüm susuzluktan kurtulacak değil mi ki sen beni duydun rehmet hazneni benden esirgemedin artık bu can bana lâzım değil!" Çoban Dede'nin canı Hakk'a lazımdı alışverişi oracıkta tamamlayıverdiler. Sürü gidenden gelenden habersiz suya baş uzatmıştı. Yalnız çoban köpekleri huysuz endişeli mahzun homurdanıyorlardı. Çobandede dağında bu su hâlâ akıp gider. Yalnız sürülerin dağda olduğu mevsimde. Sürüler inince su da kesilir. Düşman o yaylaların üzerine kara bir bulut gibi indiği zaman Köse Mehmet geçidini kendilerine gösteren ağzı karanın köyü de dahil her yeri yakıp yıkmış Çobandede'nin manevi himayesindeki yerlere el sürülememiştir. |
|
|
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| babadan araba istemek | MaWiSh | Çöp Forum | 3 | 13-07-2008 01:07 |
| Ak Benekli | ! Қ Â ĺ Π ! | Hikayeler | 1 | 20-01-2008 09:30 |
| Amerikan Borsalarının İşleyişi | ..::ŞeHZaDe::.. | Ekonomi - Turizm | 0 | 09-10-2007 13:11 |
| Baba Arabanın Anahtarını Versene??? | .:G@L@DRI€L:. | Çöp Forum | 1 | 27-07-2007 23:23 |
| Kıssadan Hisse (Eskici Baba) | WİTALİ | Dini Hikayeler | 0 | 10-07-2007 22:43 |